Popülist politikacılar bir gün iktidardan düşeceklerini hesap etmiyorlar…

47
Trump Beyaz Saray önünde gazetecilere konuşurken görüntüsü su birikintisine böyle yansımış..
Reklam

Eskiler “Araba yoldan çıkınca yol gösteren çok olur” derlerdi. Daha eskilerin dilinde ise “Veyl mağluplara” kalıbı vardır.

Siyaset meydanında efelik yenilene kadardır. Yenildin mi, kimse yüzüne bakmaz, kalabalıktan geçilmeyen etrafın birdenbire boşalıverir.

Donald Trump şimdi bu gerçeği yaşıyor.

Trump’ın yaşadığı gerçek

Trump’ın davetiyle 6 Ocak günü ülkenin başkentine koşarak gelen, onun kendilerine yaptığı konuşmadaki “Kongre’ye gidecek, mesajımızı işitmek istemeyenlere hadlerini bildireceksiniz”  çıkışını orayı işgal etme emri olarak anlayan ve davet mesajındaki “Vahşi olacak” cümlesini de “Karşınıza çıkanı yıldırın, elinize geçeni talan edin” emri olarak algılayanların neler yaptıklarını bütün dünya gördü.

O insanlar ne çabuk yaşadıkları uzak eyaletlere geri döndüler, hayret. Hiçbiri liderlerinin kendilerine en fazla ihtiyaç duyduğu şu günlerde Washington’da kalmamış… Herbirinin kendi derdine düştüğü anlaşılıyor…

Mike Pence’i dört yıl boyunca kendisini yardımcısı olarak seçmiş Trump’ın yanında süt dökmüş kendi manzarası verirken gördük. Trump’ın mikrofonu uzattığı her ortamda, konuşmasına “Sayın başkanımızın emir ve talimatlarıyla” girişiyle başlardı Pence. İkinci dönem için yine Trump’ın yanında seçime girdi ve birlikte kaybettiler. Trump gibi o da uzun bir süre seçim sonuçlarına itiraz etti.

Birliktelik 6 Ocak günü bitti. 

Reklam

Demokratlar, şimdi onun, önünde Beyaz Saray’daki ömrü yalnızca 13 gün kalmış Trump’ın elinden başkanlığı almasını bekliyorlar. “Sen almazsan biz kendisini azledeceğiz” baskısı altında Mike Pence.

Lindsey Graham Cumhuriyetçi Parti’nin en önemli isimlerinden biri olmayı kendisiyle yakınlık kuran Trump sayesinde elde etti. Trump adına görevler üstlendi; her çıkışı Trump’la senkronizeydi. 6 Ocak gününe kadar. O gün, Senato’da kürsüye çıkıp “Benden bu kadar” deyince sanıyorum herkesten fazla Trump şaşırmıştır.

Cumhuriyetçi Parti’nin Senato’daki grup başkanı Mitch McConnell de öyle. 

Senato’daki seçimi yok sayma seferberliğine öncülük eden Ted Cruz da onlara katıldı, şimdi “Ben dört yıldır Trump’la ters düşmüş adamım” demekte. Onunla birlikte hareket edenlerden Marco Rubio daha ileri şeyler söylüyor.

Eşi Melanie de son günlerde ortalıkta görünmüyor. Yoksa o da mı?

Göreve getirdiği bakanlardan, Beyaz Saray çalışanlarından 13 gün daha beklemeden istifasını sunanlar oluyor; hepsi isimlerinin Trump’la birlikte anılmasını istemediklerini kayıtlara geçirme telaşındalar…

En ciddi çözülme ise Trump-yanlısı medyada.

Daha adaylığı döneminde Amerikan ana akım medyasını karşısına almıştı Trump. New York Times ve Washington Post gibi gazetelere, CNN başta olmak üzere ülke geneline hitap eden televizyon kanallarına karşı tavrını başkan seçildikten sonra daha da keskinleştirdi. Onlar için kullandığı ‘fake news’ (çakma haber) kavramı onun diliyle global yaygınlık kazandı. Buna karşılık Washington Times gazetesini, Rupert Murdoch’un sahibi olduğu Wall Street Journal ve New York Post gazeteleri ile yine onun Fox News kanalını mesajlarını iletmek için kullandı. [Teşvikleriyle kurulan NewsMax kanalı onu hala savunuyor, ancak konuk bulmakta zorlandığı için ekran zayıfladı.]

Reklam

Murdoch’un Trumpçılığı seçim akşamına kadar sürdü. Kanalında program yapanların bir çoğunun diline de yansıdı bu uzaklaşma. 

Wall Street Journal, dün, “Donald Trump’ın Son Günleri” başlıklı başyazısında Trump’a erken bir “Güle güle” demekle yetinmedi, kocaman harflerle şu temenniyi de iletti: “Onun için en ideal sonuç, ABD’ye yeniden bir azil tartışması açtırmadan kendiliğinden istifa edip çekilmektir…”  

Uzun yazının şu son bölümünü de sunayım:

“Trump’tan bir hoşluk beklenemeyeceğini biliyoruz. Bu hafta muhtemelen onun ciddiye alınmaya değer bir politik figür olmasını bitirdi. Cumhuriyetçi Parti’ye Temsilciler Meclisi’ni, Beyaz Saray’ı ve şimdi de Senato’yu kaybettirdi. Daha da kötüsü, seçimle ilgili, Kongre’nin ve Pence’in rolüyle ilgili yalanlar söyleyerek sadık destekçilerine ihanet de etti. Demokrasinin en temel ilkesi olan sandık sonucunu, seçimle gelip seçimle gidildiği ilkesini kabul etmeye yanaşmadı. Kendisi dahil herkes için en iyisi, sessizce çekip gitmesidir.”

Ağır ifadeler bunlar.

“Veyl mağluplara” böyle durumlar için denilmiştir…

Tarih bilselerdi

Trump’ın başına ilk kez gelse de seçimle iktidara erişenlerin halkın tercihinin değişmesiyle iktidarı kaybetmesi demokrasilerde çok sık karşılaşılan bir durum. İktidar gücünü kullananların bir gün güçsüz hale geleceklerini hiç unutmamaları ve bu gerçeğe uygun davranmaları gerekiyor. 

Gerçek bu olmakla beraber, Trump örneğinde bir kez daha ve en çarpıcı biçimde gördüğümüz üzere, iktidar çoklarının başını döndürüyor ve bulundukları yerde ömrü billah kalacaklarmış gibi bir tavır ve davranış biçimine onları sevk edebiliyor.

Sonuç?

O durumu sergileyenlerin sonları hiç hoş olmuyor.

Etrafları çabuk boşalıyor, umur görmelerini sağladıkları kimseler gürültülü biçimde ortalıktan çekiliyor, en yakın bildikleri onlara dirsek çeviriyor ve daha da kötüsü muktedirken kendilerine uygunsuz davrandıkları kişiler, kurumlar, gruplar, güç kaybettiklerinde onlara hesap sormayı görev biliyorlar.

Trump dün son bir Don Kişot-vari çıkışla 20 Ocak günü yapılacak Joe Biden’in yemin ve devir-teslim törenine katılmayacağını açıkladı. Geleneksel olarak eski-yeni başkanların birlikte katıldıkları etkinlik bu defa ilk kez eski başkan yer almadan yapılacak. Joe Biden, bu çıkışa, “İyi olur, kendisini görmek istemezdim zaten” mukabelesinde bulundu.

“Amerika’nın gördüğü en kötü başkan Trump’tır” demeyi de ihmal etmedi Biden

Demokrasilerin yeni ürünü popülist liderlerin ilki değildir Trump, sonuncusu da o olmayacak. Dünyanın başka ülkelerinde de var onun gibiler. Trump’ın başına gelen onlara ders olur mu, bilemem. Biraz tarih bilgileri olsa -çoğu Trump gibi kendi ülkelerinin tarihini bile bilmez- halkların tercihlerinin değişebildiğini, iktidar koltuğunun kimseye tapulu olmadığını, kendilerinden önce gelenler nasıl gittiyse bir gün kendilerinin de ortadan çekilmek zorunda kalacağını düşünüp ona göre tavır alırlardı.

Trump’ın başına gelen, ne yaparsa yapsın, Belarus’ta ipleri elinde tutabilmek için halkını ezmekten çekinmeyen Alexander Lukashenko’nun da, diğer popülist liderlerin de başına gelecek. Halk kendilerinden bıkacak ve günü geldiğinde iktidarı terk etmeleri gerekecek.

Eskiler boşuna “Veyl mağluplara” dememişler…

ΩΩΩΩ  

Reklam

47 YORUMLAR

  1. Sayın koru “Siyaset meydanında efelik yenilene kadardır. Yenildin mi, kimse yüzüne bakmaz, kalabalıktan geçilmeyen etrafın birdenbire boşalıverir.”demiş de; kılıçdaroğlu gibi girdiği her seçimi sürekli kaybetmiş bir örnek orta yerde dururken bu iddianızı neye dayandırıyorsunuz, keşke biraz açsaymışsınız!

  2. Sahi şimdei Biden geldi.
    Yrdım edeceği “Demokratik muhalefet ” kim
    Yardım alacağı bürükrat,asker,gazeteciler kim
    Sahi Trump demokrat değildi .
    Biden çok demokrat ha
    Cambaza bakmıyorum ben.
    ABD hep aynıydı hep aynı.
    Geleni demokratik ilan edenler Cambaza bakmamızı istiyor
    Yani demokratik ve muhalefet olanlar Trump on pervasızlığını gösterip Biden e razı olun diyor
    yok yok almayayım.
    Sahi o papazı niye besliyorlar orada sakın yine zamanım geldi diye seviniyor olmasın
    Yanlış anlamayın islama hizmet zamanı başka bir iş için besliyor olabilirler mi Demokratik muhalaefler

  3. Hocam 19 yaşında bir takipçiniz olarak yazıyorum.,, ”Heyecan” denilen şey çok güzel bir şeydir. Fakat her güzelliğin bir bedeli vardır diye de boş yere dememişler. Sizin dediğiniz olayın (Popülist politikacıların iktidardan düşeceklerini hesap etmemesi.) koltuk heyecanı, iktidar heyecanı vb. şeylerden kaynaklandığını düşünüyorum. Tabii bu düşüncem herkes için geçerli değil… Siyasetin daha doğrusu iktidarın ve koltuğun getirdiği heyecan ve beraberinde gelişen olaylar belki de koltuktakileri anlık düşünmeye sevk ediyor (Koltuktan önce verilen vaatler unutulup gidiyor) ve birkaç sene sonrasını düşünemiyorlar.. Hangi parti hangi iktidar olursa olsun ülkemizde de böyle günlerin yaşanmaması dileğiyle.

    • Mustafa bey biz bugünleri gördüğümüze şükrediyoruz; siz de henüz gördüğünüz günlere bakarak “olmaz olsun böyle günler” diye dilekte bulunuyorsunuz; ama bence daha çok tarih okumalısınız, yoksa olmaz yani…
      Ha, iktidarları o kadar da dert etmeyin; millet getirir millet götürür; bizlere de milli iradeye ve seçtiklerine saygı göstermek düşer!
      Güveniyorum sana, aslansın, hoşgeldiniz!

  4. “populist liderler”
    tvitter ve digerleri abd baskanin hesabini suresiz olarak tedavulden kaldirdi. ayni zamanda apple ve google baskanin yeni hesap acmasindan dolayi baska bir ozel sirketi de platformlarindan tamamen kaldirdi. sirket ve calisanlarin sosyal hesaplari da bloke olmus.

    “ifade ozgurlugu” pilav ustu de guzel olur hani, yanina da iki aci biber bi de ayran …of offf yeme de yaninda sayikla ifade ozgurlugu diye kur :))

  5. trump gibi materyalist kapitalist merhametsiz vicdan yoksunu enaniyeti tavan yapmışların varı yoğu içinde yaşadıkları dünyadan ibaret olup asla ilahi adalet diye bir kavramı kabul etmeyenlerin koltuk iktidar ve hükmetme hırsı anlaşılabilir bir içgüdü.
    peki dillerinden Allah kitap hamdolsun inşallah din iman gibi inanç unsurlarına her konuşmasında muhakkak bir kaç kere tekrarlayanların dünyevi iktidar mal mülk hırsına kapılmalarını anlama konusunda zorlanıyorum.
    ilahi adalet konusunda ya garanti aldılar ( bu garanti hz. peygambere (s.a.v)bile verilmedi ki ya fatıma kıyametin o dehşetli gününde sana ben bile yardımcı olamam buyuruyor)ya da ahiret günü hesabına inanmıyorlar.
    günümüz çakma fetvacı efendilerinin fetvaları kendilerini kurtaracakmı bakalım.

  6. Amerikalılar ezici bir çoğunlukla Trump zihniyetine hayır demediği ve neredeyse yarı yarıya denilebilecek bir seçim yaptığı için aslında filmlerdeki abd rüyasının olmadığını gösterdi. Böyle bir sonucu abd halkı kendi seçti. Şimdi muz cumhuriyeti olarak seçimleriyle övünebilirler. Dünya böyle giderse üçüncü dünya savaşına çok uzak değil ve bu tercih onları yönetenlerin değil o yöneticileri seçenlerindir. Hitler kendi başına Hitler olmadı. O süreci okuyup öğrenmek ve o dönemi anlatan gerçek olaylara dayalı filmleri izleyip ibret almalı insanoğlu. Nasıl ki bugün acısını ve utancını Almanya çekiyorsa tarih ve insanlık bunu unutmaz.Kendi düşen ağlamaz!

  7. ömür boyu da iktidarda kalsan sonsuz hayatın içinde bir an değil mi?
    halka hizmet hakka hizmet etmektir derler.
    halka ihanet hakka ihanet değil midir bu durumda.
    hesap etmiyorlar gerçekten.
    veyl mağluplara.

  8. Ve, yarın (Pazar günü) olmasa bile hafta başı yazısını Sn. Koru, iç politika konulu yazacaktır; ona göre Trump’ın rüyası son buldu artık ve ABD kendi normaline dönecek, bozulan imajını uluslararası düzlemde düzeltmeye başlayacaktır Biden’la birlikte.

    Bunu neden mi şimdi yazıyorum? Şundan: Bizde, iç politikada akıl almaz gelişmeler yaşanıyor da ondan. ABD’deki kalkışma saman alevi gibi gelip geçti; bizdeki birçok gazeteci-yazar ile kamuoyumuz, ABD’de yaşananı bir “yıkılış” bir “oh olsun” olarak algıladı/niteledi ama çoğunluk, oradaki gelişmeleri ne öngörüp kamuoyunu aydınlatabildiler ne de içeride, iç politikaya yönelik yaşananları tasnif edebiliyorlar. Sn. Koru ile birkaç bağımsız gazeteci yazar hariç… İyi ki de Koru’yu hem evvelinde ve hem de Onuncu Köyü’nde keşfetmişim/keşfetmişiz.

    İçeride akıl almaz gelişmeler oluyor dediğim Sn. Cumhurbaşkanının “ev ziyaretleri” ile ilgili olanıdır ve bu bize geleceğe dair çok ama çok önemli ip uçları veriyor. Bahçeli’yi evinde ziyaret ettikten sonra hiçbir kimsenin aklına bile gelmeyecek bir çeviklikte(!) Saadet Partisini, hem de genel başkanını atlayarak, Parti GİK üyesi (Partinin abisi) olan Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaret etti Erdoğan. Gazeteci-yazar Kübra Par erken davranıp Sn. Karamollaoğlu ile görüştü bile.

    Bu arada Sn. Meral Akşener de bazı kadın gazetecilere BBC Türkçe özelinde röportaj verdi, okunabilir.

    Ben, Asiltürk görüşmesi sonrası Erdoğan’ın ziyaret çıkışında yaptığı açıklamaya odaklandım.
    Bir çoğu, bu açıklamayı erken veya zamanında yapılacak olsun, yeniden şekillendirilen veya SP’nin Cumhur İttifakına katılımının sağlanacağı üzere yapılan sadece bir ittifak görüşmesi olduğu olarak anlamlandırdı. Nitekim Cumhurbaşkanı da bunu ikrar etti, asıl, konuşmasının şu yeri çok çok önemli bana göre…

    Ne dedi Cumhurbaşkanı; “Sayın Asiltürk benim bir büyüğümdür. Benim ziyaretim hem nezaket, hem de ittifak meselesinde seçim ittifakı mı olur veya geleceğe yönelik terörle mücadelede her türlü desteğin bizim yanımızda olması lazım” dedi. İşte bu cümledeki “…geleceğe yönelik terörle mücadelede her türlü desteğin bizim yanımızda olması lazım” dediği yer, görüşmenin asıl ipucunu/maksadını ortaya koyuyor.”…her türlü desteğin bizim yanımızda olması lazım” tümcesi, kendi içinde bir emir kipi barındırıyor bana göre, çünkü; Erdoğan gücünün zirvesinde, o gücün araçları da elinin altında, ona verilmiş durumda).

    Sn. Erdoğan, zamanında veya erken olsun ya da bir seçim hesabı olsun-olmasın, seçimden öte -bununla ben- terörle mücadelenin kapsamının genişleyeceğini, bu mücadelenin kapsamının sadece PKK ile sınırlı değil ve fakat içine zaten alınmış olmakla birlikte
    -biliyorsunuz, daha geçen gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in yakın zamanda ermiş olduğu kararına rağmen yeni bir iddianame hazırlandı ve kabul edildi- HDP’nin yanında CHP ve yöneticilerine kadar uzanacağını öngörüyorum.

    Birçok politikacı, gazeteci-yazar ve Sn. Akşener bunu okuyabildi mi, sanmıyorum; Akşener’in röportajından anladığım bunu okuyamadığıdır. O, erken bir seçim üzerine nazariyeler düzüversin -Cumhur İttifakının eriyen oy oranını, eni sonu kendisine gelinerek, onu, Bahçeli’siz ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönüş ile ikna edilerek ittifaka buyur edileceği- zannı ile avunadursun, Türkiye demokrasisinin beklediği tehlikeyi göremiyor oluşu beni çileden çıkarıyor. Aynen, 24 Haziran 2018 seçiminde takındığı rol(!) gibi. Başka da yolu yok; -o günde, bu günde bu böyle- Millet İttifakı (gerçekten hala devam ediyorsa) toplumun her kesiminden oy alabilecek bir aday üzerinde ittifak edebilmeler ki, karşısındaki ittifaka karşı bir ittifak hüviyetiyle yarışabilsinler. Çünkü, önümüzdeki ilk genel seçime mevcut sistemle gidilecek. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile…

    Cumhur İttifakı da zayıfladığının farkında; karşı kutbu hem bileyleyerek -kutuplaşmış bir yapı ile seçime gitmek- hem de o kutbu zayıflatarak hedefine ulaşmak istiyor. Yani, karşı ittifak blokunda sadece CHP ile HDP’yi bırakarak.

    Mevcut siyasi konjonktürde bunu pek sağlayamayacağı için, seçime giderken ülkenin gündemine terörle mücadele etkin bir şekilde sokulacak ve 7 Haziran 1 Kasım 2015 seçim aralığında olduğu gibi sadece hendek olayları bağlamında PKK terörü ile değil, daha geniş kapsamlı bir terör cephesi oluşturarak -kesinlikle eminim- içine CHP ve yöneticilerinin de konulacağı bir terör cephesi oluşturmak olarak okuyorum Erdoğan’ın “…geleceğe yönelik terörle mücadelede her türlü desteğin bizim yanımızda olması lazım” cümlesi ile küçük parti ziyaretlerini.

    Demokrat Parti ile de görüşmüştü Erdoğan, diğer ufak! partiler ile de görüşmeler devam edecek, ta ki karşı ittifakta CHP ile HDP kalsın diye.

    Ya İYİ Parti?

    Bahçeli’nin olmadığı, yerine Akşener’in getirildiği ve ileride MHP’nin de kendisine verileceği sözü verilen Akşener’in olduğu bir “Yeni Cumhur İttifak”a, ülkücü/milliyetçilerin katkısı var olandan daha fazla olur (MHP tek çatı altında toplanmış olur) ve karşı ittifak CHP/HDP olarak görüldüğünde muhafazakar oylar “Yeni Cumhur İttifak”ta toplanır temalı bir proje, iktidar cenahına tüyo vermek gibi mi olur acaba?

    Yok yok, eni sonu bunu keşfedecekler…

    Bu ve benzeri fırsatları Cumhur İttifaka muhalefet partileri sunuyor zaten.

    • güzel bir yorum olmuş yine sayın günay.
      abd de bir kırılganlık oluştu ve ben kısa sürede normale dönülebileceğine ihtimal vermiyorum. bidenın da bunu sağlayabileceğine dair endişelerim var. ve izleyip göreceğiz.
      öte yandan CB nın yapmış olduğu bu ziyaretler son derece enteresan. ben daha çok hdp nin kapatılması için bir görüş birliği oluşturma çabası gibi değerlendiriyorum öte yandan cumhur ittifakında bariz sıkıntılar olduğu da bir gerçek. oyu 7-8 lere düşmüş, daha da düşecek bir mhp nin kahrını neden çeksin akp? mhp nin bir ara iyi partiye katılacağını ben de öngörüyorum, bunun için bahçelinin sağlığı bir sebep olabilir, olmayadabilir. kriminize etme durumunun chp ye kadar vardırılacağını hiç sanmıyorum, belki bir iki mv ile sıkıntı çıkarmaya çalışabilirler. yeni seçmen profili buna uygun değil, binlerce genç ilk defa oy kullanacak, bunlar 45 yaş üstü gibi ideolojik travmaları olan seçmen değil, haksız hukuksuz eşitliksiz gelir dağılımı mağduru seçmeni olacaklar. bunları terörle kandıramazsınız.
      seçimlerin 2023 e kalma ihtimali zayıf.
      her halükarda akp nin bir daha tek başına seçim kazanma şansı neredeyse hiç yok.

    • Saadet, millet ittifakı ile irtibatını kesip cumhur da cumhur demez lakin,
      cumhura da hadi oradan hadi ordan çekmez.
      Asiltürk’ün gücü yetermi yetmezmi bilmem ama,
      Kızın gönlünü kimse bilemez. Konu bu değil, asil konu, bu trafik keşmekeş yola çıkılmıyor zaten (yöneticiler uyuyor metro lazım yapmıyorlar) artacak bundan sonra.
      Belki seçim olsun beşi bir yerde dursun seni de severim onuda rolleri verir/verirler,
      Belki de “..geleceğe yönelik…” ile başlayan bir süreç başlatırlar.
      Kim geleceği bu günden bilebilir?

    • sayın hocam! Erdoğan’ın niyeti gayet açık değil mi? bu anlattıklarınızı Polise askeri silah ve mühimmatı kullanma yetkisi verilmesi ile beraber düşünüldüğünde bence her şey açık ve net görünüyor. Meral Akşenerin bunu anlamaması imkansız.

  9. Lider sultasına güya boyun eğmeyenler, en fazla iki dönem seçilebilirsiniz diye kural icat edenler, sonunda 20 yıldır tepemizdeler. Popülariteleri de hiç azalmıyor. Çünkü popülaritelerini azaltacak bütün sesleri kısmışlar. Böyle olunca da iktidardan hiç gitmiyorlar. Demokrasi ancak özgür eleştirinin sonuna kadar açık olduğu yerlerde yeşeriyor. Sorunlar da ancak öyle tespit edilip düzeltilebiliyor. Bizim gibi dünya üzerinde hapisteki gazeteci sayısının en fazla olduğu ve rekor kıldığı ülkelerde demokrasi ve refah olmuyor. Henüz diktatörlük değiliz. Ama çok yakındır. Susmaya devam edersek kesindir.

    75 milyon Amerikalı Trump’a oy verdi. Böyle bir delinin arkasından gittiklerine göre gerçekten sisteme öfkeliler. O zaman ne diyorlar bakmak lazım. Türkiye’de de hala en büyük çoğunluk mevcut iktidarı destekliyor. Bütün hayat zorluklarına, sefalete ve yoksullaşmaya rağmen. Üstelik oy verenler de en alttakiler. Muhalefet yerinde sayıyor. O zaman buna da derinlemesine bakmak gerekiyor. Yeni bir şey söylemek gerekiyor. Kitleleri nasıl daha iyi olacağına ikna etmek ve bunu yapmak gerekiyor. Gerçekten zor bir dönemeçten geçiyoruz. Uçuruma yuvarlanmamak elimizde.

    • Ender bey insanlık için küçük ama zatı aliniz için büyük bir adım olmuş bu ifadeniz: “Kitleleri nasıl daha iyi olacağına ikna etmek ve bunu yapmak gerekiyor.” Nitekim yeni kurulan particikler de ecza deposu gibi maşallah; iyi, deva, kuwet, macun…

  10. Sevgili Fehmi Koru ABD ile ilgili yazılarınızın etkisi ile bu akşam JFK filmini izledik.ABD’nin küresel ölçekte oynadığı oyunların arka planını Kenedi suikastı çerçevesinde en iyi siz yorumlayabilirsiniz.Sevgiler selamlar.

  11. “sadece bir nokta.
    9 Ocak 2021 At 11:12”
    Arkadaşım siz bizim uğura aldırmayın, maalesef kendisiyle biraz fazla ilgilenir ama dünkü uğur da hepten masum değil sanki!
    Çünkü biz burda daha önce nickname araklamasına da şahit olduk yani; en başta “sade vatandaş” diye bi eleman vardı, birisi onun rumuzunu çekti aldı elinden, baktı geri veren yok en son kendisine idareten “adamın biri” diye yeni nick yaptı, sonra ne oldu bilmiyorum, bitek vatandaş mı adam mı?
    Şimdi uğur bey de ufaktan işkillenmiş olabilir, yani ufaktan kod adım yürütülür mü falan diye. Ama ben karışmam, hatta öyle bir durumda dünkü mü geçen yılki mi uğura üzülürüm, sonuçta çerden çöpten de olsa yazdıkları berikinden hallice gibi…
    Yalnız sen de kendine dikkat etsen iyi olur; bu “sadece bir nokta.” rumuzunu yeni almışsan eğer baştan ilan et, yoksa kaşla göz arasında uçururlar yani!

      • Bilader ben kimseye bişey demedim, ne dünkü uğura ne bugünküne! Ama didem hanım da mevzuya “kendi bakış açısından mülhem katkıda bulunmuş” ki ifade yorumcu hasan günaya aittir; bence kimin adı gerçekten uğursa öyle de yazmaya hakkı vardır! Rumuz olarak kullanan gider bi tane daha bulur, ama dünkü uğur “bu benim adım” diyor, beyan esastır…

  12. Trump’ın sorunu, seçimi kazanmak için, oy sandığa girmeden gerekli tedbirleri alamayıșı. 4 yıllık bașkanlık süresi böyle bir ortamı yaratmak için yetmedi… Türkiye’dekine benzer bir ortamda Trump seçimi kaybeder miydi?

  13. 11 Eylül saldırılarının hemen ardından oğul Bush “bizden neden nefret ediyorlar?” diye sormayı akıl etmişti. Gerçi cevabını hakkıyla aramadığı bir soru olmuştu, ama bu olay vesilesiyle Biden koltuğuna bu soruya cevap arayarak oturmalı: “neden ABD demokrasisini tehdit eden böyle bir felaket başkalarını pek üzmedi?”

  14. Ya da halkın aslında ne istediğini anlayamıyorlar. Çünkü çevresindekiler havayı kesip oksijen almasını engelliyorlar liderin.
    -başkasının gösterdiği koltuğa oturma,
    -ülkeni, vatan topraklarını, yurdum insanlarını, hatta komşuları dahi unutma, gözet, savun, koru, yurduma alçakları uğratma sakın diye yazarak uyarıyor.
    -komşun açken sen moneyleri istifleme,
    -çoluk çocuğum sefilken sen çocuğunu taa bilmem nerelere yollama,
    -eyy oğul senin melaniyle aşk yaşaman bizi mutlu eder, sen mutlu ol yeter,
    Biz senin mutluluğunla mutlu oluruz der aslında. Biz ülkemizde bb’ın asılanınıda gördük, kafasına bomba atılanını da.
    Hiç görmedik ki, birisi dahi benden sonra tufan desin. Hepsi ülkesi halkı için canını feda eder.
    Trlampın ilk seçildiği gün, ahada buldular saftiriğin birini verdiler eline pıçağı..
    demistim. Dünya ucuz kurtuldu!
    Kendi vatandaşı “ama ben Yues vatandaşıyıımm” dediği sürece, bu güveni kazanmış halk tramp gibilerini bir saniyede harcar.
    Ülkesi kendi içinde müsibeti gördü, lakin ABDortadoğuya bir başka girdi.
    Bu da tramp sayesinde. (Yiğidi öldür hakkını yeme).

  15. ””Twitter, Batı üretimi Kovid-19 aşılarının ‘güvensiz’ olduğunu savunan Hamaney’in paylaşımını kaldırdı İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, ABD ve İngiltere üretimi yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarının güvensiz olduğuna dair paylaşımı, Twitter kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle kaldırıldı.””
    Bazı şeyleri biz engelleyince antidemokrat oluyoruz oysa aynı şeyi batı yapınca kural vs vs oluyor.Fransa da adam herşeyi yakıp yıkıyor bir tane haber olmuyor Polis copluyor adam öldürüyor tık yok .Boğaziçinde polis mudahale edince tüm batı medyası çarşaf çarşaf yayın yapıyor. Çifte standartın böylesi.

  16. “Boynuzlu Kongre Baskını” 

    Amerikan filmlerinin senaristlerinin hayal güçlerinin ne kadar boş olduğunu ve Abd nin aslında Muz Cumhuriyeti olduğunu gösterdi. Şimdiye kadar yaptıkları algıyı çöpe attı.
       Pandemi sürecinde dünyanın en gelişmiş ülkelerinde sağlık sisteminin nasıl çöktüğünü gördüysek, tüm dünyaya demokrasi ihraç eden ülkenin demokraside nasıl çuvalladığını gördük.
      “Sosyal medya kısıtlanamaz” diye feryat edenlerin Abd deki kısıtlamar için sus pus olduğunu gördük.
    Rektörlük eylemi için İstanbul’ kamp kurmaya gelen CNN ekibinin apar topar kaçışını gördük.

  17. Tarihte popülist kişilerin sonu hep böyle Trump’ın sonu gibi hüsran olmuştur. Trump şimdilik pek birşey yaşamadı. Bakalım zaman ne gösterecek. Yanındakilerin onu terketmesi bile çok büyük ezadır Trump’a. Eşi ortada görünmüyor demişsiniz, damat ta kayıp diyorlar. Bundan diper popülist kişiler ders çıkarır mı? Hiç zannetmem. Onlar ipin ucunu kaçırmış, nereye kadar giderse anlayışındalar.

  18. Amerikaya çok takılmaya gerek yok. (Dünkü Uğur) beyin yazdığı gibi bu ortamı oluşturanlara da bakmadan cevaplamak eksik olmuyor mu her şey? Medya asıl şimdi derdine yansın. Dünkü anlı şanlı medyanın yapamadığını bu günki sosyal medya yaptı. Sanmayın ki sizin gibi tarafım. Yani en azından amerika için taraf değilim Biden yada Trump için. Fakat sosyal medya denilen çukur (bakın internet medyası demiyorum) sosyal medyadaki isimsiz, müstear isimsiz, imzasız yazılar yazılı, görsel ve internet yayını yapan medyayı bitirdi. Doğru yaptı eğri yaptı meselesi başka. Sosyal medya tercihini sukunetten yana yaptı USA için. Ama Türkiye için 2013 yılında şiddetten yana yapmıştı. Hala da çok başka düşünmüyor. Trump a twit hakkı vermeyen twitter herhangi bir terör örgütüne bunu yapmış değil. Yani türkiyedeki terör örgütlerinden bahsediyorum. Seviniyor göbek atıyorsunuz Biden Biden diye (niye yaptığınızı siz de bilmiyorsunuz tek olayınız Tayyibe karşı olması) o da tez zamanda Tayyibe övücü bir konuşma yaptığında göreceğim sizi. (Bu da onlardan diyeceksiniz) mesele bambaşka oysa. Artık toplumsal siyasi kuralları sosyal medya belirleyecek. Whatsapp başladı buna artık beni kullanmak istiyorsan mecburen sırlarını bana vereceksin bende istediğim gibi kullanacağım dedi. Bunu zaten yaptıklarına eminim de şimdi resmiyete döktüler. Ab için şimdilik geçerli değil bu. Eğer bizim hükümet de bunu engelleme girişiminde bulunursa siz orda da haliyle whatsapp ın tarafını tutacaksınız.

  19. Önemli bir devlet görevini üstlenmiş olan meşhur bir siyasetçi deliler hastahanesini ziyaret ediyormuş .Doktorlarla birlikte dolaşırken sormuş,
    – Gerçekten siz bir hastanın deli olup olmadığına nasıl karar verirsiniz ? Doktorlar şöyle demiş,
    – Bir küveti suyla doldururuz ; hastanın eline de bir kaşık, bir kepçe , bir de kova veririz ve küvetin suyunu boşaltmasını isteriz . Ziyaretçi aceleyle konuyu kavradığını sanarak ,
    – Haa.. anladım , anladım ! Kovayla boşaltırsa mesele yok yani ! Doktorlar itiraz etmişler ,
    – Yok efendim ,küvetin tapasını açarsa mesele yok !
    Herkese selamlar ,iyi günler

    • Yıllar önce kullanılmış bir küvetin içine süt doldurup bir kg yoğurt kabına yoğurt yapıp satan bir imalatçı gördüm. Yassahlamışlar..
      Bana bir bilen olarak sordu, ahmak haberi alacak, bunda ne var ki diye?
      Bende saftirik, kuveti hatta tıpasını yıkıyonmu hergün? Öyleyse sorun yok! Dedim.
      Ben ne bilem hijyen nedir, hem parasını lüküs tarifeden verip hem de hormonlu yemenin ne olduğunu?
      Haklarımın ne olduğunu..

  20. “Demokrasilerin yeni ürünü popülist liderlerin ilki değildir Trump, sonuncusu da o olmayacak. Dünyanın başka ülkelerinde de var onun gibiler.” Tarih, kibir abidesi ve kendini vazgeçilmez addeden hayalperest ahmak çöplerle dolu. Ders almak mı?! “Kem alat ile kemalat olmaz”

  21. Sayın Koru,

    Dün değinmeye çalıştığım üzere halkın eğilimleri iyi analiz edilmeli. Trump destekçilerinin bir kısmında “adam yıllardır tek başına savaşıyormuş, partisi ona ihanet etti, konuşmasına izin vermiyorlar!” şeklinde düşünceler oluştu. Bu düşünceler anlaşıyla karşılanmalı yumuşak bir geçişle dindirilmeli. Aksi takdirde iş çok daha kötü boyutlara ulaşır.

    Literatürde ilkeli realizm olarak da ifade edilen Trump doktrinine halk neden ihtiyaç duydu? America First sloganı neden seçmenlerin ilgisini çekti? ABD eski dış politika akımlarından olan Jakcsoncılığın yeniden hortlamasının nedeni nedir?

    Asıl üzerinde durulması gereken sorular bunlardır diye düşünüyorum. Benim cevabım, özellikle beyaz seçmenin dışlandığına ve artık ülkelerinin ellerinden gittiğine yönelik düşüncesidir.(beyaz ifadesini ırkçılık amaçlı kullanmıyorum)

    Bu sorular yerine Trump üzerine odaklanırsak, bir Trump gider diğer, sizin ifadenizle, Trumpgil gelir.

    ___

    Son olarak isim konusunda konuşmak istiyorum. Dün Uğur adıyla bir yorum yaptım ki, bu gerçekten benim adım. Başka bir şahıs “beni bunla karıştırmayın, asıl Uğur benim, ben ünlüyüm, ben yazınca herkes beni anlar, en kıdemli benim” tarzı yorumlarda bulundu.

    Demek ki yorumlarda dahi Trumpgil arkadaşlar bulunuyor. Başka bir şey söylemiyorum. 4 yıldır takip ettiğim siteye yaptığım 2. yorumumda azar yiyorum hatta üstüne iftiraya uğruyorum. Allah sizi ıslah etsin.

    • Üstad daha önce değinmişti sizin hassaslık gösterdiğiniz konuya, mesela benim aklımda kalan öz cümlesi şöyle: ” siyaset kanaatlere göre yapılıyor”.

      Bu cümleyi biraz açmak gerekirse, eski cumhurbaşkanı baş danışmanlarından biri bunu çok anlaşılır bir dille ifade ediyor; “kamuoyu dediğimiz şey tam olarak kamuda hakim olan kanaatlerdir”

      Popüler siyaset en kolay olanıdır, biri kulağına yukarıdaki tanımı fısıldadığında popülist siyasetçinin işi artık kolaydır; kamudaki hakim kanaatleri anket firmaları aracılığı ile öğrenip o kanaatlere göre söylemde bulunmak. bakınız bu kadar kolay işte.

      Hele bir de bu kanaatleri muhalefet partileri de paylaşıyorsa popülist siyasetçinin değmeyin keşfine.

      Tabi ki, bu kanaatler yanlış kanaatlerdir çünkü, doğru kanaatler popülist siyasetçinin işine yaramaz genelde.

      Bu durumun tek bir çözümü var; kamudaki yanlış kanaatleri düzeltmek. Ama burada da şöyle bir sıkıntı var; bunun için ihtiyaç duyacağınız bütün araç gereçler popülist siyasetçinin eline geçmiştir ve bu araçlarla sürekli yeni yanlış kanaatler yerleştirerek kamunun düşünmesine fırsat vermez.

      Bunu Türkiye için söylüyorum türkiye’de en yanlış kanaatler muhalefet partilerinin desteğiyle devlet politikası olup kanunlaştı, Amerika’da bu aşamaya gelmeden bitti. Bu da Covid-19’un amerikaya hediyesi. ALLAH’ın işi işte.

      isim konusuna bu kadar takılmanıza gerek yok, benim böyle bir hassasiyettim yok ama olan insanlara da saygı duymak lazım, sonuçta söz ile onu söyleyen arasında kuvvetli bir bağ var ve bizde sözün ağırlığı söyleyen kişiye göre ölçülür.

    • Sayın Dünkü Uğur Kardeşim,öncelikle yorum sayfasına hoş geldiniz demek istiyorum.Belirtmeliyim ki,sitede farklı bakış açılarının bulunması benim hoşuma giden bir durum.Ancak 4 yıldır siteyi takip ettiğinizi söylediğinize göre yaklaşık 2 yıldır Uğur ismiyle yazdığımı da biliyor olduğunuzu düşünmekteyim.Düşünün,bu bu halde ikimiz de Uğur ismiyle farklı farklı şeyler yazarsak okuyanların kafası karışmış olmayacak mı?Nitekim nicedir,bir açığını yakalasam da bodoslamadan dalsam diye benim için bekleşen arkadaşlarımız da var.Şimdi aynı isimle yazdıklarınızla beni onlarla karşı karşıya bırakma ihtimali de bulunuyor.

      Tabii beni okumama ihtimaliniz de bulunuyor.Dün bunun için bir uyarıda bulunmak istedim sadece.
      Yine bende bu yorum sayfasında sitemizin ünlü yorumcusu H.Gayret’ten başka sanki kimseyi okumamış gibi bir intiba bıraktınız,onun üslubundan haylice etkilenmiş görünüyorsunuz.Nitekim yazdığınız şu cümleler bana H.Gayret’in üslubundan ne kadar da çok etkilendiğinizi ispatlıyor:”Başka bir şahıs “beni bunla karıştırmayın, asıl Uğur benim, ben ünlüyüm, ben yazınca herkes beni anlar, en kıdemli benim” tarzı yorumlarda bulundu.
Demek ki yorumlarda dahi Trumpgil arkadaşlar bulunuyor. Başka bir şey söylemiyorum. 4 yıldır takip ettiğim siteye yaptığım 2. yorumumda azar yiyorum hatta üstüne iftiraya uğruyorum. Allah sizi ıslah etsin.” buyurmuşsunuz ki,buradaki üslup ben H.Gayret’im diye bas bas bağırıyor.Neyse Allah cümlemizi ıslah etsin kardeşim.H.Gayret’i bölünmüş kişiliklerinden kurtarayım derken,kendi kişiliğimize de mi musallat ettik ne?



    • Herkes gerçek ismiyle yazsa karışıklık olmaz. Normal böyle düzenlenmesi lazım, müstear isimle değil.Fehmi abiye duyurulur.
      Saygı ve selamlar.

      • Muzaffer bey mahlas kullandığımız için kişiliğimizi ya da kim olduğumuzu karıştırıyor değiliz, sadece rumuz hırsızlığına karşı dikkatli olmak lazım! Yoksa e–devlet şifremizle yorum yazalım diyen yok yani…

    • Uğur bey yıllardır biz burada neler çekiyoruz bunlardan, siz de daha ikinci yorumdan veryansın ediyorsunuz, bakın benden söylemesi;

      madem gelmişsiniz, üşenmemiş yorum da yazmışsınız, uğurböceğine aldırmayın ve görüşlerinizi bizimle paylaşmaya devam edin, ama bu rumuz meselesinde dikkatli olun vallahi çarparlar!

    • dünkü uğur bey,
      siteyi dört yıldır takip ediyorsanız eğer, aynı isimle yorum yazan bir yorumcu varsa velev ki kendi isminiz bile olsa o yokmuş gibi kendi isminizi hiç bir değişikliğe gerek görmeden yazmanız bana kalırsa en basitinden ayıptır, saygısızlıktır. üstelik uğur beyin bu karışıklıktan rahatsız olmasını eleştirmeniz ayrıca pişkinliktir. siz yorumlarınızın başkası sanılmasından rahatsız olmayabilirsiniz ama başkaları olabilirler ve bana kalırsa çok haklı olurlar.
      hoş geldiniz demek isterdim ama bana kalırsa pek hoş gelmediniz.
      keşke kimseyi rahatsız etmeden gelseydiniz…

  22. Popülist liderler kendi ülkelerine zarar verirler toplum yeteri bilince sahipse zaten gereğini yerine getirir. peki popülist olmayıp kuzu görünümündeki liderler bunlar için ne diyeceğiz.Örnek yalan haberlerle ( sonrasında kendisi de yalan olduğunu kabul etmiştir) Irak ı kimyasal silah var deyip işgal eden Bush ile Blair için ne diyeceğiz. Milyonlarca ıraklının ölümü ABD kongresinin basılıp 5 kişinin ölümünden daha mı az değersiz. Bir mukayese yapalım. Trump mı Bush ve Blair mi hangisi insanlara daha fazla zarar vermiştir. varmısınız mukayeseye ????

    • bir yılanın verebileceği tek şey zehridir.

      ne yazık ki batı ülkeleri olsun doğu olsun belki bir kaç ülkeyi saymazsak dünya uzun zamandır iyi yönetilmiyor,
      kuzu görünümlü liderler yok, yılanlar var ortada.
      sonuçlar da ortada değil mi???
      kırk katır mı iyidir, kırk satır mı iyidir yani trump mı iyi bush daha mı iyiydi diye mukayese etmenin faydası nedir?
      bunun mukayesesi olur mu?
      kötü yönetilme mekanizmasını anlamak önemli.
      “verimsiz, yetersiz, uygunsuz ve kötüce liderliğe veya yönetilmeye maruz kalmaktır.
      yasadışılık, yolsuzluk, yeteneksizlik, göz ardı etmek, aksilik, ahlaksızlık, keyfilik, gereksiz gecikme (yargıda mesela), kabalık, dürüst olmama, önyargı, yetersizlik, gereksiz gizlilik, cehalet, hatalı yönetme ve zorbalık, yandaşlara imtiyaz” gibi örnekler vasıtasıyla kötü idareyi açıklayan ve hepimizin aşina olduğu kelimeler hatta izlediğimiz görüntüler mi desek kötü yönetilme için.
      bunun sonucu insanlar yolsuzluğa ve sefalete sürüklenirler.
      kötü yönetilme nedeniyle zaman içinde insanların algıları, duyarlılıkları, anlayışları ve en çok insafları bozulur.
      insanlar bozulunca, düzen bozulur.
      hatta iklim bozulur, tabiat bozulur.
      mukayese zamanı değil ne yazık ki.
      bir yılanın verebileceği tek zehridir,
      zehirlenen, birbirine düşmanlaştırılan toplumlar hem bozulur, hem bozunurlar.

  23. Trump’ın başı’na gelmişlerden ziyade geleceklere bakmak lazım.
    Bundan sonra sosyal medya’yide kullanamiyacak.

    Trump gibileri insan kanı ile besleniyorlar.
    Eyaletler’den topla’yıp getirdiği sıradan insanların arasına yerleştırdiği özel yetiştırlmiş eski askerlere “siz gidin bende geliyorum birlikte, meclisi başlarına geçirelim” diye söz verdi ve ortadan kayıp oldu.

    Ayni gün olağan üstü zamanlard şehir güvenliğini sağlayan askerleride tırafikte görevlendır’diki hükümet binası’nı rahat ele geçirip onun emrlerini yerine getirmeyen yüksek mahkeme üyeleri ile birlikte
    millet vekilleri ve senetörleri öldürtup diktatorluğunu ilan etmekti.

    O gün çocukları zaferi garatılemiş havasına girmişler ve onuda video’ya alark sosyal medyaya servis etmiştiler.

    Trump ve çocukları ABD ile birlikte dünyaya rezil oldular.

    Ben her olayi Türkiye ile mukayese ediyorum, aradaki farkımız dünyayi en az 3 kez turlar.

    Admlar ruh hastaların’ı laik olduğu yerlere göndermesini iyi biliyorlar.
    Öyle milleti sokağa döküp yüzlerce insani öldürtenleri baş tacı etmiyorlar.
    Biz Müslümanız, fakat Müslümanlarda olması gereken ahlak bizde değil
    Onlarda var.

    • Nurdan abla “ahlak” demişken hala dünkü soruma bir cevap alamadım sizden:
      “H.Gayret
      8 Ocak 2021 At 12:57
      Sayın koru “Bu sabah gazetelere yukarıda sıraladığım tespitlere ışık tutacak haber ve yorumlarla karşılaşmak umuduyla göz attım.
      Hayal kırıklığımı anlayışla karşılamalısınız.” buyurmuş;
      Evet ben de öyle yaptım, aynı hayal kırıklığını burda da yaşadım, yaşanan cinayetler ve trajedi hakkında tek satır yoktu maalesef; halbuki ölüsevici arkadaşlarımız, en azından bir kadın ölüsü üzerinde biraz olsun tepinmişlerdir sanmıştım ama nafile, öyle değil mi nurdan abla?
      Bak hem de havacı bir gazi kadın ashli babbiti vahşice öldürmüşler, kimsenin bir sözü yok anlaşılan?
      O zaman ben söylüyorum:
      “Allah belanı versin mississippi!
      Allah belanı versin vaşinkton disi!”
      Ruhun şadolsun delikanlı viking kadını…”

  24. Popülist politikacılara örnek, bugüne kadarki yazılarında Sn. Koru, Trump ile Lukashenko’yu verebildi. Başka da örnek isim okuduğumu hatırlamıyorum; ha bir de Macaristan’ın Orban’ı var.

    Tabi, popülist liderler demokratik sistemlerde söz konusu, demokrasi dışı sistemlerde söz konusu değil galiba. Bir de, adında veya anayasasında “demokratik” lafzı bulunup, seçim de yapılabilen ama otokratik, monarşik sistemleri aratmayan demokratik-cumhuriyet sistemlerde mevcut dünyamızda.

    Kim nasıl tanımladıysa kendine göre, işte öyle…İktidara gelen ve onu elinden bırakmak istemeyen her bir lider, popülist olsun olmasın, sistem üzerinde operasyon yapıyor, onu, kendinin iktidar süresini uzatabileceği kadar değişikliğe uğratıyor. Popülizm ya da popülist liderler bir sonuç; bunu besleyen saikler var. Bir kısır döngü mahiyetinde…

    Ortadoğu, Asya ülkelerinin bir çoğunda popülist liderler aramaya gerek yok, onların ülkeleri demir yumruklar eliyle yönetiliyor; popülist liderleri/yönetimleri demokratik ülkelerde aramak gerekiyor.

    Demek popülizm, demokrasi ile yönetilen ülkelerde geçerli bir yol ve popülist liderleri de demokratik ülkeler üretiyor.

    Bu, demokratik ülkeler için bir sorun mudur; Trump örneğinde yaşadığımıza göre hem de büyük bir sorundur. ABD’nin güçlü kurumsal yapısı olmasaydı ve -son raddede- Trump yanlıları topyekun onun isteği doğrultusunda hareket etmiş olsaydı bugün değil ABD, belki de dünyamızı yakın zamanda tersyüz edecek badirelere kapı aralanacaktı.

    Zaten dünya kabuğuna sığmıyor, her ülkede kuralsız bir yönetim aldı başını gidiyor; ulusal kamplaşma, kutuplaşma her ülkede zirveye tırmanırken bir de devletlerin kendi başına buyruk, uluslararası muvazeneyi gözetmeyen uygulamaları geleceğe güvenle bakmayı yok ediyor. Mazallah, adına 3. Dünya Savaşı isminin bile konulamayacağı bir topyekun yok oluşa gidecek kadar…

    Koru’un, bir çoğunun ismini anmaya belkide çekindiği ya da onun tanımını tam karşılamayan ve bu yüzden listesine dahil etmediği “yarı popülist” liderlerden demokratik ülkelerin kurtulması, hem kendi insanları ve hem de bütün dünya insanları için zaruri bir ihtiyaçtır.

    Daha demokratik, hukukun geçerli olduğu, demokratik erklerin en insani, en modern bir şekilde işlevsellik sergilediği, hem kendi içinde ve hem de uluslararası ilişkilerde evrensel hukuka uygun daha adil yönetilebilir bir dünyaya, hiç bir nitelemeye gerek duyulmayan demokratik yöneticilere ihtiyacımız var.

    Bütün dünya (insanları) bunun gereklerini karşılamak için çaba sarfetmelidir.

    • Hasan bey sayın koru polonya lideri dudayı da saymıştı, onu atlamışsınız; hazır sövüp saymışken hakkı kalmasın yani…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız