Seçim erkene alınacak mı? Sorunun cevabı hayati sonuçlar doğuracak kadar önemli…

32

Aktif siyaset içerisinde yer alan kişiler için en heyecan verici sözcük tektir: Seçim

İktidar partisi -veya bizde olduğu gibi iktidar cephesi- içerisinde yer alanlar sandıktan çekinirler; seçime gitmek onları bu yönüyle heyecanlandırır. 

Muhalefet saflarında yer alanlar umut ve umutsuzluk arasında gider gelirler seçim sözcüğünü işitince; bir yönüyle iktidar kapısının açılabilecek olması umudu, diğer yönüyle iktidarı yeniden elden kaçırma ihtimalinin umutsuzluğu…

Oysa insanlar için ölüm nasıl kaçınılmazsa demokratik sistemlerde seçim de politikacılar için kaçınılmazdır.

Bazıları seçim sever. İsrail’de önümüzdeki ay seçim var. Bu, o ülkede, iki yıl içerisinde yapılan dördüncü seçim olacak. İlk üç seçimde sandıktan çıkan sonuç tek bir partiyi iktidara getirmediği gibi sağlıklı bir hükümet kurmaya da imkan vermedi.

Bazı ülkeler seçim konusunu kesin kurallara bağlamıştır. ABD’de olduğu gibi. Kuralcı görünmez ABD, fakat siyaset alanı neredeyse bütünüyle birliğin kurulduğu ilk günden bu yana çiğnenmemiş kurallara sahiptir.

Neredeyse her yıl en az bir kez ciddi ciddi “Anayasa yapalım” kampanyaları açılan bir ülkeyiz; oysa ABD yaklaşık 200 küsur yıl önce (1789) yazılmış ilk anayasayla bugüne kadar gelmiş, zamana uyum ona getirilen mahdut sayıdaki eklerle sağlanmıştır.

Yanılmıyorsam, uzun asırlar boyunca anayasaya yapılan ek sayısı yalnızca 27’dir ABD’de.

Reklam

Seçimlerin dört yılda bir ve hangi gün yapılacağı, seçilen başkanın göreve ne zaman başlayacağı bellidir; ABD’de 2030 veya 2050 yılında hangi gün seçim yapılacağını bugünden hesaplayabiliriz.

Siyasetin pek çok özelliğinin sisler altında kalması gibi, bizde de anayasaya seçim tarihiyle ilgili keskin ifadeler yazılmış olmasına rağmen, seçimin zamanında yapıldığı pek nadir görülmüştür.

“Acaba siyasileri tek ayak üzerinde tutmak, heyecanlarını hiç azaltmamak için mi böyledir?” sorusunu zihnimde hep taşımışımdır.

İktidarlar seçimi kendilerini önde çıkaracağını düşündükleri bir tarihte yapmanın yolunu arar ve bazı istisna dönemler dışında genellikle hesapları da tutar. 

Mustafa Karaalioğlu’nun bugün Karar‘daki “Erdoğan, seçimi herkesten çok ciddiye alıyor” yazısını bu sebeple ilginç buldum. AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son günlerdeki konuşmalarını akıl penceresinden değerlendiren bir yazı bu.

Vardığı sonuç şu paragrafta:

“Cumhurbaşkanı şartların erken seçimi, tahminlerden erken dönemde zorlayabilme ihtimalini herkesken fazla ciddiye alıyor. Ve özelikle son dönem konuşmalarına bakın; bütün liderlerden daha sık parti tabanını seçim çalışmaları içini motive ediyor. Bir an önce seçim isteyen muhalefet bile en azından söylemde Erdoğan kadar “erken seçim” lafını dile getirmiyor.”

Çok yakın zamanlara kadar ‘Millet İttifakı’ içerisinde yer alan muhalefet partileri de  bir an önce yapılması dileğiyle ‘zamanından önce seçim’ konusunu sıkça seslendiriyorlardı.

Reklam

Karaalioğlu siyasetin nabzını şu sıralar benden daha iyi tutabilecek durumda olduğu için “Muhalefet erken seçimi dile getirmiyor” demesini önemsedim.

Gerçekten durum böyleyse muhalefet doğru yapıyor demektir.

Muhalefet iktidarın seçim tarihini kendisi için en uygun zamana göre belirleme niyetini fark etmiş olmalı. 

İktidarlar açısından seçim için en uygun zaman ne zamandır?

Bu sorunun her yerde geçerli tek bir cevabı var: Kendisine oy vermeyecek seçmenleri bile sandığa götürüp kendisini yeniden iktidara getirecek biçimde davranmaya sevk edecek bir ortam en uygun zamandır.

Onun dışındaki her tarih uygun sayılmaz.

ABD’de Donald Trump bu gerçeği kaybettiği seçimde yaşadı.

Korona salgını ve kendisinin o salgına yaklaşımı başka bütün şartlar lehinde olduğu halde seçim başarısızlığı getirdi Trump’a.

Tarih keskin kurallara bağlanmamış olsaydı, Trump seçimin farklı bir tarihte yapılmasını sağlamaya çalışırdı.

Gelelim bize.

Anayasa başkanlara üçüncü kez seçilme kısıtlaması getiriyor. Yine anayasa ancak tarihinin erkene alındığı bir seçimde Tayyip Erdoğan’a yeniden seçime katılabilme imkanı sağlıyor. Bu sebeple, seçimin 2023’ten önce yapılma ihtimali yüksektir.

Şu sıralarda tartışma gündemine giren anayasa değişikliği seçim tarihini erkene alma hazırlığıyla da ilgili olabilir.

Devlet Bahçeli, ısrarla, “Bizim cumhurbaşkanı adayımız Tayyip Erdoğan’dır” dediğine göre, MHP de seçim tarihinin erkene alınacağı öngörüsüne sahip demektir.

Peki ortam iktidar için uygun mu?

Şu an değil. 

Ancak ortamı seçim tarihini erkene almayı uygun hale getirecek gelişmeler her an yaşanabilir.

Tamamen spekülatif bir akıl yürütme yapalım: 

Gara’da rehin tutulan 13 kişi terör örgütü militanları tarafından katledildi. Operasyon sırasında üç asker de şehit oldu. Muhalefet bu olayla ilgili sorumlu arayışında. Karşılıklı suçlamalar yargıya da intikal etti. 

Operasyonun farklı bir biçimde sonuçlandığını düşünelim. Rehin tutulan 13 kişi tek bir askerin burnunun bile kanamadığı büyük başarıyla sonuçlanmış bir operasyonla kurtarılmış olsaydı… 

Sonrasında her şey çok farklı gelişmez miydi?

HDP’nin kapatılmasına kadar varmasa bile tek başına gireceği seçimde yüzde 10 barajına takılması ve 60-80 kadar milletvekilinin büyük çapta iktidar cephesine gitmesi ihtimali büyük olurdu gibime geliyor.

Cumhurbaşkanı seçimi de bu durumdan etkilenirdi.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok: Türkiye’de seçimin zamanında yapılması muhalefetin lehine, iktidar cephesinin ise aleyhinedir.

“Seçim zamanında yapılır mı?” sorusuna kendiniz cevap verin.

ΩΩΩΩ

32 YORUMLAR

  1. Türkiye ne hallere düşmüş! 8 sene önceden yani 17/25 Aralık filizlenme dönemlerinde Fetometre testlerine başlamış TSK ve Tayyip Cumhurriyetinin kahraman komutanı neler anlatıyor.
    Gerçekten kendimi 15 temmuz mağdurlarının yani şehit polislerden birinin akrabası olmama rağmen, hadi dedim akraba değilde başka bir tanıdığın şehit olmuş çoçuğun ailesi yerine koyarak bu adami dinledim! Ülkem ve İnsanlık adına utanç duydum.
    Hadı iftiralara inanalımda bu kadar bariz yalanlara nasıl inanalım? Hakikatten bu yalanlara inananlar varmı?
    İnsanların Cemaaten olup olmadığını tesbit için nişanlısının evine kurban olarak gönderdiği Boynuzuna altın bilezik takılı koç fotoğraf’ı istiyormuş.
    Çünkü cemaatcılar ailelerine haber vermeden evleniyormuşlar. Onlarda
    Gelenek görenek yokmuş? Halbuki 15 temmuzda şehit olan akraba polis çocuğun kendisini bilmem ama anası Mahmud efendi cemaatınden babasıde Gülen cemaatındenler. Ikiside görücü usulu ile evlenmıştiler. Zaten ilk çocukları sıtajda iken şehit olmuştu.
    Bunlar seçim kazanmak için herşey yaparlar.
    İzlemek isteyenler için link.

    https://m.youtube.com/watch?v=my0keJf5png

  2. Seçimler erken olmasına olacak’ta, ilk planları tutmadı.
    Her ihtimal’de 6 senedır araştırılması için muhalefet tarafından meclise verilen önergeler üçüzler tarafından red edilen rehineleri kurtarmak akıllarına şimdi geldi, ve ellerinde 2 şık vardı!
    1. Sağ kurtarılsalar 500 terörist etkisis hale getirdik PKK kökünü kazacağız
    Lafları ile birlikte önceden listeleri hazrlanmış hdp lileri tutuklayarak, gerçı bu konuda geri adım atmadılar ve 750 göz altına alınan partililerin listeleri zaten önceden hazırlanip ellerine verilmiş listeler.
    1. Ters gitti ve kurtarılmadiğı gibi 13 şehide 3 daha eklendi.
    Bu sefer nasıl olsa ellerinde 2. Şık var, işte ikincide umduklarını bulamadılar. Ne milletti sokağa dökebildiler nede muhalefeti yanlarına alabildiler, ilk tepklerde HDP lide olan Huda Kaya,Gererli oğlundan, ve diyer partilerden geldi.
    HDP de dahil bunlara hesap sormaya başlayınca acilen Gergerlioğlu ve Huda Kayayi terörist ilan ettiler ve haps cezasini onaylatyılar! Hemde kanunları hiçe sayarak.
    Aslında şimdiden sonra Muhalefete büyük sorumluluk düşüyor.yoksa Allah muafaza bunlar oy için ülkeye vermeyecekleri zarar yok.
    Herşeyi yaparlar.

  3. “Cevap Yavuz selim”

    (Ahlak ve nezaket kuralları içinde eleştirenleri istisna tutuyorum..) “Ama diğer bilinen yorumcular”( bir pkk-hdp sözcüsünün sözünü “(veya dış basın hollanda vs.)” Sözlerini Türk hükümet veya kurumların sözlerinden veya beyanatlarından daha muteber sayan) bilsinlerki kendilerini itibarsizlastiriyorlar”

    Yukardaki yaziniz ile beni kast ettiğiniz ortada.
    (Ahlaksız diye yazsanız zaten bu sitede yayınlanmaz.) Ahlak ve nezaket’ten bahs eden ben değil sizsiniz, ve benim geçmişte yazdığim yorumlardan önek veriyorsunuz.

    GERGERLIOĞLU VE HUDA KAYA gibileri size ve üçülu kualisyona göre HDP li diye PKK li terörist olarak kabul edile bilir! Hatta terörist diye 2 yıl hapis yatan Alparslan Kuytal’ide bunlar ve bunlar gibilerini’de ekleyebiliriz.

    Bende onlara iftira atanları terörist olarak kabul ediyorum.
    Hollanda ve dünya basını istihbaratların erdoğan hakkinda devlet yetkililerini uyaran raporraporları dünyaya duyurdular.
    Onuda burada ilk kez ben yazdım!
    Devlet yetkilileri 2009 da %98 sakat olan polis 2016 da darbe yapmiş terörist diye daha dün hapise attilar
    diğer polis memuru pkk tarafından kaçırıldıktan 1 yıl sonra terörist olarak işten atıliyor ve 5 yil sonra şehit olunca ortaya çıktığinda listede ismi yazmasına rağmen milletin gözünün içine baka baka inkar ettiler.

    Ama arşivleri yok edemediler.
    Yalancilar ve iftiracılar’a siz saygıya devem edin yalniz başkalarına ahlak dersi vermeye kalkışmayın.

    • Nurdan hncim eğer Türkiye’de bir insan polislikten atıldı ise bu KHK ile resmi gazetede yayınlanır.Bunu önce o aklınıza yerleştirin .Sonra tüm resmi gazeteleri tarayın ve o polisin ismini bulun bendeniz de sizde özür dileyeyim.Boyle safsatalari olmamış olayları olmuş gibi milleti değil kendinizi bile kandırmayın.Aklin yolu bir dedikodu ile bu işler çözülmez bulursunuz gazeteyi ispatlarsiniz.Yoksa sabah akşam hikaye uydurmak çok kolay.Gecmistede birçok yalan haber yazıldı.yok tren gitmemiş de yok dönmüş de kandirmacaymis da mis da mis.Gercekleri görün yoksa biz biliriz dünyanin en itibarlı bellediğiniz CNN int.madagaskarda petrole bulanan martıları Saddam’ın petrol kuyularının infilak ettirdiği atıklarından bulandigini söyleyen yalan programları gibi veya Tony amcanın evet biz yalan söyledik Saddam’ın kitle imha silahı yoktu yalanı gibi hikayeleri.
      Bu millet iyi kötüyü yalanı yalanı görüyor.Lakin siz kimin sponsorluğunda bu iftiraları atıyorsunuz onu açıklayın!!!!

      • Benden özür dilemenize gerek yok!
        Doğruyu öğrenmek için Baran beyin verdiği linkte veya Havuzun herhangi bir gazetesindeki o tarihli listeleri,Siz kendiniz bulun ve okuyun.2018 de KHK ile atılan 7,800 memur hakim polis imam kurankurs hocalarının listeside resmi gazetede yok zaten Resmi Gaztede isim isim yayınlanmasıde mûmkün değil. RG sadece toplamını yazar.
        Eğer isim isim yazacak olsa en az 50 sayfalık bir gazte çikarması lazım.
        O listeler internette ve bizim gözümüzün içine bakarak yalan söyliyorlar.
        Peki siz devletin resmi A,A daki listesine inanmiyorsunuz’de
        neden belge ile değilde emir ile beyanet verenlerın beyanetletine inaniyorsunuz.
        A.A. ya inanmiyorsan Tarihi belli ismi belli gir internete inanacağin bir siteden kendin bul.

      • resmî gazete kutsal metinler mi ki, ekleme çıkarma yapılamasın?
        Şehit Vedat Kaya hakkında bu durum bu günkü tartışma mı Ahmet bey, siz yeni duykuş olabilirsiniz ama khk listeleri açıklandığı günlerden beri bilinen ve yazılıp konuşulan bir mesele.

  4. It’s the economy stupid. Bu ekonomiyle erken seçimin de, zamanında seçimin de, birkaç yıl ertelenmiş seçimin de, ilelebet ertelenmiş seçimin de iktidara faydası olmaz. Pılıyı pırtıyı toplasalar iyi olur. Demedi demeyin.
    İkidar kendi elini kolunu kendisi bağladı. Görmemişin oğlu olmuş misali.

  5. İnönü ve Bölükbaşı
    21 Temmuz 1946 seçimleri arifesi.
    “Açık oy, gizli sayım” esasına göre yapılacak seçimlerin öncesidir. İsmet Paşa, pırpırlı küçük uçakla seçim gezilerinden birine gitmektedir.
    Yanına meşhur hatip Osman Bölükbaşı’nı da almıştır. Amacı ezeli muhalifi DP’li Bölükbaşı’nı biraz yumuşatmaktır. Uçakta o zamanlar 7 yaşında olan Erdal İnönü de vardır.
    Uçak Eskişehir taraflarında alçaktan uçmaktadır ve aşağıdaki patates tarlasında çalışan köylüler gözükmektedir.
    Erdal İnönü, köylüleri görmüş ve babasına “Bunlar kim, neler yapıyorlar orda” diye sormuş. İnönü “Onlar köylü” demiş. “Ekin ekerler, ekinler büyür, onları bize satarlar, biz de onlara bunun karşılığında para veririz, onlar da parayı alınca çok sevinirler” demiş.
    Küçük Erdal, bunu duyunca babasından para istemiş.
    İsmet İnönü: “Oğlum bende bozuk yok, Osman amcandan iste!” demiş. Küçük Erdal, bunun üzerine Osman Bölükbaşı’nın yanına gidip:
    – Osman amca! Bana bozuk para verir misin, demiş. Osman Bölükbaşı:
    – Oğlum parayı ne yapacaksın? diye sormuş.
    Küçük Erdal:
    – Sevinsinler diye aşağıdaki köylülere atacağım, demiş. Bölükbaşı, taşı gediğine koymak için iyi fırsat yakalamıştır. İsmet Paşa’nın da duyabilmesi için sesini yükselterek:
    – Evladım, üç beş kuruş atıp sadece aşağıdaki köylüleri sevindireceğine, babanı uçaktan atalım da bütün millet sevinsin!
    İnönü, o sırada tebessümünü gizlemek için dışarı bakmaktadır.
    Bu fıkra tadındaki olay, İsmet Paşa ve torunu diye de anlatılmaktadır. Yani olaydaki ufaklığın İsmet İnönü’nün torunu mu, yoksa oğlu Erdal İnönü mü olduğunun rivayeti muhteliftir.
    NOT: Bu yazı Fatih Polat’tan alıntılanmıştır

    • Büyüklerin her ikisi de tamahkar,
      ceplerinde sanki birer akrep var…
      Çoğukez, anlaşılmaz yaratıklar,
      birbirlerini uçaktan atacak kadar!

      Çocuk kim olursa olsun iyi kalpli bir çocuk. Çocuklar böyledir. Büyüdükçe ana babalarının ve içinde yaşadıkları toplumda gördüklerinden etkilenerek değişirler (bazıları deizme kayar, hatta zamanla eşekleşenlere, sapıtanlara rastlanır). Ana-babalar “çantada keklik” olarak gördükleri ve ağızlarına sakız ettikleri önemli olayı “çocuk yapmak” jargonuna indirmekle bu olayın ciddiyetinden ve sorumluluğundan kurtulamazlar.

      Bu anekdot gerçekten doğru mu Allah bilir, siyasi fıkra tadında uydurulmuş kategoride bir şey olmuş olması yüksek ihtimal. Doğruysa, İsmet inönü böyle bir eşek şakasına tebessüm edecek, dışarı bakarak durumu sineye çekecek bir karakter mi? Bölükbaşı, siyaseten taşı gediğine koyabilmek için bir çocuğun tertemiz niyetini alet edecek kadar kendini bilmez biri miydi? Büyüklerin davranışı o çocuğun kafasını allak bullak etmiş olmalı. Büyüklerin ikisi de cimri, ceplerinde sanki akrep var, büyükler bir acayip birbirlerini uçaktan atacak kadar…

  6. -”iktidarın seçim tarihini kendisi için en uygun zamana göre belirleme niyetini fark etmek”.
    -safların bu günkü haliyle seçime kadar aynen kalabileceği.
    -daha zarflar sandığı atlırken bile kuralların değişebildiğini unutmamak.
    -başkalrı 100 yıldır aynı Anayasayı kullanıyorken bizde..
    -seçimlerle ilgili partilerle alakalı bir sürü yapılması gerekli denilen kanunlar yapılmamışken.
    son:seçimin bu bilgilere göre 2023’ten sonraya kalmayacağı kesin!–)
    safları yer değiştirme de mümkün görünmüyor.
    gerisi laf kalabalığı.

  7. Zamanında Bilim-Teknolojiye dayalı sağlıklı ve üretken temel bir yapı oluşturulamamasıyla gelişmesine yarım yamalak devam bir ülke askeriyesi sağlam olmuş olsa bile birçok konularda yine savunmasızdır, durumu hassastır dengeleri çabucak değişebilir. Nitekim son yıllarda bu üst üste yaşandı. Düzeltelim derken atılan bir kaç yanlış adım. Üstüne üstlük bir de Korona etkisi durumu son 1-2 yılda iyice kötüleştirdi. Anayasa deniyor, şimdi, anayasa değişse ortalık süt liman mı olacak? Değişse de değişmese de gelecek endişesi ağır basmağa devam edecektir, geleceğe olan güvensizlik kolay kolay ortadan kalmaz.

    Erken seçim olsa temelde ne değişecek? Son günlerdeki ekonomik haberler iyiye yönelmeler gösteriyor, örneğin: Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu “negatif”ten durağan hale çıkarmış, ilginç! İstihdam endeksi yüzde 4,5 artmış.., Allah versin diyelim. Durum böyle gitmeğe devam ederse iyi. Bir bakıyorsunuz, bu trendler 2023’e kadar devam ediyor ve iktidar koalisyonu toparlanıp açık ve net bir şekilde yeniden seçiliyor… İktidarda olmanın (kalmanın) önşartı iyileşen bir ekonomi ve para/kredi kaynağı dışarısı ile iyi geçinmek, bariz hataları tekrarlamamak. Bu ülkede hangi parti iktidarda olursa olsun insan kıymeti hiç bir zaman yeterli seviyede değildi. Kontrolü elden kaçırmamak için, hayatta kalabilmek için insan zahiyatı göze alınagelmiştir; «Giden gider, ölen ölür, kalan sağlar bizimdir» serin kanlılığı! Veya çaresizliği!…

    • seçim olsa ne olur? rutin olanın dışına çıkılmış olur. bir de yeni bir hükümet kurulursa kötüye gidiş tarsine dönmese bile en azından yavaşlar. ben tersine döneceğini umuyorum.

      • Tersine dönse işi bir tahayyül, bir déjà-vu!
        AKP’yle bunu vaktiyle yaşamadık mı yahu!?

        Zamanında yapılan tepeden inme inkilap devrim vs türü neyse artık denenmiş, pili çoktan bitmiş olanın yerine, yeni ve bu defa tabandan yukarı bir devrim gerekli. Misal DEVA olacak parti Başkanına rapörtaja alıp soruyor Altay dağlarından biri: “Hepsi iyi güzel, peki şu M. Kemal Atatürk hakkında ne düşünüyorsunuz” bir yoklama, sanki vize almak/vermek gibi bir şey. O parti Başkanı da mahalle baskısına boyun eyip bir şeyler geveleyip duruyor. Bu konuda “déjà-vu” olayı bitmedikçe temel olarak ileriye yönelik bir değişim/gelişim olması oldukça zor. O mahalle baskısı duvarnıı aşamadıktan sonra “italyan çukurunda” çebelleşmeler bitmez. Askerlk yaptıysan italyan çukuru nedir herhalde biliyorsundur. Ülke olarak bizi işte o kısır-döngü çukurunun içene attılar! Çık çıkabilirsen!

  8. Benim asıl merak ettiğim, muhalefet partileri neden strateji değiştirdi?
    Mehter otobüsünden neden indi?
    İki konuda alışılmışın dışında davrandılar;
    1-Anayasa değişikliği önerisinde;
    2- Rehine kurtarma operasyonunda.
    Bana göre üst üste muhalefet partilerinin aynı tavrı göstermeleri taktik değil stratejik bir değişiklik.
    Ama neden?
    Artık bu kadar yükü taşıyamayacaklarını mı anladılar?
    Minare kılıfa sığmamaya mı başladı?
    Yoksa hizalanma dışarıya bakılarak mı gerçekleşti?

  9. Bir üfürükçü vardı bu sayflarda.Yığınla saf salatası arasına Analiz (!) lerini dizerdi.
    muhtemel şimdi isim değiştirip yazıyordur yine ne de olsa diri tutmak lazım beklentileri çözülmemeleri lazım
    -Oruç reis denizlere açılamaz dedi.açıldı
    -S4000 ler denenemez dei denendi.
    -2020 yi bu hükümet çıkaramaz dedi.Çııkardı.
    -2020 sonuna doğru bu yıl çıkarsa haziran a kadar büyük bir altüst oluş olur ve Haziran daki seçimde barajı bile bulmaz dedi .En kötü derecelndirme Kuruluşu en az 5.7 büyüme diyor

    yani demem oki.Devamlı diri tutun umutları çözülmeyin itirafçı olmayın sakın ha.
    İbadet tayfası hapiste çürüsün.Edepsizler hergün rüyadan peygamber çıkarsın.
    Ajan tayfası ABD de “Haçlılar namusunuza dokunmaz” haşhaşları yumurtlasın.

    Neyse umudunuz Neocon onlar için nafile namaz kılıp dua edin.Hadi bakalım.

  10. Tüm dünyada herşey süt liman bir bizde kriz var ?İngiltere %10 küçüldü .seçimi ancak kaos isteyenler arzu eder.Herkes canını kurtarma derdinde 6 ay kapalı kalan restoranciya sorun bakalım seçim istiyor mu?Hadi açalım restoranları ölümler pik yapsin.Devlet ve sivil toplum kuruluşları birlikte krizi yönetecek.Gecen restoran ve cafeciler bir öneri getirdi.Devlet SGK yi ödesin biz işçi cikarmayalim İşsizlik sigortasından ödenecek para kuruma gitsin vatandaşın yükü hafiflesin adamlar çok ciddi taahhüt verip sistem ayakta tutulsun.Bu ve benzeri çözümler üretmemiz lazım.Yoksa yurt dışından fonlanan felaket tellallarinin isteği üzerine bir kaos a suruklenmiyelim.Peki bunlar gitti ortağının ismini zikredemeyen paramparça olmuş ana muhalefet dostlarını getirip çözüm mü sunacak.

    • “Hadi açalım restoranları ölümler pik yapsin.”

      Allahın Akıl verdiği bey efendi!
      Yerden Göğe kadar haklısınız!
      13+3=16 – Şehitlerin gelmesini Parti Kongeresinde para vererk yani bizim gibi vatan hainlerinin vergileri ile topladığı taraftar görünmlü insanları tarafından tıka basa doldürulmuş salonda Karadeniz şivesi ile komiklik yaparak gûldüre güldüre Kutlayan AKP ve dünya lideri cenaze gömülürken de ŞOW yapmayı ihmal etmeyerek şehit anasına telefonla bağlanarak! Şow yapanlar’ın tıka basa dolu salon PİK yapmiyor!
      Restoranda 20-30 kişi yemek yerken pik yapiyor, Öğlemi?
      Çöpten yiyecek toplayanlar Ekonomisi %9.9 Küçulen İngilterede -mi? Yoksa 1116 odali saray da oturan Dünya liderinizin! Türkiyesindemi?
      Utan utanmazdan kork Allahtan korkmazdan.
      Allahın Akkillisi..

        • Bu konuda Öğûnmek şöyle dursun, çelişkiye düştüğüme şahit oldunuzmu?
          Birde ne zaman övündüm?
          Sadece zenci mahalleri olsa öper başįma koyarım.
          Trump taraftarları
          evangelist irkçı beyazlar ve latinolarda aynı. Kural mural dinlemiyorlar. Bunların Herbiri birer Trump. Bu tiplerin sayesinde ölü sayısı 500,000 kişi geçti.
          ABD koronada Düya rekoru kırıyor.
          Bunun 1 numaralı sorumlusu Trump ve partisi, 2 numaralı sorumluları İspanyol asılli ( latino) ve sonuncularide zenciler.

  11. Erken şeçimin bütün belirtileri ortaya çıkmış durumda
    Erken seçim olursa hangi şartlarda olacak salgın döneminde nasıl bir seçim propagandası olacak mitingler yasaklanacak mı? Yasaklanmaz ise salgının önüne geçilemez ve sonuçları çok kötü olur. Mitingler yasaklanırsa o zaman çok adaletsiz bir seçim olur. İktidar partisi medyayla bu işi götürür.

    Belki de bunu çözümünü de bulmuşlardır miting döneminde virüs mutasyona uğratılıp(kodlanarak) seçim süresince miting alanlarına bulaşması engellenebilir. Bunun örneklerini şimdiye kadar yaşadık örneğin bazı günlerde, bazı yerde ve bazı kesimlere bulaşmadı….

    Şimdi seçim zamanın damı yoksa erken mi yapılır soru
    Benim tahmini seçim zamanında yapılırsa iktidar o zamana kadar erir biter ekonomi her yıl daha da kötüye gidiyor çiftçinin kullandığı gübredeki çok yüksek artışa dahi müdahale demez hale gelmiş durumda bunun farkına varıldığı için en uygun zamanda erken seçime gidilir….

  12. Ne yardan olunuyor ne serden…
    Olunamıyor işte.

    Başkanlık sisteminde kalınmak isteniyor ama yeni bir seçimde bunu yeniden elde etmek için gerekli çoğunluk şimdilik elde edilecek gibi görünmüyor; parlamenter sisteme geri dönülecek olunsa, belki seçimi kazanır iktidar cephesi ama bu defa başkan olmanın verdiği güç elden gitmiş olacak.

    Yeni sistem için yüzde 50+1 oranı konmasaydı ya da şöyle birazcık aşağıda, yüzde 40 küsur gibi konulmuş olsa idi -belki de Sn. Koru’nun öngördüğü gibi Yeni Anayasa değişikliğinden murat budur- seçim çantada keklik olurdu iktidar cephesi için.

    Başkanlık sisteminden kolay kolay vazgeçilmek istenmiyor; ya yeniden kazanılabilecek bir orana çekilmek isteniyor 50+1 oranı ya da verilecek bir çok “müjde” ile bu oran yakalanmak isteniyor. Bu başarılmasa anayasa değişikliği yeniden gündeme sokulup iktidar cephesinin yeniden seçim kazanması için uygun şartlar/oran oluşturulmaya çalışılacak.

    Ortam ne iktidar ve ne de muhalefet cephesi için erken bir seçime müsait değil. İktidar cephesi de muhalefet cephesi de 50+1’i bulmaktan çok uzakta. Bu oran siyaseti kilitlemiş durumda. Siyaset kurumu buna çözüm bulmakta hem çok zorlanacak hem de çok büyük çaba göstermesi gerekecek.

    İktidar cephesi bu çaba içinde ekonomi ve dış politika konusunda -ne çaba gösteriyorsa?- başarı gösteremiyor, ağırlığını, doğru olsa bile, ancak çok uzun vadede gerçekleşebilecek “müjdelere” vermiş durumda ki, bu da zamanında yapılacak olsa da önümüzdeki ilk seçimde ona pek fayda sağlamayacaktır.

    Muhalefet cephesinin işi de iktidar cephesinden daha zor; dişe dokunur bir ittifak oluşturamadığı halde seçmen hangisine kulak versin, hangisinde toplansın kestiremiyor.

    Başkanlık sistemi iki (iri) partili siyasi düzlemde daha çok işlerlik kazanıyor, biz de olduğu gibi un ufak partilerin, o da ancak ittifak yapmaları durumunda karşı blok oluşabiliyor ki, ülkemiz yeni sisteminde bu gerçekleşmiyor, gerçekleşemiyor. Kaldı ki en iri partimiz bile ittifak yapmak zorunda kaldı başlarken bile.

    Yeni sistem siyasi partileri zora soktuğu kadar seçmenin de kafa karışıklığını gidermiş değil. Karasızların oranı hiç olmadığı kadar büyük bir yekun tutmaya başladı, neredeyse ilk sıraya yükseldi. Bu, belirsizliğin, güvenin, öngörünün oluşamadığı bir siyasi atmosferin göstergesi. Bu atmosferde yapılacak her bir icraat veya seçim, zorlama ile gerçekleşen bir işlev görecektir, yani reel bir sonuç vermeyecektir bu yapılacaklar.

    Öyleyse normale dönmek gerekir. Bu dediğim siyasi olarak parlamenter sisteme dönülsün demek değildir. Önce yaşamın normaline dönülsün, herkes normal bir ortamda yaşadığını hissetsin; uçuk, ütopik, zorlama veya hesabi kararlar ile toplum meşgul edilmesin, gerilmesin. Böyle ortamlarda hem içtimai hem de siyasi kararlar daha kolay verilir.

    Demokratik bir sistemde, sistemin belirlenmesine, yenilenmesine veya anayasa değişikliği yapılmasına halk karar verecekse -ki, bu onun hakkıdır- o bu hakkını kullanabileceği, kendini ekonomik, sosyal ve siyasi olarak en özgür hissedeceği bir zaman diliminde gerçekleşmelidir. Aceleye getirilerek, baskı altında tutularak yapılacak toplumsal değişikliklerin şimdi de yaşandığı gibi ne topluma ne de siyasilere, kurumlara ve de ülkeye hiç bir faydasının olmadığını yaşayarak görüyoruz.

    Benim bu temennilerim henüz gerçekleşmeyeceğine göre bir süre böylece devam edeceğiz.

    • 50+1 ikinci turda garanti. Çünkü iki aday kalıyor ve çoğunluğu alan Başkan alıyor. Bence burada bir problem ve sıkıntı yok. Bu haliyle başkanlık seçimi gayet makul ve mantıklı. Ayrıca bu sistemde yüzde 30’la iktidar olma lüksü de yok artık. Gayet iyi bir durum. En küçük partiyi bile hesaba katmak zorundasın. Saadet partisi düne kadar yokken, artık onun da bu sistemde sesini duyuyoruz ve hesaba katılmak zorunda.

      Bu açıdan aşağıdaki yorumumu düzeltiyorum. HDP seçime katılmalı kesinlikle. Çünkü başkanlık ve Meclis seçimi ayrı şeyler artık. HDP Başkan adayı çıkarsa bile problem yok. İlk turda kimse 50 almaz, ikinci tura en iyi iki aday kalır. Mükemmel. Hatta hatta Meral Akşener bile aday olabilir yine ve hakkıdır. Geçen sefer korkulan bir adayın bölünmeden dolayı tek başına 50’yi almasıydı, öyle de oldu. Ama ikinci tura kalsa da aynı şey olacaktı.

      Başkanlık seçimi bu haliyle gayet iyi, değiştirmeye gerek yok bence.

      Burada tek problem başkana verilen sınırsız yetkiler ve meclisin sistemde etkinliğinin sıfırlanması. Bunu düzletmek gerekiyor. Meclis gerçek bir yasama ve yürütmeyi denetleme yetkisine kavuşturulmalı. Seçilen başkan, parti başkanlığından ayrılmalı, meclise müdahele edememeli.

      Aynı şekilde yargı da tamamen bağımsız bir hale getirilmeli. Şu anda olanlar totaliter rejimlerden farksız. Böyle demokrasi olmaz.

      Başkanlıktan dönüleceğini zannetmiyorum. Dönülmemeli de. Yerine Meclis gerçek hüviyetine kavuşturulmalı ve başkanlık yetkileri sınırlandırılmalı.

      Eski sistemde Meclis aynı şekilde bir keşmekeşti. Yürütme meclisin içimdeydi bütün kanunları çıkarıyordu, denetlemeye izin vermiyordu. Meclisin işine fazla karışıyordu. Birbirinden bağımsız değildi. Bu sistemde herşeyi dışarıya aldık başkana devrettik. Doğrusu ikisini birbirinden ayırmak. Bunun için partisiz bir Başkan, Meclis ayrı çalışacak ve başkanı denetleyecek ve sınırlayacak. Bu kadar.

  13. Yorumcu neden seçim? demiş halbuki sayın yazar hayati sonuçlar doğuracak der demez aklıma siyasi bürodan sorumlu hayati yazıcı şu aralar ne işle meşgul diye aklıma geldi. Çok aramama gerek kalmadı, yandaş pravda üzerinde çalışılıp emek! sarf edilmiş yeni seçim yasası taslağına rastgeldim. Paçavra pardon pravda der ki: “Son dakika: Seçim barajında karar verildi; İşte tek başına ve ittifaklı yeni seçim barajı”.
    Buradan ne anlamamız lazım elbette seçim barajı deyince önce en çok korkulan Saadet Partisinin önünü kesmek için ne yapılmış? sorusu aklımıza gelmeli sonrasında sıra ile korkulan HDP, BBP vb için yeni bir Temel fıkrası için hazır olmanız lazım. Pravda ballandıra ballandıra anlatmış benim sabrım ilk paragrafta bitti.
    Size ilk paragrafı paylaşıp ben giderim.
    “AK Parti’nin üzerinde çalıştığı Siyasi Partiler ve Seçim Yasası taslağı çalışmalarında sona gelindi. Seçim barajıyla ilgili de önemli ölçüde yol haritası belirlendi. Taslak yasalaşırsa partiler için ülke genelinde seçim barajı yüzde 7’ye düşerken, ittifaklar için seçim barajı yüzde 14’e yükselecek.”

  14. Ekonomik göstergeler Aralık 2020 ve Ocak 2021 aylarına göre nispeten iyi durumda. Şu anda dolarda bir istikrar var. Kredi derecelendirme kuruluşlarından da hayra alamet açıklamalar ve raporlar geliyor. Bana kalırsa yaza seçim olur. Olmadı kasım ayında yarış başlar.

    Clinton’ın meşhur sloganıyla söylersek “it’s the economy stupid”.

    • Doların düşmesi, hayra değil şerre alemet! Yüksek faizle! TL yükselmesi demek yabancı yatırımcilara altin tepside sunulan bir ikram demek.
      Onlar doları düşük fiatla alip çekip gidecekler.
      Türkiyenin 1 yıl içinde ödemesi gereken borcu şu an tam rakamını unuttum 169 miyar dolar veya daha yûksek.
      Hazine takır takır endekseler – bununlami borç ödiyecek? Hayır eeeyyy batıdan yüksek faizle borç alacak ve o para türkiyeye gelmeden onların kendilerinde kalacak.yani onlardan aldığ borç parayi gene onlara borçlanarak ödeyecek.
      169 miliyar faizi ile birlikte Türkiyeye 400 veya 500 miliyara mal olurken parada onlarda kalacak.
      Açıkcası batı bir koyup 2 veya 3 almış oliyor.

  15. En azından hala seçim olma ihtimali var. Ancak son seçimlerde iktidarın verdiği kötü imtihan, seçim sırasında kuralları değiştirmesi (mühürlü zarf), seçimleri iptal ettirmesi, seçimlerden sonra seçilmiş belediyelere kayyım atamaları gibi oyunlar maalesef iyi düşünmemizi engelliyor. Umarız iktidar barışçıl bir şekilde iktidardan inmeyi bilir. Çünkü 19 yıldır bunun aksini gördük hep. Her kaybettiğinde başka bir oyuna başvurdu. O yüzden bu seçim dananın kuyruğunun koptuğu seçim olacak. Türkiye de demokrasisinin asıl imtihanını verecek. Seçimle gelen bir iktidar, koltuğu kavgasız bırakacak mı, soru budur. AK Parti bu imtihandan geçer diye umuyoruz. Sicili ise maalesef çok kötü, o yüzden şüphe duyuyoruz.

    Muhalefet ise hala zayıf bir koalisyon. HDP’nin mutlaka koalisyona dahil edilmesi gerekiyor görünüyor. Açık veya gizli. Bunun formülünün bulunması gerekiyor. İktidar HDP piyonunu kullanacak tepe tepe. Gara faciasındaki sorumluluğunu kabul etmediği gibi, bunu HDP ve muhalefete yamayacak. Bunun üzerinden propaganda yaparak taraftar toplamaya çalışacak. Bu oyunu mutlaka bozmak ve iyi bir oyun kurmak gerekiyor.

    Sonuçta halkın şu kararı vermesi gerekiyor. Bu iktidarın beceriksiz yönetimine mahkum olmaya devam mı edecek, yoksa yeter artık mola mı diyecek.

    Kritik nokta HDP. Buna çok acil bir formül bulunması gerekiyor. Ben HDP olsam seçime katılmıyorum bir dönem derdim. Seçime girmiyorum. Herkes serbest. Karşılığında bütün kayyımların indirilmesi ve yerel seçimlerin yenilenmesi olabilir. Pek çok formül mümkün. Ancak buna niyetlenmek ve hemen harekete geçmek gerekiyor. İktidar yola çıktı çünkü.

  16. Seçim yasası ve seçim barajının değiştirileceği söyleniyor. Bunlar değiştirilirse bilin ki erken seçim çok yakındır, hazırlıklar gün yüzüne çıkmıştır. Neden mi. 2018 erken seçiminden önce de seçim yasası değiştirilip ittifak yasası çıkarılmıştı. İktidar yine erken seçim yok diyordu. Kimse 2023 te yapılacak seçim için 2.5 sene önceden değişiklik yapmaz

  17. Esas sorulması gereken soru EGEMENLİK Türk Millet’inin mi? Yoksa ABD’nin mi? Seçim erken veya zamanında yapılmış fazla önemli değil Fehmi abi.

  18. Sn Koru bizde bir laf vardır : Benim oğlum bina okur döner döner gene okur siz de dönüp dolaşıp seçimi gündeme getiriyorsunuz. Bunca sıkıntı varken bu sıkıntıların çözümüne odaklanmak varken neden SEÇİM ?
    Şuan insanlar işsiz şuan insanlar aş peşin de bunlara hep birlikte çözüm bulmalıyız . İktidarı muhalefeti ile . Muhalefet demek sürekli iyiye ve kötüye muhalif olmak değildir.

    • Ahmet neden anlamıyon hükümet samimi değil bu hükümetle olmaz.

      Sende samimi değilsin.

      AKP ekonomiyi uçuruyor diyordun.
      Şimdi ise “Şuan insanlar işsiz şuan insanlar aş peşin de bunlara hep birlikte çözüm bulmalıyız ” diyorsun.
      Demek ki bu duruma AKP getirdi itiraf ediyorsun.

      Misal , Erdoğan ABD kötü diyor.

      Bende kötüyse Nato’dan ,imf üyeliklerinden çıkta samimi olduğunu görüyüm diyorum.

      İncirlik üssünü Kapat’da samimi olduğunu görüyüm diyorum.

    • Türkiye şu anda ekonomik krizde olduğu için; erken seçim uygun olmaz. Erken seçimin bir de maliyeti olur. Eğer erken seçim olursa, bütün esnaf kararsız kalır. Muhalefet partileri umut vermiyorlar. İktidar hükümeti ise bir arayış içindedir. Yeni anayasa gündem değişsin diye ortaya atıldı. Şuan müzisyenler, esnaflar, garsonlar cafeler sinema salonları spor salonları %100 mağdur durumdadırlar. Ak partinin kongre toplantıları da bir hayli halkı kendinden soğuttu.
      Erken seçim olursa; sürpriz olur. SAYGILAR sunuyorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız