Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısı kelepçeliyken Boğaziçi ve Türkiye şıngır mıngır olamıyor…

47
Reklam

Siyasi sistem değişikliğini öngören anayasa değişikliğiyle birlikte üniversitelere rektör atama işlemi hem kolay hem de hızlı hale getirildi; cumhurbaşkanı istediği kişiyi rektör olarak atayabiliyor. Bu sebeple Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan rektör ataması anayasaya ve yasalara uygundur…

“Madem anayasa ve yasalara uygun, o halde öğretim üyeleri ve öğrenciler son atamaya itiraz edemez” deniliyor.

İtiraz etmeye kalkışana reva görülen muameleyi bütün Türkiye dün gördü.

Sadece Türkiye değil, dünya da gördü.

Boğaziçi Üniversitesi ülkemizin göz bebeği gibi koruması gereken en değerli varlıklarından biridir. Lise mezunlarından en iyileri Boğaziçi’ne girebilme başarısını gösterir; mezunları yalnız ülkemizde değil dünyanın her yerinde el üstünde tutulur.

Öğrencilerini polisle karşı karşıya getirmek, gösteri yaptıkları için orantısız güç kullanımına muhatap etmek, yüzlercesini gözaltına almak, akıl ve mantığa sığar bir davranış tarzı değil.

Seslerini duyurmak için gösteri mi yapıyorlar, bırakırsınız yapsınlar; bu yolla göstericilere derse girmedikleri için başlarına gelecek en büyük cezayı vermiş olursunuz. 

Moskova ile İstanbul’u birleştiren

Reklam

Yapılan muamele sorunun itirazlara müsamahasızlıktan öte yönleri olduğunu düşündürüyor.

Derse girmeyip gösteri yapan öğrenciler üzerinden herkese ders veriliyor.

Moskova’dan sonra İstanbul’dan da benzer görüntüler dünya gündemine giriyor.

Ülkemiz bu yönden de Rusya ile ilintilendirilmiş oluyor.

Hoş bir şey değil bu.

İster devlet tarafından açılmış olsun ister vakıflar veya şahıslar tarafından kurulmuş, sonuçta bütün üniversiteler kurucuları kadar öğretim üyeleri ve öğrencilerin de malıdır. Hem de yalnız şu anda görevli öğretim üyeleri ve şu sıralarda kayıtlı öğrencilerin de değil, geçmişte kürsülerini ve sıralarını doldurmuş öğretim üyeleri ve öğrencilerin de…

Bir yönüyle, gelecekte aynı kürsüleri ve sıraları işgal edecek olanların da…

[Yüksek lisansımı ABD’de Harvard Üniversitesi’nde yaptım. Harvard’ın bütün kurumlarının başına seçimle gelinir ve seçimde Harvard’ta eğitim almış ve almakta olan herkesin katkısı sağlanır. Seçim zamanı her mezun gibi bana da bütün adayların özgeçmişlerini içeren fotoğraflı bilgi notları ulaştırılır ve oy kullanmam istenir. Gecikirsem seçime katılma görevim birkaç kez hatırlatılır da. Üniversite rektörünün değişmesi gerektiğinde de, yine geniş bilgilendirmeler eşliğinde, o işi en iyi yapacak kişinin rektörlüğe getirilmesi sağlanmaya çalışılır.]

Reklam

Kolaylık ve hızlılık yerine en doğruya ulaşmayı garantileyecek bir yöntem gereklidir bizde de üniversite rektörlerini belirlemek için…

Madem rektörün profesör olması gerekiyor, yetkin bir profesör olmalı

Son atamadan sonraki tartışmada, siyasete ilgi duymuş ve iktidar partisinden parlamentoya girmek istemiş birinin tercih edilmesi ön plana çıkarıldı.

Herkesin siyasi eğilimi bulunan bir ülkede yaşıyoruz, geçmişte rektörlük koltuğuna oturmuşların da siyasi eğilimleri elbette vardı. 

Galiba

sorun yalnızca yeni atanan kişinin milletvekili aday adaylığı değil.

Cumhurbaşkanı, son birkaç yıl içerisinde tam 10 eski AK Parti milletvekilini değişik üniversitelere rektör olarak atadı.

Esas sorulması gereken soru şu: Eski milletvekili veya siyasete meraklı biri, ama bilimsel açıdan ne durumda? ‘Yetkin’ biri mi? 

Acaba Boğaziçi de dahil üniversitelere son yıllarda rektör olarak atanan siyasi kimlikli veya siyasi eğilimi bilinen yeni rektörler bilimsel açıdan ‘yetkin’ kişiler midir?

Bilimsel kimlikli olmaları gerektiğine göre, profesörlük unvanını alana kadar ve sonrasında hangi bilimsel başarılara sahip olmuşlardır? Kaç eserleri, uluslararası tanınmış bilimsel dergilerde yayımlanmış kaç makaleleri vardır ve bunlar düzeyli yayınlarda ne kadar atıf almıştır?

‘Yetkin’ olmak bu sorulara verilen cevapların sonunda ortaya çıkar.

Sorularıma cevap kendisi de akademik unvana sahip bir araştırmacı tarafından geçen yıl verildi. Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Engin Karadağ’ın ‘Higher Education’ adlı dergide yayımlanmış İngilizce makalesi pek iç açıcı bir tablo ortaya koymuyor. 

Prof. Karadağ’ın sayıları 197’e ulaşmış üniversitelerimizin son yıllarda atanmış rektörlerinin aldıkları eğitimler ve yaptıkları bilimsel çalışmaları üzerinde sürdürdüğü araştırmaya göre, rektörlerin üçte birinden fazlasının yayını ve atıf almış eseri/makalesi bulunmadığı anlaşılıyor.

Bizde rektör olma şartları arasında ‘profesör olmak’ da bulunduğundan, bazı başka ülkeler için ileri sürülebilecek “Sonuçta rektörlük idari görev, bunun için bilimsel yetkinlik neden gereksin?” gerekçesi geçerli olmaz.

Rektörlerimizin hiç de az sayılmayacak bölümünün bilimsel yetkinlik açısından durumu böyle.

Siyasete girecek veya girmek isteyecek kadar yakın duran öğretim üyelerinden bundan daha fazlası zaten beklenemezdi. 

[Geçmişte Fuad Köprülü ve Osman Turan gibi dev eserler vermiş, yetkinliği tartışılmaz profesörler de Meclis’e girdiler, parti kurucusu, milletvekili oldular; fakat istisnaların kaideyi bozmayacağı gerçeği burada da geçerli.]  

Kapıya kelepçe

Atama makamı önüne götürülen rektör adaylarıyla ilgili bilgi notları arasında, acaba kişinin bilimsel kimliği ve yetkinliğiyle ilgili kanaat sahibi olmayı sağlayacak ayrıntılar da var mıdır?

Vardı da, bu konu önemsenmedi mi, yoksa o konulardaki bilgi eksikliği sebebiyle mi bu son atama yapıldı?

Atanan rektör kendisini savunurken geçmişte hangi başka siyasi eğilimlere ilgi duyduğundan [CHP’li bir belediye başkanı kendisine danışmış], hangi müzikleri tercih ettiğinden [metallica ve hard rock dinlermiş] söz ediyor da, bilim alanına ne tür katkılarda bulunduğu hakkında hiç ipucu vermiyor.

Şehir Üniversitesi’nin kapısına kilit vuruldu, kapatıldı; Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısına kelepçe takıldı ve öğrencilerin üzerine güç kullanılarak gidildi.

Nitelikli üniversitelere karşı tavır giderek bir şablon halini alıyor…

ΩΩΩΩ 

Reklam

47 YORUMLAR

  1. Kimin atandığından ziyade atama yanlışlığını baştan konuşmak gerekiyor. Bir tek adam tek elden tüm üniversitelere rektör atıyor. O üniversiteler dünyanın en kötü üniversiteleri. Mezunları doğru dürüst iş bulamaz. Hiç bir başarıları yok. Üniversitelerin ülke ekonomisine işsiz üretmekten başka hiç bir faydası yok. Bunlara hiç değinen yok. Varsa yoksa buraya bizden bir rektör neden atanmıyor. Yahu rektörünüzü de alın başınıza çalın. Oraya gelinceye kadar bu üniversiteler neden böyle kalitesiz, üretimleri berbat, neden ülkeye hiç bir katkıları yok. Onları konuşsanıza.

    Boğaziçi çok güzide bir üniversiteymiş de falan filan. Ben niye duymadım. Hangi buluşa imza attılar, hangi ekonomik kalkınmaya ön ayak oldular. Yok öyle bir şey. Boğaziçi iyi İngilizce bilen mezun yetiştirir. Onlar da yabancı firmaların Türkiye temsilcilerine yönetici olurlar iyi dil bildikleri için. Başka da bir numaraları yoktur. Kimi kaldırıyorsunuz anlamıyorum. Ha Ali rektör olmuş ha Melih ne farkeder. Al birini vur ötekine. Tın tın.

  2. Amerika’da rektörlerin nasıl seçildiği bizi bağlamaz. Biz Boğaziçi’ne AKP’li tepeden inme rektör atanmasına karşıyız arkadaş. Yanına rektör yardımcısı ve hatta danışman bulmakta zorlanan birisi nasıl o kurumu yönetecek? Hadi o koltukta oturdun 3-5 yıl, ne kazandıracak bu o kuruma? Maksat yapmak değil, bozmak ve yıkmak. İktidarın eğitimi, üniversiteyi düzeltmek, iyiye götürmek gibi bir niyeti hiç bir zaman yoktu. Bunlardan anlamaz da zaten. Zamanında fetöye teslim etti eğitimi, yaptığı yap bozlarla, sahtekarlıklarla tüm eğitimi tüm boyutlarıyla felç etti. Şimdi imamları atayarak iyice kamplaştırma ve partilileştirme peşinde. Bu kadar embesil, dünyadan kopuk bir kadrodan bir şey beklemek mümkün değil. Ülkenin perişan durumu katlanarak kötüye gidiyor. Olan bu. Buradan çıkış çok zor gerçekten.

    Ülkenin insan kapasitesi hiç bir zaman ileri götürülemedi bu sebeple yıllardır. Her dönemde tamamen ideolojik ve yandaş besleme üzerine kurgulandı, kalite ve liyakat asla hiç bir taraftan kabul görmedi. O yüzden yapılanlar hiç kimseyi şaşırtmıyor. Bilakis her kamp kendisini haklı görüyor. Akp’liler elbette devlet elimize geçti rektör atamak da bizim hakkımız, kelekten de olsa biz atarız diyorlar; laikler asla kabul etmeyiz AKP’li rektör, ister Nobel’i olsun diyorlar. Kimse buraya yakışan, burayı iyiye götürecek projeleri olan birisini getirme peşinde değil. Kimseye fikri de sorulmuyor zaten. Tepeden atadık oldu bitti. O kadar. Ben de başınıza Boğaziçi kadar büyük taş düşsün diyorum. Sizden bir şey olmaz.

  3. Öğrencileri gözaltına alır almaz 24 saat geçmeden %90’ının örgütlere üye olduklarını anında tespit etmişler. Yani bravo. Örgüt üyesi olmak suçsa ve elinizde kayıtları da varsa daha önce neden tutuklamadınız acaba? Bu kadar salak mısınız ey millet? Hala bu safsataları yutuyor musunuz?

    İktidar bir Gezi daha olsa da parsayı toplasak diye kışkırtıyor. Ama Gezi 2.0 olsa da olmasa da iktidar gitti çoktan. 28 Haziranda bittiniz. 30 yıllık İstanbul gitti elinizden. Siz artık bir azınlık iktidarısınız. İlk seçimde tarihin çöplüğüne süpürüleceksiniz. Çok uzun sürmeyecek. Şimdi dolanın durun Saadetin arkasından Perinçeğin arkasından. Belki derdinize derman olur diye. Ama boşuna, beyhude. Geçti borun pazarı. Yürüyün şimdi aşağı doğru.

    28 Hazirandan sonra ne yaptınız da farklı sonuç bekliyorsunuz? Kurları, faizleri, işsizliği, kredileri, borçları, vergileri, fakirliği, fukaralığı, askıda ekmeği, coronayı katladınız da katladınız. Hala o saraylarda ne diye oturuyorsunuz? Zannetmeyin damada yedirdiğiniz 130 milyar doların hesabı sorulmayacak. Nereye sakladıysanız o damat bulunacak ve cent cent bu hesap sorulacak. Az kaldı. Hadi bakalım turlamaya devam edin. Yandaşları toplayın. Bakalım sizi kurtaracaklar mı?

  4. ABD’de yüzlerce rektör örneği var. Rastgele bir örnek Columbia Üniversitesinden Prof. Lee C. Bollinger
    https://president.columbia.edu/content/about-president
    Teknik yayınlarıyla önde olan biri değil, 25-30 yıldır Universitelerde Rektörlük seviyesinde yöneticilik yapmış biri, Uzmanlık alanlarında 3-4 kitabı var, Trump’ın eleştirenlerden sadece biri.

    U. British Columbia’dan Rektör Lesley B. Cormack; bir Tarihçi, 49 yayını var, başka üniversitelerde de dekanlık ve yöneticilik yapmış, 185 atıf. Aynı üniversiteden yüzlerce yayını ve onbinlerce atıfı olan profesörler var. Biri Prof. Yusuf Antıntaş, atıf sayısı 30 binden fazla. Onun da mesleki birikiminin ürünü önemli bir kitabı var. https://mech.ubc.ca/yusuf-altintas/.
    Prof. Altıntaş’ın yayın sayısı az diye Cormack’I kabullenememe veya kendisinden farklı bir siyasi düşünce moldeline sahip olduğu için kabullenememesi ve ülkede kargaşa çıkartmak için öğrencileriyle siyasi muhalefete alet olacağı düşünülemez! Böyle bir ihtimali sadece gülünç bulur.

    • O zaman bir imam-hatip mezunu atansaydı. Onlardan iyi yönetici ve yürütücü oluyormuş. Diğer tüm üniversitelere ve akçeli yerlere atadıkları gibi. Buraya neden yazık ediyorlar. Bula bula Melih’i mi buldular. Adam buradan da şutlanacak. Bu kaçıncı oldu şu kısa akademik hayatında. Neyse geri siyasete döner olmazsa. Artık CHP mi olur, Akp mi, Metalica mı görürüz.

      • “Adam şutlanacak” diyecek kadar konuyu yakından takip ettiğim yok. Yani, Bulu’u nasıl olsa şutlanacak diye bilerek mi oraya atadılar? Imam-Hatipli mezun atama işini onlara tavsiye et. BİÜ’de Bulu’yu istemedilerse belki bir imam-hatipli mezunu daha kolay kabullenirler!…

  5. Sayın Yazar şimdiye kadar yazdıklarınız yazıya % 90 katılıyorum ama buğünkine katılmıyorum ve yanlış düşünüyorsunuz. Size de yakıştıramıyorum. Üniversiteye rektör atanırken daha icraatlarını görmeden ona karşı çıkmak ayıptır. Bir kişiyi eleştireceksek onu icraatlarıyla ve görüşleriyle eleştirelim. Ona topyekün karşı çıkmak yazıktır. Oradaki öğrencilerinde yaptığı yanlıştır. Bu ülkede karşı çıkacak çok şey var ama yalnız siyasilerin yaptıkları atamalara kimsenin karşı çıkması doğru değildir. Biz geçmişte ne rektörler gördük üniversite kapılarına ikna odaları kuran, çıkıp televizyonlarda ahkam kesen bu ülke gerçekten demokrasiye kavuşacaksa siyasilerin yetkisini ve etkisini azaltmayalım çünkü onlar halka hesap vermeli atanmış kişiler millet ile hiç bir işi olmadığı için kendi kafalarına göre davranıyorlar. Bu ülkede en çok yanlışı atanmış kişiler yapmıştır. Herkese saygılar.

    • Geçmişi tekrarlamaktan yorulmadınız mı? Siz akpliler de aynısını yapıyorsunuz işte. Tepeden atadık bitti. CHP 2.0 bu. Böyle güzide (!) bir üniversiteye kendini kanıtlamış bir yönetici atanır. Bu da herkesin görüşü alınarak yapılır. Oylanmasına gerek yok. Ama tarafların rızası alınır. Çoğunluk beğeniyorsa atama yapılır. Partizanca atamaların o kuruma sadece zararı olur. Akp diğer bütün kurumları sıradanlaştırdığı gibi buraya da aynı muameleyi çekmek istiyor. Yarın iktidardan gideceksin, geride böyle bir enkaz bırakarak milletin ahını alacaksın. Arkandan küfredecekler sadece. Ülkeyi getirdiğin rezaletlerin sonu yok. Zaten azınlığa düşmüşsün. Gün sayıyorsun. Daha fazla milleti kışkırtarak iktidarını devam ettireceğini zannediyorsun. Ama bitti çoktan. Koskoca İstanbul gitti. Orayı kaybeden Türkiye’yi kaybeder diyen kendinsin. Kaybettiğine göre hala nedir bu inat. Çek git artık ve milleti de bir rahat bırak. İş yapma becerin olmadığını millet gördü. Bırak da iş yapacaklar gelsin artık.

      Ha damada yedirdiğin 130 milyar doların hesabı ayrı. O damat bulunacak ve o hesap illa sorulacak. Yiyip yedirip kaçmak yok. Hesap verilecek mutlaka.

  6. Nasrettin hocanın misali , hırsızın hiç mi suçu yok ! Polis baskı yaptı, devlet zor kullandı. Bırakın Allah aşkına örgüt üyelerini görmüyor musunuz. Haklısınız ehil insanlar gelmeli başa.Sanki şimdiye kadar hep ehil insanlar atanıdıda şimdiden sonra sistem değişti. Herkes gayet iyi biliyor ki bu ülkede kim iktidar olursa olsun kendi adamını atar. Devletin hakikaten işleyen dört dörtlük bı objektif sistemi olurda, aykırı davranilirsa itirazda haklısın derim.

    • Ezana ağza alınmayacak küfürler eden,Teröriste selam çakan ,devlete katil diyen,ermenileri katlettik diyen,atatürk den hoşlaşmayan …. chp nin İstanbul başkanı ne demişti .
      “seçimle veya başka bir şekilde gidecek”
      Öğrenci başka bir şekilde nasıl göndersin.
      Ancak MLKP üyeleri bu işi yapabilir.Daha anlamadın mı
      Mesele rektör değil
      Sende saf saf kaç tanesinin öğrenci olduğunu sayıyorsun
      mesele okul değil
      Önemli olan gerçekler değil algı
      Polis aşağıdan git der,Onlar aşağa bakmayacağız der.
      101 i de PKK teröristi çıksa aynı şeyi söylerler takma kafana Fatih bey

  7. oğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylarda gözaltına alınanların sicilleri kabarık çıktı. Kampüs önünde gözaltına alınan 108 kişiden sadece 7’sinin Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olduğu belirtildi. Dün gözaltına alınan 159 kişiden 130’unun da çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı..

  8. Atif bey! ABD’de kaçtane devlet üniversitesi oldüğunu yazsaidi’niz hiç değilse bizde ne demek istediğinizi anlamış olurduk…
    Nayse ben yazayım.

    ABD’de anayasa izin vermesine rağmen devlet Üniversitesi yok vede şimdiye kadarda olmamış.
    Sadece aşağida parents içerisine aldığım askeri academi var.
    Onuda bizdeki gibi devlet idare etmiyor.

    It has never been determined whether the U.S. Constitution would allow the federal government to establish a federal university system; (the only federally chartered public universities that currently exist are the United States Service academies, military-associated educational institutions administered by the United …)

  9. Üniversiteler ülkelerin beynidir, bu ülkede yaklaşık 6000 akademisyen uyduruk gerekçelerle işinden edilince ülke beyin kanaması geçirmiştir. Bu yüzden kendine gelmesi zor. 2016’ya kadar ve 2016’dan sonraki akademisyen başına düşen uluslararası yayın sayısı, ülkelerin akademik başarı sıralaması ve dünyada ilk 500 ve 1000’deki üniversiteler sıralamasına bakınca bu gerçek daha iyi anlaşılmaktadır. Yazık oldu güzel ülkemize ve milletimize…

  10. ABD’de Devlet veya devlet başkanı değil ünüversite ana okulu’da dahil hiç bir okula müdür değıl öğretmen dahı atıyamaz! Çünkü sistemleri menfaat üzerine değıl rakabet üzerine kurulmuş.

    Her bölge halkı 2 veya 4 yılda bir tıpkı millet vekili gibi kendi bölgesi’nin okuların’ın liderini seçer her okulun kendi mahale halki tarafından oluşan yönetim kurulu üyeleri, müdür, ve yardımcılari’de dahıl öğretmenleri ve diğer çalışanları interview ettikten sonra içlerinden hangisini beyenırseler onları işe alırlar.
    Okul çalışanların’ın maaşlari ve okul masrafları herkesin kendi mahallesindeki emlak ve diğer vergiler ile karşılanır! Öğle Siyasetciler gelip de kendi adamlarını emir’le atiyamaz.

    Okulular için ödenen Emlak vergileri polis,itfaye, gibi kurumlar için ödenen vergilerin en az 10 katı daha fazla! Açıkcası mahalle halkı kendi Polisi de dahil bütün halka hizmet eden kurumlar’ın başkan ve müdürlerini kendileri seçer.
    Müdüler veya başkanlarda emrinde çalışacak olanları gene mahalleninin seçilmişlerine liste halinde onyalatıktan sonra göreve başlatır.

    Sistemleri görevi! Dayısı olana değıl işin uzmanına verilmesi için kurulmuş bir sistem.
    Millet vekilleri ve Senetörler hafta sonu tatillerini genelde seçildikleri bölgelerde kendi seçmenlerinin sorunlarını tesbit edetmeki için geçirirler.
    Sistem ABD halkını! Bizdeki gibi! Seçilmişler’in kõlesi değıl amiri yapmış.

  11. CHP’ye hala tek parti tek adam zihniyeti diye eleştiri yapmaya devam eden AKP reisi, herhalde aynaya hiç bakmıyor. Bugün Türkiye bir tek parti ve tek adam zihniyetine esir olmuştur. Ne hazin ki ülkenin tüm akil adamları da bu zihniyete teslim olmuştur. Etkili olabilecek ve topluca bu tahakküme dur diyecek kimse kalmamıştır. Sen kimsin senden önce bir millet ve meclisi var diyecek meclis de kalmamıştır. Sistemi kullanarak gemisini yürüten ne kadar mafya babası, ihale hırsızı, siyasi kayırmacı varsa hepsi birden milletin varlıklarına çullanmaktadır. Ülke günden güne fakirleşmekte ve güçsüzleşmekte, zenginlikleri heba edilmekte, borçlandırılmakta, yüksek faizle dış güçlere peşkeş çekilmektedir. Halk iyice kutuplaştırmış ve birbirine düşman edilmiştir. Herkes barut fıçısı gibi patlamak üzeredir. Sonumuz iyi görünmüyor. İç ve dış ne kadar kötü varsa el ele ülkeyi tüketmek üzere el birliği ile çalışıyorlar. Bu kadar yalanla ve talanla gidişimiz felaket görünüyor.

    Boğaziçi düşen son kalelerden birisi. Her kurum bu zihniyete tek tek esir olmuştur. Şehir üniversitesi kapanırken tüm üniversiteler sessiz kaldı. Yapılan haksızlıklara kimse ses çıkarmadı. Şimdi onlara sıra geldi. Yarın size gelecek. Ortada ne hak ne hukuk kaldı. Herşey benim olsun istiyor karşımızdaki zihniyet. Toplumsal bölünmüşlüğü ve kutuplaşmayı da hem sonuna kadar kullanıyor hem de körüklüyor. Bu zihniyetle baş etmek için önce muhalefette birlik ve beraberlik gerekiyor. Zor bir mücadele bu, ancak tek çare birlik ve beraberlik.

  12. Yeni rektoru elestirmek icin, önce,bir rektorden ne beklendigini, basari kistasinin ne oldugunu belirtmek gerekir. Harvard ile karsilastirmak cok dogru degil, Bogazici universitesi bir devlet universitesidir ve tum masraflari toplumun odedigi vergilerden odenir. Harvard’i yonetenler’in hesap verdikleri bir merci var, Turkiye de bir rektor kime hesap verirki?
    Bogazici cok basarili üniversite oldugu soyleniyor, bunun ölcüsü nedir?
    Bogazici 150 yillik bir universite, Makina, Insaat Muhendisligi sadece 70 ogrenci alir ve toplamda 14.000 ogrenci var. Oysa devlet’in Anadolu da actigi yeni bir universite’de Makina ve Insaat bolumlerine 100-200 kisi alinir, ornek Erbakan Universitesi birkac yil once acilmis Makina Muhendisligi 70 kisi aliyor, SDU, 1992 de kurulmus Makina Muhendisligi 200 kisi (100+100(ikinci iö)) alir ve toplamda 80.000+ ogrencisi var(SDU her yil 17.000 yeni ogrenci alir ki bu sayi BU toplamindan fazla), 2008 de kurulan Bayburt Universitesinde ise 13.500 ogrenci var.
    Bogazici nereden elit ve en iyi universite oluyorki, bir ölçü varmi?
    Bogazici devletin kaynaklarini diger anadolu universitelerinden daha fazla kullanmasi elit olmasina, en iyi olmasina yetmez.
    Bogazici 2020 de Devlet butcesinden 329 milyon TL almis, SDU ise 457 milyon TL, Bayburt Universitesi 104 milyon TL almis.
    Bayburt ve Bogazici universiteleri yakin sayida ogrenciye sahip olmasina ragmen Bogazici butce den 3 kat daha fazla para aliyor.
    Bogaz’da bir universite ol, cok az ogrenci al, devletin kaynaklarini kullanarak yurt, spor salonu vs yap, istanbulda, bogaz da ve ingilizce egitimden dolayi en iyi ogrenci gelsin, bunlar tamam da bunlar tek basina elit/basarili olmaya yetmez.
    Oncelikle bir rektorden ne beklenir, eski rektor(ler) ne yapti bilelim ki yeni rektor basarilimi degilmi bilelim.

  13. Yaa sen ne anlatıyon Fehmı Bey
    O anlattıgın unıversıte de boyle ogrencı olmayan soytarılar dısardan gelıp gosterı yapıyor mu

  14. Herkese kocaman bir günaydın diyorum. 2013 Aralık sonrası başlayan cadı avında destekçi olan yada sessiz kalanların şimdilerde çırpınmaları maalesef işe yaramıyor. Başta A. Davudoğlu olmak üzere o dönemde Erdoğan’ın ateşine odun taşıyanlar şimdi bunun karşılığını görüyor. Sahi Fehmi Koru yazmaya endişe etmiş olabilir ama hatırlarsanız 15 tane vakıf üniversitesi bir günde kapatılıp bütün mal varlıklarına el kondu. Ne suçu vardı bu üniversitelerin? “Yahu saçmalamayın, üniversitenin ne suçu olabilir?” derseniz ben de tam bunu soruyorum. Zaten kayyım atayarak yönetimini gasp ettikleri üniversiteleri niye yok ettiler? Peki halkımız ve de muhalefetimiz bunlara ne dedi? Bizim kamuoyu bunları gayet iyi yedi ve sindirdi, Şehir Üniversitesini de sindirdi, Boğaziçi’ni mi sindirmeyecek. Bu sitede yaşananların kısa bir özetini bulabilirsiniz: http://academicsolidarity.com/tr/
    Elbette bunca zam yağmurunu perdelemek için bazı atraksiyonlara ihtiyaç var. Alın size atraksiyon, hem de Boğaz manzaralı. Araştırılsa herhalde öğrencilerle polisi karşı karşıya getiren provakatörler bir yerlerden maaşlı devlet çalışanıdır.
    Demem o ki Boğaziçi’nde mücadele eden (yada ettiğini düşünen) gençlere saygım var ama balık çok önceden ve baştan kokmuş. Erdoğan, muhalefeti dizayn ederek kazanıyor. Bakın iki seçimdir rakip olarak karşısına çıkarılan esas adaylar cılk çıktı, Erdoğan’a çalışmaya başladılar. Daha ne olsun.
    Son söz: lütfen üniversite öğrencileri üzerinden siyaseti dizayn etmekten vazgeçin. Adam gibi kendi muhalefetinizi yapın. Çocuklara yazık etmeyin.

  15. iyi de Fehmi bey Boğaziçi olaylarında gözaltına alınanların çok az bir kısmı Boğaziçi üniversitesi öğrencisi diğerleri dışarıdan gelen çapulcular buradan anlayacağımız maksat bağcıyı dövmek.

  16. fehmi, beyin bugünkü yazısını herkesin anlaması beklenmemeli.
    özellikle ülkemizde her şeye particilik gözlüğünden bakıldığı için.
    erdoğan mı atamış rektörü,
    tamamdır, ölümüne savunurum. anlamsız şeyler söylemenin hiç önemi yok, lafı hemen fetöye getiririm, biraz terör sosu, biraz kutsalımıza hakaret bulunur bir yerlerde, biraz da yağ ve şeker kuyrukları.
    öte yandan,
    erdoğan mı atamış rektörü,
    tamam, ölümüne karşı çıkarım, kimi getirmiş, neden getirmiş hiç önemi yok.
    oysa önemli…
    CB istediği kişiyi rektör olarak atayabiliyor, öyleyse bu hakkını kullanma özgürlüğüne kimse karşı çıkmamalı.
    burada bir sıkıntı yok.
    lakin bu hakkını istediği gibi kullanamamalı,
    yakışır kullanmalı,
    sıkıntı burada.
    türkiye bunca yıllık birikimine yüzyıllar süren cihan devleti geçmişine rağmen ilk üniversitenin kurulduğu topraklar olmasına rağmen ilk 100 üniversite arasına giremiyor işte. nedeni basit, eğitime önem verilmiyor.
    eğitim seviyesi yükseldikçe oylarımız düşüyor tespitine ve gerçeğine binaen eğitim seviyesi son 18 yılda giderek düşürüldü.
    bir partiye yakın durmak ülkenin en iyi üniversitesine atanmak için yeter ve gerek şart olabiliyor işte…
    melih bulunun siyasi hayatına bakarsak istanbuldan milletvekili adayı olmuş, yapılmamış, ataşehir belediye başkanı adayı olmuş, yapılmamış bari en güzide üniversiteye rektör olsun tadında. insanların saygı duymasını nasıl beklersiniz?

    2003-2010 yılları arasında Boğaziçi ve İstanbul Ticaret üniversitelerinde yarı zamanlı olarak İş Stratejisi ve Oyun Teorisi dersleri veren Bulu, 2009 yılından itibaren tam zamanlı akademisyen olarak çalışmaya başladı. 2008 yılında doçent, 2016 yılında profesör unvanı aldı. 2010-2014 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanlığını yürüttü. 2016-2019 yıllarında İstanbul’da İstinye Üniversitesinin kurucu rektörü olarak görev yaptı[9] ve 2020’de Haliç Üniversitesinin rektörü olarak göreve başladı.[4]

    2004 yılında kurucularından olduğu Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) adlı sivil toplum kuruluşunun önce genel koordinatörlüğünü, 2017-2019 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığını yaptı ve URAK çatısı altında Türkiye’nin sektörel ve şehir bazında rekabetçilik analizlerini yaptı.[7] 2021 yılında YÖK’ün önerdiği 9 aday arasından Cumhurbaşkanı kararı ile Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atandı.

    şimdi istinye ve haliç üniversitelerinde ne başarı göstermiş ortaya konması,
    ya, kendisinin yayınladığı kitap ve makalelerin akademik performansının yöneteceği akademisyenlere en azından denk olması gerekmez mi?
    şimdi elimizde sadece akp li oluşu ve 2016 yılında profesör olmuş olduğu gerçeği var? iyi bir insan, iyi bir akademisyen, iyi bir vatandaş olabilir ama yetmez.
    seçtiği danışmanı oğuzhan aygören deva partili imiş, bu baskın ortamı neden göstererek görevi reddetmiş olduğu söyleniyor, doğru mu bilmiyorum, ama bu kadar protesto edilen birinin de etik olarak görevden azlini istemelidir, sonrası daha sıkıntılıdır. her şeyden önce melih buluya yazıktır.
    protestolara istenmeyen kişi, grup ve örgütlerin sızması son derece doğaldır, devletin işi sapla samanı ayırmaktır, ambarı yakmak değil.

      • Herkes değil! Beyinlerini, kendi menfaatler’i gereği! Siyasetçilerin yalanlarını savunmak için çalıştıranlar (bizde onlara trol derler) anlamazlar.

      • çünkü üniversite ve iyi üniversite arasındaki farkı herkesin bilmesi ve anlaması beklenmez. üniversitelere ve özellikle iyi üniversitelere yatırım yapmanın ne kadar önemli olduğunu da iyi üniversitelerin başına partili yöneticiler atanmasının nasıl acı sonuçları olacağını da anlaması beklenmez.
        elbette herkesin siyasi bir duruşu vardır, ama bunun rengi kadar tonu da çok önemlidir.
        son 18 yılda akademik başarımız ciddi şekilde düşmüştür,
        linkini verdiğim program izlenirse genel durum hakkında belki bir miktar bilgi sahibi olunabilir.
        o zaman durumun ciddiyetinin ve vehametinin de belki farkına varılabilir.
        fehmi beyin bugünkü yazısı da o zaman daha iyi anlaşılır diye umuyorum.
        https://www.youtube.com/watch?v=4j5beoAMSBM

    • Didem hanım artık bir parti devleti ile karşı karşıyayız. Devlet diyebileceğimiz herkese eşit mesafede bir kurum kalmadı. Diyanet bile partinin propagandacı başısı. Her siyasi olayda ortaya atlayıp milleti bölücü beyan veriyor ve suç duyurusunda bulunuyor. Bu kadar tarafgirlik ve devleti hepimizin ortak paydası olmaktan çıkarıp bir grubun egemenliğine vermenin sonucunu daha önce gördük ve tüm orta doğu ve Asya ülkelerinde görüyoruz. Ülkeyi bölerek yöneten bir azınlık bu. Son derece zararlı ve yıkıcı. Nereye kadar diye diye geldiğimiz yer hakikaten kötü. Daha kötüsünü düşünmek bile istemiyoruz. Ama zihniyet durmuyor, hep bana mantığıyla tüketmeye devam ediyor.

      • yönetim şekli ve sistemden çok kişiler ve niyetler önemli diye düşünüyorum.
        iki farklı yaklaşım var anladığım;
        halka çalışanlar ve
        kendilerine çalışanlar.
        halka çalışanlar halkı ihya ediyor,
        kendilerine çalışanlar kendilerini ve çıkar gruplarını ama siyasi kadro, ama medyası ama sermayesi ama dini kadrosu ihya ediyorlar. halk fakirleşirken bunlar zenginleşiyorlar.
        neysem her geçen gün anlayan artıyor, bu iyi bir şey.

  17. Rektörlük idari bir görev.o nedenle yayın vb önemli değil.Prof.olması eğitim camiasından gelmesi açısından önemli.yoksa ülkemizde hiçbir Zaman en çok yayını olan yada en yetkin akademisyenler rektör yapılmadı.Bu çok saçma olurdu.Öğrenciler gösteri yaptıkları için değil üniversiteye giriş çıkışı engelledikleri için gözaltına alındı ki bu çok normal.neticede işgal girişiminde bulundular.Gösteriler 25 gündür sürüyor.ilk günlerde BÜ öğrencisi olmayan göstericilerin kampüse girmesine izin verilmedi ısrar edenler gözaltına alındı.sonrasında 25 gündür eylemlere dünkü işgal girişimine kadar müdahale edilmedi.O kadar yandaşsınız ki açık gerçekleri çarpıtıyor ve bunlara inanmamızı bekliyorsunuz.

  18. Bir ülkede Üniversite Başkanı olarak Rektörlerin, ülke Başkanı tarafından atanması o ülkenin ülke Başkanlığını gereği gibi yapabilmesinden çok küçük işlerle meşgul edilmesinin daniskasıdır. Bir ülke Başkanlığı çok daha ciddi bir iş olmalı. Gelişmiş ülkelerde böyle bir uygulamaya gülerler. Bu açıdan Prof. Karadağ’ın ülkenin dışarda gülünecek bir durumunu “Higher Education” gibi bir Journal’de yayınlaması pek hoş olmamış (jurnalleme gibi bir şey!). Yani, dışarda yayın yapabilme kaygısıyla bir akademisyenin ülkesinin bu konudaki durumunu ifşa etmesi gibi bir durum da var. Onun yerine, içerde işin doğrusu neyse onun uygulamaya konması için çalışmalara destek olması daha vatansever bir teşebbüs olabilirdi.

    İşin doğrusu, Rektörün her üniversitenin kendi bünyesinde kendi kurallarına göre seçilmesi yoludur. Dışardan atama olacaksa bunu da memurunu işe alır gibi Üniversite seçici kurulu yapar. Devlet Üniversitesi veya özel üniversite olsun farketmez. Neticede, yüksek öğremin kurumudur. Binlerce eleman çalıştıran şirketler bu işi nasıl yapıyorsa öyle. Şirket Başkanı (CEO) şirketine ne kazandıracak, ürünlerini nasıl daha kaliteli hale getirecek konusu ne derece önemliyse Rektörlerin en önemli amacı benzer şeyler olmalı. Dolayısıyla, Rektörlerin de üniversiteye öğrenim/eğitim işlerinde katkısı, getireceği yenilikler ve öğrencilerin kaliteli eğitim almaları, hatta mezuniyetten sonra iş bulmalarına hizmet etmesi en önemli konular olması gerekir. Ayrıca Rektör, mademki bir Prof. Bilimsel yayın yapmış olmanın ne demek olduğunu bilmesi ve bu işin içinden geçmiş olması, yani yayın yapmış olması lazım. Akademisyenlik te askerlik gibi disiplin işi olmalı. Şimdi, siz yüzbaşı, binbaşı, yarbayı olan bir Askeri Birliğin başına o da asker diye bir başçavuş veya astsubay dikemezsiniz. Rektörlük, yüksek maaşlı sükseli bir makam, altına en azından bir makam arabası ve şoför… bunların cazibesi ve siyasi görüş en önemli kriterlerden olsa gerek. Ama bu bütün rektörlerin durumu, sadece Boğaziçi Üniversitesi (BİÜ)’nin değil.

    İnternetteki biligilere göre bu duruma gelinmesi bugünkü siyasi yönetimin icadı değil. Atama işleri Kenan Evren darbesinden sonra başlamıs belki ufak tefek değişiklikle devam eden bir uygulama. Örneğin, Necdet Sezer de aynısını yapmadı mı? BİÜ bu işe istemezük çekiyorsa bunun idiolojik siyasi nedeni de besbelli. Kabe türü dinen kutsal sembollerin provokatörlerce “istemezük” işine alet edilmesi işin tuzu biberi olmuş. Diğer üniversitelere dışardan Rektör atanıyorsa BİÜ’ye atanmış olması, neden olmasın? Kaldı ki atanan Rektör Bulu liyakatı yerinde mi diye de merak edip baktım. Bir sorun yok! ODTÜ’den mezun, Master ve doktora derecesini BİÜ’den almış. Kayıtlara göre yeterince yayını da var. BİÜ, tamam iyi kaliteli bir üniversitedir ama ayrıcalığı olmamalı. Bence, bu konuda Türkiye şartlarında iktidar tamamen haklıdır. Ayrıca Üniversite kapısına kilit vurulmuş deniyor. İşi abartmağa ne gerek var? Fehmi Beyin abarttığı bir şey daha var. ABD deki Üniversitelerde Rektör seçimi büyük çapta her öğrenciye ve eski mezunlarına gidecek şekilde ortalığı velveleye vererek olmaz. Bir yakınım vasıtasyla biliyorum. Seçici Kurul teşkil olur. Bunda Prof., Doçent gibi öğretim üyeleri olduğu gibi öğrenci temsilcileri de olur. Bu temsilciler kendi yayın organlarıyla bu süreçte olup bitenden diğer öğrencileri bilgilendirirler. Bu kesin bir bilgidir. Harvard’da da durum pek farklı değildir. BİÜ de öğrenciler derslere girmiyormuş vs. Bunlar ne oluyor? Dünyanın birçok ülkesinde Kovid-19 etkisiyle öğrenimin/eğitimin internet üzerinden yapıldığını Üniversitelerin genelde öğrencilere kapalı olduğunu okumuştum. Bizde eskisi gibi yüz yüze yaplıyorsa bu zaten yanlış birşey. Riske ne gerek var? Kilidi vurun kapatın gitsin! Uzaktan kumanda ders yetmiyor mu?

    • “Prof. Karadağ’ın ülkenin dışarda gülünecek bir durumunu “Higher Education” gibi bir Journal’de yayınlaması pek hoş olmamış (jurnalleme gibi bir şey!).”

      böyle düşünmenizin nasıl bir anlamı var, ben pek anlayamadım.

      dünkü yazıdan bir alıntı:

      [İsrailli yazar, Mesut Hakkı Caşın’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olarak söz ediyor. Baktım, İstinye Üniversitesi öğretim üyesi Caşın 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı güvenlik ve dış politikalar kuruluna üye olarak atanmış.]

      bundan anlaşılan, Fehmi Koru gibi gözü kulağı açık ve siyaseti çok yakından takip eden bir yazarın Cumhurbaşkanına danışmanlık (politika kurulu üyeliği bir nevi danışmanlık sayılır her halde) eden bir ismi İsrail gazetelerinden öğreniyor. yani başka ülkeler bizi bizden daha iyi biliyorlar.

      kendi ülkesinde derdini dinletemeyince ne yapacak… bir dinleyene anlatacak tabiki. gizli saklı bir şey anlatmıyor ya, dünyanın bildiğini anlatıyor.

      uygur türkü de derdini burada ve imkan bulduğu her yerde anlatıyor, anlatmasınlar mı?

      • Herkesin herşeyi anlamasına gerek yok Sn vatandaş. Diğer kısımlar iyi anlaşıldıysa mesele yok. Dünyanın bizi bildiği hatta, bilmek istediği konusu da şüpheli. Bizimkiler bir alem! M. Kemal Atatürk Paşamız sağolsun diyeceğim ama erkence öldü gitti (Onun asker yanı başım üstüne; “emret komutanım!” Dedelerim Çanakkale ünvanlı! biri gazi! Paşa, sonradan işin kolayına kaçtı; ne kadar da önyargılıymış rahmetli). Kutuplaş(tırıl)an bir ülkeyiz. BİÜ işi dahil bütün çekişmelerin kökünde bu var. Karadağ’ın yaptığı işin araştırma niteliği şüphesiz yok değil. Ancak, yoruma açık. “Ben önemli kişiyim. Bak sen beni dinlemedin, ben de senin ipliğini dünya pazarına çıkarırım” şeklinde bir algı da buna dahil. Ülkenin kötü reklamı olduğunda kim ne kazanır? Karadağ, derdini dünyaya ilan etmeden önce kendi halkına anlatma yollarını denemeli. 1980li yıllardan beri aklı nerelerdeydi? Gazetelerde bu konuda kaç tane yazı yazmışlığı, halka ulaşma gayreti var? Halkın aydınlanmağa ihtiyacı var. Oy vererek durumu değiştirecek olan onlar! Şu BİÜ işinde öğrencilerin kullanılmağa çalışıldığı konusunda şek ve şüphe yok. Belki aralarında sadece %5i samimi kişilerdir, %95i ülkedeki siyasi çaresizlerin gövde gösterisine alet olanlar…

        Harvard konuya emsal teşkil edecek bir yer değil. Eskiden mezun olmuş bütün öğrencilerine bu tür konularda başvurması mümkün değil. Eski mezunlarından para yardımıyla okuluna destek olanlarla teması vardır. Para gelmesi için bunu özellikle yapan üniversiteler çok (bu konuların içinde olan yakınlarım olduğu için biliyorum).

        • Harvard iyi örnek değil mi? o zaman bir de California üniversitesine bakın;

          Watch “Dünya’nın En Değerli 9 Maddesi” on YouTube
          https://youtu.be/GF8M0p36Cc8

          para verenler, bağış yapanlar neye bağış yapıyorlar acaba?
          vidyoda da anlatıldığı gibi insanlar dünyanın ikinci en pahalı ürününü üreten projelere bağış yaparlar elbette. o bağış yapanlar da o projelerden istifade ederler. en uzaktaki mezunlarının oy kullanmalarını istemeleri ise parlak fikirlerden uzak kalmamak için, onlarla bir tür iletişim ve iş birliğini devam ettirmek içindir.

          • “Harvard konuya emsal teşkil edecek bir üniversite değil” derken bizim TR-BİÜ’deki durum gibi bir üniversiteye dışardan Rektör atama işiyle ilgili olarak dedim. Konuyu nasıl anladın belli değil! Hardard’da açık bir pozisyona (makama) atanma öncesi eski mezunların fikirlerinin sorulup sorulmadığı konusuna gerçekten meraklıysan gir adamların websitelerine “The Election Process” kısmını ve ilgili uzantıları incele. Öyle bir şey yok! Olması zaten pratik değil! Ha milyoner parası bol biri olursun, o başka bağış yapmak zaten içinden gelir (mezara para götürülmediğini onlar bizlerden çok daha iyi biliyorlar), eski mezun olarak sana yaklaşmasını çok iyi bilirler, zaten.

            Cal. Üniv.’e bir ara bakarım en değerli 9 madde neymiş! Kapitalizmin hakim olduğu yerde para “güç”tür. Bir şekilde kullanırlar, carcur etmeden ve bir ihtiyacı görmek için. Adamlar iyinin iyisi peşinde gıdım gıdım ilerleyerek süper ülke haline geldiler. Ağır ağır çıkacaksın o merdivenlerden…. Sağlam ve emin bir şekilde düşünerek.. yükselişi sindirerek hakederek ve zirveye varacaksın! Derken bir alkış kopacak, tasdik edilecek vardığın nokta, alkışlanacaksın! O ara arkaya bakacak, zirveye taşıyacaksın diğerlerini! Paylaşacaksın zirveyi!…. (anlaşıldı mı?!)

  19. Bu yazıda , benim dikkatimi çeken iki önemli nokta gördüm . Fehmi Bey ,tahminen 70 yaşlarında olduğuna göre Harvard ile ilişkisi 40-50 sene öncesinde başlamış olmalı ; buna rağmen sadece yüksek lisans yapan bir öğrenci olduğu halde üniversite hala irtibatını devam ettirmiş, adeta öz evladı gibi bağrına basmıştır ! Herhalde onu Harvard yapan faktörlerden birisi de budur !
    Diğer konu ise rektörlerimizin üçte birinden fazlasının atıf yapılabilecek bir yayın veya makale sahibi olmamasıdır ki zaten söylenecek bir şey de yoktur !
    NOT: Bu vesileyle , arkadaşlardan da özür dileyerek biraz şahsi bir konuya değinmek istiyorum ; ömrümün 37 senesini bir kurumda geçirdim , 20 seneden beri de emekliyim .Ne yazık ki benim kurumumdan bir Allahın kulu bu güne kadar beni ne aramış ne de kapımı çalmıştır ! Bizdeki insanın değeri de bu kadar işte !
    Herkese selamlar , saygılar

  20. Alemderlar,Serter ler çok ama çok siayaset dışı aktörlerdi .Özlediniz galiba.
    Rektörlük bir kere yönetsel bir mevki ondan yayın beklemek nasıl bir kafa.

    ABD de bir bina işgal edilince terrorist ama Rusya,Türkiye, ve diğer bilimum ülkelerde özgürlük ,hak istekleri ve turuncu devrimler.

    • Melih Bulu’nun Alemdar ve Serter’lerden bir farkını söyleyebilir misin? onlar da CHP’liydi Melih Bulu da CHP’liydi. onlar da devletin yönetici unsurlarıydı, Melih Bulu da devletin yönetici unsuru. onlar da metalica gibi hard rock müzik dinlediklerini söylüyorlarlardı, Melih Bulu da hard rock dinlemesiyle övünüyor.

      bu arada hard rock müzik eskisi gibi dinlenmiyor, gençler artık kendi müzikleriyle eğleniyorlar. rock müzik çalan rok barların kapandığını da duymuştum.

  21. Bu olaylar ve benzeri konular sadece gündem değiştirmek amacıyla sıcak tutuluyor.
    Ülkede ekonomik sıkıntının olduğu en üst düzeyden de açıklanmasına rağmen muhalefet iktidarın ekmeğine yağ sürmeye devam ediyor.
    Muhalafette bu durumunun farkında ama onların da derdi halk değil
    Bu Ülke insanını %10 unda hiçbir sıkıntı yok döviz çıkmış enflasyon artmış hiç etkilenmezler ülkeyi yönetenlerde bu grubun içinde olduğu için gerçekleri görmek istemiyorlar.
    Ülkede ekonomik sıkıntı diye bir şey var Gıda fiyatları aldı başını gidiyor çiftçinin kullandığı gübre ona keza ama bizim siyasilerimiz cambaza bak demeye devam ediyor.
    Biz bu kafayla daha çok bakarız cambaza…..

  22. ne zaman dalacak diye bekliyodum ..eh buraya kadarmis. neyse ..

    harvard ayni zamanda 38 milyar dolar ile dunyanin en zengin okulu unvanini da tasiyor, yazar o okulu secim yonunden karsilastirmis bogazici ile (baska okulla da karsilastirabilir sorun degil) merak ettigim neden koskoca bi sabanci veya koc ile karsilastirmamis zahmet etmis taaa abd ye gitmis acaba?

    gordugum genel bir sorun var yazar atar kitlesinde : amerikayi turkiye ile karsilastirmak gibi bir saplantisi var bir cok yazarin..
    maalesef baltayi da cogu zaman tasa vuruyor muhalif yazar kitlesi..cogu ayrintilari atliyorlar

    harvard
    bi kere devlet okulu degil, yanilginin biri burda (devlet okulu ile karsilastirmis yazar)
    harvard bi cogunun karistirabilecegi gibi teknik olarak “ozel” bi okul da degil (detayina girmeyelim)
    rokafeller universitesi ozel okul mesela, mudurunu de ogrencileri secmiyor..

    simdi tekrar gelelim basa : okulun sahibi devlet: ister karstan ister marstan birini atar!!

    eger sabanci da veya kocta yahut rokefellar unv.’de protesto diye sozde ogrenci kimligi ile aylarca anirani depineni, iceni, ..cani ..delireni goren ve buna ragmen ogrenciligi veya ogretmenligi devam edeni duyan varsa bi gelsin de anlatsin biz de aydinlanalim ..

  23. atanmış rektör istifa edecek etmesine ama şu anda kendisine ihtiyaç var.
    kim ne derse desin seçimler yakın.toplumu bölmeye ihtiyaç var.
    bu nedenle istifa pardon görevden affını arz edemez.
    pek ala biliyor ki boğaziçi üniversitesine rektör olacak kapasite kendisinde yok.
    boğaziçili öğrenciler aralarına karışanlara çok dikkat etmeli.
    haklı protestolarını bulanıklaştırmak isteyenler şu anda plan yapmakla meşguller.
    karşı protesto için fesli gösteriler organize edilmeye başladı.
    müslümanların kıblesine saygısızlık kabul edilemez peki o kabenin tepesine yüz katlı binaları dikenlere tepki gösterildimi.ecdad yadigarı ecyad kalesi yıkılıp yerine çirkinlik abidesi olarak dikilen zemzem tower dan devre mülk almak için yarışılmadımı bu ülke de.
    resmi yere serildi diye ayağa kalkanlar zemzem towerın bilmem kaçıncı katından kabeye bakmak çok mu zevkli.
    şu anda müslümanların kıblesi çirkin bir kuşaltma altındadır.

  24. Kominist ve Diktatör’lük rejimlerine geçış süreçleri! Meşhur böl, parçla yönet takdiklerini ustaca kullanıp başarmışlar.
    Bizde’de son 10 yıl’dır böl parçala yönet uygulanmakta’dır.

    Ben bu sitede bir kaç yorumumda İranlılar’ı eleştırmıştım, daha sonra onların taktir ettiğim tarafını yazınca, burdaki bazı yorumcular hemen bana o yazdıklarımı hatırlatarak beni ilkes’izlikle suçladılar.

    Bizdeki zihniyet, garip bir zihniyet! Eleştırdığın kışıler veya devletler sanki düşman taktir ettiklerin dost oluyor. Ortama göre İnsanların veya Devletlerin iyi ‘ tarafını söyledikten sonra , kötü taraflarını söylememen gerekiyor! Maalesef bizdeki zihniyet garip bir zihniyet.
    Onun için her zaman iş ehliyetlisine değil dayısı olan veriliyor.
    Dünyada, yalani en iyi becerenler Siyasetçiler ve hırsızlar’dır.

    • Nurdan Hanım yorumlarınızı yazarken haksız sataşmalar yapmayın lütfen.Yazdıklarınızı gayet net hatırlıyoruz.Sadece bir örnek:”Ben iranlıları hiç sevmem onlara karşı görüşlerimi konulara göre yazamak demek çelişki demek değil!”Bernar Kutluğ’un siteden uzaklaşmasına vesile olan yazdıklarınız da yerli yerinde duruyor öylece.

      İster kızın,ister köpürün,ister küplere binin,şu şekilde sataşdığınız müddetçe ben de söylemeye devam edeceğim:

      Öncesi sonrası düşünülmemiş genellemelere binaen yaptığınız çokça yanlışlar yüzünden söylediğiniz DOĞRULAR DA GÖZARDI EDİLİYOR VE GERÇEK DEĞERİNİ BULMUYOR.
      Yine çok agresifsiniz ve bu agresifliğiniz de yanlış söylemler geliştiriyor.

      Sonra eleştirdiklerimize karşı yazacak birşey bulamıyor,çürük etten,kaburgadan bahsetmeye başlıyorsunuz.Bu da içinizde kalıyor,hazmedemiyor ve mantıklıca bir cevap veremediğiniz konunun üzerinden bir ay geçtikten sonra “bizdeki zihniyet” imasıyla unutulmuş eskiyi çarpıtarak geçmişin hıncını çıkarmaya çalışıyorsunuz.

      Şu yaptığınıza bakın;”bizdeki zihniyet” diyerek aşikar hatalarınızı eleştirenlerin doğrularını çarpıtarak kendi hatalı zihniyetinizi temize çıkarmaya kalkışmak bu,başka birşey değil.
      Oysa yazdıklarınız da,yazdıklarımız da gün gibi ortada duruyor.
      https://fehmikoru.com/joe-biden-suikasta-ugrayacak-kamala-harris-abd-baskanligini-ustlenecek-burclar-boyle-soyluyormus/
      Önce kendi zihniyetinize bir bakın.
      Hatadan ders çıkarmak yerine olanı çarpıtmak hiç te matah bir meziyet değil ayrıca.

  25. Fehmi bey abdullah gül ün zamanında gazi üniversitesine atadığı rektör süleyman küçükberber nasıl atandı ve neden kovuldu üniversiteden onu da yazsanız

  26. Yaklaşık yirmi gün önce Boğaziçi üniversitesi bolgesinde idim.Binlerde polis,zirli araçlar,yaklaşık iki kilomere çapında demir parmaklıklar ve bazi yollar kapalı.
    Yöneticiler ve karar alıcılar nasıl akıl tutulması yaşıyor..
    Tıp kı, 28 Şubat günlerinde İstanbul Altunizade ilahiyat camisinde, cuma namazı insanlar tek tek aranır,disarida binlerce polis nöbet tutardı.
    Nereden nereye.
    Sedece vergileri artırıp ,başka hiçbir şey yapmayıp ,bu ülke ne zamana kadar yönetilir.
    Yoksulluk ve hayat pahalılığı alim gücü okadar çokki, insanlar adeta burnundan soluk aliyor.İstanbul sokaklarinda bulunan insanların yüzüne bir bakın herkes asik süratli, gulen mutlu kimse yok.Acilen mecliste bulunan muhalefet partileri meclisten çekilip Türkiye’ yi erken seçime götürmelliler.Malesef bu işin başka çaresi kalmadı..

  27. Fehmi bey in son cümlesinde dediği gibi “Nitelikli üniversitelere karşı tavır giderek bir şablon halini alıyor” durumu yok. Abd deki darbe yazılarından sonra Fehmi bey biraz olayı korluyor gibi.

    ABD merkezli US.NEWS’in hazırladığı önde gelen yükseköğretim kurumları derecelendirmeleri arasında gösterilen “Dünyanın En İyi Üniversiteleri 2021” sıralamasına göre 150 yıllık tarihi olan Boğaziçi Üniversitesi dünyada da 197’nci sırada.
      14500 Bogaziçili üniversiteli bulunuyor. 300- 400 üniversiteli gencin istemedikleri rektörü protesto etmesi gayet normal.
    Ama işin içine Dhkp ve Mlkp geçmişi bulunan Kaftancıoğlunun destek ziyareti sonrası işler çığrından çıkmış Boğaziçili olmayan Dhkp üyesi 17 kişi tutuklanmıştı. Abd deki darbe girişimi sonrası olaylar sakinleşmişti. 4-5 Lgbt li ögrencisinin Kabe resmini yerlere serip kabenin üstüne Lgbt amblemi koyup sosyal medyada dolaşıma sokulması işleri çıgrından çıkaracak gibi.
    Kabe fotografının yerlere serilmesini protesto eden Bogaziçili ögrencileri ve hocaları fişleyerek sosyal medyada afişe eden bir paylaşım devreye sokuldu. Dün de Hdp milletvekilinin ve destekçilerinin oralarda bulunması sonrası ve Lgbt li ögrencilerin Rektörlük binasını işgal girişimi sonrası gözaltılar meydana geldi.
    İnşallah olaylar köpürtülmez, korlanmaz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız