Hastalık var, sağlık var, bolluk var darlık var, en kötüsü dünyamızda açlık tehlikesi de var…

26
Muhtaç ailelerin aşevi önü kuyruğu.. ABD'de.. (Foto: New York Times)..

Pandemi günleri, arzu edilse bile insanın içinden fazla hareketli olmak gelmiyor. Yine de ara sıra dışarı çıkınca görmezden gelemediğim bir manzarayla karşılaşıyorum: Eskiden cıvıl cıvıl olan sokaklarda durgun yüzler görüyorum; varlığından haberdar olduğum işyerlerinin bir daha açılmamak üzere faaliyetlerine son verdiklerini fark ediyorum.

Her kapanan işyeri, faaliyetine son veren fabrika işsiz kalan yeni insanlar demek.

Faal olan işyerleri, hükümet işçi çıkarma yasağı koyduğu ve çalışanların maaşlarının bir bölümünü ödediği için biraz olsun hareketli görünüyor; ancak yasak kalktığında her birinin çalışanlarının bir bölümüyle yolunu ayırması kaçınılmaz.

Bilmem son 20 yıl içerisinde güçlenip serpilen, asıl amaçlarının toplumsal yararlılık olması gereken vakıflar ve sivil toplum örgütleri bu durumu görüyor ve ortaya çıkacak boşluğu doldurmak için projeler geliştiriyorlar mı?

Şaşırmış olabilirsiniz, ancak birilerinin yarını düşünüp şimdiden hazırlık yapması gerekiyor.

Tedirginliğimin sebebi, dünyayı temelinden sarsan korona virüs salgınının öngörüleri boşa çıkardığı gerçeğidir. Virüs yalnız sağlığı etkilemiyor, ekonomiyi berbat edici bir etkisi de bulunuyor koronanın.

Amerika’da açlık.. Hem de 50 milyon insanı etkiliyor

En çarpıcı örnek ABD.

Reklam

Trump’ın ABD’si…

Ben New York Times’ta çıktığında değerlendirme yazısını kaçırmışım; Körfez ülkelerine hitap eden ‘Gulf News’ gazetesinde “Amerika’nın yeni muhtaçlarıyla tanışın” başlığıyla karşıma çıkınca şaşırdım. 

Şu sıralarda Amerikan halkının önemli bir bölümünün yeterli beslenmeden uzak bir hayat yaşadığını resmi araştırmalar söylüyor. 30 milyon insandan söz ediyoruz ve bu rakamın yıl sonuna kadar 54 milyona çıkmasının beklendiği de yine aynı araştırmaların öngörüsü.

Pek çok çocuk ne bulduysa onu yiyor..

Çocuk sahibi her üç aileden biri yeterli beslenemiyor.

Haberin girişinde “Araçları olması ailelerin gıda maddesi alabilmek ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için parası bulunması anlamına gelmiyor” cümlesi yer alıyor.

Gününün önemli bölümünü arabasıyla değişik sivil toplum girişimlerinin açtığı aş ocaklarını dolaşmaya ayıran anne-babalar var. Aş ocaklarının sayısı her geçen gün artıyor ABD’de. Daha çok da kiliseler ve dini örgütler açlara yardım için çaba gösteriyorlar.

Evet, bütün bunlar kapitalizmin kalesi bilinen, enerji kaynakları bakımından zengin, dünyanın en müreffeh ülkesi sayılan ABD’de yaşanıyor.

Futbol meraklıları İngiliz Manchester United takımının genç oyuncusu Marcus Rashford’u bilirler. Rashford’un çabası olmasaydı, salgın günlerinde evlerinde mahsur kalan fakir ailelerin açlıkla yüzleşen çocukları gıdasız kalmaya devam edeceklerdi. Fakir çocuklara hükümet okullarda hiç değilse bir öğün yemek çıkarıyordu; okullar kapalıydı, çocuklar evdeydi ve çoğu o bir öğün yiyecekten de mahrum kaldı.

Reklam

Rashford başlattığı hareketle hükümeti okulda çıkması gereken o bir öğünü çocukların evlerine servis ettirmeye zorladı. Rashford’un şimdi de, fakir fukarayı kollayan yeni bir hareket başlatma hazırlığında olduğunu yazıyor İngiltere’nin spor basını…

Anlayacağınız, İngiltere’de de açlık sınırının altında azımsanmayacak sayıda aile bulunuyor.

Rashford (sağda) hareket halinde.. (Foto: Guardian gazetesi)..

Dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ülkesinde durum

Venezuela’nın açlıkla terbiye edilmesi ayrı bir hikaye.

Araca petrol bulunmadığı için ihtiyar evden hastaneye böyle götürülüyor.. (Foto Wall Street Journal gazetesi)..

Dünyanın en verimli petrol yataklarına sahip ve petrol üreticisi ülkeler örgütü OPEC’in kurucularından Venezuela. Dünya petrolünün yüzde 20’si Venezuela’da. Buna karşılık halkının yüzde 96’sı, üç ayrı üniversitenin araştırmalarına göre, fakirlik sınırı altında yaşıyor. Açlığa dayanamayan beş milyona yakın insan çevre ülkelere sığınmış durumda.

Petrol ülkesinde araçları çalıştıracak benzin, ocaklarda kullanılacak gaz bulunamıyor.

Millet sokaklarda, “Açız” seslerinden başka ses duyulmuyor.

Ülkenin durumu diğerlerinden farklı. Hem petrol fiyatları dünyada düştüğü için, hem de ABD’nin sert yaptırımları yüzünden ekonomisi harap olmuş durumda Venezuela’nın; enflasyon yüzde binlerle ifade ediliyor. Rejim dış güçlerin saldırısına maruz kalma gerekçesini kullanarak halktan sabırlı olmalarını talep edebiliyor.

Günlük hayat felç durumda.

Türkiye hazırlıklı olmayı düşünmüyor

ABD’de, İngiltere’de, kısmen de Venezuela’da başa gelen dertle savaşmaya çaba gösteren örgütler var ve onların gayretleri büyük çapta olmasa da rahatlatıcı bir etkiye sahip. Çoğunlukla da dini örgütler faal ve yalnız gıda maddesi taşımıyorlar evlere, Hıristiyanlığı da götürüyorlar…

Türkiyemiz çok şükür bugün bu örneklere pek benzemiyor. Ancak yine de salgının önü alınamaz, hasta sayısı azalmak yerine artar, bunun etkisiyle alınan daha da sert tedbirler yüzünden ekonomik faaliyetler kısıtlı devam ederse, işsizlik şaha kalkabilir. Müreffeh hayat süren ailelerde bile sıkıntılar baş gösterebilir. 

Yaptırımlara muhatap değiliz, ancak yine de can acıtıcı uygulamalara maruz kalınabilir.

Devletin sosyal yardım imkanları da işe yaramayabilir.

Sosyal dayanışmanın altyapısının şimdiden atılmasında, var olan sivil toplum kuruluşlarının ABD ve İngiltere örneklerine benzer fukaraları gözetici faaliyetlere hazır hale getirilmesinde, yenilerinin de bu amaçla organize olmasında yarar var.

Evden dışarıya pek çıkmasam da, oturduğum yerden gelişmeleri izlerken yarından endişe edecek bir tedirginlik yaşayabiliyorum.

Umarım bu vartayı da fazla hasarsız atlatırız.

ΩΩΩΩ  

26 YORUMLAR

  1. Türkiye’de yayınlanan Korona istatistiklerini güvenilir bulmuyorum. Diğerleri bir yana bence ölüm sayısını 3 ile çarpmak lazım. Zira gelişmiş ülkelerde hastalıktan ölen bir kişide en küçük bir korona belirtisi görülse onu istatistiklere korona nedenli ölüm olarak geçiriyorlar. Bizde ise kalp veya başka bir rahatsızlığı da varsa ölüm nedeni olarak o yazılıyor.

    Buna rağmen Türkiye’de korona virüsü nedenli ölüm sayısı birçok ülkeye göre daha iyi. Ekonomiye olan olumsuz etkileri ise kaçınılmaz ve bunun için Hükümeti suçlamıyorum. Fakat Hükümeti eleştireceğim birkaç şey var, o da şudur.

    1) Panik olmasın diye istatistikleri daha pembe tablo ile verdikleri ve Dünyada en iyi pandemi yönetimini gösterdikleri propagandası ters tepiyor. Halk bu nedenle alması gereken tedbirlerde gevşek davranıyor.

    2) Sağlık Bakanı ve CB Erdoğan sürekli kurallara uyalım diye halka tavsiyelerde bulunuyor. Fakat Ayasofya’nın açılış töreni ve geçende Erdoğan’ın Rize’de yaptığı miting ve benzerleri kötü örnek oluyor.

    3) Halkı etkilemenin en pratik yolu dini yoldan mesaj vermektir. Bunun için de camiler tekrar geçici olarak kapatılmalıdır diye düşünüyorum. Bu oldukça etkili bir mesaj olur ve Hükümet’in daha sert önlemler alabilmesine de meşruiyet sağlar.

  2. İstanbul ve Ankara Belediye’lerinin öncülüğünde muhtaçlara yönelik bir yardım kampanyası başlatılmıştı. Verilen banka hesaplarında toplanan paralar ile belediyeler kendi personelini kullanarak yardımları ulaştıracaktı. Fakat Hükumet devlet içinde devlet olmaz gibi garabet bir gerekçeyle bu yardım çalışmalarına izin vermemişti. Hatta ilgili banka hesaplarında toplanan paralara da el koymuştu.

    Buna göre Sayın Fehmi Koru’nun önerdiği ihtiyaç sahiplerine yardım çalışmaları mümkün değildir. Zira bunun için organize olmak gerekir, organize olmak için de yasal izin almak gerekir. Hükümet (AKP=Erdoğan) ise ancak yandaş dernek ve vakıflara bu izni verir. Veya bizzat kendisi yapar.

    O halde yapsın bakalım diyorum. Başkanlık sistemi var artık. Tek yetkili de o tek sorumlu da!

  3. Sayın Yazar! Her konuda uyariyor, fakat bizde anlamak kapasitesi olmadığı için, zaten, açlıktan intihar edenler Codi19’dan çok õnceden var’idi… ve şu andada tavan yapmış durumda. Büyük şehir belediyeleri ve Güney Doğu beleyideleri bunun için çalışıyorlar; maalesef bilhassa devleti yõnetenler tarafında elleri ayakları sıkı sıkıya bağlaniyor..

    Kıtlıklarda Tarim ürünleri’nin üretimi kendi kendine yetecek kadar olan ülkeler’de açlıktan ölecek can kayibi yaşanmaz.
    Biz! Tarımın yanisira sanayı, teknoloji ve parayide bitirmişjz.

    Birisi Allah rizasi için! Son 3 C Başkanlarının Örtülü ödenekten harcadıklari paraların listesini be zahmet F Koru okurlar için buraya yazsın.

    Ben’im! ABD’de fazlasi ile aktf bir yaşamım var.
    Buralarda öğle milletin parasını millette Küfür ve hakaret eden kimseler yiyemez.
    Yardım konusunda, insanlar adeta seferber olmuş durumdalar.
    Bireyler komşular için yemek yapim evlerine servis ediyorlar. Amazon, Google, Microsoft gibi kurumlar ve sanatçılar
    kesenin ağzını açmış yiyecek, içek, giyecek ve para dağıtıyorlar.
    Bu gibi kurumlar ve bireyler ile Trump durmadan kavga ediyor fakat bunlari bir türlü bitiremiyor. Aksine büyüdükçe büyüyorlar.
    KISACASİ, ABD halkını birtirmek için uğraşan Trump’ın başkani olduğu Hükümet deği gene ABD halkı yardım ediyor.
    Öğle bizdeki gibi Al sana örtülü ödenkten, sorgusuz sualsız eş dost, hemşerileri ve kendi sadık seçmenlerine sınırsız harca diye milletin vergilerini yedirmiyorlar.
    ×××××
    “Devletin sosyal yardım imkanları da işe yaramayabilir.”
    ×××××
    Evet Fehmi bey! Devlet seçim yatırımı yapmak ve yandaşlari karun kadar zengin ettiği için gırtlağina kadar borçlanmış, onun için kimse bunlara ne para verir nede yiyecek içecek satar. Herkes TC hodakları gibi gösteriş ve palavra için kendi halkı açlıktan intihar ederken dişariya yardım etmez.
    ××××××
    “Sosyal dayanışmanın altyapısının şimdiden atılmasında, var olan sivil toplum kuruluşlarının ABD ve İngiltere örneklerine benzer fukaraları gözetici faaliyetlere hazır hale getirilmesinde, yenilerinin de bu amaçla organize olmasında yarar var.”
    ××××××
    Syın Koru! Kim organize olacak?
    Değil Muhalefet’i, muhatap almak Saray dışında Kimseyi adam yerine koymiyorlar.
    Herşeyi Saray resident’ biliyor….
    ××××××
    “Evden dışarıya pek çıkmasam da, oturduğum yerden gelişmeleri izlerken yarından endişe edecek bir tedirginlik yaşayabiliyorum.”

  4. Pandemi de Allah’ın bir lütfü olsa gerek bu ihaleci kadroya. Maske satışını bile yasaklayıp, baktılar tanesi 5 TLye gidiyor, milleti öyle bir soydular. Pandemi başladıktan sonra yapılan ve yapılacak, yandaşlara ihale hastane sayısını ben kaçırdım artık. Fırsattan istifade o hastanelerden birini Atatürk havalimanı yoluna bindirdiler ki havaalanı bir daha kullanılmaz olsun. Oraya ne ihale planları var kafalarında bilmiyoruz. Millet işsiz güçsüz yandaş beslemeye devam edecek yıllarca, öyle görünüyor. Lütuf yağıyor göklerden lütuf!

  5. Eski anayasada Cumhurbaşkanının Üniversite mezunu olması gerektiği yazarken, 16 Nisan 2017 referandumu ile yapılan Anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanı adayının ‘yüksekokul mezunu’ olması gerektiği yazılmış. Bu değişiklik bir türlü diplomasını gösteremeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekte meslek yüksek okulu mezunu olduğunun bir delilidir.

    Günümüzde kurumsal şirketlerde işçi olabilmek için bile enaz lise mezunu olmak şartı aranıyor. Zira eğitimi yetersiz işçiler karmaşık teknolojileri ve sıfır hata üretim tekniklerini kavrayamıyor. Kıssadan hisse: “Başarı için tahsil yetmez fakat gerek şarttır.”

  6. Üstadım her konuda söyleyecek bir sözünüz var maşallah.Bu anlattıgınız olay dünyayı anlatıyor;anladıgım kadarıyla.Dünyanın sisteminin nasıl yürüdüğünü anlıyoruz.Dünya tarihinde az çok yazılanlara göre bir cok çağda böyle acı olaylar yasandıgı sanılıyor.Bugün de bu acı olaylardan bazıları yasanıyor.Dünya da bazı zamanlar da adaletli ve adil bir yaşam olmuştur.Bir iyiyle kötü mücadelesi hep olmuştur.İyilerin güçlü geldiği bir dünya mutlaka olmuştur.Bugün de kötülerin güçlü geldiği bir dünya da yasıyoruz.Bugün dünya da adaletli bir paylaşım pek yok bu kapitalist düzende.Bu kapitalist düzenin acımasız bir zamanı.İslam dininin anlattıklarının uygulandıgı bir dünyada bu zulümler azalacak.İslamın adaletinin hüküm sürdüğü bir dünya da kavusmak dileğiyle.Herkesin aradıgı adaletli bir dünya da yaşamak dileğiyle.Üstadım amacım size cevap yetiştirmek değil;benim size cevap yetiştirmek ne haddime.Bu kadar dünyayı takip eden birine.Saygılar üstat.

  7. Sn.bernar görüyorsun senden başka ekonomi uzmanları da var; baran arkadaşın demesine göre hiçbir akpartilinin ekonomik sorunu yokmuş; makarnacılar kömürcülerden nerelere gelmişiz! Eğer durum böyleyse, nüfusun en az yarısının hatta daha fazlasının maddi durumu yerinde demektir ki bu da bir iktidar için az başarı değildir heralde? Bunları hep sen başımıza çıkardın; bilmiyorsan otur da biraz ekonomi öğren.

  8. Daha önce birkaç kez buradan ikaz ettim; özellikle doğu sınırlarımızın ötesinde günlük ihtiyaçlarına yani temizsu, ekmek, bebek maması gibi ürünlere ulaşamadıkları için kapımıza dayanacak muhtemel kitlesel göç dalgalarıyla ilgili olarak.
    Parası olan iranlı ve ıraklılar zaten türkiyeden ev aldılar, vatandaşlık zaten 250bin dolarlık ev için hakediyorlardı, suriyeliler bildiğiniz gibi uzamış bir misafirlik…
    Bahsettiğim göç dalgası sadece savaş mağdurları değil artık kendi ülkesinde yiyecek içecek maddelerini parasıyla bile bulamaz hale gelen karakalabalıklardır!
    Lübnanda patlayan buğday siloları her ülkenin ilk gündemidir; yanık buğdaylar…
    Boş bulduğunuz araziyi ekin diye açıklaması var devletbaşkanımızın, yeri göğü kazıp arpa buğday ekin, petrplrafinerilerimizin civarında olduğu gibi buğday silolarının yanında yöresinde s400 konuşlandırılsa yeridir!
    Abd seçimlerinde pişmaniye kafalı adam koltuğundan düşene kadar yoğun bakım odasında kalıyoruz, sonrası malum; incirlik ve diğer nato üslerine çöküyoruz, nükleerbaşlıklı füzelerin tüm kontrolü ve mülkiyeti bizimdir.

  9. Sihirli kelime iste bu:Hazırlıklı Olmak. Hatta ayağını yorganına göre uzatmak.
    Az önce duyarlı bir TV kanalı duyarlı konuklarla 1930 lardaki heykel yapma girisimlerini ve maliyetlerini eleştiriyorlardı. Bir heykel parasıyla kaç fabrika vb yapılabilirdi onu dahi hesaplamışlardı lakin, heykelden vazgecilmiş!
    Fabrikaları satarken, köprüleri yaparken bu hesapları yapmak güzel birşey. İste asıl bu hesabı iyi yapmak gerek.
    Yoksa kıtlık geldikten sonra veya yanlış politikadan etkilendikten sonra maliyette çözümde işe yaramayabilir.
    Özalın ortadiregi simdi ne halde acaba? Tamamen yok mu oldu?
    Yarısı yukarı çıkmıştır umarım. Aşağı inmişse tablo, düşük gelirlilerin ekmeği bölünmüş müdür acaba?
    En kötü durumda dahi orta direk bir sigorta görevi görüyor muydu, bu mu amaçlanmıştır orta direk mucitlenirken?
    Geçen bir yorumcu dağıtılanı tepeden kapıyorlar aşağı birşey düşmüyor! Demisti de gülmüştüm.
    Sosyal yardımlar bir işe yaramasın, vakıflar asli vazifesini yerine getiremesin,
    Ne olacak halimiz?

  10. Salgın ilk başladığı günlerde “bu hızla yayılmaya devam ederse hiçbir hükümet 6 aydan fazla danamaz” diye ellerini ovuşturuyordu chp mebusu a.latif şener! 6 ayı geçtik heralde, kendisi ortalıkta görünmüyor, hükümetimiz yerli yerinde duruyor, salgından beri koltuğunu kaybeden tek hükümet de lübnanda galiba, onun da nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz…
    Metal fırtına romanını okuyanlar bilir; ermeni mafyababasına ait o patlayıcılar, gemiyle geçerken istanbulun göbeğinde bizim boğazköprüsünün altında patlıyordu!
    Kısmet işte; neye niyet neye kısmet!
    Evet, hiçbir virüs türkiyenin aldığı tedbirlerden güçlü değildir! İtirazı olan?

    • Korona pandemisi sürecinde Hükümetin işsiz kalanlara yaptığı destek devede kulaktır. Ama sen ve yakınlarına devenin ayağı kadar bir destek yapıldığı için böyle konuşuyorsan onu bilemem. 🙂

  11. Erdoğan, pandemiyi kendisi için bir fırsata çevirebilir. Bu mümkün. Bunun için yapması gereken yegane şey, dün söylemiş olduğu şeylerin içinin boş olmadığını halka göstermek. Yani, pandemi ile başarıyla mücadele edildiğini, sağlık sistemimizin sapasağlam ayakta olduğunu bizlere göstermesi.

    Yaşamakta olduğu inandırıcılık sorununu, kendisine bir seçim kazandıracak şekilde, pandemi yoluyla aşma fırsatı Erdoğan’ın ayağına kadar geldi. Erdoğan’ın yapması gereken şey, işte bu fırsatı değerlendirmek. Sayın Koru’nun yazısında resmettiği tablonun Türkiye’de yaşanmasının önüne geçmek.

    Erdoğan’ın inandırıcılık sorunu yaşadığı benim uydurmam değil.

    “Orada burada duyduklarınıza inanmayın. Ekonomimiz gayet yolunda gidiyor” türü şeyler söylüyor Erdoğan. Velakin, her üç AK Parti seçmeninden birisi, gelecek yıl ekonominin şimdi olduğundan “daha kötü”, ya da “çok daha kötü” olacağı düşüncesinde.

    Erdoğan’ın inandırıcılığını örseleyen temel faktör şu: Erdoğan, sıradan insanların görüp hissebilecekleri alanlarda hiçbir başarıdan söz edemiyor. Sürekli başarılardan söz ediyor, ama, bunlar, vatandaşın “Doğru söylüyor gerçekten, çünkü. . .” türü cümleler kurarak onun sözlerini doğrulayabileceği şeyler değil.

    “Araba yapıyoruz. Ramak kaldı.” diyor Erdoğan. Seçmenleri, “Öyle söylüyorsa yapıyoruzdur” diye düşünüyor.

    “Gaz bulduk. Hadi gene iyisiniz.” diyor. Seçmen, “Bulmuşusuzdur ve iyiyizdir” diye düşünüyor.

    “Bu pandemi meselesini fırsata çevireceğim, Türkiye’yi en güçlü ülkeler ligine sokacağım” diyor. Seçmen, “Sokar valla. Ne de olsa dünya lideri” diye düşünüyor.

    “Bakın bu yeni açacağımız yüksek teknolojili üretim merkezleriyle, yılda 30 milyar dolar gelir elde edeceğiz. Türkiye’nin dış cari açığını bununla çok büyük oranda azaltacağız” diyor. Seçmen, “Güzel. Her şey güzel olacak.” diye düşünyor.

    “Libya’da, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de adeta tarih yazıyoruz” demeğe getiriyor. Seçmen, “Başında dünya lideri varsa, böyle olur” diye düşünüyor.

    vb.

    Bütün bu ‘düşünceler’, böyle düşünenlerin de farkında oldukları gibi, aslında ‘düşünce’ değil. Sadece İNANÇ. Göremedikleri, doğulayıp yanlışlayamadıkları şeyler bunlar. Söyleyene bakıyorlar. Söylenene inanıp söyleneni doğru kabul ediyorlar.

    Ne var ki, Erdoğan, gözlenebilir, ölçülebilir iddialarda bulunduğunda, o iddiaların her biri palavra çıkıyor. Şimdilerde bir inandırıcılık meselesi yaşamasının nedeni de bu zaten.

    Döviz kurlarının alçalıp yükselmesi örneğin, gözlenebilir bir şey. Erdoğan’ın bu alandaki daha önceki vaadinin boş çıktığını kendi seçmenleri de biliyor.

    Enflasyon da gözlemlenebilir bir durum. Erdoğan’ın TÜİK’i “Enflasyon oranımız şudur” diyor. Gel de AK Parti seçmeni vatandaşı buna inandır.

    Önceki yıl, “Gelecek yıl dört milyon yeni iş sahası açmış olacağız” demişti. O dediği de doğruluğu yanlışlığı ortaya çıkabilir, sınanabilir bir şeydi.

    Pandemi de gözlemlenebilir bir şey.

    Yoksulluk, emekli aylıkları, ücret düzeyleri de öyle.

    Erdoğan, pandeminin yazarımızın resmettiği tablonun ülkemizde yaşanmasının önüne geşçsin.

    Salgın kontrolden çııkmasın.

    İnsanlar açlık ve yoksulluğun pençesine düşmesin.

    İnandırıcılık sorununu mutlaka çözmüş olur Erdoğan, ve, ne zaman yapılacağından bağımsız olarak, gelecekteki seçimi açık ara kazanır.

    Çünkü, insanlar, yaşamlarına olumlu biçimde dokunmuş liderleri haklı olarak baş tacı ederler. Hayatlarına olumsuz biçimde dokunmuş olanları hafızalarından silmezler.

    Pislik içindeki hastahaneleri, ekmek, tüp, yağ kuyruklarını, çöp dağlarını unutmazlar. Unutulmasın diye çocuklarına da anlatırlar.

    Yol, köprü yapıp hastaneler açanları, ilaçları kolayca erişilebilir kılanlara da fazlasıyla teveccüh gösterirler -gösteriyorlar da.

    İşte fırst Erdoğan’ın ayağına gelmiş kullanılmayı bekliyor.

    Kullansın.

    • ak partili hiç kimsenin ekonomik sorunu yok. sıradan ak hartili memur bile en azından bir kaç senede yurt dışı görev yapıp çift maaşla birikim yapıyor. Türkiye’nin Trump’ın seçim kampanyasına ayrı Mr. Biden’ın kampanyasına ayrı lobi amaçlı büyük meblağ paralar ödediği dış politika uzmanlarınca konuşuluyor. AİHM de bütün süreçleri tamamlanmış artık karar verilmesi gereken birikmiş yüzlerce belki de binlerce dosya sürüncemede kalmışken Türkiye AİHM başkanını en üst seviyede ağırlıyor. neyle yapıyor bunu? devlette memur sayısı her geçen gün artıyor TSK’nın haricinde özel timler özel ordular kuruluyor, neyle oluyor bunlar parasız mı? sadece 10 senede kaç saray ınşaatı bitirildi bedava mı yapıldı. sıradan sayılacak bir partili görevlinin bile lüks makam aracı..? Türkiyedeki makam araçlarının bakım ve yakıt masrafları bile dudak uçuklatıyor. ya ehem bürokratın saray yavrusu konutları? silaha harcanan para…?
      say say bitmez her yere para…

      Erdoğan doğru söylüyor, Türkiyenin ekonomik bir sorunu yok.

      cebimde kaç para mı var? ya hocam benim ne işim olur parayla pulla? bir sene boyunca yiyebileceğim bir kaç teneke buğday(20 litrelik teneke)

      • Ezbere konuşuyorsunuz. Biraz araştırın ve öyle yazın. AK Parti seçmenlerinin çok büyük çoğunluğu, halkın en yoksul kesimi. Üçte ikisine yakını, yaşamını emekli aylığı, dul ve yetim aylığı, vb. sosyal yardım ödenekleriyle sürdürmeye çalışıyor. Erdoğan’ın besleyip zenginleştirdiği yeni elitlerin partili seçmenler içindeki oranı yüzde 4’ü bulmuyor.

        Bu insanların korkuları var. Erdoğan iktidarının gitmesi durumunda, söz konusu ödeneklerin tehlikeye düşebileceği kaygısını yaşıyorlar. Çok kötü bir aylık alan emeklilerin AK Parti seçmeni olanların yüzde 70’e yakını, AK Parti öncesi yıllarla karşılaştırma yapıyor. Zor koşullarda yaşıyor olmasına rağmen, yapılmış olan, doğrudan tanığı olduğu hizmetler dolayısıyla (özellikle sağlık hizmetleri), AK Parti’yi desteklemeye devam ediyor.

        Erdoğan iktidarının zenginleri gözetip dar gelirli yığınlara sırtını dönmüş olduğu gerçeği ile, AK Parti seçmeninin sosyolojisinin ne olduğu, hangi saiklerle partiye desteğini sürdürdüğü birbirinden ayrı iki farklı olgu.

        Sapla samanı karıştırmak yerine, bu düşündürücü tablo üzerine kafa yorup bu partinin seçmenlerinin dünyasını anlamaya çalışmak gerek.

        • doğru… ama dersime çalıştım da ezberden konuşuyorum.

          Venezüellada ekonomik sorun mu var? Maduro Türkiye’ye gelip Nusret’te dünyanın en pahalı gulaşlarından yiyor ülkesine dönünce de bunu kameralara anlatabiliyor ve kameraman da ağzı açık dinliyor. peki tepelik bölgeleri dolduran sıvasız gecekondularda yaşayan ahali en çok kimden nefret ediyor? tabiki Juan Guadio’dan…

          kabile devletlerini devlet mekanizmasını eline geçirmiş aileler yönetir ve o aileler de ekonomik sorun yaşamazlar. bilmem bu mesele daha başka nasıl anlatılabilir?

    • Sn.bernar bakıyorum fırsatçılıkta üzerinize yok; yav salgın hastalıktan bile siyasi çıkar elde etmeyi düşünebilecek kadar alçalmışsınız maşallah! Dinler ne kötü, bizi ateyizler yönetse keşke değil mi?

  12. Fehmi bey! Biz zengin bir sarayız bize hiç birşey olmaz. En azından Cennet anahtarlarını cebinde taşiyan bir reisimiz var, onun için! Bize karada õlüm yok.
    Dün Yabancı insanhakları aktivtler Twitter’de Erdoğanı ziyeret ettiği için AİHM başkanını adeta topa tutmuştular. Bende onlari okuyordum, bir anda Erdoğanın Twittlerine rastladım.
    Bir konuyu 2 saat aralıklarla 2 veya 3 kez yaziyor.

    Bizim GURURUMUZ İNŞATLAR ile en az 100 sene karın doyururuz. Türkiye şaha kalkmış uçuyor! Şu an uçuyoruz uçuyor…. Yalnız garibime gide biryazisına şaşırdım; Dünya liderimiz illetleri zilletleri ve vatan hainlerini unutmuş olmaliki, birlik beraberlik palavrasını atiyor.
    Kendisinin Atatük kelimesinden nefret ettiğinide iyi bildiğim için
    birlik beraberliğimizi yazarken Mustafa Kemalide örnek gõsteriyor.
    Ben bu Twittlerden pek birşey anliyamadım….

    ×××××××
    Recep Tayyip Erdoğan’s Tweets

    10h
    Allah’ın yardımı, milletimizin desteğiyle ülkemizi dünyanın en büyük 10 devletinden biri haline dönüştürmekte kararlıyız.

    From
    Erdoğan Dijital Medya
    Recep Tayyip Erdoğan
    ·
    13h
    Bugün hizmete aldığımız Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanemizin ülkemize, milletimize, şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

    ××××××××
    Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini birbirine bağlayan Ankara-Niğde Otoyolu’nun açılışını gerçekleştiriyoruz.
    ××××××

    Tweets
    Tweets & Tweets
    Recep Tayyip Erdoğan
    ·
    16h
    Bu yıl İstanbul’da hizmete aldığımız 7. hastane olan Göztepe Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştiriyoruz.

    Recep Tayyip Erdoğan
    Göztepe Şehir Hastanesi Açılış Töreni
    Recep Tayyip Erdoğan
    ·
    Sep 4
    Bugün, son 6 ayda gerçekleştirdiğimiz 8. ulaşım projesi olan Ankara-Niğde Otoyolu’nun birinci ve üçüncü kesimlerini hizmete aldık.

    #YolMedeniyettir anlayışıyla ülkemize ulaşımda çağ atlatmaya devam edeceğiz.
    Recep Tayyip Erdoğan
    ·
    Sep 4
    Millî Mücadele’nin mihenk taşı Sivas Kongresi’nin 101. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum.

    Bir kez daha ifade ediyoruz ki, milletimiz bu cennet vatanı bir bütün olarak koruyacak ve asla böldürtmeyecektir😮😮😮

    Likes
    Recep Tayyip Erdoğan’s Tweets
    Recep Tayyip Erdoğan

    ·

    • Acaba! AİHM Başkani birilerini hapisten çıkartırmak içinmi geldi.
      Adami topa tutmuşlar fakat başkani olduğu mahkemenin kararlarını TIHM başkani Erdoğana sõzgeçiremeyince gelmiş olabilir.
      Gerçi AIHM e üye ülkeler arasında en yüksek ücreti Rusya ve Türkiye õdüyor son iki yılda Türkiye verdiği parayı iki katından fazla artırmış.
      Türkiye neden artırmiş ACABA?

    • Vallahi pes vallahi pes… Burayı okumakta ve yorum yazmadaki tek amacı Tayip yergisi olan birine artık pes demek istiyorum. Sorarsan allame-i cihansın her şeyin en iyisini ve en doğrusunu da buradaki birkaç kişiyle sen biliyorsun. Ama bildiğin tek türkü hatta tek nakarat var. Karadenizlilerin hamsiden yaptıkları yemek sayısından fazla Tayyip bakış açın var. Biraz kızdırayım madem seni. Tayyip yaptım yapacağım dediği herşeyi yaptı. Bir tek size göre diktatörlüğü var. Bana göre diktatör de değil. Siz bizim gibi düşünenlere “yalaka, makarnacı, yandaş, faladaş filandaş…. diyip duruyorsunuz ya biz siz ne demeliyiz bu at gözlüğü ile bakış dışında hiç birşey içermeyen ifadelerinize. ?

      • Bu hanımın yorum sayfalarını kullanış tarzından ben de rahatsızım ve bunu bir kaç kez usturupluca dile getirdim. Yorumlara Uğur ismiyle katkıda bulunan beyefendi de saygı ve samimiyet dolu ifadelerle memnuniyetsizliğini dile getirme erdemini gösterdi. İktidara uzak yorumcu arkadaşların bu hanımın yüzeysel ve can sıkıcı metinleri karşısında en ufak bir yakınma belirtisi göstermemeleri de üzücü.

        Kimsenin ne yazacağına karışmak gibi bir derdim ya da ihtiyacım yok. Ama, belli bir kalitenin gözetilmesi konusunda herkes ölçülü bir duyarlılığa da sahip olmalı.

        Muhalif olmak, yüzeysellik ve oradan buradan metin bulup kopyala yapıştır gibi istismarcı tutumlar karşısında, salt o usandırıcı metinler Erdoğan karşıtı diye, suskunlukla karşılanmamalı.

        Bu hanımın metinlerinin içeriksizliği konusunda sizinle hemfikirim.

        • Bakıyorum yine kadına şiddet var burada sn.bernar! Aynı zırvalıkları aynı şekilde turgut ertav ve hamza bey de yapıyor ama onlara gıkınızı bile çıkaramıyorsunuz! Öyle değil mi nurdan abla?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız