“Rekabetin önünü açalım” derken bilgiye erişimde tekelciliğe doğru gidilebileceği yolunda endişelerim var…

56

Kapitalist sistemin mantığı rekabete dayanır. Hemen her alanda tekele müsaade edilmez, bu da ya tekel durumuna gelmiş olanı parçalayıp bölerek, ya da onun karşısına rakibinin çıkabilmesini kolaylaştırarak sağlanır.

ABD’de henüz cep telefonları çıkmadan önce şimdilerde ‘sabit telefon’ dediğimiz sistemde tekel durumu vardı; AT&T veya Bell adlı firmanın ta 1880’lü yıllarda elde ettiği haberleşme alanındaki tekel 1970’lere kadar sürdü. Sonunda toplumda tekelci yapıya karşı beliren huzursuzluğu yatıştırmak üzere devreye Kongre girdi ve çıkarılan bir yasayla firma bölünmeye zorlandı (1982).

Cep telefonu alanında da her ülke birden fazla şirkete lisans hakkı tanıyarak tekelleşmeyi en baştan engelliyor.

ABD’de rekabet bütün alanlarda hükmünü sürer. Coca Cola yanında Pepsi Cola vardır. TIME dergisinin karşısına Newsweek çıkmıştır. New York Times – Washington Post rekabeti gazeteciliğe seviye getirmiştir.

Sözün kısası, tekel kötü, rekabet iyidir.

Bizde de bir zamanlar bazı alanlarda tekelci yapı vardı, hatta devlete ait bir kurumun adı da TEKEL’di. 1980 sonrasında geçilen yeni ekonomik düzen gereği her alanda tekelci yapılar kırıldı, rekabete açıldı.

Rakı ve sigara gibi ürünlerden bile tekel o dönemde kaldırıldı.

Yeni sistemin korunmasını 1994 yılında oluşturulan Rekabet Kurumu sağlıyor.

Reklam

Google programı da hedefte

Girişin sebebi, şu sıralarda henüz pek az kişinin ilgi alanına giren, ancak kullanım alışkanlıklarımız yüzünden aslında nüfusumuzun önemli sayılabilecek bir bölümünü yakından ilgilendirmesi gereken bir yeni gelişme.

Rekabet Kurumu’nun ‘Google’ arama motorunu üreten firmayla sorunu var. Özellikle android denilen ve kısaca “Apple firması ürünü olmayan” diye tanımlayabileceğimiz cep telefonlarında ‘tekelci’ bir konumda bulunduğu gerekçesiyle ‘Google’ firmasına ağırca bir ceza kesildi, bu arada yeni satın alınacak telefonlara Google ürünü olan programların üretim sırasında topluca yüklenmesi de yasaklandı.

Samsung başta olmak üzere android sistemiyle çalışan yeni bir cep telefonu alanlar cihazlarını kullanmak üzere ilk açtıklarında Google arama motorunun, GMail, Google Harita, Chrome ve Yahoo gibi programların var olmadığını görecekler.

O programları ‘Play Store’ adlı dükkandan tek tek kendilerinin indirmeleri gerekecek.

Google firması hem kesilen cezaya itiraz ediyor, hem de bu yeni uygulamayı kabul etmeye yanaşmıyor. En büyük cep telefonu üreticilerinden Samsung da bu yeni uygulamada ısrar edildiği takdirde Türkiye pazarından çekilmeyi düşüneceğini duyurdu.

Nereden ve nasıl bu noktaya gelindi?

Rusların Google’a rekabet etsin diye kurup yaygınlaşmasına gayret ettiği Yandex programının yapımcısı Rekabet Kurumu’na tekel şikayetinde bulunmuş ve konu kurumun ilgi alanına o sebeple girmiş.

Reklam

Yandex’in Türkiye temsilcisi Mehmet Ali Yalçındağ işini sıkı tutan bir yöneticidir. 2015’ten önce yapılmış tekel iddialı başvuru reddedilince o yıl mahkemeye red kararını kaldırtmak ve iki yıl sonra (2017) soruşturma açılmasını sağlamak ve nihayet şimdilerde (2019) rekabete alan açma kararının çıkmasını sağlamak onun eseri olmalı.

Kendisini tebrik etmemiz gerekiyor.

Öyle ya tekelin kırılması önemli bir gelişme.

Peki de neden yalnızca android cihazlar hedefte?

Topluca ve hazır olarak tüketiciye sunulmayı engelleyip herkesi programları tek tek indirmeye zorlamakla tekel nasıl önlenmiş olacak?

Google’un arama motoru ve haritasını indirmeyecek de Yandex’in arama motoru ile haritasını indireceği mi düşünülüyor buna zorlanan tüketicinin?

Yoksa, yoksa Google kullanımının bütünüyle yasaklanacağı günlere doğru mu gidiyoruz?

Endişem var

Wikipedia’nın başına geleni hatırlatayım: Her gün milyarlarca insanın bilgi edinmek, araştırma yapmak üzere başvurduğu internet ansiklopedisi Wikipedia’ya erişim bizim ülkemizde mahkeme kararıyla yasaklandı. “Tek ülkeyiz” diyeceğim, ama belki Kuzey Kore’de de yasaktır, o sebeple diyemiyorum.

Aralarında Türkçenin de bulunduğu 290 ayrı dildeki bilgi deposuna dünyanın dört bir tarafında yaşayan herkes kolayca ulaşabiliyor, biz Türkler bu kolaylıktan yararlandırılmıyoruz.

Milyonlarca başlık altında sunulan bilgilerden bazıları sakıncalı bulunduğu için…

Ülkemizle veya ülkemiz kişileriyle ilgili ‘sakıncalı’ bilgileri bütün dünya hem de kendi dillerinden okuyabiliyor, bizler ise o birkaç madde içerisindeki bazı cümleler bir mahkeme tarafından sakıncalı bulunduğu için, ihtiyacımız olan bütün bilgilere erişimden mahrum bırakılabiliyoruz.

Ne zaman Wikipedia konusu aklıma gelse eş-zamanlı olarak zihnime başını kuma gömmüş bir devekuşu görüntüsü üşüşüyor.

Şimdi de Ruslar istedi bahanesiyle Google kolaylığından mahrum bırakılabileceğimiz endişesine sahibim.

Aslında bizim de Google’a alternatif olarak üretilmiş yerli ve milli bir arama motorumuz var: Türkcell tarafından geliştirilmiş ve isteyenin indirebileceği Yaani programı…

Bazılarımızın özel görüşmeler için tercih ettiği WhatsApp’a alternatif olsun diye yine Türkcell tarafından üretilmiş bir haberleşme programımız da var: BİP

Herhalde Wikipedia’nın yerini alacak bir ansiklopedi programı yapmak zor bir iş olduğu için onun yerli ve milli bir alternatifi yok.

Umarım Google ile olan ihtilaf onu bütünüyle yasaklamaya kadar varmaz. 

Öyle bir şey olursa tekelle uğraşacağız derken tekeli kendi elimizle oluşturmuş oluruz da ondan.

ΩΩΩΩ

56 YORUMLAR

  1. Hamza bey merhaba; Bir süre önce bir yorumcu arkadaşı “iflah etmez, umutsuz bir vaka`sınız” türü bir ifadeyle aşağılamağa çalışmıştınız. Şimdi umutsuz bir vaka olarak kendinizi teşhir etmeğe geldi sıra, galiba! Bir defa ifade ettiğiniz gibi “madde” ifadesi kullanmadım. İfadelerinizi aşağıdan 7. nokta vs diyerek size okutmağa çalıştım. Siz “anlamadım” deyince bu defa aynı rakamla durumu paragraf olarak bahsettim ve iyice göresiniz diye alıntıladım. Ayrıca, nokta veya paragraf ne farkeder, ilgili ifadenizi bulacak kadar sayı saymasını bilmiyor musunuz?

    Konuyu anlamsızca uzatan sizsiniz. Dediğiniz şekilde “bir şeyde herşeyin olması” bir saçmalık ifadesidir, isterse 2600 yıllık bir felsefe olmuş olsun. İnternetten baktım. Bunun “Bing Bang” teorisinin öngördüğü plazma hali/belkide onun da ötesinde bir hal ve o ilk ortam şartlarıyla herhangi bir alakası yoktur. O kudretli olayda madde “atomik ve moleküler” yapısında nasıl olsun ki, adeta feleğini şaşırmış vaziyette. Belki de o “tesbih” haline niyetlenir durumda…

    Ancak, ben şu gerçeği hakkına teslim etmenizi beklerdim. “Bing Bang” teorisine değinmişken, Kainatla ilgili olarak “o’nu kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz genişletmekteyiz” şeklinde bir ayet anlamına değinerek Kuran’ın hakkını verebilseydiniz, keşke! Başka dini kitaplarda veya alternatif bir şekilde önem verdiğiniz Budhizm’de böylesine şaşırtıcı bir bilgi var mı, yok mu?!

  2. https://gez.io/SLdFJ9

    Yukarıdaki link habertürk.com dan. Thy boeing e dava açacakmış!

    Bence siz yarın bu konuda yoğunlaşın. Bakın amerikalılar muhtemelen kızacaklardır buna. Siz uyarın belki THY dava açmaktan vazgeçer de amerikalıların gönlünü kazanırsınız. Yahut muhtemel bir ambargo sebebini kaynağından kesip ülkeye hizmet etmiş olursunuz ne dersiniz ?

  3. Kaliteli ve Güzel olan ne varsa bitirmeye yemin etmisler (istanbul Üniversitesi ). Millet bahcelerinde bol bol Simit yiyip yuvarlansin bu millet, iyi ve kaliteli birsey haketmiyor.

    • Marmara ilahiyat camisi ve kültür merkezi var bağlarbaşında, git bi gez dolaş bakalım gurbetçi arkadaş; hem gözün gönlün açılır hem de kalite neymiş görürsün biraz! Berlin havaalanı, otobüs terminali ve bahnhofa bir bak, bir de istanbul havaalanına, banliyö trenine ve ankara tren garına bak ondan sonra almanyanın kaç yıl geriden geldiğini görürsün belki! Gurbetçiymiş…

    • Tüh ben düsünememisim Disgüclerden alinan borclarla, teknolojiyle yapilan betonun kiyaslanacagini.Senin gibi zekali olmak isterdim H. Gayret 🤔👐👐👐

  4. Bu da mı gol değil.. “google”a karşı yürütülen bu soruşturma rusyada ve evvelinde “ab” de yapıldı. Üstelik “google”a buna uygun hareket etmediği için dörtbuçuk milyar euro ceza verildi ve bunu ödemeye başladı google. Bizim rekabet kurumuda Benzer şeyleri istedi. google orda kabul edip üstelik de yüklüce para cezasını ödeyerek kabul etti. Buraya gelince senin gücün bana yetmez tavrıyla hareket ediyor. Üstelik google sadece uygulama indirtmem bundan sonra diyor ki tarayıcıdan her google uygulamasını kullanmakta herhangi bir sıkıntı da yok. İstenen şey sadece “insanlara telefon kurulumunda seçenek sun kendi ürününü mecburi tutma” idi. Defaatle de ihtar edildi. Sizdeki histerinin boyutuna bakın ki olayı gene devlet başkanının diktatoryasına bağladınız. Siz böyle her yanlışla beraber her doğruyu da eleştirirseniz (ki zaman zaman burda hükümetin hiç bir doğru işinin olamayacağını, doğru gibi görünse bile altında kesin bi yamuk olacağını defaatle söyleyenler var) kusura bakmayın ama Tayyip zor seçim kaybeder sayenizde. Yıllardır söylüyorum. Ak partililerin (AKP) çoğuna bakınca tkp ye oy veresim geliyor. Sizin gibi müzmin Tayyip düşmanlarına bakınca (ve tüm avanenize) Tayyibin liderliğine daha sıkı sarılasım geliyor.

    • Şerif beye katılıyorum, hani derler ya; bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyliim diye… bana liderinin düşmanlarını say, eğer o zındıklarsa; ben de hemen liderimizin yanındayım yani… keşke türkiyenin karizmatik liderine daha güçlü sahip çıkabilsek…

  5. Onca parlattığınız onca övgüler düzdüğünüz adam Sıfır hizmetle başladığı belediyede bugüne kadar sıfır hizmet vermesine çok popüler durumda..Her şey çok güzel olacaktı… Adam istanbul harici heryerde…Yenilendi dedik hizmet eder dedik nerde…Gündemden düşmemek için daha ne yapabilir diye düşünürken önceki gün sosyal medyaya bir fotoğraf düştü. Fotoğrafta kendi emrindeki 500 zabıtayı “Zabıta Muhafız Alayı” imiş gibi dizip, “Selam zabıta” diyerek “Sağol” çektirdiğini gördük.
    Şuna şahit olunuz.
    Bu adamın gündemden düşmemek için yapmayacağı şey yoktur.
    Adamı ne çabuk unuttunuz.. Biraz gündemden düştü…Yeni yeni alın size yeni…Hayrını görüyoruz hep birlikte…Demekki değişiklik iyiymiş… Millet hizmette kıyaslama imkanı buldu…

  6. Sayın H.K. tekrar merhaba!
    – Önce, ilk yazımı tekrar edeceğim ki, anlayabilesiniz. zaten tartışma, o bölümü anlamadığınızdan bu kadar uzadı.
    – Yenilen birşeyden, tırnak, kemik, kan, et vb. olmasından kasıt, “birşeyde herşeyin olmasıdır”. Özellikle parantez içine aldım ki, zaten cübbelinin bile bilebileceği birşey olduğunu zannetmekten vazgeçin.
    – “Mantık açısından biraz tuhaf…” derken, kendi mantığınızı baz alarak yorum yazıyorsunuz. Yoksa mantık açısından tuhaf değil.
    – Ayrıca, bilim de, birşeyde herşeyin olduğunu söylüyor.
    – Önceki yorumumda da yazdım, bing bang teorisine göre, ilk patlamada, evrende elektron da, proton da yok. Yani atom bile yok. Atom ise maddenin en küçük yapıtaşı olarak bilinir.
    – Yani, cübbelinin anlayabileceği şekilde de yazayım:
    – mineraller yoktu, vitaminler yoktu, elementler yoktu, canlı madde yoktu. bitkiler yoktu, hayvanlar yoktu, insanlar yoktu, su yoktu, hava yoktu. yokun oğlu da yoktu.
    – Herşey ama herşey o birşeyden ortaya çıktı.
    – Ve bu durumu, bu filozof, bundan yaklaşık olarak 2600 yıl önce tespit etmiş.
    – Gördüğün gibi, herkesin kolaylıkla bilebileceği bir durum değil.
    —–
    – İkinci bölüme gelince, neden bahsettiğinizi anlamadığımı söylerken, sizin hangi cümlemi eleştirdiğinizi ya da onayladığınızı açık olarak belirtmenizi istedim. yoksa söylediğiniz şeye karşı ya da lehte görüş belirtmedim. Ben maddeler halinde yazmadığım halde siz maddelerden bahsediyorsunuz. Doğal olarak, tahmin üzerine size cevap yazmak istemedim. Dünkü yorumunuzda parağraf olarak bahsetmişiniz, daha öncekinde ise madde diye yazmıştınız.
    – “5. parağraf” vb. deseydiniz ona göre yazınızı değerlendirirdim.

  7. Erdoğan başta olmak üzere AKP sözcüleri ile Bahçeli ve MHP sözcüleri sürekli propaganda yapıp halkı bir şeye ikna etmeye çalışıyorlar. Havuz medyası da TV ve gazeteleri ile buna tam destek oluyor. Nedir bu ikna etmek istedikleri şey?

    “Batı Türkiye’ye diz çöktürmeye çalışıyor, fakat biz (Cumhur İttifakı) teslim olmayacağız, dik duracağız. Muhalefet ise (Millet İttifakı) illet-zillet hatta vatan hainidir, zira Batı’ya teslim olalım istiyorlar.” Bu iddia ne kadar doğruluk payı içeriyor, birlikte inceleyelim.

    Cumhur İttifakı’na göre, ABD başta olmak üzere Batı Türkiye’ye şu düşmanlıkları yaparak diz çöktürmeye çalışıyor :

    1) Ekonomik yaptırım tehdidi, F-35’lerin verilmeyişi, Ermeni tasarısı (ABD)
    2) Doğu Akdeniz’de gaz-petrol aramamıza engel olunması
    3) YPG/PYD’nin Batı tarafından desteklenmesi

    Şimdi bu iddiaların gerçeklik düzeyini inceleyelim :

    1) Ekonomik yaptırım tehdidi, F-35’lerin verilmeyişi ve Ermeni tasarısı yaptırımlarının ABD tarafındaki tek gerekçesi, ilk defa NATO üyesi olan bir ülkenin Rusya’dan S-400 hava savunma füze sistemi satın almasıdır. NATO üyesi Türkiye’nin bölgesinde hava savunma ihtiyacı ancak Rusya, İran ve İsrail’e karşı olabilir. Ancak bu üç ülkenin de Türkiye’ye füzelerle saldırma ihtimali bulunmamaktadır. Buna göre Türkiye acil bir ihtiyaç olmamasına rağmen siyasi bir kararla Rusya’dan S-400 satın almıştır. Nitekim S-400’ler Ankara’ya konuşlandırılmış ve Suriye harekatlarında bir ihtiyaç da olmamıştır (olmaz da).

    2) Doğu Akdeniz’de gaz-petrol aramamıza engel olunduğu iddiaları bir propagandadan ibarettir. BM sözleşmelerine göre bir ülkenin uzantısı olan denizin altındaki kaynaklar üzerindeki hakları da belirlenmiştir. Buna “Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)” denmektedir. Denizin karşı tarafındaki ülkeler ile çakışma olmaması için de ortak anlaşmalar yapılmaktadır. Sorun çıkan husus, dünyada Türkiye dışında hiçbir ülkenin tanımadığı KKTC ile MEB anlaşması yapmamızdır. Diğer yandan Türkiye bugüne kadar MEB haritalarını belirleyip BM’ye göndermekte gecikmiştir.

    3) ABD’nin YPG/PYD’yi destekleyerek ve silahlandırarak bir Suriye Kürdistanı kurmak istemesi ise gerçek bir sorundur. Fakat ABD YPG’yi Türkiye’ye karşı silahlandırmıyor, ileride Suriye bölündüğünde sahada kendilerini koruyabilsinler ve Suriye Kürdistanı kurulabilsin diye bunu yapıyor. ABD bunu neden istiyor? ABD, İsrail’in güvenliğini sağlamak için Irak ve Suriye’yi bir birbirlerine düşman ülkelere bölmek istiyor. Bu politikanın bizi rahatsız eden ve haklı olduğumuz tarafı ise Suriye Kürdistanı’nın YPG/PYD üzerinden PKK kontrolünde olacağı gerçeğidir.

    Bu konuda Türkiye haklı fakat Cumhur İttifakı haklı ve samimi değildir. Zira samimi olsalar Esad ile anlaşıp Türkiye’nin elini güçlendirmeleri gerekirdi. Ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan ile de en azından ilişkileri düzeltmeleri gerekmez miydi? Benzer şekilde ABD ile aramızı açacağı kesin olan fakat bir işimize de yaramayacak olan S-400’leri Rusya’dan almazlardı.

    Diğer yandan ABD haklı itirazlarımız üzerine PKK ile YPG’yi ayırabileceğini önermiş ve bu amaçla üç PKK üst düzey yöneticisinin kellesine 3 ila 5 milyon dolar ödül koymuştu. Bu öneri PKK’yı çökertmek için iyi bir fırsat olabilirdi fakat hemen red edildi. ABD bunları İsrail’in güvenliğini sağlamak için yaparken Türkiye (Erdoğan), “amacımız İsrail’i yok etmek” diyen HAMAS’I baş tacı ediyor. Bu nasıl milli bir dış politikadır? Görünen o ki Cumhur İttifakı içinde dış politikada hakim olan Bahçeli yani sözde derin devlet Avrasyacı’lardır. Erdoğan bunların memuru konumundadır. Bunların amacı Suriye Kürdistanı sorununu çözümsüzlüğe iterek Türkiye’yi Batı’dan koparmak ve NATO’dan çıkmaktır.

    Enver Paşa’dan bile daha maceracı bu dış politikayı uygulayanların defterinin dürüleceğini söylememe gerek var mı? Hatta defter dürüldü bile, fakat defter çok büyük olduğu için yeni defterin hazırlanması biraz zaman alıyor. Dik duruyoruz safsatasıyla Türkiye’nin fena halde eğdirilmesine yol açan gaflet ve delalet içindekiler, Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirasının tokadını yemek üzeredirler.

    • Sn F.K.T., yukarda dile getirdiğiniz konular arasında başkalarının da dile getirdiği haklı noktalar yok değil. KKTC ile MEB anlaşması yapmayacaktık ta kiminle yapacaktık. Başlangıç olarak hiç yapmamaktan kötü mü? Daha önce de ifade edildi (https://www.ocakmedya.com/turkiye-dogu-akdenizdeki-enerji-oyunlarini-bozabildi-mi/) , Akdeniz konusundaki haklarımız ve ortaklık arayışında başkalarıyla ve özellikle İsrail ile temasa geçildiği bilgisi var. Ancak, oralı bile olmamışlar. Her fırsatta Hamas Hamas diyorsunuz sanki İsrail sütten çıkmış ak kaşık! Biz İsrail’e ülke olarak çok güvendik. Hatta TSK askeri ekipmanının modernizasyonu projesi dahi onlara verilmişti (öyle bir şeyler okumuştum, yanlış mı?). Diyelim ki işler “van minüt”le sonradan sarpa sardı. Peki İsrail n’aptı. Hemen Güney Kıbrısa gitti Rumlarla anlaşma yaptı. Ortadoğuda ABD’nin üzerine titrediği İsrail’in işgal ettiği yerleri hangi ülkeler tanıdı ki? İsrail’e gelince tek kelime laf yok adeta! Diyelim ki “van minüt” bizim açımızdan bir hata idi. Farkına vardık. Peki İsrail bozulan ilişkileri tamir etmek açısından pozitif bir adım atamaz mıydı? “Ya, Türk dostlarımız siyasi oyunları bırakalım, gelin dostluk bağlarını geliştireleim/pekiştirelim. Akdenizdeki kaynaklarını `hakça` paylaşalım, herkes payını alsın, gelin şu Kıbrıs meselesini de konuşup halledelim diyemezler miydi?”. Bunun için pekala da güç ve nufuzları var. İsrail bugün istese, hem Ortadoğu ve hem de bütün Dünya çok daha güzel bir ortama dönüşür, düşmanlıklar (varsa) biter (Hamas işleri Türkiye’nin araya pozitif olarak girmesiyle zaten hallolur).

      Uzun yorumunuzun sonunda ayrıca dikkati çeken bir konu daha var (bir de tokaddan bahsediyorsunuz). TC-CHP dönemindeki laikçilik uygulamasının bugünlere miras “maneviyat”ı mı olur muş?! Halk arasındaki özgün haliyle maneviyat daha farklı bir şey: Uzatmamış olmak açısından, maneviyat; M.Kemal Paşa’nın, Kurtuluş savaşında imanları uğruna/şehitlik mertebesi için bu dünya hayatını hiçe sayarak nasıl da kendilerini feda ediyorlar şeklinde mehmetçiğe övgüler yağdırdığı itici güçtür (ülke/millet için ulvi fedakarlıktır), denilebilir. Daha da önemli olanı savaşta paçayı kurtardıktan sonra n’olduğudur. Aynı Mehmetçik bu defa adeta o imanın karşısına emrivakiyle dikilmedi mi? bu uğurda ülkeye/millete darbe üstüne darbe yaşatılmadı mı, neymiş “şeriat”mış! Sizce, Türkiye olalı beri ilk bölücülük hareketi bu değil mi(dir)? hem de tepeden inme. Önceki gün (hiç gereği yokken) konuyu “şeriat”e getirmek bir talihsizlik. Çünkü, DiN birdenbire cezai şartları bahanesiyle öne çıkarılan korkunç bir “şeriat”a indirgenmeğe çalışıyor adeta. Yoksa, 28 Şubat olayında iddia edildiği gibi 1000 yıl süreceği hortlatılmak mı isteniyor?

      Tezim/hipotezim aynı; TC-CHP nin ön-ayak olmasıyla yapılan hatalar (https://www.ocakmedya.com/ustad-necip-fazil-menemen-olayini-anlatiyor/ ) zincirleme yeni hataları doğurdu. Bir halka olarak AKP’yi doğuran da bu(ydu). Aynı hataları tekrar etmekle bu fasit daireden kurtulabileceğimizi mi sanıyorsunuz?

      • KKTC ile MEB anlaşması yapabilirsin, fakat bunu BM’ye tescil ettiremezsin. Ayrıca buradan bir Batı düşmanlığı üretmek de yanlıştır.

        Fahişeliğin varlığını kabul etmek nasıl ki fahişeliği savunmak değilse, İsrail’in varlığını kabul etmek de İsrail’i savunmak demek değildir. “Amacımız İsrail’i yok etmektir” diyen HAMAS’ı baş tacı ettiğimiz sürece İsrail de buna göre davranacaktır.

        Ben sizin dini konularda bilgi sahibi olduğunuzu sanarak bazı yorumlarınıza cevap vermiştim. Fakat artık anladım ki bu konuda kayda değer bir birikime sahip değilsiniz. Zira en basit ifadeleri bile doğru anlayamıyorsunuz. Ben “mürtedin cezasının ölüm olduğu” na dair bir şeriat kuralını örnek verdim. Bunun da Kuran’da yeri olmadığını ifade edip insan yapımı ‘Şeriat’ ile kastedilenin gerçek İslam olmadığını söylemeye çalıştım. Şimdi bu dinimize saldırmak mı oluyor? Esas sizin gibiler İslam Dinine zarar veriyor.

        • Yahu yukardaki ifadelerimi doğru okuyun lütfen, neresi Batı düşmanlığı üretimi imiş? Ben diyorum ki düşmanlıklar (varsa) biter. Siz bunda düşmanlık görüp göstermeğe çalışıyorsunuz. Batı’nın ve özelikle de İsrail’in hiç mi hatası/suçu yok? yayılmacılık konusundaki arsızlıklarında, orantısız güç kullanımında?…

          DiN konusunda bilgim yok değil tabii ki, ama bu herşeyi biliyorum anlamına mı gelir? Onun için ilahiyatçılar, bu işlere ömrünü vakfetmiş uzmanlar konuyu enine boyuna irdelesinler, millet aydınlansın fikri olan da konuşsun diyorum. Başka ne dedim Allah aşkına? Ancak siz her şeyi bilmekte çok iddialısınız. Bence yanlışlarınız var. Neyse tartışa tartışa belki eksik veya yanlış anlayışlar zamanla ortak anlayışlara da evrilebilir…

  8. Erdoğan’ın memurluğuna gönüllü olup iktidarlarını gölgeleyerek hizmet ettiği Perinçekçi-Ulusalcı-Miliiyetçi oligarşik ittifaka kafa tutup bedelini hapishaneye düşmekle ödeyen Furkan Vakfı lideri Alparslan Kuytul’un KHK TV’deki “Din zalime karşı durmayı, mücadele etmeyi emreder” başlıklı ropörtajının 24 saat içinde sadece Youtube’daki izlenme sayısı 63.821. İzleyiciler arasında 92 kişi videoyu beğenmemiş, beğenenlerin sayısı ise 2.500’ün üzerinde.

    Kuytul’un TV5’de “Alparslan Kuytul Yargılanma Sürecini Anlattı” başlıklı videosunun yine sadece Yotube üzerinde izlenme sayısı an itibarıyla 79.265. İzleyenlerin 173’ü videoyu beğenmezken 1.700 üzerinde izleyici beğenmiş.

    Demek ki, eğer inandırıcılık ve samimiyet sorununuz yoksa, insanlar, iktidar güçlerinin attıkları bütün çamura rağmen, ellerindeki devasa propaganda aygıtına rağmen, sözü olup söz söyleyenlere kulak veriyorlar ve arkasında duruyorlar. . .

  9. At, avrat, silah, cep telefonu… küresel sermayenin müşteri kitlesine dayattığı reklam–pazarlama ve eğlence–haberleşme aletleri/ürünleri nitelik itibarıyla aynı zamanda birer virüs ya da truva atı görevi de görmekte, bu işin doğasında var… öyleyse al tepe tepe bütün dünyayı kullan ve kendine meze yap..! Sömürge yerlilerinin vaktiyle incil getiren işgalcile bütün altınlarını verişi gibi biz de elimize bir cihaz tutuşturuldu diye al neyimiz varsa senin olsun mu diyelim üreticiye..? Eğer malını benim pazarımda satacaksan satış şartlarını ben belirlerim; vergisini tam ödiiceksin ve ürün kullanıcının ihtiyaçlarına uygun olacak..! Beğenmezsen gider başka yerde tezgah açarsın… otoriteye saygılı olacaksınız; güneydeki sevdiğimiz ülkeninki otorite de……

  10. Suyu çekilmiş gölde dönüp duran sazan balıkları gibi, ortalık birden beyinsiz kaynamaya başladı. Önceki gün iki tanesi (üstelik TV ekranlarında) kaçıp hangi ülkeye sığınacaklarının muhabbetine girişmişlerdi (küfredip durdukları Avrupa ülkesi İngiltere idi elbette!), bugün de AK Parti Balıkesir Belediye Başkanı olan bir başka sazan aynen şöyle söylüyor:

    “Makam sahibi olmak için bir imam hatipli olacaksın bir de Trabzonlu, bizim dönemde öyle.”

    Yığacaksın eve yarım ton tuzlu kabak çekirdeği, oturup seyeredeceksin bunları. . . O kadar yani!

    • M.K. Atatürk vaktiyle Hamidiye zırhlısını gönderip Potamya’yı bombalatmış. Atışların çoğu kuru sıkı imiş ama neticede amaç hasıl olmuş.

  11. Rus Yandex in şikayeti üzerine Google’a Türkiye de yüksek miktarda para cezası verildiğine dair haber vardı.
    Ayrıca bu konunun S-400 olayından daha büyük krize neden olabileceğine dair ayrı bir haber ve yorum vardı.
    Yandex YANDAŞ olmasın.
    Google’a rekabet gerekçesiyle ceza verip bir kısım hizmetleri vermesi kasten engellenmek istenebilir mi?
    Yasaklarla elde etmek istedikleri erişimi engellemeyi bu yolla sağlayabilirler mi?

  12. Dolar yükseldi…Babacan ve Gül daha neyi bekliyorlar…Fırsat işte… Patlıcan fiyatları ocak da yükselecekmiş acaba onu mu bekliyorlar…Bak Cem Küçük de kaçacakmış… fırsat işte…Kaçacaklara da sahip çıkarsınız adalet falan getirirsiniz… konjonktür uygun…Bekletmeyin milyarlarca insanı.. hepimiz umut bağlamış dünyanın en yeni partisini bekliyoruz… Yeni mi dedim….yeni mi..biraz düşüneyim..

  13. Urla belediye başkanı Burak Oğuz’un hakkındaki iddialar çok ciddi…İftira bu, bizim aramızda Fetullahçı barınamaz” diyorlar…
    iftira demek için erken.
    Oysa asıl iftira Muharrem İnce’ye atılmıştı. Hatırlatmaya gerek var mı? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı gizlice, gecenin 01.30’unda ziyaret edip CHP Genel Başkanlığı için yardım istediği iftirası.
    İstihbaratı Talat Atilla vermiş, asparagasın ve yalan haberin duayeni, Sözcü başyazarı Rahmi Turan yazmış, Kılıçdaroğlu çıktığı televizyon programında “Olabilir, doğrudur, ben de duydum” demiş, Tuncay Özkan ile Engin Özkoç gibi yandan çıkmalar da İnce’ye çemkirip iftiranın üzerine cila çekmişlerdi.
    Şimdi sormaz mı insan?
    Cari CHP yönetimi neden FETÖ’den tutuklanan Burak Oğuz’un arkasında ve neden Muharrem İnce’nin karşısında, bunu anlamalıyız.

    • Haklısınız, FETÖ’nün siyasi ayaklarının araştırılması gerekir. Fakat merak buyurmayın araştırılacaktır hem de tüm yönleriyle. Bu araştırmanın tekeli de Erdoğannn yargısına ait değildir.

  14. CHP yönetimi şeytani bir ustalıkla kendisine inanan ve güvenen tabanını hamur gibi yoğuruyor ve onlardan âdeta utanç duyulacak kimlikler üretiyor. Vatanı için şehit düşmüş Kaymakam Muhammed Safitürk’ün Meclis balkonundan bir oturum izleyen babası Asım Safitürk’ün, sırf sarıklı olduğu için CHP’li, İP’li yöneticiler ve Cumhuriyet gazetesi tarafından linç edilmesi, bu ihanetin son kaydı oldu dün…. Ne işimiz var Libya da derken Atatürk’ün sarıklı olarak çektirdiği fotoğrafı önlerine koymak gerek..

    • Asım Safitürk bey veya herhangi bir vatandaş kendi isteğiyle sarıklı olarak TBMM’ye gelmez. Aşikar ki bazıları onu böyle yapması için ikna etmiş. O bazılarının tek silahı da bu zaten, fakat kullana kullana silah ateş etmez oldu.

  15. Yorumunuz onaylanmayı bekliyor
    Tekelcilik sonu hep hüsrandır. Siyasette de Tekelcilik hüsrandır. İnternete de Google şu an çökmek üzeredir. Görüyoruz Ak partide de bolunmeler gerçekleşmek üzeredir. Ahmet Davutoglu ve Ali Babacan, Ak parti yöneticilerini ve tabanının bir kısmını kendine çekecektir. Her şeyin hayırlısını diliyoruz…

  16. Tekelcilik sonu hep hüsrandır. Siyasette de Tekelcilik hüsrandır. İnternete de Google şu an çökmek üzeredir. Görüyoruz Ak partide de bolunmeler gerçekleşmek üzeredir. Ahmet Davutoglu ve Ali Babacan, merhaba Ak parti yöneticilerini ve tabanının bir kısmını kendine çekecektir. Her şeyin hayırlısını diliyoruz…

  17. Boko Haram terör örgütü:Boko ya da Buku Haram’ın lafzi karşılığı ‘latin alfabesi haram’, ‘batılı eğitim haram’ demektir.
    Örgüt, özellikle şeriat hükümlerinin geçerli olduğu Nijerya’nın kuzey kesiminde daha etkili konumdadır. Boko Haram örgütü binlerce insanı öldürme, kent ve kiliseleri yakma, göçlere sebep olma, genç kızları dini gerekçelerle kaçırıp satma gibi pek çok eylemle gündeme gelmiştir.Eş Şabab terör örgütü:Tam adıyla Eş-Şebab el-Mücahidin  yani Mücahit Gençlik Hareketi veya kısaca eş-Şebab, Somali’de Federal Geçiş Hükûmeti’ni ortadan kaldırmak için savaşan bir silahlı örgüttür.
    Grubun savaş taktiği gerilla mücadelesi üzerine dayanıyor. İntihar saldırıları, silahlı saldırılar ve adam kaçırma olayları örgütün en yaygın eylemleri olarak ön plana çıkıyor.
    Her iki örgüt de,Işid uzantılıdır.Işid terör örgütünün Afrika koludur.Biri Somali de,diğeri Nijerya da islamı kullanarak terör yapıyor.
    Erdoğan Işid için:”İslam anlamı barış olan Sin kelimesinden türemiştir. Anlamı barıştan türeyen bir din asla teröre destek vermez. DEAŞ bir terör örgütüdür.”Demişti.Işid e destek vermediğini,ona karşı savaştığını söylemişti.
    İşte Erdoğan a Işid karşı(o deaş diyor) savaşma fırsatı.Madem terör karşı savaşıyorsun Erdoğan;hadi git de ,Sudan ve Nijerya da boka haram ve eş şebab terör örgütü ile savaş.Sudan ve Nijerya ya barış ve özgürlük götür.Sen diyorsun ki;Libya kardeş.Sudan ve Nijerya da kardeş değil mi?Onlar da müslüman. Ha!Niyetin Libya petrolünden pay kapmaksa eğer,söylem ve tavrını gizleme.Harbiden Libya ya petrol kapmak için asker göndereceğini söyle.Dürüstlük söyleminde samimi isen,Libya yı bırak Sudan ve Nijerya ya asker gönder ve oralardaki terörizmi bitir de; onlar terörden kurtulsunlar ve huzura kavuşsunlar.Sen hep söylüyordun;Türkler islamın ve müslümanların kollayıcısı ve koruyucusudur diye.Şimdi söylemni icraata dökme vaktidir.

  18. Bu kadar uzun yazmaya gerek yok. Google sorunu=Rusya NOKTA! Bundan sonrasını herkes kapasitesine göre detaylandırsın. Kapasite için birçok kaynaktan çok yönlü okumak gerek ve Türkiye’nin belirlediği yöne bakmak gerek! Bu yön kurtuluş olarak görülüyor ancak bu yöndekilerin inançları ve sistemleri tarihte hiçbir zaman ne Türklükle ne de müslüman osmanlı ile uyuşmadı! Buna rağmen direksiyon bu yönde gidiyorsa altta yatan gerçek sebebi bir düşünmek gerek! Türkiyenin Natodan, AiHM den, AB den, sünni islam ülkelerinden vb birçok alandan uzaklaşması demek Türkiye nin gittiği yolun sonunun ne olduğunu gösteriyor. Bu kadar suskunluk kimseye fayda sağlamayacak ilerde.

    • Yav, biz one minut; dünya 5ten büyüktür diye cepheden cepheye atılırken sen hangi susmuşlar ordusundan bahsediyorsun mübarek..? Çok lazımsa natoyu veya haçlıları filan göreve çağır istersen..! Bunların biyerde kuluçkası falan mı vardır nedir arkadaş..?

      • Van minit dedik de ne oldu, Türkiye’ye girdi. Mavi Marmara 20 milyon dolara satıldı. Ayrıca Kudüs İsrail’in başkenti oldu. / Dünya 5’ten büyüktür diyorsunuz da Türkiye 1’den büyüktür diyemiyorsunuz. / Sizin yaptığınız iş de zor doğrusu, değiyor mu bari?

  19. – insanlar açlıktan intihar ediyor.
    – birileri yetim hakkını hamudu ile götürüyor.
    – ülke batmış.
    – bu arkadaş da, namazdan bahsedince müslüman olduğunu zannediyor.
    – konu din ise, sen dilsiz şeytanın dik alasısın.

    • Hamza bey gerçekten de bazen sizin şu gereksiz gerilim tavrınızı anlamakta güçlük çekiyorum.
      Yahu dün Ocak medya da namaz konusuda şu espri vardı : “Boşverin. Bilmek şart değil. Bakın Yiğit Bey de bilmiyor. Ama geliyor”(yani bilmiyor ama namaz kılıyor)
      Değerli okur da bilmeyenler öğrensin diye namaz tarifi veriyor. Allah aşkına bunda bu kadar kızılacak ne var da ikidir yorum döşeniyorsunuz:))

    • baran bey!
      – benim niye tepki verdiğimden çok “değerli okur”un yazdıklarını doğru değerlendirebilirseniz, benim niye kızdığımı da anlar, belki de siz benden fazla kızarsınız.
      – benim yazdıklarımı, “değerli okur”un yazdıklarını doğru değerlendirmek için ipucu olarak değerlendirebilirsiniz.
      – aşağıda size yönelteceğim eleştiri ile birlikte:…
      – ilginç bir adamsınız; bazen ince farkları iyi görürden, bazende, çok büyük farkları göremiyorsunuz.
      – geçen gün anlattığınız “uğur abi” hikayesindeki gibi.
      – hikayenizde, uğur abiniz, banka faizi ile ilgili birşey soran adama “ben müslümanım” diyor, adam da “ben de müslümanım deyince, uğur abiniz “sormadımki kardeşim” demiş ya. sizde uğur ağbinizin davranışını iyi birşey yapmış gibi anlatmıştınız.
      – kimsenin, uğur ağbinize “müslüman mısın?” diye sormadığı nedense ne sizin, nede abinizin aklına gelmiyor.
      – sizin değerli okurunuzun, kendisinin doğru olduğunu düşünmediği şekilde namaz kılanları, “islamı yozlaştıranlar” olarak ilan etmesini de, yine uğur ağbiniz olayında olduğu gibi, nedense kavrıyamıyorsunuz.
      – oysa değerli okurunuz, sayın H.K.’nin ifadesi ile söyleyecek olursak; cübbelinin bile anlayacağı kadar, açık yazmış.
      – normal bir insanın kızması gereken başka önemli noktalar da var. fırsat olursa onları da konuşuruz ama önce, siz, “değerli okur”un yazdıkları üzerine biraz kafa yorun.
      – dediğim gibi; benim yazdıklarımdan ipucu olarak yararlanabilirsin.
      – ben, çok önemli olduğunu düşünüyorum.

  20. “Sözün kısası, tekel kötü, rekabet iyidir.” Değildir..! Bu meseleyi de öyle bikaç cümlede kapatamayız. Devlet tekeli en iyisidir, yoksa devlet kontrolünde olanı iyidir; ama en kötüsü rekabet peçelemesi altındaki devlet kapitalizmidir(çin, oligarklar…) bu türden mevzularda çiğdem hanımın aydınlatıcılığına her zaman ihtiyaç var…

  21. “Kapitalist sistemin mantığı rekabete dayanır. Hemen her alanda tekele müsaade edilmez, bu da ya tekel durumuna gelmiş olanı parçalayıp bölerek, ya da onun karşısına rakibinin çıkabilmesini kolaylaştırarak sağlanır.” Öyle midir değil midir ben bilmem diiceem ama şimdilik doğrusu tam tersidir demekle yetiniim ve bu ortamda yüzlerce kere terör örgütü propaganda metinleri paylaşırken bir kez olsun “imf sömürü düzeninin kalesidir” diyememiş eskinin devsol militanı, yeni süzme neoliberal sn.bernar arkadaşımıza havale edeyim mevzuyu…

    • Siz önce, “Zulümden beslenen Doğu Perinçek, çıktığı dern dehilize sürülecek!” kıvamında bir sloganı terennüm edin, H. Gayret. IMF mevzuu kolay 🙂 “Üstelik de, çıktığı karanlık ine sürülürken ümmetin memurunu da yanına alıp öyle gidecek!” diye bir eklemede de bulunabilirsiniz gönlünüzden geçiyorsa, ama zorunlu değil tabii.

      Şimdilik, “Yaşasın dindar muhafazakarlarla demokratların kardeşliği!” diyorum 🙂

  22. ” Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.”Nisa suresi,103.ayet.
    Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabb’imiz (derler), bunu boş yere yaratmadın. Sen yücesin, bizi ateş azabından koru!” Al i imran suresi,191.ayet.
    “Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavaf edenler, ayakta (kaimin) duranlar, rükû’ ve secde edenler için evimi temizle.” Hac suresi,26.ayet.
    “Ey Meryem, Rabb’ine divan dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.” Al i imran suresi,43.ayet. Görüldüğü gibi, Namaz da duruş şekli, Allah’ın huzurunda olmanın gereği olarak, yüksek bir saygı içeren ayakta durma(kaim),rükû(eller dizlere erecek şekilde başı ve beli öne doğru eğilmek),secde(itaat, teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek) ,divan durma başka bir ifadeyle ihtirâm (hürmet)duruşu olayıdır. Al i İmran suresi,191.ayette;ayakta,oturarak,yanları üzerinde namaz kılma şekli sağlıklı ve hasta olanalrın namaz kılma şeklidir.Ayakta namaz kılacak olanlar, sağlıklı olup namazın kılınma şeklini tam olarak uyma zorunluluğunu yerine gerticek kişilerin namazıdır.Namanız kılınma şekli daha önce açıklandı.Din kitaplarından öğrenin. Oturarak namaz kılacak olanlar,sağlığı bozuk ve özürlü olanların namazıdır.Bu kişiler,yere oturarak namaz kılacak olanlardır:tabure,sandalye,koltuk,çekyat vs.üzerinde namaz kılamazlar. Yanları üzerine namaz kılacak olanlar ise;yere oturarak dahi namaz kılamayacak derecede olanlar içindir.Ameliyatlı,yatalak,kalkamayacak derecede hasta olanlar içindir.Onlar,yataklarında oturarak ve ayaklarını kıbleye çevirerek namaz kılrlar.Yatağında oturamayacak derece ise,yattığı yerden ima ile kılarlar.Ama,camiye yatağı ile gelip cemaatle kılacağım diye haraket etmek olmaz.O zaman camiler hastaneye döner.Zaten camiye gelemeyecek derecede rahatsız,hasta olanların cemaatle namaz kılması gerekmez. Namazın rükünlerinde (namaza durunca yerine getirilecek şartları),Allah’ın azameti ve büyüklüğü karşısında, kulun kendi küçüklüğünü ve güçsüzlüğünü itiraf etmek vardır.Namazın rükünleri;İftitah tekbiri,kıyam,kıraat,rükû,secde,ka’de-i ahîredir.
    Görülüyor ki,namazın bütünü ;Allah a saygı ve hürmet göstermenin fiiliyat ve ibadet halidir,kulun kendi küçüklük ve güçsüzlüğünü itiraf etmektir.İşte namazın şekli budur. Bazıları islamda şekilcilik var diyerek küçümsüyor.Şekil bir kalıptır.Kalıp ne ise sonuç,akıbet,tavır,fiil o olur. Hristiyanaların,musevilerin,putperestlerin,ataistlerin de şekli yani bir kalıbı vardır.Mesela hristiyanlarda İsa peygamberi; Allah,Allah ın oğlu,Peygamber yani üçlü teslis inanç şekli(kalıbı) vardır.Museviler de, Allah ın sadece İsrailoğullarınının Allah ı olduğu ve musevilerin cehennemde yedi günden fazla kalmayacağı ve musevilerin hür ve asil diğer insanların onalrın kölesi olduğu inanç şekli vardır.Putperestlerde, Allah ın ; bir nesne,hayvan,insan,gök cisimlerinin şekline girdiği inanç şekli vardır.Ataistlerde, Allah ı ve onun indirdiği dinleri tamamen inkâr etme inanç şekli vardır.Deistlerde ,Allah ın varlığını kabul etmekle birlikte;indirdiği dini,peygamberleri,ahret ve hesap gününü, kaderi inkâr etme inanç şekli vardır.Hepsi bu kadar değil,Ben hatırladığımı yazdım.Daha başka inanç şekilleri var. İslamın şeklini yani kalıbını Allah koymuştur.Bundan gayrısını kişiler kendi koymuştur.Şekli,kalıbı,kanunları kuralları,inanç sitemini kimin koyduğuna bakılır.Allah koymuşsa doğrudur.Gayrısı koymuşsa yanlış,hatalı,art niyetlidir.Onda ;Allah a karşı isyan,Allaha a ve O nun indirdiği din i islama karşı savaş vardır.

    ”Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkup sakının! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak can verin. Âl-i İmran suresi,102.ayet.

    Din i islama her dönem saldırılar olmuştur.Dıştan direkt olarak hedef almakla saldırılarında başarılı olamıyorlar.Dini inanç ve kaideleri sulandırarak,yanlış tefsir ederek,cahil ve saf müslümanları ortaya sürerek,islami esas ianaç ve kaideleride delikler açmak istiyorlar. Dün gündeme getirilen,eskiden de gündeme gelen camilerde tabure ve sandalye üzerinde namaz kılma hadisesi de böyle.Medyada resimlerini gördüm.Taburaler,sandalyeler,koltuklar,çekyatlar camilere dizilmiş;üzerine oturmuş bir dizi saftirik, belki de kasıtlı eylemciler sözde namaz kılıyor.Cami otele ve kiliselere döndürülmüş.İleri sürdükleri bahane de hastalık,körlük,topallıkmış. Zorluk değil kolaylıkmış.Zorlaştırmayın,kolaylaştırın demek, size güç gelen ibadetleri yapmayın, onları istediğiniz gibi değiştirin demek değildir. Dinimizin bildirdiği kolaylıklardan faydalanın demektir.Bakınız:
    Dinde kolaylık var ne demek?Kaynak Bir de fetih suresi 17.ayeti delil göstermişler.Fetih suresi zaten baştan sona 29 ayeti ile savaş konusunu ele almıştır.Fetih suresi,17.ayetinde;özürleri nedeniyle kimlerin savaşa katılamayacağı konusu vardır. Camilerede tabure üzerinde namaz kılın emri yoktur. Kişi camiye kadar gelebiyorlarsa zaten özürlü değildir.Hasta ve özürlülerin namaz kılma şekli vardır.Ama tabure,sandalye,koltuk,çekyat üzerinde namaz kılamaz. Hasta,rahatsız.özürlü namazları hakkında şuradaki veb adreslerini inceleyin :
    AYET:“Ey Meryem, Rabb’ine divan dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.” Al i imran suresi,43.ayet.
    HADİS:(Gücün yeterse, yere secde et! Yere eğilemezsen, yüzüne bir şey kaldırıp, bunun üzerine secde etme! İma ederek kıl ve secdede, rükudan daha çok eğil!) dedi. (Fethul-kadir, Merakıl-felah, Halebi, Mecmaul-enhür)
    DİN KONUSUNDA BAZI AYETLER AYETLER:
    Ey iman edenler! Dininizi alay ve oyun konusu edinen sizden önce kendilerine Kitap verilenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Şayet müminlerseniz Allah’tan korkup sakının. Mâide suresi,57.ayet.
    İnkâr eden ve (insanları) Allah yolundan çevirenler, diğer kimseleri de bozdukları için onlara azab üstüne azab artırdık.Nahıl suresi,88.ayet.
    Hiç kuşkusuz sizin bu ümmetiniz, tek (olan İslam) ümmetidir. Ben de sizin Rabbinizim. (Öyleyse) benden korkup sakının. Mü’minûn suresi,52.ayet.
    O’na yönelenler olun. O’ndan korkup sakının. Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın. Rûm suresi,31.ayet.
    Ey Nebi! Allah’tan korkup sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Şüphesiz ki Allah, (her şeyi bilen) Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. Ahzâb suresi,1.ayet.
    Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler. Teğabûn suresi,16.

    • Hocam, galiba yorumu yanlış yere yönlendirmişsiniz; nurdan ablamızın çok beğendiği bi diyanet yazarı vardı diğer köşelerden birinde, isterseniz oraya bi bakın..!

    • islamı yozlaştırmak isteyenler var mı bilemiyorum ama islamı senin kadar yozlaştırmayı becerebilecen epey insan olduğunu biliyorum.
      – Din bu mu? İslam bu mu?
      – Ahlak, insanlık, hak, hukuk, aklını kullanmak islam değil de namazı kılış şekli mi islam?
      – insanlar intihar ediyor, çocuklar babasız, çocuklar aç, bebekler bile hapsediliyor, insanlara zülmediliyor, deve hamuduyla götürülüyor. Hiçbiri seni rahatsız etmiyor, insanların namaz kılış şekli mi rahatsız ediyor?

    • Anladığım kadarıyla şunu demek istemişsiniz. “Bedensel özrü olanlar namazlarını evde kılsın, camilerde tabure sandalye falan olmasın, yakışmıyor”. Fakat bunu anlatabilmek için yazdıklarınız kafanızın çok karışık olduğunu gösteriyor. Bana kalırsa ahlaksız ruhu olanlar ile camide birlikte secde etmenin sakıncalarına değinseniz daha faideli olurdu.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız