Arap dünyasıyla yakınlaşmak isteniyor ama Arap dünyasının beslendiği haberler hiç olumlu değil

14
Reklam

Türkiye’yi ilgilendiren şu haberin tercümesini birlikte okuyalım:

“Mısır güvenlik güçleri Kahire’de bir Müslüman Kardeşler şebekesinin yakalandığını duyurdu. Güvenlik güçlerine göre, şebekenin başında,‘Mısır’daki siyasi, ekonomik, güvenlik ve insan hakları ile ilgili durumlar hakkında yanlış ve uydurma bilgiler’ içeren olumsuz haberler vermeye hazırlanan bir Türk bulunuyor..

“Resmi açıklamada ulusal güvenlik biriminin Bab Luk mahallesindeki bir binayı izlemeye aldığı, binanın Müslüman Kardeşler’e ait bir grup tarafından kullanıldığı ve Türkiye desteğiyle olumsuz haberler hazırlığı içerisinde bulunulduğu bildiriliyor.

“Bina SİTA Araştırma adı altında faaliyet gösteren bir şirket tarafından kullanılıyordu.

“Tesise baskın yapıldı ve grubun mali sorumlusu Helmy Moamen Mustafa Bilji ile üç üyesi gözaltına alındı. Aleyhlerine hukuki işlem başlatıldı.”

Haber bu. Haberi Suudi Arabistan’da İngilizce olarak yayımlanan Arab News gazetesinde dün okudum.

Fark edeniniz olmuştur. Haberde SİTA olarak geçen kuruluş Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Kurumu SETA, örgütün mali sorumlusu olduğu iddia edilen kişinin adı da Mustafa Bilici olmalı. İfadelerin değişik oluşu, Mısır haber ajansının Arapça bülteninden İngilizceye çevrildiği içindir.

AK Parti’ye yakın bir düşünce kuruluşu SETA. Kurumun başında Sabah gazetesi başta olmak üzere çok sayıda yayının en üst düzey yöneticisi olan Serhat Albayrak bulunuyor.

Reklam

Kısa süre önce sosyal medya hesabı üzerinden istifasını sunan ve Cumhurbaşkanlığı tarafından affını istediği ve affının kabul edildiği açıklanan Hazine bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak

Türkiye’nin Arap dünyasına açıldığı ve örnek ülke olarak tanıtım projesinin bir parçası olarak kendisini tanımladığı 2015 öncesi dönemde SETA da kendisine Arap dünyasında merkez olarak Kahire’yi belirlemişti.

SETA’nın Müslüman Kardeşler örgütü ile bir irtibatı olduğunu hiç duymadık, bilmiyoruz.

Belli ki, Mısır yönetimi, Türkiye’ye mesaj vermenin bir yolu olarak SETA’ya bu muameleyi uygun görmüş.

Olayın kendisi Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin rahatsızlık boyutuna ulaştığını göstermesi bakımından önemli; herhalde ilgililer gözaltına alındığı öğrenilen dört Türk ile ilgili girişimde bulunuyorlardır..

Benim anlamakta zorlandığım konu şu: Neden ben bu habere bizim gazetelerde rastlamadım?

Arab News Suudi Arabistan’ın bir sonraki kralı gözüyle kendisine bakılan Veliaht Prens Muhammed bin Salman’a yakın bir medya grubu tarafından çıkarılıyor. Grubun amiral gemisi Arapça çıkan Şark’ul Avsat gazetesi.

Şark’ul Avsat Londra’da hazırlanıp değişik Arap ülkelerinde satışa sunuluyor; buna karşılık İngilizce çıkan Arab News Cidde’de hazırlanıp yayımlanıyor.

Reklam

Grup geçen yıl Şark’ul Avsat’ı Türkçe olarak dijital ortama sundu. Bu haber orada çıktı mı acaba?

Bana çok ilginç gelen, Mısır’ın Türk araştırmacıları gözaltına almaya kadar işi vardırmasına paralel olarak Arab News gazetesinin de Türkiye’yi yakın takibe alması.

Gün geçmiyor ki, bizim gazetelerde hiç yer almayan ülkemizle yakından ilgili haberlerle karşılaşılıyor Arab News’da.

Arab News’ün son bir aylık yayınlarını bu gözle taradığımda sayısız Türkiye haberi ve yorumuyla karşılaştım.

İçlerinde ilaç için olsun olumlu tek haber ve yorum yok. 

Örnek mi gerekiyor?

New York’ta yerleşik Human Rights Watch (HRW) kurumunun her yıl sonu açıkladığı insan hakları raporunun Türkiye bölümü en geniş biçimiyle Arab News’da haber olarak yayımlandı. Haberin başlığı şu: “HRW özgürlükler konusunda Türkiye’yi bombaladı”. (15 Ocak)

İsrail’in haber ajansı Ynet’in bir haberi “Türkiye’nin HAMAS örgütüyle irtibatı İsrail’i ürkütüyor” başlığıyla Arab News’ta yer alıyor (20 Ocak). Okuduğunuzda, gazete yönetiminin Türkiye ile İsrail arasında meydana gelmesi muhtemel yakınlaşmayı göz önünde tutarak bu haberi hazırladığını anlıyorsunuz. İçinde Türkiye’de gazetelerin önem vermediği pek çok ayrıntının yer aldığını görüyorsunuz.

Türkiye üzerine çalışan Amerikalı araştırmacı Alan Makowsky “Hamas konusunun AK Parti’ye siyasi bir getirisi olmaz” demiş, kamuoyu araştırmalarını öne sürerek. PEW kurumunun bir araştırmasına göre, HAMAS’a olumlu yaklaşan Türklerin oranı yalnızca yüzde 8 imiş. Yüzde 80 olumsuz yaklaşıyormuş HAMAS’a… Öyle olduğu halde İstanbul’da bir bürosu varmış HAMAS’ın… Makowsky, “HAMAS irtibatı var olduğu sürece İsrail Türkiye ile yakınlaşmaz” diyormuş…

Liste çok uzun.

German Marshall Fund adlı ABD merkezli kuruluşun Türkiye’deki Suriyeliler ile ilgili raporu “Türklerin çoğu Suriyeli mültecilerin evlerine dönmesini istiyor” başlığıyla sunuluyor (15 Aralık).

Avrupa Konseyi’nin Türkiye’yi ifade özgürlüğünü en fazla ihlal eden ülke olarak ilan ettiği belirtilen raporuna geniş yer veriliyor (1 Ocak).

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret edenlere açılan davalardan 903’ünün yaşı küçüklere ait olduğunu iddia eden (18 Aralık), Türkiye’ye turist gelme ihtimalinin azlığından söz eden ve bunu istediğini hissettiren (30 Aralık) ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı’ya yönelik yeni açılım politikasının başarılı olamayacağını ileri süren (17 Ocak) haberler Arab News’da ilk sayfadan duyuruluyor.

Dahası da var, ama bu kadarı yeterli sanırım.

Bu haberlere ‘Düşünceler’ bölümünde birkaç günde bir çıkan genellikle olumsuz yorumlar da eşlik ediyor.

Cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığı bu yayınlardan sanıyorum haberdardır; şu sıralarda yeniden iyi ilişki kurmak istenildiği bilinen Arap Dünyası’yla yakınlaşmayı zorlaştırabilecek bu olumsuz yayın sağanağından mutlaka Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bilgisi vardır.

Herhalde vardır.

Kime bu konuyu açsam örnek verdiğim haberlerden habersiz olduklarını gördüm de…

ΩΩΩΩ

Reklam

14 YORUMLAR

  1. Bu ABD, AB, Arap Alemi,İsrail,Hatta Çin, Rusya, ve İran hariç! Dünya devletleri var ya! Hepsi bizim DÜNYA VE ÜMMET LIDERIMIZIN DÜŞMANI!
    Başta ABD olmak üzere bunlar çok nankörler.

    Eyy ABD Ummet liderimizin sayesinde sizin mahkemeler, avukatlar,hapishaneleriniz,vb vb dünyanın parasını kazandı,
    Biz size para kazandıracak namuslu Dürüst,Çalan, Çalışmayan iş adamları ihrac ediyoruz ve bunların sayesinde miliyonlarca para kazaniyorsunuz.
    Son iki ay içinde iş adamlarımızdan kazandığınz paralar
    bakında utanın.

    (ABD) 3 Türk mühendis, sadece ABD ve Kanada vatandaşlarına açık bir savunma veri tabanına erişerek savaş gemisi ve askeri uçaklarla ilgili şemaları hall etmişler.
    Ve ucuz fiaata büyük ihaleler almışlar.

    ALDİKLARI ihaleleri ABD’de üretmeleri gerekiyormuş Zavallılar Sırf foyaları ortaya çįkmasın diye bunları. Birisini Ankara OSTİM’deki kendi imalathanesinde üretmişler.
    Türklerin ürünlerinin kalitesinin kötü olması ABD Savunma Bakanlığı’nın dikkatini çekimiş
    ve bunların peşlerine düşümuşler ve bizim baş tacı ettiğimiz bu tiplerin vatan severliği ortaya çįkinca

    “Üşkağatcılıklari değil Vatan severliği”

    ABD mahkemeleri Hiç utanmadan bunlara hem hapis hemde para cezası vermişler.
    Birisi! 3 yıl 5 ay hapis cezası ile 1 milyon 487 bin dolar para cezasına,

    Diğer biri 2 yıl 6 ay hapis cezası ile
    100 bin dolar para cezasına,
    sonuncusu,6 yıl hapis ve 161 bin dolar para cezasına çarptırılmışlar.
    Neyseki bizdeki Boylaklar, terörist olarak suçlayarak sülelece mallarına çöreklenip ömür boyu hapise cezasi vererek vatan haini ilan etmamişler.
    Galiba bizim Dünya liderinden korktular;)))

    ABD nin Dûnya Arapları Ümmet liderimize yaptıkları kötülükleri kimseler yapmiyor.

    Hele bu ABD, Düya liderimizin can düşmanlar ve vatan hainlerini (YALNIŞ ANLAŞILMASIN
    bahs ettiğim vatan haini 11. C Başkani A Gül değil sıradan bir siporcu) rekorlar kırdırip isimlerini tarihe altın harfler ile yazdırıyor.
    Daha dûn akşam rakıp takımın oyuncularına çarptırtip geri çevırtığı bombaların (rebound) sayısı,5000 olunca Tarihe geçti.

    Bizim Türkiye dışındakı Dünya liderinin sadık dostlarından oluşan iş adamlarımız’ın sorun olarak gördükler o ülke vatandaşı olan Uygurlar ve bilim adamları gibi Türkler ve Türk asılı olanlardan rahatsız olmalarının nedeni sizce ne olabilirki?
    Bu soruya cevap verirseniz memnun olurum.

  2. televizyonda tartışma programlarında setadan uzmanlar geliyor ve akp politikalarını tıpkı yandaş akademisyen ve gazeteciler gibi aynı kalıp cümlelerle savunuyorlar, yanlış giden her şey için de aynı kalıp cümlelerle aynı adresleri suçluyorlar.
    özetle şöyle diyorlar;
    tüm sorunlarımızın kaynağı
    dış güçler…
    ve tabi ki fetö.
    hangi sorun olursa olsun laf dönüyor dolaşıyor dış güçlere ve fetöye getiriliyor ve tabii beka sorununa. işte tam burada söz akp ye geliyor ve çözüm akp deniyor.
    ne kadar zekice değil mi?

    fetö yeni bir sorun değil 40 yıldır yapılanıyordu hem türkiye de, hem de dünyada. ikiz kuleler saldırısından sonra bir el müslüman düşmanlığını hızla yayarken nasılsa dünyanın her yerinde cemaatin müsülman okullarının patlamış mısır gibi her ülkede açılmasına sesini çıkarmadı. duruma şaşırmayıp işlerin tıkırında gitmesinde yüce yaratıcının büyük desteği olduğunu düşünen müsülmanlar olduğu gibi putin benzeri kimselerden bunun abd casusluk işlerinin bir formu olduğunu nasılsa anlayanlar zararı önden görüp okulları kapatan, mensupları sınır dışı yapanlar da oldu.
    ya biz?
    bizde de tehlikeyi görüp önden uyananlar ve uyaranlar olmuş, sayın erbakan, zamanında bunun ne menem bir yapı olduğunu çok söylemiş. arşivlerden araştırdım, vaktiyle pek güzel uyarmış. lakin öğrencisi olup yanında yetişenler sonra iktidara gelince unutuldu mu bilinenler ne. ya da.
    zamanın hocasının şimdinin terör başısının pek çok ulaşılabilir kaydı var, devletin kademelerine sızılması, bunun için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini anlatan kayıtlar. yani çok ta gizli saklı değilmiş dertleri.
    herkes biliyormuş herşeyi sonuçta.
    pek çok aklı başında insan da uyarmış uyarmasına ama
    bir dönem cemaati de şimdi iktidarı eleştiremediğiniz gibi eleştiremiyordunuz, laf söylenemiyordu hatırlarsanız, eleştirenler haindiler, dinsizdiler, vatan düşmanı idiler değil mi?
    neysem, akp iktidarından önce the cemaat üçer beşer orduya, yargıya, eğitime yerleşiyordu zaten, akp den sonra otuzar, ellişer
    iktidar güçlendikçe cemaatte güçlendi üçyüzer, beş yüzer,
    ve sonra üç biner beş biner devlet kadrolarına yerleştirildiler/yerleştiler. kendinden olmayanları ekarte edince çoğunluk neredeyse tüm kademelerde onlara geçti.
    ne isteniz de vermedik?
    meali; her istediğinizi verdik,
    ne isterseniz verdik.
    kadrolar, arsalar, bilgiler, güç, para…her şey.
    milletin hakkı olan her şey.
    sonrası malum.
    bu kadar büyük pasta olur da hır çıkmaz mı?
    rant kavgası olmaz mı?
    sonuç
    15 temmuz.

    kuşkusuz cemaatin büyük zararları olmuştur, olmaya devam ediyordur lakin sorunlarımızın altında onların olduğunu söylemek hedef şaşırtmaktır.
    saf hatta akılsızlar için ninni tadındadır.
    mesela, milyarlarca liralık ihale alan, halkın cebinden çıkan paralarla tahahütleri ödenen beşi bir yerde şirketler fetö nedeniyle mi ihya edilmektedirler?
    mesela merkez bankasının milyar dolarlarını fetö mü kaybetmiştir?
    mesela, şirketlerin- semayenin- vergi borcu indirilirken ya da özellikle bazılarının ki af edilirken halktan alınan vergiler acımadan fetö nedeniyle mi artırılmaktadır?
    mesela işsizlik gençlerde % 30 kadınlarda % 40 dünyanın en yüksek işsizliği fetö yüzünden mi yaşanmaktadır?
    mesela enflasyona neden olan yanlış ekonomik politikaların altında fetö mü vardır?
    tuik rakamlarında fetö mü yalan söylüyordur?
    mesela tarım ve hayvancılık rakamları fetö nedeniyle mi geriliyordur?
    çiftçi kazanmasın, ürünler tarlada para etmesin, pazara beş katı fiyatla gelsin diye sistemi fetö mü kurguluyordur?
    mesela ihracat yerine ithalatı fetö mü öne çıkarıyordur?
    akıl almaz miktarlardaki saray, araba, uçak, ikram israflarını fetö mü yapıyordur?
    şaka gibi.

  3. Avcılar ,Temel’in rehberliğinde ,orman içinde ilerliyorlar .Derken küçük bir delik görürler.Temel hemen atılır,
    – Uyy.. uşaklar , habu tavşan deliğudur daaa.. !
    Gerçekten biraz sonra bir tavşan çıkar , avcılar silahlarını çekip vururlar.
    İlerlemeye devam ederlerken bu sefer biraz büyükçe bir delik karşılarına çıkar .Çok bilmiş Temel yine atılır,
    – Uşaklar , habu da tilki deliğudur ha !
    Temel yanılmamıştır ; avcılar çıkan tilkiyi de vururlar .Epey yürüdükten sonra daha da büyük bir başka delik karşılaşırlar .Kendinden emin olan Temel bunun da teşhisini koyar,
    – Uşaklar , habu ayu deliğudur , aman tikkatli olalum !
    Temele çok güvenen avcılar , nitekim delikten çıkan ayıyı da hep birlikte hallederler.
    Avcıların keyfine diyecek yoktur ,güle oynaya ilerlemeye devam ederler .Ancak bu sefer adeta mağara gibi çok çok büyük bir delikle karşılaşırlar ! Buna bir anlam veremeyen Temel biraz şaşkın ve tereddütlüdür,şöyle sağına soluna bakındıktan sonra kararını verir,
    – Uşaklar , habunin ne olduği pelli teyildur , her ihtimala karşu yere yatalum !
    Ve biraz sonra dönemeçten hızla çıkan bir tren hepsini dümdüz edip geçer gider!
    Herkese selamlar saygılar

  4. Arap Dünyasının Türkiye tepkiselliği üzerinde durulması gerekir sanırım ve bunun nedenlerini irdelemeliyiz: Sebebi, Türkiye’nin Neo-Osmanlıcılık -(onlara göre)yayılmacı- politikalar geliştirmesi midir.. Ya da Türkiye’nin, Cumhuriyetten bu yana “Yurtta sulh, dünyada sulh” dış politikasına ilaveten, AK Partinin ilk iktidar yıllarında “Komşularla Sıfır Sorun” dış politika uygulamalarının, dünya ve bölgesinde gelişen konjonktürel şartlarda Türkiye’nin ulusal menfaatine/yapısına uygun olmadığı için, aslında AK Partinin değil ve fakat bir devlet politikası olarak, “sınır dışı gelişmelere müdahil olma” yeni dış politikasının ve bunda da bir nevi başarılı sonuçlar elde ettiği için midir?…

    Türkiye’nin Milli Savunma Sanayinde elde ettiği başarılar ile bundan mütevellit sınır dışı başarılı operasyonları -Suriye (politikası genel itibariyle başarılı sayılmasa bile PKK’nın yurtiçinde zayıflatılması ve sınır dışına itilmesi başarı hanesine yazılabilir), Libya ve Azerbaycan- değişen dış politika uygulamalarından sonuç aldığını göstergesi olarak okunabilir.

    Türkiye’nin milli savunma sanayinde elde ettiği kazanımlar, araç-gereçler ve sınır dışı operasyonlarda kullanılması ile silah sanayi ihracatına konu olması, bölgemizde ABD etkisinin azalmasından ve ortaya çıkan boşluğu doldurması bakımından olsa gerek ülkemizin yaptığı ataklar olarak sayılabilir.

    Bölgesinde yükselen güç olarak algılandığı için Arap Dünyası, Osmanlı bakiyesi olarak olası güç odağı olarak Türkiye’yi görmek istemediğini, İsrail ile yakınlaşması nedenleri arasında da sayılabilir. Kaldı ki, Türkiye bile yeni dönemde İsrail ile ilişkilerini iyileştirmek istediğini en yüksek ağızdan dile getirdi.

    Yeni ABD yönetimi geleneksel dış politika uygulamalarını hayata geçireceğini belli etti; bu bölgemizi birinci derecede ilgilendiriyor ve bölge ülkeleri buna göre pozisyon aldıkları halde Arap Dünyasının Türkiye kaygısının boşuna olduğunu belirtmek gerekir ki; yeni ABD yönetiminin ittifak ilişkilerini geliştireceğini ve en başta bu ülkemizi içine alacağı için ülkemizin “sınır dışı gelişmelere müdahil olma” politikasını ertelemesini veya en azından revize etmesini gerektirecektir; bu neden ile de Arap Dünyasının Türkiye kaygısı boştur, yersizdir. Bu kaygı, belki de (yeni)Türkiye/ABD ittifakı içinde, Türkiye’nin alacağı yeni rolün eski olanından daha güçlü olacağı Arap Dünyasını kaygılandırır olabilir, bunda da haksız sayılmazlar.

    Türkiye’nin kadim ABD ittifak ilişkisi ile tecrübeleri, kendini yeni dönemde eskisinde daha fazla hissettirecek olması belki Arap dünyasını hem kaygılandırıyor ve hem de kıskandırıyor olabilir!

    Bakalım zaman ne gösterecek?.. Bakarsınız Ortadoğu coğrafyası bütün ülkeleri, yükselen Çin gücüne karşı ABD politikaları varyantında, her biri sıkı bir müttefik olmuşlardır. Zaman göstertecek

    • bu kolay gerçekleşebilecek bir beklenti değil. Çin arap dünyasına has yapay zeka ürünleri geliştiriyor ve Suudi Arabistan bunun müşterisi oldu. ayrıca Çin İsrail ile güvenlik teknolojilerini ortak geliştirmek üzere anlaşma yaptı. bölge ülkelerinin Çin ile artan ticari ilişkileri…, İsrailin bölge ülkeleriyle yaptığı anlaşmalar, en son BAE de İsrail büyük elçiliği açılması ve geçici büyük elçi olarak da İsrail’in eski Ankara büyük elçisinin getirilmesi ile bölgenin İsrail üzerinden şekillendirilme gayreti olduğu kolayca anlaşılıyor.

      amerika dış işleri bakanının türkiyeden “sözde müttefik Türkiye’nin Rusya ile stratejik ilişkisini kabul etmemiz mümkün değil” demesi Türkiyenin s-400 ‘den vaz geçememesi, Türkiye’nin NATO üyeliğinin geçici dondurularak askıya alınması ile sonuçlanabilir. çok zor günler bizi bekliyor. bu psikolojiye hazır olmakta yarar var.

  5. Dünkü yazıya bir yorum da benden:
    Yahu Fehmi Beyciğim karşılaştırmanız çok abes olmuş, kusura bakmayın. Bir tarafta gariban bir Trump var, arkasında halk desteği % 47’lerde ama bizim ki gibi organize mi? Biz de “Allahın lutfü 15 Temmuz”u organize edenler, anlaşılıyor ki konuyu aylarca belki de yıllarca çalışmışlar. Listeleri hazırlamışlar, planlarını yapmışlar, nitekim daha herkes “darbe mi oluyor” diye anlamaya çalışırken onlar şıpın diye darbecileri???? de tutuklanacakları da biliyorlardı ve hemen harekete geçtiler. Nitekim bu lütfa mazhar olan kişi bir hafta önceden soteye çekilmiş, hiç haberi olmadığını sandığınız organizasyonu oradan idare ederken, dört tane uçağı da kaçış için hazır bekletiyor. Neyseki eniştesi yetişip telefonla haber vermiş de darbe olduğunu duyasıymış. Yani anlayacağınız iki darbe girişimi arasında hiç bir benzerlik yok. Biri “kendine karşı darbe süsü verip darbe yapma” diğeri “dobra dobra darbeye kalkışma”. Nitekim bizim darbeciler daha o gece binlerce hakim ve savcıyı tutukladılar, senin Başkan Trump tek adım atamadı, oysa daha hala başkanlık koltuğunda oturuyordu. Lütfen böyle alakasız iki girişimi karşılaştırmayın. Bizde zaten kontrol ettikleri iktidarı kaim kılmak ve rakipleri yok etmek için böyle senaryoya ihtiyaç olmuş anlayacağın. Esas darbe zaten daha önceden hukuku çiğneyip yolsuzlukları örterken gerçekleştirilmişti.
    Gariban Trump’ın böyle bindirilmiş hazır kıta trolleri de yoktur ya neyse.

  6. Fehmi Bey sizin uzun erimli bir okurunuz olarak biraz akıl yürüttüm ve şu sonuçlara vardım.
    1-Normal şartlarda Türkiye ciddi bir coğrafi, tarihsel ve nüfus potansiyeli olan bir ülkedir. Araplarla ve diğer komşularıyla iyi ilişkileri olursa hızla ekonomik olarak da siyasi olarak da etkin bir ülke olabilir. Nitekim 2013’e kadar bunu gördük.
    2-Bu potansiyel her halükarda kısmen de olsa ortaya çıkacaktır. Başarılı olmayan idareciler bile bu ülkenin önünü kapatamazlar. Ülkenin kötü gidişatı ancak başarılı bir kötü yönetme ile mümkün olabilir. Aşırı beklentilerle ve uçuk varsayımlarla bu potansiyeli yanlış kullanan bir yönetim Türkiye’yi hem içinde karanlığa gömer hem de komşularıyla ve dünyanın geri kalanıyla kavgalı hale getirebilir.
    3-Ülkeye bu kötülüğü kimse isteyerek yapmayacaktır ama egosu sişkin ve iktidarının ilk yıllarında kısmen başarılı olmuş bir idare kolaylıkla bu sazan sarmalına düşebilir. Dünyada bunun çok sayıda örnekleri bulunuyor. İktidara geldikleri zaman yeni bir soluk ve dünyayla entegre olacak bir lider olarak görülen Nasır, Kaddafi ve Saddam gibi liderler daha sonra ülkelerini dünyadan izole ettiler. Bunu yaparken çok bildik hamaset edebiyatı yapıyorlardı.
    4-Peki bunun kime ne faydası var? Niçin bu istensin? Normalde dünyadaki hakim paradigma (demokratik ülkelerin meşru yönetimleri) bunu istemez ancak Türkiye’de kapalı kapılar ardında iş yapıp büyük paralar kazanan, ihaleler alan ve şeffaf demokratik bir ortamdan hoşlanmayan güçler, devletler bunu destekler. Onların işbirlikçileri de Türkiye’deki kapalı devre yönetimden nemalananlardır. Yani eski ve yeni devlelu ve devletçi çevrelerdir. Kim olduklarını gayet rahat görebiliyoruz.
    5-Arap Dünyası ile nasıl bu kadar papaz olabildik? Bu kolay olmadı, uzun zamandan beri bu konuda olağanüstü çalışan çevreler var. Özellikle dünyanın kendi çevresinde döndüğünü sanan siyasal İslamcılar devlet aygıtını ele geçirdikten sonra bu konuda “parmağım gözüne” bir gayret gösterdiler. Bu uzaklaşmadan Arap elitlerinin epeycesi de Türk elitleri gibi mutlu görünüyor. Alttaki halkın ne düşündüğünün çok önemi yok aslında. Zaten Hac’da bile birbiriyle konuşup anlaşamayan (İngilizce bilirlerse konuşabilen) topluluklar nasıl bir atraksiyon geliştirebilirler ki? Türkiye Arap dünyasından dışlandıktan sonra rotayı içeri çevirmek durumundadır. Bol hamasetli vatan edebiyatına hoş geldiniz.

    • “Küpün içinde ne varsa dışarıya o sızar” Atasözü.
      İçinizdekini uzun süre saklayamazsınız.
      Şayet şu anki görüntü gerçeğe uygun değilse, bu durum mutlaka değişecektir.
      Şayet şu anki görüntü gerçeği yansıtıyor ise, biz kendimizi değiştirmeden görüntü de değişmeyecektir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız