İktidarın yaşattığı heyecansızlık dikkat çekici.. Ben dikkat çekmeyen yönü hatırlatıyorum…

26
Reklam

AK Parti tarafından düzenlenen, AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da konuşmacı olarak katıldığı mitinglere ilginin azlığı dikkat çekmeye başladı.

Birbiri ardına üç miting ve hiçbirinde beklenen miktarda kalabalık ile katılanlarda daha önce alışılmış heyecan yok.

Muhalif kalemler, doğal olarak, bu durumu yolun sonuna gelinmesi olarak yorumlama eğiliminde.

Gidiş AK Parti içinden de görünür hal almış olmalı ki, daha önce itirazcı kimlikleriyle bilinmeyen, bazısı halen partide görevli isimler de, ekonomide çekildiği neredeyse herkes tarafından fark edilen sıkıntıları aleni platformlarda eleştirmeye başladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarla “Battık diyorlar, herkesin altında araba var” yollu olayı hafife alma girişimlerine rağmen…

Yorumcular, mitinglere ilgi ve heyecan azlığının ekonomik durumla ilgili olduğunda ittifak halindeler.

Hiç kuşkusuz ekonomi en belirleyici unsur.

Kamuoyu yoklamalarına göre, “Düne göre bugün ekonomik olarak daha iyi durumdayım” diyenlerin oranı yüzde 10’un altında. AK Parti’ye oy verdiğini söyleyenlerde de bu oran fazla yüksek değil (yüzde 25.2); geri kalan AK Parti seçmeni ya “Kötüleşti” (%40.8) ya da “Değişmedi” (%33.9) cevabını vermekte.

Reklam

Ekonomi bu haldeyken gidilecek seçimde AK Parti’nin MHP’li ortağıyla birlikte iktidarı muhalefete terk edeceğine mutlak gözüyle bakılıyor.

Doğrusunu söylemem gerekirse, seçimde iktidarın değişmesi ihtimalini ben de yüksek görüyorum.

Ancak, sebebi teke indiren ve patenti Süleyman Demirel’e ait “Tencere iktidarları götürür” vecizesini sıkça tekrarlayanlara katılmıyorum.

İktidarın artık hiçbir şeyi doğru yapamadığı, bulduğunu sandığı her çözümün yanlış sonuç verdiği gerçeğine rağmen, yine de konumu itibariyle elinde bulunan imkanlarla sorunu hissettirememe gücü potansiyel olarak var.

Potansiyel olarak ama. 

O yola başvursa ve insanlar ekonomideki yanlışlara rağmen sıkıntıyı daha az hissetmeye başlasalar dahi, iktidar değişikliği yine de yaşanabilir.

Faize yanlış tanım verildiği için enflasyonun devasa boyutlara ulaşması ve o yüzden bütün ekonomik dengelerin hemen herkes için bozulması, açlık sınırı altına düşen ailelerin, iş bulamayan geniş kitlelerin varlığı -şimdiki kadar belirgin olmasa da- daha önce de söz konusuydu.

İnsanlar o dönemlerde şimdilerin ‘sabır’ tavsiyesini dinleyebiliyordu.

Reklam

Bu defa kendilerine ‘sabır’ tavsiyesi pek çoklarını “Ya sabır” diye öfkelendiriyor.

Neden bu defa ekonomik sıkıntılar daha fazla etkiliyor insanları, neden konuya yaklaşım ve tavsiyeler insanlardan daha çok tepki çekiyor olabilir?     

Sıkıntılardan hemen hiç etkilenmeyen, şikayet etmeyenin kalmadığı günümüz ortamında bile, sorulduğunda “Benim durumum eskisinden daha iyi” cevabını verdiği görülen o yüzde 10’luk kesimle iktidar arasında zihinlerde kurulan ilişki olabilir mi?

Kendisinden, kendilerinden sorunlara çözüm üretmesi beklenen kişi/lerin yaşanan sıkıntıları görmezden gelmeye çalışmaları, her şeyi süt liman gösterme eğilimine girmeleri, yüzde 10’luk tuzu kuru kesimin sözcüsü görüntüsünü vermeleri? 

AK Parti’nin övünme konusu yaptığı, ‘dev eserler’ adıyla anılan köprüler, paralı yollar, devletin itibarını dosta-düşmana gösterme amacı taşıyan binden fazla odaya sahip külliye, yılda sadece bir kez gidilen bir tören mahalline orada sadece bir gece kalınacağı halde bir yerel külliye ile aynı yere yine bir günlüğüne uğrayacak küçük ortağın lideri ve bakanlar için konutlar inşa edilmesi…

Sanki bunlar da muhaliflerin özel vurgu yapmasını gerektirmeyecek kadar göze batan yanlışlar gibi…

O köprülerin, paralı yolların üzerinden “Benim durumum düne göre daha iyi” diyemeyenler geçebiliyor mu acaba?

Her evin önünde var olduğu her fırsatta yüze vurulan araçlar eskisi sıklıkla kullanılıyor mu? Satın alınmaları için bankadan elde edilen kredilerin geri ödemeleri ne durumda? Konunun övünme amaçlı kullanılması zorda olan araç sahiplerine yaşadıkları sıkıntıları hatırlatmaya yarıyor olmasın?

Üzerinde düşünülmeyi hak eden sorular bunlar…

Ekonomik sıkıntılar seçime gidilirken elbette iktidarın en ciddi sorunu, ancak o sıkıntıların yaşandığı günümüz ortamı da yaşanan sıkıntılardan bile daha fazla insanları etkileme gücüne sahip.

Ve galiba iktidar cephesi bunu tam idrak edemiyor.

İdrak edebilse de bu sorunun üstesinden gelinebileceğini sanmıyorum.

Muhalefetin sözcülüğünü üstenmiş görünen CHP lideri ‘Bay Kemal’, ele almaya başladığı konulara ve en son “Birkaç ay piyasadan uzak durun, yolun sonunda ikinci el araç fiyatına 0 kilometre araç alabileceğinizi vaat ediyorum” çıkışına bakılırsa, iktidarın Aşil topuğunu, en zayıf halkasını fark etmişe benziyor.  

AK Partililer düzenledikleri mitinglere katılım azlığının ve katılımcılardaki heyecansızlığın sebepleri üzerinde kafa yoruyorlarsa, konunun bu yönüne de baksınlar derim.

Bakmadıklarını görüyorum da…

ΩΩΩΩ

Reklam

26 YORUMLAR

  1. “Ve galiba iktidar cephesi bunu tam idrak edemiyor.”
    “İdrak edebilse de bu sorunun üstesinden gelinebileceğini sanmıyorum.”
    Teşhis tespit ilaç çare ambulans hastene!!..
    Yazar bile tutturmuş kamyonun arkasından pedalı çevirmeden🚴.. gitmek derdinde😯.
    – İktidarın derdi tasası ne olaki?
    – idrak edemediğini sandığınız şey de ne ki?
    Gelsin ithalattan vergiler, turistten dolarlar!.. o kadar🤗. (Kılıçdaroğlu çözmüş işi bak! İdrak eden biri var!…
    da, niçin sorumlu oluyor sadece iktidar???
    Muhalefet çakozlayacak ki işi,

    Aaammmaaannnn….

    • Yirmi senedir diş güçlerin gönderdiği yemleme yeşil kağıtlar gelip te ıssıcak ıssıcaakk yenen yeşillikleri hiç kimse değinmiyor, aklının ucundan bile geçirmiyor!

  2. Konuya… devam:

    Peki sorunlardan çıkış için ne yapılabilir, ne yapılmalı, kısaca: Sistem eskiye dönüş şeklinde algılanacak güçlendirilmiş parlementer sistemden ziyade “Proaktif Parlemento Destekli Başkanlık” bazında modifiye edilsin. Kronik kutuplaşmanın belini kırmak için, kayıkçı kavgalarına son vermek için, vatandaş oylarını ağırlıklı olarak “kutupbaşı parti”lere vermesin. Bu durum “Akıl*İman Sentezi”ne kavramına hizmet etmeyen aykırı bir durum!

    Dolayısıyla, her parti seçimlerde koalisyona razı olarak hazırlansın. Herbiri “nefs”i kayırmaları bir kenara bırkarak “Ekonomik Kurtuluş Savaşı”na girer gibi her cephede tek vücut olarak çalışsın. Sn C.B. Başkumandan olarak eskiden karşılıklı “nefs”i zafiyetlerden ötürü dağıttığı eski kadrosunu (misal: Babacan, Şimşek ve kendini hiçbir cemaate kaptırmamış liyakat sahibi gençlerden kimler varsa, hatta “imamoğlu” da bunlara dahildir) bu ekonomik savaşa davet etsin. Yerli kaynaklar olarak; üç tarafı denizle kaplı bir ülkeyiz, kontrolüne ve işletmesine sahip olmak zorunda olduğumuz yeraltı kaynak ve madenlerimiz var, enerji açığımızı kapatacak devasa güneş enerjisiyle bahşedilmiş bir ülkeyiz. Bunların ekonomiyle kazandırılması şart, taşıma suyu (devcamlı borç-dış kredi) ile değirmen döndürme akıl-karı bir iş değil. “Ekonomik Kurtuluş” savaşı birlikte kazanılması gereken en önemli konu. Gerisi, yani eğitimdeki, adaletteki, hukuktaki eksiklikler emin olun hızlıca giderilir. Öncelikli konu “Ekonomik Kurtuluş Savaşı”da tek vücut olabilmeyi başarmak. Bunun için kayıkçı kavgalarını bir kenara bırakıp ekonomik koalisyon cepheleri oluşturmak. Yaşları kemale ermiş şimdiki iktidar vakit çok geç olmadan bu işi kendi inisiyatifinde başarabilmeli.

  3. Yorumları okuyorum, şaşırıyorum acaba aynı ülkede mi yaşıyoruz diye..Ekonomi çok kötü, hukuk çok kötü,eğitim allak bullak,dış işleri toparlamaya çalışıyor,sağlık başlangıçta çok iyi idi şimdi soru işareti, tarım felç..Neden? başkanlık sistemi bu memlekete uymadı..Masa tek ayakla durmaya çalışıyor ve olmuyor sallanıyor..6 lı masa, 3 ayaklı (yargı-yürütme- yasama) masaya dönelim diyor ve doğru diyor..Sayın Cumhurbaşkanı güçlendirilmiş parlementer sisteme dönelim desin, kuvvetler ayrılığını sonuna kadar hayata geçirsin, ona verelim oyumuzu..Enflasyonla mücadele planım şudur desin onu değerlendirelim..Sabır sabır da nereye kadar?
    Herkesi biraz objektif olmaya davet ediyorum..Saygılarımla..

    • Osman aga bu “güçlendirilmiş parlementer sistem” dediğiniz şey ne ki, biraz açar mısınız?
      Yani eski türkiyedeki sistemden farkı tam olarak nedir, eski satılan milletvekili lojmanları yeniden mi yapılacak, mebus maaşlarına duble zam mı yapılsın nedir bu????

  4. Daha dün bu köşede ; siyasi iktidarın muzaffer ekonomisini çok seven , onu yere göğe koyamayan bir arkadaş o destansi başarılarını bir ekonomi manifestosu gibi döktürmedi mi !
    Onun hiç mi hatırı yoktu !
    Yani bu günkü bu yazı
    gerçekten ayıp olmuş!

  5. Yurt dıṣına transfer edimesi gereken küçük emekli maaṣımın baṣına gelenler:
    SGK tarafından temmuz ayı transferi için Ziraat Bankasına gönderilen emekli maaṣı ṣimdi SGK’ya geri döndü.

    Benim emeklilik Ṣengen Vizesi’mi alamadı diye düṣünmeye baṣladım.

    Ama bir ihtimal daha var:
    Acaba Ziraat Bankası 130 € civarında döviz mi bulamadı?..

  6. onceleri toplumun belli bir kesimi ekonomik zorluk icinde yasiyordu. bu toplum tarafinda sosyal baglar ile tolere ediliyordu. simdi ekonomik zorluk toplumun coook buyuk kesimine sirayet ettigi icin bu durum tolere edilemez duruma gelmis.

    gunumuzde araba bir luks degil temel bir ihtiyactir. arabanin varligi ekonominin iyiye gittigini gostermez. ayrica bir cok arac 20 yilin ustunde yasa sahip bu bile arabanin ne kadar zor elde edildigini gosteriyor.

    • Dur yolcu!
      Ekonomik refahtan yeterince pay alamayan yurttaşlara sosyal yardımlar devletimiz tarafından yapılıyor,
      sosyal bağ dediğiniz şey de vatandaşlık aidiyeti filan heralde?

  7. -Devlet-belediye,
    -Özel..
    Halk birinciyi tercih eder çünkü hem ucuz olur hemde kültürel ağırlığı fazladır.
    Özelde ise de babam eleştiri, iğneleme, gaz alma. gülerler ama, aslında güldükleri “acınacak halleri!” 😂😂😂.
    Muhalefet özeli pek sever!!!
    Özelleştirmeyi sevmez hiç😊.
    Bazan muhalefet görevini unutur, yapmaz!
    komedyenin para kazanmak iiçin yaptığı işleri muhalefet diye halka yutturmaya çalışır😠.
    Ama bu halk var yaaa bu halk,
    “Kül yutmaz”.

    • Neymiş bu tiyatro sanatı arkadaş yaa,
      bitmedi gitti!!!!
      Tiyatrodan bu kadar uzak bir toplumda, ömründe bir kez olsun tiyatroya gitmemiş marabaların her mevzuyu getirip getirip sahne sanatlarına bağlayıverişine ne desek boş!

      Gerçek hayattan sanata tiyatroya uyarlanan oyunlar filan olur da, tiyatrodan gerçek hayata uyarlananları görünce insan şok oluyor:)
      Arkadaşlar, tiyatro oldukça ilkel bir sanattır, çok eskidir, şiir gibi lüzumsuz basit bir anlatım aracıdır, artık bu marazi ilişkiye bir son versek nasıl olur?
      Yani tiyatrodan ve oyunculuk yeteneklerine atıfta bulunmaksızın görüş beyan etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı? Dümdüz sözle yani?

      Ya da ne biliim heykel sanatına filan başvuralım biraz da…

      • Heykel işine kanadına (Zeus tanrılarının kanatları falan) bakan muhalefet kısmımız var çok şükür 😂.
        İktidara gelirlerse inşallah…
        İlk işleri!…. 🤗

  8. “Birkaç ay piyasadan uzak durun, yolun sonunda ikinci el araç fiyatına 0 kilometre araç alabileceğinizi vaat ediyorum”
    DERSİMLİ KEMAL yolun sonunda DERKEN Birkaç ay SONRASINI MI DİYOR YOKSA 5(BEŞ) YILLIK İKTİDAR DÖNEMİNİN SONUNU MU KASTEDİYOR?
    TOGG DA BİRKAÇ AYA ÇIKIYOR ZATEN:)

  9. Sizi bir heyecan sarmış.Umarım heyecanınız kursağınızda kalmaz.Heyecansızlarıda heyecanlandırmak sizin gibi duayen,milliyetçi, vatansever, demokrat,kalbi TÜRKİYE için atan,kimsenin hesabına iş tutmayan, objektif,tarafsız yansız sadece gerçekleri gören veya görmek istemeyen kalemlere düşüyor. Size heyecanlı günler dilerim. Araba değiştirmeyi düşünüyorsanız erteleyin.

  10. 1 AYLIK FAİZE, 100 YIL.
    Dünya Gazetesi malumunuz bir “ekonomi” gazetesi.
    Adeta bir iktisat fakültesi.
    Bu gazete yazarlarından Alaattin AKTAŞ’ın 22.07.2022 tarihli yazısında 2021 yılı Aralık ayında 795 milyar TL olan kamunun borç faizi, 7 ay sonra 2 trilyon 200 milyar TL’ ye fırlıyor.
    Yani 7 ayda 1 trilyon 400 milyar TL’den fazla sadece faiz artıyor.
    Yani sadece faiz 1 ayda 200 milyar TL’den fazla.
    Bir de bu bir trend.
    Yani bu 7 ayın başlarında aylık 100 milyar TL iken, sonlarında muhtemelen aylık 300 TL’dir.Yada ilk ayda 50 milyar TL, son ayda 350 milyar TL de olabilir.
    Yazıda bu ayrıntı yok. Ancak füze gibi bir seyir izleyeceği kesin.
    Zaten baş ve son ay rakamı verilmese de yazıda anapara ve faiz grafiği var.
    Faiz grafiğinin yanında Elon MASK’ın füzeleri halt etmiş.
    Yazıda tarihimizde ilk kez kamunun faizinin ana parayı geçtiği de vurgulanıyor.
    Her neyse gelelim ortalama aylık 200 milyar TL faiz artışına.
    Mülkiyeti kamuya ait tüm köprü ve otoyolların “yıllık” geliri yaklaşık iki(2) milyar TL.
    Yani darphane gibi para bastığını düşündüğümüz devlete ait tüm köprü ve otoyollar, sadece 1 aylık faiz farkını 100 yılda ödeyebiliyor.
    Toplam faiz borcu olan 2 trilyon 200 milyar TL’ yi ise bin yüz(1.100) yılda ödeyebiliyor.
    Evet yanlış okumadınız şu an başlasak, 3122 yılında bitecek.
    Anapara ve öderken tahakkuk edecek faizin faizi için ise Fukiyama’nın tezine göz atmakta fayda var.
    Yani “Tarihin Sonu”

    • Aşağıdaki nam-ı diğer muhaliflerden biri Y.K. efendi “Tarihin sonu” deyip bırakmış. “Yandık, bittik; kül olduk” demeğe getiriyor. Genel muhalefet “Savrulun, gelince tarih yazacağız” klasik nidalarıyla ellerini ovuşturup duruyor. Peki gelseler ne yapacaklar? Her muhalefet geldiğinde “Enkaz Aldık” deyip sonuçta fazla bir şey yapmıyor. Yerli kaynaklar ve yerli üretime dayalı, herkese yeten para olmayınca, çokçası kendi çevresine idealojisine hizmet ediyor (nefs”i bir durum yani). Bir zamanlar AKP de muhalefetten oluştu. Malum şimdiki durumda ekonomik şartları iyileşen %10 kesim işte “kendi çevresi” dediğim kesimi temsil ediyor. Oysaki çok daha büyük iddialarla iktidara gelinmişti. Daha önceleri de AKePe değil başkaları iş başındaydı, misal; zıt kutuptan CeHaPe…. Materyalist açıdan bakılırsa, aynı topun kumaşı aslında (kendi “nesf”ine hizmet etmenin ilk örneklerini vermekle kalmadılar, karşı kutup canahını da ezmekle günlerini geçirdiler, denilebilir).

      • İlginç! ben bu yorumu genelde bağımsız olarak yukarısı için yaptım ama Y.K. efendikinin altında gözüküyor…. ikinci kısma üstte devam edeceğim. Bakalım n’olucak!

  11. İnsanların bilinçsiz olduğunu ve geleceklerini düşünmediklerini mi var sayıyorsunuz. Toplum Allahın izniyle 80 li 90 lı yıllardan beri çok değişti. Beyin yerine midesiyle düşünenler de yok değil tabi, Bay kemal de buna oynuyor, ama unuttuğu bir şey var: Biz Müslümanız ve bunun farkına vardık. Artık kimse bizi aldatamaz. İktidarıda gerekirse değiştiririz ama daha iyi olacağını kestirdiğimizde. sayın yazar 80 lerden ve doksanlardan günümüze gelin artık, yoksa Fuat uğur nerden bildi de ben bilemedim diye yazarsınız 10 kere.

  12. Pazarcıları topluyoruz… Seçimi, siyaseti, partileri, liderleri soruyoruz.
    Pazarcının biri, “Siyasetçiler, seçim zamanı gelirler… Sonra bir daha uğramazlar” diyor.
    Diğeri… “Millet geçimini düşünüyor, siyaseti değil” diye konuşuyor.
    Öteki… “Siyaset karın doyurmuyor” diye söze başlıyor:
    – Laf, laf, laf… Boş lafa karnımız tok… Millet hizmet istiyor… Hizmet edenden Allah bin kere razı olsun.

  13. Görünen nedir?

    Bu 6’lı masadan milli menfaatlerimizi gözeten, koruyan bir dış politika beklemek hayaldir. Bir dediği ötekini tutmayan, birbirlerine bile güven vermeyen bu siyasetçiler, Türkiye’yi belirsizliğe mahkûm ederler.

    Kaldı ki bu 6’lı masadakiler; ABD’nin FETÖ’süne, PKK’sına, onun siyasî kolu HDP’ye angaje durumundadırlar.

    Milli düşünemezler, bağımsız karar alamazlar.

    Sırf HDP’yi küstürmemek adına Suriye’de yapılan ve yapılacak olan operasyonlara karşı çıkanlar, Türkiye’nin dış politikasını Batı eksenine bağlamanın dışında bir şey yapamazlar.

    Bağımsız dış politika yürütmeleri asla mümkün değildir.

    Bugünden itibaren tahıl koridoru anlaşması için ileri geri konuşmaya başlarlar.

  14. Sayın KORU !
    Yazınızın başında “seçmenin tercihini sadece ekonomik göstergeler belirlemez” gibi giriş yapıp başka faktörlere dikkat çekeceğinizi düşündüğüm esnada yazınızı yine ekonomi ile bitirmişsiniz

    • 6’lı masanın erken seçim üfürmesi bitti. Hiç konuşmuyorlar.

      15 Temmuz ihanetinin yıldönümünü de “FETÖ” demeden geçiştirdiler.

      Şimdi “iktidara geliyor olmamızı Erdoğan gördü, yapacağımız işleri önceden yapıp yolumuzu kesmeye çalışıyor” diyorlar…

      Pes, muhalefet gerçekten dağıtmış durumda.

      Daha ortada bir Cumhurbaşkanı adayları yok. Bir de, “açıklarsak yıpratırlar” diye gerekçe uydurmuyorlar mı?

      Aslında çıkmaza girdikleri önemli bir konu var. Halkı ikna edemiyor, güven vermiyorlar.

      Muhalefet ısrarla “bu iktidarın ömrü bitti. Türkiye battı. Ülke iyi yönetilemiyor” algısı yürütüyorlar ve noktayı koyuyorlar; biz iyi yönetiriz…

      Pahalılıktan dolayı iktidara söylenmek var, ama “muhalefet umuttur” diyen yok.

      Neden?

      • Sn, M Sever! Çoook haklısınız.
        Evet Hayır sever işadamı milli DAMAT RIZA ZARAFI TUTUKLAYAN ABDye bir değil iki nota verme selami. ABD, AB, Ortadoğu, Uzakdoğu, ve diğerleri hepsi birden Erdoğana selama duruyorlar.
        Birisi mal varlığını araştırma selami, diğerleri, kredi vermeme selami, eyyy israil sende kimsin selami, PUTININ kapisinda bekleme selami.
        Katil Mb Selmani uçağın merdivenlerinde hoş gedin kucaklama selami.
        Biden ile görüşmede resmi tercüman yerine sülalece TÜRKIYEYI ABD YE VE DÜNYAYA ŞIKAYET ETMIŞ ailenin ABD li torununu BAYDINA NASIL heyyiit dediğini ABD değil TÜRKIYEDE kimseler duymasın diye tercünan olarak kullanma selami.
        Herhalde bu kadar selam yeterli.
        Dünya selama durmuş fakat bunların TERÖRIST diye İnterpol aracılığı ile istediklerine barış ödülleri vermeleri selami. Son 20 senenin ilk 9 yılı herkes Türkiyeye DÜŞMANDI olduklari için ev arsa gibi gerekli şeyleri yatırım yapmak yerine TL değerini yükseltecek hisse senetleri vb vb falan alip satardılar.
        son 11 yılda Selama duranlarin sayısı arttikça paramız geri fitesde geriye doğru ışık hızıyla ilerliyor. Ülkemizde başta insan olmak uzere Herşey ucuzladı. Harıl harıl terörist üretiyoruz Hapis hanelerimizin sayısı gün geçtikçe artmasına rağmen o kadar berektli bir ülke oldukki zeki ve okumuş ları istiflemeye ceza evleri ayy pardon istirahar evleri yapmaya yetişemiyoruz.

Comments are closed.