Anketler ne söylüyor? Üzülmesi gerekenler neden seviniyor?

47
Reklam

Eyvah, eyvah, eyvah…

Bu eyvahları iktidar cephesini oluşturan partiler için çekiyorum.

Sebebi de, kendilerinin itibar ettiği gazetelerin muteber yazarlarının köşelerinde çıkmaya başlayan anketlerin yorumlanma şekli…

Herhalde gazete ve yazara verilmeden önce iktidar partisi yetkilileri de yayınlanacak anketleri görmüş, gözden geçirmişlerdir diye düşünüyorum. Eğer onlar da anketi yayımlayanlar gibi önümüzdeki seçime giden süreci pespembe görüyor ve o sebeple tarihini vaktinden önceye çekmeyi düşünüyorlarsa, sandıktan çıkan sonuçla karşılaştıklarında ‘‘Yandım Allah’’ çekebilirler…

Yayınlanan anketlerin birinden şu bölümü çok ilginç buldum:

‘‘AK Partililerin yüzde 95.2’si Erdoğan’ı başarılı buluyor. Kurulduğu günden bu yana kendilerini başarıdan başarıya taşıyan ve 19 yıldır iktidarda tutan bir lideri başarılı bulmalarında şaşılacak bir şey yok. Ancak pandemi şartlarında da bunun devam etmesi önemli. AK Parti seçmeni Erdoğan’ı ayrı bir yere oturtuyor.’’

Aynı ankete göre, deneklerin %33.2’si Türkiye’nin en önemli sorununun ‘ekonomi’ olduğunu, %13.7’si de ‘işsizlik’ olduğunu söylemekteymiş…

İkisinin toplamı ne ediyor? Yüzde 46.9 değil mi? Yani halkın neredeyse yarısı ekonomik sıkıntıların farkında.

Reklam

Demek buna rağmen ha?

Dalga geçer gibi

Yazarın biraz aşağıda cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sunduğu veriler iktidar açısından fazla iç açıcı değil oysa.  

Biri şu: ‘‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan 38.6’yla ilk sırada.’’

Yanılmıyorsam, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde de, daha önceki seçimde olduğu üzere, seçilebilmek için %50+1 oy alabilmek gerekiyor. Son seçimde ‘Cumhur İttifakı’ adayı Tayyip Erdoğan %52’nin üzerinde oy alarak seçilmişti. [Baktım, %52.59 oy almış.]

İki yıl önce %52.59 ve şimdi %38.6; sevinilecek ne var bunda?

Bir ara AK Partili ağızlardan seçilme oranını %40’a indirme teklifi gelmişti, ancak %38.6 oranı onun da altında. 

Ne yapılmak isteniyor, anlamakta zorlanıyorum.

Reklam

Önceki seçimlerdeki sağlıklı araştırmalarıyla haklı bir güvenilirlik kazanmış MetroPoll firmasının son (Nisan 2021) anketi de aslında iktidar cephesi için uyarı yerine geçecek gerçekleri sergiliyor.

‘‘Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?’’ sorusuna ‘‘Ekonomi ve işsizlik’’ cevabını verenler (%61.4) ile ‘‘Türkiye’nin gidişatı iyi istikamette değil’’ diyenler (%62.6) birbirine yakın oranda. ‘‘Ekonomi iyi yönetiliyor’’ diyenler de var (%24.6), fakat büyük çoğunluk (%69) ‘‘Ekonomi kötü yönetiliyor’’ görüşünde.

Daha da kötüsü önümüzdeki yıl kişisel hayat şartlarının iyileşeceğini düşünenler (%22.7) artık küçük bir azınlık.

Bu verilerle hükümetin politikalarına yönelik kanaatler neredeyse bire bir örtüşüyor.

İttifakların ve ittifak adaylarının durumu

Yakında bir seçim olacaksa sandık başına gidildiğinde muhtemelen iki ittifaktan birinden yana oy kullanılacak. (Herhalde HDP yüzde 10 barajını aşacağına güvendiği için bu defa da kendi adıyla seçime katılacaktır.) 

Ankette seçmenin ittifaklar konusunda eğilimi de sorularla ölçülmüş. 

‘‘Hangi ittifaka daha yakınsınız?’’ sorusuna verilen cevap siyasi havayı yansıtıyor:

Soruya cevap verirken Millet İttifakı’na (Mİ) yakın olduğunu söyleyenler (%38.6) ile iki ittifaka da yakın olmadığı halde seçim olsa Mİ’yi tercih edeceğini (%7.5) söyleyenlerin yekünu %46.1; buna karşılık, Cumhur İttifakı’na (Cİ) yakın olduğunu söyleyenler (%39.4) ile iki ittifaka da yakın olmadığı halde Cİ’yi tercih edeceğini (%3.4) söyleyenlerin yekünu %42.8…

Bir önceki ay Mİ’ye yakın olduğunu söyleyenler (%39) ile Cİ’ye yakın olduğunu söyleyenlerin (%44.6) oranları biraz farklı imiş…

İki cephede de düşüş var, ama Cİ’de düşüş daha fazla.    

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında seçmenin karşısına aday olarak çıkabilecek isimlere karşı tavırları ölçen sorular da var MetroPoll anketinde. 

İtibarlı gazetede sevinerek verilen ‘‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan 38.6’yla ilk sırada’’ bilgisi bu anketle de doğrulanıyor. İsimleri çok anılan üç muhtemel aday karşısında birinde %38.8, diğerinde %37.5, üçüncüde %38.5 oy alabileceği görülüyor Tayyip Erdoğan’ın…

‘‘Oyumu kesinlikle Erdoğan’a veririm’’ diyenlerin oranı daha düşük: %33.5…

Bu anket de karşısına çıkacak adayların seçimde ondan daha yüksek oy alabileceğini gösteriyor…

İyi de, böyle bir muhtemel sonucun AK Parti’nin itibar ettiği gazetede ‘müjde’ gibi sunulmasının anlamı ne?

Anket işlerinden anlayanlar bugünküne benzer ortamlarda ‘‘Oyunu kime vereceksin?’’ sorusu yanında bir başka sorunun -belki daha da- önemli olduğunu söyler. 

‘‘Kazanır mı?’’ sorusunun…

Sorulmuş o soru: ‘‘Bu Pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa ve Erdoğan yeniden aday olsa sizce seçimi kazanır mı?’’

Cevap?

‘‘Kesinlikle kazanır’’ (%14.4) ve ‘‘Kazanır’’ (%33.3) diyenlerin toplamı %47.7… ‘‘Kesinlikle kazanamaz’’ (%10.2) ve ‘‘Kazanamaz’’ (%34.6) diyenlerin toplamı da %44.8…

İktidar cephesini sevindirecek, muhalifleri düşündürecek soru-cevap bu işte.

Her iki taraf da sonunda ‘‘Eyvahlar olsun’’ demek istemiyorsa halkın nabzını iyi tutmak zorunda.

[Verilen oranlar yüzde 100 toplamını vermiyorsa, sebebi ‘‘Fikrim yok’’ diyen veya soruyu cevaplamayanların da bir yekün tutması yüzündendir.]

ΩΩΩΩ

Reklam

47 YORUMLAR

  1. https://www.ahmetdonmez.net/gec-kalmis-bir-hasbihal-3/

    Cemaat neden sınav sorularını kendi seçtiği öğrencilere veriyordu?”

    Evet, cemaat.

    Yine hemen bir öfke kabarması olacak şimdi, biliyorum. 

    “Neden cemaat diyorsun? Belki soruları münferiden çalan veya etrafına dağıtan bazı ahlaksızlar olabilir, neden cemaatin geneline çamur atıyorsun?” diyenler olacaktır.

    Cemaatin yüzde doksanının bunları bilmiyor oluşu, yeni yeni öğrenmeye başlayışı veya duyduğunda inanamayışı, bu işin yapılmadığının kanıtı değildir. Cemaatin dual yapısının kanıtıdır. Küçük ama çekirdeği teşkil eden, Hareket’in geri kalanından ayrışmış, bambaşka gündemleri olan ve yapıp ettiklerini en başta da cemaatin bu geri kalan diğer büyük parçasından gizleyen bir başka yapılanmanın kanıtı…
    Kesin konuşuyorum, evet.

    Çünkü ‘soru çalma’ iddiaları gerçek, biliyorum. 
    Bilen başka binlerce insan gibi…
    Geç de olsa öğrendim.
    Daha önce ilk duyduğumda ben de bunu bir kaç düzdânenin marifeti sanmıştım.
    Peki beni bugün bunun sistematik bir irtikap olduğu noktasına ne getirdi?
    Anlatayım.
    15 Temmuz sonrasında büyük bir sorgulama başladı ve geçmişte susan bir çok kişi yaşadıklarını anlatmaya başladı.

    Hem “Soruları aldım” diyen hem de “Soruları verdim” diyen onlarca isimle konuştum. Dinlediklerimin doğruluğunu farklı kaynaklardan teyid ettim.

    Şimdi bunlardan bazılarını paylaşıp yukarıdaki soruya geri döneceğim. Yani “Neden?” sorusuna… Bu sınavlara giren şahısların hemen tamamı zaten kendi başlarına da üstesinden gelebilecekken, soruları almaya hiç ihtiyaçları yokken neden birileri önlerine bu soruları koydular?

    Asıl tartışılması gereken nokta bence burası.
    Dediğim gibi, bu son 4 yılda soru aldığını ve verdiğini bizzat söyleyen onlarca kişi ile konuştum. Bunlar arasında, yukarıdaki örnekte olduğu gibi soruları reddettiğini ve cemaate küstüğünü anlatan gençler de var. Bazıları ile düzenli olarak görüşüyorum.

    Bir de bugünlerde şahit olduğum enteresan bir yüzleşme oldu. Tanıdığım bir aile, bu soru çalma mevzuundan dolayı bir çeşit travma yaşıyor. Çünkü başından beri iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunan bu dost aile, geçtiğimiz günlerde kendi oğullarının, “Biliyor musunuz, polis akademisi sınavlarının soruları bana verilmişti” itirafı ile sarsıldı. Yıllar sonra gelen bu itiraf sonrasında bir süre gerçeği kabul etmekte zorlanan anne-baba, bir süre sonra bir çeşit savunma mekanizması geliştirerek, “Demek ki o zaman öyle olması gerekiyormuş.” şeklinde kendini rahatlatma yolunu seçti.

    O zaman öyle mi olması gerekiyordu gerçekten?

    İşte şimdi, baştaki o soruya gelmiş bulunuyoruz.

    Cemaat, son derece zeki ve başarılı gençleri bünyesinde barındırmasına rağmen neden aradan seçtiği bazı kişilere soruları veriyordu?

    Daha fazlası için sayfaya gidin bence.

    • arkadöş fetöcümüsün trölcümüsün nesin anlamadım gitti seni.
      milletin midesini bu boş işlerle bulandırıp dolduracağına,
      faideli bir iki cümle yaz örneğin:
      bu sınav işlerine ne gerek var?
      bunun yerine meslek adamı yetiştiren meslek okulları bilim okulları fen fizik kimya jeoloji metalorji ..
      hatta inşaatçı! bir de yetmez 5 tane! 🙂 okulları açalım niye demiyon be abcim?
      devlet yakalamış ipin ucunu, totocusunuda, pekocusunuda hatta çetecisini de deliğe tıkar eninde sonunda.
      merak etme sen.

  2. Sayın k.koyun “iyi partinin oyları kesinlikle babacana gider. kılıçdaroğlu türkiyenin sigortası.” buyurmuşsunuz da; ipin oyları niye babacana gitsin ki? Sigorta dediğiniz dersimliye niye gitmesin ki?
    Valla sizin gibilerin işi de zor.

  3. H Gayret! Iftiracıların, iftiralarını yaymaya devam ederseniz o iftiralar fena halde size geri çarpar.

    Soruları, çaldılar!
    Bu suru çalma olayı ve konuşulması tam bir geri zekalılık ve iftiradan başka birşey değil.

    Kula bela gelmez Allah vermeyince. Allah bela vermez kul azmayınca.
    Cemmat. Hatta cemaatler, Allah Rizası için yardım toplar’lar AMA; Allah rizasi için değil kendi reklamlarını yapak için o paraları harcallar.
    Gülen cemaati’de bunladan bir’i’idi.
    Onlar çok zeki olmayan õğrenciler için değil para harcamak parmaklarını dahı oynatmazlar’dılar.
    Seneler õnce bir tv program’ında, cemaatım okullardaki zekali öğrencileri dershaneler ve okullar haricinde cumartesi pazar’da evlerinde õzel olarak imtahanlara çalıştırdıklarından dert yanan gazeteci. Belegeler ve videolar ile açıkladı. O tartışma saatlerce sürmüştü.
    Bunu nasıl önliyebiliriz çareleri ariyordular.
    Aileler kabul ettmemsine rağmen çocukları hafta sonu evler gittiklerinde çok mutlu oluyormuşlar ve okulda’da başarıları artiyormuş, v.b v.b. o konuda saatlerce tartıştıştılar.
    Bu sefer aralarında bir kaçı bunlar sorulari çaliyorlar diyince şuan ismini unuttum, o bey aynen sõyle demişti. ” 2 saatır burada Cemattin sadece zekali çocukları çalıştırdıklarını ve çok iyi eğittiklerinden bahsediyorsunuz, şimdide soruları çaldıklarını sõyliyorsunuz. Zakali çocuğun soru çalmasına gerek yok’ki, onlar zaten cevaplari biliyorlar, biz bõğle cahilce tartışırsak hiç vir şey elde edemeyız” demişti.

    Aynen o tartışmacılar gibi, her ortamda cemaat zekali öģrenciler ile ilgileniyordu diyip Sorulari çaliyordular dediğiniz zaman zaten kendi kendinizi yalanlamış oluyorsunuz.

    Bakın fakir öğrencileri okutuyoruz diye milleten para toplayip fakir zengin demeyip sadece zekali öğrecilere harcadikları ve buna benzer gibi yalnışlar yaptıkları için Allah onların başına Erdoğan’i musallat etti. Onlar soruları çalmadı çûnkü fakirleri okutuyoruz diğe fakir zengin demeden Türkiye’nin en zekali çocuklarını milletin.gõnüllü verdikleri paraları ile eğittiler.
    Açıkcası cemaat kimseden çalmadı Türkiyeyide rezil etmedi bilhassa dünyaya Türkiye ve Türk halkını çok iyi tanittiğı için milletin parası bosüna gitmemiş oldu.

    Peki Erdoğan, ne yaptı Türkiyeyi dünyaya rezil kepaze ettirdi ve batırdı.
    Bizim vergilerimizi,Dünyanın çölüğüne õdiyerek ülkeyi avrupa çõplüğü yapip batırdı.
    Ayrıcada hatalarını kapata bilmek için de ABD deki lobi şirketlerine miliyarlaca dolar ödedi ve halende ödiyor.

    Cemaat bizden Türkiyeyi yönetmek için oy istemedi. Allah rizası için para istedi, onuda istiyen verdi istemeyen vernedi.

    Oyu erdoğal aldı ülkeyi erdoğan batırdı ve sizin gibi onun için çalişacak köleler yetiştirdi .
    Kardeşim Biraz akilli ol akkıllı

  4. Filistin’de yaşanan zulüm ve haksızlıklar karşısında “görmedim, duymadım, bilmiyorum” tavrı sergileyen İslâm dünyasına:
    İslâm dünyasının ve Müslümanların ‘âdil idareciler’e ne kadar muhtaç olduğu bu vesile ile bir defa daha anlaşılmış oldu.

    İslâm ülkelerinin idarecileri âdil olmuş olsa, Filistin’de yaşanan bu zulme sessiz kalmaları mümkün olur muydu?
    Müslüman bir ülkenin idarecisinin İsrail zulmüne itiraz etmesi ve hür dünya nezdinde bu itirazın kabul görmesi ancak gerçekten âdil bir idareci olmasına bağlıdır.

    Kendisi âdil olmayan bir siyasetçi ve idareci başka bir ülkeye ‘âdil ol’ dese bir fayda verir mi?

    İslâm ülkelerinin Filistin’de yaşanan haksızlık ve zulüm karşısında dile getirdikleri itirazların dünya nezdinde çok dikkate alınmaması biraz da bu ‘iç işler’ine bağlı değil mi?

    İsrailli insan hakları savunucuları dahi İsrail devletinin yaptığı zulme itiraz ediyor.
    İlgili habere göre İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem, İsrail’in Gazze Şeridi’nde “savaş suçu” işlediğini belirterek, uluslar arası topluma harekete geçme çağrısında bulunmuş.

    “Gazze Şeridi’nin 2014’ten beri bu kadar çok ölüm ve yıkıma tanık olmadığı” aktarılan açıklamada, İsrail’in “savaş suçu” işlediği belirtilmiş.
    Açıklamada, Gazze Şeridi’nin saldırılar öncesinde de insanî krizin içinde bulunduğu, bu krizin bir nedeninin İsrail ablukası olduğu vurgulanmış. (aa, 15 Mayıs 2021)

  5. Esnaf ,AKP iktidarına tam kapanma mali desteği için sözüm ona teşekkür etmiş:18 yılda 5 yandaş şirkete 18 yılda 220 milyar dolar (1 trilyon 839 milyar 200 milyon Türk lirası ediyor)verildi.2 yıldan beri Koronodan etkilenen onbinlerce esnaf dahil 1 milyon ücretli çalışanlara ile 19 günlük tam kapanmadan etkilenen esnafa verilecek dahil miktar olan 60 milyar Türk lirasıdır.Çok mu verildi sanki?5 şirkete verilenin 30 da biri ediyor.Al şu üçbeş kuruşu sesini kes gibi birşey.

  6. Ender arkadaş “Resimdeki Gül’e saygım çok.” demişsiniz ama kendisine görevdekyen en küçük bir saygıları olmayan “yeni dostlarıyla birlikte” sonu nereye varacak ki bu sinsi sevdanın?

  7. Hayatta ne istedi’isem Allahın iznı ile çok şükür hepsi gerçekleştı.Başarımın nedeni Y
    Türkiye’liler ve Kadınlar gibi düşünmem! Erkek egemenliğini kabul etmem fakat onlarla çok iyi anlaşırım. Nedenide benim fikirlerim ve başarımı kadınlar yapamazmış sadece erkekler yaparmış algilarından dolayı, çünkü ben onları hiç eleştirmem fakat fikirlerinide beğenmem. Bu görüşüm istisnalar hariç Türkiyeli erkekler için geçerlı.

    Siyaset’e gelince, bizde olsun nerde olursa olsun, nerdeki Merhamet’sız, sahtekar, beceriksiz, yalanci, iki değil dört yùzlù tembel, ve olduğu gibi değil sahte yüzü ile milletin karşısına çıkan
    Siyasetçiler her zaman ceplerini düşünürler ve bu konude çokta başarılı olurlar! Nedenide yukarda sıraladığım özeliklerin yıllarca milletin tepesine tokmak gibi vuran ve bölūp parçalayrak yôneten , liderlerin hepsinde yukarda sıraladığım özelikler fazlasi ile mevcüttür… Bu özelikler’e sahip politıkacılar Íslam ülkeleri ve 3. Dünya ülkelerinde başarılı olurlar.
    Batı bunular gibilerini pek barırdırmıyor, ve tarih sayfalarında Benito Mussolini
    ve Adolf Hitleri.cyerlerini aliyorlar.

    Sözü, son videolari ile izlenme rekorları kıran S. Pakere getirmek istiyorum. Ben şahsen onun videolarını, izlemedım ve izlemem’de… Çünkü o kimler tarafından görevlendırıldığı’ni tahmin edebiliyorum. Bu tip insanlar hep birilerinin gizli maşaları’dır.

    Türkiyeyi batırmış, içerde millet açlıktan ve hastalıktan, kırılıyor! Dişardada, ülkelerine illegal yolarla sokulan, para ve troller’ın peşine düşen devletler sonuca yaklaştıkları an’da Türkiye Gündemi’de Erdoğanın sadık dostu S Paker videoları ile meşgül ediliyor.
    Dışarda rağbeti sıfırlanmış içerde batmış bir ülke’de gizli mağrur olanlar,
    açık “MAĞDURLARI” oynayarak
    geldiği koltuklarını korumak ve bu kadar pislikten kurtara bilmek için hem ipi çekılmış yakınları (Aile sırları ına saygili olmak gerek) ve hemşerilerinden bir kaç kışı harciyarak bütün suçu onların üzerine aatip tekrar mağduriyet zırhında seçilmesi lazım, seçim kayıp etmek demek, hem içerde hem dışarda! Bundan sonrasını siz anlayın
    Ben yazmayayım.

    iyi uykular Turkiye !

    • Bu sefer Erdoğanın işi Parti kurucuları A Gül ve arkadaşları’nı
      hacadığı gibi pek kolay olmayacak: çünkü: harcanacak kadrolar’da hemşerileri var biraz daha dikkatlı olması lazım’ki Karadenizli’leride uyutabilsin.
      Bu konuda benım şahsı görüşüm,
      Erdoğan başarılı olabileceği yönünde.

      Ístiyen açık düşman gizli dost’ları’nı araştırsın.
      Hamas, açık dost, netenyau gizli dost.
      Netanyahu ne zaman sıkışsa Hamas imdadına yetişiyor.
      Söyle dostunu söyleyim kim olduğunu.
      Gerçi herşey ayen beyan ortada! Birgün önce Bizdeki camiler basılıp millet tutuklandı ertesi gün Filistinde aynısı oldu.

  8. imamoğlundan başkası erdoğanı yenemez. 2 kere yendi gene yener . ak partinin en korktuğu adam imamoğlu, babacan ,demirtaş ülkeyi yönetecek insanlar .iyi partinin oyları kesinlikle babacana gider. kılıçdaroğlu türkiyenin sigortası .

    • Sayın k.koyun, ibb başkanı seçimde hangi adaylardan fazla oy almışsa onları yenmiştir ve kazandığı tek seçim vardır bizim bildiğimiz kadarıyla, beylikdüzündeki dönemini diyorsanız o zaten başka bir konudur…

  9. erdoğan iktidara geldiğinde şehit kanları dinmişti . devlet olaya hakim olmuştu . açılım saçılım derken iş rayından çıktı adamlar şehirleri ele geçirdi . bu na kim sebeb oldu şimdi . devlet tekrar hakimiyet kurmak için hala şehit veriliyor .

  10. Bu ülkeyi muhalefet mi yönetiyor?Cevap:Bu ülkeyi;Derin devletin güdümünde ,AKP-MHP-Mafya-Tarikat ve Cemaatler şerdörtlüsü yönetiyor.Başını kuma gömenlere duyurulur.Sıkışınca,hedef şaşırtması yaptığınızda,dalavere çerirdiğinizde, algı operasyonu yaptığınızda ikide bir Muhalefeti hedef tahtasına koymanızdan belli değil mi?Algılar Muhalefete,cukkalar cebinize!

  11. Sayın yazar bütün haftayı mizahla geçirebilir, yorumcularımızdan hasan günayın yazı fotoğrafından yaptığı çıkarımlara da bakılacak olursa belli bir heyecana kapılmamak elde değil zaten:)
    Coşkuyu verirken iyi güzeldir ama sandıklar açılınca “nerde benim oyum?” hırçınlıkları da biraz baydı artık…

  12. Didem hanım gibi “10 tl ye yürüyen dolara bakarak(! )” oy vermektense, en güvenlisi “1dolarlık elemanların aksine” oy vermek en iyisidir!
    Ahmet bey her ne kadar “kuvezdeki gülen bebek vefat etti.” dese de beklenen salih zatın marabaları pek öyle düşünmüyorlar sanki…

  13. ACIZANE 2014 YILININ SONLARINDA ISTANBUL BELEDIYESI ULASIM A.S. DEN ITIFA ETTIGIMDE ARKADASLARDAN BAZILARI GITME DIYE ISRAR ETMISLERDI. ONLARA DEMISTIM KI : SIZDE ISTIFA EDIN VE UZAKLASIN BELEDIYE ISLERINDEN. OYLE GORUNUYORKI BELEDIYEYI CHP YE TESLIM EDECEKLER. SIZDE AKP LI GOZUKTUGUNUZ ICIN ISTEN AYRILMAK ZORUNDA KALACAKSINIZ DEDIM. DEDIGIM SEY OLDU.
    SIMDI AYNEN BELEDIYE SECIMLERINDE OLDUGU GIBI DAVRANIYORLAR. ENKAZI DEVRETMEYE CALISIYOLAR. ENKAZI DEVREDE BILIRLERSE FAZLA KIMSEYE CAKTIRMADAN EN BUYUK BASARILARI OLACAK. CUNKU HERHANGI PARTI SECIMI KAZANINCA YENI PARTI BEN IKTIDARDA DEGILDIM BENIM SUCUM DEGILDI DIYECEK, ESKI PARTI BEN TIKIRTIKIR CALISAN BIR SISTEM BIRAKTIM DIYECEK. HERKESIN BILDIGI KISIR DONGU OLACAK.
    OYUZDEN FEHMI KORU BEY , COK PLANLI OLARAK EN KAZ DEVRINE HAZIRLANILIYOR. SASIRMANIZA GEREK YOK.
    BIR ORNEK VEREYIM SIZE ANLASILMASI ACISINDAN: BEN BAKIM ONARIM ISINDEYIM. BIR SIRKET YENI BIR TESISIN BAKIM ONARIMINI COGUNLUKLA 15 YILDAN FAZLA UST USTE ALMAZ. 15 YIL UST USTE ALIRSA EGER YENI IHALEYE GIRMEZ VEYA COK YUKSEK FIYAT VERIR. CUNKU SISTEM ENKAZ OLMUSTUR VE KENDI HATASIDIR VE BIRISINE DEVRETMEK ICIN HERSEYI GIZLER. YENI GELEN FIRMA EGER COK IYI KONTROL ETMEZSE COGUNLUKLA BATAR. IS SAHIBI ENKAZI GORURSE YENI FIRMAYI HAKLI BULUR VE EK ODEME YAPAR CUNKU ISLETMENIN DEVAM ETMEK ZORUNDADIR.
    IS SAHIBI HALKIMIZ OLUYOR. ZAVALLI HALKIMIZ …… ODEYECEK EK PARAYI. DEVLETI KAPATIP GIDECEK HALI YOK KIMSENIN. 85 MILYON KISIYI HANGI DEVLER ALIR.

  14. Baykal’a kaset kumpası kurulduğunda, Kılıçtaroğlu na sorulan bir soru; Aday olacakmısınız?
    Verdiği cevap “Kesinlikle hayır”

    AK Parti ile yollarını ayıracağının sinyalini veren Babacan, siyasî hayatını nasıl devam ettireceği; yeni parti kurup kurmayacağı sorusuna,
    “Siyasete başka yerde devam etmek gibi bir niyetim yok. Uzun zamandır ihmal ettiğim işlerimizin başına döneceğim”

    Davutoğlu Akparti deki son konuşmasında ,
    ‘Bu kongre bir veda kongresi değil, bir vefa kongresidir’ demişti. O gün verdiğimiz sözü namus bildik. O günden bugüne ahdimize sadık kaldık.Daima partimizin, davamızın birliğini gözettik. Son nefesimize kadar da bunu gözetmeye devam edeceğiz.”

    Millet ittifakında Hdp varmı diye sorulduğunda;

    Yok öyle bir şey kim uyduruyor.

  15. Chp , “HDP’li bir bakan”  fikrini topluma yavaş yavaş yediriyor.
    Geçen seçimde de millet ittifakı, Sp,İp ve Chp ittifakta, Hdp ittifakta değil yalanını atıyorlardı.Dürüstçe söyleyemiyorlardı.Sonra belediyelerde işci alımı yüzde 25 hdp ye kontenjan ayarlandığı ortaya çıktı.

    E diyelim ki oldu.Toplum, “HDP’li bir bakan” fikrine pek itiraz etmedi.
    Ve sicili temiz bir HDP’liye bir bakanlık sözü verildi.
    Peki ama bu durumda…
    – Babacan’a ne verilecek?
    – Davutoğlu hangi makama getirilecek?
    – Meral Akşener için nasıl bir makam bulunacak?
    – Temel Bey için kaç bakanlık ayrılacak?
    – Demokrat Parti hani bana hani bana derse oraya kaç bakanlık.

    • Hdp hangi ülkede faaliyet gösteriyor.eger terör işbirlikçisi ise neden kapatılmıyor.( türkiyede hangi parti hdp yi geçtim dogrudan terör örgütü pkk ile masaya oturdu )

  16. sayın yazar ne yaparsanız yapın, inşAllah, Erdoğan tekrar seçilecek ve hevesiniz kursağınızda kalacak, bu memleket şehitlerin kanını dökenlerle işbirliği yapanları hiç bir zaman affetmeyecek ve gerekeni yapacaktır.

  17. Sayın Fehmi Koru’nun şu sözlerine katılıyorum:”Bu eyvahları iktidar cephesini oluşturan partiler için çekiyorum.
    Eğer onlar da anketi yayımlayanlar gibi önümüzdeki seçime giden süreci pespembe görüyor ve o sebeple tarihini vaktinden önceye çekmeyi düşünüyorlarsa, sandıktan çıkan sonuçla karşılaştıklarında ‘‘Yandım Allah’’ çekebilirler…”
    İktidarın ”Yandım Allah!”çekmesine vesile olacak yandaş anket şirketlerine şimdiden teşekkür ediyorum.Sizler gerçekleri örtüyor,AKP cephesini yanlış hesaplara sevk ediyorsunuz.Para versek yapmazdınız.Teşekkürler!
    Şu fıkranın neticesine doğru bir gidişi var AKP iktidarının:

    Temel iyice yaşlanmış, yaş doksan beş olmuş. Bir gün Azrail çıkagelmiş. Temel, ‘ Ne yapsam da paçayı yırsam’ diye düşünmeye başlamış. ‘Hah buldum. Çocuk taklidi yapayım, beni tanımasın demiş’ Azrail iyice yaklaşınca başlamış ağlamaya; ”Ingaa! Ingaa!..” Azrail Temel’in kulağına eğilmiş ve şöyle demiş;- “Atta! Atta!..”

    AKP iktidarı yolun sonuna geldi.Fıkradaki gibi çocuk taklidi yapıp ”Atta!”ya gitmekten ve cürümlerinden kurtulacağını sanıyor.

    Malum netice zamanı gelince yeni iktidar ,çocuk taklidi yapan Erdoğan’ın kulağına eğilip:”Atta!”diyecektir, vesselam.
    Saygılar.

  18. anketler ne söylüyor?
    halkın önemli bir karar aşamasında olduğunu söylüyor.
    gercekte ne söylediğini anlamak isteyen sokağa çıksın çarşı pazarda insanlarla konussun. o zaman rakamlar anlam kazanacaktır.
    iktidar oylarında ciddi bir düşüş var, hiç olmadığı kadar denilebilir. kararsızlar dağıtıldıktan sonra ancak %30 u geçebiliyor, peki kararsizlar kim? ağırlıklı ilk kez oy kullanacak olan milyonlarca genç seçmen.
    kime oy verecekler?
    issizlik rakamlarına, enflasyon rakamlarına, yolsuzluk endekslerine, gelir adaletsizliğine, faize, 10 tl ye yürüyen dolara bakarak karar verecekler bunlara bakarak karar veremeyenlerin aksine. bir de kürt seçmen var, sonuca etki edecek. yerel seçimlerde muhalefet lehine oy kullanmıştı değişen bir sey olduğunu sanmıyorum.
    mevcut iktidar ülkenin tüm gücünü ve kaynaklarını lehine kullandığı icin %30 oyunu muhafaza edebiliyor, ama şimdilik.
    nasıl muhafaza ediyor peki, medyanın %90 ı hala umut satıyor. ilerde her şey düzelecek umudu.
    zincirlerimizi kırıyoruz,
    sınırlarımızı aşıyoruz,
    inanılmaz yükseliyoruz,
    coğrafyayı kurtarıyoruz,
    uçuyoruz, kaçıyoruz
    21. yüzyılın selatini bizde umut paketinde neler yok ki.
    bir de gerçekler var, her gecen gün fakirlesen, kurumları zarar gören, itibarını kaybeden bir ülke.
    neyseki rakamlar en azından ayılanların arttığını gösteriyor.
    evet ama yetmez.

    • Didem hanım “bir de kürt seçmen var, sonuca etki edecek. yerel seçimlerde muhalefet lehine oy kullanmıştı değişen bir sey olduğunu sanmıyorum.” dediğiniz seçmenler, hdp nin tapulu malı, marabası mıdır?
      Bir de herkesler “issizlik rakamlarına, enflasyon rakamlarına, yolsuzluk endekslerine, gelir adaletsizliğine, faize, 10 tl ye yürüyen dolara bakarak karar verirken” bu kürtçü partinin seçmenleri neye bakarak oy veriyor ki?
      Efendim?
      “bunlara bakarak karar veremeyenlerin aksine.” heralde?
      Sizin parametreler ırkına göre farklı sonuçlar mı veriyor ne?

      • Doğulu seçmen de issizlik rakamlarına, enflasyon rakamlarına, yolsuzluk endekslerine, gelir adaletsizliğine, faize, 10 tl ye yürüyen dolara bakarak karar verecek.

      • didem hanım, ülkenin içinde bulunduğu içler acısı duruma bakıp yine de oy veren seçmenler akp nin tapulu malı, marabası mıdır diye sormayı etik bulmaz,
        seçmen nezdinde bu maç oynanmış bitmiş bir maçtır zaten, içinde bulunduğumuz süreç uzatmalar sadece.
        siyaseti iyi bilenlerin ve
        bir siyaset pirinin dediği gibi
        istanbulu kaybeden herseyi kaybeder.
        bir dolarlık hikaye eskilerini ortaya sürmek ne gayret lakin boşa gayret.

  19. Cumhurbaşkanlığı seçim anketinde sorduğunuz soruya göre alacağınız sonuç farklı oluyor.
    Örneğin, seçime
    Aynı anda Erdoğan, İmamoğlu ,Yavaş, Kılıçdaroğlu ve Akşener in girme ihtimalini sorarsanız Erdoğan açık ara önde çıkar.
    Ancak Erdoğan karşısında muhalefet blokunun tek adayla çıkma ihtimalini yani İmamoğlu yada Yavaştı sorarsanız farklı çıkar ve çıkıyor da.
    Muhalefetin tek ortak adayı olarak çıktıklarında şu anda İmamoğlu da, Yavaş ta Erdoğan’a %10un üzeride fark atıyor. Kampanyaya göre İmamoğlu da Yavaş ta birinci turda bile kazanabilirler.
    Seçim demişken muhalefetin Anayasa çalışmasına bir anlam veremedim.
    Daha önce sanki suçmuş gibi Anayasa hazırlık iddialarını reddetmişlerdi.
    Tabii ki muhalefetin de asli işi, hatta görevidir.
    İktidarın hamlesi toplumda yeterli karşılık görmeyince danışıklı-dövüş hamlesi mi sorusu aklıma geldi.
    İktidara bir hayat öpücüğü mü diye düşünmeden edemedim.

  20. Yazıdan önce başındaki fotoğrafı okursak eğer; tabloda Erdoğan yok, diğer aday olarak düşünüleceklerin içerisinde A. Gül kararlılıkla geliyor gibi subliminal bir mesaj alıyor olacak okuyucular. Doğrusu yazının içeriğinde Gül’ün adı geçmiyor ama resimde var.

    2018 seçiminde Gül’ün adaylığı son kertede hem de iki kez engellenmişti; birincisi Akşener’in anlaşmaya yakınken kendi adaylığında -direterek- karar kılması; ikincisi ise Gül’ün kapısına dayanan helikopterle taşınan misafirlerin ikna (!) seansı sonrası engellenme girişimi… Şimdi, önümüzdeki seçim için Gül’ün isteği var mı, henüz işaret yok. (Bana kalırsa hala millet ittifakının 2018 seçiminde de olduğu gibi olabilecek en potansiyel adayı Gül’dür. Akşener yeni seçimde “Kılıçdaroğlu ya da ben” ikilemini aşmalıdır, zira ilk seçimde takındığı tavır ülkemize 5 yıl -bir dönem- kaybettirdi, ikinci bir dönemi kaybetme lüksü yoktur Türkiye’nin.)

    Millet ittifakı “eyvahlar olsun” dediğinde sevinen taraf Cumhurittifakı olur; iki ittifakın birden eyvahlar olsun deme olasılığı yok. (Üçüncü bir ittifaktan ara sıra bahsediliyor olsa da buna hem ihtimal yok hem de konjonktür bina müsait değil).

    Salgın, ekonomi verileri ile işsizlik oranları açıklandığında daha vahim durumdadır. Muhalefet bunu dert edinmelidir. (HDP’nin görünürde böyle bir derdi yoktur, terör, sıralamalarda halkın gündeminin gerisinde kalmakta olduğu halde…) Diğer muhalefet partileri halkın gündemini iyi okumalı, iyi analiz etmeli ve gündemi sürekli canlı tutması gerekmektedir. Bir sonraki dönem için ne potansiyel siyasetçimiz ne de siyasi partiler gerçek anlamda olmayabilir.

    Mafya gündem belirlemeye başladığı vakit, ülkemizde siyaset mühendisliği daha bir hızlı çalışmaya başlar…

    Elbette ki, devlet üst düzey siyaset mühendisliği yapmakta mahirdir. Bunun için siyasi partileri, politikacıları da kullanır, mafyavari oluşumları da…

    Erdoğan’ın tamamen yalnızlaştı(rıldı)ğı, neredeyse tamamen promoterden okunacak metinlerin gözünün önüne serildiği, eskiden olduğu kadar halkın da önüne çıkmadığı bir hengamda,küçük ortağın salıverdiği Çakıcı’ın lider düzeyinde siyasi mesaj verdigi bir ortamda Erdoğan sonrası hesaplarının yapıldığı siyaset mühendisliği büroları aktif çalışmaya başlamıştır zahir.

    Devletin derin siyasi hesaplarından bu sefer Abdullah Gül aday olarak çıkabilir mi dersiniz…Uluslar arası konjonktür de hem buna meyyal ve hem de müsait.

    Ne dersiniz?

    • Hasan bey “Yazıdan önce başındaki fotoğrafı okursak eğer;” diye başlamışsınız ama sonuç kısmında yazdıklarınıza bakılırsa fotoğrafı ters tutmuş gibisiniz:)
      Yahu ahı gitmiş vahı kalmış, emekli politikacı eskilerine mi güveniyorsunuz hala?
      Ha gayret bile diyemiyorum, vah ki vah…

  21. Sn. Koru eyvah eyvah demesi gereken muhalefet değil mi .Ekonomisi dip yapmış pandemi sürecinde yuzbinlerce ıssız ekmek siz kalmış bir ülke de muhalefetin oy oranı sizce o mutber gördüğünüz diğer araştırma şirketlerinde bile yükselmiyor sa vah vah demekten başka yapacak bir şey yok.Cok muteber yakın arkadaşınız Sn gül u desteklemek için AKP nin kuyusunu kazan sabah başka akşam başka oyun çeviren muteber Kurtaricilar bile %2 lerde dolasiyorsa AkP nin değil muhalefetin şapkasını öne alıp düşünmesi gerekir.

  22. Ortada büyük rezaletler var. Her gün yüzlerce insan covid’den ölüyor. Aşı yok. Her yeri kapatmışlar, insanlar ekmek parası kazanamıyorlar, hazine tam takır, üstüne 60 milyar dolar borçlu, 128 milyar doları buhar etmişler, damat da yok, yolsuzluklar ayyuka çıkmış, bakanların kelleri alınıyor, bazı bakanların mafyayla derin ilişkileri çarşaf çarşaf internette her gün, yap işlet devretle milleti nasıl soydukları her gün medyada. Bu kadar rezil bir yönetimin bir tane sorumlusu var unutmayın. Ve o bir kişi de tek başına tüm muhalefete ve ülkeye karşı hala yarışta var ve önlerde. Buna rezalet ötesi bir ad vermek lazım. Böyle millete yapılan eziyet az diyorum. Vergiler iki katına katlansın derhal. Sarayın bütçesi de iki katına. Otorite aşığı enayiler itiraz etmezler nasılsa.

  23. “iyi de, böyle bir muhtemel sonucun AK Parti’nin itibar ettiği gazetede ‘müjde’ gibi sunulmasının anlamı ne?”
    Sayın yazar anlamı şu Bunu yazanlar bu gazeteyi okuyanları ne söylesek inanırlar fikrindeler , okuyucuyu mankafa görüyorlar. Okuyucuyu nasılsa başka kaynaklara bakmıyor, araştırmıyor, irdelemiyor görüşündeler.
    Peki haklılar mı? Onu da size bırakıyorum.

  24. Yıl sonuna doğru pandemi küresel ölçekte
    Azalmasıyla birlikte ekonomiler canlanacağı
    Aşikar.
    Terörün bitmesi de çarpan etkisi yapacaktır.
    Üretimi ve yatırımı teşvik politilarıyla işsizlik
    Ve enflasyon girdabından çıkacağız
    2023 e kadar Türkiye düze çıkacak ve
    Beşbenzemez ittifakı dağılacaktır.

    • Tüm dünya kriz ile cebellesiyor.Hammade fiyatları her kalemde 2 ye 3 katladı hemde dolar bazında.Anketlere bakınca yine düzlüğe Şimdiki yönetimin çıkaracağı gözüküyor.Birkac ciddi müdahale ile ülke tekrar refaha kavuşacaktır.Umitsiz olmanın bir manası yok .Elbet bedel ödüyoruz sonu inşallah iyi olacak.

      • Dur yolcu, sen buralarda yenisin galiba?
        Türkiyenin içgüvenlikte terör diye bir sorunu yok artık, dış güvenlik ve sınırlarımızın yüzlerce hatta binlerce km ötesinden söz ediyoruz biz bu işlerden konuşurken, biraz ortamı takip edip özümseyin, sonra yazıp çizin…
        Eski türkiye nostaljisi seviyorsanız bizim hasan günayın paylaşımları size uyar tabii:)

  25. Resimdeki Gül’e saygım çok. Gerçekten düzgün bir CB’lığı yaptı. Taraflı olmadı. Ülkenin daha dengeli ve sakin bir şekilde yönetilmesi için elinden geleni yaptı. Dengeleri gözetti, hırçın ve kutuplaştırıcı olmadı hiç bir şekilde.

    CB sonrası ise hayal kırıklığı oldu maalesef. Kabuğuna çekildi, siyasete hiç bulaşmadı. Halbuki ülkenin bu kadar önemli sorunları varken, pandemi, ekonomik zorluklar, işsizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik, mafya düzeninin hortlaması, yolsuzluklar, demokrasi çıtasının çok aşağılara çekilmesi gibi, itiraz etmesi, ne yapılması gerektiği konusunda yol gösterici olması gerekirdi. Diyeceksiniz ki medya ona yer vermez. İyi de koskoca dünya medyası var. Hepsi de hazır onun görüşlerini yayınlamaya. Bu bahane değil, olamaz. Bu kadar sessiz kalması, sonunda muhalefetin ortak adayı olmak için kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapması bence kredisini oldukça tüketti. Hatta bu Babacan’a bile kötü kredi olarak yazıldı en son. Siyasetçi cesur olmalı ve doğruları söylemeli. Yoksa sonumuz böyle oluyor işte. Ülkenin geldiği çukurun temel sebebi siyasetçilerin demokrat duruş sergileyememeleri ve doğruları söylememeleri. Birilerinin ise hırsızlıklarını ve yolsuzluklarını, milli yerli kılıfında yüksek perdeden ülkeye giydirmeleri. Maalesef …

    • Kaptan dalgalı denizde belli olur herşey süt limanken ülkeyi bende yönetirim.Ayrica etrafta dürüst olarak dolaşırken arkadan dolap çevirmek çok daha vahim.Hem kendini bitirdi hem Babacan i.kuvezdeki bebek vefat etti.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız