İktidar şapkasından iki tavşan çıkardı; muhalefet gözüne far tutulmuş tavşana döndü…

26
Reklam

Kendisini milletvekili seçtiren CHP’yi terk edip muhalif bir partinin kuruluşuna katıldıktan sonra ondan da ayrılarak bağımsız milletvekili olarak yoluna devam eden genç bir milletvekili şu sıralarda tartışma konusu. 

Tartışılmasının sebebi, genç politikacının AK Parti’ye geçme niyeti…

Muhalif kalemler, bir zamanlar aynı partide siyaset yaptığı insanlar, genç politikacıyı yaylım ateşi altında tutuyorlar…

Bugüne kadar parti değiştiren tek siyasetçi o değil oysa. Muhalif cepheden iktidara geçişler de her zaman olmuştur; niyeti hayata geçtiğinde genç politikacı bu yolda da bir ilk olmayacak…

Geçmişte attığı -veya onun adına atılmış- Twitter mesajlarını sildirmesi de dillere ve kalemlere dolanıyor; ama bu da ilk kez karşılaşılan bir durum sayılmaz.

Vaktiyle iktidar partisi içerisinde yer almış siyasiler ya da AK Parti ile MHP’yi desteklemiş kalemler arasından bugün kendini muhalif saflarda bulan pek çok kişi var. Görüş açıklamaya ve yazmaya devam ediyor bu insanlar…

Peki ne oluyor da bu genç politikacının parti değiştirme niyeti bu kadar gürültüyle karşılaşıyor?

Aslında sebep açık: Genç politikacı asker kökenli. İktidara karşı politik görüşleri yüzünden mesleğini bırakmak zorunda kalmış, şimdilerde sildirdiği mesajları sayesinde öne çıkan muhalif kimliği onu politikaya hazırlamıştı.

Reklam

Sıradan bir muhalif değildi o, simge bir isimdi.

Böyle birinin saf değiştirmesi onu simgeleştirmiş kesimde kolay kabullenilemiyor.

Ondan önce bir başka simge ismin yaşattığı hayal kırıklığı da var. İkisi birbiri ardına yaşandığı için hayal kırıklığının şiddetli arttı.

‘Efsane komutan’ lakabı da bulunan, bu şöhreti kendisini tanıyan ve simgeleştiren çevrelerde ona olağanüstü saygınlık kazandırmış biri, aynı çevrenin bir başka simge isminin uğradığı suikastın planlayıcısı olarak kamuoyu önüne geliverdi.

Yıllarca farklı kişi ve kesimlerin cinayetle suçlanmasına yol açmış bir önemli olay meğerse ‘efsane komutan’ ve onun görevlendirdiği bir timin işiymiş…

İddia bu.

Bu iddia doğruysa, 1990’da Prof. Muammer Aksoy ile başlayıp, Doç. Bahriye Üçok, Prof. Ahmet Taner Kışlalı, gazeteciler Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Hrant Dink, ses getirmiş kitaplar yazarı Necip Hablemitoğlu ile, toplumu sarsmış ve failleri hep aynı yerde aranıp bulunmuş başka suikastlara da farklı gözle bakmak gerekebilir…

Her ne kadar, iddianın şok edici etkisini zayıflatmak amacıyla, ’efsane komutan’ ile ilgili bilinen özelliklere, üzerine hiç oturmayan “Çantasında sürekli seccade taşırdı, Arapça bilir ve Kur’an tefsiri yapardı” türü farklı özellikler eklenmiş olsa da, yeni durum kafaları karıştırdı.

Reklam

Hablemitoğlu sağlığında şahsında kimleri ve neleri temsil ediyor idiyse, ‘efsane komutan’ ile timinin üyeleri de aynı temsilden insanlar…

Üstelik devlet güvenliği ile ilişkili bir birimin sorumlularıyken infaz eylemi içerisinde yer aldıkları iddiasına muhataplar…

‘Olağan şüpheliler’ olarak her suikasttan sonra suçlanmış kesimler üzerine yazıları ve yorumlarıyla en aşırı ifadeleri yağdıranlar şimdilerde ne diyeceklerini bilemez haldeler… 

İddiayı yeni versiyonuyla devreye sokup eskiye ait gerçeği revize etmeleri durumun vahametini ortadan kaldırmaya yetmedi.

Unutulmaya terk ettiler…

Hayal kırıklıklarını içlerinde taşımaya devam ederek…

[Geçmişte ‘olağan şüpheliler’ diye bilinen kesimler suçlandığında, iddiaların doğru olmayabileceğini o zaman makul gerekçelerle savunan kalemler ve yorumcular çoktan yazamaz ve konuşamaz hale getirildikleri için, konuyu şimdilerde bu yönüyle ele alan pek çıkmıyor. Medyada onların yerlerini almaları sağlananlar ise, geçmişte yaşananlardan haberdar değil zaten. Ortaya çıkan yeni durum iktidar cephesi açısından bu yüzden öksüz.]

Üst üste iki büyük hayal kırıklığı…

Devlet adına işlenmiş veya planlanmış siyasi cinayetler ve suikastlarda rol almış olanlarla hayatlarına kast edilen kurbanlar arasında ideolojik akrabalık bulunma ihtimaline ek olarak, genç yaşındaki bir insana yüklenmiş ‘simgesel temsil’in onun karşı cepheye geçmesiyle birlikte herkesin gözü önünde per perişan hale dönüşmesi ihtimali…

Çok ağır iki darbe…

İlkinin yaygın dolaşıma sokulması engellenemedi, fakat ikinci ihtimali gürültü çıkartarak önlemek galiba mümkün olacak.

Eski asker, genç politikacı zedelenmiş itibarıyla ortada kalabilir.

Hayal kırıklığı, yaşatılan iki gelişmeyle sınırlı kalacak mı, yoksa arkadan başka sürprizler de gelecek mi?

Sorum bazılarının garibine gidebilir; gitmesin. Her iki gelişme de iktidarın seçim hazırlıklarıyla ilgili çünkü.

AK Parti iktidarının ilk günlerinde işlenmiş Hablemitoğlu suikastının ‘failleri’ ile ilgili iddia, Ukrayna’da kaçak olarak bulunan bir eski askerin ülkeye getirildiğinin AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bizzat duyurmasının ürünü…

Genç politikacının saflarına geçmeyi düşündüğü AK Parti’nin bir süredir bu gelişmeye hazırlandığı anlaşılıyor…

Belli ki, AK Parti, seçime kadar olan süreci sürprizlerle değerlendirme hazırlığında. 

Şapkadan şimdilik iki tavşan çıktı.  

Muhalefet bunun bile farkında olmayabilir.

Farkında mıdır?

ΩΩΩΩ   

Reklam

26 YORUMLAR

  1. Erdoğan Derin devlete diz çöktürmek üzere. Bir süredir birbilerine peşrev çekiyorlardı Lakin
    Erdoğan Hablemitoğlu dosyasında Ukrayna’dan getirdikleri eski Ökk mansubu üzerinden Levent Göktaşa , Levent Göktaş üzerinden- L.Göktaşın en son görüntü verdiği lokasyonlar dolayısıyla-Gladyonun Tepesi olarak düşünülebilecek Kıraç-Koç’a ulaşınca işler değişti.Siyasi sonuçları olacak mutlaka.Ancak Muhalefetin sessizliğinin nedeni mücadelenin nereye evrileceğini kestiremiyor olmalarından. Bahçeli-Perinçek -Özdağ hariç Muhalefet, bu kavgaya sessiz de olsa iktidara destek verecektir. Derin Devlet artıklarının temizlenmesi kendilerine daha rahat politika yapma fırsatı verir.
    Dinsizin hakkından İmansız gelir.

    • Erdoğan, derin devlete teslim oldu diye biliyordum ben. Bahçeli ve Perinçek şu anda Erdoğan’ı iktidarda tutan güçler. Kendilerini muhalefet diye tanımlamıyorlar asla. Hatta Perinçek iktidarın politikalarını biz belirliyoruz, elimde dosyalar var falan da diyor. Akp de aynı güçlerin elinde bugün. Bahçeli bu koalisyondan en fazla faydalanan taraf, oy oranına baktığınız zaman. Görmediğimiz ve tabii ki hesap soramadığımız bir iktidar ve pasta paylaşımı bu. Siyasi bir sorumluluğu da yok. Oh ne güzel.

      Bu olay olsa olsa karşılıklı güçler arası test amaçlı yapılmış bir operasyon olabilir. Bir şey çıkması da zor. Kıraç’ı sorguya bile çağıramadılar diye biliyorum, kaçan kişi güya avukatı ve koruması altında. Bu sadece karşılıklı diş gösterme hamleleri. Yine hepsi iktidarın bu haliyle devamını tercih edeceklerdir. Şu anda iktidar paydaşları için bir başka seçenek yok.

      • 2010dan 2016ya kadar dediğiniz gibi Derin devletin kontrolunde.Sonrası dönemde karşılıklı sessizden yürüyen bir çekişme vardı.Erdoğan bu süreçte para -kaynağı konusuna girmeyim- Devlet içinde karşıt görünebilecek herkesi yanına aldı.Ayrıca son dönemde konjonktürel gelişmeler Erdoğana büyük fırsat verdi.
        Bahçelinin sessizliğini Perinçekin M.Ağarı sahiplenmesini ve iktidarı belli bir tonda eleştirmeye başlamasını da hesaba katın.
        Bu iş İnan Kıraca dokunacaksa Hüseyin Kıvrıkoğluna,Şenkal Atasaguna hayli hayli dokunur.Ama açık ama gizli bir şekilde..

      • Hayret yaa! Erdoğan derin devlete teslim olmuştu diyorsun. O kadar astarı yüzünden pahalı projeleri uçakları, şatafatlı köşkleri, enflasyonu, TL değer kaybı vs hepsini derin devlet yaptırdı o zaman. Erdoğan gücü bir noktada eline geçmiş olacakki derin devlete diz çöktürecek! Hadi kolay gelsin. Milletin intikamını alsın.

  2. Ulusalcılar ile milliyetçiler arasında ne fark var?

    Bir kelimenin Türkçe ve Arapça anlamları diyebiliriz. Siyasette durum biraz daha karıṣık ama, her iki tarafta „vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır“‘ sözünden aynı sonuca varıyor galiba.

    Siyasette Erdoğan’ın milliyetçi yönü güçlenince milliyetçilerle cumhur ittifakının yolu açıldı.

    Bir kaç yıldır ulusalcılar arasında da kendilerini, kendi parti liderlerinden çok Erdoğan’a daha yakın görmeye baṣlayanlar artmaya baṣladı.

    Siyasette hiç olmazsa bir konu biraz ṣeffaflaṣıyor.

    Seçmenler için olumlu bir geliṣme.

    Fakat Erdoğan tekrar bir u-dönüṣü yaparsa ne olur? Görürüz…

    • Hayret yaa! fakat Erdoğan tekrar bir u-dönüşü yaparsa ne olur diyor. Milletin başı döndü, midesi bulandı. Yeraltı dünyasını Gladyo göbek bağını pislikleriyle birlikte devletin çöplüğüne atsın bu milletin duası ona yeter. İleri daima ileri. Herşey normale döndüğünde ekonomi canlanır. Gerisi tefferruat, icab ederse mağdurlar için af ta çıkartırlar.

      m

    • Bundan sonra birisi önden gidipte, hadi gelin takılın peşime! devri bitti Almanyalı.
      Aynı düşüncedeki veya aynı yöne duble yoldan😂 gidenler kazanacak!
      Yanlış yola sapanlara ne mi olacak?
      Bir kısmısını deniz yol ile birlikte alacak böğrüne,
      Bir kısmı dağdan gelen sel ile telef ..
      Diğer kısmını ise kararsızlar çadırına alıp toptan gereksiz çipi yakacaklar vee…
      Hurdalığa😂😂😂.
      Aklınızı başınıza alın gaza gelmeyin, oyunuzun peşine düşün, boşa gitmesin.
      *Vatanınızı toprağınızı bağ bahçenizi kim muhafaza edecek ise,
      *Çoluk çocuğunuza kim iş verecek ise,
      *Verdiğin vergileri, toprağın verdiği ama senin hakkın olan zenginlikleri seninle kim paylacağını söylüyor ise,
      *Tasarrufu kısmayı en iyi şekilde hizmet etmeyi kim beklemiş ise.,
      Oyunuzu onlara verin derim.
      Haa belleyememişlermi?
      Zaten biraz beklediğini ima eden! 😊
      Var birileri.

  3. Bu günkü yazı ; üstü oldukça kapalı , açık seçik olmaktan oldukça uzak bir yazı olmuş ; ben de zaten işin o tarafında değilim.
    Çok meşhur olan ve daha sonra değişik tarihlerde siyasete giren iki komutan vaktiyle bana şöyle söylemişlerdi.
    ‘ Bizdeki siyaset kadar seviyesiz , ahlaksız bir siyaset belki de dünyada yoktur ve olamaz ! ‘
    Diğer konuya gelince ; askerlikte görevler, birlik denilen bir güç veya kuvvet tarafından müştereken yapılır. Bu bakımdan efsane komutan diye bir şey olamaz , o ifadenin kendisi bir efsanedir !

  4. Mehmet Ali Çelebi, birkaç ay öncesine kadar Kılıçdaroğlu’nun kahramanıydı. Eğer diğerleri gibi susup otursa, belki Öztraklar gibi üç kuşak boyunca vekillik yapabilirdi. O zaman belki Alman Dışişleri Bakanı’nın Türk Dışişleri Bakanı’ndan yediği zılgıtı unutturmak için takla atıp, şansölyenin vekilinin huzuruna çıkan partililer kontenjanında yer bulabilirdi.

    Fakat bu zillet hali karşısında susmadı: “Asker kökenli bir vekilim. 40 bin vatan evladı boşuna toprağa düşmedi. PKK severlerin hoş görüldüğü denklemlerle işim olmaz. Siyaseti bıraksam dahi, 6+1 değil, Cumhur İttifakı derim” dedi, Özgür Özel ve Yılmaz Özdil gibi ekmeğini Atatürk (cülük)’den çıkaranların feryatları arasında.

    Şimdi bu mirasyediler nazarında ondan kötüsü yok. Çünkü onlar Atatürkçülükten vatanseverliği, bağımsızlık yanlısı Kuvvacı olmayı anlayanları değil, darbeciliği, halkın değerlerine düşman olmayı anlayanları severler…

  5. Fransız Devriminin hizipleri gibi oldu saflar. Sürekli değişken sürekli geçirgen. Enragee, Heberistler, Jakobenler, Jirondenler, Danton, Robespierre ve San Just. Kim kimi temsil ediyor yorum size kalmış. Yargılamalar halk mahkemeleri yerine medya üzerinden yapılıyor. Giyotin yerine yargının çelikten kırbacı şaklıyor.

  6. Anlaşılan o ki, Gül yeniden aday olmanın hesabı içinde. Birçok insan, “CHP bu kadar Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazırlanmışken, Gül’ün adaylığını kabul etmez” dese de masadan karar çıkınca yapacakları fazla bir şey yok.
    Bu konuda Gül ile Kılıçdaroğlu arasında mekik dokuyan bir isimden de söz ediliyor: Eski bakan Ertuğrul Günay… Kulislerde Günay’ın da içinde olduğu bir ekibin, Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olması için ciddi PR çalışması yaptığı söyleniyor.
    Bugüne kadar 6 artı 7’li masanın bir isim açıklamamasının nedeni de bu ihtimal. Son dakikada açıklanacak ve siyasiler “mecburen” masanın verdiği karara uyacak. Halk uyar mı? Halkın uyacağından ve tepkiye yol açmayacağından emin olsalar şimdiden açıklarlar…

    • Gül yada çiçek hiç farketmez sn Sever. Bu dönem öyle bir verimli dönemki siyaset arenasında, parmağını kaldırmayanın birdaha parmağını göremezsin kendi de dahil hiçbir yerde birdaha!
      (Şimdi diyeceksin ki malum parti yaptı😊)
      Doğrudur malum parti ve başı hatta ayak uçları sayesinde bu dönemi yaşıyoruz 🤗
      İyi yada kötü olduğunu gelecek te yorumlarlar.
      Masanın üstünde kim var merak ettiğiniz şu aslında:
      1) RTE, 2) Abdullah Gül, 3) Kılıçdaroğlu,
      Diyeceksin ki bu yetmez ama,..
      Evet, ikinci basamağında ve üçüncü basamağında daha kimleer var kimler!!!
      O da seçim açıklanınca🙂

  7. Çelebi nin Stockholm Sendromuna yaraşır şekilde kulvar değiştirmesinin muhalefette şok yarattığı iddianıza katılıyoruz ancak Hablemitoğlu suikastıyla ilgili gelişmelerden dolayı muhalefetin şoka girdiği iddianızı anlamak mümkün değil. Neredeyse bu cinayette muhalefetin gocunmasını gerektiren bir dahli var ve bu nedenle son gelişmelerden dolayı muhalefet sıkıntıda diyeceksiniz. Muhalefet bu cinayetlerin aydınlatılmasından ancak memnuniyet duyar. Yoksa size göre durum tam tersi mi?
    Bir ikinci konu: Yazınızda kimlerden bahsettiğinizi biz biraz düşününce anladık ama siz neden hiç isim zikretmeden geçtiniz bu olayları? İleride bu şahıslarla mahkemelik olma riskinizi bertaraf etmek için olsa gerek.
    Üçüncü ve son olarak: Neden bu ilginç gelişmeler seçime bir yıldan az bir zaman kala patlak vermeye başladı sizce? Bu durum hayatın normal akışına uygun mu?
    Bakalım önümüzdeki aylarda yaşanacak başka ilginçlikleri de hep mualefetin eksi hanesine mi yazacaksınız.

  8. “Şapkadan şimdilik iki tavşan çıktı.

    Muhalefet bunun bile farkında olmayabilir.

    Farkında mıdır?”
    NE FARKEDER Kİ?
    YALNIZ BU TİPLERİN TRANSFERLERİ GENELLİKLE HÜSRANLA SONUÇLANIR, FAYDADAN ÇOK ZARAR VERİRLER…

  9. Dün Muharrem’in onuncu günüydü ve devletimiz tüm Alevi dernekleriyle ve dedeleriyle temas kurarak ihtiyaçlarını belirlemiş ve büyük oranda karşılamıştır. Alevi dedesi de dini bir gurubun lideridir bir nevi şeyhtir nihayetinde. Devlet bu tavrıyla adil davranmıştır.

    Valiye itiraz eden zat, Kemal Kılıçdaroğlu’nun’nın sarıklı cübbeli bir Mevlevi şeyhinin elini öptüğünde de itiraz etmiş midir, bilmiyorum ama vali de doğru olanı yapmıştır Kılıçdaroğlu da!

    Kılıçdaroğlu’nun ki takıyye midir değil midir orası pek net değil, ama başında bulunduğu partinin milletin inanç değerleriyle sorunlu olduğu bilinen bir gerçektir.

    Nitekim halen CHP’de milletvekili olan bir zat zikir çeken ve namaz kılan subayları tehdit ederek bu sorunlu zihniyeti açığa vurmuştur. Çünkü ona göre kafayı çekmek iyi, zikir çekmek kötüdür!

    O yüzden CHP’nin helalleşme ve muhafazakâr kesime yakınlaşma politikasının ben takıyye olduğunu düşünüyorum.

  10. Avrupa ve ABD niteliksiz çapsız yöneticilerle tanistı.
    Sıra bize geldi evet hazırlanmalı haydin kendini bile yonetemeyen yoneticilerle tanışmaya.

  11. Bırakalım isteyen istediği yerde siyaset yapsın, lakin eski tweetler neden silinir? bu kendini inkar değil midir? sayın bahçeli akp ile ittifak yapınca eski kayıtlarını sildirdi mi, hayır. geçmişi inkar, kendini inkardır.
    bildiğim kadarıyla bu kişi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı bir seçilmiş olarak yolu açık olsun. akp den ayrılanları sorun etmiyoruz da akp ye hem de şimdilerde katılanları neden sorun edelim?
    efsane komutan konusunda neler olduğuyla ilgili benim açıkçası fazla bir bilgim yok, bilgi olmayınca fikir olmaz, bu ülkede karanlık zilyon olay var doğru düzgün bir seyler yapılıyorsa kim yapıyorsa desteklemek lazım, oy için olsa bile.
    zaten seçim dönemecine girildi, enteresan şeyler yaşanacağa benzer, gözüne far tutulmuş tavşana muhalefetten çok halk dönecek galiba. muhalefetin tuzu kuru, özellikle sonbahara beklenen ekonomik tablo düşünülürse.
    buna bir de sınır ötesi harekat,
    dünyada yaşanan tedarik sıkıntıları,
    hareketlenen askeri faliyetler eklersek.
    ama iyi haberler de var:
    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, esnaf ziyaretinde kendisine sorulan Suriyeli sığınmacıların akıbeti hakkında, “Türkiye’nin sınır ötesi harekatında bir terör devleti kurulmasına engel olacaksak bu bedele katlanacağız. Şimdi boşluk buldukça, temizledikçe oraları peyderpey gönderiyoruz. Biraz daha dişimizi sıkacağız. 2023’den sonra bunların hiçbirisi kalmayacak” demiş,
    bunların hiçbiri kalmayacakmış,
    hadi hayırlısı.

  12. Bu iki tavşan Ak Parti’ye oy getirmez veya muhalefeti zayıflatmaz.Ekonomide düzelme olmadan Ak Parti seçimi kazanamaz. PKK’ya yapılacak bir operasyon 2-3 puan oy gwrirsede seçimi kazandırmaz.

  13. ddm 8 Ağustos 2022 At 22:48 “… sıkıntı yok.” Demişsin. Şimdi yoruma cevap: ben bir sıkıntı var diyorum. Şunu sormak lazım: CB’nı halk mı seçsin, yoksa eskisi gibi yine Meclis mi? Bakalım ne diyecek halk? Seçme hakkından feragat edip, yetkisini milletvekillerine devredecek mi acaba? Bir sorsak diyorum. Ayrıca senin ve buradaki arkadaşların fikirlerini de merak ediyorum.

    • ben de var olduğunu düşündüğünüz sıkıntı sizin tercihinizde daha büyük potansiyel taşıyor,
      bunca debdebe, şatafat, lüks ve israfın bir saltanata dönüşme potansiyeli daha büyük diyorum. hangi oyu kullanacaksınız o zaman acaba?

      ne düşündüğümü çok net yazmamış mıydım?
      ddm
      8 Ağustos 2022 At 22:48
      sonuçta,
      ben sade bir vatandaş olarak halka bu kadar pahalıya malolmayan bir CB istiyorum, bunu meclis sağlayacaksa benim açımdan hiç bir sıkıntı yok.

      nihayetinde,
      kendinizi kandırmayın,
      bugün sayın Erdoğan seçime girmese, kimi aday gösterse ona oy vermeyecek misiniz, kendinizi CB seçmiş mi kabul edeceksiniz? zaten oy verip meclise yolladığımız insanlar adayımızı belirlemiyor mu?
      kime soruyorlar?
      mış gibi yapmak size daha mı iyi hissettiriyor?
      “onlar o görevlere hak ettikleri icin gelmediler” beyanının tefsire ihtiyacı var mı?
      geçiniz.

      • Milletvekili seçerken çok Zeki olan halk, pekala CB’da seçer. Senin tercihin eskisi gibi yine Meclis seçsin deyip, bu hakkından feragat ediyorsun. Teşekkür ediyorum.

        • “halk, pekala CB’da seçer.”
          ve seçti.
          böylece,
          dünyanın en masraflı CB’ nına sahip olduk.
          millette çocuğuna süt alamaz hale geldi, ben de tebrik ediyorum. 🙂

        • Tek kişinin nesini biliyorsun (kel mi fodulmu ya çocukluktan kalma travması var ve CB olunca ortaya çıkarsa😊, aslında katil ruhlu yada bilinçaltında azılı kumarbaz ise!) ..
          Meclis seçerse meclis geri indirir!
          Ben adayın nesine bakarak ona oy vereyim?
          Yakışıklı güzel İngiltere den para çarpar Suriye’de Fink atar iyi svap yapar!?!?!?..
          16 vakit namaz kılar aslında Mehdi falan..
          Geç bunları kardeşim.
          Vekil demek güvendim sana benim emanetim vatanım milletim..
          Daha?..

    • CB ‘nını halkın seçmesi iyi gibi görünse de, 600 vekil seçmişiz! Yönetmeye yetki vermiş ve sonunda millete hesap vermelerini kabul ettirmişiz! Vekil seçtik sizi demişiz.
      Ayrıca (bir başka kuruma yetki verir gibi) CB makamı oluşturup sanki liderlik yap demişiz.
      Oysaki yasama yürütme yargı üçlüsü var,
      Şimdi yasama yargı yürütme ve yürütme başı var gibi! yani 4!+1’de basın (görünmez)
      (Yarın birgün dış güçlerin de +6. Kuvvet olmasına gel gel zemininden başka nedir ki?)
      İster misin 6’lı masanın her biri bu görevi üstlensin! 😂😂😂
      Son söz: biz vekil seçiyoruz, bizi temsil edecek, yaptığı işleri yıl sonunda mecliste açıklayacak, parasını hakettiği kadar! alacak, …
      Başka izaha gerek var mı?

    • Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem eskisi gibi güçlendirilmiş Başbakanlık olarak anlamamak lazım. Burada kastedilen devletin bütün kurumlarını işler hale getirip parlementoyu bir takım yetkilerle güçlendirip denetim yapabilir hale getirmek. Bütün yetkiler tek elinde toplanmış ve her şeye tek başına karar veren, (bunun doğrusu her şeye gizli paralel derin devletle birlikte karar veren şeklinde olmalıdır her halde) Cumhurbaşkanının yetkilerini demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarına dağıtarak o kurumların işler hale getirilmesi. Bunlar sağlandıktan sonra cumhurbaşkanını halk seçmeye devam etsin ne farkeder.

Comments are closed.