Politikacı politika hayatından ne zaman çekilir? Çekilir mi? Çekilmezse ne olur?

19
Resim: Elif Hayvacı..
Reklam

Her politikacının bir ömrü vardır; takdir gören iyilerin de, yanlış yaptığı için beğenilmeyenlerin de… Hepsi politik bir ömrü tamamlayıp zamanı geldiğinde politika sahnesinden çekilirler…

Bazısı zamanın geldiğini anlar, kendiliğinden çekilir; bazısı anlamaz ve buna zorlanır…

Yakın gözlemcisi olduğum son 40 yılın bir çoğunu yakından tanıdığım politik figürlerini gözümün önünden geçiriyorum, vardığım sonuç aynı oluyor: İyiler, takdir görenler unutuluyorlar, yanlışta ısrar edenler, politik ömürlerinin bittiğinin farkına varmayıp kendilerini gözden düşürecek yeni yanlışlıkları yüzünden eskiye ait üstü örtülü yanlışlıklarının da ortaya çıkmasına imkan sağlayanlar ise bu özellikleriyle hep hatırlanıyorlar.

Bu konuyu aklıma son zamanların moda konusu videolar etrafında zuhur eden tartışmalar getirdi.

Şimdiye kadar yayınlanan videoların ana hedefi olan politikacı tanıdıklarımdan değil. Politik hayatta iddiası -hatta ihtirası- olduğu ismi ilk duyulmaya başladığı günden beri biliniyor. Şimdilerde üzerine gelinmesine karşı aynı şiddette direnmesi, kendisi için belirlediği hedeflerin hepsine henüz ulaşmadığı için olmalı…

Politikada iddia ihtiras düzeyine çıktığında fark edilir, onun bu durumu da artık fark edilmekte. Politika dünyası -yalnız bizde değil pek çok başka ülkede de- ihtiraslarına gem vurmasını bilmeyen eski politikacılarla doludur.

Bizdekileri son 150 yıl içerisinde sahne almışlar arasından çekip isim isim burada saymaya kalksam tam bir yazılık alanı dolduracak bollukta malzeme sağlayabilir.

O kadar çokturlar…

Reklam

Fazla uzağa gitmeye hacet yok; yakın zamanlara kadar kendisine bir sonraki dönem için en tepe görev uygun görülen bir politik figür artık ortalıkta görülmüyor bile…

Akıllı politikacı ihtirasını gemlemeyi başaran kadar, zamanı geldiğini fark edip çekilmeyi bilendir de…

Öyle davranmayı bilenlerden sonradan ikinci kez şans bulanlar vardır.

Ne zaman çekilmesi gerekir bir politikacının?

Böyle bir soruyla karşılaşsam ilk tavsiyem şu olur: Hakkında ortaya atılan iddialar karşısında kendisini savunma duruma düştüğünde bunu yapmak için ileri süreceği bilgi ve belgeler, iddia sahipleri -veya politik rakipleri- tarafından aleyhine malzeme yapılabilecek kadar çürük olduğunda ortalıktan çekilmenin zamanı gelmiş demektir.

Ağzını açmak yerine susmak en doğru davranış olur.

Özellikle de etrafı ağzını açtığında söylediklerinin yanlış olduğunu ispatlamayı kendilerine görev bilecek birileriyle çevriliyse…

Diyelim bunu yapmadı, savunarak ayakta kalmaya ve kendisi için en başta belirlediği hedef için direnmeye karar verdi; öyle bir tercihte hiç yapmaması gereken, savunması sırasında hakkında sağlam bilgi ve belgelere sahip birilerini suçlamaktır.

Reklam

Her yazılanı, ekranlarda her söyleneni takip edemediğim için günümüzde sürdürülen tartışmaların odağındaki politikacının çizdiğim bu çerçeveye ne kadar oturduğunu bilebilecek durumda değilim.

Zorlandığının farkındayım ama…

O ne demişse birileri onu tekzip edecek bilgileri -bazen belgeleri de- derhal piyasaya sunuyor.

Kendisinden önce aynı zorlu ortamları yaşamışların çoğu gibi o da ortalığın yatışmasını bekliyor besbelli. Hatta direnmenin yararlı olacağına da inanıyor olabilir. Politik bir aileden geldiğine göre geçmişte kendisi gibi davranmış ve başarmış olanları da hatırlıyorsa şaşırmam.

Öyle davranıp da kazanmış birilerini benim hatırlamamam var olmadıkları anlamına gelmez elbette; aranırsa yerel düzeyde örnekler bulunabilir.

Ancak yerel düzey ile ülke geneli politika açısından farklıdır.

Üstelik, geçmiş örnekler bugün için bir rehber de olamaz. Devletin ‘suç örgütü lideri’ diye andığı bir kişinin, yurtdışında bulunduğu bir yerden, cep telefonu kamerasıyla çektiği videoların 100 milyonun üzerinde izlenilirliğe ulaşabildiği bir dünya var bugün.

Kendisini ‘merkez medya’ olarak tanımlasa da okunmayan gazeteler ve izlenmeyen kanalların sessiz kalmalarına da güvenilemiyor; çünkü cep telefonlarıyla bile her ortamda erişilebilen yazılı ve görüntülü dijital dünya suskun ortamda daha kolay işitilir güçlü bir sese dönüşüyor.

Bugün olan bu.

Ağır görev yükü yüzünden izleyememiş veya izlese bile tam algılayamamış olabilir: ABD’de Donald Trump sandıkta kaybettiği halde son ana kadar “Kaybetmedim” dedi, yerini bırakmamak için her şeyi yaptı, ama bugün ortada yok. Trump’tan en son alınan haber, FaceBook ve Twitter gibi sosyal medya platformları mesajlarına sansür uyguladığı için başlattığı kendi mesaj platformunu, daha bir ay bile dolmadan, kapattığı…

‘Kaybedenler Kulübü’nün en son üyesi Trump

Zorlamasa, sandığa yansıyan sonuca boyun eğdiğini belli etse, dört yıl sonra belki yeniden seçilme imkanı yakalayabilirdi; Trump o şansı kaybettiğini, kendisini hala gazlamaya devam eden kendi partisinden birilerinin aslında onu yalnızlaştırma amacıyla bunu yaptıklarını göremiyor.

Politika ve hırs önce gözleri olumsuz etkiler. Fazlası körleştirir de…

“Çık, kendini savun” tavsiyesini ilk duyduğunda “Çekilmemin zamanı gelmiş” diye düşünmelidir politikacı…

Pek azı bunu yapar.

ΩΩΩΩ

Hasan Saltık’ı kaybettik

Ülkemizde müziğin her türüyle ilgilenenlerin, özellikle de Türk müziği/halk müziği sevenlerin ismini mutlaka bildiği biriydi. Tozlu arşivlerde, eski radyoların da konduğu tavan aralarında saklanan kaybolduğu düşünülmüş kayıtları arayıp bulan, onları günümüz teknolojisine aktarıp yayınlayan bir müzik dostuydu.

Kazandırdığı değerler sayesinde ülkemiz dışında da en az buradaki kadar tanıdığı olmalı.

Musikişinasların dostuydu.

Artık sevdiğimiz müzik türlerini farklı mecralardan dinliyoruz, ancak o mecraların kullandığı Türk müziğine ait temel eserlerin en değerlilerinin onun dikkati ve ihtimamının ürünü olduğunu bilmeliyiz.

Yüzlerce CD üzerinde onun damgası var.

Hasan Saltık damgası aynı zamanda bir kalite mührüdür.   

Yalnız sevenleri bir dostlarını çok erken kaybetmiş olmadı, musikimiz de en büyük hamilerinden birini kaybetti.

Allah’tan kendisine rahmet diliyorum.

ΩΩΩΩΩ

Reklam

19 YORUMLAR

  1. Sayın yazar “‘Kaybedenler Kulübü’nün en son üyesi Trump…” buyurmuş;
    bir önceki ve daha öncekiler kimlerdi ki?
    Son yılların tüm lider ve hükümetleri hala görevi başında; siyasetten en son şutlanan, benim hatırlayabildiğim bitek d.baykal var:)

    • H. Gayret Bey görüşlerinize tabi ki saygılıyım yalnız bu yazınıza katılmıyorum üstadın bahsettiği şutlama olayı millet gözünde şutlama sen sayın baykal’ın şutlandığını söylemişsin de sayın baykal millet tarafından şutlanmadı birileri tarafından şutlandı.
      Sayın baykal bu şutlamaya karşı iyi savunma yapabilseydi ban eminim ki bir kahraman olarak çıkardı. ama malesef gerçek kahramanların çıkamadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Saygılarla h. gayret Bey.

  2. Politikacılar üçe ayrılır..Gelişmiş ulkelerin politikacılar ı, bunlar en fazla 10 yıl kalır sevgi ve seviyelerini koruyarak gider,Margaret Tecer,Merkel…Azgelişmiş ülkelerin politikacıları gitmemek için Her şeyi yapar,bi şekilde gider..Demirel ecevit vs…Geri kalmış ülkelerin politikacıları gitmemek için ülkesini ateşe atar..Kelleleri gider..Allah CC devletimizi vatanımızı milletimizi dinimizi korusun AMIN

    • Türkiye’yi 2 sınıf kategoriye koydunuz herhalde.Ecevit ve Demirel’in 70 li yıllarda diyalog eksikliği ve kavgaları ülkemizi 12 Eylül belasına sürükledi.
      Günümüze geldiğimizde ise siyasette adam yokluğu yaşanıyor.Dusunun iktidar partisi yavaş yavaş orantılı bir şekilde oy kaybediyor.Fakat bu kayıp muhalefet partilerine gitmiyor.Yani toplum Erdoğan in yerine yeni bir siyasetçi uretemiyor.
      Oysa bu ekonominin dip yaptığı bir ortamda muhalefetin % 60 lar da %70 lerde olması gerekiyor.Ama güven vermiyorlar.Umarim ilerleyen zamanda alternatif güven veren siyasetçiler üretiriz.

  3. 1980 darbesi’nın yasaklı siyasetçilerin’in yasakları kalkmıştı ve genel seçimler yapılacaktı.
    Demirel, ve Erdal Înönü, TV ekranlarında. Biri elinde yarım limonu sıkıyordu özalı tekrar seçerseniz sizi bu limon gibi sıkar derdi, ve kendisi geldiğinde her şeyi ucuzlatacağını vad ederdi. Demirelde her kese 2 anahtar sözü veriyordu. Yalnış anlaşılmasın o anahtarlar şımdiki ihtidarin dağıtığı cennet anahtarı değıldi, herkese 1 araba ve 1 ev vad ediyordu.
    Rahmetli Özalda “bunlar neyle ev ve araba verecekler veya ucuzluk yapacaklar.” Derdi ve Arkasından kendisi yapacakları icraatlarıv sirası ile anlatip zam yapacağını söylerdi.

    Özal geldiğinde 1TV kanalı vardı, oda günde 2 saat program yapiyirdu. Telefon almak için 1.2.3. tercihler verdi ve 1 tercih en az 1 yıl.
    3.tercih’te en az 10 sene sürerdi.
    Türkiye çağın çok gerisinde.

    Demirel, Inönū, Ecevit, Etbakan’da adate ihtilal’a zemin hazırlamıştılar ve Türkiyeyi 3- 4 bölmüştület.
    Ona rağmen, millet Demireli C başkanlığına kadar yükseltti.

  4. Dün Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, aynı gün ikinci heykel açılışı yaptı.Sünger heykeli açılışında tarihi bir konuşma yaptı.

      Bugün burada, bu heykeleri yapabilmek için arkadaşımız Halil ile iki yıldır görüşüyoruz.

    Bugün yarınla olmuyor bu işler.

    2 yıldır nasıl yapalım, bütçesini nasıl yaratalım, beraber Mehmet Ağabey ile çalıştılar ben de, geldik gittik çalıştık ve gerçekten uzun bir çalışmanın eseridir bu.

    Tabi onun buna ne kadar emek verdiğini kendisi daha çok biliyor. Sanatçılara sahip çıkarsak mutlu oluruz. Toplum mutluluğu sanata kültüre bağlıdır, paraya değil. 
        İşte bunları yaptıracağız. Bu paralar bunlar için harcanacak.  O zaman anlam kazanıyor bu işler.” 

    Ülkem adına yararlı işler yapanı, ayakta alkışlıyorum. Tarihe not geçilsin.

  5. politikacı politik hayatından çekilir mi?
    çekilmez.
    istisnaları vardır ama ana eğilimi değiştirmez.
    yapısal bir sıkıntı bu.
    çünkü politika ve siyaset bizde millete hizmet etmek için yapılmıyor elbette istisnaları var ama bu da ana eğilimi değiştirmez.
    siyaset
    mal ve makam elde etmek için yapılıyor.
    hiç bir şeyle gelmedim diyenler çok şeyle gidiyorlar, yazık ki bu bugün her zamankinden daha fazla.
    ama en kötüsü bana kalırsa yanlışların ya da yolsuzlukların hesabı sorulmadığı için gitmiyorlar. ne yaparsam yapayım yanıma kalır, seçmenin eli mahkum bana oy verecek anlayışı nedeniyle gitmiyorlar.
    ülkemizde hesap sorulabilirlik neredeyse hiç yok çünkü yargı bağımsız değil.
    bir iç işleri bakanı bir suç örgütü liderinin milletvekili olduğu söylenen bir siyasetçiye 10,000 dolar üstelik her ay ödediğini biliyor ve susuyor.
    hiç bir savcı harekete geçmiyor, geçemiyor.
    bu beyan bir suç örgütü liderine ait değil,
    bir bakana ait.
    bu dünyada hiç bir yerde olmayacak bir rezalettir ama o denli rezaletlere alıştık ki ar damarımız çatladı insanların hiç utanması arlanması kalmadı ki mesela medya bu resme bakıp muhalefeti eleştireyim durumu idare edeyim diyor.
    burada sorun gören azınlık ayda 10,000 dolar almanın üstünde duruyor,
    iyi de bu kişi
    BU PARA KARŞILIĞINDA NE VERİYOR?
    HANGİ HİZMETİ SUNUYOR?
    HER AY…
    asıl bunun üzerinde durmamız gerekmez mi?
    belli ki makamın getirdiği bir hizmeti var, bu şerefli koltuk kimlere yataklık ediyor, neyi peşkeş çekiyor,
    ve ülkenin iç işleri bakanı susuyor.
    ekonomi de binlerce hata yapılıyor,
    hiç bir siyasetçi hesap vermiyor,
    yargı bağımsız değil,
    hiç bir siyasetçi sesini çıkarmıyor.
    eğitim kalitesi her geçen gün düşüyor,
    hiç bir siyasetçi rahatsız değil.
    hesap yok, kitap yok neden hesap versin, sesini çıkarsın, rahatsız olsun ki.
    satılık medya ordusu var.
    hesap verilen tek yeri yani halkı uyutuyorlar,
    yanıltıyorlar,
    gerçekleri çarpıtıyorlar.
    sınırlarımızı aşıyoruz,
    zincirlerimizi kırıyoruz,
    yükseliyoruz,
    coğrafyayı kurtarıyoruz,
    uçuyoruz, kaçıyoruz.
    oysa ekonomiden tarıma,
    eğitimden yargıya resmen çakılıyoruz.
    en kötüsü de ahlaken çöküyoruz.
    bu durumda bir ülkede siyasetten kimse çekilmez,
    çoğu küpünü doldurmayı sürdürür.

    hasan saltık beyefendinin kendisine rahmet, sevenlerine sabrı cemil dilerim.

  6. Buradan daha önce Hz Süleyman örneğini vermiştim.
    Malum Hz Süleyman vefat ediyor.Ancak bir değnek nedeniyle dimdik ayakta duruyor. Bir Kurt değneği içten kemirip değnek kırıldığında bu şekilde Hz Süleyman yere yığıldığında(devrilme tabiri peygamber için uygun olmaz) daha önceden vefat ettiği anlaşılıyor.
    Bugün buna benzer bir tabirlerimiz var.
    Bitkisel hayat, beyin ölümü vs.
    Yani hayatî fonksiyonlarının bir yada birkaçının geri döndürülemez derecede yitirilmesi ve bu fonksiyonların yaşam destek üniteleriyle yerine getirilmesi.
    Allah’ın emrine hayvanları, rüzgârı ve cinleri verdiği bir peygamberine böyle bir son yaşatmasının hikmeti nedir?
    Bir peygambere yaşattığını başkasına yaşatmaz mı?
    Bu durum başkasında güç sarhoşluğuna/zehirlenmesine neden olmaz mı?
    Bugün iktidarı ayakta tutan herşey çürümüş ve kokuşmuş. Her çeşit kurt ve virüs kemiriyor.
    Kongre gibi, KGF gibi yaşam destek üniteleri, bırakın destek olmayı durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
    İktidar ülkemiz için resmen kangren olmuş bir uzuv gibi. Her geçen gün ülke için ödeteceği fatura katlanarak, geometrik biçimde, çığ gibi büyüyerek, astronomik boyutlara ulaşıyor.

  7. Ben bu gün , ülkenin gündeminde olan çok önemli bir çevresel kirlenmeyle yani Marmara denizindeki felaketle ilgili bir hatıramı arz etmek istiyorum.
    Ben 1984-86 arasında Kıbrıs’ta görev yaptım.Kapalı Maraş bölgesinde bir oteli orduevi olarak kullanıyor , hafta sonları orda denize giriyor , dinleniyorduk .Denizi , öylesine berrak , öylesine temizdi ki suyun yüzeyinden bir , bir buçuk metre dipteki kum tanelerini çok net bir şekilde seçebiliyorduk. Denizin bu derece temiz oluşunu merak ettim , bu konuyu kendi çapımda etraflıca araştırdım .Araştırma neticesinde ; buradaki otellerin hepsinin arıtma tesisine sahip olduğunu , büyük otellerin kendi başına , küçük otellerin ise birleşerek müştereken bir arıtma tesisi bulundurduklarını , kesinlikle denize hiç bir şekilde bir atık bırakılmadığını öğrendim .Barış Harekatı bilindiği gibi 1974 de yapıldığına göre , bu oteller de muhtemelen ve en geç 1960 dan öncesine ait olmalı .
    Biz ise 2021 senesinde koskoca Marmara denizini fosseptik çukuru haline getirdik ! Şimdi de yanayakıla kurtarmaya çalışıyoruz
    ‘ İşini bilmeyen çavuşlar , döner döner poposunu avuçlar ‘
    Herkese selamlar , saygılar

  8. Fiyat Endeksi (Tüketici Fiyatları) (2003=100)
    TÜFE (Yıllık % Değişim) TÜFE (Aylık % Değişim)
    05-2021 16.59 0.89
    04-2021 17.14 1.68
    03-2021 16.19 1.08
    02-2021 15.61 0.91
    01-2021 14.97 1.68
    ————————————————-
    Amerikan Doları 2021 Yılı Alış ve Satış Kur Fiyatları
    Amerikan Doları 2021 Yılı Alış ve Satış Kur Fiyatlarını Günlük Olarak Öğrenebilirsiniz.
    Tarih USD Alış USD Satış
    2021 Ocak Ayı Amerikan Doları Alış ve Satış Fiyatları
    4-1-2021 7,3602 TL 7,3734 TL
    3-6-2021 8,6231 TL 8.6387 TL
    —————————————————-5 aylık dolar artış oranı % 17

    Rakamları bile ters yüz edip rakamlara bile yalan söyleten politikacılar politik hayattan çekilse ne olur çekilmese ne olur?
    Burada bile bu (olumsuz bir sıfat) politikacılara ve politikalarına destek verenler varken…

  9. Soylu 52 yaşında.ayrılmamak için mücadele vermesi normal.Her iki programda da iyi bir görüntü veremedi ikna edici olamadı.Tolga Şardan’ın yazısından hakkında çok daha ciddi iddiaların geleceği anlaşılıyor.iddialara ikna edici yanıtlar veremezse bakan dahi kalsa siyasi hayatı biter.şuan dahi çok itibar kaybetti.iddiaların hepsi çok ciddi ve hiçbiri somut olarak çürütülmedi.çürütülemedi.

  10. günümüz dünyasına en uygun siyasetçi tipi sayın davutoğlu ve özellikle sayın babacan olarak gözüküyor. 20 yıllık iktidarın nerdeyse tamamına yakınında görev aldılar hiç yüzleri kızarmadan ”ki bu günümüz dünyasının en aranan özelliği ” bu iktidarın ve liderinin gırtlağına kadar kirlendiğini anlatıyorlar pişkince ”ki bu günümüz dünyasının en aranan 2. özelliği”. ne demiş büyük filozof mike tyson: herkesin bir planı vardır, ta ki ağzının üstüne kroşeyi yiyinceye kadar.

  11. Benim en kızdığı şeylerden birisi bir insanın özel hayatına her ne şekilde olursa olsun müdahale etmeye kalkmaktır.
    Bir erkeğin ”o kadınm benim! sanane” ayakları çekip, sonra saçından sürüklemesi hemde sokak ortasında! (çocuklarının gözü önünü demiyom bak),
    fakat son trend:kadın üç çocuğunu da bırakıp çet yaptığı ilk tanıştğı birine kaçması 🙂 (sonra koca yalvarıyor: nolur geri dön diye 🙂 ) (Tvde bir kanalda bazan gözüm takılıyor)
    siyasetçinin yüzsüzünü netcen be yazar dostum. boşveer.
    yeni nesil evin içinde kamera koymuş..
    (umarım bunların kanuni düzenlemelerini yapıyordur lar)

  12. bu saatten sonra neden ayrılsın ki? karadeniz insani özelliğidir ya da Türk siyasetinin yeni kanunu; “tikine tikine gider hep”, ” iyi oyna tik oyna”, “geri vites racona ters”, “ayakta kalan galiptir”, “düşen mağluptur” (dizilerde böyle daha ne aforizmalar var ilk defa duyulan)

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız