Muhalefete yeni takviye gelecek diye iktidar rahatsız oluyor; ancak bunun sebebi yine iktidarın kendisi değil mi?

27

Bana mı öyle geliyor, yoksa gerçekten iktidar partisi kendisine yönelik eleştirilerden etkileniyor, kamuoyunda ‘yeni oluşumlar’ diye kendilerinden söz edilen partileşme arayışlarını belli ettiğinden daha fazla ciddiye alıyor ve politikalarıyla icraatlarını bu yeni duruma göre mi şekillendiriyor?

Dediğim gibi, etrafta bu yolda herhangi bir işaret görmediğim gibi tartışanlarla da karşılaşmış değilim. Olaylara ve gelişmelere bakarak şahsen çıkardığım sonuç bu: Henüz varlık alanına taşınmamış muhalefet iktidarı rahatsız ediyor.

AK Parti’nin eleştirilerden hoşlanmadığını biliyoruz. Medyamız artık muhalif seslerin duyulmadığı bir yapıya kavuştu. Ülkemizde yayınlanan gazetelerin ve yayında bulunan haber kanallarının kahir ekseriyeti iktidar yanlısı…

Pembe gazeteler ve pespembe kanallar

‘Bütün zamanların en zengini’ olarak bilinen petrol baronu John D. Rockefeller (1839-1937) de hakkında yazılanlardan hoşlanmazmış. Denildiğine göre, yakınları çareyi, her gün, kendisini rahatsız etmeyecek haberler ve yazıları bir araya getiren onun için özel hazırlanmış bir gazete çıkarmakta bulmuş.  

Donald Trump da fırsat bulsa ya benzer bir yönteme başvuracak ya da Amerikan medyasının sermaye yapısını değiştirerek beğeneceği bir hale dönüştürecek. New York Times ve Washington Post’u devlet dairelerinde yasakladı; CNN’i izlemediği gibi izlenmesini de istemiyor. Beyaz Saray’da açık tutulan tek bir kanal var: FOX NEWS… [Eğer azil yoluyla daha önce görevden alınamazsa ve gelecek yıl yapılacak seçimde yeniden sandıktan çıkarsa ikinci döneminde medyayı kendisine uydurma yolunu deneyebilir de.]

Mustafa Yeneroğlu, AK Parti’de milletvekili ve MYK üyesi bulunduğu şu birkaç gün öncesine kadar, “AK Parti eleştiriden hoşlanmıyor” türü yorumlar yapılmasını varlığıyla engelliyordu.

Partisinin yanlışlıklarını çekinmeden dile getirerek…

Reklam

Geçen hafta partiye davet edildi ve AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın istifasını istediği bildirildi. O da istifa etti.

AK Parti içerisinde söylem birliği böylece sağlandı.

Geçtiğimiz bir ay içerisinde dikkatlerimiz Suriye’ye askeri müdahale yüzünden Amerika üzerinde yoğunlaştığında herhalde bir nokta hepimizin dikkatini çekmiştir: Donald Trump’ın başkan olarak verdiği -Amerikalılar açısından ciddi sonuçlar doğuracağı belli olan- kararlar, Trump’ın partisinden, hatta kendisinin yakın dostu olduğunu bildiğimiz çok sayıda Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi ve Senato üyesinin sert eleştirileriyle karşılaştı.

Tek seslilik orada yok.

ABD’de başkan kendisini veya politikalarını eleştirenlere kapıyı göstermiyor; eğer dört yıllık dönemi bitmeden görevi sona erdirilecekse, bu kendi partisinden politikacıların da katılımlarıyla sağlanabilecek.

Demokrasilerde yalnız ülkede çok seslilik esası yoktur, ayrıca parti içi demokrasi diye de bir kavram vardır ve AK Parti kuruluşunda en fazla ‘parti içi demokrasi’ konusunda garantiler vererek kendisini topluma tanıtmıştı.

İçerisinde demokrasinin çalışmadığı durumlarda partiler, kaçınılmaz olarak, vaktiyle kendi saflarında bulunmuş olanların ayrılarak oluşturdukları muhalefetlere muhatap olurlar.

Görüşü farklılaşana kapı gösterilirse…

Reklam

Yeni oluşumlar diye bilinen Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu’nun partileşme çalışmalarının temelinde görüş farklılaşması yatıyor. Farklılaşan görüşlerine rağmen parti içerisinde kalmayı düşünebilirlerdi, uzunca bir süre bunu yaptılar da; ancak seslerini kısmak zorunda kalmaları tahammül sınırlarını zorlamış olmalı.

Mustafa Yeneroğlu istendiği için partisinden ayrıldıktan sonra birdenbire ‘kötü adam’ haline getirildi. Bir hafta içerisinde oldu bu da. Partinin yönetim kadrolarında yer alanlar ekranlardan doğrudan hücuma geçtikleri gibi siyasi kimlik taşımayan iktidar unsurları bile kendisini hedef alan açıklamalar yapmaktalar.

En anlamadığım hücum konusu, eleştirilerini parti içerisinde bulunduğu dönemde yetkili organlarda dile getirmemiş olması…

Sürekli yayınladığı mesajlar ve kendisine uzatılan mikrofonlara söyledikleri hep eleştirel yaklaşımlardı; o yetkili organlarda üye iken, katıldığı toplantılarda, diğer üyeler Yeneroğlu’na eleştirilerini hatırlatarak sorular yöneltmemiş olabilirler mi?

Yöneltmemişlerse bu ne iştir?

Yeneroğlu’nun istifaya zorlanması yeni oluşum çalışmalarının yerindeliğine yeni bir kanıt teşkil ediyor. Farklı görüşlere tahammül edilmeyen bir partide farklı görüş sahiplerine gösterilen yol oradan ayrılmaları ise, ayrılanlar için tek çare de yeni bir parti çatısı altında buluşmak değil midir?

Muhalefet partileri muhalafet yapmalı

Zaten var olan muhalefet partilerinin de kendilerine çeki düzen vermelerini zorlayacak bir gelişmedir yeni oluşumların partiye dönüşmeleri…

İktidar partisinin yeni oluşumlardan rahatsızlık duyması normal de, muhalefet partilerinin bundan rahatsızlık duymaları için sebep ne olabilir?

Bu sorunun cevabı kamuoyu yoklamalarında var: Mevcut partiler kendilerine oy veren seçmenleri tatmin etmekten uzaklar… Mevcut muhalefet partileri tek başlarına veya bir arada iktidar adayı görüntüsünü vermiyorlar…

2003’te CHP ABD askerlerinin Türkiye topraklarında konuşlanması ve ABD’nin ülkemizle birlikte Irak’ı işgal etmesine karşı ciddi bir direniş sergilemiş ve bunda başarılı da olmuştu.

CHP bugün o günkünden çok daha güçsüz.

Değişimin muhalefette başlaması gerekiyor. Yeni oluşumlar bunun için önemli.

İktidarın belli etmese de yeni oluşum arayışlarının partileşmesinden rahatsızlık duyması için muhalefetin kendine gelmesini zorlaması bile yeterli.

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Muhalefetin dile getir(e)mediği bazı gerçeklerin kısmi asgarisi :

    Biz bu S-400’leri ne diye aldık. Bu füzeleri Suriye sınırına konuşlandırıp ABD’den izin almadan harekete geçecek değil miydik? Fakat bunu yapmak yerine anlaşmalı bir harekatı durdurup ABD askerleri ile ortak devriyeye razı olduk. O da yetmedi Türkiye sınırında da Rus askerleri ile devriye gezmek anlaşması yapıldı. Sahi biz bu S-400’lere ne diye milyarlarca dolar ödedik?

    Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz aramasına karşı çıkan bir ülke yok. Türkiye dışında kimsenin tanımadığı KKTC ile anlaşma yapıp BM’in tanıdığı Kıbrıs Cumhuriyeti karasularında doğalgaz aramamıza karşı çıkıyorlar.

    Kişi başı milli gelir hesaplama yöntemi 2005 civarında AB uyum çerçevesinde değiştirildi ve bir günde 2.000 dolar (%40 kadar) zenginleşmiş olduk. Eskisiyle doğru bir kıyaslama yapmak için bugünkü kişi başı milli geliri 1,4’e bölmek gerekir.

    ‘FETÖ’nün sözde ordu imamı olduğu belirlenen firari Adil Öksüz ‘ün serbest bırakılmasıyla ilgili 28 sanıklı davada karar çıkmış. Sanıkların tamamına yakını beraat ederken yalnız iki sanığa “görevi kötüye kullanmak” suçundan 5 ay hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını da kararlaştırmış. Mahkemenin bu kararı 15 Temmuz üzerindeki şaibeyi daha da kuvvetlendirmiştir.

    Enflasyon paketindeki ürünler için TÜİK’in fiyat topladığı günde marketler indirimli satış yapıyor. Böylece enflasyon görünürde yasal olarak düşük çıkmış oluyor.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “M.Kemal’e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin” ve “Yunan kazansaydı daha iyiydi” diyen Kadir Mısıroğlu’na övgüler düzmüştür.

    Türkiye’nin toplam dış borcu 2002’de 130 milyar dolar iken, 2019’da ise 500 milyar dolar kadardır. Bir de bunun üzerine özelleştirmeler ve yabancılara konut satışları için 100 milyar dolar ekleyin. Ne yapıldıysa borçla yapılmıştır. 1923-2002 dönemi kalkınma hızı ortalaması %5,5 iken 2002-2018 kalkınma hızı ortalaması %4 kadardır, (TÜİK resmi rakamları). AKP=Erdoğan dönemi Cumhuriyet tarihimizin en müsrif ve en propagandacı dönemidir.
    . . . . .
    Ya Allaaaah, Bismillah ! (AVM açılışı yapılıyor). Elhamdülillah bu ihaleyi de hallettik. Hamdolsun şu gökdeleni de diktik.

    • Polemikçi FKT,

      Bu yazdıklarının yazının konusuyla ilgisi ne?

      Derdin bağcı dövmekse bu tür eskimiş zırvalar geri tepiyor bilesin.

      Hariciye uzmanı isen, git bir İsrail lobisini dene, onlar da bu görüşlerin çöp olduğunu sana söylerler.

      Ülke bürokrasisi bu zırvaları kale alsa, vay halimize

  2. “Farklı görüşlere tahammül edilmeyen bir partide farklı görüş sahiplerine gösterilen yol oradan ayrılmaları ise, ayrılanlar için tek çare de yeni bir parti çatısı altında buluşmak değil midir?”diyor sayin yazarimiz hakli olarak. Yazida adi gecen zevati da nadide goruslerini de bilmem gormem. Turkiyenin hangi yarasina merhem olacak bir goruse/careye sahiplermis de onu biz duymamisiz ya da anlamamisiz? Kaldi ki bu kisiler daha dune kadar ayni hukumetin kurmay kadrosundaydi; yani uygulama sansi da verilmisti kendilerine… Ne gibi bulunmaz hint kumasi bir gorus gelistirmisler de onu bizim ustumuzde denemek istiyorlarmis? Neymis kerameti bu her derde deva; yersen yogurt icersen ayran goruslerin..? Eger simdiki cemis muhalefetten bizi kurtaracaklarsa ne ala; yok zillet ittifakina bi omuz vermekse maksat, o baska; hamama giren biraz terler tabii…

  3. Babacan ve Davutoğlu parti kuracak haberleri çıkalı uzun zaman oldu ama ortalıkta ne parti var , ne de muhalfet yapan liderleri … Bu yeni partilerin kurulma haberlerinin kamuoyuna erken verilmesi ve dağın fare doğurması ( Şu zaman kadar bu partiler kurulacaksa çoktan kurulmalıydı.) halkta bu partilere negatif bakışa sebep olacaktır. Ellerinde sihirli değnek yok sonuçta. 1999 daki hükümet gibi ekonomi yürümeyecek hale geldiğinde ortaya çıkacaklarsa hiç çıkmasınlar. CHP ‘nin güçsüz olması meselesi bence Sn.Koru’nun dediği kadar da değil. Sonuçta lokomotifi CHP olan Millet ittifakı İstanbul , Ankara , Antalya , Adana belediyelerini daha önce Cumhur İttifakı partileri yönetimindeyken devraldılar. Yerel seçimlerde ciddi başarılar elde ettiler. Ancak genel seçim yerel seçime benzemez. Yerel seçimde kazanan CHP ‘ye bu milletin idareyi teslim edeceğini sanmıyorum. O yüzden Babacan ve Davutoğlu da seçime yakın zamanlarda ortaya çıkmayı planlıyorlar diye görünüyor. Bu arada, kamuoyuna cılız bir şekilde yansısa da çok basında yer almayan Şehir Üniversitesi’nin kapısına kilit vurulma hadisesi var. ( Sn.Davutoğlu’nun bu üniversitenin kurulmasıyla bağlantısı var, Halk Bank ın bu üniversiteye verdiği kredileri geri çağırdığı söyleniyor.Bu sebeple üniversite kapanma noktasına gelmiş.) Bu olay bile Sn. Koru’nun tezini destekler nitelikte , Ak Parti kendi içinden yeni bir muhalefet çıkmasını istemiyor. Bunun için de daha önce kendi içinde bulunan kişilere verilen bazı imtiyazların (Halk Bank kredisi alabilme gibi) iptal edildiği görülüyor. Babacan ve Davutoğlu partisi başarılı olur mu ? Ben şahsen başarılı olabilecekleri kanatinde değilim. Niye derseniz , açıkça piyaaya çıkmayıp kaçak güreşenleri millet sevmez. Varsa bir vizyonun , misyonun çıkacaksın piyasaya , bekle bekle nereye kadar. ? Ayrıca Babacan – Davutoğlu parti/partilerinin Batı – Nato – Atlantik yörüngesinde bir siyaset izleyeceği açık olduğundan , Batı’nın da Türkiye’ye hasmane tutumu ortadayken , böyle bir politika izleyecek partilerin başarılı olacağını sanmıyorum. Bu eskiye dönüş olur ki , Türk milleti ABD gibi bir düşmana meyledip onun lafını dinleyecek siyasetçilere pirim vermez. ( Not : Ak parti kuruluken , Ak parti ABD den referanslı olduğu halde Ak partiye pirim verdi , ancak şu andaki konjonktör çok farklı. Millet nezdinde ABD artık dost değil düşman olarak tanımlı.)
    Saygılarımla;

    • insanlar zannediyor ki, chp daha güçlü muhalefet yapabilir ama yapmıyor.
      Daha güçlü muhalefet yapacağı düşünülen de babacan ile davutoğlu. herhalde akıl tutulması olsa gerek.
      – Şu siteye yorum yazanların sayısı 50’yi geçmiyor. Onların en az yarısı da trol.
      – Yani en fazla 25-30 tane muhaleif görüş var ki bunları yazanlar da 10 kişiyi geçmiyor. mesela ben, bugün için ikinci yorumumu yazıyorum.
      – chpden süperman kurtarışı bekleniyor.
      – Normalde, bu sitede en az 500 yorum olması lazım.
      – Fakat öncelikle yazarın seçtiği konuların yorum yazmayı teşvik edecek nitelikten bir miktar uzak olması, sonra da insanların çekinmeleri, korkmaları nedeniyle bu sitedeki yorumun ortalaması 40 civarıdır. bu 40 yorum da 10 ya da 15 kişi tarafından yapılıyor. bunların da yarısını H.gayret oluşturuyor.
      – Sonra da vurun chpye. “bu ülkede chp muhalefet yapabilseydi ülke bu durumda olmazdı” imiş.

      • Chp li secmen ne tur yazilari ilginc buluyordur bilmem ama golgesinden korkan muhalefetten bi halt olmaz hamza bey; sayin yazari begenmiyenler daha iyisini yazsinlar da biz de okuyalim..! Ya da saygon arkadas gibi karardan t.akyol okusunlar; zihniniz acilir hem…

      • Bak H.Gayret,bir de fırsat kollayıp Hamza bey’e laf çakmaya kalkıyorsun.Oysa O sana yine kıyak geçmiş;yazdığın nanelere yorum bile demiş…
        Nane mane bahane,tanesi 50 kuruştan ay sonu şahane…değil mi ama?

  4. KİŞİ YÖNETİMİ
    Kur’an gelinceye kadar insanlığı önce din adamları sonra siyaset adamları sonra zenginler yönetti. Bugün kişi yönetimi tamamen sona ermekte artık yeryüzünü ilim yönetmektedir. İlmi elinde tutan Sermaye ve siyaset yönetime hakimdir.
    İlmi çalışmalar, artık yaygınlaşmaya başlamıştır. İlim adamları kendileri Ar-Ge çalışmalarına başlamalıdır. Devlete veya Sermaye’ye dayanmadan kuracakları kooperatiflere dayanarak Ar-Ge çalışmalarını yapmaya başlamalılar. Bir gün gelecek bunlar başaracaklar. Halka dayalı işletmeler doğacak ve kişi yönetimi sona erecektir.
    İlme dayalı küçük işletmeler başarılı olacaklardır. Semt Kooperatifleri bunun habercisidir. Davaudoğlu veya Babacan Sermaye’nin destekleyeceği bir parti kurmak istiyorlar. Onlar geçmişte kaldı. AK Parti’yi tehdit eden kişiler değildir. AK Parti’yi tehdit eden cehalet, küfür derecesine varan, bile bile yanlıştaki ısrarıdır. Her söze kulak verip en iyisini uygulama ilkesini daha kabullenmemiş olmasıdır.
    Yine de ümitsiz değiliz. AK Parti’nin akıllanması öbürlerinden daha olası görülüyor.
    Biz iyi iş yapanın yanındayız. Yanlış iş yapanla ilgilenmeyiz.

  5. Yazarımızın bu günkü konusuyla birebir örtüşmese de Türkiye toplumunun üstesinden gelmesi gereken konu aşağıda alıntı yaptığım paragrafta da bahsedildiği gibi, muhafazakar ve ilerlemeci tartışması olacaktır.
    Bu ana tartışma konusu yeni siyasi oluşumlarda da kendini hissettirmekte ve mevcut partileri günü kurtarma ve muhafazakar olarak nitelemeyi olanaklı kılmaktadır. Bakalım yeni oluşumlar ilerlemeci mi olacak muhafazakar mı ?

    “Aslında her yıl, çoğu kez bir kambur gibi geçmiş yılları, hatta yüzyılları da sırtında taşır. Ve bu yüzden güncel gerçeklere ulaşmak için her tarihçinin biraz gazeteci, her gazetecinin de biraz tarihçi olması gerekir. Zaten insan tarihçi olmasa da güncel olayları yorumlarken farkına varmadan geçmişi de yaşar ve anlatır. Tarihçilik aslında, sanıldığının aksine, bakışın dünden bugüne değil, bugünden düne çevrilerek yapıldığı bir gerçek arayışıdır. Giderek karmaşıklaşan bir ilişkiler ağı içinde yaşayan insanlar, geçmişin çok daha basit yapıdaki
    toplumlarını, o toplumda yaşamış insanlardan daha kolay anlarlar. Böylece, geçmişle günümüz arasında kurulan diyalektik gelgitte, tarihçi, değişmeleri anlattığı gibi, değişmemiş, olduğu gibi muhafaza edilmiş şeyleri de saptar ve anlatır. İşte her toplumda “ilerlemeci”lerle “muhafazakar”lar arasında kavgaya yol açan durum da budur ve “muhafaza edilmiş ” öğeler daha sonraki gelişmelere de fren teşkil eder. Kavgayı asıl
    belirleyen faktörler, son tahlilde toplumsal konumlar ve sınıf çelişkileri olsa da, insanlar çoğunlukla bu kavgaları ulus, din ya da aşiret kavgaları olarak algılar. Böyle durumlarda ideolojik dürtüler, bazı Marksistlerin “üstten belirleme” dedikleri itici bir rol oynarlar. Hristiyanlıkta bin yıl kadar önce Haçlı ordularını ateşleyen motivasyon ne idiyse, bölgemizde bugünün “cihadist”lerini harekete geçiren motivasyon da aynı
    görünüyor. ” Taner Timur, Türkiye, Ortadoğu ve Mezhep savaşı, 2015 yılı güncesi, sayfa 9-10

    • Tarik bey; bu tur cop yiginlarini getirip burnumuzun dibine koymasaniz nasil olur? Tumuyle sakat bir tarihcilik yaklasimi bu; hatta bildigin en adisinden gastecilik bile diyebiliriz yani…

  6. “Tek seslilik orada yok.” acaba ?
    kiyaslama yapilicaksa partiyi degil beyaz saray yonetimini ve bakanlari baz almak sanki daha uygun olurdu..

  7. Demek Babacan, partisinin kuruluşunu tamamladığını yakında açıklayacak; bu yazı onun bir habercisi durumunda..iyi de olur artık…

    Uzunca zamandır kurulacağı söylenen yeni siyasi parti/ler siyaset sahnesine çıksın da, siyasete yeni bir söylem, yeni bir soluk gelsin değil mi?

    Eskimek eşyanın tabiatında var; yaşlanmakta…

    Yaşlılık ile bütünün parçaları/organları da yaşlanır, enerjisini kaybeder, işlevini yitirmeye başlar! yeni aktiviteleri de yüklenmekte zorlanır. “Eski” olur artık.

    Bütün bunların yanında yadsınamayacak bir de avantajı ortaya çıkar eskimenin, yaşlanmanın: Tecrübe…

    Yaşamın içinden hepimiz biliriz; büyüklerimiz, dede-ninelerimiz, yaşını başını almış büyüklerimiz köşelerine çekilmiş olmalarına rağmen, duruşunda, hal ve hareketlerinde, söylemlerinde, bize hep yol gösterici olurlar; yaşanmış hayat hikayelerini de buna mesnet yaparlar.

    Neden; çünkü bizi sever, bizi düşünürler. Demek ortada bir sevgi, bir diğergamlık var.

    Malesef, siyaset kurumu bize bunu sunmuyor!

    Siyasette, aktörler aynı davanın adamı olsalar da; zahiren birbirlerine güven vermiş olsalar bile, aslında ortada bir “satranç oyunu” vardır ve her oyuncu kendi hamlesinin hesabı içindedir. Halk arasında bu “biri diğerinin kuyusunu kazar” diye nitelendirilir.

    Buna rağmen yenilik-yenilenme de şarttır.

    Halkımız, siyaseti/siyasi kurumları, ideolojiden arınmış olarak kendinin de pay alacağı, toplumsal fayda elde etmek amaçlı kullanmayı ve ona göre hareket etmeyi öğrenmelidir.

    Halk da kendini yenilemeli.

    • Yenilik anlayisiniz buysa isimiz var hasan bey; degisim diye akpartinin deneyip kullanip attigi kabak lastiklere kaldiysak ne anladik biz bu isten..! Boyle yenilik mi olur..? Siz asil degisimi akp kurultayinda gorun…

      • Sen asıl değişimi Perinçek üstadında gör.Adamının,piyasaya çıktıktan sonra değişmedik parçası,dönmediği rüzgar yönü kalmadı.Yakında Bağdadi’nin yerine Işid lideri olursa ona bile şaşırmayacağım bu gidişle…

  8. Medya ve basında sansür ve baskı, sosyal medyada troller…. Ülkemiz çok güzel imaj veriyor.! Ak parti 2028 kadar varlığını böyle devam edecektir.

  9. ASLINDA HEPİMİZ BİLİYORUZ
    Fehmi Bey de, az çok okuyup yazan da biliyor ki; muhalefet partilerinin ve muhalif kişi ve kurumların hiçbir biçimde etkili olamayacağı bir Erdoğan İmparatorluğu dizayn edildi. Şu anki muhalefet partileri zaten muhalif değil. TABELA MUHALİFLERİ onlar. Muhalefetin olduğu bir ülkede bu kadar hukuksuzluk, şahsi yönetim, keyfilik, haksızlık olabilir mi? İyi kötü bir parlamenter sistemimiz vardı. Muhalefet iktidar işbirliği ile o da bitti ve tam Ortadoğu ülkesi olduk. Artık ülkeyi bir hanedan ve çevresi yönetiyor. Devlet tüm kurumlarıyla bu hanedan partisinin emrinde. Tek vatansever, milliyetçi, müslüman, demokrat (!), doğru, haktan yana olan onlar. Geri kalan herkes vatan haini. Gidişat çok ürkütücü de, hayır olur inşallah.

    • Dag silsilesi arkadasim, dag gibi mhp yi atlamissin; devlet beyde coluk cocuk da yok; hanedanmis… Ha, surasi dogru; tam bagimsizlikci yurtseverler ve mandacilar var, okej..?

      • Tam bağımsız Yurtseverler biz oluyoruz da,mandacı da siz oluyorsunuz zahir;hani diyorum Dugin mugin,manda yuva yapmış söğüt dalına amman amman…

  10. Gözlerim doğu Perinçek’i arıyor, geçen ayın 10’undan beri göremiyorum. Aydınlık gazetesi de ‘anavatandan haberler’ tadında Çin ile ilgili haberler yayinliyor. Kesin bir şeyler pişiyor. (Benimkisi de laf işte, sanki ocağın üzerinden kazanın indiği var)

    • Baran bey! Doğu perinçek AKP ve onların iş adamlarının yardımlari ile Çindeki UYGURLARI halletiler simdi Türkiyeye s>IRA geldi.Şuan, Allahu Ekber temizliği ile meşgul.
      Bana inanmiyorsaniz!
      Ocak yazarının bugünkū yazısını okuyun.
      “Allahu Ekber eşliğinde yurt yıkmak
      By Emrullah Bayrak – 4 Kasım 20190”
      Sağlıklı ve mutlu kalın.

  11. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun bizzat annesine söylediği “Bu millet beni çok sevdiğini söylüyor, ama oy vermiyor” tezatını serzenişle karışık söylediği günler çok geride değil. Hal böyle olunca sevgi ve teveccüh necip, kavruk ve gayretli milletimizce her zaman doğru söyleyen, sevilen ve özlenen üzerinde birleşmez. Büyük kitlelerin uzun süre yanlış üzerinde mutabakat içinde olduğu tarihin arşivinde yer almaktadır. Hal bu olunca yeni oluşumlarından eğer bir korkan varsa en çok geçmişin her yanlışında imzaları, eserleri ile müdahil olan eski akepeliler korkmalıdırlar. Temiz bir geçmişi olmayan bagajı sepet dolusu müzahrefat ile dolu olanların, yanlış uygulamalar sırasında parti içinde cılız bir şekilde karanlığa göz kırpmak dışında fazlaca esamesi okunmamıştır. Bu eskiden yağmurda beraber ıslanmışların, bugün artık salla baş al maaş gayretli trollerden ayrışmış olmaları onlara bir tefevvuk kazandırmayacaktır. Dün itibarı ile Saadet Partisi olağanüstü kongresini tamamlamış ve bir kaç hatalı icraat dışında bilge başkan betimlemesi kendine yakışan Temel başkan topluma değerli prensipler eşliğinde sağduyulu seslenişte bulunmuştur. Eğer bir şey umut edilecek ise bu cenahtan muktedirleri korkutan saadetli intibah beklenmelidir. Diğer gayretlerin hepsi abortus insipiens olmaya namzettir. Bu namzetliğin en büyük göstergesi esas korku verenin medya şallarına saklanıp adı hiç bir yerde geçirilmez iken kale alınmayanın, matematikte etkisiz eleman hükmünde olanların sürekli zatında ittihaz edilen bir önemi varmış gibi gündem de tutulmasıdır. Gelecek Saadet ile Gelecek

    • Merhumun husnu kuruntusu ya da temennisini esas alarak milli iradeye saygisizlik etmek sebiluzzerzevata cok yakisan bir tutum zaten. Halkimizin yeni ve eski kimi olusumlara yuz vermeyeceginde mutabikiz..!

  12. “Farklı görüşlere tahammül edilmeyen bir partide farklı görüş sahiplerine gösterilen yol oradan ayrılmaları ise, ayrılanlar için tek çare de yeni bir parti çatısı altında buluşmak değil midir?”

    Fehmi bey! Ne partisi? Bir kişının emrine girmeyenler, Daha doğrusu! Ona kul köle olmayanları ellerınden gelse nefeslerini kesip yaşatmiyacaklar.

    Arabanın sürücüsü eninde sonunda firenini patlattığı arabayi bir yerlere toslayacak ve verdiği zararların hesabınıde verecğini iyi bildiği için, ömrünü uzatacak savaşlarda savaş nareleride, bundan, böyle onun lehine değil aleyhine olacaktır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız