Bir virüsle değişen hayatımız, aşıyla bulanan zihinler…

38
Reklam

Zona hastalığının sinir uçlarında iltihaplara yol açtığını, vücudun çeşitli yerlerinde belirip insanı rahatsız eden pis bir hastalık olduğu bilinir.

Bir ara tanıdıklarımdan bayağı hatırı sayılır insan zona (İngilizcesi ‘shingles’) olmuştu.

ABD seyahatlerimden birinde markette aşısının yapıldığını gördüğümde hemen kolumu uzatmıştım.

Farklı bir rahatsızlıktan hastaneye düştüğümde, doktorum, “O aşı henüz ülkemize gelmedi, iyi ki olmuşsun” demişti. O rahatsızlığımda koruyucu etkisi olmuş…

O konu şu sıralarda hep aklımda.

Kısıtlamalar büyük çapta ortadan kalktığı için korona salgınının etkisinin sürdüğünün tam farkında olamıyoruz. Oysa günlük vaka sayısı da Covid-19’dan ölenlerin sayısı da kapanma getiren günlerdeki tablodan pek farklı değil.

“Sorun çözüldü” diye düşünülen ülkeler yeniden kapanıyorlar.

Bizde korona ile savaş yalnızca sağlık personeli ile sağlık bakanının ihtimamına emanet edilmiş gibi.

Reklam

Sağlık bakanı her gün durumun ciddiyetini hatırlatan açıklamalar yapıyor ve herkesi dikkati azaltmama konusunda uyarıyor. Artık aşı temini konusunda herhangi bir sıkıntı yok, buna karşılık bütün çağrılara rağmen aşıdan kaçınanlar bana mısın demiyor.

Hayatını kaybedenlerin çoğu aşıdan kaçınanlar olmaya başladı.

Aşılananlar da Kovid’e yakalanabiliyor, ama aşı olanlar aşısızlardan daha kolay şifaya kavuşabiliyor.

Benim en tuhafıma giden aşılanmaya direnenler arasında tıp doktorlarının da bulunması… Gazeteler son hafta üç doktorun vefatını haber verdiler. Üçü de aşıya direnenlerdenmiş…

Akıl alır gibi değil, ama gerçek.

Üzerinde düşündükçe bunun daha derin sebeplerle yakından ilgili olduğunu fark edebiliyorum.

Virüs hepimizi apansız yakaladı. Böylesine bir fenomenle ancak geniş hayal mahsulü romanlarda ve sinemanın korku janrındaki ürünlerinde rastlanırdı, gerçek hayatta değil. O türün meraklıları bile, okuyup izlediklerinin bir gün karşılarına gerçek olarak çıkacağını hiç düşünmemişlerdir.

Oysa işte bir virüs bütün yaşantımızı tepetaklak etmeye yetti.

Reklam

Şu günlerin bebekleri ve çocukları insanların ev dışında maskeli dolaşmasını, başka insanlarla fazla yakın olmaktan uzak durulmasını hayatın olağan akışı olarak biliyorlar.

Her gün işyerine gitmesi gerekenler evlerinden çıkamadılar; hane halkı haftalar ve aylar boyu yeni bir yaşama rutini içerisinde günlerini geçirdi.

İletişimin internet üzerinden Zoom denilen bir program aracılığıyla yapıldığı günlerden geçtik.

Yüz yüze eğitimin yerini diğer öğrencilerle sosyalleşmenin ortadan kalktığı bir yeni yöntem aldı.

Yaşananlara bakıp bundan hareketle garip düşüncelere dalmamak elde değil.

Zihnini öküzün altında buzağı aramaya kapatmış olanlarımız bile virüsün laboratuvarda üretilmiş olabileceğini, belli sonuçlar için dünyanın başına bela olarak sarıldığını düşünebiliyor. Bu tür düşünceler ister istemez insanları sağlıklı bir ruh halinden uzaklaştırıyor.

İşin içine politika da giriyor.

ABD’de Donald Trump virüs konusunda kuşkular belli etmiş, uzmanların tavsiyelerini ciddiye almamıştı. Bugün onun çizgisini medyada sürdürenler hala konuya kuşkuyla yaklaşıyorlar. ABD’de Washington Post ve New York Times gibi gazeteler ile CNN çizgisindeki kanallar insanları aşılanmaya davet ederken, Trump’ı rehber bilenlerin toplandığı Washington Times gazetesi ile FOX News, Newsmax ve OANN kanalları kuşkuların yayılmasına aracılık ediyorlar.

Aleyhte yayınlar dünyanın dört bir tarafında tercüme yoluyla kendine taraftar buluyor.

Orada da kuşkucular arasında doktorlar da var. Oralarda da aşıya direndikleri için doktorlardan ölenler çıkabiliyor.

Virüs dünyanın dengesini değiştirdi; insanların bir bölümünün olaylara sağlıklı yaklaşımını da bozdu.

Konuya politik çıkarları önde tutarak yaklaşanlar, yönetici kadrolarda bulunuyorlarsa, hem kendileri hem de yönetimini üstlendikleri halklara iyilik yapmıyorlar. Zihinleri bulandıran onların başlangıçtaki ikircikli yaklaşımları. Sorunu hafife almaları. Yanlış kararlar vermeleri. Kapanma ile açılmada senkronizeyi tutturamamaları.

Pek çok ülkede güncel tabloların makyajlandığı kuşkuları da var.

Sonuçta, ülkeler başka ülkelere karşı sınırlarını kapatmaya ve bu tür tedbirleri politik çıkarları için kullanmaya başladı. Makyajlı tablolar yüzünden taraflı uygulamalara itiraz da edilemiyor; itiraz edildiğinde itirazlar kaale alınmıyor. 

Galiba bizde aşı olmaları beklenirken bütün çağrılara rağmen buna yanaşmayanlar hatırı sayılır bir oran teşkil ediyor. Onların aşısızlığı kendileri için bir tehlike, ama yakınları, mesai arkadaşları, aynı ortamı paylaştıkları için de bir tehdit.

Buna son verebilmek için çare üretmek gerekiyor.

İkna çabası eşliğinde. 

Rakamların virüsün en şiddetli hissedildiği günlerdeki tabloya yakınlaşması o dönemde alınan tedbirlerin yeniden gündeme gelmesine yol açabilir. Oysa böyle bir gelişme özellikle bizim ülkemizde ciddi sonuçlar doğuracaktır. ‘Yeni normal’ kalıcılığa dönüşmek zorunda.

Konuyla ilgilenmem fazla uzağımda olmayan insanlarda bile çeşitli düzeyde kuşkuların varlığını hissettiğim ve bazılarının işi aşıdan kaçınmaya kadar vardırdıklarını fark ettiğim için. 

Aklı başında olması beklenebilecek insanlar bunlar.

Kendi hesabıma, hükümet “En iyisi bu” diyerek Çin aşısı uygulamasını başlattığında hemen kolumu uzattım. İki Çin aşısını üçüncüsüne davet aldığımda BionTech aşısı olmam izledi. “Bir daha” deseler çekinmem yine kolumu uzatırım.

Çocukluktan beri olduğum aşılardan bir zarar görmedim; aşıların kötülerden koruduğuna da eminim.

ΩΩΩΩ 

Reklam

38 YORUMLAR

  1. Yorum köşemizde zaman zaman uçuk kaçık düşünce ve önerilerin de dile getirildiği oluyor:
    Kürşat beyin nobel ödüllü cb adayı teklifi veya korona salgınıyla ilgili komplo teorileri ya da aşı karşıtlığı filan gibi…
    Kimi görüşlerin uluorta dile getirilmesinin bazı sakıncaları olabilir ama bunu sahibi dert etmiyorsa biz niye edelim?
    Yalnız korona hastalarının tedavi süreciyle ilgili erhan beyin spekülatif yorumu üzerine bir çift söz etmekte fayda olabilir:
    Şöyle ki;
    bilader ilk planda, bizim ortamın her türlü abukluğu ve absürdlüğü hoşgörüyle karşıladığı gibi bir önyargıya kapılmış olabilirsiniz(bunda haksız da sayılmazsınız) ama doğrudan sağlığımızla ilgili bir konuda bu yazdıklarınızı yeniden gözden geçirmenizde fayda var.
    Çünkü buralarda yazıp çizen arkadaşların bazıları sözkonusu iddialarınızdan ötürü kendileriyle dalga geçildiği hissine de kapılabilir(ki bazen bu durum çok çetin kapışmalara da yol açar) ya da daha kötüsü paylaşımlarınızı ciddiye de alabilirler!
    İşte o sırada başınıza gelebileceklerden dolayı sizi şimdiden ikaz etmiş olayım, umarım geç kalmamışızdır…
    Eski örneklerin başına gelenlerden hatırladığım kadarıyla; bir süre piyasada görünmeseniz iyi olur!
    Özellikle de kimi eğitimgönüllüsü arkadaşlar ve doğalseleksiyon düşkünü evrimbazlar var ki onlara daha çok dikkat edin, benden söylemesi.

  2. Sayın ali namlı
    “Bir buçuk yıldan beri bu salgınla boğuşuyoruz, artık ne olduğunu/olmadığını ve önlemlerini tamamen biliyoruz .”
    buyurmuşsunuz ama erhan bey pek sizin gibi düşünmüyor sanki:

    “Erhan
    31 Ağustos 2021 At 14:50
    Koronodan evde ölen bir kişi duydunuz mu arkadaşlar ! Korona hikaye. Ölenler hastanede ölüyor. Korona vakiasiyla hastaneye yatırılıyor. Tedavi süresinde ilaç basılıyor damarlara. Bünye ye bu ilaç tedavisi ağır geldiği için vücut kaldırmıyor ve ölüm gerçekleşiyor.”

    Gel de yahya beye katılma!
    Erhan beyin şu savsaklamasına bakıp da;
    herkesi okutup profesör edersek tüm sorunların kendiliğinden çözüleceğini düşünen didem hanım ve benzerlerine nasıl inanabiliriz ki?

  3. Aşı karşıtarında ya da kararsızlarında anlamadığım çok ciddi bir sorun var. Hepimiz hergün gdolu ve endüstriyel besinlerin bombardımanı altındayız. Yediğimiz ekmekten,sebze meyveden, et ürünlerine içtiğimiz meyve sularından ayrana vsye kadar hepsi yapay ve bundan kaçınmanın imkanı yok. İnsanın evrimine tamamen aykırı bir beslenmeyle karşı karşıyayız ve uzun vadede tolere edemeyeceğimiz kesin. Bunlara karşı kitlesel bir itiraz yokken aşı karşıtlığı neyin nesi?

  4. “”İBB’nin yeni yönetimi İSPARK’ı AKP’den devralırken toplam zarar 37 milyon liraymış.
    Geçen yıl bu zarar 87 milyon liraya yükselmiş.
    Bu yılın ilk altı aylık zararı ise 115 milyonu bulmuş ki, bu gidişle yıl sonu zararı 200 milyonu geçecek.””
    Ali gitti veli geldi değişen ne?
    Sistem ve mantelite değişmediği sürece bunlar tekrarlanır durur.
    Bakalım kurtarıcılardan bizi kim kurtaracak

    • Ahmet bey “her şey daha güzel olacak!” enseyi karartmayın bence!
      “Ali gitti veli geldi değişen ne?” diye soracağınıza zahmet edip farkı hesaplasaydınız ya;
      “matamatik profu” olan sizsiniz öyle değil mi?
      Umarım didem hanım düzeyli bir yanıtla şu çıkarma işlemini yapar da aydınlanmış oluruz bizler de?

  5. Korona konusunda Erzurumdan bir akrabama sordum: Öküzün altında buzağı aramayı seven hemşehrilerimizde aşıya rağbet nasıldır? Nasıl olsun tam tekmil her gün cenezeleri görüyorlar sıkıysa olmasınlar dedi. Elhak bu korona öyle bir hastalık oldu ki ölüm istatistikleri belirgin artmasa bile herkese el mevtü hakkun ! lisanı hal ve kal ile dedirtiyor. Korona bu haliyle önemli bir irşad hizmeti görüyor. Sağlam bir adam, bir bakmış pozitif PCR ile hazreti Azraili kapısında buluveriyor. Helalleşme, veda veya vasiyet bile bir boğuk hırlama ile mümkün olmuyor. Bu şekilde helalleşip, vicdanları ile amelleri arasında mizana doğru kalbi selim ile gidemeyen kaç insanımız, yapacak vakitleri olduğunu umarken zavallı eksik virüs eli ile nakıs hesaplarıyla bizlerden ayrıldı. Adlarını saymadım elbette tanıdık çok ama kötünün arkasından kötü konuşmak doğru değilmiş! bu nedenle saymayacağım. Ancak aniden giderim üstümde kirli bir nam ve eksik hesap kalmasın diye düşünen Erdoğan Bayraktar’ın çıkışının “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” hadisinin mürşidliği ve son zamanlarda ahir zaman alametleri arasında sayılan, artan ani ölümlerden aldığı ibret ile yapıldığına dair şiddetli kanaatim vardır. Yoksa bu çıkışa mana vermek mümkün değildir bu bir vicdan muhasebesidir ve sıklıkla sıkıyı görünce yapılır. ”Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki “Alın kitabımı okuyun; Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum.” Hakka/19-20 Teemmel.

  6. Yazarın çin aşısı olmasından mütevellit alman aşısı niye yaptırmadım pişmanlığı sezdim.
    Her ikisinin de faydalı olduğunu düşünüyorum.
    Zararı varsa çay içipte sonra radyasyon olayı patladığında ne yaşanmışsa o yaşanacaktır.
    ABD’de halsizlik kaslarda vücutta ağrılar nefes darlığı bildirilmiş. Yaz günü biraz hava girsin odaya!
    Fazladan, tansiyon (az biraz) yükselmesi ve 3 gün bazan baş ağrısı ekleyebilirim.
    Kalp hastalığı olanlar, göğsünde baskı hissedebilir! Panik yapmayıp sakin nefes almak yeterli olabilir.
    Tütün ve mamülleri içenler için kendi haline bırak dediler👽
    Millet canını kurtarmaya çalışıyor! Bu iş ne komşunun araba yerime park ettisine, nede bahçeden bir erik kopardıma benzemez!
    **Senin aşı olmama özgürlüğün! Karşındakinin HAYATTA KALMA özgürlüğü ile çatışmamalı dır**
    Yaşlı insan ya çocuğum olmazsa diye dert etmez belki ama, 20 yaşındaki gencin böyle bir sorusu cevaplanmış olmalıdır kafasında!
    Çocuk aşılarımız en az 10 larca yıldır denenmiş durumdadır. Fark! Belkide burada!

    • Farkı rumuzlu okucu arkadaş ben $15+20= rumuzlu okuyucu.

      “ABD’de halsizlik kaslarda vücutta ağrılar ***nefes darlığı **** bildirilmiş. Yaz günü biraz hava girsin odaya!
      Fazladan, tansiyon (az biraz) yükselmesi ve 3 gün bazan baş.”

      Bede aşıdan dolayı nefes daralması olmadı aksıne Aşı olmadan önce koşerken normal olarak yorgunluktan hızlı nefes alıyordum. Aşı olduktan sonra ne kadar koşarsam koşyım nefes alma zorluğum olmuyor ve aşınında birçok faydasını gördüm.

      Ben her doktorun verdığı ÖZELIKLEDE KANADA VE ABD’deki
      ilaç fabrikalarından alacağı ikramiye için ilaç yazan doktorlara güvenmiyorum doktor seçiminde hasasım.ABD ve Kanadalı dişçılere güvendım yarım takma dışli oldum.
      Aşıya hıç bir zaman karşı değilim.
      Birde 3. doz aşı ABD de uygulamaya başlanacak.daha koruyucu olduğu için. Çin aşısı 60% koruduğu tesbit edilince 3. Doz aşı onayı verildi.
      Hoşça kalın.

  7. Koronodan evde ölen bir kişi duydunuz mu arkadaşlar ! Korona hikaye. Ölenler hastanede ölüyor. Korona vakiasiyla hastaneye yatırılıyor. Tedavi süresinde ilaç basılıyor damarlara. Bünye ye bu ilaç tedavisi ağır geldiği için vücut kaldırmıyor ve ölüm gerçekleşiyor.

    • Erhan bey iyi günler
      Yakın akrabalarım adı geçen virüse çarpılmış olmasa bu cevabı yazmazdım ancak ateş düştüğü yeri yakıyor.
      İnşallah size ve yakın çevrenize yaklaşmaz.
      Aile çevremden farklı mekan ve ülkelerde yaklaşık 30 kişi virüse yakalandı.
      Allaha şükür şimdilik bir kayıp ile atlatmış olduk.
      82 yaşındaki yengemi 38 günlük bir mücadele sonunda kaybettik.
      74 yaşında olan ablam ikazımı dinleyip de hastahaneye yatmayı vakitlice kabul etmemiş olsaydı onu da kaybetmiş olacaktık. Tedavi olmasına rağmen nefes alıp vermesi eskisi kadar rahat değil.
      Bence Fehmi beyin tavsiyelerine uysanız iyi olur.
      Yine de siz bilirsiniz.

    • Sayın Erhan, corona’dan ölenlerin evde ölemeyecek kadar acı çektiğini, o yüzden tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğu ihtimalini düşündünüzmü bilmem ama bu şekilde aşı redçileri nedeniyle sağlık sisteminin gereksiz meşguliyeti ve diğer insanların sağlığının tehlikeye atılması, redçilerin ahmaklığı olduğu kadar kul hakkıdırda

    • Çin de yollarda ölen insanların görüntülerini hatırlıyorsunuzdur.
      İtalya’da Fransa’da İspanya’da huzurevlerinde ölen insanlar hiç de az değildi.
      Türkiye’de de evinde ölmüş halde bulunan yaşlı insanlar olduğunu da biliyorum.
      Veya sizin dediğiniz gibi ölümlerin çoğu hastanelerde oluyor. Dediğiniz gibi ilaçların etkisi de olabilir. Ama yüzdeliğe vurursanız hastanelerde iyileşenlerin sayısı ölüm oranından kat kat fazla.

      Erhan bey bundan sonraki kısmı size cevap için değilde hasbihal için yazıyorum.
      Belki de başka bir açıdan mı bakmak gerekir. Acaba bu musibetler bizlere birşeyler mi hatırlatmak istiyor.
      Yüce Yaratıcı her ölümü bir sebebe bağlamış. Bizlerde bu sebeplerin çevresinde dolanıp duruyoruz.
      Hastalık kula eziyet olsun diye verilmemiş. Daima şifa veren ve şafi olan Rabbimizi tanıyalım diye verilmiş. Musibetler lezzetlere kapı açsın diye yaratılmış.
      Cehennem cenneti istetmek için yaratılmış.
      Ölüm niye yaratılmış.
      Musibetler, hastalıklar, ölümler, zulümler, şerler birer yaratık değil mi, diye sorarsanız derim ki evet onlar yaratıktır ama onlara yüklenen negatif anlamlar yaratık değildir. Yani onların yaratılmasında negatiflik yoktur.
      Nasıl küçük bir baş ağrısı için Yaratıcı’ya pek yönelmeyiz fakat dehşetli hastalık karşısında O’na yönelişimiz şiddetlenerek artar. Musibetimizin şiddeti nispetinde yönelişimiz şiddetlenir ve artar.
      Eğer ölüm yoksa bu yöneliş daimi olmaz. Ölüm, özellikle zamanı belli olmayan ölüm, her an O’na ilticaya ihtiyaç hissettirir. Yaratıcı’yla her an beraber olma arzusu uyandırır, huzura davet eder. Bu da kulluğun ve yaratılışın nihai hedeflerinden biridir. 

      Hikmet açısından birçok şeyi sayabiliriz. Yaşlıların çektiği eziyetten tutun duygusal açıdan yaşayacağımız elemlere kadar birçok sebep sayabiliriz. Ama Yaratıcı’nın esmasına bakan yönüyle ne gibi bir eksiklik yaşarız sorusu en doğru yaklaşım olacaktır. Zira yaratılışın nihai gayesi Yaratıcı’ya bakar. Biz Yaratıcı’ya ihtiyacımız nispetinde; acımız, elemimiz nispetinde müracaat eder, O’na şükrederiz, yöneliriz. Ancak ebedi ve sonsuz bir yönelişin olabilmesi için ebedi ve sonsuz bir ıstırabın var olması gerekir. 

      Ölüm aslında bir kapıdır, bir geçiştir. Alem-i ervah” ta öldük(geçtik) anne karnına misafir olduk. Anne kanında öldük (çıktık), dünyaya misafir olduk. Dünyada bir vesile ile öldük(çıktık) ebedi yurdumuza doğru tekrar yol alıyoruz.

      Sonuçta aşı olanlar da olmayanlar da ölüm korkusu sebebiyle bir karar veriyor. Ama ölüm ölmüyor.

  8. YAN ETKİ
    Bu yazıyı okuyan kimse yoktur ki, kullandığı herhangi bir ilacın prospektüsünü(reçetisini) ve yan etkilerini okuduktan sonra gönül rahatlığıyla ilacı kullansın.
    Hayati bir rahatsızlık bile olsa durum değişmez.
    Yani sayılan yan etkileri okuyunca, “bu ilacı iyileşmek için mi yoksa hastalanmak için mi ialıyoruz ” sorusunu sormayan yoktur.
    Hatta yan etkileri okuyunca ilaç kullanmaktan vaz geçenler var.
    Yan etkisi olmayan “bir tek” ilaç var mı?
    Her türlü yan etkiye rağmen ilaçsız bir hayat mümkün mü?
    Aşıların yan etkisi de kullanılmasını engellememeli.
    Kadıki yan etki bir “ihtimaldir” . Mutlaka gercekleşecek değildir. Vukubulma ihtimali vardır.
    Şifa ihtimali daha yüksek olduğu için ilaçtır, tedavide uygulanır.
    Aşının da önlem ihtimali, yan etki ihtimalinden kesinlikle yüksektir.

  9. Dünya covidle barsaklarını temizliyor. Ona yardımcı olmalıyız. Ne kadar çok aşısız, maskesiz, tedbirsiz varsa ölsün ki mikroplardan kurtulalım. Burada covid e kızıyorum. Bizimkiler her rakamsal veriyi saklasa bile, gerçek vukuat ve ölümler iki kat olsa bile bu rakamlar az. Şöyle biner biner, milyonar milyonar öldürmeli covid. Gerekli önlemi alanlar yaşayabilsin diye…

    • Yahya bey bakıyorum koronaya karşı çoktan teslim bayrağını çekmiş gibisiniz ama bence bu kadar karamsar olmayın çünkü insan aklı bu türden belaların üstesinden fazlasıyla gelebilecek kapasiteye sahiptir;
      yeter ki siz sakin olun:)

  10. Sayın Koru, sizin ailenizden veya çevrenizden ( duyduklarınızı kastetmiyorum) kaç kişi böyle ölümcül olduğu ,bir damlacıkla bulaştığı söylenen bu kara vebadan vefat etti? Bu kadar kolay bulaşıyorsa ve bu kadar ölümcülse bence Allah muhafaza aileden kimse kalmamalıydı. Ama eminimki böyle bir sahne yok. Ağır geçirilen hastalık öyküsü muhakkak vardır. Ama ölümler hiç zannetmiyorum. Aşı konusunda da daha koruyup korumadığı ,bulaştırıp bulaştırmadığı bile netleşmemiş bir “ tedaviden” insanların çekinmesinin nesini anlayamıyorsunuz bende sizi anlayamıyorum.ayrıca onay belgesi almadan aşı bile olamıyorsunuz yani kimse sorumluluk almıyor aşı firmasıda sağlık bakanlığıda , ama böyle ciddi bir durumda siz insanların aşıya niye tepki gösterdiklerini anlayamıyorsunuz öylemi! Siz cesaretli olabilirsiniz ama lütfen insanların çekimceleriyle dalga geçer gibi onları cahil gösterir ifadelerde bulunmayın kendi cesaretinizi kendinize saklayın ki insanlar sizin cesaretinizi gerçekle karıştırmasınlar .

    • Tülin hanım sayın yazar tüm yakınlarını salgından dolayı kaybetseydi(allah herkese uzun ömürler versin) de sizi pek ikna etme şansı yokmuş gibi geldi bana ama neyse…

  11. Benim ilaçlara karşı alajı rieksonum var.
    Bir haca giderken birde ABD green kartı aldığm zaman girip aşısı yaptırdım. Ikisindede 3 er yıl sürekli gırıp olmuştum.
    BionTeckh aşısının ilk dozunu 31 Mart ikinciyi 22 Nisanda yaptırdım.
    Ateş, õksürük ve baş ağrısı hariç daha ilk aşıda sabah kalktığımda bütün masillarım ağriyor ve kendimi çok yorgun hisediyorum. Sürekli sipor yaptığım için ilk gün kendimi zorladım 10 dakika ısınma hareketi yapınca ağrım falan kalmadı geçti. Akaşam üzeride 5 ve 6 km koşuyorum. Yalnız çok fazla acıkıyordum ilk dozdo karnım doymaya başladı, Ramazanda’da siporumu hiç aksatmadım sahurdan önce ev siporu iftardan 1 saat öncede koşiyordum.
    Birinci dozda 3 paunt (1362 gm) ikinci dozdada ayni kiloyu aldim.Aslında eskisinden daha az yiyiyorum ve mecburen daha fazla sipor
    yapiyorum. Yapmasam yorgunluktan ve kas ağrılarından duramiyorum.
    Yal ız kalbimde her hangi bir sorunum yoktu fakat aşıdan sonra daha gûçlü oldu koştuğum zaman nefesim falan hiç kesilmiyor.

    Benim sağlık sigortam yılda bir eve doktor gönderiyor.
    Bir hafta õnce o doktor geldi muayene etti bazi tahliller yapti çok sağlıklısin dedi. Her nekadar şikayetimi söyledi isemde anlatamadım.Gündüz bir dakika oturamiyoru. Kaslarım ağriyor sürekli hareket yapmak zorundayım çünkü otursam yoruliyorum.
    Buranın hemşireleri doktorlardan daha bgili olduğu için telefon hizmeti veren hemşireyi aradım. Sorunumu anlatınca ne zam başladığını sordu ilk dozdan bu tarafa deyince o zaman sen korona değilsin hemen aile doktoruma gitmemi tavsiye etti .

    Ertesi günde kendi doktoruma gittim.
    Doktorda bana “çok fazla sipor yapiyorsun 70 yaşında birisi bu kadar sipor yaparmı diye sitem ettı ve azaltmai önerdi, ben de evet yapmaz ama 5 dakika otursam yoruliyorum her tarafım ağıriyor kilo almama rağmen kaburgalarim çikti halen daha kilo aliyorum diyince “vucutun da yağ kalmamış hepsini ertmişsın, kaslarin ağırması sipor yapmaktan kaynaklanan kas gelişmesinden kaynaklandığını söyledi.
    Kan tahlili istedi yarın onu vereceğim ve
    bir hafta sonrada senelik çekap yapilacak.

    Galiba bu aşide beni 3 sene etkiliyecek.
    Fakat alarjim azaldı çok zayıftım biraz normal kiloya yaklaştım karnım doymaya başladı.
    Bence Korona aşısının hiç bir zararı yok çünku kas geliştiriyor, oda kalp için çok iyi.

  12. Sayın yk “Uğur Şahin ve Özlem Türeci Türkiye’de olsalardı KHK ile kapının önüne konmazdı diyebilen var mı?” diye soruyor;
    Valla bylock kullandılarsa fazla şansları yoktur ama itirafçı olurlarsa o başka…

  13. Sayın Koru ,
    Durumu güzel anlatmışsınız ama ikna ile olamayacağını söylemeliyim. Kişilerin dayak yeme özgürlüğü var. Kaşınanı kaşırlar.
    Geçen gün iki kişinin konuşmasına kulak misafiri oldum. Şeker hastası olan , ekmeği , şekeri , tatlıyı kestiğini söylüyordu..Arkasından da da devam ediyordu. “”Vücudu aldatacaksın hafta da bir gün kavun ve rakı ile yapacaksın bunu dün akşam öyle yaptım ” diyordu.
    Sözün bittiği yerdeyiz. Bilmem , Ağlarmısın yoksa gülermisin hal-i pür melalimize?
    Çok rastladım böylelerine , özgürce nefsinin heva ve heveslerini yerine getirememektense ölmeyi ya da sürünmeyi tercih edenlere . Oruç ibadetinin hikmeti burada ortaya çıkıyor da gel de anlat anlamak istemeyene .
    Ne demişti Mevlana , mide spazmları geçirip Ilgın kaplıcalarında şifalı su ile tedavi olmaya çalışırken , küfrün bini bir para
    Sen ne söylersen söyle , kişi anlayacağı kadarını anlar .
    Neyse ki ayakta atlatıyor aşı olanlar , olmayanlar mı ? her daim kendini alimlerden daha bilgili sayanlar olmuştur bir vakte kadar.

  14. nuhnebi zamanının siyon protokollerine kafa yorulacağına, planın bugün hangi kılıkta dolandığına kafa yormalı.
    1970_1980 arası teknoloji hızı bir çarpı ise 2010_2020 arası 50 çarpı. katlanarak artan gelişen değişen sadece teknoloji mi? kötülükte değişiyor gelisiyor, katlanarak.
    insan genetiğini değiştiriyorlar. yediklerimiz bizi inşa eden malzemelerdir, hücrelerimiz sürekli yenileniyorlar, hibrit tohumlar, gdo lar bizi yeniden inşa ediyor. sırada yapay et var. tohum yasasını bir araştırsın protokol meraklıları. ne zaman değişmiş kim değiştirmiş ata tohumlarını neden kullanamıyoruz? neden hibrit israil tohumları kullanıyoruz?
    insanlık tarihi aynı zamanda bir salgılar tarihi şüphesiz. aşının yeri de şifa tarihinin onur sayfalarında. salgınlar olur, aşı da koruyucudur, burası tartışılmaz.
    lakin icinden geçtiğimiz pandemi de anlaşılması zor, pek çok karanlık noktanın olduğu da su götürmez yani bence.
    bu salgının geleceği nasıl biliniyorsa zaten bir süredir bazı çevrelerde konuşuluyordu. her yıl ocak sayısında tuhaf öngörüler yapan the economist dergisinin 2019ocak sayısında salgın öngörüsü vardı mesela. dünyanın sayılı zenginleri teknoloji dehası olmayı bırakıp sağlık dehası olma işine özendiler özellikle ve nedense aşı yatırımı yapmaya başladılar. pek cok devlet pandemi genelgesi hazırladı hatta hiç bir doğa afetine hazır olmayan bizim iktidar bile _aklımda nisan 2019 kalmış, yanlışlık varsa caz yapmadan düzeltiverin_ cumhurbaşkanlığı pandemi genelgesi çıkarmıştı, bir yıl önceden salgına hazırlık amaçlı. halen 2018, 2019 ölüm oranları belli de 2020 bir türlü açıklanmıyor mesela. dunyasağlık örgütü geçenlerde coronanın labaratuvar ortamında da çıkmış olabileceği “ihtimalini” itiraf etti. aşı ile ilgili de bir dolu tuhaf şey var ama kimseyi etkilememek adına elbette yazmamayı daha uygun görüyorum, aşı karşıtı değilim lakin yan etkileri konusunda daha geniş bilgi sahibi olunması gerektiğini düşünüyorum en azından biontech gibi yeni nesil aşılar için ve özellikle sağlık sorunları olanlar için. aşı seçiminde dikkatli olalım diyorum, kötülüğün binbir yüzü olan bir zamanda yaşıyoruz, o nedenle dikkatli olmalıyız.

  15. Veba salgını nın 5 yıl sürdüğü söyleniyor. Bu kafayla daha fazla sürecek gibi..🙃
    50-60 yşı geçmişim zaten💯mü hedef?🚀
    Fakat, gençler konusunda birşey diyemem. Her ne fikirde olursa olsunlar:
    -evden maskesiz çıkmasın kimse,
    -otobüste vapurda minibüs te,
    -markete, girerken kapalı bir yere!!!
    Olmalı aslında sürekli:
    -kamu kurumu hastane vb yerlere girerken HES kodu sorulmalı, çalışanlarında dahil binanın 50 metre yakınında tütün mamülleri duman çıkaran şeyler içilmemeli!
    TV de sigarayı bırakın yerine!
    Tütün ve tütün mamülleri nin zararları hatırlatılır,
    Hatta hastanede çalışacak kişinin bunları kullandığı….
    (Siz anladınız!)
    Not:çay içenleri! Sonrada çernobili unutmayalım!
    Çocukken yapılan aşıların yıllaaarrr sonraki denemeleri tamamlandığını da!
    KENDİMİZİDE ÇOCUKLARIMIZIDA KORUYALIM!
    TEDBİRLERİ ALARAK! MASKEMİZİ ALALIM YANIMIZA, NASIL Kİ PANTOLON GİYMEDEN DIŞARI ÇIKMIYORSAK!🏄

  16. Hurafelere değil bilime inanarak, Üfürükçülere değil hekimlere inanarak, şovmenlere değil bilim insanlarına inanarak büyüsün çocuklar.

    Müslüman tedbirini alır daha sonra Allaha tevekkül eder.
    İnancı zayıf veya hiç yoksa, Doktorda olsa ölüm korkusu ve paranoya üretir.
    (İnancı zayıf veya hiç yoksa bu kişiler hep kuruntuluduür, gerçek mutluluğu elde edemez.)

    Aşılar, hastalığa yakalanmayı engellemiyor ama hastane ve yoğun bakıma yatmayı engelliyor.
    Covid 19 hastalığında kurtulunsada kişinin gizli kronik hastalığı sonra tetikleyebiliyor.

  17. Bu konuda naçizane şunları söylemek istiyorum .
    1 – Aşı olma konusunu ;aşı olmayanların , toplumsal bir tehdit oluşturması nedeniyle , kişilerin keyfine bırakılması asla doğru değildir .Böyle mantıksızca bir davranış özgürlük olamaz , bir şekilde zorlayarak bu aşının yapılması sağlanmalıdır .
    2 – Bu salgının , bütün dünyayı hiç bir ayırım yapmadan kasıp kavurması nedeniyle ülkellerin, tek başına sorunun üstesinden gelmesi mümkün değildir .Ancak böyle olması da devletimizin bu salgın sürecini iyi yönetemediğini görmemizi engellemez.Bir buçuk yıldan beri bu salgınla boğuşuyoruz, artık ne olduğunu/olmadığını ve önlemlerini tamamen biliyoruz .Hal böyle olunca hala hata yapmanın bir anlamı yoktur !
    Herkese selamlar, saygılar

  18. BİLE
    Yazıya başlamadan adını internetten öğrendim.
    Doçent Dr.
    7 yıl Hollanda ve ABD’de Corona virüs konusunda eğitim almış.
    KHK’lı.
    Bu yargı “bile” hakkında “takipsizlik” vermiş.
    Bu yargı bile demekden maksadım, en küçük bir dedikoduyu dahi kesin kanıt kabul eden bir yargıyı kastediyorum.
    Değil şüpheyi, şaibeyi “bile” sanık aleyhine kullanan bir yargıyı kastediyorum.
    Bu doçentimiz Mustafa ULAŞLI.
    Antepli bir tanıdığıma sordum.
    Kendisi doçentimizi tanımıyormuş. Ancak tanıyanı tanıyormuş.
    Benim tanıdığımın tanıdığının beyanı şu:” Doçent Ulaşlı’ya virüsle mücadele özellikle aşı konusunda bir görev verilseydi Uğur Şahin-Özlem Türeci’den “bile” daha önce sonuç alınabilir idi”
    İlk ve etkin bir aşı yada ilacın bulunması halinde olabilecekleri sizlerin aklına ve hayaline havale ediyorum.
    Uğur Şahin ve Özlem Türeci Türkiye’de olsalardı KHK ile kapının önüne konmazdı diyebilen var mı?
    Dünyanın alt-üst olduğu bir ortamda”bile” Ulaşlı gibi bir bilim insanına görev verilmemesine ne denir?
    Bu kadar yanlış, yanlışlıkla yapılamaz denir.
    “Bile bile” lades denir.

    • Y K. Bey! Orası! Türkiye Karedeniz Eyaleti Mafya Cummhurriyeti. Onlardan başka ne beklenır.

      Avrupayi Sağlikcılar, diğer meslek sahipleri ve sıradan ustalar konusunda pek bilmem fakat, ABD ve Canadayı çok iyi biliyorum.

      Onlar ile bizi Karşılaştır’acak olursak bizim Türkiyede olan doktorlar olsun diğer meslekler olsun bunla bizimkilerin ellerine su dökemezler.
      Bunların elinde dünyanın en iyi imkanları ve mukemmel teknolojiye sahip olmalarına rağmen, milleti hapkolik yapiyorlar.

      FDA (BionTeckh) burdaki ismi Pfizer aşısına onay verdi, daha öbürleri’ne bakmaya başlamadılar.

      Yalnız burdaki hemşireler bizimkilerden daha bilgililer

  19. Maalesef aşıya kuşkuyla bakan milyonlar var .İnsan risk analizi yapmalı .aşı olmadan yaşamda risk nedir olursam ne gibi bir risk var. maalesef bunu değerlendiremiyoruz.
    hele hele aşı ile insanları takip edeceklermiş gibi safsatalar yok mu efendim aşının içinde CIP varmış da filan filan. Sosyal medya burada da negatif etki yaparak bir çok yalan yanlış haberleri yayıyor. aşı yaptırmama gibi bir özgürlüğün olmaması ve hemen her konuda aşı kontrol mekanizmaları devreye girmeli .Uçmamalı , gezmemeli seyretmemeli hertürlü aşısızlara yasak gelmeli .

    • Daha önce”cep-çip” başlıklı yazımda, elimize cep telefonunu almışsak çip’e gerek yok demiştim.
      Yani eline akıllı telefonu almışsan her türlü manipülasyona açılsın demektir.
      Belki bir çok sakıncası var. Ancak şu anda alınabilecek ilk önlem aşı.
      Tıpkı demokrasi gibi: Mahzuru en az yönetim.
      Aşı da mahzuru en az olan yöntem.

      • Sayın yk, akıllı telefonlara karşı da mı aşı geliştirilmiş, nedir bu?
        Aşısını almak yerine telefonun kendisini bıraksak olmaz mı?
        Aşının “mahzurunu” bilmem ama demokrasinin pek öyle iler tutar yanı yok sanki?
        Ortada bi sandık var, onu da sizin gibilere beğendiremiyoruz…

  20. Hafta sonu İstanbul’un bir ilçesinde düzenleneceğinden sosyal medyada yayınladıkları afişleri sayesinde haberdar olduğum bir toplantıya epey şaşırdığımı itiraf etmeliyim. “Maskeye, sıvıya (aşıyı kastediyor olmalılar) ve vücut bütünlüğü özgürlüğüne müdahale konusunda yürüyüşe geçiyoruz” adı altında toplanmış olmalılar. Ülkemizde kafalar zaten epey karışıktı. Virüs ve pandemiyle bu iş iyice çığırından çıkmış oldu.

    Bu kesimlerin yıllardır güvenirliği kanıtlanmış aşıları dahi çocuklarına uygulamak istememesini kamu otoriteleri tarafından yeterince aydınlatılmamalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Halk sağlığını ciddi tehlike altına sokacak bu tür yürüyüşlere kısıtlama bile getirememek pandeminin tüm dünyada nasıl baştan savma yönetildiğinin göstergesidir.

  21. Neden’se insanlar, kendilerine değil yalancı soyguncu ve hırsızlara inanıyor.
    ABD’nin Evangelist’ leri Trump,a bayılıyorlar.Trump’ın kendi aşı olduğu halde, halen daha bunlar Rahipleri’de dahil ona inaniyorlar. 3 gün önce bir Rahip koronadan öldü.
    Ölmeden önce, kendi Kilise cemaatine tavsiye’mi yoksa emir’mı etmiş bilen yok. Yalnız Rahip, “Vürüs konusunda gereksiz yere endişelenmey’iniz. Çünkü herşey Allah’ın konturolunda.” Dedikten sonra.
    Kendisi koronadann ölmüş.

    “Pastor dies from COVID after church told members ‘not to worry’ about virus because ‘God is in control”

  22. Aşının koruyucu etkisi varsa neden maske ve mesafeye devam ediyoruz. Çalıştığım ortamda hala zorunlu maske takmaya devam ediyorum. Korumayacaksa neden aşı vurundum.(iş yeri zorunlu tuttu). Kafa karışıklığı bu yüzden. Aşı vurunduguma bin pişmanım.Duzelmis olan kronik hastalikkarim tekrar aşıyla atağa geçti.

    • Kafa karışıklığı nı yenmek isteyenlere öneri.
      -bir fabrikada herkes aşılı! İse Kapıdan kartla girilebiliyorsa eğer!
      Herkes aynı durumda ve tedbirlerini almışlar! Patron içerde takmayabilirsiniz der isteyen takmaya devam eder.
      Fakat sizden başka insanların da bulunduğunuz ortama girip çıkması durumunda kimse size takmayın deme riskini alamaz. Hele ki kapıda HES kontrolü da yapılmayan bir yerde iseniz!

  23. Aşı yaptırmalarına mensubu oldukları terör örgütü lideri tarafından izin verilmediği için intihar bombacısı gibi aramızda dolanıp duran bir mankurt sürüsü olduğunu da söylesem ne dersiniz?
    Atıyorsun diyecekler için baştan söyliim;
    adamların şakası yok!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız