Yeni dönemde kimi cumhurbaşkanı görmek istersiniz? Ben kendi adayımı açıklıyorum

32
Reklam

Abdullah Gül olmak hiç kolay değil.

Cumhurbaşkanlığı dönemi sona erdiğinden bu yana, bulunduğum çeşitli ortamlarda, en fazla işittiğim “Abdullah Gül neden sesini çıkarmıyor?” sorusudur. İnsanlar, 11. Cumhurbaşkanı Gül’ün kritik dönemeçlerde görüşlerini açıklamasını bekliyor.

Oysa Gül ne zaman görüş açıklamak için konuşsa bunun derhal farklı biçimlerde değerlendirildiğini görüyoruz.

Sekiz yıl boyunca, sonuncusu geçen hafta olmak üzere, hepi topu birkaç kez konuştu, her biri değişik yorumlara sebep oldu.

Yine susma orucuna geri dönerse şaşırmamak gerekiyor.

Eskiler şu sıralarda yaşanan türden gelişmelerle karşılaşıldığında, olaya ‘kaht-ı rical’ teşhisi koyarlardı.

‘Kaht-ı rical’ daha çok devlet yönetimiyle ilgili bir deyimdir ve liyakatli insan yokluğu anlamına gelir.  

Hangi devlet kurumuna biraz yakından bakılsa o eski teşhisin akla gelmemesi imkansız.

Reklam

Zaten Abdullah Gül de, bir dönem AK Parti’den milletvekilliği de yapmış -yani siyasi hayat içerisinden de tanıdığı ve herhalde güvendiği- Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan’la görüşmesinde, o konuya özel önem vermiş…

Gazete, görüşmeden üç ana başlığı öne çıkarmış, ikinci başlık o konuyla ilgili.

Başlıkları okuyalım:

“En çok hayret ettiğim şey enflasyonun bu kadar hafife alınması. Kararlı mücadele için artık son vakit. Enflasyonun nasıl büyük bir bela, ahlaksızlık ve kamu hırsızlığı olduğu idrak edilmezse mücadele olmaz.

AK Parti’nin ilk döneminde bütün bürokraside mesleklerinde yetişmiş insanlarla çalıştık. Şimdi sapma görüyorum. Artık önemli makamlarda kariyerinden çok siyasi geçmişi öncelikli insanlar var. 

Seçim için popülist politikalar yapılır, yanlış harcamalar içerisine girilirse gelecek nesilleri etkileyecek bir durum ortaya çıkar. Kim iktidar olursa olsun Türkiye dünyadan daha da kopar. Hepimiz kaybederiz.”

Mehmet Ocaktan, görüşmenin bir yerinde “Erdoğan’ın yerinde siz olsanız” diye başlayan bir cümleyle ekonomi alanındaki görüşlerini almak istediğinde, Gül, en önem verdiği konu o olmalı ki, yine yetenekli insanlardan oluşan bir ekip kurma gereğinin altını şu sözlerle çiziyor:

“Benim yapacağım iş, finans ve iş çevrelerinin, herkesin ‘Helal olsun çok doğru insanları buldu ve göreve getirdi’ diyebileceği bir ekibi kurmak olur ve bu ekibin de kararlı şekilde çalışması için müsaade eder, yetkiyi veririm.”

Reklam

Aynen böyle yapacağından eminim.

Sebebini açıklayayım:

Gül yalnızca AK Parti’nin kurucusu değil, iktidara geldiğinde ilk başbakanıydı da. İlk AK Parti hükümetini o kurdu. Bakanlar kuruluna bakıldığında, seçtiği siyasi kimlikli insanlarda ‘liyakat’ arandığı derhal fark ediliyor. Hükümet programında yer alan politikaların hayata geçirilmesinde bakanlara yardımcı olacak bürokrat kadrolarda da konuyu en iyi bilenlerin öne çıktığı görülüyor. Yedi yıl sürmüş cumhurbaşkanlığı döneminde de hem liyakat hem de eşitlikçi ve adil bir yönetim anlayışını Çankaya’ya taşımıştı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a da sorunlarla baş etmede benzer bir yol izleme tavsiyesinde bulunması doğal.

Peki, bu tavsiyeden kendisini ön plana çıkartarak bir yıl içerisinde yapılacak seçimde adaylık niyetinde olduğunu mu anlamalıyız?

Açıklamaları hemen bu yöne çekildi de ondan soruyorum.

Cumhurbaşkanlığı döneminde titizlikle izlediği yola bu gözle bakabiliriz. 

Yurtdışı gezilerine giderken kendisine refakat edecek siyasileri belirlerken TBMM’de temsil edilen partiler arasında ayrımcılık yapılmamasına dikkat ettiğini biliyorum. Her seyahatinde AK Partililer yanında CHP, MHP ve HDP’den milletvekilleri de bulunurdu.

Sorunların çözümünde muhalefetin de görüşlerinin alınmasını ister ve bunu sağlamaya çalışırdı.

Meclis’e getirilen yasa tekliflerini hukukçu danışmanlarına incelettirir, muhalefetin haklı itirazlarının da dikkate alınmasını isterdi. Pek çok teklif, biraz da onun bu hassas yaklaşımı sayesinde, fazla gürültü kopartılmadan kolayca yasalaşabildi.

Unuttuğumuz özellikler bunlar.

Gül’ün Karar yazarına açıklamaları bana bunları hatırlattı.

Keşke “Acaba aday olmak için mi?” kuşkuculuğuyla konuya yaklaşmak yerine, açıkladığı görüşlere yol gösterici uyarılar gözüyle bakılsa.

Öyle bakılmıyor, onun yerine “Acaba kendisini öne sürerek yeniden cumhurbaşkanı olmak mı istiyor?” sorusu soruluyor.

Velev ki öyle… 

İngiltere’de skandallarla istifaya zorlanan başbakanın yerine gelecek kişinin nasıl belirlendiğini gördük: On siyasi “Ben adayım” diye ortaya atıldı. Adaylar temel konulardaki görüş ve düşüncelerini kamuoyuyla paylaştılar. Televizyonda birlikte tartıştılar. Elene elene sonunda iki aday kaldı. Elenenlerin de arkasında yer tuttuğu aday -muhtemelen Liz Truss– başbakanlığı üstlenecek.

Fena bir yol mu bu?

Her iddialı kişinin adaylık yarışına girmesini bizde de teşvik etmek lazım.

Türkiye’nin içinde bulunduğu çoğu zor şartların üstesinden gelmede ve sorunların çözülmesinde, seçimden cumhurbaşkanı olarak çıkacak kişinin en önemli işleve sahip olacağı belli. Cumhurbaşkanının Abdullah Gül’ün şahsında temsil ettiği özelliklere sahip biri olması gerektiğiyle ilgili görüşümü bugün de koruyorum. Hâlâ keşke aday o olsa, önümüzdeki muhataralı dönemden sağlıklı ve huzurlu bir biçimde çıkılmasına öncülük etse görüşündeyim.

“O olmasın” diyenlere de ‘Gül gibi’ birini bulmalarını tavsiye ederim.

ΩΩΩΩ

Reklam

32 YORUMLAR

  1. Söyleşide Sn A. Gül işin içinden çıkılması için demiş ki

    “Benim yapacağım iş, finans ve iş çevrelerinin, herkesin ‘Helal olsun çok doğru insanları buldu ve göreve getirdi’ diyebileceği bir ekibi kurmak olur ve bu ekibin de kararlı şekilde çalışması için müsaade eder, yetkiyi veririm.”

    Yani bir bakıma diyor ki işleri kesata binen finans ve iş çevrelerinin önünü açarım. İyi güzel de bu yeter mi? işin kolayı buysa, bütün ülkeyi etkisi altında ezen ekonomik sıkıntılar bugüne kadar “finans ve iş çevrelerinin” eli kolu bağlandığı için mi bu hale geldi? Onların işleri zaten her halukarda tıkırında değil miydi? Örneğin:

    Tarımın hali, hayvancılığın hali, eğitimin hali, tabii kaynaklara olan ilgisizliğin hali, acil olarak işsizliğin hali ortadayken kapital babaları olan bu çevreleri, katkıda bulunmak ıstediler de, engelleyen mi vardı? İktidarla ülke-yaralı bir tonda masaya oturarak niye diyaloga girmediler, bunun yerine dikte edici beyanatlarla yetindiler?

    Temel sorun A. Gül’ün yaklaşımı gibi “taşeron seçme” sorunu mu, yoksa sistem sorunu mu?

    İşin aslında, liyakatı olanlara işi/sorumluluğu verecek kadar kritik düşünce seviyesinde liyakatlı olanları bulup öne çıkaran bir sistem teşkili önemli. Liyakat sahibi kişiler şimdi de yok değil(dir), mutlaka vardır. İnanıyorum ki her dönemde de mutlaka vardı. Ancak mevcut paranoya modunda varlığını sürdürmeğe çalışan “rejim sistemi” bunları bulup sistemin iyileştirilmesi veya kötüleştirilmemesi için engaje edebilecek mekanizmalardan yoksun. Partiler-üstü kişilerden mutlaka faydalanılmalı. Görünüşte çeşitli partilerde olmuş olsa bile partiler-üstü düşünebilen liyakatlı insanlar vardır. Başkanlık sistemi gerçek anlamda başarılı olacaksa, seçimlere girmemiş olsa bile liyakat sahibi bu tür kişleri siyaset dışından olmuş olsa da bulup ülke-yararlı konularda engaje edebilmeli.

    Bir süre önce değinilen ne idüğü belirsiz, kuşkulandıran bir “Encümen-i Daniş” yerine kutuplaştırılma kurbanı olmayanlardan, her cenahtan partiler-üstü düşünürlerden bir ekip teşkil olsa sistemin iyileştirilmesine büyük katkıları olur. İcraat kademesi iktidarlar çokçası yeterince düşünmeden alel acele kararlar almakla meşguller; yangından mal kaçırmak veya memleketteki yangınları söndürme modunda kaosu önlemek için, kaos halinde çalışırken… Yani, “Akıl-İman Sentezi” modunda derin derin düşünerek herkese faydalı, sistemi çok daha iyi hale getirmek mümkün…

  2. ….
    Dünden kalan kapakçık,
    Bence durum apaçık!
    ….

    H. Gayret 8 Ağustos 2022 At 01:17

    Sayın hb, 50 yıl öncesinden yapılmış bitmiş olması gereken alt/üst yapı yatırımlarının çoğunu az zamanda büyük işler başararak tamamlayan akparti hükümetlerinin bütün bu hizmetlerine israf demek akıl-iman sentezi bulamacının bir gereği midir?
    Yorumu Cevapla

    …..
    H. Gayretten bu gayret
    İcap eder icabet!
    …..

    • Sn H. Gayret tabi ki eskilerin hataları var. Buralarda benden başka hatalarından ötürü çöküşünü hazırlayan Osmanlı’yı ve ardından kurulan T.C. başlangıcındaki hataları eleştiren var mı? “Akıl*İman Sentezi” gözlüklerinden bakınca tüm hatalar öyle sırıtıyor ki eleştirmemek mümkün değil.

      Geçmişten eklene eklene gelen hatalar biriktikçe bütün bunlar gelecek nesillerin başında kabak gibi patlıyor. Gemisini (nefsini) kurtaran rahatı için ‘Batı’ya gidiyor. T.C. kurulalı beri bu böyle! Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk Paşamız yeni bir sayfa açalım demiş. Ancak, asli görevi olan subaylık sonrası silahı elinden bıraktığı andan itibaren hata üstüne hata. Nefsini kurtarmak için ‘Batı’ya gidenlerin çoğu onun takipçileri (müritleri de dense bu ciddi bir hata olmaz, yani). Gidip dışarda rahata erenlerin belki de %80i Atatürkle övünürler, yere göğe sırdıramazlar. Bir-iki nesil sonra da gittikleri yerlerde eriyip kaybolurlar. Ne kendilerinden ne de çocuklarından geride bıraktıkları (Atatürk) Türkiye’sine pek bir hayrı yoktur! Paşamız “Batı Batı!” diyerek “Batı”ya adam yetiştirirse sonuç ta böyle olacaktır tabi. Kutuplaştırılarak geriye kalmış olanlar (avam) aralarında kavgaya, ülkede kaos’a devam. Olaylara “Akıl*İman Sentezi” gözlükleriyle, partiler-üstü bakan “n’olucak şu memleketin hali” diyen kaç kişi var?

      “Perestroyka” türü bir şeye ihtiyaç var. Bunun, bizim için en uygun şekli “Akıl*İman Sentezi”. Bizimkiler sözde uzun vadede plan yaptık diyorlar, ama önlerini göremiyorlar. Vade bitti! Perestroyka”yı, Pres-troyka olarak anlayıp yapılan planlar ne işe yarar?

      Soruna bu açıdan cevap teşkil etmesi için tarihe bir not düşmek gerekirse şu aşağıdakini kafanın alabilecek kapasitede bir tarafına yaz. Tamamı canım!

      “İsraf” ile kalkınmak için gerekli “masraf”ı ayırdedemeyenler, “hizmet” ile “hezimeti” ayırdetmekle zorlanırlar.

  3. siyaset mucadele demektir. su ne diyecek bu ne diyecek diye dusunmeden hakka sahip cikip haksizliga karsi durmaktir. gul bu konularda pasif direnisi seciyor. bu turkiye de pek tutulan metot degil. gul un sahsiyeti bilgisi tecrubesi yerinde ama maalesef zamaninda yapilan haksizliklara karsi pasif kalmasi negatif bir etken yoksa deniz baykal onerisinde hakliydi. ve basarili olurdu. ama 2018 de ben adayim deseydi. diger adaylar otamatik cekilirdi. kendisi konsesus bekledi. buda ulkeye 5 yil kabettirdi. sayin gul biraz cesaret.

    • Yorumcu güzel tespit yapmış. Fakat, seçilmesi istenilen CB şunlardan hangisi?
      1) herşeye maydanoz heeyyyt dedimi…
      2) kafasına vur ağzından lokmayı al..
      3) köşkünde otursunda.. bir işaretle İngiltere’den, şurdan burdan iş – para ayarlasın yeter!!..
      Not:millet ittifakı seçmeni ne istiyor?
      Cumhur ittifakı seçmeni hangisini tercih eder?

  4. Yazının başlığını okuyan herkes, herhalde Fehmi beyin kimi işaret ettiğini anlamıştır.
    Davutoğlu geçen hafta ben olmasaydım Erdoğan hiçtir şekinde açıklama yapmıştı. Az kaldı liyakatini görecez. Babacanın da liyakatunı göreceğiz.

    Madem Abdullah Gül de liyakatli, toplasın 100 bin imzayı, girsin Cumhurbaşkanlığı seçimine. Milletten öğrensin liyakatli olup olmadığını. Tutan mı var.
    Öyle tepeden inme ben liyakatliyim demek yok.

  5. “Benim yapacağım iş, finans ve iş çevrelerinin, herkesin ‘Helal olsun çok doğru insanları buldu ve göreve getirdi’ diyebileceği bir ekibi kurmak olur ve bu ekibin de kararlı şekilde çalışması için müsaade eder, yetkiyi veririm.”
    GÜLÜN BU İFADESİNDE GEÇEN finans ve iş çevreleri IMF VE TÜSİAD İSE GEÇİNİZ!!!!

    • Dagarciginizl geniş tütün özellikle herkesten yani halktan bahsediyor
      Gelinini damadını kızını kisragini getirme diyor.
      İşin özeti bu.

  6. A. Gül ; devletin her
    kademesinde gayet başarılı görevler yapmış , kendisini ispatlamış, her konuda takdir edilen bir şahsiyettir. Siyasette çok aktif bir mücadeleci olmayışı eleştirilebilir, bu yüzden de zaten fazla konuşmuyor, belki de RTE ile sürtüşmek, tartışmak, cebellesmek istemiyor !
    Bence de şu anda ülkemiz için, özellikle de muhalefet için ideal bir adaydır; CHP ‘nin kendi adayında ısrar etmesi tam bir akilsızlıktır , hatta ondan öte bir durumdur !
    Inşallah sağduyu galip gelir !

  7. sayın korunun dostluğu arkadaşlığı paylaşmışlıkları nedeniyle gönlündeki CB adayı anlaşılabilir belki de,
    ben ne yeni dönemde, ne yakın ve ne uzak gelecekte akpli birilerinin olmasını kesinlikle tercih etmiyorum.
    sonuçta
    ülkenin hali ortada,
    geldiği yer ortada.
    paramızın hali ortada,
    uluslararası endeksler ortada,
    ekonominin hali,
    hazinenin hali,
    yargının hali,
    eğitimin hali,
    tarımın hali,
    hayvancılığın hali,
    diyanetin hali ortada.
    aman kalsın.
    gönlümden geçen kişi CB adayı olursa ne ala, olmazsa millet ittifakı kimi aday gösterirse, şu an madden ve sahada fiili çalışarak desteklediğim gibi seçimde de oyumla destekleyeceğim.
    bu seçimi önemsiyorum.

      • burada eleştiri ve önerilerimi yazarken, memleket meselelerini
        bir vatandaş kimliği ile yazıyorum, partizan kimliğimle yazmıyorum o nedenle saklıyorum. gerçi ne kadar açıklamasamda dikkatli ve zeki okuyucuların gözünden kaçmıyordur değil mi? anlamayan varsa ya dikkatli değildir,
        ya da zeki.

    • Bu son CB seçimin olacak şayet millet ittifakı kazanırsa, çünkü eskiden Meclis seçiyordu. CB’nin halk tarafından seçilmesi taraftarıyım. Onun için oyum Cumhur İttifak’ına yani Erdoğan’a.

      • sizin son CB seçiminiz olurdu, bana sorarsanız
        babadan oğula geçen bir sistemle
        şimdi Erdoğana,
        sonra oğul Erdoğana ve sonra
        hep Erdoğanlara…
        itibardan tasarruf olmaz,
        bin odalı saraylar, yazlık saraylar, hangarlar dolusu dünyanın en pahalı uçakları, garajlar dolusu dünyanın en pahalı araçları, yüzlerce eskort arabalarla seyahatler, uçaklarla taşınan arabalar,
        debdebe, şatafat, lüks, saltanat.
        saltanat demişken…..

        • sonuçta,
          ben sade bir vatandaş olarak halka bu kadar pahalıya malolmayan bir CB istiyorum, bunu meclis sağlayacaksa benim açımdan hic bir sıkıntı yok.

  8. En azından günümüz Türkiye -siyasi, ekonomik- koşulları, bu olumsuz şartlardan siyaseten,
    mevcut konjonktürde ve yeni sistemin (CHS’nin) başlangıcından bugüne çıkış yolunun “Bütün yollar Roma’ya -Gül’e- çıkar” olduğunu dedirtiyor bizlere…

    Yeni başlayan bir gündem mi bilmiyorum, Sn. Koru konu edindiyse eğer bir bildiği var derim ben. Yazarımız yaş tahtaya ayak basmaz da ondan. Hem -eskiden beri- aynı görüşte olduğunu söylüyor, hem de bu sefer cumhurbaşkanı adayının Sn. Abdullah GÜL olduğunu açıkça deklare ediyor. Bir bildiği olmasaydı çıtayı bu denli yükseltmezdi. Bunu ona kolaylaştıran birinci etmen, netameli bütün koşullarda “Bütün yollar Romay’a çıkar” olgusunun olduğudur.

    Belki biraz soğumaya bırakılmış, ya da buzdolabına kaldırılmış gibi olsa da, Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı hep gündemde olacağı kaçınılmazdır…

    Hem eskilerin deyimiyle kaht-ı rical, hem de ülkemiz konjonktürünün bunu -Gül’ü- bize dayatmasıdır. Çünkü, cumhur ittifakı ve sürükleyenlerin artık yönetemediği, onun çare olamayacağını, şartların öncekinden daha da kötüleştiğini haykırıyor ortama. Yani önceki, 2019 seçimine göre 2023’e gidilen ortamda şartlar Gül lehine daha hızlı gelişiyor. Geriye kalan, daha önceki anlatımlarımızdan da belirttiğimiz Sn. Gül’ün memleket meselelerinin çözümüne aktif olarak katılması gereğidir. (Aşağıda, Gül konu olduğunda bu sayfadan naçizane yorumlarımdan iki tanesinin linkini bulacaksınız . iyi okumalar dilerim.)

    Ülkemizin bulunduğu anafordan kurtulması elzemdir.

    https://fehmikoru.com/chpden-ve-yakin

  9. helal olsun sayın Koru, Türkiye’yi uçuracak adayı şakkadanak nasıl da buldunuz. vatana millete umut oldu…..

  10. Hiçbir şansınız yok milli görüş Fatih ERBAKAN kesinlikle iktidar yani alternatifi olmıyan bir proje.Türkiye den başlayıp vurgunun talanın millet malıyla saltanatın,mutlu azınlığın son bulacağı,mutlaka her alanda mutlak adaletin tesis edileceği günlerin müjdecisidir bu milli görüş iktidarı.Filistinden başlayıp Arakana,Somaliden başlayıp Afganistana kadar herbir müsliman coğrafyasının yüzünün güleceğinin müjdecisidir milli görüş iktidarı.

  11. En azından günümüz Türkiye -siyasi, ekonomik- koşulları, bu olumsuz şartlardan siyaseten,
    mevcut konjonktürde ve yeni sistemin (CHS’nin) başlangıcından bugüne çıkış yolunun “Bütün yollar Roma’ya -Gül’e- çıkar” olduğunu dedirtiyor bizlere…

    Yeni başlayan bir gündem mi bilmiyorum, Sn. Koru konu edindiyse eğer bir bildiği var derim ben. Yazarımız yaş tahtaya ayak basmaz da ondan. Hem -eskiden beri- aynı görüşte olduğunu söylüyor, hem de bu sefer cumhurbaşkanı adayının Sn. Abdullah GÜL olduğunu açıkça deklare ediyor. Bir bildiği olmasaydı çıtayı bu denli yükseltmezdi. Bunu ona kolaylaştıran birinci etmen, netameli bütün koşullarda “Bütün yollar Romay’a çıkar” olgusunun olduğudur.

    Belki biraz soğumaya bırakılmış, ya da buzdolabına kaldırılmış gibi olsa da Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı hep gündemde olacağı kaçınılmazdır…

    Hem eskilerin deyimiyle kaht-ı rical, hem de ülkemiz konjonktürünün bunu -Gül’ü- bize dayatmasıdır. Çünkü, cumhur ittifakı ve sürükleyenlerin artık yönetemediği, onun çare olamayacağını, şartların öncekinden daha da kötüleştiğini haykırıyor ortama. Yani önceki, 2019 seçimine göre 2023’e gidilen ortamda şartlar Gül lehine daha hızlı gelişiyor. Geriye kalan, daha önceki anlatımlarımızdan da belirttiğimiz Sn. Gül’ün memleket meselelerinin çözümüne aktif olarak katılması gereğidir. (Aşağıda, Gül konu olduğunda bu sayfadan naçizane yorumlarımdan iki tanesinin linkini bulacaksınız . iyi okumalar dilerim.)

    Ülkemizin bulunduğu anafordan kurtulması elzemdir.

    https://fehmikoru.com/chpden-ve-yakin-cevresinden-yukselen-abdullah-gul-karsiti-sesler-siyasi-akildan-yoksun/#comments:~:text=Hasan%20G%C3%BCnay%203,b%C3%B6yle%20g%C3%B6r%C3%BCyorum%20i%C5%9Fte.

    https://fehmikoru.com/erken-secimin-onundeki-engel-ortadan-kalkti-abdullah-gulun-adayligina-chpden-kirmizi-kart/#comments:~:text=Hasan%20G%C3%BCnay%204,bile%20zikredilmeye%20ba%C5%9Fland%C4%B1.

  12. Hakikatten C başkanı Gül her kesimden vatandaşların srvgisi ve taktirlerini kazandı.
    Ayrica Linkini vereceğim Cumhur başkanlığı süresi bittiğinde Cumhuriyet Gazeytesinin 7 yılda yaptığı hizmetlerden övgü ile bahs ediyor.
    ******
    Gezi protestoları ve polisin orantısız güç kullanımı ile ilgili olarak Gül, “Demokrasi sadece seçim demek değildir. Barışçı gösteriler de bir parçasıdır. İyi niyetli mesajların alındığının bilinmesini isterim” derken Erdoğan, “Ben Cumhurbaşkanı’nın ne mesaj aldığını bilemem. Gezi darbe girişimidir polis destan yazdı” dedi.
    ********

  13. yanlış değerlendirilme korkusuyla konuşamayan Abdullah Gül’ün başkanlığını bence kesinlikle doğru değerlendirirler!

  14. Benim sorum da şöyle:
    *Kimleri CB olarak görmek istemiyorum?
    Cevap:….. (Kılıçdaroğlu Meral Selo Apo Feto.. onlarca isim sayabilirim ama, şahsen!)
    Oysaki asıl soru,
    *Kim CB adayı olsada seçilemez olabilir mi?
    Cevap:….. Yine bir sürü isim yazabilirim !
    Son söz:
    Herkesin CB adayı olma hakkı neden olmasın?
    (Selo da dahil!)
    Neden mi ?
    CB halkın oylarıyla! seçiliyor artık ondan!!!

    • Sayın yazar
      Daha çok çalışmanız daha agresif yazılar yazmanız şart. Odaklanın adayınızın ismini daha çok zikretin. Hizmette sınır tanımayın.

  15. Kim olursa olsun ( A.Gül’de dahil ) parti desteği olmadan seçilmesi zor. Kendisi aday olursa hayırlısı olsun derim. Millet ittifakı desteklemesi lazım.

    • Millet ittifakı kendi üyesi olmayan birini niçin aday göstersin? Kendi partisi dururken!!!
      O kadar emek vermiş BB’lıüını yapmış! Gidip anamuhalefet ten aday olacak🙁🙃

Comments are closed.