Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı da, seçim barajını indirme girişimi de doğru dürüst tartışılamadı…

35
Reklam

Son haftalarda patlak veren siyasi tartışmaları olabildiğince yakından izlerken bir sonuca vardım: Türkiye tartışmayı bilmiyor.

Daha önce birden fazla kez yazdığım için “Cumhur İttifakı’nın adayı kim?” konusuna yeniden girmeyeceğim. Şu kadarını söylemeliyim ama: Tartışmayı başlatan ilk yazının sahibi olduğum için zemin kaymalarını görünce tam üç kez düzeltme yapmak zorunda kaldım; hala zemin yerli yerinde değil.

[O tartışma sırasında hayali buluşmalara yer verenler, taraflara mektup teatisi uyduranlar, işi cumhurbaşkanlığı adaylığından çıkarıp AK Parti’ye yeni başkan atamaya kadar vardıranlar oldu; fakat Tayyip Erdoğan bir sebeple aday olmayacaksa Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olabileceği konusuna hiç girilmedi.]

Yeni tartışma konusu, 1983 yılından bu yana bütün genel seçimlerde ‘yüzde 10’ olarak uygulanan seçim barajının aşağıya çekilmek istenmesi. İktidar cephesinin iki ortağı “Yüzde 7 mi, yoksa yüzde 5 mi olsun?” sorusu etrafında gidip geldikten sonra MHP’nin bastırmasıyla son karar ‘yüzde 7’ oldu.

Boşa çaba

‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ sonrasında ortaya çıkan zorunluluk yüzünden partiler ittifak arayışına girdi ve iktidar ile muhalefet ayrı ayrı ittifaklar oluşturdular. İttifak içerisinde yer alan partilerden biri yüzde 10 barajını aştı mı diğerlerinin baraj sorunu kalmıyor. MHP ‘Cumhur İttifakı’nda ve büyük ortağı AK Parti yüzde 10’dan fazla oy alabildiği için onun da baraj diye bir derdi kalmıyor.

O halde neden Cumhur İttifakı partileri barajı aşağı çekmek için çaba gösteriyor?

Tartışmaya açtığım yeni soru bu.

Reklam

Kendi hesabıma cevabımı da verdim: Barajın indirilmesini isteyen parti MHP. Onun kendisine en uygun bulduğu oran yüzde 7. Barajın indirilmesini istemesinin sebebi de ittifaktan ayrılma niyeti. Seçime kendi adı ve sanıyla girmek istiyor MHP… Kamuoyu yoklamalarına yansıyan oy kaybını AK Parti ile ittifak halinde olmasına bağladığı için, MHP, bunu ilk seçimde yapmak niyetinde.

Aslına bakılırsa seçimde baraj uygulaması parlamenter sistemlerde ‘yönetimde istikrarı’ sağlamak amaçlı. Başkanlık sisteminin olduğu ülkelerde yönetimde istikrar farklı biçimde oluşuyor; seçilen başkan, partisi Meclis çoğunluğunu elde edememiş olsa bile, bakanları kendisi seçerek bunu sağlıyor. 

ABD’de sözgelimi, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde partisi azınlığa düşse bile yürütmeyi başkan temsil ediyor. Bu yüzden ABD seçimlerinde baraj düşünülmemiş. Yarı-başkanlık sistemli Fransa’da da seçim barajı bulunmuyor.

Doğru olan, başkanlık sistemi varlığını koruduğu sürece bizde de barajın hiç olmaması…

Partiler seçimlere ister kendi adlarıyla ister başka partilerle ittifak halinde gidebilmeli.

Dikkat ettim, her gün siyaset yazan veya yorumlar yapanlar, barajın indirilmesi konusuna değinseler bile, böyle bir ihtiyacın AK Parti veya MHP tarafından neden arzu edildiğine hiç temas etmiyorlar.

Tek istisna, YouTube üzerinden de yorum yaptığını yeni keşfettiğim Murat Yetkin oldu.

Seçim barajının inmesi kimin arzusu?

Reklam

O da benim gibi barajın indirilmesinin Cumhur İttifakı’nın sonunu getirecek bir girişim olduğunu düşünüyor, ancak benden farklı olarak bunu MHP’nin değil AK Parti’nin istediği kanaatinde.

AK Parti’nin öncelikli hedefi Millet İttifakı’nı parçalamak imiş. Bunu sağlamanın yolu da İYİ Parti ile arasında kanal açmakmış. “Cumhurbaşkanı adayını Millet İttifakı olarak belirleyeceğiz” diyen Meral Akşener üzerinde taban baskısı uygulayacaklarmış 

Bir başka hedefi de AK Parti’nin, MHP ile ittifak kurduğu için kendisinden uzak duran Kürt seçmeni yanına çekmek imiş. MHP Kürt seçmenlerden AK Parti’ye oy verenlerin kendisi yüzünden bundan vazgeçtiği gerçeğini görmüş ve ittifakı -herhalde bağrına taş basarak- terk etmeye razı olmuş. HDP de zaten AK Parti ile yakınlaşmaya teşne görüntüsü veriyormuş…

Murat Yetkin’in tezi bu. Tezin esasını kavradım, ancak ikna olamadım.

Değerlendirmesinin Saadet, DEVA ve Gelecek partileriyle ilgili bir yönü de var, ama onu anlayamadım. Kendi başlarına seçime girdikleri takdirde milletvekili çıkarabilme ihtimalleri az olduğu için bu partilerin seçmenleri AK Parti’ye oy verebilirmiş. [Bu gerekçenin anlayamadığım tarafı şu: Bu partiler Cumhur İttifakı kendilerine davette bulunduğu halde neden kendi adlarına seçime girsinler?]

Neyse, önemli olan, siyasi hayatımızı etkileyeceği muhakkak bir değişikliğin arefesinde bulunduğumuz ve bunu sağlayacak seçim barajının aşağıya çekilmesinin tartışılmaya başlanması.

Yazısı “Erdoğan ve Bahçeli’nin talimatı ne oldu?” başlığını taşıdığı için konuya Abdülkadir Selvi’nin de girdiğini düşündüm. Girmiş. Ancak “Neden?” sorusu aklına hiç gelmemiş. Belki gelmiş de, o soruya cevap arayanlara had bildirmeyi daha uygun bulmuş.

Önce yazısının kendisini tanıtan bölümünü aktarayım:

“Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası üzerinde yapılan çalışmaları takip etmeye çalışıyorum. Üzerinde çalışılan bir-iki madde var ama aşılmayacak bir sorun gibi görünmüyor. Erdoğan ve Bahçeli yarın açıklanacak deseler, açıklanacak noktaya gelmiş durumda. Bunu nereden çıkarıyorum? Hem başından beri bu süreci takip eden bir gazeteciyim hem de Erdoğan ve Bahçeli’nin yaklaşımları bana bu kanaati veriyor. Yıllarca koalisyon görüşmelerini, ittifaklar içinde krizleri izlemiş bir gazeteciyim. Liderlerin yaklaşımlarının önemli olduğunu biliyorum. Liderler kriz isterse kriz çıkar, çözüm isterse çözüme ulaşılır.”

Had bildiren cümleleri de şunlar:

“Erdoğan ve Bahçeli, seçim barajının yüzde 7 olması konusunda ittifak ettikleri halde bile bu kadar senaryo yazıldığına göre gerisini siz düşünün. Kimi MHP’yi Cumhur İttifakı’ndan ayırdı, kimi MHP’nin barajın altına düştüğü için seçim barajının yüzde 7’ye çekildiğini savundu, kimi Cumhur İttifakı’nı dağıtıp, Erdoğan’ın yerine cumhurbaşkanı adayları ilan etti.”

Bunu yapanlar böylece ağızlarının payını aldılar.

Peki de, seçim barajının neden düşürülmek istendiğini, bunu ittifakın ortaklarından hangisinin ne gibi bir sebeple arzuladığını Hürriyet’in ‘süreci başından beri izleyen gazetecisi’nin kaleminden okumak isteyen okurların zihinlerindeki sorulara cevap bulamamalarına ne diyeceğiz?

“Türkiye tartışmayı bilmiyor” sonucuna bunları gözlemlediğim için vardım. 

ΩΩΩΩ

Reklam

35 YORUMLAR

  1. “Türkiye tartışmayı bilmiyor” mu, yoksa sevmiyor mu?
    Tartışmalı konular elbette tartışılır, ama ararat dağının nesini tartışacaksın?
    Devlet başkan, aylar yıllar önce; devletbaşkanı adayımız erdoğandır dedi ve konu kapanmıştır!!!!

    • Doğu Perinçek in adayı kim? Ya hulusi akarın adayı…? Genel Kurmay başkanının adayı kim? Genel Kurmay istihbarat başkanının adayı kim? Cenderme komutaninin adayi kim? Ssoylunun adayi kim? ben onların adaylarını merak ediyorum. Bahçeli’nin adayı beni hiç ilgilendirmiyor.

  2. Muhalefeti , İktidarı , Yazılı ve Görsel basın seçimle kalkıp seçimle yatıyor. Herkes İsme fokuslanmış ama seçimin nasıl kazanılacağına kafa yormuyor.Oysa Garanti seçim kazandıracak birkaç yol var ve bunlara kimse kafa yormuyor.
    Seçimi kazanmak isteyen aşağıdaki 3 – 5 kalem maddeye kafa yorsa seçimi çok kolay kazanabilir.
    1 Üniversitelerin ziraat fakülte hocalarını topla , ziraat oda başkanlarını topla ve bir tarım ve hayvancılık kongresi başlat.Neden en pahalı eti sütü biz yiyor ve içiyoruz. Tarladaki 0,5 tl olan domates neden markette 7-8 TL oluyor .
    2 Üniversitelerin hukuk fakülte hocalarını topla , ilave olarak büyük baro başkanlarını çağır ve hukuk alanında tüm sorunları dinle ve çözüm üretmelerini sağla
    3 Ticaret odaları ve üniversitelerden destek iste acilen ihale kanunlarını elden geçir
    ve herkesin adil kazanacağı ihale kanunu düzenle
    4 Eğitim ile ilgili ciddi çalışmaları bulunan öğretim üyelerini topla ezbercilik sisteminden nasıl yaratıcı sisteme geçilir çözümünü bul.
    5 Acilen vergi oranlarını düşür ve insanların vergi kaçırmadan devlete ödemesini sağla
    6 sanayi ve üretim zaten rayını bulmuş önüne takoz koymadan talepleri al.
    7 İster PKK lı ister FETO cu olsun geniş bir pişmanlık yasası ile ulusal barışı tekrar oluştur.
    T
    YUkarıda saydığım maddeler çok kısa zamanda gündeme getirilip çözüm üretilecek maddeler .Bunlar için bir manifesto yayınla ve taahhutname imzala .
    Bak bakalım seçimi nasıl kazanıyorsun gör.
    Yoksa yazı tura atarak isim belirlemek kimseye seçim kazandırmaz.
    İster muhalefet ister mevcut yönetim bunlara kafa yormalı.

  3. SANMIŞTIM Kİ
    Bu iktidarın bir Adalet bakanı değiştiğinde, yeni bakanı bana sorduklarında, ben “yeni bakanı tanımadığımı kim olursa olsun öncekinden daha iyi olacağını ” söylemiştim.
    Zira birçok sahteciliği önmlemenin yolunu anlatmıştım.
    Bir HSYK üyesi ” çok önemli bir soruna değindiniz ama bakan anlamadı” deyince “ben de bakanın anlamadığını anladım” demiştim.
    Bu arada yeni kimliklerle ilgili Bolu ili pilot il iken Nüfüs ve Vatandaşlık İşleri Genel müdürlüğü ile görüşerek ve yazışarak güvenlik açığını bildirip önlem aldırdım. Yine Ulaştırma Bakanlığı ile yazışarak sahte GSM hatlarının alınmasının önlemlerini aldırdım.
    Rastgele bir vatandaşa anlatabileceğim bir hususu adalet bakanına anlatamamıştım.
    Bakan değişikliğini o anda bakanın yetersizliğinin anlaşılmasına yormuştum.
    Daha sonra bu bakan Meclis başkanı yapıldı.
    Meğer bu bakan Meclis başkanı yapılmak için bakanlıktan alınmış.
    Bu şahıs C. Ç.değil
    Güncel bir olaya gelir isek;
    Vatandaşların ” başına ” çay fırlatılma uygulamasından vazgeçildiğini sanmıştım.
    Ve yanlıştan dönüldüğünü düşünerek sevinmiştim.
    Meğer, çoluk-çocuk demeden doğrudan vurulma dönemine geçilmiş

  4. Sayın Koru,
    Sistemi doğru anladığınızdan eminim ama nedense hep meselenin etrafında dolanıyorsunuz. T. Erdoğan hayatta olduğu sürece; ne C. Başkanlığından, ne parti başkanlığından vazgeçer. Nokta. İlave olarak, şu an ortak olduğu devletlü çevreler (adını siz koyun, derin devlet mi dersiniz, Ergenekon mu dersiniz, laik jakoben kemalistler mi dersiniz, Perinçekgiller familyası mı dersiniz, size kalmış) ile olan ortaklığını boz(a)maz. Ne Erdoğan bozar, ne diğerleri. Dişe dokunur bir erken seçim de olmaz. Sadece şeklen Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışılmasın diye az 6-8 hatta belki üç ay erkene alabilirler.
    Niye mi bu böyle? Erdoğan’ın başka alternatifi yok. Zaten devlete hakim değil, ortaklarla çalışmak zorunda ve ortaklarının elinde anlaşılan iyi kozlar var. Ortakların canına minnet. Hiçbir devirde (28 Şubat dahil) bugünkü yaptıklarının yüzde birini yapamamışlardı. Muhafazakarları öyle biçtiler ki artık bellerini doğrulmaları zor. Derinlerin işini bozan bütün kadrolar yok edildi. İş dünyasında da laiklerin işleri tıkırında. Gençlik dinden soğudu, hatta millet toptan dinden/dindardan soğudu. Dindarlar milletin gözünden öyle düşürdüler ki, Erdoğan sonrasında iktidar onlara hayal. Derinlerin iktidarı daha elli yıl garantilendi, fazlasını düşünüyorlar.
    A. Gül, Babacan, Davutoğlu, bilmem kimin torunu vs. derseniz, bunları geçiniz derim. Bunlar yaşayan ölüler. En kudretli zamanlarında her türlü pis işe onay veren bu adamlar şimdi masal okuyorlar. Geçiniz.
    Erdoğan’ın sağlığı elverirse Seçim olur ve bir şekilde Cumhur’giller iktidarı devam eder. Erdoğan devreden çıkarsa ne olur? İşte bunu bilemiyoruz. Çünkü Erdoğan’ın sağlık problemi ciddi bir hal almayabilir. En azından bizim elimizde veri yok.
    Lütfen bunu not edin, bir buçuk yıl sonra gene tartışalım.
    Kolay gelsin.

    • Diyelim ki X,Y,Z ortaklaşa bir kişi öldürdü.
      Hepsi birbirlerine bağlandı.
      Bu şahıslar 10 kişi öldürdükten sonra herhangi birinin “artık ben yokum” demesi ancak espiri konusu olabilir.

  5. Ekrem İmamoğlu yönetimindeki İBB’ye ait, kafe hizmetinde bulunan Beltur’da, iki yıldır menülere uygulanan fahiş fiyatlarla çay 5 tl tost 18 tl olmuş. Millet aç aç diyordu hazretleri.
    İski skandalları zamanında başta yine Chp vardı. Beltur un işlettiği yerlere sadece elit kesim gidebiliyordu. Herhalde bu zamlardan sonra oralara yine elit kişiler gitmeye başlayacak.

    İstanbul büyükşehir belediyesinin sivrisinekteki mücadelesindeki yetersizliği, müsilaj sorunundaki duyarsızlığı, hamidiye suyu diye çeşme suyu satması, İETT de hergün arabaların bozulup yolculara ittirilme görüntüleri, İSPARK ın batma durumuna getirilmesi, depremden kaçış noktaları olan parklara inşaat yapılması son olarak Beltur daki fahiş zamlar yapılması belediyenin ne hallere düştüğünü gösteriyor. İki sene de durumu ne hallere getirdiler.
    Belediye başkanı olduktan sonra Bodrum tatilleri ve Elazığ a deprem bölgesine gidiyorum diye Erzurum’da kayak merkezine çıkmasından sonra, Bu sene de bol bol kayyum atanan Hdp belediyesinde bulunan illere cumhurbaşkanlığı için seçim çalışmalarına gitmekten İstanbula hizmet yapmaya fırsat bulamıyor hazretleri.
    Herşey çok güzel olacaktı diyordunuz.Çook güzel oluyor.
    Chp zihniyetinin büyükşehirleri alması çok da iyi oldu. Ne kadar algı çalışmaları yaparsa yapsınlar, ne kadar yalan söylerse söylesinler, ne kadar ittifak yaparlarsa yapsınlar milleti kandıramazlar.

    • fatih bey yaşınız kaç bilmiyorum ama seksenli yıllarda askerde millet GAZOZ ile traş oluyordu bilmem hatırlarmısınız. Bugünler de geri gelecek.Nasıl ki şimdi arıtma tesisleri maliyet ve iş bilmemezlikten çalıştırılmıyor sa .Millet verdi bir şans ama bi 40 yıl daha
      göstermez iktidarı . Başkanlık öncesi iyi bir antreman yapıyorlar ????

    • Sonar Araştırma, en başarılı büyükşehir belediye başkanları anketinin sonuçlarını yayınladı. Çalışmanın sonuçlarına göre ilk sırada Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ikinci sırada ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yer aldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise, beşinci sırada yer aldı.
      İŞTE HALKIN FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ OY VERMESİNİN EN AÇIK DELİLİ
      HERŞEYİ ANLARIM DA SN YAVAŞ IN İMAMOĞLUNUN GERİSİNDE KALMASINA
      ASLA ANLAM VEREMEM

  6. Geçmişte Türkiye yi DEAŞ a yardım etmekle suçlayıp durdular şimdi ise Fransa nin nasıl yardım ettiği ortalığa saçıldı.Hey gidi günler daha neler göreceğiz.Deas e ver para PKK ya ver silah sonra Türkiye yi yok insan haklarından suçla yok demokrasi den suçla bizim yaygaracilar da ortak oluyor bunlara.Muhalefet görüyorsunuz değil mi?
    Tek kelime etmiyorsunuz.
    Tabi seçim çok daha önemli ALİ. Mı VELİ mi başkan olacak

  7. Mhp kendini garanti altına almak istediği için yüzde 7 barajı getiriyor diyenler şunu da diyor Akpartinin oyu yüzde 30 a düştü.
    İki partinin oyu düştüyse niye endişeleniyorsunuz. Toplamı yüzde 37 yapar. Kazandınız o zaman.
    Baraj yüzde 5 e düşse bile endişelenmemeniz gerekir. Gerekçeniz kendi kendini çöp yapıyor.
    Yıllardır bütün partiler barajın düşmesini istiyordu.
    Cumhur ittifakının barajın düşürme sebebi millet ittifakına karşı bir hamle. İyi parti ve Hdp nin Chp olmadan seçime rahat rahat girmesi sağlanacak. Hdp ve İp ittifak olmadan da milketvekili çıkarabiliriz güveni verilecek elleri kuvvetlenecek.Belki de çatırdamalarına sebep verilecek. Yani siyasi bir hamle. Bu da siyasetin içinde doğal şeyler. Olay sadece Mhp ile ilgili değil.

    Diyorlarki başkanlık sistemi Erdoğana yaradı. Aslında tam tersi Erdoğan başkanlık sistemi ile yenilebilir hale geldi. Muhalefet ilk defa bu kadar umutlu. Daha önce söylemiştim muhalefet eski sistemi getireceğiz diyor. Yani Akpartiyi tek başına iktidar yapacağız anlamına gelir. Eski sistem olsaydı Akpartinin hiç bir derdi olmayacaktı.
    Görmüyormusınuz başkanlık sistemi sayesinde muhalefet bu kadar umutlu.

  8. Yüzde 7. Belki MHP nin elini güçlendirir,
    Bazı illerde Cumhur ittifakının (o zaman eski! Olur veya cumhur- MHP) birkaç vekil fazla çıkartmak niyeti olabilir!
    Millet ittifakı ndan kopma ayrılma hedeflenmiş olabilir.
    Bence en önemlisi, siyaset in rahatlamasını sağlayacak olmasıdır!
    Hemen her partinin yüzde 5 potansiyel seçmen bulma şansı hep vardır.
    5- 7’ye sonra…
    Ama sen önünü kesmek iççin baraj kurmaya kalkarsan,
    3’lük parti alır yüzde 10!!!!
    Bunu farkederler mi bilmem ama, zararaırın neresinden dönersen…

    • Bazan sadece sana fayda sağlayacağı düşünülen bir hareket, koca bir ülkenin makus talihinin önünü açabilir!
      Radikal denilen lerin gücünü kırıp, ortada bir yerde buluşmaları sağlayabilir.
      Dışardan bakanların “artık bir faydası yok” Vazgeç gönlüm şarkısı mırıldanmasına sebep olabilir.
      Yanlış giden birşey varsa, illaki ihtilal ile, birilerinin dışardan gelip evin çocuklarını ayartması ile,
      Kardeşi kardeşe kırdırmak safhasına varıncaya kadar keçi inadı ile bir yerlere vardırmadan da,
      Pekala bir imza bir kararla,
      Herşey olabilir. Yanlışlıklar düzeltilebilir.
      Yeterki isteyelim, yeterki doğruyu hakikati savunalım, belki iyiyi güzeli bulamayız ama,
      KÖTÜ’den kurtuluruz belki hiç olmazsa.

  9. iyi parti secmeni daha cok merkez sag secmenidir. bu secmen parti yonetiminin kararina gore oy kullanmaz. bunu iyi parti de bilmelidir. iy partiyi cumhur ittifakina dahil etmeyi dusunenlerde iyi pari yonetimide bilmelidir. o nedenle iyi parti uzerinde yapilan hic bir plan tabanda tutmaz. iyi parti gecen secimde rustunu ispat ettigi icin merkez sag secmeni toplamaya aday bir partidir. ayri milliyetci nuanslarda tasidigi icin MHP nin baraj alti kalmasina sebeb olabilir. %20 nin ustunde bir oy ile gelecek bir parti. bu iktidar adayi demektir. bu secim gorundugu gibi cepte degil. anahtar tek bir partide degil.

  10. Baraj iyidir. Su tutar. Elentrik alırsın bool bol. Yani gereklidir. Ama fazlası selde taşarsa, heleki yolda tomruk köy möy varsa.. (dereyatağındaki apartımanı unuttum sanma).
    Sonuçta, alışacağız, barajı kar fayda zarar hesabıyla yapmaya, dereyatağına deniz göl kıyısına ev yapılmayacağına, yolu olmayan ormana köy kurulmayacağına, beş katlı binaya 20 yıl sonra iki kaçak kat daha çıkmaya çalışılmayacağına, daha nelere kimbilir.
    Barajı yükseltince bir de bakıyon eritmeye çalıştığın su kütlesi daha da artıyor!
    İşte bütün mesele burada!

  11. İKTİDARIN TUĞLALARI NEREYE DÜŞÜYOR

    Hiçbir gazeteci-iktidarın tuğlaları düşüyor muhalefet duvar örme kabiliyetini göstersin demez. Bu kendi siyasi görüşünü okura yansıtma, dayatmadır. Trollüktür yani çağdaş deyimle. Seçim barajını kim istedi sorusuna gelince; seçim barajı iktidar için değil muhalefet için çıkarıldı. İttifaklar ile zaten bu sorun aşılmıştı. Baraj kaldırılarak muhalefet partilerinin seçmenlerine ittifak yapmasak seçilemeyiz, ittifaka mecburuz şeklinde açıklama yapmalarının önüne geçildi. En başta HDP nin. Kendilerini adam yerine koymayan ama onların sayesinde kazandıkları büyükşehirlere konan chp ye bir cevap verebilecekler böylece.
    2023 seçimlerini iktidar kaybedecek inandık ta asıl inanamadığımız canan ile meral in ülkeyi daha iyi yönetebileceğine siz nasıl inandınız. Hafazanallah.

    • Yolsuzluk yapmasalar yeter. Çalıp çırpmadıktan sonra bu ülke kendi kendini yönetir. Ülkeye bir kadın Cumhurbaşkanı da gelmesi lazım artık. Badem bıyıklı erkek egemen yolsuz siyasetten tiksinti geldi.

      • Ender arkadaş daha önceden bir kadın başbakanımız olmuştu zaten, hem de ekonomi profesörüydü; ekonominin de içine edip gitmişlerdi!!! Özledin zahir…

      • İki gün önce yolsuzluk iddianamesine darbe diyordun,bugün yolsuzluktan şikayet ediyorsun;perhizde misin,lahana turşusu mu yiyeceksin bir karar ver artık.

  12. Ben siyaseti şöyle okurum. Millet bir defa artık iktidardan memnun değilse ve onu değiştirmek istiyorsa, ki ben bu defa bunu böyle okuyorum, ne yapar yapar o iktidarı değiştirir. Bu nedenle seçim kanunları, ittifaklar, alavere dalavere, hokkabazlıklar nafiledir. Millet değişime karar vermişse onu mutlaka sağlar. Geriye dönün 1946 ve 1950 seçimlerine bakın, neler olmadı ki ..?
    Şunu anlamak gerekir ki iktidarlar insanlar gibi gelip geçici, yani fanidirler..!
    Sonsuz bir iktidar yoktur. Kader gibi onu zorlamamak gerekir. Hele mütedeyyinlik iddiasında olanlar. Milletin arzu ve isteklerini tabii seyrine bırakmak gerekir. Çok fazla abidik, gubidik, manipülasyon hiç bir şey değiştirmez.

  13. Gazeteci takımı bizde maalesef sahibinin sesi. Çünkü bağımsız gazeteciliği öldürdü Taliban zihniyetli diktatörlük heveslileri. Demokrasinin çanına ot tıkadılar. Şimdi üç beş bağımsız gazeteci yokluğa ve kıyıda köşede bloglara mahkum edildiler. Siyasal İslamcılar gerçekten bu ülkenin yüz karası olarak tüm gizli emelleri ile ortaya çıktılar. Artık bu milleti kandırmaları da artık imkansız. Kimsenin de korkusu kalmadı. İlk seçimlerde defterleri dürülüp bir daha ortaya çıkmamak üzere tarihin çöplüğüne gömülecekler. Cenazelerini kaldırmak da derin Devlete nasip olacak yine ve yeniden.

    • ”’Cenazelerini kaldırmak da derin Devlete nasip olacak yine ve yeniden.”’
      İŞTE FAŞİZMİN SON ÖRNEĞİ demek ki geçmişteki tüm FAİLİ mechul cinayetler bu kafanın
      işlediği haltlar.YAZIK SONRA DA DEMOKRASI NUTUKLARI ATACAKSIN İNSAN HAKLARINDAN BAHSEDECEKSİN HEYHAT ,İŞTE GERÇEK YÜZÜNÜZ.

      • Kaçırdınız espiriyi. Aslında gerçeği. Akp öncesi iktidarı hadi seçim diyerek Devlet bey bitirmişti. Kendisini de derin nadasa çekerek. Bu iktidarı da derin bey bitirecek. Onu kasdettim 🙂 Kendisinin derinliğine ikna oldum, çünkü gitmiyor, hep orada.

  14. Artık Akp herkese bir yük, daha doğrusu siyasi bir enkaz. Cenazesi kaldırılacak onu tartışıyoruz aslında. Parti de kalmadı, daha yoktu hiç. Tek adamı tartışıyoruz. Yazık, acaba farklı olur mu diye yola çıkılmıştı. Ama tek adamlık partilerin sonu da bu. Tek atımlık. Siyasi islamcılardan daha orijinal bir şey beklemek de boş bir hayal tabii. Bunların hepsi döner dolaşır Taliban’ın yolunu bulur. O yüzden beyhude bir beklentiydi baştan beri. Neyse bu da bir kazançtır. Millet gördü bu siyasi islamcılardan bir numara çıkmayacağını gayet güzel. Şimdi iş kaldı cenazeyi kaldırmaya. O da yakın görünüyor. Bahçeli her zamanki hamlesini yapmak üzere. Bu iktidarın ipini çekmek de Bahçeliye nasip olacak yine. Ne gitmez tek adammış o da gerçekten insan hayret ediyor.

    • Biz Siyasal İslamcılar Üstü Çizilmiş Kişiler

      Siyasal islam ülkesinin içinde bulunduğu sorulara ve emperyalist sarmala dine sarılarak çözüm bulmak demektir. Siyasal islamcılar sistemin çivisini çıkardılar demiştiniz. İyi yapmışlar. Neydi sistem Kemalist teokratik diktatörlük. Milletin açlıktan sefillikten kırıldığı bir avuç çankaya aristokrasisinin rakı sofralarında sabahladığı, memleketin mülklerinin kendin üstlerine yapma furyası. Fureya romanında ayşe kulin kılıç alinin ermenin yağ fabrikasına nasıl çöktüğünü, anlamasınlar diye eniştesinin üzerine yaptığı fabrikayı sonradan eniştesinin nasıl inkar ettiği, birbirleri ile kanlı bıçaklı olduğu günleri anlatıyor. Yoksa sokakta sağcımısın solcumusun diye sorulduğu insanların birbirine kurşun attığı, kurtarılmış mahalleleri mi özlediniz. You tube da nazım hikmetin rus çocuklara türkiyeyi anlatarak stalin probagandası yaptığı video var bulup izleyin bence.

      • Dine sarılarak ülkenin problemlerine çözüm bulmak. Buna kısaca Taliban zihniyeti diyoruz. Böyle bir dünya olmadı olmaz da. Siyasal islam hiç bir derde derman olamaz. İnsanları bu tür boş siyasi propagandalar ile kandırmak sadece diktatörlüğe götürür. Demokrasiden daha iyi bir devlet idaresi henüz icat olunmadı. Sadece geri ülkeler emperyalistlerin oyuncağı olur. Gerilikten kurtulmak istiyorsanız da önce Taliban zihniyetinden kurtulmanız gerekiyor.

        • Siz Diktatörlük görmemişsiniz, bir şiir yazdı diye sinop cezaevinde yatırılan, fikirleri uyuşmadı diye kırklarelinin dağlarında kafasına odunla vurularak öldürülen Sabahattin Ali’nin şiir üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen hala okuyacak babayiğit bulunmaz. Resmi tarihin dışında tüm yanlışlarına rağmen dönemi farklı açıdan anlatan tek kitap Rıza Nur un kitabını hangi kitapçıda bulabilirsiniz. Gericilik denen şey 30 ağustosta m.kemalin ismini kim andı kim anmadı şeklinde günlerdir yapılan tartışmadır. Dünyanın hangi medeni ülkesinde böyle bir tartışma yaşayabilirsiniz. Talibanın iktidar olduğu afganistan dahil. Teokratik yönetim dünyada sadece Türkiyede var. Kabe arabın olsun, bize çankaya yeter, yaradan hey yaradan 10 yıl değil bin yıl geççe aradan diye yazılan hangi ülke var. Belki biraz kuzey kore.

          • Çok gerilere gitmenize gerek yok. Son birkaç yılda bu ülkede onbinlerce insan birisine sosyal medyada hakaret etti adı altında mahkemelerde süründürülüyor, hapis yatıyor. Diktatörlüğe karşı olsalardı memlekete ifade özgürlüğü gelirdi. Taliban zihniyetli siyasal İslamcılar sadece kendi diktatörlüklerini istiyorlar. Ona da geçit vermeyeceğiz.

          • Ender kardeş sıkıysa AVRUPA da ermeni soykırımı yok de veya ülkenin önde gelenine bir iftirada bulun .Mesela Fransada adam karikatür çizdi kutsalına küfretti özgürlük ama Fransız bakan a laf etti anında toplatıldı dergi işte batının anladığı ve bize dayattığı özgürlük.Bizimkiler de herşeye bu gözlükle bakınca olmuyor tabi. Polis yerlerde süründürüyor it muamelesi yapıyor Avrupa da hiç bir TV nin verdiğini seyrediyormusunuz. Ama bizde olunca 24 saat canlı yayın günler öncesinden kamp kurarlar.
            Eleştiri mutlaka olmalı AMA AT GÖZLÜĞÜYLE DEĞİL.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız