“Yar bana bir eğlence medet” diyerek bugün meddahlığa soyunuyorum

18
Meddah..
Reklam

Yazıma çok bilinen bir fıkra ile başlayacağım. 

‘‘Padişahın biri, yeni vergiler koyduğunda ya da mevcut vergileri artırdığında, sadrazama;

– Git bakalım, halkın arasında bir dolaş. Vergilere alışmışlar mı?

dermiş. Sadrazam da, halkın arasında dolaştıktan sona padişaha;

– Padişahım, halkın suratı biraz asık, canı da sıkılmış durumda ama işlerine devam ediyorlar…

Dediğinde padişah da şu şekilde yorum yaparmış. 

– Tamam, demek ki sorun yok. Alışırlar alışırlar…

Bir süre sonra yine vergiler artırıldığında, padişahın talimatı üzerine sadrazam halkın arasında dolaşır ve izlenimlerini aktarırmış;

Reklam

– Padişahım, bu kez suratları çok asık. Merhaba desen, yüzüne dik dik bakıyorlar. Sonraki her an kavga edecek gibiler. Suratlarından düşen bin parça. Galiba bu kez vergileri çok artırdık.

– Yok yok. Merak etme sen. Önemli bir şey gözükmüyor. Alışırlar, alışırlar…

Bu böyle devam etmiş gitmiş.

Günlerden bir gün, yine yeni vergiler getirildiğinde, sadrazam halkın arasına karışmış, dolaşıp geldiğinde şaşkın bir vaziyetteymiş.

– Padişahım hiç sormayın. Bu kez kafam karmakarışık. Çünkü hiçbir şey anlamadım. Herkes çok neşeli, gülüyor hatta sokaklarda dans ediyorlar, oynuyorlar…

‘Aman’ demiş padişah.

Eğer halk dans etmeye ve oynamaya başladıysa, demek ki durum çok kötü . Hiçbir şeyi umursamıyorlar demektir. Galiba vergileri çok artırdık. Hemen vergileri indirelim. Yoksa perişan oluruz…’’

[Fıkrayı kendim zahmete girmek yerine daha önce bir başka vesileyle onu yazmış olan merhum Şükrü Kızılot’un bir yazısından aktardım.

Reklam

Belirtmeme gerek yok, fıkra hep ekonomiyle ilgili olarak anlatılır.

Ekonomimizin durumuna gerçekle hiç ilişkisi bulunmayan bu fıkra ışığında bakmak gerekmiyor. Arada belirgin farklar bulunuyor çünkü.

Bugün de paraya ihtiyaç var; ancak padişahlar zamanından farklı olarak bugün ihtiyaç yabancı paraya. TL’nin karşısında değeri artan yabancı paraların alıp başını gitmelerini durdurmak gerekiyor; bunun için piyasaya sürülmek üzere dolara ihtiyaç var…

İş dünyası temsilcileriyle ekonominin patronları buluştuğunda “Her biriniz hesaplarınızdan 100 milyon doları bozdurun” teklifi yapıldığı iddiası türünden söylentiler işte bu sebeple çıkıyor… 

Milyarlık birikimleri olanlar bunun onda birini bozuversinler diye düşünülüyor olmalı.

İşe yarar mı peki?

Soruya cevap teşkil etmese de aklıma bir Nasrettin Hoca fıkrası geliyor.

Göle maya çaldığında, “Ne yapıyorsun?” diye soranlara “Yoğurt yapıyorum” cevabını yapıştırdığında, ahaliden “Aman Hoca, maya çalınca göl yoğurda döner mi?” tepkisi gelince ne demişti hocamız?

“Ya tutarsa?” değil mi? 

Tek merakım, Nasrettin Hoca’nın, bu tavrını sergiler ve o cevabı verirken şaka mı yaptığı yoksa gerçekten öyle bir sonuç bekleyip beklemediği…

Kendi hesabıma ben Hoca’nın göle maya çalarken sonunda yoğurt elde etmeyi umduğunu düşünüyorum.

İnsanlar hayat-memat meselesi anlamına gelebilecek devasa sorunlarla karşılaştıklarında her şeyden medet ummaya başlarlar çünkü.

Belli ki, bir ara alacaklılar sürekli başını ağrıtınca onları sakinleştirmek için her gün koyunların geçtiği evinin önüne dikenler ekeceğini, onlara takılacak yünleri satarak borçları ödeyeceğini bile söyleyen Nasrettin Hoca ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yaptığı her şeyden umudunu kesince herkesin para ödeyip satın alacağını düşündüğü bir malın -yoğurdun- kolay yoldan üretilmesini aklına koymuş, Akşehir gölünü yoğurda çevirmek istemesi bundan…

Göl maya tutunca yoğurda dönüşseydi keyfi düşünün hele bir…

Ortalıkta dolaşan türlü çeşitli senaryoların ve o senaryolarda sorunların çözümünde alınabilecek tedbir olarak dile getirilen konuların ilk bakışta pek çoğumuza absürt gelmesinin sebebini bunda aramak lazım.

Japon bankası Namura’nın bir raporuna yansıdığı duyulunca tartışma gündemine giren, sürecin bir döneminde ülkede ‘olağanüstü hal’ ilan edileceği senaryosu, ilk bakışta absürt gelen o tür tedbirlerden biri işte. 

İktidarın küçük ortağı Devlet Bahçeli sonunda keskin bir “Olmaz öyle şey” tavrıyla çıkış yaptı da akıl almaz iddiayı “Olabilir” yaklaşımıyla ciddiye almış olanların akılları başlarına geldi.

Şimdi de sıra asırlardır anlatılan Yunus Emre’yle ilgili bir yakıştırmada.

Vefatından en az bir yüzyıl sonra Yunus’un şiirlerini sakıncalı bulanlar ve ahali içerisinde yaygın biçimde okunup üzerinde konuşulmasını yasaklamak isteyenler çıkmış. 

Her devirde öyleleri çıkar ya…

Onlar içerisinde en ileri giden de Molla Kasım isimli biriymiş…

Molla Kasım elde kalem Yunus Emre Divanı’nı “Orası mahzurlu, burası sakıncalı” gözüyle okuyup beğenmediği mısraları silerken birden bire karşısına şu beyit çıkıvermiş:

“Yunus sözü eğri büğrü söyleme / Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.”

Adamın o beyitle karşılaştığında duyduğu hisleri, bu anekdotu anlatanlar, genellikle dinleyenin veya okuyanın tahayyülüne bırakırlar.

Ben de öyle yapacağım.

Konuya bir fıkra ile başladım da o fıkrayı bana neyin hatırlattığını belirtmedim. Yazının girişinde sebebi burada açıklayacağımı yazdım ama son günlerin fazla kullanılan deyimiyle onu pas geçeceğim.

Yerine, meddahlığa bürünmemin şerefine yazımı buraya kadar okuma zahmetine katlananlara bir ikramım olacak.

Dün gece katıldığım bir televizyon programının sunucuları, iki saatin sonunda, taze çekilmiş bir videoyu izleyicilerle paylaştılar.

Videoda bir grup esnaf kendi eserleri olan bir şarkıyı seslendiriyorlar.

O videonun linkini buraya ekliyorum.

ΩΩΩΩ

Reklam

18 YORUMLAR

  1. Sayın Koru .
    Halden şikayet etmek en kolay olanıdır. Bu hal e niye düştüğümüzü anlamak ve nasıl bundan kurtulacağımıza kafa yormak biraz gayret ister. Refahı yaşamanın 5 değişik yolu vardır.
    İlki miras yemektir ki yedik bitti. İkincisi şans oyunları ve kumar ki o masadan kovulduk zira çulsuzuz. Üçüncüsü Kredi verenler kredilerini kesti zira aldığımızı ödeyemiyoruz. Dördüncüsü Talan edecek bir şey kalmadı. Geriye kala kala çok çalışıp üretmek kaldı.
    https://blogs.imf.org/2021/12/15/global-debt-reaches-a-record-226-trillion/
    ABD de enflasyon %6 ya ulaştı faiz 0.15-0.25 bandında. İngiltere de %9 a karşı , faiz 0.50 de yani negatif faiz veriyorlar ki millet tüketsin onun için de birileri yatırım yapsın üretsin. Kapitalist ekonomiler zirve den başaşağı çakılıyor . İtalya 160 yıldan beri en düşük doğum oranında. Alıştıkları tüketim seviyesinden taviz vermek istemiyorlar ancak üretmek de istemiyorlar.
    Devlet aldığı vergiyi geri vatandaşına maaş ve yardım olarak ya da yatırım harcaması olarak geri veriyor. Sultanın hazinesini doldurduğu gibi doldurmuyor. Hatta bu topladığı vergiler yetmeyince de ek borçlanmaya gidiyor. 20 sene önce Türkiye de , Karaköy deki Tünel den başka metro varmıydı? Sahi en son ne zaman gittiniz o taraflara ?
    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSv59shCopb62_Mq-_tlB871ADGcVd0ybUyzw&usqp=CAU

    Bu link te yıllık ithalat – ihracat rakamları veriliyor . Bir göz atın anlarsınız nasıl bu günlere hanği miktarda cari açıklar vererek geldiğimizi. Bunların büyük kısmı sermaye yatırımları için yapılan alımlar sebebiyle ödediğimiz rakamlar. Örneğin barajların tribünleri, hastahanelerde ki tıbbi cihazlar vs, metro trenleri , cnc makinalar ama cep telefonu da var . 10 yılda 35 milyar dolar. Lise talebelerin de iPhone lar.
    Bunlar faktör yatırımları olarak toplam verimliliği arttırmaya yönelikti şimdi iç piyasayı bir tarafa bırakıp dış piyasalar da Çin ile güreş tutma zamanı. Bir de Covid sebebiyle ödenmesi gereken bedeller geldi.
    Delikanlı işletme fakültesini kazanmış. İlk senenin yaz tatilinde memleketine gelmiş. Tabi öğrendiklerini satacak . Sazlıkta gölgede uzanan adama yanaşmış . Demiş dayı sen ne yatıyorsun burada ya ? Adam doğrulmuş bakmış delikanlıya demiş ne yapayım iş yok güç yok. Bak dayı demiş delikanlı . Burda sazlıklar var . Güzel kurumuş. Bunları güzelce biç . Sonra sert zeminde tepele, boyuna kırılır. Kırıkları ayır. Sonra onları bu derede suya yatır. Geri ıslansın . Sonra onlar al sepet ör . Sonra onları pazara götürür satarsın para kazanırsın. E demiş yaşlı adam ya sonra . Delikanlı , adam tutarsın daha çok üretirsin daha çok satarsın , daha çok para kazanırsın . Ya sonra demiş ihtiyar adam . Delikanlı e demiş sonra yan gelir yatarsın . Yaşlı adam delikanlıya demiş ki, ya evladım ben zaten yan gelip yatıyorum. Niye bu kadar zahmete gireyim ki ?
    Sanki tembel tembel oturup hazır yemeye alışmış bir toplumu biraz da metazori harekete geçiren bir lidere alışık olmadığımız bu tarzdan dolayı kızıyoruz gibi .
    İşletme nin temel fonksiyonları satınalma , üretim, personel yönetimi, muhasebe , finans yönetimi gibi bulunduğunuz lokasyonda çözülecek olanlardır ki bunların hepsi parayı harcar. Parayı getirecek olan pazarlamadır ki bu iş ile iştiğal edenin ömrü yollarda otellerde geçer. Yardan ayrı yatmayı sevmeyen bir millet için azapdır bu iş.
    Alışmak zorundayız efendim , hep beraber alışacağız.

    • Tamam Ahmet bey, hadi gene iyisiniz, devlet asgari ücretten vergi almayacak. Asgari ücretlilerin vergileriyle ödenen emekli maaşlarını sigorta primleri karşılamadığında aradaki farkı siz üstlenmeyeceksiniz nasıl olsa. Hadi gene iyisiniz ama Cem Toker “ahanda buraya yazıyorum, önümüzdeki haftalarda büyük küçük kobi farketmeksizin çok firma işçi çıkarmak, kepenk kapatmak zorunda kalacak 2*2=4” dediği grupta yoksunuz galiba siz. Yazdıklarınızdan bunu anladım, sizin adınıza sevindim.

  2. Bu konuda , köşe sahibimizin müsâdesiyle , bu günkü İbrahim Kahveci’nin yazısını arkadaşlara tavsiye etmek isterim.
    Yani ,sözüm ona yeni ekonomik modelle ! , 3,5 ayda 100 milyar liraya yakın kar ederken iç ve dış borçların da 5 trilyona dayandığını rakamlarla ve tane tane izah etmektedir !
    Başka söze gerek yok !

    • Mucib bey bahsettiğiniz ekonomist taslağı daha önce kaç ülkeden imf yi dehlemiş acaba???

  3. ACABA!
    MB bugün 100 baz puanlık politika faizi indirimine gitti.
    Son 6 ayda Dünyada ülkemiz dışında hiçbir ülkede faiz indirimi olmadığı gibi, dün FED varlık alımlarını yani piyasaya sürdüğü dolar miktarını aylık 30 milyar dolar azalttığı gibi, önümüzdeki yıllarda ciddi faiz arttırım takvimi de açıkladı.
    Bu şartlarda faiz indirimi resmen intihar olmakla birlikte, 300 yada 200 baz puan indirim yerine 100 baz puan indirim kararı, acaba Dünyada olduklarını fark etmeleri anlamına mı geliyor?
    Bir meddahlık denemesi daha.

  4. “Her biriniz hesaplarınızdan 100 milyon doları bozdurun” teklifi yapıldığı iddiası türünden söylentiler mi var?
    ekonomik olağanüstü hal iddiaları mı konuşuluyor?
    yar bana bi eğlence…
    daha dur, iyi günlerdeyiz.

    dün de sadece, basitçe yazmaya çalıştım.
    herkesin anlayabileceği bir sadelikte ve basitlikte olmasına gayret ettim,
    nas soslu bir faiz indirimi günleri yaşamadığımızı ve yaşamanın da mevcut koşullarda mümkün olmadığını ve olamayacağını sadece ve basitçe anlatmaya çalıştım.
    MB faizi baskıladığında bu faizleri düşürmez,
    bunu her diplomalı ekonomist bilir,
    normalde herkes bilir,
    bizim parametrelerimize sahip ülkelerde faizleri düşüremez,
    bilakis,
    baskı kuru yükselttiğinden,
    mesela şu anda dolar 15,17
    kur enflasyonu yükselttiğinden
    özel bankalar enflasyonun altında faiz veremediğinden ve veremeyeceğinden otomatik olarak reel faiz de yükselir.
    nas soslu faiz düşürmek hikayedir,
    hiç bir karşılığı yoktur.
    işleri karmaşık hale getirmenin nascasıdır.
    devlet bankaları faizi biraz düşürebilir, onların görev zararı diye miletin sırtına yükledikleri bir alanları var. zaten millet uzun zamandır batık kredileri ödüyor, onlar zarar yazar, biz öderiz. düşük faizden de yararlanan birileri de olabilir,
    yandaş mı dersiniz, yoldaş mı dersiniz, ne dersiniz
    müteahhit midirler nedirler?
    faiz düşürüldüğünü faizle mücadele edildiğini sananlar var,
    kananlar var.

    en büyük sorun cehalettir.
    ilimde cahil,
    bilimde cahil,
    dinde zır cahil bir toplumun
    bir eli yağda, bir eli balda yakınları yatlarda, katlarda yöneticileriyle geleceği yer de budur.
    Allah sonumuzu hayreylesin diyeceğim ama bir iki ayet kafamı karıştırıyor,
    yok “fakirlikle dener” olan değil,
    aklını kullanmayanların üzerine pislik atar olan.
    bir de
    bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.
    bir toplumun şerefi parası ve bayrağıdır.
    paramız bütün zamanların en büyük kaybını yaşıyor.
    itibarımız keza…
    https://www.youtube.com/watch?v=3cZM8-kvXcY

  5. Bana Nasrettin Hoca fıkrası gibi gelen bir yönetim ṣekli:

    Cumhurbaṣkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 10.07.2018 tarihinde aṣağıdaki kararname resmi gazetede yayınlanıyor:

    „ÜST KADEME KAMU YÖNETİCİLERİ İLE KAMU KURUM VE
    KURULUŞLARINDA ATAMA USÛLLERİNE DAİR
    CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ“

    Dün resmi gazetede Cumhurbaṣkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararnameyle Maliye bakanlığından iki bakan yardımcısı görevden alınıyor ve yerlerine baṣkaları tayin ediliyor.

    Yani atama usullerini belirleyen de uygulayan da Erdoğan…

      • H.Gayret arkadaṣ,
        ABD Merkez bankası önümüzdeki yıl enflasyonu düṣürmek iҫin yıl faizleri yükseltmeye baṣlayacak. Ingiltere dün enflasyonu düṣürmek iҫin faizleri yükseltti. Almanya bankaları faizleri yükseltmesi iҫin Avrupa Birliği Merkez bankasına baskı yapıyor. Erdoğan ise tam tersini yapıyor, faizleri düṣürüyor ve siz rahatsınız. Anlaṣılan sizin tuzunuz kuru. Dünya Bankasından (IMF) ucuz kredi almadınız, ҫünkü Dünya Bankası TL ile tahterevalli oynanmasına izin vermecekti.

  6. O ZAMAN DANS

    Bu gün madem eğlenceli fıkralarla gündeme bakıyoruz, ben de bir kulis izlenimi ile katılayım.

    Ajanstan papyonlu yetkili yeşil ceketinin altına giydiği kırmızı pantolonun dizindeki tozu alır gibi elinin tersi ile sıvazlayıp iyice geriye yaslandı.

    -Ama efendim bizim oylarımız hiç artmıyor, iyi parti aldı gidiyor.

    1500 liralık retro gömleğin geniş yakasından armut sapı gibi uzanan boynunun üstünde töngele benzeyen başını salladı Ke.

    -Yürüsün efendim, o da bizim ortağımız sonuçta, o yürüyünce biz de yürümüş sayılıyoruz.

    Tombul kırmızı yanakları daha da kızardı yetkili kişinin.

    – Yürüyor ama efendim, sıkıldı, doğru kelimeyi aradı, bulamadı, daha samimi olur diye bodoslama daldı. Ama efendim altımızı oyuyorlar.

    Gözlüklü retro gömlekli irkildi, bir şey rahatsız etmiş gibi koltuğunda sağa sola kaykıldı. Birazcık sinirlendi. Ajans birazcık sinirlenmesine izin veriyordu, çok sinirlenince çocukaların demokrat amcası imajına zarar verebilirmiş.

    -Ne demek efendim altımızı oyuyor, yok öyle oyma oyma. 120 odalı gökdelenin havaalanı genişliğindeki odasından Ankaranın puslu manzarasına baktı. Bu bina için az mı mücadele vermişti, bazı münkirler “İktidara geleceğimiz yok bu koskoca binayı bir kişinin keyfi için kullanmamış doğru değil kiraya verelim, bari partinin bir geliri olur” demişlerdi de “Atatürkün partisini bir kata mı hapsedeceksiniz, siz atatürke inanmıyormusunuz” diye tırsıtmıştı hepsini.
    -Ama efendim bakın mamoğlu falan diyor yüzünde görmüş efendim, hepsi yalan. Bu cevaptan hiçbir şey anlamadı Ke. Adının sonu gibi baktı adamın yüzüne? Kırmızı papyonlu cümleyi biraz karışık kurduğunun farkında idi ama bütün olayları ülkede bilmeyen yok diye düşündüğü için tamamını söyleme gereği görmemişti. Yine de tane tane açıkladı.

    -Efendim mamoğlunu cumhurbaşkanı olarak gaza getiriyor. Hem de sureti haktan görünüp “ben çekildim sen de çekil” demeye getiriyor. Uyanık olmalıyız.

    Geceleri rüyasında kendini cumhurbaşkanı olarak gören Ke,

    -Öyle mi diyorsun? diye çocuksu gözlerle baktı ajansa. Kendi fikirleri başkası tarafından açığa vurulduğunda hep bu cümleyi kullanırdı.

    -Görmüyor musunuz efendim rabbiyessir falan, oyları da artıyor.
    -Siz ne öneriyorsunuz? Ke siyasete girerken ilk bunu öğrenmişti, ne zaman bir mesele ortaya çıksa, görüşü beklense, “siz ne diyorsunuz, siz ne öneriyorsunuz, bakalım, üzerinde çalışalım” Neredeyse 20 yıllık siyasi hayatı bu kelimeler üzerine kurulu idi.
    -Efendim, ip başkanı hep önde, sürekli gündemde, bizimde gündem yaratacak sözlerle onu geçmemiz lazım.
    – Nasıl olacak ki o? Konuşuyorum işte hep. Başka ne yapabilirim.
    -Normal konuşma olmaz efendim, ip başkanı gibi flaş cümleler kurmalıyız, hatta onu geçmek istiyorsak daha ileri gitmeliyiz.
    -Ne demiş ki bu ip başkanı, niye gündem olmuş yine. Ben de söylüyorum, bende gündemdeyim.
    -Efendim mesela şehit yakınına yavşak demiş,
    -Ben de mi şehit yakınına yavşak diyeceğim, iyi getirin bi şehit yakını diyeyim.
    -Yok efendim o iş eskidi artık, onu geçmeniz lazım.
    -Ne yani ana..ana,,ana,, yok artık o kadarı ben bile yapamam, yaparım da bu kadar.
    -Efendim yeni bir şey daha önce hiç yapılmamış bir şey yapmalıyız, milletin gözü faltaşı gibi açılmalı, gözü açılsın ki ak partiye oy vermesin.
    -Neyse siz üstünde çalışın ben elimi taşın altına koyarım.
    Meclis hınca hınç doluydu. Ke coştukça çoştu, sular seller gibi akıyordu. Bir an ajanstan sorumlu grup başkanı ile göz göze geldi. Grup başkanı tamam kıvamına geldi dercesine gözlerini Ke nin ellerine kaydırarak işaret verdi.
    Ke sağ elini yumruk yapıp kürsüye paralel uzattı sol elinin parmaklarını birleştirerek yukarı kaldırdı sonra şaaaak diye küfürbaz çocukların sokakta yaptığı o hareketi tekrarladı. Ne çok yapardı eskiden bu hareketi. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk defa yapıyordu, hende kürsüde. Tarihte ilk olmalıydı.

    Kürsüden indiğinden partililerin tebrik için sıraya girdiler. “Efendim tarihe geçtiniz, adınız silinmez harflerle yazıldı”

    Sırıtarak baktı Ke. Yarattığı etkiden memnundu.
    -Geçtim değil mi? diye gülümsedi…

    • Aman çok güldük, uydurun uydurun yazın. Biraz suyunda, biraz da şırasından da katın. Hatta rastgelirseniz Kabataş’da gezen bir deri pantullu üstü çıplak, çişe sıkışmış sizin elemanlardan ekleyin olmaz mı? Ertrollerin akıl danelerinin en çok istediği KK adaylığı millet ittfakı tarafından benimsenmeyecek ve ülkenin önünü açacak, 15,5 tl doların façasını aklı selim ve emaneti ehline vererek alacak. Bu ehemmiyetli vazifeyi, nefsi için değil millet davası için güdecek bu aday günü geldiğinde, ertrollere yem edilmeden, çakır gözlü goebbelse ezdirilmeden milletin tensibine sunulacak.
      Ben olsam iki gün önce eski Ankara vekiliniz Aydın Ünal’ın yeni derk ettiği meseleye yönelik yazdığı mesaja bakıp hali pür melalinize ağlarsınız.

      “Emekle, alınteriyle, mücadeleyle güzel bir noktaya gelmiş Türkiye ekonomisi bir damat ve çevresindeki kifayetsiz güruhun ihtirası uğruna mahvoldu

      Tahribat sadece ekonomide değil

      Asırlar boyunca fedakar yüreklerin büyüttüğü dava, hareket, umut da ağır yara aldı.

      Yazıklar olsun!”

      • Uydurulan bir şey yok, atlanılan bir şey olabilir. KK. nin yerine ehil olarak düşündüğünüz MA. nin baş danışmanının polislerin arasında uzaklaştırılan şehit yakınının boğazına sarılarak ” bacını …” demesi gibi.
        Neyse en azından son bir yıla kadar ak partinin ülkeyi güzel bir yere getirdiğini kabul etmişsiniz.?

  7. DOLAR BENİ IRGALAMAZ
    “–Dolar beni ırgalamaz, ben her gün 5 liralık saman alıyorum.” Me kuşağı.
    Bir meddahlık denemesi.

    • Bir ara cüsseli iyi eğitimli ve eğitimci ak partili bir arkadaş ile konuşuyorduk konu nerden açıldı hatırlamıyorum ama hiç aklımdan çıkmayan bir cümle kurmuştu;

      “ODTÜ’de öğrenciyken talimliyim ben, tek bir yumurtayla 3 ekmek yiyebilirim, benim için sorun olmaz”

      Bunu dediği zamanlar yumurta ile ekmek fiyatları nerdeyse kafa kafadaydı, şimdi ekmek yumurtanın iki katı fiyatla satılıyor.

  8. Memleketim Adanada yetistigim cevrede sık tekrarlanan bir soz vardi:”Midesinde birtek haram lokma olanin ibadeti sayilmaz” Cok sonralari bu sozun Imami Azam Hanefi Hz ait oldugunu ogrendim.
    Malum yolsuzluklar butun zamanlarin rekorunu kiriyor, (gunluk gecim derdinde olan buyuk kitleyi tenzih ederim) midesinde birtek helal lokma olanlar azinlikmidir yoksa cogunluk mu? Emin degilim.
    Sonuc: Turkiye ozelinde Yolsuzluklar sebeptir, yasamakta oldugumuz felaketler sonuctur vesselam…

  9. Aslında bu gün bize pek iş kalmamış, Fehmi Bey halletmiş.,

    Yine de kısaca bir dokunalım.
    Temel ile Dursun sohbet ediyorlar ; Dursun sorar,
    – Ula Temel, habu tolar ile arkadaşine ne oliyir niye hep ziplayirler !
    Temel, gözlerini kısmış, bir noktaya dikmiş , biraz düşünür gibi yapmış,
    – Uşağum , pen da bişey pilemeyurum , en eyisi Cemal emicaya soralum !
    Dedikleri gibi gitmişler Cemal amcaya sormuşlar , Cemal amca şöyle demiş,
    – Yegenlerum, puni pilmeyecek ne var daa.. , piri parmak atmaz ise habunlar ziplar mi heç !

  10. Ne iktidarı ne de muhalefeti bu millete yakışmıyor.çapsizlar beceriksizler topunun cezasını umarım verirler.
    Ya bu dünyada yada ahirette.
    Yazıklar olsun .
    Yönetim kademesinde olup da yonetemeyenlere .
    Yönetimi denetleme makamında olup da denetlemeyenlere.
    Alternatif olup da bir şey beceremeyenlere .
    Geçmişte yönetici olup da bugün pisanlara Yazıklar olsun.

Comments are closed.