İki gazete kapanıyor, bir TV kanalı küçülüyor deniyor.. Sebep satışlarının düşmesi imiş.. Bu işte bir yanlışlık olmalı…

31

Yılbaşı yaklaşınca medya dünyasında sinirler gerilir; hemen her grup yeni yıla daha az sayıda çalışanla girme hazırlığını son kerteye o zaman diliminde getirir. Çok sayıda gazeteci birdenbire zaten kalabalık olan işsizler ordusuna yılbaşı dolayımında katılır.

Herkes yeni bir yıla girildiği sevincini yaşarken, bazı gazete çalışanı evlerine “Ne yapacağız?” ateşi düşer…

2020 yılına gazeteciler biraz daha farklı bir ortamda giriyor.

Bazı medya grupları işten çıkarmayı erkene aldı; Hürriyet, yeni yayın yönetmenini ilan etmeden hemen önce, aralarında hizmet süresi bayağı fazla olanların da bulunduğu, çok sayıda çalışanına kapıyı gösterdi.

Daha da üzücü olanı, yılın son haftasına girildiği günlerde bir medya grubunun bünyesinde yer alan iki gazeteyi kapatma, bir televizyon kanalını da küçültme kararı aldığının duyulması…

Star gazetesi kapatılacak, Güneş gazetesi Akşam’ın eki haline getirilecek, Kanal 24’te de küçülmeye gidilecekmiş…

Üzülmemin sebebi, Star gazetesinde Mustafa Karaalioğlu’nun yayın yönetmeni olduğu dönemde yazılarımın yayınlanması, 24 kanalının kuruluşunda yayın yönetmeni olan Mustafa Hoş’un yönlendirmesiyle ‘Acaba’ adını taşıyan haftalık bir haber-programı yapmış olmam değil sadece.

Kimbilir kaç gazeteci daha binleri bulan işsiz gazeteciler arasına katılacak, ona üzülüyorum.

Reklam

Çalışan sayısını azaltan, bazı gazetelerini kapatma , televizyon kanalını küçültme kararı alan medya grubunun iktidara yakın olduğu biliniyor. Demek ki, iktidar yakını olmak medya kuruluşlarının varlıklarını sürdürmeleri için yeterli değil. 

Son kararlarda İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehir belediyelerinin iktidar tarafından kaybedilmesinin de rolü olduğu söyleniyor. Doğru mudur, bilemem. Ancak, yalanlanmayan kapatılma ve küçülme haberlerinin kronolojisi bu söylentiye uyuyor.

Benim anlamadığım bir konu, kapatma kararlarının gazetelerin satışlarının istenmeyen düzeye düşmesiyle ilintilendirilenmesi…

“Kendilerinden beklenenleri yeteri kadar yerine getiremiyorlar” ya da “Artık iktidarın onların savunmalarına ihtiyacı kalmadı” gibi gerekçeler ileri sürülse de anlamazdım; o gazetelerde yazan, kanalda yorum yapanların ne kadar gayret gösterdiklerini herkes görüyor, biliyor çünkü.

Onlara yapılan, iktidara yakın diğer medya kuruluşlarında çalışanlar için hiç de iyi bir örnek teşkil etmeyecektir. Heveslerini zedeleyebilir.

Medya düzeni değişiyor

Kamuoyu yoklamaları, küresel düzeyde yaşandığı bilinen geleneksel haber alma kaynaklarının yeni medya araçları rekabetiyle sarsıldığı gerçeğinin etkisini bizde daha sert gösterdiğine işaret ediyor.

İnsanlar çeşitli sebeplerle gazete almıyor, hatta televizyon haberleri ile tartışma programlarına da ilgi azalıyor. Gazeteleri internetten okuma alışkanlığı yaygın; bazı internet sitelerinin televizyon yayınları da var ve milyonu bulan izleyiciye sahip YouTube üzerinden yayın yapan kişisel kanallar da bulunuyor.

Reklam

Reklamlar dünyada gelenseksel medyadan internet medyasına hızla kaydı; bizde de galiba aynı yöneliş fark edilmeye başladı. Okunmayan gazetelerin, izlenmeyen televizyonların, reklamların da kaçmasıyla, mali yapıları elbette sarsıntı geçirecektir.

Bu genel gidişten pek tabii ben de haberdarım, ancak yine de iki gazetesini kapatma kararı almış, bir TV kanalını küçültme hazırlığına girmiş medya grubunun, bu kararını satışın düşmesine bağlamasını yine de anlamakta zorlanıyorum.

Sebebi şu: Dağıtım şirketinin sürekli açıkladığı resmi satış raporlarında kapatılma kararı alındığı söylenen gazetelerin durumu bu gerekçeyi doğrulamıyor.

Üşenmedim, son birkaç ayın raporlarını inceledim; Star, Akşam ve Güneş gazetelerinin satışları sürekli 100 binin üzerinde gözüküyor.

Hatta kapatılacağı duyurulan Güneş gazetesinin ek yapılacağı söylenen Akşam gazetesinden daha fazla sattığı da görülüyor.

Gazete satışlarının 16-22 Aralık 2019 resmi raporundan ilgili rakamlarına birlikte bakalım:

Güneş  102.359

Akşam 101.656

Star      101.116

Daha da garibi, Güneş’in bir önceki haftaya göre satış rakamı 102.316 imiş; yani son hafta satışı artmış bile. Bir önceki hafta satış rakamı 100.614 iken son hafta 101.116 sattığı görülen Star’ın durumu da öyle.

Rapor yalan mı söylüyor yoksa? Rakamlar çarpıtılmış olabilir mi?

Sadece bu gazetelerin rakamları mı, yoksa…

Eskiden biri Turkuaz Medya’nın (Sabah Grubu) diğeri Doğan Medya Grubu’nun (DMG) olmak üzere iki dağıtım şirketi vardı; DMG’nin el değiştirmesinden sonra dağıtım tek elden yürütülüyor. 

Satış rakamlarını tek dağıtım şirketi açıklıyor.

Herhangi bir gazeteyi 100 binin üzerinde satışa ulaştırmak da orada tutabilmek de bir marifettir ve eğer bir gazete gerçekten 100 binin üzerinde satışa sahipse onu kapatmak pek akıllı işi değildir.

Kafamın karışması bu yüzden…

Çarpıtma varsa, ne kadar? Bir misli mi, on misli mi, yoksa yüz misli mi?

Satış rakamları gerçeği yansıtmıyorsa, bu yalnızca adlarını sıkça geçirdiğim üç gazeteyle ilgili bir durum mudur, yoksa bütün gazetelerin tirajlarını da kuşkuyla mı karşılamak gerekiyor?

Öyle bir söylenti uzun zamandan beri ortalıkta dolaşıyor çünkü.

Haberleri eğip bükmeden doğru olarak vermekle yükümlü gazeteler kendi satışlarını makyajlayarak sunuyorlarsa, mesleğim adına, herkesten çok ben üzülürüm.

ΩΩΩΩ

31 YORUMLAR

  1. Saman dershanelere yüzer yüzer, evlere onar onar gönderilirken de, aynı endişeyi duyuyor muydunuz? Bir kişi 5 gazete almaya zorlandığında da (misli misli çarpıtma) içinize oturmuyor muydu?

  2. basın-medya olayının ne kadar önemli olduğunu önce bu sektörde çalışanların, ekmeğini yiyenlerin anlaması,
    sonra, insanlığa faydalarının olması safhası gelince de
    doğruluğu, tarafsızlığı, korkusuzluğu ile ünlü birçok
    gazetemiz, televizyon kanalımız, internet sitemiz vb olması
    umuduyla…

  3. Fehmi bey bilir…zaman gazetesi yayın yönetmeni olduğu yıllardan… Gazete tirajı çok önemlidir… Her sene kampanya yapılırdı….Allah rızası için millet samimi duygularla çalışırdı…fehmi bey oralardan ayrıldıktan sonra işleri abarttılar… Tiraj uğruna ne zulümler yaptılar çalışanlarına… Adam başı 5 abone mi dersin… Hedeflerine ulaşamayanların maaşından kesmeler mi dersin… itiraz edenleri tayin etmelermi dersin…Nice insanların ahını aldılar….Ne için……Allah rızasını unuttular…..Siyasetten kaçarlardı….Sövene dilsiz dövene elsizdiler….sonra ne oldu….Siyasete ayar vermeye…darbeye kadar geldi işin sonu….Vay be….

  4. İstanbul Havalimanı poyraz nedeniyle bugün tüm dünyada ençok rötar yaşanan 2. havalimanı olmuş. Eh bunun lodosu da var. Zaten birileri bölgedeki rüzgardan yararlanmak için havalimanı çevresine rüzgar pervaneleri dikmiş. Havalimanı fotoğraflarında gözüküyor.

    • Tüh birinci olmamız gerekirdi…Neyse yanından Kanal istanbul geçecek zaten.. rotar yapanlar ordan aktarmalı gemiye binerler…Adamlar yapıyor yav… hiçbirşey boşa gitmiyor…Rüzgarlı havalar bile değerlendiriliyor….Yarın ki hava durumu nasıl ki… mim

  5. Asagidaki haberi okuyunca,H T sitesinde: ayni uygulama Fehmi beyede yapilmisti. haber Turke yazaarlar bolumunu acinca Fehmi Koru ismi toz olmus ucmustu.
    Yazinin burdan sonrasi kopi

    “Habertürk yazarı Sinem Kaymakçı, İstanbul Yeni Havalimanı’nın engelli dostu olduğuna dair yazı yazması talebini geri çevirdiği için köşesi kapatıldi.

    Makalelerine son verildiğini şahsi Twitter hesabından duyuran Kaymakçı, arşivdeki yazılarının da silindiğini aktardı.

    29 MART’TAN BU YANA HABERTÜRK’TE YAZIYORMUS
    Aynı zamanda kendisinin de engelli olduğunu aktaran Kaymakçı, şu ifadeleri kullandı: “29 Mart Habertürk internet sitesinde yazmaya başladım. Kendim geçirdiğim bir trafik kazası sonucu engelli kaldım. Engelliler konusunda da yazılarım oldu.”

    Kaymakçı, “Habertürk yönetimi benden Yeni Havalimanı ve Marmaray’ın ne kadar engelli dostu inşa edildiği konusunda figüran olmamı istedi.”

    Beni: “Tekerlekli sandalye ile dolaştırıp reklam amaçlı video çekimi. Ben de sokaklarda engelli sorunları had safhada iken siyasi getiri amaçlı bu filmin çekilmesini uygun bulmadım ve yönetime ifade ettim.”

    Bunun üzerine makalelerine 28 Aralık itibarıyla son verildiğini belirten Kaymakçı, “Bugün sayfadan yazılarıma bakmak istediğimde yazılarımın kaldırıldığını görmem en büyük hayal kırıklığı oldu.” dedi.

    Kaymakçı, “Şu an son derece şaşkın ve çok üzgünüm. Bu yaşananları kamuoyunun bilme hakkı var diye düşündüm. En çok da engellilerin sesi olma imkânım elimden alındığı için üzgünüm.”

  6. Üstadın yazısına göre medyada değişimler oluyor.2002 yılından önce bir medya vardı,şakşakçılık yapmayı gazete zanneden yalan yanlış haberlerle ayakta kalan 2002 den önce bu milleti çok oyaladılar.2002 den sonra onlar yavaş yavaş kıvırtarak karşı tarafa geçti.Kimisi yaşlandı köşesine çekildi.Kimi de bir yerlerde pusu da bekliyor.2002 den sonraki yeni türeyen gazeteci ve şakşakçı kesim birilerine yaranmak için yazıp orada kalmayı yazarlık zanneden şakşakçı kesim akp nin devri bitmeden kendileri bitecek herhal.Merak ediyorum onlar savrularak nereye uçacaklar acaba.Bizim ülkemizde gazetecilik böyle bir şey.

  7. Türkiye’nin en büyük medya grubunu bir kamu bankasından kredi alıp satın almak, sonra da Hükümet yanlısı bir yayın politikası izlemeye başlamak… Kimse buna normaldir demeye kalkması bu gaflettir, delalettir hatta hıyanettir. Zira kamu bankalarında herkesin hakkı vardır.

    Bu yaşananlar geminin su almaya başladığının açık bir işaretidir. Havuz medyası filmi cumhuriyet tarihinde görülmemiş trajik bir sonla bitecektir. Zira ellerindekini yok pahasına satmak zorunda kalacaklardır.

    Havuz medyasında işsiz kalanlara ise nasıl üzülelim, ortalık işsiz dolu zaten.

    “men dakka dukka” yani “çalma başkasının kapısını, senin de çalarlar kapını”

  8. Halk eskisi gibi okumuyor. Genellikle Twitter ve facebookta gundemi takip edilmektedir. Bir gün sabah gazetesi de kapanacak. Gazete objektif olmadığı sürece kaybetmeye mahkumdur. Zamanında en çok satan Zaman Gazetesi bile uçurumdan yuvarlandı. Yandaş medya ve gazetelerde birgun mutlaka sönecektir. Sözcü gazetesi de sönecektir. Ahmet Davutoglu eğer millet ittifakına katılırsa Ak partiyi MHP de kurtaramayacaktır.

  9. FETÖ kendinden olmayana öyle baskılar yapıyor ki, o kişileri yıldırıyor ve hayata küstürüyor. İnsanların hak ettikleri noktalara gelmesine izin vermiyorlardı. İnsanların hayallerini çaldılar, tükettiler…
    İzmir, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde asistan doktor olarak görev yapan Tayfun Özcana geçen hafta evinde ölü bulundu…..
    Asistan Dr. Tayfun Özcana’nın hikâyesi ruhunda oluşan yarayla alakalı. Bu yaranın sebebi de Fethullahçı Terör Örgütü. FETÖ’ye mensup subay ve astsubaylar Özcana’nın FETÖ üyesi askerlerin, askerî okullarda kendilerinden olmayan askerî okul öğrencilerine şok mangalarında işkence uygulayıp okullardan ayrılmaları için baskı yaptığı mağdurlardan biri olduğu ortaya çıktı. Özcana FETÖ baskı yapınca askerî okuldan ayrılmış ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim görmüş. Bu süreç içerisinde “Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Ayrılan ve Atılan Askerî Öğrenciler Platformu Koordinatörlüğü” yaptığı öğrenildi.
    Özcana’nın askerî okuldan arkadaşları, “İntiharında tabii ki okuldan ayrılmak zorunda kalmasının etkisi vardır. Çok üzülüyordu. Haklarını geri kazanmak istiyordu. Ortada çalınan hayaller ve yıllar var”

        • Benim başıma birşey gelmesi mümkün değil, zira kimsenin adamı olacak bir karaktere sahip değilim. Olsa olsa iktidar nimetlerinden yararlanmamış olmaktan bir kaybım olabilir. Allah’a ve ahirete inanan bir insan olarak bunu da bir kayıp değil kazanç sayarım.

  10. Gençlik yıllarımda en çok gazete ve dergi bulunan kıraathanelerde çayımı içerdim… Hepsinin kimin adamı olduğunu bildiğim için sadece okur, mukayese eder ve kendime göre bir karar verirdim. Öyle ki , bir gazete bayii, iki ayrı kamyonla gelen gazetelerin aynı patrondan geldiğini benim uyarmamla öğrenince hayret etmişti. İki hafta sonra patronun isminden telefonuna kadar değiştirildi. Olmadı, satıldı… Şimdiki medya mühendisliğinden sonra almadım. TV bile izlemiyorum. Özetle yetiniyorum. Eskiden birçok yazarı okuyan ben, şimdi birkaç yazarı bazen okuyorum. Artık, kimseye pek güvenmiyorum. Herkes dahil. 2000′ den sonra çok şey değişti. Kim kimdir, necidir, gerçekten izler karışmış… Bunlar, hayra alamet değil. Eskiden siyasetin de bir tadı vardı. Liderler birer diplomat gibiydi. Hakaret yoktu. Bazılarını beğenmiyordum ama, dinleyebiliyordum. Birbirlerine sen diye hitap etmezlerdi. Şimdi o nezaket ve zarafeti özlüyorum… Sonra, zoraki sağ-sol davaları başladı. Tadı kaçtı. Birbiriyle kahve içmeyenlerin aynı tornadan çıktığı anlaşılınca millet farketti ama, pahalıya mal oldu. Şimdiki gidişat da eski oyunların değişik varyant veya versiyonları gibi görünüyor. Millet bunları görüp, gereğini yapar mı bilemem. Artık, hiçbir şey ilgimi çekmiyor. Maalesef her dönemin bir zorluğu vardır. İnsanoğlu, cenneti dünyada arıyor ama, bulmuyor işte Vesselam.

    • Sayın kayra, enseyi karartmaya gerek yok; matbuat açısından kalitesizliğe mahkum olmaktansa yoksunluğu daha iyidir! Yalnız siz de yorumcu hasan günay gibi siyaseten 90lı yıllar nostaljisine sahipseniz işiniz biraz zor. Çünkü eski türkiyedeki o bahsettiğiniz birbirinin kopyası olan “diplomat gibi liderler” yok artık; yeni türkiyede “lider gibi diplomatlarımız” var! Eskiye rağbeti olanlar mamak ve ümraniye çöplüklerinin fotoğraflarıyla yetinmek zorunda yani…

  11. Tahmini şekilde “peçetelerin son kullanma tarihi yoktur” diyordum.
    Sonra ya tarih varsa madara olurum diyerek bir peçete ambalajını inceledim, gerçekten de son kullanma tarihi olmadığını görünce derin bir oh çektim.
    Peçete kullanılır veeeee “atılır”
    Yazıya konu yayın organlarının durumunu bilmiyorum.Bu nedenle değerlendirmelerim soyut.
    Ancak birçok yandaş gazete peçete olarak bile kullanılamaz.
    Yine yandaş gazetelerin günlük satış rakamları TUİKin enflasyon rakamları gibi.

  12. Sonunda herkes gazetelerin ve gazetecilerin halkın kandırılmasında rol oynadığını kabul ettiği için bunlar oluyor. insanların işsiz kalması elbette üzüc ama onlarda işleri ile gerçek manada ilgilenmediği, sahiplerinin borazanlığını yaptığı için işsiz kalmayı bunun diyeti olarak görebilirler.

    ne gazeteler, ne tartışma programları gerçek manada bilgilendirici bilgi vermiyorlar. bunun yerine kamuoyunu manüple edici şekilde yönlendirecek açıklamalarda bulunuyorlar. artık eskisi gibi millet balık hafıza değil. arşivler var ve insanların daha önce aynı konuda ne dedikleri anında ortaya çıkıyor.

    dolar 1 tl olacak göreceksiniz deyipte 7 tl olduğu haalde halen ekonomi danışmanlığı yapabilen ve devleetten çeşitli kurumlardan maaş alan birisinin sözünü bu halk ne diye dinlesin.

    prof. uzman vs unvanlarla her yerde para makam karşılığı boy gösteren insanların hiçbir değeri kalmadı milletin gözünde. Pazarcı teyze kadar genel kültüre sahip değil ünüversite öğrencileri ve mezunları. yarışmalarda gördük.

    kısacası halk, karşılarında sözde onları bilgilendirmeye çalışanlardan daha bilgili, tecrübeli ve konjöktörü daha iyi okuyabiliyor.

    bir çok yerde yorum yazan insanlar, konuların uzmanlarından daha değerli bilgi sunabiliyor. baskının tutuklanmanın olmadığı yerlerde gerçek fikirler ortaya çıkabiliyor.

    herşeyi geçtim. şu an için aklı başında, vasat genel kültüre sahip bir insanın. herhangi bir gazeteyi alması veya herhangi bir kanalı seyretmesi için geçerli bir tane sebep gösteremezsiniz. hatta daha da ötesi akıl ve ruh sağlığının bozulmaması için bu mecraları takip etmemesi gerekir diyebiliriz.

    5 G ninde devreye girecek olmasıyla, online dünya erişim hızının şu andakinin yaklaşık 100 katına çıkacağını biliyoruz. bu nedenle yazılı basın tarihtekini yerini alacak bizlerin birer hatırası olarak kalacaktır.

    hani derler ya “kendini kandırana kimse yardım edemez” basın yıllarca insanlara etik tarafsız haber sloganlarını kendileri bile inanmadan söyledikleri için, onlar için yapacak bir şey kalmadı.

    kendi düşen ağlamaz.

  13. Normalleşmenin ilk sinyali olarak anlıyorum bu gelişmeyi.
    Havada uçuşan projeleri doğru okuduklarını belli eden bir gelişme.
    Tabi Şahsım buna ne der bilemem!

  14. Bir zamanlar , hükümet imkanlarıyla , zorla dağıtılan 1.500.000 tiraj !!!!!! lı ZAMAN gazetesi denen bir paçavra vardı. Nerede şimdi ? Şimdi de diğer , Star , Güneş , vb paçavralar yokolacak. Çünkü hak etmediği yere gelenler , orada duramazlar . Bir süre sonra yokolurlar. Artık İNTERNET MEDYASI var. Birilerinin korumasına ihtiyaç duymadan , her başarılı gazeteci , bir matbaaya , bir hükümete ihtiyaç duymadan , kendi MEDYA sını oluşturabiliyor. Ne güzel , hayat devam ediyor. Birilerinin gölgesinde borazanlık yapanlar yokolocak ( Eski Zaman gibi , şimdilerde Star gibi ) bir şeyler üeretenler ayakta kalacak . Demek ki ara sıra belediyeleri değiştirmekte de fayda varmış. . Milletin parası hiç olmazsa birilerinin borazanlığı için çarçur edilmemiş olur. Hesap sorulabilir bir düzen oluşturmazsak daha çok sürünürüz.

  15. İlahi sayın koru tiraj rakamlarını yazarken yüzünüzdeki tebessümü görebiliyorum.
    100 binli rakamlar sadece bir masal.
    Sitelere organize sanayilere belediyelere devlet kuruluşlarına bedava dağıtılıp paraları çeşitli yollarla alınıyordu.
    Büyükşehir belediyeleri bilhassa istanbul ankara kaybedilince saadet zinciri çöktü.
    Şahsen ben artık gazete almıyorum.iktidar medyasının masallar alemi ile hiç işim olmuyor.
    Günlük haber ihtiyacımı haber siteleri fazlasıyla karşılıyor.
    Ocak medya t24 artıgerçek diken gazete duvar bazı gazetecilerin şahsi blogları önde gelenler.
    İktidara kayıtsız şartsız destek verip toplumun demokrası adalet objektif haber isteklerine çare olan yazar bilimadamı ve hukukçuları tu kaka edip sivil ölüm tabiri ile yokluğa mahkum edenler bir gün kendileride böyle bir duruma düşeceklerini
    Öngörmüşlermiydi.
    Velhasıl yakma yanarsın.adil ol herzaman kazanırsın.zalimlik ebediyyen sürmez.

  16. Başkalarının perişanlığı beni mutlu etmez ama medyanın küçülmesinden gayet memnunum; renkli ya da renksiz, köşeyazılarında fıkra anlatılanından ya da ırkımıza küfredilenine kadar alayının… sayın yazar gastelerin tirajına ya da yandaş mı değil mi kısmına takılı kalmış; oya her türlü melanetin mikrobunu hem üretip hem taşıyan bi aygıtın nihayet kendi kendini de yok edişini izliyoruz ve bugünleri gösteren allaha hamdolsun! Beter olsunlar inşallah, darısı geri kalanların başına..! Açıkta kalan elemanlar da herkes gibi helal yollardan bir iş tutup geçimlerini sağlayabilirler kanımca… Yıllar yılı hem milletimize bin türlü hakaretler edip hem de her türden ahlaksızlığın odağı olmuş bu yayın organlarının fitne fesat üreticisi parazitleri işsiz güçsüz kalmış diye karalar bağlayacak değiliz heralde..? Hala buralarda özgür basın, bağımsız medya gibi terraneler dolaştırıp ağlaşan sümsüklere gün doğdu; şimdi başlarlar hükümet gastecileri işten attırıyormuş diye… tatlı su kurnazları her yerde, papucumun özgürlük havarileri; yazılı, basılı, görsel, son kalan sayfasına kadar tüm medyanın tükendiğini görene kadar durmak yok yola devam! Türk milleti sen çok yaşa!

  17. İstanbul ve Ankara belediyeleri havuzun musluğunu kapatınca havuzdaki balıklar can çekiştirmeye başladı. Demeki
    iftıra makinelerninde benzıni bitmiş..

    Tabii onlari zamanında girdikleri inlere doldurdular. O inlerde õnce kokuştu sonra tamamen çürürdü.

    Araba kullanmasını bilmiyeni jet pilotu yapmak gibi, onlar zaten gazeteci değildilerki! İhtidarın çobanlığını yapiyordular.

    Şimdi küçûk damadıde Sağlık bakani yapar 7 sülale. 27 saniyede asgarı ücretlilerin bir aylık kazancını harcayan ak sarayda paşa paşa yaşarlar.

    • Nurdan hn hiç pozitif düşünceniz yok mu ? Sizce herşey berbat mı mesela Yunan basınını takip ettiniz mi oradaki telaşı gördünüz mü Libya ile yapılan mutabakat a yedi düvel Türkiye lehine görüş bildirirken
      neden tek cümle etmiyorsunuz. Neden Varlık fonunun açıkladığı yaklaşık 10 milyar usd tutarlı Petro kimya yatırımı için tek kelime etmiyorsunuz. Hadi bunlar Sn erdoğan a puan getiriyor Peki Ankara da cereyan eden 25 milyonluk rüşvet pazarlığı için ne diyorsunuz. İstanbul BB nin halen tek bir çözüm bile öneremediği işler için ne diyorsunuz. Bunları merak ediyorum doğrusu .Yoksa bu bilgiler size ulaşmıyor mu.

      • Ahmet bey! 25 miliyonluk rüşvet pazarlığını yazmıştım….yalniz ihtidarın ortağının sitesinde okuduğum haberde gerçekler sizin idiaanizın tam tersini yaziyordu.
        Neyisi bundan sonra havuzun suyu çekilince belki gerçek haberleri okumak fırsatı bulabilirsiniz.
        7 düvel Süriyedeki tek güvenli bölgeyi
        bombalamak içinde destek vermişti. Sonuç ne oldu? Türkiyeye 100 binlerce sığınmaci o bõlgeyide! Esat, Rusya, ve İrana teslim edildi.
        Libya konusuda Erdoğanın Osmanli hevesine Arapların ona ders verebilmek için ellerine vercekleri koz. Sizin havuz dışında dünyanız olmadığı için gelecek olan felaketlerden habardar değilsiniz.
        Libya halkı olsun Arap slemi olsun.
        Türkiye diye bir devlet olsun istemiyorlar.
        Osmanlı asırlarca Araplara hızmet etti çõllerde Türk gençlerini kapaları kesildi.petrolun kokusu alınır alįnmaz Araplarbatının kılıcı olup Osmanliyi yıktılar.
        Erdoğan şu an Tarihi tekrar yaşatiyor.
        Yani osmanlinın yok ediliş tarihini….

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız