Tercih meselesi.. ‘He man’ türü güçlü liderler mi, güçsüz görünüp halkını mutlu etmeyi bilenler mi?

27
Belarus’u sarsan ittifak: Ortadaki cumhurbaşkanı adayı Svetlana Thikhanovskaya..

Girişte ülkemizle ilgili yerleşik algıya yakından bakmak istiyorum:

“Türkiye önemli bir ülke oldu” deniliyor ve buna örnek/ler bulmakta hiç zorluk çekilmiyor. Sınırları dışına asker gönderen bir ülkeyiz sonuçta. İçeride de daha önce kimselerin cesaret edemediği adımlar atılıyor; “Dışarıda güçlü, içeride de güçlü bir ülke Türkiye” inancı giderek zihinlere yerleşiyor.

‘Hilafet tartışmaları’ da işte bu zeminde gündemde yerini buluyor.

Sınırlarına sığmayan güçlü ülkeye bu gücünü daha da pekiştirecek yeni misyonlar ve o misyonlara uygun yeni sıfatlar gerekiyor.

ABD neyse Türkiye de öyle bir ülke.

Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkeler liderden mahrumlar ve kendilerinden beklenen liderliği de yerine getiremiyorlar.

Buna karşılık Türkiye öyle mi?

Türkiye daha önce belli ülkelere ait olan bir alanda, liderden mahrum o ülkelerin bıraktığı boşluğu dolduran ülke bugün.

Reklam

Yarınlar bizim.

Kim neden güçlü sayılıyor

Yukarıda özetlemeye çalıştığım türden tespitler -benim vurguladığım biçimde olmasa bile- TV ekranlarından ve gazete köşelerinden yapılıyor; eminim, benimkinden daha ileri değerlendirmeler sosyal medyaya da yansıyordur.

Siyasilerin bu yoldaki açıklamalarının arka-planında, yönettikleri ülkeyle ilgili bu tespitlere kendilerinin de inanmalarının büyük rolü olduğunu sanıyorum.

Kendileri inanıyorlar ve herkesin de buna inanmasını istiyorlar. İnanmaz gördükleri kişi, kurum ve devletlere kızıyor ve kızdıklarını da belli ediyorlar.

Aslında günün yaşadıkları üzerinde düşünmeye ayırdıkları vaktinde, tabii eğer ayırdıkları öyle bir vakit varsa, şu soruyu kendilerine yöneltmelerinde yarar var: Ya yanılıyorsak? Ülkeyle ilgili yaptığımız güç değerlendirmesinin üzerine dayandığı tespitlerimiz ya yanlışsa? 

Güçlü olmayan liderlerin yönettikleri ülkeler var bugün, bir de gücü kullanmasını bilen liderler tarafından yönetilen ülkeler var.

Acaba hangi tür ülkeler daha iyi durumda?

Reklam

Benim bu soruya kısa cevabım şu: Gücü kullanmasını bilen liderlerin yönettiği ülkelerde sosyal ve siyasi hareketlilikler yaşanıyor, o ülkelerde rahat ve huzur yok denecek kadar; buna karşılık güçsüz görünen ya da güç kullanmaktan hoşlanmayan liderlerin yönettiği ülkelerde sosyal ve siyasi olaylara rastlanmıyor. Oralarda rahat, huzur ve bir miktar da refah var.

Burası ABD’de Oregon..

Örnek olarak ABD’yi ele alalım. Donald Trump önceki başkanları pısırıklıkla suçlayan bir lider ve kendisi güçlü bir ülkeyi demir yumrukla yönetiyor. Daha önce hiç göreve çağrılmamış federal askeri gücü sivil protestoları bastırmak üzere devreye sokabildi Trump. Oregon’da, Seattle’da, şimdilerde Şikago’da halka karşı orantısız güç kullanılıyor. Askerler gösterileri bastıracağım diye kan döküyor. Kentlerde plakasız araçlar dolaşıyor ve onların derdest ettikleri insanlardan haber alınamıyor.

Trump da Trump’ın arkasında saf tutanlar da bu yeni tablodan mutlu görünüyorlar.

İyi ama bir de sonuca bakalım: 

Amerikan doları dünyanın diğer paraları karşısında en zayıf olduğu dönemi yaşıyor. Dolar güçsüz liderlerin yönettiği ülkelerin para birimleri karşısında zayıflıyor.

Uluslararası arenada Amerika’dan çekinen bir ülke neredeyse yok gibi.

Güç kullanımı ABD’yi ortasından ikiye böldü.

Belarus’ta olan

Aslında daha iyi bir örnek Belarus. 

Devlet başkanı Alexander Lukashenko dün Covid-19’unun pozitif çıkmasıyla gündemdeydi. 26 yıldır ülkesini demir yumrukla yönetiyor Lukashenko. Bu kadar uzun yıllar yönetimde kalmasını muhaliflerine gün yüzü göstermemesiyle sağlıyor. Şimdi seçim zamanı Belarus’ta ve Lukashenko’nun karşısına çıkma cesareti göstermiş üç siyasi figürden biri cezaevinde, diğeri tutuklanacağını öğrenince ülkeyi terk etmiş durumda, üçüncüsünün de adaylığı iptal edildi.

Belarus lideri ‘güçlü’ mü, evet güçlü.

Yine de karşısına seçimde bir rakip çıktı: Eşi çocuklarını da alıp yurtdışına giden adayın eşi Svetlana Thikhanovskaya… Adaylıkları engellenmiş diğer iki siyasinin eşleri de Thikhanovskaya’nın yanında yerlerini almakta gecikmediler.

Üç farklı görüşe sahip üç kadın Lukashenko karşısında ittifak yapıverdi.

Lukashenko da “Covid-19 oldum” açıklamasını bu cephenin oluşması üzerine yaptı. 

İster Belarus gibi fazla büyük olmayan (nüfusu 10 milyondan az), ister ABD gibi büyük (nüfusu 320 milyon) olsun ülkelerin halkları, bugünün dünyasında, ‘kodumu oturtan’ liderler ile yönetildiklerinde fazla mutlu görünmüyorlar. ‘Tek adam’ yönetimleri tepki çektiği gibi ülkeleri zayıflatıyor da.

“Güçlü ülke, güçlü lider” tespiti üzerine oturan değerlendirmeleri biraz da bu tabloya bakarak yanlış buluyorum.

Bugünün dünyasında ‘güç’ farklı bir anlam taşıyor çünkü.

Esas güçlü sayılması gereken ülkeler, halkını mutlu eden yönetimlere sahip olanlar…

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Çiçek böcek özgürlük işleri iyi de sizin istediğiniz şey oldu tamam diyelim. Güçlü liderler şahsınde aslında istenen şey devletlerin güçsüzlemesi. Bu gün güçlü devletler bile vatandaşlarını koruyamıyor. Sosyal medya ve sermaye sahiplerine karşı. Ya güçsüz devleler ne yapsın. Nasıl anlamazsınız nasıl bekleyen tehlikenin farkına varmazsınız. Ki aslında tehlikenin içinde yaşıyoruz. Bu gün devlet dediğinizin yerini yarın dev organizasyonlar ve şirketler alacak. Siz de ozaman göreceksiniz biz ne yaptık diye. Birileri diyecek ki bu yoruma yarını korumak adına bu gün feda edilemez. Edilemez öyle mi ? Ne ki feda etmek istediğiniz şey ? Özgürlük diye talep edilen şeyin insanları tektipleştirmek olduğunu anlamıyormusunuz ? Çocuksuz insanlar ? Ömür boyu bir ev sahibi olabilmek adına çırpınıp yaşlandığında huzur evinde kimsesiz ölen yaşlılar ? İstediği kadar cinsel serbestlik sonrasında kısa süren bir evlilik ? Devamında 30 lu yaşlarda antidepresanlarla yaşayan bireyler? Birbirini tanımayan görmeyen kardeşler vs. vs. vs. Uyuşturucuyu alkolü saymıyorum bile. Kimse demesin bunların olacağına garanti mi var diye… Oluyor işte. Amerikada uyuşturucu oranlarını biliyormusunuz ? Evliliklerin durumu ortada zaten.. Tabi bunların ekonomik sebepleri de olacak en nihayetinde. İşte olmak istediğiniz Amerika Avrupa… İsveç, Finlandya? daha iyi bir yer yok. Onları da hali ortada. Böyle bir hayatı isteyen buyursun yaşasın. Ama geri dönüş yok bilmem farkındamısınız. Hırsların insanları götürdüğü yerde ne var bilmek gerek..

  2. Resimdeki protestocu kadın olsun erkek, güç karşısında tutunacak bir gücü yoktur. O ülke istediği kadar insan hakları şampiyonu olsun. ABD’nin görmek ve görtermek istemediği bir imaj. Manzara, aynı İsrail’de tankların karşısında duran amerikalı protestocu bayanı hatırlatıyor. İsrail tankı onu filistinlilerin hakkını savunduğu için ezmişti.

    Bu vesileyle, tarihe bir not düşelim:

    “Güç insana/millet karşı istismar edilirse gücünden düşer. İstismar edilmezse gücüne güç katar. Gücün hakkıyla ve sorumlulukla kullanılabileceği güne kadar kendini muhafaza eder”

  3. Kartların oyuncular tarafından görüldüğü bir oyun olur mu. Mesela kartlar açıkken poker oynanabilir mi? Uluslararası politika gelişmiş ülkeler tarafından hemen hemen kartlar açık oynanıyor. Zira her gelişmiş ülke rakibinin kartlarını biliyor.

    Fakat Saddam Hüseyin, Kaddafi veya devrik Sudan lideri Ömer El Beşir ayarındaki kişiler (liderler), poker oynar gibi dış politika yapılabileceğini sanırlar(dı). Sanki onlar ellerindeki kartları göstermediği için rakipleri elini bilmiyor! Halbuki günümüzde navigasyon sistemleri ile küçük bir sokağı bile bulabilirsiniz, evinizi asenkron uydu kameralarından görebilirsiniz.

    Türkiye’nin neleri başarıp başaramayacağı üç aşağı beş yukarı bellidir. Akılcı ve kararlı politikalar ve uzlaşmalar ile bazı kazanımlar elde edilebilir. Bundan öte İslam dünyasının lideri olmak, Mısır’da Sisi’ye ders vermek, İsrail’i dize getirmek falan boş hayallerdir.

    Eğer uyguladıkları politikalarda samimi iseler Saddam ve Kaddafi ayarındadırlar. Yok eğer ‘biz durumun farkındayız, sadece iç politikada avantaj sağlayıp seçimleri kazanmak için dik duruyormuş gibi yapıyoruz’ diyorsalar da suçludurlar.

    Bir lider ülkesinin gerçek gücünden çok daha fazla güçlüymüş gibi dış politika uygularsa bu hiçbir avantaj sağlamadığı gibi, abartılan ile gerçek arasındaki fark o ülkeye eksi yazar. Nitekim öyle de oluyor.

    Birkaç yıl önce S-400’leri ABD’ye karşı koz olarak kullanmak için siyasi bir kararla almak istediklerinde konuyu iyi bilenler itiraz etmişti. O zaman onlara vatan haini muamelesi yapılmıştı. Şimdi S-400’leri sokacak bir yer bulamıyorlar.

    Vasat akıllar vasat işlerle uğraşmalı vesselam.

  4. Fehmi Bey, şöyle diyor yazısının bir bölümünde;
    “güçsüz görünen ya da güç kullanmaktan hoşlanmayan liderlerin yönettiği ülkelerde sosyal ve siyasi olaylara rastlanmıyor. “

    O ülkelerdeki liderler güç kullanmadıkları için mi olaylar yaşanmıyor veyahut o ülkelerde olaylar olmadığı için mi liderler güç kullanmak zorunda kalmıyor

    Fehmi bey yazısında olumsuz ülke örnekleri vermiş, keşke böyle güzel ülkelerden bir kaç örnek yazsaymış bilgilenmiş olsaydık.

    Eskikerden bir milli eğitim bakanı “ öğrenciler olmasaydı ne güzel idare ederdim bakanlığı” demiş. Aklıma geldi

    • Fatih bey! Yazar, sahtekar, milleti soyan ve beceriksiz politikacıların, her sikıkştıkça (bizimkiler harıç) gündemi nasıl değiştırdiklerine dair örnekler verimiş…
      Bizimkilerin yaptıkları zaten göz önünde!
      Aslında Ayasofya meselesi gündem saptırmak yoksa din için değil . Bu işten Dini alet ederek kurtarma yolunu ariyorlar.
      Uygurlar bunlardan devede kulak kısmı.
      Onu bunu bilmem AMAAA Türkiyenin işi içeriyi boş verde dişarda çok zor ve kõtü.

  5. “Esas güçlü sayılması gereken ülkeler, halkını mutlu eden yönetimlere sahip olanlar…”

    kesinlikle gerçek güçlü ülkeler onlar ve eğer günün birinde en kötü senaryo, yani bölgesel ya da bir dünya savaşı vuku’unda en az zarar gören ülkeler o ülkeler olacaktır.

  6. Güçlü lider ne demek? Beden gücüyse Erdoğan’ı gönderip Hamza Yerlikaya’yı Başkan yapalım. Önce güçlü liderin bir tanımını yapıp sonra tartışmak gerekmez mi!

  7. Son üç parağraf cuk özetlemiş. Tbr.
    Artık hilafet vb rüyalar ingilterenin kralıkla yönetilmesi gibi olur ki keşke olsa!
    Avr. Ülkelerini tek tek bizimle karşılaştırmaya kalkmak avr. Abd. Hatta asyayı bile anlamamışız anlamına gelir.
    Hiç olmazsa bir dünya haritasına bakın canınız sıkıldıkça.
    Enerji ticaret money yollarını da üniversite okumadan herkes öğrensin artık bir zahmet..

    • Geçmişte bir radyo da (ismi inglizce fmdi) sunucu gazeteleri okurken manşette yine ing. Bir kelimeye kızıp gazeteyi yırtmış, protesto etmişti.
      Hemen yorum yaptılar: senin radyonun adı ne bir bak! Diye. ( sonra adam ayrıldı radyodan). Darısı başımıza allahın izniyle..
      Krallıklarda ençok merak ettiğim saray soytarılarıdır.
      Ülkemizin ne değerini nede kıymetini biliyoruz.
      Amaçları bu köşenin yazarına zarar verip yorumcuları dağıtmak köşeyi kapattırmak ise birilerinin,
      F.Koru bezginlik yazıları yazsa da bu güzel ülkemin elit yazarlarından dır. Ne yapacağını bilir.
      .

  8. izlanda gibi bir ülkede yaşıyor olsanız başta kim olursa olsun farketmez güneyde fok balıkları kuzeyde balinalarla uğraşırsınız .lakin türkiye gibi bir coğrafyada olan bir ülke için güçlü lider şarttır. Doğunuzda PKK batınızda EGE adaları gibi güneyinizde suriye ırak gibi sorunlarınız varsa liderin güçlü olması gerekir. En ufak bir hafife almada mazallah ciddi sorunlar yaşabilirsiniz. Ülke en büyük sıkıntılarını koalisyonlu hükümetler zamanında yaşamıştır. Güçlü lider konumunu iyi kullanırsa ülke uçar gider yalpalamaz. Sn Erdoğan meselesine gelince büyük hizmetler yapmış memleket için ciddi çabaları olmuştur. En büyük hatası etrafındaki çapsız ve korkak insanların yalakalık dışında bir şey yapmayıp dik duramayışlarıdır. Örnek mi yeni parti kuran eski başbakanımız .
    Yoluna ömrünü adamıştı o can o bedende olduğu sürece vs vs ne oldu birden herşey değişti.
    Netice olarak Erdoğan biraz eleştirilere kulak verip istişare yapıp az konuş sa herhalde bu millet onu ömrünün sonuna kadar lider olarak görür.
    Ayrıca hilafet meselesine gelince ne erdoğan ne de bir başkası bu dünya düzeninde böyle bir şeyi gerçekleştiremez ve ilk karşı çıkan da ben olurum ( sevgili Aldullah kardeşim )

    • Güçlü lider heyt hüyt diyenmi sence?

      Garibin çoçuklarını savaş meydanlarında kırdırmak sence güçlü liderlikmi?

      Önce Seni ve Bilal erdoğanı savaşa gönderelim sonra anyayı konyayı anlarsın.

      Tarihimizde bak güçlü liderlere savaş meydanlarında ön cephede onlar savaşmıştı.

  9. Güçlü ülke ajanlıkla suçlanan papazını suçlayan ülkenin adaletinin elinden alıp giden ülkedir.
    Güçlü ülke ajanlıkla suçlanan gazetecisini suçlayan ülkenin adaletinin elinden alıp giden ülkedir.
    Hemde “bizde yargı bağımsızdır” çığlıkları arasında…
    Gerisi lafı güzaftır.

    • Yahu biz o papazı serbest bırakmadık. Papaza benzeyen birini verdik, kandırdık adamları 🙂

      Yargıya gelince. Yargımız adaletten bağımsızdır. Yani bağımsız işte. Yalan mı?

    • Adamım bak buraya yazıyorum; o pensilvanya papazını da, firari ajan gazeteciyi ve diğer şişman fareleri, köstebekleri de mutlaka paketleyip getireceğiz bir gün memlekete; tabii eğer şansları varsa…

    • Tarihinde ilk defa ABD ajanını alıp “ekonominizi batırırım tehditlerine boğun eğmemek herhalde günlük yaptığımız işti şimdi küçümsüyorsunuz
      Papazı Hakan Atila ve Halkbank davası karşılığında verdik
      Hakan atilllaya 30 yol veriyorlardı ve yargı bağımsız diyorlardı ne oldu
      Tüm Türk bankalarına yaptırım geliyordu ne oldu
      Devletiniz ABD ye meydan okuyacak kadar güçlü
      Bundan gurur duyun Tayyip nefreti gözlerinizi kör etmiş

  10. “…Sınırları dışına asker gönderen bir ülkeyiz sonuçta.” demiş de sayın yazar;
    Türkiye eskiden de sınırları dışına birçok kez asker göndermiştir ama neyin ve kimin uğruna?
    Sapı samanı birbirine karıştırmazsak iyi olur!
    Bir de
    “Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkeler liderden mahrumlar ve kendilerinden beklenen liderliği de yerine getiremiyorlar.” denmiş;
    fransa ve ingilterenin durumu yıllardır içler acısı, ama almanya tarihinin en güçlü ikinci lideri tarafından yönetiliyor yıllardır, bitek bıyığı eksik madamın!

  11. Otoriter bir lider! Yüzde yüz işlediği suçları kapatmak için hem gündem değiştırır hemde halki baskı altına alır.
    Bizim siyasetçilerin kullanıp kullanıp, çõpe attıkları kişiler bazende onları korkusu ruyası olur.
    Tıpkı bugünlerde gündemi değiştirdikleri gibi.

    • Filistin için İsraile eyyyy diyenler Uygurlara gelince Çinin gönlünu hoş etmek için onlar terörist alın siz hem öldürün hemde tecavuz edin…..m

      The Telegraph
      3 gün önceki sayısında “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’in Müslüman muhaliflerini önce üçüncü ülkelere göndererek iade edilmelerine yardımcı oluyor” diye yazdı.

      Haberde geçmişte Erdoğan’ın Çin’deki Uygur Müslümanlara karşı gözaltı merkezine götürüldüğünün belirlendiğini belirten avukat bu kişinin daha sonra Çin’e gönderildiğini belirledi
      The telegraph göre, bir başka Uygur kadını olan Zinntegul Tursun da geçen yıl Türkiye’den Tacikistan’a, oradan da Çin’e iade edildi. Bunlar Türk hükümetinin Uygurları deport etmesiyle ilgili basına yansıyan ilk haberler değil.

      ABD Devlet medyası National Public Radio’da Mart ayında çıkan habere göre Uygur mülteci Abdurehim Imin Parach İstanbul’da önce tutuklandı. Polis tutukluluk sırasında kendisine “Çin’e karşı konuşmamaya” çağırdığını belirtti. Parach bu tür taleplerin neden kaynaklandığını bilmediğini belirtmiş.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız