Yanlış yapan yanlışı yüzüne vurulduğunda neden saldırganlaşır, bilen var mı?

31
Reklam

Daphne Caruana Galizia Maltalı bir gazeteci. ‘Araştırmacı gazeteci’ kimliğiyle gözünü budaktan sakınmamasıyla tanınıyor. Araştırmalarını yayınlayacak gazete bulmakta zorlandığı için, internetin sağladığı imkanı kullanarak, 2008 yılında kendi blogunu açmış. ‘Running Commentary’ adlı blogu ülkesinde çıkan bütün gazetelerin satış rakamlarından daha fazla okura sahip.

Yukarıdaki paragrafta sözünü ettiğim kadın meslektaşla ilgili cümleleri geniş zamandan dili geçmiş zamana göre yeniden yazmak gerekiyor. Daphne Caruana Galizia, dört yıl önce, 16 Ekim 2017 tarihinde, evine dönerken aracına yerleştirilen bir bombanın patlamasıyla hayatını kaybetti.

‘Panama Belgeleri’ 2016 yılında kalabalık bir araştırmacı gazeteci grubunun yayımladığı, dünyanın öndegelen politikacıları ve iş dünyasından insanlarının yanlışlarıyla ilgili belgelerdir. Halklardan gizledikleri akçalı ilişkileri ortaya dökülünce, haklarında belgeli yayınlar yapılanlardan birileri, hıncını gazetecilerden almaya kalktı. Daphne Caruana Galizia, ‘Panama Belgeleri’ ifşaatlarının ilk kurbanı olarak basın tarihine geçen gazetecidir.

Ülkesi politikacılarının Panama’da ‘off-shore hesapları’ olduğunu Maltalılar orada çıkan gazetelerden değil ‘Running Commentary’den öğrenmişlerdi.

Beş yıl önce ‘Panama Belgeleri’ni yayımlayan kalabalık gazeteci grubu, şu sıralarda Pandora’nın kutusunu açmakla meşgul. Araştırmacı gazeteciler, 2.9 terabit hacminde 11 milyon 900 bin adet belgeyi çeşitli ülkelerden seçtikleri gazeteler aracılığıyla bu ayın başında yayımlamaya başladılar.

‘Pandora Belgeleri’ dünyada 96 gazete tarafından eş-zamanlı olarak yayımlanıyor.

Belgeler, aralarında cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanların bulunduğu 35 dünya lideri ile çok sayıda iş, sanat ve spor dünyasından isimlerin ülkeleri dışında tuttukları ‘gizli’ hesaplara ait. Belegelerde 220 kadar Türk’ün de adı geçiyor.

Off-shore hesaplarda tutulan toplam paranın 5.6 ila 32 trilyon dolar çapında olduğu tahmin ediliyor.

Reklam

İlk bakışta yurtdışı hesapların bir çoğunun yasal sınırlar içerisinde açıldığı görülüyor. Özellikle iş insanları kazandıkları paraları vergi ödemelerini beklemeyen ülkelerde tutmayı yeğlemiş görünüyorlar.

Nitekim, yayınlanan belgelerde ismi geçen bir Türk şirketi bu yolda bir açıklama yaptı.

Haklı da olabilir. [Ancak, şirketin patronunun annesi adına açılmış iki hesaptan meçhul bir yerlere toplam 210 milyon (105+105) dolarlık ‘bağış’ yapıldığı anlaşılıyor. Böylesine yüklü miktarda bir ‘bağışın’ nereye veya nerelere yapıldığı meçhul. Bu noktanın şirket tarafından açıklığa kavuşturulması gerekiyor.]

Buna karşılık, devlet başkanlarının ve her düzeyde görev üstlenmiş eski-yeni politikacıların, menşei belirsiz milyonlarca doları başka bir ülkede kurulmuş şirketlerde tutması anlaşılabilir bir durum değil. 

Yayınlar üzerine her ülkede Pandora Belgeleri’nde adları geçen isimlerle ilgili soruşturma açılması kaçınılmaz.

‘Off-shore şirket’ denildiğinde insanın aklına, yüksek miktarda paralarla kurulduklarına göre bunların mükellef mekanlara sahip oldukları gelebilir. Oysa bu tür şirketlerin kuruldukları ülkelerde küçük de olsa bir mekanları yok. Kâğıt üzerinde şirketler bunlar. Vergi yasaları fazlasıyla liberal küçük ülkelerin bu alanda uzmanlaşmış uyanık bazı kişilerinin adresleri şirket merkezi olarak gösteriliyor.

Bazen de bir posta kutusu adresi oluyor şirketlerin. Hepsi o kadar.

Laundromat filminden..

[Merryl Streep’in başrolünü üstlendiği gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış bir senaryosu bulunan ‘Laundromat’ filminde (Netflix) Jürgen Mossack ile Ramon Fonseca adlı iki açgözlü girişimcinin kurduğu Panama merkezli karapara düzeni beyaz perdeye yansıtılıyor. Street’in canlandırdığı üç kağıtçıların off-shore hesap kullanarak canını acıttıkları bir kadının hakkını arama mücadelesi bu tür şirketlerin nasıl kötüye kullanılabildiğini anlatıyor.]

Reklam

Önce ‘Panama Belgeleri’ni şimdilerde de ‘Pandora Belgeleri’ni dünya gündemine armağan eden gazeteciler kalabalık bir grup. Bu sayede isimlerini açıklamaları da gerekmiyor. Ancak onların ilk araştırmasını yaparak gerçekliğini tespit ettikleri malzemeyi ülkelerinde haberleştiren gazeteciler bilinen isimler…

Ve baskılara, tehditlere, hatta suikastlara maruz kalabiliyorlar.

Panama Belgeleri’ni yayımlayan İngiliz Guardian gazetesini polisler basmış, haberlerde kullanılan bilgisayarlara el koymuşlardı. Üzerindeki baskı yüzünden gazetenin yayın yönetmeni istifa etmek zorunda kalmıştı.

Bizde de Panama Belgeleri ile ilgili yayınları yüzünden Cumhuriyet gazetesi ve haberlerde ismi bulunan muhabir aleyhine açılmış davalar var.  

Yeni belgelerde şimdiye kadar yalnızca birkaç iş insanının adı geçti; ancak 220 kişi oldukları önceden açıklandığına göre, bu ifşaatların arkası gelecektir.

Gazetecilik doğru yapıldığında dünyanın en tehlikeli mesleklerinden biri haline gelebiliyor. Özellikle de güçlü ve elindeki gücü kullanmaktan çekinmeyecek birilerini hedef alan haberler söz konusu ise…

Bu yazının başında adını andığım Daphne Caruana Galizia’nın başına gelenin benzeri olaylar bizde de yaşandı.

Ülkemiz siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan ’28 Şubat post modern darbesi’nin (1997) ön hazırlığı sayılabilecek bir dizi kanlı olayın birbiri ardına sahnelendiği dönemde Uğur Mumcu (24 Ocak 1993), sürecin en tepe noktasında da Ahmet Taner Kışlalı (21 Ekim 1999) hayatlarını bombalı eylemlerde kaybettiler.

Daphne Caruana Galizia katili olarak üç kişi gözaltına alındı, ardından Dubai’de şirketi olan biri de tutuklandı. Ancak bu kişilerin bombalı cinayetin gerçek failleri olduğu söylenemiyor.

Mumcu ile Kışlalı’nın katilleri olarak yargılanmış kişilerin de gerçek failler olduğundan ailelerin kuşkuları olduğu basına yansımıştı.

Sedat Peker’in ilk videolarında sözünü ettiği Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı da aynı dönemde bir suikastla öldürülmüştü (6 Temmuz 1996).

Onun da kimler tarafından öldürüldüğü bilinmiyor. [Sedat Peker o suikasttan ‘Susurluk süreci’ (başlangıcı 3 Kasım 1996) içerisinde isimleri sıkça geçmiş ‘derin devlet’ unsurlarını suçladı.]  

İnsanları anlamak çok kolay değil. Bazıları, nereden kazandıkları belli olmayan paraları yurtiçinde tutamadıkları için yurtdışına götürüyor; yer olarak da vergisiz muamelelere açık olan off-shore bankacılığıyla ünlü küçük ülkeleri tercih ediyorlar. Yaptıkları faş olunca gözlerine ışık tutulmuş tavşana dönüyor, şaşkınları yaşıyorlar. Gücü olan yaptığı yanlışı sergileyen gazetecinin üzerine gidiyor.

Daphne Caruana Galizia böyle öldürüldü.

Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının ardında da bilinmeyene duydukları merak var.

Gazetecilik zor, zor olduğu kadar da tehlikeli bir meslek.

ΩΩΩΩ 

Reklam

31 YORUMLAR

  1. Elinde güç olanlar o güç ile zehirlendikleri için bırakmak ve köşeye çekilmek istemiyorlar, nitekim sizin yazınızda buna ve korkulan bir duruma işaret ediyor. Malum son günlerde yetkili ağızların tehditvari beyanları ortada ve geçmişten bu yana bu kartını elinde tuttuğunu ara ara hissettiriyor. Umarım ülkemiz bulunduğu çamurdan çıkar ve suç işleyenlerin suçunu bastırmak/korku salma için cinayetlere teşebbüs etmediği, aksine istifa ederek/köşeye çekilerek/görevini bırakarak suçunun mahcubiyetini topluma yansıttığı bir yöne evrilir. Yiğitlik bunu gerektirir zira efelenmek, dayılanmak, gücünü korunmasızlara yöneltmek, ayıbını örtmek için siyasi suikastlara sığınmak yiğitlik değildir.

  2. İSMAİL BEY ARANAN KAN BULUNDU, SAKLANDIĞIN YERDEN ÇIK ARTIK!
    “H. Gayret
    6 Ekim 2021 At 23:15
    “ismail
    5 Ekim 2021 At 12:09
    Devlet fabrika Çalıştırmaz deyip Sümerbankı kapattılar , market açıyorlar 😅

    Yorumu Cevapla
    H. Gayret
    5 Ekim 2021 At 19:14
    Sümerbankı kim kapatmış ismail bey? Sümerbank fabrika mıydı banka mıydı?”

    “Sümerbank 21 Aralık 1999’da TMSF’ye devredildi.
    Ardından 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubuna satıldı.”
    Bilgi için didem hanıma teşekürler…

  3. Almanya’da başbakanlık yarışını kaybeden “Türk Armin” lakaplı Angela Merkel’in halefi Armin Laschet, partisi CDU’nun liderliğinden istifa ettiğini duyurdu.
    Adam bir seçim kaybetti istifa etti. Yenilgi şampiyonu Kılıçtaroğlu 10 seçim kaybetti hala tık yok. Yapıştı koltuğa mübarek. Şimdi bunlar seçimi kazandık havasındalar. Havalarını alınca Kılıçtaroğlu bakalım bu sefer nasıl bir mazeret yutturacak.

  4. başlıktaki soruya benim cevabım; suçlamalardan sıyrılabileceğine olan inancı henüz tükenmemiştir. hala kurtulabileceğine olan ümidi devam etmektedir.

    çünkü, köşeye sıkışıp da kurtulabileceğine inancı kalmayanlar pes eder ve pes edip af dilenerek hayatta kalma ümidini devam ettirebilirler ancak.

    • Dur yolcu!
      Sen de “bu sitedekiler nedense hep baska mevzularda yorum yazmişlar.” dediğin yorum/cular hakkında yazmışsın, ne iş???

  5. !!!Son dakika haberine göre;Almanya’da Hristiyan Demokrat Armin Laschet CDU Genel Başkanlığı’ndan istifa etti.!!!
    Bizdekilere örnek olur insallah.

  6. İKİ İHTİMAL
    Bir iddia yada ithama maruz ve muhatap olan kişi, agresif ve saldırgan bir tutum sergiliyor ise iki ihtimal vardır:
    1- İddia doğru olmamakla birlikte çok büyüktür. Yani yenilir-yutulur cinsten değildir Genellikle namusa yönelik iddialardır. Ülkemiz bağlamında namusa yönelik iddialarda bu tür tepkiler doğaldır.
    2-İddia doğrudur.
    Bence 2. ihtimal sözkonusu.
    Ya sizce?

    • iddiaların doğruluğu su götürmez bir gerçek zaten. soru buna matuf değil, soru suç üstü yakalandığı halde kuyruğunu kısıp büyük bir utanç duygusuna bürünüp başını öne eğmesi gerekirken hangi güce güveniyor ki burnundan kıl aldırmıyor, küstahlıklarına arsızca devam ediyor. mutlaka daha büyük bir güce güveniyordur. hangi güce güveniyor peki? bu asla doğrudan iç dengelere ait bir güç olamaz, iç güç dengesinden daha büyük, dış kaynaklı bir güç ya da güçler olmalı.

      • Baran afganistandan kalkan son uçağın tamponuna asılıp sonra da ordan aşağı düşenlerin güvendiği dış kaynaklı bir güç ya da güçler olmalı…

        • Ne alakası var! Afganların durumu işkence altında ölmektense işkencesiz ani ölüm intihar etmeyi tercih ettiler. Son uçakla Pakistan’a kaçan Cumhurbaşkanı gibi desen hadi neyse.

  7. Nostradamus

    Bu site ilginç, ne yazsam bir kaç gün sonra doğrulanıyor. Hatırlasanız muhalefeti müslümanlara zulmedecekler diye sevmediğimi, ama böyle bir kaygısı olmayanların da muhalefete yüz vermemesini zira ekonomiden, iktisattan hiç anlamadıklarını, ülkeyi 2001 krizinin bin beteri bir duruma sürükleyeceklerini söylemiştim.
    Nitekim kılıçtaroğlu dünki açıklamasında ” bütün paralı otoyolları, köprüleri kamulaştıracağını” söyledi. İçinde bulunduğumuz kriz nihayetinde bir döviz açığı krizi. Eğer ekside olduğumuz varlıklarımızdan 50-60 milyar doları da bu yapıların kamulaştırmasına harcarsanız halimiz ne olur hiç düşündünüz mü.
    Liyakat ehliyet diyenlere “18 milyon kişi içinden liyakat sıralaması yapılsa sonuncu olacak kişiyi başımıza belediye başkanı yaptınız” demiştim. Dün adalarda tahliye işleminde imamoğlu zabıtalarla tükva ya saldırmış. O kadar hukuk okuduk, belediye zabıtası ile tahliye işlemi görmedik. Demek ki bunların iktidarında ev sahibi sopa ile kiracısını evden atabilecek.

    • ülkede kriz çok.
      biri döviz açığı krizi.
      bu kriz neden var?
      israflar, dış ticaret açığı, tl den fazla döviz mevduatı (tarihte ilk kez) takatımızın çok üstündeki güya yatırımlar.
      bu yollar, köprüler, havaalanları özellikle son zamanlarda kapalı davet usulü oluyor. ihale kanunu zaten yaklaşık 200 kez değişti. değiştirmekten usanınca ihale açmamaya karar verdiler. yani bir ihale açılmıyor. kendi istedikleri şirketi davet edip, işi ona yaptırıyorlar.
      ihale açılmayınca fiyat rekabeti olmadığı gibi 1000 tl lik iş belki 100,000 tl ye yapılıyor. kim ödüyor? halk ödüyor. bu anlaşmalar ve fiyatlar da devlet sırrı kapsamına giriyor. geçiş garantili, yolcu garantili bu yatırımların finansmanı da ya kamu bankalarından alıyorlar ya da yurt dışında tabi ki devlet destekli kredi buluyorlar. 20-25 yıl üstelik dolar üzerinden anlaşıyorlar.
      firmalar bu uzun yıllar için de garanti istemiş olacaklar ki çünkü her iktidar böyle
      hem finansmanını buldurup,
      hem garanti verdirip,
      hem uzun yıllar dolar üzerinden ödetip
      ballı börek haklar kalmayabileceğinden belli ki hukuksal garanti de istenmiş,
      ingiltere mahkemeleri üzerinde karar kılınmış.
      yani yarın iktidar değişince söke söke alırlar şeklinde bir anlaşma hazırlanmış.
      kılıçtaroğlunun dünkü açıklamasında ” bütün paralı otoyolları, köprüleri kamulaştıracağını”
      söylemesi tam da bu nedenle çok önemli ve çok yerinde ve çok çare.
      otoyol ve köprüler devlete geçince son derece uygun geçiş ücretleri ödeyeceğiz,
      yıllarca sürecek dolar üzerinden borçlardan kurtulacağız,
      inşaat değerinin üzerinde bir anlaşma yapılmışsa bileceğiz,
      bundan rahatsız olanın derdi nedir, anlamak zor…
      ben destekliyorum.

        • yine yanılıyorsunuz,
          yaparım demekle olur bu işler,
          satarım demekle değil.

          imamoğlundan memnun olan çok ki anketlerde sürekli oy kaybeden erdoğana karşı, sürekli oyu artan ve erdoğanın bir kaç puan önünde giden bir imamoğlu var. her geçen gün beğenisi artıyor, arayı da çok daha fazla açacağına hiç şüphem yok,
          ibb den de bir grup insan memnun olamıyor bir türlü,
          ne tesadüf hepsi akp li.

          madem ısrar ediyorsunuz,
          siz ikna olmayın
          oyunuzu muhalefete vermeyin,
          herkes verecek diye bir zorunluluk var mı?
          yok.

    • Nitekim kılıçtaroğlu dünki açıklamasında ” bütün paralı otoyolları, köprüleri kamulaştıracağını” söyledi

      Ne güzel söylemiş bu ülkenin paraları yolsuzluk hırsızlıkla talan edilmesi bunların kat katını yaparsın.
      Sizin müteahhitler bu yollardan geçenlerden bir akçe alıyor geçmeyenden 10 akçe alıyor.

    • bu otoyollar ve diger isletmeler yap islet devret modeline gore yapildigina gore zaten bir sure sonra devlete devredilecek. mahkemeler kamu aleyhine olan durmu duzeltecegine ve adalete gore karar vereceklerine gore devletten pek bisey cikmayacagi gibi + bile olabilir. ekonomi biliyorum derken bilmeyenlere duyrulur.

    • Adam pişkin pişkin öyle bir ekonomik kumpas kurduk ki kamu zararını sınırlamak için yapılacak işlemlerin içine pimi çekilmiş tahkim bombası yerleştirdik siz düzeltmek isteseniz bile bomba patlayacak diyor. Ben de diyorum ki değil 28 şubatçılarla sizi kıyas edecek olsam onları daha ehli namus ve ehli hak kabul ederim. Çünkü onlar davalarının gereği ütopik dinsizlik rejimlerine rakip gördükleri kebapçı ve piskevitcileri fişlemişlerdi açık açık, siz ve ortağınız kıvrak devlet ile aksak doğu birlikte doğrudan bütün değerlerinize ihanet ederek bir avuç müteAkiT dümenine girip boş bir hazine ve gelecek umudu elinden alınmış bir genç nüfus arkanızda bıraktınız. Zenbillinin Kanuni için söylediği rivayet edilen anekdot sizler için misli ile uygun. https://www.yeniasya.com.tr/ali-fersadoglu/seyhulislam-zenbilli-kanuni-yi-niye-terslemisti_524023

  8. EVET YAHYA BEY, GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKMASINI BEKLEDİĞİMİZ BİRKAÇ DAVA DAHA:
    “Mumcu ile Kışlalı’nın katilleri olarak yargılanmış kişilerin de gerçek failler olduğundan ailelerin kuşkuları olduğu basına yansımıştı.

    Sedat Peker’in ilk videolarında sözünü ettiği Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı da aynı dönemde bir suikastla öldürülmüştü (6 Temmuz 1996).”
    EVET, HADİ BİZİMLE İYİ HUYLU GERÇEKLERİ PAYLAŞIN DA GÖRELİM???

  9. “210 milyon (105+105) dolarlık ‘bağış’ yapıldığı anlaşılıyor. Böylesine yüklü miktarda bir ‘bağışın’ nereye veya nerelere yapıldığı meçhul.
    “win-win”
    “fifty-fifty”
    “kırışmak”
    “eşit paylaşmak”
    “ortadan bölmek”
    iktidara getirilen en büyük eleştirilerden biri ihalelerin şeffaf olmaması ve değerinin çok üstünde bir bedelle yaptırılması iddialarıdır.
    pasta bu kadar büyük olunca kavganın büyük olması ve ne yazık ki
    birilerinin telef olması kaçınılmazdır.
    ama ilahi nizamda hakediş vardır.
    herkes hak ettiğini mutlaka bulur.

  10. Sayın Koru ,
    Eski çağlarda da haramiler çalıp çırptıklarını define haritaları ile işaretledikleri arzın muhtelif yerlerine gömerlermiş. Bugünden çok bir farkı yok bu eylemin. İnsanoğlu yiyemeyeceği parayı biriktirmekle ömrünü geçirir de sonra da birileri gelir o işi yapar .
    Haklısınız gazetecilik zor meslek. Hırsızı , arsızı faş etmeden önce , avantasını isteyen gazeteciler olduğunu da duydum. Tabi bu da tehlikeli olabiliyor. Şantaja bir kez boyun eğildimi arkası kesilmiyor.
    Günah insanlar için. Harut ve Marut kıssası niye anlatılır hiç düşündünüz mü ? Bugün teknolojinin geldiği seviye de o tarz büyüleri bilmeye de ihtiyaç kalmadı. O bir uyarıdır asla bòyle bir şeýe tevessül etmeyin diye .
    Kimileri ders alır , kimileri ibret. kimileride ibretlik olur. Sonra mezara giderken günahlarından başka bir şey götüremez de anlar o malın fayda etmediğini de iş işten geçmiştir.
    Bir tek biz de değil , Sarkozy de , Avusturya başbakanı da bu tür suçlamalara muhatap . Hani derler ya paranın yüzü sıcaktır diye. Dünya bu , imtihan dünyası deriz de kendimizin de imtihan edildiğinin farkına varmayız .

  11. Baran öncekiler ve şimdiki adalar belediyesi, kaç yıldır hangi partiyse şu andaki ibb belediyesi de aynı partiden; yesinler birbirlerini, noolmuş???

    • Pandora Papers belgelerinden çıkanlar da Cengiz Holding gibi Reyiz’e yakın iş insanları ve onların şirketleri. O 220 isimden muhalefet partilerine yakın olan bir iki kişi mutlaka vardır diyorsun yani. Ben bilemem, olabilir.

      Demek ki muhalefete yakın isimler de var ki Reyiz konuşmasında muhalefete seslenirken bir özgüvenle kendinden emin bir şekilde “eğer iktidar olma gibi bir niyetiniz varsa, bir akıllılık yapıp bu niyetinizden vaz geçin, ben sizin iktidar olmanıza müsade etmem” diyebiliyor.

      “Dava Aziz, dava ulvi, dava yüce, işte dava, işte dava adamı, budur dava adamlığı :😭😭😭

  12. Isın sirri: Bagis.
    Bagis, masum bir kelime, son derece olumlu anlami var, basitce ihtiyaci olana karsiliksiz yardim yapmak. Fakat benim ulkemde Kazin ayagi oyle degil.
    90’li yillarda her turden Islamci Almanyaya gider bavul dolusu parayla donerlerdi, soylenenlere gore bunlar zavalli gurbetcilerin bagislariydi, oyle mi? Dogrusunu Allah(cc) bilir. Bir DenizFeneri vardi, bagis sampiyonuydu.
    Son 20 yildir Tarikatlara ve Vakiflara bagis yagiyor, darphane gibi para basiyorlar, bagis o kadar cok ki, yurt icine sigmiyor, yurt disinda harcaniyor, elbette yardim icin.
    Cemaatin gozde oldugu donemde paralar, evler, oteller, arabalar bagis olur Cemaate yagardi. Oyle ki, Cemaatin neredeyse dunya capinda bir Egitim Sistemi vardi, hikmeti neydi? hala sirri cozulebilmis degil.
    Artik Bagis masum bir kelime degil, son derece gizemli bir sey.
    Son soz: Ben sahsen yakin tarihimizin en gizemli olayinin DenizFeneri oldugunu dusunuyorum.

  13. Bana göre yazıya bir kaç farklı yönden bakılabilir ; basının demokrasilerdeki gücü ve fakat buna mukabil zorluğu bunların başında gelir.
    Gerçekten demokratik sistemlerde basın ; yasama , yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvettir ; hatta bana göre basın bu ilk üç kuvvetten çok farklı şekillerde daha güçlü ve etkindir .Yalnız hemen belirtmek gerekir ki bu gücünü bağımsız ve tarafsız olmasıyla ancak ortaya koyabilir.
    Maalesef bu gün bizim basın bütün güvenilirliğini kaybetmiş , adeta kukla olmuştur ; dolayısıyla hiç bir gücü kuvveti de kalmamıştır !
    Bu arada basın tarihimizde bu güne kadar 70 e yakın basın mensubunun özellikle 90 lı yıllarda cinayetlere kurban gittiğini , bunların büyük bir kısmının meçhul kaldığını da belirtmekte fayda vardır .
    Bir faili meçhul cinayet de ( ne olursa olsun) bence devletin yüzkarasıdır !
    Herkese selamlar, saygılar

    .

  14. Fehmi bey şöyle soruyor,
    Yanlış yapan yanlışı yüzüne vurulduğunda neden saldırganlaşır, bilen var mı?

    Çünkü hatasını biliyor devran değişince mahkeme kurulacak cesazını çekecek bunu hatırladığı için saldırganlaşıyor.

  15. Bu işler legal olsa bile Türkiye dövize acilen ihtiyacı olan, dışardan yüksek faizle kredi arayan bir ülke. Isimleri açıklanan iki ismin (şimdiye kadar) devletten en çok ihale alan, vergi indirimlerinden faylananlar olması da dikkate değer.

  16. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez elbette. 200 milyon dolar bağış şak diye yapılır. Halkın parasını böyle sağa sola saçarlar. Kimse de hesap soramaz.

    Cengiz’e hesap sormaya kalkılınca, “milletin …” diye küfrü basmıştı. 41 milyar dolar ihale kapmış bu milletin cebinden tek başına. Dünyada ilk üçe giriyor kamu ihalesi almada ve rekor kırmış. Üstüne 10 yılda 30 kere vergi affı ödülü almış. Bir keresinde 500 milyon TL olarak. Diğerleri ticari sır olarak bildirilmiyor. Benim cebimden alıyor devlet, adamın cebine koyuyor, ama ben bu ticari sırrı öğrenemiyorum. Bunlar Meclis kayıtlarına giren bilgiler. Hadi bakalım yandaşlar, şimdi savunun canla başla bu düzeni. Kurtlu bulgurla beslenen fetvacıbaşı hocanızı getirin yardıma.

  17. Bir önceki Adalar Belediyesi Büyük ada iskelesinin üst katını TÜGVA’ya 10 yıllığına aylık 2000 bedelle kiralamış. TÜGVA da başka birine kiralamış. Söz konusu yeri kiralayan kafeterya olarak işletiyor.

    Yeni belediye üçüncü şahsa kiralanmasına itiraz ediyor ve tahliye talebiyle dava açıyor. Davayı kazanan belediye tahliye işlemi için zabıta ekiplerini gönderiyor fakat adalar kaymakamı devreye girerek polis ekipleri gönderip tahliyeyi durdurmaları talimatını veriyor, polis ekipleriyle zabıta ekipleri birbirlerine giriyorlar. (Karar gazetesinde olayın “adalar meydan muharebesi” başlığıyla haberi yer alıyor.) zabıta müdürü de dahil zabıta ekipleri polisler tarafından darbediliyor.

    Bir gün önce askeri istihbarata dayandırarak “devlet kurumlarını işgal eden fidücüler hala iş başında devleti bu gün fidücüler yönetiyor, MİT başkanı Hakan Fidan bunlardan biridir, iç işlerini elinde tutan fidücü Bakan Süleyman Soylu partimizin kuruluş dilekçesini bir aydır kabul etmiyor” diyen Semih Tufan Günaltay dünkü videosunda “İstanbul trafiğine çözüm bulamayan Ekrem İmamoğlu hiç vakit kaybetmeden derhal Cumhurbaşkanı tarafından görevinden alınmalıdır, yerine de kayyum atanmalıdır” dedi.

    Küçücük bir kafe için verilen mücadelelere bakar mısınız.

    Ya “işi kebap gibi olan” iş insanları için verilecek mücadele nasıl olur acaba! Tahmin etmek güç değil de Pandora papers da geçen 220 iş insanını es geçmeseler bari. Öyle ya nasıl olsa kafalarına koymuşlar, vergi kaçıran yolsuzlarla uğraşsalar bari.

  18. Eğer birisi yeterince hatası yüzüne vurulmadıysa zamanında ve haddini bilmeyi öğrenmemişse, ve kendini Kaf dağında sultan olarak görüyorsa, zayıf karakterlidir ve suçu yüzüne vurulduğunda çok saldırgan olabilir. Ve genelde öyle olur. Bu da gayet normaldir. İnsan böyle bir varlık. Öğretilmezse ne yapacağı belli olmaz.

    Ülkemizin de hali bunun bir örneği. Demokrasiyi yerleştiremedik. Demokrasiyi öğretmedik. Devleti eline geçiren sahibiyim zannediyor hala. Hesap vermiyor. Hesap vermeyi hiç öğrenmemiş. Şeffaflık yok. Herşey birisinin iki dudağı arasında. Böyle keyfi yönetimlerde sadece trajedi yaşanır. Tekrar ve tekrar, aynı filmi görür dururuz.

    Halkda demokrasi bilinci yok. Zannediyor ki oy verdik seçtik bitti. Hesap sormayı bilmiyor. Hakkını bilmiyor. Herşeyini, iradesini de teslim etmiş, bırakmış kendini akan suya. Böyle sorumsuz bir halkın başına da sorumsuz insanlar gelir elbette.

    Ülkemiz uzun demokrasi yolunda hep yaya kaldı. AB bir fırsattı heba edildi. Mevcut iktidar siyasi çıkar için bu hedefi ve yapılanları heba etti. Halkın eğitim, sosyal ve siyasi dönüşümüne hiç önem vermedi. Aksine, bilerek ve isteyerek bunu engelledi. Halkın kaynaklarını sömürmek daha tatlı geldi. Şimdi Pandora’nın kutusundan çıkanlardan öğreneceğiz. Daha önce Panama belgelerinden çıkanlardan öğrendiğiniz ve hiç bir şey yapmadığımız gibi.

    Daha iyi bir hayat yaşayabilirdik fırsatları iyi değerlendirseydik. Çocuklarımız daha da iyi şartlarda yaşayabilirlerdi. Ama olmadı. Yakın vadede iyi şartlar da olmayacak görünüyor. Buraya gelmemizde tek sorumlu kendimiziz. Hesap sormadığımız, sormayı bilmediğimiz ve hiç bir sorumluluk almadığımız için.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız