Trump ve İngiliz kadın başbakanın aile saadetini bozacak olay.. Şimdi darbeden yargılanıyor Trump…

14
Reklam

Yarın ABD’de bizlere garip gelecek bir olayın kapısı aralanıyor… 

ABD Senatosu’nda, kendisi henüz başkan iken başlatılmış azil sürecinin ikinci safhası olan yargılanması başlıyor Donald Trump’ın… İlk safhada, Temsilciler Meclisi Trump’ı ikinci kez azletme kararı almıştı. Sisteme göre, orada alınan karar üzerine Senato mahkemeye dönüşüyor; bir sivil yargıç mahkeme başkanlığını, senatörler de jüri üyeliğini üstleniyor…

Garip olan şu: Başkanların yargılanması için düşünülmüş bir süreç, Trump artık başkan olmadığı halde, onun için kullanılacak…

Senato’daki Demokrat Parti grubu, yargılama süreci ile, onu hala peşinden ayrılmadıkları görüntüsü veren kitlelerin gözünden düşürmeyi amaçlıyor. Tabii bu arada rakip Cumhuriyetçi Partili politikacıları da vicdanları ile baş başa bırakacaklar…

Azil işleminin tamamlanabilmesi, Trump’ın yargı önünde mahkum edilebilmesi için, en az 17 Cumhuriyetçi senatörün Demokrat Partili gruba katılması gerekiyor. Demokrat senatör sayısı 50, 17 Cumhuriyetçi katılırsa 67 oyla, yani 2/3 çoğunlukla, Trump’ın işi bitirilecek…

Amerikan siyaseti açısından çok kötü bir olay, 6 Ocak günü, Trump yanlılarının Kongre binasını basmasıyla yaşanmıştı. Trump “Vahşi bir gün” olmasını istemişti o günün, öyle de oldu. Yardımcısı Mike Pence onun yolundan gitse ve başkanlık ettiği toplantıyı sabote etse, Trump sıkıyönetim ilan edecek ve orduyu göreve çağıracaktı.

Darbe yapılacaktı.

Pence ona bu fırsatı tanımadı.

Reklam

Theresa May’i morartan olay

Halbuki dört yıl önce her şey çok farklı başlamıştı.

BBC’de  yarından sonra (Çarşamba gecesi) gösterilecek “Trump dünyayı teslim alıyor” başlıklı belgeselde, İngilizler, Trump’lı dört yılı kendileri açısından değerlendirecek. 

İngiltere’nin o zamanki başbakanı Theresa May yeni seçilmiş başkanla görüşmek üzere başkente çağrılan ilk dünya lideriydi. Kadının Trump’la ilk karşılaşması hem kendisi, hem ziyaretinde yanına aldığı devlet kadrosu ve yeni başkanın Beyaz Saray’daki ekibi üzerinde, Trump’ın nasıl bir başkan olacağı hakkında hiç de hoş olmayan bir izlenim bırakmış…

Yanındakilerle birlikte Beyaz Saray’a geldiğinde, Trump, misafirini kapının önünde karşılamış. Karşı karşıya geldiklerinde, May, tokalaşmak üzere uzattığı elini Trump’ın kuvvetlice tuttuğunu, bir türlü bırakmadığını görünce ne yapacağını şaşırmış. Elini çekmeye çalışmış, başaramamış. Uzun bir süre el ele yürümek zorunda kalmış kadın başbakan…

May’in o ziyarette yanında bulunanlardan biri, BBC’ye, “May elini çekemedi. Görüşme sonrasında kadının ilk tepkisi, ‘Bana bir telefon verin, eşimi arayayım da, bir başka erkekle el ele tutuşmak zorunda kaldığımı, olay medyaya düşmeden önce ona anlatayım’  demek oldu” bilgisini vermiş.

Ziyaret öğle yemeği ile devam etmiş. İngiltere başbakanı ABD başkanına NATO ittifakının önemi ve Rusya ile ilişkilerde dikkatli olunması konularındaki görüşlerini aktarmayı çok önceden kararlaştırmış. Girizgah olsun diye, yeni başkana, Putin’in kendisini arayıp aramadığını sormuş. Trump “Hayır, aramadı” cevabını verince, Beyaz Saray genel sekreteri, Putin’in aradığını, ancak telefonun kendisine bağlanmadığını söylemiş…

Kıpkırmızı olmuş Trump. Ekibine dönüp bağırıp çağırmaya başlamış. 

Reklam

Programa konuşan biri söylediklerini şöyle aktarıyor:

“Ne yani, Vladimir Putin Beyaz Saray’ı arıyor ve siz bunu şimdi bu yemekte bana söylüyorsunuz ha… Dünyada Amerika’yı yok edebilecek tek kişi Vladimir Putin’dir ve ben onun telefonuna çıkmadım, öyle mi?”      

Benim farklı beklentim

Bugün dört yıl boyunca başkanlık ettiği ülkesinin Senatosu tarafından yargılanacak olan Trump seçilmeyi başardığında, onun daha seçim kampanyası sırasında başlattığı “Amerika yeniden büyük olacak” sloganında ifadesini bulan farklı bir lider olacağı görüntüsü, ne yalan söyleyeyim, beni de farklı düşüncelere sevk etmişti.

Programını ülkesinde mevcut başkanlık sistemiyle gerçekleştirmesinin zorluğu sebebiyle, ABD gibi bir ülkede Latin Amerika’da çokça görülmüş türden baskıcı, mütehakkim, diktatör bir yönetim sergileyemeyeceğine göre, çareyi sistem değişikliğini zorlamakta bulacağını düşünmüştüm.

Sadece düşünmemiş, yazmıştım da. 

Şu satırlar 14 Kasım 2016 tarihli yazımda [Yazının başlığı: “Amerika’yı dönüştüreceğim” iddiasındaki Trump… “Parlamenter sistemi getirelim” der mi?”] şunları yazmışım:

“Amerikan sistemi kalıcı reformlara müsait değil.

Latin Amerika’daki başkanlık sistemleri, bu yüzden, ya otoriterliğe kaydılar, ya da işlevsiz kaldılar…

Güçlü başkan olacağa benzeyen Trump işlevsiz kalmayı göze alamayacağına göre…

ABD’ye Latin Amerika türü bir otoriterliği dayatamayacağı (belki önce bunu deneyebilir), dayatsa da sistemin çarkları ve ülkenin tarihi şartları buna izin vermeyeceği için başka bir yol arayacaktır.

Linz’in görüşlerine ilk kulak veren başkan olabilir ve sistem değişikliğine gidilmesini talep edebilir Trump…” 

O günlerde Türkiye’de bizler de ‘başkanlık sistemi’ tartışmalarıyla meşguldük ve ben, birkaç yıl önce (2013’te) vefat etmiş Juan Linz adlı Yale Üniversitesi profesörünün “Başkanlık sistemi bir tek ABD’de işe yarar, orada da insanlar yumuşak huylu ve demokrat olduğu için böyledir; aksi halde başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerde toplum ortasından bölünüyor ve sistem askeri müdahaleler dahil vahim yanlışlıklara sebep oluyor” diye özetlenebilecek tezini önemsemiştim.

Farklı olacağını sürekli vurgulamış Trump’ın bu yüzden başkanlık sistemi yerine parlamenter sistemi tercih edebileceğini öngörmüşüm.

Yanılmışım tabii… [Tam yanıldığım söylenemez; önce otoriterliği deneyebileceği ihtimalini kayda geçirmişim çünkü.]

Sistemi değiştirmek yerine Amerikan toplumunu değiştirmeyi uygun gördü Trump ve Prof. Linz’in tezini bir başka açıdan doğruladı: Ortasından ikiye böldüğü Amerikan toplumunun kendisinden yana olan taraftar kitlesini askeri müdahaleyle sonuçlanacak bir darbe girişimine yönlendirdi.

Linz’in tezi geçerliliğini hala koruyor. 

Konu bugün olmasa bile yargılamanın sürdüğü önümüzdeki günlerde Kongre’nin de gündemine gelebilir.

[Dünkü Washington Post gazetesinde John M. Carey imzasıyla çıkan “Trump başkanlı politik sistemlerin işe yaramadığını ispatlamış oldu mu?” başlıklı makale Juan Linz’in tezini yeniden tartışmaya açıyor. Okumaya değer.]

Biz ABD’ye özenerek parlamenter sistemden vazgeçip başkanlık sistemine geçmişken, bir bakmışsınız, Amerikalılar “Başkanlık sistemi kötü sonuçlar doğurabiliyor” görüşünü benimseyip başbakanlı sisteme geçivermiş…

Trump’la ilgili öngörüm tam olarak tutmadı, bu öngörüm de tutmayabilir; ancak konuyu yine de tartışılmaya değer buluyorum.

ΩΩΩΩ

Reklam

14 YORUMLAR

  1. Y K, bey merhaba! O polis Parlementer’lerin toplantı yaptığı katta ve tamda toplanti odasının önunde idi.göstericiler binadan içeri girince karşılarına çıkti ve onlari içeriye sokmamak için direnir gibi yaparak geri gidip eline sopa gibi birşey aldı ve merdivenlerden yukarı kaçar gibi yapip göstericileri’n dikkatini kendi üzerine çekti onlari ikinci kata çıkarıp korumaların bulunduğu odanın önüne götürerek tuzağa düşürdü ve parlementerleri kurtardı.
    O polise
    Joe Biden’ın yemin töreninde kahramanlık madalyasi verdiler.

    Kamala Harris’te onu kendisine koruma olarak aldı. Şimdi o polis Beyaz Sarayda.
    Bir ara onun Video’sunun linkini size veririm.
    Allaha emanet olun

  2. Başkanlık olunca darbe olması olasılığı daha fazla …ne alaka. Cumhurbaşkanlığı sistemi varken bu ülkede kaç defa darbe oldu. Ben cumhurbaşkanlığı sistemine tamamen karşıyım. Ülkede her ay Cumhurbaşkanı – başbakan gerilimini (Sezer , Erdoğan dönemi gibi) yaşamaktansa tek adam ülkeyi yönetir daha iyi olur. Sonuçta bizim seçtiğimiz yönetiyor.

  3. Dün geceyarısı , eşimin teyzesinin 53 yaşındaki kızı koronadan dolayı maalesef hayatını kaybetti ; hastalık ve tedavi süresince yapılan yanlışlıkları okuyucularla paylaşmak istedim.
    1- Hastalığa önce , çalışan eşi yakalanıyor . Grip olduğunu zannedip bir kaç gün geciktikten sonra doktora gidiyor!
    2-Test pozitif çıktıktan sonra evdekilere görevli ekip ilaçlarını veriyor .
    3-Buna rağmen durumu ağırlaşan rahmetli de bir kaç gün gecikmeyle ancak doktora gidiyor!
    4- Tomografisini çeken ve serum veren doktor her ne hikmetse hastayı diğer serumlarla birlikte eve gönderiyor !
    Bir iki gün sonra bu sefer acile kaldırılan hasta bir kaç gün sonra da hayatını kaybediyor!
    5- Hasta obez ve kronik rahatsızlıkları olmasına rağmen ne grip ve ne de zatürre aşısı olmuyor!
    Ölen herkese Allahtan rahmet ve hastalara acil şifalar diliyorum ,Rabbim hepimizi her türlü bela ve musibetten korusun !Hz.Ömerin dediği gibi ”bir kaderden öbür kadere gitmek ” lazım!
    Herkese selamlar , saygılar

    • Hayret yaa! bir serumla o derece hasta kişi eve yollanır mı? Demek ki hastahanelerde pek yer kalmamış durumda. Koronalı bir şekilde eve yollanan hasta geçmiş olsun diye yanına uğrayan herkese bunu bulaştırır. Mutasyonlu korora çok daha bulaşıcı bunu bizzat yaşayarak mı öğrenecek bu millet. Hani hastaların takibi yapılıp aile yakınlarından tecrit ediliyordu? Ölen vatandaşımıza Allah rahmet ve geriye kalanlar ibret eylesin.

      Konuyla ilgili 1-2 laf etmek gererikse Trump bu tür numaraları bol biri. Parası bol fiziği de yerindeyse insanın, geriye bir kendini kontrol edebilmesi kalır. Trump’ta bu yok. Bu konuda yeteneksiz hatta arsız biri. Kadınlara çok uygunsuz davanışları olmuştur. Hepsi Amerikan basınında (namusuzun teki). Virüse yakalandı ama ölemedi namussuz!

  4. Yeni Anayasa Değişikliği
    “Aşağıdaki maddeler Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez meddelerine eklenerek teselsül ettirilmiştir;
    1- Rektör, vali, bakan, Yargıtay Danıştay Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin istifasını isteyenler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    2- Cumhurbaşkanının istifasını isteyenler beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

  5. Abd başbakanlık sistemine geçerse bizde ebedi cumhurbaşkanığı sistemine geçeriz.
    Anayasanın değiştirelemez değistirilmesi teklif bile edilemez maddesi olarak Recep Tayyip erdoğan cumhurbaşkanıdır ve de
    sağındaki yardımcı devlet bahçeli solundaki yardımcı olarak da doğu Perinçek yazılır.

  6. Meclis başkanı sormuş, “Olan biten bundan mı ibarettir? İzmir’de, Ankara Kızılay’da, İstanbul Kadıköy’deki eylemler, Boğaziçi Üniversitesine atanan rektörü beğenmedikleri için yapılan gösteriler olarak izah edilebilir mi?” Elbette sadece rektör ataması protesto edilmiyor. İktidarın tüm kayyum uygulamaları protesto ediliyor olabilir pekala. Meclis Başkanı, belki farkında değil ama oturduğu makam milletin en yüksek temsil makamı. Seni oraya millet getirdi. Akp reisi getirdi diye düşünüyor olabilirsin. Ama öyle değil. Maaşını, bindiğin son model arabaları, yediğin içtiğin herşeyi bu millet rızkından kısıp sana veriyor. Milleti temsil et diye. Milletin hakkı orada anayasada yazılı. İstediği konuyu, istediği yerde, istediği zaman, kimseden izin almadan, tek veya toplu protesto edebilir. Bu hakkı elinden almak sana kalmadı kalmaz da. Haddini bil.

    Eğer millet adına bir iş yapmak istiyorsan otur bir komisyon kur. “Damat nereye gitti” komisyonu. Arasın bulsun getirsin o damadı ve sorsun tek tek, bu milletin 130 milyar dolarını kime yedirdin ey damat!

    Şimdi o oturduğun kürsüden “aşağı bak” ve bul üç beş vekil, kur komisyonu, koltuğun gereğini yap. Kimin Meclis’inin görevlisi olduğunu hatırla ve titre.

  7. Fehmi bey! 2016 Kasımında Trump’la ilgili görüşleriniz’de yanılmamışsınız’ki! Trump tek adam rejimin’nın temellerini atarken sizinde belirtiğiniz gibi ABD sisteminin hışmına uğadı hemen arkasından 2018 millet meclisi seçimlerinde parlemantoyu kayıp etti ve akabinde , Ukranya Cumuhur başkanına yaptiği santaj ortaya çıktı. O bitmeden Korona salgınını gizlediği ortaya çıktı.
    Aslın’da bunlar’ın hepsinden paçayı kurtarıdı fakat kendi partisi ileri gelenleri Trump’ın Diktatör’lüğe doğru gittiğini anladılar ve Demokıratların tarafına geçtiler.
    Hayatlarında oy vermemış Demokırat partililer’de son seçimlerde oy verdiler.

    Eğer Trump 2. Dönemi kazansa’idi, sistemin açıklarını iyi bildiği için kesinlikle Diktatörlüğünü ilan ederdi. Bunlar’a rağmen 6 Ocakta Meclisi basanları tuzağa düşüren zenci polisin keskin zekası olmasay’dı, şimdi Trump yargılanmak yerine çoktan ülkede sıkı yönetim ilan etmişti

    Sizin 4 yıl önce tesbit ettiğiniz “ABD’ye Latin Amerika türü bir otoriterliği dayatamayacağı (belki önce bunu deneyebilir), dayatsa da sistemin çarkları ve ülkenin tarihi şartları buna izin vermeyeceği için başka bir yol arayacaktır.”
    Arayacak yolların hepsini aradı ama önce Korona sonra katilleri tuzağa çeken kahraman polis’in engellerine takıldı.

    Fehmi bey! Trump’ın yargılanması 9 Şubat Salı günü başlayacak. bugün değil.

  8. Darbeci Trump’ı savunmak da AKPlilere kaldı. Ne acınası durum. Geçen hafta Myanmar’da darbe oldu. Ona da ses çıkarmadılar. Yakışır.

    Çin’de yıllardır milyonlarca Doğu Türkistanlı toplama kamplarında zulüm altında işkence görüyorlar. Çin’e de en ufak toz kondurmuyor iktidarın büyük ve küçük ortakları AKP ve MHP, sus puslar. Mesele Boğaziçi olunca koro halinde Twitter’dan bağırıyorlar öğrencilere ve hocalara. Bunlar terörist diye.

    Güya dünya beşten büyüktü. Ama iş Çin olunca demek ki Çin büyükmüş. Bütün dünya soykırım bu yapılanlar diyor. İktidarın minik ortağı da dün havuz medyasında Çini savunuyordu. Yoksa Çin bölünürmüş. Bu iki yüzlü samimiyetsiz ve insanlıktan fersah fersah uzak iktidar ortakları tam da kendilerine yakışanı yapıyorlar. Ama az kaldı. Halk onlara kimin büyük olduğunu yakında gösterecek. Damat da nerede saklanıyorsa bulunup getirilecek. Ve kime yedirdiği belli olmayan o 130 milyar doların hesabı tek tek sorulacak.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız