Bakanların açıklamalarına kızanlar var, ama kızmak yerine anlamaya çalışmak daha doğru…

71
Reklam

‘Devekuşu gibi başını kuma gömmek’ dilimizde de kullanılan evrensellik kazanmış bir deyim… 

Gerçekten devekuşları başlarını kuma gömünce kendilerine yönelik tehlikeden o yöntemle korunacaklarını sanıyorlar mıdır?

Bilmek mümkün değil.

Fakat biliyoruz ki, devekuşları zaman zaman başlarını kuma gömüyorlar.

Onları bunu yapmaya yönlendiren güdüleri farklı olsa bile insanoğlu bazen o deyimi hak edecek tarzda davranabiliyor.

Korona rakamları doğru mu?

Sağlık bakanı her gün korona konusuyla ilgili son durumu açıklıyor. Kaç kişiye test yapılmış, o gün kaç yeni vakayla karşılaşılmış, kaç kişi koronadan vefat etmiş… Aynı açıklamada en baştan son güne kadar karşılaşılan vaka sayısı ve toplam vefat sayısı da yer alıyor…

Kulağıma gelenlerden, okurken gözüme takılanlardan biliyorum: Açıklanan günlük vaka sayısı ile vefat sayısının gerçeği yansıttığına inanmayanlar var.

Reklam

Her gün hastalara çare arayan uzmanlarda da benzer kuşkular bulunduğu, tabip odalarının ayrı listeler tuttuğu da biliniyor.

Doğru olabilir mi bu kuşkular?

Bilmiyorum.

Ancak, eğer dışişleri bakanının turistlerin muhatap olacağı herkesin aşılanacağına dair açıklamasının akla düşürdüğü yaklaşımla ilgili olarak böyle bir yola başvuruluyor ve gerçekler yabancıların kanaatlerini etkilemek için gizleniyorsa, bunun doğru bir yol olmadığını biliyorum.

Hiçbir şey bugünün dünyasında gizli kalmaz çünkü. Daha da kötüsü, gerçeklerin gizlendiği kanaati yerleşirse, buna gösterilecek tepki gerçeklerle yüzleşme durumundan daha da sert olur.

Türkiye’ye de turist göndermeleri beklenen devletlerin yayınladıkları listelerde, bizde açıklanan verilerle benzeşen duruma sahip ülkeler ‘yeşil’ veya ‘sarı’ sütunda yer alırken, ülkemizin ‘kırmızı’ sütuna yerleştirilmesinin sebebi budur.

En son İngiltere vatandaşlarına korona yüzünden Türkiye’den uzak durulmasını tavsiye etti. 

Bir sebep de ‘aşı’ konusu. 

Reklam

Pek çok ülke titiz denetleme kurulları tarafından laboratuvar testine tabi tutulmamış aşıları geçerli saymıyor. Çin aşısı ile Rus aşısı bu kategoride. Sınırlarını yabancılara açmaya başlayan ülkeler uygulanan aşılara bakıp geçerli-geçersiz sayılanlar arasında farklı muamele yapmaya başladılar.   

Nijerya havalimanlarını Türk ziyaretçilere kapalı tutacağını açıkladı.

Enflasyon rakamları doğru mu?

Benzer bir durum ekonomi alanında da yaşanıyor.

Devletin ilgili kurumunun her ay açıkladığı enflasyon rakamlarının sahihliğinden de kuşku duyanlar var. Bazı ekonomi hocaları kendileri gerçek enflasyon rakamı arayışı içerisine girmişler ve devlet kurumuyla aynı yöntemi uygulayarak vardıkları oranı açıklamaktalar.

İki oran arasında ciddi fark bulunuyor.

Hazine ve maliye bakanı çıktığı TV programında alternatif çalışmayı yürüten ekonomi profesörleri grubunu mahkemeye vereceklerini söyledi.

O bakana da kızılıyor.

İyi de, enflasyon gizlenebilecek, gerçeğinin öğrenilmesi engellenebilecek bir konu değil ki…

Türkiye’nin ve benzeri pek çok ülkenin ekonomik durumunu yakından izleyen uluslararası kuruluşlar yanında kendisine bu konuyu özel ilgili alanı olarak seçmiş bilim insanları da var.

Amerika’nın itibarlı Johns Hopkins Üniversitesi profesörlerinden Steve Hanke bunlardan biri. CV’sinde değişik ABD başkanlarına danışmanlıklar da bulunan Prof. Hanke evrensel ölçütler kullanarak hesapladığı ülkelerin enflasyon oranlarını her yılın başında yayımlıyor. 

Onun bu yıl başında yayımladığı değişik ülkelere ait enflasyon rakamlarını aynı ülkelerin ilgili devlet birimlerinin resmi rakamlarıyla birlikte sunduğu tablo şu:

Prof. Hanke’nin enflasyon tablosu..

Türkiye’nin resmi enflasyon rakamı (% 14.60) ile Prof. Hanke’nin hesapladığı rakam (% 27) arasında neredeyse yüzde 100 fark var.

Hangi rakam doğrudur?

Gerçekten bilemiyorum. 

Ancak zaten bu tür konularda bizlerin kanaati fazla önemli değil. Aynen korona konusunda karar verirken Türkiye’nin yaptığı açıklamalara aldırış etmeksizin kendi verilerini kullananlar gibi, Türk ekonomisine değişik sebeplerle ilgi duyan yabancılar da alternatif yayınları göz önünde tutarak konuya yaklaşıyorlar.

Korona konusunda verilen resmi rakamlara bakarak karar almıyor ülkeler; yabancı yatırımcı da gideceği ülkeyi uluslararası kurumların değerlendirmeleri ile yabancı uzmanların kanaatlerini öğrenerek belirliyor.

Resmi rakamlarına güven duyulması beklenen devlet kurumunun başında bulunan kişilerin sıkça değiştirilmesi de güven aşınması meydana getiriyor.

Hesap edilmeyen hesap

Yukarıda iki konuda -korona ve enflasyon rakamlarında- kuşkuların doğruluğu konusunda bilgi sahibi olmadığımı özellikle belirttim. “Kuşku duymaya mahal yok” desem bunun herhangi bir sonuç doğuracağını sanmıyorum. Esas etkilenmesi gerekenler, verilere bakarak karar vermesi beklenen dış çevreler.

Şimdi soru şu: Esas etkilenmesi gereken dış çevrelerin burun kıvırdığı veriler ne işe yarıyor? 

Bizleri etkilemek için verilerin şöyle veya böyle olmasının hiçbir önemi yok. Çarşı-pazar hesabıyla ekonominin durumunu kolayca değerlendirebiliyor, koronanın en yakınlarımıza kadar sokulan sonuçlarına herbirimiz bizzat muhatap oluyoruz.

Politikacılar her şeyi hesaplıyorlar ama galiba tam da bu gerçeği hesaplayamıyorlar.

Dışişleri ile hazine ve maliye bakanlarının açıklamalarına kızanlar, tepki verenler var; onların açıklamaları olmasaydı bu yazı yazılmayacaktı.

ΩΩΩΩ

Reklam

71 YORUMLAR

  1. Rakamlarla aramız iyi değildir aslında hiçbirimizin. asgari ücret az geldimi basarız yaygarayı. kira çok geldimi feryat figanı.
    devletin herşeyi bağlanmış üç beş gelecek rakama. asgarisi mi dersin, enflasyonu mu yoksa dövizi kur’u mu?
    belkide demek lazım:takma hiçbirisini kafana.
    devletçilikten biraz özele doğru akarız diye seçtik o birilerini,
    düştük bir kuyuya ki gelsin Yusufu çıkaran bizi de çıkara.
    olmasa bu kadar bağımlılık bunlara, olmayacak rakamlarla derdimiz tasamız.

  2. Bahri bey nice mutlu kandillere inşallah!
    Abi bizim burda kimse memleket güllük gülistanlık, yönetimi de dört dörtlük diyen tek savunmamızı göremezsiniz?
    Sadece milli aradenin seçtiklerine ve manevi değerlerimize yapılan haksız itham ve hakaretlere, saldırılaracevap veriyoruz…
    Eleştirilecek mevzu, tırnak arasında kir ararsan her zaman bulunur:)
    Yere göğe koyamadığınız bu chp ve dostlarının ağzından bir kez olsun hayır çıktığına şahit oldunuz mu siz ömrünüzde?
    Ki burada ben bugüne kadar tek chpliye rastlamadım, ne işi var zaten korusitesinde, allah için açıp tek sayfa yazıyı bile okuyamazlar;
    Buralara gelip sıvanıp duranların kim olduklarını siz benden iyi bilirsiniz, en sonuncusunun da boynu vurulana kadar;
    Durmak yok, yola devam!
    İtin sahibi varsa kurtun da allahı var!
    Kırk kafirin önünden bir mümin kaçarsa, ona da yazıklar olsun!!!

  3. Haberturkün çöplüğünden aldım bu şeyi; şeyi kıymetli bazı arkadaşlarımıza eski türkiye nostaljisi yaptırmış oluruz hem; devlet baskısın bıkmış ender bey bile üniversite mezunu bi başbakan seçilsin diye yana yana dolanıyordu bugün:
    “Eller nerede durmalı
    Galiba 1980 yılı idi.

    Darbe olmuş.

    Ben de Mektebi Sultani’de son sınıf talebesiyim.

    Levent Büfe’de yediğimiz öğlen yemeği sonrası okulun önünde, o zamanlar trafiğe açık olan İstiklal Caddesi’nin Boğazkesen’den gelen yolla birleştiği yerde birkaç arkadaş dikiliyoruz.

    Birden etrafımızı polisler sardı.

    Ne olduğunu anlamadan bizi bir minibüse tıktılar.

    Minibüste biz yaşlarda birkaç genç daha.

    Niye oraya tıkıldık bilmiyoruz.

    Sonra anladık ki, İngiliz Konsolosluğunun karşısında bir yere bir pankart asılmış, polis de şüphelileri topluyor.

    Polislere “Abi bizim alakamız yok” falan diyoruz ama dinleyen yok. “O zaman kim astı gösterin” diyor polis.

    Biz hala işin gırgırındayız, Ayı Mustafa “Bak abi bu astı galiba” falan diyor, polis onları da topluyor.

    Polis minibüsü bir anda tıka basa Taşlıtarla minibüsüne döndü.

    Sonra kalktık ve o sırada Artizler Kahvesi yakınında, Papirüs Bar’ın karşısındaki Beyoğlu Karakolu’na geldik.

    Karakolda ifademiz alınacak ama rahatız.

    Polisler bizi tanıyor. Mahallenin çocuğuyuz ya.

    Neyse ifade için bir odaya sokulduk.

    Dönem gereği ayakta ifade veriyoruz.

    Tam nasıl minibüse tıkıldığımızı anlatıyorum, odadaki komiser olduğunu tahmin ettiğim zat birden köpürdü.

    Masasından kalktı, öfkeyle yanıma geldi ve “Çek ulan ellerini g.tünden” diyerek bir tekme patlattı kuyruk sokumuma doğru.

    O gün anladım ki, “Devletin karşısında eli kıçında durmak doğru bir iş değil.”

    O gün bugündür ne zaman devlet görsem elimi önümde birleştiririm.”
    (F. Altaylı)

  4. “Şeriat geliyor” yaygarası da eski etkinliğini kaybetti.
    “Ekonomi” üzerine çalışmak da beklenen tepki dalgasını yaratmıyor.
    Peki, iç savaş kışkırtması?..
    Sağ-sol çatışması yaratmak artık mümkün değil.
    Türkiye ne 1970’tedir ne de 1980’de.
    Türkiye’de sol yok hükmündedir, sağ da iktidar ortağıdır.
    “Polisten dayak yeme zevkini” tatmin etmek isteyen birkaç nostaljik zibidi ölçü olamaz.
    Eskiden sağ-sol çatışmasına “aksesuvar” olarak uyguladıkları bir Alevi-Sünni çatışması?
    Denediler, “peşrevini” yaptılar, ne Alevi vatandaşlarımız yüz verdi ne Sünni vatandaşlarımız.
    Darbe?
    Ordu büyük ölçüde FETÖ’den temizlendi, Kemalist subaylarda da “hâl” yok…
    Üstelik bu sefer Devlet Bahçeli’nin deyimiyle “sağ çıkamayacaklarını” da bilirler.
    Muhtırayla, bildiriyle olacak iş değil bu artık.
    Erdoğan, Demirel gibi şapkasını alıp gitmez.
    Şapkası yoktur bir kere!
    Suikast, yani Erdoğan’ı öldürmek?
    Çok iyi korunuyor. Belki de bu yüzden birtakım hainler “Ne gerek var bu kadar korumaya” diye algı yoklaması yapıyorlar
    Peki bu durumda Amerika, Erdoğan’ı nasıl devirecek?
    Deviremeyecek.

    • Fatih bey öyle şeyler yazıyorsun ki bu mübarek gece benim gibi bir akılsızı bile çileden çıkarıyorsun;

      Amerika’dan korktuğunuz kadar ALLAH’dan korksaydınız, Erdoğan’a tapındığınız kadar da ALLAH’a tapınsaydınız Kafanız kuma girmezdi.
      Devlet birbirine düşmüş kavga uluslar arası boyuta geçmiş senin söylediklerine bak.

      yanlış anlama dua niyetine yazdım. Mübarek Kadir geceni ALLAH kabul etsin.

  5. CHP saflarında İmamoğlu ve Yavaş’ın dışında “üçüncü ve beklenmedik bir isim” üzerinde duruluyormuş ama açıklanmıyormuş…
    İster misiniz Kılıçdaroğlu filmi başa sarsın da gene Muharrem İnce’yi göstersin?
    Vallahi şırakkadak düşer bayılırım.
    Aslında boş konuşuyoruz.
    Joe Biden kimi aday gösterecek? Önemli olan bu.

  6. Engin Özkoç.
    Kapanma kararlarının bundan sonra TBMM tarafından alınmasını istemiş!
    Bunların “güçlendirilmiş parlamenter sistemden” anladıkları bu olsa gerek.
    Çünkü millet açmış aç.
    “Ne alakası olduğunu” kendisi de bilmiyor.
    Meclis’e sormaya kalkarsan, önce bir komisyon kuracaksın…
    Aman dikkat et, sonra “Anayasa’da mevcut olmayan komisyon kurmaktan” ipe de gidebilirsin ha!
    Bu komisyon için partiler aday gösterecekler, oylama yapılacak…
    Kabul edenler, etmeyenler… Edilmiştir.
    Komisyon toplantılarına başlayacak.
    Kapanma kararı belki kabul edilecek, belki de edilmeyecek.
    Edilirse, komisyon kararı genel kurula “indirilecek”…
    Burada da gündeme alınması için bir zaman bekleyeceksin.
    Lehte ve aleyhte konuşmalar yapılacak.
    Muhalefet elbette karşı çıkacak.
    Sayın arkadaşlar, yeterlilik önergesi verilmiştir…
    Kabul edenler, etmeyenler… Edilmiştir.
    Sonra “asıl” oylamaya geçilecek.
    Kabul edenler, etmeyenler… Edilmiştir.
    Karar cumhurbaşkanına imzaya gidecek.
    Oradan da Resmi Gazete’de yayınlanmaya.
    Yürürlüğe girecek.

  7. Ender arkadaş “Şeysel” adaları şurası, kim niye kaçsın?
    Valla sizin işiniz de zor; 15 yıldır aynı terraneler, ölme eşşeğim ölme!
    Bu arada kimlerin nerelere kaçtığını da gördük! Sırtlarında para dolu çantalarla koltukaltlarında birer şişmebot, meriç kıyısında dolanıp duran kopil sürüleri…
    Matrakçıbaşının dediği gibi berlinde hakimler varmış; badembıyıklı iyi yetişmiş, dünyayı filan da tanıyan, sorgulayan, bilmem ne bilmem ne tosuncuklara sığınma hakkı vermek için kucaklarını açmış bekliyorlar!
    Efendim?

  8. Chp nin 14. katında Chp nin anketçileri grafiklerle bir bilimsel çalışma sunmuşlar
    Bu grafikte birçok örneklerden biri de; Ağaçtan havuza düşerek boğulan insan sayısı ile CHP belediyelerinin icraat sayısı paralel giden grafiğiymiş.
    Ama en önemlisi, Türkiye’de günlük makarna tüketme oranı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nde günlük yalan üretme oranının paralel olduğunu gösteren grafikmiş. Bunun üzerine karar vermişler. “Efendim bundan kolayı ne var” “Teşkilatlarımızı uyarırız, bundan sonra makarna tüketmemeye özen gösterirler.”

    • Fatih bey, bence chpnin anketçileri grafik olarak fehmi beyin bugünkü yazısına koyduğu devekuşu fotosunu kullansalar çok güzel olurmuş;
      Zillet ittifakı iktidarında dersimli kemalin ve türkiyenin duruşu ancak öyle özetlenebilir yani!

  9. Ali veli arkadaş daha dün “Kendi halimde Allah’a ve peygambere inanan sade bir vatandaşım..” diyordun ama bugün ininden çıktığın gibi maşallah taa ugandalara kadar uzanmışsın bakıyorum!
    Ne güzel, gidişin olsun da dönüşün olmasın inşallah; oralarda şopar oğlanlarıyla beraber “ankaranın bağları”nı söyler söyler ağlaşırsınız artık:))))

  10. Mümkün olmadığını başta FETÖ medyasına sahip çıkılmasından MİT Operasyonu’yla ilgili görüntülerin Cumhuriyet Gazetesi’ne sızdırılmasına kadar birçok olayda gördük. Bu işlerde görev alan bütün CHP’lilerin söylediği tek şey vardı:; “Biz bunları genel başkanımızın bilgisi dahilinde yaptık.”
    Birkaç gündür  gündeme olan Aykut Erdoğdu’nun CHP’li belediyelerden ve o belediyelerle iş yapanlardan para toplanması emrini CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu mu verdi?
    Baksanıza CHP’nin yerel yönetimlerinden genel merkezine nereye dokunsanız elinizde kalıyor. Sadece yolsuzluk ve nepotizm de değil, taciz ve tecavüz iddialarından, darbeyle tehditten de geçilmiyor.
    Bütün olumsuz koşullara rağmen CHP’nin neden iktidar umudu veremediği anlaşılmıyor mu?

  11. Şefkat tokadı lafzı olur olmaz çok sık kullanılır oldu. Konuya açıklık getirmek için yazmak gerek şefkat tokadı iyi bir şeydir öncelikle bunu yazayım. Çünkü gayrın tarlasına tecavüz etmesin diye bir çobanın sürüsünde yer alan koyunlara bir kaç taş atmasından o koyun anlar ki ben bir yanlış yapıyorum ve benden sorumlu çobanın bu taşı menfaatimedir deyip hayrın tarlasından çıkar. İntibah eder. Yani müntebih olmaya kabiliyeti olana şefkat tokadı adı üstünde merhameti ilahiyyenin tecellisidir ve manen der ki: Sende kabiliyeti hayır var, gel bu isabet eden musibet ile ayıl ve aklını imanla başına al. Şefkat tokadından bir üst seviye zecr tokadı olup muhatabına şefkatle değil tedip ve eğer aklını başına alırsa ıslah maksatlı gelir ağır neticeleri ile muhatabın intibahı mümkin, ancak zordur. Bunlardan sonra bir mertebe daha var ki Cenabı ErhamürRahim muhatabiyetini bu kimselerden esirger ve kendi hallerine bırakır. Bu kişinin kendi imkanları ile hatasından dönmesi intibah etmesi zordur, belki kuvvetli bir tevbe istiğfar ile ameliyatı cerrahiye misali ruhi ve kalbi marazlarına nedamet etmek ile mümkün olur. “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle satanlara gelince, işte onların âhirette hiç nasipleri yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem veren bir azap vardır.”Ali imran-77. Bu vesile ile Kadir gecesi ehemmiyetli bir intibah ve tevbe fırsatıdır. Ramazan’ın son on gecesinde ve tek gecelerde faziletine inanarak arayanların istifade edeceği
    Rahman’ın şehrayinidir. Teemmel

    • Bu papazın “sözümden çıkarsanız Allah sizi cezalandırır “ diyen kendini peygamwr ile eşdeğer görem şizofrenin haşhaşı ile zehirlendikleri. Lakırdıları aynen her yerde
      Vatan a ihanet edip Haçlılar ilke ittifak kurup ona bile şefkat tokadı diyorlar
      Yok koçum bu şefkat tokadı değil
      Bildiğin Haçlı yağdağnlığı

  12. Lebaleb pazarları gördünüz. Beceriksiz diplomasız bir iktidarın ülkeyi getireceği yer burası işte. Her gün bu ülkede yüzlerce insanın öldüğünü bile bile insanlar canlarını tehlikeye atarak üç beş lira ucuz alayım diye pazarlarda kuyruk olmuşlar.

    Öbür taraftan üretici kamyon kamyon çöpe döküyor ürettiğini. Satamıyor çünkü. Beceriksizlik her alanda paçalarından akıyor bu Ak-MHP iktidarının. Cahillik, beceriksizlik, hırsızlık ve yolsuzluk.

    Ülkemizin zavallı hali bu işte. Bu kadar rezalete ses çıkarmamak resmen kendimize zulümdür.

    Bunlardan önceki iktidar lise diplomalıydı. Bunun ne diploması var bilmiyoruz, ama yüksek okul olduğu tahmin ediliyor. Ya eyyyy millet, bir de üniversiteli bir adam getirin başımıza. Bu kadar mı körsünüz. Halimizi görmüyor musunuz?

    • Ender bey, galiba liseli başbakandan bi önceki bayan olan da ekonomi profesörüydü, eğer devri saadetinden mahrum kaldıysanız bi tur daha deneyelim kendisini, ne dersiniz???
      Hem nostalji yapmış oluruz hem de biraz kadir kıymet öğreniriz…

      • Evet o profesöre 28 Şubat darbesi vurdu. Sonra milletin seçtiği bir profesör daha vardı, Davutoğlu. Ona da pelikan darbesi vurdu. Yani okumuş adam istemiyorlar. İlla kör cahil olacak başımızdakiler, ki yönetemesinler, mafya da malı götürsün. Şeysellere, Karayiplere. Ülkenin zavallı halleri.

  13. Alman Kralı II Frederick ,1750 senesinde Potsdam yakınlarında çok beğendiği yeşillikler içindeki bir yere yazlık sarayını yaptırmak ister.Ancak alt tarafında bir köylünün bir değirmeni mevcuttur.Kralın adamlarının, yaşlı değirmenciyle uzun uzadıya yaptıkları görüşmelerden bir sonuç çıkmaz.Bunun üzerine kral değirmenciyi huzuruna çağırır . Kralın sözlerine ve gayretine rağmen yaşlı değirmenci ikna olmaz ve inadından vazgeçmez .İyice sinirlenen kral nihayet değirmenciyi tehdit etmeye yeltenir .Ancak değirmenci krala şöyle cevap verir ,
    – Berlin’de hakimler var, hiç bir güç , siz dahil onların üzerinde değilsiniz !
    Değirmenciye hak veren kral onun gönlünü alır , değirmenine dokunmadan onun yakınlarına Sansosi sarayını yaptırır ve değirmenciyle uzun yıllar çok güzel komşuluk yaparlar.
    Selamlar , iyi akşamlar

  14. AKP’den ‘U’ dönüşü
    Akar “Mısır ile ilişkilerimizin gelişmekte olduğunu görüyoruz. . Bu dosta güven, sevinç veriyor, bazılarını da korkutuyor ve yıldırıyormuş…

    AKP Kanada’da olsa tırafikte sürekli ceza yer.
    Bazı mahallerede U dönüşü yasak.
    Türkiyede Demokırası harıç herşey serbest.
    Onun İçin Dünyada tek başımıza kaldık.
    Eey çaresiz olunca dün Katıl düşman dediğimize bugün kardeş ve can dostumuz diyiyoruz.

    • Adam kavga etse kızıyorsunuz barış sa kızıyorsunuz size göre nefes alsa kabahat.
      Kavga da edersin barışırsın da bunlar normal davranışlardır. Ama psikolojisi bozuk insanlar bunu anlayamaz hayır da hayır başka kelime bilmezler.

      • Pisikolojisi bozuklar sizin gibi zalimlerin avukatlığını yaparlar. Biliyormusunuz! ben biraz yazmaya ara vermek istiyorum Matamatık uzmani olan siz ve çin uşağı Uygur gambazcısi ile birlikte sizlerin cahilliklerinizi burada birazda sergiletip ve sizide çıldırtmak için yaziyorum.
        Hele gambazci benim ismimi görgörmez Papaz diye yaziyor. Kendisi papazların eline sü dökemez.Aklınca hakaret ediyor.
        Elhemdullilah Ben müslümanı ve dinim başka inançlara saldırmayi ve hakaref etmeyı bana yasakliyor. Sizde din varmi bilmemde hić bir inanç zalimlere kul köle olmaya izin vermiyor. Belliki sizinki musade ediyor.

  15. Sayın Koru,
    Değindiğiniz iki konuda da şüphelerin olması normal. İçinde yaşadığımız ülkede neler olduğunun farkında olmadan yaşamamız beklenmez. Mesele bu iki konuyu vatandaşın nasıl değerlendirdiği.
    Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur derler. Cumhuriyet tarihinin en çok yatırımlarını yapacaksın , en müreffeh dönemini yaşayacaksın doğal olarak bunun bir faturası olacak. On yılda 35 milyar dolar cep telefonuna para vereceksin. Yıllık fındık ithalatından gelen döviz 1.5 milyar dolar. Genç işsizlere iş imkanı sağlamak için ihracata dayalı büyüme modeline geçip Çin ile savaşmak zorundasın. Turist de gelmiyor. 3 milyon kişi geçiniyor o sektörden. 30 milyar dolar para geliyordu. Batı gibi hazırda yok ki cepten yiyelim. Enflasyonu %27 ilan edip o oranda zam verecek durum yok şimdilerde.
    Covid ayrı bir hikaye . Vatandaşın yarıdan fazlası inanmıyor bu işe . 14 ay geçti . Covid den ölen sayısı 35.000 toplam ölen 535.000 . Covid yok iken grip ten ölen sayısı daha fazla. Başka bir hesap var diyor bu işin içinde. Artık Global ısınmanın önüne geçmek için alınan ve alınacak kararlarla milleti hizaya çekmek mi dersiniz , demokrasi fazla geldi biraz da otorite ile mi yönetelim dersiniz bilmem.
    Sayın Bahçeli nin eli arkasında fotoğrafları sosyal medyada yayılıyorsa vatandaşın herşeyin farkında olduğu gerçeği su götürmez.
    Bütün bunlara rağmen hala işin farkında olmayan olmak istemeyenlere de Allah basiret versin ne diyelim.

  16. Geçen sene!, Avrupa ve Dünya Korona’dan kırılırken, Türkiyede herhangi bir vaka tesbit edilmediğine dair devlet açıklamaları’nide eleştiren Avrupa kaynaklı bir haber okumuştum. O haberde Türkiye Cumhur Başkani 2’5’haftadır basının karşısına çıkmadığını’nın ve ortalardan kyip olduğunu’un
    nedenleninin yazmıştı.

    Fehmi Koru”yu burdaki troller havuz gazetecilerinden birimi zannediyorlar? Oysaki dūnya Koru ve onun gibi gazeteciler’in kolunda geziyor. iPhone’ saati!
    Gerçek gazeteciler cambazların ne yapacaklarını ve nasıl birileri olduklarını resimlerinden bilirler.

    O Avrupalı habercı ne yazmıştı biliyormusunuz! Türkiye koronayi ve korona hastalarını gizliyor diyerek 2,5 hafta örneği ile birlikte bugünler taa bundan 14 ay önce yazmıştı.

  17. Muhalefet, soruyor! 25 miliyon doz Çin aşısı nerede ?
    Ortaklardan MHP kanadı, eriyen oylarını tutabilmek için, çevresi geniş olan üyelerinin kulaklarına şunları fisildiyor! “Çin bizden Türkiyeye sığınmış Uygurları istiyor, bizede kabul etmeyince aşıyı vermiyorlar.” “Bahçeli uygurlari iade etmeyi kesinlikle kabul etmiyor.” onun için aşıları vermiyorlar.
    Varan bir! yalan, “BANA GÖRE.”

    Varan iki, yalanda şôle! Çin aşısı kısırlık yapiyor’muş, onun için Türkiye çin aşısını sadece yaşlılar, için kullanmış, bundan sonra o aşıyı, almiyorlarmış ve parasıde ôdenmemış zaten ödiyecek kadar “ENAYIDE DEĞILMIŞLER.”

    Buda varan bir yalan üç.
    Ayrıcada bilim adamlarımız aşı üretiyorlar Haziran Temmuz gibi kendi aşımıza başlanyacakmışız.

    Bunları bana anlatan yalan söylemiyor, fakat Bahçeli hayranı çevresi çok geniş biri olduğu için bu yalanların dağılması’na vesile olacağını zanneden simsarlar güya hükümetin sirri olarak gōsteriyorlar ve bunlar gibilerini inandıríyorlar.

    Ben bu yalanların üçünede inan’mama rağmen, bunların sıradan bir yalan değil milleti aldatma pilani olduğuna kanaat getirdim.

    Bana göre 25 miliyon çin Aşısı bizimkilerin elinde ve hazır bekletiliyor.
    Hani bizimkiler durdu durdu’da, bir son zamanlada kendi aşımızı kendimiz bulduk yakinda kendi aşimizı yapacağız diye ellerının altındakı çin aşısını kendi aşımız gibi millete yapacaklar. Peki Dünya bunlara inanacakmi tabiiki hayır.
    Yalnız bunlar için dünyanın önemi yok gideçekleri erken seçim için iyi bir malzeme olabileceğın’den dolayı.
    Bizde tilki siyasetçilerin sır gibi göstererek ortalığa yayılamasını isdedikleri çakma icraatları.

    Bunlari bana Ankaranın zengin sosiyetik bir mahallesinde 35 senedir esnaflık yapan MHP’li bacım anlattı, belliki kendisi bunları anlatanlara inanmış. O mahalle halkı genelde sol görüşlü ve kardeşimi’de eşinide çok seviyorlar, ayrıcada MHP li olduğunuda bilmiyorlar.

    Ben dün sadece dinledim, kardeşim anlatmaya başlar başlamaz bu siyasetçilerin bir cambazlık oyunu olduğunu hemen anladım ve onun için kendısine inanmış gibi davradım’ki bugün arayip fikrimi ve bildiklerimi kendisine anlatabileyim.

    Filistine gelince!
    Arapların hepsi ile Kavgalılar sadece Filistin ile barışıklar.
    Batılılar Arapların özeliklede Filistin diktatörlerinin oyunlarını yutmiyorlar.

    Olpiyat komisyonu olpiyatlatda siyasi slogan ve abülemlerin kullanılmasını yasakladıkları için Komitiye kokmuş Çine satılmış, Uygur Türklerine uygulanan soy kırımın protesto edilmesini engelemek içi bu kararı aldılar diye kıyamet kopariyorlar.
    Hangi Müslüman ve soydaş ülke, tecavüze ve soykırıma uğrayan Uygurlara sahip çıktı?

    Kendi gözlerindeki dikeni görmezler başkasının gözündeki dikeni görürler.

  18. devlet bahçeli mhp iktidara gelmelidir sloganı ile akp ile arasındaki köprüleri atma yoluna girdi.
    klasik devlet bahçeli erken seçim jargonuna hazır olalım.

    • Femdamat acele etme; yeni yorumcumuz toprak hanım cumhurittifakının iki partisi(MKP) birleşsinler diyor! Yani gitti gidiyor derken ikisi bir olup yine gelecekler galiba, benden söylemesi!
      Haa, o mu?
      Milliyetçi kalkınma partisi.

    • Bizim siyasetçiler herşeyde olduğu gibi bundada treni kaçırdılar bence efem.
      bir insana bir şans tanınır, iki şans tanınır. hele ki kurtlar sofrasında bence iki bile..

  19. Güçlü olmanın, zorbalığın ve yasa-dışılığı dibi, imanı, ya da herhangi bir ideolojisi mevcut değildir. Yegane amaçları karlarını mazimize etmek ve postadan alabildikleri kadar pay almaktır.

    Ekonomi krizde, pastadan pay gidecek, herkes kral çıplak diye bağıracak? Nasıl engelleyelim? Geçen sosyal medya da denk geldigim “uganda” hikayesini buraya ekleyeyim.
    bu gelişme bana geçmişte uganda’da yaşanan bir olayı anımsatmıştır.

    ön edit: olayların türkiye ve günümüz ile bir alakası yoktur.

    bumsucker (bs): ekonomide işler rayında değil efendim..

    uganda başbakanı(ub): turizm bize can suyu olacaktir.

    bs: efendim, vaka sayıları tavan yaptı, böyle ortamda turist gelmez. ( vorana-128 pandemisi)

    ub: tam kapanalım, vaka sayısı düşsün.

    halkın bir kısmı : iş, ekmek… aç kalırız, mahvoluruz, intihar ederiz.

    ub, bs: sus vatan haini, tetöcü…

    halkın hepsi :ok

    bs: efendim vaka sayısı düşmezse ne yapacağız?

    ub: vaka sayısı düşse de düşmese de düşecek. kesin birşeyler olacak.

    bs: vaka sayılarına geçen yıldaki kötü şöhretimizden dolayı bu sefer inanmayabilirler..

    ub: yıllardır enflasyon oranını değiştiriyoruz ama bir şey olmuyor, hala iktidariz aq öğrenemediniz bu isleri!

    bs: efendim bunlar yurt dışındaki turistler, bunlar bizimkilere benzemezler, sorgularlar!

    ub: turist görecek herkesi aşılayın o zaman aq. onu da ben mi söyleyeyim.

    bs: efendim, şimdi vatan hainleri yaşlı, genç sırası gözetmeden yaptığımız bu uygulamayi sorgulayacak, etik değil diyecekler..bunda sorun yok, ülkede ne yaptık da kim hayır dedi?..sadece mwitter ‘da gündem olur…ama turist gören herkese aşılayacağımızdan turistlerin nasıl haberi olacak ?

    ub: dışişleri bakanı, başın toplantısında tüm dünyaya ilan etsin..

    ılan edilir

    halkın bir kısmı : turistler ve onların parası bizden daha ki kıymetli?

    ub, bss: vatan haini, tetöcü.

    halk: ok.

    turistler gelir, güzelce tatil yaparlar, para gelir, ekonomi can bulur. fakirler daha fakir olur, ölenler olur, krizden intihar edenler olur vs..

    ama olsun bazılarının paraya, bazılarının tatile, bazılarının da ölmeye ve aşağılanmaya ihtiyacı vardır.

    halkın çoğu zaten unutur, her zaman olduğu gibi..ve bu hikaye akar gider.

    Allah’tan Uganda değiliz. Öte yandan, barbaros şansal da haklı çıkacak herhalde.

  20. Bizim köyde çapulculara çapulcu denir.Doğruyu söylenlere gayratullah dokunmaz,zalimler musallat olur.Dünyaya geldiğim günden beri musallat oluyorlar zaten.Onlar var diye susacak değilim.Dilsiz şeytan olamam. Korku içinde yaşayan adam asla hür değildir. (Horatius)
    Sadece Allah’tan korkarım.Allah’tan gayrısı umurumda olmaz.Çünkü;Korkunun olduğu yerde mantık barınmaz. (Lucius Lactantius).Cesurlar bir kere ölür, korkaklar bin kere.
    ”İşte bundan dolayı (onları tevhid inancına) çağır ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların arzularına uyma…”Şûrâ suresi,15 ayet. ”Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de. ”Mü’min Suresi, 52. ayet. ”……Siz onlardan korkmayın, eğer mü’minlerseniz, Benden korkun. ”Al-i İmran Suresi, 175. ayet.”….. (Kur’an’a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca Benden korkun.”Bakara Suresi, 41. ayet.”…. Allah’tan korkup-sakının. Mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.”Maide Suresi, 11. ayet.”….“Sadece benden korkun.” Bakara sûresi,40.ayet. Saygılar.

  21. Başında Prof Dr Vevsel ULUSOY’un bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG) 2020 yılı enflasyonunu %36,72 olarak açıklaması nedeniyle, TUİK’i itibarsızlaştırdıkları iddiası ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan suç duyurusunda bulunmuş.
    Batılı ülkeler ise ENAG türü alternatif araştırma yapanlara ayrı ve özel teşvikler veriyormuş.
    Herşeyi en yanlış yapmak zorundalar mı?
    Maalesef evet.
    Evet, en yanlış kadrolar atanacak, onlarda en yanlışı yapacak.
    İtina ile, özene-bezene.
    Devekuşu bile bu kadar yapamaz.
    Devekuşu başını 15-20 cm gömüyor.
    Bizimkiler 40 km den aşağıya.
    Mağmaya !

  22. Başında Prof Dr Vevsel ULUSOY’un bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG) 2020 yılı enflasyonunu %36,72 olarak açıklaması nedeniyle, TUİK’i itibarsızlaştırdıkları iddiası ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan suç duyurusunda bulunmuş.
    Batılı ülkeler ise ENAG türü alternatif araştırma yapanlara ayrı ve özel teşvikler veriyormuş.
    Herşeyi en yanlış yapmak zorundalar mı?
    Maalesef evet.
    Evet, en yanlış kadrolar atanacak, onlarda en yanlışı yapacak.
    İtina ile, özene-bezene.
    Devekuşu bile bu kadar yapamaz.
    Devekuşu başını 15-20 cm gömüyor.
    Bizimkiler 40 km den aşağıya. Mağmaya !

  23. daha geçen gün Antepte Camii içine postallarla girip biber gazli joplu bolislerin bekçilerin müdahalesinden haberin yok galiba. Müslüman ülkeyiz Müslümanın müslümana yaptığı bu.Tabiiki müslümanlara yapılan zulumleri gündem yapılacak ama isime geleni yaparım gelmeyen yapmam değil. Çinde müslümanlar inim inim inliyor. Yukardaki bey efendilerden cit yok .iki partiyi birlestirirseniz milliyetçi muhafazakar

  24. Şimdi soru şu: Esas etkilenmesi gereken dış çevrelerin burun kıvırdığı veriler ne işe yarıyor?
    yani doğru olmayan veriler ne işe yarıyor.
    öncelikle algı yönetimine yarıyor.
    havuz medyanın eline ki ülkedeki medyanın büyük bir kısmından bahsediyoruz herşeyin ne kadar yolunda ve yordamında olduğunu göstemek için veri sağlıyor.
    salgının başında gelen aşı miktarları sorulunca ve açıklanan rakamlar ortada olmayınca artık bilgi vermemeye karar verdiler.
    sonra bir âli sebepten tüm verileri keyfi vermeye başladılar. salgın türkiyeye pek te saldırmamış gibiydi. ama hain ve kripto!!!tabipler odası ekranlarda verileri açıkla çağrısı yapınca mızrakta çuvala sığmayınca tablo değişti, bambaşka bir gerçeğe uyandık değil mi? süper başarılı görüntü birden ağır ilerleyen pek te başarılı olmayan bir sürece evriliverdi. halen öyle.
    yani başarı ve başarısızlığın sırrı verilerde gizli.

    enflasyon rakamlarına gelince orası biraz daha farklı.
    iktidar çalışanların maaşlarına yapılacak zamları enflasyon oranları belirliyor. doğru olan enflasyon oranında zam yapmaktır, güzel olan ise biraz üstünde zam yapmaktır ona da refah payı deniyor. enflasyon rakamlarını gerçek rakamların altında açıklarsanız buna ne deniyor?
    halkı fakirleştirmek deniyor.
    ne kadar az oranda açıklarsanız o oranda halkı fakirleştirmiş oluyorsunuz.

    bu ülkede asgari ücret 2,825 tl
    Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.735,97 TL.
    2.735 tl gıda harcaması tutarı, geçim tutarı değil.
    Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.911,97 TL,
    Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.316,59 TL
    bu ülkede çalışanların % 50 den fazlasını asgari ücretli kesim oluşturuyor.

    belki bu insanların neden hepsinin borçlu olduğunu anlamak biraz daha kolaylaşır.

    bir yanda iktidarın tüm imkanlarından faydalanan 90 milyonun parasını istediği gibi saraylara, arabalara, uçaklara, her türlü lüks ve şatafata harcayan, yakın çevresini zengin eden, bürokratlarına bol sıfırlı maaşlar ayarlayan, kalanlarla partililerini ve medyasını besleyen bir iktidar var öte yanda gittikçe saklanan gizlenen rakamlarla fakirleştirilen ve çok yüksek vergilerle ezilen bir halk var.

    ülkede bunca adaletsizlik, fakirlik varken buna susanlar, hiç bir şey yapmadığı sadece vah vah dediği için kendini iyi hissedenler ezilen müslümanlar için particilik yapıyorlar, konuyu değiştirmek bile bir kazanç olabilir derdindeler.
    bunlar çıkıp ta kimin ne yapmadığına evzinecekleri yerde kendilerinin ne yaptıklarını açıklasalar ya. kimin derdine ne melhem oldunuz biz de bilelim değil mi?
    belki örnek olursunuz, bir iyilik hareketi başlatırsınız.
    ben bilmek isterim doğrusu.
    ezilen müslümanlara yardım etmenin yegane yolu ekonomisi güçlü bir ülke olmaktan geçiyor, ilme, bilime, teknolojiye, sanat, ve sosyolojiye yatırım yapmaktan geçiyor ki bölgede sözün dinlensin. şimdi ekonomiyi bu hale getirenleri, ülkenin kaynaklarını betona gömenleri savunacağım diye atmadığın takla kalmasın sonra evleri elinden alınan filistinliler için duygu sömürü yap. pes.

  25. Amerikan ve İisrail menşeili Fox da yer almayan habere göre;

    The City’nin, New York Şehir Meclisi toplantısında da atıfta bulunulan araştırmasına göre, 2020’de koronavirüsten ölen her 10 New Yorkludan 1’inin Hart Island’a gömüldüğü kaydedildi.

    EKONOMİK NEDENLERLE BİRÇOK CENAZE SAHİPSİZ BIRAKILDI

    Maniotis, kamyonlarda bekletilen cenazelerin yakınlarının birçoğunun kendileriyle iletişimi kestiğini belirterek, cesetlerin koronavirüs salgını döneminde ekonomik geliri yeterli olmayan veya sahip çıkılmayan binlerce cenazenin gömüldüğü New York’un Hart Island adasına defnedileceğini söyledi.

    New York’un Bronx bölgesindeki bir ada olan Hart Island, geçen yıl koronavirüsten ölen kimsesizlerin veya maddi gücü yetersiz olanların tabutlarının üst üste gömüldüğü mezarlık olarak gündeme gelmişti.

    • “Amerikan ve İisrail menşeili Fox da yer almayan habere göre; ” fox Trump’ın kanalı Îsrail ile alakası yok bir kerece netenyahu hariç Israilliler Trumpi sevmezler ve Cumhurriyet partiyede oy vermezler.

      O dediğiniz olayı ben hiç duymadım fox hariç bütün kanalları izlerim. Kiliseler kapali ve
      ölü sayısi çok fazla olduğu için Trumpin yüzüne gözüne bulaştırdığ
      ülkede millet aylarca cenazelerini gömemediler bir caneze töreni için kilise 3 4 saat ona ayrılıyor. New York da ölüm oranide çok yüksekti.
      Birde dünya iş merkezi sahipsiz cenazelerin olması gayet normal. Adam iş için gelmiş koronadan yolda düşüp ölmüş. buzluklarda dahi yer kalmamıştı.
      Siz önce saray jendi ülkenizdeki adaletsizlikleri yazin:daha sonra sokaklarda açlıktan ölenleri mukayese edin.unutmayın bu site havuza benzemez dünyanın döt bir yanından insanlar okuyor.Dünyadan bey haber değiller.

  26. Bir bayram klasiği. Bayramda otoyollar ve köprüler ücretsiz olacakmış. Bi dakika. Bayramda kapalı değil miydi heryer. Artık tek adam rejiminin tutarsızlığının sonu yok. Hergün bir başka fiyasko. Bugün mahalle pazarları da açtılar. Görün bakın lebaleb millet nasıl üst üste. Güya kapattılar. Satış yasaklı malzeme listesine girmiyoruz bile. Yani artık bu kabus nasıl sona erecek diye bekliyoruz. Rezil sisteminizi alın başınıza çalın demekten başka diyecek bir şey kalmadı.

    • “Bir bayram yalanı daha” demeliydiniz.
      Çünkü bedava değil. Peşin peşin hepimiz ödüyoruz.
      Bayram süresine isabet eden zaman dilimindeki garanti edilen miktar ödenmez ise o zaman bedava.

      • Akp’nin havuz medyası öyle yumurtlamış. Herhalde yalan söylemiyorlar. Yada bir dakka. Mutlaka yalan söylüyorlardır. Siz de haklısınız.

  27. Maalesef sayın yazarın şu ifadesine katılmak mümkün değil:
    “Resmi rakamlarına güven duyulması beklenen devlet kurumunun başında bulunan kişilerin sıkça değiştirilmesi de güven aşınması meydana getiriyor.”
    Yabancı uzmanlar sıkça değişen yönetimlerden ziyade genellikle uzun soluklu ve sağlam duran hükümetlerden rahatsız olurlar.
    Bu yerli ya da yabancı hesap uzmanı arkadaşlar kaç ülkeden imf yi dehleyip çıkarmışlar ki böyle tablolar hazırlayıp burnumuza dayıyorlar ki?
    Önce herkes imf ye borçları sıfırlayıp kapı dışarı eden otoriteye bi saygılı olsunlar sonra bilgiçlik taslasınlar!
    İtirazı olan?

    • IMF’ye borç sıfırlandı ama tefeci faizi ile 500 milyar borç yapıldı. Üstüne üstelik de hazineyi boşaltıp 60 milyar dolar da oradan borç taktılar. Hazine garantili borçları saymıyoruz bile. Yani ne IMF’i ne otoritesi ne saygısı sayın H. Gayret. Memleket yanıyor diyoruz. İnsanlar yoksulluktan işsizlikten intihar ediyor diyoruz. Bu kadar mı vicdansız oldunuz. Bunu görmüyor olmanız mümkün değil. Biraz AHaber’den başka yerlere baksanız diyoruz.

      Bir telefon şirketi reklam yapmış. Sürekli dönüyor. Çocuk babasına iş bakıyor. Bir amca geliyor. Hadi beraber iş bakalım diyorlar. Sonra bu amca babaya gidip cep paketi satıyor. İşsizler için ucuz bir paket uydurmuşlar. Böylece baba iş arayacak. Yani buralara düştü memleketin hali. Acınacak halde insanlar. Yolsuzlar ise uçak ve Mercedes filosu kuruyorlar, ejder suyu ile semiriyorlar. Yani insaf. Adalet mi bu?

  28. ”…tabip odalarının ayrı listeler tuttuğu da biliniyor. Doğru olabilir mi bu kuşkular?” cümleleri, seçim zamanı ortaya dökülecekler nelerdir sorusu sordurtur.
    muhalefet bu listeleri damıtarak kullanır. (eli belinde başkan heleki defin listelerini de arkasına sakladığı elinde tutuyorsa.. 🙂 )
    -Mdya okuryazarlığı yanında ekonomi okur yazarlığıda olmalı derim hep.
    faiz, enflasyon, kur
    takıldı kaldı onca proflar, ekonomistler
    en sonunda bir siyasetçi açıkladı da!..
    Bizim ülke insanımız kafasını suya sokup dürbün gibi sualtında herşeyi görmek ister. kışın domatesin fiyatına bakıp enflasyonu hesap etmeye bile kalkar.
    tıpkı kurları, enflasyonu da, tahtaya yazacağı faiz rakamı gibi yazabileceğini sanmak gibi 🙂
    yaz kızım: 9.99
    seçmen de oy zamanı yazar:yaz ..

    • Yazıcı arkadaş “-Mdya okuryazarlığı yanında ekonomi okur yazarlığıda olmalı derim hep.” buyurmuşsunuz da;
      belki kaçırmışsınızdır, geçen gün burda konusu geçtiydi:
      İzmir belediyesinin hayat boyu okur/yazarlık kursları varmış, isterseniz onlara bi başvurun, fiyatları da iyiymiş hani!
      Yok, katılımcılara yevmiye ödenmiyor, sadece semirtilecek kimi yazar taslağı çemişlere yüksek meblağlar akıtılıyormuş hepsi bu.
      Yine de lady dideme bi sorun isterseniz, kendisi zaten izmirde yaşıyor, ayrıntılı bilgi verebilir belki size!
      Ücret skalasını sorduk ama paylaşmadı bizimle:(

  29. Pandemi çok hassas bir konu. Sağık Bakanlığı COVID-19 Bilgilendirme Platformundaki „Sıkça Sorulan Sorular (Halka Yönelik)“ bölümünde çok detaylı bilgiler veriyor ama, COVID-19’dan vefaat edenlerin sayılarının neye göre tespit edildiğine dair bilgi ben göremedim. Bu bilgi olmayınca vefaat sayılarının nasıl oluştuğu konusunda inanların kafalarında oluşan soru işaretleri iktidar için itibar kaybına neden oluyor. Itibar kaybına sebep olan hataları da iktidar artık sıkça yapmaya başladı.

    • Almanyalı iktidarın itibar kaybı seni mi gerdi?
      Merkel zaten gidici, itibar işini onun yerine gelecek olanlar düşünsün; alman devletinin paylaştığı verileri sorgulamak sana mı düştü?
      Memlekete gelir memleketi beğenmez, almanyaya gider onu beğenmez; nedir kardeşim sizin zorunuz ya???
      Orayı beğenmiyorsanız bi de fransaya buyrun isterseniz!
      Ha şöyle, otur oturduğun yerde:)

      • Bu ne telaş H.Gayret. Telaşlandıkça da üslubunuz bozuluyor. Aslında bu teleşa gerek yok. Gönül bağlantınız olan politikacı iktidardan gidince yeni iktidara gelenle de gönül bağlantısı kurar ve bir şey olmamış gibi devam edersiniz. Yeni gönüldaşınız da olgu yerine algı ile çalışırsa bu platformda ben onu eleştiririm sizde savunursunuz.

  30. Benim ifadelerin filan kişiye yönelik değil sayın H.Gayret.Çarpık düzene,bu düzene sessiz devrim yaptık ayakları ile balıklama atlayan sözde onurlu özde gaddar,üçkâğıtçı,harami ve vampir zihniyetli çapuculara, bu çarpık düzeni iktidar ve devlet gücünü kullanarak icra edenleredir.İsterse reis dedikleri olsun farketmez.Sözlerim hepsinedir.Saygılar.

    • Sayın ertav, en azından “çapulcular” filan demezseniz iyi olur; malum gayretullaha filan dokunur, vallahi şefkat tokatı bu sefer ne yandan gelir hiç belli olmaz, anlarsın ya?

  31. Kul Hakları hakkında:
    Hz.Allah,Furkan suresi,43. ayetinde mealen:”Gördün mü hevâsını ilah edineni? Onun üzerine sen mi vekil olacaksın?”Buyuruyor.Casite suresi,23.ayetinde ise “Gördün mü hevasını ilah edinip Allah’ın bir ilim üzerinde saptırdığı ve kulağı ve kalbi üzerine mühür koyup görme gücünün üzerine de perde çektiği kimseyi? Artık, Allah’tan sonra onu kim hürriyete erdirir? Düşünüp hatırlamaz mısınız?” Buyuruyor.
    ”Bu ayetten de anlaşılacağı gibi kişi arzularını, nefsinin tutku ve eğilimlerini, yani hevasını tanrılaştırdığı zaman “zan” dan kaynaklanan bir bilgi üzerinde sapıtmakta, kulağı ve kalbi mühürlenip gerçek görme gücünü yitirmektedir. Böyle bir kişinin artık doğru yola gelmesi mümkün değildir. ”Sorularla islamiyet.
    Peki ya kul hakları ne olacak?Birileri kul haklarından yırtacaklar mı? Şu alıntıyı inceleyin:Belli bir kişiye verilen zararlar yanında zimmet, irtikâp, karaborsacılık, fitne, idarî baskı ve zulüm gibi ammenin maddî ve mânevî haklarına ve menfaatlerine, huzur, güvenlik ve refahına zarar verme sonucunu doğuran her türlü faaliyet de çeşitli âyet ve hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda kul hakkına tecavüz sayılıp yasaklanmıştır. Öte yandan kul haklarına dair hükümler aynı zamanda Allah’ın koyduğu hükümler olduğundan bunlar da geniş anlamda hukūkullah içinde görülmüş ve bu hakların gözetilmesi Allah’ın emrine saygı olarak değerlendirilmiştir (meselâ bk. İbnü’l-Arabî, I, 148; Şâtıbî, II, 315 vd.).
    Bir kimsenin, her ne şekilde olursa olsun kendisine ait olmayan bir şeyi haksız yoldan elde etmeye kalkışması kul hakkına tecavüzdür. Nitekim insanların hırsızlık, ölçü ve tartıda hile yapma, emanete hıyanet, kumar, tefecilik, zimmet, irtikâp vb. gayri meşrû yollarla birbirlerinin mallarını yemeleri (meselâ bk. el-Bakara 2/188; Âl-i İmrân 3/161; en-Nisâ 4/29-30, 161; et-Tevbe 9/34; el-İsrâ 17/34-35); canlarına kıymaları (el-Bakara 2/84-85; en-Nisâ 4/92-93; el-Mâide 5/32); iftira, alay, arkadan çekiştirme, kötü lakap takma, suizan, kusur arama, gıybet gibi tutum ve davranışlarla başkalarının mânevî şahsiyetlerine zarar vermeleri (en-Nisâ 4/112; el-Hucurât 49/11-12; el-Kalem 68/11; el-Hümeze 104/1); inançları, dinî tercih ve yaşayışları üzerinde baskı kurmaları (el-Bakara 2/114, 174; el-A‘râf 7/86); onları yurtlarından yuvalarından uzaklaştırmaları (el-Bakara 2/84-85) Kur’an’ın yasakladığı ilk kısma giren kul hakları ihlâlinin örnekleridir. Bunun yanında Kur’an zenginlerin mallarında yoksulların da haklarının bulunduğunu belirtmekte (ez-Zâriyât 51/19; el-Meâric 70/24-25), pek çok âyette zekât ve zekât dışındaki malî yardımlaşma emredilmekte (meselâ bk. et-Tevbe 9/34-35; el-Fecr 89/17-20; el-Mâûn 107/2-3, 7), cimrilik eleştirilmektedir (meselâ bk. Âl-i İmrân 3/180; en-Nisâ 4/37; el-Leyl 92/8). Kul haklarıyla ilgili bu genel buyruk ve yasaklar yanında birçok âyette özellikle kadınlar, akrabalar, komşular, çocuklar, ana babalar, yetimler, yolcular, sakatlar ve umumiyetle haklarını korumaktan âciz olanların hakları üzerinde de durulmuştur (meselâ bk. el-Bakara 2/83, 231-232, 241; en-Nisâ 4/2, 4, 6, 10, 19-21, 24-25, 34, 36; el-A‘râf 7/141; el-İsrâ 17/23-27, 34; Abese 80/1-10; et-Tekvîr 81/8-9).
    İslâm âlimlerinin çeşitli âyet ve hadislere dayanarak tesbit ettikleri büyük günahların (kebâir) çoğu kul haklarıyla ilgilidir. Bunlar arasında adam öldürme, hırsızlık, hıyanet, zimmet ve irtikâp, ana babaya kötülük etme, akrabalık ilişkilerini kesme, yalancı şahitlik, haklıyı haksız, haksızı haklı gösterme amacıyla yalan yere yemin etme, mâsum insanlara iftira etme, yetim malı yeme, tefecilik yapma, halk üzerinde zulüm ve baskı kurma, eziyet ve işkence etme gibi hak ihlâlleri de bulunmaktadır (Zehebî, s. 40-181).
    Kaynak: İslam Ansiklopedisi/Mustafa Çağrıcı.
    Saygılar.

    • Sayın ertav bakıyorum furkan vakfını kurana katıştıracak kadar işleri ilerletmişsiniz ama kaynak diyanetin ansiklopedisi olunca haliyle kaçınılmaz sonuç da budur:)

  32. En son cümle ‘ onların açıklamaları olmasaydı bu yazı yazılmayacaktı ‘ sözünden ben bir şey anlamadım !
    Ayrıca sizin de belirttiğiniz gibi insanlar zaten ‘ çarşı , pazar hesabıyla ‘ olan bitenleri biliyorlar.
    Hepimiz bu piyasanın , bu hayatın içindeyiz ;hepimiz her gün türlü türlü ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz , gayet tabii ki herkes her şeyi görüyor ve biliyor. Bunlarla söylenenler farklı olunca haliyle kimse inanmıyor!
    Selamlarımla

    • Mucib bey dün de hüseyin abinin yorumundan bişey anlamamışsın ama kendisine çok güzel ekonomi dersi veriyordun!
      Şimdi de sayın koruya yazarlık mı öğretiyorsun?

  33. İktidar Kudüs diye başladı yine show yapmak için. Orada Çin’de bir milyon Uygur Türkü kamplarda esir. Her türlü eziyet ve işkence yapılıyor. Sesini çıkarmıyorsun. Üstelik Çin’le ticari sır bir aşı anlaşması yapmışsın. Parayı verdin aşıyı da alamıyorsun. Her gün yüzlerce insanın burada ölümüne sebep veriyorsun. Senin sözünü kim dinler. Kim sana güvenir. Kendi vatandaşını kandırandan kim medet umar. Geçti artık. Vaden doldu. Kullanım ömrün bitti.

    Rusya’ya verdin milyar dolarları S-400 için. Kapağını açamıyorsun.

    F-35’lere milyarlar yatırdın. Ne uçağını alabiliyorsun, ne yaptığın yatırımın karşılığını. Projeden de kovuldun.

    Bu kadar paramızı birikimimizi çar çur ediyorsun, vatandaşı fakirliğe ve borca boğuyorsun.

    Hala daha orada neden oturuyorsun?

  34. Başta sayın yazarımız olmak üzere Ülkemiz basınını yerden yere vuruyoruz .Yok yandaş yok satılmış vs vs .peki birde dünya basınına ve ikiyüzlülüğüne bakalım .
    Türkiyede en ufak bir olay olsa polis bir vatandaşı itse kalksa yer yerinden oynar TV ler gazeteler manşet manşet haberlerle çıkar. Peki dün İsrail de ne oldu .Cani polisler mescidi aksaya girip namaz kılan 200 küsür müslümanı yaraladı ve mescidi bombaladı.
    Sizce bunun bir haber değeri yok mu ? BBC türkçe Deutch welle hiçbirinde bir kelime yok . Peki neden ???? İşte batının algı operasyonu ve bizimkilerin bunlara uyarak yaptıkları memleketi karalama kampanyaları . Gözleri gören kalbi insanlığa açık olan her insanın bu durumu görerek yapmış olduğu yargılama ve peşin hükümlü fikirlerini gözden geçirmesi gerekiyor.
    Türkiyeyi kötülemek için her türlü radar lar gözler açık ama kendi insanlarına veya müslüman olmayanlara karşı gözler ve kalpler kapalı.
    Vurun ülkenizi yerden yere sabahtan akşama salya sümük iftira atın memleketinize .
    Bir gün sizlerde gerçekleri anlayacaksınız umarım iş işten geçmemiş ola.

    • Ahmet bey, siz bir de bunları geçen gün buralarda “bugün islamın terörle, şiddetle anılmasının ardında yatan sebep/sebepler nelerdir?” diye kendince sorumlu arayan kafası karışık troliçemize de bi anlatın isterseniz!
      Yabancılara suç bulmasak iyi olur, haçlı sizin on paralık imajınıza mı kalmış gibisinden yaveler geveliyordu; bence sizin bu yorumunuz kendisine çok güzel kapak olmuş:))))
      Ellerinize sağlık…

    • Uygurlar musluman değilmi daha doğrusu insan değilmi?
      Camileri basip 400 kişiyi darp eden ve nezarete atanlar için siz neden ses çıkarmiyirsunuz? Erdoğan’ın emir erleri oldukları içinmi ses çıkarmiyorsunuz? Önce kendi ülkendeki zülmu kınai. Filistin için sizin gibi takiyeci olan havuzda bağır çağır çünkü burdaki bağırıp
      çağıracak bir karektere sahip değilsiniz vede bağırıp çağırdığınn insanlar! sizin gibi vijdanının ve imanını zalimlere satmamiş. Önce aynaya bakı daha sonra kendi kendinize bağır.

  35. Şimdi soru şu: Esas etkilenmesi gereken dış çevrelerin burun kıvırdığı veriler ne işe yarıyor?

    Yani, bakanlar (hükümet) havanda su dövüyor? Böyle mi.. Cevap bu mu olmalı yani?

    Dış çevreler kadar halkımız da bu verilere burun kıvırıyor (olmalı); çarşı-pazarda enflasyonun ne düzeyde olduğunu bizzat yaşıyor ve biliyor, salgınla ilgili verilere de, hem hastane ve hem de mezarlıklardan aşina. İlgili bakanlıklar da halkın bunları bildiğini biliyor..Buna rağmen bakanlıklar (hükümet) gerçek verileri neden gizliyor veya düşük gösteriyor? Sorular benzeşti.

    Bakanlıkların -hükümetin- enflasyon ile salgın verilerini düşük göstermesinin nedeni içeriyle alakalıdır. Yani içeridekilerin bir kısmı ile alakalıdır; hükümetin, Cumhur ittifakının tabanıyla…

    Resmi rakamların gerçeğiyle ortaya konulması bu tabanın sorgulama yolunu açacaktır ki, zinhar; 2023’e gidilen hengamda Cumhurittifakı için çok tehlikeli bir yol açılmış olur. Zaten anketler, kamuoyu araştırmaları Cumhurittifakın oy oranının çok hızlı erimese de, uzun zamandır yüzde 50+1’i yakalamadan çok uzak durduğunu gösteriyor. Buna bir de konsolide olmuş Ak Parti ile MHP’nin tabanının, partilerinden uzaklaşmanın yolunu açmak abesle iştigal (!) olur.

    “Bunu yapacağına, hem kendi tabanını elde tutmak ve hem de başarılı ekonomi ve sağlık yönetimi sergileyerek diğer cenahtan oy akışını sağlamak varken bunu neden yap(a)mıyor hükümet?” sorusu daha bir cevap bekleyen soru olabilir mi?

    Cevaplar bir çok şıkla verilebilir.

    Para-kaynak yok…
    Borç bini aştı…
    Eldekiler yerli yerinde kullanılmıyor…
    Kurumlar arası koordine eksikliği var…
    Yolsuzluklar bakanlık seviyesine tırmandı…
    Hükümetin taşra teşkilatları verimli çalışmıyor…
    Kamu bankaları bankacılık dışı işlemlere balıklama atlıyor…
    Dış ilişkileri deneyimli bürokratlar değil, deneyimsizler yürütüyor…
    Yargı siyasi baskı altında…
    Bağımsız (olması gereken) kurumların bağımsızlığı kalmadı…
    TBMM hafızalardan silinecek duruma geldi; istişare kalmadı…

    Akla gelebilecek daha bir çok cevap sıralanabilir.

    Son sorunun asıl cevabı “Türkiye’nin muhalefetsizlik sorunu” olabir mi?

    Bal gibi de olur.

    • Hasan bey hayırlı ramazanlar, maşallah bugün ağzınızdan yal değil bal damlıyor:
      “Türkiye’nin muhalefetsizlik sorunu” olabir mi?”
      Yerinde bir soru ama cevabı da yine sizin yorumunuzun içinde zaten, şöyle ki:

      “CHPde;
      Para-kaynak çok…
      Borç bini aştı…
      Eldekiler yerli yerinde kullanılmıyor…
      Genelbaşkan yardımcılarıyla büyükşehir belediye başkanları arası koordine eksikliği var…
      Yolsuzluklar genelbaşkanlık seviyesine tırmandı…
      CHPnin taşra teşkilatları verimli çalışmıyor…
      İŞbankası bankacılık dışı işlemlere balıklama atlıyor…
      Dış ilişkileri deneyimsiz bürokratlar değil, deneyimliler(yani yaşlı ve emekli büyükelçiler) yürütüyor…
      Parti siyasi baskı altında…
      Bağımsız (olması gereken) kurulların bağımsızlığı kalmadı…
      CHP hafızalardan silinecek duruma geldi; istişare kalmadı…”
      Herkese selamlar, saygılar, iyi günleer !!!

  36. Bundan 15 yıl önce bir yıllık maaşımla yeni bir araba alabiliyordum. Şimdi 3 yıllık maaşla o arabayı alamıyorum. Enflasyon bu işte. Cebimden çalıyorlar devlet eliyle. Hırsızlara ve yolsuzlara ise hiç bir şey dokunmuyor. Onlar hala araba ve uçak filosu kuruyorlar. Bir araba alıyorsak bir araba da devlete hediye ediyoruz. Arabanın deposunu doldurduğumda yarısına devlet el koyuyor. Yaptığımız bu kadar fedakarlığın sonucu fakirlik, yoksulluk, mutsuzluk ve karanlık bir gelecek. Bu hırsızlığın ve yolsuzluğun hesabını sormak zorundayız. Tek tek.

  37. Demokrasinin bu kadar düşmanlaştırıldığı bir zaman dilimi görmemiştik. Her dönemde demokrasi ülkenin umudu ve güvencesi olmuştu. Bu iktidar döneminde insanları demokrasiye düşman ettiler. Demokrasinin temel ilkeleri, şeffaflık, eşitlik, kuvvetler ayrılığı, hukuk ve adalet, hesap verebilirlik, kurumsal yönetim ilkeleri tamamen unutuldu, bütün yetkiler bir adama teslim edildi, ülkenin yarısı buna inandırıldı ve oy vermesi sağlandı. Sonuç? Hazine boşaltıldı, ülke soyuldu resmen, parası pul edildi, enflasyona yani beşi bir yerde kapkaçcılarına ve şürekasına yedirildi kazançlarımız. Dünden daha fakiriz. Dünden daha mutsuzuz. İnsanlar yoksulluktan intihar ediyorlar. Hiç bir hukuki güvencemiz yok. Bunu haketmiyoruz. Bu sefil yönetimi haketmiyoruz. Bunu değiştirmek elimizde.

  38. Bu iktidarın etiketi belli oldu artık: 4Y. Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar, yalanlar. Ortaya çıkmadık rezaletleri kalmadı diyemiyoruz. Daha heybede ne rezaletleri var. Medyaya toptan kapatma ve yasak uygulamalarına rağmen, bu kadar gazeteci hapiste olmasına rağmen bu ortaya çıkanlar. Yoksulluktan insanlar intihar ediyor. Bunu haber yapmayı da yasakladılar. Ya onu bırakın soru sormak bile yasaklandı. Artık bu hikayenin sonunu biliyoruz. Her zaman izlediğimiz film. İktidar ciddi bir ekonomik krizle duvara çarpar, toz olur gider damat gibi. Ama hepimiz oturup bunu izlemek zorunda mıyız? Bunlardan öncekiler bankaları batırıp, paramızı iç edip gitmişti. Borcunu ödemek bize kalmıştı. Ortakları MHP yine iktidarda. Yine aynı hikaye. Bu sefer taktıkları para öyle az buz değil. Hazineyi de boşaltıp gidiyorlar. Eyyyy insafsızlar. Ömrümüz sizin pisliklerinizi temizlemekle geçti. Yıllarca çalış çabala bu şerefsizler gelsinler pudra şekeri niyetine yalasın yutsunlar. Haramzadeler, yolsuzlar, hırsızlar, mafya bozuntuları. Düşün milletin yakasından artık.

    • Ender arkadaş öncekilerin batırıp gittiği bankalar şimdi her yıl kar açıklıyor; c.uzanın imarbankasında iç edilen paraları da “öncekiler” değil “bu iktidar” ödediydi senin gibilere hatırlarsan?
      Sapı samanı birbirine karıştırmayın!

      • Bu iktidarın diploması bile yok, neyi ödeyecek. Benden kamyon kamyon çaldıkları vergiyle ödediler elbette. Yetmezmiş gibi üstüne de borç üzerine borç katladılar. Bunların pisliğini kim temizleyecek zannediyorsun. Yine açlık sınırında yaşayan fakir halka yükleyip Şeysel adalarına kaçacaklar. Asgari ücretli ne yiyor diye bakıyor musun?

      • H. Gayret Bey, sizi anlıyor gibiyim diğer arkadaşların bir kısmına da göz attım, bu iktidarı komple suçluyorlar. Siz de komple savunuyorsunuz. Bu iktidarın son 3-4 yıldır yaptıklarını ele alınacak ve savunulacak bir tarafı yok. Ondan öncesinde yapılabileceklerin en iyisini ve en güzelini yaptılar. Yalnız bu son 3-4 yıldır tamamen çuvalladılar. Bir bakan çıkmış diyor ki: Turistin görebileceği bütün insanları aşılayacağız. Biri diyor: Turistler için yapıyoruz. Biri, elini arkasına bağlayana soruşturma açıyor. Biri, anlaşma yaptık ama şu gün aşı gelecek diye tarih veremiyor. Biri, 128 milyar doların nereye gittiğinin hesabını veremiyor; milletin anlayacağı dilden… Yaptıkları en kolay iş insanları suçlamak…Bunun adına çuvallama denir, Sayın H. Gayret Bey! Bunu yıllarca CHP yaptı. Bilmiyorum yaşın müsait mi, CHP’nin eski genel başkanları çıkardı; siz devlet yönetemezsiniz, siz yapamazsınız, siz başkan olamazsınız, siz irticacısınız derdi. Sonra da sandığa gider boyunun ölçüsünü alırdı. Son zamanlarda CHP iyi değişti, ılımlı ve engin bir siyaset üslubuyla bak büyükşehirleri belediye olarak aldı. Bu ülkeye yazık olan ise AKP’nin son 3-4 yılda eski CHP gibi olması. Bunlar bu gidişle ilk seçimde milletten boyunun ölçüsünü alacak. Herkese saygılar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız