Bir siyasi suikastın bana düşündürdüklari…

24
Reklam

Ülkücü hareketin önemli isimlerinden biri, Sinan Ateş, Ankara’nın en merkezi yerlerinden Çukurambar’da, motosikletli bir infaz grubu tarafından öldürüldü.

Öldürülen Sinan Ateş Ülkü Ocakları’nın eski genel başkanıydı ve Hacettepe Üniversitesi’nde doçent unvanlı öğretim üyesiydi.

Ülkü Ocakları MHP’yle ilişkili bir örgüt. Siyasi suikasta MHP’den ve iktidar ortağı AK Parti’den kınayıcı bir ses çıkmayışı eleştiriliyor.

Konuya vakıf olanlara göre, cinayette üstü kapalı tek bir yön bile yok.

Yeniçağ’dan Selcan Taşçı o görüşte olanlardan… 

Okuyalım:

“Sinan Ateş cinayeti mutlaka aydınlatılmalı’ diyorlar. / Cinayeti işlemek üzere İstanbul’dan gelen tetikçiler belli. / Cinayeti işleyenlere Ankara’da yol gösterdiği söylenenler belli. / ‘Vur’ emrini verenler belli. / ‘Vur’ emrini verene ‘Vurdur’ emrini verenlere gidecek yolu açacak ‘anahtar’ niteliğindeki bağlantılar belli. / Bu cinayet ‘karanlıkta’ mı şimdi! / Sinan Ateş‘e düzenlenen suikastla alakalı ‘karanlıkta’ kalmış bir şey yok, tersine gözüne far tutulmuş tavşan körlüğü var!” [Siyahlamalar yazara ait.]

Herhalde yazılıp söylendiği gibi gizli kapaklı yönü bulunmayan türden bir suikasttır bu.

Reklam

Ancak yine de biraz dikkatli olmakta yarar var.

Türkiye, Osmanlı döneminden bu yana, siyasi suikastlara hep sahne olmuştur. 1990’ların başından itibaren tanık olunan eylemler de, eskiler gibi, toplumu derinden etkilemiştir.

Listeye alınması gerekecek başka eylemler de var ama en önemlilerini hatırlatmakta yarar görüyorum:

Prof. Muammer Aksoy‘la (31 Ocak 1990) başlayıp Çetin Emeç (7 Mart 1990), Doç. Bahriye Üçok (6 Ekim 1990), Uğur Mumcu (24 Ocak 1993), Prof. Ahmet Taner Kışlalı (21 Ekim 1999), Doç. Necip Hablemitoğlu (19 Aralık 2002), Hrant Dink (19 Ocak 2017) ile devam ederek günümüze ulaşan bir dizi siyasi suikast…

Her biri meydana geldiği dönemin dengelerini değiştirici etkilere sahip siyasi cinayetler bunlar…

Ortak bir özellikleri de var: Herbirinin ardından ‘olağan şüpheli’ birileri fail olarak gösterilmiş, hatta tutuklanmış ve yargılanıp mahkum olmuş ise de, yargılanıp mahkum edilenlerin ‘gerçek failler’ olduğu konusunda hep kuşku duyulmuştur.

Listede sondan bir önce yer alan eylemin başına geleni biliyoruz:

Necip Hablemitoğlu AK Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından evinin önünde öldürüldü. Aradan 20 tam yıl geçtikten sonra, suikast timinin içinde yer alan birinin itirafları sayesinde, eylemi bir özel timin işlediği yolunda iddialar gündeme geldi.

Reklam

Tim lideri ve cinayete azmettiren olarak aranırken yurtdışına kaçan Levent Göktaş isimli şahıs, ülkeye iadesi sonrasında çıkarıldığı mahkemede, kendisine bağlı olarak ondan aldıkları emir ve talimatla cinayeti işlediği iddiasına maruz tim üyelerini tanımadığını söyledi.

Rütbesini hatırlatarak… Cinayet öncesi keşif yapan ve cinayet günü tetiği çeken kişiler, tim üyeleri, düşük rütbeli asker kişilermiş…

İnkarla sonuç alabilecek mi bakalım?

Oysa savcılık iddianamesinde, suikastla FETÖ diye adlandırılan yapı arasında albay rütbeli o kişi sayesinde irtibat kurulabilmişti.

Suçlanan tim liderinin, kendisine yakın birini ortadan kaldırmayı amaçlamış bir cinayeti o yapılanma ile eşgüdüm halinde işlettirmesi düşünülmeyecek bir ideolojik tersliğe sahip olduğu biliniyor…

‘Olağan şüpheli’ sınıfına girmiyor o yüksek rütbeli şahıs. ‘Olağan şüpheli’ olabilmesi için, arasında irtibat kurulan yapıyla değil cinayet kurbanı ile ideolojik tersliğe sahip olması gerekiyor; oysa şahıs cinayet kurbanı ile aynı ideolojiyi paylaştığını söyleyerek kendisini savunuyor.

Savunma tarzı, Hablemitoğlu suikastı ile FETÖ arasında kurulan irtibatı zayıflatıyor, hatta irtibatı ortadan kaldırdığı bile söylenebilir.

İrtibat -veya yakın zamanın ürünü bir deyimle ‘iltisak’– devletin istihbarat örgütünün bir elemanı olduğu bilinen, FETÖ üyesi olmaktan yargılanıp mahkumiyet almış ve halen cezaevinde yatan bir kişi ile suçlanan albayın yolunun kesişmiş olması sayesinde kurulabiliyordu.

MİT elemanı olan FETÖ sanığı, kişiliği ve ilişkileri itibariyle MHP ve Ülkü Ocakları’na da yakın bir kişi. Vaktiyle MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’e danışmanlık yaptığı biliniyor.

Sinan Ateş suikastına tepki vermesi beklenebilecek yerlerden, üzerinden geçen birkaç gün boyunca tatmin edici bir ses yükselmemesinin sebebi, Hablemitoğlu suikastında olduğu gibi, eylemde adı geçenler ile ilk görünenin ötesinde farklı bir yapıyla ilişki aranması olabilir.

Aranınca bulunabilir de.

‘İltisak’ sözcüğü böyle işlere yarıyor çünkü.

Şu sıralar içişleri bakanlığı böyle bir arayışı başlatmış olabilir.

Geçmiş siyasi suikastların her biri, meydana geldiği dönemde, ülkenin o sırada içinde bulunduğu atmosferi değiştirmeye yaramıştı. 

En çarpıcı örnek Uğur Mumcu suikastıdır.

O suikasta kadar birbirine ters görüşlerin bir arada var olabileceği yönünde bir zemin ülkede oluşmaktayken ve Mumcu da şahsen o ortama katkıda bulunabileceği görüntüsünü tavrı ve yazılarıyla verirken, onun hayatına kast edenler, ortamı bir çırpıda gergin hale getirmeyi ve ardından da siyaseti çatışmacı bir zemine sürüklemeyi başarmışlardı.

Deniz Baykal‘ın CHP lideri olarak partisini daha geniş kitlelere sempatik hale getirme arayışı, Mumcu suikastı ile birlikte bıçak gibi kesilmişti.

‘İyi saatte olsunlar’ zamanı ve zemini uygunsuz halden çıkarıp uygun hale getirmeyi iyi bilirler.

Siyasi suikasta kurban giden Sinan Ateş’le ilgili ne biliniyor?

Bir zamanlar Ülkü Ocakları genel başkanı olduğu ve Ülkücü Camia üzerinde hala etkisi bulunduğu…

Hacettepe Üniversitesi’nde doçent olduğu…

Bilinen bu özelliklerinden hareketle suikast çözümlenmeye çalışılıyor.

Eski eylemler örnek alındığında, esas üzerinde durulması gereken, bilinenlerin ötesinde özellikler olmalı.

Şu aşamada tek söyleyebileceğim, cinayetin tam anlamıyla ‘siyasi’ bir eylem olduğu ve bu eylemi planlayanların onunla siyasi sonuçlar elde etmeyi amaçladıklarıdır.

Ne tür sonuçlar?

Yakında öğreniriz.

[Sinan Ateş’e Allah’tan rahmet, ailesine ve mücadele arkadaşlarına sabırlar diliyorum.]

ΩΩΩΩ

Reklam

24 YORUMLAR

  1. Kimse kimseyi zora dusurmuyor. Yoneticilerimizin makam ve para hırsı gencecik insanlarımızın ölümü ne sebep oluyor. Yok Amerika suçu yok İngiliz suçu mazeret üretilmesin bir baş sağlığı dilemek bu kadar zormuydu. Bu ipler çoktan kopmustu hersey sulanmisti Ego kendi ni bilmezlik bu baskanlikla beraber ben ne yaparsam yapayım ceza almam düşüncesi hergün biraz daha büyüdü. Tetikciler mafyadan para toplama okuyoruz ülke boylemi yönetilir. İnşallah Mustafa Atatürk kurduğu bu ülkenin öz evlatları sağcısı solcusu bir olup bu kötü gunlerı atlatacak. Bir güzel evladimizi bir hiç ugruna kaybettik. Sinan Başkana oldu Allah Rahmet Eylesin.

  2. Sinan Ateşe Allah Rahmeteylesin.
    Mekani Cennet olsun.

    Seçim Tarihi 14 Mayıs 2023. AKP seçimi kazanmasi lazım. Yoksa içeriyi boş verin Dışarida fena halde sıkışmışlsr. Seçimi kazanması içinde
    Kürt oylarına İhtiyaçları var.

    Dün Twitter de troller MHP li kılığına girmişler sözde Ülkücü imişler gibi iki gurup halinde birbirleri ile ahlaksızca yazışiyorlar.

    Ben ülkücü bir Ailede büyüdüm ve Dış Türklerden ülkücü bir ile evlendım.
    Nasıl olduklarını çok iyi biliyorum.

    Sinan Ateş, son iki ay içerisinde gittiği yerler ve görüştüğü arkadaşlari ni de okudum. Iğdırada gitmiş. Hadi diğer yerleri bırakalım Iğdirda Kürt Arkadaşları olduğundan eminim.
    Dün o gürup Sinan Ateşin Twitter profilini kopilemış altıni onun ağzindan Kürtler Hakkında öyle kelimeler yazmışlarkı okuyunca şok oldum. Ne yalan söyleyeyim o an için inandım.
    Bıraz düşündüm bu yaziyi bir Doçent yazmaz Kürtler hakkında ahlaksızca küfürlü ve iftiralarla dolu bir yazı.o anda troller yazmış olacağıni düşündüm ve
    hemen yaziyi kopiledim twit atar gibi yaptim hemen hemen limitin iki misli ve re twit, beyeni, cevave paylaş karekterleride yoktu.

    O troller sesli ve
    Yazılı birbirlerine ağza almiyacak küfürler edriyorlar. Adamın öldürülmesinde bal gibi seçim kazanma oyunu var. Mühsin Yazici oğlunuda bu şekilde öldürmedilermi?
    20 sene bulamadıklari jet ve pilotlat anında bulmuşlar ve Meşhür F… Yapti diye TVlerde oğluna söylettiriyorlar.
    İnşAllh Seçim başlarında patlar.

  3. AKP tarafından topluma yayılmış bir yalan vardı neymiş efendim “Lozan antlaşmasında gizli bir madde varmış 2023 yılına kadar madenleri çkartamıyormuşuz”

    Yıl 2023 oldu. AKP önceden belirlediği madenleri çıkartmaya başladı. Türkiyenin her yerinde Altın, Elmas, petrol, doğal gaz fışkırıyor. Hatta bizim şehirde belediye evleri bile yıkmaya başladı Evlerin altında Altın fışkırıyor. 🙂

    Keriz çok yiyebilen varsa yer.

    Neymişiz biz be, haberimiz yoktu,

    Haber kanallarında bu sıra bir furya başladı. Bütün Askeri cihazları üretiyoruz yersen.

    Bu Togg noldu Üretim fabrikası hala boşdu bir ara AKP tarafından Üretim bandı gösterildi sonu gelmedi hatta Ekrem imamoğlu 10 tane sipariş verdi cevap gelmedi. hani üretiyorsanız özellikkle muhalif basını çağırın görüntüler alsınlar araba üretiyoruz desinler.

    Keriz çok yiyebilirsen ye.

    Erdoğan şeçilirse, Erdoğanın İlham Aldığı ülke Kuzey Kore,

    Yazarın biri Kuzey koreden örnek vermişti otakrat rejimin olduğu kuzey kore sahte kendi arasında Dünya kupası yaparmış futbolculardan değişik ülke takımları kurulurmuş her dünya kupasında Kuzey Kore Birinci olurmuş yersen.

    Şu an belki sende hükümetle iyisin bir şekilde nemalanıyorsun bu böyle gitmez. Bir zamanlar Abdullah gül, Ali bacan, Davut oğlu, Naci ağbal, Mehmet şimşek… gibi adamlar bu hükümetle iyidiler şimdi aralarına kara kedi girmiş tamamen otakrat rejimine geçtiğimiz gözün üzerinde kaş var diye hapis bile olurlar.

    Sıra sanada gelecek zülme susan, bir gün kendi zulme uğrar. (Nokta)

    “Hafızayı beşer nisyan ile malüldür “

  4. BELLİ DE. HANGİSİ?
    Fail;
    –Sayın KORU’nun önceki pratiklerden hareketle söylediği herşeyin içine üçlük basket atar gibi atıdığı harar(büyük çuval) mı?
    –Selcan Taşçının adını koymadan güzelce tarif ettiği, herkesin de bildiği ve kulağının üstüne yattığı, adına “Adını Anmayacağım” şarkısının bestelendiği
    adres mi?

    • Emri veren:…
      Emri alan:…
      Tetiği çeken:..
      Emri gizleyen:..
      Cinayet mahallini hazırlayan:…
      Cinayet sonrası suskunluk emrini veren:…

      Sosyal medya ortamlarında açık kimlikleriyle beraber paylaşılıyor. Açıkça kimlikleri yazıldığı halde açıkça tanımlanan suçların karşısında yazılı olan isimler gene de hala suskunluğunu bozmuyor. Çok ilginç! OMERTA yasası böyle bir şey demekki!

      • Baran bey OMERTA ve açık kimlik demişken; sayın yazarın “MİT elemanı olan FETÖ sanığı…” dediği hükümlü de e.altaylıdır, iyiparti istanbul ilbaşkanı b.kavuncunun öz dayısıdır, çerkez asıllı ümit özdağın madamla papaz olmasına sebep olmuştu hatırlarsan…

  5. AMERİKAN YARDIMI

    Biden masa6 na yardım edip Tayyip Erdoğanı indireceğiz demişti. Nasıl yardım edecek ki diye soranlara yukarıdaki yazı cevaplardan biri olabilir. Çelebi böyle olur amerika yardımı.

    • vay be altılı masaya böyle bir yardım ile destek olan abd gerek hükümete gerek içişleri bakanına gerek tüm mhp yetkililerine taziye dilemeyi bile yaptırmıyor.
      ne amerikaymış ama
      komik olmayın.

    • biden nin bisey yapmasina gerek yok. mevcut yapiyor kendine yapacagini. biden yapsa bu kadar yapamazdi. bos tencere daha neler yapcak gorecegiz…

  6. Şu cümleyi yazarken çok düşündünüz mü?
    “Suçlanan tim liderinin, kendisine yakın birini ortadan kaldırmayı amaçlamış bir cinayeti o yapılanma ile eşgüdüm halinde işlettirmesi düşünülmeyecek bir ideolojik tersliğe sahip olduğu biliniyor…”

    • Ben bu cümleyi en az 6 kere okudum, sonuçta ifade ettiği anlamı en kısa en anlaşılır bir şekilde anlatmanın başka yolu olmadığını anladım. Aynı meseleyi ifade etmek için bir çok cümle kurmak gerekir ve kurduğunuz cümleler de doğru anlaşılmayabilir.

      Siz olsanız o cümlenin ifade ettiği manayı hangi cümlelerle yazardınız ve ya size o cümlede anlatılan mesele size göre nedir?

  7. Bir zamanlar , bir bayram günü mahallede şeker toplamaya çıkan iki kız çocuğu, esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu.Uzun uzun ve
    çok ayrıntılı bir şekilde yapılan çalışmalardan sonuç elde edilemedi.
    Bunun üzerine Ankara’dan gönderilen ve konusunda uzman olan özel bir ekip olayı araştırmaya başladı.
    Bu ekip sessiz bir şekilde o mahalleye yerleşti, aylarca süren çeşitli inceleme ve araştırmalar sonucunda çocukların bir sapık tarafından katledilip
    uzak bir gömüldükleri tespit edildi !
    Işte devlet dediğiniz budur , böyle bir devlete en derin minnet ve şükranlarımızı sunarız, selam dururuz !
    Tam tersini konuşursak; faili meçhul bir cinayeti aydınlatamayan devlet de devlet değildir , ona aşiret denir !

  8. Dünkü yorumumu “…AK Parti ile MHP, yanında İYİ Parti, başkentin ortasında bir (siaysi) cinayete kurban giden eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş olayı hakkında neden kenarda duruyorlar?..

    Basın/Medya da kamuoyunu yeterince bilgilendiriyor mu; ne dersiniz?

    Sahi, nedir bu Sinan Ateş cinayetinin perde arkası?” diye sorular sormuş ve bitirmiştim.

    Sağolsun yazarımız konuya değinmiş; hemen hemen bütün gazeteleri taradım, bu saatten sonra başkada kim değinmiş Sinan Ateş olayına diye, malesef bir tek A. Taşetiren yazmış. Koca medyada kimse bu konuya yaklaşmıyor, “dokunan yanar” kabilinden kimse oralı olmuyor. Neden sonra -üst düzey bir iki siyasi- bir demeç verdikten sonra konuya balıklama dalan yazar-çizerlerin kıymet-i harbiyesi olur mu artık bilmiyorum.

    “…cinayetin tam anlamıyla ‘siyasi’ bir eylem olduğu ve bu eylemi planlayanların onunla siyasi sonuçlar elde etmeyi amaçladıklarıdır.

    Ne tür sonuçlar? Yakında göreceğiz” diye hüküm cümlesiyle bitiriyor yazısını yazarımız.. Doğru, öğreneceğiz de ne olacak; 1990′ dan beri işlenen siyasi cinayetlerin listesini de vermiş ya yazarımız, buna göre ‘öğreneceğiz de ne olacak?’ sorusu benim yukarıda sorduğum soruları hepimiz için anlamsız kılıyor değil mi?..

    Çok yüksek/yoğun anlamlar içeren ve onunla değişik neticeler elde edilen siyasi cinayetler halka, kamuoyuna gelince anlamını yitiriyor, bir anlam ifede etmesi istenmiyor adeta siyasi cinayetleri işleyenler/işletenler açısından… Değil mi ki, siyasi cinayetlerin yanında darbler de aynı akamete uğratılmış, millet iradesinin tecelligahı TBMM’ den bile kaçırılmıştır!

    Hadi, ülkemizin muhatap kaldığı darbeleri en netice Gladyo ile ilişkilendiriyoruz -15 Temmuz hain darbesi henüz bu değerlendirmeye tabi tutulmadı- da, peki, darbelere göre devede kulak siyasi cinayetler neden çözümsüz kalıyor ülkemizde?.. Hükümetler bu konuda da mı ” tuğlayı çekersen duvar yıkılır” repligine muhatap kalmaktadırlar ya da hükümetler, iktidarını kaybeder korkusuyla mı sus pus olamaktalar?

    Cumhuriyetin nerdeyse çeyrek asrına hükmeden -bu sürenin neredeyse dörtte birini de MHP ile ortak olarak kullanan- AK Parti iktidarı -beraberinde MHP- ülkemizde, öteden beri işlenen siyasi cinayetleri aydınlatamamanın vebalini mi dersiniz, sorumluluğunu mu, üzerinde taşıyor…

    Demokrat ve bağımsız bir cumhuriyet devletine de hükümetine de bu hiç mi hiç yakışmıyor.

    Basın/medya mı dediniz?

    “Kelin yakısı olsa kendi başına sürer” diye bir deyimimiz var; karşılık geliri bilmiyorum.

    • Hasan bey sen o faili meçhulleri bir de beyaztoroslu madama sor istersen,
      ne de olsa kendisi dönemin içişleri bakanıydı, öyle değil mi?

    • Suçlu herzaman medyabasın mı olmuştur? hasan bey sizde onaylamış görünüyor sunuz.
      Örneğin U.Mumcu gibi bazı yazarlar bir konu yada olayı biraz fazla abartarak (birde bavulcu vardı adını hatırlamadım), (Sanırım Hablemitoğlu ise fetö yazmış) kitaplaştıracakları belgeleştirecekleri yerde başka şekilde ifşa ettiklerini anlıyorum!
      Örneği somutlaştırırsak,
      şimdi halkın yüzde bilmem kaçı sağ partilere oluk oluk oy verirken,
      bir gasteci çıkıp istediği kadar bağırsa o öyle değil böyle diye! ne yazar??
      Bu insanları “bana sağcılar öldürdü” dedirtemez hiç kimse!
      Peki ölmemek için ne yapmalı panzehir hafiyeler?
      (ben nedersem diyeyim 80 lerden gelen bu nesil bu 2.yüzyıldada elini eteğini çekmezse siyasetten!…)
      -yeni nesil yurtdışına gider kuma gömer kafasını çalışır ha bire kefereye alır mangırlsrı.
      -siyasetçi akedrmikçi bir iki rapor yazar batılıya, o rapora göre tramp yönetmeye kalkar hepimizi
      -halk bekler bir gelsin Karaoğlan Malkoçoğlu, kurtarsın bizi
      Son söz olarak şunu diyebilirim:
      “Hep birileri gelsin istiyoruz Eğitsin Bizi!”
      iyi hoş eğitir eğitmesine de,
      bedel öderkende, vereceksin 6 yaşındaki kız çocuğunu!
      20 yaşındaki genç evlatlarını!!
      (baya bir pahalı mı ne?)

  9. Bir siyasetin yada oluşumun elebaşı ayakaşı ilgilendirmiyor beni.
    Falan yazar şunu yazdığı afişe ettiği için asıldı,
    Filan siyasetçi bunu söylediği için kesildi,
    Fiştan aga maklube pişirmediği, Fişliş begğ kuzu çevirdiği için… aammaannn!…
    geç bunları.
    Gladyo mladyo Asala A.çatlı susurluk şunlar bunlar onlar nassı çıktı ortaya??
    Ecevit gibi bir adam çıkardı! (şahsen ben politikasını tasvip etmezdim ama, varlığı beni rahatsız etmezdi)
    Kılıçtaroğlunu da Karaoğlan’a benzetirler!!!!
    Bir ihtiyaç mı hasıl oldu acaba yine ülkede?
    Bir Cüneyyit mi aranıyor nedir ki?
    Başka türlü evin içindeki mezbaha kokusu, boya lekesi, kardeşin kardeşe düşman olması,
    ayrılacam ben ayrılacam işte diye tutturup 4 çocuğu evde bırakıp komşunun kocasına kuma gitmeye teşebbüs eden! şıllık nassı ateşini söndürür ki???
    Devletin milletin parası deniz, yemeyen keriz lakırdısı nassı kör kuyuya atılır ki???
    Türbandan eşarptan medet umup doğalgaza dur diyen eller nassı evlere ısı sıcaklık getirebilir?
    (sokakta bidonda ateş yada soba yakıp çalı çırpı ile ısınmaya çalışan! arkası açıkları hatırladım birden)
    Bir anı realite de benden:
    ekmek yapmk için yakılan ocakta elimizi ısıtırdık!
    elimizin içi ısınırdı arkası ve sırtımız buz!
    yolaarr! yıllaar geçti;
    ciğerler kalp damarlar eklemler hasta!
    romatizma koah (kıraathanelerde devlet dairelerinde otobüslerde sigara içilirdi)
    Şimdi yassah (sağolasın Erbakan hocam🤗).

    • Ecevit gladionun nesini ortaya çıkarmış biraz açar mısınız? Kıbrıslıları canından bezdiren mukavemet teşkilatını mı kurdurmuş yoksa apoyu getirip kucağına verenleri mi teşhis etmiş?
      Bir de yanlışınız var:
      kapalı mekanlarda sigara yasağını halihazırdaki devletbaşkanımız getirdi sağolsun.

      • Harp dairesi derin devlet konularını ilk Ecevit çıkardı! Kıbrıs çıkarması ecevit ve erbakan ssayesinde oldu yani Akdeniz’de sondaj yapabiliyorsan!!! (annadın sen)
        otobüslerde sigara yasağını Erbakan!
        ihtilallere “dur” kartını RTE!
        her türlü zorluğa karşı baraj:Demirel!
        ekonomik zafer:Özalın!
        Duman çıkaran zararlı maddeler konusunda gerekli yasaları çıkaran gerçek yiğit insan kim olursa olsun!
        “kral olmak istiyorum “ bana oy verirmisin desin!
        vermezsem namerdim!

  10. seçim yaklaştıkça, akp ve mhp’yi zor duruma düşürecek daha çok olay olabilir.
    kim mi yapacak bunları?
    ben bilmem.

    • akepe ve mhp yi kim zor duruma düşürüyor kendilerinden başka.
      bir taziye dilenip gereken yapılacak denilmesi o kadar mı zordu.
      neyin kafasını yaşıyorsunuz
      bu rahmetli mhp li taziye dilememek bile şimşekleri üzerine çekmiyormu?
      sanki iyi oldu güzel oldu hatta hak etti hatta biz yaptık der gibi
      koca bir kurum böylemi olur
      aklım izanım durdu
      birde bu işin içişleri üst düzey yetkililerinin sorumluluk zaafiyeti görünüyor hiç br açıklama yapmamak
      hükümet sessiz ve ilgisiz ortağı yada destekcisi sessiz ilgisiz Allah aşkına siz olsanız ne düşünürsünüz.

Comments are closed.