Türkiye’nin en güvenilirleri.. Benim dikkatimi ‘en güvenilir gazeteciler listesi’nde olmayanlar çekti…

35
Reklam

Bir araştırma firmasının yakın zamanda (14 Kasım – 20 Aralık 2020’de) gerçekleştirdiği ‘yılın en güvenilirleri’ anketinin sonuçları açıklandı. En güvenilir kurum Cumhurbaşkanlığı… ‘En güvenilir siyasetçiler’ listesinin ilk sırasında içişleri bakanı Süleyman Soylu bulunuyor…

Genellikle bu tür araştırmalara pek güven duyulmaz. Sonuçta bir listede kaç kişi yer alabilir ki? Sıralamalardaki isimlere bakıp güvensizlik belirtenler de çıkar, listeleri toptan beğenmeyen de…

Araştırma kurumları da bu tür çalışmalar yapmaktan uzak dururlar. Yapanlar da ortaya çıkan sonuçları kamuoyuyla paylaşmaz, araştırmayı sipariş edenlerin bilgisine sunmakla yetinirler.

Demek ki, araştırma siparişini veren, şirketten, sonuçları açıklamasını özellikle istemiş…

Kurumlar ve siyasetçiler dışında bir de ‘en güvenilir gazeteciler listesi’ var çalışmada. Esas gürültü de o liste sonrasında koptu. Nihat Genç’in çok ağır bir değerlendirmesini okudum sözgelimi.

Ne yalan söyleyeyim, araştırmanın güven duyulan gazeteciler bölümü beni şaşırttı. Hayır, birbiri ardına sıralanan meslektaşları beğenmediğim için şaşırmış değilim; tam tersine, açıklanan listede yer almayanları düşünerek şaşırdım ve onlar namına üzüldüm.

[Şu sıralarda yazdırılmayan, konuşturulmayan meslektaşları klasman dışı tuttuğumu anlamışsınızdır.]

Yazılarımda kendilerinden hep ‘görev tanımlarını iktidarın her yaptığını övmek olarak belirlemiş gazeteci-yazarlar’ veya ‘AK Parti’nin itibar ettiği gazeteci-yazarlar’ diye söz ettiğim, Hürriyet’te, Sabah’ta ve aklınıza gelebilecek başka gazetelerde yazan, televizyonlarda görüş açıklayanlardan hiç kimse yok ‘en güvenilir gazeteciler’ listesinde…

Reklam

İlaç için tek bir ‘muteber gazeteci’ yok.

Kim olduklarını siz okurların ferasetine bırakıyorum; ama ilk aklınıza geliverecek isimlerin hiçbiri ‘güvenilir’ bulunmamış diyebilirim.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman kendisine yakın gördüğü medyaya yönelik eleştirileri oluyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın bu araştırmadan yayını öncesinde haberdar olması çok muhtemel…

*****

Dernek ve vakıf yasası Rusya’dan mülhem

İktidar cephesi (AK Parti ile MHP) Meclis’e ‘Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi’ sundu. Kulağıma ilk geldiğinde “Böyle bir yasaya neden ihtiyaç duyuluyor ki, Türk ceza kanununda bu yasayı gerektirmeyecek pek çok madde var” diye düşündüm.

Meğer ihtiyaç varmış.

Varmış, ama ihtiyaç yasaya adı verilen konuda değilmiş. Yasanın içerisine yerleştirilmiş bir maddeyle içişleri bakanına gerekli gördüğü hallerde dernek ve vakıflara da ‘kayyım’ atama yetkisi veriliyormuş…

Reklam

Belediye başkanlıklarına ‘kayyım’ atama yetkisi zaten içişleri bakanında…

“İktidar değişikliğinde yeni gelenler bizim dernek ve vakıflara el koyabilirler” itirazı iktidara yakın çevrelerden gelince, ‘Türkiye’nin en güvenilir siyasetçisi’ unvanına da sahip içişleri bakanı, “Öyle şey olur mu?” tadında bir cevap vermiş…

Ahmet Taşgetiren Karar’da bugün o cevabı şöyle aktarıyor:

“(İçişleri Bakanı Soylu bu düzenlemeye itiraz eden Yusuf Kaplan’ı aramış, bu düzenlemelerin İslami STK’ları kapsamadığını söylemiş, hedef ‘Alman vakıfları, Yahudi vakıfları, yabancıların el altından kontrol ettikleri vakıflar, dernekler vesaire’ imiş.)”

Neredeyse beş yıldır “Bizde böyle bir yasa ne zaman çıkacak?” merakıyla beklediğim şey sonunda gerçekleşiyor.

Ülkeler birbirlerine bakarak tavır belirler; bu özellik son yıllarda çok belirgin hale geldi. Bir ülkede yaşanan bir bakıyorsunuz bir başkasında da tekrarlanıyor. Değişik ülkeler siyasetçilerinin tavırları birbirine benzemeye başladı. Birinde çıkan yasa başkalarına da örnek oluyor.

Putin’in Rusya’sı bizde iktidar cephesinin Meclis’e sunduğu türden bir yasayı 2015 yılında çıkarmıştı. ‘Ulusal güvenlik’ gerekçesiyle yabancı vakıfların faaliyetlerini yasaklayan bir yasayı… O tarihten sonra da, Süleyman Soylu’nun açıklamasında andığı türden yabancı vakıflar Rusya’da faaliyet göremez hale geldiler.

Rusya’da pişen bize de düşüyor işte.

*****

Trump son güne kadar şansını zorlayacak

ABD’de yeni başkanın Beyaz Saray’a taşınmasına üç hafta kaldı. Donald Trump ve ailesi terk edecek, Joe Biden ve eşi oraya taşınacak…

Takvim böyle, fakat Trump’ın yerinden ayrılmamak için elinden gelen her şeyi yaptığı da bir gerçek. Yerel mahkemelerden sonra Anayasa Mahkemesi de seçimi iptal başvurularını reddetti. İkinci seçmenler 14 Aralık’ta toplandı ve “Seçimi Biden kazandı” resmi ilanını yaptı. Kongre’nin de 6 Ocak günü ikinci seçmenlerin ilanını onaylaması bekleniyor. Trump o sebeple umutlu.

Trump: Tamam, tamam, ayrılacağım işte… (İngiliz gazetesi Daily Mail’den..)

6 Ocak… Aynı gün, Trump-yanlısı gruplar başkent Washington’da büyük bir gövde gösterisi yapma hazırlığındalar. Trump’ın kendisi “Başkentte 6 Ocak’ta büyük protesto. Orada olun, vahşice olacak” mesajı yayınladı.

Gösterilerin ‘vahşice’ (Trump İngilizcesiyle “Will be wild”) olacağı beklentisi yine seçimi geçersiz sayma konusuyla ilişkili. Sokakların kanlı olaylara sahne olması Trump’ın kendi kafasına göre ‘sorunlu’ sonuçlar alındığını duyurageldiği eyaletlerde seçimlerin yenilenmesini getirebilir…

Tabii bunun için sokakları zaptu rapta almak üzere ordunun devreye sokulması gerekiyor.

Beyaz Saray’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, FBI’ya ve Kongre’ye yalan ifade verdiği için aldığı mahkumiyet cezasını özel af çıkararak geçersiz kılan eski patronuna bu aklı vermiş; Trump da uygulayacağa benziyor.

6 Ocak’tan üç gün önce de İran’ın Kudüs Güçleri komutanı Kasım Süleymani’nin Trump’ın emriyle uğradığı suikastın yıldönümü ve o günün ABD karşıtı eylemlere sahne olması -veya vesile edilip ortalığın karıştırılması- ihtimali de yok değil.

Washington Post’un istihbarat örgütlerinden iyi haber alan yazarı David Ignatious, konuya ilişkin yazısında “Biden Beyaz Saray’a taşınana kadar her şey mümkün” diyor.

Bizde de önceki yıl yapılan İstanbul seçimi itirazlarla yenilenmişti.

Yukarıda yazdım: Bir ülkede yaşanan başka yerlere örnek olabiliyor…

İstanbul seçiminin yenilenmesinin iyi bir örnek olmadığını Trump biliyor mudur acaba?

ΩΩΩΩ

Reklam

35 YORUMLAR

  1. *******

    Selam Didem Kuz!
    Biz dosdoğruyuz,
    Havalar karlı,
    Buz kesiyor, buz!

    Yine seferde,
    Tilki her yerde,
    Kümesler dolu,
    Ama içerde!

    ‘Tilki’m kafa yor,
    Neymiş metafor,
    İnsanlar varken
    Senin işin zor!

    Kürkünü tanır,
    Sana dadanır!
    Zekan yerinde,
    Seni kullanır!

    İşte biz buyuz!
    Ademoğluyuz,
    “Nefs”e yeniksek,
    İblise kuluz!

    Kimler umursar?
    Tövbe istiğfar!
    “Altı yüz sayfa”
    Birçok “Kitap” var

    Çözüm “Kitap”ta,
    Değil hitapta!
    Hatip oy aldı,
    Yoktu hesapta!

    Oy verdi dindar,
    Laik tip kindar,
    “Kitap”ı başka,
    Ona kim bakar!

    Sorunu “kambur”,
    CeHaPe budur,
    Hasan bey demiş,
    Teşhis doğrudur!

    İstersen caydır,
    İstersen saydır!
    Hasanlar farklı,
    Hasan Günay’dır!

    Dobradan ferdim,
    Hedef gösterdim,
    Hasan bey affet,
    Başkaydı derdim!
    ….

  2. Helal olsun Karadenizli hemşerilere, ilk iki sirayi kimselere kaptırmamışlar.
    Sağ olsun Kayserililerde Hop arkadaş en azından 3. sira bizim olmasi lazım diyerek 15 Temmuz kahramanını üçüncü yapmişlar.

    1993 yılından 2011 re kadar değil Türkiye dünyaya Adeletli olduğunu yutturan’da Karadenizden çıkmış olduğunu hatırlarsak anket açısından faydalı olur.

    Bence Anket’te bir tane başarılı siyasetçi var oda Canan Kaftancıoğlu.

    18 senedir her seçimden zaferle çıkan erdoğan kendi sayesinde değil kadınların sayesinde kazaniyor.
    AKP ve Refah partısı şimdiye kadar hep kadınlar sayesinde seçim kazandı.

    Cana Kaftancıoğlu olmasaydı, İmamoğlu ağzınan küş tutsa Istanbulu kazanamzdı.

    Geçen gün New York times, Istanbul temsilcisi buna benzer bir mekale yazmıştı.
    “Erdoğa’na İstanbul ve Ankara belediyelerini iki kadın kayıp ettirdi,” “onun için erdoğan Meral Akşener ve Canan Kaftancıoğlun’dan çok korkuyor,” diyen yazar. korkmasının nedenlerini analiz etmişti.
    Mansur Yavaşı MHP bölunmeden önce CHP ile birlikte Aday göstermişti ve seçimi kazanamamıştılar…!!!! Oysaki dürüst çalişkan mert bir insan olan Mansur Yavaşta değişiklik olmamıştı ve son seçimi bölünmüş MHP ye rağmen kazandı.

  3. trump paşa paşa o koltuğu bırakacak.bakmayın ağlayıp zırlamasına.tek derdi kendisi için af çıkarabilmek.yoksa koca poposunu abd mahkemelerinin kucağına oturmaktan kurtaramayacak.

  4. Fehmi bey,  yazısında siyasiler için güvenirlilik sonuçları için****En güvenilir kurum Cumhurbaşkanlığı… ‘En güvenilir siyasetçiler’ listesinin ilk sırasında içişleri bakanı Süleyman Soylu bulunuyor…Genellikle bu tür araştırmalara pek güven duyulmaz. Sonuçta bir listede kaç kişi yer alabilir ki?****
      Sonra gazeteciler için güvenirlilik sonuçları için****Ne yalan söyleyeyim, araştırmanın güven duyulan gazeteciler bölümü beni şaşırttı. Hayır, birbiri ardına sıralanan meslektaşları beğenmediğim için şaşırmış değilim; tam tersine, açıklanan listede yer almayanları düşünerek şaşırdım ve onlar namına üzüldüm.****

    Başta Güvenirlilik sonuçlarına güven duyulmaz demişsiniz. Gazeteciler için üzülmüşsünüz.
    Üzülmeye değmez yani.

  5. Ankarada Etimesgut tarafında Behiç Bey tren istasyonu vardır .Maalesef her yerde olduğu gibi bu isimle ilgili olarak orada bir tarihçe levhası olmadığı için bu Behiç Beyin kim olduğu bilinmez .Behiç Bey Çanakkale cephesi dahil bir çok yerde Atatürkün en güvenilir , özellikle lojistik konularda çok becerikli bir silah arkadaşıdır.
    Bu nedenle Kurtuluş Savaşının başlarında Behiç Bey genel olarak lojistik hizmetin , özellikle de ulaştırmanın başına getirilir.Behiç Beyin bu konularda ne mucizeler yarattığını belki de çoğumuz bilmeyiz !
    Savaşın en kritik günlerinde M.Kemal Paşa ; Behiç Beye ,cepheye yapılan sevkiyatın çok daha hızlandırılmasını , bunun için her şeyin yapılmasını , ihmali olanların gerekirse idam edilebileceğini içeren acil bir telgraf çeker !Behiç Bey uzun uzun düşünür ve cevabi bir telgraf çeker,
    -Paşam, telgrafınızı aldım ; elimizden gelen her türlü gayreti gösterdiğimize lütfen inanın ! Ama bu demiryolu 40 kmden daha fazla sürati kaldırmaz , daha çok sevkiyat yapalım derken hepsinden mahrum kalabiliriz .Bu nedenle ben emrinizi yerine getiremedim , şimdi ise ikinci emrinizi bekliyorum ! M.Kemal Paşa cevap verir ,
    -Tamam Behiçciğim , en iyisini ve en doğrusunu sen bilirsin !
    NOT: Bütün gazetecilere ithaf olunur !
    Herkese selamlar saygılar.

    • İki tane Mustafa Kemal var. Biri asker Mustafa Kemal Paşa. Emret komutanım. Şu ülkeyi kurtaralım
      İkincisi Mustafa Kemal Atatürk Paşa. Bir parti kuralım adı CeHaPe olsun, dindardan başka kim varsa dolduralım

      Birincisine kimsenin itirazı yok; emret komutanım! herkes cansiperane cepheye koştu.
      Sorun ikincisi….

        • Sorun olan kendisi değil(di). Tilki misalindeki gibi bir metafordan anafora kapılmayalım Hakkı bey. Buyurduğunuz gibi hayatta değil; kendisi(ni) öldü(rdü), hem de erkence. Allah rahmet eylesin. Sorun olan, öncülük ettiği zihniyet ve daha da önemlisi, takip ettiği usul. Türk milleti/tarihi eline muhteşem bir fırsat verdi. Bence pek kullanamadı! Önyargılarıyla, zanlarıyla durumu okuyamadı savruldu. Ülkede kutupbaşı olarak, her konuda doğru olduğundan çok emindi. Oysaki bu bir zandan ibaretti ve bence nefsi idi. Geriye bıraktığı kutuplaştırıcı mirastır. Kurduğu CeHaPe ile ülkede bu zihniyet daha da şiddetlenerek devam etti. Etken-edilgen etkileşimleri hep devam etti. Hatta denilebilir ki “the cemaat” ve kökeni de bunların bir ürünüdür. CeHaPe elit tabakası neticede AkePe’yi doğurdu (şimdilik bu kadar).

    • Bu yazının kıssadan hissesinin Atatürkle ilgisi yok ki ! Anlaşılmayacak gibi de değil .Buna rağmen Atatürke saldırmak için suistimal edilmesi ayıptır ; kırmızı görünce saldıran boğalar gibi şartlanmışsınız !
      İyi günler dilerim

      • Dediğinizi gayet iyi anladım. Emret komutanım! Peki siz benim yazdıklarımı bir nebze anladınız mı Matrakçı bey? Anlaşılmayacak gibi değil. Doğrulara doğru demek suistimal etmemek lazım ama; kırmızı renge şartlanmış boğan! Demek ki buymuş senin de doğan! (Matrak mı oldu, biraz? bence değil). Size önce iyi günler, sonra da mutlu yıllar dilerim.

        • Buradaki benzetmenin konusu boğa değil şartlanmadır; biraz dikkat edilirse bu rahatlıkla farkedilir , yanlış anlaşılma olabilir .Kaldı ki boğa her zaman olumlu bir simgedir , kötü olan tarafı nedir , ben bilmiyorum .
          Ben de iyi akşamlar ,sağlıklı yıllar dilerim

          • Ben de “boğa, kırmızı, saldırı” simgesiyle ilişkili doğayı denkleştirmiştim zaten. Kötü falan demedim. Gönlünüz rahat olsun, uykunuz kaçmasın! İyi geceler. Sağlıklı yıllar!

  6. ” tam tersine, açıklanan listede yer almayanları düşünerek şaşırdım ve onlar namına üzüldüm.”

    yazarin kendi de yok o listede gorunen..kendi namina da uzuldu mu acaba?
    bazilarinin adini bile duymadim ..gorunen tv maymunu diye tanimladigim tipler var sadece ,uzulmesine gerek yok kimsenin namina da kendi namina da..neticede uyduruk bi liste imis

  7. Hayret yaa! İlaç için tek bir ‘muteber gazeteci’ yok.
    Yılların gazetecisi Fehmi
    Koru bile yok. Yılmaz Özdil,
    Ahmet Hakan in
    Fehmi Koru out! olucak şey değil

  8. Bende başka pencere açayım. Bir ülkenin içişleri B. nın güvenilir likte başı çekmesi çok güzel birşey.
    Adalet ve milli savunma da yanında olsaydı keşke. Hele ki milli egitim! Lakin, soruyu kime sormuş, kim sormuş, niçin araştırma yapılmış, ne zaman yapılmış bunları da bilenler siyaseten de kendine göre birkaç sonuç çıkaracaktır. Örnegin bir olay, bir konuşma olduğu dönemmi?
    Bazan birinciyi seçenin ikinci üçüncü isimleri kim? O daha da önemliydi bence.
    Sayın CB’nın haberi olması muhtemeliyatı 2 ve 7 numaradaki resimlerde duraksamama neden oldu. Çıkardığım sonuç:
    2021 yılı herkes için güzel şeyler getirecek inşallah.

      • Tşk Sayın Baran. Dini konularda sorulan sorularda hep ayet hadis bulup cevap veren, başını belaya sokmak istemeyen eski hocaları duymuştum.
        Tanrıdan dileğim şu kiliçtaroglu nun başgan olduğunu görmek,
        Karikatür mesleği gastecileri zengin edecek o zaman.
        Ne karikatür çizersen çiz, ne fıkra anlatır isen anlat, hiç kızmayacak!
        Hatta “tazminat” kelimesi onun yanında yasaklanır diye tahmin ediyorum.

  9. Birileri CIA kucağında oturmanın “Bugün haçlılar namusunuza dokunmaz” derecesinde güven vermesine bütün darbecei kaçkınlara kucak açıp oradan beşinci kol faaliyetlerine destek vermesine aldanmasın.Zamanı gelip kullanma ömrü dolunca tüm satılmışlar gibi uygun bir karşılkla takas edilecektir.
    Muhatabım kim mi?.
    Artık herkes herkesi salak yerine koyduğundan ABD nin kucağında yıllarca oturan bir papaz ve taraftarları bile güneş gibi ortada olan ajanlık durmunu üzerine alınmadığında öylesine ortaya söylüyorum.

    Şimdi kimse muhabbet eriyim ,hizmet vs demiyor Tayyip kötü diyor.
    Ya siz;Sizin yatacak yeriniz yok ama ABD,Almanya,Hollanda sahibiniz şimdilik size yatacak bir yer verip karnınızı doyuruyor;sallayın bakalım.

  10. bence güvenilir ile tanınır olmak karıştırılmış olabilir bu ankette. yoksa bunca sayı ve veri karışıklığından sonra avrupanın ve dünyanın tepe sıralarına oturmuş korona halimizle f. kocanın 4. sırada olmasını nasıl açıklayacağız, bu anketleri ya çöpe atacağız ya da milletin dalga geçtiğini falan varsayacağız.
    torba yasa ve vakıf meselesi önemli ama başka bir yoruma kalsın.
    çünkü abd başkan değişimi meselesi daha önemli.
    biraz dış basını takip edenler bir şeylerin kaynamakta olduğunu seziyorlar, bu bir başkan değişimi meselesi değil çünkü.
    bu değişimin vahşice engellenmesi bir seçenek oladursun – ki olabileceği ciddi bir ihtimal bana kalırsa da – engellenemese bile abd yi bekleyen ekonomik kriz bütün dünyayı ilgilendiriyor. trumpın fed adayı judy shelton önemli bir isimdi.
    trumpın danışmanı olan bu isim karşılıksız para basmak yerine altın standardına dönülmesini savunuyordu ve fed in para piyasaları üzerindeki etkisinin sağlıksız olduğunu söylerken, ekonomik kriz sırasında başvurulan tahvil satın alma ve sıfır faiz politikalarını da eleştirmişti. shelton ın fed yönetim kurulu adaylığı senato tarafından engellendi, cumhuriyetçilerin çok olmasına rağmen.
    bu tercihleri gösterme açısından önemli.
    özellikle korona döneminde ülkeler ortaya çıkan ekonomik krizi telafi etmek amacıyla büyük destek paketleri açıkladılar ve pek çoğu da bunun için para basmak zorunda kaldı. ülkeler karşılıksız para basıyorlar. çok miktarlarda. bu ne demek?
    enflasyon.
    bir resesyon içinde olduğumuz gerçeğinden yola çıkarsak,
    şimdi hem enflasyon hem de içinden geçmekte olduğumuz resesyon birlikte önümüze zor bir resim koyuyor, işsizlik artar, fiyatlar artar, büyüme düşer, iflaslar fazlalaşır ise bunun adı stagfilasyon olur.
    umalım olmasın.
    ama dikkatli olalım ki bu yıl önemli krizler çıkabilir.
    hatta yılın ilk ayları oldukça riskli olabilir.
    abd de olacak olanların bu nedenle ciddiye alınması gerekir.
    özellikle ” Orada olun, vahşice olacak” gibi gibi olmamasını umalım.
    o nedenle konuyu “ne olacak halimiz” e getirmeden bitireyim.
    sonumuz hayr ola.

  11. AKP’den evvel sağlıklı organik besleniyorduk.
    Şimdi ise yediğimiz yiyeceklerde her şey var.
    AKP’den evvel BAL yiyorduk şimdi GliKOZ aynı balın renginde, bir bal esansı kat al sana bal Hemde glikoz ballar 30 – 50 tl arasında.

    BİBERİN içinde kremit tozu, talaş karışımları var.
    Çökelek peyniri içinde nişasta var.
    Tere yağında margarin karışımı var.
    Gramı düşmüş patates karışımlı ekmek Buyday kısmıda çok düşük hayvan yemi.
    önceki ekmekler 400 gramdı şimdi 200 gram, Simitte 2 sene evvel gramı düştü ekmeğin yarı fiyatı olan simit şimdi ekmek fiyatı veye daha fazla fiyat.

    Demek ki eski orjinallarında olsa şimdiki fiyatları ikiye katla.

    • önemli noktaların üzerinde duruyorsunuz öncelikle teşekkür ederim.
      müsade ederseniz biraz da alıntı yaparak yorumunuza katkı sunabilir miyim,
      biraz uzun olabilir ama anlamak açısından önemli.

      2006 yılında tohumculuk Kanunu çıkarıldı. bu kanunla çiftçilerin tohum satmasına yasak getirildi. fakat tohumlarını ticarete konu edilmeden, bedelsiz olmak koşuluyla takas etmeleri serbest kılınmıştı. tarım ve orman Bakanlığı’nın 19 ekim 2018 tarihinde, “yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, üretilmesi ve pazarlanmasına dair yönetmelik” adı altında yayımladığı bu yönetmeliğe göre kayıt altına alma ve sertifika zorunluluğu, köylülerin ortak varlığı olan tohum hakkını ellerinden alıyor. 2006 yılında AKP hükümeti, tohumculuk kanunu ile tohumun kontrolünü zaten şirketlere vermişti. Bu kanunla, tohum şirketlerinin oluşturmuş olduğu tohumcular birliği, tohum politikalarında belirleyici konuma getirilmişti. 19 ekim’de çıkarılan bu yeni yönetmelikle birlikte yerel tohumların köylüler tarafından kullanımı ve yerel tohumlara erişimi güçleştiriliyor.
      “yerel çeşit tohumlukların çoğaltımı ve ticareti, yerel çeşit kayıt listesi’ne kaydı ile mümkündür” denilerek ilk bakışta köylülerin ürettikleri yerel tohumun ticaretinin kayıt edilmek koşuluyla önünü açıyor gibi görünüyor. oysaki yerel tohum zaten köylülerin ortak varlığıdır. kayıt altına alma koruma ve geliştirme görevi kamunun olmalıdır. kayıt altına alma yükünü köylülere yıkmak ile devlet bu yükümlülükten çekiliyor.
      Madde 5-(1) ilgili olmak kaydıyla; meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kamu araştırma kuruluşları, yerel idareler ve üniversiteler, yerel çeşitlerin kayıt altına alınması amacıyla başvurabilir’ diyor.
      yani yönetmeliğin ilgili maddesi bugüne kadar tohumları üreten ve üretimde kullanan çiftçilere böyle bir hakkı bile tanımıyor. böyle bir hak tanınsa bile kayıt altına alma koşulları çiftçilerin ekonomi ve zaman açısından baş edebilecekleri bir durum değil.
      yani ne bu ücretleri ödeyebilecek ne de bu mevzuatı takip edip gerçekleştirebilecek çiftçi bulabilirsiniz
      köylülerin tohuma ilişkin evrensel hakları BM köylü hakları ve köyde yaşayan diğer insanların hakları bildirgesi’nin 19. maddesinde “tohum hakkı” başlığında

      maddede köylülerin; gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarıyla ilgili geleneksel bilginin korunması ve tarım için bitki genetik kaynaklarının kullanımından doğan faydaların paylaşımına adil katılım hakkı; gıda ve tarım için bitki genetik kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili konularda karar verme sürecine katılma hakkı; atalık tohum/üretme ve çoğaltma malzemelerini saklama, kullanma, takas etme ve satma hakkı; köylüler ve kırsalda çalışan diğer insanların tohumlarını ve geleneksel bilgilerini sürdürme, kontrol etme, koruma ve geliştirme gibi hakları olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu maddede devletin, köylülerin tohum hakkı üzerindeki sorumlulukları da tanımlanmıştır. Tohum hakkına saygı duyma, onu koruma, gerçekleştirme ve ulusal mevzuatlarında bu hakkı tanımlama sorumluluğu başta olmak üzere; köylülere yeterli kalitede ve miktarda tohumun, ekim için en uygun dönemde, uygun bir fiyat ile sağlanmasını garanti altına almak gibi temel sorumlulukları vardır.

      aynı madde; “köylülerin ellerindeki tohumları veya tercih ettikleri yerel olarak ulaşılabilir diğer tohumları kullanmak ve yetiştirmek istedikleri ekine ve türlere karar verme haklarını tanımalıdır” diyor.
      burdan ne anlıyoruz

      tohum pazarı yaygınlaştıkça hibrit tohum kullanımının pazarını olumsuz etkileyecek, kimyasal ilaç ve sentetik gübre kullanımını azaltacaktır. yaygınlaşmasının insan ve doğa sağlığı ile küresel iklim değişikliğine olumlu katkısı olacak; fakat bu girdileri üreten çok uluslu şirketlere etkisi olumsuz olacak…
      yani çıkarılan yasalar tohum, gübre ve ilaç şirketlerinin lehine bir ön açıcılık görevi görmektedir diyebiliriz.

      • mhp den neden ihraç edilmiştir,

        “Fındık üreticisinin hakkını savunmak, vatanı savunmak gibidir. Fındıkta oynanan oyunlara karşı durmanın bedeli ağır da olsa; bu bedeli ödemek Ordulular adına şereftir. Şerefin tavizi olmaz”
        dediği için.

        fındıkta durum kısaca şöyle;
        alıntılarsak
        Türkiye, 2015 yılında 240 bin 137 ton iç fındık ihraç ederek 2 milyar 827 milyon dolar döviz girdisi sağladı. Fındığın kilosunu ortalama 11 dolar 77 sente ihraç etti. 2016 yılında ihracat 227 bin 556 ton, ihracat geliri 1 milyar 981 milyon dolar oldu. Kilo başına ihracat 8 dolar 71 sent. 2017 yılında ihracat 269 bin 623 tona yükseldi, ama ihracat geliri bir önceki yıla göre gerileyerek, 1 milyar 876 milyon dolara düştü. Kilo başına fındık ihracat değeri 6 dolar 96 sente düştü. 2018 yılında ihracat miktarı bu kez 279 bin 251 tona yükseldi. İhracat geliri yine düştü ve 1 milyar 635 milyon dolara geriledi. Türkiye 2015’te fındığın kilosunu 11 dolar 77 sente ihraç ederken, 2018’de 5 dolar 86 sentten satabildi. 2019 yılında ise 319 bin 772 ton iç fındık ihraç edildi. İhracat geliri 2 milyar 28 milyon dolar oldu. Fındığın kilosu ortalama 6 dolar 35 sentten ihraç edildi.
        yani, fındık ihracatı arttıkça geliri azalıyor. Daha çok fındık ihraç edip daha az gelir elde ediyoruz. Bu da aslında fındık üretimi ve ihracatı ile ilgili türkiye’nin bir politikası olmadığını, fındık ihracatını başkalarının yönlendirdiğini, parayı da başkalarının kazandığını gösteriyor.
        fındık politikamızda büyük bir yanlışlık var,
        buna karşı çıkan bir milliyetçi milletvekili de partiden ihraç ediliyor.aha önce bir yorumcuya yolladığım yorumu da ayrıca paralellik babında tekrar paylaşmak isterim.

        şimdi pek çok yerde karşımıza kazanan şirketler, tekelleşen bir yapı çıkıyor. amacım belli kişi ya da kişilere muhalefet değil, seçilmiş insanlar ortak paydamızdır. ben sadece yanlış bulduğum politikaları düzeltilmesi amacıyla eleştiriyorum. sokaktan bir insanın nasıl gördüğü ile ilgilenen varsa eğer fikri olsun amacını taşıyorum. eleştiri de bulunmak bir yurttaşın en doğal hakkıdır. bölücü, yıkıcı, olmayan şekilde iyilik güzellik adına muhalefet etmekte öyle.

        • Didem hn verdiğiniz bilgiler çok değerli, fakat köylü bir koop kuruyor, traktörü haczediliyor, yetiştirdiği ürün çıkmadan aynı ürün ithal ediliyor, İnsanlar önünü göremiyor. Asıl niyet nedir bilemiyor?
          Politika geliştirmek öncelikle seçilmişlerin işidir. hükümet, partiler, kamu, üniversiteler, kooperatifler, köylünün bizzat kendisi.
          Birde daha önemlisi: abd’de vb ülkelerde yapılacak iş belirlenmiş, otlağı da ahırıda, ekeceğide belirlenmiş, yinede çiftlik sahibi ne yapıyor biliyor musunuz?
          Ayağına çizmeyi giyip hayvan gübresini kendi atıyor, sonra işine bakıyor. Bankadan ödeyebileceği kadar borclanıyor.
          Bizde gecen yıl hangi ürün pahalı idiyse onu ekiyorlar.
          Bir köye beş altı çiftlik birden (aynı isi yapan) kuruyorlar.
          Koop kurmuş, sanırım kurallar biraz esnek.
          Bir mal bir kaç uyanık yüzünden birden karaborsa olabiliyor.
          Belkide ithalat ayağı problemlidir bilemem.
          Herşeyi devletten beklemek te bazen..

  12. Sayın Koru, uyduruk anketlerin uyduruk sonuçlarını yazı konusu yapmanızı yadırgadım.
    İçişleri bakanlığının derneklerle ilgili son çıkan yasaya baktığımızda iktidarın ilelebet değilmeyeceği, öyle bir düşüncenin akıllarına gelmediği anlaşılıyor. Oysa dünya fani…
    Yarın ne olur Allah bilir…
    Yapılan yasalar yarın iktidar değiştiğinde de adilce uygulanmalıdır, keyfice değil…

    • ben de yapmasaydı yadırgardım Cemil hocam. Nihat gencin tepkisi de önemli, Hasan Günay bey’in sn. Kılıçdaroğlu’na tepkisi de önemli. Didem hanımın tilki-tavuk benzetmesi de önemli.

      Güvenilir kişi listesi açıklanması “2021 reform yılı olacak” sözünün ifade ettiği reformun nasıl bir reform olacağını anlatıyor bize. 2021 sıkı yönetim yılı olabilir diyenler var.

  13. Hamza bey, merhaba!
    Aslında ben Akit’i izlememde okumamda. O video yu başka bir sitede gördüm. Dr. Uğur Şahin’in konuşmasını YouTube kanalında izlemiştim.
    ve doktor kendsininde ekibi ile birlikte aşı olcaklar’ını söliyordu. O muhabirde aşı olmiyacağni söyledi diye seyircilerine yalan bilgi veriyordu.
    Ben ne Karar nede Akit tv izlemen haberlerinide dinlemem. Yalnız bazen Kararın yazarlarını okuyorum.

    • merhaba nurdan hanım. akit tv izlemediğinizi zaten tahmin ediyorum.
      – ben dini görüntü verip de bu kadar ahlaksız olmayı beceren başka bir yayın görmedim de duymadım da.
      – sizin yazınız bu durumu vurgulamama fırsat olduğu için yazdım.
      – kendinize iyi bakın.
      – fehmi beyin yazısı ile ilgili olarak da, gezici süleyman soyluyu güvenilir göstermek için çok gezmiş galiba.
      ben şahsen günahımı güvenmem. günahımın ahlakı bozulur diye…

  14. Sayın Koru, sizi her gün okuyorum;ama o listedeki bir yazarı kazara yılda bir okuduğumda pişman oluyorum. Okuduklarımız, değer verdiklerimiz o listedekiler değil.

    • Burada önemli olan, ” gazeteciliği” masaya yatırmaya başlangıç olabilecek bir anket,
      Yazarın tecrübe ve bilgisiyle siyasetle ilgisi münasebetiyle aynı yazıda okura sunuluyor olması.
      Marifet te bu değilmidir zaten? Ne gerek var listeye girmeye?

  15. Trump öğüt’ü Diktatörler’den al’mış.
    Aff ettiği general bozuntusu ihtilal yapmayide önermişti. Turapın yeğeni amcasının piskiyatiri hastası olması nedeni ile Dünya ve ABD için çok tehlikeli oldüğunu sık sık hatırlatiyor.
    Trump iki gün öncede magazın dergilerine 4 yıldır hanımını kapak yapmamışlar diye sitem ediyordu.
    Obamanın hanımı 6 veya 7 kez kapak oldüğu içinde çıldırıyor.

    Gelelim bizim seçmeyi unuttuklari en Güven’ilir siyasetçi ve onların yakınlarına!

    Unuttukları sayesinde hacker guruplar’ı dahi Türkçe öğrenmişler.

    Bunlardan biride! Dünyaca ünlü hacker grubu Anonymous, 27 Aralık 2020 tarihin’de Erdoğan’a Twitter hesaplarından Türkçe bir mesaj göndermışler. Bu gurup Oldukça popüler ve dünyaca ünlü hacker gruplarından biri ve 7 milyona yakın takipçisi var.

    Mesajında Bilal Erdoğan, damadı Berat Albayrak ve başdanışmanı Yiğit Bulut’a dikkat çekmiş.

    “Reis, bize HSBC, Vakıfbank, Deutschebank ve Credit Suisse’yi anlat. Anlat ki senin gibi bir ustadan feyz alalım!

    Ayrıcada İngilizce paylaştığı bir başka mesajda ise IŞİD’de petrol üretimi ve kaçakçılığına dahil olduğunu idda ediyor ve şöyle yaziyor Albayrak’ı hatırlıyorum. Erdoğan’ın damadı” diye.

    20 sene öncesine kadar, genelde sıradan insanların Türkiye diye bir ülkenın varlığında haberleri dahı yok’ken şu an onlar Türkiyeyi kendi ülkelerinden daha iyi taniyorlar.

  16. çirkin eylemlerle seçim tekrarının çok daha kötü sonuç doğuracağını birileri mutlaka söylemiştir. eğer biri bi uyarıyı yapmışsa Trump’ın muhtemel cevabı “zaten kaybettim, daha ne kadar kaybedebilirim ki” şeklinde olmuştur herhalde.

    bir suçlu psikolojisi:

    işlediği suçlarla alacağı muhtemel ceza hadd sınırını aşınca, yakalanmadan mümkün olduğunca daha fazla suç eylemi yapmak ister. yakalanacağı an’a kadar geçen süreyi daha önce yapamadığı suç eylemi için bir fırsat olarak görür.

    • Baran bey! Trump hem içerden hemde dışardan yardım toplamak için yapiyor. Sonuncusu ile birlikte 60 kez mahkemeye verdi 59 reddedildi sonuncusuda 6 ocakta yapılacak oylamanın iptalı için.

      Umudu tam kesildikten sönra sonra istifa eder ve kendide dahil yardımcısına bütün hirsizlari afettirir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız