Kapitalist sistem ve kurumları da siyasi tavır almaya başladı.. Bu bugünün dünyası için iyiye alamet değil…

12
Reklam

Bugünün dünyası bütün kurumlarıyla dünün dünyasından farklılaşıyor.

Epey önce, bir dostum, oradaki öğrenciliği döneminden beri Londra’daki bir banka şubesinde tuttuğu önemsiz bir banka hesabının başına geleni anlatmıştı. Hesabı olduğu banka şubesinden aramış, 40 yılı aşkın süredir var olan ve hiçbir zaman birkaç yüz sterlin üzerine çıkmamış hesabını kapatmasını istemişler.

Kapattırmışlar da…

Aynı günlerde bizim gazetelerden birinde “İngiltere’de bankalar müslüman kişilere ait mevduat hesaplarını kapatıyorlar” diyen bir haber okuduğum için dostumun da öyle bir kampanyaya uğradığını düşünmüştüm. [Bankaların müslüman müşteriler ile vakıflara ait hesapları kapattırdığına dair haberler 2014 yılında İngiliz basınında da çıktı.]

Sonuçta kapitalist sistemin en önemli kurumu olan bankaların siyasetten etkilenmeleri garipti garip olmasına ama 11 Eylül (2001) sonrası Batı daha pek çok garipliklere sahne olmaktaydı. Bu da onlardan biri diye düşünmüştüm.

İşin Batı’da nereye varacağını ve sonunda uygulamanın ülkemize de sirayet edeceğini aklıma getirmediğimi itiraf ederim.

“Kapitalist sistem siyaseti dert eder mi hiç” mantığıyla…

Edermiş.

Reklam

Londra’da bir banka -daha çok özel müşterilere hizmet veren Coutts bankası- İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkması için yapılan ve sandıktan AB üyeliğinin sona erdirilmesi kararının çıktığı Brexit referandumda en kritik rolü oynayan UKIndependence Party’nin (UKIP) başkanı Nigel Farage’ın uzun yıllar önce açılmış hesabını kapatıverdi…

Hem de politika günlerini geride bıraktıktan sonra ‘aşırı sağcı’ yayınlarıyla bilinen bir TV kanalında sunuculuk yapan Farage’ın bir kurumdan yılın medya şahsiyeti ödülü aldığı gün oldu bu.

Farage renkli bir kişilik. Bir ara İran destekli Press-TV’de sıkça görünürdü. Kremlin’e yakın olduğu da biliniyordu. Üstelik ülkesinin AB’den çıkması için en ciddi mücadeleyi veren isimdi.

Bankanın hesap kapattırma tasarrufu hiç kuşkusuz siyasi bir karar. 

Ona yapılan duyulduktan sonra başına böyle bir olay gelenin ilk ve tek örneğinin Farage olmadığı ortaya çıktı.

Jeremy Hunt şimdi Rishi Sunak’ın başında bulunduğu Muhafazakar Parti hükümetinde hazine bakanlığı koltuğunda oturuyor. Ülkenin ekonomisi onun ellerine teslim edilmiş durumda.

Hazine bakanı olmasından yaklaşık bir yıl önce, 7,5 milyon müşterisi olan bir başka banka –Monzo BankJeremy Hunt’ın hesap açtırma başvurusu reddetmiş. 

Gerekçe?

Reklam

‘Politically exposed person’ (PEP, Türkçesi: Fazla siyasi bir kişilik) olduğu için…

İki bilinen isimden sonra herbiri siyasetin değişik platformundan olan başkalarının da bankalar tarafından ya hesapları dondurulmuş ya da yeni hesap açtırmak istediklerinde başvurularının kabul edilmemiş olduğu öğrenildi.

Hunt, konuyla ilgili soruşturma açtırdı ama bir sonuç alınacağını sanmıyorum.

Konu bankalar arasında bir yerlerde kararlaştırılmışa benziyor.

Son örnek bizden.

Kadri Gürsel medyada bilinen bir kişilik. Muhalif. O da dün çocuğunun taksitlerini yatırması için okul tarafından gösterilmiş bankada hesap açtırmak istediğinde başına geleni Twitter üzerinden açıkladı.

Hesap açmasını talep ettiği banka ‘hakkında açılmış bir dava olduğu’ gerekçesiyle başvurusunu reddetmiş.

Dava vaktiyle yazarı olduğu gazeteyle ilgili olarak açılmış bir davaymış ve beraatiyle sonuçlanmış.

O kendisine karşı bu tavrı o bankaya özel bir muamele kabul ediyor.

Mesajını “Memlekette başka banka mı yok?” sorusuyla bitirmesi bu kanaatinin dışa vurumu.

Belki öyledir, belki de değil.

İngiltere’de Nigel Farage “Bankam hesabımı kapattırdı” diye ortaya atıldığında, aralarında Farage’ın kendisinin de bulunduğu pek çok kişi, olanı onun kişiliğiyle ve hesabı kapattıran bankayla sınırlı bir olay olarak algılamıştı. 

Ardından başkaları da çıkana ve hele hazine bakanı Jeremy Hunt’ın da bir başka banka tarafından ‘istenmeyen kişi’ sayıldığı öğrenilene kadar…

Gürsel’in burada başına gelene benzer başka olaylar yoksa, konu tek bir banka ve kişi ile ilgili bir olay sayılabilir.

Bekleyip öğreneceğiz.

Dünün dünyasında bankalar böyle işlere girmez, hele siyaseten taraf tutar görüntüsü vermeyi hiç istemezlerdi. Bugünün dünyasında ise bankalar da tarafgir olmaya zorlanıyor gibi.

[Hitler ve Nazi hareketinin yükselmesi yüzünden yaşadığı Avrupa’da kalamayan Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in dilimize ‘Dünün Dünyası’ adıyla çevrilmiş kitabı, 1930’lar ve 1940’lar dünyasının köreltici etkisi altında kaleme alınmıştır. Bir çoğu dilimize de kazandırılmış onlarca değerli eserin yazarı Zweig, göçtüğü Güney Amerika’dan -Brezilya’dan- izlediği Hitler ve Nazi felaketinden kapıldığı karamsarlıkla eşiyle birlikte hayatını noktalamıştı. 60 yaşındaydı (1942). Dünün-bugünün dünyası denkleminde onun kitabının adından esinlendim.]

ΩΩΩΩ

Reklam

12 YORUMLAR

  1. bankalar bu pozisyon almayı, devletin karşısına aldığı ve hain ilan ettiği tüm kesimlere dair yapıldı. 15T sonrası sorgusuz sualsiz işten atılan binlerce insan bunun örneği. bana kalırsa geçmişte bundan Kürt vatandaşlarımızda nasibini almıştır.
    tabi burda kapitalist dostlarımızın şu endişesi akla gelebilir. ya bu adamın tüm mal varlığına el konulursa!
    olmamış bir şey değil. bu bağlamda bu kareket siyasi midir yoksa duygusal mıdır derseniz bana daha çok duygusal nedenlere bağlı gibi geliyor.

  2. GÜÇ’ün, istediğini yapabilmenin, istediğinin yapılabildiğini görmenin!…
    Ne burdan iki satırda yazıyla annatabilirim nede videodan gösterebilirim☹️.
    İnsanlar yaşayarak görsün!!! dersekte bedeli birhayli ağır olabilirve günahını kimse taşıyamaz!😥
    Birisi piyerlotide denemesini yapmış mesela; kediler üzerinde!
    Yanıcı madde ile kedilerden başlamış!..😡
    Sonrası?? Çocuk kadın yaşlı yani insan!!!
    (Bunu bilmeye okumaya tahsile gerek yok).
    Trlampa bile güç verince!..😂😂🤣😂
    Saddam’ı es geçmeyelim😡
    Koskoca TC’yi batı bir tek CDS ile..
    İmfye gideceksin derler mi ille de??
    (Dememeleri içinvarmı bir sebep gerekçe?)
    Son söz:
    KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR!
    (Ayağınızı uzatın derim yorganınıza göre; her bi bakımdan her bişeyde!!!!🤔🤗)

  3. küresel sermaye – ulus devlet çatışmasının bir tezahürü mü? Çatışma daha mı görünür olmaya başladı?

  4. YAPILANDIRMA DEĞİL, TAHSİLAT SORULUYOR.
    Yüksek miktarda kredi veren batılılar uzun süredir yapılandırma talep ediyorlardı.
    Yapılandırmada vadesi gelmiş borçların bir kısmı alınarak vadenin uzatılması temel prensiptir.
    Borçlu bir miktar sus payı vererek borcunu öteler.
    Bu kreditörlerin son zamandaki talepleri “yapılandırma” değil “tahsilat” prosedürü.
    Tahsilatın nasıl ve özellikle ne kadar sürede yapılabileceğini öğrenen kreditörün, yeniden borç vermek için bin kez düşünmesi gerekir.
    Biz zombi şrketleri yüzdürüyoruz.
    Bunun için vade üstüne vade veriyoruz.
    Ancak batılılar vermiyor.
    Vermelerinin de hiçbir mantığı yok.

  5. Sayın Koru, Bankasya mudilerinin ne halde bilmiyor olamaz? Veya bir çok bankanın KHK’lı olan bir çok insana havale edilen paraları ödemedi. Bankasyayı yönetenler ise üst düzey bürokrat oldu ve bazıları sedat peker videolarının konusu oldu…

    • Ne zaman tükeneceğiz? Bu gidişle son tüketim tarihi miz çok ta uzak bir tarih olmasa gerek!
      Devletin legal yapılarla, doğru düzenli laiklikle veya şeriat düzeni ile yada gomonist veya demokratik cumhuriyet ile yönetebilmek yönetilmeyi istemek yerine,
      Gavs reis şef tek adam kral baba dayı hocafendi muhterem çüppeli sakallı hatta Bay Kamal belkide yarın birgün gelse bidon hatta putin bile yönetsin bizi diyenler çıkar mı? VALLA BİLLA ÇIKAR😡.
      Çünkü eğitim öğretim ahlak inanç gelenek görenek örf adet…
      (anladınız her bişeyi işte. Hadi rahatça koyun başınızı yastığa.)

  6. Biz gerçek dünyaya at gözlüğüyle bakmaya alıştırılmışız. Yabancı dil öğrenirse…!
    Tv medya izlerse!.. yurt dışının alışkanlıklarını bir beğenirse var yaa!…
    Ne olur mesela???????????????!?????
    O birileri şunları yapamaz:
    -üniversite ye girerken genç kızın başörtüsü nü çıkarması için ikna odaları kuramaz!
    (Çünkü TR iran olur😯. Yaa iranda başını açanı vincin tepesinde sallandırıyorlar!)
    -yabancı dil öğrenirse bu bilimum keferenin yazdıklarını okur! Tüm başına gelecekleri önceden öğrenir!😡
    -başka bir ülkeye giden turist, benim lokantamda ne eti olduğunu bilmediği (tavuğun koçı kanadı ayağı derisi harmanlanmış hamurdan olabilir mi olur!)
    yemeği yemekten imtina eder mesela?
    İllede mack trlampın nassı yapılmış bilinmesini istemediği (sır özel) dönmeyen dönerini yanında da rengi meyan kökünden gazlı içeceği tercih eder!! Acaba neden???
    -Helal kesim, helal gıda gibi bir takım şeyler çıkarmışlar lakin,
    Hıfzıssıhha gibi bir müessese kurum neyse (benim bildiğim bir laboratuar) ortada tuik kadar yok! Önemsiz!!!!
    (Kızılay ı afrikaya yardım derneklerini bilmiyorum kimsede annamıyor zaten. Onu hiiç karıştırmayın).
    -biz sadece Uğur dündarın yada banu Avarın videolarını izleyebilirsek ordan hayretle öğrenir aaaaa!… yaaaaa!!!… vay be!… neler oluyormuş dünyada? Öğreniriz anca😡
    -kulıç bey dekont getirdi gözüne soktu milletin ne olduğunu anlayamadık bile.
    -adamın biri rüşvetin belgesi olur mu p.. diye haykırdı kimse bişey annamadı!
    YAA BU İŞLERDE BİR YANLIŞLIK BİR TERSLİK YOK MU SİZCE DE?

  7. Ne yalan söyleyeyim ,bu konu bana pek cazip gelmedi , bu nedenle onu geçiyorum.
    Ancak bizim bayan voleybol tk.nin dünya devlerini devirerek şampiyon olmasından dolayı, hem büyük bir sevinç ve memnuniyet duydum , hem de üzerinde düşünülmesi gereken olağanüstü bir başarı olarak dikkatimi çekti!
    Bayan voleybol tk.nin aslında güçlü olduğunu , hiç de yabana atılacak bir tk. olmadığını biliyoruz , ancak bu başarıda başka ne gibi etkenler olduğunu doğrusu merak ettim .Merak ettim ama yazılarda böyle bir açıklama da bulamadım.
    Bu vesileyle ben de bir vatandaş olarak candan tebrik eder selam ve sevgilerimi sunarım, sağolsunlar , varolsunlar!

    • Türkiye düşmanlığı ile bilinen Der Spiegel’de yayınlanan bir makalede “Eğer Türkiye’ e katılırsa Avrupa Birliği küresel güç olur” cümleleri vardı. Türkiye Londra tefecilerinin kapısında beklemiyor.
      Tüm dünyaya “Birlikte kazanalım” diyor. Bizi yanına alan, bizimle çalışan kazanacak. Dış politikada son yıllardaki başarı, artı olarak bize dönüyor Katlanarak büyüyecek İnşallah.

    • Öncelikle tebrik edelim. A Milli Kadın Voleybol Takımımız Milletler Ligi’nde şampiyon oldu. Başarılarının devamını diliyoruz.
      Gelelim o karikatüre.
      Ay yıldızlı formayı giymiş voleybolcu kızımız, yan yana dizilmiş çarşaflı kadınların üzerinden sıçrayıp smaç’ı yapıştırıyor.
      Kime?.. Sakallı cübbeli sarıklı ve de özellikle çirkin çizilmiş bir adamın üstüne…
      Smaç’la dövülen amca korku ve panik halinde.
      Bu iğrenç sefil karikatürü alıntılayıp şöyle demiş CHP’li prof;
      “Kadın isterse yapar ve bu ülkenin Cumhuriyet kadını bu ülkenin başını her daim dik tutar! Yobaza inat!..”
      Paylaşımda, ‘ayrımcılık’, ‘faşizm’, ‘İslam düşmanlığı’, ‘kin ve nefret..,’ ve dahi var her türlü melanet…
      Kadın voleybol takımımızın dünya şampiyonu olmasıyla cumhuriyetin temel değerleri arasında ne gibi bir irtibat olabilir?!..
      Olamaz tabii ama kinlerini tutamıyorlar işte, bir şekilde kusuyorlar.
      Başörtülü bir kadın sporcu dünya şampiyonu olunca (-ki var..) o zaman n’oluyor?..
      4 kez Avrupa, 1 kez dünya Şampiyonu olan başörtülü Kübra Dağlı var mesela.
      Başörtülü bir sporcu olduğu için şampiyonlukların hiçbir kıymeti yok, değil mi?!..
      Öyle ya, yapacaksan laik laik spor yapacaksın!.. Bi’de yobaza karşı yapacaksın!..
      Ama Mustafa Kemal, “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” diyor. “Şortlusunu?!” demiyor…

      Fuzulî’ye ait olduğu söylenir; (Belki de değildir!)
      Mey biter saki kalır.
      Her renk solar haki kalır.
      İlim cehaleti alsa da,
      Serde varsa, eşeklik baki kalır.

  8. BU DA NASS EKONOMİSİ DEĞİL Mİ?
    Ekonomik kararların iktisat biliminin gereklerine göre değil dini inançlara göre alınmasına
    “Nass ekonomisi” diyoruz.
    İdeolojik saplantılar da pekâlâ bu tanıla vasıflandırılabilir.
    Zira neyin inanç neyin saplantı olduğuna dair elimizde objektif bir kriter yok.
    Sadece dini referans kabul ettiğini beyan eden tamamen subjetif bir ifade var.
    İktisat biliminin en oertodoks kuralı şudur:
    “–Paranın dini-imanı olmaz”
    Paranın dini-imanı olmadığına göre “ideolojisi de ” olmaması gerekmez mi?
    Sayın KORU’nun naklettiğine göre ekonomik kararlar ideolojik kriterlere göre alınıyor.
    Onlar da “heterodoks” ekonomi, yani Nass modeline geçmişler hamdolsun!
    Rasyonelliğin edebiyatını yaparak irrasyonelliğin dibine vurduk.
    Ancak sonunda bizim gibi davranmalarını da başardık.

Yoruma kapalı.