İsrail’de bir gazeteci Filistinli birine madalya verilmesi gerektiğini söylemiş… E, ne olmuş?

20
İtamar Ben-Gvir, Mescid-i Aksa mahallinde..
Reklam

Hükümet dış politikada yeni bir üslup benimsedi; düne kadar şekerrenk olduğumuz ülkelerle arayı düzeltme çabası içinde. En son örnek Suriye. Heyetler arası görüşmeler başladı; beklenen, liderlerin de bir araya gelmesi.

Eskiden “Komşularla sıfır sorun” diye bir slogan vardı, o sloganın mucidi artık AK Parti’de değil ama politikası AK Parti tarafından uygulanmaya çalışılıyor.

İsrail’le de ilişkiler düzeldi.

Davos’ta, İsrail cumhurbaşkanı Şimon Perez’le aynı panelde konuşurken o zaman başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın “One Minute” çıkışı sonrasında ilişkiler soğumuştu (2009). Şimdi düzeliyor. Önceki gün, yeni atanan büyükelçimiz Şakir Özkan Torunlar İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a itimat belgesini sundu.

Geçen yıl ülkemizi iki kez ziyaret eden Herzog, Büyükelçi Torunlar’a, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı İsrail’de görmek istediklerini iletmiş.

Resmi davet demek bu.

O gün bugündür İsrail haberlerini biraz daha yakından izlemeye gayret ediyorum.

Hani olmaz ya, Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’e giderken temaslarını izlemesini isteyeceği gazeteciler arasına beni de katabilir düşüncesiyle…

Reklam

Neden böyle düşündüğümü açıklayayım.

Türkiye İsrail’i kurulduktan (1948) kısa sonra tanıyan ve diplomatik ilişkiler kuran ilk Müslüman ülke. O günden sonra başlayan sıcak ilişkiler, 12 Eylül (1980) askeri darbesi sonrasında kurulan hükümetin diplomat kökenli dışişleri bakanı İlter Türkmen tarafından üçüncü katip düzeyine indirilmişti.

İlişkilerin yeniden düzelmesi ve temsilin bir kez daha büyükelçi düzeyine çıkartılması için DYP-SHP hükümetinin kurulması beklendi (Aralık 1991). 

O hükümetin dışişleri bakanı Hikmet Çetin Türkiye’den İsrail’e giden ilk devlet adamı oldu (Kasım 1993).

Bir yıl sonra da onu Başbakan Tansu Çiller’in ziyareti izledi (Kasım 1994).

İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oldu (Mart 1996).

Karşılıklı ziyaretler çeşitli düzeylerde yıllar boyunca devam etti.

Ve Hikmet Çetin’in o ilk gezisi dahil, İsrail’e giden yetkililerin hepsi, yanlarında götürdükleri gazeteci heyetine beni de dahil ettiler.

Reklam

Zaten o sebeple, devletin kayıt defterinde benimle ilgili “İsrail’e gidildiğinde heyette mutlaka bulunsun” diye bir not var kuşkusu taşıyorum.

Şaka tabii.

İsrail ile ilişkilerin tazelendiği şu günler gelmiş geçmiş en ‘aşırı’ bakanlara sahip bir hükümet orada iş başında. Benjamin Netanyahu üçüncü kez yeniden başbakan oldu. Ulusal güvenlik bakanı olarak yalnızca altı üyesi bulunan ‘Yahudi Gücü Partisi’nin başkanı İtamar Ben-Gvir’i atadı. 

Ben-Gvir ‘aşırı’ sıfatını fazlasıyla hak eden ve öyle tanınmaktan hiç yüksünmeyen bir siyasetçi. Çalışma odasında 1994 yılında el-Halil (Hebron) kentinde cami basarak namaz kılmakta olan 29 kişiyi öldüren terörist Baruch Goldstein’in fotoğrafı başköşeye asılı.

Atandıktan sonra ilk işi yanında korumalarıyla Mescid-i Aksa’nın bulunduğu bölgeye çıkartma yapmak oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mevkidaşının davetini kabul edip İsrail’e giderse Ben-Gvir acaba nasıl bir tavır takınır?

Bu soruma cevap ararken Haaretz gazetesinde ilginç bir mülakatla karşılaştım.

Mülakat yapılan İsrail Frey bir meslektaşımız. Ülkesinde şu sıralar en çok konuşulan çıkışın sahibi bir gazeteci.

İsrail Frey, gazeteci..

Fotoğrafından bile anlaşılıyor dindar biri olduğu.‘Ultra-Ortodoks’ sıfatıyla anılan bir dini grup üyesi. Gur Hasidik bir aileden geliyor. Dedesi Yehuda Meir Abramovicz bir hahammış; Tel Aviv’de belediye başkan yardımcısı olmuş, milletvekili de seçilmiş. Sakallı, takkeli İsrail Frey de aşırı muhafazakarların tercih ettiği bir mahallede oturmaktaymış. 

Muhafazakar İsrailli meslektaş şu sırada Ben-Gvir’in başında bulunduğu ulusal güvenlik bakanlığının takibi altında. Haaretz onunla bakanlığa ifade vermesinden bir gün önce buluşup konuşmuş.

Evet, ifade vermek için bakanlığa gidecek Frey.

Sebebi, iki ay önce attığı bir Twitter mesajı…

Kudüs’ün kuzeyindeki Nablus kentinden Muhammed Minawi Tel Aviv’e doğru giderken kendisinden kuşku duyan polisler tarafından Yafa kentinde durdurulmuş. Üzerinde patlatılmaya hazır bir düzenek ile kendi imal ettiği bir silah bulunmuş. Verdiği ifadede, sivillere herhangi bir zarar vermeyeceğini, hedefinin İsrailli askerleri öldürmek olduğunu söylemiş Muhammed Minawi.

Onunla ilgili haberi duyunca Frey şu mesajı Twitter üzerinden paylaşmış:

“Görüyorsunuz, o tam bir kahraman. Nablus’tan Tel Aviv’e doğru yola çıkıyor; o güne kadar etrafta gördüğü İsrailliler halkını baskı altında tutuyor, eziyor ve öldürüyor, ama o meşru hedefler peşinde, masumlara zarar vermekten kaçınıyor. Adil bir dünyada ona madalya verilmesi gerekirdi.”

Dini hassasiyetleriyle tanınan muhafazakar biri, bir gazeteci, askerleri öldürmeye hazırlanmış bir Filistinli’ye övgü yağdırıyor.

Böylesine kör gözüm parmağına bir mesajı sosyal medyadan paylaşması sonrasında Frey’in başına neler gelmiş olabilir?

Kendisi, Haaretz‘e, “Filistinli olsaydım, çoktan cezaevini boylamıştım ya da vücudum ortadan kaldırılmıştı” demiş

Çalıştığı internet üzerinden yayın yapan TV kanalı DemocraTV işine son vermiş. Ancak Haaretz kanalın sahibiyle görüştüğünde, adam, “Biz onu paylaştığı görüşü yüzünden kovmadık, işyerindeki davranışları tahammül edilmez olduğu için kovduk” demiş. 

Frey daha önce çalıştığı iki yerden daha ayrılmak zorunda bırakılmış zaten.

Sakallı, takkeli Frey için, Twitter mesajı sonrasında, akla gelebilecek küçültücü her türlü sıfatı kullananlar çıkmış. Bazıları onu İsrail devletinin varlığını tanımayan aşırı dindar bir mezhepten sanmış. Buna karşılık, dindar biri tarafından ifade edildiği için, aşırı görüşlerine özellikle destek çıkanlar da çokmuş.

Haaretz muhabiri görüşürken Frey bakanlıktan aranmış. Kendisini ifade vermesi için çağıran görevliye “Tabii gelirim” dedikten sonra telefonda şunları da söylediğini yazıyor gazete:

“Yanlış yerdesin, safını belli et. Bakanlığının başındaki patronun olan adam bir teröristi kahraman biliyor. Öyle bir yerde nasıl çalışıyorsun. Kendinle samimi ol ve doğru olanı yap. Öyle birinin patron olduğu yerin üniformasını taşımak hoş olmasa gerek.”

Gazeteye verdiği mülakattan sonra da tartışılacak başka sosyal medya mesajları da yayınlamış Frey

Cezaevine gönderilmemiş…

Haaretz gazetesi böyle birinin görüşlerine tam bir sayfa ayırabilmiş…

Frey’le ilgili yazıyı okurken aklımdan neler geçtiğini tahmin edebilir misiniz?

Etmişsinizdir herhalde.

ΩΩΩΩ

Reklam

20 YORUMLAR

  1. İsrail denince akla Filistin geliyor haliyle.
    Ortadoğu’nun kaderini tayin eden belirleyen bir ülke! Aynı zamanda Arap coğrafyasına ayar merkezi sanki!
    Biraz gevşek bıraksalar Mezopotamya yı Hazardan Basraya!… (gülsemmi ağlasammı kızsammı?)
    Akdeniz’in doğu kıyıları boydan boya problemli!
    Birtek Türkiye sağlam kalabilmiş! O’da son yaşanan olaylarla, yöneten muktedirlere (bazısı) Mehdi peygamber misali birşey mi geldi diye?!?..
    Her neyse..
    Biz bakalım önümüze, geleceğe.
    Suriye’den Lübnandan hatta Gazze’den banane!
    diyemiyoruz işte!!!
    elin oğlu geliyor döşüyor boruyu dibimize😡
    Limanlarına yük indiremiyor, mallarını yükleyemiyorsın!
    En acısı kamyon tır mal geçiremiyor kabeye mısıra yemene!!!???!!!
    Onünçün boş verin bu hertz hürtz free geçin bu işte.. önümüze bakalım işimize odaklanalım.
    Mesela ring seferleri yapalım isterim hergün Kudüs’e.
    Var mısın görelim bir okey de.👍

    • Kudüs’e seferler düzenleniyor zaten her zaman. Tur düzenleyen firmalar var. Sürekli turlar düzenliyorlar. yeğenimin de bulunduğu öğrenci kafilesi gidip gezmişler. Mescidi Aksa turları çok meşhur, eskiden beri.

  2. Erdoğan’ın burnu çok iyi koku alıyor, 1071 odalı sarayında oturduğu yerden bütün ülkenin havasını kokluyor, nerede bir Frey çıkacak olsa Haliç köprüsüne iki çete gönderip bir birini vurduruyor anında herkes sus pus oluyor:))

  3. Sayın Koru yu da yanında götürmek karşı tarafta; eskiye döndük, aynı politikalar devam edecek galiba.. sanrılarına neden olur!
    Oysa ki, sayın RTE bu sefer kendi giderse!
    hiçbirşey eski kartlarla olmayacaktır!
    yani kartlar yeniden karılır!!!
    ve bu sefer filistinlilere bir kamyon kurtlu bulgur bir paket çay dolu kolilerle gidilmez!
    diye umar, beklerim şahsen🤗.
    (getirbakalım 50-100 aileyi kudüs’te ikamete..)
    Frleyle Hartzla hatta bağlayacak Kaşıkçı ya!! sayın yazar! yazının tamamını ayırmış nerdeyse iki kişiye!! büyük düşünen yok maalesef bu ülkede!!
    son söz:uğraşmayın böyle boş işlerle!!!
    bakın ne var gerisinde? (al şunla oyalan!)
    RTErdoğan niye büyük adam sizce????
    (görürsün götürsün seni yinede! ama sadece seyreyle diye🤔🙄).

    • Atillaabi, filistinle kaşıkçıyla ne alakası var, büyük düşünmekten kastın ne; otoriteye saygılı olunsun mu? OL O ZAMAN!!!!

  4. Kılıç beyimiz coşuyor apoletini sökerim ,aklını alırım ,asarım keserim.
    Kimsin ya külhan beyimisin başkasına laf sokarken bu ne üslup.
    Sokak ağziyla konuşmak,goya ülkeyi yönetmeye adaysin böyle mi yoneticen.Hadi O kasimpasali ( o üslubu sabahtan akşama elestiriyoruz) sen de mi .
    Biraz seviye biraz terbiye biraz kibarlık .

  5. TR eğer sınır komşularıyla kavgalı, düşman olursa, yani “dost olmazsa” ne olur?
    -komşularınla ticaret yapamaz, hatta onların topraklarından ihraç mallarını kamyonla transit geçiremezsin!
    -menşur diş güçler komşuna gelir mavi boncuk dağıtır, onlarla annaşma imzalar ve limanlarına hava meydanlarına sınır bölgelerine!..
    Sonra sen ordan gelecek herbir tür tehlikeye açık bir hedef tahtası olursun; vursan da suçlusun! orda yaptıklarına seyirc alsanda suçlusun!!
    -BM vb yerlerde bir oy lehine halkacak eli de!!! hiç yorulmadan çevirirler böylece aleyhine!
    -sana f1-16-35 vs numaralı (bol numara çok onlarda) taeyyareleride unut bu arada!
    -ülkende yapılacak hertürlü toplantılar eğlenceler görüşmeler turizm faaliyetleri vb nden de hayli kayıp var!!
    – o kaa para virip şehir hospitılları yaptık!!
    gereksiz yere 3-500 değil 1000 yataklı (belki 3000 olanda vardır) dayayıp döşedik boş yatak parasını dahi cepten!… (o kısmı uyandırmayalım)
    sağlık turizmindende nanik!!😡
    -Doğalgaz vs için bir boruda onlar döşer paralel bize (paralel bayaa hoşumuza gider nassı olsa)
    sen benzini içersin 20 kat pahalıya.
    aammaaannn öff!…

  6. israilde ve filistinde ve tabii kudüste bulunmuşluğum var, dolayısıyla ne kadar büyük bir acı ve dram ve yoksunluk yaşandığına bizzat şahit olmuşluğum var. bir açık hava hapishanesinde yaşamanın ne olduğunu görmeden kimse bilemez, aslında ortadoğu coğrafyasında bulunduğum pek çok ülkede gördüğüm benzer bir durum,
    yoksulluk, gerilik, cahillik, ezilmişlik, acı ve dram çoğunlukla.
    zenginler ve yoksullar arasındaki derin uçurum.
    ülkemizde benzer bir resime evriliyor o nedenle sürekli yolsuzluk, yoksulluk temalarının altını çiziyorum ama insanlar anlamamayı tercih ediyor maalesef, değillemeye uğraşıyor.

    israil de yeni hükümet kuruluyor, ben gvir/pain in the neck sayın korunun da söylediği gibi ilk işi mescidi aksa çıkarması oldu, sonra da filistin bayraklarını yasaklamıştı. amacı arapları israilden kovmak ve israile teokrasiyi getirmek olan aşırı milliyetçi ve şiddet yanlısı bir hareketin üyesiydi.
    israil freyin tweeti ne kadar etkileyici değil mi?
    bir insan dindar kimliği taşıyorsa, adalet onun şiarı olmalıdır. böyle büyük eziyetlerin, insanlık dışı zulümlerin yapıldığı radikal bir ülkede, üstelik yapılan zulüm ve şiddetin bir dini posta büründürüldüğü bir yerde, bütün şeriatların mihenk taşı bir olduğu için, kendi askerlerini öldürecek olmasına rağmen insanın kalkıp adaleti savunması kolay bir iş değil,
    darısı bizde dindar geçinenlerin başına.
    frey, “Haaretz‘e, “Filistinli olsaydım, çoktan cezaevini boylamıştım ya da vücudum ortadan kaldırılmıştı” demiş…” daha ne desin, bizden/müsülman camiadan pek çok kişinin söyle-ye-mediğini de o söylemiş. filistin ve tabii kudüs meselesi bizim kanayan en büyük yaralarımızdan ve vicdani sıkıntılarımızdan ve büyük veballerimizden biridir.
    son dönemde israil ile siyasal ilişkilerimizde zaman zaman sıkıntılar yaşanır görünüyor olsa bile ekonomik ilişkilerimiz her zaman korunmuş, ticaret hacmimiz istikrarlı bir şekilde artmıştır. sorunların, ticari ilişkilere yansımasına izin verilmemiştir. bu da eleştirebileceğimiz bir şey asla değildir.
    yeni dönemde ve hayli zor şartlarda görev yapacak gibi görünen büyükelçimize kolaylıklar ve başarılar dileriz.

    • dünya büyük bir hızla değişiyor ve dönüşüyor.
      içinden geçerken ekonomiden siyasete, bilgiden teknolojiye bu değişimin çok farkında olmasak ta yakın gelecekte ne denli büyük etkileri olan bir dönemden geçtiğimizi daha iyi anlayacağız.
      peki, bu döneme ülkemizin ayak uydurabildiğini düşünen var mı?
      hayli azdır herhalde.
      biz ebabillerden bahsediyoruz bugün, ne hazin değil mi? hedef seçtiği kişileri ve kurumları karalamak için çaba göstermek amacıyla yuvalanan bir oluşumu kim finanse ediyor ve kimin parasıyla?
      enerjimizi böyle birbirimizi karalamaya harcamak yerine değişen dünyada gelişerek bize daha sağlam bir yer aramaya çalışsak daha iyi olmaz mı? paramızı bağımsız çalışan olmak şartıyla “ülkelerin politik karar alma süreçlerinde yöneticilere doğru ve gerçekçi politikalar belirleyebilmeleri amacıyla çeşitli tavsiyelerde bulunan, raporlar yayınlayan aynı zamanda eğitim, sağlık, turizm gibi pek çok ama daha dar politik alanlara da yoğunlaşan araştırma merkezleri” artan sayılarda kurmaya ve geliştirmeye harcasak daha iyi olmaz mı? türk israil ilişkileri ile ilgili derinlemesine analiz, ilişkilerin geleceğine öngörüde bulunan ve değişen dünyada olabilecek stratejileri tartışan kaç makaleye ulaşabiliyoruz?
      israilin amma haddini bildirdik, herkes gelip elimizi öpüyor derdinde olmayan kaç tane makaleden köşe yazısına ulaşabiliyoruz?
      biz ebabilleri finanse edeceğimize bu parayı üniversitelerimize, eğitim kadrolarımıza daha çok araştırsınlar makale yayınlasınlar diye harcayamaz mıyız? elbette yayının sayısal artışından değil, bilimsel yayının kalite artışından bahsediyoruz. ülkemizin bilimsel karnesi ve atıf sayılarındaki gerileme hakkında ufak bir araştırma fikir sahibi olmak isteyenler için faydalı olabilir. biz bırakalım ilerlemeyi pek çok alanda sadece geriliyoruz.
      ortadoğu birbirini karalayan, gelişemeyen, gönenemeyen, yoksullaşan halkların coğrafyası ve bizde hiç olmadığımız kadar ortadoğulu olmaya uğraşıyoruz…
      resim aynı resim.

      • Çok haklısınız didem hn zamanımız bomboş işlerle geçiyor. Bu söylediklerinizi yapmak için ilk önce en tepedekilerin yol gösterici
        olup ardından bizim ilerlememiz gerekiyor.
        Bu ilerleme de görev başta üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarına düşüyor.
        Oysa hem üniversiteler hemde sivil toplumkuruluşları odalar birlikler hepsi siyasetin içine bulaşmış ve asli görevlerini unutmuşlar.Üniversiteler yüksek lisye dönmüş ve salt para kazanmak için uğraşıyorlar ( birkaçı hariç )
        Toplumu salt para kazanma hırsı hatta kolay para kazanma hırsı bürümüş,ya COIN ya hisse senedi vs. vs .Anneler babalar çocuklarını en çok para kazandıran mesleklere yönlendiriyor , çocuk sever mi. başarabilir mi diye sorgulayan yok .Suçlı kim başta 20 yıldır iktidar da olan ve geride bıraktıklarımız. 20 yıl toplumun önüne hedef koymak , onları yönlendirmek için yeter bir zaman dı ama olmadı ( tabi çeşitli sebepleri de mevcut ) .
        Peki gelecek te ne yapmalı :Bizi yönetenlerden fayda yok bizler toplum olarak kendimiz düzelmeliyiz. İğneyi önce kendimize sonra başkalarına batırmalıyız.

        • lokomotif nereye, vagonlar oraya.
          bizim gibi toplumlar doğru yönetilirlerse çok büyük başarı sağlarlar, kötü yönetildiğinde de keza çok kolay yoldan çıkarlar.
          işte kurtuluş savaşı, para yok, silah yok, gıda yok ama
          tarih yazdık
          ve bugün
          her şey var ve ne haldeyiz?

      • Didem hanım “bu döneme ülkemizin ayak uydurabildiğini düşünen var mı?” diye soruyor; tam olarak hangi dönemden sözettiğini bilemiyorum ama yeni türkiye 2006 yılından beri kendi yolunda ilerliyor ve bunu da o zaman tüm dünyaya ilan etmiştik, bilenler bilir…
        Göründüğü kadarıyla da türk kurmay zekası dünyayı ve şartlarını çok güzel okumuş, hatta günümüz dünyasını da kendi peşinden sürüklüyor, evet biz demiştik:
        Bir türk dünyaya bedeldir!

  7. ”Genel başkanlar 2 ayda bir dönüşümlü olarak Cumhurbaşkanı olsunlar. Sıralamayı da boy sırasına göre mi, yaş sırasına göre mi yapacaklarına yazı tura atıp karar versinler.”

    • Bu yorumcu seçim sonucunu şimdiden öngörmüş ve kendince bir yönetim modeli önermiş. Merak etmesin, o ekipte son derece kapsamlı bir yol haritası hazırlayıp bunu hayata geçirecek donanım ve yetkinlikte çok yetişmiş insanımız var.

  8. O gazeteci ülkemizde olmalıydı ki dünyanın kaç bucak olduğunu görmeliydi!..

  9. “Filistin’in son şovalyesi
    Ankara’da geçenlerde basına yansımayan bir tören yapıldı ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Sefer Turan’a Filistin Büyükelçisi Dr. Faid Mustafa tarafından Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas adına Filistin devlet nişanlarından “Liyakat Yıldızı” verildi.

    Basınımız, Fransızlar’ın “Legion d’Honneur”ü başta olmak üzere İtalya’dan, Almanya’dan, Avusturya’dan yahut başka bir Batı ülkesinden nişan alanları haber yapmaya pek meraklıdır. Gazete sayfalarında arada bir “Galatasaray’daki Fransız Sarayı’nda düzenlenen törende falancaya Legion d’honneur verildi” veya “Feşmekân ülkenin cumhurbaşkanı, hizmetlerinden dolayı filâncayı bilmemne şovalyesi yaptı” gibisinden haberler çıkar ama gazetelerimiz Batılı olmayan bir memleketin verdiği nişanları hiçbir şekilde görmez!”
    (ht, bardakçıdan)
    MAAŞALLAH, SAYIN KORU GÖRMÜŞ!

    • Demek ki Telaviv’de hakimler varmış ; İsrail 70 senelik bir ülke ,Türkiye ise Osmanlı da dahil edilirse 700 senelik bir ülke !
      Vah ki ne vah !
      NOT: Biz Fehmi Beyin o ekibin içinde yer almasını doğru bulmayız ve istemeyiz , takdir kendilerine aittir .

      • Niye, Erdoğan Netanyahu kucaklaşmasını fotoğraflayıp hangi konularda işbirliği yaptıklarını yazıp anlatacak bir gazeteci olmasın mı?

        İsrail seçim kampanyaları konusunda çok mahir bir ülke, Rusya’dan geri kalır bir tarafı yoktur herhalde.

Comments are closed.