Özgür olmayan ortamda müslümanlık da olmaz… Çığlıklara kulak verelim…

53

Ne kadar çaba gösterirsem göstereyim, her gazeteyi/dergiyi aynı dikkatle gözden geçirip bütün yazarlarını titizlikle okuduğum, haber sitelerinde yayınlanan bütün yazılardan haberdar olduğum iddiasında bulunamam. Gözümden kaçan önemli yazılar olduğu gibi, mutlaka bilgi sahibi olmam gerektiğine inandığım tartışmaları atladığım da oluyor.
Zaten o sebeple, bugün ‘Karar’ gazetesinde Mustafa Çağrıcı imzasıyla çıkan ‘Mazoşizme varan müsamahasızlık’ yazısının hangi kişi ve kesimleri muhatap aldığını tam anlayamadım.
Yazı şu uyarı notuyla başlıyor: ‘‘Bazı yorumculara: Önce şu yazıyı lütfen sonuna kadar okuyalım ve yazacaksak ondan sonra yazalım.’’
Belli ki, birileri, yazarın veya onun çizgisinde yazan başkalarının yazısının bütününü okumadan müsamahsızlığa mahkum eden bir şeyler yazmış…
Önemli bir yazı. Ne için yazıldığını şu satırlardan anlamak mümkün:

’’Bugün düşünüyorum da acaba muhafazakâr kesimler kendilerininkinden farklı görüş ve yorum sahiplerine, ‘haddini bildirmek’ yerine tatlılıkla yaklaşsalardı, -bugünlerde de yaptıkları gibi- isim vererek hedef göstermeselerdi onlara da topluma da hatta kendilerine de iyilik etmiş olmazlar mıydı? Ama son zamanlardaki gelişmeler, bu tahammülsüzlüklerin halen devam ettiğini göstermektedir.’’

Kur’an fikirlerin özgürce ifade edilmesini istiyor, ama…

Demek ki, böyle bir yazının kaleme alınmasına sebep olmuş birileri var… Onların ‘muhafazakar’ diye adlandırılan kesimin içinden birileri olduğu da belli… O birileri kendileriyle aynı kesimden ancak farklı düşünen birilerini isimlerini de vererek hedef gösteriyorlar… Böyle yaparak içinde yaşadıkları topluma da zarar veriyor bu kişiler…
Hiç başka yola sapmadan söyleyeyim: Tek tek isimleri bilmesem, neler yazıldığından haberdar olmasam bile, yakın zamanlarda ülkemizin fikir havasının hayli puslu olduğunun, tahammülsüzlüğün zehirli etkisinin fena halde hissedildiğinin elbette ben de farkındayım.
Tam farkında olmadığım, bu boğucu atmosferin siyasetin dışına da taştığı ve İslam’a dair konularda yazanları da olumsuz etkilemeye başladığı…
Unutmadan not olarak ekleyeyim: Yazıma ilham veren makalenin yazarı bir ilahiyat profesörüdür ve uzun yıllar İstanbul müftüsü olarak da görev yapmıştır.
Yazı bana birkaç gün önce bir vesileyle haberdar olduğum bir başka ilahiyat profesörünün yakınmasını hatırlattı.

‘‘Soluk alınamayan bir yerdeyim. Ben ne yapmalıyım, nefes aldığım bir yerde çalışmalıyım. Benim bu ülkeden başka bir yerim yok. Beni tanıyan arkadaşlarım bilir, yurt dışına gitmekle beni öldürmek aşağı yukarı eş anlamlıdır. Ben artık bu ülkede nefes alamadığımı hissediyorum. Ben kimim? Ben laik biri değilim, ben seküler biri değilim, ben sosyal demokrat biri değilim. Ben İslamcı bir dünyanın içine gözlerimi açmışım, duvarlara ‘tek yol İslam’ diye yazı yazmışım, Kalem dergisi okumuşum, Tevhid dergisi okumuşum, Şura okumuşum, Şeriati okumuşum, Hüsnü Aktaş okumuşum. Ben oradan buraya gelmişim ve ben artık kendi müslüman camiamın içinde nefes alamıyorum. Bu durumu bu şekilde sizin idrakinize arz ederim.”

‘‘Kendi müslüman camiamın içinde nefes alamıyorum’’ çığlığının sahibi de bir ilahiyat profesörü. Prof. Mustafa Öztürk
Prof. Çağrıcı’nın bugün çıkan yazısı bana sanki Prof. Öztürk’ün birkaç gün önce kulaklara çarpan çığlığından hareketle yazılmış gibi geldi.
Kur’an-ı Kerim, okuyan bilir, ‘akıl’ sözcüğüne neredeyse ‘iman’ sözcüğü kadar yer verir. İslamiyet’e göre, en büyük nimet olan akla sahip olmayan dini açıdan yükümlülük de taşımaz. En büyük uyarısı ‘‘Nasıl olur da akletmezsiniz?’’ anlamına gelen sorudur Kur’an’ın.
Özellikle Zümer Suresi ayet 18 göz açıcıdır [Hasan Basri Çantay meali]:

‘‘(O kullarım ki) onlar söze (dikkatle) kulak verirler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allahın kendilerine hidâyet ettiği kimselerdir, işte bunlar temiz akıl sahipleri olanların ta kendileridir.’’

‘Müslüman’ kimliği fikir özgürlüğü bağlamında tanımlanıyor bu ayette. Müslümanın yaşadığı toplum fikrin özgür olduğu bir toplum olacak… Müslümanın kulağı her türlü fikre açık olacak… Müslüman her fikre kulak verecek ve sonunda kendi aklını kullanarak o fikirlerden en güzelini benimseyecek… ‘Hidayet’ de denilen müslüman olmak aynı zamanda ‘akıl sahibi’ olmak da demek…
Oysa ne görüyoruz bugüne baktığımızda? İlahiyat hocasını, açıkladığı fikirler kendi kabullerine uymadı diye ‘‘Nefes alamıyorum’’ çığlığını kopartacak kadar bunaltan müsamahasız bir atmosfer…
Tabii o atmosfer siyasi hayata da yansıyor…
Sizlere tavsiyem, OcakMedya sitemizin ‘Seçilmiş Yazılar’ bölümüne de yerleştireceğim Mustafa Çağrıcı hocanın yazısının bütününü okumanız. Ancak ben yine de o yazının bir bölümünü daha dikkatlerinize sunarak kendi yazımı bitireceğim:

‘‘Rahmetli Turgut Özal şu üç özgürlüğün önemini hep vurgulardı: Düşünce ve ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü, teşebbüs özgürlüğü. Çünkü özgürlükler bireyleri daha kişilikli, huzurlu, verimli ve üretken yapar; bundan da bütün toplum kazanır. Zamanımızda birçok Müslüman toplum üzerinde hegemonya kuran gelişmiş ülkelere bir bakalım, bunu nasıl başardılar diye… Allah aşkına söyler misiniz? Bizim aklımız fikrimiz yok mu? Farklı düşünüyor, farklı konuşuyor diye neden birbirimizin dünyasını karartıyoruz? Bırakalım insanımız serbestçe düşünsün, inansın, konuşsun, yazsın. Kur’an ta o zaman onlarca ayette ‘düşünesiniz diye’, ‘akledesiniz diye…’ buyuruyordu. Ağzını açanın üstüne yürürsek insanlar nasıl akledecekler? Aklettiklerini nasıl söyleyecekler? Bu apaçık gerçeği Müslüman toplumlardan başka görmeyen kaldı mı? Bu tutumumuz, Kur’an’ın defalarca tekrarladığı gibi, ‘kendi kendimize zulmetmek’ten başka nedir? Dün evliya gibi duranların, bugünkü fırsatların arkasına saklanarak kardeşlerine ayar vermekten, hakaretler yağdırmaktan zevk almaları Müslüman ahlakının neresinde var?’’

Reklam

ΩΩΩΩ

53 YORUMLAR

  1. Şu ya da bu şekilde sürekli olarak halkımızın demokratik tercihlerini küçümseyen, aşağılayan ve tepeden bakan, eski türkiyenin çok bilmiş beyaz türklerine zaten alışmıştık. Şimdilerde bir de bu iyi yetişmiş, meslek sahibi, üretken, sorgulayıcı, evrensel değerleri falan da yalamış yutmuş beyingöçü tayfası çıktı başımıza. Nasıl bir hayvan çeşidiyse artık, seccadeye ayakkabısıyla basıp selfi çeken bu soytarılar; milletin dinine imanına küfretmekten de geri durmuyorlar! Karahalkın saçına başına, yediği ete, verdiği oya musallat olan jakobenleri tam başımızdan attık derken bir de bu din tüccarlarının dırdırı başladı. Papucumun dincileri; size mi kaldı özgür düşünce, eleştirel düşünce, akılcılık, ifade özgürlüğü gibi yaldızlı balonları şişirmek! Badem bıyıklı dreyfüsler:)))

  2. Bağımsız,
    fakat samimi yaklaşımlar dan ziyade içinde yetiştiğimiz ,dini seviyemizin olgunlaştığı pencereden yaklaşıyoruz.Bayan Eraslan ı yadırgadım Kuranı inkar nereden çıktı hoca fikirlerini söyler makest bulurmu bulmaz mı dinleyenler karar versin .İlâhiyat prof u kalkıp rabıtayla ilgili kitap yazıyor diye biz onu dışlayallım mı, yazsın çizsin, Hemen insanları boğmayalım, güç bizde diye.

  3. Dindar bir aile ortamında büyüdüm. Benim büyüdüğüm dönemde inançlı insanlar ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyordu. Bunun sebebi olarak başımızdaki idarecilerin yeterince inançlı kişiler olmadığından kaynaklı olduğunu düşünürdüm. Ne yapıp edip dindar kişilerin iktidara gelmesi gerektine inanırdım. Böylelikle ülkeme huzur mutluluk adalet özgürlük eşitlik… geleceğini zannederdim. Zannederdim ki tc kimliğini taşıyan her insan en azından adalet duygusunu tadacak. Zannederdim ki milletin tek kuruşu iç edilmeyecek zannederdim ki resmi kurumlarda maho ağa ile bilo eşit olacak. Devletle olan bir işimizi halletmek için araya kuvvetli bir siyasetçinin girmesine gerek kalmayacak. Keşke dindarlar iktidara gelmeseydi de ben de o zanla ölüp gitseydim.

      • Hangi milletin? Yani iktidarla aynı düşünmeyen kısmını kesip attığımız milletin mi? Gayri müslimlere bile anlayışla davranan bir dinin ve ataların torunları olarak bizim gibi düşünmeyenlet keşke ölseler diyen bizim milletimizin mi? Sahi bizim atalarımız böyle miydi? Hani kardinal şapkası yerine bizim sarığımıxı görmek istemezler miydi? Yahu biz onların torunları değil miyiz? Müslüman vatandaşımıza soydaşımıza tahammülümüz yok, nerde kaldı gayri müslime anlayışlı yaklaşım? Haklısın biz buyuz ve bu bizim milli irademiz.

  4. Çizgili ve kurnaz bir kokarca gibi kendi çevrenize yaydığınız nahoş kokunun içersinde debelenirken bu durumun suçunu çevredekilere atmaya çalışmak çok eski bi numaradır:) ömrü hayatı en küçük bir eleştiriyi duyunca gıybettir diye ünlemekle geçmiş çakallar bakıyorum; akıl da akıl, fikir de fikir yeri göğü inletiyorlar! Evet; “kafirin dini fikrü tedbirü cihad / mollanın dini fisebilillah fesad” siyasete meyilli olan allameler; çok biliyorsanız parti kurun! Milletin ak dediğine kara diyen soytarılar, “cebrail parti kursa oy vermem” diyen sümüklü psikopatın muhibbanı, karnınızdan konuşmayı bırakın ve bir kez olsun hayatınızda erkek gibi konuşun! Eleştiriyi yolda görseniz tanır mısınız mübarekler?

  5. Bir kesime olan kınınız sizi ASALETTEN ayirmasın.
    Ölen(BOĞULAN) çocuklara sevinenler hayati zehir edilen İnsanlara atılan İTIRALARA! SESI kalip hatta desdek verirseniz…… Sira size geldiğinde önce kendinizi eleştirin…… O zaman göreceksiniz zalime desdek vermenin bedelinin ne olduğunu?
    Bir Ülkekyi yiksa yiksa İFTIRA VE ZALIMLERE DESTEK VERMEK YIKAR.
    Müslüman zalim hükumdardan korkmaz……

  6. Sayın Mustafa Öztürk kendisine yöneltilen eleştirileri abartıyor kanaatindeyim. Twiter’da Öztürk’ü eleştiren yarım saatlik bir konuşma dinledim.Gayet medeni ve fikir planında bir eleştiri idi.Bir ilim adamı ortaya çok değişik bir fikir attığında eleştirilmeyip de ne yapılacak? O fikri benimseyenler takdirlerini,desteklerini, katılmayanlar da eleştirilerini,öne sürülen
    fikrin tutarsızlıklarını ortaya koymaya çalışacaklardır.Bundan tabii ne olabilir?
    Yerine göre birey olamadığımızdan, sorgulamayı bilmediğimizden dem vurulur.
    Burada yapılan sayın yazarın fikirlerinin sorgulanmasından başka bir şey midir?
    Bence burada garip olan M.Öztürk’ün eleştiri beklemiyor olmasıdır.Üstelik kendisi hemen hemen her yazısında
    birilerini eleştirdiği halde. Eleştirsin, hakkıdır.Ama kendisi de eleştiriye sonuna kadar açık olmalıdır.
    Aşağıdaki yazı ,Sibel Erarslan’ın bu günkü Star’da yer alan yazısıdır.Sanırım buraya alıntılamamızda bir sakınca yoktur,konu ile slakalı olduğu için.Fehmi Bey de Öztürk’e destek çıkan bir yazıyı alıntılamış.
    Bence ikisi de normaldir,ikisi de olması gerekendir.Herkes fikrini söylesin.
    Sibel Hanımın yazısı şöyle:
    “Hadisleri inkardan sonra sıra Kur’an’a mı geldi?
    Prof. Mustafa Öztürk’ün ‘Kur’anı Kerim’ hakkında bazı sempozyumlarda söyledikleri ve KURAMER’de neşredilmiş ifadelerinden yola çıkarak alevlenen tartışma hocanın restiyle sona erdi. Almanya’ya çekip gideceğini işittik. Destek bulacağı açık…
    Öztürk, tarihselci yaklaşımlarıyla bilinen bir kişi. Özetle, Allah’ın vahyini, manalar ve kavramlar olarak indirdiğini, Rasulullah’ın da bu manaları belleyip, Arap diliyle ifade ettiğini söylüyor. Bu hüküm çerçevesinde Öztürk, Kur’an’ın Hz. Peygamberin dönemindeki örfler içerisinde, o asrın düşünsel dünyası ve kelimeleriyle vücut bulduğunu söylüyor. Bu şartlar altında Kur’an tarihsel bir metin haline geliyor.
    Aslında bu epey eski bir tartışma. ‘Kur’an, kadim midir’ şeklinde Emeviler döneminden bugüne kadar gelirken özü pek de değişmedi… 19. yy’dan sonra artarak kültleşen, tanrısız tanrı olarak sorgusuz sualsiz maruz kaldığımız modernizmin baskısıyla, zaten 2 asırdır hayattan kovulmuş kutsala dair, ölgün bir ruh çağırma seansı.
    Prof. Öztürk, Cihad ile ilgili Kuramer tarafından basılmış makalesinde, “Kur’an Mekke döneminde özellikle Yahudiler hakkında olumlu bir dil kullanmasına rağmen, Tevbe suresi 29. ayette, aynı zümrenin ‘Allahsızlar’ diye nitelendirilmesi arasındaki uçurum”a dikkat çeker.“Kur’an’daki bu keskin üslup ve tikel hüküm değişikliklerinin tek tek ve lafzen Allah tarafından belirlendiği kanaatinde değilim” der… Cihad ile ilgili ayetlerin ‘Allah’ın ahlakiliği’ tartışmasını getireceğini ifade eder. (Kuramer de bunu basar)
    ***
    Diyanet bu konuda isim vermeden açıklama yapmak zorunda kaldı diyerek hayıflanan arkadaşlarımız var. Tam aksini düşünüyorum. Diyanet zaten böyle durumlarda konuşmalı. Akademi odalarındaki felsefi tartışmaları müslümanların güncel meselesiymiş gibi gündeme getiren ilahiyat çevrelerini üzüntüyle seyrediyoruz.
    “Cihad ayetlerini haşa Allah Teala inzal etmedi, Hz. Peygamber kendi güncelinden yaşam hikayesinin içindeki ihtiyaçlarından dolayı söyledi” mi denilecek?
    Kimse bana, ama fıkıhta ikinci bir görüş var, kelamcıların bazıları der ki demesin. Ben buna çok net ifadeyle “Yazıklar Olsun!” diyorum. Allah aşkına Kitabınızdan şüphe ve mahcubiyet içindeyseniz, bari hoca olmayınız…
    ***
    “Asrın idrakini söyletmeliyiz İslam’ı” nakaratı, maalesef İslam’ın güncellenmesi adı altında komplekslerle kıvrandığımız bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. Kuvvetle esen hadisleri reddetme rüzgarından sonra şimdi de ayetlerin hangisini Allah söyledi haşa hangisini Peygamber söyledi ye mi geldik… Bu nasıl bir hezeyan?
    Bu nasıl bir yoksullaşma…
    Yahu ‘Allah’ derken bile, insanın içi bir toparlanır, kendine bir çekidüzen verir. Ezan okunduğunda “Aziz Allah” diyen sıradan insan, güya alim geçinen bu adamlardan çok daha mutmaindir inanın buna!

  7. Degerli yorumcular,
    Sayin Koru’nun dikkate sundugu yazi ile ilgili coktandir benimde kabusum olan konularin,sadece benimle ilgili olmadigini gordum.Ne yazikki hayati islami cevrede gecmis biri olarak hissetigim kusatilmislik duygusunun,baska musluman kardeslerimdede olustugunu gordum.
    Islama bakisimda bir sorun olmadi sukurler olsun ama muslumanlara karsi olumlu dusuncelerim ne yazikki farklilasti.Islamin mukemmeliyeti hakkinda en kucuk bir kuskum yok ama kendini musluman olarak tanimlayan bircok insanin,islamin lafzina zarar verfiklerini gormek beni cok uzdu.islamin hosgoru ve mantik dini oldugunu her firsatta soyleyen buyuklerimizin bile hosgoruden uzak beyanlarini uzulerek takip ediyorum.ocak medya yazar kadrosu icindeki aksacli agabeylerimizin bile bu musamahadiz ve “ELESTIRILEMEZ” tavirlarindan ben bile rahatsiz oldum.Elbette inanc noktasinda elestiremeyecegimiz noktalar var,katiliyorum,ama dunya gorusu,idare sekli,basimizdaki yoneticilerin v.s. ELESTIRILEMEYECEGINI dikte eden ve bunu dinimizin uyulmasi gereken kurallarina atifta bulunarak yapan sayin agabeylerimizin bir kere daha dusunmesini rica ederim.temel inanc akideleri disinda elestiriye ve sorgulamaya kapali alan olmamasi gerektigini dusunuyorum.umarim kimseyi uzmemisimdir.

  8. Prof. Mustafa Öztürk’ün ‘Kur’anı Kerim’ hakkında bazı sempozyumlarda söyledikleri ve KURAMER’de neşredilmiş ifadelerinden yola çıkarak alevlenen tartışma hocanın restiyle sona erdi. Almanya’ya çekip gideceğini işittik. Destek bulacağı açık…
    Öztürk, tarihselci yaklaşımlarıyla bilinen bir kişi. Özetle, Allah’ın vahyini, manalar ve kavramlar olarak indirdiğini, Rasulullah’ın da bu manaları belleyip, Arap diliyle ifade ettiğini söylüyor. Bu hüküm çerçevesinde Öztürk, Kur’an’ın Hz. Peygamberin dönemindeki örfler içerisinde, o asrın düşünsel dünyası ve kelimeleriyle vücut bulduğunu söylüyor. Bu şartlar altında Kur’an tarihsel bir metin haline geliyor.
    Aslında bu epey eski bir tartışma. ‘Kur’an, kadim midir’ şeklinde Emeviler döneminden bugüne kadar gelirken özü pek de değişmedi… 19. yy’dan sonra artarak kültleşen, tanrısız tanrı olarak sorgusuz sualsiz maruz kaldığımız modernizmin baskısıyla, zaten 2 asırdır hayattan kovulmuş kutsala dair, ölgün bir ruh çağırma seansı.
    Prof. Öztürk, Cihad ile ilgili Kuramer tarafından basılmış makalesinde, “Kur’an Mekke döneminde özellikle Yahudiler hakkında olumlu bir dil kullanmasına rağmen, Tevbe suresi 29. ayette, aynı zümrenin ‘Allahsızlar’ diye nitelendirilmesi arasındaki uçurum”a dikkat çeker.“Kur’an’daki bu keskin üslup ve tikel hüküm değişikliklerinin tek tek ve lafzen Allah tarafından belirlendiği kanaatinde değilim” der… Cihad ile ilgili ayetlerin ‘Allah’ın ahlakiliği’ tartışmasını getireceğini ifade eder. (Kuramer de bunu basar)
    ***
    Diyanet bu konuda isim vermeden açıklama yapmak zorunda kaldı diyerek hayıflanan arkadaşlarımız var. Tam aksini düşünüyorum. Diyanet zaten böyle durumlarda konuşmalı. Akademi odalarındaki felsefi tartışmaları müslümanların güncel meselesiymiş gibi gündeme getiren ilahiyat çevrelerini üzüntüyle seyrediyoruz.
    “Cihad ayetlerini haşa Allah Teala inzal etmedi, Hz. Peygamber kendi güncelinden yaşam hikayesinin içindeki ihtiyaçlarından dolayı söyledi” mi denilecek?
    Kimse bana, ama fıkıhta ikinci bir görüş var, kelamcıların bazıları der ki demesin. Ben buna çok net ifadeyle “Yazıklar Olsun!” diyorum. Allah aşkına Kitabınızdan şüphe ve mahcubiyet içindeyseniz, bari hoca olmayınız…
    ***
    “Asrın idrakini söyletmeliyiz İslam’ı” nakaratı, maalesef İslam’ın güncellenmesi adı altında komplekslerle kıvrandığımız bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. Kuvvetle esen hadisleri reddetme rüzgarından sonra şimdi de ayetlerin hangisini Allah söyledi haşa hangisini Peygamber söyledi ye mi geldik… Bu nasıl bir hezeyan?
    Bu nasıl bir yoksullaşma…
    Yahu ‘Allah’ derken bile, insanın içi bir toparlanır, kendine bir çekidüzen verir. Ezan okunduğunda “Aziz Allah” diyen sıradan insan, güya alim geçinen bu adamlardan çok daha mutmaindir inanın buna!
    Sayın Koru,Barıkai hakikat musademeyı efkardan doğar” vecizesi gereği Sibel Eraslanın bugünkü yazısının
    okunmanız dileği ile yukarıda bilginize sunuyorum….

    • Uydurmamışsanız dahi manayı saptırmak için yazı içinden cımbızlama yapmışsınız. Hocanın sadece okuyucusuyum neyi ne maksatla söylediğinin ihlası konusunda şüphem yok ancak eğer yaptığı yorumla ilmi bir konuda içtihad edip isabet edememişse bir sevap alır diye hüsnü zannım var. Kaldı ki Kuran kelamı ilahi olup, muradı ilahi o kelamı mucizevi bir tarzda lisanı arabi ile ümmi peygamberi (ASM) aracılığı ile asrının fehmi, idraki ve örfi kaideleri içinde umum zamanlara hitaben inzal edilen bir kelam olduğuna inanıyoruz. Allah’ın (CC) sözü derken o kelamın en birinci muhatabı olan Resulü Zişan(ASM), maksadı ilahinin hem naşiri, hem mübeşşiridir. Ve vahyin mahiyeti konusunda ilmen ve naklen az bir malumatımız vardır. Ancak Kuran içinde tenakuz eleştirisi yeni değildir dr düzi’den evvel İslam uleması arasında bu konular tartışılmıştır. Nesh konusu, mekki ve medeni ayrımları hep bu tartışmalardan dolayı tenakuz değil tekamül ve inzalin uzun sürecinde zamanın ihtiyacına göre dinamik bir mükaleme,muhavere olduğu kabul edilmiştir. Yoksa zorlama tevil ve tekellüfler ile Kuran’a haksız saldırıların önü alınamayacaktır. Eğer bir şey eleştirilecek ise Kuranı Kerime bühtan tarzında Kuran’da dünya düz deniyor öyleyse dünya tabak gibi düzdür deyip bütün malumatı asriyyeyi redde kalkan sadık ahmaklara bir şeyler söylense yeridir.

    • Almanya cumhurbaşkanı da zaten elinde pasaport ağuşunu açmış sayın profesörü bekliyordur:) can dündarın cennetine hoşgeldiniz! Bakalım orda da şansölyeye yezid, firavun diyebiliyor mu?

    • bugün söyleyecek çok şeyim var.
      müsaade ederseniz yorumunuza katılmak isterim.
      dezenformasyon nedir?
      yanlış bilgiyi kabul ettirecek kadar doğru bilgi vermektir.
      kısaca amaçlanan hz peygamberi sav aradan çıkarmaktır.
      buyrun dinler arası dialog-os,
      Müslümanlığın peygamberini kabul etmeyenlerle hangi noktada uzlaşabilirsiniz?
      tek tanrı konusunda.
      öyleyse la ilahe illallah yeter mi?
      yeter.
      öyleyse muhammeden resullallah demesek olur mu?
      olur.
      peygamber yoksa din kalır mı?
      kalmaz.
      deizm yükseliyor mu?
      yükseliyor…
      hadis-i şeriflerde (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar), (İlmin azalması âlimlerin azalması ile olur. Cahil din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar, halkı yoldan saptırırlar) ve (Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur) buyuruldu.
      ’Biz Kur’ân’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise ancak zararını artırır.” isra 82
      (el-İsrâ, 17/82)

      • Didem hanım, değerli görüş ve yorumlarınızı okumaktan ve paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyarım: “muhabbetten muhammet oldu hasıl / muhammetsiz muhabbetten ne hasıl?” tümüyle karacahil ve küfürbaz, mutlaka peygamber düşmanı, ümmete ve millete iftira etmekten başka hiçbi şey bilmeyen ne kadar sapık varsa hepsi de ilahiyat profesörü olmuş geziyor piyasada! Allah kimseyi ibretlik etmesin…

  9. Gerçekleri yazmak artık kor ateş taşımaktan zor hale geldi. Susmak ise bu durumda şeytan işi, o zaman en iyisi muş gibi (yazıyor muş, eleştiriyor muş vb) yapsak nasıl olur.

  10. Sayın koru biraz evvel gönderdiğim yazımı biraz yumuşatabilirsiniz. Belki biraz set olmuş olabilir. Türkiyedeki demokrasiden gerçekten canımız yanıyor. Selamlar

  11. Türkiye’de artık demokrasi örnekleri İsrailden verilmeye başkandı. Uri Elitzur’ taktiğini bilenler ve uygulayanlar var. KHK lı denilen kişilerin çoluğu çocuğu ise giremiyor. Annesi babası seksenlikler savcıların hakimlerin önüne atılıyor. Normal vatandaşlık hakkı verilmiyor. Eş çocuk anne baba pasaport alamıyor. Belediye hizmetlerinden sosyal hakları ellerinden alınıyor. Cezaevlerinde ölen dindar, hafız kadınlar kaç tane? Çoluk çocuğuyla. Cezaevinde doğuranlar. Suçları ispat edilmemiş insanlar.
    Cenaze namazı kılınmıyanlar. Cenaze aracıyla nakledilmeyenler, ağaç kökü yedirilenler. Hainler mezarkığı var. Hala İsrail yapamadı. Bunlar demokrasi ve memleketimizde çok şükür var.
    Sözlü sınav konulup istediğini işe almalar. Valiliklerin, belediyelerin özel kalemlerinde sınavsız işe alıp sonra asile geçenler.
    15.000 pkk lı öğretmeni tespit edildiği halde khk ile atılmayıp ikibuçuk yıldır hala görev yaptırılanlar.
    İsrailli Filistinliye yapıyor. İsrailin Allah belalarını verecek İnşallah. Zalimleri Allah yurtlarından eder inşallah.
    Çooook şükür ki biz İsrail değiliz Tanrım.
    Ama İsraile bakıp demokrasi havarileri olanlar çok sırıtıyor.

  12. Özgürlük
    Akevler.org diye bir sitemiz var. Oraya gerek yazar gerekse yorumcu olarak yazı yazmak için kimlik bilgileri ile üye olmak gerekir. Başvuran kimseyi reddetmiyoruz. Yazının sorumluluğu ona ait olmak üzere zaten kendisi giriyor. Bir lise mezununun veya bir profesörün yazısını denetlemiyoruz. Sermaye bu sistemi icat etmiş, sorumlu yazar icat etmiş.
    Akevler.org’un bu özgürlük uygulamasında yazanların okuyucularının sayısı sayılı kişileri geçmiyor. Halkımız özgürlüğü istemiyor ki Allah versin. Asker bir topluluk olduğu için Mustafa Kemal’i ve Tayyip Erdoğan’ı seviyor. Onların dikta yönetiminden hoşlanıyor.
    Yeryüzüne silahların hakim olduğu dönemlerde işe yarayan bu özellik yirminci yüzyılın ortaklık döneminde işe yaramıyor. Onun içindir ki Türkiye çok geride.
    Türkiye halkı ırkı bakımından merkezi askeri sistem içindedir. Samimiyetle inandığı Kur’an düzeni de özgürlük sistemi içindedir. Türkiye bu iki mirasını iyi bir şekilde değerlendirirse üçüncü bin yılın en başarılı ulusu olacak. Irkındaki itaat ile dinindeki özgürlük sentez edilebilir. İkisinin de iyi tarafları alınabilir. Aksi de olur. İki tarafın kötü tarafları alınabilir.
    Akevler elli senedir bunu yapmaktadır. Milli Görüş ve Gülenciler baştan bunu benimsedikleri için başarılı oldular. Sonra Akevleri bırakıp Sermaye’nin oyununa geldiler. Bugünkü durum budur. Tekrar ediyorum, Türkiye Akevler’de dini ve ırkı özelliklerinin iyi taraflarını sentez edebilir ve üçüncü bin yıl uygarlığının kurucusu olabilir.
    Takdir Allah’ın.

  13. Olağan dışı hadiselerin yaşandığı zamanlarda insanlarda zihinsel travma olur diye düşünüyorum, nereden biliyorsun diyeceklere kendimden biliyorum derim.

  14. Maalesef 28 Şubat’ta yapılan yanlışları şimdi o zamanın mağdurları yapıyor gerçekten hiç akıl etmez misiniz diye hergün aklima geliyor o zaman ki yanlışlıklara uğrayanların neden şimdi başka bir kesime o yanlışları kendilerinin yaptıkları neden yapıyorlar neden akıl etmiyorlar. Çünkü imtihan bunu görmek bile nasip meselesi. Biz Hidayet vermezsek göremezler gözlerine perde perde inmiştir denmiyor mu….
    Maalesef maalesef maalesef olan güzel ülkemize oluyor

    • 28 şubatta gurbet ellere hicret(!) etmek zorunda kalmış mollayı biz şimdi geri getirebilmek neler neler yapıyoruz ama bi türlü ikna edemiyoruz kendisini:)))

  15. Sözünü ettiğiniz yazarın da aynı tarzda, bazı kimselerin görüşlerini acımasızca eleştiren, hatta neredeyse alay eden yazıları da mevcut Fehmi Bey. Kendilerine aynı şey yapılınca neden bu kadar rahatsız olmuşlar acaba? Madem birseyler beyan ediyorlar, kendilerine katılmayan insanların, Müslümanlığı kendilerinden daha farklı yaşamak isteyenlerin görüşlerine ve ifade özgürlüğüne de saygı göstermeliler, en azından alay edercesine yorum yapmamalilar değil mi Fehmi Bey? Su an sözüne eleştirilerine tahammül edemekleri kişilerin (bazıları hariç )onun düşüncelerine katılmaması da bir ifade özgürlüğü değil midir?

  16. Gençliğim sadık albayrak hüsnü aktaş vb.gibi düşünce insanlarının sohbetlerine koşturmalarla geçti.
    Manoha deresi medeni vahşet devrimin çakıl taşları gibi kitaplar kadın ve aile islam mektup imza dergileri kitaplığımızda özel yerlerini alıyordu.
    Şimdi onları yazanlar ve dergilerdeki yazı sahipleri neredeler neler düşünüyorlar.
    Ülkenin şimdiki durumundan memnunlarmı.o zaman ki sohbet konuları gerçekleştimi.
    Adalet devlet malının ülke halķının yararı için kullanıldığı hz.ömer yönetimi gerçekleştimi hadi çıkın ortaya.
    Bizlere susmayın dilsiz şeytan olmayın diyordunuz.orta da artık şeytan kalmadımı.
    Çıkın be çıkın sadece birşey söyleyin.
    Söylemedikletinizden dolayı hesaba çekilmeyeceğimizimi zannediyorsunuz.

  17. BENCE İSLAM TOPLUMLARINA İTAAT AYETLERİ VE HADİSLERİ İLE ŞEKİL VERİLMEYE ÇALIŞILMAKTA. BU İTAAT AYETLERİ VE HADİSLERİ BİR YÖNETİM ARACI OLARAK KULLANILMAKTA. BU YÖNETİM ARAÇLARI KÖTÜLERİN ELİNE DE GEÇEBİLİR. HALİ HAZIR İSLAM TOPLUMLARININ FRANSIZLAR GİBİ OLMASI ZOR…
    BİR DE ŞUAN AKP TABANI VE CAN HIRAŞ BİR ŞEKİLDE İKTİDAR GİTMESİN DİYE UĞRAŞANLARIN ÇABALARI VAR… (BİR ZAMANLAR MALUM CEMATE MENSUP OLANLARIN BİR KISMI DA BUNU YAPMIŞTI)
    HER CUMA ADALET AYETİ DİNLEYE BU KESİMLERİN HALİ ÇOK KÖTÜ OLACAK. GALİBA MEKANİK BİR KURALI YİNE HATIRLAMAK ZORUNDA KALACAĞIZ.
    ADALET OLMAYAN YERDE OLACAKLARI HATIRLAYACAĞIZ.
    BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE AKIL AYETLERİ ÖNE ÇIKACAK.
    EN AZINDAN BU KİTLENİN CESUR AKIL SAHİPLERİ GİDİŞATTAN RAHATSIZ OLACAK. BU PROF. ÖRNEĞİNDEKİ GİBİ…

  18. Musluman her zaman iktidara ve guce mesafeli olmali. Kimsenin rami altina girmemeli.Hep muhalif kalmali.Yoksa isin sonu kesin guc zehirlenmesidir yozlaşmadir, ticarettir.

      • Size katılıyorum. Hani bir yanağına vurulduğunda öbürünü de uzatan Müslüman motifi. Siyasete girme, ticarete girme, koyun gibi ol. Nerden çıktı şimdi bu ”hop dedik noluyor” diyenler. Tam ülkeyi sinsice ele geçirmişken bu olmadı ya. Hiçbirinin ”haçlı seferleri sizin karınıza kızınıza ilişmez” diyene, ”ne diyorsun sen” diyeni duyduk mu ?. Yabancı bir proje olduğu açık olan, önce Peygamberden koparmak daha sonra Kur’anı tartışmalı hale getirme ve islâm’ı yıkma gayretine su taşıyıp duruyorlar. Hayret verici.

  19. Sayın Koru ,
    Bu günlerde okumaya başladığım Tayyar Altıkulaç hocanın Zorlukları Aşarken isimli kitabın da anlatılan güzel memleketimin insan tipleri ile bu gün de karşılaştığımız aşikar.
    Hoca, ilk cildin ortalarında 1971 ve 1980 yıllarının ortamlarını anlatırken , bazılarının bu tür ortamlarda idaredekilere yaranmak için bu gün yaşadığımız türden davrandığını hadiselerle örnek vererek bir Müftünün Diyanet işleri Başkanına kendisi için O bir kominist dediğini de aktarır. Herkesin bir istikameti var ve herkes meşrebinin gereğini yerine getirir. Yaratıcı Allah. Hesabı görecek olan da O. Hz. Ali yi sehit edeni tutar getiriler neden yaptın derler. İslam a uygun yaşamıyordu onun için der. Nafile namaz kılmaktan dizleri nasır bağlayan biridir. Cahiller arasında alim olmak ateşten gömlek giymekdir. Ancak ilmi seviyede konuşulması gereken meselelerin avamın diline sakız olmasından da sakınılması gerekir. Arapça dan Türkçe ye geçen 5000 kadar kelime vardır. Tevbe etmek terimini haram işlememeye söz vermek manasında kullanırız. Oysa Tevbe etmek acınma ve bağışlanma taleb etmekdir. Bir daha haram işlemeye gayret edeceğimizi fakat bu konuda zayıf olduğumuzdan dolayı nefsimimizle bizi bir an için başbaşa bırakma diye bir yardım talebidir aynı zamanda. Alimlerin terimleri kullanırken kastettikleri mana ile halkın anlayışı farklılık arzedebiliyor.

  20. Geçmişte yapılan -yanlış bugün de yanlış yapılmasını haklı kılmaz. Mecelle dışı hukuki metinlerde “su-i misal emsal teşkil etmez” yani kötü bir örnek, örnek olarak alınmaz hatta yapılan yanlışlara dayanak olarak da gösterilemez. Sanki bu memleketin içinde her şey güllük gülistanlıkmış gibi hep başkasının bahçesinde ki müzehrafatı gören sanal holigan yorumcuları için önce evinin önü temiz olmalı ki başkasının bahçesine veya evine doğru yorum yapabilesin denilmesi gerekliliği geldi ve geçiyor. İlahiyatçı Prof. Mustafa Öztürk’ün İlahi Hitabın tefsirinin 1. cildi tarihselci yaklaşım ile kaleme alınmış ve uzun teknik mukaddimesinin zor okunması dışında oldukça akıcı, güzel ve hasbi bir Kuran tefsiri olarak değerli bir eserdir. Bu eseri serrişte ederek kendisine ait geçmiş çıkışları da bahane edilerek yapılan saldırılar fikri hürriyet ve eleştiri tarzının dışında değerlendirilmelidir. Hayatında bir kitap yazmaya muvaffak olamamışların, hatta spor sayfası dışında bir şey okudukları konusunda dahi emare bulunmayan bu sanal holigan, yorumcu çetesinin dünya ve ahiret kaygısı ile yazılmaya çalışılan bu eseri hedef tutarak kendilerinden farklı olduğu zehabına kapıldıkları şahsiyeti twitter engizisyonu ile afaroz etme çalışmaları en basitinden yanlış ve günahtır. Fuat Sezgin Hoca cuntacılar tarafından bu ülkeden tard edildikten sonra dünya çapında verdiği eserler ile göğsümüzü kabartmıştır.
    ”Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar’dır.”Maide-8

  21. BİR FİKİR VEYA İDEOLOJİ SAHİPLERİ ÜLKEYE HAKİM OLUP YÖNETME İMKANI OLDUĞUNDA GERÇEKLER DAHA AÇIK GÖRÜNÜR.
    Gerçek yüzler ortaya çıkınca herkes her şeyi anlar ama iş işten geçmiştir.
    Daha önce şikayet edip halka kabul ettirdiğimiz kötü yönetimlerin yerini alanlar;onlar gibi davranmaya başlarsa ne olur.
    Yönetilenler bu yeni fikir ve yönetim sahiplerinden de uzaklaşır.
    Ayrıca temsil ettikleri ideolojiden de nefret etmeye başlarlar.
    Sonunda eski ile yeni karşılaştırması yapılır,halk hangisinden daha çok memnunsa o tarafın fikirlerine yönelir.
    FİKİR VEYA İDEOLOJİLERE EN BÜYÜK DARBEYİ ONUN TEMSİLCİLERİ VE UYGULAYICILARI VURUR.
    TAM TERSİ DURUMDA DA TEMSİLCİ VE UYGULAYICILAR İYİ İŞLER YAPTIĞINDA, HALKI MEMNUN ETTİĞİNDE
    SAHİP OLDUĞU DEĞERLERDE SEVİLMEYE BAŞLAR.

    • ne güzel sormuşsunuz.
      bir kıssa okumuştum.
      bir mistik hakikat konulu vaaz vermek üzere bir kiliseye gitmiş. kalabalık onu dinlemek için toplanmış bekliyorlarmış. mistik gelip kürsüye çıkınca
      -aranızda lukanın 69. bölümünü okuyan var mı iye sormuş. varsa elini kaldırsın demiş.
      çoğunluk elini kaldırmış.
      mistik gülümsemiş,
      -dostlarım demiş, lukanın 69. bölümü yoktur. böyle bir bölüm yok.
      bizde de zamane tartışmaları bu 69. bölümden çıkıyor, bu bölümü okuyanlar bu bölümdeki konuları tartışıyorlar genellikle.
      peşinde koşulan hakikat nerde, tartışılanlar nerede…

  22. ÖZGÜRLÜK; SEÇME VE KARAR VERME HAKKI
    Allah insanı yaratırken, irade sahibi; seçme ve karar verme yetkisi olan birini yaratacağını söyledi. Buna tüm yarattıkları saygı gösterdi, bir tek İblis (Şeytan) buna karşı geldi!
    Şeytan, insan denen canlının seçme ve karar verme yetkisine tahammül edemedi ve Allah’a karşı durdu. Aslında Şeytan, insanın karar verme ve seçme yetkisine başkaldırırken insana değil Allah’a başkaldırmış, isyan etmiş, itiraz etmiş oluyordu.
    Melekler de insanın özgür iradesi sebebiyle yeryüzünde kötülük yapabileceğini ve bir nevi Allah’a “bu yaratığa ne gerek var, bizim irademiz olmadığı için biz senin her dediğini yapıyoruz” dediler. Ama Allah, kendi özgür iradesi ile seçerek kendisinin bilinmesini, yüceltilmesini istedi.
    Melekler, Allah’ın irade sahibi; özgürce seçme ve karar verme yetkisi olan varlık yaratmasını kabullendi ama Şeytan buna başkaldırdı. Özgürce seçen ve karar veren canlıya tahammül etmedi, edemedi!
    Geleyim sadede;
    Yeryüzünde hangi referansla kurulmuş, hazırlanmış Devlet, Anayasa olursa olsun temelde iki sınıfa ayrılır:
    Birincisi Allah’ın iradesine saygı gösterip, özgürce seçim yapan ve karar veren insanların yaşadığı bir düzen yani Allah’ın arzu ettiği HAK DÜZEN,
    İkincisi de Meleklerin dudak büktüğü, şeytanın isyan ettiği, insanların özgürce seçmesine ve karar vermesine engel olan Şeytan’ın istediği düzen yani BATIL DÜZEN…
    İnsanın farklı seçenekler üzerinde düşünmesi ve farklı kararlar vermesi önünde engel koyanlar, Allah’ın yarattığı insana saygı göstermeyen; Allah’ın verdiği karara başkaldıran ve O’nun kararlarıyla savaşanlar hangi ideoloji, hangi din ve hangi sistem adına hareket ederlerse etsinler önce Allah’a başkaldırmış olurlar!
    Ve ben sanıyorum ki Allah bizi “İnsanların iradesi üzerinde baskı kuranlar ve kurmayanlar” diye iki kısma ayıracak ve Hak Düzen-Batıl Düzen ve Cennet-Cehennem tasnifi de buna göre belirlenecek!

  23. Hadi gözünuz aydın dogalgaz ucuzluyacakmiş!
    Bence bu ucuzluğun mimarı Ocak Medyada bu günki seçilmiş yazarlardan ABD-den yazan yazarin fiction yazilarında pompaladıği gazlardan dolay olsa gerek.. Buradan Türkiyeye epeyce palavra gazi veriyor.
    Heleki bugünkü yazısındakı palavralar Türkiyenin 10 yılik gazıni bedavadan karşılar.
    Geçen günkü yazisındada, burada aradaği telefonlar hep meşgul çaliyormuşşş.
    Tabii ABD teknolojiyi 100 yıl geriden takip ettiği için, Otomatik mesaj sistemleri yok…
    100 önceki telefonlarda zaten manyotali idi…
    Zaten Amerkanın savuciları da kanun falan dinlemiyor! Onun için Flynnin dosyasina TC den aldiği ruşvetleri yeni koymuşlar,
    Oda kanunsuzmuşşşş ..
    Bu tip yazarlar milleti aptal zanediyorlar.

  24. ÇOK ACI ÇOK. İnsanlar insanlara bakarak müslüman oluyorlar, iman ediyorlar. Araştıran düşünen akleden az olduğu için. Peki inananlar yani muhafazakarlar, siyasal islamcılara bakarak kim müslüman olur ki? Deizm niye yükseliyor. Müslümanlar İslamiyeti katlettikleri için. Adaletsizlik, yolsuzluk, kayırmacılık. BU DİN ADALET DİNİ DEĞİL Mİ? Adaleti, insanlığı, İNSAN HAKLARINI BUGÜN MÜSLÜMANLAR KİMDEN DİLENİYOR? HRİSTİYANDAN, GAYRİ MÜSLİMLERDEN. İSLAM COĞRAFYASINDAN KAÇAN KAÇANA. NEREYE? HRİSTİYAN ÜLKELERE… ZAVALLI BİR ZİHİN COĞRAFYASINDA DİN İMAN VATAN MİLLET DİYE HAYATTAN, HAKTAN, HUKUKTAN MAHRUM YAŞAYAN MİLYONLARCA İNSAN. Bu islamiyet adına bir facia. ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM. EN AZINDAN BU İSLAM COĞRAFYASINDA İNANANLARIN (!) AHİRETE VE HESAP GÜNÜNE İNANDIĞINA İNANMIYORUM ARTIK. Bu kadar adaletsizliğin ve zulmün izahı yok çünkü. Kendi insanına yaşanabilir bir atmosfer oluşturamayan müslümanlar ve yöneticileri boş yere akılları iğfal etmesin. HERKESİ KANDIRABİLİRSİNİZ AMA KUDRETİ SONSUZ ALLAHI ASLA.

      • %45 zam yapıp sonra da %10 indirim yapmak kime yarar. Halkı kandırmaya gerek yok. İndirim yapmak istiyorsa %45 çıkarsın ondan sonra %10 indirim yaptık desinler.

    • Sevgili dostum, minyeli Abdullah filminde bir sahne vardı. Bu günkü yaşanan hadiseleri adaleti.. Biri;- Adalet adalet, diye bağırıp çağırıyor.. Diğerinin cevabı;- Adalet Kral Faruğun koynunda!.. Diyor.. Dün:”tesbih çeken elle, tetik çeken el bir olmaaaz!. Bu nasıl ADALET diye feryat ediliyordu. “Tırnak içinde hangi devirde olursa olsun, tetik çeken her kim olursa olsun elleri kırılsın..” Ancak kurdelasını kendilerinin kestiği sendikaya, bankaya.. Üye oldu diye.. Mağdur edilenlerde Adalet, diyor.. 16 yıldır idare elinde.. Mit, asker, emniyet, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, anayasa, babayasa elinde.. Yetmişini geçmiş Uyumuşsunuz.. affedersiniz özür, geç kalmışsınız..Şimdi 23 ‘ün deki gence Niye geç kaldın niye uyudun?” Diyorsunuz üç yıldır açlığa mahkum ediyorsunuz..peki o kadar uyarıya rağmen siz niye uyudunuz? Affedersiniz özür! Niye geç kaldınız? “Ne istedilerde vermedik?.” Diyen siz değil miydiniz?. Biraz insaf biraz vicdan be yahu.. Ailemden dört kişi mağdur durumda.. Ha komisyon.. De komisyon.. Hani “bir topluluğa duyduğumuz öfke bizi adaletsizliğe sevk etmecekti..” Her neyse biz yine Minyeli Abdullah’a dönelim:- “Adalet, Kral Faruğun koynunda..” Bize hiç gözükmeyecek herhalde.. Bu arada bu asil milletin askerine, polisine silah çekenlerin elleri kurusun. Allah onları gönendirmesin. Her iki dünyada zelil olsunlar.. Ancak 23’ündeki gencecik insanlarda böyle kin ve nefretle rezil edilmesinler.. Selam ve dua ile.. Sürçü lisan ettiysek affola.. Ne edelim yüreğimiz yanık..

      • Hepimizin anası ve babası yüce türk milletidir! Irkımızın her üyesi başımızın tacıdır, saygıya değerdir, kıymetlidir. Kendi ırkına kahpelik etmiş olmaktan daha acı bir durum olabilir mi? Hiçbir memuriyet kadrosu vatanına sadakatten daha önemli değildir. Öz kardeşimiz dahi olsa ihanetin bedelini ödemelidir.

  25. sorun biraz kavram kargaşası ve çifte standart içermesiyle ilgili sanırım. yoksa özgür düşünce-ifade özgürlüğü kimsenin karşı çıkamayacağı insanlığın en güzel değerlerindendir. deformasyondan ise hep birlikte korumamız gerekir. çünkü çoğu değerlerin şekli şemali bozuldu.
    sabah okuduğum bazı köşe yazılarına geçmeden önce haberlere bir göz atarım. bugün israil adalet bakanı ayelet şaked in eski bir paylaşımına yer vermiş bazı siteler, şehit annelerinin de öldürülmesi gerek fikrine destek veren adalet bakanının…
    adalet bakanı şaked, israil başbakanı binyamin netanyahu’nun eski danışmanlarından Uri Elitzur’un 2002 sarf ettiği şu ifadeleri sosyal medya hesabından paylaşmış;
    “Her teröristin arkasında düzinelerce erkek ve kadın vardır. Bunlar olmadan bu kimseler teröre girişemezdi. Bu savaşın failleri camilerde tahrikatta bulunanlar, okullar için canilik içeren müfredat yazanlar, yataklık yapanlar, taşıt sağlayanlar ve onlara saygı gösterip manevi destek veren herkestir. Bunların tamamı muharip düşmanlar olup kanları zihinlerindedir. Ayrıca bu kitle, oğullarını cehenneme çiçeklerle ve öpücüklerle yollayan şehit annelerini de kapsamaktadır. Bu kimseler oğullarının ardından oraya gitmelidir; bundan daha adil bir şey olamaz. Bu yılanları yetiştirdikleri fiziki evleri gibi onlar da defolup gitmelidir. Aksi takdirde buralarda daha fazla yılan yetişecektir.”
    özgürce düşünmüş ve özgürce ifade etmiş ve beğeni de toplamış ise de aynı fikirde değiliz diye şimdi buna itiraz edersek hoşgörü göstermemiş olur muyuz dersiniz…insanlığın ortak değerlerini inciten fikirlere karşılık verirsek tahammülsüzlük göstermiş olur muyuz dersiniz…
    Düşünce özgürlüğü ve tabii bunu ifade etme özgürlüğü insan onuru ve insanın maddi ve manevi varlığını geliştirme temel hakkına dayanmalı, yoksa her aklına düşeni, her ağzına geleni söylemek toplumdaki hassas değerleri zedelemek, devleti ve toplumu rahatsız etmek, şoke eden veya inciten düşünceler sarf etmek özgürlük olmasa gerek.
    yanlışların yerini doğruların alabilmesi adına ifade özgürlüğü bir değer taşır, yalan yanlış bilgileri kasıtlı kasıtsız yaymak, toplumu yanıltmak olmasa gerek.
    bireylere veya topluma gelebilecek zararların engellenmesi veya fayda sağlanılması adına ifade özgürlüğü bir anlam yüklenir, kitlelere kin, nefret, öfke aşılamak olmasa gerek.
    zaten ifade bir fayda sağlama amacı taşımıyorsa o ifadeye yapılan her türlü itiraz da bu durumda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir değil mi???
    kavramları yerine oturtamamanın dışında bizim bir öncelikli sorunumuz da çifte standarttır.
    en basitinden bugün metin akpınarın sözlerini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirenler aynı sözler kendilerinden biri için sarf edilmiş olsaydı bu hoşgörüyü gösterecekler miydi?
    kendilerine yönelik en küçük eleştiriye tahammül göstermeyenler başkalarına yönelttikleri eleştirilere kimse ses çıkarmasın istiyorlar. fikir özgürlüğü diyenler kendi gibiler için istiyorlar…nefes alamayanlar da eleştiri yöneltmekten uzak sayılmazlar aslında. hoşgörü isteyen yazarlar, gazeteciler, siyasetçiler kendileri hedef olunca nedense o talep ettikleri hoşgörüyü göstermiyorlar aslına bakarsanız…örnekler saymakla bitmez…

    • uri elitzurlar ve uri elitzur olmayı kendine yakıştıranlar olmasa kötülüğü gösteremezdik, sapla samanı karıştırarak kötülüğün nasıl meşrulaştırılacağını da göremezdik, rüzgar ekenlerin nasıl fırtına biçtiklerini de anlatamazdık.
      kimlerin cenaze namazı kılınmamış acaba???
      kendi insanının üzerine ateş edenlerin, askerimizi polisimizi arkasından vuranların, masum halkı katledenlerin, cenaze namazını buyursun üriler kılsın, bu iş ürilere düşer zaten. insan sevdikleriyle beraberdir. Allah dünya ahiret bu cenaze namazı kılınmayanlarla ürileri ayırmasın, bu ismi alanları bu isimle ve üri elitzurlarla haşreylesin inşallah.
      israil üzerinden yapılan siyaset bazılarının kanına dokunuyor, lakin karartılan hayatlar, darbe şehitleri, terörün katlettiği bebeler nedense dokunmuyor.
      insanlar savcıların önüne getiriliyor, vatandaşlık hakkı verilmiyorsa birlikte soru çaldığı arkadaşı onu ispiyonlamış olmasın???????????
      masum insanları ya da şehitleri siyaset malzemesi yapmaktan, yapılan kötülükleri maskelemek için kullanmaktan çekinmeyenlerin yorumlarımıza olan tepkileri bizim açımızdan yorumlarımıza olan iltifattır.
      gerçekten masum insanların hapiste olmasına, pkklı öğretmenlerin çalıştırılmasına razı değilim, iktidarın yaptığı ne zulüm varsa benim bir vatandaş olarak onayım yoktur.
      lakin ben sapla samanı da karıştırmam.

  26. Evet Sayın Koru, Bugün yazınızı okuyunca kısada olsa bir yorum yazmak geldi içimden, çünkü daha önceleri yazmış olduğum bazı yorumlara hiçte hoş olmayan bir uslüple birileri güya cevap yazmış, aslında cevap yazmış demeyelimde biraz hat bildirmiş kendince. Bu sebepten pek yorum yazasım gelmiyordu. Gerçi bu mantıkla hareket edenlerin hedefi de bu olsa gerek “YILDIRMAK”. Konu aslında insanlığımız ve inancımız acısından çok ama çok önemli.Her zaman söylediğimiz gibi insan; okuyan(kafa ve gönül gözü ile),sorgulayan ,düşünen, araştıran bir varlıktır. Körü körüne ahmakça bir şeye bağlanıp o benim yerime düşünsün deyip aklını cebine koymaz,Allahın kendisine lütfettiği akıl nimetini en iyi şekilde kullanıp ,yüce yaratıcımıza samimi bir kul olma yolunda ilerler.Ama toplumumuz öylesine bir savrulma eşiğine gelmiş ki akıl,din,nesil,iman,mal,can,namus emniyeti diye bir şey kalmamış.Tam bir modern cahiliye dönemi yaşıyoruz.Bahsetmiş olduğunuz O yazarlarımızın ruh hali bizlerde de var.Sanırım bu durum bu ahvalde böyle devam edecek.Saygılar.

      • Sanmayın ki size cevap yazarak muhatap alıyorum. Sadece şunu bilin Yeter, laf kalabalığı dediğiniz şeyler şu içinde yaşadığımız toplumun gerçekleridir. Bunu anlamanızı da beklemiyorum doğrusu. Ayrıca kendimizle ilgili neyin iyi olacağını müsaade edin de biz karar verelim.Görüyorumki herkese laf yetiştirmede baya gayretlisiniz. Ha gayret sayın H.Gayret baya başarılısınız herkese maydanoz olmada ve olur olmaz sataşmalarınızla laf kalabalığı örnekliğinizde oldukça başarılısınız.Sanırım emrine amade olduğunuz yerin hakkını veriyorsunuz.Ne diyeyim seviyenize inememki.

  27. Pardon siz hangi Muslumanliktan bahsediyorsunuz? Ebu Cehilin sevgili peygamberimize yaptıkları ve Peygamberimizin bu duruma sebat gösterdiği mi? Hz. ALİ savaşta rakibini öldürmek üzereyken yüzüne tükürdüğü için; seni oldurseydi nefsim için öldürürdüm diyen Müslümanlık mi?
    Elbette muhafakarlara bir çift sözüm var: Sizler hangi dinin yolundasaniz. Gerçekten bir kere olsun Sevgili Peygamberimizin hayatını tam manasıyla okudunuz mu? Sizlerin Dünya ve malına verdiğiniz değeri, sevgili Peygamberimiz bu dünya imtihandır siz Ahiret için çabalayın demesi ne de çabuk unuttunuz. Kendi menfaatiniz doğrultusunda muslumanligi yaşıyorsanız sadece ve sadece kendinizi kandırıyorsunuz. Kendinizi sirkeyeyin ve Peygamberimizin yaşadığı dönemlere bi gidin.
    Muslumanlikta insan en değerli varlıktır. Bu yüzden bırakın insanlar kendilerini ifade etsinler. Hoşunuza gider mi gitmez mi bilinmez ama bırakın insanların da bir çift sözü olsun. İnsanlar koyun gibi yaşamaktan kurtulsun. Sadece çobana bağlı kalmasın. Çoban hangi meraya koyunları götürürse koyunlar o meradaki otu yemeye çalışır. Yani insanlar da koyun mu olsun.
    SAYGILAR SEVGİLER

  28. Mustafa hocanin, bir yazısını zamanıni tam hatirlamiyorum fakat okuyali 3 veya 4 ay olabilir.
    O yazı havuzdakilerden pek farklı değildı. Onun için o yaziya yorum yapmiştım. Yorumu yayinlayıp yainlamadiklarini bilmiyorum, fakat yorumum şoyle idi!
    “Sizin yazınınız da aynen havuzdaki kalemlerden çıkmiş gibi. Şu an sizin övdüklerinizi bir zamanlar yazınizda söz ettiginiz o terörist gurupta öviyordu.
    Bana öğle geliyorki çok yakinda sizde onlarin konumuna düşersiniz.”
    RT yi öve öve başlarına çıkardilar, şimdide sirasi ile ayalakları altinda eziliyorlar.
    Gerçek bir Müslüman Haksızlıği düşmanında yapsalar hatta yapanda babasi dahi olsa o düşmanının tarafında olmasi gerekir.
    İslam dini hoş görü Dini….
    En son olayda yapılan hangi Dine göre caizdir?
    Bir kişinin hirsı ve kini için, her gün binlerce insan işinden, ekmeğınden, bazılari hayatından oliyor.YARGİNIN ADALETIN CENAZE NAMZİ kikinali yillar oldu…
    Peki bunlarin suçlusu kim?
    An Interduction to the Study of Islamic
    Law
    Dr.Hussain Hamid Hassan
    Çevri Dr.Ahmad Hassan.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız