FETÖmetre… “Libya ile komşuyuz” tezi… Ve Kanal İstanbul’la ilgili dev gelir hesabı.. Bu üç konu hep aynı askerin eseri, biliyor muydunuz?

35

Bereket konuyu çok yakından izleyen kalemler var da onlar sayesinde bilinmesi gerektiği halde çoğumuzun bilmediği gündeme ilişkin gerçekler haber değeri kazanabiliyor.

Vaktiyle farklı isimlerle anılan, ancak 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ‘FETÖ’ diye anılmaya başlayan yapının bir parçası olarak görülen insanlarla ilgili Türkiye’nin çeşitli yerlerinde açılmış olan davalar hakkında önemli ayrıntıları o kalemler sayesinde öğrenebiliyoruz.

Yargılananların bir bölümü ‘terör örgütü’ üyeliğinden suçlu bulunuyor, en son Sözcü davası kararında yaşandığı üzere bir bölümü de ‘örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım ettikleri’ gerekçesiyle aynı sonuçla karşılaşıyor.

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak da ikinci grupta yer alıyor. ‘Terör örgütü üyesi değil, fakat ona yardım ettikleri’ gerekçesiyle yargılananlar grubunda…

Posta gazetesindeki köşesi şu yakınlarda Hürriyet’e taşınan Nedim Şener FETÖ konulu gelişmeleri en hassas biçimde izleyen kalemlerden… 

Şener’in geçen hafta gelişmeleri özetleyen yazısında ilginç bir bilgiyle karşılaştım: Meğer FETÖ’den yargılananlar arasından olaya katıldıklarını inkar eden asker kişilerin sayıca yarısından fazlası ‘itirafçı’ olmuş…

En iyisi yazının o bölümünü birlikte okuyalım:

“15 Temmuz darbe girişimine katılan FETÖ üyesi rütbeli TSK personelinin sayısı 5 bin 600 civarındaydı. 2017 yılı Mart ayından itibaren başlayan ‘sabit hat’ soruşturmalarında ise 17 bin 370 FETÖ üyesi tespit edildi. Yani darbeye katılanların iki katından fazlası bu yolla belirlendi. Bunların 1359’u firar ederken 16 bin 11’i gözaltına alındı. Delillere rağmen gözaltına alınan ve inkâr yolunu seçen 6 bin 164 kişi tutuklandı. İlginç rakam ise itirafçı sayısında… Delilleri inkâr edip tutuklanan 6 bin 164 kişi iken, itirafçı olarak serbest kalanların sayısı 6 bin 439 olarak gerçekleşti. Yani inkâr edenden çok itiraf eden var. İtirafçıların gözaltına alınanlara oranı ise yüzde 41 olarak gerçekleşti.”

Reklam

‘İtirafçı’ olanlar ceza almaktan kurtuluyorlar; ancak ‘itirafçı’ sayılabilmek o kadar kolay değil; her şeyden önce kendisinin örgüt içerisinde işgal ettiği yere uygun ve daha önce hiç bilinmeyen bilgiler/isimler vermesi gerekiyor ‘itirafçı’ sayılmak için…

FETÖmetre denilen sistem

Askerlerden kimlerin ‘FETÖ üyesi’ olduğunu tespitte işe yarayan bir sistem bulunmuş; adına ‘FETÖmetre’ deniliyor. Bir tür ‘mihenk taşı’ yerine geçen bu sistemde kişilerle ilgili bilgiler çapraz sorularla sınanıyor. Önceden belirlenmiş tam 64 kriter var ve onların önemli bir bölümüne uyanların ‘FETÖcü’ olduğuna hükmediliyor.

Sistemle ilgili tablo hayli etkileyici; çok sayıda asker kişi o kriterler üzerlerine uygulanarak tespit edilmiş.  

‘FETÖmetre’ sisteminin mucidi de bir asker: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kurmay başkanı olan Tümamiral Cihat Yaycı.

Ne hikmetse, son YAŞ toplantısında terfi etmesi beklenirken, Cihat Yaycı terfi alamamış…

“Libya komşumuzdur” tezi

Oysa yalnızca ‘FETÖmetre’nin mucidi değil Tüma. Yaycı, aynı zamanda Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesiyle sonuçlanan deniz hakları konusundaki tezin sahibi de yine o.

Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Libya konusunda soruları da cevapladığı televizyon programında, adını da vererek, kendisinden sitayişle bahsetti. Libya ile aynı denizi iki tarafından paylaştığımız tezi üzerinde 10 yıldır çalışıyormuş Cihat Yaycı, hatta bu tezini işleyen ‘Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur’ adını taşıyan bir de kitap yazmış. 

Bizler “Libya konusu da nereden çıktı?” şaşkınlığını yaşarken, aslında dar bir çevrede bilinen Tüma. Yaycı’ya ait bir tez kendisini hayata geçirecek siyasileri bekliyormuş…

Konuyu Cihat Paşa’nın adıyla ilk Aydınlık gazetesi duyurmuş

FETÖmetre sistemi bile yeterli iken bir de harita üzerinde bayağı mesafeli duran Libya’nın aslında Türkiye’nin komşusu olduğu tezinin sahibi bir asker var ve o terfi ettirilmiyor…

Çok garip.

Ve kanal İstanbul hesabı

Daha da garip olan, Türkiye’nin Cihat Yaycı’ya son günlerin tartışma gündemini teşkil eden bir başka konuyu daha borçlu olduğu gerçeğinin pek bilinmemesi.

Nedim Şener’in yazısında karşılaştığım itirafçı sayısıyla ilgili ayrıntı sayesinde kendisinin FETÖmetre mucidi olduğu bilgisine ulaşınca, konuyu irdelemeye çabalarken, Libya ile ilgili tezin de aynı kişiye ait olduğunu o vesileyle öğrendim.

Oradan da, Kanal İstanbul konusunun Montrö anlaşmasını bozma riski taşıdığını ileri sürenlere karşı, Tüma. Yaycı’nın hem de ayrıntılı bir hesaplamayla “Ne münasebet, Kanal İstanbul ülke için üstelik büyük bir gelir kaynağı olacak” iddiası eşliğinde projeye sahip çıktığı gerçeğiyle karşılaştım.

Konuya ilişkin haberi önce Aydınlık gazetesinde okudum; gazetenin kaynağı ise Haber-7 internet sitesi.

Okuyalım:

Boğaz’da 2,4 milyar dolar kayıp / Dolar, altın hep artıyor ama Boğazlar’dan geçiş ücreti 35 yıldır güncellenmedi. 1983’te 1 gram altının 2.78 ABD Doları’na sabitlenmesinden ötürü Türkiye her yıl yaklaşık 2,2 milyar dolar kaybediyor. Gram altın bugün 40 dolara dayandı ancak Boğaz geçişi neredeyse bedava. Tümamiral Cihat Yaycı çarpıcı tespitler ortaya koydu.” 

Halkın pek itibar etmediği gerçeği kamuoyu yoklamalarına da yansıyan Kanal İstanbul projesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu denli sıcak bakmasının ve yakınlarının “Çatlasalar da patlasalar da yapılacak” diye konu üzerinde ısrarlı olmalarının en önemli sebebinin bu hesap olduğunu düşünüyorum.

İnşa edileceği güzergah üzerinde arsa spekülasyonuna dikkat çekenler, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden bazı yatırımcıların Kanal İstanbul bölgesinde geniş topraklar satın aldıklarının altını çizenler de oluyor; ancak esas sebep bütçeye ek gelir getireceğine dair Cihat Yaycı’nın sunduğu bu hesap ise hiç şaşırmam.

FETÖmetre… Libya’nın aslında komşumuz olduğu tezi… Ve tabii Kanal İstanbul ile ilgili hesap…

İyi de, tezlerine sahip çıkılan Tüma. Cihat Yaycı, sırası da geldiği halde, neden son YAŞ’ta terfi ettirilmedi?

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. Fehmi bey bir zahmet FETÖ metre kriterlerini herhangi bir tanıdığınıza veya alakası olmadığına emin olduğunuz birine uygular mısınız? Hiç bir şey yoksa bile kesin bir şeyler var ! Neden kim ne suç işlemiş hangi fiili yapmış? hangi operasyonda görev yapmış ,hangi yolsuzluğu yapmış sorularını sormuyorlar da niyet okuyup keyifleri kimi istiyorsa FETÖ çuvalına onu koyuyorlar.Devletin en tepesindeki ilk yüz adama uygulayabilir misiniz FETÖmetreyi ve cesurca sonuçlarını yayınlar mısınız?

  2. Koru’nun yazisi hala yayinlanmadi. Umarim hersey yolundadir. Yazamayan yazarin neden yazamadigina dair bir yaziyla karsilasmayiz umarim.

  3. FETÖ’den yargılanan askerlerin sayıca yarısından fazlası ‘itirafçı’ olmuş. İki ihtimal var: i) Bunlar kendilerini kurtarmak için samimi olarak itirafçı olmuşlardır. ii) Bu kişiler zaten Cemaat içine yerleştirilmiş ajanlardı, darbeye katılıp karşı darbeye meşruiyet kazandırdılar, sonra da itirafçı olup kurtuldular (kurtarıldılar).

    15 Temmuz’dan kısa bir süre önce “itirafçılık yasası” meclisten geçmiş ve dikkatimi çekmişti. Darbe girişiminden hemen sonra bu yasayı hatırladım, fakat kesin bir karara varmayıp beklemeye almıştım. Bu konu ve daha fazlasının gerçek anlamı dikkatli bakılınca giderek görülmeye başlandı.

    Bazı sivil derinler, Rusya’cı kanadın blöf yaptığını ve gerçek amaçlarının ABD’nin gözünde değer kazanmak olduğunu söylüyorlardı. Bunlar haklı çıkıyor olabilir, zira Kanal İstanbul bir ABD projesi gibi gözüküyor, ÇED raporunda Çanakkale Boğazında da benzerinden bahsediliyor.

    Diğer yandan Türkiye’nin Libya girişimi de şöyle okunabilir. Müdahale edilmez ise General Hafter Libya’da hakimiyeti sağlayabilir ve tek bir Libya Cemahiriyesi tekrar oluşabilirdi. Oysa ABD’nin planı Libya’yı ikiye bölmekti fakat Rusya ve Fransa’nın (Almanya ve İtalya’nın da) tek bir Libya’dan yana olması karşısında Türkiye’yi öne sürdü. Şimdi Hafter Türkiye’ye rağmen tüm Libya’yı ele geçiremez, Saraç ise bunu hiç yapamaz. Yani Libya, Türkiye (Erdoğan ve Bahçeli) eliyle ikiye bölünmüş olacaktır.

    Türkiye MEB anlaşmasını daha önce Kaddafi Libya’sı ile neden yapmadı? Neden Hafter Libya’yı ele geçirmek üzereyken bu aklımıza geldi? Türkiye’yi gerçekte kimler yönetiyor bundan pek emin değilim. Eğer bunca soruna ve büyük hatalara rağmen Cumhur İttifakı devam ederse, bunun anlamı bazı emperyal güçler böyle istediği için olacaktır. Milli (ulusal) üst akıl konusunu tekrar düşünelim derim.

    • Kıvranmanıza gerek yok Sn F.K.T.; dilinizin altındaki baklayı gönül rahatlığıyla çıkarabilirsiniz; Amerikan uşağı Üst Aklımızla ne güzel Türkiye’yi sağıyorduk diyorsunuz.

      Amerikan uşaklığı yapmayan üst akıl tu kaka diyorsunuz.

      • ABD’nin Türkiye’yi kullanmasına karşı bir uyarı olan yazımı üstünkörü okuyup da söylediğimin zıttı bir sonuca vardıysanız basit davranmışsınız derim. Fakat dikkatlice okuyup da bu sonuca vardıysanız eğer, ya aklınızdan yada iyi niyetinizden şüphe etmek durumundayım. ABD Hafter’e de Saraç’a da karşı değil, amacı bunları kapıştırıp Libya’yı ikiye bölmek ve bunun için Türkiye’ye (Cumhur İttifakı’na) bir görev verildi demek istiyorum. Bu durumda kimin Amerikan uşağı olduğu tartışmasına girmeyelim, yorumcular karar versin derim.

        • Sn F.K.T.,

          Türkiye’nin milli çıkarlarını korumak için yaptığı Libya hamlesini Amerikan uşaklığına yoran bir aklın sorunlu olduğunu herhalde okurlar takdir edecektir.

          Sizin tahayyülünüzdeki Türkiye hala 1950-1989 arası koşulsuz ABD ve İsrail çıkarlarına eklemlenmiş Türkiye.Yorumlarınız hala o dönemin özlemiyle yanıp tutuşuyor.

          • Zaten oyuna getirilme milli veya dini çıkarları koruma refleksi kullanılarak planlanıyor. Saddam Hüseyin de Irak’ın milli çıkarlarını korumak için Kuveyt’e girmişti.
            Türkiye-Libya MEB anlaşmasına tabi ki karşı değilim. Fakat bunun perde arkasında olabilecekler hakkında düşüncelerimi ifade ediyorum. Tedbirli hareket etmeyi ve kötü olasılıkları da hesaba katmayı önermek sizi neden rahatsız ediyor. Cumhur İttifakı dediğiniz gibi olsaydı Türkiye’nin Suriye, Mısır, Suudi Arabistan, İsrail ile ilişkilerini de normalleştirmeye çalıştırması gerekirdi. Fakat bunu yapmadıkları gibi bir Rusya’nın bir ABD’nin kucağına oturuyorlar. Açıkçası sözde derin devletin içinde kripto devşirmeler olduğu kanaatindeyim. Bunlar eskiden de vardı şimdi de varlar.

          • Teşbihte hata olmuş Sn F.K.T.

            Türkiye Libya’yı işgal etmiyor.

            Türkiye’nin devlet aklıyla Saddam dönemi Irak’ın devlet aklını aynı kefeye koyuyorsunuz.

            Sizinki ihtiyat dili değil suya sabuna dokunmama anlayışı.

          • Sn İnci
            Umarım siz haklı çıkarsınız da sonuç olumlu olur. Benim haklı çıkmam beni memnun etmeyecektir.

  4. Fehmi Koru dünkü yazısı: Bu yazının sizde bırakmasını umduğum özetini hemen en başta paylaşayım: Yandaşlık zararlıdır…

    Fehmi bey,saydığı üç önemli konuyu değersizleştirmek için mimarının perinçekçi olmasını öne çıkarmış…
    Tabiki Perinçek zihniyetinin devleti ele geçirmesi kimse istemez…
    Tamam da Fetömetre…. Libya anlaşması…. Kanal İstanbul….meselelerinde kendi yandaşçıları nerde Babacan ve Gül bu meselelerdeki fikirleri nedir… ne düşünüyorlar mesela askeriyedeki ve emniyetteki kripto fetöcüler için…Libya meselesine ne diyorlar….Ülke adına ne gibi katkıları olabilir…
    Fetöcülerin ağzında bi sakız yok Miti menzil ele geçirdi yok emniyeti sülaymancılar ele geçirdi yok yargıyı perinçekçiler ele geçirdi… Zamanında hepsi ellerindeydi.. şimdi çamur atıp milleti korkutuyorlar… Merak etmeyin millet için devlet için kim çalışıyorsa onlara devlet destek verir…Parelel devlete müsade yok…
    Ekrem bile çalışıyor fikir yürütüyor…Kanal İstanbul için Ekrem imamoğlu yandaş profesörleri toplamış…. Çıkan sonuç….Çalıştayda konuşan Cemal Saydam isimli bir Prof., Kanal İstanbul etkileriyle Marmara Denizi’nde biriken hidrojen sülfürün çürük yumurta kokusu ortaya çıkaracağını söyledi ve sonra bombayı patlattı.
    “Hidrojen sülfür erkekleri kısırlaştırır. Kanal yapılırsa çocuğunuz olmaz. Referandum yapılacaksa ona göre karar verin” dedi….
    Adamlar çalışıyor, yüksek fikirler üretiyorlar…

    • Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerin öğrencileri (süleymancılar),

      Tayyip erdoğana biat etmeyen cemaatlerden birisi,

      içlerine ajan sokarak 4 gruba bölmüşlerdir.

      içinde biat etmeyenin bir grubun geçenlerde AKP belediyesi istanbulda yurtlarını yıkmıştı.

      • Şahin bey ajan örgütünün içine ajan sokup bunları parçalamak ne zamandan beri suç oldu? Kaldı ki merhum şişman kemal(kemal kacar)den sonra zaten torunları arasındaki çekişmeden dolayı parçalanmış bir terör örgütü değil miydi bunlar..?

    • Profosor Cemal efendi, Kanal yapilir ise İstanbullu efendiler en az 3 çocuk yapamaz ve ulul emr’in dediğinden çıkıp günaha girerler deyu ikaz ediyor. Hadi bakalım, ya üç çocuk ya Kanal. Ya herru ya merru.

  5. Fehmi Bey,
    Yarın, sizin de bildiğiniz, ama dillendirmeye cesaret edemediğiniz gerçekler ortaya çıkınca ne yapacaksınız? Çok merak ediyorum gerçekten.

  6. Nedim ŞENER bu meseleye neden bu kadar asılıyor. Mesele duygusal olabilir mi? FETÖ siyasi destekle Nedimi kodese soktu. Nedim ortaklardan birinden neden vazgeçti de biriyle uğraşıyor.

  7. fetometre dedikleri esasen 40 yıllık müktesebatı n değerlendirilmesi, antivirüs programı gibi suç teşkil eden durumların kişiye uygulanması…darbeden sonrası ilişkilerini, muhalefetini(darbeye götüren iktidardır vb) devam ettirenleri ,sulandiranlari kapsıyor.mesala tapudaki değişiklikler,imtihanlardan başarı, atama ve hep aynı kişilerce desteklenmek filan

  8. Geçenlerde fatih bey derin devlet konusunda kavramlara işaret etmişti, önemli olduğunu düşünürüm. Derin devlet(deep state) ten anladığımız genelde karanlık devlet(dark state) ya da devletin karanlık yüzü(dark side of the state) gibi kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda çalışan, çalışırken zaman zaman devletin lehine çoğu zaman aleyhine olan güç akıl para mevki sahibi grup ve gruplar akla geliyor sanki. Derin devlet tam tersi güç akıl para mevki sahibi devletin cesitli kadrolarinda bulunmuş devletin ali çıkarları için çalışan deneyimli ve bilge olan bir ihtiyarlar heyeti mi demek? Hangisi?
    Kelimelere, kavramlara yüklediğimiz anlamlar önemli çünkü onlar üzerinden düşünebiliyoruz. Düşünmek ise en değerli yetimiz.
    Fetömetre den ne anlıyoruz?
    Hükumetin aklına eseni yapmak, cezalandırmak istediğini yakalamak istediği bir enstrüman mı, yoksa elden geldigince az hata yapmak için başvurduğu bir çare mi? Cevap fetö diye bir sorun olmadığını düşünenler için kolay sadece. Benim gibi bunun ciddi bir ülke sorunu olduğunu düşünenler icin zor. Hem hic kimsenin hakkı yenmesin, çoluğu çocuğu mağdur olmasın hem de devlete millete zarar vermek isteyenler işlevsiz kalsın diyenler için cevap vermek çok zor. Özellikle hükümetin yıllar boyunca yollarda birlikte yürüdükten sonra bunu sağlam ve doğru bir boyutta hak ve hukukun ise son derece sıkıntılı olduğu zamanlarda adil bir şekilde çözeceğini düşünmek kolay değil. Gelecek başka hükümetlerin de sağlam bir şekilde doğru ve adil çözüm üretme şansı fazla değil. Üstelik bizim gibi toplumlar fetö süz_oktarsız kalamazlar, biri biter diğeri zaten işi büyütmek üzeredir.
    Vakit buldukça tartışma programları izliyorum, genelde habertürk oluyor. Libya ile olan kıta sahanlığı anlaşması için hemen herkes hemfikir, doğru yapıldığı yönünde. Sadece geç kalınmış olduğu eleştirileri var. İş asker göndermeye gelince elbette sıkıntılı bir durum olduğundan ayrışma başlıyor yoksa bildiğim kadarıyla libya ile komşu olduğumuz ya da bir şekilde olmalıyız konuusunda fazla ihtilaf yok. Ben bu anlaşmanın önemine binaen asker göndermeliyiz diye düşünüyorum, akdeniz de olanlara bakınca fazla da seçenek yok gibi.
    Kanal istanbula gelince, bence,
    Bu içinde bulunduğumuz zamana, içinde bulunduğumuz sartlara, maddi ve manevi kaynaklara uygun bir proje değildir. Ekonominin bunca sıkıntılı olduğu işsizliğin dünya ortalamasını bile yükselttiği bir zamanda nasıl bir akıl tutulması ile böyle uzun tartışılmadan bilimsel veriler tarafsız incelenmeden ve tarafsız değerlendirilmeden karar verilebilir? Bu istanbul için ve bugün için kesinlikle verilemeyecek bir karardır. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli, ısrar etmemelidir. Bu gereksiz ve pahalı belki de ileride büyük sorunlar çıkarma potansiyeli olan projeyi halka anlatmanın bir yolu yoktur.

    • Didem hanım selam, değerli yorumlarınızı gerçekten severek ve beğenerek okuyoruz; değindiğiniz konularda müsaadenizle bikaç cümle ilave etmek istiyorum: fetömetre deniz kuvvetlerinde üretilmiş ve kullanılmış bir arındırma yöntemidir, bu uygulama devletimizin diğer kurumlarında da kullanılmalıdır ve önemlidir, zaten doğal olarak bu türden bir güvenlik soruşturmasının kamuya yapılacak tüm atamalarda rutin olması gerekir. Benim tanıdığım ve bildiğim tüm fetöcüler hapiste veya ihraç edildiler, içlerinden pişman olup yargıya yardımcı olanlar da serbest kaldılar, çoğu hala iflah olmaz bir şekilde beklenen salih zatın yolunu gözlüyor. Yani bunları kamudan ayıklamak için öyle bulunmaz hint kumaşı sistemler geliştirmeye falan gerek yok aslın; herkes kimin ne mal olduğunu bilmiyor mu? Allaha şükür devletimiz de biliyor ve gereğini yapıyor, mağdurum diyen de hakkını geri alıyor zaten. Kanal projesine gelince; sürekli “yaptırtmayacaaz!” diyen bir muhalefetimiz var ve onlara rağmen birçok mega proje zaten yapıldı, bu da yapılacak. Keşke imkan olsa da ülkemizde yapalım denilen her iş sorgusuz sualsiz yapılıyor/yapılabiliyor olsa ve sadece beğenmediklerimizi kullanmasak..? Memleketimiz her bakımdan 1040tan beridirki en güçlü dönemini yaşıyor; zaman sizi beklemez, almanlar hala yeni havaalanını bitirip hizmete açamadılar, türkiye çoktan açtı..! Eğer ne acelesi var dersek bu türke yaraşmaz: yoksa çanakkale kahramanı seyit onbaşı(ruhu şad olsun, torunları varsa tuttukları altın olsun) hala 250kg lik top mermisinin başın kafasını kaşıyor olabilirdi; kaldırsam bile topun ağzına sürebilir miyim acaba, hadi sürdük diyelim ya isabet etmezse, etse bile neye yariicak ki diye düşünmekten helak olmak da mümkündür. Ömründe yumurtadan başka bir şey kaldırmamış bu muhalefeti türkiyemiz daha fazla sırtında taşıyamaz. Sevgilerimle…

      • “Memleketimiz her bakımdan 1040tan beridirki en güçlü dönemini yaşıyor” … “hala 250kg lik top mermisinin başın kafasını kaşıyor olabilirdi; kaldırsam bile topun ağzına sürebilir miyim acaba, hadi sürdük diyelim ya isabet etmezse, etse bile neye yariicak ki diye düşünmekten helak olmak da mümkündür.”

        Bu cümleleri kuruyorsunuz nasıl ? siz gizli bir kahmansınız bence.

      • Havaalanı, köprü, otoyol vb yapılmış ve yapılmakta olan projeler getirilen bazı haklı elestirilere rağmen savunulabilir projeler idi, lakin bu kanal projesinin savunulur tarafı yok. En azından ben bulamıyorum.
        Mega inşaat projeleri yerine mega üretim projelerinin vakti geldi de geçmiyor mu sence?
        Selamlar.

  9. Fetömetre Erdoğan ın elinde.Onunla istediğini asıp kesiyor.Libya da ateşkeş, herşey bitti demek değildir.Komşuluk hukuku orasını gasp etmek veya çıkarları için kullanmak demek değildir.Kanal İstanbul ve diğer işleri için ,rant var itirafını yapan AKP iktidarı;kendileri ve yerli yabancı yandaşlarının rantı için uğraşıyor.Başkasına yok.Onlar kapsın,siz bakın.

  10. Amiralimizin terfi etmemesinin sebebini elbette işin sahipleri dışında bilen yoktur.
    Belki de amiralimiz icat ettiği FETÖmetreden dolayı terfi ettirilmemiştir.
    Kim bilir, onun bu icadı ile belki binlerce garibanın hayatı alt üst edilirken bazılarının sadece rahatı kaçmıştır.

  11. Fehmi bey,

    Her yıl askeri şura kararları oluyordu. Her yıl 300, 400 kişi Namaz kılıyor diye ordudan atılıyordu.

    Ordu ve mite girenlerin 7 ceddi araştırıloyordu. Orduda, değil cemaat. Namazlı kişiler olamıyordu.

    Orduda cemaat nasıl oluyor izah edermisiniz.

    Darbeden sonra 30.000 Polis atıldı. Polislerin Büyük çoğunluğu cemaatin elemanlarından oluşuyor.

    Bu polisler ellerinde silah olduğu halde Darbeye neden karışmadı?

  12. Dün gece ulusal kanallarda mehdi gelecek mi tartışılıyordu. Gülerce güller saçarken köşesinde Sözcü ve yazarları Fetöcülükten mahkumiyet aldılar. Her istediklerini verenler, parsel parsel verenler ve verdi diyenler de hala muteber. Emir kulu erler ve askeri öğrenciler ömür boyu yatacaklar. Gecenin 02.00 de hep bir ağızdan sela veren imamları kim buna yönlendirdi bilen yok. Urla Bld. başkanından başka fetöcülükle suçlanan siyasi yok. Böyle kokuşmuş bir devlet uzun süre ayakta duramaz.

  13. 1dolarlık mankurtlar kendi f16larımızla milletimizi bombalamayı planlarken bir başka subayımız da milletimizin ufkunu açacak yepyeni projelerle meşgulmüş..! Galiba iki taraf da planlarını uygulama şansı bulmuş oluyor böylece: hangisini tercih edersiniz..?

  14. MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Sağlık Bakanı’nın boğazını sıkarak küfür ettiğini söylediği video ile ilgili “O görüntüler 20 yıl önce çekildi, AK Parti döneminde değil” açıklaması yaptı.Olay 2002 deki 57.hükümet zamanında ;DSP;MHP;ANAP koolisyonunda olmuş.O zaman küfür ettiği Sağlık bakanı MHP li Osman Durmuş.MHP içinde demokrasi yok iken ve birbirlerinin boğazını sıkıp küfrediyorken;memlekete verebilecekleri hiçbirşey yok.Sadece mafyalıkları var.Sonra oturular ve yaptıkları mafyalıklar ile övünürler.Kimler oy verdiğinizi düşünmeden verirseniz olacağı bu.Sizler oyalrınızla desteklersiniz,onlar gider çete olur,devlet içinde devlet olur.Demokrasi demek,çeteleri devlet içine sokmak demek değil.

  15. 15 Temmuz darbe girişimi ne kadar da bereketli bir grişimmiş! Gün geçtikçe yeni yeni seneryolar yeni bilgiler öğreniyoruz. Bir de feto siyasi ayağı harekatı olsaydı da siyasetçiler de itirafçı olsalardı….

  16. Aman, Allahım!!!! Türkiye kimlere teslim olmuş?
    Resmen “TIMARHANELIKLER” var. 18 yılda 1400 yil önceki Cahiliye dönemine RAHMET okutacak bir seviyeye gelmişiz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız