Bir televizyon münazarasının ardından…

35

Çok sayıda kanal tarafından canlı yayınlandığı için dün geceki televizyon münazarasının toplam izleyici sayısını ölçmek herhalde mümkün olamayacak; ancak yine de bir tahminde bulunabiliriz: İstanbul’un tekrarlanan belediye başkanlığı seçiminde yarışan iki farklı ittifakın adayı arasında geçen atışmalı programı ülkenin büyük bölümü izlemiş olmalı.

Gençler yalnızca başlangıç bölümünü izlemekle yetindiler, daha sonra ellerindeki telefonlarla meşgul olmayı yeğlediler; yaşı ileri olan siyaset meraklıları ise bütününü…

Az izleyen de, sonuna kadar ilgisini sürdüren de tatmin olmadı.

Kendi hesabıma ben, yayını yöneten bittiğini ilan ettiğinde, “Acaba daha fazla zevk alacağım başka bir uğraşa mı bu zamanı ayırsaydım?” diye düşünmeden edemedim.

Tatminsizliğin beklentinin yüksekliğinden kaynaklandığına hiç kuşku yok.

Daha fazla ayrıntıya girip sizleri bir kez daha sıkmak istemem. Programın sıkıcılığını, tarafların uzun süredir rafa kaldırılmış televizyon münazarası gibi aslında çok doğal bir siyasi eylemi yeniden canlandırırken hata yapmamayı önemde ilk sıraya yerleştirmelerine bağladım.

Programı yöneten de, ister istemez, kariyer hesabındaydı…

Oysa biz izleyiciler haftalardır gündemi işgal eden bir seçim kampanyası eşliğinde dikkatimize sunulmuş konuların bir daha konuşulmayacak açıklıkta ele alınıp zihnimizde yer etmiş soruların hepsinin cevaplandığı bir program beklentisi içerisindeydik.

Reklam

Pek çok soru ele alınmadı, ele alınanların çoğu da havada kaldı.

Taraflar el sıkıştılar, özel bir locada programı izlediği anlaşılan eşler de sahneye çağrıldı ve programa medeni bir buluşma izlenimi verildi.

Bunu gecenin en olumlu gelişmesi sayabiliriz.

Yüz yüze gelmenin oluşturduğu ünsiyet halinin kampanyaların son haftasına da aynı medeniliği taşımasını umarım.

Ne beklerdim, ne buldum

AK Parti adayının siyaset sahnesine 25 yıl önce İstanbul belediyesinde sorumluluk üstlenerek girdiğini biliyorduk. Son 17 yılını da Ankara’da önemli görevlerde geçirdi Binali Yıldırım. Bakanlıklar, başbakanlık ve TBMM başkanlığı sonrasında mahalli bir görevden ibaret İstanbul belediyesinin yönetimine talip olmasının sebeb-i hikmetini öğrenmek isterdim.

Tabii bir de İstanbul belediye başkanlığının ülkenin bütününden sorumlu bir iktidar için neden bu denli önemli olduğunu da… Seçimi birkaç hafta sonra tekrarlatmak yerine, CHP’li birinin kenti beş yıl yönetmesine izin vermesi ve iki yönetim tarzından hangisinin daha yararlı olduğunu İstanbul halkının kararına bırakması beklenirdi siyasi iktidardan…

CHP adayından, ikinci derecede önemli konuları ele alıp irdelemeyle vakit harcayacağı yerde, son beş yılını yöneterek değerlendirdiği İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde yaptıklarını dinlemeyi tercih ederdim. Ekrem İmamoğlu programda bir kez daha gündeme taşınan kendisine yönelik iddiaları cevaplandıracağım derken, önce dakikaları, sonra da iki saatten fazla bir süreyi tüketti.

Reklam

Böyle programlar, sanıldığının ve en son Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da umutla beklediğini belirttiğinin aksine, seçmen kanaatlerini fazla etkilemiyor. En çekişmeli televizyon münazarasıyla kanaatini değiştirmiş seçmen oranı ABD’de bile yüzde 1’i bulmuyor.

Sanıyorum, bu programın seçim sonucunu etkilemede o kadar bile bir etkisi olmayacak.

Yine de bir büyük yararına dikkat çekmek isterim: Yıllardır rakipleriyle adaylarını aynı zeminde buluşturmayı kabule yanaşmayan iktidar partisi, bunun korkulacak bir şey olmadığını herhalde idrak etmiştir.

Hakkını yemeyeyim: İsmail Küçükkaya da, tekrarlanabildiği takdirde, bundan sonraki seçimler öncesinde bu tür buluşmaları yetkin bir biçimde yönetebileceğini gösterdi. Tabii kariyer hassasiyetini bir tarafa bırakabilirse…

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. Ortak yayın da, tam olarak ne oldu ?
    İllet,zillet,feto pkk,pyd uzantısı dedikleri millet ittifakı adayı,İmamoğlu ile aynı masaya oturarak iddialarının iftira olduğunu,sadece oy almak için söylenmiş sözler olduğunu kabullenmiş ve, İmaoğlu nu aklayarak onun başkan olmasının yolunu açmış oldular.
    Her iki adayı dikkatle izleyenler farketmişlerdir. İmamoğlu; saygıda kusur etmiyor, Binali bey; yalan söylüyor gibi sözlerle cevap vererek kabalaşınca da, İmamoğlu; babasından azar işiten çocukların gözlerinde oluşan, korkulu bakışlarını saklayamıyordu.
    Son olarak da, aynı gün içinde,sayın cumhurbaşkanımızın, illet zillet,feto pkk uzantısı demeye devam ederken, cumhur ittifakı cephesinden,hiçbir özür gelmeden, hiçbirşey olmamış gibi aile fotografı çektirmeleri neticesinde; milletin hafızası, seçmenin onuru ile alay edilmiş oldu.
    Bu haller ne anlama geliyor ? Binali bey seçilmek istemiyor ancak, İmamoğlu nun da kendi emrinde olmak kaydı ile seçilmesine razı oluyor. İmamoğlu na bakılırsa, Binali abisine teslim olmuşa benziyor. Diğer taraftan,Reis; İmaoğlu ile Binali nin gizli ittifakını seziyor,aralarını açmak için kıyamet döküyor.
    İmamoğlu seçilirse; Ak parti ve ERDOĞAN devri kısa sürede son bulur. Devamında; büyük ihtimal,İmamoğlu ile Binali bey anlaşmış iseler şayet, İmaoğlu İstanbula, Binali bey de Erdoğan ın yerine başkan olur. Bu bir ihtimal ancak, Reis in kafası atar sa, masayı devirir, her ikisinin de hayallerini yalan eder.
    Sonuç olarak; Mutlu son pozlarından sonra,kimse kimseye illet zillet feto,pkk uzantısı yaftası vuramaz. Vurursa ne olur ? Ak parti tutarsızlığının faturasını sandıkta öder. Eğer bu program ve fotograf kareleri; barişin ve huzurun habercisi ise, bu huzuru bozan taraf milletin gözünde hiç olur. Reis in yerinde olsam,seçim sonuçlanana kadar,seçim sonuçlarından sonra da, milleti geren,ötekileştiren, hakaret vari cümleler kurmamaya özen gösterirdim. Seçmenin moralini arttıracak cümleler kurardım.
    Not; yukarıda sıraladığım ihtimaller, hiçbir bilgi dayanağı olmayan,tamamen şahsıma ait siyasi analizlerimdir. Hakkımızda en hayırlısı ne ise,Rabbim onu nasip etsin.

  2. TV’de ki tartışmayı izledim.İlk bir saati mahalle dedikosu mu diyeyim,affedersiniz ama horoz dövüşü mü diyeyim gerçekten boşa geçirilmiş bir saat idi.İkinci yarıda hiçbir ayrıntıya girmeden yuvarlayıp attı diyeyim.Hani 40 sene önceki rahmetli Özal köprüyü satarım rakibi de sattırmam derdi.Rahmetli ecevit köy kent kuracağım derdi.Rahmetli erbakan fabrikalar kuracağım derdi.Bunlar somut öneriler,bugün 2019 bir tane somut öneri duymadım.Moderatör de buna uygun havadan sudan sorularla geçiştirdi.Bakıyorum da Abdullah gül demişti biz bir arpa boyu yol alamadık diye.Doğru mu söylüyor yoksa?Bu ülkede siyasetçi az çok yetişiyor ama iyi bir gazeteci yetişip yetişmediğinden şüpheliyim…

  3. Dün akşam adayların tartışmasına baktım, on dk kadar. Benim nazarımda ikisi de uygun değil. İmamoğlu fazla kurnaz, güven vermiyor. Yıldırım yorgun, tam metal yorgunu. Başka aday varsa ona verilmesi daha uygun olacaktır.

  4. Ben dünkü tartismayi izlemedim fakat, Fehmi beyin yazisindan adaylarin beklenenin çok daha altinda bir perfomans gösterdiğini oğrendim.

    Şahsen ben, bu tartişmanin Turkiyenin dunyadaki imajıni negatifden pozetife çerirdiği için adaylarin ikisininde başarili hemde çok basarili olduklarina inaniyorum.
    Dünya Türkiyeyi demokirasiden uzak tek bir adam yöyönettiği için endişeleniyordu.
    Bu nedenden dolayi dün bütün Avrupanin Ingilizce kanallari ve ABD kanallari ikinci haber olarak verdiler ve 17 seneden sonra adaylarin birbirlerinin babalar gününü kutlayarak başlamalarindan tutunda birbirlerine her bir olumlu yaklaşimlarinide övduler ve başari oranlarinide başa baş olarak nitelendirdiler.

    Dünku tartişma, su imaji verdi hangisi seçilirse seçilsın kavga değil bariştan yana olduklarini gösterdiler.

    Demekki! Propoganda için Binali beyi devre dişi etmeleri kendisinin kavgaci olmayisindanmiş..
    Imamoğlunun ayrim yapmadan milleti kucaklaması, Inşallah bundan sonra kavgacilara ders olurda oy için milleti germezler.
    Bizler! Adaylarin ikisine ve proğramın sunucusuna tebrik ve teşekür etmemliyiz, onlar bunu fazlasi ile hak ettiler.
    Iyilerin artmasi bir dünya icin Allaha dua edelim.

      • Teşekür ederim.
        Dün haberler izlerken, önce Honkokdaki gösterileri gösterdiler, hemen arkasından Türkiyeyi ve adayları gösterdi ve olumlu yorumlar yaptılar.
        Bizim arzuladiğımiz kavga değil bariş.
        Hangisi kazanirsa kazanasın İnşallah güzel şeyler yaparlar.

  5. Bu tartışma programları daha çok olsaymış keşke diyesi geliyor insanın…Kraldan kralcı olan kesmin pohpohlamasıyla öne çıkan Müdafa dan bir Lider olmayacağı ortaya çıktı…Kemal Kulıçtaroğlunun korkmasına gerek yok diğer seçimlere kadar,kendisini garantiye almış oldu…. Bence yeni parti bir an önce kurulmalı daha beklemesinler yavaştan yavaşa Chp nin yeni partiye oy vermesi sağlanmalı… Gerçi Millet ittifakının üyelerinin chp ye oy vermesi doğal bir hal aldı.. orda proplem kalmadı….Chp nin kurulacak yeni partiye oy vermesi biraz zaman alır….onlar bulunduğu yeri terketmezler…Afedersiniz İzmiri şey götürse yine dönmezler…izmiri daha güzel yaptılar..şimdi Ankarayıda daha güzel yapıyorlarmış… ilk icraatleri gökçekin diktirmiş olduğu heykeli söktürüp yerine başka bir heykel yaptırmış mansur…. mansur işi biliyor heykel yap yeter onlara… Chp başlamış faaliyetlere kazandığı yerlerdeki işçileri sendika değiltşrmeye çalışıyorlarmış…Chp çalışıyor canım… kimse inkar etmiyor…..sonuçta anlıcanız Müdafayada not kesildi… yeniciler bir an önce başlamalılar,Chp den alacakları çok oy var….

    • Ankarayı bilmeden yorum yapınca böyle oluyor. Mansur başkan öncelikli olarak Gökçek döneminde pas geçilen alt yapı çalışmalarına ağırlık vermeye başladı. Gökçek döneminde yapılan saat heykellerin kimisini söktürdü. Her meydandaki saat heykellere bakarsak Gökçek’in chp’lilerden daha heykel meraklısı olduğunu görebilirsiniz. İhaleler canlı yayınlanıyor, belediyeye şefaflık geldi.Bu şefaflık hamlesi bile İstanbul’da belediyenin İmamoğlu’na geçmesi gerektiğinin en önemli gerekçesi.

  6. Tartışma programının formatı ve içeriği uygun değildi.
    i) Sorulara verilen 3 dakikalık cevap süresi azdı, 5 dakika olmalıydı. (Gereksiz sorular sorulmayabilirdi)
    ii) Sorular ne şiş yansın ne kebap misaliydi. Her iki tarafa da zorlayıcı sorular sorulmadı.

    – İktidar milletin yarısını illet-zillet ilan etti ve BEKA sorunu var dedi. 31 Mart’da büyük şehirleri kaybettikten sonra neden bu iddialarından vazgeçti.
    – İstanbul’un aşırı nüfus artışının nedenlerini sormadı. i) Rant amaçlı aşırı inşaat yapılması, ii) Tarımın ihmal edilerek kırsal alanın büyük şehirlere (özellikle İstanbul’a) dolması.
    – İstanbul Belediyesinde büyük yolsuzluklar yapıldığı iddiaları sorulmadı. AKP yolsuzluk yok dese bile neden ihalelerin ve özellikle sonraki süreçlerin şeffaf olmadığı sorulmalıydı.
    – Yeşil alanlar soruldu fakat 3 dakikalık cevap süresi yetmedi. Binali Bey’e neden önceki AKP’li belediyelerin bunu başaramadığı da sorulmalıydı. Benzer bir soru Ekrem Bey’e de ilçe belediye başkanlığı dönemi için sorulmalıydı.
    -Kanal İstanbul projesi hakkında soru sorulmayışı ise bence tam bir skandaldı. Zira bu proje yaralı haldeki İstanbul’u öldürebilir.
    . . .

    * Cevap hakkı 5 dakika olsaydı bile, örneğin trafik sorununun nasıl çözüleceğini açıklamaya yetmezdi. Belki de şu sorulmalıydı : “Bu aşırı nüfus varken ve İstanbul’un yüzölçümü belli iken trafik sorunu ne kadar çözülebilir ? ”

    * İstanbul’a yapılan yatırımların 1/3’ü kırsal alanlara ve bazı illerin sanayi bölgelerine yapılsaydı, İstanbul’un nüfusu 10-11 milyonu geçmez miydi ? (Bu soru diğer büyük şehirlere de açıklama getiriyor). Böylece aşırı trafik sorunu makul bir mega şehir sorunu olarak kalmaz mıydı ?
    . . .
    Hükümette ve yerel yönetimlerde bir siyasi parti 2 dönemden fazla tek başına iktidar olmamalı. Üçüncü dönemde ya muhalefet partisini seçmeli yada koalisyona zorlamalı. Bu nedenle 31 Mart’ta olduğu gibi oyum Millet İttifakının adayı E.İmamoğlu’na.

  7. Bir adım daha
    1- Öncelikle sunucu, sunma tekniğinde ve tarafsızlığında başarılı olmuştur. Soruları tevcihte ve tartışmayı yönlendirmede başarısız olmuştur. Seçimi tartışma abestir. Karar verilmiş, seçim oluyor. İstanbul Belediye başkanı olacaklar tarihi konuşmalarını bu gibi gereksiz, sonuçsuz tartışmalarla geçirmemelidir.
    2- Tartışanların iki tarafı, tartışma kuralları ve karşı tarafı dinleme hususlarında çok başarılı idiler. Muhteva bakımından sunucu kadar bile başarılı değillerdi. Sunucu eksik tarafını tamamlayabilirdi, özellikle Binali Yıldırım ciddi konuları dile getirebilirdi. Yahut İmamoğlu olağanüstü kabiliyetini gösterebilirdi. Sıradan ama medeni bir tartışma sergilediler.
    3- Önce seçmene hiçbir etki etmedi. Oy alan, oy alacaktır. Sadece şunu öğrendik ki sıradan belediye başkanları olacaklardır. Yapacakları bir yenilik yoktur ama tehlikeli bir anlayışları da yoktur. Yapacağımız sadece eski oylarımızı tekrar etmektir.
    4- Sunucuya bazı tavsiyelerim olacaktır.
    a) Her hafta dört saatlik böyle bir programı bir televizyonda yapabilir. Ülkenin böyle bir programa ihtiyacı vardır. Türkiye’yi batırmak isteyenler bu programları devre dışı yaptılar. Böyle bir iş imkanı bulmaya çalışsın.
    b) Halkın merak ettiği kişililerle böyle ikili program yapılsın. Halk o kişileri duymak ster. Bunlar kenara itilmiş kişilerdir. Siyasiler, yazarlar, iş adamları. Örnek olarak bir zamanlar Besim Tibuk vardı, şimdi nerde? Tansu Çiller vardı, şimdi nerde? Kıvrıkoğlu, Başbuğ…
    Eski meşhurlar yeniden sahneye çıkarılmalıdır. Böylece seyirci bilgilendirilmiş olacaktır.
    c) Sunucu konuyu seçerken çok çalışmalıdır. Öncelikle seçilen konu, geleceğe ışık tutacak bir konu olmalıdır. Örnek olarak İstanbul Kanalı tartışılmalıdır, şehir hastaneleri tartışılmalıdır, yeni havaalanı tartışılmalıdır. Bunun için sunucu seyircilere açık olmalıdır. Önce hangi konuların ele alınacağı hususu seyircilerin önerileri ile tespit edilmelidir.
    d) Seçtiği konuları ilan etmeli ve seyircilerden birer sayfalık soru önerileri isteyebilir. Böylece sorular tespit edilmelidir. Soruları ilan etmelidir.
    e) Tartışmacı olarak katılmak isteyenler sorulara kısa kısa cevap vermelidirler ve bu cevaplar yayınlanmalıdır. Sonra cevap verenler, kendi aralarında sıralama usulü ile birinci ve ikinciyi seçmelidirler. Telifte ve takdirde birinci gelenler tartışmalıdır.
    f) Diğer soru ve cevap önerileri ile katılanlar da dört saatlik programa katılabilmelidir. İki saat konuşacaklar, iki saat de tartışacaklar.
    Ülkenin bu tür programlara ihtiyacı vardır. Bu programları her hafta yapan biri olursa Türkiye’yi en etkin basına kavuşturmuş olur. Bu program yarın dünyanın meşhur programlarından biri olur.
    Adil Düzen sunuculuğundan bir örnek önerdim.

  8. Bu tarrışmadan çıkan:
    -ist.un rantını artık bazı camaat-tarkat görünümlü hırsızlar, vatan hainlerimi yiyecek? yoksa 16 mlyn ist.lu ve anadolunun yüce halkı mı paylaşacak?
    -80 yaş üzeri insanlar çok tecrübeli diye MV, Moderatör, CEO, Parti başkanı, STK başk, bakan vb. olmaya devam mı etmeli yoksa İsmailler, akp nin engenç mv. seçilenleri, imamoğlu gibi bir acemi nin bile başkan vs olabileceği mi anlaşıldı?
    -bu saatten sonra imamoğlı yada yıldırım kim seçilirse seçilsin ist. lu için birşey fark eder mi? yoksa hangisi gelirse gelsin hesap soracağı, kapısına dayanacağı yeterince anlaşılamadı mı?
    -güzel sayılabilecek bir tiyatroydu…

  9. Adayların tartıştığı seçim münazaralarında soruyu halk sormazsa ne şiş yanar ne kebap. Ayrıca sadece iki aday mı vardı diğer adaylar neden davet edilmedi. Sürekli demokrasi demokrasi diyen imamoglu bunu nasıl kabullendi. İmamoglu halk adamı değil sadece bir siyasetçi. Tek avantajı yeni birisi olması…

    • Son derece yerinde tespitler, Serkan Bey. İmamoğlu’nun halk adamı prototipine uymadığı yolundaki tespitinize de katılıyorum. Yakınlık uzaklık duygusundan tamamen uzak kalınarak söylenecekse, böyle bir yakıştırmayı hak edenler olsa olsa Bülent Ecevit, M. Yazıcıoğlu, Necdet Sezer, Abdullah Gül olur.

      Hayli varlıklı olduğu, gündelik yaşantısını tüm partilerden seçkinler, iş adamları, inşaatçılar vs. arasında geçirdiği aşikar olan İmamoğlu, böyle bir tanıma hiç uymuyor. Attığı her adım, söylediği hemen her söz, üzerinde önceden çalışılmış adımlar ve sözler. Bu açıdan, yüksek bir devlet bürokratı olarak aldığı maaşla bütün o gemi filosunu yoktan nasıl var ettiği, oğluna Singapurlar’da kumar oynama ayrıcalığını nasıl sağladığı koca bir muamma olan gizemleri olmasa, Binali Yıldırım tanıma İmamoğlu’ndan daha yakın.

      Zamanla adam kayırmacılığa, kibir ve buyurganlığa, yolsuzluğa ve becerksizliklere saplanıp kalmış bir şirkete dönüşmüş olan AK Parti sayesinde öne çıkabildi bu siyasetçi. Halkın temiz, çatışma dilinden uzak siyasetçi tipine artan bir susuzluğu vardı. Hak etmediği halde o susuzluğu gideren bir siyasetçi tipi olarak öne çıktı.

      İmamoğlu, CHP kampanyasını yürüten ekibin bilinçli çalışması kadar, AK Parti Şirketi’nin bilnçsiz katkısıyla siyaset arenasında peydahlanmış bir proje tipi.

  10. İmamoğlu karşı tarafın zihin koridorlarına girebilmek için üç stratejik hamle yaptı.Bunlardan birincisi,Cumhurbaşkanı’ndan görüşme talep etmesi ve görüşmesi,ikincisi Ülke tv de yayına çıkması ve üçüncüsünde dün geceki canlı yayın oldu. Bu hamleleri ile İmamoğlu algı illüzyonun bombardımanı altında olan karşı seçmene dokunmayı başardı. İmamoğlu’nun süresi üzerinde durduğu AA meselesi ve Binali’nin yanlış bilgilendirilmesi bana göre İmamoğlu’nun en büyük avantajı oldu.

  11. hem imamoglu hem yıldırımın yalanlarıni varsa tabiki yazarmisiniz,yazinizda , gazetecilik vazifesini siz yaparsınız, başkaları yapmiyor ya bari siz üçüncü yolun olabilecegini ispatlayin.işte firsat size sayin koru!

  12. vali yalanina devam,29 bin fark var kendi görüntüsü varken 24 bin demesi yalani…fark 14 bine düşmesi yani itiraz edilmezse veya chp inin yuzde 9 sayimla fark 14 bine düşünce sayimi durdurmak için Çağlayan a daha gitmeden dilekce vermeden uc yaşli kadin(emekliliklerini verdiklerinden, bu rezaletten sonra organize derken kast ettigimiz bu)nin gecenin o saatinde kendilerine malum olmuş gibi gitmeleri ve hazir chp durdurma itirazini iki uc dakikada yerine getirmeleri goruntuleri oldugu halde pişkin pişkin biz durdurmadik diyen yalanci yi da mi görmedin yazar efendi

    • Yüzde dokuz sayımla fark 14 bine düşmedi. Geçersiz oyların tamamı sayıldı (300-400 bin). Parti logolarına vurulan mühürler bu sefer geçerli sayıldı. Yıldırım’a oy verenler İmamoğlu’na oy verenlerden daha fazla bu kusuru işlediği için fark azaldı. Ayrıca tüm oyların tekrar sayımı İstanbul’da 6 ay sürerdi !

      • o zaman isimsiz mim neden chp gecenin bir vaktinde durdurmak icin dilekçe vermeye gitti.ha bu arada üç ihtiyar (emeklilerini istedikleri icin)kadin gecenin o saatinde beraberce çağlayan a daha chp lilerin itiraz edeceklerini bilmezden! önce neden geldi.sonrada kusa bir süre sonra nasıl da hukuksuz şekilde durdurdular sayımi da vatandaşı yeniden secime mahkum ettiler.goruntusu var bu organize işlerin, yakında filmi yapilacak…secim gecesinden günümüze moderatör un imamogluyla gizlice otelde görüşüp sorulari çalması da işlenecek…bu arada mim sen meşru degildin biliyorsun.islam akaidine ehlisunnet itikadina dönünceye kadar…senin mensup oldugun CamİA islam itikadinca sapkınlıklar icinde

      • o zaman isimsiz mim neden chp gecenin bir vaktinde durdurmak icin dilekçe vermeye gitti.ha bu arada üç ihtiyar (emeklilerini istedikleri icin)kadin gecenin o saatinde beraberce çağlayan a daha chp lilerin itiraz edeceklerini bilmezden! önce neden geldi.sonrada kusa bir süre sonra nasıl da hukuksuz şekilde durdurdular sayımi da vatandaşı yeniden secime mahkum ettiler.goruntusu var bu organize işlerin, yakında filmi yapilacak…secim gecesinden günümüze moderatör un imamogluyla gizlice otelde görüşüp sorulari çalması da işlenecek…bu arada mim sen meşru degildin biliyorsun.islam akaidine ehlisunnet itikadina dönünceye kadar…senin mensup oldugun CamİA islam itikadinca sapkınlıklar icinde,29 bin iptal edilmemesi gerekip te iptal edilen 15 bin oyu kim iptal etti.yok lamba yok bilmem ne sacmaliklarla insanların akliyla oynamanuz sizin zekanız gosterir.iptal gerekcelerde chp ye iptal edilmesi gereken oyların yazıldığı bilgiside işin cabası

      • niye yalan soyluyorsun ondan daha fazla oy beş, on saatte sayılırken sirf bir hafta,bir ay bile desen sayilsaydi olacağını bildiğin icin 6 ay diyerek kendince kurnazlık yapmışsın

  13. Binali Bey 1
    İmamoğlu 1
    Küçükkaya 1

    Beklenen buydu… Kendi mahallesinde lince maruz kalan Uğur dündar da olsaydı Fatih Portakal da bu olsaydı sonuç değişmezdi…31 mart da kim hangi adaya oy verdiyse yine ona verecek…..Oylar herkesin önünde mesala;Tv ler canlı yayınlayarak tekrar sayılsaydı bu seçime gerek kalmayacaktı…. sonra öğrendik ki oyların yeniden sayılmasını Kaftancıoğlu ve ekibi engellemiş……Öyle yada böyle geldik yeni seçime… maç tam ortada…… Geçen seçimde Taktik olarak Millet ittifakı liderleri geri çekilmişlerdi… Bu sefer bu seçimde Cumhur ittifakı liderleri geri çekildi….Ortalık yarış sahiplerine kaldı….. Çok da iyi oldu……Seçimin kaderini geçen seçimde sandığa gitmemiş olanlar etkileyecek……

    Geçen seçimdeki hava yok bu sefer…Karşılıklı kışkırtmalar haricindekiler dışında…artık bitsin gitsin bu seçim….Herkes bi sakinleşsin normalleşsin modunda……

  14. Şöyle bir şey oldu mu dersiniz: Tekrarı yapılacak bir seçimin değil de yeni bir seçim için yapılan bir ilk münazarayı izlemiş olduk.

    Yani hiç bir şey yaşanmamış; bir seçim iptal edilmemiş, seçime şaibe karışmamış, İBB seçimine dair bir çok hukuki garabet yaşanmamış, mazbatası elinden alınmış bir başkan karşımızda yokmuş gibi…Daha bir ay öncesine kadar bir İBB seçimi yaşanmamış gibi… Tamamen yeni bir seçimin favori adaylarının yarıştığı bir ilk seçim münazarası.

    Doğrusu ben böyle bir his yaşadım. Şöyle de düşündüm: Acaba İmamoğlu kalaküteye mi geldi tartışma programına çıkmayı kabul etmekle, ya da getirildi.

    Eli güçlü olduğu halde, mağdur edilmişlik algısı seçmen nezdinde zirve yapmışken İmamoğlu, belki de dolduruşa gelerek; ben yaşlı kurt Binali’yi kamuoyu önünde alt ederim diye düşündü galiba, ama o performansı göremedik kendinden. Yıldırım’da fena değildi yani, konusuna da hakimdi üstelik.

    Bence bir üst akıl(!), öncesinde İmamoğlu’nun ısrarla teklif ettiği tartışma programını bir fırsata çevirdi. Onu kendi silahıyla vurdu…İmamoğlu’nun elinden bütün kozlarını alarak…

    İstanbullu seçmen ne düşünür; münazarayı izledikten sonra adaylar hakkındaki notu -özellikle İmamoğlu’nu hiç görmediği halde tv den seyrederken- nasıl şekillendi bilmiyorum lakin bu program bana 3. lig futbol maçları kadar heyecan yaşatmadı.

  15. Ben, önce yabanci kanallarda, haberi dinleyip sonra havuz hariç diğerlerini okudum.
    Yabanci kanallar, başa baş bir tartişma olarak değerlendirdiler, ve sanki bu seçim bir ilin değilde Türkiyenin seçimi gibi hayat durmuş sadece bütun ülke buna kilitlenmiş diye yorumlar yapıldı.
    Bu tartişmanin iyi bir yani, B Yıldirimin AKP nin ukalaliğina son vermesi.

    Bugün cep telefonuma gelen bir haberde ısrail UN elçisinin ABD müsluman millet vekili Ilhan Omerin millet vekilliğini birakmasini isterken Erdoğana teşekkür ettiği yazisi ilgimi çekti.
    linki aşağida.

    https://www.jpost.com/Israel-News/Danon-Ilhan-Omar-Jeremy-Corbyn-need-to-be-removed-from-office-592732

  16. HATA YAPMA KORKUSUYLA GEÇEN BİR BULUŞMA.
    Buluşma ülke politikacıları ve halk için yeniden çok büyük bir başlangıç oldu.
    Tartışma yine belediye hizmetleri dışına marifetle çıkarıldı.
    Adeta kozlar paylaşılsın istendi.
    Geçmişe dönük gereksiz ve faydasız polemiklerle geçti.
    İstanbul için ne yapmayı düşünüyorsunuz un cevabı öğrenilemedi.
    İş ülke siyasetine döndü.
    İstanbul un acil sorunları nedir?
    Öncelikli hangi sorun çözülecek?
    Hangi projelerle?
    Bu projelerin kaynağı nasıl temin edilecek?
    Hangi sorun ne kadar zamanda,ne kadar kaynakla çözülecek?
    Yine atış serbest.
    Bol keseden vaatler.
    Kimse bu bedeller nereden karşılanacak.
    Sonra acil çözüm bekleyen (başta ulaşım ve raylı sistemlerde yılda kaç km yapılacak)
    sorunlara ne kadar kaynak kalacak.
    Belediyenin gelirleri bellidir.
    Vaatler eğer kandırmaca(büyük ihtimal)değilse bedeli bellidir.
    Peki başta Dünyanın ikinci trafik kaosu yaşayan şehrimizin bu sorununu çözmek için ne kadar para kalacak.
    Kalan parayla ne yapılabilir.
    Varsa yoksa birbirlerine gaf yaptırmak uğruna terör ve etnik köken siyasetlerine bakışlar deşilmeye çalışıldı.
    Hassas konular kaşındı.
    Siyasilerin boğazı nın kırk düğüm olduğu hassas konularda ağızdan laf alınmaya çalışıldı.
    Her kesimden oy alması gerekenler her kesime mavi boncuk dağıtmak zorunda bırakıldı.
    Arada başa baş durum olduğundan iki haneli evin bile önemi var.
    Neticede bu açık oturumun yapılması şekil olarak umut verici idi.
    İçerik olarak boştu.
    ileride bu şekilde devam edilirse daha hayırlı sonuçlar umut edeceğiz.
    SİYASİ HAYATIMIZ BÜYÜK BİR KAZANIM KAZANMIŞTIR.
    SİYASİLERİN BİRBİRİ ARKASINDA RAHATÇA SÖYLEDİĞİ EN YIKICI SÖZLER KARŞI KARŞIYA GELİNİNCE BU KADAR RAHAT OLMUYOR.
    BİRBİRİ YÜZÜNE BAKAMAYACAK SÖZLER SÖYLENMESİNİN RAHATLIĞI BÖYLE TV PROGRAMI OLMAYACAĞI BEKLENTİSİ NEDENİ İLEDİR.
    GEL GÖR Kİ BİZİM ÜLKEMİZDE SİYASİLERİN YÜZLERİNDE BİN BİR SURAT MASKE TAŞIMAK GELENEKTİR.
    BİRBİRİNE EN AZILI DÜŞMANA SÖYLENMEYECEK SÖZLERİ SARF EDENLER ERTESİ GÜN BİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ ELİNİ AYAĞINI YIKAR. ÖLÜMÜNE (MEZARA KADAR)İTTİFAKLARA GİRMEKTE HİCAP ETMEZLER.
    S.Demirel ;Dün dündür ,bugün bu gündür derdi.
    Siyaset; omurgasız mahlukların canı gönülden yapabileceği bir iş olması gerek demek.
    Siyasette omurgasızların başarılı olduğu bir yerde, onlara başarıyı getiren destek; halkının ekseriyeti de aynı
    yapıya sahip olması demektir.
    HERKES KENDİNE BENZEYENİ SEVER.

    • Ak Parti nefreti değil … Üniversite diplomasını bile gösteremeyen ve küresel ölçekte cahil sayılacak bir kişinin Ak Partiyi ve Türkiyeyi ‘tek adam’ olarak yönetmesi … AKP ortak akılla yönetilirken başarılıydı, şimdi ise iç ve dış politikada ve ekonomide içinden çıkılması mümkün olmayan bir çıkmaz sokağa girdik … Mesela vatansa kişiler teferruattır.

  17. şehirler arası ulaşım araçlarının şehrin dışına sürülmesinden çok şehrin merkezinde duraklar ihdas edilse acaba trafiğe faydası mı olur zararı mı tartışılabilirdi,devletin ve belediyelerin dernek ve vakıfların denetleyicisi olmak yerine vakıfların belediyeleri kontrol atında tutmalarına, bu kurumların belediyelere yardım yapması lazım gelirken tersine ne demeli,köylerini şehre taşıyanlara şehir hayatını kabullendirmek yerine daracık yollarla iç içe girmiş yapılanma ile belediyenin şehri yaşanamaz bir köy haline sokması, hasılı kelam bir kelle acı soğan değer bin kızıl elmaya

    • iste esas boyle dusunen ureten bir toplum olmamiz gerekirken bir kisinin agzina bakan bir toplum oldugumuzdan bir adim ilerleyemiyoruz geriye gidiyoruz. nazi almsnyasida teknolojide cok ileri gitmisdi ama beyinlerini kullanmadiklarindan dunyanin gordugu en buyuk vahsetlere sebep oldular. ama Allah a sukurler olsunki sizin gibi dusunen ve yazan insanlarin olmasi gelecek icin umit veriyor. selamette kaliniz.

  18. Ahmet
    16 Haziran 2019 at 12:39

    Ahmet bey, tekrar merhaba.
    Sizin dünkü sorulariniz ve siteminiz bana doğup 12 yaşina kadarda yaşadiğim köyümde başimdan geçen bir olayi hatirlatti.
    Eskide,bizim doğuda (Sarikamiş) her yaz 15/ 20 gün hayvanlarin kışlık yiyeceği otu biçemek için köye atla 2,5 saata gidilen dağda ot biçerdik.
    Dağlar Köye uzak olduğu için erkekler dağda çadirda kalırdılar, benim gibi küçük kızlar sabah gider akşama kadar çalişir akşamda köye dönerdik.
    Günlük gidip gelmemizın nedeni yemek götürmekti.
    Biz her akşam atlarla yariş yapardık.
    Bir gün benim at yaşlı ve bir gözüde kör olduğundan dolayi sona kalinca onlara yetişbilmem için atımi kamçıladim, at hizlanmak isterken tekerlendi ben tepe takla küçuk bir göletın içine yuvarlandım.
    At beni birakir kaçar diye korkmuştum.
    Çamurlu suda camurdan bir çocuk olarak ayağa kalkınca at yanima yaklaşti ön dizlerinin üzerine çökerek adate benim binmeme yardimci olurcasina binmemi kolaylaştirmişti, çünkü ben kendim inip binemiyordum, sabah ablam akşamda babam indirip bindirirdiler.
    Doğunun akşam sovuğu, çamurlu ve islak bir çocuğa atin sahip çikmasi beni çok şaşirtmiş olmasi yani sira, kendimi ata karşıda mahçup hisstmiştim ve atla arkadaş gibi şöyle konustum! “Ben kendi zevkim için seni kamçilayarak işgence ederken sen bana merhamet ettin ve bırakıp kaçmadin, demeki ben insan kıliğinda bir canavarmışım sende hayvan olarak bir insandan daha merhametli imişsın, bende bu kamçiya birdaha elimi surmemek için atiyorum ve birdahada asla elime almayacağım.” dedim ve çamurlu suya attim. Atı rahatsiz etmemek için gemini dahi tutmadim, o hayvan beni köye sağ salim götürmüştü.

    Sabah rahmetli babama anlatinca hemen benim anlimdan öperek, “aferim kizim iyi yapmişsin” dedi.

    Biz insanlar!Atlar ve köpeklerın bizlere karşı sadakatını kendi zevkimiz için hep kötüye kullanmişiz vede kullaniyoruz…..
    Çünkü onların beyinleri var fakat akillari yok, düşünemiyorlar, sahipleri onlara ne kadar kötüluk yaparsa yapsın onlar sahipleri için canlarıni seve seve feda ediyorlar.
    11 yaşimdan bu tarafa Erdoğan gibi hiç bu kadar milleti at yerine koyarak kullanan birisine rastlamadim.
    Bey efendi halki at gibi kendisine kayitsiz şartsiz kamçilatmayanları vatan haini terörist ilan etsin.
    Ahmet bey, kusuruma bakmayın ben insanım ve aklım var, kendimi edoğana 2002 den 15/7/ 2016 arası, yeterince kamçılatmışım… kendisine inanip güvenenleri hem kamçilamiş hemde ona yillarca destek verenlere karşı gerçek niyetini gizleyerek bizleri kandirmiştir….

    “Sn Nurdan hn nekadar takmış durumdasınız Erdoğana ve bu millete.”

    Bu Millete değil kendini erdoğana kamçilatanlarin, erdoğana kol kanat gererek bizlere karşi hakaret ve küfürlerle saldirmalarina karşilik siz onlari millet olarak kabul edebilirsiniz, ona hiç bir lafim yok.
    Halkina ağaç kökü yesin deyip bölenleri alkişlayip savunanlari ben millet yerine koymam ve hak ettikleri eleştirileride her zaman yaparim.

    ABD, İsrail, Rusya,ve Çin liderleri ile can ciğer, fakat kendisini onlarla kavgali gibi göstererek milleti kandiran babamda olsa elestiririm….
    Türkiyede adammı kalmadide ABD vatandaşlarini ve damadini tepe noktalara yerleştirerek ekonomiyi çökertti.
    Kavakçi ailesinin ne gibi özelliği varda o bunlara bu kada önem veriyor?

    “Peki çözüm ne ? Ondan hiç bahsetmiyorsunuz.”
    Ahmet bey,biz insaniz! Insanda hem beyin hemde akıl olduğuna gore,Aklimiz kullanarak herşeyi kolayca cözeriz.
    Çözüm! kendimizi kamçilatmamak ve ona dur demek…bu kadar basit.

    “varsa yoksa saldırı”

    Ahmet bey! siz yalnişlari yazmayi ve “ELEŞTIRMEYI” saldiri olarak görüyorsaniz demekki sizde Etdoğani tasvip edip her yaptiğini alkişliyanlardansiniz….

    Kusura bakmayın, ben zalimlere sempati ile bakmam.

    • Maalesef yanlış anlıyorsunuz her yaptığını hiçbir zaman alkışlaması önce mantık süzgecinden geçirdim sonra doğru veya yanlış olarak degerlendirdim.hiçbir zamanda futbol takımı tutar gibi tutmadım.
      Fakat siz savunma sanayindeki olumlu yönleri görmüyorsunuz, doğu akdenizdeki çabayı görmüyorsunuz, s400 deki var oluş mücadelesini hissetmiyorsunuz.tepkim buna sürekli negatifsiniz.Bunu ifade etmek istedim.

  19. Bilinen açıklamaların tekrarından başka yeni bir şey içermeyen tartışma programı oldukça sıkıcı ve heyecansızdı.Yöneticinin de tarafsız kalma ve kariyerini çizdirmeme endişesi nedeniyle cevapsız kalan hususların üzerine gitmemesi de işe tuz biber ekti .

  20. Sonuna kadar izledim. Yeni, hiç bir cümle duymadım. Tek olumlu sonuç sondaki fotoğrafları oldu. İ. K.’ nin hata yapmamak endişesi hem yüzüne hem sorularına yansıdı. Keçi boynuzu yemek tadında bir gece oldu.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız