Yalan dolanlar ve muhalefetin şaşkın bakışları altında çıkan sansür yasası; iktidar ne yaptığını bilmiyor

36
Yasa çıkmış, çıkması için parmak kaldıran milletvekilleri bir arada..
Reklam

Türkiye’de hiç değişmeyen bir kısır döngü siyasete ve toplum hayatına hakimdir.

Uzun yıllar öncesinden günümüze hep aynı şablon muktedirler tarafından uygulanmıştır: Önce ortalığı sarsacak çapta bir kumpas sahneye konulur ve ardından o tür gelişmelerin önlenmesinin ancak yasayla gerçekleşebileceği yolunda bir tartışma başlatılır; bu arada ortalığa arkasında istihbarat raporları bulunduğu anlaşılan çoğu sahte belgeler yansır. O sırada iktidarda bulunan genellikle sağ parti/ler içerisinden birileri konuya sahip çıkar ve nerede hazırlandığı belli olmayan bir yasa metni TBMM gündemine alınır…

Bazısı yasalaşmış bazısının yasalaşması önlenmiş veya değiştirilmesi sağlanmış Takrir-i Sükun, TCK 141, 142 ve 163, yakın zamanlarda TCK 312. maddeler, Atatürk’ü Koruma Kanunu, Anayasa Nizamını Koruma Kanunu hep böyle gündeme gelmiştir.

Gazetecilik hayatımın önemli bir bölümü, kendi hayat akışım içerisinde, siyasi iktidarların hak ve özgürlükleri daraltma amaçlı yasal düzenleme girişimlerine tepki vermek ve gerçekleşmelerini engellemek için kalemimden geleni yapmakla geçti.

Meclis’ten dün geçirilen ‘dezenformasyon yasası’ için bu defa bir kumpas bile gerekmedi. Ortağı MHP ile birlikte AK Parti sundu teklifi, Meclis’i geceli-gündüzlü çalıştırarak ülkeye nur topu gibi bir sansür yasası kazandırdı.

Muhalefetin muhalefetliğini yaptığı, CHP ile İYİ Partili milletvekillerinin ellerinde pankartlar ile yasayı engellemek için çaba gösterdikleri görüntüsü var.

Görüntü ama.

Farklı düşünüyorum; bana sorarsanız, iktidarın hazırladığı teklif metni, muhalefetin karşı çıkıyormuş görüntülü zayıf itirazlarıyla, yasa halini aldı.

Reklam

Ben bu tezimi, ne zaman, nerede dile getirsem itirazlarla karşılaşıyorum.

Gerekçemi burada açıklıyorum.

Ülkemiz hızla seçime gidiyor. İster erkene alınsın ister zamanında yapılsın seçim ufukta göründü.

Muhalefet cephesi sandığın iktidar değişikliğine yol açacağı güveni içerisinde, seçim sonrasını da şimdiden dizayn etme gayretinde.

İktidar yer değiştirdiğinde, yeni muktedirlerin, medyayı yeniden düzenlemek için işte böyle bir yasaya ihtiyaçları olacak.

Ağır bir iddia ve itham bu, farkındayım.

Eğer yanılıyorsam -ki elbette yanılabilirim- birilerinin bana son gün Meclis’te meydana gelen AK Parti ile CHP sözcüleri arasındaki atışmayı açıklaması gerekecek.

Son zamanlarda TV tartışmalarında da sıkça yer aldığı fark edilen bir AK Parti milletvekili, muhalefetin itirazları üzerine, kürsüye çıkarak, yasalaştırmak istedikleri teklifi bir yabancı ülkenin temsilcileriyle konuştuklarını açıkladı.

Reklam

ABD büyükelçiliğinin hukuk başmüşaviri ve uluslararası politikalar şefi olduğunu söylediği birileri ile…

Söylediğine göre, Amerikalılar, yasadaki hapis cezasını içeren 29. madde için, “Bizim dezenformasyon yasamızla sizin yasanız birebir örtüşüyor” demişler.

Venedik Komisyonu da konuya dahil olmuş; AK Parti sözcüsüyle görüşen komisyon üyeleri metinle ilgili bir tek “Aceleye getirildi” itirazında bulunmuşlar…

Şaşırtıcı ifşaatlar bunlar…

CHP sözcüsü ise, bu açıklamaya, “Hiç şaşırtmadınız; sizin için çok üzgünüm, bir Amerikan yasasının kopyasının altına imza atmak zorunda kalmışsınız” mukabelesinde bulunmakla yetinmiş.

Akıl alacak gibi değil, ama hepsi bu kadar…

İktidar adına kürsüye çıkan AK Parti sözcüsünün ABD’de var olduğunu söylediği yasa ile AK Parti-MHP ortak teklifinin birebir aynısı olduğuna ve Venedik Komisyonu’nun yasa teklifinin metnine esas yönünden itiraz etmediğine dair iddialarına muhalefetten karşı çıkan olmamış…

Her iki iddia da doğru değil oysa…

ABD’de bizdekine benzer bir dezenformasyon yasası yok. Mukayese edilebilecek 2016 tarihli bir yasa var, ancak o adından da başlayarak farklı bir amaca yönelik. Yasanın adı ‘Countering Foreign Propaganda and Disinformation Act’ (Yabancı propagandalara karşı çıkma ve dezenformasyon yasası). Amacı kendi halkını veya Amerikan medyasını kısıtlamak değil, Rusya’nın ABD seçimlerini etkilemeye yönelik siber faaliyetlerini engellemek olan bir yasa bu ve tamamen o konuyla ilgili maddeler içeriyor. 

Venedik Komisyonu’nun dün Meclis’ten geçen yasa metniyle ilgili kaygısını, Taha Akyol (Karar) bugünkü yazısında şöyle özetliyor: 

“Avrupa’nın en yüksek hukuki danışma kurumu olan Venedik Komisyonu, yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinde sosyal medyaya ırkçılık, nefret suçu ve çocuk istismarı gibi alanlar için yaptırım getirildiğini, Türkiye’deki ‘sansür yasası’nın ise ‘özellikle de Haziran 2023’te gerçekleşecek seçim öncesinde yol açabileceği otosansür ve korku iklimi gibi olası sonuçlardan dolayı kaygı’ verici olduğunu açıkladı.”

Dün çıkan bizdeki ‘dezenformasyon karşıtı’ görünümlü sansür yasasının benzerlerinin bulunduğu ülkeler başka coğrafyalara ait: Rusya, Burkino Faso, Kamboçya ve Burma (Myanmar) gibi ülkeler onlar…

Türkiye yeni yasayla bundan böyle adını verdiğim bu ülkeler ile aynı ligde yer alacak…

Konu neredeyse bir aydır kamuoyunun gündeminde. Herhalde muhalefeti oluşturan TBMM’deki partilerin sözcülerinin çıkartılmak istenen yasanın metni ile aynı ligde olmak isteyeceğimiz başka ülkelerdeki yasalar hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir. 

O bilgiyle de, “Bizdeki 29. maddenin aynısı bir maddesi bulunan bir yasa Amerika’da da var” denildiğinde, gerekli olduğuna dair serdedilen kanıtlar arasında Venedik Komisyonu’nun adı da zikredildiğinde bu iddialara itiraz etmeleri beklenmez mi?

İyi de, neden iddiaları hemen kabullenivermişler?

Neden doğru olması imkansız iddialar ortaya atıldığında gerçekleri iddia sahibinin yüzüne vurmamış olabilirler?

Tezim işte bu sorulara dayanıyor.

Muhalefet, seçim sonrasında iktidar değişikliği gerçekleştiğinde ellerinde böyle bir yasa bulunmasını arzu etmişe benziyor.

Geçmişte, sağcı partiler, kendi varlık sebeplerine aykırı hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı yasalar çıkarmaya kalkıştıklarında da, şimdikine benzer tablolar hep yaşanmıştı. Muhalefet o zaman da, iktidarların çıkarmak istediği özgürlükleri kısıtlama amaçlı yasalara fazla itiraz etmemişti.

‘Anayasa nizamını koruma’ iddialı yasayı çıkarmak istediğinde (1969), dönemin başbakanı Süleyman Demirel, karşısında CHP’yi değil, partisini destekleyen sivil muhalefeti bulmuştu.

Demirel’in girişimi o sayede durdurulmuştu.  

Maalesef bugün AK Parti-MHP ortaklığı destekçileri arasında o tür bir çıkışı yapıp sonuç alacak bir iç-sivil muhalefet yok.

Benim umudum, yasaların onay makamı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ileride destekçisi medya aleyhinde kullanılabileceğini fark edip bu yasayla Türkiye’nin Burkina Faso gibi ülkelerle aynı ligde görünmesine izin vermeyeceğinde.

Dostlarım beni fazla saf buluyorlar, ne yapayım öyleyim.

ΩΩΩΩ

Reklam

36 YORUMLAR

  1. Ben burada yorum yapanların objektif yorum yaptığını ve yazarı da dahil tarafsız ve hakkaniyetli ve doğru ne ise ona dair bir yorumcular grubu olduğunu zannediyordum.ve 1 aydır falan takip ediyordum.ama baktım ki birçok insan helede muhalif kesim siyaset bataklığında akıl izan ve objektiflik değerlerini kaybetmiş ve sadece körü körüne fikir savunan ve karşı fikri sorgulamadan ezber yapan kafalar gördüm..birde sayın koru benim şu yorumumuda yayınlamadınız.
    dindar(onların deyimi ile KİNDAR) nesil yetişiyor her yere imam hatip açılıyor diyen din ve islamiyet düşmanları ile deizim çoğalıyor din zarar görüyor bunlar dine zarar veriyor diyen dindarların erdoğanı devirmek için ittifak yapmalarını anlayan varsa yazsın
    yorumumu yayınlamadınız.
    daha da davosa gelmem..

    • Ya Ender neden bukadar komplekslisin. Türkleri dünyada işe yaramaz diye aşşağılamak için biz türkler diyorsun. Başarılı olan türkleri de türk kabul etmiyorsun almancı diyorsun bu nasıl iş?

      Tüm okurlara soruyorum bu yorumda kimseye bi hakaret varmı. Bu sorum hakkaniyetli değilmi?

    • tbrler musti. bir aşama level atlamış görünüyorsun. keşke herkes senin gibi duyarlı bilinçli olsa.
      ama lakin, bir yerde aslını unutamamış, bilinçaltını didikliyememişsin sende onlar! gibi.
      dindar{}onların deyimiyle KİNDAR ile ..
      din ve İslamiyet düşmanları ile..
      birilerinin Erdoğan’ı devirmesi ile..
      çığır açmışsın sende:)
      yani:
      biz ve onlar!
      din koruyucuları ve dini silmek isteyenler!
      Erdoğan sevdalıları…
      doğrusu ne acaba?
      biz ve ötekiler! (çok tehlikeli bir bakış)
      islamiyetin korucu tuttuğu nezaman vaki olmuş
      Erdoğan bu ülkenin devlet başkanı! (TC vatandaşı hiçbir kimse devlet başkanı hakkında devirelim! diye bir niyette olmadı bu güne kadar!)
      devlet başkanı hiçbir zaman biryarının sevip öbür yarının nefret ettiği!! olamaz!
      siyasi parti başka!
      devlet idaresi başka şeydir .
      sadece, bir yarının gelmesini istediği!!! kişi gelir o kadar! diğer yarısının birkısmısı başka birinin, öbür birkaçı bir diğerinin gelmesini istemiş fakat, olmamış! tır:)

  2. “‘Türkiye, Ukrayna’dan yana tutum almalıydı’ demiş. Son bombası bu. Bu iktidarın yaptığı en iyi işlerden biridir Rusya/Ukrayna krizinde denge politikası yürütmek. İnsan azıcık düşünür: Türkiye’nin izlediği politika, Ukrayna’yı bile rahatsız etmiyor. İnsan azıcık daha düşünür: Türkiye’nin izlediği politika, Türkiye’yi dünyada önemli bir konuma yükseltti. Şu yazdıklarımı kavramak için ana muhalefet lideri olmaya falan gerek yok. Günlük haberleri takip eden orta halli her Türk vatandaşı, bunun böyle olduğunu bilir. Kılıçdaroğlu, ortadan giden beni bile hasta etmeyi başarıyor. Taraftarlarını ne hale getiriyordur Allah bilir.”
    GUNUN EN ANLAMLI YAZISI
    AHMET HAKAN

    • Ahmet bey türkiye zaten ukrayna yanlısıdır, öyle değil mi? Bayraktar sihaları ukraynaya vermedik mi? Rusyaya henüz siha namına zırnık vermiş değiliz yani…

  3. ALLAH cc A Şşükür bu kanun çıktı … kimlerin yana yakıla ağladıklarına bakılırsa çok isabetli olduğu aşikar … halkımız hayırlı olsun inşaallah

  4. örnek lerle açıklanmalı:
    -kayıtsız kuyutsuz kimin şeysi kimin nesinde sorumlusu kim bilinmeyen her ne varsa!
    tehlikelidir!!!
    -bir kişi, şirket, holding, saygın veya bilinmeyen küçük bir aile, bir kurum veya yönetimi ve benzeri her ne varsa,
    gecenin bir yarısında yalan, iftira, küçük düşürücü bir haber, sansasyonel bir saldırı, maddi manevi kaybına uğratılacak kasıtlı bir haber!!! yayınlansa!!!
    ertesi gün adamların tüm servetleri sıfırlanmış, bireyleri intihar etmiş vesaire.. durum hasıl olmuşsa!!..
    😠fsbuk u nyerneti kapattırsan ne yazaarr, ülkeden kovsan kime yarar????
    örnek iki,
    -hükümet bir paket hareket halinde ve ekonomik birtakım tedbirler alıyor!..
    muhalefete mi soracak?
    🌞bunlar iyi görünenler!
    birde kötüyü söyletmen bana:
    hükmeden ler ülkeyi satışa çıkarmışlar!!😯
    Kılıçdaroğlu olayı geceyarısı öğrenmiş😅👂🤖
    Kılıçdaroğlu kendi resmi istigramından uyarıyor;
    bu böyle şu şöyle!..
    heyhaattt!..
    o kadar çok bizans trolü varki,
    kim olduğu bellisiz, nerden internet ten cız ettikleri bilinemiyor!..😊😠😠
    Kılıçdaroğlu doğruyu ifşa ediyor resmi sayfasından!
    torl ordusu yalanlıyor belgeler sahte bu adan aslında kasetleri kendi uydurmuş, bavul dolusu belge uyduruk felan diye halkı inanmayın ona!!
    diye saptırıyor!
    sonuç:
    esnaf memet amca ile hüsmen dayı kime inansın?
    demem o ki,
    herşey kanunlu kurallı kayıtlı kuyutlu!..
    haaa.. birde geç kalınmasın!!!!
    (sabah ezanını geçmeden yalan haber engellensin!)

    • bugün muhalefetteyken savunduğun şeyi,
      yarın iktidarda olursan da savunacağın kadar rakam konuş!
      oturduğun koltuğa göre rakıma göre fiyat kur belirleme!🤗

  5. 29.maddede bir sorun görünmüyor. düzgün habercilik yapacak, provokasyon ve yalan haber yapmayacak gazeteciler bunu dert etmez.

  6. Daha önce de söylediğim gibi Türkiye de ahlakın son kalesi akparti. İnsanlar sadece akpartinin-akpartililerin ahlaki kriterlere uymasını talep ediyor, uymadığına inandığı konularda kınıyor. Basında bir olumsuz durumda olan vatandaşa karşı “hemde akpartili” diye vurgu yapılıyor. Buna benzer faziletler asla muhalefet partilerinden ve partililerinden beklenmemesi ilginç.

    Aynı olay sayın yazarın “Sansür Yasası” dediği sosyal medya düzenlemeleri ile ilgili. Bu sayfada iktidara karşı her türlü hakaret ve suçlamalarda bulunanların yorumları anında yayımlanırken en küçük eleştiri içeren yorumlara sansür uygulanıyor. Yani sansürün en babasını uygulayanlar kendi egemenlikleri alanında zerre kadar eleştiriye tahammül etmedikleri görülmektedir.

    • hd efendi “Türkiye’de ahlakın son kalesi akparti” ise iktidarlığı döneminde bunu şeffaf bir şekilde, şek ve şüpheye meydan bırakmadan gösterebilecek büyük fırsatlar ve koskoca bir 20 yıllık süre vardı.

      Burası Fehmi beyin kontrolünde olan bir platform. Önem verip yazdığı konularda görüşleri çerçevesinde yorumlara öncelik vermesi doğal. Hiçbir hakaret içeriği olmamasına rağmen, ben de zaman zaman “Molla Kasım”ca uygulanan sansürlere şikayet etmedim değil. Fazla da üstünde durmadım. Uygulanan her sansür, her yasak uygulamaya koyan, bunu onaylayan hakkında ipuçları verir. Aceleyle oldu bittiye getirilen her yasakçı uygulama uzun vadede faydasından çok hiç umulmayan zararlar getirir. Hürriyetten yana olmak iyidir. Allah’ın, şeytan’ı hür bırakmış olduğu bir dünyada yaşıyoruz. şeytan şeytanlığını yapacak. Sen proaktif olmakla, kendini korumakla yükümlüsün. o’na uymak için değil, karşı koymak için hürsün. Karşı koyabildiğin kadar büyüksün. Allah’ın düzeni çetin (bilirsiniz, bu Kur’anda bir kaç surede geçen bir ayettir).

      ….
      Ne şeytanı gör, ne de selavat getir,
      O hürdür, üzerine üzerine de gelir
      Selavat çekmekle geçmesin ömrün
      Sen nefsine hakim ol, şeytanı bitir!

      Gördüğüm kadarıyla ideal ve tam tarafsız denebilecek bir platform yok. Türkiye, başta Mustafa Kemal Atatürk Paşamızın büyük katkılarıyla kutuplaştırılmış bir ülke. Bugüne kadar devam eden de o. Vur deyince öldüren, haddini bilmezlerin bol olduğu, birbirine meydan okuduğu ülkemizde hal böyle olduğuna göre, herşey serbest olsa burada karşılıklı küfürden tehditten geçilmez. En azından, seçerek farklı düşüncelere yer veriyor Fehmi bey. Siz de görüşlerinizi yazabiliyorsunuz. Başkaları da..


      Parayı veren düdüğü çalar,
      Çaldırır da…
      Vermeyen de düdüğü çalar,
      Çaldırır da…
      Çalmaktan çalmağa fark var!
      Biri gelir işin kolayına kaçar,
      Sonucu düşünmeden yasaklar
      Ama neyi, kendi de pek bilmez
      Umurunda da değildir güç onda

      Parayı veren düdüğü çalar,
      Çaldırır da..
      ……
      işte öylesine bir kısır döngü!
      Ama doğurgandır kendine özgü!
      Adeta yedi kocalı bir hürmüz,
      Bela belayı doğurur üzgünüz!
      ….

    • Yalanın yayılmasını engellemek sansür değildir, aksine adil bir tavırdır. Sansür doğruların yasaklanmasına gizlenmesine denir.

      • Barancığım, asıl mesele bazen neyin yalan neyin gerçek olduğu konusunda emin olamamaktan kaynaklanıyor. “Ne şeytanı gör ne de salavat getir, bunlarla kim uğraşacak, yasakla gitsin, at içeri akıllansın” modunda bir kolaycılık, malesef. T.C. kurulalı beri marifet zannedilen kolaycı bir tutum. Ancak, ülkemizi radikalize eden hatta ülkenin yönetimindekilerin oturduğu dalı kesmesi işte tam da budur! Dal kesilince filizleriyle birlikte hepbirlikte aşağıya! Halbuki yöneticilerde o filizleri ülkeye kazandırabilecek “akıl” olmalı. Liyakat ile o koltukta oturmadığı için bu yok.

        “Akıl” dedim de bizim gibi Osmanlı yadigarı anka kuşları için bunun en iyisinin “Akıl*İman Sentezi”ndeki akıl olduğunu bu arada tekrar ifade etmiş olayım. Türkiye bunun zafiyetinde bu günlere geldi. Dünya’da var olacaksak bu “akıl”la ve bunun koalisyona girdiği ortak akılla var olacak ve yükseleceğiz. Bunun zafiyetinde ise korkarım yok olacağız. İbre bu zamanda ikincisine meyyal, gözüküyor. Kurtuluş Savaşında, Allah yardım etti adeta son bir şans verdi, kullanamadık, Yüz yıldır akıllanamadık. Herşeye rağmen tüm farklılıklara rağmen geleceğimizi varlıklar aleminde kurtarabilmek için “DUA” etmeliyiz, teceli olarak sonucu bilinmese de hiç yoktan iyidir. Yok olmanın mahşerdeki hesabını vermek ise çok daha kötü bir şey! Hesap sırasında “Var olmanın, yükselmenin” örnekleri gösterilecek. Hatalar göz önüne serilecek, bunun aslında ne kadar kolay olmuş olduğunu herkes görecek. Ama ne çare! her etnisite binbir pişmanlıkla kahrolacak! Bu kahroluş dünyadaki varoluştan çok daha hazindir.. Ha Türk varlığı, ha Kürt varlığı ne farkeder? ….

  7. KORKU VAR YA, KORKU
    “Hayatta en yanlış yol gösterici korkudur.”
    Bu özdeyişi ilk kez merhum Erdal İNÖNÜ’den duymuştum.
    “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” özdeyişinin tersi.
    Korku ile hareket edenlerin doğruyu bulma imkan ve ihtimalleri yoktur
    Bir de ” korku”yu araç olarak kimler kullanır?
    – Korkaklar.
    Evet korkakların en çok kullandıkları enstrüman tehdittir.
    Korkuyorlar çünkü neredeyse sınırsız suç işelediler.
    Çıkarılan yasa yolcu olduklarının itirafıdır.
    Kriminal tiplerin korkmasın anlıyorum da,
    masumlar neden korkar?
    Daha doğrusu kriminallerin tehditleri neden sonuç verir?
    Sanıyorum ülkemizin eğitim sisteminin çok büyük bir defosu.

  8. Rahmetli Dedem “Ekinim diyen harmanına yetişemezmiş oğlum” derdi.
    AKP ve MHP kendi kazdıkları kuyuya düşebilir.
    Kim bilir….?

  9. En başta şu bilgiyi vermek istiyorum : Türkiye , küresel anlamdaki Bilgi ve İletişim Teknolojisinden İstifade Endeksinde 139 ülke içinde maalesef 39 ncu sırada bulunuyor !
    Biz millet ve devlet olarak daima ifrat ile tefrit arasında savrulup duruyoruz , bir türlü işin ortasını , makul ve mantıklı olanını bulamıyoruz ; bu durum cumhuriyet kurulduğundan beri bu şekilde devam edip gitmektedir.
    Keza bu konuyla yakından ilgisi olan adalet tarihimiz de maalesef sabıkalarla dolup taşmaktadır ; istiklal mahkemeleri , tek parti dönemi , DP dönemi , 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat dönemleri , 2007-2013 Kumpas Davaları ve en nihayet anlı şanlı ! 15 Temmuz darbe sonrası yargılamaları , hep bu rezilliklerin en bariz örnekleridir !
    Bütün anayasalarımız hep birer tepkinin sonucudur , makul ve mantıklı , sağduyulu bir inceleme ve araştırma yapılmış , ortayol bulunmuş değildir.
    Sözü gereksiz yere daha fazla uzatmadan bir iki isim vererek konuyu kapatacağım;ilgi duyan ve merak edenler , Rupen Sevag Çilngiryan’ı , Nazım Hikmet’i , Sabahattin Ali’yi , Muhsin Yazıcıoğlu’nu vs. inceleyebilirler !
    Selamlar saygılar .

  10. Yalanlar dolanlar .
    Sn Koru sosyal medyada en çok yalan yazılan ülke hangisi acaba?
    En çok yalan haber yazan basın hangi ülkede dersiniz?Böyle topluma böyle gazetecilere böyle yasa.Az bile,

    • “sosyal medyada en çok yalan yazılan ülke hangisi acaba?”
      Türkiye
      “En çok yalan haber yazan basın hangi ülkede dersiniz?”
      Türkiye
      Bu sahtekarlıklara izin veren AKP, sosyal medyada Trol ordusu var. Allah yalanı yasaklamış. Sen ise yalan makinesi AKP’ye gözü kapalı oy veriyorsun.
      Yalancıyı destekleyen yalancıdır.

  11. ben ters adamım, neyapayım, terslik derslik..
    -bir gazetecinin kapısına bir bavul evrk (gerçek yada düzmece) konulmuştu, yayınladı.
    içerdeymiş!.. tv de gördüm geçen gün üzüldüm.
    -ılıcaklar altan lar (en bilinen olduğu için yazdım) meşhur medya gazete dünyasının tanınmış isinleriydi. içerdeydiler ..
    -bir gazete patronu pijamasıyla dönemin BB’ını karşılarken..
    -Menderesin iç çamaşırı kumpasından .. (bu olay bu konuya girermi bilemedim aslında)
    sonuç:
    bu kanui düzenlemeler geçmişte olsaydı…
    bu acılar yaşanır mıy dı!!!???
    ülkenin..
    ailelerin…
    bağlı oldukları şt’lerin..
    durumunu göz önüne getirin…
    yeniden bir fotoğraf paylaşın!
    (geleceği göreceğiz daha!)

  12. ZIVANADAN ÇIKTI MI?/ GÜÇ SARHOŞU OLDU MU?
    “Kabile Reisliği Hükümet Sistemi” referandumu öncesinde küçük ortak olan Parti’nin Bursa’da referandum çalışmalarının organize edildiği bölge toplantısı yapılır.
    Bu toplantıda belediye meclis üyesi(encümen) olan şahıs, genel başkan yardımcısına kendisinin referandumda hayır oyu vereceğini, getirilen Anayasa değişikliğinin daha önceki parti söylemlerinin tam tersi olduğunu söylediğinde, genel başkan yardımcısı;
    “– Sana aynen katılıyorum, biz bunu ülke için değil Siyasal İslamcıları zıvanadan çıkarıp, güç sarhoşu yapmak için yapıyoruz.” der.
    Bana bunu bizzat küçük ortağın belediye meclis üyesi anlattı.
    Bahsettiği genel başkan yardımcısı da, uzun süre bu görevde bulundu.
    Genel başkan yardımcısı bu ifadeyi ikna için mi kullandı?
    Yoksa gerçek düşüncesi mi?
    Orasını bilemem.
    Ancak Siyasal İslamcıları zıvanadan çıkarıp güç sarhoşu yaptıkları kesin.
    Daha doğrusu;
    –Zıvanadan daha nasıl çıkılır?
    –Güç sarhoşu daha nasıl olunur?
    Dedirtecek onlarca değil, yüzlerce hatta binlerce icraata imza atıyorlar ve atmaya da devam edecekler.
    Sansür yasası da bunlardan sadece biri.
    Pekâlâ insan neden güç sarhoşu olur.
    Yada kimler güç sarhoşu olur?
    –Elinde bulundurduğu gücü ve yetkiyi hak etmeyenler.
    Çok kez tanık olduğum bir olay vardır:
    Bir yetkili için ” Bu nasıl üniversite bitirmiş, nasıl sınavları geçip buraya gelmiş” dediğim tüm şahıslar görevinin gereklerini yerine getirmediği gibi vatandaşa da çok kötü davranmışlardır.
    Zaten işi bilmeyip vatandaşa hakkını vermiyorsun.
    Bari iyi davransana.
    Yok bir de üstüne zulüm.
    Bu kişiler, normal bir zamanda, normal bir ülkede, elinde bulundurdukları makam ve yetkileri rüyalarında bile göremeyecekleri için “güç sarhoşu”
    oluyorlar.

  13. “evet” demek her zaman “hayır” getirir mi?
    yetmez ama evet
    evet dedi.. vee ayvayı yedii.. mi
    ABD nin ırak asker işine evet ..
    en mühimi, evet dedikten sonra böyle bir fotoğraf çektirip..

  14. İngilizler dünyaya buharlı motoru hediye etti, Rock ve pop müziği hediye etti, Fransızlar penisilini hediye etti, Amerikalılar da interneti ve iPhone’u. Hepsinden de öte ileri demokrasiyi hediye ettiler. Biz Türkler dünyaya ne hediye ettik diye düşünüyorum ama bulamıyorum. Sizce var mı böyle bir şey? Bitmez tükenmez yasaklar olabilir. Osmanlı’dan beri böyle.

    • Ender bey daha dün bütün avrupayı biontek aşısıyla koronadan bir çift türk kurtarmadı mı, ne çabuk unuttun?

    • Türkiye’de yaşıyorsun ve eleştiri yapabiliyorsun ne mutlu sana!..Sıkıysa aynısını Avrupa veya Amerika’da yapsana görelim seni!..

  15. “ÖZGÜR” BASIN, BUNU DA YAZIN!
    CHP lideri, ABD gezisine beraberinde kendisine yakın medya organlarından beş gazeteciyi götürdü. Ulaşım masraflarını parti, gecesi 25 bin liralık otel masraflarını da çalıştıkları kurumlar karşılamış. Buraya kadar her şey Cumhurbaşkanı ile ziyaret eden gazeteciler için de geçerli olduğu gibi normal. Gerçi biz en son New York’ta daha mütevazi bir otelde kalmıştık ama olsun.
    İlginç olan Amerika’da yaşayan Türk gazetecilerden hiçbirinin Kılıçdaroğlu’nun toplantılarına alınmayı bırakın, yanına bile yaklaştırılmaması. NTV ve Hürriyet’in Amerika temsilcileri duruma isyan etseler de değişen bir şey olmadı.
    “İktidara geldiğimizde akreditasyon uygulamasını kaldıracağız” diyen CHP’nin vaatlerinde ne kadar samimi olduğunu bu örnekten de anlayabiliriz…

  16. Ülkemiz dünyanın otoriter, diktatör, antidemokratik ülkeleri ile aynı sınıfta görülüyor uzun süredir. Bu yasa da o tiplemeyi perçinlemiş oluyor. Demek ki doğru tespit ediyorlarmış. Bu ülke demokrasi liginde değil artık. Buna yeterince itiraz etmeyen muhalefet de aynı yolun yolcusu demektir. Ülke adına ve hepimiz adına utanç verici bir durum. Brüksel yolundan ters dönüp Şangay’a dümeni kıran yolsuz iktidar açısından bir başarı daha. Hepimizin de başarısızlığı.

  17. Açıkça bize şer görünen bu sansür yasası belki de çok hayırlı neticeler doğurabilir.

    Ne diyorlar;“İnsanlar yanlış yapar ama tabiat kanunları yanlış yapmaz!”

    “İnsanlar bozguncudur bozar, Allah bozmaz.”

    İktidarın seçim kazanmak için çıkardığı sansür yasası yürürlüğe girdiği günden itibaren iktidarın sonunu getirmek için işler.

    Aslında şöyle de bir kazanımı olur bu yasanın; benim gibi siyasetin tamamen dışında olduğu halde çok etkenli siyasi alana dair konulara hiç bir zaman tam vakıf olamadığı halde ileri geri konuşmalarını boş yere meşgul olmalarını önler. Herkes kendi işiyle meşgul olur. Bu arada iktidar paydaşları yalan siyasetine hakimiyetinin doya doya tadını çıkarır en azından seçimlere kadar. iktidar değişirse de muhalefet iktidara gelince acısını çıkarsın bana ne!

    Zulmün dozu biraz daha artabilir belki ama sonunda “su akar yolunu bulur” hiç endişem yok.

    • Sosyal medya için düzenleme şart, keşke herkes TC numarası ile sosyal medya ağlarına üye olabilse. Trol, mrol, sahte hesaplar hayatımızda olmasa.

      • açık kimlik bana uyar da iktidarın maaşlı trollerine uymaz ama. Zaten sen de bunu bildiğin için iktidara iletmen gereken önerini bana iletiyorsun Muzaffer bey. Ama ne çare, benim elimden hiç bir şey gelmez:)

          • Almanya’da Sosyal Ağların Düzenlenmesi Kanunu’nu yürürlüğe girdi. İlk 6 ayda Facebook, gelen şikâyete tabi içeriklerin yüzde 21’ini, YouTube yüzde 27’sini, Google yüzde 46’sını, Twitter ise yüzde 10’unu kaldırdı.

Comments are closed.