Kudüs’ü karıştırmakla İsrail ne yapmak istiyor?

48
Bu yazıdaki fotoğraflar dünkü New York Times'tan..
Reklam

İsrail’den gelen çatışma haberleri üzerine Türkiye’den yükselen resmi ve gayrı resmi protestolar yerinde, hatta az bile. Siyasi partilerin yapılanı kınamakta birleşmesi, TBMM’nin ortak bir deklarasyonla Filistinlilerin uğradıkları muameleyi protesto etmesi, sokakların dayanışma gösterileriyle hareketlenmesi Türkiye’nin konuya duyarlı yaklaşımını sergilemesi bakımından önemli.

Yine de serinkanlılığı korumak gerekiyor.

Necip Fazıl’ın ‘Sakarya Türküsü’ şiirinden alınma “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” mısrası Filistinlileri tam tamına tanımlıyor. Asırlardır kendilerine ait topraklarda artık parya konumundalar.

Bunu onlara sıkça hatırlatma ihtiyacı duyan bir yönetim var İsrail’de…

1948’den başlayarak 1973’e kadar yapılan bütün Arap-İsrail savaşlarında, İsrail, başta kendisi için çizdiği hâkimiyet alanını her savaşta biraz daha artırarak bugünkü sınırlarına sahip hale geldi. Filistin halkının aleyhine genişleyerek…

Şimdilerde de zorla sahip olduğu sınırları içindeki Arap topraklarını çeşitli hukuki ve hukuk dışı yollarla Filistinlilerden alma girişimlerini sürdürüyor İsrail yönetimi.

Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa çevresini kana bulayan son olay tam da bu yüzden çıktı.

Şeyh Jerrah Mahallesi’ndeki dört binada oturan Arap ailelerin evlerini terk etmeye zorlanması yüzünden…

Reklam

Boşaltılacak evler mahallenin hemen yanı başına kadar ilerlemiş Yahudi yerleşim yerlerinden dört aileye verilecek…

Filistinli dört aileyle dayanışma amaçlı başlayan hareketlilik, güvenlik güçlerinin toplanan insanların üzerine saldırması sonrası gösterilere, gösterilerin yaygınlaşması ise Mescid-i Aksa’ya saldırıya dönüştü.

‘Orantısız güç kullanma’ tanımı için birkaç gündür Kudüs’te yaşananlar çarpıcı bir örnek.

“Araplara ölüm” sloganları

Gazze’de ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler Kudüs’te yaşananlara hiçbir zaman duyarsız kalmazlar; bu defa da öyle oldu. 

Gazze’den ev yapımı füzeler, balonla uçurulan patlayıcılar İsraillilerin üzerine gönderildi.

Batı Şeria halkı da artırılan İsrailli asker ve güvenlik güçleri sayısına rağmen, ölümü de göze alarak, gösterilerini sürdürüyor.

Daha önce pek görülmemiş bir gelişme daha yaşanıyor: Önceki Filistin gösterilerinden uzak durmuş İsrail’in vatandaşlık verdiği ve sistem içine çektiğini düşündüğü Araplar da bu defa gösterilere katıldılar.

Reklam

Vatandaşlık verdiği Arapların gösterilere katılması İsrail’i ürküttü.

Buna karşılık, daha önce bazı İsraillilerin zihninden geçen, ancak pek az telaffuz edilmiş olan bir düşünce, Filistin-karşıtı göstericiler ve eli silahlı kuvvetler ağzında slogana dönüştü: “Araplara ölüm” sloganına…

Ramazan ayı her yıl orada çatışmalara sahne olur; ancak yıllardır ilk kez günlerce sürüyor şimdiki çatışmalar…

Neden şimdi, tarafların amaçları ne?

Önemli bir sebep, Donald Trump’ın ABD’ye başkan seçilir seçilmez gündemine alıp kısa sürede hayata geçirdiği Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıtması…

Bugüne kadar ‘Filistin sorunu’ çözümü için yapılan bütün uluslararası toplantılarda ‘iki devletli formül’ üzerinde bir birikim meydana gelmiş ve kurulacak Filistin devletinin başkentinin Doğu Kudüs olacağı benimsenmiş iken, Trump’ın Kudüs’ü bütünüyle İsrail’e bırakmayı amaçlayan girişimi dengeyi bozdu.

İki devletli çözüm gündemden düştü, Kudüs’ün Araplar’dan temizlenmesi için formüller aranmaya başlandı.

Hukuk kullanılarak Kudüs’te yaşayan Filistinlileri evlerinden uzaklaştırmak bulunan formüllerden biri.

Filistin’in Arap kimliği için sokaklarda göstericiler…

Karşı-göstericiler de, Trump’ın kendilerine bağışladığı statü üstünlüğünün ‘İbrahim İttifakı’ çerçevesinde barışılan çevredeki Arap ülkeleri sayesinde pekişmesinden cesaret almaktalar.  

Bir de günlük siyasete dönük yüzü var konunun: İsrail ve Filistin, aynı topraklarda yaşayan bu iki ulus, siyaseten tam ortalarından bölünmüş durumda. Filistin’de 2006 yılından beri doğru dürüst seçim yapılamadığı için demokrasi çalışmıyor; seçim yeniden ertelendi. İsrail’de ise son iki yıl içerisinde tam dört seçim yapıldı, ancak işleyen bir hükümet bir türlü oluşturulamadı. 

Filistin cephesi demokratik temsiliyet yönünden zayıf, İsrail cephesi ise seçimlerle değiştirilemeyen yönetimin çatışmalardan yararlanma açgözlülüğünün kurbanı…

Netanyahu yeni hükümeti kuramadı; görev muhalefete verildi. Bölük pörçük muhalefetin parçaları bir hükümet kurma amacıyla bütünleştirme çabasını, Netanyahu, orantısız güç kullanarak ve kitleleri radikalleştirerek boşa çıkarmanın peşinde.

İsrail ‘kazan-kazan’ peşinde

Dünyadan gelebilecek tepkiler hiç önemli değil İsrail için…

ABD’deki yeni yönetimden kınama mesajı çıktı, ama İsrail hedeflerine karşı direnen Filistinliler kınandı Washington tarafından…

İşte zaten bu yüzden Türkiye’den çıkan kınama mesajları önemli.

Yine de oyuna gelmemek, niyetleri doğru okuyup İsrail’deki yönetimin amaçladığı neyse onun gerçekleşmemesini sağlayacak dengeyi tutturmak gerek.

Öfkeyle değil, akılla yürümek… Yol budur.  

ΩΩΩΩ

Karikatür: Emced Resmi, Şarkul Avsat gazetesinden..
Reklam

48 YORUMLAR

  1. Türkiye’de her gün orataya çıkan rezaletin binde biri bir demokratik ülkede olsa, adamlar istifa ediyorlar hiç durmadan. Bizdekiler malum, utanma zaten yok, hem suçlu hem güçlü cinsinden.

    Mafya ekibi ile Jandarma komutanın samimi pozları çıkmış şimdi de. Ama kime söylüyoruz. Adamlar Türkiye’yi ele geçirmişler. Mafya, siyaset, devlet elele. Ama bunların bir tane sorumlusu var unutmayın. Bir de onu oraya getiren ötekisi.

  2. didem hanım hep doğruyu söyler ve gerçekleri.
    o nedenle bazıları hep onun yorumlarına sarar, hepsini çalışır, ezberler, sataşır, üzülür, bozulur, rahatsız olur, gerçekte gerçekler rahatsız edicidir.
    rahatsız eden didem hanım değildir, gerçeklerdir.
    gerçekleri değiştiremeyince bari yorumlarını değiştirelim
    mümkünce çarpıtalım diyorlar,
    iyi ama didem hanımın yorumları çarpıtılınca gerçekler değişiyor mu?
    hayır.
    değişmiyor.
    tabi ki de meyve veren ağaç taşlanır.
    ama güneş balçıkla sıvanmaz.
    burada güneşten kasıt didem hanım değil,
    gerçekler, güneşten kasıt gerçekler.

    “lakin kendi gerçekliğimize göz yumarak ne kendimize ve ne başkalarına yardım edemeyeceğiz.”
    doğru mu doğru.
    zaten aynen alıntı.

    O yüzden dört cephede kelle koltukta savaşan askerlerimizin kumanyasına göz dikelim…
    dört cephede kelle koltukta savaşan askerlerimizin kumanyasına göz diktiği bir yorumu var mı?
    yok…
    varsa aynen alıntılasınlar…

    Araptan çoraptan zor duruma düşmüş kim varsa kucak açalım, yedirelim içirelim ama sürekli “israf israf!” diye haykıralım!
    zor duruma düşmüş kim varsa kucak açalım, yedirelim içirelim buna israf diyen bir yorumu var mı?
    yok.
    varsa aynen alıntılasınlar…

    Afrikaya uzanalım, libyaya el uzatalım, kafkaslara el atalım, ırakı basalım, siha uçuralım, dağları delelim, kendi silahımızı kendimiz yapalım buna israf diyen bir yorumu var mı?
    yok.
    varsa aynen alıntılasınlar…

    İnsanlık namına tek iş yapmayalım …
    didem hanım yorumlarında böyle öneri yapar mı?
    hiç böyle der mi?
    tabi ki hayır.

    Otoriteye saygılı olunsun ama zinhar bizimkine boyun eğilmesin!!!
    didem hanım otoriteye saygılıdır, amma ve lakin yanlışları eleştirir, bu da onun en doğal hakkıdır, bir insanlık gereğidir.
    yalandan kim ölmüş?
    kimse ölmemiş, iftiradan da öyle.
    söyledikleri ile başa çıkamayınca, söylemedikleri ile başa çıkmaya çalışmak kolaycılık olabilir ama yalancılık aynı zamanda. pek bi çaresizlik üstelik. pek bi zavallı da duruyor. zekice olduğu da söylenemez, bilakis…
    bir fayda hasıl oluyor mu desen
    ne fayda hasıl olabilir ki?
    geriye ne kalıyor?
    zaman kaybı,
    abesle iştigal,
    boşa gayret.

  3. Türkiyede basın özgürlüğü yok diyenler , yandaş basın diyenler
    Gözlerinizi açın kulaklarınızı açın aşağıdaki ifadeye bakın ..
    ””Twitter hesabından açıklama yapan Selçuk Bayraktar, ”Instagram aşağıdaki paylaşımımı “nefret söylemi” diyerek kaldırmış. Çoçukları, sivilleri katletmek, mabedleri yakıp izlerken şarkılar eşliğinde dans etmek nefrettir, vahşettir, katliamdır. Sizin fikir özgürlüğü, insan hakları diyen ikiyüzlülüğünüz batsın!” ifadelerini kullandı.””

  4. Didem hanım doğru söylemiş:
    “lakin kendi gerçekliğimize göz yumarak ne kendimize ve ne başkalarına yardım edemeyeceğiz.”
    O yüzden dört cephede kelle koltukta savaşan askerlerimizin kumanyasına göz dikelim “israf israf” diye yırtınalım!
    Araptan çoraptan zor duruma düşmüş kim varsa kucak açalım, yedirelim içirelim ama sürekli “israf israf!” diye haykıralım!
    Afrikaya uzanalım, libyaya el uzatalım, kafkaslara el atalım, ırakı basalım, siha uçuralım, dağları delelim, kendi silahımızı kendimiz yapalım ama döne döne “israf israf!” diye bağıralım çağıralım!
    İnsanlık namına tek iş yapmayalım elimizde t cetveli, pergel kalem, hababam betonun metresi kaça dökülüyor, mega projeleri hangi firma yüklenmiş; evirip çevirip onlara sövelim!
    Otoriteye saygılı olunsun ama zinhar bizimkine boyun eğilmesin!!!
    Ha gayret!!!

    • dünyanın ilk dron uçak gemisi bizde. gemiyi ful doldurülım dronlarla, libyada ırakta ve suriyede ve başka yerlerde bulunan askerlerimizi toplayıp büyük bir ordu kurup israile sefere çıkalım fethetmeden de geri dönmeyelim. ben hazırım orduyu topla beni de yaz asker olarak.

  5. Tek adam rejimi Filistin’in ve ümmetin derdine düşmüş. Bu ülkede her gün resmi rakamlarla 300-400 kişi covid’den ölüyor. Bu aşısı olan tedavisi olan bir hastalık. Eyyyy beceriksiz iktidar, aşı nerede? Bu insanların ölmesine neden göz yumuyorsun? Neden bu ülkeyi işkenceci insan hakları ihlalcisi Çin’in aşısına mahkum ettin. Hesap ver önce. Sonra git Filistin’in derdine düş. Öyle bir derdiniz olmadığını biliyoruz. Bütün derdiniz koltuk. Ama bu ölenlerin ahı sizi o koltukta oturtmaz. Boşa çaba.

  6. Dışişleri bakanı “ümmet Filistin için adım atmamızı bekliyor” demiş. Anlaşıldı. Kanal, Ayasofya, Aya yolculuk bir fayda etmedi. İtibar yerlerde sürünüyor. İsraile savaş açmaya karar verdiler. Başka türlü o koltukta oturma şansı yok tek adamın. Koltuk kaydımı kayar. Bu yoksulluk bu sefillikte bizim enayi milletin yiyeceği bir bu kaldı artık. Destekçisi de çok bulunur. Saadet partisi, CB Filistin’e silah göndersin demişti dün zaten. Suriye’ye gönderdiniz bu kadar silah, ne oldu? Ülkenin içine ettiniz. Hem Suriye’nin, hem Türkiye’nin. Bu akla ziyan siyasilerle ve destekçileriyle Türkiye’nin gideceği yer belli. Avrupaya, Aya gidelim derken, Ortadoğu çukuru. Yakışanı bu.

    • Hangi ümmet aradı bu Çavuşoğlu’nu acaba da ondan adım atmasını istedi. 1 milyon Uygur Türkü yıllardır işkence görüyor, asimilasyona uğruyor, inim inim inliyor. Oraya dönüp bakmadılar bile, faşistlerle aşı anlaşması bağladılar, şimdi de kanalı bağlayacaklar. Dünya çağrı yaptı gelin bunu protesto edelim, ümmetinizden bir tane adı müslüman ülke imza vermedi, Çin’le çıkarları bozulmasın diye. Ne ümmeti, ne Müslümanlığı. Sizinkisi çıkar kardeşliği, Müslümanlık zaten yok, insanlık hiç yok.

  7. Amerikan The New York Times Gazetesi’nin “Gazze’deki militanların roket atmasından sonra İsrail polisi, İsrail’deki durumu daha da gergin hale getiren ani müdahaleyle Kudüs’te Filistinli protestoculara karşı koydu” başlıklı haberine tepki gösterdi.
    HANİ BİZİM BASINA KIZIYORUZ YA DÜNYANIN HALİ DE BU İŞTE .

  8. izrayil nereye koşuyor yada
    5’in sihri idi düşündüğüm başlık.
    Beni enterese eden kısmısı şimdilik, TBMM de
    5 partinin ortak bir noktada buluşturması.
    belki yakın bir gelecekte yine imamoğlundan sorulan çipli (çipler de 5 voltamper mi acaba 🙂 ) atlar sayesinde bir de bakmışız ki, italyaya kaçırılan sultanahmet teki bizans altın atları da gündem olur,
    5 altın at!
    …5’i daimi üye statüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Bu ülkeler ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa’dır. (BM Güvenlik Konseyi) (kan gövdeyi götürürken bu muhteşem beşli de yapar birşeyler herhalde)
    ”İsrail’de ise son iki yıl içerisinde tam dört seçim yapıldı, ancak işleyen bir hükümet bir türlü oluşturulamadı.” demiş yazarımızda. işte 5 seçim yapılamadığı için.. (3’te yetmez 5 dönem iktidarda kalmak isteyen ortadoğuda diktatörler de varsa da şaşırmam)
    Halbuki o zavallı insanların tek bir isteği vardı belkide:
    5 vakit namaz kılabilmek
    MESCİD İ AKSÂ KUDÜS’te.

  9. “…Bir hasat festivali olan Şavuot’da sütten yapılan birçok yemeklerin hazırlanması geleneklerimizdendir. Bunun nedenlerine değişik anlamlar verilir. Bunlardan biri, İbranice’de ‘süt’ anlamına gelen ‘halav’ kelimesinin rakamsal değerinin ’40’ olmasıdır. Bu da Moşe Rabeno’nun Sina Dağı’nda Tora’yı beklerken geçirdiği 40 günü simgeler.”
    Demek ebced hesabı ibranicede de varmış; “Halav” dedikleri halva/helvayı(haleva) andırıyor, sütlü ya da sütsüz; ölenin ardından konu komşuya dağıtırız “kırkı” çıkınca!
    Bakalım kim kimin helvasını yer, nasip?

  10. “Kudüs’ü karıştırmakla İsrail ne yapmak istiyor?”

    Fehmi bey! Sizin bu sorunuza benim cevabım! Îslam ülkelerının Diktatör liderleri ile devrin! Îsrail liderinin ömürlerini uzatmak istiyor..

  11. Trump, sevenler! Onun kazanması içın Rüşvetler verenler!
    Ve uğraşanlar kimlerdi? Batılılarm! Yoksa Kendilerini Müslüman olarak yutturan islam ûlkelerinin Diktatörlerımiydi?
    Filistinli çocukların kanları olmasaydı bu saydıklarım bu kadar uzun süre milletin tepesinde durabilirmiydiler?Trump ABD büyûkelçiliğini taşıdıktan sonra bunların hepsi Trumpi onaylamadımı? Kendi ülkesini bir tarafa bırak partisini dahi ortadan ikye bölen ve gidası insan kanı olan Trump ve onun hayranları kimlerise Filistinli şehitlerin katilleri onlar.

    Su an iki terör örgütü iki taraftada ihtidari ellerinde tutabilmek için milleti savastıriyorlar.. Gizli dost açık düşman Hamas ve netenyahu terör örgütleri..

    İsrail halkı bugün sokaklara dökülmüş kendi devletini protesto ediyorlar. Maalesef geç kalınan bir tepkı.
    Keşke bunu Filistinlilerde yapsa! İsrail Askerleri Mescil Aksayi bastığı zaman Filistinliler İsraili değilde kendi Diktatörlerini purotesto etselerdi bak bakalım o zaman nasıl önlerdıler.
    Takiyeci Diktatörlerin sonu Sadam’ın sonu gibi olacak.
    Trump, Netenyahu, Putin, Arap ve İslam Aleminin şu anki halı hazırdaki Bütün Liderleri kanla beslenenlerden ibaret.
    Hepsinin kafasında bir değil binlerce tilki dolaşiyor! Zamanlamasını çok güzel seçiyorlar. Yahudiler ve Müslümanların Kutsal aylari ve gûnlerinde yaptıklarına bakın! İsrail devletine ve savaşa karşı olan Ortadoks Müsevileri ibadet anında Izdihamdan!”öldüler”!!??? Arkasından Bizde Polis Camileri bastı ve biber gazı sıktı..!!!??? Hemen akabinde Netenyahunin Teröristleri Camiyi basip Müslümanlar ibadet halinde iken bieber gazı sıktılar.!!!???

    Sanki ayni fabrikadan çıkmış malzemeler.
    İsrailde ortadoks
    Yahudilerının ölümüne sebep olan izdihami ben 1988’deki Mekkede İranlı hacılar tarafından çıkatlmış Tünel ismzdihamına benzetmıştım.Çunku! Bunların hepsi siyasetçilerin başının altından çıkıyor…

  12. Yahudiler Israil’e gelmeden önce başka ülkelerde binlerce yıl yaşadıkları korkunç haksızlıkları, ırkçılığı şimdi Filistinlilere uyguluyorlar. Israil’de yaşayan insanlardan bu duruma karşı olanlarda çok ama, ırkçı iktidarı seçenler çoğunlukta olsa gerek.

    • Almanyalı, muhalefetteki partilerin çoğu mevcut yönetime göre çok daha şiddet yanlısı, nerdeyse tamamı köktendinci ve ırkçıdırlar; bitek türk kökenli yahudiler insancıldır ama onlar da oralarda bozuluyor tabii…

  13. IV-İSLAMIN VE MÜSLÜMANLARIN MERKEZİ YANİ BAŞŞEHRİ MEKKE’DİR:

    İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev Mekke’deki, mübarek ve bütün insanlar için doğru yola yöneltici işaret olan evdir.Âl i İmran Suresi,96.ayet.

    Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab’lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.Bakara Suresi,144.ayet.

    Kâbe’nin Müslümanların kıblesi olması sebebiyle İslâm coğrafyacıları III. (IX.) yüzyıldan itibaren dünyayı Mekke’nin merkezinde yer alan Kâbe’ye göre bölümlere ayıran tasarımlar geliştirdiler. (EI2 [İng.], VI, 181). Buna göre dünya, merkezinde Kâbe’nin yer aldığı bir daire şeklindedir; yeryüzündeki ülkelerin her biri Kâbe’nin bir cephesine bakar. Bundan dolayı Kâbe’nin etrafında gerçekleşen tavaf dünyanın kendi etrafında dönüşünü sembolize etmektedir. (Makrîzî, I, 257-258)
    Kur’an’da, Allah’ın evi kabul edilen Kâbe’nin yer aldığı Mekke ve çevresinin her türlü tecavüzden korunduğu, güvenli bir yer (harem) ve insanların mânen temizlenip arındığı bir mahal olduğuna işaret edildiği, bu alanla ilgili birtakım özel hükümler konularak çevresinin “alem”lerle sınırlandığı ifade edilir. Mekke bizzat Allah tarafından harem kılındı ve bu durum, şehrin emin bir yer yapılması için dua eden (el-Bakara 2/126; İbrâhîm 14/35) Hz. İbrâhim tarafından ilân edildi.Kaynak İslam Ansiklopedisi/Müelliifi:
    NEBİ BOZKURT, MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI .

    Soru:Kur’an’da Mekke için kullanılan “ümmü’l-kurâ” ne anlama geliyor?
    CEVAP:
    Zuhruf sûresinin 31. ayetinde Mekkeliler’in, “Kur’an iki şehirden birine indirilmesi gerekirdi” diye düşündüklerini öğreniyoruz.  Kastedilen iki şehirden birinin Mekke olduğunda şüphe yoktur. Kur’an’ın iki ayetinde, Mekke kastedilerek, şehirlerin anası ve çevresindekilerin uyarılması için (لِتُنْذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا) Kur’an’ın indirildiği bildirilmektedir.
    “Anakent” veya “başkent” olarak dilimize çevirebileceğimiz Ümmü’l-kurâ ifadesinin anaşehir anlamına gelen İngilizce “metropolis” kelimesine tekabul ettiği söylenir.Kaynak:fetva.net.
    Tarihte Mekke.Kaynak:islam ve İhsan.com.
    Saygılar.

  14. III-Kur’an’da Benû/Benî İsrâîl (İsrâiloğulları) denilmektedir. Tevrat’a göre Ya‘kūb’un soyundan gelenler, gerek Mısır’da gerekse Mısır’dan çıktıktan sonra çölde ve Ken‘ân diyarında İsrâil ve İsrâiloğulları diye de adlandırılmıştır.
    Saul’ün ölümüne kadar bu iki isim, on iki kabileden oluşan halkın tamamını kapsamak üzere kullanılırken zamanla siyasî ve coğrafî şartlar kelimenin çeşitli dönemlerde farklı anlamlar kazanmasına sebep olmuştur. Krallığın ikiye bölünmesinin (m.ö. 930) ardından on kabileden oluşan kuzeydeki krallık İsrâil adını almış (I. Krallar, 14/19).

    Kur’an, İsrâiloğulları’nın bu iddialarına karşılık bir zamanlar âlemlere üstün kılındıklarını, fakat bunun ırkla ilgili olmadığını belirtmekte, onlara Allah’a verdikleri sözü ve diğer yükümlülüklerini hatırlatarak üstünlüğün ancak bunlarla olabileceğini bildirmektedir. Kaynak:İslam Ansiklopedisi/ÖMER FARUK HARMAN.

    • “Kur’an, İsrâiloğulları’nın bu iddialarına karşılık bir zamanlar âlemlere üstün kılındıklarını, fakat bunun ırkla ilgili olmadığını belirtmekte.”

      Kur’an-ı Kerim’de “BÌRZAMANLAR” yazmiyor biz sizi Alemlere üstün kıldık diye yaziyor.
      Diğer dillerdeki çevrilerde’de bir zamanlar diye yazmiyor.
      Nitekim halen daha onlarda bazi üstün özelikler var. Örnek: çok çalışkanlar, maddi yönden zenginler ve Dünya ekonomilerini ellerinde tutuyorlar. Vede çalışkanlar.
      Îsraf etmezler, Kur’an-ı Kerim yaptıkları kötülükleri nedeni ile cezalandırıldıklarını hatırlatarak zülm etmye devam ettikleri taktirede tekrar cezalandırılacakları uyarısını yaziyir. Kurtarıdıkları Firavun ve Hitler dönemleri.

  15. II-Dâvûd (israiloğullarının peygamberi)bütün İsrail’e kral olunca Yebusîler’in hâkim olduğu Kudüs’e karşı harekete geçip Sion Hisarı’nı almış ve buraya Dâvûd’un şehri adını vermiştir (II. Samuel, 5/6-9). Kudüs’ü krallığın merkezi yapan Dâvûd şehri güçlendirmiş, Yebusîler’in Zion (Sion) dedikleri hisarı yeniden imar etmiş, kendisine bir ev yaptırmış, orayı dinî bir merkez haline getirmek istemiş ve bunun için ahid sandığını Kudüs’e getirterek sarayına yakın bir yerdeki çadıra yerleştirmiştir (II. Samuel, 7/12-13). Bir mâbed yapmak için gerekli malzemeyi toplamışsa da Rab buna izin vermemiştir (Mendenhall, s. 42-52). Hz. Dâvûd’dan sonra oğlu Süleyman yedi yıl içinde Kudüs’te muhteşem bir mâbed (Mescid-i Aksâ) inşa etmiş, ayrıca kendisine bir saray yaptırmış, ahid sandığını bulunduğu yerden alarak mâbeddeki özel yerine koymuş,Kudüs’ün çevresine duvar çektirmiştir (I. Krallar, 3/1; 5-7; 8/1-6; 9/15). Hz. Süleyman’ın vefatı üzerine krallık ikiye bölününce Kudüs güneydeki Yahuda Krallığı’nın merkezi olmuştur.
    Hz. Süleyman zamanında mâbedin inşası Kudüs’e ayrı bir kutsallık sağlamış, bir taraftan Dâvûd’un saltanatının ebediyen devam edeceğine dair Tanrı’nın vaadi, diğer taraftan mâbedin Tanrı’nın ebedî mekânı olarak kabulü şehri kutsallaştırmıştır.
    Kudüs ismi Kur’an’da doğrudan geçmemekle birlikte bu şehirden el-Mescidü’l-Aksâ’nın mübarek kılınan çevresi şeklinde bahsedilmiş (el-İsrâ 17/1), 9-ayrıca bulunduğu bölge “mukaddes toprak” (el-Mâide 5/21), “iyi, güzel bir yer” (Yûnus 10/93) olarak nitelendirilmiştir.Kaynak:İslam Ansiklopedisi.Müellifi:Ömer FARUK HARMAN

  16. MESCİD İ AKSÂ HAKKINDA:

    Asıl adı Ârâmîce Beth makdeşa, İbrânîce Beth ha-Mikdaş ve Arapça Beytülmakdis olup “mukaddes ev” demektir; ilk kuruluşundan beri taşıdığı bu ad sonradan şehrin tamamını kapsamına almıştır (İA, VI, 953). Şehir için müslümanların benimsediği Kudüs adı da aynı kökten gelmekte ve aslında şehri değil mâbedi ifade etmektedir. Minhâcî mâbedin on yedi kadar adı olduğunu söyler (İtḥâfü’l-aḫiṣṣâ, I, 93 vd.).
    Mescid-i Aksâ’nın yerinin tesbiti ve planlanması Hz. Dâvûd ile başlar. Ancak Allah mâbedin Hz. Süleyman tarafından yapılacağını bildirir (II. Samuel, 7/1-13; I. Tarihler, 17/1-2). Bunun üzerine Dâvûd, oğlu Süleyman’a durumu anlatıp mâbedi inşa etmesini emreder ve mâbed yapımıyla ilgili bütün malzemeleri ve elemanları ona teslim eder (I. Tarihler, 22/1-16). Mâbed için gerekli taş ve kereste Lübnan dağlarından karşılanmış, Sûr Kralı Hiram bunları Hz. Süleyman’ın yolladığı işçilere ve kendi adamlarına inşaatta kullanılacak şekilde hazırlatıp Kudüs’e göndermiştir. Çünkü mâbedin yapımı sırasında ne keser ne çekiç sesinin duyulduğu belirtilmektedir (I. Krallar, 5/13-18; 6/7).
    Ahd-i Atîk’e göre inşaat İsrâiloğulları’nın Mısır’dan çıkışının 480. ve Hz. Süleyman’ın hükümdarlığının dördüncü yılında, yahudi takviminin ikinci ayı olan “ziv” ayında (nisan-mayıs) başlamış ve yedi yıl kadar sürmüştür.
    Ahd-i Atîk’in verdiği bilgiye göre mâbed büyük bir törenle açılmış, bu sırada görülen bazı olağan üstü haller karşısında İsrâiloğulları taş zemin üzerinde secdeye kapanmışlardır. Yine kitapta Hz. Süleyman’ın 22.000 öküz, 120.000 koyun kurban ettiği ve bir hafta süreyle bayram yapıldığı rivayet edilmektedir (II. Tarihler, 7/1-10).
    İlk dönem İslâm kaynaklarında bu mescid hakkında fazla bilgi bulunmamakta, ancak 50 (670) yılı civarında burayı ziyaret eden bir hıristiyan hacının anlattıklarından müslümanların haremin doğu duvarına yakın bölümünde yer alan harabenin üzerini kalaslarla kapatarak 3000 kişinin namaz kılabileceği büyüklükte basit bir mescid yaptıkları öğrenilmektedir.Kaynak:İslam Ansiklopedisi.Müellifi:Nebi Bozkurt.

  17. Filistine yapılan zulme karşı ortak duyarlılık ve birlikte hareket etme kararı gayet yerinde… öte yandan, Tüm arap ülkeleri ve Türkiye, birlikte hareket ederek Israil’e karşı ortak siyasî, ekonomi ve askeri bir oluşum kurabilirler mi? Tabiki hayır.

    Ha unutmadan, aynı duyarlılık Doğu Turkistan’ a göstermiyoruz? Neden?? Cin mi izin vermiyor? Para mi lazım?? Duyarlılık derken sokağa çıkıp, protesto etmek ve siyasilerin sadece twitter’dan mesaj atması? S Filistin’e yönelik daha fazla bir caba gösterilecek mi bunlar haricinde? Ee sormam hata, herkes cevabı biliyor ve durumu kanıksamış.

    Erdoğan ne demişti, mavi marmara için. ” Giderken bana mi sordular?”o yüzden Israil ile ilgili gaza gelip farkı atraksyonlara gitmeyi düşünenler? Dikkatli olun, sonra yine ortada kalmayın, değil mi?

    • “Kur’an, İsrâiloğulları’nın bu iddialarına karşılık bir zamanlar âlemlere üstün kılındıklarını, fakat bunun ırkla ilgili olmadığını belirtmekte.”

      Kur’an-ı Kerim’de “BÌRZAMANLAR” yazmiyor biz sizi Alemlere üstün kıldık diye yaziyor.
      Diğer dillerdeki çevrilerde’de bir zamanlar diye yazmiyor.
      Nitekim halen daha onlarda bazi üstün özelikler var. Örnek: çok çalışkanlar, maddi yönden zenginler ve Dünya ekonomilerini ellerinde tutuyorlar. Vede çalışkanlar.
      Îsraf etmezler, Kur’an-ı Kerim yaptıkları kötülükleri nedeni ile cezalandırıldıklarını hatırlatarak zülm etmye devam ettikleri taktirede tekrar cezalandırılacakları uyarısını yaziyir. Kurtarıdıkları Firavun ve Hitler dönemleri.

  18. Ne diyordu Ali Babacan,
    2019 Akpartiden ayrılırken ne diyordu;

    ……“Devlet yönetiminde şeffaflık.. İhalelerde şeffaflık.. Atamalarda şeffaflık” derken..
    …….“Daha önce istifa edecektim de, istek üzerine Akpartiye zarar gelmesin dite mahalli seçim sonrasını bekledim” demişti. Vay be vefaya bak.
    …..“Dürüstlük, şeffaflık, ilkelilik, hesap verebilirlik” gibi bir dizi ilkelerden bahsediyordu.

    Halk tv de;
    Detayına girmek istememiş ama..
    Soru üzerine, mecbur kalmış babacan..
    Şöyle cevaplamış, detay ile ilgili olarak, cumhurbaşkanlığı seçiminde, Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’ın karşısında, CHP’nin de içinde bulunduğu muhalefet partilerinin ortak adayı yapılması girişimine katılıp katılmadığı sorusunu: “Tabii tam ortası, göbeğindeydim. Görünür değildim ama tam göbeğindeyim.”

    Vay,vay,vay…vay ki vay.

    Adam, AK Parti’de iken, başka partilerin adayını belirlemeye kalkışıyor..Utanmıyor, sıkılmıyor, bunu itiraf ediyor..

    Devlet yönetiminin de, ihalelerin de, atamaların da üstünde olan cumhurbaşkanlığı seçiminde, gizli gizli iş kotarmanın kralına imza atıyor..Devlet yönetiminde şeffaflık.. İhalelerde şeffaflık.. Atamalarda şeffaflık” derken..

    *3 yılın sonunda, “Tam göbeğindeydim..  Görünür değildim” diyor. “dürüstlükten uzaklaşma”dan anladığınız, “tam göbeğinde olup, görünür olmamak” mıdır?
    **Sen daha başka nelerin tam göbeğindesin?
    ***Tam göbeğinde olduğun halde, görünmediğin daha ne kumpaslar var, ne gizli ittifaklar var?
    ****Nasıl olabiliyor, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi önemli bir konuda, işin tam göbeğinde olup, görünmemek?

  19. 2018 te kudüsteydim.
    eşim işi yoğun olduğu için gelemedi ben de bir kaç arkadaşımla beraber yine kutsal yerleri ziyaret etmek için gittik ama orası kutsal topraklara rağmen dolu dolu tarihe, dolu dolu mistisizme rağmen huzur bulabileceğiniz bir yer değil. aksine yüreğinizin ağırlaşacağı, içinizin hüzünle dolacağı bir yer.
    her yerde eli ağır silahlı kadınlı erkekli polisler var. nereye girerseniz eli silahlı insanların önünden geçerek giriyorsunuz, mescidi aksanın tüm kapılarından girerken canları konuşmak isterse sizi durdurup konuşuyorlar, davranışlarınıza müdahale ediyorlar. kaldığım bir hafta içinde mescidi aksa da en az üç olay yaşandı ve mescit boşaltıldı. filistinliler bir hapishanede yaşıyorlar hiç bir özgürlükleri yok, paraları da, silahları da. hiç bir şeyleri yok. bir tek mülkleri var, onu da ellerinden alıyorlar. ziyaretim sırasında bol bol konuşmak imkanı buldum, tek istedikleri onları ziyarete gitmemiz, dayanışma göstermemiz ve onlardan alış veriş etmemiz. ticaret dışında fazla geçim şansları yok çünkü. çaresiz ve yoksullar. gelişmiş tüfeklere karşı sadece taş ve sabanları var. mermiye karşılık taş atıyorlar. her yere tatile gidiyorsunuz, her şeye para harcıyorsunuz, bir tatilinizi de kudüse ayırın, gerçek mescidi aksa insandır, onu/onları ziyarete gidin, onlarla alış veriş yapın, onurlu bir şekilde yardım da etmiş olursunuz. oturduğunuz yerden ahkam kesmeyin, kalkın gidin, ömrü hayatınızda bir defa olsa gidin.
    zamanın kozmetik devi helena rubinsteinın herkesin okuması gereken bir röportajı vardır;
    gazeteci kendisine kozmetik kullanıp kullanmadığını sorunca hayır der, ben kozmetik kullanmam, kozmetiğe de inanmam. gazeteci şaşırır, nasıl inanmam, bunca araştırma, bu dev şirket ne öyleyse diyesorunca herşey israil için diye cevap verir.
    bugün bütün dünyaya karşı ve her şeye rağmen duran bir israil, kutsal topraklardaki müslümanları evinden tek tek atan bir israil ve herşey israil için diyenler.
    bütün ülkelerin bankaların, finans kuruluşlarının, önemli şirketlerin başında yahudiler var, silah sanayii, ilaç sanayii, petrol ne arasan hepsi neredeyse onlara ait. ve hepsi servetini, gücünü kutsal toprakları ele geçirmek için harcıyorlar.
    buna karşı tüm müslümanlarında parasını, gücünü tüm imkanlarını kutsal toprakları korumaya harcaması gerekir. duruş sergilemenin yegane yolu budur. kahrolsun israil demenin filistinlilere bir yardımı olmuyor. hatta duyamıyorlar bile. belki bir parça vicdanınızın sesini duymanıza engel oluyordur değil mi?
    müslüman ülkelere bugün bakan ne görüyor?
    didem kuz 3 Mayıs 2021 At 14:11
    bugün islamın terörle, şiddetle anılmasının ardında yatan sebep/sebepler nelerdir?
    elbette batıyı bunu manipüle ettiği, öyle gösterdiği için suçlamak, bunda büyük payları olduğunu söylemek mümkün. elbette doğrudur da.
    lakin dünya gerek batı gerek dünyanın kalanı müslüman ülkelere bakınca ne görüyor dersiniz?
    müslüman coğrafyaya bakan biri ne görüyor?
    yasakçı bir zihniyet mi?
    adaletsiz bir paylaşım mı?
    aynı dili konuşsalar bile birbirlerini anlamayan insanlar mı?
    anlasa bile birbirine tahammül edemeyen insanlar mı?
    ilimde, bilimde, teknoloji de geri kalmışlık mı?
    emeksiz ve kolay kazanç avcılığı mı?
    yolsuzluk mu?
    israf mı?

    oturalım da fesi önümüze koyalım azıcık değil mi???
    “her şey israil için” anlayışı nerede, bu tablo nerede???
    birbirimizi yerken, filistine nasıl yardım edeceğiz?
    ülke yoksulluk sınırının altında yaşarken nasıl el uzatacağız?
    kendi insanımız her gün kepenk kapatırken diğerlerine hangi imkanı sunacağız?
    israile, batıya ses çıkaralım, omuz omuza destek olalım, elbette pis kanlı ellerini hepimizin üzerinden çeksinler. sonuçta acı çeken sadece filistin de değil. bütün bir coğrafya acı çekiyor.
    lakin kendi gerçekliğimize göz yumarak ne kendimize ve ne başkalarına yardım edemeyeceğiz.
    akılla yürümeyi bir şekilde öğrenmek zorundayız değil mi?

    • öte yandan insan düşünmeden edemiyor, yolcu garantili kütahya havaalanı için harcanan paralar ve yıllar boyu ödenecek olan dolar bazında tutarlar şimdi oldukça zor durumda olan esnafımıza harcansa daha iyi olmaz mıydı,
      son alınan mercedeslerin parası işsizler için harcansaydı mesela.
      kanal istanbulun hazır denilen finansmanı depreme dayanıklı konutlar için kullanılsa.
      her şey türkiye için anlayışı olsa ne güzel olur değil mi?

    • Papaz demişken aklıma geldi, rahip Brunson…

      Erdoğan: “Bu can bu tende durdukça o papazı alamazsınız” demişti.

      Sonra ne oldu hatırlayalım, üzerinden çok geçmeden. Trump dedi ki ” Don’t be fool, dont be tough guy”

      Sonra papaz hemen uçtu..

      Hulogggg

      • Papaz verilmedi
        Hakan Atilla ile takas edildi
        Tüm Türkiye tarihinde ABD ajanını içeri alıp takas ettiğin var mı tarihinde de beğenmiyorsun

        Daha içerde ABD konsolosluğunda beslenen atlet koklayan 20 ajan daha var ABD yargılatmazsınız dediği
        Hatta müttefiklerimiz içeri alınıyor demişlerdi
        İçerde dolu ABD ajanı
        Tarihinde var mı
        biraz ağır oldu

        • senin takas mantığına göre çok sevdiğin papazıda takas yoluyla alma imkanın varken..
          içerde de ajan da doluymuş, boş durma bence
          bir gel çağrısı da sen yaparsın.

          • O çok büyük baş
            30 yıl yatırım yapıldı
            Hala binlerce atlet koklayıp kamikaze yapacak dünyanın dört tarafında binlerce müridi var
            3 ajanla değişmezler
            Ama tabii ki bir fiyatı var
            Veya kullanıışlı olmaktan çıkacağı gün
            O gün ne zamanki haşhaş müritleri artık uyuşturucu etkisinden uyanır ve sözünü dinlemez o vakit elden çıkarırlar

  20. Baran bey, bize islamın öğretisinde zaten var olan ama abd’de daniskası bulunan “adalet” kavramı üzerine ingilizce bir metin paylaşır mısın aydınlanalım? Ha gayret!!!

    • bölgede bulunan ülkeler kendilerini korumaktan aciz olduklarından ve kendi milletlerine zulmeden otoriter yönetimler oldukları için ABD kendi aklınca İsraili büyütüp bölgeye jandarma yapıp güvenliği sağlayacağını sanması kendince bir adalet anlayışına dayanıyor. fakat Amerikanın İsraili bu anlamda desteklemesi ona güvendiği için değil, jandarmalık kabiliyeti olan en iyi tanıdığı aktör olduğu için. türkiye amerikayı ikna etme gayreti gösterseydi israili desteklediği kadar da türkiye’yi destekleyebilirdi. rahmetli Özal bunun mümkün olabileceğini göstermişti diye hatırlıyorum. her neyse.

      arap ülkeleri çin emperyalizmine kapılarını açmış iran çin ile 400 milyar dolarlık iş birliği anlaşması yapmışken çinin ticari ataklarının avrupa sınırlarını aşması ihtimali amerikayı korkutuyordur her halde.arap ülkelerine güvenmediği için de israil üzerinden safları sıkılaştırmaya çalışıyor olabilir.

      şimdilik bukadarcık türkçe ile yetin istersen:))

      hem ne yapacaksın, sana ne faydası var amerikan adaletinin. senin kendi adaletin olacak, dünyanın kabul ettiği. Türkiyenin adaleti bu diyecektin, akp iktidarının ilk 7-8 yılında oluşan itibarını yıkmayıp daha da büyütecektin, arap dünyası Türkiye’ye yönelecekti. avrupa
      ülkışlamaya devam edecekti. ortadoğunun abisi türkiye olacaktı. o zaman İsrail bunu yapabilir miydi?

  21. Bir İsrail askeri , sokakta çamurlar içinde oynayan bir Filistin’li çocuğa , merak edip ne yaptığını sorar.Çocuk ,
    – İsrail askeri yapıyorum !
    Bu cevap askerin oldukça hoşuna gider , durumu biraz açmak için,
    – Aferin , çok güzel yapıyorsun, beğendim! Peki nasıl yapıyorsun bakalım?
    Çocuk saf saf izah eder,
    – Toprakla suyu karıştırıyorum , çamur oluyor .Ona biraz da inek pisliğini katıyorum.
    Bu cevap biraz aşağılayıcı göründüğü için askerin ağrına gider , sinirlenir , çocuğu biraz hırpaladıktan sonra küfrederek oradan ayrılır .
    Bir kaç gün sonra aynı asker , yine aynı yerde , aynı çocuğun gene çamurlar içinde oynadığını görünce bu sefer farklı bir şey yapıp yapmadığını merak edip sorar,
    – Gene ne yapıyorsun bakayım , yine İsrail askeri mi yapıyorsun !
    Çocuk bu sefer farklı bir cevap verir,
    – Yok , bu gün Türk askeri yapıyorum!
    Asker bu cevabı oldukça ilginç bulur ve Türk askerini nasıl yaptığını sorar. Çocuk ,
    – Suyla toprağı karıştırıyorum , biraz da çakıl koyuyorum .
    Asker bu farklı yapım şeklini biraz manidar bulur ve neden inek pisliğini koymadığını sorar .Çocuk cevap verir,
    – Olur mu hiç ! O zaman İsrail askeri olur !
    Selamlar ,iyi günler

  22. Bu tür saldırılar, halkı ajitasyona müsait İslam ülkelerindeki kritik seçimler öncesi, destekledikleri partilere seçim malzemesi için yapılır.
    Yani gollük asist verilir.
    Bildiğimiz bir yerde seçim yok.
    Yoksa sürpriz mi var?
    İnsanlık dışı tüm uygulamaları lanetliyorum.

    • Sayın yk boşuna umutlanma, erken seçim yok işte; bu saldırılar da her yıl ramazanda mutlaka olur ve sebepleri de meydanda, uydurmayalım!

      • Sayın h gayret
        Filistin’deki şiddet süreci ile, hangi ülke yada ülkelerdeki seçim arasında korelasyon var? soruma da verdiğiniz cevap nedeniyle çok teşekkür ederim.
        İlk elden cevabı aldım.
        Güzel bir bayram hediyesi oldu.
        Bu soru nedeniyle neredeyse pudra çekecektim, pardon antidepresan alacaktım

    • Y.K. bey!
      Seçim yok fakat! Seçimi kazanacak kadar ellerinde malzeme bulunmayan filistin Diktatörlerı tafafından Ertelemış gelecekdeki seçimler var. “NETENyahunun” başbakan olamiyacak korkusu var, Dünya bir köy olduğu içın mafyalar tarafından yönetilen devletlerin başındakı Diktatörlerin koltuklarının sallanmaya başlaması var. Lafı daha fazla uzatmaya gerek yok! Herşeyi anlamak için bizdeki havuz emir erlerinin gazetecilik oynayan bölümlerine bakmak yeterli! Hani burada papz sendurumu yaşayan Çin gambazcisi gibileri ve Diktatörleri savunan havuz, senelerdı Uygurlar soy kırımına, tecevüze uğriyorlar ve öldürüliyorlar,değil çine karş kurşun atmak tek laf dahi edemiyorlar ve tamamen savunmasızlar.
      Havuz onlar için tek kelime yazmiyor Filistine sıra gelince bar bar bağırıyor. Çünkü Diktatörler Müslüman ve yahudi kanları ile besleniyorlar.

  23. Şimdiye kadar hangi Müslüman ülke bir tek İsrail malına yasak koydu! Koyamazlar
    İsrail artık kendini aştı hani derler ya kendi rekorunu kırdı.
    İsrail bir şeyler yapıyor hiçbir ses yok bir daha yapıyor yine ses yok sürekli yapıyor yine ses yok artık daha dikkat çekici şeyler yapmaya başlıyor Müslümanların kutsal ayında kutsal gecesinde yapıyor yine ses yok doğrusu İsrail de bu işe şaşırmıyor değil.
    Haa nasıl ses çıkmıyor diyecekler bazıları
    Kınama ses çıkarmaksa tamam
    O halde bir Müslüman ülkesi Avrupa da bir ülkeyi işgal etsin, bütün ülkeler abd başta olmak üzere işgalci ülkeyi kınasınlar
    Ama sadece kınasınlar
    Mümkün mü?
    İsaril’e hiçbir şey yapamazlar
    Hiçbir şey ya-pa-maz-lar
    Şimdiye kadar hangi Müslüman ülke bir tek İsrail malına yasak koydu! Koyamazlar

  24. Filistin bir tarafa. Unutmayalım bu yolsuzlukların, hırsızlıkların, yoksulluğun, mafya düzeninin tek sorumlusu var, o da tek adam. Ne demişti, “verin yetkiyi bu kardeşinize, görün”. Gördük değil mi? Ve yine unutmayın bu ucube sistemi başımıza ören tek kişi var. O da öteki adam, MHP’nin bahçelisi. Bunu hep aklınızda tutun.

    Aşı mı yok? Paranız pul mu oldu? Borcunuz katlandı mı? Geçinemiyor musunuz? İşsiz misiniz? Enflasyon çok mu yüksek? Faiz çok mu yüksek? İtibarınız kalmadı mı? 128 milyar dolar kayıp mı? Damat bulunamıyor mu? Hepsinin tek bir tane sorumlusu var. Bir de onu başımıza getiren öteki.

  25. Susurluk2’ye hoşgeldiniz. Mafya-siyaset-devlet üçgeni aynı düzen devammış demek ki. Eski değil, eskimeyen aynı köhne Türkiye resmi bu. Bunu ne Filistin unutturur, ne kanal, ne Ayasofya, ne de eyyy’ler. Damadı da 128’i de unutturamazsınız. Hepsi alnınıza yapıştı.

    Kütahya havaalanına 2020 için 1.2 milyon yolcu garantisi vermişler! Kütahya’da milyon nüfus var mı acaba? Sıkı durun 7400 kişi uçmuş. Deli dumrul havaalanları bunlar. Uçsan da uçamasan da sana ödetecekler ey enayi millet. Hırsızlığın boyutu astronomik gerçekten. Daha nereye kadar?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız