Siyasete bu günlük ara veriyorum: Yazım sinema dünyasıyla ilgili…

23
Reklam

Her gün her gün siyaset, çoğu iç karartıcı konular; bugün konumu sinema dünyasından seçtim…

George Clooney’i yedinci sanat diye de bilinen sinemaya getirdiği yeni soluk sayesinde uzun yıllardır tanıyoruz.

60 yaşına girmiş Clooney.

O yaşı geride bırakmış herkes, hepimiz, 60 yaşın hayatımızın en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu biliriz. Ne kadar uzun olacağını kestiremediğimiz ömrümüzün kalan bölümüyle ilgili değerlendirmeler kadar, geride bırakılan yılları da 60 yaş çizgisinde zihnimizde genişçe tartarız.

Kendi hesabıma ben 60 yaşına girdiğimde öyle yapmıştım.

Onun da benzer bir hesaplaşmayla meşgul olduğu hakkında çıkan yazılardan anlaşılıyor.

Geç evlendi George Clooney -2014’te-, eşi Amal (Emel) Ortadoğulu bir insan hakları avukatı. Amal Clooney Beyrut doğumlu, Lübnan’ın ‘Dürzi’ diye bilinen dini grubundan zengin bir ailenin çocuğu (aile adları Alam al-din). İyi eğitimli; hukuk okuduktan sonra, Bosna’da işledikleri suçlar yüzünden yargılanan eski Yugoslavya’nın devlet başkanıyla ilgili davada savcılık görevini üstlenmişti. Ardından pek çok başka davada insan haklarını ihlal etmiş olanların karşısında mazlum ve mağdurları savundu.

İkilinin 2017’de ikiz çocukları oldu.

Reklam

Bu bilgileri Clooney’in 60 yaş muhasebesiyle zihni meşgulken kendisiyle görüşen gazetecilere anlattıklarını aktarabilmek için verdim.

Şöhretinin zirvesinde bulunurken, bundan üç yıl önce, Sardinya tatilinde, motoruyla adayı baştan sona dolaşıyormuş. Bir gün saatte 75 km hızla gittiği sırada, adamın biri aracıyla birden bire kendisinin önüne çıkınca, motoru bir yana savrulmuş kendisi bir başka yana. Yerde acı içerisinde kıvranır ve inlerken etrafında insanların toplaşmaya başladığını fark etmiş. Toplaşanlar kendisinin yardımına koşmak yerine onun bu halini seyrediyor, bir yandan da telefonlarıyla o durumunu videoya çekiyorlarmış…

Gazeteciye dediği şu:

“Şöhretliysen, insanlar seninle ilgileniyorsa, yerde olduğun o anda, muhtemelen hayattaki son anın olabilecek o sırada, senin insanlar için tek değerinin Facebook sayfalarına malzeme teşkil etmekten ibaret olduğunu fark ediyorsun. Eğlence unsurusun. Ben aslında her şeye pozitif yaklaşan biriyimdir, ancak o olay bana insanlar için eğlence unsuru olmaktan öte bir anlamımın bulunmadığını öğretti.”

Kamunun önünde hayatlar yaşayan herkesin bilmesi, sadece bilmesi de değil üzerinde düşünmesi de gereken bir değerlendirme olduğu için bu olayı aktardım.   

Amal-George Clooney ikilisi kurdukları bir vakıfla insan hakları konularında projelere destek çıkıyor, istikbali parlak olacağını düşündükleri gençlere burs vererek onların iyi eğitim almalarını sağlıyor.

Clooney’in başka bir gazeteciye anlattığı bir olay pek çok yabancı medyaya haber konusu oldu; bizde ise pek ilgi görmedi.

Kendisinin Guardian gazetesine konuşurken anlattığı benim ise sinema dünyasının dergisi Variety’de okuduğum olayı kendi ağzından aktarayım: 

Reklam

“Bir havayolları firması bir günlük bir reklam çekimi için bana 35 milyon dolar ödeyecekti. Eşim Amal ile konuştuk ve sonunda kabul etmemeye karar verdik.” 

İsim vermediler ama havayolları firmasının insan hakları konusunda kötü şöhretli bir ülkeye ait olduğu bilgisi vardı haberde.

Acaba hangi ülkeyi ‘insan hakları konusunda kötü şöhretli’ bulduklarından, 24 saat bile sürmeyecek bir reklam filmi çekimi için teklif edilen 35 milyon doları ellerinin tersiyle reddettiler?

Merak işte.

Gençlik yıllarımda E Yayınları tarafından çıkarılmış polisiye romanlarını büyük bir zevkle okuduğum Johannes Mario Simmel’in beni o zevkten mahrum etmiş tepkisini hatırlattı bu olay. 

Simmel’in Yalnız Havyarla Yaşanmaz, Gökkuşağı, Papaz Her Zaman Pilav Yemez gibi ilginç adları bulunan romanları polisiye tarzına farklı bir yön de getirmişti. Roman kahramanı midesine düşkün, yemek sever biri olurdu her zaman ve Simmel kitabın her bölümünün sonuna arada ismini geçirdiği yemeklerin tarifini de mutlaka eklerdi.

Bizde o zaman yayınlanmış bu üç eserden sonra, kendisi yenilerini de yazdığı halde, Alman yazar onların dilimize tercüme edilmesine izin vermemeye başladı.

Almanca bilmiyorum ki yeni çıkan eserlerini bulup okuyayım.

Yasağı epey uzun yıllar da sürdürdü Simmel.

[Polisiye tarzında Alman yazarları ayrı bir yere koyarım. Son yıllarda İletişim Yayınları’nın kitaplarını tercüme ettirerek yayınlamasıyla ülkemizde de tanınan Wolfgang Schorlau sözgelimi. Şimdiye kadar tam beş romanı çıktı: Mavi Liste, Münih Komplosu, Koruyan El, Kavuran Soğuk ve Büyük Plan… Bunlardan Münih Komplosu’ndan bir yazımda, Koruyan El’den de bir başka yazımda söz etmiştim… Romanlarında Alman derin devletiyle hesaplaşıyor Schorlau; anlattıklarını kitaba eklediği ‘gizli’ ibareli belgelerle desteklemeyi de ihmal etmiyor.]

Simmel’in neden Türkiye’ye özel böyle bir yasak uyguladığını merak edenleriniz çıkabilir.

Açıklayayım…

12 Eylül (1980) askeri darbesi yüzünden…

Darbe sonrasında meydana gelen olaylar insan hakları konusunda hassas olan insanların dikkatini çekmiş, Alman gazeteleri o sıralarda ülkemizde yaşananları geniş biçimde sayfalarına aktarmaya başlamışlardı. Simmel de o yayınlardan etkilenerek, benim büyük bir keyifle okuduğum romanlarından mahrum kalmama sebep olan öyle bir karar almıştı.

George-Amal çiftini 35 milyon dolardan mahrum bırakan da teklifi yapan firmanın bağlı olduğu ülkenin insan hakları sicilidir herhalde.   

İlkeli insanları severim.

Şimdiye kadar ihmal ettiğim filmlerinden erişebildiklerimi ilk fırsatta izlemeye çalışacağım George Clooney’in… 

[60 yaşını yeni devirmiş ve bu sebeple kendisiyle hesaplaşmaya başlamış George Clooney’in izlemeyi ihmal ettiğim pek çok filmi var. Variety dergisi ‘Tender Bar’ adı verilen kendisinin rol almadığı ancak yönettiği, Ben Affleck, Daniel Ranieri ve Tye Sheridan’lı bir filmi yeni bitirdiğini, ‘Ticket to Paradise’ adını taşıyacak bir sonraki projesinde Julia Roberts’la birlikte oynayacaklarını yazıyor. Brad Pitt’li de bir projesi varmış…]

ΩΩΩΩ

Reklam

23 YORUMLAR

  1. Niye hemen aklımıza kendi hava yolumuz geliyor.
    Emirliklerden birisinin hava yolu da pek ala olabilir.
    Hem ülkemizin onlarla kıyaslanamayacak kadar insan haklarına saygılı olduğunu ancak yaşayan bilir.

  2. “Kurt
    11 Aralık 2021 At 21:54
    Hoca sen ara veremezsin işin bu. Senin gibi objektif, tarafsız yansız, ilkeli bir kalem dahada gelmez. O engin dehanızdan bizi mahrum bırakmayın. Bir gün bile bizim için bir yıl geliyor.”

    “Ali Namlı
    11 Aralık 2021 At 10:46
    Aslında bana göre belki de artık gerçekten sözün bittiği yerdeyiz ! Yani hiç bir şey yazmasanız da olur !”

    SAYIN YAZAR ŞİMDİ NE YAPSIN?!

  3. Hoca sen ara veremezsin işin bu. Senin gibi objektif, tarafsız yansız, ilkeli bir kalem dahada gelmez. O engin dehanızdan bizi mahrum bırakmayın. Bir gün bile bizim için bir yıl geliyor.

    • Bu doğru, ama tek bir kişi yetmiyor. Gözünüzü sayfadan çektiğinizde tam tersi yazılar açıklamalar düşünceleri bulandırıveriyor ve haliyle bu yazılar da hakkıyla anlaşılamıyor.

      Halbuki bu yazı bile tek başına sağlıklı bir bakış açısı yakalamaya yeter.

      Tahir Güven’i kim öldürdü? Sorusu üzerine yazılabilecek harikulade bir yazı. katilin HDP’de aranması ve politik söylemler etrafında meselenin aslı hiç ifsada düşmeden ancak bu kadar güzel anlatılabilir.

      Yazarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

  4. Sayın Koru ,
    Her insan gelip geçtiği bu dünyaya bir çentik atmanın derdinde. Genlerinde var. Ölüm yaklaşınca yok olup unutulmak istemiyor. Şöhretin ve zenginliğin zirvesindeki bu insanlar için Cennet çok bir mana ifade etmiyor. Zira zaten Cennet de gibi yaşıyorlar. Cloney in Îtalya da Como gölüne nazır bir villası var. Cennet den bir köşe adeta. Bizzat gördüm.
    Mesele hiç silinmeyecek deftere salih amellerini yazdırabilmek . Bunun için de nefsine ağır gelse dahi Rıza-ı İlahiyye için bunu yapmak. Önce inanç , sonra Rabbin rızası. Gerisi laf-ı güzaf. Şüphesiz kalplerde olanı Allah bilir . Resulullah A.S.V. kim Allah tan başka ilah yok derse Cennete girer buyurdu da, bu öyle basit bir önerme değildir. Bir iddia da bulunulduğu zaman o iddianın delilerine sahip olmak gerekir. Allah ı tanımak, kitaplarını , Resullerini bilmek, Meleklerine iman etmek , mesajlarını kavramak , kaza ve kadere iman etmek gerekir. Hayr ve Şerrin Allah tan olduğuna imanda cabası.
    Kitabı elinize aldığınızda daha ilk ayet deki uyarıdan sonra izahat başlar. Bu kitap içinde şüpheye dair hiç bir şeyin olmadığı bu yönüyle de muttakiler yani itikat sahipleri için yol gösterici bir rehberdir. Kurallar bütünüdür. O muttakiler ki gaybe yani beş duyu ile hissedilemeyen ( görünen dünyanın arkasında görünmeyen bir dünyaya ait kuralların işlediğine ) şeylere iman ederler. Namazı ikame ederler ve rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler buyurulur. Dikkat edin Zekat tan bahsetmez. Bir başka yerde sana infaktan soruyorlar , onlara de ki ihtiyaçtan geri kalanı denir.
    Bir de bu yönü ile değerlendirin derim

  5. Türkeş adı üzerinden bir kavga gidiyor, yeni bir akademi vakfı daha kurmuşlar. Türkiye’nin bitmeyen tek adam hasretlerinden birisi daha. Demokrasiden nasibimizi alamadık maalesef. Hep tek adamlık tek atımlık nihai çözümler peşinde koşuyoruz. Ülkenin zavallı halleri. Gelmiş geçmiş bu tek adamlardan ne zaman kurtulacağız, en azından ne zaman bir “tek kadın” göreceğiz. Hiç olmazsa … Memleketin yarısı kadın değil mi? Ve haksızlık değil mi?

    • Endercim “ne zaman bir “tek kadın” göreceğiz.” diye sormuşsun; daha öncelere “sarışın güzel kadın” namdar bir başbakanımız olmuştu, hem de ekonomi profesörüydü, sonunu herkes hatırlıyordur heralde; bir gecede %150 devalüasyon!
      Asyanın tüm geri kalmış ülkelerinin kadın siyasetçiler yönetiyor; bangladeş ya da hindistan, ya da bilmem ne bela…

  6. İnsan Haklari denen şey çok göreceli kavra..Clio ey. E sormak lazım yalan iftiralarla Saddam i devirip milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Ülkesi ABD yi de pretosto edip filmlerinde oynamama kararı almis mi acaba.Verdiginiz örnekler son derece yanıltıcı ve göz boyama.

    • İktidar ABD başkanlarından görüşme randevusu koparacağım diye uğraşıp duruyor. İnsan hakları konusunda bu kadar sicilini bozuk görüyorsa bunu niye dile getirmiyor muhatabına, bize ayrı konuşuyor, oraya ayrı. ABD askeri güçlerini Yunanistan’a yığıyor diye neden tepki gösteriyor. Üstüne Türkiye’de konuşlu bir sürü ABD üssünü neden kapatmıyor? Boş konuşmaları bırakın icraata bakın. ABD’li sanatçılar kendi ülkelerinin insan hakları sicillerini kıyasıya eleştirebiliyorlar, kendi görevdeki başkanlarına merkez medyada çıkıp küfür bile edebiliyorlar. Vicdanlı insanlar çünkü.

    • yazar da senin gibi düşünüyor Ahmet bey. burada bir yanlış anlaşılma var galiba yoksa ben mi yanlış anlıyorum?

      george clooney’in eşiyle birlikte amerikan istihbaratıyla çalıştığını söylemiyor mu?

      yoksa ben Abdullah Gül, Ali Babacan, RT Erdoğan, Fehmi Koru ekibinin düşünce yapılarına takıntılı olduğum için mi böyle zannediyorum.

      bu düşanceye göre istihbarat örgütlerinin hazırladığı algıyı sanatçılar da devam ettirir ve böylece politik hedefe ulaşılmış olur, artık hedef ülke için operasyona dünya ikna edilmiştir diye anladım ben.

      şaka bir yana da erdoğan ekibinin böyle anladığından eminim.

      peki biz nasıl anlamalıyız, sağduyu nasıl anlamamızı gerektirir?

  7. “Ulusal kamu diplomasisi strateji belgesi ve eylem planı yayınlayarak ilgili kurumların yol haritasını oluşturduk. Halen hazırlıkları süren stratejik iletişim politika belgesiyle inşallah bu çabaları bir üst seviyeye taşıyacağız. İlk kez düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nin bu yönde atılmış önemli bir adım olarak görüyorum. Zirvenin bu alanda trendleri belirleyen yetkin katılımcıları ile stratejik iletişim çalışmalarına yön veren bir platforma dönüşeceğine inanıyorum”
    Bu sözler benim değil

  8. Yazarımız en güzel yazıları klasörüne bir sayfa daha eklemiş☺️
    Gözümüzün önünde, TV’de, sinemada bizimle birlikte yaşamını sürdüren insanlar yaşam boyu birlikte yaşadığımız aile bireyleri gibi dir aslında.
    Bir sanatçının filmiyle ağlarız güleriz mutlu olur üzülürüz. Onu evimizin içinde ağırlarız, o artık bizden biridir ?
    Farkında olmasanızda, onun neslini akrabasını hatta arkadaşlarını dahi sever, saygı sevgi hissedersiniz.
    Bunun farkına varan Türk sanatçıları hep baş tacı olmuştur! Yaşamını dikkat ederek hep sürdürmüştür.
    Sevilirler. İşte sebep budur.

    • İnsanlara hayat bir kere şans tanır! Bu şansı kullanabilen var olur, kullanamayan tarihin çöp deliğine süpürülür.
      Sanatçı siyasetçi zengin züppe hepsi aynıdır. (Züppe diye tanımladığımız bile Tanrı tarafından ders olsun diye gösterilir bize).
      Bir nevi örnek olarak bulunmaz bir nimettir aslında.
      (Pagan tanrıları bile insanlara yaşamlarında yön gösterici olmuşlar sanırım. Denizi rüzgarı yağmuru şimşek Yıldırım’ı -akbulut değil?- bilip önemsetmişler!).
      Sonuç olarak, gözümüzün önünde iseniz:
      – milleti ciddiye alacak, onun dediğini dinleyecek siniz,
      – kendinize değil tüm topluma hatta dünyadaki insanlara hizmeti düşünecek siniz,
      – yapacağınız anlaşma sözleşmeleri yarınları da düşünerek! En önemlisi insanların bütününün yararına olacak şekilde düzenleyeceksiniz.
      – herkesi aptal gerisini şapşal yerine hiç koymayacaksınız.
      Ne mi yaparsanız iyi olur: onu da siz bulacaksınız. Kötülük yapmayın yeter.

  9. Aslında bana göre belki de artık gerçekten sözün bittiği yerdeyiz ! Yani hiç bir şey yazmasanız da olur !
    Emirle , talimatla %18-20 arasında tutulan resmi enflasyonun yanında , devletin kendi gelirleri olan vergi, harç ve diğerlerine %36,2 oranında zam yapılması her şeyin bittiğini göstermiyor mu !
    Adam, bir günlük reklam filmine karşılık yapılan muazzam para teklifine , insan hakları açısından hayır derken bizde devletin kendi vatandaşına yaptığına bakın !
    Bu bir zulüm değil de nedir ; hak hukuk , adalet, insanlık, vs hepsi boş, geçin efendim !
    Demek ki hala padişahlık sisteminde olduğu gibi her şey devlet için !
    İnsanı yaşat ki devlet olsun değil sadece devleti yaşat , insanlar yaşamasa da olur !
    Selamlar , saygılar

  10. Millet İttifakı’nda adaylık kavgası günbegün büyüyor. Adaylık konusunda işler sarpa sarmış durumda. En rahatı HDP. Köşeye çekilmiş seyrediyor. Arada bir de “biz yoksak siz de yoksunuz” deyip kafa buluyor.
      Kimsenin derdi güçlendirilmiş parlamenter sistem falan değil. Kendileri de hâlâ ne olduğunu bilmiyor.
    İlkeli ve Nefsinden eser kalmamış Kılıçtaroğlu milletle dalga geçmeye başladı. Fındığın yüzde 42 si Şanlıurfada üretiliyormuş.
       Fındık kadar beyni olan böyle gaf yapmaz. Şanlıurfa nın Karadeniz de olmayacağını  biliyordur herhalde. İmamoğlunun taktiğini çalmış belli. Baktı ters hamlelerle oluyor bu işler. Ben de uygulayayım bari demiş. İmamın taktiğini çalmış. Yazık oldu İmama.

    • FINDIĞI FISTIĞI BIRAK
      Sayın KORU’nun yazısında geçen ülke konusunda bir fikrin var mı?
      Subliminal olarak olarak en çok fındık üreten ülke mi demek istiyorsun?

  11. Ülkemiz insan haklarında, adalette, eşitsizlikte, demokraside ve her alanda geriledi ve dip yaptı. İktidar, AB’den aldığı paralarla insan hakları projesi yapacaktı güya. Paraları yediler ama ne insan hakları geldi ne de demokrasi. Giden gitti gider. Bize de böyle Clooney’in ve diğerlerinin ağzına sakız olarak düşmek kalır. Üzücü gerçekten.

    Ülkenin düştüğü lig de beterin beteri. Siyasi olarak Rus, ekonomik olarak da Çin modelini yürütecekmiş yolsuz iktidar. Demokrasinin adını ağızlarına almıyorlar artık. Seçimden seçime. Ona da demokrasi denirse. Geniş devlet-iktidar koalisyonu içinde milliyetçiler, muhafazakarlar, Kemalist ulusalcılar, ve siyasi islamcılar var. Yeni ittihatçılar diyorlar bu absürt koalisyona. Etyen Mahçupyan epeydir bunu işliyor. Demokrasi-severler de terörist-casus, batı yalakası kategorisinde artık. Eh Türkiye’nin de gideceği yer belli bundan sonra. Batıya giderken 180 derece dönüp doğuya, geldiğimiz çöplüğe geri gidiyoruz. Çöpten parasıyla, çöpten hukuk sistemi ve çöpten ekonomisi ile otokrat, diktatörlük heveslisi yeni Türkiye’ye hoşgeldiniz.

  12. Bütün dünyayı yakıp yıkan bir ülkede yaşamayı sorun olarak görmüyorlar galiba
    Yere düşünce aslında yalan bir sosyal medya da yaşadığını anladığı gibi herhangi bir Ortadoğu ülkesine yapılan yıkımlar kendi yaşadığı yerlere yapıldığını görse ve Yaşasa anlat acak kimin sicilinin kötü olduğunu
    Bu beyaz efendilerin demokrasi insan hakları tiyatrosunu çok ciddiye alıyorsunuz

    Öyle olmasa ABD kadar bu dünyaya yıkım götüren başka bir ülke var mı
    Tüten silahınuz var diyip tek kalemde milyonlarca insanı öldürebiliyor

  13. demek ilkeli olmak kazandiriyor. maalesef bircok kisi bu ulkede ilkesizligin yordamsizligin kazandirdigini saniyor. ne diyelim ilkeli bir hayatta olur bu ulkede insaallah.

    • Dur yolcu!
      “ne diyelim ilkeli bir hayatta olur bu ulkede insaallah.” demişsiniz de;
      Anayasamıza bile chp nin 6 oklu ilkelerini yazıp koymuşuz, sen de ilkesizlikten mi bahsediyorsun bilader?
      Doyamadıysanız eğer, biraz da fizik kanunları ve termodinamik yasalarını filan da sokuşturalım ister misiniz?
      İlkeymiş…

  14. İnsana dair bir yazının, siyasete dair olması kaçınılmaz. Her tür şöhret kişiliği aynı şekilde etkiliyor, buna kapılmayan ve savrulmayanlara selam olsun.

Comments are closed.