Selvi “Olmayacak” diyor, ama ben erken seçimde ısrarlıyım.. Sebebi yine o…

22

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) daha önce kayyıma devredildiği için tartışma gündemine girmiş Şehir Üniversitesi’ni kapatma, öğrencilerini Marmara Üniversitesi’ne devretme kararı aldı.

Kayyım atama kararı her ne kadar üniversitenin bir kamu bankasından aldığı krediyi geri ödemede zorlanması üzerine alınmış olsa da, girişimin ardında siyasi hesapların yattığı yaygın olarak konuşulmuştu. 

Ahmet Davutoğlu ve Gelecek Partisi ile ilgili siyasi hesaplar…

Yükselen ilk gelen tepkilerde kapatma kararı da siyasetle ilintili görülüyor.

Tıkır tıkır işleyen bir üniversitenin bu şekilde kapatılması ilk kez oluyor.

“Gençlerin oyu kime gider?” sorusunun tartışıldığı bir ortamda gerçekleşen bu gelişmeyi bu yönüyle de ilginç buluyorum. 

Şehir Üniversitesi’ni Bilim ve Sanat Vakfı (BSV) kurmuştu ve vakıf da AK Parti’de danışmanlık, bakanlık ve başbakanlık yapmış Prof. Ahmet Davutoğlu’nun çevresinde yer alan bir grup akademisyenin eseriydi. Üniversitenin en son mütevelli heyet başkanı da yine AK Parti döneminde başbakanlık müsteşarlığı ve bakanlıklar yapmış Prof. Ömer Dinçer’di.

Resmi Gazete’de yayımlanan üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına dair kararın altında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzası bulunuyor.

Reklam

Ahmet Davutoğlu’nu başbakanlığa, Ömer Dinçer’i müsteşarlığına ve bakanlıklara taşıyan Tayyip Erdoğan’ın…

İktidarda kalma süresi uzayınca…

Bir partinin 18 yıl gibi uzun bir süre iktidarda kalmasının sonuçları bunlar…

Partinin kurucu kadrosundan ortada parmakla sayılacak kadar az insan kaldı. Farklı düşündüğü bilinen veya iktidarın tasarruflarıyla ilgili eleştiri yapmakta mahzur görmeyen AK Parti’nin önemli isimleri dışlanıyor.

Kurucusu olduğu partiye en fazla övüneceği bir performansı bulunduğu her mevkide göstermiş eski başbakan, uzun yılların dışişleri bakanı ve son yedi yılın cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi bir isim bile kolayca hedef tahtasına konulabiliyor.

Pazartesi günü Karar’dan Taha Akyol’a verdiği mülakat sonrasında iktidarın makbul saydığı köşelerde çıkan yazılar medya açısından utanç verici. 

Sosyal medyayı takip etmediğim için oradaki durumu bilmiyorum, ancak bildiğim bir şey var: Binlercesini uyduruk hesaplar olduğu için engellemiş olmasına rağmen Twitter hala trollerin av alanı…

Trol, adı üstünde, maaşı karşılığı görevini yerine getiriyor. Gazetelerde köşesi bulunanların kendilerini trol konumuna indirgemelerine ne diyeceğiz?

Reklam

Şehir Üniversitesi ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

Selvi “Seçim yok” deyince…

Aslında ben bugün erken seçim ihtimali hakkında yazacaktım, gelişmeler dikkatimi farklı konuya yönlendirdi. 

Emarelere bakıp seçimin zamanından önce yapılacağını düşünüyorum. Önemli emarelerden biri de Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’nin yazdıkları…

En son “Erken seçim var mı?” Başlığı altında şunları yazdı:

İKTİDAR kulislerini yokluyorum, erken seçim hazırlığı yapıldığına dair bir belirti görmedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti teşkilatı ile bayramlaşmasında, ‘2023 seçimlerine kadar yoğun gayret içinde olmalıyız’ dedi. Türkiye’yi seçimlere götüren Devlet Bahçeli’den de böyle bir işaret gelmedi. Ayrıca başkanlık sistemine göre erken seçime gidilse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev süresi de 3 yıl geriye çekilmiş olacak.”

Kısacası “Yok” diyor.

2017 yazında “Tayyip Erdoğan seçimin tarihini erkene alacak” öngörümü okurlarla paylaştığımda da, Selvi, günler boyu ve ısrarla “Hayır efendim, erken seçim yok, olmayacak” diye yazıyordu.

Selvi “2018’de seçim mümkün mü” başlıklı yazısını Erdoğan’ın seçimlerin 2019 tarihinde olacağı taahhüdüne inananlardanım” diye bitiriyordu.

Ben ise, önce, “Ufukta erken seçim görüyorum” diye yazdım; yazımın ertesi günü Selvi’nin yukarıdaki görüşünü paylaşması üzerine, oturdum, seçimin 2019’a neden kalamayacağını anlattım. O arada şunları da yazdım:

“16 Nisan referandumunda seçmenlerinin elleri ‘Evet’ oyu vermeye gitmeyen üç büyük kenti AK Parti’nin kaybetme ihtimali korkutucu; İzmir’e ek olarak İstanbul ve Ankara’nın da kaybedilmesi genel seçimi de cumhurbaşkanlığı seçimini de AK Parti için olumsuz etkileyebilir.”

Ne olmuştu herhalde hatırlıyorsunuz: Devlet Bahçeli “Seçim erkene alınmalı” diye ortaya atıldı; Tayyip Erdoğan “Hay hay, yapalım” dedi ve 3 Kasım 2019’da yapılacak seçimin tarihi 24 Haziran 2018’e alınıverdi.

İstanbul ve Ankara’nın sonradan AK Parti’nin elinden çıktığını hatırlatmama herhalde gerek yok.

Selvi “Olmayacak” diye bastırdığı için ben “Göreceksiniz, seçim tarihi bu defa da erkene alınacak” iddiasındayım.

ΩΩΩΩ

22 YORUMLAR

  1. Yaw insaf, bir gazetecinin erken seçim olmaz demesinin daha önce yanlış çıkmasından böyle bir sonuç çıkarmak akıllara seza. olmayacak birşey bile şuyuu vukuundan beter söylentilerle akla yatkın hale getirmek bununla görevli insanların çabasıdır. Zanlarla gazetecilik yaparak gazetecilik mesleğini bitirdiler. Spor totoya 5. Maça benden de 0 yazın. Ya tutarsa.

  2. 1) Pazartesi akşamı 5 yıl aradan sonra TRT-1’de Tarihin Arka Odası’na baktık. Youtube’dan eski bölümleri izleyip, duruyorduk. Güzel bir sürpriz oldu. Ama program tek bölümmüş! Hoppala Hasan dayı… Bu ne iş?
    2) Murat Bardakçı “Efendim ‘program yayından kaldırıldı’ diyorsunuz. Program yayından kaldırılmadı, biz bıraktık. Benim kitap çalışmalarım var, Erhan rektör oldu. Her şeyi tadında bırakmak gerek!” dedi.
    Efendim bu ifadeler doğru değildir!Program öncesi Murat ve Erhan beylere “bu konuda bu yönde bir açıklama yapın” şeklinde bir talimat gelmiş olmalı. Erhan Bey’in bakışlarından, suskunluğundan çıkarıyorum bu mânâyı. Biz bunları yer miyiz birader.
    3) Efendiler! Tarihin Arka Odası programı yukardan gelen bir emirle yayından kaldırılmıştır. Bunun aksine inanmam ancak şöyle olur: Eğer Erhan Afyoncu Kuran’a el basıp “Programa biz son verdik. Yukardan bir emir gelmedi. Eğer yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun” diye yemin ederse ancak o zaman inanırım. Aslında yine inanmam da hadi neyse.
    4) Tarihin Arka Odası’nın daima değerli konukları vardı. Programda gerçekler konuşuluyordu. Hakikate tahammülü olmayan kim ise, programın yayınına son veren de odur.
    5) Selahattin Duman’ı, Fehmi Koru’yu vs. gazetelerde kim yazamaz hâle getirdiyse Tarihin Arka Odası’nı yayından kaldıran da odur…
    6) Efendiler! Televizyon kanallarınızı seyretmiyor, gazetelerinizi okumuyoruz. İzlenecek, okunacak bir şey yok çünkü. Hep yalan dolan… Youtube izliyoruz. Youtuba’da çok güzel şeyler var. İcad eden cennetlik. Kim icad ettiyse Allah razı olsun.
    7) Program Ankara’da millet kütüphanesi’nde yapıldı. Şu kadar kitap varmış; çay, kahve, kek filan bedava imiş. İyi, güzel. Ben Bodrum’da yaşıyorum. Merkezde Halk Kütüphanesi var, içinde kitap yok. Semt kütüphanelerinde de kitap yok.
    8) “Kitap namustur. Biz namusumuza laf ettirmeyiz. Kütüphanede kitap olmaması Eski Türkiye’de idi. Yeni Türkiye’de asla böyle bir şey söz konusu değildir. Eğer kütüphanede kitap yoksa biz harakiri yapmaya hazırız; sen idam edilmeye hazır mısın!” diye bana meydan okuyacak hükümet adamlarını bekliyorum. Varsa bana ulaşsın. Görelim bakalım kitap var mı yok mu!
    9) Kitap diye meselesi olan bir İktidar bütün kütüphaneleri kitapla donatır. Bundan daha kolay ne olabilir? Baktım hükümetten hayır yok, bir de belediyede şansımı deneyeyim dedim. Onlara 2014’ten beri boş duran büyük bir bina gösterdim. Bina belediyeye ait. Bina hazır. Sadece raf ve kitap konacak. İlgilenmediler. Mealen “Elleşme, kıpraşma, karıştırma. Bırak boş kalsın” dediler.
    10) 20 sene önce Doğan Hızlan Avrupa’daki semt kütüphanelerini, Ege Cansen de sokak köpeklerini yazıyordu. 20 senede bir arpa boyu yol alınmadı bu iki konuda maalesef.
    11) Tarihin Arka Odası diyorduk… Çok değerli insanlar tanıdık programda. Mesela Gönül Alpay Tekin… Pazartesi gecesi de ismi geçti, kitabı gösterildi. 2012’deki iki programın tadı hâlâ damağımızda. Elimde de Tekin’in kitabı Simurg’un Kanadı.
    12) Efendiler! Yalan Söyleyen Tarih Utansın, Fesli Tanzimat Zamparası, Çukur Tarih, Şimşir Tarak vs. Bunlarla ‘medeniyet yürüyüşü’ yapamazsınız. Bence bu pis huy ve yönelimlerinizden vazgeçin.
    13) Tarih Arka Odası yıldızlar geçidi idi. Şarkı, türkü, lak lak her şey vardı programda. Sadece yalan yoktu. Bu da batıyor tabii. Hakikatler rahatsız ediyor. İngiliz elçisi tokatlayan çam yarması Abdülhamit kurguluyorlar.
    14) Dört aydır gözüme trol ilişmemişti. Yazılar yeniden başladı, sayfanın müdavimi troller de gene görünmeye başladılar… İktidar size gazteleri ve televizyonları kapattı. Yazı yazdırmıyor, konuşturmuyor. Siz trollere neden izin veriyorsunuz? Söz hakkı demiyorum. Çünkü söz hakkı okurundur; troller ise okur değildir. Trole sayfada yer açmak hem sayfayı kirletmek hem gerçek okura saygısızlık anlamına geliyor.
    15) İktidar trole para ödüyor, trollük yapması için. Televizyonlara ve gazetelere de emirler gidiyor; kimlerin çıkıp çıkmayacağına dair. Bu emirler doğrultusunda hep aynı tatsız isimler ekranda. Bazı isimlere ise ekranlar daima kapalı. Bazı isimleri ise önceden uyarıyorlar; ne söyleyip ne söylememesi konusunda. Bu düzene çomak sokmak lazım. Ben okur ve izleyici olarak fikir namusu olmayan insanları asla okumuyor ve dinlemiyorum. Sitesi olan, köşesi olanlar da trollere izin vermemek suretiyle çomak sokmalılar bu düzeneğe.
    16) Tekrar etmessek, vurgulamazsak günaha gireriz: Habertürk, Tarihin Arka Odası’nın yayınına son verdi. Habertürk en çok izlediğim kanaldı. Yıldızlar geçidi idi. Celal Şengör’den İlber Ortaylı’ya, Ahmet Arslan’dan Dücane Cündioğlu’na vs. hep ışıl ışıldı. Şimdi hiç izlemiyorum. Dergisinde Mao’nun posterini vermiş marjinal bir tip var. Sürekli Habertürk’te. Pes! Gel de Selahattin Duman’ı hatırlama: “Kasnak yuvarlandı elek oldu, eski kahpeler melek oldu!”
    17) Son bir not: Murat Bardakçı’yı da son 5 yılda ekranlarda çok az gördük. TRT-1’e, TRT-2’ye ve Kanal-7’ye konuk oldu. Benim hatırladığım üç program. Bu programlardan birinde “Yakında biz de başlamayı düşünüyoruz!” demişti. Ne oldu? “Talimat gelmedi, yayına son verilmedi, biz bıraktık, tadında bırakmak lazım” falan filan. Birader çık “Bu iktidarın hakikate ve kaliteye alerjisi var. O yüzden yayında dedğiliz” de. Aç değilsin, açıkta değilsin. Aç bir youtube kanalı, oradan da para kazanırsın.

  3. “Göreceksiniz, seçim tarihi bu defa da erkene alınacak” iddiasındayım.”
    o iddiada yanliz da degil yazar ,sol cenahli ekonomi sanatcilari da ayni davulu tokmakliyorlar anlasilan kendiside dinlemis bol bol bos vaktiknde ..

  4. Bu sabah kalktığmda nemazdan sonra son 4 aydır ruttuin olarak 2 saatlık exercise ve kahvaltı faslını bitirip Türkce sitelere girdiğimde; Tükiyenin günlük hızına kimselerin yetişmesi imkansız olan kanuncuklarına eklenmek üzere “ADETA” Fehmi Koru’nun bugünkü yazısını doğrular niteliğinde erdoğa’nın “sosya medyayi kapata zamani geldi” emrini okuyunca!👍👏👏👏👏👏 Fehmi bey’i dakıkalarca alkışladım.
    Endi kendimede! Bunlar seçim çalışmalarına çoktan başlamışlar, bile diye söylendim.

    Saray dalkavukları ne zaman sayın yazarımız ile ilgili bir yazı yazsalr; sanki Koruyu hiç kimse tanımıyormuş gibi “11.C Başkani Abdullah Gül’le yakınlığı ile bilinen Fehmi Koru” diye başliyorla; akıllarınca Koru’yu önceden kimse tanımıyormuş Abdulla Gül vasıtası ile tanımışlar iması vermek isterken bile 3 maymunlar oynadıklarının farkında bile değiller.
    Bunlar okadar şaşırmışlarki kendi kendilerini adate rezil ediyorlar.
    Fazla değil 5/6 sene öncesine kadar sanki omların gazetelerinde yazması için villalar teklif eden onlar değilde benidım veya Korunun kendisi idi.

    Basını ve ülkeyi Dalkavuklar ve CAHILLER cennetine çevirenler o cennette cahaletlerinden dolayı boğulacaklarını bildikleri için yasaklarla kendilerini ayakta tutmaya çalişiyorlar.

    Bunu yaparlarkende adeta milleti birşey bilmez ve herşyi menfaatlerı gereği kendileri gibi unutur zannediyorlar…

    Not: 30 Haziran 1998 Sali günü Kanadaya gelmiştim ve ertesigün 1 Temmuz Çarşaba günü Kanadanın Doğum günü idi.
    Tıpkı bu sene gibi.

    Kandaya geldiğimde Türkiye’li olduğumu söyleyince çoğu insan Türkiye’yi bilmiyordu; fakat Koru gibi Yazarları en az 3 kişiden birisi taniyordu.
    Gazeteciler ve yazarlar Dünya çapında tanınır.
    Peki siyasetçiler?”DİKTATÖRLER” haricinde ülkeleri dışında pek bilinmez.
    Siz kalkın Dünyaca tanınmış bir yazarı kimse tanımıyormuş izlenimi vermeye çalışın.
    Bunun adına kurnazlık değil.Aptallık denir.

  5. Deva ve Gelecek partilerinin katılacağı bir seçimi Cumhur İttifakı asla kazanamaz. Nitekim partisinden ayrılanların milletvekilliğinin düşmesi teklifi bunun için getirilmişti. Fakat kanaatim o ki bu yasa teklifini meclisten geçiremeyeceklerini anladılar ve şimdilik geri çektiler. Bu durumda iki yol kalıyor:
    1) Deva ve Gelecek Partileri teşkilatlanmalarını tamamlamadan 6 ay önce erken seçime gitmek. Fakat CHP ödünç milletvekili verebilir, bunun için yeni bir formül bulmak.
    2) Erken seçim yapmayıp 2023 veya daha öncesinde savaş-mavaş gibi birşeyler çıkartıp demokrasiyi askıya almak. (Erdoğan buna cesaret edemez fakat Avrasyacı derin devletçiler heves edebilir. Onları da TSK içinde 1971’de olduğu gibi hallederler).

  6. Yazdıkları hiç tutmayan kişiler hala niye gazeticilik yaparlar.Şahsen ben mesleğimle ilgili bol miktarda tutmayan tahminim yorumlarım olsa yüzüm kızarır utanç içinde olur mesleğimi bırakırım.A.Selviyi zaman zaman okurum dediği hiç bir şey hemeh hemen hiç tutmuyor.Tahminim particiliği gazeteciğinin önüne geçiyor.Olaylara ve olgulara gazeteci hassasiyetiyle değil,parti taraftarlığı kafasıyla ve gözüyle yaklaşıyor yazıyor ve yorumluyor galiba.

  7. Chp nin pandemi var diye ertelediği kurultayı pandemi daha geçmeden alelacele Temmuza alması oldubittiye getirmesinde demekki bir beklenti var.
    Fehmi Koru bey erken seçim var erken seçim var diyorsa, Abdullah gül hergün bir yerlere röportaj veriyorsa. Bir yerlerden bir şeyler pişirme hevesi ortaya çıkma hali.
    Fehmi bey erken seçim istiyor.Peki Gençler de erken seçim istiyor mu.Neden istesin.

  8. İbb için yapılan “tekrar seçim”in tadı birilerinin damağında kalmış olmalı, bir şekilde deyip durdukları şey devletbaşkanlığı için bir seçim tekrarı yaptırtmak falan mı acaba? Fena da olmaz yani, bunun için ysk nın bi önceki seçim sonuçları ve mazbatasını iptal etmesi yeterli olacaktır. eski türkiyede böyle yığınla dümen olurdu…

    • H.gayret bey,istanbul seçimleri dedin de aklıma geldi.Son istanbul bb seçiminde chp istemem dese de,ben yapamam dese de bizim ak parti istanbul bb seçimlerini onlara zorla verdi.25 yıldır zorla aldığımız istanbulu,rahmetli erbakan’ın zoruyla aldığımız istanbulu,son akp yönetiminin anlaşılmaz tavrıyla verdi.Düşünebiliyor musun?Konuştular mı mangalda kül bırakmıyorlar.Seçim oluyor hükümet kendilerde,oy çalındı diyorlar ispatlayacak bir delil yok ellerinde,o üslupla bir daha seçime giderlerse chp istemese de akp nin yöneticileri zorla da olsa türkiye yi de chp ye teslim ederler.İYİ AKŞAMLAR H.GAYRET.

      • İbb kaybedildi ama encümeni ve ilçeler olduğu gibi duruyor akpartide, onun da en en önemli sebebi topbaş döneminde chpli ilçelerde yaşanan betonlaşmaya izin verilmesi ve yine ibb eliyle yeşil alan yatırımlarının, park ve bahçelerin hep chpli semtlerde yapılmış olmasıdır… ankarda da aynı sebepler geçerlidir. Türkiye genelinde böyle bir handikap beklemiyoruz, kabinemiz gayet başarılı, lakin fetöye idam cezası getirilmil olmadığı için erime devam ediyor diye düşünüyorum… hürmetler

  9. Seçim 2023 te olusa ne olur?
    Yapılandırılmak zorunda kalınan KGF kredileri, batan geminin malları misali saçıp-savrulan kredilerin önemli bir kısmının vadeleri gelmiş olacak.
    Ekonomik ve sosyal sıkışıklığın öngörülmesi mümkün olmayan sonuçları.
    Z kuşağının malum tavrı.
    Somut bir tahmin % 20yi geçemez.
    Bir de ABD de başkanlığı Biden kazanır ya da Demokratlar Senatoyu da kazanır ise tam bir kâbus.

  10. Abdulkadir Selvi Hürriyet’te ki bugünkü “Z kuşağını yakından tanıma” başlıklı yazısında “…2023 seçimlerinde 7 milyona yakın ilk kez oy kullanması bekleniyor. O nedenle partiler genç seçmenleri kazanmak için şimdiden kolları sıvadılar. Hal böyle olunca X kuşağı ‘out’, Z kuşağı ‘in’ oldu.” demiş.

    Bu yazıdan şayet erken seçim olursa Z kuşağı’nın oy kullanamayacağı ortaya çıkar. En son youtube canlı yayınına gösterilen tepkilerin, iktidar partisinin seçimlerde nasıl bir sonuçla karşılaşacağını gösteriyor. İktidar partisi bunu hesaplamadan seçime asla girmez.

    Yine bugün ekşi sözlük’te selvi’nin bu yazısı için “abdülkadir selvi’nin z kuşağını tehdit etmesi”
    başlığı açılmış bile. Yazının bir yerinde güya “Hiçbir önyargım olmadan Z kuşağını anlamaya çalışıyorum.” dediği halde gençlere üstenci bir dille tehdit savurmayı da ihmal etmemiş. “DISLIKE UYARISI Bu da benden Z kuşağı gençlere gelsin: Gençler, şimdiden uyarayım dislike atan dislike’lanır.” diyerek gençlerin sempatisini kazanacağını düşünerek tehdini savurmuş.

    Sevgili Fehmi Bey’in dün yazısının sonunda dediğiyle yorumumu nihayete erdireyim. “AK Parti gençlerin oyunu almayı düşünüyorsa, günümüz gençlerini iyi tahlil etmek zorunda. Vaktiyle en ağır eleştirilerine muhatap olduğu bugünün makbul tipleri galiba buna izin vermek niyetinde değiller.”

  11. Aslında trollerin melabegahı sadece twitter olmasa gerek, maaşlarının düşmesi ve İBB üzerinden gelen arpalıkların kısıtlanması ile kamu bankalarından ucuz kredi bile bulamayacak hale gelen muvazzaf trollerin artık tatile çıkıyorum falan yazıp muhalif blog altlarında parça başı yorum için bile ödeme beklediğini duyar olduk. Kanaatimce asıl düşünülmesi gereken trollerin durumu değil ”voice of Master” yani ”my precious” tezatının yani smeagol, gollum dönüşümüne neden olan arızi durumun yani dünyevilik ve asli hedefini kaybetmişliğin en güzel sembolik ifadesi olarak Peygamber dostu(ASM) ve ali makamlardan, ari kalmış büyük vicdan olarak ümmetin kabulüne mazhar olmuş Ebu Zer (RA) tarafından mühim bir sohbet esnasında söylenmiş şu sözde: ”Hiç anlayamayacağınız bir hırs sizi öldürmüştür.” mahfuzdur.

  12. “Tıkır tıkır işleyen bir üniversitenin kapatılması ilk kez oluyor.”
    Fehmi bey! Üniversite kapatmak ilkkezmi oluyor? oysaki
    Erdoğanın birinci vazifesi başarılı üniversiteleri ve okulları kapatip mallarına el koymak.

    “Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, Fatih Üniversitesi’nin kurucusu Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı’na kayyum atandı. 23 Temmuz 2016 tarihinde, Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’yle üniversite kapatıldı.”

  13. Ufukta seçim olduğuna dair çok emare var. Sadece Memduh Bayraktaroğlunun bir süre önce sorduğu ” sebahattin önkibaroğlu nereye koşuyor? sorusunun cevabı seçime işaret ediyor. Seçime koşmuyorsa nereye koşuyor? Ama benim delilim bu türden değil, somut veriye dayalı. Nasıl olsa ilerde biri yazar.

  14. İktidar ve muhalefetin haline bakıp erken seçim olabilir deniyorsa bu bir öngörü olamaz, parlamento hareketlenecek, istifalar, koltuk değiştirmeler, partiler arası geçişler olacak demektir, bu da ancak bilgiyle olur.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız