Aya bakarken yeryüzünde olan 500 milyarlık dev projeleri ihmal etmeyelim…

23

İnsanlar en büyük yanlışı tek bir konu üzerinde yoğunlaştıklarında yapıyor.

Şu anekdot bir kitapta karşıma çıktı [Joseph T. Halinan’ın ‘Why We Make Mistakes’ (Neden Yanlış Yaparız?) kitabında].

Hollywood’un ünlülerinden Burt Reynolds mesleğe ilk başladığı yıl kendi başından geçen bir olayı anlatmış. Bir mekanda tek başına otururken biraz ötede güçlü kuvvetli birinin oturduğunu görmüş. Adam etrafla küfürlü konuşuyormuş. Yanından geçen bir kadına da çok yakışıksız bir davranışta bulunmuş. Henüz tanınmışlık kazanmamış Burt Reynold dayanamamış, terbiyesiz adamın yanına gidip kafasının yanına sert bir yumruk savurmuş. Adam aldığı darbeyle tekerlekli iskemlesiyle birlikte havada uçarken, Reynolds adamın iki bacağının olmadığını fark etmiş…

Belli ki, Reynolds, adama baktığında esas görmesi gerekeni görememiş.

Genellikle hepimiz onun kadar vahim olmasa da genç Burt Reynolds’un yaptığına benzer değerlendirme hataları yapabiliyoruz. Ayrıntıları gözden kaçırdığımız için tablonun bütününü görmeden sonuca atlıyoruz.

Bu girişi dünkü yazımla ilgili yaptım.

ABD’nin yedi sefer aya araç göndermekten vazgeçmesinden (1970) tam 50 yıl sonra Türkiye’nin aya yolculuk hazırlığına başladığı haberini değerlendirdim dün. Bu arada, bizde ay yolculuğu projesinin açıklandığı gün, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) gönderdiği uzay aracı Umut’un (Hope) Mars’ın yörüngesine girdiği haberini de paylaştım.

Dev projelerin amacı

Reklam

Bizim ay projesi on yıl içerisinde gerçekleşecek. BAE ise günümüzde Mars’a araç gönderiyor. Hem de büyük masraflar yaparak.

Yakınlarımdan biri, “Sadece her bakımdan küçük çapta bir ülkenin büyük devlet olma iddiasına bağlamışsın, sebep bu kadar basit olabilir mi?” diye sordu.

Soru üzerinde düşünürken, BAE’nin şu yakınlarda ilk kez diplomatik ilişki kurduğu bir ülkenin gazetelerinden birinde konuya bu yönüyle değinildiğini fark ettim. Yazıda BAE’de Mars’a gitme ile sonuçlanacak bir projeyi planlama ve onu gerçeğe dönüştürmeyi başarmaya yarayacak mühendis kadrosunun altı yıl önce bulunmadığı vurgulanıyor.

Projenin ilk planlandığı yıl.

Altı yıl içerisinde bu boşluğu doldurmak herhalde mümkün değil. Peki nasıl olmuş da Mars yolculuğu başarılmış?

Yazıda onun da cevabı var: “Hiç kuşkusuz dostlarından yardımla başarıldı. NASA’dan bilim insanları ve mühendisler ile Colorado Üniversitesi’nden alınan yardımlarla.”

Gazete, “Başarı daha çok bu dış yardımlara borçlu.”

Değerlendirmede BAE’de çok sayıda üniversite bulunduğu ancak bu üniversitelerin hiçbirinde araştırma yapılmadığı ayrıntısı da var. Dünya bilim örgütleri indeksinde yer alan 50 ülke arasında BAE Vietnam’ın önünde 49. sırada yer alıyormuş. “Fizik alanında daha aşağıda” diyor gazete.

Reklam

NASA’ya, Colorado Üniversitesi’ne bayağı bir kaynak aktarılmış olmalı.

Suudi Arabistan’ın Donald Trump döneminde göze girmek için kullandığı ABD’ye silah alımıyla 100 milyarlarca dolar aktarma yönteminin sonuç aldığını gören her ülke aynı yola başvurmaya başladtı. BAE F-35 uçakları almaya talip olmuştu, onun yanına bir de Mars’a yolculuğu eklemişe benziyor.

NEOM kenti böyle olacak, 2030’a kadar…

2030 Vizyonu ve 500 milyar dolarlık projeler

Göze girmenin önemli olduğu ülkelerden bazı büyük projeleri devreye sokarak para karşılığı belli konularda yardım alma yöntemini Suudi Arabistan başka alanlarda da kullanıyor.

Suudi Arabistan’ın döviz rezervleri 450 milyar dolar. Kraliyet Varlık Fonu’nda yerli-yabancı büyük yatırım projeleri için kullanılmaya hazır 300 milyar dolar var. Tabii bir de dünyanın en zengin ikinci petrol rezervine sahip bir ülke Suudi Arabistan.

Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın (MbS) “Mega projem” diye tanıttığı 500 milyar dolara mal olması planlanan NEOM projesi var.

MsB’nin ‘2030 vizyonu’ adını verdiği Suudi Arabistan’ı 21. yüzyıla taşımayı amaçlayan hayalinin en önemli projesi NEOM.

Ülkenin kuzey-batı bölgesinde sıfırdan kurulacak ve New York’tan 33 kez daha büyük bir kent olacak NEOM.

[NEOM Grekçe ‘yeni’ anlamına gelen NEO ile Arapça ‘müstakbel’ sözcüğünün ilk harfi olan M’nin bitişmesinden oluşuyor.]

Kızıldeniz kıyısı için planlanan turizm bölgesi Belçika kadar geniş bir bölgeyi kapsayacak. Kiddiye adı verilecek bir spor ve eğlence merkezi ABD’deki Disney World’den 2,5 kez daha büyük olacak.

İnşasına bu yıl başlanacak yeni kent NEOM’da yüzeyde araçla ulaşım olmayacak; yer altında her yöne metro hatları yolcu taşıyacak. Saatte 600 km hız yapacak metro kentin bir ucundan diğerine 20 dakikada ulaşacak. Yeni inşa edilecek uluslararası havalimanının da dünyanın en büyüğü olması planlanıyor.

Aynı bölgeye yakın bir başka proje ‘Coral Bloom’ adını taşıyan turizm projesi. 2030’a kadar 22 ada ve 6 yapay adadan oluşacak turizm bölgesinde toplam sekiz bin odalı 50 otel ile 1300 rezidans inşa edilecek. Dev projenin tamamlandığında ülkeye 133 milyar dolar turizm geliri getirmesi bekleniyor.

[Daha önceleri ülkeye turist kabul etmeyen, yalnızca hacılar, umre ziyaretçileri ve resmi heyetleri ağırlayan Suudi Arabistan, tarihinde ilk kez, turist vizesi vermeye başladı.]

İlgilenebilecekler için bir özel bilgi daha aktarayım: Kraliyet Varlık Fonu tarafından finanse edilecek dev projeyi gerçekleştirmek üzere kurulan şirket olan ‘The Red Sea Development Co.’nın başına CEO olarak John Pagano getirildi.

Tamamı 500 milyar dolar olarak planlanmış NEOM projesine sadece 2020 yılı için 4 milyar dolar ayrılmış bulunuyor.

Müteahhitlere gün doğdu, ama hangi müteahhitlere?

ABD, İngiltere ve İsrail müteahhitlik şirketleri şimdiden ilgililer.

Gözümden kaçan yine olmuştur, ama bu ayrıntıları önemli buldum.

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. John Pagano’ya kimmiş diye baktım. Toronto Universitesi Makina Mühendisliğinden mezun biri, Kızıl Deniz Geliştirme Projesinin CEO’su. Toronto Universitesine kısaca U of T deniyor, Kanada’nın en iyi üniversitesiymiş. Kamu ünivetsiteleri arasında ABD klasmanında 4. ve dünya genelinde 11. sırada. U of T bizim Boğaziçi Üniversitesinin 601–800. kategori aralığında olduğu Times Higher Education sıralamasında ise 20. sırada. Yani, John Pagano iyi bir okulu hakkıyla bitirşmiş değerini isbat etmiş Kanada’lı (muhtemelen italyan asıllı bir aileden biri).

    Bu projenin amacı sürdürülebilir çevre uyumlu/ekolojik hassasiyette modern bir şehir yapmak ve bunu katma değer olarak Suudi ekonomisinin döviz makinası haline getirmek. Yüksek teknolojinin uygulandığı enerjisini tamamının yenilenebilir (güneş/rüzgar vs) enerji türlerinden geleceği. Deniz kaplumbağalarının bulunduğu bölgeyi rahatsız etmemiş olmamak için coğrafik olaral yeri değiştirilen yeni seçilen bölgelerde hayatlarını sürdürmekte olan insanlara aldırmayıp topraklarından eden, gerektiğinde onları terorist ilan eden ve katleden emperyalist bir yaklaşım (bunu yapan müslüman!). Kapitalizmin materyalist yaklaşımıyla insan, ekolojik dengelerin unsuru olmaktan çıkıyor (İnsandan bol ne var ki, hele de eğitimsiz insan türleri… bunlar modern insanın ihtiyaçları karşısında marjinal kalır. İnsandan insana fark var!).

    Projenin başlaması için Suudilerin ileri gelen mutaassıp büyüklerinden onay şartı alkolün haram oluşu itibariyle alkolsüz modern bir şehir, iş imkanlarına bakılırsa ekonomik girdisi yüksek olacak. Tabi bu alkol kullanmama işi müslüman halka sadece vitrin. Kimbilir ne haltlar karıştırılacaktır…

    Çöllük bölgeleri teknoloji kullanarak yaşanabilir kaliteli mekanlara dönüştürürken yeraltını da azami ölçüde kullanma konusunda büyük ölçekli bir deney. Parası MbS, namı diğer “Murderer bin Selman”dan geliyor. ABD ve İsrail neden ilgi göstermesin ki? Kendi çöllerini daha iyi hale getirmenin deneylerini bizzat kendileri yapacaklar. Tamamlandığında bize gelen Rus turist sayısı da herhalde %5-10 düşer.

  2. dünya da bilhassa Afrika ve Asya da binlerce insan çocuk yetersiz beslenme yüzünden ölüyor sakat kalıyor.
    Allah’ın petrol nimetine gark ettiği ülkeler de depo ettikleri paralarını Neom gibi şehirlere f-35 uçaklarına silahlara harcıyorlar.
    Müslümanım diyenlerin silaha uçuk projelere harcamayı düşündükleri paranın zekatı ile açlık sorununa çare bulunur.İslam dünyasının hali ramazan da Müslüman şevvalde demokrat durumu.
    İslam dünyasının ahiret hesabı ile bir problemi var gibi geliyor.
    yoksa üstünde yaşadıkları nimeti verenin kullarına bu kadar duyarsız olmaları mümkün değil.
    Rabbim’iz ihmal etmez mühlet verir bakalım o mühlet ne zamana kadar.

  3. Aşk,olsun Fehmi bey! Dişarda yaşayan Okurlarınız’dan birisi olarak, size darıldım.:)
    nedenine gelince, Amerika ve Avrupada özgürlük kalmamış ve faşizan duygular yükseliyormuş. buralarda yaşayan insanlar Türkiye’ye göç ediyormuşlar. Bu gibi haberleri kimselerin ruhu duymadan,Taha Kıvanç okurları olarak bizler duyardık,ama siz bu önemli haberi bizde gizlemışsınız.:)
    Haber’in kopisi aşağıda.
    ××××××
    “İBB Meclisi’nde Şubat toplantısında AKP Grup Sözcüsü Faruk Gökkuş, ne demiş

    Gökkuş, “gençlere sorarsanız gençler hep ‘Yurt dışında yaşamak istiyoruz’ derler ama son zamanlarda Amerika ve Avrupa’dan Türkiye’ye insanlar göç ediyor. Gavur aşıklığınız buradan. Onu da izah edeceğim o lafı bana söylediniz. Orada artık bilimsel gelişmeler, fikir özgürlüğü yok. Orada faşizan duygular yükselmekte. Oradaki insanlar buraya göç etmekteler” dedi.”

  4. Üniversite sayımız 200 ü geçti. dünya sıralamasında neredeyiz. Zorunlu eğitimi 8 yıla çıkardık. eğitimde dünya sıralamasında neredeyiz. 2022 yılında araba üretmeye başlayacağız. bizim ülkemiz yabancıların yaptığı arabaların mezarlığı oldu. rusyadan paramızla s400 aldık. kullanmayı beceremedik. Abd den f35 leri parasını verdiğimiz halde alamadık. biz bu soruları kendimize sorduğumuz zaman aya gideceğimize inanıyorum. domates çitilinin adını halk arasında israil tohumu koyduk. Ayçiçek yağı 6 ayda fiyatı yüzdeyüz arttı. Sahi kanal istanbul noldu? İstanbul geçitinin altından tüp geçitle geçtik, üstünden asma köprüyle geçtik ama ayçiçek yağının fiyatıını durduramadık. ne desek durmuyor.

  5. Korfez Arap ulkeleri, tamami ABD somurgesi, yoneticileri de yuksek maasli CEOlar. Adi gecen butun projeler ABD/Bati kaynakli, bedavaya getirmek icin Arap projesi diye sunuluyor. Anlasilan ABD/Bati petrol gelirleriyle yetinmiyorlar, daha fazlasini istiyorlar. Boyle giderce Haci’lardan elde edilen gelirler de ABD hanesine yazilacak, malum Hac Gelirleri buyuk bir yekun tutuyor.
    Bir bilgi: Hac gelirleri deyince, Dİyanet’in Hacilar uzerinden gelirleri de onemli bir yekun tutuyormus.(Kynk:F.Beser, Yenisafak, 5 Haz 2020)

  6. Bu zatların yazdığı mektubun Türkçesi aslında şöyledir;

    Yani bu zatlar diyorlar ki; PKK/PYD-YPG terör örgütünü biz kontrol ediyoruz. Onlar eliyle Suriye’nin kuzeyinde açmak istediğimiz terör koridorunu ve devamında Suriye’yi parçalayarak oluşturmak istediğimiz İsrail’e kardeş olacak ve onun gibi bir garnizon devletçiğini engellemenizin büyük huzursuzluğu içindeyiz.

    15 Temmuz darbe girişiminde başarısız olmamızın huzursuzluğunu da üzerimizden atamadık. Bunun telafisi için yollar arıyoruz. Sonuçta FETÖ’cüler bizim oğlanlar ve nasıl onları hemen gözden çıkarırız. Bizim için çırpındılar. Yıllardır derin devletimizin casusluk şebekesi olarak her istediğimizi yaptılar. Tabii ki koruyup kollayacağız onları.

    Türkiye’nin içindeki aparatlarımızı yitirip, casusluk şebekesinin etkinliğini kaybedince çareler arıyoruz. Yerine neler koyabiliriz. Yeni plastik suratlar nasıl kazanabiliriz. Yeni devşirmelerle nasıl yol alabiliriz. Bunun çabasındayız.

    Epeydir Türkiye’nin iç politikası, bizim dış politikamızdır. Bu yüzden gözümüz, kulağımız Türkiye’nin iç politikasındadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan engelini aşabilmenin yolunu darbe girişimleriyle, kalkışmalarla bulamadıysak, şimdi de muhalefet partileriyle ve seçimi kullanarak bulabilmenin arayışındayız. Bu konuda her türlü fırsatı değerlendirmeliyiz. Gençleri de ve sokakları da kullanmalıyız. Nerede bir fırsat doğsa oraya yığınak yapmalıyız, destek olmalıyız. Mesela son günlerde Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması bahanesiyle sokak gerilimlerine dayalı yaptığımız destek açıklamalarında olduğu gibi.

    Türkiye’nin yargılamalarında beğenmediğimiz mahkeme süreçlerine müdahalelerde bulunmalıyız. Son günlerde Kavala; Demirtaş ve Henri Barkey’in yargılamalarına dair yaptığımız açıklamalarda olduğu gibi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikadaki inatçı tavrı da huzurumuzu kaçırıyor. Mavi Vatan stratejinden rahatsızız. Türkiye’nin sondaj ve sismik arama gemilerine sahip olması ve başına buyruk aramalar yapıp enerji bağımlılığını kırmak istemesi de bize çok dokunuyor.

    Öte yandan yerli ve milli teknoloji hamlelerine girişmesi, savunma sanayiinde silah pazarı olmaktan kurtulmaya başlaması, İHA’lar- SİHA’lar, gemiler, tanklar, helikopterler ve daha birçok alanda ve üründe milli üretimin hızlanmasının huzursuzluğu içindeyiz.

    S-400 konusunu da asıl bu nedenle mesele ediyor ve hepsinden çok tedirgin oluyoruz.

    Fransız Gazetesi Le Monde dediği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100 yıl önce Atatürk’ün yaptığını yapıyor olmasından yani emperyalizme karşı mücadele ediyor olmasından çok rahatsızız. Çünkü sömürü damarlarımız zedeleniyor. Mazlum halklar uyanıyor. Tarihin akışının değişim tehlikesi doğuyor. İşte bu yüzden durdurun Türkiye’yi. Durdurun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı. Köreltin Türkiye’nin tam bağımsızlık inancını, inadını, direncini, kararlılığını.

    Senatör olmuş ABD’li bu zatların, ABD Başkanı Biden’a yazdıkları mektubun Türkçeye çevirisi ve esasen söyledikleri bunlardır.

    Ve biz de Türk milleti olarak onlara diyoruz ki; dün olduğu gibi bugün de “ya istiklal ya ölüm”

    P

  7. MbS’in Huveysi’yi katlettiğini Sn Günay’ın yorumundan öğrenmiş olduk. Kaşıkçı gibi, Allah Hüveysi’yi de cennetine nail eyleyin. Bin Selman’ı bu dünyada tez günlerde ibret-i Alem perişan eylesin, öbür tarafa gittiğinde de Cehenneminde konuk eylesin. Ne zaman onunla ilgili bir haber görsem Kuran’da lanet edilen «Ebu Leheb»i çağrıştırıyor.

    Dünya ve insanlık tarihi çok katil gördü ama bu yaşadığımız devirde Muhammed bin Selman gibisini herhalde görmedi. Hz. Muhammedin adını bu derece kirleten bir Arap yeryüzüne gelmiş değil. Saddam deliydi, Esad bir deli, bin Selman hepsinde manyak, kral olmaya can atan bir çaylak!

    NEOM Yunan’ca “Yeni” ve Arapça “Müstakbel” kelimesinden oluşuyormuş. Batılı dostları (özellikle Hristiyan ve Yahudi dostlları Bin Selman’a muhtemelen Hz. Muhammedin adını anmaktan rahatsız oldukları için kısaca MbS diyorlar. İşlediği cinayetlerle hakettiği isim “Murderer bin Selman”, kısaltması yine MbS. “Ne” Yunancada “Evet” anlamında. O halde “NEOM” bu anlamda MbS’in ameline uyuyor; “Evet O Katil”. Kuran’da “Suçsuz yere bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” anlamında bir ayet var. Hüveys’i ve Kaşıkçı yakın zamanda öldürttüğü iki insan (kimbilir daha başka kimleri katletti). Bu adam nasıl müslüman? Koltuk kral koltuğu olsa ne yazar, değer mi? Mega projem dediği bu proje hayır getirmez. ABD, İsrail, ve Rusya bu katili ancak kendi amaçları için kullanırlar. Onlar gibi yatırım amaçlı bu projeye, milyar dolarların hatırına katılan herkes MbS cinayetlerine ortak olacak demektir. Allah’ın düzeni çetin!

      • Nasıl ortak olduğuna nedenleriyle karışık tek cümle ile cevap vermek gerekirse, “Tek Adam”laştırılan Mustafa Kemal Atatürk Paşamızın yapmış olduğu hatalara onyıllarca devlet politikası olarak körkütük bir şekilde abone olunursa bu projeden hayır gelmez, bir taraftan Leninistler, Mao’cular ki bir temsilcisi Pekekeciler ve Pirinçekgiller, diğer taraftan bilumum cemaatler ki bir temsilcisi Gülencikler ve bir şekilde kendilerini kurtarmak için daha niceleri ortaya çıkar, askerler/polisler ülkeyi nasıl kontrol edeceklerini şaşırırlar darbeler/müdaheleler yaparlar ve bundan dolayı eski emsallerimizin “Tamam tuttu bu projemiz; şimdi, yesinler birbirlerini-kendilerine hiç gelemesinler” şeklinde ayar ve alkışlarına mazhar olurlar ve böylece asker-sivil herkes bir taraftan çekerken bukelemun fırsatçı asalaklar her-partici olup ülke kaynaklarına direkt ve dolaylı olarak el koyarlar, ülken gittikçe (ve düzensiz bir şekilde) artan nüfusuna orantılı olarak gelişemeyeceği için güçsüz kalırken güçlenen diğer ülkeler seni kullanır ve senin insanlarına istedikleri muameleyi yapar, sana karşı kullanırken senin GIKın çıkamaz, ancak onların teşvikiyle insan hakları siyaseti uyarınca müsade ettikleri kadar kendi insanını savunabilirsin, nokta

  8. SATÜRN Gezegeni İbadete açılmalı.

    Reis’de son zamanlar bir yorguınluk bezginlik görüyorum.
    Herhalde yapılan hataların vicdanda yorgunluğu olması gerekir.

    Reis, Aya çıkma yerine Satürn’ü ibadete açalım deseydi, Çok oy kazanabilirdi çok büyük hata etti.
    Nede olda Reis her şeye oy gözüyle bakıyor.

    Yerli araba dedikleri tamamen italya şirkete yaptırılan araba.
    Tenekesinden hariç tümü ithal ürün olacak.
    Araba lüks bir araba yaklaşık 700.000 tl ile 1 trilyon civarında olacak.
    Bu parayı verecek Türkiyede çok az kişi var.
    İhraç edilecek dense Adamların Mercedes, BMW, Volkswagen gibi araçları var bizim arabayı ne yapsın.

    %100 Yerli Yavru vatan Ürün Günsel b9 Arabayı öneririm. Hem ucuz Hem Yollarda
    https://www.youtube.com/watch?v=K_2rrHBbImU

  9. bae nin marsa yaptığı yolculuk dostlarından yardım alarak başarılmış.
    ne yazık ki topraklarındaki petrolü bile çıkarabilmek için batıya ihtiyaç duyan ve bu nedenle büyük bir kısmını paylaşmak zorunda kalan milletlerin, marsa gitmek gibi bir gaileleri olabilir mi? batı savaş giderlerini ödetmenin bir yolunu bulduğu gibi, uzay araştırmalarının giderlerini yüklemenin de bir yolunu bulmuş, gel seni marsa göndereyim tadında…
    bae de çok sayıda üniversite olduğu halde araştırma yapılmadığı bilgisi var yazıda. zaten makale ve atıflara bakıldığında bu açıkça görülebilir. ne yapıyor öyleyse bu üniversiteler. biz de olduğu gibi, her mahalleye bir üniversite açalım, açtık mı açtık diyelim. ama ne öğretim verilsin, ne araştırma yapılsın tadında. pek çoğunda öğretim üyesi yok, olanlar da aya koşmayı heyecanlı bulan bir zihniyet elbette…
    mega proje severler, mega saraylar, ultra lüks araçlar ve uçaklar gibi her şeyin megasına halkın parasını, pulunu kendi çiftlikleri gibi harcarlar, isimlerinin bu mega projelerle yaşamasını istedikleri için. insanın ölümsüzlük derdi eski hikayedir.
    neom projesi de böylesi bir aldanışın sonucu olsa gerek.
    isim de özel zaten.
    nemo hiç kimse demek. jules vernin ölümsüz eserinde neutilusun kaptanının adı nemo idi. sevimli bir balığın adı da.
    bir robotlar şehri olacak olması yönünden ama aslında pek çok yönden matriks filmiyle bir ilişki kurabiliriz zannedersem.
    çoğumuz izlemişizdir.
    baş karakterin adı da neo’dur. vaad edilen kurtarıcı temanın adı yani.geleceği kahin tarafından haber verilen kişi. neo seçilmiş kelimesinin anagramıdır. yunancada yeni anlamına gelir. filmde neo yeni bir hayata ve gerçekliğe uyanır. başkaları için de mümkün kılacağı yeni bir gerçekliğe işaret eder, yani yeni bir anlayışın seçilmiş kişisidir.
    NEOM da neMo gibi, neo gibi özel olarak seçilmiş kelime olup dinlere ait hiç bir sembolün olmadığı, kutsal topraklarda olması yönüyle de son derece anlamlı olan yeni bir gerçekliğin ve anlayışın seçilmiş kentidir.
    filmin yazar ve yönetmenleri olan larry ve andy wachowskilere,
    -” bu filmde inancın rölü nedir?” diye sorulmuştu.
    -” insanın kendine inanması desek tatmin edici olur mu*” diye yanıtlamışlardı.
    dindar bir bakış açısına göre insan kendine değil, yüce Allaha inanç ve güven duyar.
    filmde insanın temel sorunu günah değil, cahillik ve yanılsamadır.
    arkadaşlarına ihanet eden ve cehalete müthiş bir atıf yapan cypher ile telaffuz açısından lucifer arasında az da olsa yakınlık vardır. şeytanın avukatı filmindeki robert de nironun oynadığı şeytanın karakteri louis cyphre gibi…
    eski ahitte zion kudüsün şairane ve dini anlam yüklü ismidir ve filmde zion son insan şehri, son kaleydi. asilerin hava taşıtlarının adı da nebuchadnezzardır.
    tarihini ve dinini bilmeyen insanlar bazı sembolleri okumakta zorluk çekerler.
    bilerek ya da bilmeyerek, yeni gibi görünen ama kadim bir hikaye olan bir şeylerin bir parçası olurlar.

    abd’nin yedi sefer aya araç göndermekten vazgeçmesinden (1970) tam 50 yıl sonra bizimkilerin aya yolculuk hazırlığına başladığı haberi sadece yandaşların heyecan duyacağı bir haber tadında.
    eyyyy göklerden gelen bir emir vardır diye bağıra çağıra sultan gücü geçebilecekler mi izleyip görelim… hazır gitme projeleri yapılırken bizim beşi bir yerdeler de aya koloni kurma, devremülkleri pazarlama işlerinin davet usullü ihalesini de alırlar sanırsam. bitcoin bazlı en aşağı 100 yıllık anlaşmaların ön ödemelerine en geç 2023 te başlarız herhalde.
    neom projesi müteahhitlerine gün doğar da bizim projelerin müteahhitlerine doğmaz mı??? günler de doğar, çiçekler de açar…

    • parsel parsel bölünmüş dünyada.
      Ne’m kaldı?
      Dolar belki bitkoin üzerinden garantili, belkide küresel mahkemeler icat edilerek (uzay kanunlarıda bahanesiyle) bu kurallarla yeni bir anlaşmlar furyası,
      hemde bu günlerde Yeni! Anayasa lafları..
      şimdiden hazırlıklı olmak lazım!

  10. Sayın Koru ,

    Rahmetlik amcam anlatırdı. Osmanlı idaresi Haleb e vali tayin etmiş. Vali duruma bakmış bütçe yetersiz. Payitaht tan tahsisatın arttırılması talebinde bulunmuş. Mukabil yazı Vali nin imar faaliyetlerine başlaması imiş . Vali bir anlam verememiş. Tekrar yazmış. Maaşları ödemeye yetersiz bir bütçe sebebiyle tahsisatın arttırılmasını taleb ettik. İmar ihtiyacı yok. yapılması gereken herşey yapılı zaten.
    Payitaht tan gelen son yazı çok kısa ve özlüdür.
    Hey Eşşek yık da yeniden yap !

    Kıssa dan hisse ortada bir proje dolanıyorsa onu finanse edecek ve böylece kazanç umacak bir zümre olduğu gibi onu gerçekleştirmek için çalışacak ve böylece bir kazanç elde etmeyi umacak birileri her daim olacaktır. Türk müteahhitleri Çin den sonra ikinci sırada. Çin kendi finanse ettiği için öyle. Israil de 20 yıldır tower lar yapan Türk şirketleri var . Son on yıl da İsrail ile ticaret hacmimizi 10 kat arttırdık. Paranın dini imanı yok vesselam

    Biraz da cambaza bak meselesi !

  11. Ülkemizin gerçek gündemi; adalet, ekonomi, yolsuzluk ve koronavirüs salgını vd…
    İstanbulda genç bir çift 1.5 yaşlarındaki çocuklarını komşuya bırakarak intihar etti. İnsanlar aç, esnaf isyanda, hergün onlarca işyeri kapanıyor. Kendini yakanı mı ararsın?
    Yine İstanbulda denize atlamaya karar vermiş genç çifte vali ve kaymamak sahip çıktı. Adaletsizliğin dibi tahmin sınırlarını geçmiş. Özdağ’a saldıranlar serbest, sarma saranlar hapiste. Khklılar aileleri ile açlığa mahkum. Mafya racon kesiyor. Uygur Türkleri kardeşlerimize sahip çıkılmıyor. Pahalılık almış başını gidiyor, gıda fiyatları üç market zincirinin insiyatifinde. Daha birçok konu hem de acil konuşulması ve çözülmesi gerekirken siyasetçiler ve okur yazarlarımız havadan sudan aydan konuları tercih ediyor. Vebali var…

  12. NEOM’un yapılacağı çöldeki kabileler, topraklarına zorla el konulmasına karşı çıkmışlar; karşı çıkanlardan Huveysi adındaki kişi, terör örgütü üyesi olmakla suçlanmış, teslim olmayınca da çöldeki evine bombalı dev! bir operasyon düzenlenerek hunharca öldürülmüş, bu diğer kabilelere de bir gözdağı olmuş. Aynen Cemal Kaşıkçı’nın hunharca katledildiği gibi…

    NEOM’un inşasının sadece ticari, bilimsel, modern bir gelecek inşaa ediliyor olmasının ötesinde siyasi bir anlamı da olmalı.. öyle ki İslam’ın zuhur ettiği topraklarda, Kabe’nin bulunduğu bu memlekette yapılacak olan NEOM’da, dine -bütün dinlere- dair hiç bir objeye yer verilmeyecek olması da irdelenmesi gereken başka bir konu.

    Şehirde insan nüfusundan fazla robotların olacak olması, geçmişinde putperest bir toplumun genlerini taşıyan ülkede, bir “robotperest” neslin ilk örneğinin yetiştirilecek yer olarak seçilmiş olması da manidar.

    Projenin finansmanının Suud’un kendi varlık fonunda biriken petro-dolarlar ile sağlanacağının haricinde, projeye yatırım yapacak sınırlı sayıdaki ülkelerin başını ABD, İsrail ile Rusya’nın çekiyor olması, -projede Çin’in adı hiç geçmiyor; nasıl olsa Çin, insanını zaten robot gibi yaşatıyor ya, bundan dolayı ihtiyaç duymamış olabilir- aslan payının da ABD ile İsrail’e ait olması projenin bir dayatma olduğunu da akıllara salıveriyor: MbS, kral olmanın yolunun İsrail ile ABD’den geçiyor olduğunu biliyor; Suudi Arabistan, İsrail ve ABD politikalarına hiç bu kadar açıktan hedef olmamış veya bu politikalara hiç bu kadar ram olmamıştı.

    Teknoloji çağını yaşıyor dünya. Dünyanın, biriktirmiş olduğu teknoloji stokunu insan hayatına, toplumsal hayatı biçimlendirmeye sarf ediyor olması normal belki, ama meseleye küresel bir anlam katacak olan NEOM ile benzeri yapılar, insan ruhunu öteleyen, onu ruhundan soyarak bir eşyaya indirgemeye çalışan “bilimperestlerin” egosunu tatmin etmenin bir yolu olabilir lakin, yanında dünyanın şımarık zenginlerini de o yola sokuyor: Ruhunu tatminde yanlış yola sapanlar, ruhtan kendilerini de soyacak fantezilere yatırım yapıyorlar.

    Bizde de “Ay’a çıkmaktansa NEOM’a yatırım yapalım” diyecek kendi çapında zenginler vardır elbette ama henüz “Ay’a çıkacağız” meselesi yeniyken bunu dillendiremezler. Kim bilir, belki de bizimkiler de, NEOM’da küresel yatırımcılar için angarya, kendileri içinse devasa sayılabilecek projeleri elde etmekte sıraya girmişlerdir bile.

    • yani Hasan bey pes bugün size. öyle bir yazı hiç yazmazdınız lakin, bugün şom kelimesi hafif kalır, üç harfliler desem hurafe der geçer, proje desem kimse inanmaz.
      Kanal- Manal dan başlamışsınız, kepçe Kaşık tan devamla, havalanı metro derken..
      yemin ederim kalbim sıkıştı okurken.
      zaten birilerinin ikide birde siyasetçilerimize posta göndermesi (koymasımı deniyordu bilemedim) yetmezmiş gibi onca makam aracını zırhlıisterim de isterimmi deyip bir sürü masraf daha çıkaracaksınız.
      bırakın öyle kalsın Ay’ı lar ininde, biz hasret güneşe.

  13. Hakikaten insanın sinirlerinin bozulmaması elde değil.Mizaha vurarak içimizdekini yumuşatmaya çalışıyoruz.

    Kendini insanlığın dünya ve ahiret mutluluğu için feda etmiş Sevgi Peygamber’inin takipçisi Müslüman zihniyeti bu mu olmalıydı?Allah’ın bir süreliğine emaneten verdiği petrol gibi bir kaynağın insanlığın mutluluğu yolunda kullanılabilecek getirilerini sen götür dağlara,taşlara yatır…Kutsal toprakların dibinde yeni Lasvegaslar oluşturmak ne matah bir iştir!Beldeler içinde öylesi yaratılmadığı belirtilen yüksek kulelerle,binalarla dolu yerle bir edilen İrem ülkesi Ad’ın, Semud’un,Sebe’nin müreffeh memleketlerinin de o toprakların dibinde olduğu da mı hatırlanmaz?Oysa Kur’an’ın kaç yerinde geçici dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden başka bir şey olmadığı hatırlatılıyor,ben sayısını bilmiyorum.

    Müslümanın herşeye ticaret mantığıyla yaklaşması nasıl bir Müslümanlıktır ki?

    En önemli yatırımın insana olan yatırım olduğunu anlayamayacak kadar kendinden uzaklaşmış bir Müslüman zihniyeti (?) ne kadar acı.Müslüman olsun olmasın dünyanın birçok yerinde sefaletin dibini yaşayan insanlar,savaşlarda veya idare baskıları altında, mülteci kamplarında,ahlaken düşük toplumların içinde ziyan olup giden çocuklar, kadınlar varken eldeki Allah vergisi geçici dünya imkanlarını sidik yarışı niyetine heba etmenin Allah huzurunda verilebilecek bir hesabı olduğuna kim ikna etmiş acaba bu Müslümanları?Oysa o imkanlar dünyanın her yerinde insanın ahlaken yüceltilmesi amaçlı da kullanılabilirdi.

    Gerçekte “Ben yerlere ve göklere sığmadım, ancak mü’min kulumun kalbine sığdım.” manasınca huzura erdirilmiş kalp sahiplerinin yetiştirilmesi,insanlığın bu kıvama erdirilmesi dünyayı da herkes için cennete çevirebilecek en önemli yatırımdır.El uzatılan her ihtiyaç sahibinin mutluluğu dünya mutluluğunu,huzurunu artıracak en büyük mutluluk kaynağıdır.

    Sömürü düzeni refah sahiplerine böyle böyle yeni aldatmacalar kurarak,iyilik hareketlerine de türlü tuzaklar kurup onların boğulmasına el ayak olarak dünyayı sömürmeye,kirletmeye devam ediyor ve bu düzenin çarkları arasında sayısı belirsiz insan da ziyan olup gidiyor.Ziyan olan insanlar da ziyan olurlarken dünyayı ziyan etmekte kendi üstlerine düşenleri yapacaklardır elbet.O çark her şeye tüccar kafasıyla yaklaşanların dünyasını da yok etmeye kadirdir.

    Yeryüzünde herkesi mutlu etmeye yetecek dünya imkanlarının türlü eziyetler altında hayatta kalmaya çalışan ve başka da birşey öğrenmeye fırsat bulamayan insanlar VARKEN dağlara,taşlara,gezegenlere gömülmesi bence israftan ve ahiret hayatını da ebediyyen karartacak zulümden başka bir şey değildir.
    Yazık bu zihniyete!

  14. Burada bedava sağılacak
    bir millet varken, kim gidecek arabiya çöllerinde iş yapacak. Nasıl olsa proje üstüne proje, borç üstüne borç, vergi üstüne vergi koyuyorlar, milletin gıkı çıkmıyor. İşsiz, aşsız beslemeye devam ediyoruz besleme müteahhitleri. Bugün aya, yarın Mars’a gidiyoruz diye kandırmaya devam ederler. İşletilmeye devam.

    Karadeniz’in sahiline havalanı zinciri kurdular denizin içine, samsun, ordu, Giresun, Rize, Trabzon. Kim uçuyor buralara, kaç uçuş, kurtarıyor mu? Hayır elbette. Yatırım yapıyoruz görünüyor, müteahhitler malı götürüyor, fakir millet de vergi üstüne vergi ile bu yolsuzlukları beslemeye devam ediyor.

    Şimdi utanmadan aya 4 şerit yapacaklarmış. Yerseniz. Yiyen çok. Böyle millete böyle idare lazım. Az bile. 8 şerit yapsınlar. Karadeniz havaalanlarını da ikiye katlasınlar. Enayi çok ödeyecek.

    Yola devam, yolsuzluğa devam, uçmaya ve uçurmaya devam. Gelsin IBAN’ler. Hadi bakalım pamuk eller cebe ey millet. Sen öndeki, aşağı bak!

    • birslogan vardı ‘yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diye.
      mevcut yönetenler böyle dediler mi hiç bilemiyorum. deselerdide olurdu.
      Atatürk H.Limanı rneği mesela.
      yarın putinle ortaklık bitttimi o havalanları da biter mi? asıl soru bu olmalı bence.
      keşke AVM yapsalarmış demeyiz umarım.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız