Medya: Dönüş olur da bu kadar keskin mi olur? Velinimetlerini korumuyor, zem ediyorlar…

17

“Ağzından bal damlıyor” denir ya, şu sıralarda gazetelerin manşetleri aynı durumda. Gazeteleri çıkaran, manşetleri atanların gelişmelerden çok mutlu oldukları eserlerinden anlaşılıyor.

Karşılaştığımda herkesi yüzü asık görüyorum, o sebeple hiç değilse hafta sonunda moraliniz düzelsin bir gününüz neşeli geçsin diye, bir gazetenin internet sitesine yansıyan üç başlığı sizlerle paylaşayım istedim.

İlk başlık şu: “Ekonomide diriliş başladı; Türkiye gerçek potansiyeline kavuşuyor.”

Hemen yanında şu başlık yer alıyor: “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ekonomi, hukuk ve demokraside seferberlik başlatıyoruz.”

Onları şu başlık tamamlıyor: “Cumhurbaşkanı Erdoğan talepleri dinleyecek.”

Gazetenin bu kadar sevindirik olmasını doğal karşılamamız gerekiyor. Çünkü ilk başlığın altında TÜSİAD, MÜSİAD, DEİK, TİM, İTO, İSO, YASED gibi çeşitli ekonomik kuruluşlar adına yapılan övücü ve cesaretlendirici açıklamalar yer alıyor.

[Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) başkanı Ayşem Sargın açıklamasında Türkiye’nin yatırımcılar için cazibe merkezi olmasını ‘hukukun üstünlüğü’ şartına bağlamış; TÜSİAD açıklamasında o kadar bile ihtiyat payı, herhangi bir dilek bulunmuyor.]

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hazine ve maliye bakanının görevden af edilme talebini kabul ettikten sonra başlattığı ‘yeni seferberlik’ hamlesinin içerisinde yer almasını düşündüğü 81 ilin oda ve borsa başkanlarıyla, yeni bakan Lütfi Elvan da iş dünyasının temsilcileriyle önümüzdeki günlerde buluşacakmış…

Reklam

Adalet bakanı Abdülhamit Gül de bulunacakmış görüşmelerde…

Talepleri dinleyeceklermiş…

Keşke tersi olsa, önce ekonomin içinden isimlerle bir araya gelinip talepleri dinlense ve seferberlik o toplantılarda dile getirilen görüşler istikametinde belirlenseydi.

Neyse, bu da bir şey.

Başlıkları hangi gazeteden aldığım önemli değil; çünkü, AK Parti yönetiminin takdir ettiği diğer gazetelerde de görüntünün benim referans aldığım gazeteden farklı olacağını sanmıyorum. 

Bir zamanlar…

Takdir edilmenin birinci şartı, günümüzde, takdir etmeyi bilmektir.

Neşeleri yerinde manşetler atan gazeteler, adını ‘diriliş’ koydukları bu yeni gelişmeden -yani bakanın görevini bırakmasından- önce de, yine neşeli manşetler atmakta, yazarları da o manşetlere uygun yazılarla okur karşısına çıkmaktaydılar.

Reklam

Kimsenin yüzünü kızartmak istemediğim için o dönemden ayrıntılı manşetler ve yazı örnekleri vermeyeceğim. Karadeniz’de doğalgaz bulunması ile ilgili Ağustos ayında yapılan tören sonrasında yazılan ve söylenenleri belleğinizde yoklayın, yeter.

Merakım şu: Şimdi istifa eden bakanın arkasından ‘ekonomide diriliş başladı’ söylemini benimsemiş görünenler, o bakan iş başındayken ekonominin öldüğünü kabul etmiş mi oluyorlar?

Henüz değil, ama bir süre sonra o kabule uygun yorumlar da okumayı bekleyebiliriz.

İster istemez aklıma şu soru da geliyor: Berat Albayrak gitti, ama onunla birlikte ‘yeni medya düzeni’ oluşturmayı başarmış olan ağabeyi Serhat Albayrak da mı görevlerini bıraktı? Yoksa onu da mı ‘medeni ölü’ yaptılar?

Kamuoyunun ‘Pelikan’ adıyla bildiği oluşumun başına da bir şeyler gelmiş olabilir mi?

“Serhat Albayrak da görevini bıraktı, Bosphorus Global adıyla faaliyet gösteren oluşum da kapandı”  diye yazanlar oldu çünkü.

Baba Albayrak’ı açıklama yapmaya mecbur ettiler

Aslına bakarsanız böyle bir ihtimalin varlığını Sadık Albayrak’ın son gelişmeler üzerine başlayan tartışmalardan duyduğu rahatsızlığı aktarmak üzere kaleme aldığı açıklamasını okurken zihnimden geçirmiştim.

Açıklamanın ilgili bölümüne birlikte göz atalım:

Sadık Albayrak’ın yazarlıkta 50. yıl toplantısından..

“60 yıllık yazarlık ve gazetecilik hayatıma tarih ve arşivler şahittir. Çocuklarımı gayesi ulvi ve cihanşümul bir davanın neferi olarak yetiştirdim. Onlar da ülkelerine ve içinde yaşadıkları cemiyete hadim oldular. Bunun için üstlendikleri vazifeler ancak bir vasıtadır. Ben onlardan razıyım.

Son günlerde ailem ve çocuklarım hakkında en alçak iftira ve karalamalara tevessül edilmektedir. Bu vicdandan, izandan, insaftan yoksun bir vaziyettir.

Bizler dünyevi makam ve mevkilerle değil; duruşumuzla, fikirlerimizle ve memleketimize hizmetle var olma gayesi güden insanlarız.”

Gördünüz, açıklamada sürekli “Çocuklarım” sözcüğü kullanılıyor. 

Dediği gibi, bir yerlerde ‘iftira ve karalamalara tevessül ediliyor’ ise bu gerçekten ‘vicdandan, izandan ve insaftan yoksun bir vaziyet’ olur.

Velinimetleri olan iki kardeşi, ellerinden tutup bir yerlere getirdikleri ve kendilerine köşe verdikleri kişiler, şimdilerde gözden düştüler ve konumlarını kaybettiler diye, zem etmeye başladılarsa veya hiç değilse başkaları üzerinde şakırdattıkları kılıçlaşmış kalemlerini onları korumak için kullanmıyorlarsa doğrusu çok ayıp ediyorlar.

Onların bu tavrı, 60 yıllık yazarlık ve gazetecilik hayatı bulunan babayı çocuklarını savunmaya mecbur bırakıyor. 

Ne kadar yazık.

Medya, bu hallere de mi düşecekti?

ΩΩΩΩ

Ahmet Kekeç’i de kaybettik 

Milli Gazete’ye yayın yönetmeni olduğum dönemde tanımış ve birlikte çalışmıştım Ahmet Kekeç’le. Ondan sonra başka gazetelerde de sütun komşusu olmuştuk.

Çelebi mizaçlıydı. Kalemi güçlüydü. Yalnız siyasi yazılarıyla tanınıyor olması bir eksiklik; Ahmet Kekeç’in esas yazarlık değeri, sosyal sorunlara da eğilen veya çoğu kez tarihi dönemlere yeni bakışlar sunan romanlarından öğrenilebilir.

Rahatsızlık çektiğini, tedavi gördüğünü duyuyordum, yine de vefatı benim için beklemediğim erken bir kayıptır.

Allah’tan kendisine rahmet, ailesi ve yakınlarına sabır diliyorum.

ΩΩΩΩΩ 

17 YORUMLAR

  1. instagram istifa afçı müstefi bakanın babasını gençlik yıllarımda tanıdım.zamanımı ve paramı harcayarak sohbetlerine katıldım kitaplarını aldım.hayatını anlattığı manaho deresi kitabını okudum üzüldüm.devrimin çakıl taşları ile statükoya karşı çıkanların akıbetlerini mücadelelerini öğrendim.
    evlatları ile övündüğü satırları okuyunca harcadığım para ve zaman için hakkımı asla helal etmeyeceğim.
    ekonomiyi ve insanların özgür haber almasını engelleyen medya sisteminin başındaki iki oğul.
    çok fazla hakka girdiniz.bu milletle helallaşmanız asla mümkün değil.
    geri dönün yazdığınız kitaplara bir göz atın da ondan sonra oğullarınızı methedin.
    Rabbim kimsenin basiretini köreltmesin.

  2. Üstat kavanoz dipli dünya da bazı şeyleri yapmak çok zor. Medya siyaset bir de sermaye. Bunun hepsinin üstünde de din var. Üçünü bulup dördüncüsün de de doğru bir tercih yapıldığında o zaman her şey güzel olur. Yalnız bu üçünü bir araya getirmek… bunlar birbirini besleyen şeyler. Bunları da en iyi sen bilirsin üstat. Biz de medya ne zaman kıvırmadı ki. Yakın tarihimize baktığımız zaman deveyi pire yapan pireyi de deve yapan bir medya görürsünüz. Ben kişilere bakıp eleştiri yapmayacağım. Medya denince hepsine birden söylüyorum. Bizim ülkemizde medya her zaman bir muamma; hatta dünya da da aynı şey. Bunu da bilirsin üstat. Yorumcu arkadaşlar bazı şeyler diyor da; bana pek inandırıcı gelmedi. Bu üç şeyi bulup dördüncüsünde de doğru tercih yapıldığı zaman o zaman dünya da güzel olacak Türkiye de. HERKESİN GÖRÜŞÜNE SAYGILAR

  3. Hayret , bu gün millet pazar tatili yapıyor galiba ; ortalıkta kimsecikler yok !
    Bari ben de bir fıkrayla katılayım: Üç soyguncu iyi bir iş çıkartmışlar ! Hiç bir aksaklıkla karşılaşmadan soygunu yapmış ve külliyetli miktarda bir parayla sağsalim , gizlenecekleri yere kendilerini atmışlar. Biraz dinlenip rahatladıktan sonra birisi ,
    – Eh artık , şu ganimetleri , zevkini çıkara çıkara bir sayalım demiş . İkincisi biraz isteksizce,
    – Yok yahu, boşverin ,yarın nasıl olsa bütün gazeteler yazacak , ordan öğreniriz , demiş . Üçüncüsü buna şiddetle itiraz etmiş ve ayağa fırlamış,
    – Yahu , siz deli misiniz ! Bütün gazeteler yalancının tekidir , verdikleri rakamlar asla birbirini tutmaz ! Allah muhafaza bir de birbirimizi katletmeyelim !
    Not:Şerefli gazeteciler tenzih olunur ; onlara ve herkese selamlar , saygılar.Baki selamlar.

  4. Geçen hafta Karabağ su
    Bugün ün konusu tüm AB ye rağmen Maraş açıldı
    Siz hala kafanızı gömğn Trump la Berat la 3 ay daha uğraşın

  5. “Cumhurbaşkanı X : Ekonomide diriliş başladı; Türkiye gerçek potansiyeline kavuşuyor.”

    “Cumhurbaşkanı X : Ekonomi, hukuk ve demokraside seferberlik başlatıyoruz.”

    “Cumhurbaşkanı X talepleri dinleyecek.”

    Bir seçim yapılmış ve muhalif CB adaylarından birisi (X) seçimi kazanmış ve yukarıdaki gibi demeçler vermiş olsun. Bu durumda böyle demeçlerin bir anlamı olabilir, toplum ve medya makul bir iyimserlik beklentisine girebilir.

    Fakat 18 yıldır iktidarda olan R.T.Erdoğan’ın böyle demeçler vermesinin akla ve vicdana uygun bir açıklaması yoktur. Zira bu yeni söylem daha önce yaptıklarının yanlış olduğu anlamına gelmektedir. Bu durumda Erdoğan’ın da damadı gibi ‘sağlık nedenlerini’ gerekçe göstererek istifa etmesi gerekir. Yok eğer “o hataları başkaları yaptı ben de zaten onları görevden aldım” diyorsa yemezler. “Ekonominin sorumlusu benim ben” diyen kendisi değil miydi? İki de bir müjdeler verip duran R.T.Erdoğan’a diyeceğimiz şudur:

    Biz senin cemaziyülevvelini de biliriz.

    • Birgün gidecek bu doğru .Yaptığı sevapları ve günahları ile değerlendirilip seçmen tarafından gönderilecek.Ama ne BİDEN in yardımı ile Nede HDP nin açık desteği ile yerine birileri gelecek.Tekrar halk kendine hizmet eden birini bulana kadar da iktidarda kalacak

      • Aspirin kadar kolay bulunan grip aşısı yok.
        Trump’ı, Biden’i bırak ta, parasıyla grip aşısı bulabildiğimiz yeri söylemeden tek harf dahi yazma .
        Bu gidişle aspirin de bulamayacağız.

    • Sayın editör’ün affına sığınarak dünkü yazm’ın şu bölümü (Gelin onlardan Türkçe değil
      Kaynana Düşmanlığı öğreniyordu.) eksik ifade etmişim onu sayın
      Y.K bey, açíklamama musade eder hehalde.

      Merhaba, Y.K. bey! Õncelikle hassiyetinniz için teşekúr ederim.
      Benim gelin ile birbirimize karşí sevgimiz ve saygımız Anne Kız ilişkisinden çok daha iyi. Allah nasip ederse 4 ay sonra gelinim olarak 22 yılı bitecek, bana karşí tek kelime olumsuz laf etmesi şõyle dursun sesini dahí yúkseltmedi.
      Ben gelinimi sevdiğim kadar oğullarımı sevmiyorum.
      Hatta benim súlalemde çok seviyor.
      Túrkiyeye götürdúm herkes hayran kaldı.
      Bahs ettiğim Türk hanımlar buna kayinvalide gelinini hiç bir zaman sevmez hele oğlu bir oturum alsın seni heme boşattırır diye kizcagızı korkutiyomuşlar.
      Oğlum ve gelinim okulda tanıştıklari gún oğlum beni ardí ve “çok gúzel bir kız galiba ona aşık oldum” deyince.
      Ben hemen aşík oldu isen anlattığína gõre oda seni sevmış sakín gayri meşru yaşama islami kurallara göre evlen dedim ve bir kaça ay içinde resmi evlilik yaptılar düğúnlerini Kanadada yaptim. Gelinimin gelinliğini ve kına elbisesinin modellerini kendim çizdim ve diktim.

      Şimdi ikisi ikiz 5 çocuk anasí benim için gelinim hem çok kíymetlí hemde çok değerlı.
      Hatta burdaki arkadaşlar sık sık ” gelinini halen daha deli gibi seviyormusun?” Diye takılıyorlar.
      Evvel Allah, benim gelinim ile aramızı açacak cahiller dünyaya gelmemış ve inşallah gelemezde.

      En nefret ettiğim gelin kaynana didişmesi. Bizim Türk kızlarí resmen kaynana düşmanları.
      Eşinin annesine oğlunun hanımına karşı köti niyetli ve cahillere Allah hidayet versin. Amin.
      Allaha emanet olun.

  6. Yazının ortasında foto, fotonun sol yanında yalnızca bir satırlık ama Türkçe yazım kuralları ihlal edilerek yukarıdan aşağıya rastgele sıralanmış harfler. Bunu yapanı gazetede barındıranlara acıyorum.

    • Bugün, Fehmi bey Türkiye’nin batmasında en búyük rolü oynamış meslektaşları olan “MEDYANIN” gerçek yúzünú irdelememız için bize bir firsat vermiş.

      (Not: meslektaşları diye yazdım fakat
      ben şahsen burda bahs edilen medya ile Koru ve onun gibilerinin bunlar ile en ufa bir ortak yanlarını gõrmiyorum.)

      Karadenizliler’in 10 parmaklarında binlerce maãrifet var.
      Herşeyi nakíş gibi işliyorlar! Hemşerisi olan Dünür Albayrak ile yazarlıkta 50.yıl kutlamasínda dahı Bizde Din sembolü olarak icat edilmiş tesbih ile poz veriyorlar.
      Bunlarín herbiri’nin kafasın’ da bin tilki gõrevlenmíş muãazam bir hemşeri’ler topluluğu.

      Milli Güreşçi, Merkez bankasi daníşmanı. İlahiyatçı, İftira ve yalancı hayatları karartama makinesi’nın medya patronu.
      Bunlar nabza gõre şerbet verme ustaları.

      Hani her becerik’sızliğimizi ve bencil’liğimizi diş güçlere yıkarak günü kurtarır’ken zerre kadar düşúnmeyen bir milletti Karadenizliler işte böyle batırır…

      Soru Dinde Yalan Şirk ile ayni.
      Kul Hakkı Allahu Teala’nın aff edemiye’ceği büyúk günah…sayín ilahiyetcı patron bunlara bir cevap verebilirmi.

      Ben Erdoğanín 2011 seçimlerinden sonra kurduğu húkúmetin bakanlar listesini okuyunca 80 ile sahip TC hükúmetinin bakanlarınín yarısı Karadenizli olduğunu görúnce şaşırmıştım.
      Neyse, sâdete gelelim.

      Túrkiyeyi iflas edenlerin 1 numaralí yardımcıları medya 2numarali yardımcılarí DÚŞÚNÚP okuyup araştírmayi sevmeyen veya bilmeyen millettır! Böyle bir milleti çok kolay aldatılır… Erdoğan başa geldikten sonra Türkiyedeki mantar gibi töremiş Taríkatlar ve Camaatlar’e baktığımız zaman bunu açıkça gõriyoruz.bunları destekcileri’de gene medya.

      Gerçek bir Müslüman Furkan vakví başkanı Alparslan Kuytu ve onun gibileridir.
      Maalesef Türkiye’de Erdoğan ve onun yardímcılarí olan medya patronları gibi DİN ticareti yapanlara rağbet olduğu burdaki bazi yorumculardan ve anketlerden görüliyor.

      Sayın yazar esas bugün Túrkiyeyi batıran basın müsveteleri’ nin kanatíklari yaraya parmak basmış..fakat pek ilgi görmemiş gibi.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız