Raund 1: CB Erdoğan ve Muharrem İnce “Görüşmedik” diyorlar.. Bu yalanı gündeme sokan ‘kaynak’ neden sır gibi saklanıyor?

32

Uzun sayılabilecek meslek hayatımda bir kez benim de başıma geldiği için bilirim; bir gazeteci için hiç istenmeyecek şey kendisinin haber konusu olmasıdır. Birkaç gündür yaşadığımız iki olay onları bize yaşatanlar açısından zihinlerde hiç de hoş olmayan türde tatlar bıraktı.

Kemal Öztürk gazetelere manşet olan açıklaması ardından çıkan gürültüde kendisine yönelik ağır sözler ve değerlendirmelerin sahipleriyle mahkemede hesaplaşacağını bildirdi.

Sözcü gazetesi başyazarı Rahmi Turan da “Asla açıklamam” dediği ismi hasta yatağında kendi gazetesiyle paylaşmak zorunda bırakıldı. Kendisine yaptırılan açıklamayı okurken sağlığı açısından üzülmeden edemedim.

Korunan, kollanan kaynak

Meğer “Külliye’ye gitti, Cumhurbaşkanı ile gizlice görüştü, kendisine ‘CHP’ye genel başkan sen olmalısın, çık, ben de sana yardımcı olabilirim’ denildi” haberinin öznesi, yaptığı açıklamaya göre, cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin adayı olarak Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkmış Muharrem İnce imiş…

Muharrem İnce, kendi adının böyle bir olaya karıştırılmasına tepkiyi, biraz da aşırı bir biçimde, “Doğru değil, ispatlasınlar kendimi Taksim’de yakarım” meydan okumasıyla verdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, Külliye’de bir CHP’li ile görüştüğü iddiasını, dün, kitleler önünde, “Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum” sözleriyle yalanlamıştı.

Eğer gerçekten böyle bir yanıltma olayı yaşanmışsa, Rahmi Turan’ın, önce “Saray’a yakın biri” olduğunu belirttiği, şimdi de “20 yıllık gazeteci arkadaşım” diye tanımladığı haber kaynağını saklaması için herhangi bir gerekçe kalmamış demektir.

Reklam

Gazetecilik yanıltma mesleği olmadığı gibi, manipülasyoncu tipleri “Kaynak kutsaldır” genel kuralı altında korumanın da bir anlamı yoktur. Hele dört bir taraftan yalanlanan haberin kaynağı bir gazeteci ise, onu fâş etmek, aldatılan gazeteci için görev bile sayılabilir.

Meslektaşlarını böylesine ateş hattına atan birini, kendisinin 50 yılı aşan gazetecilik geçmişinin bu olayla zedelenmesini de göze alarak, hasta yatağında bile, Rahmi Turan’ın bu denli koruma ve kollama yoluna gitmesi, pek görülmüş şey değildir.

Bir başka Sözcü yazarı daha “Aynı haber bana da geldi, haberi vereni açıklayamam” demekte

Gerçekten anlaşılır gibi değil.

Kamuoyunu günlerdir meşgul eden olayın öznesinin adını açıklamamakta ısrarcı olunsaydı, bir politikacıyı zor duruma düşürmemek amacı akılda tutularak, yapılan hoş görülebilir, hatta övülebilirdi de; ancak hiç olmamış bir olayı olmuş gibi günü ve saatiyle aktararak yalan haberciliğe zemin hazırlamış bir manipülatörü kollamanın hiçbir mazereti olamaz. [Rahmi Turan gazetesine yaptığı açıklamada "Hatta kaynağım İnce’nin hangi araçla geldiğini, saat kaçta Saray’a girdiğini, kaçta çıktığını dakika dakika söyledi” diyor.]

Rahmi Turan bulunduğu durum (ameliyatı) dolayısıyla galiba başına gelen olayın vahametini anlayamıyor. 

“Kaynak” diye andığı kişi, eğer gazeteci ise, işin bu raddeye varacağını önceden hesap etmiştir. “Görüşme” için adres (Külliye) bildirmesi niyetinin hiç de iyi olmadığının işareti. Sadece “görüştüler” demekle yetinse yapılan yalanlamalara rağmen, “Belki de telefonla görüşmüşlerdir” ihtimali bir açık kapı yerine geçerdi. 

Cumhurbaşkanı ile yüz yüze görüşme, hele bir de Külliye’de yapılıyorsa, onlarca tanığı bulunan ve resmi kayıtlara da geçmesi gereken bir olaydır.  

Reklam

Manipülatörün amacı 

Manipülasyon olduğu açık da sebebi ne olabilir?

Akla gelen tek makul sebep CHP’nin içinin karıştırılmak istenmesidir.

Bilmiyorum, sizlerin aklınıza bir başka sebep geliyor mu?

Haberin öznesi olan Muharrem İnce’yi ince ince doğrayan, “Haberim var” diye yazılanı doğruladığı için CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da zor duruma düşüren gelişme CHP için hiç de iyi olmadı.

Oysa haberi verenin başyazarı olduğu gazetenin en arzu etmeyeceği gelişme, okurlarının ve yazarlarının siyasi tercihleri göz önünde tutulduğunda, şimdi ortaya çıkan tablodur.

Nitekim, gelişmenin kendilerine bakan yüzünün rahatsız edici olduğunu fark eder etmez, gazete, başyazarını, asla ifşa etmeyeceğini belirttiği kişinin ismini hasta yatağında açıklamaya zorlamış bulunuyor.

Galiba orada da duramayacak ve sonunda haberin kaynağını da açıklamak zorunda kalacaklar.

İşin şakası yok çünkü.

Sözcü’nün ikinci bir yazarı “Haber bana da geldi” dediğine göre, ‘kaynak’ Rahmi Turan’dan başka birinin daha bildiği bir isim. O yazar ‘kanıt’ olmadığı ve bu sebeple yayınını doğru bulmadığı için kaynağı dinlemekle yetinmiş. Dediği bu. 

Hiç değilse ismi o açıklasın.

Kimmiş bu Sözcü yazarlarının tanımlarıyla “Saray’a yakın” ve “20 yıllık gazeteci” olan, yaşlı bir yazarı hasta halinde zor duruma düşürmekten geri durmadığı halde korunmak ve kollanmak istenen çok değerli kişi?

“Atatürk’ün kurduğu parti” olma övüncüne sahip CHP de, ‘cumhurbaşkanı adayı’ yaptıkları bir mensuplarını kamuoyları nezdinde kötü duruma düşürmeyi ve partilerinin içini karıştırmayı hedefleyen, bu arada genel başkanlarını da zora sokan kişinin kim olduğunu dert etmeli değil midir?

O kişinin ismi açıklanmazsa öyle birinin varlığından kuşku duyulacak ve haberin bütünüyle uydurulduğu düşünülecektir.

Gazetecilik mesleği de bundan yara alacaktır.

En iyisi, fazla uzatmayıp ‘kaynak’ denilmeyi hak etmeyen o kişinin ismi açıklansın.

ΩΩΩΩ

Güncel NOT (saat: 15.40): Kendisi sitesinde açıkladığı için artık biliyoruz; Rahmi Turan’ın kimliği hakkında ”Saray’a yakın” ve “20 yıllık gazeteci” bilgisini verdiği ‘kaynak’ Turk Time adlı sitenin kurucusu Talat Atilla imiş. Ona da habere konu olan bilgiyi Külliye’den biri değil bir CHP’li vermiş… O “CHP’li kaynak” hala verdiği bilginin ‘yüzde yüz doğru’ olduğunu iddia ediyormuş… Şimdi sıra o CHP’linin kim olduğunun öğrenilmesinde… (FK)

32 YORUMLAR

  1. Merhaba Hamza, bey! Ben Buranın akşamı olduğu için, Fehmi beyin yazısını ilk okuyanlardanım.

    Akşam okudum bir veya birbucu saat sonra yorumyazdım.Nurdan

    Yorumum sansüre takılmasın diye ilk başta
    Şu kelimeyi yazdim

    (Bence yazarlar doğru söylüyor. )
    Daha sonra gündemin çarpitilmasına dikkat çekmek için
    Şunu yazdım
    (Merak ediyorum, Acaba Ahmet Nesinden korkuyorlarmi? 15 temmuz’un dizisini yayınlamasına rağmen hiç sesleri çıkmiyor.
    Sürekli başkalarını kullanarak gündemi, saptırıyorlar.

    Devleti idare edenlerin derdi milleti ve partileri birbirine düşürerek bölüp parçalayıp saltanatını pekiştirmek.)

    Bugün sabah kalktığımda! Önce M İncini bunların kurduğu tuzağa düştüğünü okudum ve iykide bu adam C başkani olmamiş diye sevindim, daha sonra haberi vere gazeteci kılılı şahsı öğrenince.
    Hiç şaşırmadım.
    Zaten bu kumpası Uğur Dündar fark ettiği için o yazının yayınlanmasını istemiş ve iyide yapmiş.
    Sağlıcakla kalın

  2. O öyle demiş te böyle olmuş, yok o öyle değilmiş te şöyleymiş…. siyaseten bir amaca hizmet etsin diye ortaya atılan rivayetler güncellemesi… Peki bunların nesi güzel, nesi?.. Bu tür hadiseler insana bazı hadislerin durumunu çağrıştırıyor. Kaynağı şüpheli ama rivayet olarak ortaya atılmış kutsallık/otorite atfedilmiş sözler (önemli bir kısmı da iyi niyetlerle ortaya atılmış olabilir).

    Hz. Peygamber döneminden onyıllarca sonraki zaman sürecindeki ortaya atılan rivayetler o kadar çoğalmış ve saçma-sapanlaşmış ki bunları ayıklama ihtiyacı doğmuş. sadeleştirilmiş güvenilir kaynak haline getirilmesine çalışılmış. Buna rağmen ciltlerce hadis var deniyor. Bunları herkesin okuyup kafa çürütmesi mümkün mü (by kısa ömürde yapacak başka şeyler yok mu diye düşünüyor insan). Hadislerin hepsini çöpe atalım diyen radikaller var, temkinli yaklaşalım diyen makul düşünceli insanlar var. Hatta, sonraki yüzyıllarda hadisler de neymiş! Kur’an’a da başverelim kabile nefsimizi doyuralım diyenlerin olduğu da bir rivayet (hatta bugün bile bu tipler var)… Halbuki “o’nu biz indirdik koruyacak olan da Biz’iz” şeklinde bir ayet var. Bu işin balans ayarı öz bilgileri içeren Kuran’da.

    Bu öz bilgiler “yalan söylemeyeceksin”, “gayri-meşru işlere girişmeyeceksin” “zan”nın çoğundan kaçının diyor (bizleri ahirete bağlayan daha bir çok erdemler; Kuran ahlakı denince bunların anlaşılması gerekir). Bugün gazeteci olsun, siyasetçi, askeriye mensubu, veya din-mezhep/cemaat alimi veya da bilim insanı; hepsi toplum üzerinde etkinlik göstermeğe çalışıyor. Kağıt üzerinde, %95-98i anadan-doğma müslüman ileri-gelenler bir nebze tevhid dini olan dinin öz kaynağı Kur’an ve ahlakına göre hareket etse ülke işleri ve insan ilişkileri tıkır tıkır yürür. Allah ta başımız istemeyerek de olsa her ne zaman belaya girse yardımcı olur.

  3. Burada Devamlı yorumcu statüsündekiler varki gerçekten haşhaş çekmişler konu ne olursa olsun gerçek ne olursa olsun onlar İçin farketmiyor

    Adam iddiayı atan benim CHP içinden biri verdi kılıçdaroğlu onaylattım diyor ama haşhaişiler yine saray da saray diyor
    Kardeşim sığındığınız kefere memleketlerinde kefere ajanlarının korumasında efendi efendi oturun

  4. bu memlekette ,erdoğan ın parmağı olmadan hiçbir kumpas yapılamaz.her zamanki gibi,perde arkasından kumpas operasyonunu yönetir,araya işbirlikçilerini koyar.izi takip eden, sadece işbirlikçiye ulaşabilir.erdoğan a giden yollar tıkalıdır.gölgesini bile tesbit edemezsiniz.bir zamanlar, ”çarli nin melekleri ”isimli bir abd dizisi vardı.çarli ,olaylara karşı ileri sürdüğü elemanı olan 3 bayanı ,kendi görünmeden telefonla görüşür.vereceği vazifeyi verirdi.ama o bayanlar,;çarli yi göremezler, kim olduğunu asla bilemezlerdi.o taktiği ,şimdi erdoğan uyguluyor.onu,ancak medyada ;külliyen yalan,ey cehape,ey kılıçdaroğlu,sen partini yönetemiyorsun,bunlar böyledir vs. naralar atarken bulursunuz.rakiplerine karşı kumpas yamaya bayılır,bilhassa chp ye karşı olnanından pek zevk alır.sonra, sütten çıkmış akkaşık rolü oynamaya bayılır.saygılar.

  5. 1- Saraya inanılmaz.
    2-9 kez seçim kaybederek” bana istifanın felsefesini izah edin istifa edeyim” diyerek,Sarayı BAHÇELİ’den daha
    çok ve fiilen destekleyip ayakta tutan Kemal KILIÇTAROĞLU’na inanılmaz.
    3-CHP tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilince, “KILIÇTAROĞLU’nun karşısına genel başkan adayı olarak çıkmayacağım” diyerek söz vermesine rağmen kaybettiği seçimden hemen sonra genel başkanlık startı veren Muharrem İNCE’ye de inanılmaz.
    Pekiyi biz kime inanacağız?

  6. Sarayın oyunu ortaya çıktı, Saray bunda da gazetecileri kullandı onun için ben saray kaynakli haberlerin yüzdeyüz uydurna olduğuna . inanırım.
    fakat.
    gazetecilerin uy durmadığını Eminem gazeteciler doğru olduğunu zannederek yazıyorlar gazetecilerde daha anlamamış sarayın gerçek niyetini.
    Çünkü sarayın derdi Türkiye’yi karıştırmak milleti birbirine düşürmek.
    buna rağmen bizim millet daha saraya inanıyor. Ben dün yani Türkiye’nin sabahı Burhan gecesi Fehmi Beyin yazısını okuyunca,
    Bal gibi de bu sarayın kumpası. olduğunu hemen anladım nokta

    • Bune kor nefret anlamiyorum.Dundar da itiraf etti Rahmi turan da itiraf etti hala sarayin oyunu demek icin kor degil ebedi gaflet uykudu mu diyelim.Lutfen Nurdan hn. Elestirin yanlislarini belirtin ama birazda durust olun.Oynanan oyunlari gorun.

      • Bakın siz kendiniz anlama probleminizın olduğunu itiraf ediyorsunuz.
        Eğer anlama probleminiz olmasaidi! Kos koca 1100 odali sarayın her taşın altına nasıl siğdığını anlardınız…
        Bu kumpas nerede hazirlanıp piyasaya sürüldü?
        CHP de bir parti olduğuna gõre ikinci bir tuzağ düşmenek için bu olayı ifşa ettirdi.
        Saray 1 tane fakat her taşın altından o çıkıyor…

    • ”’Bu CHP Genel Merkezi kaynaklı bir algı operasyonu. Ben “Ciddi bir şekilde yanıltılıyor olabilirsin” demiştim, uyarılarda bulunmuştum. O kişi de, “Bu haber yüzde 100 doğru” dedi. Ben bunu yayınlamayarak bir kumpasın aleti olmadım. Gerçeğin ortaya çıkması için dün geceden beri uğraş veriyorum. Bu bir tezgah ve kumpas. Sayın Kılıçdaroğlu’nun daha iddiaları araştırmadan doğrudur demesi bence bir talihsizliktir.”’
      ”İddialar ile ilgili dün akşam yayınlanan CNN TÜRK’teki ‘Gündem Özel’ programında Barış Yarkadaş’a mesaj gönderen Muharrem İnce, “Eğer böyle bir görüşme gerçekleştirdiysem ve bununla ilgili bir belge varsa Taksim’de kendimi yakarım” ifadelerini kullanmıştı.”
      YA INCE TAKSİMDE KENDİNİ YAKACAK YA DA İFTİRACILARA AVAZIMIZ ÇIKTIĞI KADAR SİZ
      YALANCISINIZ DİYE BAĞIRACAĞIZ.

    • Sizce “kumpas,hile, sahtekarlık” gibi olgular saray dışında oluşabilir mi Nurdan hanım? Sizce dünyada pandaların soylarının tükenmesi afrikadaki insanların açlıktan ölmesi hatta amazon ormanlarının yakılıp kesilmesi, küresel hava kirliliği vs vs. yeryüzünde saraya dayanmayan bir olumsuz durum olabilmesi mümkünmüdür ki. Hayır zaten kimsenin umurunda olmaz da bu yorumunuz, bari bu kadar bariz meselelerde sessiz kalın. Diğer yorumlarınıza inanan kişiler bu yorumunuzdan sonra sizin her dediğinizi sorgulayacaklardır. Zira arada evrensel değerlemeler ışığında gerçek gibi görünen yorumlarınız da olmuştu geçmişte.

      • Şerif bey! Siz ne demek istediğinizi anlamadım.
        Yalnız kumpas olayını tekrar ediyorum Evet bu kumpas Saray kurdu Sebebine gelince 1 günde mi saptırmak 2 CHP’yi bölüp
        Sahtekarlıkla tekrar seçim kazanmak 3 millet huzursuz etmek 4 biraz daha cep doldurmak 5 Bundan sonrasını yazarsam sansüre takılır en iyisi mi burada keseyim.
        l

  7. Hamza bak sana yeni mesajlar gelmiş….

    Sözcü yazarı Rahmi Turan’ın ‘Saray’a giden CHP’li’ iddiasının kaynağının Talat Atilla olduğunu açıklamasının ardından gözler Atilla’ya çevrilmişti.
    Atilla, sahibi olduğu internet sitesinde konuya ilişkin yazdığı yazıda şu ifadeleri kullandı:

    Konuyu en ufak ayrıntısına kadar yazmanın vakti geldi.

    Haber bana geldiğinde çok yönlü çek ettim…

    Hatta, bununla yetinmedim.

    Bu haberi CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na da bir şekilde “Bu haber doğru mu?” diye doğrulattım.

    Haberi ilk önce zaman zaman yazılarımdan alıntı yapan, turktime’da yazan

    Rahmi Turan’a verecektim ama yurt dışı telefonu çalınca saat farkını o an hesaplayamadığım için gece olabilir diye arayıp kapattım.

    Bunun üzerine sahibi olduğum haber sitesini kendi hesabında öneren Uğur Dündar’ı aradım. Dündar bana “CHP’yi dizayn ediyor diye saldırırlar” dedi.
    Bunun üzerine haberi kendi sitem de yazmaya karar verdim ancak Rahmi Turan’ı çaldırıp kapattığım için, neden aradın sorusuna da yanıt olsun, hem de ilk haberi yazmasına niyetlendiğim kişi olduğu için arayarak haberi söyledim.

    “Tamam, yazarım” dedi.

    Ve bilgileri gönderdim.

    Şimdi geleyim bu habere…

    1. 9 Kasım gece 01:15 de görüşme olduğu…

    2.Giren ve çıkan plakaların isimleri. Resmi kaydı olmayan 06 sfg 4543 plakalı araçla giriş yapıldığı, çıkarken de 06 ghj 1290 plakalı beyaz Auidi marka araçla çıkıldığına kadar ayrıntılı bilgiler vardı.

    Tüm bunlar bilgi olarak geldi.

    Kısa süre önce İyi Partili bir yetkilinin de Erdoğan’la gözlerden uzak görüşmesi de kamuoyuna sızmıştı.

    Tüm bunlara rağmen CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na bir şekilde haberin doğruluğunu onaylatınca içimde şüphe kalmadı.

    Ne Muharrem İnce’ye…

    Ne CHP’ye…

    Ne iktidar partisine karşı değil, sadece habercilik arzusuyla davrandım.

    Gelelim haber kaynaklığı meselesine…

    Kaynağımın ismini söylemem söz konusu olamaz ama bir CHP’li…

    Ya Kemal Bey, ya da kendisinin konuşmasını beklerim doğrusu..

    Kılıçdaroğlu haberi doğruladıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net açıklamaları üzerine haberi yeniden kaynağıma sorgulattım.

    “Yine altını çizerek yüzde yüz doğru” dedi.

    Şimdi, Kemal Beyin ve doğrulattığım CHP’li kaynağın konuşmasını bekliyorum…

    Demedi demedi Hamza…..Kasetle gelen kasetle gider….. Yalancının mumu yatsıya kadar Hamza

    • Türkeş! hala laf salatası yapıyorsun. şu bunu dedi, öbürü başka dedi diye.
      Ben sana diyorum ki, önce herkesin bildiği konuları kavrayabiliyor musun? onu bir test edelim. Sonra gazetecinin söylediği doğru mu yanlış mı kontrol ederiz.
      – söyle bakayım. ülkeye televizyon ve buzdolabı ak parti ile mi geldi? daha önce yok muydu?
      – rabia nazın olayı intihar mı yoksa çarpma mı?
      – intihar eden insanlar, zor durumda kaldığı için mi yoksa dış güçlerin maşası olduğu için mi intihar etti?
      – Esenboğa havalanını tayyip erdoğan mı yaptı yoksa daha önceden var mıydı?
      – insanlar iş aradığı için mi işsizlik yüksek yoksa insanlar işsiz olduğu için mi iş arıyor?
      – Isparta havalanını siz mi yaptınız yoksa başkaları mı?
      – Sen önce bunların doğrularını yazabilecek namusu, ahlaka, insanlığa, beyne sahip ol.
      sonra işine gelince iman ettiğin gazetecinin açıklamasının doğruluğunu tartışırız.

      Bir de, okuduğunu yine anlamamışın. Gazetecinin doğru söyleyip söylemediği ayrı bir konu. bu konuyu sen yukardaki sorulara cevap verecek kadar özgür olduğunda tartışırız.
      – Fakat sen, gazetecinin söylediğini bile anlamamışın.
      – 1- Gazeteci diyor ki; “Haber bana geldiğinde çok yönlü çek ettim…”
      Yukardaki cümlenin ne anlama geldiğini anlıyamaman gayet normal. Eğer gazeteci de senin gibi türkeş değilse, şıracının söylediğini bozacıya doğrulatmamıştır. Birkaç kaynaktan doğrulatmış.
      – Yani, senin anlayacağın düzeyde, yani anasınıfı düzeyinde söyleyim. Belki gazeteci o niyetle söylememiştir. O da senin gibi, sözünün anlamını bilmeyebilir. Fakat “…çok yönlü çek ettim” sözü, “çeşitli kaynaklardan kontrol ettim olayın doğruluğu kanaatine vardım” anlamına gelir.
      -2- Yine gazetecinin “Tüm bunlara rağmen CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na bir şekilde haberin doğruluğunu onaylatınca içimde şüphe kalmadı.” sözü nün ise 2 yönü var.
      -A- Gazetecinin kılıçdaroğlu ile birebir bu konuyu görüşüp, “böyle birşey doğru mu?” diye sormadığı bilgisini içerir, -B- “…içimde şüphe kalmadı” sözü de yine olayın doğruluğunu teyit ettiğini gösterir.
      – yine anlamatsan, sana alfabeden başlamam gerekecek.

  8. Sayın koru sizin Sözcü nğn sahibinin oğlunun cemaat (fetö) evlerinde yetiştiğine dair bir iddianız vardı
    Sahi ne oldu o iddia mahkemede ne ifade verdiniz

  9. GAZETECİLER BASIN KANUNUNUN 12. MADDESİNİ – HUKUKUN GENEL İLKELERİNİ DE ISKALAYARAK – YANLIŞ ANLAMAKTADIRLAR!

    Basın Kanunu m. 12 “Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.” hükmü gazeteciler tarafından yanlış anlaşılmaktadır.

    Bu maddede gazetecinin haber kaynağını açıklamaya başkalarınca ZORLANAMAYACAĞI hususu düzenlenmekte olup,gazetecinin kendisini yanıltan YALAN HABER KAYNAĞINI kendi iradesini kullanarak açıklaması ise duruma göre hem gazetecilik etik ve ahlakı ,hem genel ahlak sorumluluğu gereğidir.

    Gazetecinin en baştaki sorumluluğu topluma olan GERÇEK HABER verme sorumluluğudur.Gazetecinin topluma yalan haber verme,toplumu manipüle etme,üçüncü kişi veya grupları yalan haberleriyle zarar uğratma gibi bir hakkı bulunmamaktadır.

    Gazetecinin HABER KAYNAĞI DENİLEN KÖTÜNİYETLİ üçüncü kişilerce iradesi etkilenip yanıltılarak YALAN HABERİ gerçekmiş gibi verdiğinde bunun arkasında durması da gazetecilik mesleğine uygun bir tutum değildir,zira O gerçek haber vermek sorumluluğu altındadır.

    Gazetecinin gazozuna ilaç katılarak kendisinden istifade edilen kişi konumuna düşürülmesi durumunda bunu kabullenip üstüne yatması Basın Kanununun 12. maddesi kapsamında değerlendirilemez.Kendisinin buradaki konumu gerçekte dolandırılan,güveni kötüye kullanılan kişinin durumundan farksızdır.Hele bu irade fesadına düşürülmesi münasebetiyle 3. kişi veya gruplar zarar görme durumuna düşürülmüşse durumu daha da vahim olup,O umumun zararına olarak dolandırıcıyı koruma konumuna sokulmuştur.Zaten hukuk ta bu hallerde hileye maruz kalanı koruyacak,hilekarı cezalandıracak düzenlemelere sahiptir.

    Failin hukuka uygun nedenlerinden yararlanmak için -kendisine hukuka uygunluk görüntüsü verecek -belirli durumlar oluşturması hukuken korunmaz. Bu hallerde fail hukuka uygunluk nedeninden yararlanamaz.Tersine iradesi muhatabınca fesada uğratılan kişi hukuk düzenince korunur,yanıltarak bundan yararlanmak isteyen kötüniyetlinin iradesi ise kabul görmez.
    Örneğin Medeni Kanun madde 2:”Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. BİR HAKKIN AÇIKÇA KÖTÜYE KULLANILMASINI HUKUK DÜZENİ KORUMAZ.”derken

    Borçlar Kanunu MADDE 36- “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. “düzenlemesine sahiptir.

    Dolandırıcıların,güveni kötüye kullananların Ceza kanunlarınca cezalandırıldıkları da herkesin malumudur.Kamu düzeni,kamu menfaati kavramları da Anayasa ve İdare Hukukunun gözetiminde yerine göre hukuka uygunluk hallerine bile sınırlamalar getirirken,hukuka kesin aykırılık hallerine göz yumulacağını düşünmek fevkalade yanlıştır.

    • Niye zorluyorsunuz dostum burda net bir cümle kuralım. Maalesef ülkemizde ve hatta batıda da var; Gazetecilerin (ben %50 den fazla olduğunu iddia ediyorum) ki “kimi siyasi düşüncesinden dolayı, kimisi çok üzgünüm ama etiket fiyatından dolayı, kimisi maddi olmayan kişisel hırsları, kimi de aptal olduğu için” kasıtlı olarak yalan yanlış haber yapmakta bu ortaya çıkınca da bir sürü meslektaşı onları korumaktadır. Ne acıdır ki böyledir. 30 yıldır gazeteleri oldukça sıkı takip eden biri olarak hatta bir dönem siyasetin içinde biri olarak defalarca müşahade ettim. Benim basın bildirisi olarak imzalayıp verdiğim metin ertesi gün konuyla alakası opmayan belki de hiç olmayan bir haber eşliğinde benim gönderdiğim metinle ilişkilendirilerek yolladığım metinle neredeyse hiç alakasız bir biçime dönüştürülmüş halde yayınlandığını gördüğümde “bunun neresini düzelteyim” diyerek gülmüştüm. Tabi hayret eşliğinde. Duayenlerden birisi benim o halime gülmüş “alışacaksın, alışacaksın” demişti. Daha sonrasından gazetecilerden gelen ricaları anlatsam bana kimsenin inanacağını sanmıyorun. İnsanlar gazetecilerin gerçekleri yazdığı fikrine gerçekten çok inanıyorlar.

      • Elbette ki haklısınız.Ben sadece yanlış gördüklerimi,elimden geldiğince,dilimin döndüğünce,karınca kararınca dikkatlere sunmaya çalışıyorum;belki sizin de bahsettiğiniz grup arasından zaten bildikleri şeyleri hatırlayarak hale çekidüzen vermeye kendini zorlayanlar çıkar ümidiyle.Saygılar sunarım.

  10. Sözcü Gazetesi başyazarı Rahmi Turan’ın bir iddiası üzerine yaşanan gelişmeler malum. Bazı Cumhur İttifakı taraftarı yorumcular bu yaşananları gerekçe göstererek bir yandan CHP’ye yüklenirken diğer taraftan Kılıçdaroğlu’nun kasetle geldiğini hatırlatıyorlar. Eleştirilerinde haklılık payı olan taraflar da vardır şüphesiz. Fakat şu iki gerçeği de onlara hatırlatmak gerekir.

    1) Erdoğan da geçmişte siyasal yasaklı iken gizli bir el önce siyasi yasağını kaldırtmış, sonra bir ilin milletvekillerini istifa ettirmiş daha sonra yapılan ara seçimle onu milletvekili ve sonrasında Başbakan yapmıştır. O zamanki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da bu süreçte yardımcı olmuştur. Aşikar ki bu siyasi süreci başarmak için o zaman Erdoğan’ın yeterli gücü yoktu. Fakat gizli bir el bunu sağlamıştı. Yani bir siyasetçiyi bir partiye başkan yapmak için uygulanan siyasi senaryolarda illa ki bir kaset olayı yaşanması şart değildir, senaryolar çoktur.
    2) Türkiye son 8 yıldır iyi yönetilmiyor, son 4 yıldır ise çok kötü yönetiliyor. CHP’nin hataları AKP’yi doğru kılmaz. Herkesin sevabı da günahı da kendisine aittir.

    Benim CHP üzerinde çevrilen siyasi dolapla ilgili bir tahminim var. Fakat tahminimin ikna edici olması için gelişmeleri bekleyeceğim. Zira kusursuz cinayet olmaz, mutlaka iz(ler) kalır. Yakında bu izler dikkatli gözlerin kapsama alanına girecektir.

    Not : Siyasi entrikaları çözümleme gayretini bir zihin jimnastiği olarak görüyorum. Son tahlilde böyle şeylerin Türkiye’ye bir faydası olmadığını düşünüyor ve ülkemiz adına boşuna harcanan enerji ve zaman olarak görüyorum.

  11. Birbirlerini yesinler ,daha beter olsunlar inşallah ! Memleketin başka derdi yok mu ? Bize ne ,ne halleri varsa görsünler ! Bunların ; halka ,vatandaşa ne faydası var ! Kendileri çalıp kendileri oynasınlar !

  12. osmanlı devletinin avrupa devletleri tarafından hasta adam sıfatı ile anıldığı zamanlarda son sadrazamlarından keçecizade fuat paşaya çıktığı bir avrupa seyehatinde dünyanın en güçlü devleti kim diye sorunca keçecizade
    osmanlı devleti der.
    muhatapları şaşırırlar aman ekselans derler ve sebebini sorarlar o da BİZ İÇERDEN SİZ DIŞARDAN BİR TÜRLÜ YIKAMADIK da ondan der.
    yüz yıl önce neyse bugün de o.makus talihimizi hiç yenemedik.
    ama herkes bu ülkeyi seviyor.evet seviyor tıpkı ayı yavrusunu sever gibi.

  13. icraatta bir birine çok yaklaşmış olan iki partinin birinin genel başkanlığı için birinin görüşmesi çok da önemli olmasa gerek. Dürüstlüğün çok azaldığı adaletin varlığı yokluğu ,ahlakın aranır hale geldiği,ailenin temeline bomba konulmuş gibi patladı patlıyacak diye telaş içinde olunan bir dünyada kim kiminle ne görüşdü ne görüşmedi çok da önemli değil
    hakikatın naşırı efkarı olan gazeteler birer mürşittir

  14. her şey çok güzel olacak

    Hamza bu mesajı dün gece atmıştım belki okumadın bi daha atıyorum…Adamların yalanını doğrulamaya çalışmak ne acı…

    “Hamza şu anda gecenin üçü habertürk ve cnn bağlanan rahmi Turan hata yaptığını kanul etti. Aynı kişiler Uğur Dündar ve Candaş Tolga Işık a gitmişler.. Candaş Tolga ışık kendisine bu haberi söyleyenlerin CHP li olduklarını CHP kurultaylarında sürekli gördüğü kişiler olduğunu itiraf etti…Anlaşılan kasetle gelen kasetle gidecek…..Senin anlayamadığın öngörmek biraz marifet ister diyeyim sana….
    Ayrıca Biraz önce Muharrem incenin tivitlerine baktım…. Bu olayları yapanları bildiğini Chp içinde bir grubun olduğunu söylüyor…Herhalde sen ondan daha iyi bilemezsin…Haksız olduğunu itiraf et…onlardan daha çok onları savunuyorsun…Düştüğünüz çukura bak…Allah yardım etsin size…Haktan adaletten bahsediyorsunuz…. iftiralara hemen yapışıyorsunuz….Daha elinizdeki turplar bitmedimi… Ne turp muş bu ya…sök sök yenisi bitiyor….son söz Kasetle gelen kasetle gidecek gibi duruyor….Demedi deme Hamza…” Yalancının mumu Hamza…

    • Türkeş! senin anlamama sorunun devam ediyor. beni şaşırtmadı.
      Öncelikle rahmi turanın açıklamasını ben de okudum. Rahmi turan, herkes olayı inkar ettiği için, elinde başka da doğrulayıcı bilgi olmadığı için, bilgiyi açıklamakla hata ettiğini belirtiyor.
      – Yani, birilerinin, rahmi turana, bir chplinin erdoğan ile toplantı yaptığı bilgisini vermesi durumu doğru. Nitekim, senin yazından da (anlamadan ifade ettiğin gibi), aynı bilgi başkalarına da gitmiş. Yani ortada bir chplinin külliyeye gittiğine ilişkin bir bilgi var.
      – Benim dünkü yazdığındam yanlış anladığın bölüm hangisi bilemiyorum.
      Tahmin ediyorum: “Türkeş! üflemişin yine. Nerden biliyorsun yalan olduğunu, nerden biliyorsun reisin değil de chpdekilerin operasyonu olduğunu?” ifadelerimin yanlış olduğunu iddia ediyorsun.
      – Aynı soruyu tekrar ediyorum. Haberin yalan olup olmadığını hala bilmiyorsun. Birilerinin beyanına göre hareket ediyorsun.
      – Sen aynadaki yalanı bile göremezsin. ortada apaçık yalanı bile göremeyen bir zekanın birilerinin açıklamasından bir gerçeği tespiti senin zekan için bile biraz garip gelmiyor mu?
      – Gene bulamazsın ama, eğer yalanın ne olduğunu anlamak gibi bir niyetin (bak niyetten sözediyorum kapasiteden değil) var ise, erken emeklilik nedeniyle batan iskandinav ülkelerinin gerçek olup olmadığını bir araştırıver.
      – Ankarada akp tarafından yapılan esenboğa havalanının gerçek olup olmadığını araştır.
      – Isparta üniversitesinin akp tarafından yapılıp yapılmadığı ile ilgili haberi araştır.
      – En son olarak, işsizliğin olup olmadığı ile ilgili haberi bir araştır.
      – Bunların doğrusunu bulamayacağını biliyorum. Ama gene de araştır.
      – En azından “araştırmacı türkeş” ünvanını alırsın.
      – Hergün yalana bakıyorsun yine de aynada yalanı tanımıyorsan, böyle bir olayın gerçek olup olmadığını, gerçek değilse, kimlerin bu yalanın arkasında olduğunu kavramak senin boyutunu fersah fersah aşar.
      – Sen daha, rabia nazın nasıl öldüğünü bile öğrenemezsin. iskandinav ülkelerinin erken emeklilik nedeniyle batıp batmadığını bile kavrayamazsın.
      – Onun için, boyundan büyük işlere kalkışma.
      – Sana tavsiyem, yerinde otur, a haberden başka kanalları da takip et. bekle. altından daha çoook çapanoğlu çıkar. Birgün gerçekler ortaya çıkarsa (çıksa da sen yine de farkedemeyebilirsin ama olsun yine de izle), sen de gerçeği öğrenmiş olursun.
      – Not (bu not senin için değil türkeş. yanlış anlamaman için “ki bu açıklamama rağmen yanlış anlama ihtimalin var” açıklamak istedim): Rahmi turanın kaynağı olarak gösterdiği Talat Atilla isimli kişiyi tanımıyordum. twetter mesajlarına baktığımda, rahmi turanın böyle bir adama nasıl güvendiğini anlayamadığımı belirtmem gerekiyor. Tweetter mesajları “bana güvenmeyin” diye bas bas bağırıyor.
      – Not 2 (bu da türkeş için değil): dünkü ve bugünkü yazısından, fehmi beyin, yazdıklarının ötesinde epey şey bildiği sonucuna vardım. Fehmi beyin “kaynak” ısrarırın bu bilgiler ışığında olduğunu düşünüyorum.
      – Not 3( bu not türkeş de için de geçerli): görüşmenin yapılmamış olması, yalan haberin arkasında akpnin olmadığı anlamına gelmez.
      – Not 4 (bu not da türkeş için de geçerli): yine, bu konuda akpnin günahının olmaması (bana biraz imkansız bir olasılık gibi geliyor), akpnin chpyi karıştırmak için birtakım girişimler yapmadığı anlamına gelmez.
      – Akp’nin herşeyi ve her kesimi dizayn etme çabası konusunda yeterince cv’si var. Öncelikle ortağı gülencilerle birlikte yapıyorlardı. onlardan epey taktik öğrendiler. hatta “boynuz kulağı geçer” atasözünü bile doğruladılar. Yani, akpnin chpyi karıştırma çabasının olmadığına inanmak için insanın aklını peynir ekmekle yemesi lazım ya da en hafifinden, türkeş gibi, gözünün önündekini bile göremeyecek yetenekte olması lazım.
      – Sahi türkeş, şu erken emeklilik nedeniyle batan iskandinav ülkelerinin hangileri olduğu gerçeğini bilebiliyor musun? bir açıklayıver sana zahmet.
      – Türkeş! ahlaksızlığın ne olduğunu ve kimin ahlaksız olduğunu sana bile öğretebilecek yetenekteyim. merak etme. sonunda sen bile öğrenirsin.

    • Hamza Bey’in ismini görünce sizin yazınızı okudum aslında sizi hiç okumam Peki şimdi ne diyeceksiniz? benim size tavsiyem Hamza Bey ile tartışma
      Kaybeden Siz olursunuz Çünkü siz önünüze gelen Saray fetva acılarının olsun Resident lerin olsun iftiraların buralara aktarmakla meşgulsünüz Onun için Boşu Boşuna kendinizi Gerçi Gerçek isminizi yazmıyorsunuz da rezil etmeyin

      • Nurdan hanım merhaba! Ben de normalde türkeş gibilerini okumam.
        – Fakat yazısı bir şekilde gözüme ilişti.
        – açık olan yalanları bile görecek kabiliyeti olmayanlar, gizli kapaklı işlerde kimin haklı olduğunu hemen kavradığını iddia ediyor.
        – Bir de üstelik beni eleştiriyor.
        – Oysa benim yazımda, muharrem incenin erdoğanla görüştüğüne ilişkin bir yorum yok. ince erdoğanla görüşmemiş de olabilir. Ben genel bazı ilkeler hakkında bilgi verdim. tavrının yanlışlığını eleştirdim. Bir gazetecinin, kaynağını açıklamaması ve/veya yazdığını ispatlayamaması olayın yanlışlığı anlamına gelmez. zaten gazetecinin böyle bir sorumluluğu da yoktur. Gazeteciye böyle bir sorumluluk yüklemek, gizli kapaklı işlerin üzerini örtmektir, babında yazdım.
        – Olayın diğer boyutuna gelince; yazılan doğru da olsa, yanlış da olsa, olayın içinde akpnin olduğuna inanıyorum.
        – Yani, muharrem ince külliyeye gitmemiş olabilir. Ancak, “muharrem ince ile erdoğan gizlice görüştü” diye haber yaptırıp sonra da “bak kılıçdaroğlu böyle iftira ediyor” diye de kumpas kurabilirler. Fakat akpnin bu işte, bir şekilde dahli olduğuna inanıyorum.
        – Çünkü akpnin cv’si “ben her türlü pisliği yaparım” uygulamaları ile dolu.
        – Sadece rabia naz olayı bile, bunların kapasitelerini (her pisliği yapma konusundaki kapasiteden bahsediyorum) yeterince izah ediyor.
        – Üstelik rabia nazın ailesi alevi de değil, chpli de değil, fetöcü de değil. rabia naz da bir imam hatipli. Buna rağmen, türkeş gibilerinin beyinleri, gözleri, vicdanları, insanlıkları bu olayda bile kilitleniyor. Asker deyimi ile söyleyecek olursak. arazi oluyorlar. Fakat, konu pislikleri aklamaya gelince hepsi görev başında.
        – İnsanların, üç kuruşluk dünya nimeti için, açık olan bütün gerçeklere gözlerini kapatacak kadar ahlaksızlaşması bir sorun.
        – böylelerinin bol olduğu bir ülke vatandaşı olmak ayrı bir sorun.
        – Bunlar ahlakla ilgili ülkemin sıkıntıları.
        – bir de olayın kapasite, yani beyin bölümü var ki, o da bizim için bir başka utanç kaynağı.
        – Kendi durumlarından haya etmiyorlar, bir de diğer insanlara “vatan haini”, “iftiracı” vb. lafları ediyorlar.

  15. İşte Türkiye’nin gerçeği:Bir gazeteci çıkıyor ortalığı karıştırıyor Ülkenin en yetkilisi makamını , diğeri canını ortaya koyuyor ve açıkça böyle bir olayın olmadığını söylüyor. Öbür taraftan En muhalefeti ise hazine bulmuş gibi sarılıyor ve ispat edin diyor. Yazık gerçek gazeteci ne olursa olsun O yalanı O düzmece olayı tezgahlayanı ifşa eder ki bir daha tevessül etmesinler diye.Ama yok GAZETECİ ETİĞİ VARMIŞ. Hadi canım sende ilkeli , dürüst gerçek gazeteci çıkar açıklar.Eğer açıklamıyorsa bilerek o tezgahın içinde demektir.
    Ya En muhalifin düştüğü durum , YATAK ODASI VİDEOSUYLA göreve gelen göya hem rakibini hemde Ülkenin en yetkilisini zor durumda bırakacakmış .Bu adamlar bizi kurtaracak öyle mi ?
    Hadi canım sizde .İğneyi kendine batırmayanlardan asla bu ülkeye fayda gelmez .İster gazeteci olsun ister muhalefet lideri kim olursa olsun.
    Bu yazıda da Sn erdoğan ı savunduğumuz için trollük yaptık özür dileriz.

    • tröööl sikıntısının, bunlara kızılmasının nedeni aslında halkın bir partiye mi?
      yoksa partinin başındakine mi kızdığını bilmemesi, sorgulamamasından olabilir diye düşünüyorum.
      trol için ise zaten birşey farketmiyor: odunu savun desen..
      birde sempatizan var,
      partisiyle organik bağı olan var,
      birde sadece baştakini gerçekten seven..
      artı bonuslusu:bu ülkenin bekası için o muktedir kişi o koltukta kalmalıdır diye düşünen.
      bir de o gitsinde yerine bu mu gelsin? o gelirse ne olur biliyormusun sen? ciler!
      tek bir doğru var: bırakın eteğindeki taşları döksünler ki kim ne düşünüyor anlaşılsın. yandaş mertebesine yükselenler ise hangi meslek grubundan ise o birliğin, sektörün kendi orunu. odaları var, borsaları var, sendikaları var.
      ya işlerini doğrusuyla yaparlar yada yok olmaya mahkumlar..

    • “Ya En muhalifin düştüğü durum , YATAK ODASI VİDEOSUYLA göreve gelen.”
      Yatak odasi videosunu hatırlarsanız ilk izleyen reisiniz değil miydi İyi ki hatırlattınız Bakın bu işte de kumpas kuranlar ortaya çıktı Saray kumpas kuruyor sırf Türkiye’nin gündemini değiştirp suçlarını günah keçileri ne atmak için
      Şu anda 15-temmuz didik didik ediliyor Bir de onun hakkında yazın. Saray kumpas
      Kurarak milleti oyalıyor.

  16. Muharrem ince Cumhurbaşkanı adayı seçiminde daha sayım bitmeden kendini alkole teslim etmişti. CHP içinde bir casus mu değil mi bilemiyorum. Açıklanan isim gerçekten muharrem ince ise derhal siyaseti bırakmalıdır. Ya da Ak parti tarafından bir bakanlık makamiyla ödüllendirilmelidir.

  17. Bence yazarlar doğru söylüyor.
    Merak ediyorum, Acaba Ahmet Nesinden korkuyorlarmi? 15 temmuz’un dizisini yayınlamasına rağmen hiç sesleri çıkmiyor.
    Sürekli başkalarını kullanarak gündemi, saptırıyorlar.

    Devleti idare edenlerin derdi milleti ve partileri birbirine düşürerek bölüp parçalayıp saltanatını pekiştirmek.
    Vay Türkiye’nin haline vay.
    Bizim büyük günahımızmi vardıki? Allah bizim başımıza, bu belayı verdi üstelikte kendi ellerimizle seçerek başımıza büyük belalar açtık.
    Şimdi Tuzaklardan tuzak beyeniyoruz.

    https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/1-ordu-komutani-15-temmuz-gecesi-koprude-hava-mi-aliyordu

    https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/15-temmuz-u-bilmeyen-parmak-kaldirsin-sen-otur

    https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/hakan-fidan-darbeyi-15-temmuz-da-mi-ogrendi-4-temmuz-da-mi

  18. Şahsım adına ben, gazetecileri ve medyaya hiç güvenmemşimdir.
    Onları,Kuranın tabiri ile, “fasık”, yaptıkları işin ise fısk olarak kabul etmişimdir.
    Kuran haber getiren kişiyi, ism-i fail kalıbı ile kullanarak “fasık” olarak tanımlar. Yani işi haber yapmak olan kişiler fasıktırlar.
    Saygılarımla.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız