Abdullah Gül’ü ne yapmalı?

19

Herkes eteğindeki taşları döktü; AK Parti’nin itibar ettikleri arasında ne kadar çok Abdullah Gül hakkında olumsuz düşüncelere sahip yazar olduğunu bu vesileyle öğrendik.

Sayıları hayli kalabalık.

Bugün dahil son üç gündür kalemine 11. Cumhurbaşkanı’nı dolayan dolayana…

Kimi niyet okuyarak, kimi AK Parti’ye zarar vereceği hassasiyetine bürünerek, pek çoğu da tamamen serbest atış tarzında yazılarla bir külliyatlık malzemeyi siyasi tarihimize kazandırdılar.

Gül’ün AK Parti kurucusu olmadığını, halen AK Parti’ye üye sayılmayacağını yazanlar da çıktı.

Zaten cumhurbaşkanlığı yapmış l’e cumhurbaşkanlığını çok görenler de var.

Okurken, yaşanan tarihin böylesine eğilip bükülebileceğine daha iyi bir örnek bulunamayacağını düşünmeden edemedim.

Gül’ün hakkını doğru dürüst savunan bir yazıyla da karşılaşmadığımı bu arada kayda geçireyim.

Hakkını savunması gereken AK Parti sözcüsü bile, ‘‘Zaten partimizin kurucusu değildir’’ tadında sözlerle külliyatı zenginleştirdi. Steril bir alanda, hiç risk almadan öylesine duruyormuş eski cumhurbaşkanı…

Medya aracılığıyla konuşmasına karşıymışlar.

Eyvallah.

Acaba medya araya girmeden kendisiyle konuşmayı ve kritik konularda ne düşündüğünü öğrenmeye çalışmayı denediler mi?

Merakımdan soruyorum.

Gül deneyiminde insanlar dünyada da az

İnsanlar yalnızca okuyup duvara diploma asmakla bilgi sahibi olmuyorlar. Diplomalar sayesinde elde edilen iyi maaşlı işlerini terk edip ülke siyasetine girerek farklı bir alana adım atanlar da çıkabiliyor. Parti teşkilatında, Meclis’te, partisi hükümete girmişse bakanlık koltuğunda, imkan bulursa başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatlarıyla iç ve dış siyasette deneyim kazanan az sayıda insanımız var.

Her sözün ne ağırlıkta olduğunu, politik söylem ve uygulamaların nasıl tepkilere yol açabileceğini, atılan her adımın ülkeye ne getirip ülkeden ne götürebileceğini hesap edebilecek deneyimde insanımızın sayısı bir-ikiyi geçmez herhalde.

Abdullah Gül o nadirattan insanlardan biri.

Ak Parti’den çok önce AK Parti gibi milletin bütününü kucaklayacak bir bakış ve görüş ufkuyla ülkenin has evlatlarına iktidarın kapılarını sonuna kadar açacak bir partinin rüyasını gördüğü gibi, o yolda en kararlı tavrı elini taşın altına sokarak sergilediği de biliniyor Gül’ün.

‘‘Kurucu değil’’ diyenler AK Parti’nin kuruluş dönemini nereden bilecekler ki? O sırada ya ortada yoktular, ya da onun iktidara gelişini engellemeye çalışanlar safındaydılar.

İç ve dış politikada en çetrefil dönemlerde sorumluluklar taşımış siyaset adamları dünyada da fazla değildir. O az sayıda insan uluslararası toplantılara çağrılır, yüz yüze görüşmelerle fikirleri öğrenilmeye, tavsiyeleri alınmaya çalışılır, çoğu kere de kendileri gibi deneyimli başkalarıyla birlikte sorun çözücü âkil adam muamelesine muhatap edilirler.

Abdullah Gül de uluslararası camiada o muameleyi görüyor.

Uzaktan da olsa izliyorum; katıldığı her uluslararası etkinlikte yalnız ülkemizi değil, AK Parti’yi de gözetip savunuyor.

Daha iyi savunabilmek için de söylem ve uygulama olarak savunulacak bir yerde bulunmasını arzulaması herhalde yadırganamaz.

Medya tek sesli olursa

Son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılmak istenen düzenlemenin amacını anladığını belirttikten sonra niyetin kötüye çekilmemesi için ifadelerde hukuk camiasının itirazlarına yol açan müphemiyetin giderilmesinin doğru olacağını söylemesinde ne mahzur var(dı)?

Özellikle AK Parti açısından ne mahzur var?

Yarın metinde korunan müphemiyeti bahane eden biri/leri çıkar ve savunulamayacak bir eylemi o metne dayandırırlarsa endişesi en başta AK Partilileri telaşlandırmalıydı.

Abdullah Gül’ü uzun yıllar boyunca AK Partili denklemlerin içerisinde görmeye alışmış kitleler, partisini yakından ilgilendiren bir konuda görüş açıkladığı için dışlanmaya çalışıldığını görünce, herhalde sevinmemişlerdir.

‘‘Medya aracılığıyla konuştuğu’’ tespiti ise herhalde önce medyada yer alan, köşeleri tutan, manşetleri atanlar tarafından tebessümle karşılanmıştır.

Belli görüşler dışında medyada yer almak sanki mümkünmüş gibi…

11. Cumhurbaşkanı KHK ile ilgili görüşünü bir Twitter mesajıyla duyurabildi.

Herhalde Gül de.. AK Parti’nin ve hükümetin iç ve dış kamuoyunun hassasiyet göstereceği bir tasarruftan önce.. kendisinin bilgilendirilmesini.. görüşlerinin alınmasını.. Twitter üzerinden uyarıda bulunmaya yeğlerdi.

Ne olacak şimdi?

En son mesajı ‘‘Görüş açıklamaya devam edeceğim’’ vaadiydi.

Kendi hesabıma ben, dışişleri bakanlığı, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış Abdullah Gül’ün, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alınmasından polislere yakalanan ‘zanlıların bacaklarının kırılması’ tavsiyesi ile sanıklara Guantanamo kıyafeti zorunluluğu getirilmesine ve OHAL’in süreklilik kazanmasına kadar bir dizi konuda daha ne düşündüğünü merak ediyorum.

Merak bu ya.
ΩΩΩΩ

19 YORUMLAR

  1. Abdullah Gül,
    Gölgesinden çıkmalı….
    Kendine de ülkeye de yazık ediyor vesselam.
    “Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alınmasından polislere yakalanan ‘zanlıların bacaklarının kırılması’ tavsiyesi ile sanıklara Guantanamo kıyafeti zorunluluğu getirilmesine ve OHAL’in süreklilik kazanması….”
    Bu konular çok önemli ihale ve imar rantının gölgesinde Reza ile poz vererek olmuyor beyler.
    Reza konusundaki görüşü de önemli.

  2. Düsüncelerini farkli kanallardan artarabilir sayin GÜL. Her konuda kosanlar duranlarin düsüncelrini soracak olursa is yapilmaz. Sayin GÜL firsat bekleyen bir siyasetci konumundan cikmali ve beraber yola ciktigi insanlarla omuz omuza calismali.

    • gencede AKP’de akıl tutulma var politik ve şiddet dil üzerinde kendi varlığını devam etmek istiyor bu kadar tahammülsüzlük olası bir bulanım hastalığıdır demokratik siyasetin var oluş sebebi farklı düşüncelerin kendi içinde barınmasıdır.AKP bir bulanım yaşıyor herkese terörist hain demeyi alışkanlık haline getirmiş Milliyetçi politikalar halklar tasvip etmemektedir.Onun için sancı başlamış ve herkes kendilerine itaat etmesini bekliyorlar beyler kilometre dolmuştur en fazla zarar görev dindar kesimdir akp sağolsun AKP-MHP evliliği hayırlı olsun göreceyiz

  3. Sayin Abdullah Gül Kudüs meselesinde olabilecek en saglam beyanati verdi. Hakkeza gezi olaylari ile ilgili yine en demokratik barisci aciklamayi yapti, Tayyip Erdogan’in Sayin Gül’ü akpartiye tekrar dönmesin diye getirdigi yasagi nezaket olgunluk dostluk adina sineye cekti, Tayyip beyle dostluklarinin zirvede ve sorunsuz oldugu günlerde gül’ü tasviye etmek cabasinin kaynagini bilenler biliyor.
    Evet Gül ister ülke icinde gezi benzeri sorunlar ister filsitin sorunu gibi uluslararasi sorunlarda kavgaci agresif itici bir uslup yerine ikna edici devlet adamligi düzeyinde nezaket, bilgelik temelinde konusuyor. Ama her gün giderek artan düzeyde catismaci ayrimci kavgaci bir dil-uslup kullanilarak gerdirilen toplumsal bir zeminde sukunet bilgelik hikmet uslubu ile yapilan aciklamalar topumun-basinin gündemini ilgisini cekmiyor. Cünkü Topluma kavga catisma gerginlik dolu yikici haberler. aciklamalar yediriliyor yandas.paydas medya ve sözüm ona bagimsiz medya araclarinda da.
    Sayin Gül’ün filsitin ile ilgili yaptigi oldukca düzeyli aciklamalarini kimsenin duymasini istemeyen yandas medya bu aciklamalara yer vermedi. Cünkü Sayin Gül’ü niye aciklama yapmadi iftirasi ile vuracaklari icin hep hazirlik yapiliyor, onun beyanatlarini özellikle Akparti tabanindan gizliyorlar. Sadece saldirmak-karalamak icin gerekce yapabildikleri aciklamalari en ahlaksiz bir saptirma ve saldirganlikla mansetlere tasiyorlar.
    Zor zamanda yasiyoruz. Durulmus dinlenmis sukunet sahibi bilge insanlarin bu oynak-kivrak trol-tiran dönemde sözleri daha bir önemli hayatidir. Gül dikkatle dinlenmeli, üzerinde düsünülmeli, Cünkü düsünerek bilgelikle konusan cok az insan kaldi. https://www.youtube.com/watch?v=XoujPIvEBpc Gül’ün filistin ile ilgili beyanati merak eden yorumcularin dikkatine..

  4. Teşekkür ederim Sayın Koru;
    Bu yazınıza biraz da yaptığım yorum ve attığım mail ile katkıda bulunduğumu düşünmek de değişik bir duyguya sebep oldu bende. 🙂

  5. Fehmi bey Sayın Gül’ün kibar ve üslubunca yapılan eleştirisi nerelere geldi.

    Bu tartışma sayesinde, karar vermeden önce danışma olan istişarenin aslında söylenmesi gerekenlerin gizli kapaklı söylenmesi gerektiği anlamına geldiğini öğrenmiş olduk.

    Anlamadığım nokta dost dostunun düşmesini, üzülmesini ve yanlış yapmasını istemez. Bunu istemeyen Gül güzelce uyarıyor. Lakin bunu düşmanlık ilan ediyorlar.

    Ve Gül için söylenmeyen kalmıyor. Boşuna dememişler küçük insanlar kişileri, normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışır diye.

  6. Ülkemizde her seviyede insan kolay yetişmiyor. Sayın Gül de iyi yetişmiş , tecrübeli ve kariyerli bir devlet adamı. Yazıda belirtilenlerin bir kısmına bu bağlamda katılmak mümkün. Ancak , bir dizi konuyu da ben merak ediyorum. Ülke yangın yerine çevrilmek istenirken Gezi zekalılara neden alttan alta mesaj verilmiştir. Hemen hemen hiç bir yakıcı konuda niçin kendi partisini destekleyen görüş belirtilmemiştir. “Siyasete etkin olarak katılmayacağım” diyerek hiç bir davete icabet edilmezken adı konulmamış siyasi etkinliklere alttan alta niye devam edilmektedir vb. Maalesef kendi ikbali için ” öne çıkın ” diye akıl verenlere uyulacakmış gibi bir görüntü var. Ülkeye hizmet mutlaka yürütmede yer alarak yapılmaz. Akil adam pozisyonunda kalınarak çok daha faydalı olmak da mümkün ; taş yerinde ağıdır. İkbal meraklısı “küskünler”in ve kendisini günahı kadar sevmeyen karşı mahallenin teşvikleri , Sayın Gül’ü, itibarını azaltma ve tarihe iyi olmayan bir kayıt düşürme ile karşı karşıya bırakabilir. Bu bakımdan , ülkenin şu döneminde, durmuş – oturmuş , sistemi kurulmuş bazı devletlerin ihtiyacı olan ve risk almayan/alamayan klasik devlet adamı tipine değil ; liderlik özelliği olan yöneticilere ihtiyacı olduğunun anlaşılması gerekir. “Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz” denilmiştir.Teşvikçiler ilk kötü sonuçta insanı yarı yolda bırakır , “bunda bizim de payımız var” bile demezler.

  7. Sayın koru sizde düşüncenizi net açıklayın artık.sayın gül siyasette tecrübeli sizde mesleğinizde bu ülkenin omurgalı insanlara ihtiyaçı var.emri bil maruf nehyi anil münker

  8. Kurt kuzuya suyumu bulandirma demek istiyor. Sayin Gül icin bütün Türkiye halki biliyor ki dünyanin en nazik en beyefendi en terbiyeli insanlarindan biridir. Onun kadar kelimelerini özenle secen hic kimseyi kirmadan üzmeden bagciyi dövemeyi degil üzüm yemeyi, amaca ulasmayi amaclayan ikinci bir siyasetci tanimiyorum. Ama öfkelerini iman yerine koyanlarin, kin nefret ve öfkeyi iman inanc zannedenlerin istisnasiz her mühalif sese kin öfke hain düsman baskalarinin adami nefreti ile ayaga kalkmalari bir korkunun bir kendine güvensizligin bir suclulugun azabi-korkusu degilse nedir ??? Adalalet vicdan nerede? Bütün memleket eski ve yeni cumhurbaskaninin uslubunu nezaketini terbiye ölcülerini biliyor. Akparti kurmaylari atiklari hic bir adimi yola birlikte ciktigi arkadaslari ile istisare etme geregini duymazken, ayni zamanda kendileri ile istisare edilmeden hic kimsenin hic bir beyanat vermemesini istemekle nasil tek tarafli bir zihniyeti dikta ettigini acik etmektedirler. Akparti evin icinde konusalim dedigi insanlari evin icinde de konusturmayan, konustuklarinda da kapiyi gösteren tahammülsüz nezaketsiz görgüsüz bir korku iktidarinin acimasizliginda debeleniyorken kendi aramizda konusalim piskinligine halkin inanmasini mi bekliyor ???

  9. Akledenler bilir ki Tayyip Erdogan’in kurtulusu sahili selamete cikmasi dahil Türkiyenin catismaya giden toplumsal gerginligini giderecek tek insan sayin Abdullah Gül’dür. Akpartinin elinde kalmis topluma sunacagi son kaleyi de yikmaya calismasi, kendini kaptirdigi iktidar hirsi kin öfke atesinin ne kadar harlandigini göstermesi acisindan ürkütücü bir tablodur. Abdullah Gül gibi beyefendi, nazik, saygin, hürmet abidesi bir insana dahi adeta kusarcasina yönelen nefret kin tehdit ve tahkire bakarak, Akparti kurmaylarinin daha uzak muhalif insanlara nasil bir düsmanlik icinde olduklarini görmemek körlük olur. Hirsini azginligini nefretini kinini din8ISLAM) sanan, iman ve ihlas’in yerine kine nefrete ve öfkeye iman eden bir anlayis devletide toplumuda yikar felakete sürüklerken Abdullah Gül sevgi nezaket anlayis musamaha, birlikte yasama uslubu ile toplumu devleti yikimdan gerginlikten ic catismadan kurtarmaya calismaktadir. Akpartililer oturup ona dua etsinler ki sözleri yüreklerde karsilik bulsun, toplum nezaket anlayis bilgi ortaklasma birlikte yasama paylasma temelinde normallessin. YOKSA, bir sicrarsin cekirge, iki sicrarsin cekirge ücüncüde sicarsin CE KIR GE !!!

  10. Bende,Kudüs meselesi, Amerikanın YPG ye desteği,Sarraf davası gibi pek çok milli konularda Abdullah beyin ne düşündüğünü merak ediyorum.Bu konularda hiç konuşmuyorda…

  11. Sermaye güçlü bir partiyi bölerek zayıflatmak ister. AK Parti’yi Gül’den başkası bölemez. AK Parti içindeki Sermaye taraftarları görevli olarak ikiye bölünmüşlerdir. Onlar çalışırsa AK Parti bölünecek. Gülen ve Erdoğan’ın da arasını onlar açtılar. Kendileri yaptılar. İki tarafta da öldürenler onların adamları. Suçu ise birbirlerine atıyorlar. Olağan üstü halin hikayesi de budur.
    Abdullah Gül tavsiyelerimizi dinleyerek Evet-Hayır referandumunda bir iki beyanat verseydi Türkiye bugün başka bir yerde olurdu. Sermaye onu destekledi, en yüksek mevkiye getirdi. Sözünü dinletemediği noktada sildi ve yokluğa mahkum ediyor. Şimdi basın onunla meşgul değil.
    Bütün oyunlar Erdoğan ve AK Parti’ye oynanıyor. En yakınlarının görevi Erdoğan’ı Akevler’den uzak tutmaktır. Bunun bize değil kendilerine zararı var. Dün Gülen’i nebi seviyesine çıkaranlar bugün onu tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösteriyorlar. Biz dün onun medyasına karşı idik, şimdi de ona saldıranlara karşı çıkıyoruz. Herkes biliyor ki 15 Temmuz’u Rothschild yaptırdı ama dolar aşkına kimse ses çıkaramıyor. ‘Vur abalıya’ durumu yaşanıyor.
    Gül’e bazı tavsiyelerim var: AK Parti’nin yanlışlarını söylemeye devam edelim ama oyumuzu gene ona verelim. Biz ise siyaset ile değil kooperatif kurmakla meşgul olalım. Gül de eski yuvasına, Akevler’e dönmelidir. AK Parti’den dışlananlar siyasete başladıkları Akevler’e gelsinler. Bülent Arınç, Beşir Atalay, Abdullah Gül Akevler’in ilkleridirler. Hayati Yazıcı, Atilla Koç AK Parti içerisinde aktif olmalıdır.

  12. İleride hatırlanacak olanlar; her devrin adamı, kraldan çok kralcı, troller değil,
    dürüst, erdemli, sahici ve hakikat ehli olacaktır. Bu durumda adı hatırlanacak olan zaten bellidir…

  13. valla bende işinize gelen yorumları onayladıgınızı işinize gelmeyenleri günlerce onay da bekletip unutturdugunuzu düşünüyorum…abdulkadir selvi dünkü yazısında cevap verdi…cumhurbaşkanının kafasına silah dayadıklarında neden sustu bende bunu merak edıyorum…neden önce başkanlık sistemini onaylayıp sonradan HAYIR cılara katıldı merak içindeyim…birde bu yorum onay alacakmı onu merak edıyorum…saygılarımla..

  14. peki bunu sadece merak mı ediyorsunuz? neden bu kadar önemli meselelerde görüş belirtmiyor diye eleştirmiyorsunuz. bir savunma mekanizması ile Gül’ü savunuyorsunuz! başka meselemiz yoktu da khk daki muğlaklık mı temel meselemiz oldu. zarrab davası kudüs olayı vb onlarca olay daha önemli değilmiydi. sorumlu devlet adamı her konuda görüşünü belli eder. arkadaşlarını iğneleyecek konularda değil!!!

  15. Kesinlikle doğru. Bütün dünyayı ilgilendiren konularda bile fikirlerine başvurulan çok nadir insanlardandır Abdullah Gül. Chatham House bunlardan biri… Dünyadan haberi olmayan cahil muhterislerin köşeleri tuttuğu yerlerde ve zamanlarda Abdullah Gül gibi insanların konuşması hiç istenmez… Kaldı ki, nasıl idare edildiğimizle ilgili adam gibi fikir beyan etmek için Abdullah Gül de olmaya gerek yok fakat o konuşunca bir başka oluyor…

  16. Sayın Koru Türkiyedeki gerçek gazeteciler “BEŞ” yıldızlı zindanlarda ağırlanıyor.
    Hani sizinde “KALEMİNİZE” sakız ettiğiniz FETOCULUKDAN” dolayı.
    Kimin AKP nın kurucusu olduğunu kimin olmadığını Abdul Latif Şener ve sürgün mü dersiniz kaçakmi dersiniz ismini yazmayayım yazarsam yorumum yayinlamaz bir yazar çok güzel söyliyor ve yaziyorlar.
    Ben biraz fazlaca merakli olduğum için araştırmayı ve okumayı çok severim.
    Amerkada dergi ve gazeteler genelde marketlerde satılır. Marketin birinde Seneler önce bir dergide Hayri Nisa Gülle yapılan bir raportajı okumştum ve çok ta gururlanmıştım çunku ben şimdiye kadar öğle güzel bir raportaj okumadım,gazeteci first Lady den çok etkilendiğini anlatiyordu.
    Bence bütün bu hirçinlikların nedeni C Başkanı Abdullah Gül ve ailesini kıskandıkları için çünkü onlar hakkında şimdiye kadar hiç bir olumsuz haber ne Türkiyede nede dünyada çıkmadı.
    C B Gül ve ailesi yurt dışında Türkiyeyi zor duruma düşürecek en ufak bir olmusuzluğa meydan vermediler.
    Onların korumalarıda kibar…Değilmi?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here