Ekonomi ile ilgili ‘müjdeleri’ CB Erdoğan açıklamasın.. Alkışlanmıyor ve bu da iyi olmuyor…

27
Reklam

Ülkemizde önemli bütün kararları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan alıyor; onları kamuoyuyla paylaşma görevini de başkalarına bırakmayıp kendisi açıklıyor. Eskiden bakanlar toplanır, o toplantıda alınan kararları ‘hükümet sözcüsü’ olarak görevlendirilmiş bir bakan açıklardı; şimdi o görevin sahibi bir bakan yok, görevi ifa etmek üzere muhabirlerin karşısına yine bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıyor…

Yeni sistemin en ciddi sorunu da bu.

Ülkenin dev sorunları var ve onların çözümüyle ilgili kararlar giderek çelişmeye başladı. Çelişkili bütün kararların kim tarafından alındığını, o kararları açıklayan kararı alan da olduğu için, herkes biliyor.

Süleyman Demirel “Dün dündür, bugün bugündür” özgün sözünü birkaç çelişkili politik tavrı üzerine söylemişti; şimdilerde hemen her gün o sözü hatırlatan çelişkili açıklamalar dinliyoruz.

En üst düzeyden geliyor açıklamalar…

Dün yapılan kabine toplantısı sonrasında ilginç bir olay yaşandığı bugünkü gazetelerde yer alıyor: Toplantıda alınan kararları açıkladığında kendisini dinleyenlerin ilgilerini alkışla belli etmediklerini görünce, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O kadar müjdeler verdik, alkış yok” siteminde bulunmuş

Adı ‘basın toplantısı’ olsa da, o tür toplantılara gazeteciden çok daha fazla, bakan, milletvekili ve yüksek bürokrat katılıyor. Dolayısıyla ‘alkış’ da onlardan beklenen tepkilerden…

Son toplantıda katılımcılardan elini çırpan olmamış işte…

Reklam

Nedeni bu yazının girişinde var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alkış beklediği, katılımcıların ise sessiz dinlediği ‘müjdeleri’ AK Parti’nin en itibarlı gazetesinin haberinden aktarayım:

“Son dakika haberi… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Gıda ürünlerinde KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesi hakkında konuşan Erdoğan, Bakanlıkların yapılan indirimin fiyatlara yansıtılıp yansıtılmadığının takipçisi olacağını ve aksi yönde davranış sergileyen firmalara yaptırım uygulanacağını belirtti. Hayat pahalılığına da değinen Erdoğan, ‘Canımızı yakan fiyat artışları var. Emin olun, bunların hepsi geçicidir’ dedi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan küçük esnaf ve sanatkarı koruyacak şekilde benzer bir kademelendirme yapılacağını ve STK’ların elektriği ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini söyledi. Öte yandan Erdoğan çay gübrelerinin fiyatlarında indirim yapılacağını aktarırken, KYK yurtlarındaki öğrencilere de internet desteğinin ve beslenme yardımının aylık 570 TL’den 750 liraya çıkarıldığını müjdeledi.”

Tek tek ele almaya gerek yok. ‘Müjdeler’ diye sıralananlar aslında daha önce alınmış ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulmuş kararlarla ilgili düzeltmeler…

Bu açıklama da daha önceki açıklamaların yanlışını ortadan kaldırma amaçlı.

En çarpıcı örnek elbette ekonomi alanından…

Geçen yılın son günü bir dizi zam kararı açıklandı. En önemlileri elektrik ve doğalgaza getirilen zamlardı. Evinde elektriği 150 kw üzerinde kullananlar için yüzde 127’yi bulan zam öngörülüyordu. 

Zamlı faturalar gelmeye başlayınca toplumdan homurtular yükselmeye başladı.

Reklam

Bir önceki bakanlar toplantısında düzeltmeye gidilmiş, sonrasında en düşük tarife için konulmuş sınırın 150 kw’a yükseltildiği açıklanmıştı.

Dün, Cumhurbaşkanı Erdoğan o tarife sınırının yeniden değerlendirileceğini duyurdu.

Yeniden değerlendirmede bir sonuca varılabilseydi dün açıklanırdı; açıklanmadığına göre, iyileştirme yönünde henüz bir formül bulunmadığı anlaşılıyor.

Nasıl alkışlasın insanlar “Yeniden değerlendireceğiz” düz açıklamasını…

Herkesi tatmin edecek çözüm muhalefetin talebidir: Zamların bütünüyle geri alınması

Doğalgazda da durum farklı değil. Onun faturaları da can yakıyor. Muhalefet doğalgazda KDV’nin yüzde 18’den yüzde 1’e indirilip ÖTV’nin de bütünüyle kaldırılmasını istiyor.      

Temel gıda maddelerinde KDV yüzde 8’den 1’e indirilebildi. O ‘müjdeyi’ de Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurmuştu. O konuda yapılabilen neden elektrik ve doğalgazda tekrarlanamasın?

Aslında her vergi indirimi bütçede daha önce öngörülmemiş artışlara sebep oluyor ve o açığı kapatmak için yeni vergiler konulması gerekecek. Ayrıca, temel gıda maddelerindeki KDV indirimi, piyasalar açısından anlaşılır sebeplerle, fiyatlarda işe yarayacak kadar aşağıya doğru bir ivmeye yol açmadı.

Hayat hala pahalı.

Bu konu ne zaman açılsa, iktidar sözcüleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da sevdiği, “Bütün dünyada böyle” gerekçesine sarılıyor.

Fiyatların Avrupa ve Amerika’da da arttığı doğrudur. Korona salgını sebebiyle ekonomide bozulmalar her ülkede varlığını hissettiriyor. Hayat her yerde eskisinden daha pahalı. 

Ama ne kadar pahalı?

Enflasyon Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 6.5; ABD’de ise yüzde 7.5’a çıktı. O ülkelerin çoğunda bu artışın sebebi, genellikle, Korona’nın yol açtığı iş ve gelir kaybını karşılamak üzere vatandaşlarının büyük bölümüne fazladan ödenen paralar. Daha doğrusu o paraları ödemek için banknot basımına gidilmesi…

Para basmak enflasyonu tetikliyor. 

Tetikliyor ama işte oralarda yüzde 6.5 veya 7.5 kadar…

Bizde ise TÜİK rakamlarına göre bile TÜFE (tüketici enflasyonu) yüzde 50, ÜFE de (üretici enflasyonu) yüzde 100 civarında.      

Ayrıca o ülkelerdeki asgari ücretlerin, yine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘müjde’ olarak duyurulmuş yüzde 50 artışa rağmen, bizdekinin en az 5-6 katı olduğunu da unutmayalım.

Övünmek için “Avrupa’nın en ucuz benzin/mazot fiyatı bizde” deniliyor değil mi, öyle. Ancak o ülkelerdeki fert başına milli gelir (FBMG) bizde 8 bine düşmüş olan FBMG’in en az 4-5 katı. Bu arada, ‘en ucuz’ olma özelliğini de yakında kaybedecek ülkemizdeki benzin/mazot fiyatları.

Diyeceğim şu: Bundan böyle alınan kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü veya iletişim sorumlusu açıklasın. Hiç değilse ekonomiyle ilgili olanları. Aksi halde, her yeni açıklama, TL’nin değerini kaybetmesine yol açtığı için ekonomideki sorunların katlanmasını getiren ‘faiz’ konusundaki ısrarı hatırlatıyor.

Neden böyle bir tavsiyede bulunduğum herhalde anlaşılmıştır.

ΩΩΩΩ 

Reklam

27 YORUMLAR

  1. Habertürkün araba yazarı “Takipçisi olsan kaç yazar, katil üç seneye serbest” diye başlık atmış ama hemen altındaysa canlı yayında kameraman tokatladığı için istifa ettiği söylenen yazar sarıkaya geri dönmüş, hem de sevgililer günü yazısıyla iyi mi?
    Kadın dövene tukaka, erkekse koy tüne gitsin!

  2. “Zamlı faturalar gelmeye başlayınca toplumdan homurtular yükselmeye başladı.” Ne homurtusu sayın yazar: Çığlık, feryat… Elektrik faturaları milletin ocağına nerede ise incir dikecek. 3 kişilik küçük bir eve 15 Aralıkta 575 lira olarak gelen elektrik faturası 14 ocakta 1.450, 14 şubatta 2.050 liraya fırladı. Hemen hemen aynı kwh tüketim. Bir emekli için ağır bir darbe. Bunu ödemek için arabaya binmekten vazgeçtik, her hafta pazara gidemeyeceğim, marketlerden az ve ucuzunu alacağım. Evde battaniye ile oturmaya başladık.
    İşsizleri, 2.500 lira emekli aylığı alanları, asgari ücretlileri, kirada oturanları, çok çocukluları, öğrencisi olanları düşününce içimi derin bir sızı kaplıyor. Memleketi bu hale getirenlerin ve onlara destek olanların ….
    Sayın Koru feryat edenleri sosyal medyada görmüyor musunuz? Görüyorsanız niye kuvvetli bir şekilde dile getirmiyorsunuz? Ne şiş yansın ne kebab, türü yazılarınız hiç işe yaramıyor.

  3. Türkiye ve Almanya’daki Elektrik Fiyatlarını Karṣılaṣtırmak Isteyenlere Teknik Bilgiler:

    2017 yılının ṣubat ayında Almanya’da bir KWh elektrik 0.30 Euro civarındaydı. O zamanlar bir Euro 3.90 TL yapıyordu. 2017 yılında Almanya’daki bir KWh elektriğin Türk lirası karṣılığı =.0.30 X 3.90 = 1,17 TL idi.

    2022 yılının ṣubat ayında Almanya’da bir KWh elektrik 0,36 Euro. Bir Euro bugünlerde 15,50 TL civarında. 2022 yılında Almanya’daki bir KWh elektriğin TL karṣılığı 0,36 € X 15,5= 5,58 TL oldu.

    2017 – 2022 arasında Almanya’daki bir KWh elektriğin TL olarak karṣılığı 4,76 katı artmıṣ (5,58: 1,17= 4,76).

    Aynı yıllar arasında TL, Euro (€) karṣısında 3,97 katı değer kaybetmiṣ: (15,5:3.90 = 3,97).

    Elektrik fiyatlarını Google’den, döviz kuru bilgilerini de bu adresten aldım.
    https://ogy.de/kwt1

    • İktidar ‘yandaşları’İMF’yi Türkiye’den kovmakla övünüyorlar. H.Gayretin burada hemen her gün bu konudaki tafrası eksik olmuyor.

      İMF’nin kuruluş amaçları arasında şöyle bir madde var: “üye ülkeler altın ve dövize endeksli İMF’ye kaydettirdikleri parite değerini düşürmelerini engellemek. Zaruret karşısında %10 develüasyon yapabilirler fakat %10’un üzerinde develüasyon yapmak için İMF’den izin almak zorundalar.”

      Bu maddenin mantığını da şöyle izah etmişler: ” İMF’nin kuruluş amacı dünya ticaret dengesini korumak.”

      Yani bir ülke kendi kafasına göre devalüasyon yaparak uluslararası ticaretten kendine menfaat sağlayamaz diyor kısaca.

      Neydi Çin modeli, TL’nin değerini düşürerek ihracatın artırılması yoluyla büyüme hedefi. Yani imf’nin iznine bağlı bir uygulama.

      TL’nin değeri ne kadar düştü net bilmiyorum ama en iyimser haliyle % 300 civarında. Bu tamamen imf’nin izniyle olduğu anlaşılıyor. Ara ara imf temsilcileriyle görüşmeler yapıldığını yansıyan haberlerden biliyoruz.

      İmf’ye üye 190 ülkeden biriyiz ve her sene milyonlarca dolar üyelik bedeli ödüyoruz. Sadece son 20 senedir ödediğimiz parayı kredi olarak geri alsak bile büyük bir meblağ tutar.

      Kapı kapı dolaşıp internasyonal tefecilerden yüksek faizler ödeyerek para arayan reis neden hakkımız olan imf kredisine başvurmuyor?

      • „IMF NASIL BORÇ VERİR?
        IMF, fondan yararlanmak isteyen ülkelerden kredilerin fonun amaçlarına uygun bir şekilde kullanılmasını şart koşar. Bu doğrultuda fondan yaralanacak ülke, IMF İcra Direktörleri Kurulu’na izleyeceği ekonomi politikalarını ve önlemlerini içeren bir niyet mektubu sunar. Niyet mektubunun kabul edilmesi üzerine kredi sağlanır.“

        Türk Hükümetinin kredi almak iҫin IMF’e vermesi gereken niyet mektubunda „ Nass kuralları ve faiz sebep enflasyon netice“ gibi veya benzer bir cümlenin olduğunu bir düṣünün.

        IMF’in böyle bir niyet mektubunu kabul edeceğini düṣünmek mümkün mü?
        Alıntı aṣağıdaki linkten:
        https://www.haberler.com/imf-nedir-imf-nerede-ne-zaman-kuruldu-imf-13717732-haberi/

  4. Fehmi beyin  yazılarında Türkiye yanlızşlaşmışmış ile ilgili bir sürü şey yazdığını görürsünüz.. Yanlızız, yanlızız çok yanlızız.

      İçerideki keşmekeşi, terör örgütleri ve güdümlü siyaset üzerinden hibrit savaş oyunlarını, ekonomik çelme takma fırıldaklarını bir kenara koyarsak eğer  dışarıda Türkiye lehine müthiş gelişmeler var.

    Fehmi bey de tık yok.

      CIA ortaklığında 15 Temmuz işgal girişimine verdiği destek dâhil, yıllardır Türkiye’ye karşı açık düşmanlık sergileyen Abu Dabi yönetimi ile çok kısa sürede gelinen noktaya bakın.Aynı şekilde İsrail de geri adım attı ve aradaki gerilimi düşürecek bir yola girildi.  Benzer adımlar Suudi Arabistan ve Mısır’la atıldı, devamı gelecek.Herkes şunu gördü; bölgede Türkiye ile birlikte yürümeden varılabilecek bir yer yok.

    BAE’nin bile düşmanlığı kırıldı, muhalifler aksine daha da bilendi.  Terör örgütleri ile ittifak yapıp ülke kurtarmayı vadeden muhalefet de sadece bize mahsustur. ABD ve Avrupa ne istiyorsa harfiyen yerine getirmeyi taahhüt edenler de bize mahsustur herhalde.

    • yani siz şimdi amerikayla CİA ye rağmen mi ısraille BAE ile mısır ile sudi arabistan ile yakınlaşıyorsunuz, yani amerika türkiyenin bu ülkelere yanaşmasına karşı mı?

      Ama burda H.Gayret’in de gayretlerini görmezseniz olmaz. adam yıllardır “güneydeki en sevdiğimiz ülke” diye diye sonunda israil cumhurbaşkanından mart başına randevuyu kaptılar:))

      • Baran bey otoriteye saygılı olunsun, büyük ülkeler istediğine yanaşır, istediğinden uzaklaşır, her zaman büyüklere saygı küçüklere sevgimiz olsun, ok?

    • ‘Fehmi Bey’de tık yok’ diyorsun da akşam sabah senin tıklaman yetiyor da artıyor bile , Fehmi Beye ne gerek var !

  5. Almanyada 1 Avro Kaç Avro

    Övünmek için “Avrupa’nın en ucuz benzin/mazot fiyatı bizde” deniliyor değil mi, öyle. Ancak o ülkelerdeki fert başına milli gelir (FBMG) bizde 8 bine düşmüş olan FBMG’in en az 4-5 katı. Bu arada, ‘en ucuz’ olma özelliğini de yakında kaybedecek ülkemizdeki benzin/mazot fiyatları.

    Demiş yazar, çokta suçlamayalım hemen hemen tüm muhalefetin, titrinde doç. prof yazan ekran trollerinin iddiası bu. Avrupada asgari ücret bizim 10 katımız olduğu için benzin fiyatı pahalı sayılmazmış. Malesef petrol gaz fiyatı öyle belirlenmiyor. Bunlar uluslararası borsada fiayatı belirlenen üç aşağı beş yukarı fiyatı her yerde aynı olan mallar. Mesela altın gibi. Örnekle açıklayayım çünki muhalefetin anlayacağı yok; altının onsu ortalama 1800 dolar. Bu abd de almanyada da ülkemizde de kabaca böyledir. Yani bizim asgari ücretimiz düşük agam bizde 250 dolar olsun diyemezsiniz. Almanyada asgari ücret yüksekse daha iyi ya o ülke vatandaşına yüksek asgari ücret verecek kadar güçlü demektir. Bu da benzin fiyatını daha da ucuza vermesi gerektiğini gösterir. Yoksa gariban türkiyeden daha pahalı benzin satmak almanyaya yakışıyor mu:))
    Gelelim zurnanın peşrevine, eskiden de avrupada asgari ücret bizden kat be kat fazlaydı ama o günlerde avrupanın en pahalı benzini bizde idi.

  6. Her nimetin bir külfeti vardır.
    Nimete kavuşan külfete de katlanacaktir.
    Öyle olunca da ben bu yazıdan bir şey anlamamisem ağam!

  7. Bir gece için 100 bin liralık Hilton orelinde çektiği video ile gündeme gelen Kılıçtaroğlu elektrik faturasını ödemeyeceğini belirtmişti. Fakirlik edebiyatına başvurmuştu. Kemal Bey fakirlik edebiyatından sıkılmış anlaşılan.  Sevgililer Günü’nde özel jetiyle İzmir’e gitmiş, sonra da Ankara’ya geri dönüp gün bitmeden eşiyle poz verip paylaşmış. Beyimiz şimdi de jetlerle geziyor. Sanırım yüz bin liradan fazladır jet kirası. Peki ya Meral Hanım? Onun da jet tutkusu malum.
      Tamam elektrik faturasını ödeyemiyorum diye dert yanıyorsunda otel ve jet parasını nasıl ödeyebiliyorsun. Millet bu durumu görmüyor mu sanıyorsun.
       Tiyatro oynamakran sıkıldı anlaşılan.

    • İtibardan tasarruf olmaz özdeyişini AKP lideri öğretmişti bize hatırlarsan. Olacak artık o kadar …

        • Resmi görevlerde devletin , milletin itibarı olduğu doğru da özel işlerde kimin itibarı oluyor acaba !
          Laf cambazlığında maşallah üstünüze yok !

          • Hangi özel işmiş.Bir ermeniden el konulan rutebetten iflahı sökülmüş bir konağın (sümüklü papazın çiftliği bile daha büyük ve daha iyi ) yerine TC ye yakışır bir saray yapmak mı ?
            Hani şu muslukları altın olan .
            Ama ingiliz,abd,fransa saraylarını övemkle bitiremezsiniz.
            Bitmedi şu tedbir,,algı ,yalan propagandanız.
            ABD sahi sizi niye besliyor.
            “Haçlılar nasmusunza dokunmaz” propagandası yapasanız ve buna karşı çıkanları da itibarsızlaştırın diye

  8. Son anketlerde 2023’te gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçiminde kime oy verirsiniz sorusuna verilen yanıtta şu oranlar oluşmuş.

    Erdoğan: Yüzde 32.4

    Kılıçdaroğlu: 13.3

    Mansur Yavaş: 11.5

    İmamoğlu: 6.4

    Bu verilere göre Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun iki katına ulaşırken iki puanlık farkla ilk kez Mansur Yavaş’ı da geçti. İmamoğlu ise dördüncü sıraya geriledi.

    ALTILI yuvarlak masa olayı..Kemal Kılıçdaroğlu’nu ön plana çıkarırken…
    Ekrem İmamoğlu’nu geriye düşürdü. Kılıçtaroğlu İmamoğlunun önüne geçti. Durum 3-2 ye geldi.

    İstanbullular yoğun kar yağışının yaşandığı sırada Ekrem İmamoğlu’nun İngiliz Büyükelçi ile balıkçıda yemek yemesini doğru bulmamış.
    Ankete katılanların yüzde 49.5’i ‘Olumsuz karşılıyorum’ derken, olumlu bulanların oranı yüzde 33.7’de kalmış.
    Kılıçdaroğlu’nun elektrik faturasını ödememe çağrısını sormuş. Halkımız zamlardan şikâyetçi ama Kılıçdaroğlu’nun tutumunu da onaylamıyor. ‘Doğru bulmuyorum’ diyenlerin oranı yüzde 46.1 olurken, ‘Olumlu karşılıyorum’ diyenlerin oranı yüzde 29.3 çıkmış.

    Ekrem İmamoğlu’na yeniden ön plana çıkmak için;
    Derhal Kanal İstanbul karşıtı bir açıklama yapabilir. Veya acilen Alman Büyükelçi’den ziyaret talep edebilir. Fark açılıyor. İmamoğlunun danışmanı dönmedi mi daha Davos kayak merkezinden.

  9. Vergi yi kaldırmakla iş bitmiyor, “..ve o açığı kapatmak için yeni vergiler konulması gerekecek.” Tespiti zorunluluk!
    Farkı farkedelim:
    – temel ihtiyaç öncelli herşeyi ucuzlatalım! (Gıda elektrik doğalgaz ulaşım gibi)
    – dayanıklı, daha sonra alınabilecek, daha sonra yapılsa da olur, gibi (lux diyelim) şeylere kısa bir ara verelim (bunların KDV ÖTV leri uygun oranda artırılabilir)
    – emeğin karşılığını, alınterini tam verelim (verdim derken keş değil gıdakartı tatil kartı ulaşım kartı gibi şeyler verelim)
    Kreşini okul masraflarını bez parasını verelim.
    – liseden çocukları stajla hayata giriş yaptıralım*****
    * Her il kendine yetecek kadar en azından yeşil sebzesini ekmeğini suyunu sütünü ekonomik temin edebilir (depozit, kendi poşetini getir vb)
    Belediyeler sadece vergi toplama ofisleri gibi çalışıyor alooooo!!!
    Yöneticimiz uyuyormu?
    Merkez emredecek
    yerel yapacak
    Merkez denetleyecek hesap soracak
    Hukuk demoklesin kılıcını sallayacak adliyedeki kadın heykeli elindeki terazi ile tartacak?

  10. Almanya’daki bir işçi emeklisi yaklaşık ikibinikiyüz Euro ve İsveç’teki bir işçi emeklisi yaklaşık yirmibeşbin İsveç kronu emekli maaşı alırken onlardaki fiyatlarla bizdeki fiyatların mukayesesi nasıl yapılabilir?

  11. Eskiden beri en sevdiğim alkışçılar hem de ayağa kalkıp kıyamda tazim edenler SSCB politbürosu üyeleridir. Hatta gözlerinden yaşlar akarak avuçlarını patlatırcasına Kuzey Kore’ nin şişkosunu alkışlayanlar bile onlara yetişemezler. Kuzey Kore tazimcileri hep biraz abartılı gelir, muhayyilem bana falakadan tabanlarım mı? yoksa alkıştan avuçlarım mı? patlasın ikileminde kalmış bürokratcıkları hatırlatır. Halbuki artık kabine, toplu faaliyetlerde tazim komutu vermeye alışık bir bakan dahi barındırıyor. Bu sayın bakana giydirilecek uygun bir üniforma ile Kuzey Kore’den ithal edilerek, yeni ihdas edilecek Alkış Bakanlığı’nın kadrolu bürokratları pekala büyük nümayişlerde ihtiyaç olduğunda komut ile alkış veya gözyaşı eşliğinde tepinme efekti verebilirler. Çekik gözlü olmaları fazlaca dikkat çekerse göz kapaklarına estetik yapılıp “double eyelid” sağlanabilir, memleketimizin yurtdışı hasta ekonomisine de katkı olur. Çakır gözlü goebbels bu bakanlığın başına yakışır eğer siyasi istikbali müsaade ederse. Teemmel

  12. Sayın koru erdoğana rakıp ol yada saklanmadan gülü sahaya sür valahi erdoğan gözümdür konuşa konuşa sizi uykusuz bırakıyor helal olsun.

  13. Bu yönetim sistemini anlayamadığımız için! bir türlü yapılanlarıda anlayamıyoruz.
    Ne yapılması gerektiğini de.?
    Başkanlık dedik ama ABD”deki nassı yapıyor bir sorup öğrenmedik! Herşeyi başgan değil, bir sürü? kim olduğunu bilmediğimiz kişiler çıkıp açıklıyor?
    (Halbuki ben olsam babacan gibi birini yrd yapardım tüm açıklamayı da ona yaptırırdım. Bu zamlardan zumlardan onu günah keçisi yapardım. Bende sütten çıkmış ak kaşık ???)

Comments are closed.