Cumhurbaşkanı ABD’ye darılmış, bunu açıklamalarından anlıyoruz… Benim birkaç teselli cümlem olacak…

35
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD başkanı Joe Biden’le nasıl olsa görüşeceği düşüncesiyle çıktığı New York gezisinden canı sıkılarak döndüğünü biliyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) genel kurulu toplantısına katılmak için gittiği New York’tan ayrılmadan önce gezisini izleyen basın mensuplarına duyduğu hayal kırıklığını aktarmıştı çünkü.

Döndüğünde cumaya rastlayan ilk iş günü namazdan çıkarken rahatsızlığını bir kez daha tekrarladı Cumhurbaşkanı Erdoğan

Söylediklerini okuyalım:

“Şu ana kadar beklediğim sayın Biden’la olan görüşmelerde o istenilen netice değil dedim. Şu an itibariyle de aynı şeyi düşünüyor ve söylüyorum. Zira iki NATO ülkesi olarak bizim çok daha farklı noktada olmamız gerekir. Beklenen noktada değilsek bunları da ifade etmek gerekir. Çünkü ben şu ana kadar ABD’deki liderlerin hiçbiriyle böyle bir konum yaşamadım ama şu anda maalesef böyle bir durumdayız.”

Güçlü bir hayal kırıklığı ifadesi bu cümleler.

Murat Yetkin bu son konuşmanın ardından yayınladığı videoda, ABD başkanıyla görüşememenin bu kadar önemsenmesine üzüldüğünü ifade ediyor. Bir yerde “Hatta kızıyorum” da dedi.

Tayyip Erdoğan belli konularda içi-dışı bir olan bir insan. Kızgınlığını sözle ve tavırla ifade etmeden duramıyor. Belli ki, Biden’ın görüşme talebini geri çevirmeyeceğini düşünerek çıkmış yola, görüşemeyince darılmış…

İfadeleriyle kızgınlığını ve darıldığını duyuruyor.

Reklam

Amerikalıların haberi olmamıştır diye düşünecekleri uyarayım: Cuma namazı çıkışında yapılan bir bölümünü yukarıda aktardığım konuşmayı Associated Press (AP) haber ajansı abonelerine ayrıntılı biçimde geçti; ben haberi ABD’nin iyi izlenen televizyon kanalı ABC’nin internet sitesinde okudum.

Beyaz Saray da okumuştur.

Teselli yerine geçecek görüşlerim var.

Konuya üzüntü ve kızgınlıkla yaklaşmak gerekmiyor. Ben tam tersine, hem New York’ta hem de dönünce namaz çıkışında yapılan açıklamalara sızan görüşme yapılamamasından duyulan rahatsızlığı anlamakta zorlanıyorum.

Görüşülebilseydi ne olacaktı?

Joe Biden’e, Türkiye adına, görüşülemediği için bu denli rahatsız olunmayı gerektirecek neler söyleyecekti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan?

Nasıl bir sonuç almayı umuyordu?

İki lider birkaç ay önce (14 Haziran günü) NATO zirvesi için gittikleri Brüksel’de yüz yüze görüşmüşlerdi. Biden’in yanında Türkçe bilen, Erdoğan’ın yanında da İngilizce bilen birer kişi vardı yalnızca. Görüşme beklendiğinden de uzun sürmüştü.

Reklam

“PYD’ye artık yardımı kesin” demiştir mutlaka o görüşmede Biden’e Cumhurbaşkanı Erdoğan.

“F-35’te üretim ortağıyız, şimdiye kadar 2,5 milyar dolar ödedik, konulan ambargo kaldırılsın, parasını ödediğimiz uçakları bize teslim edin” demiş olacağını da düşünüyorum.

Aradaki önemli ihtilaf konularından biri de S-400 füze savunma sistemini Ruslar’dan almamız. Sanıyorum, NATO’yu da yakından ilgilendirdiği için bu konu da masada görüşülmüştür. Anlatılana kulak vermemesi imkansız Biden’in…

Rıza Zarrab-Halkbank davaları konusu açılmış mıdır o görüşmede? Sanmam. Ancak, Türk heyeti, zirvede karşılaştıkları Amerikan heyeti üyelerine o konudaki hassasiyetleri de mutlaka aktarmıştır.

[Yukarıda sıraladığım dikenli satır başları ‘iyi’ geçinildiği ilan edilen Trump döneminden intikal eden konular. Trump yüze güldü, ancak onların hiçbiri için küçük parmağını bile kaldırmadı. Görüşülme konusu Trump döneminde çok farklıydı. Söylentiye göre, Beyaz Saray’la işi olan yabancı ülkelerin temsilcileri Washington’daki Trump Hotel’e kamp kuruyor, orada yüklü bedeller ödenerek kalınınca, harcanan paranın yüksekliğine göre, kısa veya uzun süreli görüşmeler ayarlanabiliyordu. Trump seçimi kaybetti, şirketinin ilk yaptığı iş, Washington’daki Trump Hotel’i zarar etmeye başladığı için satışa çıkarmak oldu.]

Aradan geçen üç ay içerisinde “O görüşmede konuşulanlar sayesinde halloldu” denilebilecek bir gelişme yaşanmadı.

New York’ta yeniden bir araya gelinseydi, o arada ABD ile görüşülmeyi gerektiren yeni bir dikenli konu çıkmadığına göre, muhtemelen aynı konular bir kez daha masaya gelecekti.

Unutulan bir ayrıntı var: Joe Biden 78 yaşında. Geçtiğimiz haftalarda bir yabancı konuğuyla basın önüne çıktığında, konuğu konuşurken onun gözlerinin kaydığı, kendinden geçtiği kameralar tarafından fark edildi. 

Trump ondan “Sleepy Joe” (“Uykucu Joe”) diye söz ediyor.

Uzun boylu konuşulmasından hoşlanmıyor Biden

ABD başkanıyla konuşanlar, söyleyeceklerini özetin özeti biçimine dönüştürerek onun yanına gidiyorlar.

Neredeyse yarım asırdır siyasi hayatın içerisinde bulunduğu, o süre içinde her alandan değişik kişilerle güven ilişkisi oluşturduğu için, onlar aracılığıyla kendisine iletilen görüşlere itibar ettiği anlaşılıyor Biden’in… Öyle birileri kulağına “Türkiye şimdiden seçim havasına girdi, beklesen iyi olur” diye fısıldamış bile olabilir.

Bir de uyarım olacak: ABD’de gerçek anlamda bir başkanlık sistemi var. Denge ve denetleme mekanizmaları yerli yerinde. Ayrıca kuvvetler ayrılığına önem veriliyor ve başkan ikna edilince sorunlar çözülemiyor.

Brüksel’deki yüz yüze görüşmede Biden’a yapılan ricalar havada kaldıysa bir sebebi de budur.

ΩΩΩΩ 

Reklam

35 YORUMLAR

  1. Ya…. Aklıma.. Ne geldi…..
    Bir teselli ver…. Bir teselli ver…. Yarattığın şu mecnuna…. Orhan baba..

    Kul ettim ben bu bedeni…
    Yinede kimseye yaranamadım.
    Dostunum diyenler aldattı gitti…. Müslüm baba… Rahmetle
    Dargınım yalan sözlere…
    Dargınım sahte yüzlere
    Dargınım….. Müslüm baba

    Eeeeee… Baba sözü dinlemeyenlerin akibeti hazin olur….

  2. “arada ABD ile görüşülmeyi gerektiren yeni bir dikenli konu çıkmadığına göre, muhtemelen aynı konular bir kez daha masaya gelecekti.”
    Yazarımız bence asıl nedeni bulmuş😊
    Bizim bilmediğimiz bazı konularda var sa onlarıda bu cephede kimse bilemez belliki.
    Davalar mavalar, 3-400ler bilmem daha neler neler.
    Birde seçim arefesi (1-2 yıl daha var görünsede) onlara göre prim yaptırmak! Olur! (Bedava! Yapmazlar).

  3. Ticaret bakanlığı müfettişleri market zincirlerine fahiş fiyat baskını yapmışlar. Halbuki boşa arıyorlar, Babacan noktayı koydu: Erdoğan sebep, yüksek faiz ve enflasyon sonuç. Millet de anladı nihayet ama kaybettiğimiz zamana yazık.

    Atadığı son merkez bankası başkanı baskıya dayanamadı faizi bir puan düşürdü, 19’dan 18’e, piyasa ve kur hopladı. Halbuki böyle olmaz ki, ne biçim başkanlık sistemi bu. Ver emri yarıya düşürsün faizi, hatta kaldırsın. Elini tutan mı var. Eyyy …

  4. Tam üniversite  sınavından önce Katarlılara sınavsız tıp yalanından sonra üniversitelerin açılacağı tarihlerde yurt yok yalanına sarılan Kılıçtaroğlu yine gençleri hedeflemiş.Yurtlarda kalan bir milyon  öğrenci Kılıçtaroğlunun yalanlarını bir kez daha öğrenmiş oldu.

    Türkiye’de örgün öğrenci sayısı 3 milyon 800 bin. Bunların ortalama 500 bini yurt talebinde bulunuyor. Ve bu talep yıl içinde yüzde 90 seviyesinde karşılanıyor. 
    Üniversite ve öğrenci sayısı fazla. Pandemi sebebiyle bu yıl iki yıllık öğrenci başvurusu alınıyor yurtlara. Kira fiyatlarındaki artışın da etkisiyle normalde yurda başvurmayacak olan da gözünü KYK’ya çevirmiş durumda.
    Bu yıl yaşanan sıkıntının sebebi bu. Buna rağmen başvuranların yüzde 89’u bir yurda yerleştirilmiş. Kalan yüzde 11 için formül aranıyor. Daha bunun ikinci, üçüncü, dördüncü yerleştirmesi var.

    Chp için müthiş bir fırsat. 

    Chp öğrencileri cok düşünüyorsa Türkiye İş bankası gelirini öğrencilerin eğitimine versin malum öğrenci çok ve günden güne çoğalıyor o hisseyi vermiyor o pay milletin.
     
    Büyükşehirlede Chp var. Madem kriz var. Belediyeler bunu fırsata çevirsin.
    Akpartili belediyeler başta Gaziantep, konya, bursa ve Erzurum Belediyeleri KYK ya ilk etapta yerleşemeyen çoçuklara geçici olarak barınma imkanı sunmuş.Kyk yurdu çıkana kadar kalacaklar. Yurt sorunları ilk iki ay çözülüyor zaten.

    Hadi Chp göster kendini.

  5. Bizim gibi ülkelerin yoksulluğunun sebebi artık çok açık. Yolsuzluklar ve yönetim zaafiyetleri. Bunları aşmanın yolu da belli. Gerçek bir demokrasi. Talibancı iktidar bunun böyle olmadığını, mevcut problemlerin kaynağının dış ve iç güçler olduğu kandırmacasını millete yutturmaya çalışıyor. Ama artık saklayacak gizleyecek bir durum kalmadı. Herşey çok açık. Mevcut koalisyon ülkeyi gün be gün fakirleştiriyor. Ülke her alanda korkunç bir yolsuzluklar ve borç sarmalında. İşsizlik, enflasyon, sosyal ve ekonomik problemler devasa boyutlarda. Yönetemiyorlar ve gitmeyi de bilmiyorlar. Bunu çözmek yine millete kaldı. Bu sarmaldan kurtulmak zorundayız bir an önce.

  6. TL’den 6 sıfır atmıştı bu sefiller. Yakında yine bir sıfır atmak zorunda kalacağız. Uzak olmayan bir zaman önce dolar 1 TL’ydi. Şimdi hızla 10 TL’yi geçecek görünüyor. Bu yüzde 1000 enflasyon demek. Bu kadar kısa sürede ülkeyi fakirleştiren, varlıklarını soyan, borçlandıran bir yönetim artık durmamalı. Acil seçim. yolsuzlukların da hesabı mutlaka sorulmalı.

      • Yazdım işte bir dolar 6 milyondu. Yani 6 milyona kadar yolumuz var mı diyorsunuz. Valla yok, piliniz bitti artık. Söke söke o yolsuzlukların hesabı sorulacak. Milletin ekmeğini enflasyonla çaldığınız yeter.

          • Akp’nin enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını herkes biliyor. Kur fiyatları daha net gösteriyor enflasyonu. Şu anda yüzde 20’lerde gösterilen enflasyon daha fazla. Faizi baskılayarak enflasyonu bu seviyelere getiren ve cebimizden çalan bu düşük iktidar. Sebep onlar. Sonuç da bu.

        • Yanlış oldu, herhalde yaklaşık 1 milyondu, 6 milyon değil. Yani 10 yılda doları 10 katladınız ama yetmez diyorsunuz. Bu kadar yüzsüzlük de ne bileyim. Pek markete pazara da gitmiyorsunuzdur siz. Bu söylediklerinizi pazarda da söyleyin diyorum. Bakalım kaç parça yapacak vatandaş sizi.

          • Ender arkadaş, akp öncesi dolar/tl kuru sanki yine olmamış ama neyse…
            Didem “matamatik profu”dur, bir de o denesin bari(❛ ᴗ ❛)

    • Oldu oldu. Anladınız siz onu. Akp öncesine bakmaya gerek yok. Akp’nin 10 yılda ülkeyi getirdiği yer ortada. Daha fakiriz, çok daha yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı var, adam çıkmış markette enflasyon arıyor bir de. Halbuki aynaya baksa görecek sebebi.

  7. yaşlı, yorgun, ağır sağlık sorunları olan, orda burada uyuklayıp kalan yöneticilerle
    nereye kadar?
    mezara kadar makamımda kalacağım anlayışı ile nereye kadar?
    sorunlarımız iki başımıza canım arkadaşım, değerli dostum diyerek çözülecek meseleler olmaktan çok uzak, bizim her şeyden önce emperyalist dediğimiz derin güçlerin bölgeyi parçalama oyununu çökmüş bir ekonomi, değeri pula dönmüş bir para, kutuplaştırılmış, eğitimi zayıflatılmış, alım gücü düşürülmüş, temel yiyecek mallarını bile almakta zorlanan, geçim sıkıntısına düşürülmüş bir halk ile bozmamız mümkün mü?
    tam tersi, güçlü bir ekonomi ve birlik beraberlikle bozabiliriz değil mi?
    1000 odalı saraylara, eşi görülmemiş israf ve harcamalara, lüks uçak ve arabalara, astronomik kamu harcamalarına, yüksek faize, yüksek dövize, yüksek işsizliğe gark olmuş bir şekilde gittikçe fakirleşerek bir yandan kutuplaşarak nasıl mücadele edeceğiz,
    kahrolsun dış güçler diyerek nereye kadar???

    • “ddm
      24 Eylül 2021 At 22:00
      eyalet sistemine sempati duyan sadece hdp değil,
      işte tayyip erdoğanın eyalet sistemi bakışı.
      eyalet sisteminden korkmamalıyız diyor,
      2023 ün konusu diyor
      https://www.youtube.com/watch?v=wzhURlrFLKA
      hadi bakalım,
      göster kendini,
      anlat düşüncelerini…

      Yorumu Cevapla
      H. Gayret
      25 Eylül 2021 At 12:05
      Suriye eyaleti, libya eyaleti, katar vilayeti sancağı, afrika ve somali eyaleti, kafkas eyaleti, ırak eyaleti, kıbrıs ve akdeniz sancak beyliği…
      Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır!
      Dünya 5ten büyüktür dedik /
      birleşmiş milletlerin karşısına türkevini diktik!!!
      İtirazı olan?”

      • Bakıyorum eyalet sistemine geçtiniz. Kürt eyaleti de var mı? Yada Lazistan eyaleti?

        36 katlı ev olmaz, olsa ona ucube denir. Türk gökdeleni falan deyin. Amerikalılar ‘Beyaz Ev’ der, bizimkiler ‘Beyaz Saray’ yakıştırması yapar. Bizimkiler 1000 odalı saray yapar, adına külliye derler. Tam bir çarpık zihniyet.

  8. AKP’ye ve Akp kilere gerçekten acımaya başladım! Bu kadar saflık bu kadar aptallık olurmu? Seçmenine daha hala masal anlatan Reis ve Çok büyük beklentiler içine olan seçmen kitlesi! Akp nin seçmenine şunu demek istiyorum! Artık kendinize gelin, oylar düşüyor ve sizin sayemizde şovdan başka İstanbul’a hiç bir katkısı olmayan Ekrem İmamoğlu bile kurtarıcı gözüyle bakılıyor.

  9. PROMTER İLE BU KADAR
    ABD’yi uykucu Joe yönetiyor da bizi farklı biri mi yönetiyor?
    En son kurban bayramı tebrik görüntülerini izlemediniz mi?
    Kaldırın promteri görün devrilen çamın bininin bir para olduğunu.
    Daha önce buradan da yazdım. Biden ile görüşmede sadece tercüman bulundu ve görüşme tutanak altına da alınmadı. Bize bu görüşmede “mutabık kalınmayan konular da dayatılır ise ne olacak?” diye bu siteden sormuştum. Zira öncelikle belgesi yok. İkincisi ve her şeyden önemlisi, bir dediğinin tersini söyleme süresini değil güne, değil saate, dakikalara indiren birinden söz ediyorum.

  10. cumhurbaşkanın cami çıkışı konuşmasında sizin dediklerinizin hiç birisi yoktu.suriye ve ıraktaki pyd-pkk ya gönderilen araç ve silahtan söz etti.abd nin teröre verdiği desteği hemde herzan-mankinde daha fazla olduğundan bahsetti.türkiyeyi ve cumhurbaşkanını chp gibi itibarsızlaşmaya çalışmak en büyük gaflettir.abd de kurumların gayet güzel çalıştığını yetkinin tek elde toplanmadığını(türkiyedeki gibi) diyerek yine bir itibarsızlaştırma operasyonu yapılmış.yani ülke c.başkanlığı sistemi gelmeden önce ülke çok zengindi,500 milyar dolarlık ihracatımız vardı,ithalat sıfırdı,terör diye bir derdimiz yoktu.yargı tıkır tıkır çalışıyor,özgürlükler na mütanahiydi.yok böyle bir türkiye geçmiştede hiç olmadı.bu türkiye karşıtı düşünceler kötü niyetten değilse,eskiyi savunan arkadaşlar derin bir uykuda rüya görüyorlar bence.

    • Şu ufacık ülkeyi yönetemiyor. Amerika’yı nasıl yönetsin. Ülkeyi yiyici bir takıma teslim etti. İçinde her türlü ırkçı, faşist, militarist, ittihatçı, Kemalist ve Talibancı zorba var. Demokrasinin de izini toptan sildi. Beceremiyoruz desinler gitsinler. Gelecek olan gelecek.

      • Daha okudugunu anlamiyorsun. Bunun sebebi Erdogan nefretinin gozunu ve zihnini kor etmesi sanirim. Allahtan sizin ondan nefret ettiginiz kadar Erdogan sizden nefret etmiyor.

  11. Evet , güzel bir analiz yapılmış ; söylenenlerin hepsi gerçekçi ve yerindedir .Ancak erken seçim ihtimalinin dikkate alındığı düşüncesi biraz uçuk olmuş !
    Dün de ifade etmiştim; gerçekten konuya akıl ve mantık çerçevesinde yaklaşınca gerçekler daha iyi görülebiliyor ; sorunların hepsi eski ve daha önce de bir kaç kere görüşülmüş , yeni görüşme ne getirecekti?
    Kaldı ki dün belirttiğim gibi adamın da kendine göre bazı gerekçeleri var .
    Hal böyle iken küçük bir çocuk gibi sızlanmak , görüşmenin yapılmamasının çok daha ötesinde insanın ağrına gidiyor !
    Yüzlerce danışmandan aklı başında olan ve cesaret edip bunu söyleyecek bir zatı muhterem çıkmıyor mu yahu !
    Herkese selamlar, saygılar

    • Sayın ali namlı “gerçekten konuya akıl ve mantık çerçevesinde yaklaşınca gerçekler daha iyi görülebiliyor” buyurmuşsunuz ama sizi bir kez olsun o çerçevenin içinde göremedik maalesef!
      Karşısında ecevit gibi süklüm püklüm, elpençe divan durabilecek bir lider olmadığını bildiği için görüşmeyi de gözü yememiş anlaşılan, hepsi bu…

  12. Amerika ile, AB ile ilişkiler son derece seviyesiz bir durumda. Çünkü ülkemizde işler tek kişiye endeksli. Marketlerdeki fiyatları da o takip ediyor (ediyor mu?), faizi de o belirliyor, köşedeki kupon arazinin akibetine de o karar veriyor. Yurt dışında yanına aldığı bir tercüman kızla diploması yaptığını da zannediyor, ekonomiden de anladığını da düşünüyor kafasına göre. Ama rakamlar bütün gerçekliği ortaya koyuyor, işler hiç iyi gitmiyor.

    Böylesine kurumsallıktan uzak, keyfi bir yönetimin gelip toslayacağı yer belli. Artık ülke olarak da bir değeriniz yok, kimse de ciddiye almıyor sizi.

    Bu kadar seviyesiz bir yönetimi haketmiyoruz elbette. Akp parti olmayı bırakıp (herhangi bir zamanda parti oldu mu emin değilim), herşeyi bir kişiye teslim edince artık herşey yokuş aşağı gitti. Sonuçta ülkeyi güya vesayetten kurtardılar, ama getirip ittihatçı, Kemalist, ırkçı, yiyici bir ekibe teslim ettiler, kayyum düzenine geçtik. Siyasal islamcı, muhafazakar siyaseti de kökten bitirdiler. Hiç bir inandırıcılıkları da kalmadı. Eh bu da bir kazançtır.

    Buradan demokratik bir düzene geçiş kolay olmayacak görünüyor. Ama başka çare yok. Oturup bu işi çözmek zorundayız. Bu yiyici ve fırsatçı ekibi dürüp toplayıp defetmekte başlayacağız önce. Daha demokratik, katılımcı, açık, şeffaf, hesap sorulan, hesap verilen, dengeli ve denetimli bir düzene en kısa sürede geçmek zorundayız. Ve bunu yapacak irademiz var ve sağlam. Bu mevcut yolsuz ekipten de hesaplar tek tek sorulacak. Londra mahkemelerine kaçacakları hayallerini de kurmasınlar. Hesap sorulacak her bir yaptıklarından. Demokrasi bunun için var. Yetimin hakkını söke söke alacağız bunlardan.

      • Yetimin hakkı yetime. İktidar bu kadar eminse İstanbul’a bir kayyım atasın. Gücü Mardin’e mi yetiyor. Mahkemeler kadılar hepsi kendine çalışıyor. Eli armut mu topluyor. Boş konuşmasın iş yapsın. Varsa bir yolsuzluk hesap sorsun. Yolsuzluk dengesi mi yapıyor yoksa. Bunlar utanmaz, arlanmaz, sülalece yolsuz bir sefiller sürüsü. Ama bu işler böyle gitmez, hepsi söke söke hesap verecekler. Mahkemeler sefil kadılarınıza mülk değil!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız