İçki yasağı da nereden çıktı? Galiba bir yanlış anlamadan…

78
Yıl 1920.. ABD'de içki yasağı başladı.. İçkiler lağıma boşaltılıyor..
Reklam

Muhalefet ‘tam kapanma’ diye adlandırılan 17 günlük süre içerisinde uygulanan yasaklar arasına katılan içki satışı yasağını bir tür deneme olarak değerlendiriyor.

Niyetin içkiyi kalıcı olarak yasaklamak olduğu, şimdilerde onun provasının yapıldığı iddiası yaygın.

İktidarda muhafazakar bir parti var ya, onu böyle bir yasakçı tavırla ilişkilendirmek kolay.

Gerçekten böyle bir niyeti olabilir mi iktidarın?

AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, iktidara talip olduğu 2002 yılında, “Günün birinde iktidara gelirsem içki konusunu referanduma sunacağım” dediği bilindiği için böyle bir yakıştırma yapıldığı anlaşılıyor.

[Konuyu çok yönlü araştırırken, Murat Bardakçı’nın “Osmanlı’nın İslam’ında içki yasağı yoktu” başlıklı yazısıyla karşılaştım (12 Şubat 2002). O zaman Hürriyet’te köşesi bulunan günümüzün Habertürk yazarı, yazısına, Tayyip Erdoğan’ın o çıkışını ‘garip bulduğunu’ söyleyerek başlamış.

Hayatında ağzını alkollü içkinin hiçbir çeşidiyle tanıştırmamış biriyim. İçki dinimizce haram. Sağlık açısından içkinin sayısız mahzurları olduğu da biliniyor. Devletin insanları bu alışkanlıktan uzak tutmak için uyarıcı çalışmalar yürütmesini, bu alanda çalışan –Yeşilay gibi- örgütlere yardımcı olmasını doğru bulurum.

Ancak bu sonuca yasaklama yoluyla ulaşılacağına inanmam.

Reklam

Geçmişte bazısı dini, bazısı sağlık mülahazalarıyla içki yasağı uygulamış ülkeler var; hiçbirinde yasaklama başarıyla uygulanamadığı gibi, bu yola başvurmanın çok daha ciddi sakıncalar doğurduğu da biliniyor.

Osmanlı dine saygılı bir devletti hiç kuşkusuz, bazı hükümdarlar kendi dönemlerinde içki kullanımına yasaklama getirip sıkı takibe de aldı; ancak Osmanlı’nın 600 yılı aşkın tarihinde içkinin yasak olduğu dönemler istisnadır. O dönemlerde de isteyen içecek alkollü bir şeyler bulur veya imal eder, gizli gizli içerdi.

Yasaklandı da ne oldu?

En keskin yasaklama günümüze fazla uzak olmayan yıllarda (1920-1933 yılları arasında) ABD’de uygulandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin oluşmasına sırt vermiş cemaatlerden dini açıdan güçlüler, kendilerinin siyaseten etkili oldukları eyaletlerde, 19. yüzyılın sonlarından itibaren, içki yasağını uygulattılar.

Konu 1920 yılında ABD Kongresi önüne geldiğinde, anayasaya eklenen 18. madde için yapılan oylamada, Temsilciler Meclisi üyelerinin yüzde 68’i, Senato’da senatörlerin yüzde 76’sı yasaklamadan yana oy kullandı. Oylamaya kadar o zaman 48 eyaletten oluşan ABD’nin 46 eyaleti içkiyi yasaklamıştı zaten.

Sonrasında tam bir keşmekeş yaşandı ABD’de. İçki alışkanlığını yok etmesi hedeflenen yasaklama döneminde (‘Prohibion’ diye adlandırılıyor) tüketim azalmadı, tersine arttı; ancak yasal olarak üretilemediği için kaçak yollar devreye girdi ve o dönemle ilgili Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz manzaralar yaşandı.

En ünlüleri Al Capone ve Lucky Luciano olan Mafya liderleri yasağı aşmayı becererek palazlandılar ve ülkeyi kasıp kavurmaya başladılar. Mafya’nın bu yolla elde ettiği parasal güç yüzünden yerel ve genel siyasete rüşvet ve çeşitli yolsuzluklar bulaştı.

Yasakla amaçlananın gerçekleşmediği ve uygulamanın ülkeye pek çok yönden hastalık bulaştırdığı görülünce, yasaklama kararından 13 yıl sonra, süreç tersinden yeniden yaşandı. Anayasaya eklenen 21. madde ile yasakçı 18. madde yürürlükten kaldırıldı.

Reklam

O dönemin hatırası Mafya örgütü, ciddi bir mücadele verilmesine rağmen, içki yasağı uygulanan 1920’li-1930’lu yıllarda kazandığı gücünü 1980’lere kadar sürdürdü.      

Günümüzde içkinin yasak olduğu ülkeler yok mu? Var. 

Peki, o ülkelerde içki yasağı ciddi biçimde uygulanabiliyor mu? Kuşkuluyum.

Yasak uygulanan ülkelerde isteyenin yasağı aşmasını sağlayacak açık kapılar bırakıldığı gibi, isteyenin istediği marka içkiyi istediği an bulabileceği alternatif bir piyasanın oralarda oluştuğu da biliniyor.

Dostlar alış-verişte görsün tarzında uygulanıyor içki yasağı. Görünürde var, ama aslında pek işlemiyor.

Kaçak üretim de var o ülkelerde ve bu yüzden ciddi can kayıpları da yaşanıyor.

Bizde de, bayram öncelerinde, düğün gibi kalabalık ortamlarda, ucuz içki sevdasıyla tezgah altı kaynaklardan satın alınan kaçak üretilmiş içkilerin yaşattığı felaketlerin haberlerini gazetelerde okuyoruz. Yasak baskısı ölüm piyasasını canlandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Konunun pratik yönü bu.

Tabii bir de teorik yön var.

İçki yoksa haramdan kaçınmak anlamsız değil mi? 

Acaba dinin yasakladığı bir şey -mesela bu yazının konusu olan içki- devlet tarafından yasaklanarak bulunmaz hale mi getirilmeli, yoksa erişilebilse, isteyen bulabilse, ancak istemeyen de kaçınabilse mi?

Din açısından bunun hangisi doğru? 

İlahiyat alanına giren bu konuda muhtelif görüşler bulunması doğal. Tarih boyunca bu soruya yasaktan yana keskin cevaplar verenler, aksine görüşleri dinlemek istemediği gibi onlara hoşgörüyle bakmayanlar olduğunu da biliyorum.    

Buna karşılık, konuya farklı yaklaşan, bireyin özgürlük alanını günah işleyebileceği ortama kadar geniş bilen tezler var. 

Haram işlenebilecek bir ortam yoksa haramlardan kaçınmak mükafatlandırılacak bir meziyet olmaktan çıkar tezi…

Kur’an’da, önce gelen bir ayette içkiliyken namaz kılınamayacağı, daha sonra gelen bir başka ayette ise içkinin kesinlikle haram olduğu ve uzak durulması gerektiği bildiriliyor. Bu sebeple, içki var olsa da, haram işlememek için, pek çok insan ondan uzak duruyor. 

Yasaklamalarla bir yerlere varılamayacağını kendi tarihimizden öğrenmiş olmalıydık.

ΩΩΩΩ

Reklam

78 YORUMLAR

  1. Alkol yasağının gereksiz olduğunu savunanlar işi o kadar ileri götürdüler ki yasağı getirenleri Allah’a havale (!) bile ettiler.

    Öylesine canhıraşane mücadele ediyorlar ki insanın tebrik edesi geliyor.

    Malumunuz teravih namazlarını camilerde cemaatle kılmak da yasak!

    Ne fert olarak ne de kurumsal olarak bu yasağın karşısında olan bir ses çıkmadı maalesef muhafazakâr ve İslamcı camiadan.

      • Otoriteye saygılı olunmaz. Otoriteye hesap sorulur. Onu iş yapsın diye seçen biziz. Nereden otorite oluyor. Olsa olsa memurum olurlar. İstediğimizde indiririz. İstediğimizde indirebildiğimiz birileri otorite olamaz herhalde.

    • Tanrının bu son salgın müsibetinden en güncel çıkardığım ders lerden birisi şu oldu:
      inanç üzerine oyun oynamak, inancı kullanmaya kalkmak, ibadethaneler üzerinden (ahır yapmışlar, içine silah saklamışlar, aykabıyla girmişler, içinde kutuda birşeyler içmişler gibi)
      siyaset ve benzeri şeylere tevessül etmeye kalkmak,
      Yüce Rabbimin kullarından yapmasını istediği şeylerden değilmiş!
      Allah insanlardan iyi kul olmalarını, kimseye kötülük yapılmamasını, hayırlı işlerle uğraşıp, fitne fesattan uzak durulmasını, en öemlisi de:
      kul hakkıyla yanıma gelmeyin diye nasihat verdiğini anladım, pekiştirdim,
      en hakiki gerçek bir MÜ’MİN olaraktan.
      Allah tüm Müslümanlara Mü’min kullar olarak hayatlarını sürdürebilmeyi nasip etsin inşallah.

  2. Hoca Alamanya’dan saydırmaya devam ediyor eline, diline sağlık hocam en kısa zamanda görüşmek üzere…
    Siyasi iktidar ne tür bir din söylemi sever?
    El-Cevâb: Siyasi iktidar, “Hocam, annem babam beni tüp bebek olarak dünyaya getirmişler ve bunun masrafını karşılamak için de bankadan kredi çekmişler; şimdi ben caiz miyim? Hocam, ben sevdiğime dua ediyorum, o da kendi sevdiğine dua ediyor; kimin duası kabul olur? Hocam, evde temizlik yaparken elektrik süpürgesiyle karıncaları çekiyorum, bunun günahı var mı?” gibi beyin yakan sorulara TV ekranlarından cevap verip tüm milleti ve memleketi karanlıklardan aydınlığa çıkaran “hocalar”ın din söylemlerini sever. Üstelik böyle hocaları öyle bir sever ki içlerinden “televangelik vaizlik”te üstün başarı gösterenleri ödül üstüne ödülle de taltif eder. Mesela, zikri geçen soruların tümüne tek tek cevap veren “hocamız”ı, televizyon vaizliği ve gazete köşe yazarlığı baki kalmak üzere, “İslam Bilim ve Teknoloji” isimli bir üniversitenin rektör koltuğuyla taltif eder; ama yetmez, YÖK üyeliğiyle de taltif eder; fakat bu da yetmez, ikinci kez YÖK üyeliğiyle taltif eder… Böylece hâkim siyasi irade İlahiyat fakültelerinin YÖK nezdindeki temsilini, “Hocam, tüp bebek olarak dünyaya gelmişim; ben caiz miyim?” gibi çok ciddi teolojik/ontolojik soruların altında kalkma dirayetine sahip bir ilim/bilim deryasına devretmekle millet ve memlekete büyük hizmet eder.

    https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-ozturk/siyasi-iktidar-ne-tur-bir-din-soylemi-sever-1589304

    • Sorular ilginç! Karşılıklı böyle soru-cevaplarla (senaryo, dalga geçmek için de yapabilirler) insanları oyalamanın, dini hafife almanın da bir vebali vardır! Sorular birer cevabı haketse de cevap vereni ne bilim adamı ne de teknoloji üretkeni yapacak nitelikte. İslami Bilim ve Teknoloji olsa olsa eşyanın tabiatına dair sırları çalışarak keşfetmek, anlayabilmek ve müslümanlara anlatmakta, onlara önder olmakla, onları bu konuda üretkenliğe motive etmekle olur.

      Yoksa:

      Bu nice oku(t)maktır!
      Nasıl boşa emektir…

      • Bir memleket isterim..!
        İnsanları can olsun,
        Doğru dürüst çalışmak,
        Sorumluluktan olsun!

        Bir memleket isterim..!
        İnsan müslüman olsun,
        Kuşku vesvese değil,
        Birer hüsnüzan olsun!

    • Bir memleket isterim..!
      Ahlak en başta etken,
      Birlik beraberlikle,
      Üretken mi üretken!

      Bir memleket isterim..!
      Fedakarı bol olsun,
      Birbirine yardımcı,
      İnsanları bol olsun!

      Bir memleket isterim..!
      “DiN”in hakkını veren,
      İnsanları pozitif,
      Öylece Hakka eren!

    • Sayın yk, türkiye kadar özgürlükçü, serbest, suç ve ceza konusunda da alabildiğine başıboş bir memleket var mıdır alemde? Öyle ki kaçak köprü geçişlerinden dolayı ceza yemiş sürücülerden eskaza ödeyenlere bile seçim öncesi paraları iade ediliyordu; sen de tutturmuşsun “bunaltmasın yasaklar” diye? Allah akıl fikir versin emi!

  3. ***Cemaat’i 15 Temmuz’ a  adım adım nasıl sürüklediler.***

    Cemaatin 30 yıllık gazetecisi Ahmet Dönmezin yazı dizileri cemaatin karanlık yüzünü bir bir deşifre ediyor. Müthiş bilgiler yayınlıyor.

    Mahrem imamların güç savaşları-1  yazı dizisi yeni başladı.Adil Öksüz ün ortaokuldan itibaren nasıl yetiştirildiği Hava Kuvvetleri imamlığından sonra Türkiyedeki bütün Askeriyenin imamlığına nasıl getirildiğini ayrıntılarıyla ortalığa dökmüş yazar.

    http://www.ahmetdonmez.net

  4. O zamanlar otoriteye saygılıydılar aslında. 28 şubat ta Başörtüsü yasağı geldiğinde bütün okul ve dersanelerinde ablalarının başlarını füruat deyip,civciler zarar görmesinler deyü açtırdılar. Bu davranışları ile  Başörtüsü yasagına karşı yapılan eylemlerın ve direnişin belini kırmışlardı.
    Şu pandemi döneminde getirilen 17 günlük alkol yasağına karşı nasılda canhıraş saldırıya geçmişler yine. Herhalde tedbir olsun diye mahrem yapıda bulunanlar göstermelik içkilerini yudumluyorlardı, deşifre olmamaları için. Anlaşılan içki ile baya arkadaş olmuşlar.Az kaldı 10-15 gün sonra yasak bitince bol bol içersiniz. 15 gün sonra başka gündem bulursunuz. Allah yardım etsin.

  5. Muhammed Suresi, 15. ayet: Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını ‘parça parça koparan’ kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?———————————————————–
    Cennetinde “…içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar…” söz ediyor kutsal kitabı Kuran’da.
    BAKARA 219 da da:Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür.”……………………………buyuruyor.
    Rüşvet ve yolsuzluk için “insanların günah işleme özgürlüğü vardır” diye saçmalayan zihniyetin içkiyi yasaklama girişimi ne kadar sahtekar ve ikiyüzlü olduklarının yeni bir göstergesidir.
    Cennetinde içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar vaad edene başkaldırdıklarının farkında bile olmayan (uygun olumsuz sıfat ) kişilerdir.

    • Yahya bey cennetin güzellikleri saymakla bitmez. Dünyalık müptelalara da hitap eden ayetleri buraya sıralarken sen ne yaptığını sanıyorsun? İnsanların günah işleme özgürlüğü var deyip içkiyi savunan, reklamını yaparak kadeh tokuşturan sözde laik kesim ile aynı gerekçeye dayandırarak bile bile rüşvet ve yolsuzluk yapan partizan/kalpazan dindarların birbirinden farkı var mı?

      Sen kendine bak, ateistlikten vargeçtiysen tebrik ederim! Cenneti hak etmeğe bak oraya gidince elbet boynu bükük, boşta kalmazsın. Tabi bu nefsinin kölesi olmak yerine Allah’a kul olmayı becerebiliyorsan mümkün.

      • HK. bana akıl verebilecek en son kişi olduğunu bilmelisiniz. Yalnızca içki ile ilgili Kuran’dan iki ayet paylaştım. Kuran’ın Türkçesini okumadığı halde kitapta yazıyor diye sallayan geri zekalılar dışında herkes ne demek istediğimi anlamışlardır.

        • İki ayet paylaşmış,
          Anlamına ulaşmış!
          Gerzekçe bir iddia bu,
          Yine haddini aşmış!

          Ateizme bağlanan,
          Gün gelince ağlayan,
          Bir fark var da göremez,
          Anlamadan sallayan!

  6. Baran bey “sayın H.K. canın isterse akıl-iman sentezi işine gelmeyince akıl-imanı bir tarafa bırakıp sentezliyorsunuz sanki” buyurmuşsun ama sen de ender arkadaşın iddialarındaki tutarsızlıkları pek umursamıyorsun sanki?
    Mucib bey ise kendisinden hiç beklenmedik bir şekilde gayet yerinde bi tespitte bulunmuş bile:
    “Günlerden beri durmadan , usanmadan yalan konuşuyorsun ! Yoksa bir kuyruk acısı var !”

    • doğru! ortada bir umursamazlık var. var ama o benim umursamazlığım degilki, bizatihi devlet yönetiminin umursamazlığı.

      bu mesele 100 senelik kapanmayan bir yara. yara kabuk bağlayıp iyileşmeye bırakarak mı kapanır, yoksa her sene kaşıtarak mı? yani yaralının kaşıması normal karşılanabilir de, ya devletin kaşımasına ne demeli?

  7. Üstadım bu bizim reisin çevresini öyle sarmışlar ki dışarıyı görmesi imkansız sen ne kadar uyarsan da ne kadar yazı yazsan da eski dostları ne kadar çağırsa da bağırsa da reise bunu duyurmazlar . Reis’in çevresinde ki kalabalık var ya orayı bırakmamak için akıllarına ne gelirse reise uygulatmaya çalışıyorlar ve uygulatıyorlar da . Yalnız böyle giderse Allah onların fikirlerinden reisi de bu milleti de korusun. Bugün biride çıkmış polisin olduğu yerde fotoğraf çekilmezmiş. Bunu 2002 yılında reise sorsaydık ne derdi acaba? Herkese saygılar.

    • Bahri bey, avrupada devriye gezen ikili polis timlerinin bi fotoğrafını çeksenize veya beraber poz verelim mi diye sorsanıza; bakalım sizi ne yapıyorlar?
      Ulan, hiç mi dünyadan haberiniz yok arkadaş?
      Direkt şarjörlerini beynine boşaltırlar, hele bir de siyah saçlıysan!!!

  8. Osmanlıda hiçbir dönemde içki yasağı olmamıştır.4.Murat dönemi gibi bazı istisnai dönemlerde meyhaneler kapatılmıştır ama bu içki yasağı değildir.içki üretimi satışı ve evde tüketimi serbesttir.meyhanelerle beraber kahvehanelerde kapatılmıştı.burda amaç içkiyi yasaklamak değil.
    Fitne,fücur,gıybet ve muhalefet odağı oldukları düşünülen mekanları dolayısıyla muhalefeti ortadan kaldırmaktır.amaç içki yasağı olsaydı meyhaneler kapatılmaz müslümanların girişi yasaklanırdı.neticede hıristiyanlara içki yasak değil.

  9. İslamda kumar da, şans oyunları da yasak. Herhalde seçme hakkı olsun diye televizyonlarda canlı yayınlarda reklamı yapılıyor, hatta pandemi yasaklarından pek etkilenmiyor.

  10. Bir kayip ilani daha! En iyisi bu kayıp ilanlarını ABD g#azetelerine vereyım’de onlar bulsunlar! %90 burdakı K D Eyaletinde’ ki Din Alet vakvindadì.

    2.Kayıp 159 ton altın nerede?

    1.$128 milyar dolar . Bulundumu?

      • YALANCI VE SAHTEKARLARI SAVUNMA KONUSUNDA UZMAM OLDUĞUNUZÜ BILIYORDUM FAKAT MATAMATİK UZMANI OLDUĞUNUZU BILMIYORDUM..BİLSEYDIM ÖNCE SIZDEN ICAZET ALIRDIM.

        ××××××
        “128 milyar doların ardından şimdi de kayıp 159 ton altın aranıyor
        Kayıp 159 ton altın gündemdeki sıcaklığını koruyor. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’dan; Dünya Altın Konseyi’nin Nisan 2021 Raporu’ndaki verilerle Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıkladığı altın rezervi verileri arasındaki 159 ton altın farkına ilişkin açıklama istedi.

        Kayıp 128 milyar dolar tartışmaları sürerken, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kayıp 159 ton altınla ilgili merak edilenleri Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın cevaplaması talebiyle yeni bir soru önergesi verdi. Tanrıkulu; Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıkladığı altın rezervi verileri ile Dünya Altın Konseyi’nin verileri arasında fark olduğuna dikkati çekti.”
        ××××××××
        BEN MATAMATİK BILMEDIĞIM İÇİN. en iyisimi siz kendınız hesaplayın. BAKIN
        EMIR ERLERI SÖYLIYOR SİZİN HAVUZ YAZIYOR.
        ×××××××
        https://www.yenisafak.com/ekonomi/turkiyenin-kac-ton-altin-rezervi-var-merkez-bankasi-rezervleri-ne-kadar-3620078

        “Başkanı Şahap Kavcıoğlu, katıldığı ortak canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu. Kavcıoğlu, Merkez Bankası’nın altın rezervlerini açıklayarak, ‘Türkiye’nin bugün 720 ton altını var ve 120 ton yurtdışındaki altınımızı 2017 den bu yana Türkiye’ye getirdik. 120 ton altını olan Türkiye’nin bugün 720 tonu var’ dedi.

        Rezervlerin yapısı değişmiştir Türkiye’de. Yıllardır 120 ton altını vardı. 2012’de başlıyor. 2019 ve 2020’de Türkiye 👉710 ton 👈altına çıkıyor. Türkiye’nin şu an merkez bankası rezervlerinde 👉710 👈ton altını var. Türkiye’nin 120 ton altını yurt dışındayken, 2017-18’den sonra Türkiye’nin tüm altınlarını Türkiye’ye getirmiştir. Türkiye’nin tüm altınları şu an Merkez Bankası’ndadır.

        Şu an bu yıllık 50 ton 1-2 yıl içerisinde 80 tona çıkacak inşallah. Önümüzdeki hedef, rezervleri daha kalıcı, güçlü şekilde oluşturmak. Türkiye’de hem rezervlerimizi daha kalıcı hale getireceğiz, hem de üretimi, ihracatı finanse ederek daha iyi bir sistem oluşturacağız.
        ×××××××××

      • 3/5/2021 Tarihli 1 kg altin’ın aliş fiyatı 56870 USD satış 56950 OUD.
        1000, kg $56,870,000. Buda 1 tonun fiyatı,
        Hepsini hesaplarsam Matamatík uzmanına karş ayıp olur! verdiğim rakami 159,000 kg ile çarparsanız bende öğrenmış olurum.
        HA unutmadan siz herkesi kendiniz gibi zannetiğiniz için her zaman komik duruma düşüyorsunuz. Zalimleri Alkişliyan ve savunanlar dillsiz şeytan olduklarıí herhalde biliyorsunuzdur?

          • H Gayret! Siz ne zaman yorum cevaplarının kime yapıldığını õğreneceksınız.. O cevap sizin yorumunuza değil Matamatuk uzmani ve benim her yorumuma musallat olan ve her seferinde’de ağzı kuruduğu için Tükürüğünü yalayan o uzman’ın yorumuna.

  11. Lâtifeniz eteşekkürler sayın H.Gayret.Toptan kendimizi yakmak değil çözüm.” Ölmeden evvel ölünüz! ” deniliyor hadiste.
    Mevlana’ya göre ölüm
    Tasavvufta ise örneğin Mevlana’nın ölüm anlayışı, onun Allah, kainat, insan, ruh, hayat ve devir hakkındaki görüşlerini içerir. Mevlana’ya göre; bir devir sistemi içinde hayatın anlamı, ruhun ölümsüzlüğü ve Allah’a vuslatın yolu, ölümden geçmektedir. Böylece ölümü “İradi ölüm” ve “Tabii ölüm” diye ikiye ayırır. İradi ölüm ile, tasavvufi terbiye, ruhun arındırılması ve nefsin egemenliğinden kurtarılmasını ifade etmektedir.
    Mevlana, tabii ölümü ise beden ile kendisini sınırlamış olan ve Allah’tan bir parça olan ruhun tekrar aslına dönmesi ile Aşık ile Maşuk’un buluşması olarak ifade eder. Bunun tasavvuftaki adı “Şeb-i- Arus” olarak nitelenir. Burada ruhun aslına dönüşü “kavuşma” ve “vuslat” terimleriyle ifade edilmektedir. Seven ile sevilenin buluşmasıdır. Kavuşmanın karşılığı; dirilmektir, aşk olmaktır. Ölüm, yeniden doğmakla, yaşamakla eş anlamlıdır. Bir diğer deyişle ölümsüzlüğe erişmektir.
    O nedenle kimilerine göre ecel gelip çattığında, vuslata varmaktır sonu; kimilerine göre ise korkudan can derdine düşmektir.
    “Ölümsüzlük nefsin ölümüdür”
    Nefs, bireysel kimliklere hizmet eder. O nedenle de dünyada barış, gerçekleşememektedir. İnsan her olanda kendine bir pay çıkarırsa, sadece kendi merkezinde kendini düşünürse, sadece kendi doğrularını karşısındakine diretirse ne kendi, kendi olabilir; ne de karşısındakinin kendisi olabilmesine imkan tanıyabilir.
    Mevlana ölümsüzlüğe erişmenin, ‘as’la rücu etmenin ve maşukla buluşmanın, ancak nefsini terbiye edebilenlerin deneyimleyebileceğini ifade eder. Bir diğer deyişle bunun anlamı, ruhi tekamüldür ve yolu aşk’tan geçer.
    Tüm yanıtlar nefsimize aittir, onda gizlidir. Onu görün, tanıyın ve sizlere neler yaptırdığını, sizleri nasıl yalnızlaştırdığını, nasıl olumsuz duygular ve düşünceler ürettirdiğine şahit olun. Kendi içinizde kaldığınız müddetçe nefsinizi terbiye etmeyi başaramazsınız.
    Nefs, bireysel kimliklere hizmet eder o nedenle de dünyada barış gerçekleşememektedir. İnsan her olanda kendine bir pay çıkarırsa, sadece kendi merkezinde kendini düşünürse, sadece kendi doğrularını karşısındakine diretirse ne kendi, kendi olabilir ne de karşısındakinin kendisi olabilmesine imkan tanıyabilir.
    Kaynak:İndigo Dergisi/Rüya Yüksel.
    Saygılar.

  12. Aslında sormak lazım! Peki neyi ve kime? Tabiiki kafalarına göre Din satanlara. Şükürler olsunki hayatım boyunca din satıcılarına bilerk alet olmadım. bilmeden olduğum’ide hatırlamiyorum ve zannermiyorm.

    Yahu adamlar Türkiyeyi çaldılar yandaşlara peşkeş çektiler, aileleri yıktılar suçsuz günahsız insanları zindanlarda õldürdûler! TÜRKİYE demek her ülkede olduğu gibi, ateist, Hırıstiyan, Müsevi, Müslüman, ve diyer inançlar’dan oluşan topluluklar demek olduğuna gõre Onların Haklarını yalayıp yutuyorsunuz! Kalkmiş içkiyi haram diye yasakliyorsunuz! İçki içen, zina yapan töbekar olur onları Allahu Taâla aff eder fakat hak yiyeni hırsızlık edeni milleti kandıranı, iftira atanı, ve zalim hükümdarlari aff edemez! Çünkü onlar Allahın verdiği rızıkla yetinmemiş başkalar’ının rizkına tecavuz etmişler açıkcası kul hakkı yemişler Allahu Taâla cehenemde bu tipler için õzel olarak kayya kuyusu’nu yaratmış.
    Peki bunları savunan ve süçsuz gûnahsız insanlara attıkları iftiralar ile yıkılan hayatlar’a birer tekmed iftira ve yalan makineleri ‘ne vurduruyorlar, o yalan makineleri’de onlardan aşağı kalmiyor.
    Zaten gerçeklerden o kadar çok kotkuyorlarkı, Dünyanın bildiğini kendi vatandaşlar’ından sakliyorlar.
    Burdaki troller sorum size Liderleriniz neden! Dünyada olup bitenlerın duyulmaması için linkleri engelliyorlar? çünkü sizler ve taptıklarınız gerçeklerden çok korkuyorsunuz.

  13. Organize kötülük” dediğim, seçilmiş demokratik iktidarı iş yapamaz hale getirmek için ekonomiden sağlık sistemine, terörle mücadeleden dış politikaya kadar her konuda “bozgunculuk” yapmaktır.
    “PYD bize mi saldıracak?” gibi lakırdılarla kuşku yaratmak suretiyle Mehmetçiği adeta sırtından hançerlemediler mi? Dış yatırımcıya “Türkiye’ye yatırım yapmayın” çağrısı yapmadılar mı?
    Yetmezmiş gibi “yaşam tarzı” üzerinden topluma kin ve nefret pompalamak için her çeşit “üretime” girişmediler mi?
    “İçki yasağı” heyulasıyla yapmaya çalıştıkları bunun son örneği.
    Siz istediğiniz kadar İngiltere’den girip Rusya’dan çıkarak bir yığın örnekle bunun tam kapanma dolayımında pandemiyle ilişkisini anlatın, ne fayda!
    Algı çoktan yerleştirilmiştir.
    İşin tuhafı…
    “İçki yasaklanıyor / laiklik elden gidiyor” diyen endişeli modernler ile “28 Şubat’tan daha beter / din elden gidiyor” diyen endişeli muhafazakârlar, Erdoğan karşıtlığında örtüşüyorlar!..

    • Erdoğan’ı muhafazakar modern ittifakı getirmişti, şimdi de götürüyor. Bundan doğal ne olabilir. Hayırlı uğurlu olsun demekten başka.

  14. 10 Adımda Amerika’daki İçki Yasağı Dönemi
    Protestanların , Sosyal Demokratların ve Cumhuriyetçilerinin alkol karşıtı hareketlerinin yoğun olduğu zamanlardı. Tarihler 18 Aralık 1917’yi gösterdiğinde ABD Senatosu On Sekizinci Anayasa değişikliğiyle alkolün yasaklanmasını teklif etti.
    Alkole resmen sosyal bir savaş açılmıştı. Bu teklif 36 eyalet tarafından onaylandı ve 16 Ocak 1919’da teklif tasdik edildi. 17 Ocak 1920’de de yürürlüğe girdi ve ülke kuru dönemine başladı.
    Alkolü yasaklayan bir yasa çıkarmak, alkolü fiilen durdurmaya yetmedi. Bunun en büyük nedeni ise Amerika’nın o dönemler ülkenin her yerini denetleyecek gücünün olmamasıydı.
    Bu açık organize suç teşkilatlarına gün doğurdu. Dutch Schultz, Al Capone ile Lucky Luciano gibi gangsterler, ülke çapındaki alkol satışı yapan teşkilatlara yasadışı içki tedarik ederek hatırı sayılır servetler yaptılar.
    Alkol ithalatı da talebi karşılamıyordu bunun üzerine gizlice üretim de yapılmaya başlanıldı. Bu dönemde yasadışı organize teşkilatlar tarafından çok inovatif teknikler geliştirildi. Bunlardan bir tanesi inek topuklarıydı. Kösele ayakkabılarının altlarına bağladıkları inek topuklarıyla alkol sakladıkları ahırlarda ve gezindikleri yerlerde inek ayağı izi bırakarak kimliklerini ve varlıklarını gizlemeyi başardılar.
    1922 yılında (yani yasaktan 2 yıl sonra), sadece New York şehrindeki yasadığı organize teşkilatlarının sayısı 5000 idi, bu sayı 5 yıl içerisinde 6 katına çıktı ve 1927 yılında bu teşkilatların sayısı 30.000’e ulaştı hatta geçti.
    Büyük buhran döneminde ise işler iyice çığırından çıktı. Bir yandan ekonomik krizle savaşan ülke denetimleri iyice aksattı, krizi fırsata çeviren teşkilatlar da sayılarını iyice artırdı. Ülke çapında organize suç teşkilatı kurmak iyice popüler bir hal almıştı ve devlet bunun önüne geçemiyordu.
    Günlerden 23 Mart 1933’dü, Başkan Franklin D. Roosevelt artık bu gidişata bir dur demek için geri adım attı ve belirli alkollü içeceklerin üretilmesi ve satılmasına izin veren bir yasa tasarısını imzaladı. Tabi ki bu da yeterli olmadı. Yasak olan içkilere talep devam etti. Organize suç teşkilatları hala yüklü paralar kazanıyordu.
    5 Aralık 1933 günü On Sekizinci Anayasa Değişikliğinin çok büyük bir hata olduğuna karar veren Amerika Birleşik Devleti, Yirmi Birinci Anayasa Değişikliğini imzalayarak On Sekizinci Anayasa Değişikliğini yürürlükten kaldırdı ve içki yasağı dönemi son buldu.
    Alkol yasağının sonuçları ne derseniz
    Bu yasağın sonuçları ise; alkolün pahalı bir şekilde satılmasına imkan kıldı ve bu da Amerika’da günümüzdeki mafya babası anlayışının oluşumunu sağladı. Yasak içki satımıyla başlayan teşkilatlardan mafya babasına dönüşenler ürün yelpazelerini genişlettiler ve esrar gibi bağımlılık yapan diğer ürünleri de el altından satmaya başladılar. Ülkedeki ağır ve ciddi suç oranı tüm suçların %13’üne ulaştı. Genel suç sayısı yasağın daha ilk yılında %24 arttı. Kaynak:tarihiolaylar.com

  15. Not: Baran bey! Dün verdiğim linkin copisi.
    ×××××××××
    “APRIL 30, 2021
    SENATORS MARKEY, WYDEN, AND MERKLEY REINTRODUCE LEGISLATION TO DEFEND FUNDAMENTAL HUMAN RIGHTS IN TURKEY
    Bill calls for sanctions on officials who violate basic human rights to further the Erdogan government’s campaign to purge opposition.

    Washington (April 29, 2021) – Today, Senators Edward J. Markey (D-Mass,), Ron Wyden (D-Ore.), and Jeff Merkley (D-Ore.) announced the reintroduction of the Turkey Human Rights Promotion Act of 2021. This legislation condemns human rights abuses carried out by the Government of Turkey, which intensified after a 2016 coup attempt. The Government of Turkey, under PresidentRecep Tayyip Erdogan, has engaged in a brazen campaign to silence journalists, political opponents, dissidents, civil society activists, and minorities throughout Turkish society, as well as targeting Turkish citizens outside of its borders. This legislation makes it clear that the United States should use its considerable leverage with this NATO ally to prevent a further erosion of hard-fought democratic progress in Turkey. Senators Markey and Wyden first introduced the Turkey Human Rights Promotion Act in 2019.

    “President Erdogan’s free pass from the Trump White House to commit abuses has officially expired,” said Senator Markey, a member of the Senate Foreign Relations Committee. “The United States will once again speak out forcefully and take steps to hold the Erdogan government accountable for itscampaign to silence opposition by censoring social media, clamping down on free speech, and locking away critics. This legislation makes clear that President Biden must use all diplomatic tools to signal – unmistakably – that the United States comes down on the side of journalists, activists, and civil society leaders, and will stand up in opposition to Turkish officials who direct or carry out systematic human rights abuses.”

    “Turkey’s authoritarian government has trampled on the rights of journalists, political rivals and regular citizens who dare to voice criticism of President Erdogan,” said Senator Wyden. “Senators Markey, Merkley and I are renewing our call for accountability because America cannot stand by while partners and allies systematically violate basic freedoms.”
    President Erdogan’s track record of democratic backsliding and politically-motivated detentions of journalists, civil society leaders, members of the political opposition, and others threatens some of the most basic human rights of freedom of expression and due process,” said Senator Merkley, a member of the Senate Foreign Relations Committee. “The United States cannot stay silent in the face of this disturbing behavior. We must use the diplomatic levers available to us to ensure that Turkey’s political prisoners are released, and that dangerous anti-terrorism laws are repealed.”

    A copy of the legislation can be found HERE.

    The Government of Turkey has dismissed or suspended more than 60,000 police and military personnel, 125,000 civil servants, one-third of the judiciary, arrested or imprisoned more than 90,000 citizens, and closed more than 1,500 nongovernmental organizations on sham charges.This legislation specifically:

    Directs the Secretary of State to provide assistance to civil society organizations in Turkey that work to secure the release of prisoners of conscience and political prisoners in Turkey.
    Makes it a Statement of Policy for the United States to support democracy, peace, and prosperity in Turkey and to oppose the Government of Turkey’s attack on freedom of expression, peaceful assembly, and association.
    Expresses the Sense of Senate that the Government of Turkey must –
    – Take steps to significantly improve the dire climate for journalists and those supporting the journalism profession;

    – Cease its ongoing crackdown on free expression on the internet, including by repealing or amending laws that allow the government to block a website or remove content from the website; and

    – Halt its indiscriminate detention and prosecution of lawyers, judges, and prosecutors, and fulfill its obligations under the International Covenant for Civil and Political Rights (ICCPR) European Convention on Human Rights, and Turkey’s other international humanrights obligations.

    Expresses the Sense of the Senate that, if the Government of Turkey does not take effective steps to address its human rights violations,
    – The President should impose sanctions pursuant to the Global Magnitsky Human Rights Accountability Act with respect to officials of the Government of Turkey found responsible for the detention of prisoners of conscience and political prisoners, politically motivated detention of journalists, restricting freedom of expression through social media, and other gross violations of internationally recognized human rights;
    – The Secretary of State should impose visa restrictions under the so-called “Khashoggi Ban” for those engaged in serious extraterritorial counter-dissident activities, as the Government of Turkey is reported to have done; and

    – The Treasury Secretary should direct United States executive directors of key international financial institutions to oppose any loans, grants, policies, or strategies determined to be enabling the Government of Turkey to violate human rights of its citizens.

    “This bill offers a glimmer of hope for the thousands of innocent victims in Turkey being denied basic human rights. I’ve spent my life fighting for justice in my homeland,” said Portland Trailblazers player and human rights activist Enes Kanter. “Thousands of journalists, professors, lawyers, and many others

    for those engaged in serious extraterritorial counter-dissident activities, as the Government of Turkey is reported to have done; and

    – The Treasury Secretary should direct United States executive directors of key international financial institutions to oppose any loans, grants, policies, or strategies determined to be enabling the Government of Turkey to violate human rights of its citizens.

    “This bill offers a glimmer of hope for the thousands of innocent victims in Turkey being denied basic human rights. I’ve spent my life fighting for justice in my homeland,” said Portland Trailblazers player and human rights activist Enes Kanter. “Thousands of journalists, professors, lawyers, and many othersare locked in Turkish prisons simply for speaking up against the lawless dictator Erdogan. Even my own father was a political prisoner, and I am personally facing political charges, all for speaking the truth about an oppressive, corrupt government. This bill brings us a step closer to justice, rule of law, and freedom.”

    “As Turkey’s human rights record continues to deteriorate at alarming speed, this legislation serves as an important record of the Turkish government’s abuses and calls on the Biden administration to take steps to support the victims of this oppression,” said Merve Tahiroglu, Turkey Program Coordinator at Project on Middle East Democracy (POMED).”
    ××××××××

    • teşekkürler Nurdan Abla. bu konuyu Adem Yavuz Arslan da işledi dünkü vidyosunda. AP’ ye sunulan yasanın bir benzeri. zamanına dikkat edilirse Avrupa ile bir uyumdan bahsedilebilir. ince düşünerek hareket ediyorlar galiba. bu gelişmeler NATO zirvesinin nasıl bir sonuç doğuracağı hakkında bir tahminde bulunmamızı mümkün kılıyor. bir de Sedat Peker’in dün yayınladığı vidyo da çok ilginç. izlerken a
      Peker artık hiç bir derinliği kalmamış devlet irtibatını koparıp film işlerine mi merak sarmış acaba dedim;

      çünkü bayağı bir sanat yönetmeni felan kullanmış. ceza evini andıran dekorasyon masanın üzerinde duran iki kitap, kitaplardan birinin mafyanın suskunluk yasasını anlatan Omerta olması ve “10 vidyo çekeceğim ve her şeyi konuşacağım” diyerek vidyoya başlaması ardından net bilgiler ermesi…

      dün itibariyle Erdoğanın bürokratların disiplin amiri olmasını da bu açıdan değerlendirince daha iyi anlaşılıyor.

  16. Ölümü düşünmek herhalde dünya hayatında kılavuz olacaktır.İlgili Ayetlerden Örnekler.”İnsanların hesap günü yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içindedirler; (bunu düşünmekten) yüz çevirip aldırmıyorlar.” (Enbiyâ Süresi, 1.âyet)
    Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. Enbiya Suresi, 35. ayet.
    Şöyle de: “Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır. Sonra akıl ve duyularla idrak edilemeyeni de edileni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O da size yapıp etmiş olduklarınızı bildirecektir.”Cuma Suresi 8. ayet.
    Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiçbir zaman kesin olarak dilemeyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir. Bakara Suresi, 95. ayet.
    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Al-i İmran Suresi, 185. ayet.
    Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. Nisa Suresi, 18. ayet.
    Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: “Rabbim, beni geri çevirin.”Mü’minun Suresi, 99. ayet.
    “Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız.” Ahzab Suresi, 16. ayet: De ki.
    Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.Casiye Suresi, 21. ayet.

  17. Dinen haramdır diye alkol yasaklamak, ülkede başka inançta olanların yaşam tarzına ve kişilik haklarına müdahaledir. Hristiyan ülkelerde aynı argümanla islami yaşam tarzını sınırlandırabilir. Alkolü sağlığa zararlıdır diye yasaklamak, insanların kafasında sağlık yönünden sorunlu görülen bazı dini kuralların da sorgulanmasına yol açabilir.

    Başörtüsü yasağının nasıl bir psikolojik boyutu varsa ve kişilerin kişilik haklarına müdahale olarak görülüyorsa, aynı şey alkol yasağı için de geçerlidir.

  18. içki yada tütün mamullerini ysaklayan artı puan alır herzaman, büyük çoğunluktan.
    savunan var mıdır? işte odur aslolan.
    yani vin vin.
    karşısında yoksa itiraz eden yaz 1 puan.
    varsa itiraz edenden düş 1 puan, yazbana 2 puan.
    (faiz maiz kısmına hiç girmiyom bak, yoksa ordan da gelir 0,5 puan)
    TV’de tütün reklamlarında şöyle diyor: ”sigarayı bırak!”
    sanki ülkenin yüzde doksanı sigaracı tütüncü!
    yani olaya yaklaşım bile yanlış belkide.
    onun yerine ”sigara tütün mamüllerini, alkollü içecekleri vb” tehlikelerini sigorta, hastane, ilaç korona gibi salgınları ilintileyerek bu bakımından ülkeye zararlarını, ortaya koyup gerekirse kanunla vatandaşını korumak dururken..
    incir çekirdeğini bile doldurmayacak konularla uğraşarak zamanımızı harcamaya devam.
    daha ne kadar?
    evin altında nargileci tütün içilen mekanlar kokoreç vb kokusuyla rahatsızlık verecek yerlere izin veriliyormu?
    alt kat alkonda sabahtan akşama kadar mangal kömürü gibi duman üreten bir şey yakıyorsa birisi eğer!..
    kim ne der? ne eder?
    -insan bedenine, sağlığına, topluma, ülke ve devlete verdiği sayılamayacak kadar zararları yada etkilerini bir kenara bırakıp,
    sana hele ki tüm ülkeye inanç kurallarını öne sürerek açıklamaya yasaklamaya bahane bulduğunu zannetmek!
    ne diyeyim? Allah zihin açıklığı versin.
    tüm insanlarımıza.

  19. “Sağlık açısından içkinin sayısız mahzurları olduğu da biliniyor”
    Yeme icme baglaminda; herseyin asirisi zararlidir, ekmegin bile. Ickinin de asirisinin zararli oldugu konusunda hic bir tereddudum yok.
    Dunyaya baktigimizda goruyoruz ki, dunyayi icki kulturu olan ulkeler yonetiyor. Cok icki tuketilen ulkeler,her alanda dunyanin en onde gelenleri, en uzun yasayanlar onlar, en saglikli nesiller o ulkelerde yasiyor.
    Literature baktigimizda, ickinin faydalari daha fazla. Bira, sarap gida degeri yuksek ickiler. Raki, viski gibi alkolu fazla, damitilmis ickiler, kalp-damar rahatsizligi olanlara doktorlar tarafindan tavsiye ediliyor.
    Almanyada bira ilk defa ilac olarak uretilmis, sonralari gelenek haline gelmis. Ogrenciligimde bir yaz Almanyada calismistim, tanidigim insanlar calisirken bile su yerine bira iciyorlardi. Bir Adanali olarak iflah olmaz karin agrilari yasardim, tras oldugum Turk berber bana bira tavsiye etti. O gunden beri rahatim, her aksam bir sise bira icerim, cevremdeki herkese de tavsiye etmisimdir. Sindirim sistemini rahatlatiyor, rahat uyku uyutuyor…

      • Baran bey, bırak da içki reklamını yapsın mehmet (doğum yeri Adana, göbek adı muhammet!).

        O “bazı içkici doktorlar”ın dediğini genelleme yapacak kadar nefsine düşkün biri. “Akıl*İman Sentezi” zafiyetinde, Allah’ın kulu değil de alkolün kölesi olmuş öyle müptelalar vardır ki alkolün sorunlu damarları yıkayıp temizlediğine inanabilir. Bu durum, aynı resimde görüldüğü üzere kanalizasyon temizliğinde alkolün faydalı olacağına inanmak gibi bir şey. Alkol herhalde Kovid-19 tedavisine de ilaç gibi gelir ve Almanlar bu işi iyi bilir! (Bion Tech olmasaydı!).

    • Vücut alıştımı devamlı ister bir süre sonra Günlük 2 şişe ile karın ağrısı düzelecek daha sonra 3 şişe daha sonra tesiri kalmıyacak.

      Neden helal yollarla tedavi yöntemine gitmiyon.

      Günümüzde yediğimiz hazır paketli yiyecekler koruyucu ve E numaralı katkılar, sağlığımızı bozuyor.
      Sanan tavsiyem Tüm hastalıklardan korunmak istiyorsan KÖY usulü beslenme yapman gerekir.
      Bira mayalı içeçektir, onun yerine deha faydalı mayalı sirke, turşular, yoğurt ve kefiri tercih edebilirisin.

      İlaçlarda kimyasal, Altenatif Tıp Yüzyıllarca tedavide kullanılmış BİTKİLERİ Tavsiye ederim.
      Sindirim sistemine faydalı çok bitki var onların çayı yada AKTARLARDA hazır ürünlerde var.

  20. DÜNYA HAYATI İLE İLGİLİ ÂYETLERDEN ÖRNEKLER:İnkar edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.Bakara Suresi,212.ayet.

    Kadınlara, oğullara, yüklerle altın ve gümüş yığınlarına, iyi cins salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere olan düşkünlük isteği insanlara câzip gösterildi. Bunlar, dünya hayatının geçici birer metâından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer, Allah yanındadır. Âl-i İmrân Suresi,14.ayet.

    Dinlerini bir oyun ve eğlence edinen, kendilerini dünya hayatı aldatmış o kimseleri kendi hallerine bırak. İnsanlara Kur’an ile şunu hatırlat: Herkes kendi yaptığı günahlar yüzünden hesaba çekilecek. O zaman insanın Allah’tan başka ne bir yardımcısı ne de bir şefaatçisi olacak. Azaptan kurtulmak için her şeyini fidye olarak vermek istese bile yine de kabul edilmeyecek. İşte onlar işledikleri günahlar yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkârlarından dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır. En’âm Suresi,70.ayet.
    Dünya hayatının misâli şudur: Bir yağmur, onu gökten indiririz. İnsanların ve hayvanların yiyip istifade ettikleri yeryüzü bitkileri o yağmuru emerek boy atıp gürleşir, sarmaş dolaş olur. Derken yeryüzü bütün takılarını takınıp, regârenk süslenerek olanca güzelliğiyle göz kamaştırır hâle gelir. Orayı ekip biçenler bütün bunların kendi güçlerinin eseri olduğuna ve artık onun ürünlerini toplama zamanı geldiğine inandıkları sırada, bir gece vakti veya gündüz oraya azap emrimiz gelir; sanki dün orada hiçbir şey yokmuş gibi, her şeyi kökünden biçiveririz. İşte, sistemlice düşünüp ibret alacak kimseler için âyetleri böyle ayrıntılarıyla açıklıyoruz. Yunus Suresi,24.ayet.
    Fakat onlar öyle kimselerdir ki, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada yaptıkları şeyler orada tamâmen boşa gidecektir. Çünkü, iyilik nâmına yaptıkları işler, inanç ve iyi niyetten yoksun olduğu için, hiçbir değer taşımamaktadır. Hûd Suresi,16.ayet.
    Allah dilediğine rızkı bolca bahşeder, dilediğine de sınırlı ölçüde verir. Fakat inkârcılar, bu gerçeğin farkında olmadıkları için dünya hayatı ile sevinip şımarırlar. Oysa âhiretin sonsuz nimetleri yanında dünya hayatı azıcık, değersiz ve geçici bir geçimlikten ibarettir. Ra’d Suresi,26.ayet.
    Onlar, dünya hayatını sevip âhiret hayatına tercih ederler. İnsanları Allah yolundan uzaklaştırmaya ve o dosdoğru yolu eğri büğrü göstermeye çalışırlar. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler. İbrahim Suresi,3.ayet.
    Onları böyle bir yola iten sebep, ancak dünya hayatına gönül verip onu âhirete tercih etmeleridir; Allah da, artık küfürde kökleşmiş o inkârcılar gürûhunu doğru yola erdirmez. Nahl suresi,107.ayet.
    Sabah akşam Rablerinin rızâsını dileyerek O’na dua ve ibâdet edenlerle beraber olmaya candan sabret! Dünya hayâtının çekiciliğine kapılıp da gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gâfil kıldığımız, nefsânî arzularına uyan ve işi hep aşırılık olan kimselere itaat etme!Kahf Suresi,28.ayet.
    Eğer Rabbin tarafından, cezalarının erteleneceğine dair daha önce verilmiş bir karar ve bu kararın gerçekleşmesi için belirlenmiş bir süre olmasaydı, elbette hak ettikleri azap onları çoktan yakalamış olurdu! Tâ-hâ Suresi,129.ayet.
    nlardan bazı kimselere verdiğimiz dünya hayatının süsü ve debdebesinden ibaret olan geçimliklere gözün kaymasın! Biz bu nimetlerle onları imtihan ediyoruz. Unutma ki, Rabbinin senin üzerindeki nimeti ve âhirette sana vereceği rızık hem daha hayırlı, hem çok daha devamlıdır. Tâ-hâ.Suresi,131.ayet.
    Size verilen şeyler, dünya hayatının geçici nimeti ve süsüdür. Allah katındaki nimetler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız? Kasas Suresi,60.ayet.
    Onlar dünya hayatının sadece görünen yüzünü kısmen bilirler; âhiret konusunda ise büsbütün habersiz ve kayıtsızdırlar. Rûm Suresi,7.ayet.
    “Ey kavmim! Şu dünya hayatı, gelip geçici bir avuntudan ibarettir. Âhiret ise, asıl yerleşilecek ve ebediyen kalınacak yer orasıdır.” Mü’min Suresi,39.ayet.
    Yahut insanların işledikleri günahlar yüzünden o gemileri batırıp yok edebilir. Fakat böyle yapmıyor, bir kısmını derhal cezalandırsa da birçoklarını bağışlıyor. Şû’râ Suresi,34.ayet.
    O gün, dünyada iken küfre batmış olanlar ateşe sunulacak ve kendilerine şöyle denecek: “Siz bütün zevklerinizi dünya hayatınızda hoyratça harcayıp tükettiniz ve bunlarla safâ sürdünüz. Âhirete eli boş geldiniz. Bu gün ise, hiç hakkınız olmadığı halde yeryüzünde büyüklük taslamanız ve doğru yoldan çıkmanız sebebiyle alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız!” Ahkaf Suresi,20.ayet.
    İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Âhirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü’minlere ise Allah’tan bir bağışlama ve rızâ vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir. Hadid Suresi,20.ayet.
    Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Allah’ın sevgi ve taatini mal ve evlat sevgisine tercih edenleri Allah katında büyük bir mükâfat beklemektedir. Teğabün Suresi,15.ayet.
    Kim âhiret kazancını isterse onun kazancını artırırız. Kim de âhireti bırakıp sadece dünya kazancını isterse ona da ondan bir parça veririz; fakat onun âhirette bir nasîbi olmaz. Şûrâ Suresi,20.ayet.
    Nûh’tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarının günahlarını bilip görmede rabbin yeterlidir.
    Kim bu geçici dünyayı isterse burada istediğimiz kimseye dilediğimiz şeyleri veririz; sonra da onu cehenneme göndeririz; oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer.
    Kim de âhireti ister ve bir mümin olarak âhiret için ona yaraşır bir çabayla çalışırsa işte böylelerinin çabaları karşılık görecektir.
    Hepsine, bunlara da ötekilere de rabbinin ihsanından kesintisiz veririz. Rabbinin ihsanı sınırlı değildir.İsra Suresi;17,18, 19,20.ayetler.

      • Ali bey ertavın paylaşımlarında işe yarar dişe dokunur ne buldunuz bilemiyorum ama bana sanki sömürgelerindeki yerlilere incil verip karşılığında da tüm altınları toparlayıp götüren beyaz adamı hatırlattı biraz derlemesi?

  21. Galiba bütün problemlerin başı, dünya hayatına meyl etmek.Konu ile ilgili bazı ayet meallerini sizlerle paylaşıyorum. Saygılar.

    • Sayın ertav, söylediklerinize bakılacak olursa bazı sapık tarikatlarda görüldüğü gibi topluca kendimizi yakarak, dünya hayatına meyletmek yerine öbür tarafa meyletsek sanki her şey/sorunlar kendiliğinden yoluna girecek veya bitecek gibi değil mi?
      Bak sayın hk aşağılarda biyerde ne güzel özetlemiş, senin gibi uyanıklar ders alsın diye:
      “H.K.
      2 Mayıs 2021 At 11:08”

  22. İçki ve hele içki yasağı denince IV. Murat ile Bekri Mustafa’yı hatırlamamak mümkün değil , bu iki isim adeta içki yasağı ile özdeşleşmiştir. Bu konuda bir çok fıkra da dilden dile dolaşır.
    IV.Murat ; tebdili kıyafetle , Üsküdar taraflarında içki yasağıyla ilgili denetim ve kontrollerini yaptıktan sonra karşıya geçmek için bir sandala biner.Sandal kıyıdan , emniyetli bir mesafe kadar açıldıktan sonra sandalcı Bekri Mustafa zuladaki içkisini çıkarır ve bir iki fırt çekerek demlenmeye başlar.
    Padişah, bunun içki olduğundan şüphelenir ama yine de Bekri Mustafa’ya sormak ister,
    – Erenler o içtiğin nedir ?
    Bekri her ihtimale karşı ihtiyatı elden bırakmak istemez , o nedenle kaçamak cevap vermeyi tercih eder,
    – Efendi bu kuvvet şurubudur .Bir kaç yudum içince insana kuvvet verir, bu sayede de kürekleri çok rahat çekerim.
    Padişah, aslında söylenenleri pek inandırıcı bulmaz ve bu sefer bizzat kendisi tatmak ister,
    – Ver bakalım, biz de bir tadına bakalım !
    Aslında biraz kuşkulu olan ve vermeye pek taraftar olmayan Bekri , isteğini reddetmek için uygun bir mazeret bulamayınca şeytana uyar ve çaresizce padişaha da ikram eder.
    İçkiden bir iki yudum alan padişah bunun içki olduğunu kesin olarak anladıktan sonra artık dayanamaz ve kükrer ,
    – Bre zındık ! Ne kuvvet şurubu , bu düpedüz içki ! Ben bunu yasaklamadım mı !
    Bekri , bir fırt daha çeker ve biraz tedirgin bir bakışla padişaha dönerek cevap verir,
    – Efendi sen kimsin ki bunu yasaklıyorsun !
    Padişah artık mecburen kimliğini açıklar ve öfkeyle bağırır,
    – Bre melun ben padişah IV. Murat , şimdi anladın mı kim olduğumu !
    İçkinin etkisiyle bir hayli çakırkeyif olan Bekri de şöyle der,
    – Efendi hazretleri iki fırt aldın , başıma padişah kesildin ; biraz daha içersen herhalde ‘Ben
    Allahım ‘ diyeceksin ! Yürü git işine !
    NOT: Bekri Mustafa aslında hafız ve medrese öğrencisiydi .Delikanlı yaşlarında iken anne ve babasının ölümü ve ayrıca sevdiği varlıklı bir ailenin kızının , kendisi fakir olduğu için verilmemesi yüzünden kendini içkiye vermiştir. Ve maalesef herhalde bu içki yüzünden olsa gerek çok genç yaşta yani 40 yaşlarında iken de hayatını kaybetmiştir.
    Mezarı 1903 yılında çevredeki esnaf tarafından sahip çıkılmış , elden geçirilmiş ve uygun bir kitabe dikilmiştir .
    Selamlar ,iyi günler

  23. “Buna karşılık, konuya farklı yaklaşan, bireyin özgürlük alanını günah işleyebileceği ortama kadar geniş bilen tezler var.”
    Sökelim o zaman tüm güvenlik kameralarını ve ogs/egs köprü geçişlerini, herkes doya doya yaşasın günah işleme özgürlüğünü?

    “Haram işlenebilecek bir ortam yoksa haramlardan kaçınmak mükafatlandırılacak bir meziyet olmaktan çıkar tezi…”
    İyi de “Haram işlenebilecek bir ortam yoksa” bu zaten başlıbaşına mükafatlandırılması gereken bir meziyet değil midir?

      • Ben kimsenin yediğine içtiğine karışmadım sayın yk, yukarda hk arkadaş adanalı memeti tersledi, ramazan günü içki reklamı yapma diye!
        Yahya özal da tutturmuş cennette şarap akan dereler varmış, alkole karşı gelirseniz direkt dinden çıkarsınız diye atıp tutuyor!
        Yav, arapçada şarap içecek demektir, meşrubat filan yani, çeşit çeşittir bunlar; mal bulmuş mağribi gibi sevinmiş gariban:)

  24. Bazen bu ülkenin insanlarını anlayamıyorum ( daha doğrusu satılmışlarını ) . Adam kalkıyor Soykırım yaptık diyebiliyor. Adamlar dünyanın en problem li döneminde kıştırtıcı ülkelerin tahrikine gelip senin vatandaşını asıyor kesiyor ırzına geçiyor ülkeni parçalamaya çalışıyor ,sen ne yapacaksın gel kardeşim doğu senin Rusya nın peyki ol bizi de kılıçtan geçir analarımıza bacılarımıza tecavüz et mi diyeceksin. yazık bu vatandaş müsvettelerine .En doğal savunma hakkı olan o bölgeden uzaklaştıracaksın. Toplumsal olayları önlemeye çalışacaksın. Demekki bunların canını alsalar tecavüz etseler yarabbi şükür diyecekler.vay bunların mezhebine ki ne vay.
    Bu ülkenin ecdadı her daim kendinden olmayanı kucaklamış ,şefkat elini göstermiştir. Bugün Filistinlilere insanlık dışı muamele ile asimilasyon uygulayan Yahudileri 6 yuzyıl önce himayesine almıştır. Daha dün 4 milyon Suriyeli ye kapılarını açmıştır. saddam Kürtleri katlederken binlercesini ülkesine kabul etmiştir.
    Ama bizim satılık uşaklarımız kimlerden para pul vatandaşlık taahhutü aldıysa ülkesine hakaret ve iftira atmaktan çekinmiyor. yazık ki ne yazık zavallılara .
    hadi senin zekan yeterli değil bak ABD li İngiliz tarihçiler ne diyor. Sen hertürlü arşivini açarken onlar neden saklıyor. Zerre kadar aklın olsa buradan sonuç çıkarırsın ama bunu bile algılayacak zeka seviyeleri yok .
    NEYMİŞ TURKİYE SOYKIRIM İFTİRASINI KABUL EDECEKMİŞ.
    VAY VATAN DÜŞMANLARI VAY ???

    • Bütün dünya bu konuda kararını vermiş zaten. Ortada inkar edilemez bir gerçek var. 1.5 milyon Ermeni vatandaşı yok edilmiş. Bunların zorla yerlerinden edildikleri kesin. Bu kararları alanlar öleceklerini biliyorlar. Zaten gönderdikleri ilk kafilelerin saldırıya uğrayıp öldürüldükleri haberlerini alıyorlar. Ama son Ermeni gidene kadar da tehcirden vazgeçmiyorlar. Yapmayan idarecileri işten atıyorlar. Göz göre göre katliam bu. Anadoludan İstanbul’dan gönderdikleri Ermenilerin ne isyanla ne ayaklanmayla alakaları var. Bir ırk hedef alınıyor. O yüzden soykırım deniyor zaten. Suçlu suçsuz ayırımı yok. Çoluk çocuk kadın gönderiliyor. Ve tabii mallarına yerel eşraf ve devlet el koyuyor. Bunlar kabul edilemez insanlık dışı eylemler. Devlet eliyle yapıldığını sistematik olduğunu da inkar etmiyor kimse. Daha sonra Ermeniler de bu yapılanların intikamını almak için katliam yapıyorlar. O da doğru.

      Kafanızı kuma gömmeye devam edebilirsiniz. Ama gerçekler ortada. Ayrıca Rumlar’a da aynı muameleyi yapılıyor. Zorla yerlerinden atılıyorlar. 2.5 milyon civarında. Anadolu tam bir çoraklığa mahkum ediliyor. Irkçı ve faşist politikaları savunmak asıl vatan hainliğidir. Üstelik bu çağda. Fırsat verilse birileri bugün de aynı şeyi yapmak istemiyorlar mı? O zaman?

      • ””’Ermeni milis ve gönüllülerinin neden olduğu Osmanlı asker ve sivil kaybı sayısı konusunda farklı görüşler vardır. Tam rakam bilinmese de Bitlis ve Van civarında 300 bin ila 400 bin Müslüman Kürt’ün, toplamda ise yaklaşık 500 ila 600 bin Müslüman Türk ve Kürt’ün öldürüldüğü düşünülmektedir ”’
        Sadistlik olsun diye bir öldürmüşüz yani .
        Savaş bu savaş .Fırında yakmamışız sadece güvenlik amaçlı sürgün edilmiş . nefsi mudafa yapmıyacakmısınız.
        Hırsız evinize girecek ve siz buyrun diyeceksiniz bravo doğrusu size.
        Hırsız canınıza kastetmiş sizde silah çekip vuruyorsunuz .Cinayet mi nefsi m mudafa mı ? Bunu cevaplamanız yeterlidir.

      • Bütün dünya kabul etmiş, bak seen! Dünya dediğin ne ki? Senin (başını kuma gömdüğün) dünyan geçmişlerinde soykırım yapmamış olanların şekillendirdiği bir ideal dünya!? Onların siyasi baskı konusundaki bu işi araç olarak kullanması kendilerinin yediği haltları unutturacak mı? Sen diyorsun ki onlarınki unutulsun seninkiler günah keçisi bir emsal teşkil etsin. Onlar yapmağa devam etsin. Afrikada, Balkanlarda Kafkaslarda daha güncel örnekleri olmadı mı?

        Bu işlerin sonunun gelmesi için insanlığın “nefs” konusunu, Allah (Al İlah; the One and Only God)’ı daha iyi tanıması ve bu işleri siyasi değil hakkaniyetle formüle etmesi lazım. Bu konuda provokatör değilsen müslüman mahallesinde salyangoz satanlardan olmamağa bak. Vebali büyük!

        Soykırım olarak tanımlanabilmesi için herşeyden evvel bugünün düşünce ve hayat standardlarının o günkü ölüm-kalım savaş yıllarında da olmuş olması gerekir (background calibration!). Günümüzde bu konularda ilerleme teşkiline yardımcı olması için zaman ve mekanı geçmişe yönelik bir şekilde kalibre edebiliyorsan mesele yok, o zamana gidene kadar Balkanlarda (Avrupa’da) olmuş olanlara ne diyeceğiz? Bu kadar hassaiyetin var da onlardan hiç mi rahatsız olmadın?

  25. Ermeni soykırımı için HDP ne demiş diye baktım. Bana gayet makul bir söylem geliştirmişler gibi geldi. Kürtler açısından da son derece özgürleştirici bir pozisyon alma olmuş. Malum, Ermeni soykırımı konusunda Türkler ve Kürtler yani müslüman halk Anadolu’nun İslamlaştırılması konusunda ortak hareket etmekle suçlanıyorlar. Hatta bazı akıllı Türkler utanmadan suçu Kürtlere yıkma niyetindeler. En son Taha Akyol yazısı bir örnek. Ancak HDP hiç sakınmamış ve soykırım konusunda adalet yerine getirilmelidir demiş. Doğru bir tavır almış. İnkar politikasından dönmüş. Gayet de iyi yapmış.

    Bu da oldukça mantıklı. Çünkü Kürtler sonradan gördüler ki, Ermeniler ve Rumlar Anadolu’dan temizlendikten sonra silah kendilerine döndü ve bu sefer de Anadolu’nun Türkleştirilmesi sürecine girildi. Kürtler de yıllarca doğudan batıya sürüldüler. Ama yolda telef edilmediler. Fakat yıllarca bitmeyen bir isyanlar, yer yer etnik temizlik, kültürel asimilasyon politikaları ile bugünlere geldik. Hala bu bahar bitecek denen bir PKK var. Ve bitecek gibi de görünmüyor.

    Sonuç? Konuşulmayan problemler elbette çözülemiyor. Sürüncemede bırakılan problemler hepimizin ekonomik durumunu etkiliyor. Fakirlik bitmiyor. Geleceğe güvenle bakamıyorsunuz.

    Halbuki Osmanlı etnik temizlik yerine yerel halklara kulak verse, haklarını tanısa, eşit vatandaş muamelesi yapsa ve müslüman halkı da buna alıştırsaydı, eğitseydi biz de bu acıları yaşamamış, yaşatmamış ve müreffeh ülkeler arasına katılmış olurduk.

    Artık inkar politikalarından vazgeçmeli ve herkese eşit vatandaş muamelesi yapılan gerçek bir demokratik hukuk devletine dönüşmeliyiz. Bunu yapacak yeni bir genç kuşak geliyor ve bu sefilleri süpürüp götürecekler. HDP yolu açmış. HDP Türkiyenin yüzde 10-15’ini temsil ediyor unutmayın. Oldukça önemli bir açılım bu ve ilk defa. Diğer muhalif partilerden de bu cesareti gösterecek bir aday bekliyoruz.

    Eminim herkes hissediyor ve yapılan haksızlıkları adaletsizlikleri görüyor içinden. Ancak inkar kolay geliyor, çünkü hesap vermek zor. Fakat inkar politikası sebebiyle kendinizle yüzleşmediğiniz için suçlu psikolojisinden ve şüpheli durumundan kurtulamıyor ve gelişemiyorsunuz. Ya tekrar yaparsanız diye de kimse size güvenmiyor. Bu durumdan kurtulmak şart.

    • Ender yanlışın var. Normal şartlarda müslümanların kültüründe soykırım olamaz. Ancak, o müslümanı “gavur” kavramının bugünlerden çok daha geçerli olduğu o dönemlerdeki gavurlara yaranmak için fırsattan istifade arkadan vurursan o müslüman intikam peşine düşebilir. Ortadoğu kültürünün genetiğinde intikam zaten var olan bir şey. Bu olaylar bugünlere kadar süregelmektedir. Güncel örnekleri değişik sebeplerle aşiretler arasına giren kan davalarıdır. Bu durum izafi hak arayışında kendini kontrol edemeyen insanın doğasında var. Geleceğe olan güven hissi kaybolmağa yüz tutarsa tehdit algısı yerleşirse insan, insan kılığından çıkabilir hayvani işlere girişebilir. HDP siyasi bir aşirettir. Ülkede birlik ve beraberliğe, ülkenin gelişme sürecince takoz olmağa devam etmektedir. Bu bir algıdır. Böyle bir algıya sebep olmayıp işin başından beri kendilerini açık ve net bir şekilde tanımlasaydılar oyları daha da artabilirdi. Hiçbir ülke gelişme sürecinde özel muameleye-ayrışmaya, bu yolda şiddete başvurmaya, vuranları siyasi ve dolaylı olarak desteklemeye tolerans göstermez. Bizimkinin bir istisna olmasını beklemek biraz safça bir durumdur.

        • Baran istismar yok! tavsiye ederim. Madalyon iki yüzlü değildir! O sentez zafiyeti nedeniyledir ki ülkede bir çok şey kötüye gitmiştir ve gitmektedir. Sonuncu 15 Temmuzda olanı dahil bütün askeri darbelerin ve tarihimizdeki tüm olumsuzlukların nedeni budur.

    • Ender bey
      Çok zorlama bir yorum olmuş.
      Atalarımız, Balkanlarda olan komitacı eylemlerini hangi iyiniyetle halledebilirdi?
      Daşnak ve Hınçakları Jön Türkler kongrelerine davet etmişlerdi. Onlar ise müslüman ahaliyi katletmekten vaz geçmemişlerdi.
      Kürtlerin batıya sürüldüğünü de iddia ediyorsunuz ya aklınızla bin yaşayın. Biz farkında değiliz ancak demek ki İstanbul, İzmir, Mersin, Bodrum vs illerimize sürülerek gelmişler.

      • Kürtlerin sürüldüğü herkesin bildiği bir gerçek. Batıda ve orta Anadolu’da Kürtlerin yaşadığı kasabalar köyler illerde mahalleler nasıl oluştu zannediyorsunuz. Zorla göç elbette. Cumhuriyetin başında ciddi Kürt isyanları var, o zamandan başlıyor zorla göç politikaları. Yakın zamana kadar Özal, Demirel döneminde de devam ettiriliyor. Binlerce köy mezra PKK’nin aktif olduğu yıllarda zorla boşaltılıyor. Ve pekçoğu yakılıyor. Kürtler geri gelmesinler diye. İnsan hakları örgütlerinin tonlarca raporu var. İnsan hakları mahkemesine gitmiş davalar var.

      • İnsan olan herkesin insan haklarına sahip çıkması gerekir. Ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki insan hakları ihlallerini ancak batılı kaynaklardan öğrenebiliyoruz. Yasaklarla yaşadığımız için, buna yaşama denirse, haberiniz olmaması normal. Ama artık internet diye bir şey var. Ufak bir arama ile Türkiye’nin dünyada insan hakları ihlallerinde başı çektiğini görebilirsiniz. Batı bizi kıskanıyor diye başınızı kuma gömmeye devam edebilirsiniz de tabii. Kafa rahatlığı bazılarına kolay.

        • Bak kardeşim sana çok kısa üç beş bilgi vereceğim .
          Osmanlı idaresinde Ermeni vatandaşlardan,
          – 29 paşa ,
          – 22 nazır (birisi dışişleri bakanı),
          – 33 mebus,
          – 7 büyükelçi,
          – 11 konsolos,
          – 11 üniversitede ders veren profesör ve bunların yanında daha alt düzeyde sayısız bürokrat vardı !
          Buna mukabil Ermeni teröristlerin öldürdüğü Türk sayısı tam 524 bindir ! Tehcire tabi tutulan Ermeni sayısı yaklaşık 500 bindir, hayatını kaybeden Ermeni sayısı ise yaklaşık 60 bindir !
          Hal böyle iken sen günlerden beri Ermeni soykırımı diye yırtınıyor, yalanlarını kusuyorsun!
          Yukarıdaki bilgiler gözüne dizine dursun inşallah !

  26. Faiz de haram, ancak dünyanın en yüksek faizi bizde. Yasaklasana yasaklayacaksan faizi. Yok işine geldiği gibi. İçkiyi yasaklayacak. Ama faize tam gaz. Bir de teori uydurdu, “faiz sebep, enflasyon sonuç” diye. Ama kendi teorisine kendisi de inanmıyor artık anlaşılan damat 128 miyarı buhar edip toz olduktan sonra.

    • Ender yaklaşımın bir müslümana yakışmıyor. Faiz haram ancak dünya harama gark olmuş ve sen o dünyada yaşıyorsun, ona mahkumsun. Gelişmede önden gidenler dünyayı bu hale getirmişler. Kuran faiz haram diyorsa, müslüman bunu şöyle anlamalı: “Allah’a gerçekten inanıyorsam herkesten fazla çalışmalıyım. Pozitif bütün gelişmelerin lideri ben olmalıyım. Eşyanın tabiatının sırrına ermek ve Allah vergisi bu mekanizmalardan istifade ederek Bilimlerin ve faydalı Teknolojilerin geliştirilmesinde en önde ben olmalıyım. Toprak, hava, suyun değerine değer katmalıyım. İnsanın kıymetini en iyi ben bilmeliyim. En verimli en üretken ekonomiyi ben geliştirmeliyim. Ve bütün bunları nefsimi tatmin etmek için değil Allah rızası için yapmalıyım”. Allah faizi haram kıldığına göre müslümanlardan beklentisi bu olmalı. Faizsiz bir dünya tabiki mümkündür. Müslümanlar Allah’ın beklentisini henüz karşılayabilecek durumda değil. Ama “yine de, faize içkiye haram derim, hiç değilse yolunda ölürüm” modunda bir şeyler yapmağa çalışıyorlar. Daha iyisini yapmak mümkün, tabi. Bu da ancak iyi niyetle herkesten çok çalışmakla olur. Öyle değil mi? Öyleyse yapılacak şey belli. Müslüman olarak birlik ve beraberlik içersinde gelişmeni bir an önce tamamlayacaksın. Özlemler konusunda gerisi gelir… Müslümana yakışan yaklaşım budur!

        • Teşekkürler Memduh bey, bir değeri ayıredip hakkını verebildiğiniz için. Vakit olsaydı kafiyeli bir şeyler de denerdim! Müslüman mahallesinde salyangoz satanlar olsa da burada kalıcı değilim.

          • Sayın hk, yazıklar olsun, gene ortalığı birbirine katıp sıvışıyorsun demek, kalıcı olamazsın tabii, kapı ziline basıp kaçmak yok öyle, sadece ender arkadaş değil sen de özeleştiri vereceksin, şiirli değil ama!!!

          • Belki bir başka hafta sonu… Hafta içinde aynı hızla emekçiyim emekçi (bugün mola verdim). Kafiyeli bazı şeyler (ikaz notunu göremeden) elimden kaydı bile…

      • Müslümana yakışan önce yöneticiye hesap sormaktır. Tüm demokrat rejimlerin temeli de budur. Hesap sormayın, biat edin demez kitap. Seni kılıçlarımızla düzeltiriz diye tehdit ediyorlar halifeyi zamanında. Doğrusu odur. Bugün söylesek bu lafı içeriyi boylarız. Soru sormak bile suç bu ülkede. Mesela 128 nerede, damat nerede gibi. Yasaklar, yolsuzluk, ve yoksulluk da (3Y) bunun için var. Hesap sorulmadığı için. Kendi suçumuz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız