Raund 2: Olay ‘kumpas’ olmasına ‘kumpas’ ama, kimin ‘kumpası’ olduğunu da bir öğreniversek…

23

Külliye adına yapılan açıklamalarda “Bu bir kumpas” deniliyor. Kemal Kılıçdaroğlu “Bu CHP’ye bir kumpas” diyor. Muharrem İnce “CHP genel başkanlığımı baltalamak amaçlı bir kumpas” görüşünde. Rahmi Turan da “Bu bana kumpas” demekte.

Ben de daha ilk haberdar olduğumda bunun bir ‘kumpas’ olduğu sonucuna varmıştım.

İyi de kimin kumpası ve ne için?

Gazeteci gazeteciye kaynak olursa

Ne yazık ki, bu olayda en merkezi konumda ‘gazeteci’ bilinen isimler bulunuyor. Bir gazeteci bir başka gazeteciyi arıyor. Ona hemen ulaşamayınca iki başka gazeteciyle haberini paylaşıyor. Biri, kendisine, “Kurultay’a giden CHP’nin içerisine müdahale olarak anlaşılır, ben yazamam” deyince, o yine görüşemediği ilk gazeteciye dönüyor. O sırada Londra’da sağlık sorunlarıyla boğuşan yaşlı gazeteci, “Ben sana güvenirim” deyip kendisine iletilen bilgiyi okurlarıyla  paylaşıyor.

Okurlarla paylaşılan bilgi şu: CHP’den önemli bir isim gecenin bir vakti Külliye’ye çıkıp Cumhurbaşkanı ile partisini konuşuyor ve ondan “Genel başkanlığa sen layıksın, istersen ben de sana destek çıkarım” güvencesini alıyor ve geldiği gibi sessizce Külliye’yi terk ediyor…

İddia büyük.

CHP’li o kişi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la partisini konuşuyor, o da CHP’yi dizayn etmek için bunu fırsat biliyor.

Reklam

Duyar duymaz, gazeteci milletinin, “Böyle bir şey olamaz” demesi gereken absürd bir hikaye…

Ancak, konuyu yazmaları için başvurulan gazetecilere inandırıcı gelmesi için, görüşmenin günü ve saati dakikasına kadar (gece yarısından sonra 01.15) ile Külliye’ye gelirken ve ayrılırken kullanılan Audi marka araçların plakaları (06 SFG 4543 ve 06 GHJ 1290) da aktarılıyor.

Kendilerine konuyu yazmaları için yaklaşılan gazetecilerden hiçbirinin aklına “Kardeşim sen de gazetecisin ve elinin altında birden fazla haber sitesi var, elde ettiğin bilgilere bu kadar güveniyorsan neden kendin yazmıyorsun?” diye sormak gelmiyor.

Hadi sormadın ve kendin haberin üzerine atladın, en azından sana iletilmiş araç plakalarının kimlere veya nereye ait olduğunu sorma ihtiyacını neden duymadın?

Cumhurbaşkanlığı açıkladı: “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Ziyaretçi Kabul Programı’nda bu plakalara sahip herhangi bir araç kaydı söz konusu değildir. Dahası Emniyet kayıtlarına göre bu plakalar mevcut dahi değildir.” 

Küçücük bir gazetecilik dürtüsüyle meraklanıp plakaların sahihliğini soruşturulsa sonradan yaşanan kepazeliklerle karşılaşılmayacağı ortada.

Sahte olamaz mı plakalar?

Olabilir tabii, ama o da basit bir araştırmayla ortaya çıkarılabilirdi.

Reklam

Ardından yaşananlar tam bir vodvil.

‘Yaşlı gazeteci’ dediğim Sözcü başyazarı Rahmi Turan. Haberi tepki çekip herkes tarafından “Kim o CHP’li, sana bu bilgiyi aktaran kaynağın kim?” diye sıkıştırılmaya başlayınca, “Gazeteci kaynağını açıklamaz” tepkisini vermekle yetinmek istedi yaşlı gazeteci. Oysa, “Kaynağım” dediği kişi ‘kaynak’ sayılmayacak biri, bir başka gazeteci. Bu arada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da “Ben biliyordum zaten” diye ortaya atıldı. Külliye’den derhal yalanlama geldiği gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da “Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyarak söylüyorum, külliyen yalan” dedi. Rahmi Turan, “Madem öyle, açıklıyorum: O CHP’li Muharrem İnce” demek zorunda kaldı. İnce ise, “Yalan, ispatlanırsa kendimi Taksim meydanında yakarım” tepkisini verdi. Rahmi Turan ‘kaynak’ dediği kişinin “Kaynak ben değilim” inkarını duyunca, bu defa da, “Bana bu bilgileri 20 yıldır tanıdığım gazeteci Talat Atilla verdi” deyiverdi.

Şimdi de gazeteci Talat Atilla “Ben bu bilgileri CHP’li birinden aldım, ama kaynağımı açıklamam” demekte.

Vodvil dememin sebebi bu.

CHP’li birinin “Haberin kaynağı benim” diye ortaya atılmasını bekliyoruz artık.

Belki bu arada öyle biri bulunur, ama ben fena halde kuşkuluyum.

Amaç köstebek yakalamak mıydı?

Acaba daha önceleri ‘gazeteci kaynak başka gazetecilere haber yazdırıyor’ türü saadet zinciri ürünü bomba ne gibi haberler kamuoyuyla paylaşılmış olabilir?

Soru bu.

Bir başka soru da, “Bütün bu vodvili yazan ve oynatanın amacı neydi?” sorusu…

Yakınlarımdan biri, aslında bu kalıba yabancı olmadığımız kanaatinde. Entrikalar üzerine oturan filmler ve siyasi ayak oyunlarına dayanan romanlarda buna benzer kalıplar kullanıldığını hatırlıyor. “Bence” diyor, “Önemli bir yer, böyle bir senaryoyu yazıp oynatırken aslında çok basit bir soruya cevap aramış olabilir. ‘Buradan birileri medyaya bilgi sızdırıyor; bir senaryo yazalım ve sızdıranın kim olduğunu bulalım’ sorusuna… O yer, sorusuna cevap almış ve bunun için de şimdi mutludur. Mutlu görünmese bile mutludur.”

Olur mu, olur.

‘Kumpas’ ortaya çıktı, ama nerenin kumpası olduğuyla ilgili rivayetler muhtelif. Şu ana kadar öğrendiklerimiz, yaşlı bir gazetecinin oyuna getirildiğine ve kumpasın dibinde yine bir gazetecinin bulunduğuna işaret ediyor.

Bakalım bundan sonraki raundlarda daha neler görecek, nelerle karşılaşacağız…

ΩΩΩΩ 

23 YORUMLAR

  1. burda bazı yoruncularda nedense SAYIN Erdoğan takıntısı var ,kafalarına kelebek çarpsa erdoğandan bilecek kadar kör isanlar var .TAYYİP ERDOĞANI BİZ DOĞRUCU ,DÜRÜST ,ERDEMLİ OLDUğU İÇİN SEVİYOR VE 17 YILDIR DA BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE TUTUYORUZ . ONUN KOMPLO ,KUMPAS GİBİ İŞLERLE ALAKASI OLMAZ, ALLAH cc BAŞKANIMIZA UZUN ÖMÜRLER VERSİN ,YARDIMCISI OLSUN İNŞAALLAH

  2. Muharrem İnce basın toplantısında şunu söylüyor:

    “Dedikoduların hepsi CHP Genel Merkezi’nde üretilmiştir, bunu rakiplerim değil, partideki küçük bir grup üretmiştir. 24 Haziran akşamından bu yana dedikodu üretmeye de devam etmektedir. Bunların Muharrem İnce’den çekinmeleri bana gurur veriyor. Madem siyasette en güçlü dönemdeymiş, niye Muharrem İnce ile uğraşıyorsun. Muharrem İnce’den bu kadar çekinmelerinden gurur duyuyorum. Ama CHP’ye bu kadar gönlünü veren insanların üzerinden entrika çevirmelerinden utanç duyuyorum. Beni yıpratmak için harcadıkları enerjiyi AK Parti’ye harcasalar, iktidar olacağız. Bu kumpasçılar CHP’nin ayağındaki prangadır. Bunu kırmadığı sürece CHP’nin temiz siyaset yolunda ilerlemesi imkansız hale gelecektir. CHP, Türkiye’de temiz siyaset diyorsa ki diyor, bu pisliği temizlemeliyiz. Arınma buradan başlayabilir. Temizlenme, şahlanış buradan başlayabilir. Bu tezgahı ortaya çıkarır, cezalandırır, komployu kuranları partiden atarsak emin olun yeniden şahlanırız.”

    Durum böyle olunca kumpası kuranları
    CHP içinde aramak gereliyor.Gerisi
    laf ü güzaf.

  3. 7 Haziran 2015 seçiminden hemen sonra Deniz BAYKAL daha önce kamuoyuna bilgi vermeksizin görüşmüştü.Ne görüşüldüğü ne pazarlık yapıldığı halen bilinmiyor.”İstişkafi” ile zaman geçirilmesinde mutabık kalındığı anlaşılıyor.
    Oslo görüşmeleri çok daha kesin bir dille yalanlanmıştı.Sonra aşama aşama, alıştıra alıştıra kabul ettiler.

  4. şimdiye kadar ,bütn kumpaslar erdoğan ın başı altından çıkmıştır.deniz baykal ın özeli için,genel bu genel kumpası.chp olağanüstü kurltay için ,chp içindeki adamalrına sahte imza toplatma kumpası.erdoğan güdümlü chplilerin ,kılıçdaroğlu nu genel başkanlıktan devirme kumpasları. başkanlık seçimi öncesi,m.ince yi saraya davet ederek;onu,chp nin başına getirme kumpası (medya üzerinden ;m.ince ,chp nin genel başkanlığına yakışıyor diyen erdoğan ve tayfalarının sözlerini hatırlayın).say da say…erdoğan da kumpaslar projesi sürüyor.bu memlekette ,erdoğan ın parmağı olmadan kumpaslar yapılamaz.çünkü,fetöcülükle suçlanmayı kimse göze alamaz.gündemede oalan, saraya davet meselesine gelince,chp yönetiminden hiçkimse,bir chpli ile erdoğan ,sarayda görüştü demedi ki,kılçdaroğlu ve diğer chp yönetimi suçlu olsun.erdoğan tarfından ,önce rahmi turan sahneye sürüldü medyaya.saraya chp li biri ,9 kasım günü gece yarısı saat 01.15 te saraya gelmiş.arabanın plaka nosunu bile biliyormuş.rahmi turan,tepki görünce elim sende oyununa geçildi.bu sefer,turan atilla sürüldü medyaya.görüşme saatı,arabanın plaka nosu,hatta yanında bir iyi partili de var haberi yayınlandı,turan atilla tarfından.güya chp genel başkanına doğrulatmışmış.ne alaka?görüşmenin baş aktörü erdoğan değil mi?niye ona sormamış,niye ona doğrulatmamış?işin içinde chp ye yapılan kumpas var ki,erdoğan a sorulmamış.sorsaydı ve erdoğan yalan deseydi,mesele kapanacaktı,medya haberi olmayacaktı. chp karışsın mantığı devrede.tarafsız gazetecilik yok.m.ince,sarayın ilgisi yok,erdoğan yalanladı diyor.sorumlu olarak chp yönetimini tutuyor.chp yönetimi sorumluları bulsun diyor.chp soruluları bulmadan yoluna devam edemez diyor.m.ince nin sözlerini inceleyin.sarayı,yani erdoğan ı kollayan ve savunan tavrı var.sarayın avukatı olmuş.ayrıca ,chp yönetimine olan düşmanlığı nedeniyle(chp genel başkanlığı seçimini kaybetmesinin sorumluluğunu kılıçdaroğlu na yüklemişti.)bulanık suda alık avalayabilir miyim diye ,chp yönetimine yükleniyor.m.ince ,başkanalık seçiminde chp den fazla oy aldığı söylemi ile kendini chp den ayrı ön plana çıkarmıştı,hatırlayın.işte bu söyleminde erdoğan nın parmağı vardı.erdoğan,başkanlıl seçimi öncesi onu saraya davet ettiğinde ,chp nin başına geçmesini istemişti o zaman.şimdi m.ince nin , erdoğan nın avukatlığını yapmasındaki mantık ,o görüşmeye dayanıyor.kumpası chp yönetimi yapmadı,niçin chp yoluna devam edemez?görüşmede ismi geçen m.ince dir.m.,nce chp içinden bir grup bu kumpası yatı dedi.madem öyle,o kişilerin surumluluğu var diyor,ismimlerini biliyor.kumpası onların yaptığına dair delil göstersin,ispatlasın.chp yi yolundn döndüremezsin m.ince.öyle görünüyor ki,9 kasım da saraya çağrılan herhalde m,ince.erdoğan ı savunamsından belli.saygılar.

      • Turgut bey ve Nurdan abla! bence Ahmet bey bu sefer haklı. Gerçekten de herşeyi Erdoğan yapıyor olabilir mi? Bu hiç mantıklı gelmiyor bana. Tamam Erdoğan zeki biri, müthiş bir ikna kabiliyeti var, oyun kurmada becerikli anladım da Erdoğan’ın zekası hayatı strateji gelistirmekle geçmiş onlarca insandan dahamı büyük yani. Koskoca derin devleti Erdoğan tek başına temsil ediyor olabilir mi? E o kadar kurmay zekaya ne oldu? Kurmaylık kalktı zekalarını da Yaşar paşayla beraber mezara mı gömdüler.
        Hee, derin devletin 1 numarası Erdoğan diyorsanız o başka tabi. Ne de olsa derin devlet diye birşey kalmadı, herşey görünür oldu.

        • Baran bey! Erdoğan, gündem saptırmakta uzman. Derindevletler her zaman maşa kullanırlar.
          Ellerindeki Maşa görevini mükemmel yapiyorsa, ona dokunmazlar. Heleki para gõz olursa D.D onlari fazlası ile iha eder.
          Ben geçen hafta 69, yaşına girdim ve hayatım boyunca zalimlerın haklı olduğuna hiç şahit olmadım. Heleki gencecik erlerin boğazı kesilirken çıkıp” Allahın Lütfü” olduğunu söyleyene hiç rastlamadım.
          Benim için Iftira ile makam koruyan birisi topli iğnenin başi kadar güvenli değildir.
          İnce olsun Erdoğan olsun dertleri koltuk olduğu için onlardan herşey beklenir.
          11.C başkani A Gülün bahcesine inen heli kopter ve makam arabasının kilimasina yerleştırılmiş zehiride unutmuş değilim .
          Esen kalın.

  5. Bu arada Muharrem İnce “Beni yıpratmak için harcadıkları zamanı AKP’ye harcasalar,iktidar olurlardı” demiş.Aslında C.Başkanlığı seçim gecesi “Adam kazandı” sözüyle hiç kimsenin yıpratmayacağı kadar kendisini yıpratmıştı.O hatasından sonra CHP de bile lider adayı olarak kendisinin ciddiye alındığı kanaatinde değilim.Sanırım kendisine yeni bir değer yüklemesi yapmaya çalışıyor.Kılıçdaroğlu ise çok özellikli bir siyasetçi olmasa da son süreçte muhalefeti bir arada tutma konusunda en önemli işlevi gördü.Sadece bu durum bile kendisinin rakip görülmesine yeter düşüncesindeyim.

  6. Sayın Koru,
    Siz gazeteciler hep mi aynı olur?
    İşin ucu saraya dayansaydı, yukarıdaki metin tasviri yazı yerine en ince ayrıntıları hesaba katan incelikli bir eleştiri yazısına dönüşü verirdi. Söz konusu sorun muhalefetle ilgili olunca maalesef ortaya yukarıdaki gibi sıradan bir yazı çıkıyor.
    En önemli sorunumuz, şahsiyetli olabilmektir her halde.

    • Işin ucu saraya dayanmıyor da nereye dayanıyor? Bu haber! Daha doğrusu Hedef saptırma yazısı yazıldıktan sonra ne oldu? Türkiye’nin gündemi onunla meşgul oldu.Hırsızlar hırsızlık yaptığı zaman yönünü başka tarafa çeviriler ki kolay kolay yakalanması nlar.
      sarayın işi gücü budur bir gün sarayda oturup da Türkiye’nin derdi ile ilgilendi mi fellik fellik geziyor böyle cumhurbaşkanı mı olur siz kalkmış yazar eleştiriyorsunuz yazar gerçeği yazmış ama anlayana. Ne oldu da resepsiyona bu sene sözcü, gazetecilerini davet etti Sadece bu davet sizcede kimlerin ileride kullanılacağına dair işaret olmuyormumuydu? Bnu bilemeyecek kadar de millet akılsız değil önce sözcüğü ay arttı Sonra da istediğini yaptırdı yani Tek kelimeyle Sözcü’de Havuzun içine girdi yalnız oyun içinde oyun oynuyor muhalif gazete olarak.

  7. Ülke gündeminin birinci sırasına oturup siyaseti meşgul eden olayı Fehmi bey vodvil olarak nitelemiş. Bu olay bende de baskın olarak üç şeyi çağrıştırdı.Birincisi Kavuklu ile Pişekarı,ikincisi Süt Kardeşler filmindeki Şaban ile Ramazan’ın küçük bir ağacın etrafında dalaşıp birbirlerini yakalamak isterlerken yaptıkları sakarlıklar ve sonunda Şaban’ın uçurumdan düştüğü sahneyi,hepsinden baskın olarak ta “Şark Kurnazlığı” deyimini.

    “Şark kurnazlığı” deyimini bilmeyen yok gibi,benim zihnimde genel manası “ülkeye hakim olan siyasetçilerin ülke idaresindeki eksikliklerinin üzerini örtmek için idareyle alakalı olmayan farklı konuları gündemde tutup kamuoyunu uyutarak maslahatı idare kapsamındaki yaptıkları ebelek göbelek tüm faaliyetleri” olarak şekillenmişti.

    İnternete baktım bu konuya ilişkin çokça yazı da var.Türk Dil Kurumu ise deyimi anlaşıldığının ötesinde “Doğu dünyasının anlayış, görgü ve davranış gibi özellikleri çerçevesinde zamana yayma, boşvermişlik, neme lazımcılık içeren uzun vadeli planlar yaparak bir işte karşı taraftan istediğini elde etme işi.” olarak sınırlandırarak tarif etmiş. ( Bu arada TDK internet sitesindeki ulaşım zaafiyeti devam ediyor,içeriğe ulaşamadım, belki farklı tarifleri de vardır.)

    Ben hala ‘Siyasetçi bıraksa artık koltuğuna yapışma rodeosunu da,asıl vazifesine dönse ülke problemlerini,vatandaşının sıkıntılarını çözmeye yönelse’ ham hayalindeyim.Bu arada ne koltukmuş arkadaş!en vahşi aygırdan daha azgın fırlatma hareketleri yapıyor ama bizdeki siyasetçiler bana mısın demiyor.Yanlış mı değerlendirdim; asıl maharet koltukta değil miydi yoksa?

  8. Yazınızın en beğendiğim kısmı şu oldu: “Kendilerine konuyu yazmaları için yaklaşılan gazetecilerden hiçbirinin aklına ‘Kardeşim sen de gazetecisin ve elinin altında birden fazla haber sitesi var, elde ettiğin bilgilere bu kadar güveniyorsan neden kendin yazmıyorsun?’ diye sormak gelmiyor.” Tabii bunu ilk sorması gereken kişi Rahmi Turan’dır. Büyük ihtimal Talat Atila da oyuna getirilmiştir diye düşünüyorum. Belki de oyunun parçası olmuştur. Tamel amaç konuşulması gerekenlerin önüne geçmektir.

  9. Rahmi Turan ortaya karışık bir bomba attı siyasette… Şimdi de geri adım atma derdine düştü. Yazar, hastayım diyor; geçmiş olsun diyoruz ama senin hasta olmanla ortaya attığın ıddaa arasında bir bağlantı kurulamaz. Talat Atilla da haberi inkar etti. CHP, bu iddiayı ispatlamak zorunda yoksa halkın gözünde kara lekeli bir parti olarak gözükecek. Gün geçtikçe yeni haber kaynağı ortaya çıkıyor. Şimdi de bir chpli haber kaynağı olarak gösteriliyor. Biraz cesareti varsa o kişi bir an önce bu iddiaya açıklık getirmesi lazım. Bu iddia sadece hükumetin elini güçlendiriyor halk tabiriyle hükumetin ekmeğine yağ sürmek gibidir.

  10. Ulke olarak sorunumuz muhalefet:Adam gibi muhalefet olsa iktidar bu kadar hata yapmaz veya yaptırılmaz.Düşünün muhalefetin başkanı liderini kurulan yatak odası videosuyla deviriyor.Şimdiki en buyuk rakibine kumpas kurarak devre dışı bırakmaya çalışıyor.Buyuk umutlarla gelen ülkenin en buyuk şehrinin belediye başkanı ” biz suya indirim yapma taahhutu verdik zam yapmayacağız demedik ”’ diyor.Baksanıza şu mantığa.
    Hakikaten bu eylem ve mantıktaki bir muhalefet sizce ülkeye ne verebilir ? nasıl umut olabilir.

    • ” biz suya indirim yapma taahhutu verdik zam yapmayacağız demedik ” cümlesinde bir mantıksızlık yok. Aksi takdirde yaşanan bunca enflasyona rağmen su fiyatının bundan sonra hep sabit kalması gerekirdi.

  11. Bu olayın kumpas olduğunua herkes hemfikir. Peki bu kumpas . kimler tarafından kuruldu?
    Bu tip kumpaslara en fazla kimin ihtiyacı varsa onlar tarafından kurulur..

    Fehmi bey, sizin meslektaşınız Ragıp Duran
    bugünkü yazısında kumpas olayını analiz etmiş ve nedeninide açıklamış.

    “Sonuç olarak, Suriye çıkmazı, yeni vergiler ve zamlar, ABD’nin S400 yaptırımları ya da EYTler gibi önemli konuları gündemden düşürdüğü için, bu “Saray’a giden CHPli kim?” skandalının gazetecilikten çok siyasi bir manevra olduğu anlaşılıyor.

  12. İnsanlar müslüman olsun yada olmasın ne hale geldiğimizi, bu mesele için değil her meselede ne kadar çürüdüğümüzün yazılıp tarihe not düşüldüğünü göreceğiz iyide olur yüz ifadelerinde bir değişme olurmu ? sanmam.

  13. Küçük ülkemizin küçük insanlarının küçük meseleleri ne güzel köpürdettiğini hep beraber izliyoruz. Küçük koltuklar çok kıymetli. O koltukları korumak için canlarını dişlerine takmışlar. Başka bir yetenekleri ve kabiliyetleri de yok. Koltuğa ölümüne sahip çıkmak yada koltuğu ne pahasına olursa olsun ele geçirmek tek mesele burada. Yeneroğlu’nun Avrupa kökenli bir politikacı olarak siyasetimiz, meclisimiz, milletvekillerimiz hakkında görüşleri son derece isabetli. Burada siyaset yok, tek dert koltuk. Yiyiniz birbirinizi.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız