Sonunda Biden – Erdoğan aileleri bir fotoğrafta buluştu.. Sorunlar ise devam ediyor…

17
Reklam

Kenan Evren’den Tayyip Erdoğan’a kadar pek çok devlet yöneticisinin ABD gezilerini yerinde izledim; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu son New York ziyaretini ise uzaktan izlemeye çalıştım. 

Daha yazının başında ilk tespitimi paylaşmak isterim: ABD’de en üst düzey ilgiyle karşılanan Kenan Evren’di. Askeri darbeyle yönetime gelen Evren, Washington’da, ABD’yi yakından tanıyan ve Amerikalıların da iyi tanıdıkları Turgut Özal’dan bile daha fazla ilgi ve itibar görmüştü.

Amerikalıların bir darbe liderine gösterdikleri üst düzey ilgi ve itibarı bugün bile anlamakta zorlanıyorum.

[Kenan Evren cumhurbaşkanı olarak çıktığı en sondan bir önceki yurtdışı gezisine iyi hazırlanmıştı. Aradaki yedi saatlik zaman farkı yüzünden uğranılan ‘jet-lag’ sıkıntısını yaşamamak için, gitmeden önceki bir hafta boyunca Washington saatine göre yatıp yine oranın saatine göre yataktan kalktığını öğrenmiştik. Beyaz Saray bahçesinde onun için özel bir davet vermekle yetinmemişti Beyaz Saray, ertesi gece TC cumhurbaşkanı onuruna yine Beyaz Saray’da yemekli bir gala da düzenlenmişti.]

Körfez Savaşı (1990-91) döneminde izlenen politikalar sebebiyle Washington’da önemsenen Turgut Özal’ı Amerikan başkanlarının sadece çok özel konuklarına tahsis ettikleri Camp David’te ağırlamıştı Amerikan yönetimi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir başka vesileyle -Birleşmiş Milletler’in yıllık toplantısına katılmak üzere- bulunduğu New York’ta, ABD başkanı ile görüşüp görüşmeyeceğinin uyandırdığı merakı ve toplantının bütün katılımcıları gibi yan yana çekilen aile fotoğrafının büyük bir başarı gibi sunulmasını anlamakta zorlandığımı belirmek isterim. 

Öyle göstermemeye çalışsalar bile, ABD, pek çok özellikleriyle vazgeçilmesi mümkün olmayan bir ülke konumuna sahip Türkiye’nin önemini en az bizler kadar iyi bilir.

Türk-Amerikan ilişkileri 1980’lerden 2020’lere çok değişti.

Reklam

Sorunların en yoğun biçimde biriktiği bir dönem yaşanıyor günümüzde.

İki emekli askerin şu günlerde çıkan yazılarını bunu akılda tutarak okuyabiliriz.

Önceki gün, ‘emekli orgeneral ve eski Milli Güvenlik Kurulu genel sekreteri’ sıfatları da hatırlatılan Tuncer Kılınç’ın Cumhuriyet gazetesinde ‘Sıra Türkiye’de mi?’ ve bugün de Tuğg. (E) Armağan Kuloğlu’nun Yeniçağ gazetesinde ‘Tahriklerin Arkasındaki Gerçek’ başlığıyla yayımlanan yazılarına yansıyan görüşler, Washington’da, iktidarın politik yaklaşımının askeri dille sunulması olarak görülebilir.

Sanırım öyle de değerlendiriliyordur.

Org. Kılınç daha yazısının ilk paragrafında ABD ile birlikte AK Parti’yi de suçluyor oysa:

“Emperyalizmin günümüzdeki temsilcisi ABD, uzun süreden beri, birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya ve içimizdeki laiklik karşıtlarını da kullanarak laik devlet yapımıza ve ordumuzun Kemalist komutanlarına karşı yıkıcı, yıpratıcı tutumunu sürdürmektedir.”

Şu satırlar da Tuğg. Kuloğlu’nun yazısından:

“ABD, Karadeniz’de istediği gibi hareket edemediği, Rusya’yla işbirliği yaptığı, Şangay Örgütüyle ilişki kurduğu, Suriye ve Irak’taki hedefini engellediği, Doğu Akdeniz’de etkinlik sağlamaya çalıştığı için Türkiye’den rahatsızdır. CASS yaptırımları, F-35 ve F-16 konularındaki haksızlıklar, Yunanistan’a kalıcı bir şekilde yerleşmesi, Yunanistan’ın silah ve durum üstünlüğü sağlamasına çalışması, SDG/PYD/PKK’ya verdiği destek bunun bir sonucudur.”

Reklam

Bu tür yorumlara yol açan politikaları biraz irdelemekte yarar var.

Washington’da, bir zamanlar ‘stratejik ortak’ bilinen ve ona uygun politikalar izlenen Türkiye’ye karşı, bir süreden beri, fazla önemsemez bir hava var.

Galiba Ankara da, ABD’yi eskisi kadar ‘dost’ saymıyor.

NATO içerisinde iki ülke müttefik oldukları halde.

Kongre, bir güvenlik örgütü olduğu ve silah altında ABD’den sonra en kalabalık askeri bulundurarak o güvenliği sağlama görevine büyük katkıda bulunduğu halde, NATO’da müttefiki olan Türkiye’ye silah ambargosu uyguluyor.

Ortak üretilen ve parası da ödenmiş F-35 uçaklarını Türkiye’ye teslim etmedi ABD. F-16 uçaklarını bile vermekte nazlanıyor.

Türkiye’yi kaygılandırmayı da göze alarak, Yunanistan’la sınırının biraz ötesinde, Dedeağaç’ta, büyük bir askeri üs kurdu ABD ve Türkiye’den sakındığı F-35’leri Yunanistan’a teslim etme hazırlığında.

Yunanistan’a gösterilen yakınlık Yunan politikacıların Türkiye’ye yönelik dillerini de etkilemeye başladı.

Suriye’de Türkiye’nin hassasiyetleriyle ters düşen girişimleri var ABD’nin…

Temsilciler Meclisi başkanı Nancy Pelosi’nin durduk yere Ermenistan’a gidip Ankara’yı rahatsız etmekten çekinmeyen mesajlar vermesini de bu muhasebeye eklemek gerekiyor.

İki ülke arasındaki daha çok ABD’den kaynaklanan sorunlar yüzünden duyulan rahatsızlık, AK Parti hükümetini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sorunları daha da büyüten adımlar atmaya sevk etti.

Güvenlik için gerekli görülen füze savunma sistemi olarak Rusya’dan F-400 sistemi alınması gibi…

Satın alınan S-400 sistemi, parası da ödendiği halde kurulup çalıştırılmadı, ancak varlığı yine de yeni yaptırımlara ve eski yaptırımların devamına sebep olabiliyor.

Türkiye’nin Ukrayna savaşında benimsediği tavır da Washington’da Rusya yanlısı olarak değerlendiriliyor; Ankara’nın Ukrayna politikasından ABD de dolaylı olarak yararlandığı halde hem de…

ABD, S-400 alınmasını veya Rusya ile yakın görünme girişimini, kendisinin Türkiye politikasını daha olumlu hale getirmesini sağlamaya yönelik birer taktiksel mesaj olarak görmek yerine, bunu Türkiye’nin ekseninin kayması olarak değerlendiriyor.

Askeri darbeyle iş başına gelmiş, demokratik sayılmayacak seçimlerle kendisini cumhurbaşkanı ilan ettirmiş Kenan Evren’e ABD ziyareti sırasında gösterilen anlayış ve ilgi, son seçimde halkın yarısından fazlasının oyunu alarak konumunu pekiştirmiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan esirgenebiliyor.

Aradaki sorunlar iki ülkeye de yaramıyor oysa.

Dünyada dengelerin altüst olduğu bir dönemden geçiliyor ve ABD-Türkiye ilişkilerinin sorunlu olması o dengelerin ülkemiz aleyhine yönlerinin ağır basacağı bir zemini mümkün kılıyor.

Bir şeyler yapılması şart.

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan mı yapılması gerekeni yapacak, yoksa bu görev seçim sonrasına mı kalacak? 

Ne yapılması gerekiyorsa geç kalınmadan yapılsa iyi olacak.

ΩΩΩΩ

Reklam

17 YORUMLAR

  1. Emekli Org. Kılınç, ABD’e sitem ediyor, eleştiriyor “içimizdeki laiklik karşıtlarını da kullanarak laik devlet yapımıza… yıkıcı/yıpratıcı davranıyor” demiş. Paralarında “In God We Trust” gibi anlamlı bir ifade var. Onlar da laik devlet yapısına sahip, ancak Tanrı’ya inancı/güvenci o ölçüde teslimiyeti bayraklaştırmışlar paraları üzerinde dünyaya ilan etmiş bir devlet yapısını benimsemişler. Madalyonun bir yüzünde bu güzel bir manzara! Paralarının gücü meydanda. Dünya’nın en güçlü/teknolojik ülkesi olmuş olmak izafi din anlayışı kapsamında olması gerekenin türevinin türevi de olmuş olsa paralarındaki şu Tanrı’ya olan “inanç/güvenç-teslimiyet” sembolü ile ilintili bir şey olabilir mi?

    Onların bu değindiğim inancı “Var”lığı ve “Bir”liği yegane olan ve Kuran’dan tanıdığımız ve maalesef onların tanımağa gayret etmediği/tanımak istemediği, ve biz müslümanların (eksiklerine ve zafiyetlerine rağmen) Kainatın ve DiN’in sahibi olarak yakından tanıdığımız Allah (Al İlah = The God)’a ne kadar varabiliyor. O nokta şüpheli. Madalyonun bir başka yüzünde de bu manzara var. Diğer yandan, rahmetli M. Kemal Atattürk Paşamız tarafından düşünülen bizdeki Devletin Laiklik anlayışı onların laiklik anlayışına kıyasla, “solda sıfır” istikametinde konumu halka nasıl yansıdı? Bu anlayış kurduğu ve ülke yönetimini teslim ettiği kemalist CeHaPe tarafından geleceğe nasıl taşındı? Kemalizmin bu partiye bir “hayr”ı olmadıysa temel nedenlerındeki ayrıştırıcı yıkıcı yıpratıcı kutuplaştırıcı etkileri görebiliyor mu Emekli Org. Kılınç Paşamız?

    • “Kemalist komutanlar”ımız DiNi konuda ne kadar kamil insanlar? Miras aldıkları idealojik kültür atmosferinde tüm inanç/güvenç/teslimiyetleriyle aidiyet geliştirdikleri M. Kemal Atatürk Paşamız, zamanında (sembolik anlamda, ancak, oluşturabildiği algılar ve ima edildiği kadarıyla) vahim hatalara düşmemiş olsaydı, muhtemelen bir çoğumuzun bugünlerde hissettiği acziyetlere mahkum olmazdık. Ya ne olurdu? birlik beraberlik duygusunun çok daha ağırlıklı olduğu “Laiklik” konusuna Allah’a iman ve bundan kaynaklanan ilhamla çok daha randımanlı çalışırç Maneviyatı ihmal etmeden maddi anlamda gelişme seviyesinde topyekün ve çok daha başarılı olmuş olabilirdik. Allah bu gayretimize eşlik eden yardımını biz kullarından esirgemezdi. Kemalizm veya Allah’ı gözardı eden herhangi bir “izm” bize “hayr” getiremezdi, getirmedi de nitekim! Devlet ve ülke olarak ABD ile iyi bir iletişim kuramadık. “In God We Trust” ile alakası olmayan komunizmin Sovyetlere/Ruslara bir “hayr” getirmediğini gördük. Nihai analizde, Çinlilere de “hayr” getirmeyecektir. Bu “hayırsız”lardan medet umacağımıza biz kendimiz olmağa çalışalım ve gelişmemiz için Allah indinde birlik ve beraberlikle çok çalışalım yeter. Peki, bugünkü küresel siyasi atmosferin baskıları altında ne yapabiliriz/yapmalıyız?..

  2. Gelecek partili Selçuk Özdağ “Başbakanlık bizim hakkımız, çünkü başbakanlığı bizim elimizden aldılar” demiş. Meral abla ne tepki vermiş bilmiyorum ama bu haberi sabah görseydim akşama kadar beni güldürmeye yeterdi, akşam olunca pek gülesim olmuyor.

  3. !!Ne yapılması gerekiyorsa geç kalınmadan yapılsa iyi olacak.!!
    Kılıç bey yapılması gerekenleri öğrenmek ve seçim için icazet almaya
    ABD ye gidiyor.
    Abisinin elini öper emirleri alır gelir.

  4. Korkuyorlar çok korkuyorlar şu son yaşananlar önümüzdeki seçimin çantada keklik olmadığını gösteriyorda ondan korkuyorlar..

    Önümüzdeki seçimde artık Atı alan üsküdarı geçti diyemeyecekleri için korkuyorlar cumhur ittifakı %40 ancak bulduğunu görüyorlar kazanamıyacaklarını görüyorlar konuşanları susturmaya çalışıyorlar ama başaramıyacaklar

  5. Bu konuda iki tarafın da bir çok yanlışı var ve bunların bir kısmı da kasıtlıdır .
    ABD büyük ve güçlü bir devlet , bu nedenle hep tepeden bakıyor!
    Keşke daha demokratik ve insanî bir anlayışla bütün dünyayı kucaklasa !
    Bu konuda belki de gözden kaçan bir nokta var ; AB ve Arap dünyası başta olmak üzere ABD de, tutum ve davranışlarından dolayı RTE na büyük bir antipati duyuyor ve bunu da devlet politikalarına yansıtıyorlar!

    • Nebahat hanım “Keşke daha demokratik ve insanî bir anlayışla bütün dünyayı kucaklasa !” dediğiniz lider/ülke hangileridir, tam anlaşılmıyor, biraz daha açar mısınız?

  6. 93. SIRA
    Ülkemiz 2021 yılı küresel refah endeksinde 167 ülke arasında 93. sırada yer almış.
    Kıskanılmayacak gibi değil.
    Tabii ki son sırada olanlar için.
    Tüm ülkeler olsaydı 100. sıradan sonra olurduk.
    İyi bir kriter olduğunda 100’den sonra.
    Kötü bir kriter olduğunda ilk 10’dayız hamdolsun!

    • Sayın yk, birinci sırada hangi ülke varmış, isveç filandır heralde:) aynı ülke intihar oranlarında, aile içi tecavüz ve cana yönelik saldırılarda da dünya birincisi haberin olsun, ikincisi de japonya iyi mi?

  7. K.Evren onların oğlanıydı belliki, onlara göre!
    yapması gereken herşeyi
    “onlardan önce! tahmin edip, onların istediğinden de öte…”
    *durum böyle idi🙁. ayrıca tsk nın ayrı ve farklı bir havası vardı! onlarda “en komutanları..”
    tabi ki nabza göre şerbet vermek batının elebaşısının en iyi bildiği iş🙁.
    *pekişimdi öyle mi?
    seni çook iyi tanıyan birileri, ve
    “en yöneten”
    -senin menfaatlerinden önce kendini düşünüyor
    -güneyine borudan sur ördürmüyor
    -yunan gibi sen gelmeden çağırmıyor
    -borumu döşenecek?
    gel ben iyi döşerim diyor😂
    gösteriyor ama vermiyor🤗
    son söz:
    fazla naz aşık usandırır
    (vereceksen ver gari fazla naz etme).

    • -bana düşmanlık ederek mi benimle iş yapacaksın, yoksa masanın karşısınıa geçip..
      -benim toprağımda gözü olanın 👀’ine bakınca bir bakanın başına ne geleceğini hâlâ nlamadın
      -beni çiğneyerek doğuya burdan geçilmeyeceğini
      yüzyılöncede sana anlattılar anlamadın, dersini iyi belleyemedin👂 tembel herif (çek kulağını)
      *şimdi…
      +şu yeşillikleri biraz gevşetmekle başlayabilirsin
      +borularını münasip bir yere götürüp..
      +f 35 lerin parsaını payımızı ayır bakiimm
      +f16 lardan da birkaçtane gönder, hesaba yaz😊
      +şu limanlara biraz mangır boşalt, karnı doysun milletin. kurşun karın doyurmuyor😠😠😠
      +Kıbrıs işini bu sene sonuna kadar çöz!!!
      DEDİĞİMDEN BİŞEY ANNAMADIN MI?
      -Sana öyle bir değil 5 (beş) çete köprüsü yarım kii… üstünden hem togg geçer,
      hem kayık hem uçak geçer,
      hemde (çinlinin) kara treni geçer!!!
      hadi dostum!
      dostluğunu bi göster 🤗😍😗🌟❤️🎅🌷✈️

    • Ego dünyasında kimse kimsenin ‘oğlanı’ değildir. Fakat egosunun isteklerini yerine getirirken farkına varmadan birilerinin oğlanı olabilir. Ama biz bunu ‘şeytanın oğlu olmak’ olarak anlamlandırırız. Şeytan burada illada Amerika’yı İngiltere’yi simgelemesi gerekmez. Şeytan bazen Rus olarak da görünebilir İsrail olarakda…!

  8. Abd Mahsa Amini için İran’a yaptırım uygulayacak da İsrailin öldürdüğü gazeteci Şirin Ebu Akile için İsraile niye yaptırım uygulamıyor? Yine çifte standart. Yine İran’a İslam dünyasına saldırmak için provokasyon için bir bahane. İran’daki olayların arkasında da bunlar vardır.

  9. 12 Eylül darbesi emir komuta zinciri içinde ABD onaylı bir darbeydi. Evren de ABD ve NATO’ya karşı bir turum içinde olmadı. Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünü de itirazsız onayladı. Bu da onu itibarlı bir konuma getirdi batı gözünde.

    Erdoğan hangi sebeplerle olduğu tam anlaşılmayan bir ABD, NATO ve batı karşıtlığı kampanyası yürütüyor. Buna tam olarak ne zaman geçtiler anlaşılamadı. 15 Temmuz’dan sonra tam gaz karşıya geçtiler onu gördük, ama öncesi de var. Ruslarla daha öncesinden yakınlaşmaya başlanmıştı.

    İktidarın batı karşıtı kampanyasında kullandığı argümanlar çok güçlü değil. Daha çok zaten bu yola gidilecekti, bahane olarak kullanılıyor görüntüsü var. Ayrıca çok akıllıca değil ve ülke yararına da görünmüyor bu tavır.

    Sonuçta batı karşıtlığı ile birlikte bize önerdikleri yol, Rusya gibi, Çin gibi otokrat diktatör ülkelerin toplandığı Şanghay örgütü gibi despotlar topluluğu. Artık açıkça demokrasiye karşı olduklarını da söylüyor iktidar yandaşları. Muhalefetten hiç haz almıyorlar ve demokrasinin olmazsa olması muhalefeti düşmanlaştırma ve yoketme gayreti içindeler.

    Bu ikiyüzlü ve tutarsız tavrın muhalefet tarafından daha güçlü bir şekilde eleştirilmesi gerekiyor. Türkiye yüzyıllardır yönünü batıya ve aydınlığa dönmüş bir ülke. Sebebi de orta Asya ve doğunun despotluklarından ve barbarlıklarından kaçış. Geriye dönüş ve demokrasiden ayrılma hiç bir şekilde kabul edilemez.

    15 Temmuz darbesi ile ülkemiz demokrasiden ve hukuk devleti ilkelerinden fersah fersah uzaklaştı. Tekrar ülkeyi rayına oturtmak ve demokrasiye dönmek hepimizin tek hedefi olmalı. Önümüzdeki seçim belki de son şansımız olabilir.

  10. Ne yapılabilir ki mesela!

    Mahallemizden bir akpartili arkadaş iki gündür “Şubat Mart aylarına kadar valizini hazırla hangi ülkeye gitmek istiyorsan göçmenlerin arasına karışıp gidebilirsin” diye takılıyor. Şubatta martta kapıları mı açacaksınız ne olacak dedim. Batı tarafına bakan büyün kapıları açacağız Yunanistan’ın da sınırlarını koruyabilecek bir hali kalmayacak. Btün göçmenler sınırlara akın edecek içerde bir kişi bile kalmayacak” diyor.

    Sana kim söyledi, gazete okumazsın haber dinlemezdin nereden uyduruyorsun bunları dedim ama sen şubatı martı bekle gerisini sorma dedi.

    Yok o kadar da değildir herhalde! Erdoğan hükümetinin yüksek güvenlikli politikalarının sokakta dille gelmesi olacak şey deyil. Beni böyle saçmalıklara inandıramazsın. Şubat soğuğunda çaresiz insanları sınıra sürmek ölmelerini istemek gibi bir şey dedim ama “sen bana inan” dedi.

    • inandırılması gereken,
      -batı Avrupa sınırına boydanboya füzeden duvar ördü mü? ördü!
      -yönünü TR ‘nin topraklarına ve karasularına çevirdi mi? çevirdi!
      -paralı askerini topunu tüfengini ortadoğuya gönderdi mi? gönderdi!
      -inkar ettiği birşey var mı? yok!
      🏃şimdi doğunun mazlum çaresiz insanları da batıya yürüyor olsa!!!
      🚶trakya sınırına yığılsalar boydan boya!!!
      🙋sor bakalım “nereye hemşerim? ne işin var batıda?” diye!
      alacağın cevap şu olabilirmi acaba:
      “SENİN BENİM VATANIMDA TOPRAĞIMDA BAĞIMDA BAHÇEMDE NE İŞİN VARSA!!!!!…”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız