İki yazı birden: Türkiye’de en çok izlenen film, bir devletler oyunu belgeseli gibi… Ve İmamoğlu bunu hep yapıyor…

48
Reklam

Netflix platformuna konulalı birkaç gün olmasına rağmen ülkemizde en çok izlenen 10 film-dizi arasına girivermiş. Demek ki, tarihle ilgiliyiz. Hem de başka ülkelerin tarihiyle. 

Filmin adı ‘Munich: The Edge of War’ (Münih: Savaşın Kıyısında).

Almanya’da, Adolf Hitler, ekonomik krizle cebelleşen ülkesinde az bir oyla iktidara yükseldikten sonra, basit altyapı düzenlemeleri ve asayişi sağlamasıyla halkın önemli bir bölümünün desteğini arkasına almış… Halkının hoşuna gidecek ‘Alman üstün ırkı’ anlatısı ile karşılarına ‘düşman’ (Yahudi) çıkarmayı da akıl etmiş… 

Bir de hedefi var Hitler’in: ‘Yakın çevre’ gördüğü Avrupa ülkelerini işgal ederek onları ‘üstün ırk’ın hayat sahası haline getirmek…

‘Yakın çevre’ içerisinde hangi Avrupa ülkelerinin olduğunu, sonradan İkinci Dünya Savaşı adını alacak Almanya’nın işgal stratejisi sahneye konulduğunda, öğrenmeyen kalmadı.

Fransa ve İngiltere de vardı o ‘yakın çevre’ içerisinde, Yunanistan ve Rusya’ya kadar bir düzineden fazla başka ülke de…  

İngiltere başbakanı Neville Chamberlain o stratejiyi anlamakta zorlandı.

[Uyarı: Yazının bundan sonraki ilk bölümünde filmin özeti var. İzlemeyi düşünen ve bu yüzden önceden bilgi sahibi olmak istemeyenler yazının Ekrem İmamoğlu ile ilgili ikinci bölümüne atlayabilirler.]

Reklam

‘Münih’ filmi, Almanya’yı 60 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açacak büyük maceranın içine atmaya hazırlanan Hitler’i bu niyetinden vazgeçirebileceğini düşünen Chamberlain’in nafile çabasını anlatıyor. 

Oxford’ta birlikte eğitim görmüş biri Alman diğeri İngiliz iki genç adam üzerinden…

Mezuniyetleri sonrası, Alman genç Hitler’in yanında tercüman, İngiliz genç de Chamberlain’in özel kaleminde çalışıyor.

Alman gencin ilk yıllarında Hitler’in yarattığı dalgadan etkilenmiş olması yüzünden yara almış arkadaşlıkları, Chamberlain’in Hitler’i Çekoslavakya’yı işgalden caydırmak için gittiği Berlin’de yeniden önem kazanıyor.

Dünyanın önemli bir bölümünü Almanya’nın işgal etme planı olan ‘yakın çevre stratejisi’ ile ilgili gizli belgeyi Chamberlain’a iletmek için, Alman genç, İngiliz arkadaşının aracılığını kullanır.

Hitler’in kendi halkına bile zulüm eden kötü niyetli biri olduğunu sonunda anlamış, onu gerekirse yok etmeyi bile göze alan bir kumpasın parçası haline gelmiştir Alman genç. 

“Tarihi film böyle olur” diye izlettiriyor kendisini aslında Robert Harris’in romanından beyaz perdeye aktarılmış ‘Münih’ filmi.

İngiliz medyası filmden Chamberlain’i tarihte kendisine çoktan biçilmiş yerinden daha yükseğe çıkarma çabası olarak gördüğü için bizde ‘en çok izlenen 10 film’ arasına giren Münih’ten rahatsız.

Reklam

Yine de hem ihtiraslı bir siyasetçi olan Hitler’in zihin dünyasına kısmen de olsa ışık tuttuğu, hem de ‘devletler oyunu’ da denilen taktik savaşlarının nasıl oynandığını anlamaya yardımcı olduğu için izlenmeye değer gördüm filmi.

Netflix’te.

ΩΩΩΩ

İmamoğlu’na karlı havalarda mukayyet olmak gerekiyor

Ülkemiz herhalde on yıllardır görülmemiş yoğun kış şartlarına muhatap. Kar ülkenin büyük bölümünü etkisi altına aldı. Antalya bile en son 1993 yılında gördüğü kar ile yeniden tanıştı. 

İstanbul ise kendisini kara teslim etmiş bulunuyor.

Yeni havalimanı kullanılamaz hale geliverdi. Ana yollar kapandı, dev kamyonlar dahil binlerce araç kara saplandı, binlerce sürücü ve yolcu ne yapacaklarını bilemez halde aç-biilaç yollarda kaldı.

Olur böyle vakalar. Benzer bir durum Avrupa’nın çeşitli ülkelerini de etkiledi.

Her zaman olduğu gibi bizde bu konu da derhal siyasi çekişmeye malzeme haline geliverdi.

Cumhurbaşkanı iki bakanını İstanbul’a gönderdi; onlar da valiyi yanlarına alıp devlet imkanlarını kullanarak kenti yeniden hayata geçirecek bir çabanın içerisine girdiler. 

Yerel yönetimin lideri olan CHP’li büyükşehir belediye başkanını dışlayarak…

[Bakanları taşıyan uçak, kar yüzünden işlevsiz hale gelmiş -dünyanın kıskandığı- İstanbul Havalimanı yerine, bir pisti kullanılamadığı için işlevini yitirdi sayılan Atatürk Havalimanı’na inebildi.

İstanbul büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu da Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) kendi kadrosunun başında geceli-gündüzlü bir mesai verdi.

Onların gayretini gören alt kadrolar, belediye başkanı ve bakanlardan geri kalmamak için, canla başla çalıştılar.

Genel ve yerel yönetim ayrı ayrı çalıştı bu muhataralı günlerde.

Ayrı ayrı çalışmak yerine güç birliği yapsalardı hiç kuşkusuz sorunların üstesinden daha çabuk gelinebilirdi.

O zaman “Ben daha fazla çalıştım, o az çalıştı” tatavası yapılamazdı ama…

Neyse.

Günün sonunda İmamoğlu’na “19 saatlik mesaide 1 saatlik yemek molam bile konuşuldu” tarizinde bulunduracak bir olay yaşandı.

AKOM’dan çıkıp yemek için bir balık lokantasına gitmesinin sosyal medyaya malzeme olması ile…

Tarizi yerinde, ancak siyasi açıdan bir anlam taşımıyor. 19 saatlik mesaiyi televizyonlardaki görüntüler eşliğinde bazılarının gözünde sıfırlayacak bir siyasi gaf bu yaptığı…

Kendisini sevenler “Yemek çok önceden planlanmıştı” gibi bir şeyler söylüyor.

Seçim başarısının hemen ardından, göreve başlamadan, Erzurum’da kayak tatiline çıktığında da “Önceden planlanmış bir tatildi” savunmasına başvurulmuştu.

Önemli bir değerlendirme hatasıydı en karlı kentlerimizden Erzurum’da kayak tatili.

Şimdi de İstanbul kara teslim olmuşken balıkçıda yemek molası…

Kar tutulması diye bir şey vardır ya, Ekrem Bey’in zaafı da o. 

Onu kar tutuyor.

Yanında “Başkan, bu yaptığınız yanlış” diyecek birileri yok mu?

ΩΩΩΩΩ  

Reklam

48 YORUMLAR

  1. Hayret, bugün sayın yazara “arkadaşın eski cb a.gülü zillet ittifakının çatı adayı yaptırabilmek için şimdi de kusur olarak imamoğlunun kar tutkusunu mu buldun?” diye laf sokan bir densiz daha çıkmamış…

  2. Özledim seni sevdiğim…
    Dememi umdunuz değil miii?
    Nayır nolamaz işte nolamaz.
    Hiç olmazsa yanındaki çalışan elemanın taşıdığı! Sandıktan!
    Alacağı yarım ekmek sandviç ile bir belediye suyu almış eline…
    (Kendisi araçlar arasında gizlice bir ısırık alan)
    Araçlar içinde donmamaya çalışan otobos taksi şoforüne yarım ekmek veren bir sevebileceği mi!!!?
    Görmeyi özledim.

  3. Muhaliflerin ağzında sakız olmuştu ehliyet ve liyakat kavramları.
    Liyakat ve ehliyet kavramlarının karşılığının ne olduğunun daha iyi anlaşıldığı günleri yaşıyoruz. 24 Ocak 2022 Pazartesi tarihini bir kenara not edin (ki zaten unutmak da pek mümkün değil), çünkü bu tarih bir milattır! Türkiye’nin yüz akı, yüzük taşı megakentini yöneten kişinin ve ekibinin sınıfta kaldığı, yönetme liyakat ve ehliyetinin ne olduğunun ya da olmadığının maalesef faturayı milyonlarca İstanbullunun ödeyerek ortaya çıktığı gündür bu gün.

  4. İmamoğlu önceden İngiltere Büyükelçisi ile kararlaştırılmış bir yemekte biraz vakit geçirmiş ama sonuçta ekipleri tam kadro karla mücadele ediyor ve kendisi de saatlerce bu kar mücadelesinin içinde bulunmuş. Bu arada İstanbul’dan ayrılmamış ve ekiplerinin ihtiyaç duyduğunda kendisine ulaşabilecekleri iletişim cihazı da elinin altında vardı.
    Bu yemekle ilgili eleştiride bulunanlar dünyanın en büyük havaalanlarından biri diye yapılan havaalanına metro bağlantısı zamanında yapılmadığı için yüzlerce kişinin havaalanında mahsur kaldığını görmüyorlar. Bir çok gelişmiş ülkede havaalanından şehrin merkezine metro bağlantısı vardır. Kapatılan Atatürk havaalanında da vardı. İstanbul havaalanında mahsur kalan yolcuların uçaklarının hareket saati önceden ilan edilmiş hareket saatinden sonraki gün veya günler içerisinde olduğu takdirde Barınma ve Ulaşım hakkı vardı. Bu hak ile ilgili bilgi, bilmeyenler için, SHGM İnternet sayfasında görülebilir. Ama İstanbul havaalanında ne yapılmış? Yere sermek için yolculara karton verilmiş. Geçmişte Prag şehrinde yoğun kar nedeniyle uçağım kalkmadığında havayolu şirketi beni ve diğer yolcuları şehre götürüp 4 yıldızlı otelde misafir etmişti. En azından havaalanından şehre giden yol o zaman, o şehirde, kardan kapanmamıştı.
    İstanbul’da havaalanı ile şehir arasındaki bağlantı yolu açık olsaydı veya şehre hava şartlarından etkilenmeyen metro hattı zamanında yapılmış olsaydı o kadar insan havaalanında yerde yatmak zorunda kalmazdı.
    Bu gerçekleri unutup, dürüst ve çalışkan bir belediye başkanını eleştirirken lütfen elimizi vicdanımıza koyalım.

    • “Bu yemekle ilgili eleştiride bulunanlar dünyanın en büyük havaalanlarından biri diye yapılan havaalanına metro bağlantısı zamanında yapılmadığı için yüzlerce kişinin havaalanında mahsur kaldığını görmüyorlar.”

      Ali bey yeni havaalanından şehre bir metro hattı var zaten ama haberiniz yok galiba:)
      Üstteki ifadenizi okuyan da İBB İMAMI DA BİYERLERE BİR HAVAALANI FİLAN YAPTIRMIŞ DA KARLI HAVAYA RAĞMEN TIKIR TIKIR ÇALIŞIYORMUŞ ZANNEDER:))))

      • Haberim var Gayret bey. Amma sizin havaalanı ile şehir arasındaki bu metronun daha işletmeye alınmadığından haberiniz yok herhalde. Her yazıya cevap yazma gayretkeşliğinden önce internette araştırma yapsaydınız bu metronun daha çalışmaya başlamadığını okurdunuz. Daha deneme çalışmaları yapılıyor ve işletmeye açılmadı. Maalesef büyük bir mühendislik hatası ile havaalanı terminal binasının içine de bağlanamıyor.
        Dünyada böylesi ilk. Ayrıca ilk karda kargo bölümü çöken bu havaalanı çok iyi çalışsaydı gelen iki bakan uçakla bu havaalanı yerine kapatılmış ve pistine hastane yapılmış Atatürk havaalanının yedek pistine inmezdi. Karlı havada tıkır tıkır çalışan havaalanı işte bu. İyi ki Atatürk var.

        • Ali bey o bahsettiğiniz 1000 yataklı çok amaçlı pandemi hastanesi 45 günde yapıldı haberiniz olsun, metroda deneme sürüşleri olabilir, doğrudur, bikaç güne yolcu taşımaya da başlar, hem yaptıranlara söver hem binersiniz artık…

  5. Hz.Ömer, adeti olduğu üzre yine bir gün , bir gece vakti , emniyet ve asayiş yönünden kontrol etmek için şehri dolaşmaya çıkar .
    Şehrin bir kenar mahallesinde bir evden , çocuk ağlama seslerini duyunca merak edip durur , ağlama seslerinin devam etmesi üzerine kapıyı çalıp içeri girer .
    İçerde bir anne ve ağlayan çocuklarıyla karşılaşır ; ayrıca ateşin üzerinde içi çakıl taşlarıyla dolu boş bir tencerenin kaynadığını görür .
    Çocukların neden ağladığını sorunca anneden şu açıklama gelir ,
    – Neden olacak, karınları aç, yiyecek hiç bir şeyimiz yok , yatıp uyuyana kadar oyalamak için çorba yapıyormuş gibi boş tencere kaynatıyorum !
    Bu duruma gerçekten çok üzülen Hz.Ömer ,
    – Peki, Halife Ömer’e niye haber vermedin , diye soracak olur .
    Dertli kadın , böyle bir soruya iyice sinirlenir ,
    – Halife Ömer, gerçek halife ise benim bu durumumu kendisinin bilmesi gerekirdi ! Ben mi haber vereceğim !
    Hz.Ömer kadına hak verir , evden çıkar ; beytülmala (Hazine) gider , yanına bir arkadaşını da alır , bir çuval unu ve yağ , hurma gibi diğer malzemeleri arkadaşının yardımıyla sırtına alır ve birlikte yola çıkarlar.
    Arkadaşı, yükü kendisi taşımak için ne kadar ısrar etse de Hz.Ömer asla razı olmaz ve şöyle der,
    – Yarın öbür dünyada bunun hesabını senden değil benden soracaklar , o nedenle ceza olarak
    bunu ben taşımak zorundayım !
    Bu şekilde kadının evine varırlar .
    Hz. Ömer bizzat kendisi meşgul olarak çorbayı pişirir , çocuklar da sıcacık çorbayı içerek karınlarını doyururlar ve nihayet uyurlar .
    Hz. Ömer son olarak kadına şöyle bir tembihte bulunarak oradan huzurlu bir şekilde ayrılır,
    – Yarın halifenin yanına uğra , sana maaş da bağlatalım !
    Yaaa.. işte böyle !
    Selamlar ,iyi akşamlar

  6. Kar vesilesi ile Akp yandaşlarına gün doğmuş gibi. Ama boşuna çaba. İstanbulu bu hale getiren 30 yıllık Akp belediyeleridir. Kendisi de itiraf etti, ihanet ettim diye gözümüze baka baka. Darbe olduğunda da aldattılar beni demişti. Kupon kupon arazileri müteahhitlere peşkeş çekerek, İstanbulun o tarihi silüetini bozarak, neresi var yoksa altını üstüne getirerek, Türkiye’nin beşte bir nüfusunu İstanbul’a yığarak yaptılar bunu. Şimdi iki yılda çözüm beklemesin kimse. Burası yönetilmesi zor bir şehir. Allah muhafaza bir deprem olsa ne olacağı belli. Onu da Ekrem’den bilmeyeceksiniz herhalde. İhanet eden orada. Tüm Türkiye’ye ihanet etmeye devam ediyor. Herşeyini sattı borçlandırdı, parasını pul etti, ülkeyi böldü ve konuşanın dilini koparmakla tehdit ediyor şimdi de.

  7. Fehmi bey, İmamoğlu’nu aklamak için çok uğraşmışsınız. Ama yemezler. İngiltere, Neville Chamberlain, Almanya, Hitler, Netflix, Munich: The Edge of War’ (Münih: Savaşın Kıyısında) filmi derken milletin kafasını karıştırmaya çalışmışsınız.

    • Valla benim kafamda cuk oturdu. Hiç bir karışıklık yok. Camide birilerinin dilini kopartacağız diye beyanat veren birisinin zihin kodları da gayet açık okunabiliyor. Fırınlarda yakacağız da diyebilir yarın. Yakın ve açık tehlike diyoruz buna demokraside.

  8. ALTIN YORUMLAR-2
    “H.B.
    26 Ocak 2022 At 02:57
    “Ne oldu bizim sağlığımıza?……”

    Dikkat etmeyerek bozmuş olabilir misin acaba? cigara var mı? ya içki? etin-budun ne, kilon kaç? Pozitif bir insan mısın, yoksa her fırsatta şikayet eden negatif enerjin mi fazla?

    Ultrason mu dedin? Bu işin proaktif marka ilacı ne? Evinde bahçende, ya da olmadı güneşi bol ülkende mutfak artıklarından yaptığın gübreyi kullanarak güneşe bakan bir pencerende saksıda da olsa maydanoz eker misin? taze taze sık sık maydanoz, soğan biraz da sarımsak yer misin? Günde iki defa sebze ağırlıklı ekonomik marka öğünlere başlarken “besmele” (1-2 saniye) çeker misin? Bu iki öğünden sonra “Yarab, şükürler olsun, yiyebildiğim kadarıyla yediklerimi sağlık ve şifa vesilesi eyle” diye dua eder misin? (5 saniye). Ne kadar spor yapar, hoplar zıplarsın? Bu konularda kendini sorgula, sağlıklı kal; ülkenin sağlık sistemine yük olma! Kendine iyi bak! Doktora, hastanenin geneline-özeline muhtaç olma!

    Yani, özetle benim reçetem yukarda değindiğim noktaları kapsayan proaktif “Akıl*İman Sentezi”! Haydi geçmiş olsun!”

    • Sayın H. Gayret…
      Öncelikle tavsiyelerin için teşekkür ederim.
      Senin reçetenin yüzde doksanı ben de mevcut uyguluyorum, Allah’a şükür sağlığım da iyi ama hepimiz insanız arada bir sağlık sorunumuz çıkıyor da değil.
      Daha şimdi yine devlet hastanesinden geldim başımdaki yağ bezesi için bir saatte küçük bir operasyonla çıkacağım hastaneden doktor bey yine 3,5 ay sonra randevu vermek istedi kabul etmeden geri geldim. Zaten hastane boşalmış çok az sayıda insan var hepsinin şikayeti aynı hizmet yok diyorlar. Oradaki bir vatandaş ile sohbet ederken bana ultrason için 4,5 ay sonra sıra verdiler bende özel hastanede çektirdim deyince adam şok oldu, kendisi ultrason için uzun süre verince kavga gürültü ile bir gün sonrasına sıra aldığını söyledi, ama benim yapım bu tür uygulamalara( şimdilik) müsait değil. Gördüğüm kadarıyla her bölümde bir doktor çalışıyor, normal bir muayene randevusunu on-on beş gün sonra alabiliyorsun. Ama özel hastane hınca hınç dolu ful çalışıyor, bu işte bir iş yok mu sence? Bu durumu SABİM yazdım bekleyelim görelim. İşte bu yüzden sağlığımız bozuldu….
      Sağlık sistemine yük olma diyorsun,
      Kimse kimseye yük olmasa nasıl olur.
      Allah Ülkemize İlk önce Sağlık Sonra Adalet Versin.
      Sağlıklı ve Adaletli günler dileğiyle….

  9. “Musa
    26 Ocak 2022 At 10:45
    Türkiyedeki Sistem hangi parti gelirse gelsin , Almanyadaki gibi çalışmadığı sürece , mevcut partilerden hangisi gelirse gelsin kendi çalıp kendi oynamaya çalışacağından , bir kurallar manzumesi ortalıkta olmadığından eski maçın rövanşı şeklinde Türkiye’nin enerjisini boşa sarfeden aptalca şeyler yaşanacağı gerçeğini görmemiz lazım. Acilen Türkiyede kim gelirse gelsin işleyen , bir sistem oluşturulmalıdır. Almanyada CDU kaybetti yerine SP geldi. Farklı partiler ama aynı sistem içinde çok değişen bir şey yok. Türkiyede bir sistem sorunu var. . Çözülmesi acil beklenen.”
    MUSA BEY DÜN BÖYLE BUYURMUŞ AMA
    BURDAKİ BİRÇOK YORUMCU DA TÜRKİYEDE HANGİ PARTİ İKTİDARA GELİRSE GELSİN HİÇBİR ŞEYİN DEĞİŞMEDİĞİNİ VE DEĞİŞEMEYECEĞİNİ,
    ÖNCEKİ DÖNEMLERİN BİR DEVAMI/TEKRARI OLDUĞUNDAN YAKINIYORLAR.
    ALMANYADAKİ YENİ HÜKÜMET NEREYE KADAR GİDER BİLEMİYORUM AMA SANKİ İÇTEN İÇE YALPALAMAYA BAŞLADILAR(İLK ÇATLAK UKRAYNAYA SİLAH SATIŞIYLA İLGİLİ BAŞGÖSTERDİ BİLE)
    ERMENİSTANDA SİSTEM ÇÖKTÜ(ESKİ TÜRKİYENİN AYNISIYDI) ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE İTALYADA YENİ BİR YÖNETİM KRİZİ KAPIDA, KKTC DE AYNI YOLUN YOLCUSU;
    YANİ TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇMEYİ TARTIŞACAKLARDIR!
    KANIMCA IRAK, LÜBNAN, ALMANYA, AFGANİSTAN VE DİĞERLERİ DE SIRADA BEKLEYENLER…

    • Türk tipi başkanlık diye bir şey yok. Bu sistem orta Asya’daki bilimum diktatörlüklerde uygulanan sistem. Aynaya bakın anlarsınız. Amerikan tipi diye yola çıktılar Orta Asya’ya düştüler. Dönüp dolaşıp gidecekleri yer de orası zaten. Avrupa’sı Amerika’sı neyinize.

  10. Kılıçdaroğlu derdi ya. Bize oy verin Türkiye’yi de İzmir’i yönettiğimiz gibi yönetelim.

    İstanbullu da artık anladı CHP yönetiminin ne menem bi’şey olduğunu. En canlı örneğini gördü.

    Hayal bu ya, ülkeyi yönetse İzmir’i İstanbul’u yönettiği gibi yönetir CHP.

    Adamlar Saraçhanedeki İBB nin önünü bile temizleyemiyorlar.

    Bıkıp usanmadan “engelleniyoruz” martavalını söylemeye de devam ediyor.Yahu madem var, elinizi tutan mı var, dökmenizi de mi engelliyorlar. Ama senin Bodruma Erzurama Atinaya Diyarbakıra Balıkçıya gitmenide mi engelliyorlar.

    Olmuyor işte. Mizansenle kurguyla bir yere kadar. “İstanbul senin”, “sizin için çalışıyoruz”, “kendimizi parçalıyoruz” demekle olmuyor.
    Amerika’nın bilmem hangi eyaletindeki kar küreme çalışmasının görüntülerini ‘Ekrem Başkan çalışıyor’ diye servis ettiler. Ama yalanın ortaya çıkması fazla uzun sürmedi. Yine de buna rağmen o sahte görüntüler üzerinden salakça operasyon çekmeye devam edenler oldu.Binlerce paralı trol rezaleti, beceriksizliği, iş bilmezliği, umursamazlığı örtmek için çırpındı durdu.Troller o görüntülerin medyaya düşmesi üzerine ‘mıçtık şimdi’ dediler.
      İBB’ye bağlı ekipler dün saatlerce canla başla mücadele ettiler! ‘Hangi ekip ne mücadelesi’ diyeceksiniz şimdi?
    Vardı, bir büyük mücadele vardı!
    Ama yollarda, caddelerde değil sosyal medyada.

    • İyi de bir tek olan Ankara İstanbul karayolu kapandı. İstanbul havalanı kapandı. Oralara İBB bakmıyor. Senin yolsuzlar niye çalışıp oralara bir çözüm bulamadılar. Ellerinde koskoca devlet imkanları var. Yazın ormanlar cayır cayır yandı. Bir tane yangın uçağı bulamadılar. İHA SİHA jet yapacağuz diye uçup kaçıyorlar. Geçççç.

  11. İP milletvekili ve aynı zamanda Yeniçağ gazetesi sahibi Ahmet Çelik, CHP’li belediyeler hakkında çeşitli yorumlar yaptı. Gazete manşetlerini Chp ye yönlendirdi.

    Ahmet Çelik “ CHP’li belediyeler ve başkanları (özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi) Millet İttifakı çatısı altındaki ittifak ortakları İYİ Parti’nin oyları ile seçildiklerini unutmuş görünmektedirler. Bu belediyeler ve başkanları; İYİ Parti il ilçe teşkilatlarını ve milletvekillerini yok sayıp herhangi bir konuda istişare etmekten bile imtina etmektedirler. İYİ Parti, ittifak gereklerine her türlü saygıyı gösterip bu iş birliği için her türlü gayreti sürdürürken CHP’li belediye ve belediye başkanlarının bu tavrı asla kabul edilemez” diyor ve devamında “2023 seçimleri için İYİ Parti ve CHP’nin yapacağı ittifak müzakerelerinde CHP’nin bugünkü tavrı belirleyici olacaktır” sözleriyle aba altından sopa gösteriyor.

    Gerçi Çakma Goebbels Murat Ongun, İstanbul’a yağan kar sonucu İstanbul halkının yaşamını nasıl felç ettiklerine dair besleme trolleriyle algı yaratmakla meşgul. Mağdur halka “troller” diye hakaret eden Murat Ongun’un Ahmet Çelik’le uğraşacak vakti yoktur yahut Ahmet Çelik’i arayıp “derdin neyse gel de çözelim” demiştir.
          İP Genel Başkanı Meral Akşener Ekrem İmamoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet’e benzetirken, “Ablam bana ‘Ekrem Kardeşimin yüzünde Rabbi Yessir gördüm’ dedi” diye ona aklınca kutsal cila çekerken İP’in milletvekili Ahmet Çelik niçin (özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi) vurgusu yapmıştır?

              Ekrem İmamoğlu İP’e her türlü kadroyu verirken, müdür-şef atamalarında İP’i tatmin ederken, ihalelerde İP’liler İBB’de vızır vızır dolaşırken Ahmet Çelik Ekrem İmamoğlu’ndan neyi istedi de alamadı acaba?

  12. Normal şartlarda 19 saatlik zorlu bir mesainin ardından heralde oralardaki iş makinalarından birinin içersinde uyur kalırdım, maşallah imam efendi kiremitte balla kızarmış balığını da yemiş, bi süre de balıkçıda eğleşmiş; eh oturdu kalktısı, girdisi çıktısı, sazıydı sözüydü, rakısı mezesiydi derken de sabahı bulmuşlardır, yarasın…
    Ortağı mı sözcüsü müydü bi diğeri de isviçre alplerinde eşiyle birlikte kayaktaymış, başkan istanbulda kar kürüsün, sekreteri bilmem nerde kayak kaysın; bizim Ender de dinlese mutlaka bayılacağı ankaralı ozanımız ne diyordu türküde: “mebusuma kaymak lazım!”
    Şaka biyana insanların özel anlarında ya da mesai dışında nerde ne yaptığı ya da yediği içtiğiyle ilgili ileri geri konuşmak, tartışmasını yapmak ayıptır günahtır, bizim kültürümüze de yakışmaz, yediğin içtiğin senin olsun der geçeriz…
    Merhum eski başkan gibi her kalkışma yaşandığında; istanbul başta olmak üzere,
    gezici vandallar ve darbeci haşhaşiler bütün ülkenin altını üstüne getirirlerken, kendisi her seferinde niyeyse hep newyorkta ortaya çıkmış da değil yani, öyle değil mi?
    Başkanın gezip tozmasına, yediği içtiğine kimse karışmasın ama yerine acilen bir kayyum atansın(kayyum derken şimdiki valiyi kasdetmiyorum!)
    İtirazı olan?

  13. GÜZEL SAVUNMUŞUN AMA VATANDAŞ GERÇEKLERİ GÖRÜYOR GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMIYOR HERŞEY ORTAYA DÖKÜLÜYOR NEKADAR SVUNUSANIZ OKADAR KAYBEDİYOR

    • Arif bey valla ben elimden geleni yaptım, sabah akşam yolda kalmış otobüsleri iteklediğimiz yetmiyormuş gibi bir de elimizde kürek yolları temizleyemeyiz yani, oy verenler bi zahmet önden buyursun, benden bu kadar…

  14. Evet, Fatih Kurnaz’ın dediği gibi bir de sel felaketinde devirdiği bir çam vardı , yani bir değil bir kaç tane böyle düşüncesiz , densiz davranışları oldu !
    Yazarımızın dediği gibi bu adamın danışmanları , yol gösteren , akıl verenleri yok mu !
    Böylesine önemli mevkilerde olan, çeşitli şekillerde halkın gözüönünde bulunan insanların her tutum ve davranışları, ağzından çıkan her sözü ; gerçek niyetini yansıtması açısından,
    olumlu veya olumsuz olarak anında hanesine yazılır !
    Ve neticede ya yükseltir veya batırır !
    Bir diğer konu da bir kaç gün yağan kara bir mega kentin böylesine teslim olmasıdır !
    Evet, devlet ile belediyeler ayrı havalardan çalıyorlar !Ama ne olursa olsun yine de ortaya çıkan çaresizlik , adeta hayatın durması utanç vericidir !
    Peki , Kuzey Avrupa ülkeleri çok daha şiddetli ve aylarca devam eden kışları , kış mevsiminin bütün olumsuzluklarını nasıl atlatıyorlar ; bu konuda bilgisi olan arkadaş var mı acaba ?
    Selamlar, iyi günler

    • Mucib bey valla o kadar kuzeye çıkmaya gerek yok, almancı arkadaş daha iyi bilir, daha geçen yılın yazında almanyadaki sel felaketlerinde 300ü aşkın alman vatandaşı alman orda burda telef oldu, yani doğal felaketler her yerde oluyor, çok şükür istanbulda kar yüzünden kimsenin burnu kanamadı, noolmuş?

  15. Adam dizi gibi maşallah. Ne fragman ne fragman

    İBB’nin yüz milyonlarca lirası algı faaliyetlerine, trollere değil de tuza verilseydi İstanbul bu sıkıntıyı çekmezdi.
     
    İstanbul’a yazık oldu belki ama Türkiye’nin geleceği kurtuldu hiç değilse. Sanırım tüm Türkiye bu zihniyetin yönetim anlayışına ilişkin fragmanı gördü.
    Gerçi ilk fragman İstanbul seller altındayken Bodrum daydı. İkinci fragman Elazığ depremine gidiyorum diye Erzurumda kayakta. Üçüncü fragman Ayasofya açılırken Yunanistanda Ayasofyanın açılmasına ne gerek var  Dördüncü fragman İstanbul hizmet beklerken Doğuda Hdp seçmenine gezmeler. Bu da beşinci fragman karda baluk.
      Daha kaç fragman göreceğiz bakalım. Ha Samsun valisine ben basit dedim fragmanı onun imbd puanı en üstte.

  16. GENLERE İŞLEMİŞ KARAKTERLER.
    Zoraki,göstermelik çabalar,ilk firsatta kaytarmalar.
    Halkın o anda canı dudağına gelmişken ,nasıl keyifli bir akşam yemeği düşünebilirsin.
    Önceden program ,günün vahameti karşısında ertelenemez mı.
    Öyle dertleri hiç olmadı sanki.
    Zorlama ile bu kadar oluyor.
    Bir şekilde ,eskiler şimardi bir ders verme isteğini,kendi başarısı sananlar çabuk uyanmazsa vakit geç olacak.
    Bağlı olduğu parti için,bunların helalleşmesi de,vitrin süslemeside kandırmaca.
    Kazandıklarında eski hastalıkları hemen nüksedeceğini anlamak zor değil.
    Huylu huyundan vazgeçmeyecektir.
    Çok lider biliyoruz,önemli olaylarda derhal tatilini sonlandırıp,mesaiye başladığını.
    Evinde dinlen se,kimse birşey diyemez.
    Vatandaş sıkıntıda iken ,yerel yönetici herkesin göreceği bir yerde akşam sefasi sürmesi hiç hoş karşılanılmayacağını bilmelidir.
    Vatandaş,tanımadığı birine sırf hoyrat yönetime bir ders olsun diye oy vermiştir.
    Bu davranış,ikinci büyük hata olmuştur.
    Bundan önce,onu haksiz sıkıştıranlar pöpüleritesine katki sağlarken,şimdi kendi ayağına sıkmıştır.
    İstanbul Türkiyenin özetidir.
    İstanbulda tasvip görmeyen,Ülkede hiç görmez.
    Neyse,biz iyi olalım ki;yöneticilerimiz de daha iyi olsun.
    Çoğunluğun rengi ne ise,yöneticileride o renktedir veya o renge bürünmek zorunda kalırlar.

  17. Hitler na’pmış Tramp ne’tmiş, hele ki bizimkilerin ne’dir hali pür mecali hiiiç te umurunda değil milletin inanın ki.
    lider dedin mi Saddam’ın son hali gelir gözümün önüne, varil gibi bir kuyu içinde.. çocukluk travması gibi birşey işte .. (Allah kimseye yaşatmasın bir daha).
    – ne dünyayı salgından krizden enflasyondan savaştan kurtaracak haldeyim, ne de imamın hocanın eylemsizliğn den! dem vuracak durumdayım.
    Şehrini idare edemeyenler den, kocca ülkeyi yönetebileceklerinden dahi şüpheliyim.
    Lodosun arkası yağmur karadenizden gelen karla karışık yağmur,
    Karlı ve soğuk hava Bulgar üzerinden girdimi trakyaya…
    Bunu bile bilemeyen olur mağdur.
    Dünyanın sayılı! Havaalanına yol kapansa…
    Nerde bu tramvay nerde metro geçtim atlı ATV li ulaşım hani nerdesin eyyy…
    Bir teleferik yapsaydın bari? skoter ? hımm..

  18. IBB başkanının yaptığı cenaze evinde göbek atmaya benzer. Hani yandaş dediğimiz basın İETT araçları üzerinden yapılan ihale fesatlığı ile ilgileniyorlar ya dün gerçeği gördük. Tem mahmutbey girişinde İETT otobusu sadece kış lastiği takılmadığı için onbinlerce insanı 4 saat bekletti .böylemi olmalı yani otobus bu karda yaz lastikleri ile göreve çıkılır mı sorarım size.
    Ayrıca onlarca otobus bu nedenle yollarda kaldı.
    Bu karda tüm devlet kurumları sınıfta kaldı.
    Örneğin karayolları sen nasıl yolara tuz ve solüsyon dökmezsin
    Nasıl otoban çıkışlarında kar küreme aracı bırakmazsın.
    12 saatte ikitelliden bahçeşehir e ulaştık .Oysa kardan önce yollara tuz dökülseydi ve yol kenarlarında nobetçi araç bırakılsaydı dünkü manzaralar yaşanmazdı .
    Sadece bunlar mı tüm ilçe belediyeleri de sınıfta kaldı.
    3 koyunu güdemeyen insanlara başkanlık veya genel müdürlük makamı verilince böyle oluyor. Yazık aldıkları paralar kursaklarında kalsın . Bir parça onurları var ise topunun istifa etmesi gerekir. Ama nerde suratlarına ….sen yarabbi şükür derler.

    • Ahmet bey belediye otobüsüne zincir takılır mı takılmaz mı bilmem ama eğer takılırsa özellikle asfaltta ve lastiklerde meydana gelecek eskime/hasar yola atılacak bilmem kaç ton kaya tuzundan daha pahalıya malolurdu benden söylemesi:)

  19. Sayın Koru ,
    Sanırım bu durum “self indulge ” kendini şımart sloganıyla büyüyen bir neslin davranışı. Kamuoyu olanı biteni izliyor. İstanbul da yaşamaya çalışanlar da durumu değerlendirip notunu veriyor. Allah ömür verirse seneye hep beraber yaşayıp göreceğiz. Muhalefetin kazandığı mahalli bölgelerde başkanlar meclis çoğunluğu muhalefeti nedeniyle tam manada muktedir değiller. Merkezi bütçeden paylarına düşen kısımlar daha önceki dönemlerin borçlarına mahsup edilirken , yeni borçlanma talepleri de red ediliyor. Belediyelerin tıkandığı noktada devlet kurumları araya girerek puan topluyor. Türkiye de siyaset böyle işliyor.
    Mersin de CHP li büyükşehir başkanı metro ihalesi yapıyor. Sayın Kılıçdaroğlu ve Akşener gidip temel atma töreninde şov yapıyor , ancak kimse demiyor ki günde 1 milyon kişi taşınmayacak bir proje için bu rakam boşa harcanan para değil mi ? Hafif raylı sistem yapsanız daha iyi değil mi ? Eski bir CHP li vekile sordum. Karışık işler bunlar dedi.
    Bu millet kördüğüm olmuş yumağı sabırla açar . Şerbetli de ondan.

    • Ahmet bey “Belediyelerin tıkandığı noktada devlet kurumları araya girerek puan topluyor. Türkiye de siyaset böyle işliyor.” buyurmuşlar;
      yani şimdi mart ayında açılacak olan çanakkale köprüsünü bu iktidar yaptırdı diye, gelecek seçimlerde çanakkale belediyesini chp değil de akparti mi kazanır diyorsunuz???

  20. Esmese bile gürler, vatandaş da hiç olmazsa “Başkan elinden geleni yaptı” derdi.
    Üstelik Sözcüsü Murat Ongun’la birlikte, şikâyet etmekte, söylenmekte yerden göğe kadar haklı olan vatandaşları “trol” ilan etti.

    İstanbul, cumhurbaşkanı adaylarının staj dönemlerini geçireceği “çocuk oyuncağı” bir kent mi?

    Kemal Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun 25 yıl sonra kazandıkları İstanbul’da itibarlarına jilet atmasına, İstanbulluya “CHP’li belediye mi? Bir daha asla!” dedirtmesine sessiz mi kalacak? Yoksa imamoğlunun düştüğü duruma sevinip Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda havlu atmasına sevinecek mi? Cumhurbaşkanlığı maceralarını bırakın, kentinizle ilgilenin” uyarısı yapan Kemal Bey’in “emrivaki adayları” sahneye çıkarmamak için eli artık eskisinden daha güçlü.

    • Hani o görüntülere yalan diyenler varya onların resimlerini çekip IBB nin tabelalarında üzerlerine yalancı deyip asacaksın .Utanmaz sıkılmaz arlanmazlar .Trol kim görüyoruz .yalancı kim görüyoruz. Ey CHP sen bir daha istanbul u zor görürsün Oysa bu senin güzel bir antramanında ülkeyi yönetmek için ama sınıfta kaldın ve kalmaya devam ediyorsun

  21. Yalana ortak oluyorsun, bu da durduğun yerin belli olduğunu gösteriyor. Önce yemek daha uzundu, sonra gittiği yere iki adet kar temizleme makineleri ile gitmesi yollarda oyalandığını gösterir, onun için ABD ve avrupa fonları ile beslenen gazetecilerin yazdıklarını aktarırsan açığa düşersin, çünkü fotoraflardan saatler belli olur. Sonra böyle zamanlarda Erdoğan bile dış ülkelerden bitirmeden gelmiştir. Yangından THK kurumu geçici başkanı yakın akrabasının düğününde bir kaç saat durdu diye nasıl linç edildiğini herhalde biliyorsun, İBB sözcüsü de maşallah Türkiye’de kayak yapacak yer kalmamış gibi ailece yurt dışında dolarlarımızı harcıyor. Oradan her şey yolunda mesajları atarken yayıncıları trollükle suçluyor. Allah büyük herkesi iddiaları ile imtihan eder. İstediğiniz kadar mazeret uydurun, istediğiniz kadar işi küçültmek için hava alanının kapanmasını belirtin, insanlar en meşhur hava alanlarının dahi bütün dünyada kapandığını biliyor sen bilmiyorsun. diğer husus Atatürk hava alanı da kapalıydı, İçişleri bakanı 3 hava alanının iniş izni vermediği, ancak pilotun riske girerek Atatürk hava alanına indiğini söyledi, bunu duymamana imkan yok. İki bakan hemen geliyor, ancak Büyükşehir Belediye Başkanı gizli gizli İngiliz elçisi ile ziyafette, üstelik resim yayımlanınca bunu inkar ediyor ve CHP üst yönetimi bu yalana ortak olup twitler atıyor. Allah herkesin ne olduğunu böyle olaylarda ortaya çıkarıyor, üzüldüğüm nokta kendisini biraz olsun dindar dediğimiz kişilerin Erdoğan düşmanları ile ortak hareket ederek kendilerine aziyet edenlere aşık olması.

    • Yahu arkadaş , bu yeni havaalanının kargo çatısını da İBBB nın çökertiğini söylüyorlar , doğru mu, sen doğrusunu mutlaka bilirsin !
      Ha bir de bütün dünyanın ( Avrupa ne ki !) kıskandığı bu yeni havaalanı , bu kadarcık kışa nasıl teslim oldu acep ! Bir pistini de mi trafiğe açamadı !
      Vah, vah vah !

  22. Sayın koru herşey miletin gözü önünde siz hala hava alanı antalya erzurum diye imamoğlunın altını temizliyosun okuyucunda var yani her yazdığını alkışlıyorlar.

  23. İmamoğlu’na balıkçı yakışıyor. Adam inanılmaz çalışmaları ile yorulmuş. Arada balık rakı yapması, ingiliz büyük elçi ile pazarlığa oturması doğaldır. Ne yani bu üstün eforunun arasında halkın arasına karışıp köşe başında kokoreç mi yiyecekti ? Yürü be imamoğlu ! Nasıl olsa yüzlerine saydırsan bile alkışlayacak sayısız trollerin var. Az bile yapıyorsun !

  24. FEHMİ BEY,ERZURUM A ELAZIĞ DEPREMİNİ ZİYARET ETTİKTEN SONRA GİTMİŞTİ..ÖNCE ELAZIĞ A DEPREM BÖLGESİNE GİTTİ SONRA DA ERZURUM DA Kİ GÜLMELİ EĞLENMELİ KAYAK FOTOLARI ÇIKTI…

  25. Kar manzaralarıyla güzeldir ama beraberinde getirdiği alışılmadık hayat zorlukları/hazırlıksız yakalanmalar ve soğuk şartlarında çaresizlikten titreşenler olmasa….

    Ekrem İmamoğlu’nu daha henüz İBB seçimini kazanıp kazanmadığı belli olmadan soluğu Anıtkabir’de almasıyla pek gözüm tutmamıştı zaten… Ona kıyasla bir Babacan daha kapasiteli biri. Mutlaka kendisinden faydalanması gereken biri. Hoş, elimde bir sihirli değnek olsa İmamoğlu, Babacan ve yeni nesli temsil eden, farklı partilerde dağınık diğer her birini aynı partide toplarım. Üretimi esas alan ülke yararlı işlere engaje ederim. Bu olursa ancak “Akıl*İman Sentezi” şemsiyesi altında olabilir. Partiler üstü, ülkeye hizmet platformunun dinamosu bu olur ki kavga-gürültüyü bitirecek olan, ülkenin gerçek potansiyelini ortaya çıkararak ve buna işlerlik kazandıracak olan budur.

    Eddy, Büdü diğer yaşlılara birer plaket verip “yeter artık” denmeli… Gitsinler “acaba biz nerede yanlışlar yaptık da ülkeyi bulunduğumuz şartlara mahkum ettik” deyip derin derin düşünsünler, dinlensinler ve torunlarını sevsinler…. Vakit varken planlı bir şekilde bunu yapmazlarsa Ezrail/Ecel birer birer kapılarını çalacak herbirini toplayacak…

  26. Ekrem bey Haziran ayında Başkan oldu.Göreve başlamadan nasıl kayak tatiline gitmiş olabilir?Ekrem bey Başkan olduktan sonra bodrumda tatildeyken İstanbulda sel felaketi oldu.Ekrem bey sel felaketi üzerine şehre ertesi gün gelip öğleden sonra Bodruma geri dönünce eleştirildi.Sizin hatırladığınız olay ise Elazığ depreminden sonra depremzedelere yarım gün uğrayıp Erzurum’a kayağa gitmesiydi.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız