Katar ve Arap yatırımları konusunda ilk elden tanığı olduğum birkaç anım var…

57
Doha.. Katar..
Reklam

Bir yakınımla sohbet ederken onun da sonunda Digitürk üyeliğini iptal ettiğini öğrendim. Yeni dönem için bir emeklinin ödemek istemeyeceği yükseklikte bir rakam istemişler; o da “Hadi bana müsaade” deyip ilişkisini koparmış…

Aynı durum benim de başıma gelmişti. Üyeliğimin devamı için ödediğim yüksek meblağı yarı yarıya artırma niyetini kolayca telaffuz eden yetkilisine “Herhalde en uzun süreli üyelik ilişkisi olanlardan biriyim, ama ben bundan sonra yokum” demiştim.

Katarlılara satılıp adını ‘Bein’ olarak değiştirdiğinden beri Digitürk kötü yönetiliyor. Ayrılan ayrılana. Bein’in yöneticileri de, gelirleri azaldığı için, Süperlig takımlarına taahhüt ettikleri meblağı ödemekten kaçınıyorlar.

İlk anım

Birkaç yıl önce, henüz orada en üst düzeyde konum değişikliği yaşanmamış, devletin başında  şimdiki Emir’in babası bulunuyorken, Katar’dan bir davet almıştım. Ülkede kurulacak bir basın merkezinin danışma kurulu üyeliğini üstlenmemi ve yapılacak ilk toplantıya da katılmamı istiyorlardı.

Kurulacak merkez, İslam dünyasının bütününde fikir özgürlüğü ihlallerini yakından izleyecek ve nerede yanlışlık yapılıyorsa onu sergilemek yanında düzeltilmesi için de devreye girecekti.

Daveti kabul ettim.

Merkezde yönetim ve danışma kurulları parlak isimlerden oluşuyordu. Başkan bir batı ülkesinde uzun yıllar başbakanlık yapmış ünlü bir hukukçuydu. Arap dünyasından eski bakanlar, medya grup başkanları, itibarlı yazarlar da görev kabul etmişlerdi. İstanbul’dan Doha’ya Katar’ın milli hava yollarıyla seyahat ederken yanımdaki koltukta New York Times’ın bölge temsilcisi oturmaktaydı. O da Katar’daki merkezde danışmanlık teklifini kabul etmişti.

Reklam

Katar basın merkezi hayatımda ilişkili olduğum en kısa ömürlü girişim oldu.

Yeni merkezi duyurmak üzere son gün düzenlenen basın toplantısına yönetim ve danışma kurullarında görev alanlar olarak katıldık. Merkezin İslam dünyası medyası için ne büyük bir kazanım olacağı ülkenin gazetecileri önünde değişik ağızlardan ifade edildi.

Soru için kalkan ilk parmak hepimizi şaşırtacaktı. Katarlı bir muhabir, “İyi, ama bu ülkede basın özgür mü?” sorusu eşliğinde bildiği birkaç ihlali sıralayıverdi.

Merkez o gün orada aldığı yaradan sonra bir daha kendine gelemedi.

Toplantının ilk akşamı, merkezi himayesine almış olan Katar Emiri’nin eşi Şeyha Mozah aralarında benim de bulunduğum üyelerden birkaçını yemeğe davet etti. Yemekte Emir, Emir’in eşi ve iyi yetiştiği her halinden belli kızları vardı. Türkiye’den geldiğim için benimle yakından ilgilendiler, her biriyle özel sohbetler ettik. 

Katar’da o toplantı vesilesiyle sadece 72 saat kaldım. Havaalanından başkentin hayli uzağındaki bir tatil köyüne götürüldük; toplantı bitince yeniden havalanına getirildik ve oradan ülkelerimize uğurlandık. Toplantının yapıldığı tatil köyü ile havaalanı dışında Katar’da hiçbir yer görmedim.

Üç gün boyunca, özellikle de ilk gece Emir, eşi ve kızıyla yemek ziyafetinde buluştuktan sonra, zihnim hep “Buraya kadar gelme ve toplantıya katılma zahmetleriniz için diyerek yüklü bir hediye vermeye kalkarlarsa bunu nazikçe nasıl red ederim?” sorusuna cevap aradı.

Neyse ki, bana öyle bir teklifte bulunan olmadı. Toplantıda not almamız için masalara konulan defterden başka o geziden herhangi bir hatıram yoktur.

Reklam

Yazının burasına geldiğinizde herhalde fark etmişsinizdir: Sanıldığı gibi paralarını sokağa atacak kadar bonkör insanlar değil Katarlılar…

Türkiye ile parasal ilişkilerinde de farklı davrandıklarını düşünmüyorum. Bir tüccar parası söz konusu olduğunda nasıl davranırsa, Türkiye’deki yatırımları konusunda Katarlıların da öyle davrandıklarını sanıyorum.

En son, biliyorsunuz, Varlık Fonu içerisinde bulunan Borsa İstanbul’un yüzde 10 hissesi Katarlılara satıldı.

Hayırlı olsun. Ancak Digitürk’ün başına geleni görünce bu alış-verişin verimli olacağından emin değilim. Birindeki kötü yönetim ötekinde de kendini gösterebilir.

Biliyorum, hemen herkes ülkemizin değerli varlıklarının Katarlılara satılmasını eleştiriyor. Alış-veriş şeffaf olmalı. Hepimiz ne olup bittiğini, hangi varlığın ne kadar değere el değiştirdiğini bilmeliyiz. Böyle yapılan satışlara, Katarlılar aldı diye, itiraz eden çıkacağını sanmam.

Varlık Fonu Borsa İstanbul satışıyla ilgili bilgileri kamuoyuyla paylaşmalı.

İkinci anım

Kimi “Oh iyi, ne de olsa İslam kardeşimize satıldı” diye seviniyor, eleştirenler de muhtemelen o sevinci görüp yanlış bir iş yapıldığını düşünüyor.

Her iki düşünce sahiplerine anlatacağım bir hatıram var.

Milli Gazete yayın yönetmenliğim kısa sürdü (1985), boş kalınca bir süre Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) çalıştım. Müsteşar Yusuf Özal bir gün Körfez ülkelerinden gelecek, ülkelerinin yönetimiyle akraba bir misafir grupla benim ilgilenmemi istedi. Makam aracıyla şoförünü de emrime verdi. 

Gelen heyetin Ankara’da kaldığı üç gün boyunca sabahtan akşama kadar onların yanından ayrılmadım. İstedikleri randevuları ayarladım. Görüşmelerinde bulundum. Odalarına çekilene kadar otellerinden ayrılmadım. [Daha sonra heyeti İstanbul’a da götürdüm.]

Heyetin ziyaret amacı Türkiye’ye yatırım yapmaktı. Özellikle de o günlerde İstanbul’da sayıları pek az beş yıldızlı otel sahibi olma niyetleri vardı. 

Ankara’da ziyaretine geleneksel Arap kıyafetiyle gittikleri Hazine müsteşarına niyetlerini açtıklarında, daha sonra ANAP’tan milletvekili ve bakan da olan müsteşar, sevincini gizlemedi. 

Şu sözlerle: “Buraya gelen batılı yatırımcılar da otel konusuyla ilgileniyorlar, ama onlar otelin kumarhanesinde, barlarında ne kadar para kazanacaklarını hesap ederek geliyorlar. Biz tabii siz kardeşlerimizi tercih ederiz.” [O yıllarda Türkiye’de kumarhaneler henüz yasaklanmamıştı.]

Oysa heyet başka ülkelerdeki otel yatırımlarının sorumlusu olan yöneticilerini Tunus’tan çağırmış, bir gece önce, yatırım planlarını, onunla, tam da müsteşarın batılı yatırımcıları gözden düşürmek için ifade ettiği ‘kumarhane ve barlardan gelecek kârı’ da hesap ederek yapmışlardı.

Para söz konusu olduğunda yaklaşım pek değişmiyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

57 YORUMLAR

  1. Katar ile yapılan ticari anlaşmalar şüphelidir, zira parasal değerler devlet sırrı maskesi altında saklanıyor.

    Örneğin Borsa İstanbul’un %10’luk payına daha önce de Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) sahipti ama o zaman eleştirmemiştiniz diyor Erdoğan. Fakat EPRD’nin ve daha önceki başka ortak kurumların ödediği miktar açıklanmıştı ve normali de budur zaten. Sıra Katar’a gelince neden ödenen paralar açıklanmıyor. Bunun devlet sırrıyla ne alakası var? Başka birşeyler döndüğü apaçık.

    Erdoğan daha önce mega projeler için de ‘devletin cebinden beş kuruş çıkmıyor’ demişti. Fakat daha sonra geçenlerin ödedikleri dışında devletin bu projelere milyarlarca lira ödediği ve daha yıllarca ödeyeceği ortaya çıktı. Dolayısıyla bedelleri açıklanmayan Katar anlaşmaları şaibelidir ve takipçisi olmaya devam edeceğiz.

    • Gelen tepkiler üzerine Borsa İstanbul’un %10 hissesinin Katar’a kaça satıldığı açıklanmış. Ama bunun baştan açıklanması gerekmez miydi? Diğer anlaşmaların da bedellerinin ve içeriklerinin şeffaf bir şekilde açıklanması gerekir. Şaibeli durum devam ediyor, neleri saklamaya çalışıyorlar? Bir anlaşmanın bedeli ve içeriği saklanmaya çalışılıyorsa demek ki söylemeye çekindikleri bir şey var demektir.

  2. Üzgünüm, seksen milyon içinde üç ayrı iş için bilgili, tecrübeli, liyakat kelimesini dolduran üç kişi bulunamamış olması nedeniyle.
    Sevinçliyim, bilim kurulu vb (arınçın istifa ettiği yerde aynı kategoride sanırım) yerlerde deneme yanılma yöntemi yerine;
    Yassah gardeşim yerine, bu aymazlar insanların hayatını bırak kendini bile düşünmüyorsa, gece buraları kapatılmalı dır. Üretimine geçti.
    Birgün belki görürüz:
    Yaşam yerleri yakınında (konutların, okul vb resmi binaların) yakınında altında üstünde (adam çatıya çıkmış) tütün mamulleri tüketimi de yasaklanması,
    Yolu iptal ettim buradan dere geçmesine karar verdim diyebilmek absürt durumları nın olmaması,
    Daha dün aynı apt. da oturan yan komsumun, muktedir ler sınıfı na geçmiş te aklı birden açılmış moduna geçmesi..
    Durumları da dengesini bulur, doğrusu neyse o olur.

  3. Türkiye, Katar sermaye girişinden yararlandığı gibi anti-Katar ülkeleriyle arasının açılması nedeniyle de kaybediyor. Terazide hangisi ağır basar bunu ekonomi uzmanları hesaplasın.

    Tabi bir de meselenin politik boyutları var, onu da dış politika uzmanları değerlendirsin.

    İhracat çok arttı ama ithalat daha da fazla arttı ve baş edilemeyecek bir cari açık oluştu. Bir olayın getirisi ve götürüsü ile birlikte muhasebesi yapılmalı. Sadece gelirleri artırdık diye övünülemez, giderler ne durumda?

  4. Kötü niyetli önyargılı değilseniz hikayenin gerçeği.. BIST hisselerinin % 10 luk kısmı geçen yıla kadar NASDAQ yani Amerikanın Teknolojik borsası diyebileceğimiz başka bir borsayı işleten şirkete aitmiş. Ondan varlık fonu 145 milyon dolara aldığı hisseyi 200 milyon dolara katarlılara satmış. Yani varlık fonu totalde 55 milyon dolar yüzdesel olarak da yaklaşık %30 kâr elde etmiş bir yıl içinde. İnanırsınız inanmazsınız gerçek bu.

    Gerçi sizin buna inanmanızı yahut varlık fonunun sayfalarını araştırmanızı beklemiyorum. Twitterdeki haberleri hele de Tayyibi yeriyorsa koşulsuz kabul ettiğinizi bildiğimden…. Ancak burdaki yorumcuların bir ikisi hariç her kim ki yahut herhangi bir devlet Tayyip Erdoğanla iyi ilişki kurmuşsa bir haset bir nefret seziyorum diyemeyeceğim çünkü direkt ifşa ediyorsunuz. Örnek Macron burda çok seviliyor. Keza paşinyana açıkca bişey diyemezsiniz ama sanırım bi kaç güne sarkisyan ve ermenistanın mağduriyetleri bahsedilebilir. Yine Biden burda çok polüper çünkü bizi ilgilendiren tek olayı Tayyibi sevmiyor oluşu. Suudilere ses çıkaramıyor birileri çünkü bundam utanabiliyor henüz. Yolsa içten içe eminim sevdiklerine. Suudiler derken MBS yi kasedediyorum. Oysa Tayyip yıllar evvel Kralı uçak merdivenlerinde karşıladığında yerin dibine sokuyordu bazıları. Şimdiyse onları İsraille iyi ikişkiler kurmaya yönelmek zorunda bıraktığını söyleyecek kadar ….. hale düştü. Hasılı kelam sizin gözünüzde “üzülerek söylüyorum sayın Koru da dahil” muteber olabilmenin yolu Tayyibe kati karşı olmaktan geçiyor. Burda muteber olabilmek de sanırım “öğretmen kimdir”sorusunu doğru(!) cevaplamaktan geçiyor olmalı.

  5. Sayın K.E bey! Bey diye hitap ediyorum çünkü yazınızdan anlaşıldığı için.aşağia Ali Babacanın Varlik fonu ile ilgili konuşmasını aktatdım.
    Buda Borsa Istanbolun katara kaça satıldığını yaziyor. Yani buda varlik fonu oliyor yazdıklarınız doğru.
    Yazının bundan sonrakı kısmı kopi bana ait değil.
    ××××××÷
    Katar’dan Borsa İstanbul için yapılan ödemenin miktarı belli oldu
    Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının Katar Yatırım Otoritesi’ne (QIA) devri için yapılan yatırım miktarının belli olduğu ifade edildi.

    Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA) arasında, Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının QIA’ya devrini içeren işlem tamamlandı. 26 Kasım 2020 tarihinde TVF ve QIA arasında imzalanan mutabakat anlaşması kapsamındaki işlem, QIA’nın 200 milyon dolarlık yatırımıyla sonuçlandı.

    Söz konusu işlem bedeli, Borsa İstanbul’un 2 milyar dolarlık toplam sermaye değeri üzerinden belirlendi. Türkiye Varlık Fonu CEO’su Zafer Sönmez konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

    “Borsa İstanbul’daki yüzde 10’luk pay devri, iki ülkenin varlık fonları arasında uzun süreli olmasını hedeflediğimiz iş birliğinin başlangıcıdır. Bu yatırımın, Borsa İstanbul’un orta vadede planladığımız halka arzı öncesinde değer oluşturulmasına ve kurumsal yönetim ilkelerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Küresel olarak ekonomik zorlukların yaşandığı Kovid döneminde ülkemize yabancı sermaye çekme açısından da bu yatırımın ayrı bir önemi bulunmaktadır. Borsa İstanbul, 2022’de faaliyete başlaması planlanan İstanbul Finans Merkezi’nin önemli aktörlerinden biri olacak; bu açıdan QIA, yaptığı yatırımla hem Borsa İstanbul’a hem de Türkiye’nin vizyonuna duyduğu güveni kanıtlamaktadır.”

    “Pay devrinin tamamlanmasının ardından TVF, sahip olduğu yüzde 80,6’lık payla Borsa İstanbul’un en büyük pay sahibi pozisyonunu koruyacak. QIA yüzde 10’luk pay ile Borsa İstanbul’un yatırımcısı olurken, önde gelen ulusal sermaye piyasaları aktörlerinden oluşan diğer hissedarlar payların kalan kısmını tutmaya devam edecek.”
    ××××××

  6. Ebubekir Şahin.
    Hem RTÜK başkanı hem BİK yöneticisi hem de Halkbank yönetim kurulu üyesi.
    Bu üç görev aynı anda yapılabilir mi. Üç tane yüksek maaş aynı kişiye verilir mi?

    Böyle örnekler çok ve hepsini not ediyoruz. Uykunuz kaçsın…

  7. Yukarıda hamza beyin yazdığı ve twıter da dolaşan haber İlgili firmaya 19.000 tl lik bir ödeme yapılması gerekirken fazladan 17.000.000-19.000 = 16.981.000 tl fazla ödenmiş yani devletin bu kadar parası fazladan ödenmiş algısı yaratılmıştır. İlgili firma babamın oğlu
    değildir.İşin doğrusu Firma bir iş kalemine diğer ihaleye giren firmalardan 13 kat fazla teklif vermesinden kaynaklanmıştır. Yaklaşık maliyette hatalı verilen miktar artınca bu usülsüzlük ortaya çıkmıştır.
    Oysa ihale mantığında bu gayet normal bir olay olup 20 sene önce de vardı şimdi de var yarında olacaktır. İşin doğrusu bizim girdiğimiz ihalelerde keşif miktarı artan kalemler eğer belli bir değeri aşarsa yeni birim fiat analizi yapılır . Bu oranda genel de % 20 dir.
    Sonuç olarak ihale kanunun açığından kaynaklanan bu olay da baş suçlu ihale nin içinde olan müdür , teknisyen vs. vs Firma açığı yakalayıp para kazanmış bu onun ahlaksızlığını gösterir ama suçlu olduğunu göstermez. Kimbilir o ihalenin içindekiler ne kadar rüşvet almıştır. Bunu da ispatlayamazsın yapılacak tek şey acilen tüm ihale kanunu elden geçirip böyle aptallıklara bir daha düşmemek ve ilgili firmayı da art niyetten belli bir süre devlet ihalelerinden el çektirmektir.namuslu savcılar hakimler nerde ?

    • Osmangazi köprüsünün bedeli 1 Milyar dolar.
      Yıllık geçiş garantisi 511 milyon dolar.
      Ayrıca garanti her yıl ABDdeki enflasyon oranında artacak.
      Bu şekilde 2035 kadar devam edecek.
      Neden 2071 yapmamışlar merak ediyorum
      Demek ki 2071e kadar kalacaklarına kendlieri de inanmıyor.

      • 2035 ten sonra şekil değiştirip belki şöyle olabilir:
        Geçişler herkese bedava, her geçen sayısının iki katı hesaplarına yatırılması..

  8. CB Erdoğan korona pandemisi için artırılan önlemleri uzun uzun açıkladı.

    Sonra AKP Genel Başkanı hüviyetine bürünüp konuşmasının ikinci bölümüne geçti. CHP’ye verdi veriştirdi, onun peşine takılanlar diye tüm muhalefeti de kattı.

    Fakat konuşmasının en sonunda tekrar CB kimliğine bürünüp tüm sorunlarımızı çözmek için hep birlikte olmamız gerektiğini söyledi!

    Türkiye çift kişilikli birisi tarafından yönetiliyor.

    (Çift Kişilik Hastalığı : Bilincin yeni oluştuğu çocukluk dönemlerinde yaşanan bir travma nedeniyle oluşan çift kişilik bozukluğu kişinin birden fazla kimliğe sahip olması durumudur.)

  9. Fatih ismili yirumcu arkadaş!
    Siz bu yazdıklarınıza inaniyormusunuz?

    Yoksa bunlaride aylar önce Rahmetli Kasım Gülek ve onun arkadaşlarına iftıra dolu uzunca bir yorum adi altında havuz yazarların’ın yazilarını buraya aktardığınıza benzer bir yazımı?

    Katara niyemi öfkeliler? Hırsız ve sahtekar olduklari için.
    Onların ne olduğunu sayın yazarımız
    Net bir şekilde açıklamış.
    Bir gazeticinin 78 saatini çalan bir devlet devlet değıl 1# dolandırıcıdır..
    Bunlarmi Türkiyeye yatırım yapacak. O uçan Sarayi hediye değıl miliyolarca dolar ödenerek alınmış bir uçak.
    Madem adamlar satın aliyorlar neden kaça satıldığı milleten ve muhalefetten gizleniyor.
    Erdoğan, TC deki aksak olsada basini bitirdi ve yazarları hapise içeri tıkarak seslerini kesip ülkeyi Diktatörler ve soyguncular ulkesi yaptı.

    El hayayi vel iman.

    • O zaman ki mevzu Kasım Gülek degildi, hanimefendi. Hocanizdi. Yoksa Kasım Gülek umrunuzda mı. Hocanı açık yüreklilikle savunsana.
      Şimdi de bütün Katar lılar hırsız ve sahtekar oldu. Fehmi bey öyle dedi çünkü.
      Sizin imanınız ve hayaniz onlara attığıniz iftaraya yeter umarim. Hepsinden helallik dilemek lazım.

      • Ben, o zamanki siz rahmetli Kasım Gülekı’in Mûlsûman olmadığına dair yalan ve iftira saçmalığínızdan dolayı size şu cevabi yazmímíştım. ” Malcolam X hayat hikayesini yazdığí kitabínda Rahmetli Kasím Gülek ile Hacda tanıştığıní anlatiyor. Bundan dolayí onun Müsluman olduğunu
        sadece Túrkiye değil bútún dúnya biliyor, siz kalmiş burada rahmetli olmuş birisine iftira atiyorsunuz”diye yazmíştím.. O zaman bazí yirumcularda sizin iftira ve yalanlarıníza benden daha güzel cevap yazmıştílar.
        Sizin işiniz gúcünúz mafya babalaríní savunmak ve millete iftira atip hakaret etmek.
        Sizi muhatap almam fakat Devleti MAFYALAR yardímí ile değil kapi gibi Diplomalari tahsil, kúltúrú, ve devlet adamlíğí sifat ile hizmet etmiş, Allahın Rahmetine kavúşmúşlarín arkasından laf edenleri hic unutmam.
        Sizde onlardan birisiniz.

    • El haya vel iman ha… herşeyi doğru dürüst mü anlatıyorsun nurdan hanım. İyi niyetli falan değilsin. Niye demiyorsun koronadan önce 300bin civarında olan evsiz sayısının bu günlerde bir milyon altıyüzbin (1.600.000) civarında olduğunu. Bizimkiler yazsa bunu yandaştır dersin kesin ama Kanadalı yerli bir kuruluşun bülteninde yer alan bir bilgi. CAEH (Canadian Alliance to End Homelessness) olan Kanada Evsizliği Sona Erdirme İttifakı isimli kuruluş… Merak ederseniz siz ordan bakın eksik ziyade bize teyid edersiniz. Öyle unutulmuş Türkçe ile saygın hanımefendi pozlarıyla olmuyor öyle.
      Yaşadığınız ülkeye bakın yok o sahtekar yok bu hırsız soyguncu bilmem ne.. Asıl gücüne taptığınız ABD haydut soyguncu. Yaşadığınız belki de kendinizi ait hissettiğiniz ülkenin yönetimi eşkiya. Azerbaycana yardım ettik diye bize ambargo koyan o hükümeti eleştir bakalım niye ağzını açmadın. Adaletmiş. Tek derdiniz var evet bir gün istediğiniz olacak. Sadece sizin istediğiniz zaman değil kaderin tecelli ettiği gün olacak. O zaman sizler de Rıza Tevfik gibi ağlaşacaksınız. Belki siz de pişmanlık beyan edersiniz. Tabiki timsah gözyaşlarınız olacak onlar da.

  10. – troller, müsveddeler!
    – bu pisliği de yalayıp temizleyin. kişisel çıkarınız için ne kadar alçalabilirsiniz testi!
    – Sayıştay, Cengiz İnşaat tarafından yapılan Ovit Tüneli’nin inşaatı sırasında 19,5 bin liralık bir iş için 17 milyon lira ödendiğini tespit etti. Raporu okuduğunu aktaran CHP’li Bülent Kuşoğlu “Bu nasıl vicdan. Uykularım kaçtı” diyerek isyan etti.

    • Kötü söz sahibine aittir Anlaşılan birine destek vermeyi trollük veya müsveddelik olarak görüyorsan . Ben de şunu söylerim hangi geri zekalı 19 bin tl lik işe 17 milyon ödeniyormuş
      işin detayını açıklayın önce o hakedişi imzalayanın suratına tükürelim yok eğer twiter da gezen bu haber çakma ise gördüm deyip açıklayamayanın suratına ne diyeyim. Öyle her yazıya inanacak salaklar çoktur bu memlekette ne diyeyim. Önce aklınızla yorumlayın sonra bu çakma haberlere inanın . Çok ağır bir ifade vardır adam ağzıyla değil bilmem neresiyle güler bu yazıya .Biraz saksıyı kullanın lütfen

      • ahmet!
        – biraz beynini kullanarak yazmaya çalışan nasıl olur. ortamalı cümleleri kopyalayıp buraya yapıştırınca, insanda umut bırakmıyorsun.
        – “kötü söz sahibine aittir” cümlesinden, “sözü kim söylemişse, onun söylediği sözdür” anlamında kullanıyorsan haklısın.
        – “insan müsveddeleri” şeklinde sizi övmem de bana ait.
        – yok eğer, kendi aklınca, “söyleyen kişi söylediği şeyin kendisidir” anlamında ortamalı lafı kullandı isen, salakça bir laf olduğunu söyleyebilirim.
        – çünkü senin mantığınla, köpeklere köpek diyemeyiz, insan dememiz lazım.
        – onun için, bırak ortamalı lafları da beynini kullanmaya çalış.
        – eğer yeterince çalışırken (düşük bir ihtimal ama) belki bir gün becerebilirsin de…
        – dünya mucizeler dünyası.

      • Sayıştay raporunda “Yaklaşık maliyette bedeli 19.568,00 TL olarak belirlenen iş kalemi için yaklaşık 17.000.000,00 TL ödeme yapılmıştır” deniyor. Belli ki o iş kalemi proje sırasında büyütülmüş! Tipik bir ihale yolsuzluğu numarası. Sayıştay raporunda başka yolsuzluk talepleri de var. Tabi ki bu haksız kazançların hepsi müteahhitin cebine girmiyor. Ayrıca müteahhit komisyonu açıktan ödediği için oluşan vergi de ondan çıkar, bu nedenle rakam iyice abartılır.

  11. bu troller ne kadar karaktersiz, iğrenç mahluklar….
    – insan müsveddesi bile bunlar için övgü olur. ülke soyuluyor, bunlar “batılılar alsaydı kazancının yarısını bırakacak mı?” şeklinde soruyorlar.
    – en azından iki ayağınızın üzerinde durmanızdan utanın. gören sizi insan zanneder.

    • Hamza bey bakıyorum meselenin tüm necasetine rağmen kadın trol insanı ya da troliçeler diye de bir ifade kullanmaktan çekinmişsiniz sanki, doğru muyum? Çifte standardı nerde görsem tanırım…

  12. Yorumcu Arkadaşlar!!! Reise “HAKSIZLIK” ediyorsunuz..
    Adamcağız yapılan iyliğin altında Kalmiyor; Katarlılar’ın ona hediye ettiği Uçan sarayı görmezden gelmeyelim lütfen.

    Ne yani reis yapilan iyliliklerin altındamı kalsın? Tabiiki kalmaz, bir yüzūk sermayesi olan REIS Katara mecburen Devletin kasasından hediye verecek;
    Eeey kasada tıkır tıkır bob boş musadenizle ona açık ve gizli verilmiş yani “PARDON” hediye edilmiş ( buna sakın “RÜŞVET” demeyin;): Hediyelerin karşılığı devlete ait ne varsa onlardan hisseler vererk teşekūr ediyor.. bunda o kadar abartılacak ne var?

    Katarlılar En azından MÌLLÍ damat gibi can korkusundan ABD sığınarak nan körlük yapmazlar.

    Hatırlarsanız reis ustalık dönemin’ de TC vatandaşlarına ait iş yerlerine, TV lere ve basin yayınlara gibi ne varsa hepsine el koydu ve onları hapishanelerde istifledi. Millet bu kahramanlıkların’ın karşılığını 50% çok daha üsünde destek ile (REISE) “UZMAN” ustalık DIPLOMADI verdi.
    Hakikatten bizim reis Dünyadkı bütün uzman ustalara kök söktüre’bilecek kurnaz bir uzman.

    Uztalık donemi: Yatırımlari’ni bilmek isteyen Türkiye dışında yaşayan vatandaşlar! Arjantinde interpol aracılığı ile yakalattırdığı ve 4 kişilik Reisin tc görevlileri iade için uğraştıkları tutuklu çakıcı benzeri şu an ismini ve soy adını unutum galiba ismi Serdar olack.

    Onun Dünyaya servis ettiğı ses kayırları ve dönen dolapları internet üzerinden yayın yapan bir tv kanalına 3 ay önce telefola bağlanarak itiraflarını dinliye bilirsiniz. Ben o kanala internete tesedüfen rastladım.
    O kanal Gülen camaatıne ait olduğunu zannetmiyorum çünkü fetocu kelimesini kullaniyorlar.
    Gülen cemaatine ait kanallar o kelimeyi kullanmazlar.

    Ben uzman ustamız ile gurur duyuyorum.
    Onu trump’a ôğretikleri ile ne ABD hakimleri nede kendi partisindekiler baş edemiyorlar.
    ABD yi tam ortadan bölü ve Trump taraftarları bizdeki reiscilerin tıpkısının aynisi.

    Ha bunu ben söylemiyorum ABD yetkilileri sōyliyor.
    Zaten Ahmet Nesin’de 2003 te firansaya iltica ederken fıransız makamlarīna “türkiye ve dünyanın başına öğle bir bela geldiki onu için iltica ediyorum” demiş.”

  13. Katar, BAE, Bahreyn, Kuveyt gibi emirlikler İngiltere tarafından petrol kuyuları üzerine kurulmuş yarı-devletlerdir. Hatta Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Suriye de böyledir. Kuzey Afrika ülkeleri Libya, Tunus, Cezayir ve Fas ise İngiltere dışında Fransa ve İtalya’nın da emperyal etkileri nedeniyle daha sonra şekillenmişlerdir. Arap ülkeleri içinde Mısır belirgin bir ağırlığa ve kısmen bağımsız politikalar uygulayabilme imkanına sahiptir.

    Yakın geçmişte Irak, Suriye ve Libya Sovyetler Birliği şemsiyesi altında Batı karşıtı politikalar izlemişlerdir. Doğal olarak SSCB yıkılınca da açıkta kalmışlar ve şimdi bölünme sürecindedirler.

    Kuveyt 1961’de ; Katar, BAE, Bahreyn ve yarı-koloni Umman 1971’de İngiltere’den ayrılmış ve tam bağımsız! olarak BM üyesi olmuşlardır. Bu küçük ülkeler ABD ve İngiltere’den bağımsız olarak stratejik kararlar alamazlar. Türkiye’nin Katar ile olağan dışı bir yakınlaşma kurmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekir. ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük askeri üssünün Katar’da olduğunu ve Katar eğitim sisteminin uzun yıllardır RAND Corp. tarafından şekillendirildiğini de hatırlatalım.

    Verilen bu bilgilerden Türkiye’nin Katar’dan uzak durması gerektiği sonucu çıkmaz. Türkiye Katar dâhil her ülkeyle menfaatine göre işbirlikleri yapabilir. Fakat zenginleri ultra jet sosyete gibi yaşayan ve ipleri ABD ve İngiltere’nin elinde olan Katar ile islami bir işbirliği yaptığımızı sananlar ya saf yada dinci-ideolojik körlük içindedirler.

    İslam dünyasını bölme ve birbirine düşürme politikası iki yoldan yapılıyor. Birincisi Sünni-Şii mezhep kavgası kullanılarak İran üzerinden yapılıyor ve bu kalıcı bir yöntem. İkincisi ise duruma göre değişiyor, örneğin Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütlenmelerini destekleyen Katar-Türkiye ve İhvan karşıtı diğerleri şeklinde ikinci bir kırılma noktası yaratılmıştır.

    Benim görebildiğim bu oyunda Türkiye, Katar desteğinden kazandığından çok daha fazlasını kaybetmiştir. Katar ise kendisine ‘tavsiye edileni’ yapıyor, zaten bedava para da vermiyor karşılığını fazlasıyla alıyor.

  14. Doktora bakarmısınız.
    Ben şahsen bana düşecek en etkin aşı için bile sağlık çalışanları ve vatandaşla yakın temas halindeki kamu görevlilerine öncelik verilmesini düşünüyorum.
    Bir doktor çıkmış “Çin aşısını kabul etmeyip hasta olanların sosyal güvenlikten yararlanması gerektiğini” fütursuzca söyleyebiliyor.
    Kendisinin de Çin aşısı olacağını söyleyemeden.

  15. Şu yorumu da bir yerde duymuştum. Ama çok araştırmadım. Burdaki arkadaşlar aydınlatırsa sevinirim. Ülkenin satılamaz değerlerini varlık fonuna devredip satılabilir vaziyetine sokup ülke dışından farklı yöntemlerle satın alma. Bir çeşit modern hilal taktiği. Geri çekilip çembere alma gibi değilde ileride ağı kurup arkadan kovalama gibi… Hem devlet olarak satarken faydalanma, hem satılamaz miri malı şahsi himayeye geçirme. Bir taşla iki kuş. Bu anlattıklarım fantazi mi ben de bilmiyorum. Duyduklarımın muhayyilemde oluşturduğu izlenimler. Elbetteki tam olarak böyle değildir ama bir açıklama da bulamıyorum.

    • ortada sofistike bir durum olduğu kesin. yerli ve milli kesim özellikle de milliyetçi olduklarını aşırılıklarla ortaya koyanların hükümet ortakları oldukları halde bu satışlara bırakın karşı durmayı canhıraşane savunduklarına göre demekki kendileri satın alıyorlar denebilir. elbette bir sus payı durumu vardır mutlaka ama ortada bir ‘sus payı’ndan çok daha fazlası olduğu kesin. rezervlerin ekside olması kimine göre 5 milyon devlet memuru-resmi rakamlara göre 3.5 milyon memura maaş ödenememesi durumu belirince benim aklıma bir zamanlar Leman dergisinin maşhur çizgi karakteri “hain evlat Ökkeş’den başka bir şey gelmiyor.

      • Sadeli sir vatandaş, daha dün burda vatandaşın birini ağırladık bugün de seni mi yolladı? Avam tabakası yorumcumuz filan var da lordlar kamarasından ilk siz geliyorsunuz sanki. Yalnız sir ünvanı miras yoluyla değil de sanki sonradan edinilmiş gibi iğreti duruyor biraz ama neyse…
        Sade vatandaştı, adamın biriydi, vatandaşın biri olmuştu şimdi onlara girmeyelim de:
        O karikatür dergisindeki karakter umarım hz. Ukkaşeyi(ökkeş) anıştıran ve aşağılayan bi söyleme filan sahip değildir; yoksa bırak o karikatüristlerin can güvenliğini vallahi seni beni paralarlar burda! Kardeşim gelip orta yere bu türden deli saçması provokatif bir iddia atıp giderken biraz dikkatli olun, çevrenize de bi yaygınız olsun, maazallah fransız karikatüristlerin akibeti ortada yani…
        Yani size tavsiyem; öyle her aklınıza geleni ya da vücudunuzda meydana gelen her bir değişikliği hemen burdan paylaşmasanız iyi olur, hepimiz için!

    • Babacanın konuşmasından bir bõlûm.
      Varlık fonunu derhal kapatın, siz kapatmazsanız biz gelir gelmez kapatacağız onu. Tüm kurum ve kuruluşları Sayıştay denetimine açın. Acı reçete diyecekseniz önce kendiniz uygulayın.

  16. Daha önceleri chp meclise soru önergesi vermişti aselsandan, hollandaya kaç kiş gitti diye:(200 kişi)

    https://tr.sputniknews.com/turkiye/201901251037282667-aselsan-200-muhendis-ayrildi/

    Kardeşim bana Dış Güçler diye:

    Maval okuma
    Maval okuma

    Türk toplumunun psikolojisi, Kopmlo Teorileri dinleyerek bozuldu.

    Acil tedavisi gereken paranoyak bir toplum oldu.

    Peygamber efendimiz selamı yaygınlaştırın kardeşlik, dostluk artar der: 1400 yıl evvel Güzel bir tespit.

    Adama selam veriyoruz, Bu adam durduk yere neye selam verdi, benim bıyığımımı sevmedi herhalde kasketimi sevmedi diyerek amcayı düşünceler sarmaya başlıyor.

    Daha önce Nurdan abla, yazmıştı Amarikada zenci sorunları artmasının nedeni önceki zencilerin bu sorunu körükleyici yazıları, sorunu derinleştiriyor diye belitmişti.

    Polis gerçekten Dürüst,işini yapan birisi, zenci birini Çevirip kimlik sorduğunda

    Zenciyi şöyle düşünce sarıyor ben zenciyim ki bana soruyor.

    Aynı bunun gibi Bizim toplumda ben Müslümanım ki bana dış Güçler saldırıyor düşüncesine kapılıyor.

    Ayasofyanın cami olarak açılmasını, Ecnebiye soruyorlar, Oh ne güzel oldu artık parasız gezebiliriz diyor.

    Artık toprak alma dönemi bitti.

    Ecnebilerin çoğunluğu ateist sizin müslüman olmanız onların umuranlarında değil. Hiristiyan bir ülke yeri geliyor hristiyan bir ülke ile savaşabiliyor.

    Uluslararası antlaşmalar var bizim ülke bu kuralları, yöneticinin menfaati gereği çiniyor o zaman senin ülkenin aleyhinde karar alınınca

    müslümanlığa bağlama.

  17. Bir kişiyi tanımanın 3 kısa ve etkili yolu:

    1 Yolculuk
    2 Alışveriş
    3 Komşuluk

    Bir adam Hz. Ömer (r.a.)’in yanında bir hususta şâhitlikte bulunmuştu.

    Ömer ibnü’l-Hattâb hazretleri ona, ‘ Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir,
    dedi.

    Orada bulunanlardan birisi, ‘ Ben onu tanıyorum, deyince Hz. ömer, ‘ Nasıl bilirsin?
    diye sordu.

    O da, ‘ Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi. Hz. Ömer (r.a.) tekrar sordu:

    ‘ Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur? ‘ Hayır, diye cevap verdi adam.

    Hz. Ömer (r.a.) sormaya devam etti: ‘ İnsanın takvâsını ortaya koyan, muâmelesidir. Bu adam, alış’veriş yaptığın bir kimse midir? Adam tekrar, ‘ Hayır, dedi.

    Hz. Ömer (r.a.) bu defa; ‘ Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? diye sordu.

    Adam bu soruya da, ‘ Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer (r.a.), ‘ Sen onu tanımıyorsun,

    dedi ve sonra da adama dönerek, ‘ Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.

    ‘ Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için;

    onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin…

    Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.

  18. Bak sen Katar’a kar etmek için hisse almış, halbuki Fransa, Almanya, Amerika gibi aldığı hisselerin kârının yarısını Türkiye’ye bağışlasa idi iyi olacaktı, tutmuşlar %10 hisse alıyor ve Türkiye’yi ele geçiriyor. Sizleri okuyunca insanlar’ın hiç bir zaman iyi niyetli olamayacağını anlıyorsunuz, sevmiyorsanız, o kişi ağzıyla kuş tutsa ona bir bahane bulursunuz. Tıpkı Turan Güneş’in hatırası gibi, (seçim gezisinde fakir bir köyün kahvehanesine gitmişler, kahveci kendisine kahve ikram ederken “kusura bakmayın fincan’ın kulpu kırık” deyince Turan GÜneş “O fincanı bizim partinin genel başkanlığına gönder hemen bir kulp takarlar” demiş. Sayın yazar da Ak Parti nefretinden her olaya bir kulp takıyor.

    • Rifatbey bu fincan hikayesi biraz daha farklıdır ama her neyse; köylülerimiz adı geçene çok bile ikramda bulunmuşlar, yoksa bir kulp da ona takıp gönderebilirlermişde yani

  19. Yatırım geliyor, bu sefer de “satış” diyorlar..
    Affedersiniz, yatırım ne demek?
    Parayı bastıran adam, ya fabrika satın alacak, ya kendisi fabrikayı açacak, ya bir şirkete ortak olacak..
    Ne yapmalarını bekliyorsunuz, “Alın şu 300 milyon doları, tepe tepe kullanın, belge melge istemez. İstediğiniz zaman iade edersiniz” demelerini mi bekliyorsunuz?
    Ayrica Katar’a niye bu kadar öfkeliler.

  20. Paranın dini-imanı yoktur denir ya, böyle bir şey yani…

    İyi ama; konuyu salt parasal yönü ve -uzun- geçmişte kalan bir iki anıyla açıklamak yetmiyor.. Sizin de çok ilgili olduğunuz ulusal-uluslararası siyasi yönü yok mu bu alışverişin! Sn. Koru?

    Çok ketum davranıyorsunuz Fehmi bey! Tamam, nispeten bu özelliğinize vakıfız uzun zamandır sizi okuyan takipçileriniz olarak, lakin bu çok çetrefili konuların, hele bu konjonktürde biraz olsun açıklığa kavuşacağı bilgi kırıntılarını paylaşmamanız okuyucunuza reva mı?

    İki gün önce başka bir mecrada okuduğum, Katar’ın ülkemizde yaptığı stratejik alımların iç yüzünü araştıran bir makalede, Katar’ın bizdeki Varlık Fonuna benzer bir varlık yönetimi olduğu ve bu fonda Rockefeller’in dahli olduğunu açıklıyordu.

    Kısaca; İngiltere’nin etki alanına ma’ruz Suudi Arabistan’da ABD’nin -Trump’ın-, M.B. Selman’ı yönetime taşıyacak hamlesine karşılık, ABD’nin etki alanı içerisindeki Türkiye’ye, İngiltere’nin Katar üzerinden müdahalesi ve “su yönetimi” dahil Türkiye’nin stratejik varlıklarını ele geçirme hamlesi olarak açıklanıyordu.

    Doğrusu parasal büyüklüğü -petrol, doğalgaz satışları ile açıklanıyor olsa da- ile coğrafi ve stratejik konumu itibariyle etkisi değersiz ve global düzeyde siyasi yönüyle de etkileri büyük devasa yatırımlar yapan bu ülke, yönetim kadrosu itibariyle de aynı yetkinliğe -Digitürk kötü yönetimi örneğini de göz önünde tutularsa- sahipler mi veya yönetimlerinde sürekli bir “yabancı el” mi var?

    Ekonomisi dibe vuran ve hukuki yönüyle yabancı sermayenin kaçış yaşadığı ülkemiz, bu ihtiyacını çekingen/kısıtlı Çin fonlarından az da olsa karşılamanın yanında, büyük kısmını, global parasal sistemden serbest ve bağımsız olduğu sanıyla Katar ülkesinin kaynaklarıyla karşılıyor diye açıklamamız saf dillik olur sanırım.

    Biden dönemine bir hoşamedi niyetine, ilişkilerimizin gerilmiş/bozulmuş olduğu Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkeleriyle yeniden ilişki kurmak adına karşılıklı iyi niyet sunulduğu bu hengamda, bu ülkeler, Türkiye’deki bu satışlara neden ilgi duymuyorlar?
    Onlarında devasa sermayesi, herhalde global parasal sistemden bağımsız değildir.

    Garip ülkem! İç siyasetin sığ ve adi hedeflerine alet edilen kazanım, varlıkları ve insan sermayesi; devasa nüfusunu diğer ekonomilerin üretim çarkına “tüketen toplum” olarak hazırlayan/sunan ve bu çarkın dönmesi için de, yine diğer ekonomilerin tasarrufuna (parasına) geleceğini, varlıklarını ipotek ettirecek kadar muhtaç ve el açar bir durumdasın.

    “Utanıyorum” desem değil!.. Ben de bu çarkın bir parçasıyım. Demek, bu ekonomik sistem manevi hasletlerimizi de süpürdü gitti.

    • Hasan bey manevi hasletleriniz yönünden fazla bi kaybınız olduğu söylenemez çünkü yorumunuzun ilk cümlesinden durumunuz net olarak anlaşılıyor zaten ama ne kadar utansanız da yeridir tabii…

    • Hasan hocam bunu Üstat’dan beklemeye gerek yok. havuz medyasında yazan yorumcuları bile dikkatli okursanız, özellikle vermek istedikleri mesajın ne olduğunu anlamaya çalışınca esasında hepsinin de gerçekte ne olduğunu bildikleri ancak erken öten horoz olmaktan korktukları kolayca anlaşılabilir.

      ben anladıysam herkes anlayabilir. selamlar.

  21. türkiye-qatar ilişkisi bir konu, qatar emiri ve türk başkanın ilişkileri ayrı bir konu bana kalırsa.
    bizde dış ilişkiler sayın erdoğanın sempatisi üzerinden yürütülüyor.
    mesela mısır emiri sisiye -CB desek şimdi ayıp olacak-hiç sempatisi yok, onun hain, darbeci, eli kanlı bir katil olduğunu düşünüyor ve ilişki kurmuyor/kurmuyoruz. kuşkusuz bana göre de ülkenin yetiştirdiği en büyük hainlerden biridir ve eli kanlı bir darbecidir.
    bunun sebebi adamın kendi ülkesine kanlı bir darbe yapmasıdır.
    öte yandan bay trump yakın dostum trump oluyor, ama adamın ülkesi bizim ülkemizde kanlı bir darbe hatta darbeler yapmıştır. öte yandan rus başkan yakın dostum putin oluyor ama onlarca askerimizi bile isteye şehit etmiştir.
    elbette burdan abd ve rusya ile ilişkilerimizi de bitirelim anlamı çıkmaz bilakis burdan, akdenizde büyük sorunlar yaşadığımız bu dönemde mısırla ilişkilerin de ülke çıkarları adına normalleşmesi gerekiyor gerçeği çıkar,
    ülke çıkarları ise amaç…
    qatar bugün doğu ile batı arasında aslında türkiyenin görmesi gereken ama ne yazık ki göremediği bir köprü görevi görüyor ve sürdürdüğü akıllı politikalarla bir bağlantı noktası haline gelmiş bir ülke.
    qatar ile ilişkilerimiz iyi mi sorusu bana göre derecelidir, hatta bana kalsa sorunludur.
    mesela türklere söz verilip rumlar tanınmıştır, ülkede bir elçilik açılmış o da kıbrıs rum elçiliği olmuştur. KKTC nin ise sadece turizm temsilciliği var, o da elçiliğimizin içinde bir yerlerde olsa gerek. arapların ambargosundan sonra bunu özellikle belirtiyorum ki durum net anlaşılsın, abd li exxonmobil ve bizim qatarlı qatar petroleum şirketleri bu rum kıbrısla anlaşma imzaladı ve türkiyenin sert tepki gösterdiği akdenizdeki iihtlaflı parsellerde doğalgaz arama faliyeti başlattı. bu arada bizim qatar KKTC yi tanıyor mu diye sorarsanız, hayır, tanımıyor. ilişkilerimiz iyi olsaydı tanırdı diye düşünüyorum o nedenle bana kalırsa sorunlu dedim yaani ben bunu sorun ederdim demek istiyorum. gerçekte ülkeler arası ilişkiler iyi ilişki şeklinde tanımlanamaz, çıkar ilişkisi demek daha doğru, yani qatarla sanırım çıkar ilişkilerimiz var. lakin -devlet sırrı bu çıkarlar -nedir bilgimiz yok, bilgi yoksa fikir de yoktur.
    bildiğimiz qatar türkiye de -herkesin eline her geçeni sudan ucuz satılıyor diye aldığı çılgın cuma alışverişleri gibi- seri alışverişler pardon anlaşmalar yani protokoller yapıyor. bu bilgi de halkın neyine yetmiyor.
    sonumuz pardon protokollerimiz hayr ola…

      • sen metinde darbeler dönemi de geçtiğinden darbeler sırasında kimler başkanmış yaz, ben de 15 temmuz da kim başkanmış yazayım,
        ya da,
        son derece zekice yazılmış adamın ülkesi sözüyle, ilişikli tüm başkanların ve konuyla ilgili saz arkadaşlarının kastedildiği anlaşılıversin gari diyerek isimlerle uğraşmayalım, karar senin…

        • Didem hanım, bizimkilerin de dediği gibi; istanbula geldik gari, gari demeelim gari!(şiveli yazımdan dolayı herkesten özür diliyorum:) hanımefendinin değerini takdir bize düşmez ama başımızın tacıdır kendisi.
          Evet “insanın kendini en çok ve en iyi ifade edebildiği yer evidir bana kalırsa.” demiştiniz; doğrudur ama çoğunu yazıya dökmek de biraz cesaret ister yani!
          Ha, yersen yoğurt içersen ayran tadında aslı astarı olmayan kimi iddiaları buraya karalayıp geçmek serbest nasılsa!
          Kaldı ki bizim fakirhanede öyle rastgele ağzını filan da açamazsın ya…
          Güya fazla hırpalamıyorum demiştiniz ama tekinsiz yazıp çiziliyor sanki?

          • yorumlarım ve iddialarımdan kapı kapı gezip yakınmak yerine meydanlara çıkıp çürütmeyi dene madem. hem hırpalamıyorum hem hora geçmiyor sanki.

    • Didem hanım bakıyorum bilginiz yok ama fikriniz çok? Diğer ülkeler kktc yi tanımış tanımamış diye dışilişkileri düzenlemek bana pek parlak bir fikir gibi görünmedi ama… Çünkü besiye çektiğimiz kktc bile bizi daha son seçimde tanıyabildi! Derler ki vaktiyle bangladeş kktc yi tanımaya kalkmış da güç bela durdurabilmiş tc iyi mi?

      • Sayın H Gayret!
        Katar bayrağını nereden temin edebiliriz?
        Türk bayrağını gönderimize ve gönüllerimize şehitler dikmiştir.
        Onun yerine tabii ki olmaz ve olamaz. Ancak kullanacak bir yer buluruz.

      • hayret ediyorum gerçekten, şu yorumunu okuyan sanki iletişim fakültesi mezunu, yüksek lisanslı, üç dil bilen biri değilim de terliksi hayvan bilgimle onun bunun her yorumuna sataşan biriyim sanır. sakin ev günlerinde yazdığım birbirinden değerli yorumlarımdan faydalanacağına havamızı henüz satmadılar ya çok şükür yazmadım diye bir de bozuk üstüne bozuk atıyorsun, pes yani.

  22. batan geminin malları alabildiğine kelepir! amerikalilara f-35 parası ruslara s-400 parası yanında 40 sene boyunca ödeme garantili nükleer santral parası, çinlilere garanti ödemeli yol ve köprüler artı liman, ingilizlere sokaklar alacak kadar nakit para yanında başka yatırımlar. iranlılara nakit para ve altın.

    ötekileri saymama lüzum yok onlar çerez parası bile değil.

    uluslararası hukuk açısından günahları temizlese bari! öyle ya, bir de yarın bir gün şu kadar daha günahınız var demesinler sonra.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız