Dünya bir yöne gidiyor biz başka yöne.. Gittiğimiz yön de yön değil…

22

ABD’nin başına gelen darbe girişimine yoğunlaşmam yaklaşık 15 gün sürdü; ardından dikkatimi ülkemize çevirdim. 

Gördüğüm manzarayı zaten biliyorsunuz.

Her zamanki manzara çünkü.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında sözlü düello…

Hedef gösterildikleri anlaşılan bir grup gazeteciden üçü ile bir partinin genel başkan yardımcısına fiziki saldırı…

Hükümetin en önemli iki koltuğunda oturan Süleyman Soylu ile Abdülhamit Gül arasında ağız dalaşı…

Anayasa Mahkemesi’nin daha önce Enis Berberoğlu ile ilgili aldığı ve yerel mahkeme tarafından uygulanmayan kararını bir kez daha tekrarlaması…

Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, bazı siyasiler ve sayıları 70’in üzerinde olduğu uluslararası kuruluşlarca açıklanan gazeteciler hala hapisteler.. 

Reklam

İstanbul belediyesinin halka ucuz ekmek sağlayan Halk Ekmek ürünlerini kenar mahallelere kadar taşımak için başlattığı ‘mobil büfe’ uygulamasının durdurulması…

Merkez Bankası’nın geçen ay yükselttiği faiz oranında ısrar kararı…

En az 100 milyon doz olması gereken aşı ihtiyacının ilk parti olarak ulaşan 3 milyondan fazlasını bekleyiş…

Her yıl en az bir kez duymaya alıştırıldığımız ekonomide ve yargıda ‘reform’ yapılacağı duyurusunun yeniden tekrarlanması ve buna bir de “Biz zaten o yoldan hiç ayrılmamıştık” cümlesi eşliğinde Avrupa Birliği üyeliği talebinin eklenmesi…

Avrupa Parlamentosu’nun, hani üyelerinin büyük çoğunluğunun Türkiye ile derhal müzakerelere başlanmasını kabul ettiklerini, ellerinde tuttukları, üzerlerinde Türkçe dahil her dilden “Evet” yazılı kartonlarla belli etmiş olan Avrupa Parlamentosu’nun, dün gece yaptığı özel oturumda, özgürlüklerin kısıtlanması yüzünden bir kez daha Türkiye’yi kınama kararı alması…

[Herhalde bugün dışişleri bakanlığı “Biz o kararı tanımıyoruz, çöpe attık” cümlesini içinde bulunduran bir tepki açıklaması yapacaktır.]

Atladığım başlıklar olabilir, ama bu kadarı bile nasıl bir ülkede yaşadığımızın fotoğrafı sayılabilir.

İsimler değişse bile, Türkiye’nin değişmeyen gündemi, 30 yıl önce de 50 yıl önce de, büyük çapta yukarıdaki satır başları gibidir.

Reklam

Sizleri bilmem, ama benim halim bir gemiye tayfa yazılmak için müracaat etmiş üç kişiden üçüncüsünün durumu gibi.

[Kaptanın “Ne iş yaparsınız?” sorusuna, biri “Benim gözüm çok iyi görür, buradan baksam bir sonraki limana kadar uzanan her yeri görürüm”, bir diğeri “Benim kulaklarım acayip hassastır, öteki uzak limanda demirlemiş bir gemide ne konuşulduğunu bile duyarım” iddiasında bulunmuş… Kaptan üçüncüye dönünce, o, “Bunların söylediklerini her işittiğimde benim de canım sıkılır”demiş ya, işte o hal…]

Canım müthiş sıkılıyor.

Bugüne bakıp ilerisi için umutlu olmak da mümkün değil; en kahredici olan da bu…

Oysa işte görüyoruz, dünyanın bizim dışımızdaki coğrafyalarında köklü değişimler yaşanıyor. İyiye doğru da olabiliyor değişimler, bazen kötüye doğru da… Ancak yerinde çakılıp kalan pek yok. 

Almanya buna bir örnek.

Ülkesine en uzun süreyle başbakanlık yapmış olan Angela Merkel “Ben artık yokum” deyip partisinin başından ayrılma zamanını bu yılın ilk ayları olarak belirlemişti. Partisi geçen hafta onun yerine yeni birini genel başkan seçti. Bir süre sonra Almanya’da hükümeti bir başkası kuracak…

Muhtemelen yenilenmiş bir icraat programıyla…

İngiltere yeni yıla Avrupa’nın geri kalanından kendisini kesinkes kopararak girdi. Brüksel ile Londra arasında süregiden müzakereler geçen yılın son günlerinde sonuç verdi ve İngiltere için yeni bir dönem başlamış oldu.

ABD’de yaşananlar ise biliniyor; zaten ben de günlerdir konunun üzerinde ayrıntılı olarak durdum. Bir darbe girişimi en az zararla geride bırakılmaya çalışılıyor. Ona sebep gösterilen eski başkanın dört yıllık icraatlarının yerini farklı yaklaşımlara dayalı kapsamlı bir program uygulama çabası aldı. Bunu, 78 yaşındaki deneyimli bir politik figürü başkan ve siyahi bir baba ile Hintli bir annenin iyi eğitim almış çocuğu bir kadını başkan yardımcısı seçerek sağladı ABD…

Joe Biden – Kamala Harris ikilisi ülkelerinin son dört yılına damga vuran korku iklimini değiştirme yolundalar.

Yeni yönetimin iş başına getirdiği yeni isimler her alanda yeni politikalar belirleyecekler…

[O isimler belli oldukça, muhataplarını önceden iyi tanıyan Ankara’daki siyasi-bürokratik kadroların neşesi kaçıyorsa hiç şaşırmam. Zorlu bir döneme doğru gidiyoruz.]

Uzak-yakın coğrafyalarda pek çok ülke meydana gelmekte olan değişimleri ciddiye alıp kendilerini yeni döneme hazır hale getirme gayretinde.

Bir tek biz, bizim ülkemiz, değişmemeyi erdem sayan anlayışını koruyor.

50 yıl, 30 yıl, 20 yıl öncesinde neler olmuş ve yaşanmışsa insanımızın bugünkü menüsünde aynıları var.

Aynı yemek iki gün üstüste önümüze çıkarılsa tepki veririz de, hiç değişmeyen gündem maddeleriyle hemhal olmaya zorlanmak neden gücümüze gitmez?

“Papaz her zaman pilav yemez” diye bir söz var. Papaza her zaman pilav yediren ve bunu marifet sayan insanların ülkesiyiz.

Bizden başka “Ekonomide ve yargıda reform yapacağız” diyen ülke yok; yok, çünkü aralarında yer almak isteyeceğimiz ülkelerin hemen hepsi bizim bundan sonra yapacağımızı ilan ettiğimiz, ama yapılmayacağını hepimizin bildiği düzenlemeleri çok uzun yıllar önce gerçekleştirmiş durumdalar.

Vuslat hep başka bahara kalıyor bizde ve o bahar bir türlü gelmiyor.

İnsanlar umutla yaşar, hep daha iyi şartlara sahip olmayı bekler. Özellikle korona derdiyle boğuşulan günümüz ortamında her zamankinden daha fazla umuda ihtiyacımız var.

ΩΩΩΩ 

22 YORUMLAR

  1. *******
    ….
    Dünya bir yöne gider, bizler başka yöne..
    Yiğitler çarpışır meydanda hep döne döne!

    Yurdun zeybekleri, kılıç kalkan ekipleri,
    Kırıp geçiriyor, birbirinin rakipleri!..
    ….

    • ….
      Peki ama ne için, beyhude bu ziyanlık?
      İki ileri bir geri, önümüz de karanlık…

      Otobanlar maganda! peki milli hızımız?!
      Saatte otuz diyor kilometre taşımız!…
      ….

  2. Bir devleti! İFTİRA! atanlar YALAN! söyliyenler, İSRAF! Edenler, yönetiyorsa ve bunlara rağmen yöneticilere kendi çıkarlar için destek olanlarla birlikte Bu dünyada tarihın çöplüğünde ahiret’tede Gaya kuyusunda Yerlerini alacaklar..

    Ek olarakta HARAM! ve KUL HAKKI yiyen ZALİM HÜKÜMDAR DESTRKCİLERİ! İle birlikte ZAFER SARHOŞLUĞU’NUN verdiği GURURLU ve KİBİRLİLER’DE! bu dünyada yaptıklarının kat kat fazlasını sevdikler ile birlikte çekecekler.
    Bu ülkede zalimlerden çok,daha fazla mazlumların yanında yer alan ve hakklaríní savunan! Alparslan Kuytul, ve Ömer Faruk Gergerlioğlu gibileri.

    Her yalnış’ta bir hayır vardır! Bu hayırda, Gelecek kuşaklar için umut olacaktır,ve bugünlerden ders alarak daha iyi bir ülke inşa edeceklerine
    inaniyorum onlar İsimleri Tarihe altın harfler ile yazılmíşları saygı ve rahmet ile anarak mitlu hayat yaşayacaklar.
    İyilerin Yardımcisi Allah kötülerin yardımcisi ise Şeytanladır…

  3. Eski yok baskani Y.Z.Ozcan demis ki: “Feto OSYMnin tum sorularini caldi” Kendisi simdi Gelecek Partisinde siyaset yapiyormus. On yil susmus simdi konusuyor.
    Ne alaka denilebilir, benim de F.Koru bey gibi olanlara canim sikiliyor. Ayrica F.Koru bey diyor ki: “Degismemeyi erdem sayan bir ulkeyiz” Daha nasil degisim olsun, soru calmak normal olmus… Boyle seyler askeri darbe donemlerinde bile olmamistir herhalde…

  4. Şu amerikan kafasını ben anlamaya başladım başlamasına da, taktik değiştirirlerse bundan sonrasını bilemem.
    Ortadoğu da trrorculeri icat ediyor, bir kalemde harcıyor,
    Tarkatcıları örgütlüyor, “baba ben bi iş tutacam” dedimi de; hele şu bi hareket etsin tuzla buz olsun da,
    bende mesaç vermek istediğime ” bak istediğim zaman..” korkusunu salayım!
    Başgan koltuğunu bile yıkmaktan çekinmediğine göre,
    Bundan sonra papazı bile posta paket yapıp hediye diye gönderirlerse vallah şaşırmam!
    Yeni yönetim, yeni politikalar!..
    Ben bayaa bi ürktüm desem..

    • geri zekalı bu amerikalılar o zaman! orta doğunun çapsız devletlerinin çapsız trollerini, birbirlerini yemek için can atan tarikatçılarını, kendi içinde bile kavga etmeden duramayan devrimcilerini, kimseyi beğenmeyerek huysuzluk eden solcularını, iktidarı kaptırmamak için kendi kızını bile kirli komplolara alet eden siyasetçilerini örgütleyip organize ederek parçalamaya uğraşıyorlar. akılsızlık bu.

      • Amerikalılar “düşünmeye gerek yok, bizim yerimize düşünenlerden (İng) transfer yaparız, vaktimizi uzay çalışmalarıyla harcarız” diye düşünüyor olabilirler de,
        Ortadoğu tarafındakiler “sen bize maaş ver yardım yap, bizde kebap yapalım vakit bol bizde” diyorlar sanki..

  5. Beyler, Bayanlar, Didem Kuz ve diğer okurlar,
    Kıymetli yorumlarınızı okuyorum ve herkesin iyi niyetle öneriler yaptığını görüyorum (troller bu hitabın dışındadır, onlar para karşılığı birşeyler karalıyorlar). Bize hakim zihniyetin boca ettiği söylemleri aşmadan bir yere varamayız. Alın size bir demet bindirilmiş söylem, muktedirler işlerine gelince bunları tepe tepe kullanıyor ve her gün sağcı solcu herkes bunları tepemize boca ediyor:
    “Herkesin gözü bizim ülkede, vatan söz konusu ise gerisi teferruattır.
    İçimizde çok düşman var: Okumuşlar, yabancı dil bilenler, dış ülkelerle iş yapanlar düşmandır.
    İnsan hakları, azınlık hakları vs. bir aldatmaca, insan hakları savunucuları aslında dış ülkelerin maşası.
    Kim farklı birşey söylüyorsa o düşmandır.
    Devletin bir bildiği vardır.
    Niye bana kimse birşey demiyor, demek ki birşey var.
    Devlet yanlış yapmaz.”
    Sonuçta kendileri istedikleri yabancı şirket/devlet/şahısla iş tutuyor, görüşüyor, gizli görüşüyor, gizli anlaşmalar yapıyor, paralarını yurtdışında tutuyor vs. ama onların vatanseverliğine halel gelmiyor. Her kim vatan edebiyatı yapıyorsa ya saftır (iyi niyet anlamında ama bilmiyor) yada siyasetçidir (yani ek hesabı vardır). Nokta.

  6. üzülmemek elde değil gerçekten.
    aynı anda olmasa da çeşitli zamanlarda ülkenin neredeyse % 70 inden kabul görmüş oy almış bir iktidarın ülkeyi getirdiği maddi ve manevi çöküşe üzülmemek elde değil. hepimiz iyi olmasını iyi çıkmasını istedik. gerçekleri gördükçe de üzüldük.
    desteğimizi çektik, hatta muhalif olduk. kalanlar da zaman içinde anlayacaklar, özellikle gizli saklılar da ortaya çıktıkça.
    oysa böyle bir destekle neler yapılabilirdi.
    tek ihtiyacımız olan milletin iyiliğini istemekti.
    oysa kendi çıkarlarının, rantlarının, itibarlarının, lükslerinin derdine düştüler. özellikle şimdi. ihale kanunu yüzlerce kez değişti, kimin alması isteniyorsa ona göre değişiyordu şimdi artık buna bile gerek duymuyorlar, davet usulü ne isterlerse yapıyorlar.
    sayın koru başlık açmış, bende kendi düşüncelerimi yazayım, belki okuyan olur, sokaktaki insanların bazıları ne düşünüyor bilmek isteyen olur. iktidar artık çarşı pazar dolaşmıyor, halka karışmıyor. fehmi korudan didem kuza bir zamanlar destekleyen iktidarlarının bir döneminde olsun yanında olan insanların artık neden desteklemediklerini fikirlerini neden değiştirdiklerini bilmek istemiyor.

    imamoğlu başarısız olsun diye de ellerinden geleni yapıyorlar, varsın halk hizmet almayıversin, bize oy vermediler, cezalarını çeksinler. belediyeyi parasız bıraktılar, dışarıdan para bulması bile gerekti. iktidar % 6 ile borç bulabilirken O %2 ile borç buldu, itibar saraylarda değil demek. halk ucuz ekmek alamasın diye ekmek büfelerine onay vermiyorlardı. ne zaman seyyar arabalarla satmaya başladılar, onay çıktı. yardım paralarına el koydular. akp yardım ederse iyi, başkaları edemez.
    türbanlı kadın akp liyse iyidir, yoksa konu mankenidir.
    öcalangiller akp ye oy isterse iyidir, yoksa terörristtir.
    devlet çalışanı akp ye çalışırsa iyidir, yoksa militandır.

    selçuk özdağa yapılan saldırıyı kınıyorum. kınamayanları kınıyorum, azmettiren siyasileri daha çok kınıyorum. bu düşmanlık dilinin herkesi hain, ajan, terörist, proje olarak hedef göstermenin geleceği yer beş kişinin bir kişiye saldırmasıdır. mafyanın uluorta insanları tehdit etmesidir. beş kişinin bir kişiye saldırması ise bunlara utanç olarak yeter. CB tek söz etmemektedir, edememektedir. beş kişinin bir kişiye saldırmasından çok türbanlı kadınların konu mankeni olmasını parmağına dolamaktadır.

    kimsenin annesine, eşine, yakınına hakaret edilmesine izin verilmemeli. ama bakan annesi olduğu için de iltimas edilmemeli. ülkede linçe uğrayan, sokak ortasında beş kişi tarafından dövülenlerin de bakanısın sadece annen için adalet aramamalısın değil mi? ölümle tehdit edilen kadınları tehdit eden yakınlarını serbest bırakan adalete söyleyecek bir sözü yok mu sayın bakanın?
    reform isteyen akp liler ve reform istemeyen mhp liler kavgası mı bu acaba?
    sayın soylunun akp li olmaktan çok mhp li olduğu düşünülürse…
    o nedenle sayın adalet bakanı bir şeyleri düzeltmeye artık adı reform ya da neysem anayasa mahkemesinin kararlarına uyulmasını sağlamakla başlayabilir.

    faiz sevmeyen ama uyguladıkları yanlış politikalarla ülkesini faiz-enflasyon-yüksek kur şer üçgenine hapseden yöneticilerimiz var. üstelik kararları başkaları alıyormuş gibi üç beş mütedeyyinden oy alayım diye çıkıp faiz kötüdür diyor.
    yolsuzluk kötü değil mi?
    israf kötü değil mi?
    ya yalan?
    rakamlarda sahtecilik?

    aşı konusuna gelirsek, burada benim anladığım yeterince rant yok.
    köprü yapmak gibi, yol yapmak gibi, ithalat yapmak gibi büyük rantlar yok galiba.
    aracı şirket yok dendi, sonra bir temsilci çıktı falan derken
    aşı yeterince gelmedi.
    belki de rant yok.
    dolayısıyla aşı da yok.

  7. Fehmi bey  diyor ki “Oysa işte görüyoruz, dünyanın bizim dışımızdaki coğrafyalarında köklü değişimler yaşanıyor. İyiye doğru da olabiliyor değişimler, bazen kötüye doğru da… Ancak yerinde çakılıp kalan pek yok.”
      Sonra da dönüp”Bizden başka “Ekonomide ve yargıda reform yapacağız” diyen ülke yok.” Fetö nün artıklarının yargıda temizlenemediği bir ülkede reforma karşı çıkması kendisiyle çelişiyor.

    Bugün Ankara başsavcılığı; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmalar kapsamında 2011 yılı Avukatlıktan Hakim/Savcılığa Geçiş Sınavı’nda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin yazılı sınav öncesinde sınav sorularına erişerek örgüt mensuplarına dağıttıklarının tespiti üzerine sınav sorularını alarak hakim/savcı oldukları değerlendirilen ve daha sonra mesleklerinden ihraç edilen çoğu ByLock kullanıcısı 44 şüpheli hakkında 22.01.2021 tarihinden itibaren gözaltı kararı verilmiştir.”  diye açıklama yapıyor.

    Fehmi bey  diyor” ABD’nin başına gelen darbe girişimine yoğunlaşmam yaklaşık 15 gün sürdü; ardından dikkatimi ülkemize çevirdim.” Peki ülkendeki darbe ile ilgili Fetö ile ilgili kaç yazı yazdınız. 15 gündür, Amerikadaki darbe ile yazılarınızın arasında**Onbinler tutuklanır, cezaevlerine yollanır mı? Başkan sürece müdahale eder mi?**başlıklı yazısında Amerikan Kongresi’nin basılma olayını nasıl ustaca FETÖ yargılamalarına bağlayıp yargılamaları itibarsızlaştırmaya çalıştıgınızı okuduk ve gördük.
    Fehmi bey;  son 13  senedir yaşananlarda Fetönün etkisi nedir. Ergenokon davaları, partilere kumpaslar, kaset olayları,Fuat Avniler, Yazıcıoğlu,Hrant dink suikastleri, Mit e baskın, Mit tırlalarını durduranlar, Rus uçağinı düşüren pilot ve komutanları, Rus büyükelçisinin öldürülmesi, Gezi olaylarındaki işlevleri.17-25 aralık olayları, Referandumda yargının ele geçirilmesi, Bütün illerdeki polis teşkilatındaki istihbarıtın başında bulunmaları, Askeriyedeki varlıkları, 40 senedir askeriyedeki ve yargıdaki yapılanmaları ve 15 temmuz darbesi…

    Sürekli muhalifler FETÖ’cülükle suçlanıyor, suçsuz günahsız insanlar sırf iktidarı beğenmiyor diye tutuklanıyor, yargılanıyor, işini kaybediyor diyorsunuz ya…
    Size göre Fetö nedir, kimlerdir.Sürekli çaktırmadan yargılamaları eleştiriyorsunuz ya, az biraz da FETÖ’yü sizden dinleyelim. Yol göstermiş olmaz mısınız?
    Gerçi bu sorulardan önce “FETÖ diye bir örgütün olduğuna inanıyor musunuz?”
    Eğer FETÖ diye bir örgütün olduğuna inanıyorsanız, bankası, medyası, dershaneleri, on milyarlarca dolar maddi gücü, devletin içine yerleşmiş sayısız insan gücü vs. olan bu örgütün üyesi olmak için gereken şartlar nelerdir?
    Size göre FETÖ devletin tüm kurumlarına sızmış mıdır?
    Sızmışsa, devlet örgüt üyeleri için ne yapmalıdır ve hangi yöntemi uygulamalıdır?

    • 50 senedir çözülemeyen Conway düğümü problemini Lisa adında bir öğrenci bir haftada çözdü ama sen 5 senedir devlet problemini çözemedin gitti Fatih bey? Lisa problemi küçük modellemeler yaparak çözmüş, sen de yap. 50 sene seni mi bekleyeceğiz:)))

      • İlahi, Baran bey.Türkiyedeki darbeler sorununa, 50 yıldır süren Pkk sorununa, devletin bütün kademelerine sızmış, fırsat bekleyen Fetö sorununa, sizin için çocuk oyuncagı mertebesinde bu kadar basit,şöyle bir parmal şıkırtısı kıvamında bi çözümleme yapsanız. Lisa da kimmiş desek.Herkes sizi bekliyormuşta bi habermişiz.
        Yalnız, Lisa Conway düğümünü çözerken ispatını herkes kabul etmiş. Sonra şöyle olmasın Kılıçtaroglunun, ” Bir salgın var mı, var. Bütün dünyada var… Yine akılla yine mantıkla mücadele edeceğiz. İki ayaklı… Birincisi önce bulaşmayı engelleyeceksin. Bulaşmanın önüne geçecek engelleri alacaksın. Akıl var mantık var… İkincisi ise hastalık bütün önlemlere rağmen bulaştıysa bunu tedavi edeceksin. Bu kadar basit”  gibi çözümleme olmasın. Ama, “Kahveler açık güzel ama kâğıt oynamak yasak. Vatandaş kahveye niye gitsin o zaman? Oysa önlem alabilirsiniz. Dersiniz ki ‘Her oyunda sıfır, yeni kâğıt açacaksınız’. Bitti, bu kadar basit”  gibi bir çözümleme olabilir. Bugün Nevşehir de yaptıgı konuşma gibi ” “Kendinize güveneceksiniz, bize güveneceksiniz. Namussuz siyasete evet diyeceksiniz” ifadeleriyle CHP yi iktidara getirecek formuller gibi bir çözümleme istemiyoruz tabi.

  8. Tarih bir sinema şeridi gibi artısıyla eksisiyle bir bütündür.Günümüz de böyle artısıyla eksisiyle bir bütün.Tarihi de günümüzü de hep eksileriyle anlatırsak umutsuzluğa düşeriz,ama eksisiyle artısıyla anlatırsak hem özeleştiri yaparız hemde yarınlara umutla bakarız.

  9. Sayın Koru
    Düşüncelerimizin ve yaşadıklarımızın bir kısmını yazıya dökmüşsünüz. Çarşı pazar gezebiliyor musun bilmiyorum, gidişat hiç iyi değil. Bunun en son örneği iki bakanın düştüğü durum. Aileler bölünmüş durumda, hergün fakirleşiyoruz. Ülke artık kutuplaştırıcı dili bırakması lazım. Gerçek gündemlere dönmek gerekir. Bir aşı sorununu dahi beceremediler ama şaşmamak lazım, maske bile sorun olmuştu. Hangi lider kucaklayıcı tavır takınır, ülkenin gerçek gündemine yoğunlaşırsa o kazanacaktır. Çok mu zor bunu yapmak? Hem tersi insani ve islami midir? Gemi batıyor…

  10. keşke bir milim bizi ülkeyi ilerletmeyen koalisyonlar dönemi devam etseydi, keşke fetöcüler darbe yapmasaydı, keşke başbakan asan vesayetle savaşılmasaydı, keşke pkk çukur eylemleri bombalamalar yapmasaydı , keşke hdp dozerle çukur açacağına sivil siyaset yapsaydı, keşke her köşeyi tutan sermaye ufaktan el değiştirmeseydi, keşke memlekette kimse inancına göre yaşamak istemeseydi, keşke yargının her salataya maydanoz olduğu günler devam etseydi , keşke her darbeyi desteklemiş olan güzide basınımız aynen devam etseydi … ne güzel kardeş kardeş yaşarlardı.

  11. Bizim oğlan bina okur döner döner bir daha okur sözü bu duruma çok uygun sanırım. Ezber geleneksel eğitimimizin bir parçası ezberciliktir diyen yetkilinin ezberci eğitim sistemini hafızlık gibi ulvi bir meşgaleyi öne sürerek savunması gibi sorgulayıp akıl yürütemeyen toplumların, ezberci yetişip kifayetsiz işsiz, atama bekleyen ancak siyasi tavassut ile özel kalemlere yerleşip KPSS’yi bypass etmeyi ümit eden yüzbinler uyanık kara halk kitlesi ile daha çok aynı günü yaşar, durur da bari bu her tekerrür içinde ders almıyoruz ama bir şeyi düzeltelim diyemeyiz. Ben buna yanarım. Not: Birazdan buraya üşüşüp KPSS’de soruları dağıtanları görmeyip üç beş eşin,dostun, akrabanın Sıla’yı Rahim kontenjanından çocuğunu özel kalemlerden sınavsız devlete yerleştirilmesini görüyorsun diyecek olanların iğneli sözlerini Adil ve Hakim olana havale ediyorum. Teemmel

  12. Türkiye toprak bakımından bölünmemiş olabilir ama millet olarak çoktan bölünmüştür. Türkiye’nin en büyük sorunu Muhalefeti kaideye almamasıdır. 2020 yılında muhalefet partileri toplam 662 yasa teklifi meclise sunmuş ve hiçbiri kabul edilmemiştir. 662 tekliften Türkiyeye faydalı olabilecek hiç mi bir teklif yoktu. Yoksa sırf muhalefetten geldiği için mi reddedildi. Bir Ülkede muhalefet olmazsa o ülke gelişmez. Seçimden önce ne söyleniyordu: İstanbul ve Ankara kaybedilirse beka sorunu çıkacak. Ee İstanbul ve Ankara kaybedildi. Beka sorunu çıktı mı? Tabi ki de hayır.
    İmamoğlu yalvarıyor millet aç bari kuru ekmek almaları kolaylaşsın diye ekmek büfeleri artıralım. Hükümet yanlıları hayır diyor. Büfelerde fetö pkkypg mensupları görev alacakmış. Ee içişleri bakanı ne güne duruyor. Tespit edip cezaevine atsın. Veyahut Büfelerde çalışacak kişilerin sabıka kaydı ve gbtsini kontrol etsin.. Eğer samimi iseler bunu uygulasınlar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız