Yeni yıla girdik, benim cevabını aradığım biri iç diğeri dış politikayla ilgili yakıcı iki soru var…

32
Reklam

Yeni yıla girdik girmesine ama benim zihnimde hala geçen yılla ilgili sorular var.

Kimi iç kimi de dış politikayla ilgili bu sorular…

Bugün o sorulardan biri iç diğeri de dış politikayla ilgili ikisini sizlerle paylaşacağım.

Önce dış politikayla ilgili soru…

Hükümet dış politika alanında son on yıla damgasını vuran bir çizgiye sahipti; tam da geçen yılın son demlerinde o çizgiyi bütünüyle terk ediverdi. Bunun sebebi ne olabilir?

Açayım.

Dış politikada sert dönüş

Dış politikanın Türkiye açısından birkaç temel konusu var. Batı ile -daha doğrusu ABD ve Avrupa Bi̇rliği (AB) ile- ilişkiler bunlardan biri. 

Reklam

Ortadoğu’ya -Arap ülkeleri ve İsrail’e- dönük politika bunlardan bir diğeri…

Son on yılın büyük bölümünde, hükümet, Batı ile de Ortadoğu ile de, geleneksel politikalardan çok farklı olduğu gibi, 20 yılı aşan iktidarının ilk on yılında benimsediği politikalara da ters düşen bir çizgi izlemekteydi.

ABD’ye meydan okunmakta, Avrupa ülkeleri ve AB ile araya ciddi mesafeler konulmaktaydı.

Arka bahçemiz sayılacak daha yakın coğrafyada da hızlı bir dönüş yaşanmış, önce İsrail ile “One Minute” çıkışını takip eden süreçte büyükelçileri çekmeyle sonuçlanan bir yeni sürece girilmişti.

Trump dönemi Amerikası tarafından gündeme dayatılan Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olarak tanınması ve büyükelçiliğin oraya taşınması kararı, ardından da Arap ülkeleriyle İsrail’i yakınlaştırmayı amaçlayan ‘İbrahim Mutabakatı’ (The Abraham Accords) projesi o ülkeye yönelik ifadelerin daha da sertleşmesini getirmişti.

Arap ülkeleriyle ilişkiler de buz gibiydi.

Mısır’da seçimle iş başına gelmiş cumhurbaşkanını deviren darbe sonrasında izlenen, en belirgin işareti ‘dört parmak’ veya ‘Rabia’ olan politika, iki ülke başkentlerindeki diplomatik temsilcilerin geri çağrılmasına yol açmıştı. Darbe liderinin cumhurbaşkanlığını tanımıyordu hükümet ve o gidene kadar da Mısır ile ilişkilerin normale dönmesi imkansız görünüyordu.

Birleşik Arap Emirlikleri 15 Temmuz hain darbe girişimin arkasındaki gerçek güç olarak görülüyor, kendi ülkelerinin vatandaşı bir uluslararası gazeteciyi İstanbul’da infaz ettirdiği iddiasıyla suçlanan Suudi Arabistan yönetiminin, uluslararası yargıdan önce Türkiye’de hesaba çekilmesi amacını güden bir politika izleniyordu.

Reklam

Suriye’de başlayan iç savaşta resmen taraf haline gelmişti Türkiye. Ara ara ABD ve Rusya ile karşı karşıya da gelmenin göze alındığı bir politikayla komşu ülkeye asker gönderilmiş, Şam’daki Esad-Baas rejimi yıkılana ve yerine kabul edilebilecek bir yönetim gelene kadar uzlaşılmayacağı bütün dünyaya ilan edilmişti.

Bunların hepsinden şu yakınlarda vazgeçildi.

Hem de nasıl vazgeçiliş…

On yıl boyunca izlenen dış politik çizgiyi eleştirenlerin bile beklemediği sertlikte bir dönüşle…

Neden oldu bu dönüş?

Geçmişte hükümetin izlediği politikaları savunmayı görev bilen ve eleştirenlere en ağır hakaretlerle mukabele eden bakanlar, bugün yukarıda adını andığım ülkelerin rejimleriyle arayı düzeltme girişimini yürütüyorlar… 

Milli savunma bakanı… Dışişleri bakanı…

Önceki politik çizginin ülkeye nelere mal olduğu konusunda herhangi bir özeleştiri de yapılmadan…

AK Parti saflarından da bu durumdan mahcubiyet duyulduğu görüntüsü alınmıyor.

Neden, neden, neden?

İç politikaya yönelik yakıcı sorum

İç politikada aklıma takılan soru da beynimi zonklatacak keskinlikte…

Hükümetin son beş yıldır hemen yanı başında yer alan bir de ortağı var: MHP… AK Parti ve MHP Cumhuriyet’in ilk yüz yılında benimsenmiş ‘parlamenter sistemi’ yeni bir sistemle değiştirdiler. ‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ ne kadar AK Parti’nin eseriyse o kadar da MHP’nin eseri…

‘Cumhur İttifakı’ adıyla bir birliktelik de oluşturdu iki parti, seçimlere birlikte girmekte…

AK Parti ile MHP’nin genel başkanları her kritik eşikte yalnızca ikisinin katıldıkları buluşmalarla ortak politikalar belirliyorlar. Yanlış hesap etmediysem kısa sayılabilecek bir sürede tam üç kez karşılıklı ziyaretler yapıldı iki lider tarafından…

MHP lideri ile sözcülerinin ağzından AK Parti ve politikalarını eleştiren tek bir sözcük çıkmadığı gibi, eski alışkanlıkla ters çıkışlar yaptığı görülen milletvekili kendisini bir çırpıda MHP dışına gönderecek bir süreçle karşılaşabiliyor. 

Büyük ortak da MHP’nin hassas olduğu bilinen konularda uyumu tehdit edecek her türlü farklı bakış açısına tahammülsüz. 

Partilerin muhalefete karşı takındıkları tavırlar da tek sesli. AK Parti sözcüleri Millet İttifakı veya ‘6’lı masa’ya ne kadar aşırı hücumlarda bulunuyorlarsa, MHP sözcüleri de onlardan geri kalmamakta kararlı görünüyor.  

Geçmişte ikili veya çoklu koalisyon hükümetlerinde görülmemiş bir yakınlıkta iki parti, AK Parti ile MHP…

Sorum şu: Neden tek bir parti haline gelmiyorlar?

Neden, neden , neden? 

Birlikten kuvvet doğar; AK Parti ile MHP’nin tek çatı altında buluşmasından da yeni yılda pekala yeniden iktidar doğabilir.

Fakat iki parti yönetiminde yer alanlar nedense bunu düşünmüyorlar bile…

Yeniden başa döneyim.

İç ve dış politikada aklıma takılan iki soru beynimi zonklatıp duruyor.

İkisi de hafızamda yerleşik geçmiş dönemlerle bugün arasında farklılıklarla ilgili sorular bunlar…

Dış politikada son on yıla hakim uygulamalardan birden vazgeçildi; hem de neden böyle yapıldığı hiç açıklanmadan… 

Eski politikayı canla başla savunan bakanlara arayı düzeltme işlevi de yüklenerek…

İç politikada, eskinin düşman partileri -AK Parti ile MHP- her konuda tam bir uyum içerisindeler bugün ama hala iki ayrı parti olarak yola devam ediyorlar…

Ben de bu iki konudaki sorularıma cevap bulamıyorum işte.

ΩΩΩΩ

Reklam

32 YORUMLAR

  1. AKP+MHP de + olarak hangi unsur rol alıyor.
    Aradaki yapiştirici ne ise,180 derecelik dönüşleri o yaptırıyor.

  2. Hesap verme sorumluluğu olmayınca böyle olur. Ben yaptım oldu. Döndün geldin aynı noktaya, ne oldu, yine ben yaptım oldu. Faturayı kim ödeyecek, malum, ben yaptım oldu.
    iktidar yirmi yılın sonunda ekonomide devraldığı duruma geri gelmiş olması ve de dış politikada devraldığı pozisyona getirmek üzere olması düşündürücü değil mi acaba? Tabi kide değil ben yaptım, yani olmasa da oldu veya hiçbir şey olmasa da mutlaka bir şeyler oldu.

    En çok konuşulan konulardan biriside altı masa, üçlü masa diyor ki altı kişinin ağzı bir araya nasıl gelecek. Ben de şunu merak ediyorum, birlikte olmanın kuralı üçlü mü olmak gerekir, ikili, dörtlü,beşli, altılı bir araya gelemez mi? Keramet üçlü demi yoksa liderlere özel ilahi güç mü?

  3. Hesabı kapatmak için bir araya geldiler Kılıçdaroğlu ve Akşener. En ufak bir uzlaşı olsaydı, toplantı sonrası (herkesin beklediği) kısacık da olsa bir açıklama yapılırdı. Olmadı bir fotoğraf karesi. Hiçbiri yoktu.

    Kimse kendini kandırmasın. Kılıçdaroğlu ne yaptı etti, sonunda İmamoğlu ve Mansur Yavaş defterini kapattı.

    İP’in başkaca alternatifi kalmadı. Bu saatten sonra ya masadan kalkacak ya da By Kemal’e biat edecek.

    Cumhuriyet tarihinin en büyük ittifakı diye pazarladılar. “6’lı Masa”yla Voltran’ı oluşturacaklardı. ‘Çarpan etkisi’, ‘katlanan güç’ vesaire yutturmaya çalıştılar.

    Günün sonunda masadaki her parti erimeye başladı. ‘Çarpan’ etkisiyle büyüyecek derken birbirlerine çarpıp küçüldüler!..

  4. KUŞATMA
    Partide halen görev yapan, eski milletvekili A.G.in beyanı:
    “–Değil biz, değil aktif milletvekilleri, bakanlar bile ulaşamıyor.Tam bir kuşatma altında.”
    Kuşatma varsa “dayatma” da vardır.
    Dayatma varsa işte böyle sorunlar ve cevapsız sorular peş-peşe gelir.

    • Sayın yk bu eleman Partide halen eski milletvekili olarak mı görev yapıyormuş?

  5. Bahçeli siyasetini değiṣtirmedi. Erdoğan Bahçeli’nin hizasına geldi.

    Suudi Arabistan siyasetini değiṣtirmedi. Erdoğan Suudi Arabistan‘ın hizasına geldi.

    Mısırda Sisi aynı Sisi. Erdoğan onun hizasına geldi.

    Suriye’de Esat aynı esat. Erdoğan Esat’a yaklaṣma çabası içinde.

    Putin ile de durum aynıydı.

    Erdoğan kendisini ayakta tutabilmek için her politikayı yapıyor. Hem iç hem de dıṣ politikada.

    Bir siyasetçi koltuğunu kaybetmekten neden bu kadar korkar?

    Bir soruya daha cevap bulmak lazım. Diplomasi kuralları içinde baṣka devlet baṣkanları eleṣtirilebilir. Erdoğan neden diplomasi kurallarına uymadı ve seçim meydanlarında bu devlet baṣkanlarına çok ağır sözler söyledi? Böyle bir tavrın Rusya, Suriye, Mısır, Suudi Arabistan örneklerinde Türkiye’ye neye malolduğu bir gün hesaplanacaktır.

    • Almancı arkadaş, baltık denizinin altından putinin merkele döşediği boru hattı tam kullanıma açılacakken almanya neden çarketti, boruyu hizmete açtırmadığı gibi birkaç yerinden de patlatıverdiler? Kiminle hangi ülkeyle hizaya geldi almanya, ne dersin?

      • H.gayret, Erdoğan bugün ihracatı 254 milyar dolara çıkardık dedi ve 364 milyar dolara yükselttiği ithalattan hiç bahsetmedi.

        Seçimden sonra baṣka bir cumhurbaṣkanıda böyle konuṣsa ona da karṣı çıkarım.

        Türkiye’ye gerçeklerin yarısını saklamayan, doğruları söylemekten korkmayan Cumhurbaṣkanı lazım.

          • O zaman ihracat yapmak daha da kötü bir şeydir, ulusal mal varlığımızı yabancılara satıyoruz, öyle değil mi? Almanlar seni bozmuş aslanım…

  6. Kaşıkçı ABD vatandaşı değildi, muhalif olduğu için Suudi Arabistan’da işini yapamayacak duruma geldiğinden ABD’ye sığınmış bir gazeteciydi. SA vatandaşı olduğu için zaten İstanbul’daki konsolosluğa gitmesi gerekti, daha doğrusu o şekilde tuzak kuruldu. Küçük ve büyük partileri seçimden sonra göreceğiz inşallah, epeyce sosyal medya görevlisinin işsizliği ile karşılaşacağımızı tahmin ediyoruz.

    • Arabistan makamlarından alınması gereken medeni hal belgesi için oranın vatandaşı olmak gerekmiyor hocam:)

    • SAdaki taht mücadelesine müdahalenin bir aracı olarak planlandığı anlaşılıyor.
      Ses kayıtlarının kalitesine göre.

  7. Dış politikadaki savrulmanın cevabı zor değil; başlangıçta içerdeki vesayet odaklarına karşı özellikle ABD. ve AB. nın desteğine ihtiyaç vardı , vesayet odakları tepelendikten sonra ihtiyaç ortadan kalktı ve restler çekildi , bu restler hala devam ediyor.
    Değişiklik sadece dış kredi ihtiyacından dolayı ve petrol zengini Arap ülkeleriyle ilgili olarak yapıldı , tabii yalnızlık ve askeri yönden çıkmaza girmek gibi (Suriye’de) ufak tefek başka sebepler de var !
    Içerdeki sorunun cevabını ise iki liderden başka bir tek Allah biliyor , başka hiç kimse bilmiyor !

  8. Diş politika da günahlarla sevapları teraziye koysan, hangisi ağır basar yüzde 50+1 doğruyu size söyler😊.
    Deneme yanılma yöntemi ile dış politikayı da gördü TR tarihi,
    İç politikada da ben bilmem o bilir taktiğinin nerelere götürebileceğini de yurdum insanı yaşayarak gördü!
    sonucunu da gelecek nesiller acı-tatlı yaşayacak!
    Naçizane bir bencileyin vatandaş,
    kurt olmuş siyasetçi lere yada köpekleşmiş taşeronlara ne akıl verecek durumdayım,
    ne de had bildirecek haldeyim😡.
    Ama, fakaatt!…
    -Bizebunları yaşatan dıştaki ülkelere ve bilimum kefereye Allahın tüm lanetini boşaltmasını diliyorum.
    -İçerde, ailemizin çoluk çocuğu muzun huzurunu rahatını bozup geleceğini çalan hırsızlara,
    işini aşını elinden alıp bizleri antidepresana bağımlı kılan soysuzlara,
    Allahın tüm lanetlerini sipariş ettim!!!!
    inşallah gelecek tüm nesillerini de kurutacak halde!
    fitil fitil burunlarından getirsin,
    burnundan ağzından çıkmayacak kadar büyük kısmısını ise yüce rabbim neresinden çıkaracağını O bilir.
    Amiinnnn!!!

  9. Fetö ile parelel paralel yürüyorlardı
    etnisiteden medet umanlar vardı
    inanç güzel bir yemekti ve yedikçe insanın iştahını açıyordu..
    TR’de siyasi boşluk dersen,
    topboğazından da daha geniş bir tunel göründü😊
    yolunu yapıyon , ondan sonra buluyon…😂😂😂
    Veee.. birden bir ışık göründü,
    artık hiç kıvırmaya kefen giymeye çarşafa dolanmaya gerek yohtııı…
    Yarın mı????
    yıl 1923!!!!!!!
    ne diyordu bazıları?
    hele bir gelsin 100yıl dolsun!
    Bu sene dananın kuyruğu kopacak işte🤗.
    Ben ümitvarım şahsen.

  10. CEVAPLAR

    Cevap 1: Bunun nedeni cumhuriyetin beşte biri Akparti yönetiminde geçmesi. Yani cumhuriyetin 20 yılını RTE tek başına yönetti yönetecek. Burada defalarca tarih kitaplarından örnekler verdim ama satır satır okuduğu halde birileri aşırı siyasi angajman nedeniyle anlamak istemiyor. Tarihi cevdetde İrana yazılan yazılar bir yıl dini mezhebi bozuk sapkınlar diye başlar bir yıl sevgili din kardeşlerimiz diye başlar diyor. Bunun nedeni bir yıl savaşta iken ertesi yıl barış olması. Devletler arasında bazen savaş bazen barış olur, nesini anlamıyorsunuz. İkinci dünya savaşında 60 milyon insan öldü kimse barış yapmayalım demiyor.
    Ayrıca bu soruların cevabını artık masa ortağınız davutoğluna sorabilirsiniz.
    cevap 2 Gereksiz soru.

    Neyse yazar ısrarı bıraktı ama galiba bir konuda yine haklı çıkacak. 14 Mayısta seçim olacak, yarın baskın seçim oldu diye ağlamayın.:)))

    • Sayın hd, 18 hazirandan bir gün öncesi hiçbir güç türkiyede erken/baskın seçim yapamaz, yaparız diyen yeniden aday olamaz:)

  11. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; cumhur ittifakı -iktidar partileri, AK Parti ile MHP- kısa sayılmayacak bir sürede üç kez toplanmalarının neticesinde Parlamenter Sisteme dönme kararı almış olmasınlar?..

    Dış politakada uzunca zaman izlenen çizgiden aniden yüz seksen derece dönüş sonrası yaşanacak olandan biri de, herhalde sistem değişikliği olsa gerek; sanırım bu yüzden iki parti – AK Parti ile MHP- yeniden dönülmesi mümkün olan parlamenter sistemde tek çatı altında birleşmeyi uygun görmüyor olabilirler.. Bir diğeri de şu olabilir mi; muhalefet, önümüzdeki seçimi kazanır, nasıl olsa parlamenter sisteme dönülecek diye, tedbiren, tek çatı altında tek bir parti olarak birleşmeyi düşünmüyor olmaları?

    Başta söylemeyi düşünüpte yazayım dediğim, yazının girişindeki görsele gözüm ilk iliştiğinde ‘Sn. Bahçeli neden saray(lar)da ikamet etmiyor’ idi.. (Yazdım.)

    Hükümete bu kadar destek olan, her hamlesinde yanında bulunan, öyle ki; AK Parti’nin isteyipte elde edemediği başkanlık sistemini ona altın tepside sunan Bahçeli, küçükte olsa bir sarayda ikamet etmeyi hak etmiyor mu(ydu)? Tabi ki bunlar alengirli konular. Geçelim…

    Asıl konu, dış politikada bu denli keskin dönüşün neden yaşandığıdır. Sanırım mevcut dünya konjonktüründe böylesi emsali bulunmayan melez bir sitemle yol alınamayacağı görüldü de ondan. Hoş, terörle mücadele ile milli savunma sanayiindeki olumlu gelişmeler her ne kadar iktidarın hanesine yazılıyor olsa da, aslında bu, devlet aklının bir kazanımıdır; buna rağmen, cumhurbaşkanılığı hükümet sistemine geçiş Bahçeli eliyle olmuş gibi duruyor ve iktidar partileri buna karar verdi gibi gözüküyorsa da, bu netice “devlet aklına” eksi puan olarak yazılmalıdır. Cumhurbaşkanılığı Hükümet Sistemini artık yürümüyor da ondan.

    Sanırım yeni dönemde cumhur ittifakı yeniden iktidar olsa, yapılacak ilk iş sistem revizyonuna gitmek, yeniden parlamenter sisteme dönüş olacaktır. Dış politikadaki keskin dönüşleri, yeni dönemde hangi blok iktidar olsa da, “devlet aklının” sistem değişikliğine gideceğine ve bunu yaparken de mevcut iktidar eliyle bunu gerçekleştireceğine bağlıyorum. Yenilenen sistemler, uluslararası cari sistemlere, işleyişine uygunluk içermelidir. Çok parçalı, 6’lı masa, çok adaylı bir muhalefet, yeni dönemde, yeni sisteme geçişte verimli! olamayabilir “devlet aklına” göre.

    Ben tekrar başa dönerek bir ilaveyle sorumu yineleyeyim: Sn. Bahçeli neden saray(lar)da ikamet etmiyor ve AK Parti ile MHP, yanında İYİ Parti, başkentin ortasında bir cinayete kurban giden eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş olayı hakkında kenarda duruyorlar?..

    Basın/Medya da kamuoyunu yeterince bilgilendiriyor mu; ne dersiniz?

    Sahi, nedir bu Sinan Ateş cinayetinin perde arkası?

    • Hasan bey son sorunuzu rus büyükelçisinin öldürülmesinde kullanılan yapının tosuncuklarına sormak lazım, çıkar kokusu yakında…

  12. Sayın Koru,
    Müsaadenizle yazınızla ilgisi olmayan bir konuyu size yazmak istiyorum. Bu ve buna benzer konuları belki ayrı bir yazı konusu yaparsınız.
    Tüvtürk araç muayene ücretleri 2022 yılında 507.40 TL iken 2023 yılı için 1.130.44 TL yapmış. Bu ücreti o kadar hassas hesap etmişler ki bir de 44 kuruşu var. (50 kuruş bile değil). 2022 yılında 40 kuruşu ödeyebiliyorduk ama bu yıl elbette ki herkes 44 kuruşu bulup da rahatça ödeyebilir. Kredi kartı ile ödemek bir çözüm ama o zaman bir de komisyon alıyorlar.
    Belki siz bir yazınızla beni aydınlatabilirsiniz veya ilgili şirket bir yazı ile durumu izah edebilir ama asıl benim anlamadığım husus ise şu:
    15 dakikalık bir işlem için ve herhangi bir sarf malzemesi kullanmadıkları halde aldıkları ücret neredeyse otomobil bakım ücretini neden geçiyor? Maaşlara yapılan zam oranı belli iken bu zam oranı da neyin nesi ve nedeni ne?
    Muayene istasyonlarında bir yılda muayene edilen araçlardan alınan toplam ücret ile o istasyonların toplam gideri ile şirketin genel giderleri bence kamuoyu ile şeffaf olarak paylaşılmalıdır ki alınan ücretin hakkaniyetli olduğunu anlayabilelim ve bilelim.

    • 7 parağraf döşemissin araç muayeneye 7 kocalı hürmüzün 7 kocasına bir satır misali.
      Lakin, İmamoğlu na 1 satır bile ayırmamışsın!
      Niye Metro tramvay hafif raylı sistem yapmıyorsun?
      Yapamıyormusun? yaptırtmıyorlar mı??
      diye..
      Daha çookk para ödersin bu kafayla bu gidişle!

  13. Ben her zaman bu memlekete hizmet eden partilere oy verdim, yaşım tutmadığı için oy veremesem de Demokrat parti ve Menderesi hep savundum, sonra Demirelci oldum, Özal’ı sevdim, Erbakan’ı bu memlekete dini görünür yapmasına ve sevmeme rağmen ona hiç oy vermedim, sonra piyasaya Erdoğan diye biri çıktı Belediye başkanlığı dahil onu sevdim ve hep ona oy verdim. bu yazıyı niye yazıyorum, MHP ye hiç oy vermesem de benim sevdiğim ikinci partim olmuştur. Erdoğan’ın açılım sürecini destekledim, şimdi de doğru yapıldığına inanıyorum, devlet zarar gördü ise de kürtlerin Erdoğan’ın iyi niyetini anlamalarına sebep olmuştur. Başka partilerin doğudan oy alamamalarının sebebi budur, Ak Partisi olmasa orada HDP saltanatı sürecekti, ancak MHP kendi anlayışına göre o zamanlar Ak Parti ile ters düşmüştür ve ağır konuşmuştur. Ancak CHP nin nasıl bir parti olduğu ve bu memleketi yine eski faşist anlayışa götüreceğini gördüğünden Erdoğan’ın milli duruşunu görüp memleket için beraber hareket etme gereğini duymuştur. Bu durum da Bahçeli’nin nasıl asil bir lider olduğunu herkes görmüştür. İki parti eşi görülmemiş bir durum sergileyerek beraberce hareket etmektedirler. İki liderden Erdoğan karekter ve yaptığı hizmetlerle, Bahçeli de memleket aşkı ve özel karekteri ile tarihe geçeceklerdir.

    • HDP saltanatını kimler sayesinde sürdürüyor?
      HDP nin varlığını sürdürmesi rakibi bir partiye daha da bir kök saldırmaya mı yarıyor?
      HDP nin kapatılacağına inananlardanmısınız mesela?
      CeHaPe faşist ne zaman olmuş?
      Bahçeli niçin bu günlerin en gözde olayı; CB adaylığı hiç konuşulmuyor! acaba neden?

    • Erdoğan ve Bahçeli bir değil bir çok konuda tarihe geçecekler, mesela enflasyon……..

      • Ahmet arkadaş, ekonomi profu çiller enflasonu %156 ile bırakmıştı, kendisi tarihe geçti mi, hatırlıyor musun onun bu rekorunu?
        Efendim?
        Eee, ne konuşuyorsun madem!?

  14. Eleştirileri okuyup okumadığını bilmiyorum ama, yine de yazmak durumunda kalıyorum, anlayamadığın konuları ben izah etmeye çalışayım, mert olan insanlar her zaman içindeki neyse dışı da aynıdır. Ancak devlet adamları bazen şartlar aleyhe veya leyhe döndüğü zaman Devlet yararına içinden geçenleri yutup Türkiye lehine hareket edebilirler. Erdoğan’ın en önemli özelliği budur ve söyleyeceği ne varsa söyler, başka ülke liderleri gibi sahtekarlık yapmaz, sonradan ülkelerin menfaatları birleşince diğer ülkeler Erdoğan’ın karekterini bile bile uymaya mecbur kalıyorlar, ancak sizin gibiler bunu Erdoğan zaafı olarak sunsalar da akıllarına gelmeyen diğer liderin kendisine bu kadar hakaret eden adamla nasıl dostluk kurmaya kalktıkları, işte kendi liderini kötüleyerek kendisine paye çıkaracağını zannedenler bunu görmezler. Her olayda şartlar değişebilir eğer değişen bu şartalara göre hareket etmezsen her zaman memeleket zarar görürür, şu andaki durum şöyle, Suriye konusunda Amerika’dan bize bir hayır yok, oradan Amerika’yı def etmek gerekir, Suriye rejimi de zavallı durumunda başka ülkeleri kovacak gücü olmadığı gibi teröristleri bile alt edip ülke topraklarını geri alamıyor, hatta öyle zavallı ki teröristlerin kendi ülkesinde çıkardığı petrölü satın alma durumunda kalıyor. Şapkayı öne koyup düşünelim, orada İran ve Rus desteği olmasa Suriye diye bir devlet kalır mı? Türkiye şimdi bu durumu değiştirmek için Rusların ve İran’ın zor durumda kalması ile Türkiye Rusya ve Suriye anlaşıp hem teröristleri yok etmesi hem de dünyaya karşı Amerika’nın orada istilacı görünüme sokması düşünülmektedir.

  15. Sayın Koru ,
    Ahmed Davudoglu idi o dediğiniz dış politika da ki kararların bir kısmının altında imzası olan. Stratejik derinlik pek öyle aman aman bir şey değilmiş o ortaya çıktı. Biraz da CHP den yükselen seslere yönelik tribünlere oynanıyor yoksa Suriyeli kardeşlerimizi gönderdiğimiz falan yok. Netanyahu ile hiç haz etmez Reis ama ticaret de devam eder İsrail ile ,o da başka hikaye.
    Size daha önce de yazdım. Beş benzemez asla bir araya gelemez ! Sayıda var sallama da yok oldukları bu kadar aşikar olamazdı ama oldu Kılıçdaroğlu ve Akşener in bir araya gelmesi ile. Bazen çözüm aklınıza gelen en basit cevaptır.

    • Torunu yaşındaki kız çocuklarının kuma, erkek çocuklarının torbacı yapılması mı kardeşlik?
      Geçiniz.

  16. Bu sorularda beyninizi zonklatacak ne var allaaşkına?
    Yalnız dış politikayla ilgili verdiğiniz bilgilerde bazı yanlışlıklar var:
    “kendi ülkelerinin vatandaşı bir uluslararası gazeteciyi İstanbul’da infaz ettirdiği iddiasıyla suçlanan Suudi Arabistan yönetiminin” diyorsunuz ama kaşıkçı abd vatandaşıydı, arabistan değil:)
    İki parti niye birleşmiyor:
    Tek parti tek seçim yardımı alır, iki parti iki seçim yardımı alır; zilletin küçük partileri niye birleşmiyorsa ondan yani…

Comments are closed.