Yunanistan’da oldu, İngiltere’de ramak kalmıştı.. Darbelerin tarihi.. Ve bir dostumu yitirdim…

30
Ressam Sadık Kınıkoğlu'nun bir eseri..

Dün, üzerinden henüz dört yıl geçmiş bir darbe girişimini milletçe hatırladık. 15 Temmuz ülkemiz ve insanımızın atlattığı en büyük badirelerden biriydi; halkın topyekün karşı çıkmasıyla içine sürüklenmek istenen macera gerçekleşmedi.

Çok şükür gerçekleşmedi.

Aksi halde bugün nasıl bir Türkiye’de yaşıyor olacağımızı tahmin etmek bile güç.

Bugünkünden daha iyi bir Türkiye olmayacağına ise şahsen eminim.

Türkiye’nin siyasi hayatında yaşanmış askeri müdahalelerin hepsi ülkeyi geriye götürmekten başka bir işe yaramadı. Bu sebeple 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihleri hayırsız dönüm noktaları olarak hafızalarımızdaki yerlerini almış bulunuyor.

Aslında Türkiye Cumhuriyeti’ne evrilmeden önce, henüz ‘Osmanlı devleti’ adını taşırken de, pek çok askeri müdahaleye sahne olmuştu tarihimiz. 

Çok sayıda padişah tahtını askeri kalkışmalarda kaybetmişti. [Burak Onaran’ın ‘Padişah’ı Devirmek’ adını taşıyan bilimsel eserini hararetle tavsiye ederim. İletişim Yayınları.]

Sultan Abdülaziz doğrudan bir darbeye muhatap oldu ve “Canlarım” diye seslendiği sergerdeler elinde hayatını kaybetti. [Yılmaz Öztuna’nın ‘Bir Darbenin Anatomisi’ kitabını okumamış olanlarınız büyük kayıpta. Ötüken Neşriyat.

Reklam

Tarihe ’31 Mart vakası’ (1909) olarak geçen kalkışma siyasi tarihimizin dönüm noktalarındandır.

Harbiye nazırının öldürülmesi, sadrazama zorla istifa mektubu yazdırılmasıyla iktidarın el değiştirilmesini sağlayan ‘Babıali baskını’ (1913) da öyle.

Kim bilir kaç kez de ucuz atlatılmış girişimlere sahne olunmuştur.

Albay Talat Aydemir’in bir yıl arayla iki kez (22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963) müdürü olduğu Harp Okulu’nun öğrencilerini sokağa dökerek iktidarı devirmeye kalkışması en fazla bilinen başarısız girişimlerdendir.

Niyet düzeyinde kalmış veya devlet kurumları üzerinde baskı uygulama gibi başka yollarla aynı sonucu alma çabasına dönüşmüş girişimlerin sayısını ise bilmek mümkün değil.

Halkın 15 Temmuz’da (2016) hareketlenenlere canını ortaya koyarak mukabele etmesi biraz da geçmişte yaşanmış ve milli hafızaya olumsuz olarak kaydedilmiş darbelerin bütününe karşı bir isyan olarak görülmelidir.

Elinde milleti ve vatanı savunması için verilmiş silah bulunanların, bu güçlerini siyasi hayat üzerinde kullanmasına karşı verilen asil bir tepki olarak…

“Bir daha asla” tepkisi…

Reklam

Pek çoğumuzun zihninde “Bizde bunlar oldu, yaşandı da, neden başka ülkelerde bizimkilere benzer bir askeri müdahale olmadı, yaşanmadı?” sorusunun var olduğunu sanıyorum.

Oysa bize yakın coğrafyada bulunan başka ülkelerde de sonuca ulaşmış veya niyet düzeyinde kalmış askeri müdahaleler olmuştur.

En bilineni 1967’de Yunanistan’da meydana gelen darbedir. O darbede yönetime gelen askeri cunta komşu ülkeyi tam yedi yıl, 1974’e kadar, yönetmişti.

Uzak coğrafyalarda ise, özellikle Latin Amerika’daki hemen bütün ülkelerde, çok sayıda askeri darbe yaşandı.

Darbe kadrolarının ortak özelliği, darbelere karışanların, ‘hükümet devirme tekniği’ konusunda dersler verilen ABD’deki bir akademide eğitim görmüş olmalarıdır. [‘School of Americas’ hakkında bilgi benim yazılarımda vardır.]

İngiltere’de bile, seçimle birden fazla kez iktidara gelmiş İşçi Partisi lideri Harold Wilson’un, içine son başbakanlığı döneminde (1974-1976) asker kökenli bir kraliyet ailesi ülkesinin adının da karıştığı bir cunta tarafından devrilmek istendiği biliniyor.

Wilson’un ‘komünist’ ve ‘Sovyet ajanı’ olduğu yolundaki medya destekli saplantı askerleri müdahaleye sevk etmek için yeterli olmuştu.

Sonunda doğrudan müdahale yerine başbakanı istifaya zorlamayı tercih ettiler. 

[İngiltere’de o dönemde yaşananlarla ilgili ‘The Plot Against Harold Wilson’ adlı bir belgesel var. İzlemenizi tavsiye ederim.]. 

Sözün kısası şu: Yeterince gücü bulunduğuna inanan ve o gücü kendi halkına karşı kullanmaya kalkışacak kadar gözü dönmüş bir kadro, hangi ülkede yaşıyor olursa olsun, sisteme müdahale etmeyi düşünebilir ve buna kalkışabilir de.

Türkiye ve halkı bunu başından geçen badireler sırasında yaşayarak öğrendi.

“Bir daha asla” kararlığına bu sayede kavuştuk.

Bir dostumu yitirdim

Bu sabah gazetelere göz gezdirirken Hürriyet’in vefat ilanlarına yer verdiği sayfasında şu duyuru ile karşılaştım:

Sadık Kınıkoğlu benim dostumdu. Mimardı. Başarıyla ve güzel örneklerle sürdürdüğü mesleğinin sınırlarını aşan geniş bir ilgi alanı vardı. İnancını en temel kaynaklardan öğrenmeye azimli bir araştırmacıydı. Kalemini önce karikatür alanında kullandı, sonra resme yöneldi.

Son yıllarda kendini bütünüyle resim sanatına vermişti. İstanbul Beyoğlu Tünel’de açtığı sergiye gittiğimde eserlerinin güzelliği beni çarpmıştı.

Mekanı Cennet olsun. Ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyorum.  

ΩΩΩΩ

30 YORUMLAR

  1. Din deyince ; camiye gitmek, namaz kılmak, kadınların saçının tek telini göstermeyecek şekilde başını örtmesi, erkeklerin sakal bırakmasının muteber olması, Arapça Kuran ve dualar okunmasını anlayanların Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimleri din düşmanlığı olarak algılaması normaldir. Halbuki yapılan devrimler (isteyen din düşmanlığı diye okusun) gerçek dine karşı değil büyük ölçüde yozlaştırılmış geleneksel dine karşıydı. Kimi görevlilerin bu süreçte kraldan çok kralcı davranması meselenin özünü değiştirmez.

    Şimdi bu kesime basit bir soru sorayım. Bu devrimler sizin yakın atalarınızı incitmiş ve dolayısıyla sizler de aynı haleti ruhiyede olabilirsiniz. İyi de ;

    M.K.Atatürk Kuran’a aykırı ne yapmış?

  2. Bir sözü olan, akla ve bilgiye dayalı olarak konuşsun-yazsın. Fakat ona buna CIA ajanı, vatan haini, illet-zillet demekle bir yere varamayız.

    Mesela somut bir soru : S-400’lere ne oldu, bu füzeleri ne yapacağız? S-400’ler ihtiyaç için alındıysa Suriye harekatında neden kullanılmadı. Yoksa S-400’ler Avrasyacıların Batı’dan kopma planı için siyasi bir amaçla mı alınmıştı? 15 Temmuz ile S-400 alımının bir bağlantısı olabilir mi?

    İkinci bir soru : Gülen’in yanlış davranmasından, Erdoğan’ın (ve Bahçeli’nin) doğru davrandığı sonucu çıkar mı? Hepsi de farklı bazı yanlışlar içinde olamazlar mı?

    Üçüncü bir soru : 15 Temmuz günü şehit ve gazi olanların derdinin demokrasi olduğuna inanıyor musunuz?

    Bir tespit : 15 Temmuz şehit! yakınları toplanan o paraları alamaz. Zira adam başı 1 milyon TL’den fazla düşüyor. Bu paralar verilirse emsal teşkil eder ve her gerçek şehidin ailesine de enaz 1 milyon TL vermek gerekir. Bu durumda iş paralı askerlik gibi olur ve şehitlik kavramı kalmaz. Kısacası 15 Temmuz şehit-gazi! aileleri bir bardak soğuk su içsin. (Trol olmak varmış valla)

  3. Kazım Karabekir Paşa’nın kızlarının, babalarının tarihi notlarını kitap haline getirmesi için laik/sosyalist Uğur Mumcu’yu tercih etmeleri ilginç bir ayrıntı.

  4. Milyonları yöneten bir din adamını (!) ABD neden besler
    Vicdanen cevap veren bütün soruların cevabını bulur
    Ama amaç cevap bulmak değil bulandırabildiği kadar suyu bulandırmak
    Sonra darbeyi yapanlar pürü pak ve mağdur

  5. öncelikle 15 temmuz anma törenleri düzenlenmesi, 15 temmuzla ilgili soruların, yıldönümlerinde de olsa, tekrar tekrar sorulması anlamında önemli bir işleve sahip diye düşünüyorum.
    – bu nedenle anma toplantılarını çok önemli görüyorum.
    – üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, hala, kim yaptığının da ötesinde ne olduğu dahi tam olarak belli değil.
    – bu anma toplantıları yapıldıkça, olaylarda rolü bulunanların tedirginlik yaşayacaklarını ve birgün, gerçeğin, en azından bir bölümünün ortaya çıkacağını düşünüyorum.
    – ben bu anma toplantılarının, sadece devlet değil, başka organizasyonlar tarafından da düzenlenmesinin (mesela 15 temmuz şehitleri vakfı) gerektiğini düşünüyorum. onlar da kendi gözlerinden, bilgilerinden, yaşadıklarından 15 temmuzun anlaşılmasına katkıda bulunabilirler.
    – bu noktada, akp’lilerin, “biz bu gülencileri hiç tanımıyoruz” demeleri kadar, gülencilerin, “valla biz alnı secdeliyiz. bizden kötülük gelmez. biz masumuz” demelerinin de saçmalığını belirtmek istiyorum. kendinizden başka bu yalanlarınıza inanacak bulamazsınız.
    – zaten olay da inançla ilgili bir olay değil. meleklerin cinsiyetini tartışmıyoruz. herşeyin, istendiğinde bilinebildiği bir dünyada yaşıyoruz.

  6. Dikkat ettiniz mi bilmem; son iki yazısında Sn. Koru, 15 Temmuz hain darbesi müsebbibi
    diye ısrarla adına FETÖ denen örgütün adını hiç anmadı. (Bundan bazı densizler şunu çıkarmasın: Koru, FETÖ sempatizanı, taraftarı, kripto FETÖ’cüdür diye; zinhar…)

    Ama her iki yazısında da TSK’ nın kurmay kadrosuna genişçe atıf yaptı. Bu, Sn. Koru ‘nun kafasında, sivil uzantıları olsa da hain darbenin asıl musebbibi olarak TSK’nın kurmay kadrosunun olduğuna dair delilleri/kanaatini olduğunu salık veriyor.

    Bazı şeyler, yok yok; darbe hakkında birçok şey henüz baş vermiş değil ve bu konjonktürde bunun olması da mümkün gözükmüyor. Ama yeni bazı sorular soruluyor olması darbe hakkında yeni bilgilerin ortaya çıkacağının habercisi gibi… Bu sorulardan ilkini dünkü yazısında okuduk Koru ‘nun.

    Hain darbe, daha bir kafaları zonklatan sorular ile sorgulanacak galiba. Ilk işaret fişeğini, dünkü sorusuyla Koru yakmış oldu.

    • Hasan Bey, Fehmi Bey in dünkü yazısını bende okudum. Fetö demeyip de işaret ettiği cümleler var. Fehmi bey in illa Fetö demesi gerekmiyor bence.
      Dünkü yazısında;
      ”1-Var olduğunu her zaman belli eden darbeci zihniyet, 15 Temmuz’dan önce de kim bilir kaç kez siyasete müdahaleyi düşünmüş, ancak buna cesaret edemediği için girişimlerini niyetten öteye geçirememişti.” Siyasete müdahale eden kim
      “2-Onlar ile kendilerine arka çıkan, teşvik eden, yönlendiren sivil uzantılarının bu ihanetleri yüzünden askerlik mesleği de darbe aldı.“ Sivil uzantılar kim
      “3-Kendileri de cezaevlerindeler, ama hayatları boyu her türlü darbeye karşı olmuş, hatta bazısı önceki darbelerde eza-cefa çekmiş insanlar da var onların sergerdeliklerinin günahını cezaevlerinde çekenler arasında. “Kendileri cezaevinde olan kim. Onların sergiledikleri günah yüzünden yatan kim
      “4-Cezaevleri onların yaptıklarıyla ilintilendirilmiş insanlarla dolup taşıyor.“ Onlar kim
      “5-İnsanlarımız hiç de gerekli olmayan bir sınava tabi oldu onlar yüzünden; kendiine güvenini kaybetti.“ Onlar yüzünden
      “6-Emir-komuta içerisinde davranma sanatı olan askerliğin bu temel kuralını dışarıda bir yerlerden talimat alarak harekete geçmeyle değiştirmeleri ise akılları zorluyor.Nasıl oldu da o kadar insana kıyabildiler?” Askerler dışarıdan kimden talimat almış.

      Fehmi beyin satır aralarında Fetö demiyor ama imasını açık seçik beyan ediyor. Fehmi daha napsın.
      Fehmi bey Gülen cemaatini ayırıyor. taban kısmına Fetö terör örgütü mensubu demiyor. Sempati besleyenlere darbeci demiyor o kadar. Onların (Fetö) yüzünden çekilen sıkıntılara dem vuruyor.
      Bu gizli yapılanmayı ayırmak gerekiyor. Büyük çoğunluğu sempatizan olmaktan öteye geçmez. Sempatizanların çoğu Ay’ın görünen yüzü.Bi de Ay’ın dünyaya hiç gözükmeyen karanlık tarafı var.
      Zaten Fetönün ağababaları kaçırdı kaçıracağını,Devlet inlerine girdiğini zannettiğinin işten attığının çoğu sempatizan devlet memuru.
      Şunlarda benim aklımı kurcalıyor. 1-Cemaat yıllardır elemanlarına siyasetten uzak durmayı tembih ediyordu.Darbeden önce Birden bütün elemanlarına sendikaya niye üye yaptılar?
      2- Cemaatin emniyet ve askeri yapısının kullandığı Bylock sistemini darbeden önce niye bütün memur elemanlarına yüklettiler?
      3-Fişleneceklerini bile bile niye adliye önünde eyleme götürdüler? Cemaatin sempatizanlarını niye bile bile öne attılar?
      4-Bir başka sorumda,Sempatizanlarına Devlet bankamıza el koymasın diye Bank Asyaya para yatırmaları için yoğun bir çalışma yaptılar.Ama bu çalışmaları yaparken cemaat şirketlerinin bütün paralarını yurtdışına çıkardılar. Cemaatin ağababaları kendi paralarını yurtdışına kaçırırken niye sempatizanlarını paralarını Devletin el koymasını istediler?
      Hasan bey,hürmetler,selamlar.

      • fatih ve hasan bey ikinize de merhabalar!
        – Bence yanlış mantıktan gidiyorsunuz.
        – Öncelikle, fehmi beyin bir konudaki düşüncesi onun düşüncesidir, bir mutlak değil. Onun yazdığı mutlakmış gibi düşünüp, “darbede gülencilerin olmadığını yazdı”, ya da “darbede gülencilerin olduğunu ima etti” demenin bir anlamı yok.
        – Gerçekleri sayın koruya göre belirleme çabasının kendisi baştan aşağı yanlış.
        – Tıpkı, dünkü yazısında sayın korunun, tarihi gerçekleri sadece kazım karabekir’in anılarına göre düşünmesi gibi. ve tabii okurların da öyle düşünmesi gibi. hemen kazım karabekir harici olanların hepsinin hristiyan olmayı düşündüğünü düşünecek kadar şartlı düşünmeye alışmış insanlardan farklı bir sonuç da beklemiyorum. (bu cümleme hemen itirazlar olacağını biliyorum ama “hani kim böyle yazdı” türü itirazlar olabilir ancak bu itirazlar gerçeği, yani islamcı kesimdeki düşünce sistematiğinin sakatlığını değiştirmiyor) (ilave not: aslında bütün taraftarlar için geçerli olan bir sakatlık bu. sol için de, futbol takımı taraftarlığı için de…)
        – Onun ötesinde, (yani, sayın koru ima etti mi etmedi mi’nin ötesinde), hem fatih beyin aktardığı bütün sorular hem de troller de dahil, buraya yazılan bütün sorular sorulmayı hakediyor.
        – Bu sorular o o kadar doğru sorular ki, serdar turhan’ın soruları da buna dahil.
        – Yani, sorulan ve sorulabilecek bütün sorular, troller tarafından sorulanlar da dahil, hakan çakan tarafından sorulan da dahil, ciddi, önemli, cevabının aranması gereken sorular.
        – Tekrar vurgulamak istiyorum: “ABD güleni niçin koruyor, niçin besliyor?” sorusu da ciddi, “madem darbe yapanlar gülenci, erdoğanın korumaları da gülenciydi, niçin onlar hiçbir siyasiye zarar vermediler” sorusu da sorulması gereken, araştırılması gereken, cevaplanması gereken sorular.
        – Taraflar tarafından sorulan sorular, kendi suçlarını, kusurlarını, çıkarlarını koruma gayreti ile olsa da, aslında doğru sorular. Bu nedenle, hiçkimse, soruları, trollerin sorusu, gülencilerin sorusu, ergenekoncuların sorusu vb. gerekçelerle gözardı etmesin.
        – Tabii gerçekleri gerçekten arıyorsa.
        – Yani, 15 temmuza yönelik yaklaşımımızı değiştirip, bütün sorulara, kim tarafından sorulduğuna bakmadan, gereken önemi verip, cevabını aramamız gerekiyor.

        15 temmuz tartışmalarında bir nokta daha atlanıyor. Bence çoook çok önemli bir nokta:
        – Türkiyede sadece 15 temmuz yaşanmadı. 15 temmuz öncesinde insanlara kumpas kuruldu, sınav soruları çalındı, birileri birilerine ne istedilerse hepsini verdi, birileri yine birilerine parsel parsel sattı. Bunlar 15 temmuzdan daha az önemli olaylar değil. Bunların hepsi de, hem ahlaken, hem de türk ceza yasalarına göre suç teşkil eden fiiller.
        – Bu durum 15 temmuzdan sonra da devam etti. İnsanların mallarına el konuldu. haksız yere tutuklandı, iddianamesi bile yazılmadan aylarca içerde tutuldu vs vs.
        – Yani, biz 15 temmuz üzerinde düşünürken, 15 temmuz değil, aslında gülen ve akpnin etkin olduğu bütün dönemde işlenen suçları araştırmamız gerekiyor.
        – Bu ülkeye yapılan ihanetleri 15 temmuz gününe sıkıştırmaya çalışıyorlar.
        – Ülkeye ihanet, 15 temmuzda başlamadığı gibi, 15 temmuzda da sona ermedi.

      • Teşekkür ederim Fatih bey. Hürmet bizden efendim.
        “Adına FETÖ denen örgüt” tanımlamasnı Sn. Koru ‘dan başkasından duymadım bugüne kadar. Koru, neden FETÖ diyemiyor, yazamıyor? Bir bildiği vardır sanırım.

        Sohbetimizin bir yerinde şunu dedi kişi: “Bazen insan düşünmeden edemiyor; Cemaatle AK Parti bu süreci birlikte mi yürütüyorlar acaba” diye.
        Ilginc geldi. Yeni ve taze, beyin zonklatan sorular gibi bu da yeni bir yaklaşım.

        Ömür kifayet edecek mi anlamaya bilmem.
        Kalın sağlıcakla.

      • Bir ara Üstad Erdoğanın iyi niyetinden bahsetmişti. Bu iyi niyetin ne olduğunu Ak parti mkyk sında görevli bir siyasinin yakın akrabası teyit etmişti, Erdoğan ne yapmak istiyor soruma verdiği cevapla. AK partililer tek parti dönemi CHP zihniyeti ve bu zihniyeti devam ettiren darbe geleneğini sürdüren zihniyet ve ordudaki temsilcileri olarak tanımıyorlar bu iyi niyeti. Fehmi Koru’nun sorusu burada anlam kazanıyor işte: eğer niyet buysa, e o zaman neden hala emekli Cem Gürbüz deniz kuvvetleri komutanı gibi planları işler halde. Eğer niyet buysa o zaman neden emekli ettirilen amiralin planları devrede? Sorunun cevabı basit.

        • Sorunun cevabını Erdoğan kendisi verdi: ” kuklaları aradan çakardık, kuklalarla doğrudan muhatabız artık”.

          Bir de ‘Erdoğan okumaz’ derler, en azından Fehmi Koru’yu okuyormuş işte:)))

    • Hasancan, bunlar yakılan kaçıncı işaret fişeği, geçmez o zonklamalaar!
      Darbenin sorumluları tsk nın kurmay kadrosundaymış, yav güldürmeyin insanı; aksini söyleyen mi var?

  7. ( H. Gayret gelmeden hemen bir şeyler yazıp kaçalım , yoksa yine lafımız ağzımıza tıkılacak ) . Hocam dedikleriniz çok doğru ; bizde darbecilik taa Osmanlıdan miras kalmıştır , o zihniyet hep devamedegelmiştir. Evet darbecilik kötüdür ; getirdiği hayırdan çok daha fazla tahribatı olmuştur. Ancak konunun bir başka yönünün de gözden kaçırılmaması gerektiği kanaatindeyim . Bu darbelere çanak tutanlar , darbelere giden yolların taşlarını döşeyenler ,darbeleri tahrik edenler yok mu ,var ! Bence onların da irdelenmesi gerekir.Selam ve saygılarımla

  8. Dünkü yazının yorumlarında sorduğum sorulara cevap bekliyorum.
    15 Temmuz’un üzerinden geçen dört yıla rağmen hiç bir sorumuza makul açıklama yapılmadı. Habire küfür, hakaret ve karalamalarla konuyu gündemden kaçırma gayreti var. Burada yorum diye hakaret ve hayallerindeki komploları yazanlar buz gibi sorulara ne hikmetse hiç cevap vermiyorlar. Mesela:
    1.Bu darbe nasıl bir darbedir ki hiç bir siyasiye ulaşamamış hatta ulaşmak istememiştir? Mesela Hava Kuvvetlerine hakim olduğu iddia edilen “darbeciler” ne hikmetse Erdoğan’ın kocaman uçağını görememiştir, düşürememiştir. Neden? Nasıl?
    2.Hükümet’in bu darbeden önceden haberi vardı, niçin tedbir almadı?
    3. Hulusi Akar bu darbenin neresindedir? Niçin Meclis Komisyonuna ve mahkemelere mertçe çıkıp yaşananları anlatmadı, sorulara cevap vermedi? Hiç bir şeyden habersiz askeri öğrencilere müebbet hapis cezası verenler niçin Akar’a soru sordurmuyor?
    4.Darbede kahraman ilan edilenlerin en yakınlarındakiler Cemaat’ten diye tutuklandı, bu nasıl bir darbedir ve bunu Cemaat yapmıştır ki bu kişiler Erdoğan ve diğer ileri gelen komutanların kılına zarar vermediler, onları korudular?
    Bu soruları uzatabilirim. Elbette çoğunun cevabını artık biliyoruz ama bu kadar karartma yapılması bile işin renginin farklı olduğunu göstermeye yetiyor.
    Lütfen hakaret yerine adam gibi cevaplar yazın.

    • Hakan bey yazınız sonunda sorduğunuz soruların cevaplarını biliyoruz diyorsunuz.Tek tek açıklarmısımız rica etsem.
      Bi de size sorum olacak;
      cemaatte çalıştınızmı yönetici veya öğretmen olarak?
      Şu anda yurtdışında cemaat gülenciler ve özcancılar diye ikiye ayrılmışmı?

      • Soruların cevapları çok uzun ve hepsi youtube ve internet ortamında var. Ama Türkiye’den ulaşmak zor olabilir.
        Özet olarak 15 Temmuz bir klasik darbe girişimi değildi ve tek başına bir şey değildir. Öncesine sonrasına bakmak gerekir. Herkesin kendine göre bu darbeden beklentileri vardı ve ona göre destek verdiler veya çekimser kaldılar.
        Bu darbe girişimi zaten tamamen başarısız olacak şekilde planlanmış, işin akışından bu çok belli. Tek örnek vereyim. Şimdi resmi söylem “aslında darbe gece 03.00’de başlayacaktı ama deşifre oldukları için erkene aldılar”. Bu iddia tamamen temelsiz ve boş. Bu konudaki detayları Ahmet Dönmez’in internetteki yazılarından bulabilirsiniz. İstanbul’daki düğünü basıp kuvvet komutanlarını göz altına alan tim bu işi düğün sırasında yapmak üzere yola çıktı. Yani planlama zaten buydu ve ortada bir darbe planı filan yok. Bu darbe planında halkın sokağa çıkması ve bir kısım kişilerin de ölmesi hedeflenmiş. Bakılırsa ölenlerin darbeye bir katkısı yok. 15 Temmuz ve devamını şu anda kimin planladığını anlıyoruz ama ülkede normal işleyiş olmadığı için devamını tartışmaya açamıyoruz.
        Eğer hakikaten Cemaat darbe yapmaya kalksaydı ve o askerler darbeci olsaydı yüzlerce uçak Erdoğan’ı havada karada bulur, olduğu yerleri cehenneme çevirir ve O’nu ortadan kaldırırlardı. Rus uçağını 47 saniye sınırı geçti diye anında indiren bu pilotlar Erdoğan’ın kocaman yolcu uçağını göremediler. Biz de inandık.
        Konu çok uzun ama sanırım bir fikir verir. İsteyen bütün alternatif fikirlere internette bulanbiliyor.

    • Ben Atatürkçüyüm, Gülenci hiç bir zaman olmadım. Fakat sorularınızı dikkate almaya değer buldum. Benzer soruları ben de kendi kendime soruyorum. Hakan Şükür ve Arif Erdem’i bile terörist ilan eden bu zihniyet dürüst ve samimi olamaz.

      • Sayın,mim! Hakan şükür hakkında yanılıyorsunuz.. aslında siz pek yanılmazdınız bunda nasıl yanıldığınıza şaşırdım:)))
        Biliyorsunuz!
        A! “MİLLİ” futbol takımımız hep Dünya kupası finallerine katılmayı hayel eder dururdu,o hayeli! Nihayet 2002 de gerçekleştı…
        Peki terörist Hakan Şükür ne yaptı? Ne yaptığını düya bildiğine göre sizde biliyorsunuzdur? Rakip kaleye attiğı bombadan bahs ediyorum:)))
        Tabii, terörist ne yaparsa oda onu yapmış. İnsan her ne kadar terörist olsa dahi daha maç başlar başlamaz bu kadar çabuk BOMBA attılırmi?Hemde ne bomba! O bomba DÜNYAYI ŞOK ETTI.
        ÇÜNKÜ o bomba ile dünya rekoru kırarak Türkiyenin adını DÜNYAYA duyurdu…
        Yazık bu ülkeye o zamana Kadar kendi halind yaşayan bir milletı dünyada Türkiyenın adını dahi Duymamış TERÖRİST hakan şükür sayesinede tanımış oldular.

        Ayni! Terörist Hakan, buna benzer bomba rekorlarını, Galatasarayın Avrupa şapiyonlar liginde Şampiyon oluncada yapmiştı…
        Üstelik teröris Şükür kaç seferde hem Avrupa hemde Türkiye bomba şampiyonu oldu.

        Yalnız şimdi ne güzel yapiyorlar! Galatasaray olsun A Milli takımı olsun mâlum onun resimleri ve görüntüleri bulunduğu karelerden rekorlar anlatıldığı zaman çıkariyorlar.
        🤺
        Sağlıcakla kalı.

        Bize Bombacılar değil yağcılar lazım.:))
        Haksızmiyim?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız