Bayram günü müjdeleri işitince zihnim bir yolculuğa çıktı, bugünlere geçmişten baktım

25
Reklam

Şimdiki gençler bilmez, hatta artık emeklilik çağı gelmiş olanlarımız bile o dönemin özelliklerini hatırlamakta zorlanabilir. Bu sabah, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle ilan edilmiş ‘Türkiye Yüzyılı’ haberleriyle coşmuş olanlar ile önümüzdeki yüzyıl için iktidarın öngördüğü atılımları küçümseyen muhaliflerin yazılarını peş peşe okurken, birdenbire aklıma o günler geliverdi.

O günlerde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, her akıllarına estiğinde yurtdışına çıkamazlardı. Bir kere ülke dışına çıkan ikinci kez çıkabilmek için dört yıl beklemek zorundaydı. 

Yurtdışına çıkarken, gittiği yerde uzun süreli kalacak olsa veya fazla harcama yapması gerekse bile, yanında götürebileceği yabancı para miktarı o günlerde sınırlıydı: 400 dolar…

Dört yılda bir ve yanına yalnızca 400 dolar alarak yurtdışına çıkılabiliyordu o günlerde ülkemizde.

Neden? 

Çok basit bir sebeple: Vatandaşlarının yurtdışı gezisine her istediğinde çıkmasına tahsis edebileceği döviz miktarı kısıtlıydı devletin. İhracatımız birkaç milyar doları aşmıyordu o günlerde. Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım da gelmiyordu. Borç alabilmek için, ülkemizin devlet adamları, yabancı ülke kapılarında, IMF’de, kendilerini dinleyecek yetkili bulma derdindeydi.

Lüksemburg’dan bir milyon dolar gelecek diye sevinildiğini hatırlarım. O parayı alabilmek için, devletin bir bakanı, nüfusu birkaç yüz bin olan o ülkeye kadar gitmek ve o ülkenin ekonomi bakanının kapısında beklemek zorunda kalmıştı.

Sonradan başbakan ve cumhurbaşkanı olmuş Turgut Özal, ekonomik sıkıntılar yüzünden yaşanan kısıtlamaları kendisinin kaldırdığı dönemde, geçmişten söz ederken, eşiyle o günlerde yurtdışına çıkarken, 400 doların üzerindeki parayı vücutlarında sakladıklarını anlatmıştı.

Reklam

Türk Parasını Koruma Kanunu vardı o günlerde ve yurtdışına çıkabilme mazhariyetine kavuşmuş herkes, fazla dolarlarını, Özal Ailesi’nin başvurduğu türden yöntemlerle yanlarında götürmek zorunda kalıyordu.

Henüz dört yılımı doldurmadığım bir sırada, öğrenim için yurtdışına çıkacağım o günlerde, ekstradan tahsis edilmiş 400 doları almak üzere, onay için, koltuğumun altında bir dosyayla, Ankara’ya –Merkez Bankası’na- gitmiştim.

Bugün öyle mi ya?

İstediğimiz zaman, istediğimiz sıklıkla ve üzerimizde taşıyabileceğimiz kadar parayı yanımıza alarak, yüklü kredi kartları cebimizde, gerektiğinde bankalardaki yabancı para hesaplarımızın da sağladığı güvenceyle, yurtdışına çıkabiliyoruz.

O günleri hatırlamamın ve burada hatırlatmamın güncel bir sebebi yok. Ancak, belli şartlar oluştuğunda, devletlerin, daha doğrusu devleti yönetenlerin, hoşlarına gitmese bile, bazı kısıtlamalara başvurabildikleri gerçeğini akılda tutmamız gerekiyor.

İyi de bugün böyle bir ihtimal söz konusu mu?

Söz konusu olabilir mi, doğrusu bilmiyorum. Ancak ekonomide giderek bir kısır döngü içerisine girildiğini ve bunun etkilerinin finansal alanda peş peşe alınan kararlarda görüldüğünü fark edebiliyorum.     

Acaba günümüzde devlet yönetiminde bulunanların kendileri durumun farkındalar mı?

Reklam

Garip gelebilir ama bir süredir bu soruyu ciddi bir biçimde aklımda taşıyorum.

Ekonomik durumdaki kırılganlığın ben bile farkında olduğum halde, sorumluluk taşıyan siyasilerin sanki durumun farkında değilmiş gibi davranmalarını, mevcut şartların çok ötesinde vaatlerde bulunmalarını, hayallerini gerçekmiş gibi sunmalarını anlamlandırmakta zorlanıyorum.

Bugünlerde karşı karşıya kalınan daraltıcı şartlar yakın geçmişte siyasiler tarafından öngörülememişti. 

Öngörülebilseydi, 2011 yılında, kısa süre önce yapılan anayasa değişikliği referandumunda %58 oyla halktan onay almış siyasi kadro olarak ilan edilmiş ‘2023 vizyonu’ ile günümüzün gerçekleri arasında uçurum görüntüsü olmazdı herhalde.

‘2023 vizyonu’ diye Cumhuriyet’in 100. yıldönümü için 11 yıl önce ilan edilen öngörülerde, ülkemiz, dünyanın öndegelen en büyük 10 ekonomisi arasına girmiş, tek haneli enflasyona sahip, 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük içerisinde ihracatın 500 milyar doları aştığı, fert başına geliri 25 bin doların üzerine çıkmış, işsizliğin lafı bile edilmeyecek %5 oranına indiği bir ülke olacaktı…

Aradan 11 yıl geçti ve ülkemiz 2011 yılının şartlarını özlemle hatırlayacak bir durumda.

‘Türkiye Yüzyılı’ kapsamı içerisinde dile getirilen vaatler bile 2011’de ilan edilmiş ‘2023 vizyonu’ programında yer alanların çok gerisinde.

Hayaller ileri olabilir, ancak gerçekler çok geri.

Farkındalık ne durumda?

Önceleri “Gerçekler söylenmesi gerekenlerden gizleniyor” görüşü ekonomiyi izleyenlere hakimdi. Ancak bayram günü tanıtımı yapılan ‘yerli ve milli otomobil’ töreni sırasında, en çok merak edilen “TOGG’un fiyatı ne olacak?” sorusuna verilen, ‘şubat ayında ön sipariş alınmaya başlanacak otomobilin fiyatının şimdiden açıklanmasının yanlış olacağı’ cevabı, durumun farkında olunduğunu düşündürüyor.

Ön siparişlerin alınmaya başlanacağı tarih şunun şurasında üç ay sonra…

Demek ki, o gün geldiğinde nasıl bir durumla karşı karşıya kalınacağı bugünden öngörülemiyor ki, fiyat belirlenemiyor… 

Enflasyonun düşmesi bekleniyor ama düşmeyebilir de… 

Kurun -dolar ve diğer yabancı paraların TL karşısındaki değerlerinin- fazla yükselmemesi için her türlü tedbire başvuruluyor; ancak yine de sonuçtan emin olunamıyor…

Merkez Bankası ve Hazine’ye beklentilerin ötesinde nereden geldiği tam bilinmeyen yabancı para girdiği anlaşılıyor, ancak bunun sürekli olup olmayacağı, döviz rezervlerinin yeniden artıya geçip geçmeyeceği tam bilinmiyormuş gibi bir his hakim.

“Zamanı gelsin, fiyatı öyle açıklarız” demenin anlamı başka ne olabilir?

‘Epistemolojik kopuş’ sonucu izlenmeye başlanan ve ‘nöro-iktisat’ adı da verilen ‘heterodoks’ politikalar ile geldiğimiz nokta bu.

Yine de enseyi karartmayalım mı?

Üretim bandından çıkacak ilk iki TOGG’u kimlerin alacağı belli de, ilk yıl için planlanan 18 bin aracın talihli müşterilerinin kimler olacağını hele bir görelim, o zaman bu soruya daha sağlıklı bir cevap verebilirim.

ΩΩΩΩ 

Reklam

25 YORUMLAR

  1. Sayın hd,
    Komşu halkların hiçbirinde latin alfabesi kullanılmıyor, grekler yunan alfabesini, bulgarlar kril alfabesini, ermeniler ermeni alfabesini, gürcüler gürcü alfabesini, araplar arap, farslar fars alfabesini kullanıyorlar, biz türkler de birçok alfabeyi kullanmış olmakla birlikte, avrupalı bir halk olmamız hasebiyle artık latin alfabesini kullanıyoruz(azeriler de bize uydu!)
    Yani alfabe olarak etraftaki tek avrupalı toplum türk ırkıdır, eski yazıyla okuyup yazmak için de hiçbir engel yoktur…
    Traklar, etrüskler, romanın kuruluşu ve şehrin sembolü olan romus ve romulus totemini dikkatli okuyalım, latince ve italyan mutfağıyla ilgilenmek hepimizin boynunun borcudur!
    Nihayet italyanca da latin harfiyle yazılmış arapçadır…

  2. TOGG Arabayı birşeymi Zannettiniz.

    Çevrenize bakın Yerli Millimi görmek istiyorsunuz Ekrem İmamoğlunun aldığı 100 adet Çift Körüklü otobüs ve 3 Körüklü Otobüs AKAi firması yerli ve Milli hemde Tamamen Türk Mühendis tasarımı.

    Kamyonda üretiyorduk BMC kamyonlar yoldaydı. Ecevit zamanında pkk yola döşediği mayınla askeri araçları patlatıyordu BMC firması Kirpi araç tasarladı ve Mayın bu aracı etkilemiyordu Ecevit zamanın mali krize girdi Kredi ile şirket Düzelirdi AKP gelince, Ethem sancaka koca şirketi peşkeş çektiler hemde işin ehli değil.

    Orta büyüklükte Tank Zaten yapıyoruz FNNS yerli şirket yapıyor.

    https://www.fnss.com.tr/tr

    Leopar Tank gibi üst sınıv Tank Yanılmıyorsam Ecevit zamanında OTOKAR kazandı onlarda Altay tankını ürettiler Seri üretimini AKP bu firmaya vermedi Mustafa Koçda Kalp krizinden öldü. Ethem sancaka verdiler ortada ne fol var ne yumurta var.

    Zamanında UÇAK üretiyorduk Kayseride.

    Önemli olan üretmek Değil, pazarlamak önemli.

    Misal zaman zaman okuyoruz Almanyada BMW Karpüretördeki sorundan Tüm sattığı arabaları geri çağırdı.

    Şimdi Almanlar yasasında dolayı TOGG aracın bir üretim hatasında Arabaları geri çağıracağınmı der TOGG da maliyetlerden dolayı hayır der. Almanyada İnsanlar yaşayacak onun için garanti vermediğinden TOGG Almanyaya giriş yasak der.

    Bizimkilerde Görünyonmu Bizimkilerin kalkınmasını istemiyorlar diye yalan Edebiyatına devam.

    • TOGG u bukadar küçümseme ordaki en büyük olay batarya üretilmesidir.Gelecegin teknolojisi batarya .Yarın herşey enerjisini bataryadan alacak.Dev bataryalar ile enerjiyi depolayacagiz.Sinirsiz güneş enerjisini gecede kullanacağız.Her şeyin bir başlangıcı var .TOGG bizi sınıf atlatacak.

  3. EYYY KILIÇDAROĞLU
    Kılıçdaroğlunun dün akşamki ulusa sesleniş programındaki ifadeleri nedeniyle Emniyet ve Jandarma yetkilileri suç duyurusunda bulunacaklarmış.
    Kılıçdaroğlu konuşmasında üretime dayalı bir ekonomik model kurulamadığından döviz ihtiyacı normal yollardan karşılanamadığından, kaynağı belirsiz para girişi olduğu bu paranın da önemli bir kısmının uyuşturucu parası olduğu, uyuştucu tacirlerinin sadece paralarını değil mesleklerini de ülkemize getirdiğini, yapımı kolay ve ucuz olduğu için ülkemizin kısaca MET denen metamfetamin belasıyla karşı karşıya olduğunu bir bakanın da şaibeli fotoğraflarının olduğunu beyan etti.
    Dün buradan sadece İstanbul’da 200.000 uyuşturucu bağımlısı olduğunu, esrar kullanımında İstanbul’un Dünya ikincisi, Adana’nın da Dünya üçüncüsü olduğunu yazmıştım.
    Yukarının telefonuyla birçok suça işlem yaptırılmadığı “söylentisi” o kadar arttı ki.
    Bu durum “şuyu-u vukuundan beter” deyimini akla getiriyor.
    Bu tür söylenti ve bu tür olayların vak’a-yı adiyeden kabul edilip kanıksanması asıl vahim tabloyu oluşturuyor.
    Kılıçdaroğluna gelirsek:
    İlk önce “Adam atı alıp Üsküdarı geçti” diyen kişidir.
    Tabii ki açıkça böyle demedi. Eylemleriyle daha da fazlasını dedi.
    Muharrem İnce “adam kazandı ” sözünü Kılıçdaroğlu’ndan öğrendi.
    Kılıçdaroğlu “lider olamayacağını İktidarın istediğini istediği şekilde yapabileceğini” arş-ı âlâya ulaşaçak şekilde Anayasa Referandumundaki 2,5(iki buçuk) milyon oy sahtekarlığı(yasa dışı sandık mühürsüz, parti teşkilatlarında evet mührü basılarak sandığa attırılan oy pusulaları)olayında ilan etti.
    Muhalif seçmen bu suçüstü olayında sokağa inip, Fransa’nın Sarı Yeleklileri gibi, istediğini yaptıracaktı.
    En geç 10 gün içinde referandum iptal edilip, 10 YSK üyesi de istifa edecekti.
    Vatandaşların Anayasal haklarını kullanmalarını engellediği gibi, genel başkanı olduğu partinin kurumsal olarak referanduma karşı yasal yollara başvurusunu da engellemiştir.
    Güya gaz alma babından kişisel başvuruda bulunmuştur.
    Kişisel başvuruyla kurumsal başvuru bir mi?
    Genel olarak muhalefet partilerinin görev tanımlarının birinci maddesinin “toplumsal muhalefeti engelleme ve kontrol etme” olduğunu düşünüyorum.
    Hukukta eylem fiil ve davranışlar iki şekilde ortaya çıkar:
    1–İcraî
    2–İhmalî
    Sınırı geçen birine işlem yapmamak ihmalî bir davranıştır. Bu eylemin sınır ihlâlinden sorumluluğu gerektirdiği konusunda herkes hemfikirdir.
    Onlarca milletvekili başta olmak üzere, binler hatta milyonlarca vatandaşın hukuksuzca tutuklanması, yargılanması ve AYM ve AİHM kararlarına rağmen mahkûm olmalarında, bu muhalefet ve liderlerinin de hiçbir payı yok mu?
    Hâlâ çıkmış beraat eden KHK lılardan bahsediyor.
    Bu yargının tüm kararlarının ele alınmasından bahsedemiyorsan daha neden bahsedeceksin?
    Senin metin yazarın kim?
    Olayları önceliyen Aksiyoner bir tutumu çoktan geçtik de, reaksiyon için daha ne olması gerekir?
    İktidarın, iktidarda kalabilmek için çoğunluğu yasa ve meşruiyet dışı aldığı risklerin, muhalefet değil yarısını, değil onda birini, yüzde biri olan yasal ve anayasal riskleri alamıyorsa iktidarı daha çok bekler.
    İktidar olayında “armut piş ağzıma düş” yok.
    Armutun tepesine çıkamıyorsan bile, en azından sallaman gerekiyor.
    Sallamak derken, “mangalda kül bırakmamak”tan bahsetmiyorum, armut ağacını sallamaktan bahsediyorum.
    İktidarın demokratik yollardan iktidarı teslim edip etmeyeceği ciddi-ciddi tartışılıyor.
    Bu olay ciddi-ciddi tartışılıyorsa, bu iş zaten bitmiştir.
    Atı alan gideceği yere zaten gitmiştir.
    Bu siyasi muhalefetle bu iktidar sizce gider mi?

    • Sayın yk, hepsi birlikte gidecek filan diyordunuz, şimdi de gidecekler mi diye bize soruyorsunuz?
      “Muhalif seçmen bu suçüstü olayında sokağa inip, Fransa’nın Sarı Yeleklileri gibi, istediğini yaptıracaktı.” filan demişsiniz de;
      sahi sarı mı yeşil mi yelekliler makrona hangi istediklerini yaptırabilmişlerdi biraz daha açar mısınız?

  4. 1967 yılında devlet memuru olarak bir bankadan küçük bir kredi istedim. Banka memuru güldü ve böyle kredi vermiyoruz dedi. Ṣimdi durum değiṣti…

    Yurt dıṣına para çıkarırken olan kısıtlamalar bazı Avrupa ülkelerinde de vardı. Bu konuda da durum değiṣti. Avrupa Birliğinden olmayan bir ülke vatandaṣı Avrupa birliğine girerken Ṣimdi 10.000 € üzerindeki parayı ülkeye girererken bildirmesi lazım. Avrupa Birliğinden transit geçiṣlerde bile geçerli bir kısıtlama.

    Çıkıslarda kontrol yapılırken sorun ekonomikti. Ṣimdi para giriṣlerindeki kontrolun esas nedeni, kara para aklamayı ve terörizme mali desteği önlemek.

    https://www.zoll.de/DE/Privatpersonen/Reisen/Rueckkehr-aus-einem-Nicht-EU-Staat/Einschraenkungen/Barmittel/barmittel_node.html;jsessionid=E88EFF9716FBABC421899625E3C56A05.internet671#doc288164bodyText1

  5. DERVİŞİN FİKRİ FİKRİN DERVİŞİ

    Yazar 2011 in nesini arıyor acaba. Sadece geçip giden yıllarımız belki özlemle aranabilir ama 2011 şartlarının bu günden daha iyi olduğunu savunmak ekonomik, sosyolojik, göstergeleri alt alta koyamamaktan ileri geliyor. Alış veriş sitelerinde dahi seçtiğiniz ürünü başka ürünle karşılaştırmak isterseniz “karşılaştır” butonuna basıyorsunuz üstün veya geri kalan yönleri ile iki hatta üç ürün listeleniyor karşınızda. İletişimden sorumlu olanlar devletin örneğin 2011 yılı ihracat, kişi başına milli gelir, yeşil alan, zeytin ağacı sayısı vs. karşılaştırabileceğimiz bir program yapsa ne iyi olur.
    Yazar 2023 hedeflerini hatırlatıp hükümetle maytap geçiyor, kendisi çeteleci bir yazardır aslında ama biraz daha araştırması lazım bence. Ne biliyim belki hedeflerden sapmaya 12 nisan bildirisi, cumhurbaşkanlığı krizi, gezi parkı olayları, olmadıysa 15 Temmuz diye bir darbe girişimi olmuştur, o da olmadıysa belki ne biliyim bütün dünyayı krize sokan bir pandemi olmuştur. Yani salgın hastalık, maske, kapanma, falan filan. Belki onlarda olmadıysa enerji fiyatlarını zıplatan bir savaş başlamıştır. Gıda krizi falan. Öğünmek için değil tavsiye amacıyla burada ismini verdiğim Tarihi Cevdet ve Hammer tarihini peş peşe okuyunca devlet yönetmenin ne kadar zor olduğunu fark etmiştim. İleride namuslu tarihciler vay be diyecekler bu kadar bela içinde hem yatırım yapmışlar hem de 85 milyon aç kalmamış ne çalışkan, dirayetli bir hükümetleri varmış yazacaklar.

    Gelelim Mahir Ünal meselesine, bu rezil tayfa kendileri için her türlü özgürlüğü, açıklığı, sapkınlığı, imamhatilere hakareti özgürlük kapsamında değerlendirip yine bizi otoriterlikle suçlarken kendi kutsallarına en ufak bir eleştiriyi bile nasıl topyekün saldırı ile karşılıyorlar gördünüz. İktidarın hatası bu ahlak yoksunlarını dikkate alıp bakanın istifasını kabul etmesi. Her namuslu aydının bir sapma, hatta felsefenin şahikası Teoman hocamız için kültürel soykırım olan harf devrimini eleştirmek suç oldu. Bu daha iyi günlerimiz 2023 te masa6 iktidara gelince bu ve benzer eleştiriyi yapanlar anayasayı değiştirmeye çalışmaktan veya atatürke hakaretten yargılanacaklar.
    Gerçi

    • mahir ünalın açıklamalarına tepi verenlere ahlaksız demişsin onu evvvela sana senin gibilere ve zihniyetinize iade edelim.
      gelelim altılı masa iktidara geldiğinde böyle eleştiri yapanların anayasayı değiştirmeye çalışmaktan ve Atatürke hakaretten yargılannır demene illa altılı masanın iktidar olması gerekmiyor mahir ve senin gibilerin hakkından bilge lider bahçeli gelir başka yerinizden konuşursanız orayı kapatırlar sen 20 yıllık iktidarın vekili bakanı sözcüsüymüşsün bilmem kimmissin dinlemez tükürdüğünü yalatırlar
      özür diler istifa eder gider evde dantel işi yaparsın.
      yaşasın Cumhuriyet

    • Mahir Ünal’ı eleştiren MHP idi. İstifasını isteyen de MHP lideri Devlet Bahçeli’ymiş. Emir büyük yerden gelince CB mecbur kalmış görevden almaya. Gazeteciler böyle anlatıyor ben Nihal Bengisu Karaca’dan okudum. Bir tivit tartışmasında yeni Şafak yazarı Ak ile tartışırken yazmış. NBK Mahir Ünal’ın istifasını devlet Bahçeli istemedi mi sorusuna Ak’ın bir itirazı yok. Tartışmalarının sebebi de NBK’nın 12 eylülden geriye gittik demesi üzerine Ak ne ilgisi var diyerek dalmış konuya ama insanlar “geriye gidildiğini yakıştıramıyorsun ama savunurken de hiç bir argüman ortaya koyamıyorsun” diyerek yazar Ak ile dalga geçmişler:)

      Sen hangi sebeple neye istinaden eğleniyorsun acaba? Şu dediklerinde hiç haklılık payı var mı? Akpartinin kadrolu yazarları bile savunacak iler tutar bir şey bulamadıkları için milletin eğlencesi olmuşken sen üstüne vazife olmadığı halde iktidarın yazarlarına bakıp da onların durumuna nasıl düşüyorsun diyeceğim ama senin onlardan da haberin yok ki:))

  6. Sayın Koru ,
    yılbaşında kallavi bir zam yapalım ücretlere , ondan sonra açıklarız Togg fiyatını !

  7. Diğer her işte olduğu gibi TOGG’un fiyatını da dolar olarak versinler, olsun bitsin. Çok övündükleri yollar köprüler havaalanları dolarla cebimizden çalınarak zorla ödeniyor. Ne o yollardan geçiyorum ne de köprülerden. Çoğu yolumun üzerinde değil ama ne çare. Devlet yapışmış cebime dolar da dolar diyor. Dolmuyor işte. Aklı başında kimse TL ile iş yapmıyor zaten. Bir tek enayiler TL ile iş yapar. Anlamsız gerçekten. Kendi öngörü(süzlük)leri hiç bir zaman tutmuyor. TL’nin nesine güvenip de fiyat belirleyeceksiniz yada iş yapacaksınız. Bugünden yarına ne olacağı belli değil. Bu ortamda hala aya dört şerit yol yapılacağını zanneden saflar var diyor iktidar. Vardır illa ki.

    • Ölçü senin geçip geçmemen değil ülkenin ve vatandaşın ihtiyacının karşılanmasıdır.

  8. Her şeyimiz yerli ve de milli ama bu epistemolojik, nöro iktisat , heterodoks da nereden geldi ayol !
    Fiyatın Şubatta açıklanması,
    bir seçim müjdesi olabilir !
    Neden olmasın yani !
    Artık yer gök seçim!

  9. Otomobil deyip geçmeyin.
    Siyasetteki çürük elmaları ve zehirli maddeleri teker teker işte bu otomobil ortaya çıkarmış ve teşhir etmiştir… Artık bir yere kaçamazlar…
    60 yıl uğraşsaydınız, Türkiye’den nefret eden Türkleri Togg bu otomobili kadar anlatamazdınız, bu otomobil kadar tanıtamazdınız.
    Takkeler düştü.
    Keller gözüktü.
    Onun içindir ki, bu otomobil “Sadece otomobil değildir.”

  10. Cumhuriyet ‘in ilk yyılını devirirken, neler yapmadık ki, şöyle bir arkasına baksa herkes.
    Fabrikalar tersaneler hatta uçak fabrikası bile açtık (tank olmadı diyorlar) lakin, uçaklarla beraber fabrikayı toprağa gömmüşüz!😯.
    gün geldi hepsini satıp!….
    şimdi hepsini yeni baştan yapmak mı dır niyetimiz? yoksa….
    🇹🇷Bunları yapabilmek için “vatanı savunmaya sınıfça, taburca gittiler cepheye, bir daha dönmemek üzere gençler”
    şimdide gidiyorlar o bize gelenlerin yurduna! yine bizim gençler🤔.
    özal ekonomide bişeyler yapmaya çalıştı, üniformalı yada takkeli birileri darbe yap dedi birileri onlarda onu yaptı/yapmaya kalktı😠.
    merak bu ya,
    hiçbiri Ayasofya’nın içinde taç giyme töreni düzenlemek, ben bu kadar iş yaptım falan diyerek.. şov gösteri yapmak istedimi?
    gün gelir bir muktedir; yapmak isterse!!!…
    dron yaptık, tomofil yapıyoz, uçak ne zaman yapacaz?!!!!… (ne güzel bir hayal değilmi🤗).
    birde Filistin’de, Suriye, ıraktaki insanlara bak!
    adama desen Kudüs’ü rahat bırak!!!🙂
    adam dermi ki bize:”sen dönde arkana pardon Ayasofya’na bak!!!
    daha taç giyememişsin içinde!!!!(aboovv).
    ya ben taç giymem namaz kılarım ancak!
    bana ne Teodora dan Epistolostan Heredottan!
    yazar ne demiş :
    “Hayaller ileri olabilir, ancak gerçekler çok geri.”
    ilk para bu topraklarda Likya da basıldı dünyada a dostlar, siz deyip duruvemezmisiniz hep;
    “tarih tekerrür den ibaret”🤗

    • biz giderken Mersin ‘e bir başka yazar (A.Ağar) yıllarca sonrayı hesaplamış bugün.
      ..”Ve iç savaşın temel nedenine dönüşmüş mezhep ve meşrep fitnesinin ortadan kaldırılmasına dair köklü adımların atılması gerekmiyor mu?
      Sanırım başka bir zamanı beklemenin üreteceği bedel çok daha ağır olacak.
      – Kendi başımıza mı?
      – Ruslu mu, Russuz mu?
      – ABD’li mi ABD’siz mi?
      – ABD’li ve Ruslu mu?”…
      🇹🇷bakın bu insanlarda yazıyor!
      bunlarda yazar!
      bunlarda vatanını milletini düşünüyor!
      bu insanlarda bu ülkenin güzel insanları.
      yetmiyor, tüm dünya insanını da düşünüyor!
      geçmişe bakıp geleceği görüyor👀.

    • Organize olmaya ve aday belirlemeye çalışan masa bileşenleri, seçmene neredeyse her gün “Eldeki bir, daldaki ikiden iyidir” dedirtmeyi başarıyor. Bu belirsizlikle dolu zoraki işbirliği bir kenarda dururken, küresel kaotik şartlar, sıcak çatışmaya evrilmeye hazır duran bölgesel krizler Türkiye’nin rolünü, yani Erdoğan diplomasisinin seçmen nezdindeki siyasal katma değerini ön plana çıkarıyor.

      • olarak yorumluyorum 6+1 de masa altını ben sayın sever.
        -olmamalı mı? olmaması götürürdü bizi dictatörlüğe zaten 🙂
        -varlığı mevcut yönetenlere zarar verir mi?
        vermez! aksine kamçılar (fazla kamçılama meral gılıçtaroğlu attan düşerler😂)
        -umarım gerçekten yedek akçesidirler bu ülkenin ve siyasetin😊.
        👀teşhis ve tespit:
        *bugüne kadar Atatürk zekası ve inönü aklıyla yönetenlerin yüksek öngörüsüyle belkide savaşı bizden ırak, ölümden ülkemizi ve insanımızı tutttuk uzak!
        *masada oturan akıla meşhur diş güçler aklı değilse bulaşık,
        yapılır mevcut siyasi tercihin daha üst yüksek lisansı belkide🤗
        *ümitvar olmayı tercih edenlerdenim🇹🇷

  11. Kemal dervişin abd kapısında 800 milyon dolar için benimle at pazarlığı yapmayın sözlerine muhatap olduğunu atlamışsınız, hiç yakıştıramadım.

    • at pazarlığı kemal dervişin abd ile yaptığı pazarlık değil.
      akepe iktidarının abd ile dubaide dışişleri bakanı yaşar yakış ve bakan ali babacanın yaptığı anlaşmada geçen konu.
      ve akabinde ırak’a ilk bomba düşer düşmez altı milyar dolar serbest kalacak açıklaması
      bu millet bunları duydu gördü ve………

    • Kemal Derviş Para dileniyorsa önceki hükümetlerin lüks yaşamasıdır. Atalarımız ayağını yorgana göre ört demiş.

      Sen 50 Mercedesle cumaya gidersen, Saraya kendin için hastane yaparsan, Bir odada iki hizmetli çalıştırırsan ve bütün odaları ısıtır, bütün odaları ışıtırsan Sen daha çok elin adamın elini öpersin.

      Geçmişe bakıyorumda Türk liderler Halkla aynı acıyı paylaşmışlar. Gerçek Lider böyle olur.

      Reis sahte Lider. Kendi özümüzden biri böyle davranmaz.

      Peygamber efendimiz kıtlık zamanda karnı gürüldemesin diye karnına iki daş bağlamış.

Comments are closed.