Kudüs Mitingi’ne yansıyan ‘yeni Türkiye’ manzarası önümüzdeki dönemle ilgili ipuçları verdi…

37

İktidarı değiştirmeyi amaçlayan yeni dönemin yapı taşları sabırla, dikkatle ve titizlikle döşeniyor.

“Sabırla” deyişimin bir sebebi var: Yeni dönem için çaba gösterenler arasında yer alan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün, İYİ Parti’ye destek veren bir gazetenin yöneticileri ve yazarlarıyla İstanbul’da buluştu; gazeteye yansıtılan görüşme notlarından CHP liderinin değişiklik için 2023’ü beklediği anlaşılıyor.

Görüşünü, yazarlardan birinin satırlarından okuyalım:

“Sorduğumuz ‘Halk arasında ‘Bunlar seçim kaybetseler bile gitmez’ endişesi var’ konusunda ise özetle ‘2023 seçimlerinden sonra Türkiye demokratik parlamenter sisteme geçecektir. Belki gitmek istemezler ama…’ dedi ve Türkiye’nin o noktaya gelene kadar çok büyük sıkıntılar yaşayacağını da hissettirdi.” 

“2023 seçimlerinden sonra…” bölümünün altını çizdim.

Giriş cümlemdeki “Dikkatle ve titizlikle” sözcüklerini yine dün tanık olunan bir çok önemli girişime yansıyan fotoğrafa bakarak kullanıyorum.

Dün Saadet Partisi’nin düzenlediği ‘Kudüs Mitingi’ Filistin konusuna hassasiyet duyan kesimleri bir araya getirdi. Ev sahibi Saadet Partisi ve lideri Temel Karamollaoğlu‘ydu, ancak Meclis’te temsil edilen ve edilmeyen başka siyasi partilerin liderleri de oradaydı. 

En fazla dikkat çeken CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. [İstanbul’un CHP’li büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu da ona eşlik etti, mitingde konuştu da.]

Reklam

Kılıçdaroğlu mitingde Filistin konusunda ileri sözler sarf etti.

Okunmaya değer sözler:

“Kudüs bütün Müslümanlar için büyük öneme sahiptir. Çağımızın Haçlı zihniyeti ile Kudüs Müslümanların elinden alınmak isteniyor.

“Bugün bu mücadelenin yeni boyutunu görüyoruz. Haçlıların Kudüsü işgal etmesiyle bugün yapılan bu anlaşma da aynıdır. Filistin devleti Kudüs’ten Kudüs’te Müslümanlardan koparılmak isteniyor.

“Bu topraklar Haçlı zihniyetini yenmeyi başardı. Bundan sonra da Allah’ın izniyle Haçlı seferlerini boşa çıkaracağız.

“Bütün mazlumlar birleşmelidir. İsrail’e karşı ilk Kudüs mitingini düzenleyen Milli Görüş lideri Erbakan’ı saygı ve rahmetle anıyorum.

“Siyasi olarak farklı görünen iki hareketi bir araya getiren bir davadır Kudüs. Allah hak, hukuk ve adalet diyenlerle beraberdir.

“Kimlik üzerinden, yaşam tarzı üzerinden bizi bölmeye çalışıyorlar. Emperyalizme karşı bütün mazlumların birleşme vaktidir. Her firavunun bir Musa’sı vardır. Günümüzün firavununa karşı her birimiz birer Musa’yız.”

Reklam

Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi sonrasında düzenlenen ‘birlik ve beraberlik’ temalı o olağanüstü kalabalık mitinge de katılmış ve orada da bir yandan demokrasiye sahip çıkarken bir yandan da ‘Yenikapı Ruhu’ türü geniş oluşumlar içerisinde her zaman yer alabileceğini de ilan etmişti. 

‘Kudüs Mitingi’nde konuşurken Necmettin Erbakan’ı saygı ve rahmetle anmasına herhalde sizler de dikkat etmişsinizdir.

Mitinge katılanlardan gördüğü alkışlı ilgiye CHP kitlesi de umarım dikkat etmiştir.

Saadet’in davetine olumlu cevap verenler arasında Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu da bulunuyordu. İYİ Parti lideri Meral Akşener fotoğraflarda yoktu; mitinge katılmadıysa sebebini merak ederim.

ISTANBUL’DA DUZENLENEN BUYUK KUDUS MITINGINE COK SAYIDA VATANDAS KATILDI. FOTOGRAF: IBRAHIM MASE/ ISTANBUL, (DHA)

Filistin bugüne kadar kim bilir kaç mitinge konu olmuştur. Bir zamanlar “Filistin davası” diye bir şey vardı ve Kudüs’ün Mescid-i Aksa bağlantısı ve ‘Miraç’ olayı ile ilgisi hasebiyle olduğu kadar, yüzyıllar boyu Türk yönetiminde bulunması da o davayı ülkemiz için ayrıca ‘yerli ve milli’ hale getiriyordu.

O davadan geri adım anlamına gelen her yeni olumsuz gelişme ülkemizde mitinglerle sürekli kınandı.

Her miting sonrasında Filistin ve Kudüs ‘dava olma’ özelliklerinden birazını daha kaybetti ve sonunda ‘Yüzyılın Anlaşması’ adı da verilmesine rağmen Filistinlilerin hesaba katılmadığı bir zorlamayla baş başa kalındı.

Pek çok kınamalı mitinge bugün cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Tayyip Erdoğan da mutlaka katılmış, hatta bazılarında konuşmalar da yapmıştır. ‘Kudüs Mitingi’nde gözlerim bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da aradı; Saadet Partisi tarafından düzenlendiği için midir bilemem, o da, AK Partili bilinen başka isimler de orada yoktu.

Saadet Partisi etkinliğine katılmak CHP açısından sıkıntılı olmuyor, buna karşılık ‘Kudüs’ gibi bir sihirli isim taşıyan etkinliğe AK Parti mesafe koyabiliyor.

İktidar odaklı yapı taşlarını anlamak açısından anlamlı bir saflaşma yaşanıyor.

AK Parti ile MHP’nin teşkil ettiği iktidar cephesine karşılık, Saadet’in başını çektiği, CHP’nin de içerisinde yer aldığı iktidar değişikliğini hedefleyen farklı cephe…

Kudüs ilk kez AK Parti’nin münhasır ilgi bölgesi dışında düzenlenen bir etkinliğin konusu oldu.

Tabloya bir kez daha yakından baktığımda, tarihi ister 2023 olsun veya daha erkene alınsın, bir sonraki seçimde sandık başına gideceklere daha önce görülmemiş çeşitlilikte seçenekler sunulduğunu görebileceğimizi düşünmeden edemiyorum.

“O zamana kadar MHP ‘Cumhur İttifakı’ içerisinde kalır mı?” sorusu eşliğinde var olan cepheleşmedeki güncel duruma kuşku ile yaklaşanlar ve ittifaklar arasında kaymalar yaşanacağına inananlar olduğunu da biliyorum. 

Önümüzdeki günleri kuşkusuz ilginç gelişmeler bekliyor.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. Fehmi bey! Sanki Erdoğan’ı tanımiyormuş gibi mitingde onlaride görmek istemiş.

    Erdoğan! Donald! Abisi ile birlikte, Seçim kazanma pilanlari yapiyorlar, Abi D Trump ABD deki Demokırat Yahudilerin desteğini alip seçimleri garantilemk, kardeş Erdoğanda, önceden olduğu gibi! Abisi ile çakma kavga edip arkasından erken seçime giderek seçimleri kazanmaya hazırlaniyor.

    Yakında “EYYY Trump sabrımızı deneme, Filistin bizim kırmızı çizgimizdır.”
    Diyerek, Çakma tehditlerle, biyatcilarini artırıp, ortadoğuyuda ateş çemberine çevirrlerse bunada şaşırmamak lazım.

  2. 1-Vatan, millet, bayrak, din, İslam konuları kimsenin “tekelinde” değildir.
    2-AKP nin SP tarafından düzenlenen, söylemlerine tamamen uygun olan mitinge katılmaması bu tür konuları “siyasi rant” malzemesi gördüğünü gösterir.
    3-Son zamanlarda MHPnin Cumhur İttifakından ayrılabileceğine dair ciddi gerekçeleri olan dikkati çekecek sayıda yazı yayınlanıyor

  3. Emperyallere karşı bütün mazlumların birleşme vaktidir. Mazlum ne demek? Kılıçdaroğlunun dilinden dökülen “Allah, Haçlı, filistin” kelimelerinde samimi olduğunu düşündürecek başka somut davranışları, söylemleri varmıdır? Kendisi iktidara geldiğinde ilk başta kendi ailesini oğlunu, karısını, yakın akrabalarını, sonra da halka halka çevresini, hemşehrilerini devletin imkanlarıyla müreffeh kılan, bakan yapan, başkan yrd yapan daha doğrusu yapabilmesine imkan veren bir sistem diyelim karşısına da emperyalizmi koyalım hangisi hangisinden üstündür.? Bu pastayı dağıtma gücüne erişmek için benzer ideolojiye sahip insanlar iktidara geldiğinde onları yargıyı ve askeri alandaki etkisini kullanarak ipte sallandırmış bir görüşün Kudüs mitinginde yan yana gelmesini, haçlı, Allah, mazlum kelimelerini kullanarak kendisine ait olmayan tabandan parça koparma gayretini sadece sabırlı,dikkatli,titiz kelimeleri ile mi nitelendirebiliriz, en optimal sıfatlar bunlarmıdır? Aynı Kılıçdaroğlu Avrupa ülkelerini ziyaretinde daha önce zikrettiği kelamları(Türkiye yatırım yapılamayacak bir ülkedir, sermayenin güvenliği yoktur, diktatörkül vb) bir yana bırakalım bu meydanda hitap ettiği cümleleri o platformlarda da tekrarlayabilecekmidir, ya da benzer cümleler sarfetmişliği varmıdır benzer platformlarda.. Bunları söylerken tabii ki o kelamların özellikle Haçlı kelamının tutarlı doğru olduğunu savunuyorum gibi anlaşılmasın,
    Bir köşe yazarı kınamadan başka güc var mı diye sormuştu, cevabını bende bilmiyorum ama aklıma italyan bir vatandaş geldi yanlış hatırlamıyorsam Filistin için italyadan yürüyerek yola çıkmıştı, İstanbula kadar gelebildi sanırım, Beyaz bir kıyafet giyiyordu, İstanbulu ramak geçmişken tecavüz edilip öldürülmüştü Filistin için yola çıkan genç kadın.
    Memleketimizin en öncelikli sorunu etik ve bu bağlamdaki ilintili sorunlardır, hangi sistem gelirse gelsin bizdeki insan faktörü o sistemi deler ve kendi çıkar yörüngelerini oluşturur ve genişletir. Haçlı zihniyetinin hayatımıza kattığı teknolojileri çıkartırsak bu yorumu yazdığım ne klavye, ne bilgisayar, ne elektrik, ne iletişim ne ısınmada kullandığım kombi kalır, 16. 17. yy standartlarına döneriz, hal böyle iken ben gibi avamdan herhangi biri bile uyumaya bile vaktimizin olmadığı, geceyi gündüze katarak çalışmamız gerektiğini görüyorken, esasen bu eyleme girişmeye teşvik etmesi gerekenlerin Haçlı ve Allah diyerek kitlelerin gazını almasını sabırlı, titiz ve dikkatli bir gayret olarak görmemek haksızlık olur.

  4. Kudüs Müslümanlar için her zaman değerli olmuştur ve olmaya devam edecektir. Keşke dün Yenikapı Mitinginde Ak parti liderleri ve MHP Lideri de olsaydı. En azından Numan Kurtulmuş ve MHP grup başkan vekilli Erkan Akçay olması isterdim. Böyle bir durumda bile kendilerini muhalefetten soğuttular. Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ya sonsuz teşekkürler. Böyle bir organizasyona imza attıkları için.

  5. Allah Temel Karamollaoğlu’na sağlık ve uzun ömür ve kavli leyyin kullanan Musa’ya verdiği gibi Harun misali hayrul halefler versin. Çünkü siyasal islam sermayesi ile hakikati İslam’ı sürekli rencide ve tağyir eden sefiller için antidot yani panzehir Karamollaoğlu’na ihdas edilmiş kavli leyyin yoludur. Yakında bunu bütün troller ve başlarındaki müptezellerde anlayacaklar biiznillah. Tarih bu sefer doğacak olan fecri sadık ile bölünen değil farklılıkları ile bütünleşmiş Anadolu halklarının hak ve hakikat yolundaki yürüyüşüne tanık olacaktır. Teemmel

    • O fecri sadık kafanıza doğru yaklaşan göktaşı filan da olabilir, gayretullah bu sefer şefkat tokadını ne yandan atar belli olmaz, benden söylemesi..!

  6. HALKIMIZ YANLIŞ BİLİYOR !

    Fethullah Gülen hiç bir partiye oy verin demedi.

    REFERANDUMA oy verin dedi, DEMOKRASİYE oy verin dedi, İNSAN HAKLARINA oy verin dedi.

    “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım.”

    https://t24.com.tr/haber/mezardakileri-kaldirip-evet-oyu-kullandirmak-lazim,88592

    https://www.haberturk.com/polemik/haber/537886-fethullah-gulenin-referandum-yorumu

    REFERANDUM’da Hangi Madddelere EVET dendi.

    https://www.sabah.com.tr/gundem/2010/09/13/turkiye_neye_evet_dedi

    https://www.ntv.com.tr/turkiye/referandumda-neyi-oylayacagiz,Y3_mXUnr4EKd4PzWex4cvw

    Rehber edindiği bediüzzaman hazretleri islamiyete daha çok faydam olur diye siyasete girer.

    bakar ki yalan, dolan, sahtekarlık GIRLA, “siyasetin şerrinden Allaha sığınırım”

    diyerek siyasetten uzak durur. F. gülende hocasının izinden giderek, siyasetten uzak durmuştur.

    Efendim zaman zaman siyasetciler ile yanyana bulunmuştur?

    Devletin içinde bazı Çetelerin(derin devlet) din ile sorunu vardır, cemaatleri yok etmek istemişlerdir.

    F.gülende siyasetçilere biz böyle böyle kişileriz Şeklinde

    (Milletimizi ve Ülkemizi severiz, Ülkemizin ekonomik ollarak kalkınması isteriz, bizden zarar gelmez) anlatmıştır.

    sadece cemaiti korumak için siyasilerle bir araya gelmiştir.

    Köşeyi Dönmek için Market zincirleri Değil,

    Millet ve Ülke için EĞİTİM kurumları açmıştır.

    • Doğru değil yazdıklarınız. Fetullah sadece Erbakan Hoca’ya oy verin demedi, hatta vermeyin dedi. Diğer tüm partilere CHP dahil oy verin dedi ve verdirdi. Biraz insaf. Kaçan savcı ve hakimler Fetö’nün emir eri değil miydi? Onların davası ülke miydi? Yazık, gerçekten çok yazık…..

    • Düpedüz yalan.
      90 lı yıllarda DSP ve ecevite oy verin dediğini de biliyorum. 2011sonrasında Ak parti karşısımda hangi parti o şehirde güçlüyse ona oy verin dediğini de biliyorum. Bununla da kalmadılar üstelik kendi tabanlarından çeşitli partilere sandık müşahidi de yazdırdılar onu da biliyorum x bir parti adına sandık müşahidi yazılan birinin gözyaşlarını bile biliyorum.

    • Fatih’in torunu, bu anlatımı yiyen kaldı mı ya? Sizi güncellemeyi unutmuşlar. Onlar bir önceki (ak parti karşıtlarına karşı neden ak partinin yanında yer aldıklarını anlatmak için kullanılan) jargondu.

      Yoksa siyasetle ilgileri elbette bulunmuyordu. Şimdi de bulunmuyor tabiki hiç bulunur mu. Tabi okul zincirlerinde bedava eğitim verdiler değil mi. Geçiniz bunu Fatih’in torunu. Yeni versiyona geçiniz. Eski çamlar bardak oldu.

      • Şerif bey yorumlarınızdan 20 seneden fazla zaman Fethullah Gülen’in yanında kaldığınız anlaşılıyor, bizzat kendi kulaklarınızla duyduklarınızı anlatıyorsunuz öyle mi efendim?

        • Hayır baran bey biliyor olmamın sebebi yanında olduğumdan değildir. Ustaca sorunuzu anlamadığımı sanmayın. Gözüm kör kulağım sağır değildir. Bu soruları muhattaplarına çok sormuşumdur. Zamanında “Hadi herşeyi geçtik HDP oy verin demeye utanmadınız mı” şeklindeki soruma aldığım cevaptan biliyorum. Sahtekarlığa gerek yok. Siyasetin içinde olmadık vs. Şeklinde kurulan bütün cümlelerin yalan olduğunu bilmek için kör olmamak yeterli. O kadar atamayı yapmak nasıl mümkün olabildi ki başka türlü biliyorsanız siz izah edin.

    • Atma kardeşim…. Utanmadan Dersane öğretmenleri benden Chp için oy istedi…Bana gelen zat’a göre; bütün öğretmenleri memleketlerine göndermişler ailelerini ikna etmek ve Chp ye oy vermesi için…Herhalde sen yurtdışında yaşıyorsun…

  7. Ne kadar kolay iftira atmak. Yapılanları görmüyor musunuz? Türkiye nereden nereye geldi, siz hala saçmalamayla uğraşın. Saadet Partisinde Milli Görüş’ün bulaşığı kalmamış, kendinizi kandırın. Dün dinimize hakaretler yağdıran ve ilk fırsatta eski Türkiye’ye dönme planları yapan CHP ile kolkola girin. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Rabbim ahirette de sevdiklerimizle beraber kılsın.

  8. Hayran olmamak elde değil sayın yazar. Kimsenin samimiyetini test edecek halimiz yok doğrusu ben dahil kimsenin haddi de yok. Fakat değil m ki bir kişinin geçmişi yarınının ip ucudur. Siz inanıyorsanız K.K. nın samimiyetine inanın. Biz bu güne kadar Kudüs’ün adını andığına şahit olmadık. Bundan gayrı da anacağına şahit olmayız. Seçim kazandıktan sonra. Biz de bunu yemeyiz açıkcası siz yerseniz bilemeyiz. Birilerinin oy devşirmesi için kılıktan kılığa girmesini anlıyorum da diğerlerinin,- birinin oyunu düşürmek
    – için fikrini zikrini ve hatta tecrübelerini bile unutmasını hiç anlayamıyorum. Üstelik de bu kişi mütefekkir ve münevver bildiklerimizden olunca akıl isyanla iflas ediyor. Demekki siyasi hırs insanın iliklerine işleyince sonuç bu. Evet siyasette güç zehirlenmesi diye bir olgunun varlığını bir kez daha teyid ettik.

    Uzun süredir komplo yazmadınız biz de okumdık. Ben bi komplo teorisi atayım madem “Ahmet Davutoğlu’nun orda bulunması senaryo olmasın, yahut Tayyibe bayrak açması tümden bir senaryo çıkmasın. Mesela Tayyip başkanlık için şimdilik desteği MHP den temin ederken Davutoğlunu muhalefet saflarına saldıysa mesela, nasılsa ona oy muhalefetten gelecek. Eh Davutoğlu başkan adayı olamayacağına göre başkanlık seçiminin ikinci turunda Tayyibe dönmesin! Böyle giderse Abdullah Gül aday olamayacak çünkü Canan Kaftancıoğlu daha güçlü bir biçimde il başkanlığını kazandı yine. Dolayısıyla CHP nın o kesimi güçlendi. Asla da Abdullah Gül ü istemezler çatı aday olarak. Davutoğlu’na da çok alternatif kalmaz. Ne yani Kılıçdaroğlu’nu da destekleyecek değil ya.

  9. Fehmi Bey in yazısının ilk cümlesi….***İktidarı değiştirmeyi amaçlayan yeni dönemin yapı taşları sabırla, dikkatle ve titizlikle döşeniyor.*** Demekki neymiş amaç Kudüs adı altında***önümüzdeki dönem ilgili ipuçları*** görmemizi sağlamak…
    Sonra yazısının ilerleyen bölümünde”””Saadet Partisi etkinliğine katılmak CHP açısından sıkıntılı olmuyor, buna karşılık ‘Kudüs’ gibi bir sihirli isim taşıyan etkinliğe AK Parti mesafe koyabiliyor.”””Tayyip Erdoğan katılırmış hatta konuşma bile yaparmış niye yok “”diyerek eleştiriyor… Bu ne turşu bu ne perhiz…Kılıçdaroğlunun ve çevresi mi yeni…Geçiniz

  10. bu islamcılardan bu memlekete hayır gelmiyeceğinin ispatıdır kudüs mitingi.
    – pardon, eksik söyledim. düzeltiyorum:
    – kudüs mitingi; islamcılardan hiçkimseye, hatta hiçbirşeye hayır gelmiyeceğinin ispatıdır.
    – kararda bir yazar vardı. herhalde şimdi yazmıyor. adam bütün dünyadaki kendince haksızlıkları yazdı, türkiyeye bir türlü fırsat bulamadı.
    – islamcılar da, hiçbir bedeli ve yararı olmayan (hiçbir yararı ve bedeli olmayan mı demek kazımdı?) konularda en kahraman rıdvanlar.
    – bence iyi parti başkanının niçin katılmadığını değil, saadet partisinin niye var olduğunu sorun.
    – yanlış anlamayın; “kudüs mitinginde niye var?” değil, ondan önce, “türkiyede niye var?”
    – türkiyede insanlar açlıktan intihar ediyor, saadet oartisinin bildiğim, açıklama hariç, bildiğim hiçbir protestosu yok.
    – adamlar bir kez birşeyi protesto için miting düzenliyorlar: kudüs.
    – tuzları kuru. kudüs sayesinde bedavadan siyasetin ekmeğini yiyorlar. türkiye gibi ülkelerde en geçerli meslek siyaset.
    – eskiden bir meslek sahibi olanlar için, “kolunda altın bilezik var” derlerdi. esas altın bilezik siyasilerin kolunda.
    – ey halk! oylarınızı saadet partisine verin. çok güzel kudüs mitingi düzenler, müslüman kanı dökülmesi için libya tezkeresine evet oyu verirler.

  11. “Onların bir bir planı varsa Allah’ında bir planı vardır” işaretinin gösterdiği nokta. Kemalizm adı altında Türkiyede eşsiz zulümlere imza atanlar, öso ya katil diyenler Filistine mi sahip çıkıyor. Bu ülkede kimin kim olduğunu herkes biliyor ALlahtan. İşin kötüsü hiç kimse ak parti gidince Türkiyenin cennet olacağına inanmıyor. Türkiye yi cehenneme çevirme pahasına ak parti gitsin diyorlar.

    • hakikaten doğru söylüyorsun. kimin ne mal olduğu 20 senede iyice ortaya çıktı. daha önce adam zannedilenlerin 20 sene sonunda adamlıktan vazgeçtim, insanlıkla bile en ufak bağının olmadığı, bebeklere bile “oh olsun” diyecek kadar vahşileştikleri, ülkeyi yoksulluk sınırında yaşayanlar haline getirip, amerikalarda mülk aldıkları, her türlü yalan, dolan ve üçkağıtla, Allahtan başka herşeye taptıkları çok net olarak ortaya çıktı.
      – Utanmazlıkları da arşa erdi.

  12. Aslında ilkönce dünkü yorumunuz hakkında yazacaktım. Dün geç olduğu için yazmak istemedim. Bugün uygun olursa yazarım diye düşünmüştüm. Fakat kudüs yazısını görünce dayanamadım. daha 2 gün önce bir insan uzun süredir işsiz olduğu için kendini yakmış. ondan birkaç gün önce 41 kişi çığ altında kalmış. ondan yine birkaç gün önce elazığ depremi olmuş. ölenler, yaralananlar, bu soğuklarda sokakta yaşamak zorunda kalan insanlar var.
    – Fakat, bu ülke insanı saadet partisinin umurunda değil. onların tek derdi kudüs. Siz de bunu çok önemli bir olay gibi gündem yapınca dayanamadım. önce kudüs hakkında yazdım.
    – Dünkü yazınızdaki; ““Gerçeği, yalnızca gerçeği” yazması beklenen yazarlar ve gazete yöneticileri olarak sözgelimi, tarafsız olabiliyor muyuz?” diye yazıp, kendinizin tavrını sorguluyormuş gibi yapmanız, bende, nasrettin hocanın uzaktaki mum ışığından ısınması kadar da olsa, az biraz umut oldu.
    – Umarım gerçekten de böyle bir sorgulama yapıyorsunuzdur.
    – Dünkü yazınızın diğer boyutuna gelince:
    – Dünkü konu tam bir turnusol özelliği taşıyordu. Öyle, bernar beyin, hitleri “sivil siyaset”in en büyük temsilcisi ve demokrasi kahramanı yapacak, hitleri yıkan rus ve amerikan kuvvetlerini de “sivil siyaset”e darbe yapan “dış mihraklar” olarak tanımlamaya kadar giden, uyduruk turnusol kağıdı değil, gerçek bir turnusol özelliğinden bahsediyorum.
    – Ve sonuç beni hiç şaşırtmadı. Tekrar bu ülke için karamsar olmama neden olacak, bilindik yorumlar.
    – Zannediyorum birkaç ulusun “adam olma”sının imkanı yok. hintliler, türkler, araplar bunların arasında. Bunların bir düzeye erişmesinin önünde neyin engel olduğunu bulmak gerekiyor. Fakat şu ana kadarki görüntü gerçekten de hayalkırıklığı.
    – Adalet, insanlık, liyakat, hak, hukuk, eşitlik vb. kavramların, normalde olabilecek (en azından islamcı kesim için) en eğitimli kesiminde bile, aslında hiçbirşey ifade etmediğini dünkü yorumlarda birkez daha gördüm.
    – Konu Aziz yıldırım ve fenerbahçe olunca, “masumiyet karinesi”, “suçun ispatı”, “insan hakları”, “liyakat” vb. birden arazi oldu. Hepsi maça gitti galiba. Hiçbir yorumda Aziz Yıldırımın türk sporuna katkısını taktir eden yaklaşımı göremedim.
    – Oysa Aziz Yıldırım, bu ülkede, futbol haricinde bir sporun da olduğunu, amatör sporlara verdiği önemle gösterdi. Şu an, amatör sporlarda, milli takım sporcularının önemli bir bölümü fenerbahçelidir.
    – Fakat, hak, aziz yıldırım ve fenerbahçeye ait olunca, hakkı teslim etmek, adaletli yaklaşmak, liyakat gibi unsurlar birden maça gitti.
    – Aziz Yıldırım, kulüpler birliği vakfı yöneticiliği döneminde, performans kriterini de, yayın gelirlerinden pay dağıtımının içine yerleştirerek, ülkemizdeki küçük takımların daha fazla pay almasını sağlamış, ülkemiz futbol liginin daha çekişmeli bir lig halini almasında büyük katkıda bulunmuş.
    – Aziz Yıldırım: futbol yayın gelirlerini “olmaz” denilen 400 milyon doların üzerinde bir düzeye getirdi.
    – Bundan bütün kulüpler faydalandı ama birtane allahın kulu bunu taktir etmedi. Liyakat, sevmediğimiz parti, kendi yandaşını işe aldığında, eleştirmek için aklımıza geliyor. Aziz yıldırım olayı, “bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz!” söyleminin en somut olayıdır.
    – O dönem kulüpler, fenerbahçeyi artık yakalamanın mümkün olmadığını düşündükleri için (ki bunu o dönem birçok kez, birçok farklı platformda, değişik kişiler dile getirdi), aziz yıldırımın yaptıklarını taktir etmek ve kendilerine de sağladığı yararları daha ileri götürmek yerine, fetullah gülenci komplocularla bir oldular. fenerbahçe ve aziz yıldırımı yıkmak için yapmadıkları aşağılıklar kalmadı.
    – Emenikenin para sayma görüntüleri olduğu söylendi. fetöcü alçaklar, uzun süre dinlemelerine ve takiplerine rağmen, bir tane delil bulamadılar şikeye dair.
    – Sivasta, çanta içinde rüşvet verildi dediler utanmadan. o dönem sivas valisi ve garnizon komutanı, kendilerinin de o ortamda olduğunu ve çantada para değil bilet bulunduğunu açıkladı. o dönem, hürriyet gazetesinde ertuğrul özkök de, kendisinin de şahit olduğunu yazdı.
    – Hakan çakan utanmadan hala iddia etsin, fetullah gülenciler masumdu diye.
    – Galatasarayın ergun yarsavat, aziz yıldırıma yönelik kumpasın nedeninin, aziz yıldırımın, fetöcülerin kendisinden istediği 50 milyon doları vermemesi olduğunu açıkladı.
    – İnanmayanlar googleda arayabilirler.
    – Fetöcü alçaklar, bütün muhaliflere yaptıkları kumpasların benzerini aziz yıldırım ve fenerbahçeye yaptılar.
    – konu fenerbahçe ve aziz yıldırım olunca, masumiyet karinesi, suçlananın değil, suçlayanın ispat yükümlülüğü, kişinin mahkemece suçu sabit görülene kadar masumiyet ilkesi, hak, hükük, adalet, tatile çıktı. Sadece fetöcülerde, değil, diğer takım taraftarları ve aziz yıldırım düşmanlarında da aynı durum geçirdi.
    – Fenerbahçe kumpası, fetöcülerle bitmedi. bütün takımlar fenerbahçe ve aziz yıldırımı yıkmak için işbirliği yaptılar. utanmadılar. türk futboluna, türk sporuna bu kadar hizmet eden bir adamı, kendilerinin yararına da hizmet eden adamı, hayasızca yemenin peşine düştüler. hepsi işbirliği yaptı.
    – fenerbahçe takım otobüsüne ateş açıldı. bu ültede bir tane namuslu futbol klüp yöneticisi yokmuş. maçlar iptal bile edilmedi.
    – Oysa futbolcuların hayatlarına kast edilmişti. Bu ülke, böylesine namussuzların ülkesi.
    – Hala utanmadan fenerbahçe şikesinden bahsediyorlar.
    – Fenerbahçe takım otobüsüne ateş edenler ne hikmetse hala bulunmadı.
    – Fenerbahçenin hakkı olan lise bile uzun süre kendisine verilmedi.
    – tffnin takımlara verdiği cezaların dökümünü hürriyet gazetesinden ateş bakan vermişti. adaletsizliğin dökümüydü. aynı olaydan fenerbahçe ile diğer takımlara verilen ceza miktarları.
    – Maçta, hakem hata yapar. bariz hatalar da yapar. Fenerbahçe de bunu reddetmiyor.
    – Ancak, fener lehine (doğru ya da yanlış olup olmaması bile gözetilmeden) karar veren hakeme bir daha maç verilmiyor, diğer taraftan, fener aleyhine karar veren hakemlere üstüste maç veriliyorsa, bu işin adı haksızlıktır, adaletsizliktir.
    – Dün, hiçkimse, fenerbahçe ve aziz yıldırıma yapılan haksızlıklara değinmedi. Çünkü işlerine gelmedi. çünkü aslında bu ülkede, çok çok çok küçük bir azınlık hariç (ki onların büyük bölümü de sekülerler) hak, adalet, insanlık, özgürlük, liyakat, insan hakları, hukuk gibi kavramlar umurunda değil.
    – Bu arada, ahlak nasıl birşeydir diyen islamcı varsa (yoktur da, özellikle islamcılar ne halt yerse yesin ahlaklarına bir halel gelmediğine inanıyorlar) ahmet nesinin, yaşı nedeniyle serbest bırakılan sivas sanığı hakkındaki yazısına baksın.
    – Ahmet nesin, içinde babasının da olduğu, pekçok insanın öldürüldüğü (yakılarak) olaylarda yer alan birisinin yaşı nedeniyle serbest bırakılmasına; “çok yaşlı insanların serbest bırakılması bence doğru. bu yaş ne olur bilemem. uzmanlar bunun kararını verir. ancak çok yaşlı insanların cezaevinde tutulmaması gerekir bence” mealinde şeyler yazdı. İşte ahlak bu. kendi gönlünün, hırsının, duygularının yönlendirmesine değil, belli ilkelere göre doğruyu belirleme, belli ilkelere göre davranma, belli ilkelere göre konuşma-yazmadır.

  13. Ağır kriz geçiren bir arkadaşımın psikiyatri kliniğindeki muayenesine refakat etmiştim.

    Doktor hastayı dinlemek istemiş, fakat hastanın krizi devam ettiği için konuşma güçlüğü çekiyordu.

    Ben de hastanın tam anlatamadığını düşünerek;

    doktor bey! odaklanamama sorunu var dedim.(cin ali olmak başa bela gerçekten)

    Doktor: nasıl yani? dedi.

    Ben: sürekli konuşmak istiyor ama ben konuşurken hiç beni dinlemiyor.

    Doktor: devamlı kendisi mi konuşuyar?

    Ben: yani öyle de denebilir. Çünkü soru soruyor ama cevabını da dinlemiyor.

    Doktor: Peki kendisi sürekli aynı konuyu mu konuşuyor?

    Ben: yani evet, aslında hayatının bütün evrelerinden detaylı hikayeler anlatıyor ama bu hikayelerde tema hep aynı.

    Doktor: Peki anladım, yani odaklandığı konunun dışına çıkamıyor.

    Kıssadan hisse; Üstad bir doktor olarak hemen hergün teşhis koyup reçete yazıyor ama biz hasta olduğumuz için bir türlü odaklandığımız konunun dışına çıkamıyoruz, sadece ben değil ülkece. Hep beraber.

  14. Sayın Koru’nun yazısının son paragrafında sözünü ettiği insanlardan biri de benim (“O zamana kadar MHP ‘Cumhur İttifakı’ içerisinde kalır mı?” sorusu eşliğinde var olan cepheleşmedeki güncel duruma kuşku ile yaklaşanlar ve ittifaklar arasında kaymalar yaşanacağına inananlar olduğunu da biliyorum.)

    Erdoğan’in iktidarını sürdürmesi bana olanaksız görünüyor. Mesele sadece halkın omuzlarını çökerten yoksullaşma hali ve işsizlik değil. Toplumsal hayatın hemen her alanında bir dağılmışlık, bir yönetememe hali var, ve bu durum yarın seçim yapılsa hala AK Parti’ye oy verecek seçmenler için de geçerli.

    Ciddiyetine güvendiğim üç araştırma şirketinin halkın başkanlık sistemine yönelik desteği konusundaki bulguları birbiriyle örtüşüyor: Başkanlık sistemini destekleyenlerin oranı yüzde 37’ye kadar gerilemiş bulunuyor (ben en yüksek oranı dikkate alıyorum, değilse bu oranın yüzde 33 olduğunu tespit eden araştırmalar da var). Yani, hala Erdoğan ve partisini destekleyen AK Partili ve MHP’li seçmenlerin önemli bir bölümü (nereden baksanız yüzde 8-9 kadarı), Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı.

    Bu, pek çok alanda işlerin yolunda gitmediği sezgisinin iktdar seçmenlerine de siyatet etmiş olduğunun açık göstergesi.

    Erdoğan, yakın geleceğin mutlak kaybedeni. Hiç kimse, onunla birlikte kaybetmek istemeyecektir. Buna, MHP de dahil. MHP için aslolan, devlet bürokrasisinde edindiği yerdir. Cumhur İttifakı sayesinde umabileceğinin çok ötesinde nemalandı MHP bu açıdan. Ama, artan memnuniyetsizlik giderek MHP’ye de yöneliyor ve bu partinin oylarında yavaş seyreden ama istikrarlı olarak devam eden bir azalma var.

    MHP’nin bürokrasideki gücünü koruması, pazarlık şansının büyüklüğü ile orantılı. Pazarlık şansının yüksekliği, çok fazla oy kaybına uğramamasını gerektiriyor. CHP’nin İyi Parti ile birlikte oyun kurucu aktör olduğu bir alternatif koalisyon (Ittifak), sanıldığının aksine, MHP’yi fazla rahatsız etmez. Bu üç parti, birbirleriyle kavgalı bir görüntü verseler de, milliyetçilik ve geleneksel devlet nizamı konusunda üçüz kardeş gibiler. MHP’nin bürokrasideki kadrolarına ilişmezler. Ama, bunun olabilmesi için, MHP’nin işi tadında bırakması, Cumhur İttifakı’ndan uygun zamanda ayrılması gerekiyor. MHP Erdoğan ile yazgı birliği yapıp ayak diretir, Cumhur İttifakı halkın yükselen muhalefeit tarafından çökertililrse, MHP’nin kartların yeniden dağıtılacağı yeni siyasal dönemde pazarlık şansı törpülenmiş olur.

    Erdoğan’ın iktidarından, yalnızca Pelikançılar çetesinde ifadesini bulan (sekülerlerle muhafazakarların mide bulandırıcı bir bulamacı, simgesel yansımasını da Nagehan Alçı ve Hilal Kaplan kardeşiliğinde buluyor) yeni dönemin zenginleşmiş elitleri, geleneksel devlet bürokrasisi bileşenlerinden bir kısmı, sayıları sınırlı müteahhit firmalar, İstanbul sermayesinin en tepedeki bir kaç holdingi nemalanıyor. Muhalefet, kontrolün bu azınlık konumundaki çıkarcılarla geleneksel devletin esas olarak marjinal unsurlarının elinden alınması konusunda uzlaşmış görünüyor.

    Gülen Cemaati ve vesayetçi güç odaklarına teslim olması sonrasındaki Erdoğan ve AK Parti pratikleri yüzünden, dindar muhafazakarlar yakın dönemin mutlak kaybedeni olabilirlerdi. Muhalefetteki partilerin çapsızlığı ve güven uyandırmazlığı, muhafazakarların uğradığı tahribatı olabileceğin çok gerisinde tutuyor. Uğramış oldukları aşınmanın ve güç gerilemesinin üstesinden gelme şansını Babacan öncülüğünde kurulacak partiyle aşabilirler.

    Muhafazakar dünyanın olan bitenler konusundaki kitlesel uyanışının gecikmesi, yeni partinin olması gerektiğince güçlü bir çıkış yapmasını engeller ve muhafazakarlar AK Parti ile birlikte kaybederler. İnisiyatif bütünüyle CHP ve devletçi milliyetçilere, bunların gerisinde kendi içsel bütünlüğünü ve uzlaşmasını başarmış vesayetçi aktörlere geçer. Türkiye, bunlarla birlikte kıymetli yıllarını kaybetmeye devam eder.

    Muhafazakarların ve demokratların yararına olacak şey, Refah Partisi, Gelecek Partisi ve yakında partileşecek olan Babacan liderliğindeki hareketin güçlenmesi ve yakın işbirliği içinde kalması, dün olduğu gibi yarın da Türkiye’nin demokratikleştirici ve özgürleştirici aktörü olma misyonlarını bu şekilde sürdürmeleridir.

    Erdoğan iktidarını bu yıl ya da en geç 2021’in bahar aylarında yitiriyor.

    Eski Türkiye’nin aktörlerinin rüzgarına hazırlıksız yakalanmamak gerekiyor. . .

  15. Gülen Cemaati’nin bir terör örgütü olduğu doğru değildir, tıpkı Gülen ve Cemaati’nin siyasetten, siyasi amaç ve hedeflerden azade olduğu önermesinin doğru olmadığı gibi.

    Her iki argümanın da inandırıcılığı yok.

    Bunu yalnızca ben söylemiyorum. Gülen Cemaati içinde yıllarca kalmış, bir kısmı hala kalmaya devam eden aklı başında, sağduyulu insanlar söylüyorlar (bkz: https://kitalararasi.com/ ve http://thecrcl.ca/tr/ )

    Bu insanlar, liderler sultasından uzak, demokratik, coğulcu, sivil bir siyaset düzeni mücadelesinde yan yana durabileceğimiz arkadaşlar.

    “Ölümüne Gülen!”ci olup Cemaat’e toz kondurmak istemeyenlerin inandırıcılığı ve ciddiye alınırlığı, “Ölümüne Aziz!”ci fanatik Fenerbahçe taraftarının ciddiye alınırlığı kadar 🙂

  16. Sevgili Fehmi Beyin bu yazıdaki iyi dilekleri (Filistin Davasına katkı, Türkiye’de demokrasiye dönüşe katkı gibi) çok hoş ve alkışlanacak dilekler ama gerçeklikten maalesef çok uzaklar. Türkiye’de Filistin için yapılan bir mitingi kim dikkate alır ve tavır değiştirir bilmem, İsrail ve ABD’nin dikkate alacağını hiç sanmam. Bu konuda sahiden yardım niyeti olanlara tavsiyem daha elle tutulur işler yapmalarıdır. CHP’nin samimiyeti ile ilgili sorgulamaları ise hiç beğenmedim doğrusu!! CHP’nin içinde de çok az da olsa Filistinlileri, Kürtleri ve hatta the Cemaat’teki insanları da insan sayan ve hukuklarını korumak gerektiğini düşünenler vardır. Lütfen haklarını yemeyelim. Dikkat ederseniz AKP, İYİP, MHP’den bu konuda bahsetmiyorum. Onların içinden şu ana kadar insaniyet namıma bu konuda bir çıkış duymadım, okumadım ve görmedim. Varsa lütfen beni uyarın, hemen düzeltirim. Onlar daha önemli bir konuya odaklanmışlar, liderlerinin iki dudağına, koltuğa.
    Şimdi hemen “yahu AKP’nin tabanı ve de tavanı Filistine şöyle aşık, böyle destek, Kürtleri şöyle sever falan” gibi laflar edilebilir. Dikkat edilirse “insaniyet namına” kaydı koydum. Yani siyaseten yada aynı kampta olma kaygısıyla olan sahip çıkmayı konunun dışında tutuyorum. O partilerin içinde çok iyi insanlar vardır, çok yardım severlerdir vs. Ben bunları bilemem, bildiğim kamuya yansıyanlardır. Şu ana kadar bir (rakamla 1) HDP’li (Gergerlioğlu), yarım CHP’li (M. Tanal, zaman zaman), bir (yeni seslendiren) bağımsız (M. Yeneroğlu) insaniyet namına birşeyler söyledi, söylüyor. Geri kalanımız (bu bizim toplumumuz, az istisnamızla hepimiz malesef içindeyiz) iktidara ve siyasete tapıyoruz. Dilimiz Allah derken kalbimiz ve uygulamamız başka.
    Benim samimi CHP’lilere tavsiyem bu başlarındaki adamlardan bir şey olmayacağı yönünde. İçlerinde en makul zannedilen A. Şener bile son tartışmalarda İ. Başbuğ’a yalakalık yapmak için kırk takla atıyor. Gerisini varın siz hesap edin.
    Kelin ilacı olsa önce kendi başına sürermiş ya eğer Filistin’in hukukunu koruma Türkiye’ye kaldıysa ört ki ölem. Şu ana kadar Türkiye dünyada kimin hukukunu savunmuş, savunabilmiş, savunabilir. Olsa olsa Filistin üzerine PR yapmaya çalışanlar vardır. Mavi Marmara’yı gönderip sonra da çark ederler.
    Türkiye’de halk Filistin davasına filan oy vermiyor. Halk aldığı sağlık hizmetine, yaşlı bakım parasına, emekli maaşına filan oy veriyor. Gerisi göz boyama.

  17. Bu sitede birçok doğru şeyler söyleyip kendi arkaik laikçi düşüncelerini hakaretlerle birlikte sunan bir yorumcu adımı anarak hakaretler sıralamış. Hizmet Hareketine eleştiri ötesi yaptığı bütün hakaretleri kendisine iade etmek durumundayım. Muhatap almayı doğru bulmam. Cemaatin Fenerbahçeyi ele geçirmeye çalıştığı, kumpas kurduğu iddiası dünyanın en aptalca iddialarından biridir. Cemaat Fenerbahçeyi ele geçirip ne yapacaktı acaba? Demek şikede hiç delil yoktu öyle mi? Lütfen internete girin Şike’nin delilleri orada taş gibi duruyor. Sadece bu konuda tr724.com daki yazılara baksanız yeter aslında. Tescilli şarlatan çağdaş Müseylime tipi bir yalancının (adı Tamer Barış Terkeşli, gizli tanık kod adları Güneş, Kasırga, Bulut) güya Cemaat içinde konunun tartışıldığı ve tuzak kurulduğu üfürmeleri ile mutlu olup yola devam ediyorlar. Şu linke bakmanız yeterli: https://www.tr724.com/hem-dolandirici-hem-kumpasci-sikenin-hayalet-abisi/
    Aslında bu sitedeki tartışmalardan da niye CHP’nin ve AKP dışındaki partilerin bir baltaya sap olamadığını görüyoruz. En demokrat başkan (Kılıçtaroğlu) zamanında tescilli Ergenokoncular partide vekil ve hatta yönetici oldular. Yaşasın demokrasi. Bu İ. Başbuğ’da çıkmış Erzincan’daki kumpası safça itiraf ediyor. Sivil bir savcının soruşturmasından niye kendi dosyası imiş gibi bahsediyor anlayamadım. Anlayan arkadaşlar bize anlatsınlar, Cemaat’in kumpasalarını çözelim, olmaz mı?
    Ben kimseyi dolaylı olarak da olsa hedef almam, almadım da ama anlaşılan nadiren yazabildiklerim birilerini fena germiş. Eh gerçekler acıdır.

    • hakan çakan! “muhatap almayı doğru bulmam” diye doğru bir karar vermişin ama sonra muhatap alıp, bana cevap yazmışın.
      – yani, doğru düşünmüşün ama yanlış yapmışın.
      – olur bu. insanlık hali. hepimiz hata yapıyoruz.
      – bazı hataları yaşam tolere eder, bazı hataları da tolere etmez.
      – bazı hataların bedelini az, bazılarının bedelini de yaptığın hatayla kıyaslanmayacak kadar fazla ödersin.
      – umarım, yaptığın hatanın bedelini; aslında nemenem birileri olduğunuzu, hem başkalarına, hem de sizin kendinize gösterme fırsatım olur da yaptığınız hatanın bedelini size ağır ödetirim.
      – namazında niyazında iyi adam görüntüsü çok hoş. gerçeğin ortaya çıkması sizin için çok büyük bedel olur.
      – bütün mesele benim durumumun uygun olması.
      – fakat sıranı da beklemen gerekiyor. öncelik bernar beyin.

  18. PKK kontrolündeki YPG’nin güney sınırlarımızı kapatma girişimine karşı yapılan askeri harekatları, iktidarıyla muhalefetiyle milletçe destekledik. Fakat İdlib’te YPG yok! Burada verilen anlamsız kayıpların sorumlusu Hükümettir.

    Suriye’nin bir iç meselesi olan İdlib’te açıkça taraf olmak ve askeri güç kullanmak başımıza büyük sorun açabilir. Vereceğimiz şehitler bir yana YGP’ye karşı yaptığımız askeri harekatların meşruiyeti sorgulanmaya başlanacaktır. Şöyle ki İdlib’e müdahalemiz gerekçe gösterilerek Suriye’den tamamen askerlerimizi çekmemiz istenecektir. Bu durumda ileri süreceğimiz “YPG terör örgütüdür, PKK’nın yan koludur” şeklindeki haklı gerekçelerimiz de kendi elimizle sulandırdığımız Suriye politikamız nedeniyle eskisi gibi dikkate alınmayacaktır.

    İddiaların aksine küresel üst akıl Erdoğan’ı devirmeye çalışmıyor tam tersine el altından destekliyor. Zira ne CHP’ye nede kurulacak Ali Babacan partisine bu politikaları uygulattıramaz.

    Erdoğan kaderine doğru yürüyor ve bu yürüyüş 2023’den yeterince önce sona erecektir. Kimsenin acelesi yok, zira fazla bir şey yapmaya gerek yok, o gerekenleri fazlasıyla yapıyor zaten.

  19. Üstadım dünkü miting hakkında yazmışsın da,Kudüse sahip çıkmak her müslümanın ve hristiyanın hakkıdır.Bütün müslümanlar hep bir ağızdan haykırması lazım ama üstadım müslümanların üzerinde ölü toprağı serilmiş derler ya hani,öyle bir durum var.Ama yine de mitinge gelenlere teşekkür etmemiz lazım.Siyasete değinmişsiniz üstat,Türkiyede siyasetde yorum yapmak zor bir iş.S demirel demişti ya -siyaset için bir gece çok uzun- ona biraz da olsa katılıyorum yalnız ülkemizdeki medya varken doğruları öğrenmek zor.Üstadım siz yine de daha derin konuları yazmaya devam edin.ALLAH YOKLUĞUNUZU GECİKTİRSİN…Sİzden öğreneceğimiz çok şey var.

  20. Hayret!… Filistin konusunda mangalda kül bırakmayanlar nerede… kim yaparsa yapsın tüm tarafların bütün gömleklerini çıkarıp birlik olma zamanı idi ama bunu da başaramadık. Biz ülke olarak Filistin konusunda birlik olamazsak başkalarından ne bekleyebiliriz. abd ve batı boşuna harekete geçmiyor bu durumu onlar da çok iyi bildikleri için düğmeye bastılar bunun önüne geçilebilir mi şu ortamda çok zor Allah Ülkemize ve Müslümanlara birlik ve beraberlik nasip etsin….

  21. Bugun Fehmi Koru sitesini yorumcular adeta savas alanina cevirmisler! HELAL OLSUN!
    hakert, kavga, iftira,yalan,bencil,beceriksiz,sahtaker,ukala,kendini begenmis. Bi toplumda bu saydiklarimdan 3 tane bulunmasi halinde o toplum insanligini kayip etmis demektir maalesef bunlarin hepsi bizde var.

    Su 17 yasindaki siporcuya bakin! ve biraz ders alin.
    guya sipor dunyadaki insanlari barilestirmak ve kaynastirmak icin yapiliyor.
    Biz bunu dahi beceremiyoruz.
    Nurdan 9 Şubat 2020 at 18:41
    Yazacağım haberi 4 veya 5 yıl kadar õnce okumuştum! Yalnız hangi ülke olduğunu unutum fakat o resimdeki genç futbolcunun yüzünü hiç unutmadım.
    Gençler liginde bir maçta birsi gole giderken düşüyor hakem penaltı veriyor. Düşen penaltiyi kaleye değil dişari atiyor ve hakeme dönerek ben kendim düştüm, kimse bana dokunmadı.diyiyor.
    Bu olayda hakeminde
    suçu yok fark etmemiş olabilir çünkü iki kişi yan yana koşarken gol atacak kendiliğinden yere düşüyor.

    O haberi okuyunca F Bahçeli Yılmazın G Sarayli Rahmetli Metin oktya yaptiği hileyi seneler sonra gülerke anlattığını hatırladım. Ve Metin Oktayın o hilleden sonra hayatında sari kart görmemiş kibarliğı ve dürüstlüğü ile bilinen ve sevilen birisinin yaşadığı izdirabi gazetelerde okuyordum.

    Dürüstlük “Ailede” başlar….!!!!!!
    3 büyükler õzeliklede Fener Bahçe.Türk futbolunu bir adım ileri gõtürmediler ve hile ile içerde şampiyon olurken dışarda kalelerine giren toplari topladılar.
    Gõztepe bir ara başarılı oynadı. 3 büyükler onu ikinci lige düşurmesini iyi becerdiler çünkü Istanbul dışından onlarıa rakip çikmiştı.
    Bizde ne zaman becerikli bir antirõner çıksa onun ocu bucularla hayatını karartmak için her türlü iftirayi atarız.

    Zaten Tükiyeyede siporcu olsun politikacı olsun içerde kazanmak için her türlü hileyi mubah sayarlar o sayede içerde şaha kalkarlarken DIŞARDA cöp toplarlar: zaten can kurtalan yelekleri hazır: diş güçler ve hakemler.

    Eskiden o çõpleri bedava toplardık! Şimdi!
    Paramizla aliyoruz.

    Yorumu Cevapla

  22. Dört çirkin ve karanlık insan, su katılmamış birer çeteci: Burhan Kuzu, Zekeriya Öz, Metin Topuz ve Fatih Yılmaz. Bu dört çirkin ve karanlık adamın yolları, “Türkiye’nin İran asıllı Escobar’ı” olarak niteleyebileceğimiz uyuşturucu baronu Zindaşti ile nasıl kesişebilir? Gayet kolay kesişir! Yeter ki, her fırsatta kutsadığınız, laf kondurmadığınız, adına gencecik çocukları ölüme gönderdiğiniz, adına milletin yarısını zillet ilan ettiğiniz devletle, bizlere bir din alimi ve kanaat önderi olarak yutturmaya çalıştığınız adamın gerçek yüzüyle yüzleşmeye cesaretiniz olsun.

    Paçalarından kan, eroin, karanlık ve uğursuzluk damlayanların aşağıdaki ibretlik öyküsü, AK Partililere, Gülenci çığırtkanlara, devlet tapınıcılarına kapak olsun.

    Önce kahramanlarımızı tanıyalım birer birer: Burhan Kuzu. Tanıtmaya gerek yok. Recep Tayyip’in sevgili kulu, AK Parti’nin ağır topu ve hukukçu abisi, televizyon programlarında bolca boy gösteren tip. Zekeriya Öz. Bu yorum sayfalarındaki kimi aklı evvellerin ve bir zamanların Recep Tayyib’inin kahramanı (!) Gülenci cumhuriyet savcısı. Metin Topuz. Bugün cezaevinde olan ABD konsolosluk çalışanı. Fatih Yılmaz. Polis teşkilatının cinayet bürosunda görevli başkomiser.

    13 Nisan 2019 tarihinde, bu yorum sayfalarında, Burhan Kuzu’nun ceaevinden çıkarılmasını sağladığı İranlı katil uyuşturucu baronuyla ilişkilerini gündeme getirmiş, Bekir Bey’e, “Çıkın ortaya ve bu durumu bizlere açıklayıp mafaycı Kuzu’nuzu savunun!” çağrısında bulunmuştum. Bekir Bey, muhtemelen yüzlerce yorum metni arasında en kısa yorum metniyle karşılık vermiş, aradan sıyrılmıştı: “Bekir, 13 Nisan 2019, 14:09: Ben böyle karanlık işlerden anlamam.Karanlık işler uzmanlık alanınıza giriyor sanırım.Piyasaya yabancı olmadığınız anlaşılıyor.”

    Şimdi de, yorum sayfalarında Baran, Nurdan, Uğur, Hakan Çakan ve Fatihin Oğlu rumuzlarıyla yazan Gülenci yorumculara çağrıda bulunuyorum: Bu ne iş, efendiler? Çıkın ortaya. Durumu açıklayın ve kahraman (!) savcınız kaçak Zekeriya Öz’ü savunun!

    https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/02/10/uc-hakim-burhan-kuzu-zindastiyi-birakmamiz-icin-bizi-aradi/
    https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/10/23/escobari-kiskandiracak-uyusturucu-baronu-zindasti/

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız