Beyrut’ta Türk ve Türkmen de var, Anadolu’dan gitme başkaları da.. Benim Beyrut’um…

49
Bir zamanlar dünyanın en iyi parti verilen 10 kentinden biriydi Beyrut..

Yaralı Beyrut’a yardım götüren Türkiye heyeti, bayrağımızı açmış, sokaklarında dolaşırken bir de vaatte bulunmuş: “Türk ve Türkmen olduğunu söyleyene vatandaşlık veririz.”

Lübnan’da Türk ve Türkmen var mıdır? 

Dünyanın dört bir tarafına dağılmış bir millet olduğumuza göre orada da bizden uzantılar mutlaka vardır.  

Orada Anadolu’dan gitmiş başka bir kitle olduğunu ise biliyorum.

Bir gençlik toplantısına katılmak üzere, MTTB adına, o zaman henüz başkent olmamış Suudi Arabistan’ın Riyad kentine gitmiştim, 1973 yılının sonunda. Ardından Cidde ile Mekke’ye uğramak ve ilk kez hac yapmak da nasip olmuştu.

[CHP-MSP hükümetinde bakan olmuş Korkut Özal da hac için oradaydı. Birlikte bulunduğumuz ortamda biri “İsmet İnönü vefat etmiş” haberini verince, Korkut Bey‘in, “Her hacda böyle balon rivayetler çıkar” dediğini hatırlıyorum. İsmet Paşa bu defa gerçekten vefat etmişti (25 Aralık 1973).]

Dönüşte Beyrut’ta birkaç gün geçirmek istedim ve bunu yaptım da…

“Hastalık var, sağlık var”

Reklam

Kemik ısıtan sıcaklıktaki Cidde’den o sıcağa göre ayarlanmış giysilerimle yağmur serinliği yaşanan Beyrut’a indiğimde, ilk işim, üzerime koruyucu bir şeyler almak üzere çarşıya uğramak olmuştu.

Vitrinine biraz göz gezdirdikten sonra işimi görecek montlar da satan bir mağazaya girmeye karar verdim. Tezgahın arkasında gençten bir kadın rafları düzeltiyor, önde duran bir erkek satıcı da müşteri mi dost mu olduğunu kestiremediğim biriyle Arapça konuşuyordu.

Arapça konuşuyorlardı, ama araya “Hastalık var sağlık var” gibi Türkçe cümleler de sıkıştırarak…

Satıcının benimle ilgilenmeye başladığı Arapça cümlesine, ben, “Türkçe bildiğiniz anlaşılıyor” girişiyle mukabele ettim. Üçünün birden dikkati üzerimde yoğunlaşıverdi.

Dükkandakiler 1900’lü yılların başlarında Adana’dan Beyrut’a göç etmek zorunda kalmış iki ailenin fertleriydi. Kadın da dükkan sahibinin kızıydı. Her üçü de hayatlarından bir günü bile Türkiye’de geçirmedikleri halde çok düzgün Türkçe konuşuyorlardı.

Bir zamanlar başka bir dil bilmenin fazla önemli olmadığını ifade etmek için “Beyrut’taki hamallar da yedi dil konuşuyor” denirdi. “Şark’ın Paris’i” bilinen Beyrut’un kozmopolitliğini bundan daha iyi anlatan bir cümle olamaz. Arapça da konuşulan illerimizden pek çok kişi, daha iyi bir kazanç kapısı olduğu için, yolunu oraya düşürmüştü.

Fakat muhatap olduğum kişiler onlardan değildi.

Tahmininiz doğru: Ermeni’ydi üçü de…

Reklam

Kötü kaderli Lübnan

Paris kadar canlıydı o dönemde Beyrut. 

Sonradan değişik zamanlarda bir çok kez gazeteci olarak yolum Lübnan’a ve Beyrut’a düştü. Her seferinde birbiriyle çelişik duyguların esiri olduğumu iyi hatırlıyorum.

İsrail yanlısı bilinen Hıristiyan Falanjistler, Filistinli mültecilerin yaşadığı Sabra ve Şatilla mülteci kamplarını basıp binlercesini öldürdüler (Eylül 1982). Onun öncesinde, sonradan başbakanlık da yapmış olan İsrail’in o sıradaki savunma bakanı Ariel Şaron’un kendisine ‘Beyrut kasabı’ unvanını kazandıracak Lübnan’a yönelik saldırıları var.

[Falanjistleri Filistinli mültecilere saldırtanın da Şaron olduğu ardından başlatılan soruşturmalar sonunda ortaya çıkmıştır.]

Tabii bir de Lübnan iç savaşı var. 1991 yılına kadar 15 yıl 6 ay boyunca süren iç savaşta en az 120 bin kişinin hayatını kaybettiği biliniyor. İç savaş yüzünden onbinlerce insan yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı, bir milyonun üzerinde Lübnanlı başka ülkelere göç etti.

Hafız Esad’ın Suriyesi de iç savaşı bahane edip Lübnan’ı işgal etti ve 2005 yılına kadar işgalini sürdürdü.

İşgalin sona ermesi, dönemin Lübnan başbakanı Refik Hariri’ye düzenlenen suikastın arkasında Suriye ve Hafız Esad’ın bulunduğunun ortaya çıkması sonucu gerçekleşti.

Refik Hariri’yi üç gün öncekine yakın bir patlamayla otomobili içerisinde öldürdüler.

[2005’te meydana gelen suikastın soruşturması halen devam ediyor. Konu şu günlerde bir mahkemede yeniden ele alınacaktı. Şimdi yeni patlamanın sorumlularının kim olduğu soruşturuluyor. Bakalım bu soruşturma kaç yıl sürecek?]

Kötü kaderli bir ülke Lübnan.

Suriye işgali sırasında Lübnan’ın Bekaa bölgesi terör örgütlerinin eğitim alanı haline dönüşmüştü. PKK’nın da orada ‘akademi’ adını verdikleri bir eğitim merkezi bulunuyordu.

Abdullah Öcalan’ın Suriye dışına çıkartılmasını sağlayacak sürecin ilk adımı olarak, DYP-SHP hükümetinin içişleri bakanı İsmet Sezgin’in bir Şam seyahati vardır. Sezgin orada görüştüğü Hafız Esad’a, “Türkiye’nin dostluğu daha değerlidir” anlamına gelen cümleler sarf etmişti.

Suriyeliler, “Bakın biz teröristleri barındırmıyoruz, sizdeki bilgiler yanlış” diyebilmek için bakanın yanında Şam’a gelmiş gazeteci kafilesini Bekaa Vadisi’ne götürmüşlerdi. Oraya vardığımızda, ‘Mahsum Korkmaz Akademisi’nin levhasının indirilip yıkıma uğratıldığı halini görmüştük.

Gariptir, Beyrut’un 30 km doğusunda yer alan Bekaa’ya 1993 yılında hala Suriye hakimdi.

Bir daha da gün yüzü görmedi “Şark’ın Paris’i” unvanlı Beyrut.

Politikacıları Lübnan’a ihanet ettiler.

Üç gün önceki patlama kentin yarısını havaya uçurdu, diğer yarısını yaraladı, ülkeyi yasa boğdu.

Çin bir ay kadar önce, yeni güvenlik yasasıyla Hong Kong üzerinde baskı uygulayınca, İngiltere orada yaşayanlara, “Gelin, size vatandaşlık verelim” davetinde bulunmuştu (1 Temmuz 2020). Hong Kong 20 yıl öncesine kadar İngiliz sömürgesiydi; Hong Kongluların çoğu İngiliz vatandaşı zaten.

Şimdi biz Lübnan’da “Türkler ve Türkmenler başvursun, vatandaşlık verelim” davetinde bulunuyoruz.

Herhalde başvuranlar olacaktır.

ΩΩΩΩ

49 YORUMLAR

  1. Kim kendine Türk ve Türkmen diyiyorsa onlara Türk vatandaşılığı vereceğiz.

    Hükümet ortağı Perinçekgillerin gazetersi . Ne diyiyor?
    “‘Uygur’ yalanında birleştiler: Kışkırtma ittifakı!” https://www.aydinlik.com.tr/uygur-yalaninda-birlestiler-kiskirtma-ittifaki-turkiye-aralik-2018-5

    Bu likte! Hani bizm m Devletullahın terörist dediği ,HDP ve gene Milliyetçi Havada Partisi (MHP) ile Uygurlar için Tartışiyorlar! Yalnış anlaşılmasın! Uygurları savunan Halkların Demokırat Partisi Çının Uygurlara karşı soy kırımını anlatiyor Milliyetçliği Havada Partiside ortaklarına yaranmak için HDPli’lere yalan söylüyorsunuz diyiyorlar.

    “HDP ve MHP tartışması: Uygurları sattınız” https://www.gazeteduvar.com.tr/politika/2020/07/11/hdp-ve-mhpnin-uygur-tartismasi-cine-savas-mi-acalim/

    • HDP ve MHP. Al birini vur ötekine … Güya Turancı MHP Uygur Türklerini satmakta bir mahzur görmüyor. HDP ise Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulmü ‘işte Türkiye de Kürtlere aynısını yapıyor’ diye kullanıyor. Yoksa Uygur Türklerinin hakları umurlarında değil tabi ki.

      Öyle yada böyle HDP ve MHP’nin bu şekilde karşı karşıya gelmesi Türkiye’de yaşanan samimiyetsizliğe muhteşem bir örnek oluşturuyor. Yerli ve milli ha?

  2. Cnn Turk’te başkan sözcüsü Kalın ile Ahmet Hakan’ın entelektüel şeysini(!) izliyorum. Modernleşmenin reddiyesi twiti üzerine derin bir sohbet. Çok komedi gerçekten. Çok entel dantel Kalın 180 karakterle kendini sınırlamayıp bir zahmet bir makale yazsaydı da modernleşmeden nasıl bir karın ağrısı çekiyor anlasaydık. Aslında bu tartışmaları üniversitelerden beklermiş. 210 üniversite yaptık ortada bir şey yok diye de üniversitelere çaktı. Yani üniversitelere çok söz hakkı tanıdılar da şimdi bir şeyler bekliyorlar. Entel seviyemiz bu. Oldukça kalın.

  3. Sayın H K bey! Siz demek’ki burada kendiniz çalmış kendiniz oynamışsınız! Uygurlar hakkında benmi yazmadım? Pes doğrusu.
    Aslında daha iki gün õnce Uygurlar hangı ülkeler aracılığı ile Çine teslim edildiğini linki ile birlikte yazdım. O yazım yayınland-ımı yayınlanmadımı bilmiyirum! Yalnız bugünkü ikinci yorumum yayınlanmadı.
    Nedenini ben biliyorum ve diğer yaziyi dikkatlice yazmama rağmen Uygur adını duyduğunuz an sizlere ne oliyorsa atağa kalkıyorsunuz.
    Hatta bir yazımda’de
    İlker başbuğ ve Perinçekin ekibi Çindeki türk iş adamları ile yaptıkları toplantıda herkes ordaki sorunları ve ne yapılırsa faydalı olacağını söylerken
    bu sitede sizin gibi sürekli Devletullahi kutsayan ve Çinde iş adami olan bir beyde Çindeki o toplantıda sorun olarak Uygurlari gösteriyor ve şöyele diyiyor”Çin hukumeti Uygurlar konusunda çok rahatsız” yani Türkiyede bazi çevreler Uygurlara yapılanlari dillendırdikleri için Çin hükûmeti raghatsız oluduğunu anlatiyor. Amacı Uygurlara sihip çıkılmamas
    Kusura bakyında herkesi kendiniz gibi zannettiğiniz için okuduklarınızı unutuyorsunuz yada işinize gelmiyor.
    Ben her zaman burada ve diğet sitelerde yaziyorum çünkü haberleri birinci elden “Uygurladan” aliyorum. Açıkcasi onlarla beraber çalişiyorum.
    Sadece isim olarak Müslüm olan ülkeler daha geçenlerde Uygurlari BM de terörist olarak kabul ettiler ve imzaladılar.onun Tercümesinide buraya kopilemiştım.
    Siz, merak ediyorsanız kendiniz bulun.
    Benim Uygurlar hakkında sadece bugün yazdığımı iddia etmenizde büyük yalanmi yoksa yalnışmi onada siz kara verin.
    Bakan beyin o acıklaması ırkçı bir açıklama bir devleti temisil eden o şekilde (her ne kadar emri yerine getirilmesi istensede) o açıklama şekli ve uslubu doğru değil.

    • Nurdan hanım, tahmin ettiğim gibi net bir kaynak gösteremediniz. Daha iki gün önce yazdım diyorsunuz. Sanki Uygurların meselesi iki gun önceki bir mesele, sanki Trump bu işi Çin’e karşı siyasi elverişli bir silah olarak kullanmağa karar vermeden önce Uygurların meselesi yoktu!! Bana belli belirsiz ilker Başbuğun, Perinçekin iş adamlarıyla Çindeki toplantısı felan falan feşmekandan bahsedeceğinize şu tarihte şunu yazdım işte burada deyip tarih ve kaynak gösterin. Sessiz kaldığınız dönemlerdeki benim yazdıklarımla karşılaştıralım. Haklıysanız o zaman teslim ederim. Bu şekilde değil! Haksızlığa karşı siyasi karalama fırsatçılığı, siyasi atak ve taktiklerle bir yere varılmaz, hele de Allah indinde. Bana, “sadece insani açıdan”; yani siyaseti karıştırmadan ne yazdınız onu gösterin. Devletullah benim değil sizin icadınız bir kelime. Vatanullah olarak ABD/Kanada’yı seçtiğiniz, Türkiye’yi boşverdiğiniz için mi oluyor bütün bunlar?

      • H.K bey! ben size kaynak göstermek zorunda değilim, Google’dan ararsaníz kendiniz bulursunuz, ama genede biri geçen yıl biride geçen hafta olan yazílarí veriyorum.
        Nurdan
        29 Temmuz 2020 At 09:51
        Filistin için İsraile eyyyy diyenler Uygurlara gelince Çinin gönlünu hoş etmek için onlar terörist alın siz hem öldürün hemde tecavuz edin…..m

        The Telegraph
        3 gün önceki sayısında “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’in Müslüman muhaliflerini önce üçüncü ülkelere göndererek iade edilmelerine yardımcı oluyor” diye yazdı.

        Haberde geçmişte Erdoğan’ın Çin’deki Uygur Müslümanlara karşı gözaltı merkezine götürüldüğünün belirlendiğini belirten avukat bu kişinin daha sonra Çin’e gönderildiğini belirledi
        The telegraph göre, bir başka Uygur kadını olan Zinntegul Tursun da geçen yıl Türkiye’den Tacikistan’a, oradan da Çin’e iade edildi. Bunlar Türk hükümetinin Uygurları deport etmesiyle ilgili basına yansıyan ilk haberler değil.

        ABD Devlet medyası National Public Radio’da Mart ayında çıkan habere göre Uygur mülteci Abdurehim Imin Parach İstanbul’da önce tutuklandı. Polis tutukluluk sırasında kendisine “Çin’e karşı konuşmamaya” çağırdığını belirtti. Parach bu tür taleplerin neden kaynaklandığını bilmediğini belirtmiş.

        Nurdan
        31 Ağustos 2019 At 18:29
        Erdoğanın! Hayranları! Haksizliği, hırsızlığı, zülumu, yalani ve iftirayi göz göre göre destekleyip alkişlarlar! Fakat, onlari eleştirenleride, “Allah ve Din ile”korkuturlar.

        Daha sonra yalanlari ve pilanlari ortaya çikmasin diye,F Koruyu susturmak için uğraşanlar arasinda , Uygurlari Çine gambazlayanlarda dahil, burada gelmiş din satmaya kalkişiyorlar. Siz gidin Uygurlarin bir miliyar dolara çine satanlara nasil yardim ettiginizi,ve gezi olaylarinin billakis esas savunduklarinizin olduğunu kendinize anlatin ve haklarini yediginiz insanlarin sayesinde cehennemde yanacağinizi düşünün.
        Havuzun iftiralarini gelin buraya yazin daha sonra milleti ahiretle korkutun.
        “EL HAYAYİ VEL İMAN”
        Ahlaki olmayanlarda iman olmaz.
        Aslinda aynaya baksalar kimin imansiz olduğunu dah iyi görürler.

  4. Serbest piyasada 1$ = 7,41 TL. Fakat önemli değil dolar 10 tl olsa kaç yazar. Paradan bir sıfır atarız yine 1$ = 1TL olur!

    10 Ağustos 2020 Pazartesi önemli bir gün olabilir.

  5. Nurdan hanım, kusura bakmayın size karşı ben de haktan, makul olandan yana müdahil olayım. Sapla samanı karıştırıyorsunuz. Sizin amacınız belli ve bunu oldukça aşikar bir şekilde çoğu zaman da ağzınıza burnunuza bulaştırarak yapıyorsunuz. Siyasi amacınıza hizmet etmedikçe bir şey yazmıyorsunuz. Sizi bugünkü konuda eleştirenlere hak veriyorum. Cevaben aşağıda yazdıklarınız bile aynı tonda. Uygur-Türkleri konusunda “sadece ve sadece insani açıdan” siz ne yazmıştınız ki? Şu yaptığınız amacınıza uygun fırsatçılıktan başka bir şey değil (üzüm yemek değil bağcı dövmek). Uygurlar konusunda burada ben yazarken, hatta kafiyeli bir şeyler de yazarken sizden tek bir ses çıkmadı (çıktığını iddia ediyorsanız tarihiyle birlikte net olarak gösterin-varsa). Sessiz çoğunluğa siz de dahildiniz.

    Aynı şekilde, İsrail’in çoğu zaman haksızca yaptıklarına karşı eleştiri sözkonusu olduğunda hakkıyla eleştiri yapan, açık ve net olan benim dışımda hatırladığım kadarıyla bir de didem hanım olmuştu. Her zaman yazarım yine terkar edyim, İsrail’in içinden gelse ve istese Lübnan dahil bütün ortadoğuya barış ve huzur, resmen, acele olarak ve çok daha kolay olarak gelir.

    Bu site size yaptığı pozitif ayrımcılığı başka kimseye yapmıyor. Aksi takdirde durum bir çok konuda daha fazla eleştiri alabileceğinizi gösteriyor.

    • Sayın H K bey! Siz demek’ki burada kendiniz çalmış kendiniz oynamışsınız! Uygurlar hakkında benmi yazmadım? Pes doğrusu.
      Aslında daha iki gün õnce Uygurlar hangı ülkeler aracılığı ile Çine teslim edildiğini linki ile birlikte yazdım. O yazım yayınland-ımı yayınlanmadımı bilmiyirum! Yalnız bugünkü ikinci yorumum yayınlanmadı.
      Nedenini ben biliyorum ve diğer yaziyi dikkatlice yazmama rağmen Uygur adını duyduğunuz an sizlere ne oliyorsa atağa kalkıyorsunuz.
      Hatta bir yazımda’de
      İlker başbuğ ve Perinçekin ekibi Çindeki türk iş adamları ile yaptıkları toplantıda herkes ordaki sorunları ve ne yapılırsa faydalı olacağını söylerken
      bu sitede sizin gibi sürekli Devletullahi kutsayan ve Çinde iş adami olan bir beyde Çindeki o toplantıda sorun olarak Uygurlari gösteriyor ve şöyele diyiyor”Çin hukumeti Uygurlar konusunda çok rahatsız” yani Türkiyede bazi çevreler Uygurlara yapılanlari dillendırdikleri için Çin hükûmeti raghatsız oluduğunu anlatiyor. Amacı Uygurlara sihip çıkılmamas
      Kusura bakyında herkesi kendiniz gibi zannettiğiniz için okuduklarınızı unutuyorsunuz yada işinize gelmiyor.
      Ben her zaman burada ve diğet sitelerde yaziyorum çünkü haberleri birinci elden “Uygurladan” aliyorum. Açıkcasi onlarla beraber çalişiyorum.
      Sadece isim olarak Müslüm olan ülkeler daha geçenlerde Uygurlari BM de terörist olarak kabul ettiler ve imzaladılar.onun Tercümesinide buraya kopilemiştım.
      Siz, merak ediyorsanız kendiniz bulun.
      Benim Uygurlar hakkında sadece bugün yazdığımı iddia etmenizde büyük yalanmi yoksa yalnışmi onada siz kara verin.
      Bakan beyin o acıklaması ırkçı bir açıklama bir devleti temisil eden o şekilde (her ne kadar emri yerine getirilmesi istensede) o açıklama şekli ve uslubu doğru değil.

  6. Büyük olayları etraflıca araştırıp öğrenebilmeme iki engelim var; biri amansız cehaletim, diğeri de cehaletimden kurtulmama engel olan işim (günlük 12 saat standart mesai, iş yoğunluğuna göre 18 saate kadar çıkan). tam bir kısır döngü içindeyim.

    Lütfen iyi düşününüz, benim gibi çıkmazda olanların önünde tek bir çıkar yol var, o da; “aklını kiraya vermek”. lamı cimi yok, başka da yolu yok, bu böyle.

    [sen kendi özel durumunu niye buraya yazıyorsun ki? diyebilirsiniz. ama bu bana has bir durum değil sadece. milyonlarca insan var benim gibi. ve daha ne iyi üniversitelerden ne derecelerle mezun olup da iki-üç iş yapanlar… ya da günlük hayatın hay-huyu içinde tüm dünyayı ilgilendirdiği halde önemli meseleler hakkında aman benimle alakası yok diyenler ve başka bahanesi olanlar…bitti mi hayır şu da var;  yegane işi araştıma-soruşturma olduğu halde, meselenin bize bakan yönüne ışık tutan bilgiler de sundukları halde olayın bütününü gözden kaçıran araştırmacılar…aslında çoğunluğumuzun ortak problemi; ilgi noksanlığından gözden kaçırdıklarımız…!]

    Çünkü……..!!!

    Hayatın her alanında ihtisaslaşmanın, her ihtisas alanında da aldatmacanın kandırmacanın genel kanaatler üzerinde açıklar arayıp, buldukları açıkları da fırsata çevirmenin  en üst seviye uygulamalı eğitimlerinin yapıldığı bir dünyada yaşıyoruz.

    işte bunlardan dolayı, aldatılmamak için aldanmamak için aklımızı kiraya vermeye mecburuz, ver kurtul ve insanlığı çıkmazlardan kurtar abicim…!

                                        ☆

    Genel kanaatlerde alay konusu olan bir yergi ifadesi olarak “aklını kiraya ver”ince kurtulmak nasıl mümkün?, üstelik de başka yolu yok; evet böyle diyorum ama bu aklımızı kime kiraya verdiğimize bağlı.

    Aklımızı kime kiraya vereceğiz hakikaten?

    Sorunun cevabını biliyorum bilmesine de nasıl anlatılacağını bilmiyorum, biraz düşünmeme izin verin. (Cinali yazı yazmaya heves ederse, böyle zorlanır işte :))

                                       ☆ 

    Yukarıdaki yazının başında Üstad’ın kullandığı fotoğrafa lütfen iyi bakınız. Benim gördüğümü sizler de görüyorsunuzdur; “her suçun cezası da kendi nevindendir” kaidesi.

    Beyrut dünyaca ünlü bir liman kenti. ülkenin en önemli gelir kaynağı liman, bir de eğlence sektörü. öyle ki google’a dünyaca ünlü eğlence mekanları yazdığınızda karşınıza çıkan değerlendirmelerde mutlaka ilk 10’da Beyrut gece hayatından bahsediliyor. ( az önce baktım platformlarda fuhuş simsarları olduklarını zannettiğim reklam amaçlı yorum yazılarıyla dolu). o kadar meşhur ki eğlence hayatı, bizim İstiklal caddesinde ‘beyrut’ tabelası asılı bar türü eğlence yerlerine bakılırsa Beyrut gece hayatının  ihracat kalemi olduğu söylenebilir. Yazının fotoğrafı da önemli gece eğlencelerinin bir parçası olan “havai fişek” gösterisini yansıtıyor zaten.

    Lütfen izleyiniz:

    Watch “Beyrut’ta neler olduğunu bir de buradan dinleyin.” on YouTube
    https://youtu.be/5bd_FscXMhY

    vidyoda anlatılanlar buradan da okunabilir:

    https://yetkinreport.com/2020/08/08/beyrutta-olanlari-bir-de-boyle-okuyun/amp/

    Murat Yetkin benimle aynı dünya görüşünden biri değil. ama akıl sahibi biri ve “politikacıların Lübnan’a ihaneti”ni adeta gözümüze sokuyor. Tıpkı Üstad Fehmi Koru’nun yaptıgı gibi…

    İster istihbarat örgütlerinin planlı bir eylemi olsun, isterse de sırf ihmalkarlıkla izah edilen bir kaza olsun ki; bana göre ikisi de doğru, sonuç değişmiyor: İlahi adalet tecelli etti  ve Beyrut patladı.

    Uzmanlar amonyum nitrat’ ın patlamasında sarımsı duman çıktığını söylüyorlar.  Yetkin reportun kullandığı fotoğrafta siyah, kahve rengi ve kızıl dumanlarin da olduğu görünüyor. yani “havai fişek”ler Beyrut’un cezası oluyor.

    Suçlu kim? bence herkes. Tıpkı hendekteki “havai fişek” fabrikasının 11 yılda 6 defa patlamasında ihmali olan herkesin suçlu olduğu gibi. Kuruların yanında yaşların yanması da cabası.(burada “uluslar arası istihbarat örgütlerinin uğrak yeri ve eğitim alanı:Türkiye”bilgisini hatırladım)

    Bize komşu sayılabilecek mesafede 100 binlerce evsiz kalan insanlara kucak açmamız insanlık gereği. keşke her mağdura yardım eli uzatılabilse…+…

    • Her ne kadar becerikli olursak olalım bir meleğin bilgisinin binde birine bile sahip olamayacağımız anlaşılıyor.
      Binaleyh ağzıyla kuş tutsalarda kimse hint kumaşı değilmiş meğer.
      Aslında her kul’da eşit diyorlar.. insanın insandan üstünlüğü de yokmuş.
      Fakat, beyruttaki de, idlibdeki de insan. Belki başka dinden, yada etnik kökenden.
      Lakin ona da sormamışlar anlaşılan:seni yaşadığın topraklardan peyktirmek için ne yapmalıyım sana? diye.
      Birisine tanklarla toplarla , ötekine beyaz dumanla işaret göndermişler!
      İyi de etmişler; belki onyıllar sonra şimdi kovdukları hurmaların çekirdek cücükleri,
      Onları kovacaktır atasının yurdundan hemde tükürükle…

    • Yısuf suresi 76’da verilen “Her bilenin üstünde bir başka bilen vardır” bilgisince,ben de sizin gibi cehaletimin boyutlarını kestirmekten acizim.

      Görebildiğim kadarıyla medyayı iyi takip ediyorsunuz,sağlam bir mantık işleyişiniz var ve yazıları anlamlarından saptırmadan yorumlamanız da takdire şayan.Ben yorumlarınızdan istifade ediyorum.

      Ceberrut yazısı münasebetiyle verdiğiniz linkten Ali Bulaç’ın yazıyor olduğunu da sizden öğrendim,bunun gecikmiş teşekkürünü de şimdi yapmış olayım.Üstad’dan da öğrenecek çok şeyimiz var;umarım cezaevi tedrisatından geçmiş haliyle cezaevine girmeden yazdığı Kur’an tefsirini günceller.Zira ben o haliyle o tefsiri okumak niyetindeyim.

      Öğrenmenin sınırı yok ve “her bilenin üstünde bir başka bilen vardır”.İnşallah ihlasla cennete götürecek kadar bilenlerden oluruz.

      Üstad Koru’nun yazısına da şiirlerinde İslam şehirlerinden bahisler açan Sezai Karakoç’un Alın Yazısı 4 şiirinden bir alıntıyla katkı yapmış olayım.Şair (sanırım seksenli yılların başlarında yazılmış) şiirinde Beyrut’u da ihmal etmemiş

      “Bırak Beyrut’a ben ağlayayım
      Altmış bin ölü verdi
      Daha dün
      Kardeş kardeşe”

      Nazif Gürdoğan’da “çevre kirliliği insan kirliliğinin çevreye yansımasıdır” demişti geçmişte.Kirlenen insan şehirleri de,ilişkili olduğu her şeyi de kirletiyor.İnsan ruh kirlenmesinden arındıkça kirlettiği şeyleri de azaltacak;bu da öğrenerek,cehaletini azaltarak sevgiyle oluşacak,diyerek bitireyim.

  7. …..
    Beyrut sakinlerine vatandaşlık verilmek istenmesinden ‘hizbullah militanlarına evimizi açmış oluruz’ diye endişelenmeye gerek yok. Tıpkı Ayasofya açılışından endişelenmediğimiz,  4 milyonu aşkın suriyeliye ev sahipliği yapmaktan endişelenmediğimiz, suriyede köle pazarlarında IŞİD militanlarının üç-beş dolara satın aldıkları küçücük kız çocuklarını Ankara nın merkezinde saklamalarından endişe etmediğimiz gibi, (daha neleri var da yazmak uygun değil). Ne kadar endişelensek de endişelerimizi kale alan kimse yok zaten. “ilahi adalet” tecelli edecek, başka yolu yok. “korkunun da ecele faydası yok” korkmaya da gerek yok. Adeta Cem Yılmaz’ın esprisinde dediği gibi maküs talihimize güle oynaya gidiyoruz. Benim şahsen ALLAH’ tan başka hiç bir şeyden korkum yok. O’ndan (cc) gelecek her musibete razıyım.

    Korkanlar varsa şayet, korktukları şeyden emin olmalarının, belalardan korunmalarının bir tek yolu var, o da akılları kiraya vermek.

    Öyle birine aklımızı kiraya vermeliyiz ki düşüncelerimize ket vurmasın, aklımıza set çekmesin, dalgınlık emareleri belirdiğinde “hiç düşünmez misiniz”, “hala mı ibret almıyorsunuz”, “ne zaman akıllanacaksınız, hiç ibret almaz mısınız” diyerek uyarırken aynı zamanda da ibretlik manzaralar seyrettirsin bize. Aynı zamanda her dediğini yaptığımızda menfaat görelim, her yasakladığından korunarak belalardan kurtulmuş olalım. Hem aklımızı tereddütsüz O’na teslim edelim, Hem de koşulsuz her dediğini yerine getirerek düşünce düğümlerimiz çözülsün, akıl yollarımız açılsın ve nöronlarımız canlansın hareketlensin. Öyle birine aklımızı kiraya verelim ki o zaman bütün dertlerimizden kurtulmuş olalım.

    Son paragrafta bahsettiğimden Yüce Yaratıcı’yı kastettiğim anlaşılmıştır sanırım ama benim asıl anlatmaya çalışıp da beceremediğim bu linkte: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/37/30-ayet-tefsiri

    • Şimdi bu aklını kiraya verebileceğini düşünüyorsan aldanıyorsun baran kardeş, yok başka bir üstakılın himayesine intisabetmek en güzelidir diyorsan onun sonuçları da işte ortada duruyor zaten; piyonlar şah olamaz, yaradandan başkasına kulluk edenin işi bitmiştir…
      Ne mutlu inancını ailesinden öğrenebilmişlere!
      Soysuzların kapısında sizleri bekleyen bir kap yal idi, o da burnunuzdan geldi gelecek!
      Allah akıl fikir versin hepinize!

    • Bakınız, Baran, İlahiyatçı Rıza Demircan (oğlu, Turizm Bakanı’nın yardımcısıymış), İstanbul Sözleşmesi’ni okumuş ve tefsir etmiş:

      “Batı ürünü olan İstanbul Sözleşmesi cebre dayanmadıkça geleneksel ve modern tüm uygulamaları yani haramları ve zararları doğal gören bir sözleşme. Zinacıyı, eşcinseli, lezbiyeni, kadın bedeninden para kazananı koruyor ve onaylıyor. Bir tür hayvanî yaşama onay da diyebiliriz.”

      Dilipak da bir tür otorite Yaratan ve Yaratan’ın Son Kitabı konusunda -öyle değil mi?

      Hocaefendi nasıl ‘tefsir’ ediyor İstanbul Sözleşmesi metnini?

      İ. Eliaçık da bir ilahiyatçı. Bir ton da kitabı var, Kuran tefsiri dahil. Eliaçık, Rıza Demircan’ın söylediğinin tam tersini düşünüyor.

      Bak burası önemli: Bu adamların (ve daha yüzlercesinin) hepsi, kendi ana dillerinde yazılmış aynı metni okuyorlar. Hepsi de Yaratan’ın bize ne söylediğini biliyor.

      N’olcek şimdi? Söyle Allah aşkına, hangisine teslim edeceğiz aklımızı?

      “Elbette ki Yaratan’a. Bunlar Yaratan değiller ki.” diyeceksin muhtemelen.

      İyi de, muhtemelen Arapça bilmiyorsun. Kuran’ı anlamak ve tefsir etmek, indiği dönemin Arap topluluklarına ilişkin hatırı sayılır tarihsel, toplumsal kültüre hakim olmayı da gerek gerektiriyor.

      Nerden bileceğiz böyle bir durumda Yaratan’ın bize ne söylediğini?

      Ben, sözleşme yanlısıyım.

      Yaratan’ın bizlere ne söylediğini bildiğini söyleyen adam, aynı sözleşme metnini okuyor, ve dönüp bana şunu söylüyor:

      “Bre cahii! Öyle ahmaksın ki, kendi ana dilinde bir metin okuyorsun, ve o metnin zinacıyı, kadın bedeninden para kazananı koruyor ve onaylıyor.”

      Haklı mı? Ben cahil ve de ahmak mıyım?

      • sayın hocam!

        bazen daraltı/can sıkıntısı  geldiğinde youtube’da ateist arkadaşların  inançlı kimselerin inançlarını ispat çalışmalarını alaya alan videolarını izliyorum. benim dikkatimi çeken kendilerinden o kadar emin konuştukları halde komik olmaktan kurtulamıyorlar. ben de keyifle izliyorum. müthiş mantık hataları yapıyorlar. en çok yaptıkları hata farklı kategori konularını sanki aynı meseleye ait şeylermiş gibi kendilerinden gayet emin bir şekilde aklınca delil ile sağlam argümanları çürüttüklerini zannediyorlar. her zaman yaptıkları elmayla armutu karıştırmaktan başka bir şey değil. 4 işlem kuralını da mı bilmiyorsunuz diyecem de bunlar üniversite mezunu insanlar. ateist bir arkadaş birgün heyecanla gelip, “hani Kur-an’da “her canlı ölümü tadacaktır” yazıyor ama bilim insanları ölmeyen deniz anası keşfettiler, 600 senedir ölmeyen deniz anası bulundu naabeer!” diyerek geldi. şaşırdım neye seviniyor bu diye. şaşkınlığım geçince – dünya ölüyor, gezegenler ölüyor, galaksiler ölüyor kardeşim. deniz yıldızı  ölümsüz ne demek. deyince bu sefer o abondone oldu. bu ateist arkadaşlar bu kadar komik olabiliyorlar işte. ama izlemesi keyifli oluyor. 

        benim gibi samimiyet yoksunu (gerçekte yazı işleri toplantısında namaz vakitlerini geçirdiği halde namaza kalkmadıkları anlatılan ) dindar görünümlü insanlar da tıpkı ateist arkadaşlar kadar komik olabiliyorlar.

        https://tr.m.wikisource.org/wiki/Kad%C4%B1na_Y%C3%B6nelik_%C5%9Eiddet_ve_Aile_%C4%B0%C3%A7i_%C5%9Eiddetin_%C3%96nlenmesi_ve_Bunlarla_M%C3%BCcadeleye_Dair_Avrupa_Konseyi_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi

        sözleşmenin tamamını okudum islam dinine aykırı bir tek madde bulamadım. dine aykırı maddeler olduğunu iddia edenler ateist arkadaşlar kadar komik duruma düşüyorlar. aykırılık şöyle dursun bu sözleşmenin her maddesini uygulasalar büyük sorunlar çözülür ülke hakikaten uçuşa geçer.

        öyleyse neden sözleşmeden çıkmak istiyorlar?

        Üstad önceki yazısında nedenini yazdı. benim bir şey söylemem uygun olmaz. ama gene de şunu söylemeden geçemiyeceğim; 45 + AB üyesi ülkelerin katıldığı bu sözleşmeden çıkmak Türkiyeyi batıdan tamamen koparıp asyanın karanlığına mahkum etmek demek ve korkarım bunu yapacaklar.

        Sizin asıl anlatmak istediğinize gelince tartışılması gereken bir konu, fırsatını bulunca devam etmek isterim.

        • Baran öyle daraltı/cansıkıntısı filan geldiğinde o denyoları izliiceene daha eğlenceli bişeyler izle bence, daha iyi gelir yani, en azından ufkun değilse bile gözün gönlün açılır…
          Haksız mıyım sn.bernar?

        • İnsanlar, daral geldiğinde, sözünü ettiğiniz türden yüzeysel tartışmaları neden gülüp eğlenmek, keyiflenmek için izlerler, Baran? Tarafların yüzeysellikte yarıştıkları o videolar karşınıda hissedilebilecek duygu eğlendirilmişlik duygusu mu olmalı, yoksa o yüzeysellikten hicap mı duymalıyız?

          “Ben ve herkes o insanın dindar olduğunu düşünüyorduk. Çok şaşırmıştık bir tanrı inancı olmadığını öğrendiğimizde.”

          “Ben ve herkes, o insanın bir tanrı inancı olmadığına kanaat getirmiştik. Bir gün kendimizi doğaya verelim bir kaç saatliğine dedik, bir korulukta yürüyüşe çıktık. Sözünü ettiğim o insanı bir ağa gölgesinde çimenlerin üzerine seccadesini sermiş ibadet ederken gördüğümüzde ne kadar şaşırdığımızı dün gibi hatırlıyorum.”

          Bazı insanlar bazı insanlara yukarıdaki kurgusal sözleri söyletirler. Onları istemeden şaşırtırlar.

          İster dindar ister inançsız olsun, onların erdemli ve bilge insanlar olduklarını düşünürüm.

          Bir insan ateist veya dindar olduğunu bas bas bağırma gereğini neden duyar, Baran?

  8. Lübnan’daki Túrkler ve Túrkmenler ordaki patlama nedeni ile mağdur oldular.
    Çín Uygurlarlarín Kökünü kazíyor bunu yaparkende tecavüz den tutunda “UYGURLARA” akla hayale gelmedik işgenceler yapiyorlar ve çinliler tarafından her túrlü ahlaksız muameleye mağruz kaliyorlar, ibadet yasak, dillerini konuşmak yasak, akla hayele gelmeyen bútún ahlaksızlíklari onlara uygulayan Çine sıra gelince hepiniz dilinizi yutuyorsunuz.
    Fakat! Filistin için sokaklara dökülüp bar, bar, bağíríyorsunuz.
    Sizin! Türklüğün’üzde Müslüman’lığınızde, bu ise?
    Bu demekki hepsi gõsterişten ve kuru lakırtıdan ibaret.
    Bakan bey Uygurlar’a síra gelínce neden Dilini yutuyor?
    Senelerdir! Bu sitede yorum yaziyorsunuz şímdıye kadar ne Uygurlar’a nede Súriyedeki Túrkmenler’e õvey evlat muãmelesi yaparcasına tepki göstermek bi tarafa eliniz tek kelime dua yazmaya dahi gitmiyor…
    . Esas ezilen çíle çeken onlar!
    Sizler tarafíndan savunulanlan ise Filistinliler.
    Tabii Filistinlileri sevdiğinizden değíl rantın danıskasını onların sayesinde kazandığınızdan dolayı
    Madem herkes kendi milletine yardım ediyorsa Araplar sizin milletınızmı?

      • Sn mim bunu anlamanın bir yolu uygurların kullandığı lisana bakmak. https://gag.wikipedia.org/wiki/Uygur_dili

        Aşağıdaki metinden Türkçe ile olan benzerliğine karar ver (uighurlanguage.com adresinden alıntılanmış):

        Önce Türkiye Türkçesiyle

        “Bir gun sevmedigi bir komşusu Nasreddin Hoca’nin kapisini caldi; bir gunlugune esegini kendisine vermesini rica etti. Hoca:
        – Eşek evde yok, dedi.
        ama tam sözunu bitirmisti ki ahirdan eşegin sesi yukseldi. hoca’nin komşusu:
        – Hoca, dedi, bunu sana hic yakistiramadim. yaziklar olsun, esek burada oldugu halde yalan soyluyor, bana “yok” diyorsun. İşte anirip duruyor mubarek.
        Hoca hidettle cevap verdi:
        – Sen ne acayip adamsin yahu! asil sana yaziklar olsun. bir esegin cikardigi sese inaniyorsun da benim gibi ak sakalli bir adamin sozune inanmiyorsun.
        *
        Şimdi de uygur Türkçesiyle:
        “Bir kün yahşikurmeydighan bir hoşnisi Nasirdin Hojaning işigini urup, eşegini bir künlik ötnige berişini soraptu.
        Hoja:
        – Eşek öyde yokh, dedi.
        Sözini tügütüş bilenla oyining arkhisdin eşigining hangirighan avazi çikhti. Hojining hoşnisi:

        – Hoja, dedi, buni sanga hiq maslaşturalmidim. hijili bolghin, eşek buyerde turup tursa yalghan sözlevatisen, manga ‘yokh’ devatisen. u hangirap turvatidughu.

        Hoja şiddet bilen javap berdi:

        – Sen ajayip adamkensen, ya! özeng hijalet bolghin. bir eşekning çikharghan avazigha işinivatisen, hejep mendek bir akh sakhallikh adamning sözige işenmeyvatisen.”

        • Transkripsiyonu biraz kötü ama anlaşılır bir metin sayın hk, paylaşımınız için teşekürler…
          Uygurca bir bilmecem var benim de!
          Bir kız babasıyla parkta gezermiş, onu gören bir oğlan beğenmiş ve kıza sormuş;
          Yanındaki adam kim?
          Kız şöyle tarif etmiş:
          “Canımın cananisi, yüregimnin paresi;
          Onun anası, benim anamın kaynanası:)”
          Kimmiş o adam?

          • -Parktaki oğlanın beğenip te sorduğu kızın anasınının kocası! (mı?), yoksa bu oğlanın kıskandığı kızın anasının kaynanasının kocasının oğlanlarından biri (mi?)

            -Transkripsiyonların daha güzel olabilmesi için ortak bir alfabe geliştirmiş olmak gerekirdi. Bu işe müslümanlıktan kaçmak adına sözde Türklüğe sığınan CeHaPenin ipleri eline aldığı dönemde başlansaydı yahşi olurdu…

    • Nurdan abla, yıllardır buradan sürekli devlet büyüklerimize hakaretler savuruyorsun, iftiralar atıp tutuyorsun; bir kez olsun pensilvanya malikanelerinde münzevi bir yaşam sürene tek laf ettiğini göremedik daha? Halbuki lafını esirgemezsin sen diye biliyoruz; ne ayak?
      Sayın fkt gibi ayının bildiği kırk türkü kırkı da armut üstüne niyeyse?
      Onun bunun kime ne ettiğini bırak da 250 şehidimize de bir fatiha yolla emi!

  9. Macron Lübnan gezisi eleştirilerine “bırakalım Türkiye mi sahiplensin “ gibi bir cevap vermiş
    Şükür mekanın sahibi geri döndü ve yavaş yavaş bu topraklara hami olmaya başladı
    Bunu bütün emperyal güçler artık açıktan itiraf ediyor da “papazın haşhaşileri “ bin dereden su getiriyor
    Korkun sırada güneydeki sevdiğiniz ülke var
    Ona da sıra gelecek
    Haçlılar size birşey yapmaz ama biz çok canlarını yaktık bize yapar

    • Güneydeki sevdiğiniz ülke kim? Kim neden seviyormuş? Erdoğan mı sevmiş de sonra aşkına karşılık alamayınca isyancıları desteklemiş? Sonra da YPG-PKK hortlamış! Biz insanları seviyoruz ama içlerinde ençok sevdiğimiz Türk Milletidir, sizin gibi Arap ümmeti değil.

      • Bak kendini nasılda biliyor
        Bilmiyormuş numarası da çok güzel
        Papazı besleyen hangi ülke niye bir adamını 30 yıl besler islama hizmet olsun diye
        Haaa Onun Ortadoğu’daki en büyük müttefiği kim
        Haaa oda işte güneydeki en sevdiğiniz ülke

        • Kendiniz yazıyor kendiniz inanıyorsunuz. Yahu Suriye’yi neden sevecekmişiz? Esas siz seviyorsunuz ki Türkiye’de 4 milyon Suriyeliye rızkımızdan kesip bakıyorsunuz. Haram zıkkım olsun emi!

          • Duyan da, Suriyeli mülteciler gelmeden önce iş aş sorunu, şiddet bilmem ne sorunu olmayan bir ülke zanneder Türkiye’yi.

            Bu söylediğinizi bir Alman Türkler için söylediğinde ırkçı, Türkiye’de siz söylediğinizde makul bir bakış açısı.

          • Irkçılıkla bir alakası yok. Bizim rızkımızdan kesip 4 milyon Suriyeliye’ye harcanan paralar haram zıkkım olsun. Suriye sorununu başımıza bela eden de Erdoğan’dır.

  10. Lübnanlı Türkmenlere vatandaşlık vermek … Tam Erdoğan’a göre fırsatçı bir yaklaşım. Birkaç bin seçmenim daha olur diye düşünür o. Oysa doğru olan Lübnanlı Türkmenleri dolaylı yöntemler ile destekleyip Lübnan’da söz sahibi olmalarını sağlamaktır.

  11. Hariri deyince aklima Turk Telekom felaketi geldi, Hariri ailesine satildi, ici bosaltildi, bankalari da dolandırıp gittiler, uzerine bir bardak soguk su ictik. Butun bunlar olurken, Beyruta giden heyetin baskani da T. Telekomda yonetim kurulu uyesiymis… Simdi diyor ki, Vatandaslik verelim, beni aldi bir korku.

  12. Türk ve Türkmenim diyenlere vatandaşlık vermek de ne oluyor? Irkçı ve düşünülmeden yapılmíş bir teklif.
    Bir bakan bunu nasıl söylüyor?
    Güya insanlık ediyor.
    Peki diğer ülkelerde aynen bizim bakan gibi yardímlari kendi ırklarından olanlara yaparlarsa o zaman! diyelimki eşlerden biri Arap diğeri Türk o zaman siz sadece Türkemi yardım yapacaksíníz? Veya Arap devletleride sadece Araplara mi yardım edecekler.
    Peki Túrkiyeden oralara gõç etmiş Kürtler, Ermeniler, ve diğer ırklar İnsan değlmi?

    • Efendi bu ırkçılık değil aileni korumaktır. Arap olanları da Irak düşünsün, Suudiler düşünsün, Mısır düşünsün…..
      Nedense Türk adını duyduğunuz anda ırkcı damgasını anında vurabiliyorsunuz. Bu iki yüzlü tutumunuzdan gına geldi artık. Sizin derdiniz eşitlik değil, Türk düşmanlığı.

      • “Efendi bu ırkçılık değil aileni korumaktır.”
        “AİLENİ KORUMAKMİ” dediniz? MaşAllah koruyuculara bakın TC kuruldu kuruları! Hiç bu kadar AILE BÖLÜNÜP TARİMAR OLDUĞU GÖRÜLÜP DUYULDUMU? Önce çakma iftiralarla! Millet Zillet illet diyerek bebeklere kadar terörist ilan ettiğiniz ailenizi Koruyun daha sonra rant için kullanacağınız soydaşlarınıza sahip çıkın’ki inandırıcı olasınız.
        İSTERSENI bu işe Parçaladığınız ailerden DİŞLİ KARDEŞLER ile başlaya bilirsiniz!
        Bahs ettiğim kardeşlerden terörist ilan ettiğiniz TC devletini eski Genareli ve Başınıza tac ettiğınız Büyük elç kardeşleri birleştirin daha sonra
        Lüblanandakı rat amaçlı TC devleti adına söylediğiniz laflarınızide bin düşünün bir konuşunki biraz az hata yapasınız…

    • Nurdan abla fransa ve diğer bazı batı ülkeleri tam da dediğiniz gibi yapıyorlar, hatta fransızlar afrikaya gönderilecek şişesuları bile daha küçük şişelerle değiştirip yollamıştı vaktiyle, artan para cebe tabii…

    • Vatandaşlığı kime verecek .tabiki kendini türk hissedenlere verecek.yoksa gelin ey insanlık ne olursan ol sana vatandaşlık dağıtıyorum mu diyecek.İkinci husus giden yardımlar ermenisi kurdu türkü herkese yapılıyor.At gözlüğü ile bakıp herşeye itiraz etmeyin.

      • Mim Bey! Ben baltayı taşa falan vurduğum yok.
        Irkci bir teklifi! Bu teklifi babamda yapsa karşı çıkarım.
        Bir devlet yetkilisi kalkıpta dûşünmeden öğle teklif edemez.
        Artı rat için milletide en ayi yerine koyamaya ne hakkı nede yetgisi var.
        Madem bu kadar Türk severler, Türkiyeye sığınmış Uygurlar, niye tekrar Çine teslim ediyorlar.
        Önce ülkeyi bölmekten vaz geçsinlerki daha sonra bunların samimiyetine inanalım.
        Ha enim ırkım doğruları yazmak ve konuşmak için bana engel olmaz.
        Milletin yarısını terörist ilan edin daha sonra kalkın milleti uyutun.
        Şu an! UYGURLARIN YARDIMA IHTIYACI VAR….
        Doğru her zaman balta değil acı olur…

        • Uygurlar konusunda size katılıyorum. Fakat kızgınlıkla konuşmak, yazı yazmak ters teper, onu demek istiyorum. Mesela ablanıza bir süre Erdoğan’ı kötülemeyin, herşey iyi gidiyor büyük adam valla falan deyin. Altı aya kalmaz Erdoğanın gerçekte ne olduğunu görür.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız