Sorusu bol bir siyasi yazı yazdım: Şifreyi çözmek okuyana kalsın…

34
Reklam

“Ufaktan araya mesafe koymaya başladılar” tespitimden alınanlar olduğu anlaşılıyor. Halbuki ortada alınmayı gerektirecek bir durum yok. Yaptıkları dünya tarihinde -ve bu arada Türkiye’de de- defalarca görülmüş olan bir şey: Kimse kaybedecek olanla yan yana görünmek istemiyor…

Yıllarca yan yana durmuş olanlar bile hafiften bunu unutturma çabasına girdiler.

Gazete köşeleri bunun örnekleriyle dolu.

Televizyonlardaki tartışmaları izlemediğim için bilmiyorum; ancak orada da diller değişmiş, bazı müdavim yorumcular eski sıklıkta kanallarda arz-ı endam etmemeye başlamışlarsa hiç şaşırmam.

Şimdikine benzer ortamlarda herkes kendince tedbirini alır. Şimdi de alıyorlar.

Olanı daha iyi görmeye yarayacak örnekler ortada.

Futbola bakalım.

Sadece iki yıl önce süper ligde şampiyon Başakşehir takımıydı. 2019-2020 sezonunda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un önünde ipi göğüslemişti Başakşehir. Taraftar kitlesi olmadığı halde ligde fırtına gibi esecek duruma gelmesini güçlü destekçi/leri/ne borçluydu.

Reklam

Geçen yıl Başakşehir’in yaldızlarının dökülmeye başladığı fark edildi ve sezonu 12. olarak tamamlayabildi.

Bu yıl ise durum hiç açıcı değil. Teknik direktör Aykut Kocaman olduğu, takımın iskeleti büyük çapta iki yıl öncekinden az farklı olduğu halde, önüne gelen Başakşehir’i dövüyor.

En son, dün, ilk golü atarak üstünlük sağladığı halde, rakibi Göztepe, ne yaptı etti, Başakşehir’i İzmir’den puansız göndermeyi başardı (Göztepe 2 – Başakşehir 1).

Ligde ilk dört maçta tek puan alamadı Başakşehir

Ne oldu da böyle oldu acaba?

Herhalde bu durumun birden fazla sebebi vardır da, ben en ciddi sebep olarak bunda da siyasetin belirleyici etkisini görüyorum.

Siyasetteki durum futbolu etkiliyor.

Moral olarak…

Reklam

Acaba aynı moral bozukluğu kendisini ekonomide nasıl hissettiriyor?

Bu soruya cevap teşkil eder mi bilemem, ancak herhangi bir muhalif söyleme prim verdiğini şimdiye kadar görmediğimiz iş dünyası temsilcilerinden bazı aykırı sesler duyulmaya başladı. Ülkemizin en kalabalık iş insanlarını bünyesinde bulunduran bir odanın başkanı, dün, kamu kurumlarının ödemeleri 1,5 yıldır geciktirmesi yüzünden sağlık alanında faaliyet gösteren şirketlerin zor duruma düştüğünü açıkladı.

Açıklama için epey -1,5 yıl- beklenmiş.

Herhalde bu bir ilk.

Arkası gelecektir.

Paralı yollar ve köprülerin kullanım taahhüdü şirketlere aksatılmadan yerine getiriliyor; haberler bu yönde. Ülkeyi bir baştan diğerine küçüklü-büyüklü projelerle donatan az sayıda şirketin herhangi bir şikayeti şimdiye kadar duyulmadı.

Osmanlı döneminin borçlarını bile ödemiş bir ülke Türkiye; bugüne kadar kime hangi taahhüt altına girmişse -yerli ve yabancı- bütün taahhütlerini ödemesiyle ünlü. Şimdi farklı davranacak değil. 

Konuyu burada ele almamın sebebi geçen gün gazetelerde karşıma çıkan bir haber.

Haberin başlığı önce dikkatimi çekti: “Üçüncü köprüde satış bilmecesi sürüyor: Çinli grup çekildi.”

‘Üçüncü köprü’ denilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü

Okuyalım:

“İstanbul’daki üçüncü köprü projesinde ortak olmak için görüşmeler yürüten bir grup Çinli yatırımcı, konsorsiyumdan çekilmek istediğini belirtti. / Çinlilerin oluşturduğu konsorsiyum içinde yer alan şirketlerden biri olan Zhejiang Expressway, koşullarının karşılanmaması dolayısıyla anlaşmayı feshetmek istediğini açıkladı. / China Merchants Group iştiraki China Merchants Expressway Network & Technology Holdings beş farklı yatırımcıyla birlikte köprünün yüzde 51’ini yaklaşık 689 milyon dolara satın almak için 2019’dan bu yana görüşme yürütüyordu. / Açıklamada konsorsiyumun bu anlaşma kapsamında herhangi bir ödeme yapmadığı belirtildi.”

“Ne oluyor?” diye sormayayım mı?

Ekonomi yazarları bir süredir ısrarla “23 Eylül’e dikkat” uyarısında bulunup duruyorlar. Bekledikleri, Merkez Bankası’nın o tarihte yapacağı toplantısında şimdiye kadar sürdürdüğü çizgiden vazgeçmesi… 

Son zamanlarda benimsenen bazı yöntemlerin, görevinden aniden affını isteyen ve af talebi kabul edilen eski hazine ve maliye bakanının politikalarına dönüş olduğunu, 23 Eylül’de bekledikleri gibi bir karar Merkez Bankası’ndan çıkarsa, bunun yeniden ve bütünüyle eski politikalara dönüş olacağını yazıp söylüyorlar.

Zaten eski bakan da dün Trabzon’da oynanan Trabzonspor-Galatasaray maçını tribündeki özel locada çocuklarıyla izlemiş.

Aylar sonra halk içinde verdiği ilk görüntü bu. 

Politikalarına tam anlamıyla yeniden dönülecekse belki kendisi de görevine iade edilir, neden olmasın?

Taşların esas oynamasını beklediğim alan medya.

Ufaktan araya mesafe koyanlar var orada, ancak bu henüz tam yaygınlaşan bir eğilim haline gelmedi. 

Gelecektir.

Bunlar üzerinde düşünürken CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gençlerle konuşurken “Geliyor gelmekte olan” dediğini işittim.

Aynı kalıbı birkaç ay önce İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener de kullanmıştı.

Galiba ‘suç örgütü lideri’ diye anılan Sedat Peker de videolarında kullanmıştı aynı kalıbı.

Ne demek istiyor olabilirler?

“Çok güzel şeyler olacak” bir önceki seçimin sloganıydı, “Geliyor gelmekte olan” da yeni seçim için mi düşünülüyor yoksa?

Bol sorulu, şifreli bir yazı oldu bu.

Arkası gelecektir.

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. “atilla
    12 Eylül 2021 At 23:07
    …10 kamyon domates satıp 1 cep telifonu alma devirleri bitti artık!”
    buyurmuşsunuz da; elhak öyledir!
    Ama anladığım kadarıyla epeycedir de manava, çarşı pazara filan uğradığınız yok galiba?
    Artık bim den alacağınız bikaç kasa domatesin parasına son model bir ayfon alabilirsiniz, haberiniz olsun:)

  2. “H. Gayret
    13 Eylül 2021 At 23:04
    “Recep
    12 Eylül 2021 At 16:58
    Ekrem İmamoğlunun adı bile bir çok kişiyi şimdiden korkutmuşa benziyor.”

    İbb şehremini imamoğlu ekrem efendinin seçim sloganı
    “Ya Taliban beni alır, ya ben Taliban’ı alırım.” olsaydı belki söylediğiniz gibi korkabilirdik ama nafile, her şey çok daha güzel olacak:)

  3. Ne geliyor kim gidiyor bilemem ama aramızdan ayrılan bazı kıdemli yorumcular olduğunun farkındasınızdır heralde:
    Nurdan abla, didem hanım, uğur bey ve daha öncesinde sn.bernar vs…
    Fareyi kediyi boşverin de, bu arkadaşlar neden birer ikişer kayıplara karışıyor bir fikri olan var mı?

    • Her eşyanın bir s.k.tarihi olduğu gibi, devir değiştikçe konular gibi konuklar!’da değişiyor tabi olarak.
      Gün gelecek bu sütun satırlara hücum eden edene olacak belkide!
      Etrafı gül! kokusu sarsın bir hele, bilemedin corronaya bulmuşlar bir deva! (A.dilipak boşunamı miting yaptı).
      Düşmez kalkmaz bir Allah. Yarın ne olacağını kimse bilemiyor işte.
      Umudunu kaybetme gelirler yine, gidene güle güle.👋🖐️👋🖐️

  4. ““Çok güzel şeyler olacak” bir önceki seçimin sloganıydı, “Geliyor gelmekte olan” da yeni seçim için mi düşünülüyor yoksa?”
    Benim seçim sloganı önerim:
    Gelecekleri varsa görecekleri de var!

    • “Gelecekler ve birilerine günlerini gösterecekler”. Artık soluğu Londra mahkemelerinde alırlar. En son Yavuz Sultan köprüsünü de uluslarası tahkime ve Londra’ya yamamaya çalıştılar. Çinliler yolda bıraktı yolsuzları. Demek ki yolda çok zayiat verecekler.

  5. “yahya özal
    13 Eylül 2021 At 11:03
    “İstisnasız tümü çağdışı kalmış dinlerle insanların ilerlemeleri, huzur ve mutluluğa kavuşmaları mümkün değildir.”
    cümlesinden
    “Keşke çağdaş dinlere de birkaç örnek verseymiş ama ne yapalım artık karınca kararınca onu da kendimiz bulacağız.”
    gibi bir çıkarım yapan insanlara yanıt vermek bile gereksiz ama, teşhir etmezsek kendilerini fasulye gibi nimetten saymayı sürdürecekler, fasulyelere ayıp olacak.”

    Yahya bey benim favorim “tekno-paganizm!”dir.
    Bundan daha çağdaş bir din önerisi olan varsa tekliflere açığız öyle değil mi?

  6. 180+240+291=711
    2020 yılında ödenen faiz 180 milyar TL
    Bu yıl ödenecek 240 ,
    Önümüzdeki yıl 291.
    Trol kardeşlerim!
    Pudra istihkaklarınız gitti de infaz ödenekleriniz de gidecek
    Faiz lobisi mi?
    Faiz hobisi mi?
    Hep birlikte göreceğiz.

  7. çinliler bu kadar ballı araç garantili bir yatırıma ortak olmaktan niye vazgeçer ki.
    istediği kadar ballı olsun testide su tükenince verdiğimiz parayı bile alamayız diye korkmuşlardır.

  8. “Geliyor,gelmekte olan” ilhamını “Yaklaşıyor,yaklaşmakta olan” (Necm Suresi 57.) ayetinden alan ve rakipleri için siyaseten kıyametin yaklaştığına teşbih mahiyetinde bir söz.

    Kıyamet geliyorsa ona hazırlık yapmak lazım,değil mi?

    Mukadder kıyametin sadece rakibin başına çökeceğini ve kendilerinin dünyasında doğdukları -ve dahi alışkını oldukları- sürekli kaynayan isli kazanı başında “musırrım,sabitim halka çökmekte” türküsünü mırıldanarak hasta ettiği millete gün yüzü göstermeyecek iksirler kaynatıp duran yaşlı cadıya benzer süregiden eski çarpık düzeni, kaldığı yerden alıp hafif makyajla ‘taze gelin’ diye artık hastalıktan ilaçlara şüpheyle bakar hale gelmişlere yutturacakları zannıyla,ellerini ovuşturarak durdukları yerde ikbal bekleyenler,acaba o kıyametin etkisinden kendilerini de kurtarabilecekler mi? Ki,bu da bence ayrı bir merak konusu…

  9. GEMİ-FARE
    Başlıkla ilgili bir şey yazmıyorum. Herkesin aklına havale ediyorum.
    “Cezalandırmama garantili hırsızlık projeleri”ne, yerli ve millî garantilerin pek işe yaramayacağı görüldüğü için “uluslararası tahkim”, daha doğrusu Londra garantisi eklenmek isteniyor. Kendi ifadeleriyle “söke söke alacak” birilerini de devreye sokmak istiyorlar.
    Güya uluslararası sermayeyi de bu projelere dahil ederek.
    Ancak nafile.
    Yolsuzlukla mücadele için ülkemizin de taraf olduğu anlaşmalar karşısında aldıkları önlem hiçbir işe yaramaz.

  10. Bir Ramazan günü, şeytana uyup içki içen hoca efendi , suç ortağı Bektaşi ile birlikte kadı efendinin huzuruna çıkarılır.
    Yaptığına çok pişman olan hoca efendi , kadıdan özür diler ama maalesef işe yaramaz ve falaka cezasına çarptırılır !
    Bektaşi ise savunmasında , gayri müslim olduğunu, orucun kendisine farz olmadığını , bu nedenle de suçsuz olduğunu iddia eder .
    Kadı efendi bu savunmayı uygun bulur ve Bektaşi’yi serbest bırakır.
    Bektaşi , tam dışarı çıkacağı esnada , birden aklına gelen bir teklifi , kadı efenendiye arz eder ,
    – Kadı Efendi, ben şahadet getirip müslüman olsam arkadaşımı da affeder misin ?
    Kadı Efendi bu teklifi cazip bulur ve Bektaşi’inin de şahadet getirmesi üzerine hoca efendiyi de serbest bırakır !
    İkisi birlikte dışarı çıktıktan sonra hoca efendi , teşekkür edeceği yerde Bektaşi’ye kızar ve çatmaya başlar,
    – Sen ne biçim adamsın , su içer gibi din değiştiriyorsun! Allahtan utanmıyor musun !
    Bunun üzerine Bektaşi’nin de kafası atar ve hocaya şöyle bağırır ,
    – Ben hrıstiyan oldum, kendimi kurtardım; müslüman oldum seni de kurtardım ! Peki sen ne işe yaradın be adam !
    Selamlar ,iyi günler

  11. Ay’à duble yol ihalesi açmamışsanız daha!
    Noktadan virgülden başlayacaksınız, hazır değilsiniz henüz☺
    Dön baba dönelim başa. Mesela semt pazarına!
    Üreten %40 tüketen %19 numaraları bana sökmez ama, pazarda yeşillik satılır ise market FİYATINA!!!!!
    İşte ayşe teyze girer pazar arabasıyla oraya!
    (Pazar tezgahının ücreti kirası neyse onu ayarla,
    Lüks mağazada satılanın aynısı değil, serisi bitmiş giysiyi, meyvenin sebze nin 3gün içinde tüketilmesi iyi olan!
    AMA YARI FİYATINA! OLMASINI SAĞLA,
    Bonus olarak marul taze soğan vb nin hemen yakın ilçeden günlük taze ve markatten daha ucuza alabileceğini! Göster esnafa işçiye işsiz memura!!!!)
    Bu aklı verdim diye ayşe teyze mehmet amca 3-5 maaş ta istemiyor bak, ver ürünün fazlasını dökülmesin çöpe!!! HALKA KAMYONLA BEDAVA!

  12. GELİYOR GELMEKTE OLAN

    Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım
    Ölüm ve acılar çatsaydı beni
    Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
    Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
    Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım
    Diri-gergin kasları konuşsaydım
    “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor…”
    Yazık, şairler kadar cesur değilim
    Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan
    Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor.

    İsmet Özel’in Karlı Bir Gece Vakti isimli şiirinde “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan” cümlesi geçiyor. Onun da nereden aldığı malum. Bu sözü başlıktaki hale getirmişler.

    Daha önce de belirttim gelmekte olana pek sevinmeyin tünelin sonunda gördüğünüz ışık çok parlaksa büyük ihtimalle üzerinize gelen trenin ışığıdır.

    İnşaallah ekonomiye, teknolojiye, bütçeye, uluslararası ilişkilere dair en ufak öngörüleri bilgi ve becerileri olmadığını bildiğimiz muhalefetin bir daha halkın karşısına çıkamayacağı bir seçim olacak.
    Kılıçtaroğlu dünki tivitinde Ak parti iktidarını 12 Eylüle bağlamış, te be Allam 27 Mayısı bayram diye kutlayanların haddine bak.

    • Ekonomiden anladığını zanneden zat, enflasyonun sebebini faiz zannediyor. Ama hem enflasyonun hem faizin gazına basıyor. Bildiğini zannedenler bunlar.

      Öbür yandan Akp ekonomide en parlak zamanını Babacan zamanında gördü.

      Nasıl bir çıkarsama yapıyorsanız bir daha gözden geçirin.

        • Daha geçende IMF’den pandemi parası aldıklarını ve onunla boş hazineyi suladıklarını duymadınız herhalde. Dehledik diye millete yalan söylüyorlar. Kaldı ki IMF düşük faizli borç veriyor, bunlar gidip dünyanın en yüksek faizi ile tefeciden borçlanıyorlar. Faizci hükümetin ödediği faiz rakamlarına bir bakın yukarıda listelemiş bir arkadaş.

  13. Sayın Koru, yazınızda soruyu da göremedim, çözülmesi gereken şifreyi de… Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Gemiyi önce fareler terk ederler…

    • Millet buldu çoktan, duymadınız herhalde. Bir tane de değil, birden fazla aday buldu. Bütün büyük belediyeleri millet teslim aldı bir kara. Hani İstanbul’u alan nereyi alıyordu? Biz demedik, o söyledi en başta. Şimdi seyreyle kim geldi, kim Londra mahkemelerine kapılandı. Ama yok öyle yağma, Türk mahkemeleri gayet güzel yargılayacak hepsini. Kaçmak yok.

  14. Akp’nin eğitim bakanı, okullar covid açısından en güvenilir yerler demiş. Nasıl bir anlayış bu anlaşılmaz gerçekten. Pandeminin P’sinden anlamadıkları belli. Bu eğitim yılı da boşa gidecek belli ki. Ama kimin umurunda. Eğitim konusunda Akp’nin anlayışı Taliban’dan farklı değildi hiç bir zaman. Çocuklara ezber bir eğitimle hamallık yaptırmaktan öte gitmedi. Dersanecilik oynadı FETÖ ile yıllarca, şimdi de diğer tarikatlarla başka oyunlar oynuyorlar. Sonuç sıfır. Her sene üniversite sınavına girmeye zahmet edenler 40 matematik sorusunda ortalama 3-5 soru yapabilir, okuduğunu anlamaz, yazmayı hiç bilmez. Üniversite bitirir işsiz kalır. Yani bu rezilliği bu millet neden çekmeye devam eder o da anlaşılmaz. Sonuç yok, eğitim hamal üretmekten başka bir iş yapmıyor, hiç kafanızı çalıştırıp hop demek yok mu iktidara. Yıllar yılı bu rezaleti çekmeye doymadınız mı?

    • Akp 17-25 yolsuzluk soruşturmalarından sonra kendinden öncekilerin ana politikalarına döndü. Yani sizin ilk ve orta öğrenim gördüğünüz politikalara… tek fark, bu eğitim faaliyetlerini kendi yandaşlarıyla yürütüyor. Dershaneleri isletenler de bunun iyi bir eğitim yolu olmadığını biliyorlardı, zaten onun için okul açmaya ağırlık vermişler. Erdoğan Dershaneleri kapattıktan sonra eğitim kalitesi yerlerde sürünüyor, demek ki dershaneler bir boşluğu dolduruyormuş. Erdoğan Dershaneleri kapatarak 17-25 yolsuzluk operasyonlarını darbe iddiasıyla geçiştirdi. Yazdığınız yoruma göre üzerinden 8 sene geçmesine rağmen hala anlauamamişsınız. Sizler mi bu zalim iktidarı göndereceksiniz? Buna ancak gülünür.

      • Baran bey “demek ki dershaneler bir boşluğu dolduruyormuş.” buyurmuşsunuz da; elhak öyledir!
        Ama unutmayın; müslümanlar aynı boşluktan iki kere doldurulamaz!!!

      • Yiğidi öldür hakkını yeme. Erdoğan niyeti ne olursa olsun, dersaneleri kapatarak süper bir iş yaptı. Ama kapatabildi mi, hayır. Aynı rezillik başka adla devam ediyor. Eğitim sisteminin bozukluğunu böyle yap bozla düzeltmeniz zor. Kapsamlı bir eğitim reformu yapmak da Erdoğan’ı ve Akp’yi aşar. Anlamazlar bu işten. Kafa Taliban’dan öteye gitmiyor.

        Sonuçta dersanelerin kapatılması bir işaret fişeğiydi. Cemaat darbeye kadar götürdü işi. Maksat eğitim falan olmadı hiç bir zaman. Hep adam devşirmekti maksat, hala öyle.

    • Ender bey öğrencilere bedava ders kitabı ve tablet dağıtmayı bırakıp üniversiteleri de yeniden paralı hale getirirsek eğitimi düzeltmiş olur muyuz sizce?
      Eğitim kötüyse chp oyları niye artıyor dersiniz büyükşehirlerde?

  15. Akp demokrasiden hiç hazzetmedi. Hep bir araç olarak, kendilerinin de en başta itiraf ettikleri gibi, tramvay olarak gördüler. Sonuçta büyük yolsuzluklara, hırsızlıklara, siyasi ahlaksızlıklara battıkça battılar. İktidarda kalmak için her yolu mübah gördüler. Geldikleri noktada ülkeye büyük zarar veriyorlar. Demokrasiyi toptan rafa kaldırdılar. Sorsanız işte seçimler var ya derler. Demokrasiyi seçimlerden ibaret sanan son derece ilkel bir zihniyete sahipler. Ortada sürdürülebilir bir durum da kalmadı. Her alanda çakıldılar. Ekonomi, eğitim, insan hakları, hukuk, adalet, bütçe idaresi, işsizlik, enflasyon, say say bitmez. Eli yüzü düzgün bir şey bırakmadılar. Bu halde hala utanmadan yönetimi bırakmamaları ise tam bir fecaat. Millet güvenmediğini göstermiş. Bütün büyük illerin belediyelerini kaybetmişler. Daha seçim için neyi bekliyoruz. İyice batırmalarını mı? Nedir bu koltuk sevdası. Beceremediniz, bırakın gidin artık güzelce. Londra mahkemelerine mi gidersiniz alacaklar için, yada Taliban’a mı yazılırsınız, size kalmış.

    • Ender bey
      “Demokrasiyi seçimlerden ibaret sanan son derece ilkel bir zihniyete sahipler.” buyurmuşsunuz da;
      ya daha başka neden/nelerden ibarettir biraz açar mısınız?
      Sandıksız seçimsiz bir demokrasi özleminiz filan mı var acaba?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız