Trump ve Trump-gilleri anlamaya çalışmak…

27
Trump: Süpermen
Reklam

Bizim televizyonların saatler süren tartışma programlarını hayli zamandır izlemediğimi biliyorsunuz; galiba sıranın gazeteler ve köşe yazarlarına da gelmesi gerekiyor. Şu sırada göz attığım köşelerde karşıma çıkan değerlendirmeler gözlerimi boşuna yorduğumu düşündürmeye başladı.

“Havanda su dövmek” deyiminden haberdarsınızdır; resmen havanda su dövülüyor.

ABD’de Kongre’yi basmaya kadar varan gelişmeleri izlemedikleri için öngöremeyenlerin her şey olup bittikten sonra birer allame edasıyla ifade ettikleri görüşlere tahammül etmek gerçekten zor.

Trump tek, biricik ve yalnız değil

Her olaydan kendimize pay çıkarmak zorunda değiliz, bunu bir anlasak rahat edeceğiz.

Bizim dışişleri bakanlığının açıklamasından da buram buram kokusu alınan “Oh olsun” tadındaki dokundurmalar, bazılarının yüreklerindeki yağları eritse bile, böyle bir yaklaşımın etkisinde kalabilecek kişileri Washington’da ABD Kongresi’ni basanlar çizgisine doğru sevk ediyor ve maalesef bu da fark edilemiyor.

ABD ile Türkiye arasında ucuz paralelikler kuranlar çok.

Donald Trump son zamanlarda dünyanın bazı ülkelerinde boy gösteren bir çizginin ABD’deki temsilcisi. Aslında günümüze özel ve yeni bir çizgi de değil bu; geçmişte de o ve ona benzeyen türde liderlerin peşinden kitlelerin gittiğini biliyoruz. Trump da toplumun bir bölümünü diğer bölümüne karşı kışkırtarak ölümü göze alacak kadar kendisine bağlı bir taraftar kitlesi oluşturmayı başardı.

Reklam

Son seçimden sandıktan bir kez daha çıkmayı başarabilseydi, elde ettiği iktidarı esas hangi amaçla kullanacağını bütün dünyaya gösterecekti.

İktidardaki ilk dört yılını biraz olsun kendisini tutarak geçirdiğini varsayabiliriz.

Bu sebeple ABD’yi bir belayı az zararla atlattığı için şanslı sayabiliriz. Ve tabii ABD’nin konumunu düşünürsek dünyamızı da…

Trump gibi liderler kendisini seçen-seçmeyen ülkesi insanlarını rahat, huzur ve refaha kavuşturmak ile görevli olduğunu düşünmez, adını tarihe yazdırmak gibi bir misyonu benimser. Zaten siyasete de böyle bir amaçla ilgi duymuştur: Adını tarihe yazdırmak için… Tarih ise, ilk insanların arkasından gelen nesillerden başlayarak öylelerini çok gördüğü için, Trump gibiler hakkında önyargılıdır.

O sebeple de Trump-giller için iyi şeyler yazılmaz tarihte.

Gelirler, parmak ısırtan işler yaparlar ve zamanlarını doldurunca yerlerini görevlerinin sınırlarını bilen türde siyasilere bırakırlar.

Hep böyle olmuştur. O tipler yüzünden yaşanan gerilimli günleri herkesi rahatlatan dönemler izlemiştir.

Tarih bu tespitimin şahididir.

Reklam

Gözlerin açılması uzun sürebiliyor

Şu son dört yılda ABD’de yaşananların Kongre’nin basıldığı bir terör olayıyla sona ermesine bu yüzden şaşırmamak gerekiyor. Trump’a oy verenlerin hepsini Kongre’yi basan tiplerden ibaret saymak yanıltıcı olur. Ona oy verenler içerisinde esas önemsenecek kitle, sadece onun kendi zihninde var olan ajandasını bilmediği için Trump’ın bazı politik tercihlerinden yararlanan ve bu sebeple peşine takılan sıradan insanlardır.  

Onların gözü önceki gün Washington’da sergilenen olayları görünce açıldı.

Yardımcısı Mike Pence’in, kendisine dört yıl boyunca en ciddi desteği veren Mitch McConnell ve Lindsay Graham gibi politikacılar ile ilk gün istifalarını sunan iki bakan ve birkaç Beyaz Saray çalışanının nasıl birinin arkasına takıldıklarını görmeleri ancak Kongre baskını sonrasında mümkün olabildi.

O gözler şimdi açılmasaydı, Trump’ın bir tehdit olarak varlığı daha uzun yıllar devam edebilirdi. 2020 seçimini yenilettiremezse 2024’te yeniden aday olma hayali kurduğu kesin çünkü.

Zaten bu yüzden ABD’yi şanslı sayıyorum.

Trump-giller nerede duracaklarını bilmezler. Sağlıklı düşünemeyen zihinlerinde hep en ileriyi hedeflemek ve hedefe varıldığında bile daha ileriyi yeni hedef olarak seçmek vardır.

Amerikan siyasetinin ağababaları onu bu yönüyle yeni tanıdı, ama iyi tanıdı. Önünde görevi terk edeceği yalnızca 13 gün kalmışken, Trump’ı bir gün bile yetkilerini kullanamayacak hale getirme yönünde bir kararlılığın kendini belli etmesinin sebebi budur.

O 13 günü ülkeye -ve kendine- zarar verecek maceralarla değerlendirmek isteyebileceğini anladılar.

Başkan olduğu gün kendisine teslim edilmiş ‘nükleer batonu’ bile kullanabilecek biri Trump

Gerçeği sonunda bütün çıplaklığıyla Kongre baskını günü gördükleri için istifasını verenler yanında, “Görevden ayrılırsak arada geçecek zaman diliminde daha fena işler yapmasını engelleyemeyiz” veya “Yerimize şerlik yapacak birilerini getirir” endişesiyle yerlerinde kalanlar da mutlaka vardır.

Hep örnek olarak Belarus’u ve koltuğunda bir dört yıl daha oturabilmesini sağlayan sandıktan hileyle çıktıktan sonra başgösteren toplumsal hareketleri kanlı yöntemlerle bastırmaktan çekinmeyen lideri Alexander Lukeshenko’yu gösteriyorum; ama gerçekten en çarpıcı ‘Trump-gil’ örneği o… 

Belarus halkı Amerikalılar kadar şanslı değil işte.

Lukashenko koltuğu terk etmemek için direniyor, bütün muhaliflerini kırana kadar direnecektir de…

Muhaliflere göz açtırmayacak, her birine bir kulp takarak etkilerini azaltacak, seslerini boğacak, sindiremediklerini ezmekten geri durmayacaktır.

Zaten bunları yapıyor Lukashenko.

Trump ilk dört yılında ABD’de bunları yapmadı. İlk dönemini, her dediğini harfiyle uygulayacak kendisine sadık bir siyasi ve bürokratik altyapı ile ülke nüfusunun yarısını kendisinin ölümüne destekçisi haline getirmek için kullandı. 

Esas programını sandıktan muzaffer çıkacağına kendisini inandırdığı 3 Kasım sonrası ikinci dönemine sakladığı o kadar belli ki… 

Programının o bölümünü önümüzdeki 13 günde gerçekleştirme hevesine kapılabileceğini düşünenler ve bunu engellemek üzere harekete geçenler yanılmıyor. [Başkan olarak istediğinin cezalarını ortadan kaldırma (‘pardon’) yetkisi var; Trump o yetkisini kendisi ve yakınlarını toplam bir affa uğratmak için kullanmanın yollarını da arayacaktır.]

Bu sabah gazetelere yukarıda sıraladığım tespitlere ışık tutacak haber ve yorumlarla karşılaşmak umuduyla göz attım.

Hayal kırıklığımı anlayışla karşılamalısınız.

ΩΩΩΩ 

Reklam

27 YORUMLAR

  1. Önceki gün didem hanım “küreselciler ve ulusalcılar diye kabaca özetleyeceğimiz grupların temsilcileridir trump ve biden. bu sadece abd ölçeğinde değil, dünya ölçeğinde büyük bir kavga aynı zamanda. bir grup dünyaya daha çok askeri operasyonlar üzerinden egemenlik kurmaya çalışırken diğeri finans üzerinden operasyonlar çekerek hükmediyor. seçimlerden sonra görünüşe göre küreselciler abd de yönetime gelerek önemli bir mevzi kazanmış oluyorlar.”diye yazıyordu ama biraz sorunlu bir bakıştır bu.
    Çünkü dünyayı ve ortadoğuyu kana bulayan clinton/obama çizgisinden gelen bidena küreselcidir ve aleme finansal araçlarla nizam verecektir demek biraz kurusıkı bir iddia yani.
    Ulusalcı olduğunu varsaydığı tramp ise görev süresi boyunca hiçbir yerde savaş başlatmadığı gibi sadece iki iranlı teröriste nokta operasyonu düzenletti ama diğer birçok uluslararası meseleyi de ya diplomasi yoluyla ya da finansal araçlarla idare etti, hatta arap–israil barışının da mimarı oldu.
    Şimdi böyle bir durumda bence ezberlerimizi de yeniden gözden geçirmeliyiz; obama nobel barış ödülünü almak için ne yapmıştı bilmiyorum ama tramp en azından bir teşekürü hakediyor sanki?

  2. Kavanoz dipli dünyadan ne bekliyorsun üstat? Demokrasi denen şey bu yüzyılın en büyük yalanı demişti Erbakan hoca, biz de pek anlayamamıştık şimdi biraz anlar gibiyim doğru söylemiş. Şu anda dünyada en büyük güç ,paranın gücü parada belli kişilerde olduğuna göre demokrasi onlara göre . gazetecilikte ,yazarlıkta, habercilikte onlara göre. Bizim ülkemizde de gazeteciliğin ne halde olduğunu yıllardır görüyoruz . 28 şubatta o zamanın havasına göre oynayanlar, 27 nisanda o zamanın havasına göre oynayanlar,15 temmuzdan beri başka havada oynayanlar , havaya ayak uyduramayanlar pisten çıkarılıyor. Her havaya oynayandan ne beklenir ki? Bize de bu zamanda yaşamak düşmüş üstad. Herkese saygılar.

    • Nice yıllara bahri bey!
      Evinde pijamasıyla başbakan karşılayan medya patronlarından, karargahtan adını açıklamak istemeyen bi general geceyarısı beni aradı diye böbürlenen gastecilerden bugünlere gelmiş olmak ne büyük nimet değil mi?
      Yeni türkiyenin kıymetini bilelim…

  3. ABD ve Amerikalılar hakkında sadece Trump seçmenleri ile örnek vermek istiyorum!
    ABD’li beyazlar ve burada doğmuş büyümüş diğer ırklardan oluşan vatandaşlar’ın çoğunluğu’nun boynlarını kessenız yalan söyletemez’sınız. Heleki!Yaşlı beyazlar kesinliklee yalan söylemezler, onun içinde herkesi kendileri gibi zannederler ve Trump gibi yalancılara hemen çok kolay inanırlar.
    Bu kesim’ın ekonomi gibi yaşam tarzları ve dürüst’lükleri nedeni ile abde sisteminde hayat şartları ağır.

    Örnek: Onların yaşında göçmen olarak abd ye gelmış ve ABD de bir gun dahi çalışmamış ve devletin her imkanidan orta derecede zenginlerin dahı yaşayamadağı bir hayat yaşiyorlar.
    Sahtaker ve yalancı göçmenlere harcanan paralar tarif ettiklerimin vergileri ile oluyor.

    Trump: adına Obama sağlık sigortası denilen onu keseceğini kaçak yaşayip de Devletin her imkanından yararlandıkları kanunu değıştireceğini vâd ederek bu kesimin oylarını aldı.
    Diyer kesim ise Rus, Çin, ve diğer 3. Dünya ülkelerin buralara yerleşmiş Kapitlızımın nimetlerinden faydalanan zenginleri ve casuslari.

    Aslında Demokırat’ların destekçileri’nın sayısı Cumhurriyet’cilerin en az iki katı fakat oy vermeye gelince çok tembeller.
    Seçmen listesine dahi kayıt yaptırmiyorlar. DP’nin nimetlerinden yararlanmalarına rağmen tembeliklerinden dolayı oy vemeye dahi gitmiyorlar.
    Ben son seçimlerde bu kesimın oy vermesi için çalıştım.
    Bunlardan biride bizim muhaleden Hındistanlı komşum ABD ye yerleşeli 25 yıl olmuş.
    3 kişilik bir aile şimdiye kadar ailece oy vermemişler, son seçimlerde hem kendileri hemde kendiler gibi hayata oy vermemişlere, çevreleri ile birlikte oy verdırttiler.
    Trump gibilerinin bu tembbeler sayesi ve putin giller vasitasi ile başa geliyorlar..

  4. Pekiyi kabul Trump deli diktatör ve en iyi iki özelliği
    1-Türkiye pek umrunda olmaması
    2-eskiden olanları anlatsan komplo diyeceğimiz her olayı açıktan hiç kıvırtmadan ve kameralar önünde yaparak ABD nin maskesini faş etmesi
    Bolca vuralım vurulacak kadar da piskopat

    Peki konuşurken hukuk adalet demokrasi ağzından düşürmeyen ancak
    1-muhalefetleri destekleyerek meşru iktidarlarları düşürüren
    2-Ortadoğu’ya Güney Amerika’ya ve bilımum dünya ya bol bıol demokrasi götürüp milyonlarca insanı kan gönülünde boğan
    3-başka ülkelerde olaylar ile hükümetleri yıkarken turuncu devrim ama kendisinin bir binası işgal edilince iç terörist ilan eden
    4-başımıza bomba yaparken oyun zanneden

    Biden lere söylecek lafınız var mı
    Yok onlar geldi yine rahatladınız değil mi
    Demokratik muhalefete (!) yardım edecek sonuçta
    Eh Sizler hem demokrat demokrat hem muhalifsiniz
    gerisini demokratik olmayan RTE düşünsün

  5. *******
    “Havanda su dövmek” deyiminden haberdarsınızdır; resmen havanda su dövülüyor.

    ABD’de Kongre’yi basmaya kadar varan gelişmeleri izlemedikleri için öngöremeyenlerin her şey olup bittikten sonra birer allame edasıyla ifade ettikleri görüşlere tahammül etmek gerçekten zor.”
    *********
    Sayın, Yazar harıka bir karar vermiş..
    Dünya, Amerika, Amerikalılar hatta Türkiye hakkında 0 bilgiye sahip, Türkiye’de biryerlere dayıları vasıtası ile gelen Cahiller ordusun’dan oluşan kenedilerini çok bilmiş olarak, insanlara yutturanlar’a halen daha inanlar ülkesinideki yöneticilerin, “Psychological Disorder” hastası olan Trump’a rahmet okutacak kadar ruhsal ve buna dayalı (sara) fiziksel
    hastalık’ları taşiyan! Lderlere güvenip onlar için çevresi ve ülkesine her türlü zarar verenler ile bir arada yaşamak zorunda kalan sayın Koru ve onun gibilere Allah kolaylık versin.

  6. ŞAŞIRTMADI
    Trump iki gün önce kendi yönlendirdiği göstericiler için bugün “kanunları çiğnediniz bedelini ödeyeceksiniz” dedi.
    “Giderken bana mı sordunuz” beyanını bir yerlerden hatırladınız mı

  7. Gene yuzeysel yazilar, gene sathi bakis acilari.
    Son 35-40 yilda liberalizmin tavan yaptigi zamanlardan, bizi ozgurlestirdigine inanilan “ozgur medya”‘dan, ozellestirmeyi amentu gibi dayatan kucuk liberal aydinimsilar’dan, bugunlere geldik. Peki ne oldu da herkesin “ozgur” oldugu zamanlardan sonra insanlar daha otoriter yonetimlere gecmek istiyor. Bunun teorisini yapmak isteyen beri gelsin. Butun dunyada (ozellikle de ABD’de) kapitalist sistem insanlari alabildigine somuruyor. Bunun sonucu olarak yalnizliga itilen, egitim alma sansi (evet egitim almak bir ayricalik) olmayan insanlar icin tek sans, normalden daha fazla gucu temerkuz ettirecek guc odaklarina yonelmek. Bu guc odaklari de su an otoriter politikacilar olarak ortaya cikiyor. Daha sonra baska birsey olabilir.

    Sabah aksam kendisi sadece bir sonuc olan otoriter egilimli siyatetcilere odaklanan, mesaisini bu yonde harcayan “aydinimsilar” ve yazarlar uyanmadigi surece cozum yok.

  8. Popülist liderlerin en önemli özelliklerinden biri kolayca yalan söyleyebilmeleri ve bu yalanlarını kolaylıkla da kabul ettirebilmeleridir.Öyle ki muhaliflerini bile yalanlarına inandırma becerisine sahipler.Çoğu insandaki bu kanış,zihin dünyalarının -gösterilene inanma kolaycılığından kaynaklı- gerçek hak duygusuyla olayları yeterince sorgulama özelliğinden uzak olmasından kaynaklanıyor.
    Amerika’daki bu gelişmelerin etkileşim halindeki dünyanın kilitlerini çözecek önemli olaylardan biri olduğunu düşünenlerdenim.Her ne kadar yazdıklarımı Andersen Masalları kıvamında bulan veya olaylara benim gibi dar çerçeveden değil de geniş perspektiften bakarak yazdıklarımı çiğ köfte tarifi olarak okuyup,içine kemik ve kaburga karıştırılmış çürük etle yapılacak en iyi işin ‘Kağızman’a ısmarladım nargele’ türküsünü söylemek olduğu analizini yapan arkadaşlarımız bulunsa da,zamanla göreceğiz.

    “Düzene koyuldular, Allah da düzenlerinin karşılığını verdi.Öyle ya, Allah düzenlerin en hayırlısını kurar( Enfâl Suresi, 8/27-30).

  9. Teşekkürler Trump !
    İki nedenle:
    1- Mütemadiyen “kriminal vak’ a”, bazen de ” korona virüsten daha tehllikeli” tespitlerini haklı çıkardığın için,
    ,2-Diktatörlerin ve psikopatların mümessili olarak ipliklerini pazara çıkardığın için.

  10. Hitlerin ; Almanya gibi ekonomik , bilimsel , teknolojik ve kültürel yönden dünyanın en gelişmiş bir ülkesini nasıl olup da avucunun içine aldığını, adeta parmağında oynattığına oldum olası anlayamıyorum , doğrusu aklım ermiyor !
    Ancak ne hazindir ki aradan 80 sene geçtiği halde , ABD ve Belarus başta olmak üzere hala dünyada körükörüne , zerre kadar düşünmeden , hiç bir şeyi irdelemeden sahtekarların , yalancıların , ahlaksızların peşinde koşup duran bunca meczuplar var !
    Bu durum gerçekten çok enteresan !
    Herkese selamlar saygılar

  11. Sayın Koru,

    Yorumlarınıza büyük ölçüde katılmakla beraber eksik buluyorum. Sürekli olarak Lider düzeyinde kişisel bir analiz yapıyorsunuz. Trump kendini düşünür, çıkarı için, iktidar için her şeyi yapar demektesiniz. Doğru olmasına doğru da Trumpa oy verenlerin eğilimini asıl önemli olan.

    Unutmayın Biden bu seçimi kazanmadı, Trump bu seçimi kaybetti. Sonuç matematiksel olarak aynı olabilir. Ifade etmek istediğim Trump’ın seçimi yönlendiren olduğudur. Korona olmasaydı ya da en azından bu süreci bir nebze daha iyi yönetseydi Trump 2. döneminin kutlamalarını yapıyor olacaktı.

    Buradan hareketle şunu belirtmek istiyorum. Ülkemiz de dahil tüm dünyada böyle eğilimleri olan liderlerin başa gelmesinin nedeni, ülkelerin kendi öz halklarının ayrımcılığa uğradığı yönündeki düşünceleridir. Belirli gruplar, ideolojiler halkın genelini aşağılayan ve dışlayan bir tutuma devam ettikçe insanlar denize düşen yılana sarılır hesabı bu liderlere yönelecektir. Dolayısıyla sayın Koru sizin de ağırlık vermeniz gereken nokta Trump’ın tiranlık arzusu değil, halkın tirana neden ihtiyac hissettiği olmalıdır.

    Son olarak Trump yargılandığı ve ceza aldığı taktirde, Trump seçmenlerinin Biden yönetimini tanımamaya devam etmesine neden olacaktır.

    • Her zaman ki Uğur olarak platform takipçilerine duyurmalıyım ki,şu an cevap yazdığım bu yorum bana ait değildir.Yukarıdaki Uğur 8 Ocak 2021 At 16:19 yorumu onaylayıp,yorum sayfasına düştüğünde bu yorumu da görmüş oldum.
      Belirtmeliyim ki,bu yorumun bana ait olacağı düşünülebileceğinden uyarı yapma ihtiyacı duydum.

      Şüphesiz benden başka Uğur isimli kişiler de olabilir.Fakat ben burada yaklaşık iki senedir bu isimle yazdığımdan,yeni yazmaya başlayan arkadaşların -yanlış anlaşılmaların önüne geçmek adına- en azından isimlerine ayırıcı bir belirteç katmalarında fayda var.Uzun zamandır ismimle sitede tanınmış olmasaydım,bu ilaveyi ben yapardım,ama benim için ilave yapmak bu aşamada artık zor görünüyor.Umarım yazdıklarımı yanlış değerlendirmezsiniz.Selamlar.
      Her zaman ki Uğur

      • İlk cümlemi şu şekilde düzeltiyorum:Her zaman ki Uğur olarak platform takipçilerine duyurmalıyım ki,şu an cevap yazdığım üstteki yorum bana ait değildir.

        • Yahu uğur bi karar ver arkadaşım, hangi yorum seninki ve kime cevap veriyorsun; hiçbir şey anlaşılmıyor? Hayırdır, kendi murdarlıkların yetmiyormuş gibi şimdi de mutasyona mı uğradın nedir?
          Daha önceleri de beni türkeş beyle karıştırmışlığın vardır ya da özdeşleştiriyordun, şimdi de çakma uğur olmakla itham etmişsin sanki ama neyse…
          Heralde düşünsel inkışaflarınla yetinmeyip sonunda bir de kişilik yarılmasına uğradın!

      • 2019 yılının Temmuz ayında da benden başka Uğur isimli bir yorumcu iki kez paylaşım yapmıştı.o zaman o kişinin H.Gayret olduğunu düşünmüş ve bunu da yazmıştım.Ancak bugünkü üslup tanıdık gelse de H.Gayret’e benzetemedim.Neyse umarım yanlış anlaşılmam.

  12. Sayın koru “Bu sabah gazetelere yukarıda sıraladığım tespitlere ışık tutacak haber ve yorumlarla karşılaşmak umuduyla göz attım.
    Hayal kırıklığımı anlayışla karşılamalısınız.” buyurmuş;
    Evet ben de öyle yaptım, aynı hayal kırıklığını burda da yaşadım, yaşanan cinayetler ve trajedi hakkında tek satır yoktu maalesef; halbuki ölüsevici arkadaşlarımız, en azından bir kadın ölüsü üzerinde biraz olsun tepinmişlerdir sanmıştım ama nafile, öyle değil mi nurdan abla?
    Bak hem de havacı bir gazi kadın ashli babbiti vahşice öldürmüşler, kimsenin bir sözü yok anlaşılan?
    O zaman ben söylüyorum:
    “Allah belanı versin mississippi!
    Allah belanı versin vaşinkton disi!”
    Ruhun şadolsun delikanlı viking kadını…

  13. demokrasiyi sandıkla sınırlı görmenin de sınırı var değil mi?
    gelirken iyi,
    her istediğini yaparken iyi,
    istediğin gibi harcarken iyi,
    yandaşlarını zengin ederken iyi,
    anayasal kurumları yıkarken iyi,
    ama sandıktan başkası çıkınca sonuçları tanımak trumpgillerin işine gelmiyor işte.
    sandıktan ben çıkarsam iyi, ben yoksam arkası tufan.
    seçimleri yeniletmek istiyorlar “oylarımız çalındı” diyorlar. seçimleri yeniletmek istiyorlar az farkı kabul etmiyorlar kendileri seçilene kadar ya da ne pahasına olursa olsuna kadar. abd nin şansı gerçekten trumpın 4 yıl kalması oldu.
    popülist liderlerin tornadan çıkmış gibi gösterdikleri ortak özellikleri var, geçen gün yazmıştım. başlıca özellikleri düşman inşa etmek ve yapay riskler oluşturmaktır. kendilerini ve seçmen kitlesini gerçek halk ve vatanseverler olarak tanımlarlar kalanlar toptan ülke için tehdittir. haindirler ve projedirler. trumpa yöneltilen suçlamaların başında ülkeyi böldüğü, kutuplaştırmayı derinleştirdiği vardı, biden da zaten “ülkeyi yeniden birleştirme” mottosuyla seçimleri kazandı. her ülkede fay hatları, kimlik bunalımları vardır sosyo-ekonomik dönüşümler ve siyasilerin tutumları bunları yumuşatır ya da derinleştirir. popülist liderler yani trumpgiller bu ayrışmaları derinleştirerek kendi seçmen kitlesini konsolide etmeye çalışır. işte ne kadar yanlış yaparsa yapsın, halka ve ülkeye ne kadar zarar verirse versin lider bu ayrışma üzerinden etki altında kalmış çoğunluk ezilmiş olduğunu düşünen hisseden siyasal olarak bölünmüş kitlelerden oy almayı başarır. nitekim trump bu seçimde 9 milyon fazla oy aldı.
    senatoyu basan darbe bozuntusu görüntüler tam da bu ezilmiş, unutulmuş gelir dağılımdaki eşitsizlikten zarar görmüş iyi düşünemeyen, temyiz yeteneği zayıf insan topluluklarına ait. sisteme bir başkaldırı bu. oysa lider yani trump bu sistemin zaten bir parçası ve inşa edenlerinden biri değil mi? zaten güçlüyü, zengini, beyazı savunmuyor mu? zaten zayıfı, göçmeni, fakiri ötekilemiyor mu?
    hem çarpık bir düşünce yapısını ve adaletsiz sistemi temsil ediyor hem de bu kesimden aldığı oyu artıyor ve bunlar içinden “trumpçı” lar inşa ediyor, fazla karmaşık değil mi?
    bu durum bizde de ortadoğu da oldukça benzer bir yapı gösteriyor.
    birbirinden adaletsiz politikalarla halk istikrarlı bir şekilde fakirleştirilip, yandaş sermaye ve yakınlar inanılmaz şekilde zenginleşirken, ülkede yolsuzluk ve yoksulluk görülmemiş bir artış sağlarken, ekonomiden tarıma yargıdan eğitime her alanda büyük bir düşüş yaşanırken, hazine boşaltılmışken sayıları gittikçe azalmakla beraber kemik bir seçmen grubunun rakamlara/olaylara/gerçeklere bakmayıp düşmanca dile kanarak diğerlerini hain addedip kendini partisi ve lideriyle tanımlaması gerçekten karmaşık bir durum, anlaması son derece zor. popülizmin altında kitleleri etkisi altına alınacak bir dil inşa eden profesyonel bir kadro var ve duymak istediklerini bu kitlelere satıyorlar. bu siyasi bir lider olabilir, bir tarikat hocaefendisi olabilir. çünkü kitleler peygamber gibi konuşan ama firavun gibi yaşayanların ne yaptığına değil, ne söylediğine bakıyorlar, sadece duymak istediklerini satın alıyorlar.
    seçim kazanmak isteyenlerin “ülkeyi yeniden birleştirmek” mottosu olmalı, bu çirkin büyüyü bozmanın tek yolu sevgi ve saygıdan farklılıklara anlayışlı olmaktan geçiyor. biden bunu abd halkına veremeyecek umarım bizde verebilecek birileri çıkar yoksa tünelin ucunda ışık göremeyeceğiz.

    • Didem hanım “demokrasiyi sandıkla sınırlı görmenin de sınırı var değil mi?” buyurmuşlar da; sandığı sınırlarken bir sınır olmalı ama değil mi?

  14. Habertürk den Kemal Öztürk ün yazısının giriş bölümü;
    ” Amerika’nın canını yaktığı bütün milletler sana teşekkür ediyor. Seni asla unutmayacaklar.
    Hollywood filmlerinin yarattığı parlak Amerikan cilasını senden daha iyi kimse kazıyamazdı. O parlak altın sarısı kaportanın altında, bir tenekenin olduğunu senin sayende gördü tüm dünya.
    İyi ki tüm taraftarlarını kongre binasının önüne çağırdın.”

    yazının devamı Amerika nın tüm ülkelere yaptığı veya teşvik ettiği darbeler için şöyle bir ohhhh dedirtiyor.

  15. İsminin sonuna Lukashenko nun “ko” sunu koyunca sırıtmayacak, Trump’ın yöntemini Ustalıkla uygulayan o kadar çok lider var ki, Allah bunları böyle yaratıyo demekten başka çare yok. Yine Amerika’da sağlam kurumlar ve farklındalığı yüksek bir halk kaydadeğer bir halk kitlesi var. Olan parlamentosu, kongresi basılıp tereyağından kıl çeker gibi kurumları ele geçirilmiş, hiç bir problem yokmuş her şey yolundaymış gibi yönetilen Lukashen”ko” gilin ülkesinde yaşayanlara oluyo.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız